Toplam 23,714 Hadis
Konular

Uğursuzluk Kategorisi

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,776 وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللّهِ: إنَّا كُنَّا فِي دَارٍ كَثِيرٌ فِيهَا عَدَدُنَا كَثِيرٌ فِيهَا أمْوَالُنَا. فَتَحَوَّلْنَا إلى دَارٍ أُخْرَى فَقَلَّ فِىهَا عَدَدُنَا وَقَلَّتْ فِيهَا أمْوَالُنَا. فَقَالَ رَسُولُ اللّهِ #: ذَرُوهَا ذَمِيمَةً[. أخرجه أبو داود .
"Ey Allah'ın Resulü! Biz bir evdeydik, oradayken sayımız çok, malımız bol idi. Sonra bir başka eve geçtik. Burada sayımız da azaldı, malımız da." Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Burayı zemim (addederek) terkedin!" buyurdular."

[Ebu Dâvud, Tıbb 24, (3924).]

Katan İbnu Kubeysa babası (radıyallahu anh)'tan naklen anlatıyor: 

#9,775 وعن قطن بن قبيصة عن أبيه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]سمعتُ رسولَ اللّهِ # يَقُولُ: الْعِيَافَةُ وَالطِّيَرَةُ وَالطّرْقُ مِنَ الْجِبْتِ[. أخرجه أبو داود.»العِيَافَةُ« زجر الطير والتفاؤل بها كانت العرب تفعله.و»الطَّرْقُ« الضرب بالحصى وقيل هو الخط في الرمل، وفي كتاب أبي داود: إن »الطَّرْقَ« الزجر.و»العيافة« الخط.و»الجبْتُ« كل ما عبد من دون اللّهِ وقيل هو الكاهن والشيطان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "İyafe, tıyere, tark sihirdendir." 

[Ebu Dâvud, Tıbb 23, (3907).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,774 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: َ عَدْوَى وََ صَفَرَ وََ هَامَةَ. قَالَ أعْرَابِيٌّ: يَا رسولَ اللّهِ، مَا بَالُ ا“بِلِ تَكُونُ فى الرَّمْلِ كَأنَّهَا الظِّبَاءُ فَيَأتِىَ الْبَعِيرُ ا‘جْرَبُ فَيَدْخُلُ فِيهَا فَيُجْرِبُهَا. فقَالَ #: فَمَنْ أعْدَى ا‘وَّلَ[. أخرجه الشيخان وأبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ne sirayet, ne safer ne de hame vardır!" Bunu işiten bir bedevi atılıp: "Ey Allah'ın Resulü! Öyle de, kumda geyik gibi olan develer, uyuzlu bir deve aralarına girince hepsine uyuz bulaşması nasıl oluyor?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Peki, birinciye kim sirayet ettirdi?" 

 [Buhârî, Tıbb 54; Müslim, Selam 101, (2220); Ebu Dâvud, Tıbb 24, (3911, 3912, 3913, 3914, 3915).]

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,773 وعن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ عَدْوَى وََ صَفَرَ وََ غُولَ[. أخرجه مسلم.يقال »الصَّفَرُ« حية في البطن تصيب ا“نسان إذا جاع فتؤذيه، وكانت العرب تزعم أنها تعدي، وقيل هو تأخير المحرم إلى صفر وهو النسئ الذي كانت الجاهلية تفعله فأبطله ا“سم .
 "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ne sirayet, ne safer, ne de gul vardır." 

[Müslim, Selam 109, (2222).]

Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh):

#9,772 وعن سهل بن سعد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنْ كَانَ )يَعْنِي الشُّؤْمَ( في شَىْءٍ فَفِي الْفَرَسِ وَالْمَرأةِ وَالْمَسْكَنِ[. أخرجه الثثة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu."

 [Buhârî, Cihad 47, Nikah 17; Müslim, Selam 119, (2226); Muvattâ, İsti'zân 21.]

Urve İbnu Âmir el-Kureşî radıyallahu anh anlatıyor: 

#9,771 وعن عروة بن عامر القرشى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]ذُكِرَتِ   الطِّيَرَةُ عِنْدَ رَسُولِ اللّهِ #: فقَالَ: أحْسَنُهَا الْفَألُ، وََ تَرُدُّ مُسْلِماً. فَإذَا رَأى أحَدُكُمْ مَا يَكْرَهُ فَلْيَقُلِ: اللَّهُمَّ َ يَأتِي بِالْحَسَنَاتِ إَّ أنْتَ، وََ يَدْفَعُ السَّيّآتِ إَّ أنْتَ وََ حَوْلَ وََ قُوَّةَ إَّ بِكَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki: "Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'lhasenatı illa ente ,ve la yedfe'u's-Seyyiati illa ente vela havle ve la kuvvete illa bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. (İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)" 

 [Ebu Dâvud, Tıbb 24, (3919).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,770 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # إذَا سَمِعَ كَلِمَةً أعْجَبَتْهُ قَالَ: أحَذْنَافَأْ لَكَ مِنْ فىكَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hoşuna giden bir kelime işitince: ("Amin!"; "Dediğin çıksın!"; "Allah muradını versin!" ma'nasında olmak üzere): "Senin uğurunu kendi ağzından işittik!" buyururlardı."

[Ebu Dâvud, Tıbb 24, (3917).]

Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,769 عن بريدة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # َ يَتَطَيَّرُ مِنْ شَىْءٍ، وَكَانَ إذَا بَعَثَ عَامًِ سَألَ عَنِ اسْمِهِ، فَإنْ أعْجَبَهُ فَرِحَ بِهِ، وَرُؤِىَ بِشْرُ ذلِكَ فِى وَجْهِهِ وَإنْ كَرِهَ اسْمَهُ رُؤِىَ ذلِكَ فِي وَجْهِهِ. فَإذَا دَخَلَ قَرْيَةً سَألَ عَنِ اسْمِهَا، فَإنْ أعْجَبَهُ فَرِحَ بِهَا، وَإنْ كَرِهَهُ عُرِفَ ذلِكَ فى وَجْهِهِ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (halkın uğursuzluk çıkardığı) hiç bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir memur göndereceği zaman ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi ve hatta bunun neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa buda yüzünden belli olurdu. Bir köye girecek olsa onun da ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi, hoşlanmazsa, bu yüzünden okunurdu." 

[Ebu Dâvud, Tıbb 24, (3920).]

Hakim bin Muaviye’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyurdu:

#438 لَا شُؤْمَ، وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي الدَّارِ، وَالْمَرْأَةِ، وَالْفَرَسِ
"Uğursuzluk asla olamaz ve yoktur “Uğur ancak evde kadında ve binittedir.”

Ali b. Hucr, İsmail b. Ayyaş vasıtasıyla Süleyman b. Süleym’den, Yahya b. Câbir et Taî’den, Muaviye b. Hakîm’den, amcası Hakîm b. Muaviye’den buradaki gibi rivâyet etmiştir.

İbn Ömer r.a'dan: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#437 الشُّؤْمُ فِي ثَلَاثَةٍ: فِي الْمَرْأَةِ، وَالْمَسْكَنِ، وَالدَّابَّةِ
Uğursuzluk inancı (cahiliye devrinde) üç şeyde var kabul edilirdi; kadın, mesken ve binit (fakat islamda böyle bir şey yoktur.) Bu konuda Sehl b. Sad, Aişe ve Enes’den de hadis rivayet edilmiştir. Peygamber (s.a.v.)’den şöyle de rivayet edilmiştir: إِنْ كَانَ الشُّؤْمُ فِي شَيْءٍ فَفِي الْمَرْأَةِ وَالدَّابَّةِ وَالْمَسْكَنِ “Uğursuzluk olmuş olsaydı kadın da, binitte ve evde olurdu.”

Buhari, Nikah: 27; Müslim, Selam: 17; Tirmizi, Edeb 58 Hn: 2824 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Zührî’nin adamlarından bir kısmı bu hadisin senedinde “Hamza’dan” demiyor, “Sâlim’den ve Sâlim’in babasından” diyorlar. Mâlik b. Enes bu hadisi Zührî’den rivâyet ederek şöyle diyor: Sâlim ve Hamza -ki Abdullah b. Ömer’in iki oğludur- babalarından rivâyet etmişlerdir. Aynı şekilde bize İbn ebî Ömer bu hadisi; Süfyan b. Uyeyne’den, Zührî’den ve Abdullah b. Ömer’in iki oğlu olan Hamza ve Salim’den; babalarından ve Peygamber (s.a.v)’den rivâyet etmiştir. Saîd b. Abdurrahman, Sûfyân vasıtasıyla Zührî’den, Sâlim’den babasından bu hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir. Saîd’in rivâyeti daha sağlamdır. Çünkü Ali el Medîni ve Humeydî ikisi birden Sûfyân’dan, Zührî’den, Sâlim’den, babasından rivâyet etmişlerdir. Sûfyân şöyle bir hatırlatmada bulunmuştur: Bu hadisi bize Zührî Sâlim ve İbn Ömer vasıtasıyla rivâyet etmiştir. Mâlik bu hadisi Zührî’den rivâyet ederek şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer’in iki oğlu Sâlim ve Hamza’dan, babalarından demiştir.