Toplam 19,439 Hadis
Konular

Mest ve Mestler Üzerine Mesh Kategorisi

A vsece, babasından bildiriyor:

#11,133
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber yolculuk yaptim. Mestleri üzerine mesh ederdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1354 **Hadisi Bezzar rivayet etmiş ve demiştir ki:

Muğire b. Şu'be bildiriyor:

#11,128
Bir yolculuk sırasında Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) abdest aldırdım. Yüzünü ve kollarını yıkadı. Başına ve mestleri üzerine mesh etti. Ben: "Ya Resulallah! Mestlerini çıkarmayayım mı?" diye sorduğumda, "Ben onlari temiz olarak giyindim. Ondan sonra da çıplak ayakla yürümedim" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1349 *Ahmed b. Hanbel tarafından nakledilen bu hadis,

Ali b. Müdrik' in bildirdiğine göre

#11,126
Ebu Eyyub, mestlerini çıkarttı. Etraftakiler onun bu hareketine bakmaya başlayınca, "Ben, Resulullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) mestler üzerine mesh verirken gördüm. Fakat bana abdest almak sevdirildi" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1347 *Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.1 1Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 421. Ravisi Ali b. Müdrik hakkında Heysem!

Hz. Ali (radıyallahu anh) buyurdular ki:

#9,676 لَوْ كَانَ الدِّينُ بِالرَّأْيِ، لَكَانَ أَسْفَلُ الْخُفِّ أَوْلَى بِالْمَسْحِ مِنْ أَعْلَاهُ، وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَمْسَحُ عَلَى ظَاهِرِ خُفَّيْهِ
"Eğer din insanın fikrine göre olsaydı, mestin altını meshetmek, üstünü meshetmekten evla olurdu. Ancak ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın mestin üstünü meshettiğini gördüm."
Abd Hayr rahimehullah dedi ki:
رَأَيْتُ عَلِيًّا تَوَضَّأَ، فَغَسَلَ ظَاهِرَ قَدَمَيْهِ، وَقَالَ: لَوْلا أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ K فَعَلَ ذَلِكَ، ظَنَنْتُ أَنَّ بَطْنَ الْقَدَمِ أَحَقُّ مِنْ ظَاهِرِهَا
"Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi abdest alırken gördüm, ayağının sırtını meshetti ve dedi ki: "Eğer ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı böyle yapar görmeseydim (ayağın altını meshetmeye daha layık düşünürdüm) dedi." Ebu Davud, Tahara: 63 Hn: 162; Taberi, Camiül Beyan an Tevili ey Kuran Hn: 10501.

Diğer rivayette ise:
مَا كُنْتُ أَرَى بَاطِنَ الْقَدَمَيْنِ إِلَّا أَحَقَّ بِالْغَسْلِ حَتَّى رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ K يَمْسَحُ عَلَى ظَهْرِ خُفَّيْهِ
"Ben, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ayağın üstünü meshettiğini görünceye kadar, daima, altını meshetmenin evla olduğunu düşünürdüm." Ebu Davud, Tahara: 63 Hn: 162; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 1268.

Ebu Davud, Tahara: 63 Hn: 162; Darekutni, Sünen Hn: 772; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 115 ve Sünenil Kübra Hn: 1266 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 524; İbn Abdilber, Temhid, 1744; Şerhus Sünne Hn: 239; İbn Cevzi, Tahkik fi Mesailil Hilaf Hn: 267.

Muğire (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,675 أَنّ النَّبِيَّ كَانَ " يَمْسَحُ عَلَى أَعْلَى الْخُفِّ وَأَسْفَلِهِ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) mestin üst ve aşağı kısımlarını meshederdi." mestin alt kısmını mesherdi kısmı şazdır.

Tirmizi, İlelil Kebir Hn: 70. Tirmizi: Bu hadisi Muhammed b. İsmail (Buhari)e sordum sağlam değildir dedi. Ebu Zür'aya sordum ona Buharinin söylediğinin benzerini söyledi. Hadis mürsel ve zayıftır.

Mugire b. Şube dedi ki:

#9,669 كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ ذَاتَ لَيْلَةٍ فِي مَسِيرٍ، فَقَالَ لِي: أَمَعَكَ مَاء؟ قُلْتُ: نَعَمْ، فَنَزَلَ عَنْ رَاحِلَتِهِ، فَمَشَى حَتَّى تَوَارَى فِي سَوَادِ اللَّيْلِ، ثُمَّ جَاءَ، فَأَفْرَغْتُ عَلَيْهِ مِنَ الإِدَاوَةِ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ، وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ مِنْ صُوفٍ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُخْرِجَ ذِرَاعَيْهِ مِنْهَا، حَتَّى أَخْرَجَهُمَا مِنْ أَسْفَلِ الْجُبَّةِ، فَغَسَلَ ذِرَاعَيْهِ، وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ أَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ، وَمَسَحَ عَلَيْهِمَا
Bir gece peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yoldaydım. Bana: «Yanında su var mı?» diye sordu, «Evet» dedim. Bunun üzerine hayvanından indi ve gecenin karanlı­ğında görünmez oluncaya kadar gitti. Sonra geldi. Ben kendisine ibrikten su döktüm. Yüzünü yıkadı üzerinde yünden mamul bir cübbe vardı ondan kollarını çıkaramadı. Nihayet onları cübbenin aşağısından çıkararak yıkadı. Başına mesh etti. Sonra ben mestlerini çıkarmak için eğildim... «Bırak onları, çünkü ben ayaklarımı temiz olarak giydim.» buyurdu ve üzerlerine mesh etti.

Buhari, Hn: 5799; Müslim, Tahara: 22 Hn: 274; Darimi, Sünen Hn: 713; Ahmed, Müsned Hn: 17731; Ebu Avane, Müstahreç, Hn: 489; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 864; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 1223 ve diğerleri. Hadis merfu sahih ve müttefakun aleyhtir.

Muğire İbnu Şu'be (radıyallahu anh) dedi ki: 

#9,668 كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ فِي سَفَرٍ، فَقَالَ: يَا مُغِيرَةُ خُذْ الْإِدَاوَةَ، فَأَخَذْتُهَا، فَانْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ حَتَّى تَوَارَى عَنِّي فَقَضَى حَاجَتَهُ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ شَأْمِيَّةٌ، فَذَهَبَ لِيُخْرِجَ يَدَهُ مِنْ كُمِّهَا فَضَاقَتْ، فَأَخْرَجَ يَدَهُ مِنْ أَسْفَلِهَا فَصَبَبْتُ عَلَيْهِ، فَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلَاةِ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ ثُمَّ صَلَّى
"Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la beraberdim. Bana:
"Ey Muğire, su kabını al!" emretti. Ben de onu aldım. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) [la tenhaya gittik. O] benim gözümden kayboldu, kazayı hacet yaptı, (geri döndü). Üzerinde Şami bir cübbe vardı. (Abdest almak için hazırlık yaptı. Cübbesinin yenlerini çemreyip) kollarını çıkarmaya çalıştı. Ancak (yenler) dardı. Ellerini  (yenlerin uç kısmından geri çıkarıp cübbeyi sırtına koyup kollarını) alttan çıkardı. Ben su döktüm, namaz için abdest aldı. Mestleri üzerine meshetti, sonra namaz kıldı."

Buhari, 363; Müslim, 274; Ahmed, Müsned Hn: 17725; Nesai, Sünenil Kübra Hn: 9581; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 3805; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 1869; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 944. Hadis merfu ve sahihtir.

Bilâl radıyallahu anh'dan:

#2,764 أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ، وَالْخِمَارِ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) mestleri ve örtüsü üzerine meshetti."
Diğer rivayette:
“أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَسَحَ عَلَى الخُفَّيْنِ وَالخِمَارِ”
“Nebi (s.a.v.) mestlerine ve sarığının altına koyduğu başörtüsüne meshetti.

Diğer rivayette ise: Bilal (r.a)’den rivayete göre, şöyle demiştir:
“رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ وَالْخِمَارِ”
“Rasulullah (s.a.v)‘i mestleri üzerine ve sarığı üzerine meshederken gördüm.”

Müslim, Tahara: 23 Hn: 278; Tirmizi, Tahara: 75 Hn: 101; Nesai, Tahara: 86 Hn: 103, 104, 105; İbn Mâce, Tahara: 89 Hn: 561; Ebû Dâvûd, Tahara: 58.

Mugire b. Şu’be (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,760 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَسَحَ أَعْلَى الخُفِّ وَأَسْفَلَهُ”
“Rasulullah (s.a.v.), mestin altına ve üstüne meshetmiştir.”

Muğire b. Şu’be (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir:
تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَسَحَ عَلَى الخُفَّيْنِ وَالعِمَامَةِ، قَالَ بَكْرٌ: وَقَدْ سَمِعْتُهُ مِنَ ابْنِ الْمُغِيرَةِ”
“Rasulullah (s.a.v.) abdest aldı sarık ve mestlerinin üzerine meshetti.” Tirmizi, Tahara: 75 Hn: 100; Buhari, Vudu, 51; İbn Mace, Tahara: 89 ve diğerleri. Hadisin ravilerinden Bekr: “Muğire’nin oğlundan işittim” demiştir. Muhammed b. Beşşar başka bir yerde bu hadise şu cümleyi ilave etmiştir: “Rasulullah (s.a.v.) alnındaki saçını ve sarığını meshetti.” Bu hadis Muğire b. Şu’be’den değişik yollarla rivayet edilmiştir. Bazı rivayetlerde: “Alnını ve sarığını” denilmekte bazılarında ise sadece “sarığını” denilmektedir. Ahmed b. Hasen’den, Ahmed b. Hanbel’in şöyle dediğini işittim: “Gözüm Yahya b. Sait el Kattan gibisini görmedi.” Bu konuda Amr b. Ümeyye, Selman, Sevban ve Ebu Ümame’den hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Muğire b. Şu’be hadisi hasen sahihtir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından Ebu Bekir, Ömer, Enes gibi kimselerde Evzai, Ahmed, İshak, “Sarık üzerine mesh verilir” diyorlar. Yine Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve tabiinden pek çok kimselerde: “Sadece sarığa mesh verilmez sarıkla birlikte başın bir kısmı da mesh edilmelidir” derler ki, Sufyan es Sevri, Malik b. Enes, İbn’ül Mübarek ve Şafii bu görüştedirler. Tirmizi: Carud b. Muaz’dan işittiğime göre, şöyle demiştir: Veki b. el Cerrah’ın şöyle söylediğini işittim: “Sadece sarık üzerine meshetmekte, hadisi şerife göre yeterlidir.”

Muğire b. Şu’be (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir:
#2,762 “تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمَسَحَ عَلَى الجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْ”
“Rasulullah (s.a.v.) çorap ve ayakkabısı üzerine meshederdi.”
Tirmizi, Tahara: 74 Hn: 99; Ebu Davud, Tahara:62; İbn Mace, Tahara: 88 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih demiştir. İlim adamlarından bir kısmının görüşü de böyledir. Sufyan es Sevri, İbn’ül Mübarek, Şafii, Ahmed, ve İshak bunlardan olup; “Ayakkabı gibi sağlam ve tabansız da olsa çoraba meshedilir” demişlerdir. Bu konuda Ebu Musa’dan da hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Salih b. Muhammed et Tirmizi’den işittim. Ebu Mukatil es Semerkandi’den işittiğini söyledi ve şöyle dedi: “Vefat ettiği hastalığı günlerinde Ebu Hanife’nin yanına girdim su getirtti abdest aldı ayaklarında çorap vardı, çoraplarına meshetti ve şöyle dedi: Daha önce yapmadığım bir işi bugün yapıyorum sağlam tabanı olmadığı halde çoraplarımın üzerine meshettim.”

Muğire b. Şu’be (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir:
“رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْسَحُ عَلَى الخُفَّيْنِ عَلَى ظَاهِرِهِمَا”
“Rasulullah (s.a.v.) mestlerinin yüzüne meshederken gördüm.”
Tirmizi, Tahara: 73 Hn: 98; İbn Mace, Tahara: 85; Buhari, Vudu: 51 ve diğerleri. Tirmizi: Muğire’nin bu hadisi hasendir. Bu hadis Abdurrahman b. ebu’z Zinad’ın babasından, Urve ve Muğire’den aktarılmaktadır. Urve ve Muğire’den rivayet edenler arasında Abdurrahman’dan başka “Mestin yüzlerine” sözünü aktaranı bilmiyoruz. İlim adamlarından bir kısmının görüşü böyledir. Sufyan es Sevri ve Ahmed bunlardandır. Muhammed der ki:Malik b. Enes, Abdurrahman b. ebi’z Zinad’ı zayıf görür ve hakkında söz edilen biri olduğuna işaret ederdi.

Tirmizi, Tahara: 72 Hn: 97; İbn Mâce, Tahara: 85; Buhârî, Vudu: 51  Tirmîzî: Peygamber (s.a.v.)’in ashabından tabiin ve sonraki asrın ilim adamlarından pek çoğunun görüşü bu şekildedir. Mâlik, Şâfii ve İshâk bunlardandır. Bu hadiste gizli bir hata vardır. Râvîlerinden Sevr b. Yezîd’den, Velid b. Müslim’den başkası rivâyet etmemiştir. Tirmîzî: Ebû Zür’a ve Muhammed b. İsmail’e bu hadis hakkında sordum “Sahih” değildir dediler. Çünkü İbn’ül Mübarek bu hadisi bu şekilde Sevr’den, Reca b. Hayve’den aktarıyor. Reca ise Muğîre’nin katibinden bana bildirildi diyor ki hadis mürsel konumuna getirilmiş oluyor yani tabiin sahabeyi atlayarak direkt olarak Peygamber (s.a.v.)’den aktarmış oluyor ve Muğîre’nin adı geçmemiş oluyor.

Saffan b. Assâl (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,759 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَنْ لاَ نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ، إِلاَّ مِنْ جَنَابَةٍ، وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ”
“Rasulullah (s.a.v.) yolculuk yaptığımızda üç gün üç gece boyunca cünüplük dışında küçük ve büyük abdest bozduğumuzda ve uykudan dolayı mestlerimizi çıkarmamamızı emrederdi.”

Tirmizi, Tahara: 71 Hn: 96; Nesâî, Tahara: 98; İbn Mâce, Tahara: 86  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Hakem b. Uteybe ve Hammâd bu hadisi İbrahim Nehâi, Ebû Abdullah el Cedelî, Huzeyme b. Sabit’den rivâyet etmişlerdir ki bu rivâyet sahih değildir. Ali el Medinî diyor ki: Yahya b. Saîd, Şu’be’den aktararak, “Ebû Abdillah el Cedelî’den, İbrahim en Nehaî mest üzerine mesh hadisini işitmemiştir” dedi. Zaide, Mansur’dan naklederek şöyle diyor: İbrahim et Teymî’nin odasında idik İbrahim en Nehaî’de bizimle bulunuyordu, İbrahim et Teymî bize mesh hadisini Amr b. Meymun’dan, Ebû Abdullah el Cedelî’den, Huzeyme b. Sabitten aktararak anlatmıştır. Muhammed b. İsmail diyor ki: Saffan b. Assâl el Muradî’nin bu konudaki hadislerin en güzelidir. Tirmîzî: Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemin ilim adamlarının pek çoğu, mesh süresinin yolcu için üç gün, yolcu olmayan için bir gün olduğu görüşündedirler. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed, İshâk bunlardandır. Tirmîzî: Bazı ilim adamlarından mesh için bir süre tayin edilmediğine dair rivâyetler de vardır.Mâlik b. Enes bu görüştedir. Tirmîzî: Fakat vakit tayin edilmesi daha sahihtir. Bu hadis Âsım’ın rivâyeti dışında Safvân b. Assâl’dan da rivâyet edilmiştir.

Huzeyme b. Sabit (r.a.)’den rivâyete göre,

#2,758 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَنْ لاَ نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ، إِلاَّ مِنْ جَنَابَةٍ، وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ”
Rasulullah (s.a.v.)’e mestler üzerine meshin süresinden soruldu da; “Yolcu olan kimse için üç gün, yolcu olmayanlar için ise bir gündür” buyurdular.

Tirmizi, Tahara: 71 Hn: 95; Ebu Dâvûd, Tahara: 61; İbn Mâce, Tahara: 86  Huzeyme b. Sabit’in mesh hakkındaki hadisine Yahya b. Maîn’in sahih dediği aktarılmıştır. Râvîlerden Abdullah el Cedelî’nin ismi Abd b. Abd’dir ve Abdurrahman b. Abd’de denilir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ali, Ebû Bekre, Ebû Hüreyre, Saffan b. Assâl, Avf b. Mâlik, İbn Ömer ve Cerir’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Hemmâm b. Hâris (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,756 “قَالَ: بَالَ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللهِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ، وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ، فَقِيلَ لَهُ: أَتَفْعَلُ هَذَا؟ قَالَ: وَمَا يَمْنَعُنِي، وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْعَلُهُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ: وَكَانَ يُعْجِبُهُمْ حَدِيثُ جَرِيرٍ لأَنَّ إِسْلاَمَهُ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ”
Cerir b. Abdillah, küçük abdest bozdu sonra abdest aldı, sonra mestleri üzerine meshetti. Kendisine sen böyle mi yapıyorsun dediler. Bunun üzerine: “Bunu yapmama bir engel mi var? Ben, Rasulullah (s.a.v.)’in böylece yaptığını gördüm.” Hadisin ravilerinden İbrahim diyor ki: Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi çünkü Cerir’in Müslüman olması Maide süresinin gelişinden sonra idi. “Arkadaşlarının hoşuna giderdi” sözü hadisin ravilerinden İbrahim’in sözüdür.

Şehr b. Havseb rahimullah’ın rivayetinde ise şöyle demiştir:
“رَأَيْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللهِ تَوَضَّأَ، وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ، فَقُلْتُ لَهُ فِي ذَلِكَ، فَقَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ، وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ، فَقُلْتُ لَهُ: أَقَبْلَ الْمَائِدَةِ، أَمْ بَعْدَ الْمَائِدَةِ؟ فَقَالَ: مَا أَسْلَمْتُ إِلاَّ بَعْدَ الْمَائِدَةِ”
Cerir b. Abdillah’ı gördüm. Abdest aldı mestleri üzerine meshetti. Bu konuyu kendisine sorduğumda, “Ben Rasulullah (s.a.v.)’i gördüm; abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti” dedi. Ben de: Maide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? Dedim. O da: ben, Maide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi.
Tirmizi, Tahara: 70 Hn: 94; Müslim, Tahara: 22; Nesai, Tahara: 96  Kuteybe bu hadisi Halid b. Ziyad et Tirmizi, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb yoluyla Cerir’den rivayet etmiştir. Tirmizi: Bakıyye bu hadisi İbrahim b. Ethem, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb ve Cerir’den rivayet etmiştir. Tirmizi: Bu hadis tefsire konu olmuştur. Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek, bu hadise; Rasulullah (s.a.v.)’ Maide suresinin indirilmesinden öncedir, diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır. Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivayet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir.

Tirmizi, Tahara: 70 Hn: 93; Müslim, Tahara: 22; Ebû Dâvûd, Tahara: 60  Bu konuda Ömer, Ali Huzeyfe, Muğıre, Bilâl, Saîd, Ebû Eyyûb, Selman, Büreyde, Amr b. Ümeyye, Enes, Sehl b. Saîd, Ya’la b. Mürre, Ubâde b. Sâmit, Üsâme b. Şerîk, Ebû Ümâme, Câbir, Üsâme b. Zeyd, İbn Ubâde (İbn Umâra da denilir) ve Übey b. Imara’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Cerir’in bu hadisi hasen sahihtir.

Muğire b. Şube r.a. dedi ki:

#828 أَهْدَى دِحْيَةُ الْكَلْبِيُّ لِرَسُولِ اللَّهِ خُفَّيْنِ فَلَبِسَهُمَا
“Dıhye el Kelbi Rasulullah (s.a.v.)’e bir çift mest hediye etmişti. Rasulullah (s.a.v.) onu giymişti.” ž Tirmizi: İsrail, Cabir vasıtasıyla Amir’den naklederek şöyle dedi: “… ve birde cübbe hediye etti her ikisini de eskiyinceye kadar giymişti. Rasülullah (s.a.v.), o bir çift mestin İslami usullere göre kesilmiş hayvanın derisinden olup olmadığını bilmeden, araştırmaksızın eskiyinceye kadar giydi.”

Tirmizi, Libas 30 Hn: 1769; Bu hadis hasen garibtir. Ebû İshâk’ın ismi Süleyman’dır. Hasan b. Ayyaş, Ebû Bekir b. Ayyaş’ın kardeşidir.

Büreyde bin Hasib r.a'dan:

#433 أَنَّ النَّجَاشِيَّ أَهْدَى إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خُفَّيْنِ أَسْوَدَيْنِ سَاذَجَيْنِ، فَلَبِسَهُمَا ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَيْهِمَا
"Necaşi Peygamber (s.a.v.)’e iki siyah mest hediye etmişti. Rasülullah (s.a.v.) onları giydi. Sonra abdest alıp üzerine mesh yaptı.”

Tirmizi, Edeb 55 Hn: 2820; Ebu Davud, Tahara: 27 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bu hadisi Delhem’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu hadisi Muhammed b. Rabia, Delhem’den rivâyet etmiştir.