Toplam 23,487 Hadis
Konular

Şiir Kategorisi

Cündeb İbnu Abdillah (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,460  وعن جندب بن عبداللّه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ رسولِ اللّهِ # إذْ أصَابَهُ حَجَرٌ فَعَثَرَ فَدَمِيَتْ إصْبَعُهُ فقَالَ:هَلْ أنْتِ إصْبَعٌ دَمِيتِ وَفي سَبِىلِ اللّهِ مَا لَقِيتِ[. أخرجه الشيخان .
"Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber olduğumuz bir anda kendilerine bir taş isabet etti, kaydı ve parmağı kanadı. Bunun üzerine: "(Parmağım ne sızlarsın?) Sen ancak kanayan bir parmak değil misin? (Bu kazaya da, boşa değil) Allah yolunda uğradın" buyurdu."

Buhârî, Edeb 90, Cihâd 9; Müslim, Cihâd 112, (1796);

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#9,459 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]سَمِعْتُ النّبىَّ # يَقُولُ هَجَاهُمْ يَعْنِى المُشْرِكِينَ: حَسَّانُ فَشَفَى وَاشْتَفَى. قالَ حَسَّانُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه:هَجَوْتَ مُحَمَّداً فَأجَبْتُ عَنْهُ وَعِنْدَ اللّهِ في ذَاكَ الجَزَاءُهَجَوْتَ مُحَمَّداً بَرّاً تَقِيّاً رَسُولَ اللّهِ شِيمَتُهُ الْوَفاءُأتَهْجُوهُ وَلَسْتُ لَهُ بِكُفْءِ   فَشَرُّكُمَا لِخَيْرِكُمَا الْفِدَاءُفَإنَّ أبِى وَوَالِدَهُ وَعِرْضِى لِعِرْض مُحَمَّدٍ مِنْكُمْ وِقَاءُتَكِلْتُ بُنَيَّتِى إنْ تَرَوْهَا  تُثِيرُ النّقْعَ مَوْرِدُهَا كُدَاءُتُبَارِينَ ا‘عِنَّةَ مُصْعِدَاتٍ عَلى أكْتَافِهَا ا‘سْلُ الظِّمَاءُتَظَلُّ جِيَادُنَا مُتَمَطِّرَاتٌ  تُلَطِّمُهُنَّ بِالْخَيْرِ النِّسَاءُفَإنْ أعْرَضْتُمُو عَنَّا اعْتَمَدْنَا  وَكَانَ الْفَتْحُ وَانْكَشَفَ الْغِطَاءُوَإَ فَاصْبِرُوا لِضَرابِ يَوْمٍ يُعِزُّ اللّهُ فِيهِ مَنْ يَشَاءُوَقالَ اللّهُ قَدْ أرْسَلْتُ عَبْداً   يَقُولُ الحَقَّ لَيْسَ بِهِ خَفَاءُوَقَالَ اللّهُ قَدْ يَسَّرْتَ جُنْداً    هُمُ ا‘نْصَارُ عُرْضَتُهَا اللِّقَاءُتُقِى كُلَّ يَوْمٍ مِنْ مَعَدٍّ  سِبَابٌ أوْ قِتَالٌ أوْ هِجَاءُفَمَنْ يَهْجُو رَسُولَ اللّهِ مِنْكُمْ وَيَمْدَحُهُ وَيَنْصُرُهُ سَوَاءُوَجِبْرِيلٌ رسُولُ اللّهِ فِينَا وَرُوحُ الْقُدْسِ لَيْسَ لَهُ شِفَاءُ[. أخرجه مسلم.»وَالمُبَارَاةُ« المجاراة والمسابقة.»وَا‘صْلُ« الرماح.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Hassan onları -yani müşrikleri- hicvetti, hem şifa verdi, hem de şifa buldu." Hassan (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Sen Muhammed'i hicvettin, ben de onun adına cevap veriyorum. Bu işimde Allah katında mükafaat vardır. Sen Muhammed'i nezih, müttaki, Resulullah vefakar, ahlaklı olduğu halde hicvettin. Sen O'na denk olmadığın halde O'nu hiciv mi ediyorsun? İkinizden hangisi kötü ise iyi olana feda olsun. Muhakkak ki, babam, babası ve ırzım, Muhammed'in ırzını sizden korumak için muhafızdır. Kızcağızımı kaybedeyim, şayet siz atlarımızı Keda'nın etrafını toz duman etmiş göremezsiniz.[26] O atlar, üzerinize gemlerini çekerek gelirken, Sırtlarında ince mızraklar vardır. Atlarımız pek hızlı koşarlarken, Kadınlar başörtüleriyle tozlarını alırlar. Şayet bizden yüz çevirirseniz umre yaparız, Fetih geldi mi, perde kalkar. Aksi takdirde öyle bir günün kavgasını bekleyin ki, O günde Allah dilediğini aziz kılacaktır. Allah der ki: "Ben bir kul gönderdim, O hakkı söyler, kendisinde hiçbir gizlilik yoktur." Allah der ki: "Ben bir ordu hazırladım, Bu ordum emeli cihad olan Ensardır." Biz (Ensariler)e her gün Kureyş'ten Ya sövmek, ya kavga, ya da hiciv vardır Öyle ise, sizden kim Resulullah'ı hicveder, Veya över veya yardım ederse bizce birdir. Allah'ın Resulü Cibril aramızdadır. Ruhu'l-Kudüs'ün bir dengi yoktur." Metinde geçen "ma'add" kelimesiyle Kureyş'in kastedildiğini şarihler belirtir. Keda: Mekke'nin girişinde yer alan bir semt ismidir.

Müslim, Fezâilu's-Sahâbe: 157, (2490);

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,458 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]اسْتَأذَنَ حَسَّانُ رَسُولَ اللّهِ # في هِجَاءِ المُشْرِكِينَ، فقَال #: فَكَيْفَ بِنَسَبِى؟ فقَالَ: ‘سُلَّنَّكَ مِنْهُمْ كَمَا تُسَلُّ الشَّعْرَةُ مِنَ الْعَجِينِ[. أخرجه الشيخان.وزاد مسلم في رواية فقال:]وَإنَّ سَنَامُ المَجْدِ مِنْ آلِ هَاشِمٍبنُو بِنْتِ مَخْزُومٍ وَوَالِدُكَ الْعَبْدُ[. »وَالمَجْدُ« الشرف والع والفخر والسؤود وما أشبهه .
"Hassan İbnu Sabit, (Mekkeli) müşrikleri hicvetmek için Hz. Peygamber (aleyhissalatu vessellam)'den izin istedi. Aleyhissalatu vesselam: "Benim nesebimi nasıl hariç tutacaksın?" dedi. Hassan (radıyallahu anh): "Senin (nesebini) sade yağdan kıl çeker gibi, onlardan çekip çıkaracağım!" cevabını verdi."[23]Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "(Hassan) dedi ki: "Şerefin en yükseği Âl-i Haşim'den Bintu Mahzumoğullarındandır. Senin baban ise köledir."

Buhârî, Edeb: 91, Menâkıb: 16, Megâzi: 33; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe: 156-157, (2489-2490). [24]

Hz. Berâ (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,457 وعن البراء رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ النَّبىُّ #: يَوْمَ قُرَيْظَةَ لِحَسَّانَ ابْنِ ثَابِتٍ: اهْجُ المُشْرِكِينَ، فإنَّ جِبْرِيلَ مَعَكَ[. أخرجه الشيخان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Kureyza günü, (şairi) Hassan İbnu Sabit'e: "Müşrikleri hicvet, zira Cebrail seninle beraberdir!" dedi."

Buhârî, Edeb: 91, Bed'u'l-Halk: 6, Megâzi: 30; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe: 153, (2486);

Heysem İbnu Ebî Sinan'ın anlattığına göre, 

#9,456 وعن الهيثم بن أبى سنان: ]أنَّهُ سَمِعَ هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ في قَصَصِهِ يَذْكُرُ النّبىَّ # يَقُولُ: إنَّ أخاً لَكُمْ َ يَقُولُ الرَّفَثَ. يَعْنِى ابْنَ رَوَاحَةَ قالَ.أتَانَا رسولُ اللّهِ يَتْلُ كِتَابهُ إذَ انْشَقَّ مَعْرُوفٌ مِنَ الْفَجْرِ سَاطِعُأرَانَا الْهُدَى بَعْدَ الْعَمى فَقُلُوبُنَا بِهِ مُوقِنَاتٌ أنْ مَا قالَ وَاقِعُ يَبِيتُ يُجَافِى جَنْبَهُ عَنْ فِرَاشِهِ إذَا اسْتَثْقَلَتْ بِالمُشْرِكِينَ المَضَاجِعُأخرجه البخارى.»الرَّفَثُ« الْفَحْشُ في القول .
bu zat, Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'yı Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı zikrettiği kıssalarında dinlemiştir. (Bu kıssaların birinde) Ebu Hüreyre, Efendimizin şu sözünü nakletmiştir: "O sizin bir kardeşinizdir, uygunsuz bir söz söylemez." (Ravilerden Zühri der ki), "Resulullah, burada İbnu Ravaha'yı kastetmiştir." (Abdullah İbnu Ravaha, Efendimiz hakkında şu medhiyede bulunmuştur:) "Tan yeri ağarıp fecr-i sadık yükseldiği sırada Resulullah, bize Kitabını okuyarak geldi. O bize körlükten (dalaletten) sonra hidayeti gösterdi. Kalblerimiz onun söylediklerinin hak olduğuna inanmıştır. Kafirlere yatakları ağırlık verirken, Resulümüz geceyi uyanık geçirir."

Buhârî, Edeb 91, Teheccüd: 21;

Yine Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,455 وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كانَ لِرسولِ اللّهِ # حَادٍ يُقَالُ لَهُ أنْجَشَةُ، وَكانَ حَسَنُ الصَّوْتِ، فقَالَ لَهُ النّبىُّ #: رُوَيْدَكَ يَا أنْجَشَةُ َ تَكْسِرِ الْقَوَارِيرَ، أوْ سَوْقَكَ بِالْقَوَارِيرِ. يَعْنِى: ضَعَفَةَ النِّسَاءِ[. أخرجه الشيخان.وقوله »رُوَيْدَكَ« يعنى ارفق وتأنّ، ونحو ذلك.وشبه النساء »بِالْقَوارِيرِ« ‘ن أقلّ شئ يؤثر فيهن من الحداء، أو الغناء، أو أراد أن النساء قوة لهن على سرعة السير . »وَالحُدَاءُ« مما يهيج ا“بل ويبعثها على السير وسرعته فيضر ذلك بالنساء التى عليهن .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (kafilenin yürüyüş temposunu ezgileriyle) canlı tutan bir kölesi vardı, adı Enceşe idi. Bu zat güzel sesli birisiydi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Ey Enceşe ağır ol! Şişeleri kırma -veya şişeleri sevkederken ağır ol- dedi. Şişe ile zayıf kadınları kastediyordu."

Buhârî, Edeb: 90, 95, 111, 116; Müslim, Fezâil: 70, (2323);

.

#9,454
yeni hadis

.

Amr İbnu'ş-Şerrîd, babasından [Şerrîd'den naklen radıyallâhu anh] anlatıyor:

#9,453 وعن عمر بن الشريّد عن أبيه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]رَدِفْتُ رَسُول اللّهِ # يَوْماً فقَالَ: هَلْ مَعَكَ مِنْ شِعْرِ أُمَيَّةَ بْنِ أبِى الصَّلْتِ شَىْءٌ؟ قُلْتُ: نَعَمْ. قالَ: هِيهْ، فَأنْشَدْتُهُ بَيْتاً،فَقَالَ: هِيهْ، حَتَّى أنْشَدْتُهُ مِائَةَ بَيْتٍ[. أخرجه مسلم .
"Bir gün ben Resulullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana: "Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's-Salt'ın şiirinden birşeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince: "Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine: "Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum. O yine, "Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum."

Müslim, Şiir: 1, (2255);

Sad bin Ebu Vakkas r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#467 لَأَنْ يَمْتَلِئَ جَوْفُ أَحَدِكُمْ قَيْحًا خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَمْتَلِئَ شِعْرًا
“Sizden birinizin içinin irinle dolması kafa ve kalbinin şiirle dolmasından daha hayırlıdır.”

Müslim, Şiir: 27; Tirmizi, Edeb 71 Hn: 2852; İbn Mace, Edeb: 17 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#466 لَأَنْ يَمْتَلِئَ جَوْفُ أَحَدِكُمْ قَيْحًا يَرِيَهُ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَمْتَلِئَ شِعْرًا
“Sizden birinizin midesini; içini kemiren bir irinle dolması; kafa ve kalbinin şiirle dolmasından daha hayırlıdır.” Dini yüceltmek için söylenenler şiirlere Rasülullah s.a.v. izin vermiştir. Allahı, Rasülünü İslamı öven şiirlerde sıkıntı yok.

Buhari, Edeb: 27; Müslim, Şiir: 17; Tirmizi, Edeb 71 Hn: 2851 ve diğerleri.ž Bu konuda Sad, İbn Ömer ve Ebud Derda’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Cabir bin Semüre r.a. dedi ki:

#465 جَالَسْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَكْثَرَ مِنْ مِائَةِ مَرَّةٍ، فَكَانَ أَصْحَابُهُ يَتَنَاشَدُونَ الشِّعْرَ وَيَتَذَاكَرُونَ أَشْيَاءَ مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ، وَهُوَ سَاكِتٌ فَرُبَّمَا تَبَسَّمَ مَعَهُمْ
“Yüzden fazla Peygamber (s.a.v.)’in sohbetinde bulundum. Peygamber (s.a.v.)’in ashabı karşılıklı şiirler okurlar, cahiliye dönemine ait bazı şeyleri müzakere ederlerdi. Peygamberimiz (s.a.v.)’de susar ve bazan da onlarla birlikte gülümserdi.”

Tirmizi, Edeb 70 Hn: 2850; Ahmed, Müsned Hn: 20096 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Züheyr de bu hadisi aynı şekilde Simâk’den rivâyet etmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: Arapların söylediği en şairce söz Lebid’in şu sözüdür:

#464 أَلَا كُلُّ شَيْءٍ مَا خَلَا اللَّهَ بَاطِلُ
“Dikkat edin kulak verin sözüme, Allah’ın dışında her şey ve herkes yok olmaya mahkumdur.”

Buhari, Menakıb: 27; Müslim, Şiir: 17; Tirmizi, Edeb 70 Hn: 2849 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Sevrî ve başkaları bu hadisi Abdulmelik b. Umeyr’den rivâyet etmişlerdir.

Aişe r.a'dan: Aişe’ye denildi ki: Rasülullah (s.a.v.), şiirden herhangi bir şey söyler miydi? Aişe dedi ki: İbn Revaha’nın şu şiirini söyledi:

#463 وَيَأْتِيكَ بِالْأَخْبَارِ مَنْ لَمْ تُزَوِّدِ
“Ve sana azık vererek yollamadığın kimseler haberler getirir.”

Tirmizi, Edeb 70 Hn: 2848; Ahmed, Müsned Hn: 23920 ve diğerleri. Bu konuda İbn Abbas’tan da hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Enes r.a. dedi ki: Peygamber (s.a.v.) kaza umresinde Mekke’ye girdi. Abdullah b. Revaha önünde yürüyor ve şöyle diyordu:

#462 خَلُّوا بَنِي الْكُفَّارِ عَنْ سَبِيلِهِ الْيَوْمَ نَضْرِبْكُمْ عَلَى تَنْزِيلِهِ ضَرْبًا يُزِيلُ الْهَامَ عَنْ مَقِيلِهِ وَيُذْهِلُ الْخَلِيلَ عَنْ خَلِيلِهِ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ: يَا ابْنَ رَوَاحَةَ بَيْنَ يَدَيْ رَسُولِ اللَّهِ وَفِي حَرَمِ اللَّهِ تَقُولُ الشِّعْرَ، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ : " خَلِّ عَنْهُ يَا عُمَرُ، فَلَهِيَ أَسْرَعُ فِيهِمْ مِنْ نَضْحِ النَّبْلِ
“Ey kafir oğlu kafirler çekilin O’nun yolundan,
Bugün ona gelen Kur’an gereğince boyunlarınızı vurabiliriz.
Öyle bir vuruş ki tüm başları yerinden yok eder.
Ve en yakın dostu dostuna unutturur.”
Bunun üzerine Ömer ona “Ey Revaha’nın oğlu Peygamber (s.a.v.)’in önünde ve Allah’ın hareminde şiir mi söylüyorsun?” Deyince: Rasulullah (s.a.v.): “Ey Ömer bırak onu çünkü onun şiirleri; onlara ok’un tesirinden daha hızlıdır.”

Tirmizi, Edeb 70 Hn: 2847; Nesai, Menasik: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Abdurrezzak bu hadisi Ma’mer’den, Zührî’den, Enes’den buradaki gibi rivâyet etmiştir. Başka bir hadiste şöyle rivâyet edilmiştir: “Peygamber (s.a.v.), kaza umresinde Mekke’ye girdi, Kab bin Malik onun önünde idi.” Bazı hadisçiler yanında bu rivayet daha sağlamdır. Çünkü Abdullah b. Revaha, Mute vak’asında şehid düşmüştü. Kaza umresi ise bundan sonradır.

Aişe (r.anha) dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem, mescidde Hassan b. Sabit’e bir mimber koyar, Hassan’da bu mimber üzerinde ayakta durarak Peygamber

#461 إِنَّ اللَّهَ يُؤَيِّدُ حَسَّانَ بِرُوحِ الْقُدُسِ مَا يُفَاخِرُ أَوْ يُنَافِحُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم
“Allah’ın peygamberini övdüğü ve müdafa ettiği sürece şair Hassan’ı Allah Ruhul Kudus’le (Cibril) takviye etsin.”

Tirmizi, Edeb 70 Hn: 2846; Hakim, Müstedrek Hn: 6057; Ebu Yala, Müsned Hn: 4591 ve diğerleri. Tirmizi: İsmail b. Musa ve Ali b. Hucr, Ebû’z Zinad vasıtasıyla babasından, Urve’den, Aişe’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir. Bu konuda Ebu Hüreyre ve Berâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis İbn ebî’z Zinad rivâyeti olarak hasen sahih garibtir.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Resülllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

#460 إِنَّ مِنَ الشِّعْرِ حُكْمًا
“Şiirin bazı çeşidinde tesir gücü vardır.”

Tirmizi, Edeb 69 Hn: 2845; İbn Mace, Edeb: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Abdullah (ibn Mesud) r.a'dan rivayet edildiğine göre: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

#459 إِنَّ مِنَ الشِّعْرِ حِكْمَةً
“Şiirden bir kısmı tesir gücü olan sözlerdendir.”

Tirmizi, Edeb 69 Hn: 2844; Ebu Yala, Mucem Hn: 229; ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Bu hadisi sadece Ebu Said el Eşec, İbn ebi Ganiyye’den merfu olarak rivâyet etmiştir. Başkaları ise İbn ebî Ganiyye’den mevkuf olarak rivâyet etmişlerdir. Bu hadis yine Abdullah bin Mesud vasıtasıyla başka bir şekilde rivâyet edilmiştir. Bu hadis Übey bin Kab, İbn Abbas, Aişe, Büreyde ve Kesir b. Abdullah’ın babasından ve dedesinden de hadis rivâyet edilmiştir.