Toplam 19,505 Hadis
Konular

Selam Kategorisi

İkrime bin Ebu Cehil r.a'dan rivayet edildiğine göre demiş ki: Rasûlullah (s.a.v.), kendisine geldiğim gün şöyle buyurdu:

#313 مَرْحَبًا بِالرَّاكِبِ الْمُهَاجِرِ
“Merhaba binitli Muhacir.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 34 Hn: 2735; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 1021; İbn Kani, Mucemüs Sahabe Hn: 1419 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Büreyde, İbn Abbas ve Ebu Cuhayfe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Bu hadisi bu şekilde sadece Musa b. Mes’ûd’un, Sûfyân’dan rivâyetiyle bilmekteyiz. Musa b. Mes’ûd hadiste zayıf sayılan birisidir. Abdurrahman b. Mehdî bu hadisi Sûfyân’dan, Ebû İshâk’tan mürsel olarak rivâyet etmekte ve hadisin senedinde “Musab bin Sad’den” demektedir. Bu rivayet daha sağlamdır. Tirmizi: Muhammed b. Beşşâr’ın şöyle dediğini işittim: Musa b. Mes’ûd hadis konusunda zayıf birisidir. Muhammed b. Beşşar şöyle dedi: Musa b. Mesud’tan çok şey yazmıştım fakat sonradan onu bıraktım.

Ümmü Hani (r.anha) dedi ki: Mekke: fethi yılında Peygamber (s.a.v)’e gittim, yıkanır durumda buldum. Fatıma bir örtü ile o’nu örtmekte idi. Ümmü Hanidedi ki: Se

#312 مَنْ هَذِهِ؟ " قُلْتُ: أَنَا أُمُّ هَانِئٍ، فَقَالَ: " مَرْحَبًا بِأُمِّ هَانِئٍ
“Kimdir o” buyurdu. Ben de: “Ümmü Hani” dedim. Bunun üzerine: “Merhaba Ümmü Hani” buyurdular.

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 34 Hn: 2734; Buhari Hn: 3131 ve diğerleri. Bu hadis buradakinden daha uzuncadır. Bu hadis hasen sahihtir.

Aişe r.a. dedi ki:

#310 قَدِمَ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ الْمَدِينَةَ وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي بَيْتِي، فَأَتَاهُ فَقَرَعَ الْبَابَ، فَقَامَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عُرْيَانًا يَجُرُّ ثَوْبَهُ، وَاللَّهِ مَا رَأَيْتُهُ عُرْيَانًا قَبْلَهُ وَلَا بَعْدَهُ فَاعْتَنَقَهُ وَقَبَّلَهُ
“Rasulullah (s.a.v.) benim odamda iken Zeyd b. Harise ona geldi ve kapıyı çaldı. Rasulullah (s.a.v.)’de belden yukarısı çıplak olduğu halde elbisesini sürüyerek kalktı. Rasulullah (s.a.v.)’i ne bundan önce ne de bundan sonra bu şekilde çıplak vaziyette görmemiştim. Rasulullah (s.a.v.), onun boynuna sarıldı ve onu öptü.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 32 Hn: 2732; Şerhus Sünne Hn: 3327. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Zührî’nin rivâyeti olarak ancak bu şekilde bilmekteyiz. (Bu hadis Tirmizi'nin Hocası İmam Buhariden rivayet ettiği hadislerden biridir)

İbni Mesud (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre: Resülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

#308 مِنْ تَمَامِ التَّحِيَّةِ الْأَخْذُ بِالْيَدِ
“Selamın mükemmeli el ile sıkışmaktır.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 31 Hn: 2730; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8582; Bu konuda Bera ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis garibtir. Yahya b. Süleym’in, Sûfyân’dan rivâyeti olarak bilmekteyiz. Muhammed b. İsmail (Buhari)’e bu hadisi sordum. Pek makbul saymadı ve şöyle dedi: Bana göre Sûfyân’ın, Mansur’dan, Hayseme’den, İbn Mes’ûd’tan işiten bir kişiden rivâyet ettiği hadis: Rasûlullah (s.a.v.)’in gece sohbeti ancak geceleyin namaz kılan yolculuk eden içindir. Hadisini kastetmektedir. Muhammed b. İsmail sözlerine şöyle devam etti: “Selamın mükemmeli el ile sıkışmaktır” hadisi Mansur’dan, Ebû İshâk’tan, Abdurrahman b. Yezîd’den ve başkalarından rivâyet edilmiştir ve şöyledir: “selamlaşmanın mükemmeli el ile sıkışmaktır.”

Katade rahimullah diyor ki:

#307 قُلْتُ لِأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ: هَلْ كَانَتِ الْمُصَافَحَةُ فِي أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: نَعَمْ
“Enes’e Rasulullah (s.a.v.)’in ashabında tokalaşmak var mıydı diye sordum evet dedi.”

Buhari, İstizan: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 31 Hn: 2729 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Enes bin Malik r.a. dedi ki:

#306 َالَ رَجُلٌ: " يَا رَسُولَ اللَّهِ الرَّجُلُ مِنَّا يَلْقَى أَخَاهُ أَوْ صَدِيقَهُ أَيَنْحَنِي لَهُ؟ قَالَ: لَا، قَالَ: أَفَيَلْتَزِمُهُ وَيُقَبِّلُهُ؟ قَالَ: لَا، قَالَ: أَفَيَأْخُذُ بِيَدِهِ وَيُصَافِحُهُ؟ قَالَ: نَعَمْ
“Bir adam Ey Allah’ın Rasulü! birimiz bir kardeşi ve dostu ile karşılaşınca ona eğilebilir mi? diye sordu. Rasulullah (s.a.v.)’de hayır dedi. Adam onu kucaklar ve öper mi diye sordu, Rasulullah (s.a.v.)’de hayır dedi. Adam elini tutup musafaha = toka yapabilir mi? deyince evet buyurdular.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 31 Hn: 2728; İbn Mace, Edeb: 27 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Bera bin Azib r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#305 مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يَلْتَقِيَانِ فَيَتَصَافَحَانِ إِلَّا غُفِرَ لَهُمَا قَبْلَ أَنْ يَفْتَرِقَا
“İki Müslüman karşılaştıklarında tokalaşırlarsa birbirlerinden ayrılmadan önce Allah onları bağışlar.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 31 Hn: 2727; İbn Mace, Edeb: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Ebu İshak’ın Bera b. Azib’den rivâyet ettiği bu hadis hasen garibtir. Bu hadis başka bir şekilde yine Bera’dan rivâyet edilmiştir. Eclah’ın ismi İbn Abdullah b. Huceyye b. Adiyy el Kindî’dir.

Enes bin Malik (r.a.)’den rivâyete göre: Rasülullah s.a.v:

#301 كَانَ إِذَا سَلَّمَ سَلَّمَ ثَلَاثًا وَإِذَا تَكَلَّمَ بِكَلِمَةٍ أَعَادَهَا ثَلَاثًا
“Rasülullah (s.a.v.) selam verdiğinde üç kere verir bir şey konuştuğunda da iyi anlaşılsın diye üç sefer tekrar ederdi.”

Buhari, İlim: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 28 Hn: 2723 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Cabir bin Süleym r.a. dedi ki: Peygamber (s.a.v.)’e geldim ve “Aleykesselam” dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#300 لَا تَقُلْ عَلَيْكَ السَّلَامُ، وَلَكِنْ قُلِ السَّلَامُ عَلَيْكَ
“Aleykesselam deme fakat “esselamü aleyküm” de” dedi ve uzun bir kıssa anlattı.

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 28 Hn: 2722; Ebu Davud, Edeb: 123 ve diğerleri. Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Temime el Hüceymi kendi kabilesinden bir kişiden şöyle aktarmıştır: Rasûlullah (s.a.v.)’i aradım fakat kendisini bulamadım sonra oturup bekledim. Tam bu sır

#299 إِذَا لَقِيَ الرَّجُلُ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ فَلْيَقُلِ السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ "، ثُمَّ رَدَّ عَلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: وَعَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَعَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَعَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ
“Bir kişi Müslüman kardeşiyle karşılaştığı zaman; esselamü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekatühü desin.” Sonra benim selamıma karşılık vererek şöyle buyurdu: “Ve aleyke ve rahmetüllah, Ve aleyke ve rahmetüllah, Ve aleyke ve rahmetüllah = Sana da selam ve Allah’ın rahmeti olsun.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 28 Hn: 2721; Ebu Davud, Edeb: 127 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadisi Ebu Gıfâr, Ebû Temîme el Hüceymî’den “Peygamber (s.a.v.)’e geldim” diyerek aynı hadisi bize aktardı. Ebû Temime’nin ismi Tarîf b. Mûcâlid’tir.

İbn Ömer r.a. dedi ki:

#298 أَنَّ رَجُلًا سَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يَبُولُ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ، يَعْنِي: السَّلَامَ
“Peygamber (s.a.v.) küçük abdestini bozmakta iken bir adam ona selam verdi. Fakat Rasulullah (s.a.v.) onun selamını almadı.”

Müslim, Hayz: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 27 Hn: 2720; Nesai, Tahara: 27 ve diğerleri.ž Muhammed b. Yahya en Neysabûrî, Muhammed b. Yusuf vasıtasıyla Sûfyân’dan ve Dahhâk’den aynı senedle bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Bu konuda Alkame b. Fağva’, Câbir, Berâ ve Muhâcir b. Kunfüz’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Mikdad bin Esved (r.a.) anlatıyor: “İki arkadaşımla birlikte gelmiştim. Yorgunluk ve açlıktan neredeyse kulaklarımız duymaz, gözlerimiz görmez hale gelmişti. Du

#297 فَيُسَلِّمُ تَسْلِيمًا لَا يُوقِظُ النَّائِمَ، وَيُسْمِعُ الْيَقْظَانَ، ثُمَّ يَأْتِي الْمَسْجِدَ فَيُصَلِّي ثُمَّ يَأْتِي شَرَابَهُ فَيَشْرَبُهُ
"Uyuyanı uyandırmayacak uykuda olmayana da duyuracak şekilde selam verir sonra mescide gelerek namaz kılar sonra içeceğine gelir ve süt içerdi.”

Müslim, Eşribe: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 26 Hn: 2719 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#284 إِذَا انْتَهَى أَحَدُكُمْ إِلَى مَجْلِسٍ فَلْيُسَلِّمْ، فَإِنْ بَدَا لَهُ أَنْ يَجْلِسَ فَلْيَجْلِسْ، ثُمَّ إِذَا قَامَ فَلْيُسَلِّمْ فَلَيْسَتِ الْأُولَى بِأَحَقَّ مِنَ الْآخِرَةِ
“Sizden biriniz bir toplantı yerine vardığında oraya selam versin ve oturmak gerekiyorsa oraya otursun. Daha sonra kalktığında yine selam verip ayrılsın çünkü önceki selam sonrakinden daha gerekli değildir. Yani her ikisi de gereklidir.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 15 Hn: 2706; Ebu Davud, Edeb: 122 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bu hadis aynı zamanda İbn Aclan’dan, Said el Makburi’den babasından ve Ebu Hüreyre’den de rivâyet edilmiştir.

Fedale bin Ubeyd r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#283 يُسَلِّمُ الْفَارِسُ عَلَى الْمَاشِي، وَالْمَاشِي عَلَى الْقَائِمِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ
"Binitli yürüyene yürüyen ayakta dikilene, az olanlar çok olanlara selam verirler.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 14 Hn: 2705; Ahmed, Müsned Hn: 22814 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Ali el Cüheni’nin ismi Amr b. Malik’tir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#282 يُسَلِّمُ الصَّغِيرُ عَلَى الْكَبِيرِ، وَالْمَارُّ عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ
“Küçük, büyüğe; geçen oturana; az olan çok olan guruba selam verir.”

Buhari, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 14 Hn: 2704 ve diğerleri. Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Nebi sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#281 يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلَى الْمَاشِي، وَالْمَاشِي عَلَى الْقَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلَى الْكَثِيرِ وَزَادَ ابْنُ الْمُثَنَّى فِي حَدِيثِهِ وَيُسَلِّمُ الصَّغِيرُ عَلَى الْكَبِيرِ
“Binitli yürüyene, yürüyen oturana, az olan guruba selam verir.” İbn’ül Müsenna kendi rivayetinde şunu da ilave etmektedir: “Küçükler büyüklere selam verir.”

Buhari, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 14 Hn: 2703 ve diğerleri. Bu konuda, Abdurrahman b. Şibl, Fedale b. Ubeyd ve Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis Ebu Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Eyyûb es Sahtiyanî, Yunus b. Ubeyd ve Ali b. Zeyd şöyle demektedirler: “Hasan, Ebu Hüreyre’den hadis işitmemiştir.”

Usame bin Zeyd r.a. dedi ki:

#280 أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " مَرَّ بِمَجْلِسٍ وَفِيهِ أَخْلَاطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْيَهُودِ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ
“Nebi (s.a.v.), Müslüman ve Yahudilerden karışık bir topluluğa uğradı da onlara selam verdi.”

Buhari, Edeb: 17; Müslim, Cihad: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 13 Hn: 2702 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Aişe (r.anha) anlatıyor: Yahudilerden bir gurup, Rasülullah (s.a.v.)’in yanına girerek “Essamü aleyk = ölüp geberesin” diyerek selam verdiler. Peygamber (s.a.v.

#279 يَا عَائِشَةُ " إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الْأَمْرِ كُلِّهِ "، قَالَتْ عَائِشَةُ: أَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا؟ قَالَ: " قَدْ قُلْتُ: عَلَيْكُمْ
"Ey Aişe! buyurdu, Allah her işte yumuşak davranılmasını sever. Aişe: Ey Allah’ın Rasulü! onların ne söylediklerini işitmedin mi? dedi. Rasülullah (s.a.v.), ben de sizin üzerinize de dedim ya, buyurdular.

Buhari, Edeb: 17; Müslim, Selam: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 12 Hn: 7101 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Nadra el Gıfari, İbn Ömer, Enes ve Ebu Abdurrahman el Cüheni’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Aişe hadisi hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#278 لَا تَبْدَءُوا الْيَهُودَ، وَالنَّصَارَى بِالسَّلَامِ، وَإِذَا لَقِيتُمْ أَحَدَهُمْ فِي الطَّرِيقِ فَاضْطَرُّوهُمْ إِلَى أَضْيَقِهِ
“Yahudi ve Hıristiyanlara önce siz selam vermeyin. Yolda onlarla karşılaştığınızda onlar yolun en kenarından geçmeye mecbur ediniz.”

Müslim, Selam: 17; Ebu Davud, Edeb: 127; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 12 Hn: 2700 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Cabir bin Abdullah (r.a.)’den rivayete göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

#277 السَّلَامُ قَبْلَ الْكَلَامِ "، وَبِهَذَا الْإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: " لَا تَدْعُوا أَحَدًا إِلَى الطَّعَامِ حَتَّى يُسَلِّم
“Selam konuşmadan öncedir.” Aynı senedle Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Bir kimseyi selam vermeden önce yemeğe davet etmeyin.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 11 Hn: 2699; Ebu Yala, Müsned Hn: 2059; İbn Arabi, Mucem 1059 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis münkerdir. Sadece bu şekilde bilmekteyiz. Muhammed’den işittim şöyle diyordu: Anbese b. Abdurrahman hadis konusunda zayıf ve tutarsızdır. Muhammed b. Zazan’ın rivâyeti ise münkerdir. Hadis rivayet yönü ile Tirmizinin dediği gibidir, ancak Mana yönü ile sahihtir. Allah'ın Rasülü ve ashabı gittikleri yerde kişiye selam vermeden söze başladıkları vaki değildir. Hadiste kusur ravi anbesenin şahsıyla ilgildir hadisin manası ile değil.

Enes (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu:

#276 يَا بُنَيَّ " إِذَا دَخَلْتَ عَلَى أَهْلِكَ فَسَلِّمْ يَكُونُ بَرَكَةً عَلَيْكَ وَعَلَى أَهْلِ بَيْتِكَ
“Evladım ailenin yanına girdiğin zaman selam ver bu, senin ve ev halkın için bereket olur.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb Hn: Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Esma Binti Yezid r.a. anlatıyor:

#275 أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " مَرَّ فِي الْمَسْجِدِ يَوْمًا وَعُصْبَةٌ مِنَ النِّسَاءِ قُعُودٌ فَأَلْوَى بِيَدِهِ بِالتَّسْلِيمِ، وَأَشَارَ عَبْدُ الْحَمِيدِ بِيَدِهِ
“Rasülullah (s.a.v.), bir gün mescidde oturmakta olan kadınların yanından geçti ve eliyle selam işareti verdi.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 9 Hn: 2697; Ebu Davud, Edeb: 122; İbn Mâce, Edeb: 17ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Ahmed b. Hanbel: Abdulhamid b. Behram’ın Şehr b. Havşeb’den rivâyeti zararsızdır. Muhammed b. İsmail diyor ki: Şehr’in rivâyeti hasendir. Kendisi de sağlamdır. Onun hakkında söz eden sadece ibn Avn’dır. Fakat O’da Hilâl b. ebî Zeyneb’den ve Şehr b. Havşeb’den rivâyet etmektedir. Ebû Davûd el Mesahıfî el Belhî’nin haber verdiğine göre Nadr b. Şümeyl İbn Avn’dan aktararak şöyle diyor: Şehr’i terk ettiler. Ebû Dâvûd, Nadr’ın şöyle dediğini bize aktarmaktadır. Onu terk ettiler dilleriyle yaraladılar çünkü o sultanın emrine boyun eğmiş ve onun yolundan gitmişti.

Yesar rahimullah anlatıyor: Sabit el Bünani ile birlikte yürümekte iken çocukların yanından geçti ve onlara selam verdi ve Sabit şöyle dedi: Enes ile beraberdim

#274 كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَمَرَّ عَلَى صِبْيَانٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ
Rasulullah (s.a.v.) ile beraber idim çocuklara uğradı ve onlara selam vermişti.”

Buhari, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27; Tirmizi, Tirmizi, İstihzan ve Edeb 8 Hn: ž2696 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Pek çok kimse bu hadisi Sabit’den rivâyet etmektedir. Enes’den de değişik şekilde rivâyet edilmiştir. Kuteybe, Cafer b. Süleyman vasıtasıyla Sabit’ten, Enes’den bu hadisin benzerini rivâyet etmiştir.

Abdullah bin Amr r.a'dan rivayet edildiğine göre Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

#273 لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا، لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ، وَلَا بِالنَّصَارَى، فَإِنَّ تَسْلِيمَ الْيَهُودِ الْإِشَارَةُ بِالْأَصَابِعِ، وَتَسْلِيمَ النَّصَارَى الْإِشَارَةُ بِالْأَكُفِّ
“Bizden başkalarına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyin çünkü Yahudilerin selamlaşmaları parmak işaretiyledir. Hıristiyanların selamlaşmaları ise el ile işaret etmekten ibarettir.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 7 Hn: 2695; Taberani, Mucemu Evsat Hn: 7380 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadisin senedi zayıftır. İbn Mübarek bu hadisi İbn Lehîa’dan merfu olmaksızın rivâyet etmiştir.

Ebu Umame r.a. anlatıyor: Denildi ki:

#272 يَا رَسُولَ اللَّهِ الرَّجُلَانِ يَلْتَقِيَانِ أَيُّهُمَا يَبْدَأُ بِالسَّلَامِ؟ فَقَالَ: " أَوْلَاهُمَا بِاللَّهِ
Ey Allah’ın Rasulü! iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir? Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 6 Hn: 2694; Ebu Davud, Edeb: 122 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Tirmizî: Muhammed diyor ki: Ebû Ferve er Rehâvî’nin rivâyeti orta yolludur. Ancak oğlu Muhammed b. Yezîd kendisinden münker hadisler rivâyet etmektedir.

Aişe r.a'dan: Rasülullah (s.a.v.), Aişe’ye:

#271 إِنَّ جِبْرِيلَ يُقْرِئُكِ السَّلَامَ "، قَالَتْ: وَعَلَيْهِ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
“Cibril sana selam ediyor buyurdu. Âişe de: “Aleyhisselamu ve rahmetullahi ve berekatühü” (Ona da Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi olsun) dedi.”

Buhari, İsti’zan: 17; Müslim, Fedailü-üs Sahabe: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 5 Hn: 2693 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Nümeyr oğullarından bir kişi babası vasıtasıyla hadis rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Zührî’de bu hadisi Ebû Seleme vasıtasıyla Âişe’den rivâyet etmiştir.