Toplam 23,714 Hadis
Konular

Cihad Kategorisi

Avf b. Mâlik'ten naklediliyor:

#21,109
Kendisi, bir kadını götüren Hıristiyan bir adam gördü. Kadına eziyet ediyordu. Kadın birden saraya tutuldu. (Avf anlatıyor:) Kadını bu halden kurtardım. Sonra gidip adamı yanındaki odun parçası ile döverek adamın başını yardım. Muaz b. Cebel' e gidip: "Beni, Ömer' den koru, onun acele hüküm vermesinden korkuyorum" dedim. Hz. Ömer geldikten sonra Muaz, olanları anlatınca bizi bir araya getirdi. Hıristiyan en sonunda itiraf edince, Ömer emretti ve odun parçası yontuldu. Sonra Ömer: "Bunlar için güvence vardır. Onlar sizinle yaptıkları anlaşmaya riayet ettikleri sürece, siz de onlarla yaptığınız anlaşmalara riayet edin. (Anlaşma hükümlerini) bozduklarında ise onlar için artık eman yoktur" dedi. Hz. Ömer'in emri üzerine adam asıldı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9804 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (18/37-8)

-Sahâbiliği sabit olan ve İkrime b. Ehi Cehl ile beraber dinden dönme ayaklanmasında Yemen' de savaşan- Ğarfe b. el-Hâris'ten rivayet edildiğine göre kendisi,

#21,108
Mısır halkından Mendekün adlı bir Hıristiyamn yanından geçince onu İslam' a davet etti. Hıristiyan, Resülullah' ı (sav) kötü bir şekilde andı. Bu durum Amr b. el-As'a iletilince ona: "Biz onlara (güvence) vermiştik" diye haber gönderdi. Bunun üzerine Ğarfe: "Allah ve Resulü hususunda bize eziyet vermemeleri üzerine onlara eman ve misak vermiş olmamızdan dolayı kiliselerikullanmalarını serbest bırakma ve orada diledikleri gibi konuşmalarını helal kılmamız üzerine güvence verdik. Onlara güç yetiremeyecekleri şeyleri yüklemememiz, onların can güvenlikleri için savaşmamız ve hükümleriyle aralarını serbest bırakmamız üzerine eman verdik. Ancak bize gelmeleri ve aralarında Allah'ın indirdikleriyle hükmetmemiz müstesna" deyince, Amr bunun üzerine: "Doğru söyledin" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9803 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Leys'in katibi olan Abdullah b. Salih hakkında Abdülmelik b. Said b. el-Leys: "Güvenilir biridir" demektedir. Bir grup, kendisini zayıf görmüştür. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (18/261)

Hz. Aişe' den rivayet edildiğine göre

#21,107
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ehl-i zimmet hariç, Ehl-i şirkten hiç kimse adına savaşmazdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9802 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup, ravilerden Rişdin b. Sa'd zayıftır.3 2 Zimmi : İslam devletiniri koruma ve yönetiminde bulunan gayr-ı müslim halle. 3 Müsned-i Bezzâr (1684)

İbn Ömer' den rivayet edildiğine göre

#21,106
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Müslüman olana cizye yoktur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9801

Müslim (b. el-Ala) anlatıyor:

#21,105
Resülullah (sallallahu aleyhi veselleın), (babam) Ala el-Hadrerni'yi Bahreyn' e gönderdiğinde onunla beraber bulundum. Ona şöyle buyurdu: "Hiç kimse için, farz ve sünneti bilmemek helal değildir. Bunun dışındakileri bilmemek kişiye caizdir." Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), Ala'ya: "Mecusilere, Ehl-i Kitab'a davrandığın gibi davran" diye yazdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9800 •Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, senedinde tanımadığım raviler bulunmaktadır. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (19/437)

Sâib b. Yezid' den rivayet edildiğine göre

#21,104
Resülullah (sallallahualeyhi vesellem), Hecer Mecüsilerinden, Hz. Ömer b. el-Hattab, Faris (İran) Mecüsilerinden, Hz. Osman da Berber Mecüsilerinden cizye aldı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9799 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri Hüseyn b. Seleme b. Ebi Kebşe hariç Sahih'in ravileridir. Bu zat ise zayıf biridir. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (6660)

Hz. Ali anlatıyor:

#21,103
Mecusilerin okudukları bir kitap, dersini yaptıkları ilimleri vardı. Liderleri zina edince, ona had tatbik etmek istediklerinde, liderleri onlara: "Hz. Adem, oğullarını kızlarıyla evlendirmedi mi? Onlara had tatbik etmediler" dedi. Bunun üzerine kitap(ın okunması ve ders olarak verilmesi) kaldırıldı. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ebu Bekr ve ben, onlardan cizye aldık.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9798 *Hadisi Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup, ravilerden Ebû Sa'd el-Bakkal metruk biridir. 1 1 Ebû Ya'lâ, Miisned (301), Abdurrezzak, Mıısannef (10029) ve Beyhaki, Sünen (9/188- 9). İbn Hacer hasen hükmü vermiştir; bak: Fethu 'l-Bari (6/261)

Abdurrahman b. Avf anlatıyor:

#21,102
Bir Mecusi, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanından çıkınca ona (hakkında ne hüküm verdiğini) sordum. Bana, Hz.Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem), kendisini cizye verme ve öldürülme arasında muhayyer bıraktığını, kendisinin cizyeyi vermeyi tercih ettiğini söyledi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9797 *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden Süleyman b. Musa, Abdurrahman b. Avf'a yetişmemiştir. 3 2 İslam hukuku esaslarına göre düzenlenmiş ve şer'i vergilerden olan, gayr-ı müslimlerden askerlik yapmamaları karşılığı alınan bedeldir. Gayr-ı müslimlerden alınan vergi. Buna can vergisi de deniliyordu. 3 Müsned-i İmam Ahmed (1672)

Kay le binti Mahrame' den rivayet olunduğuna göre Kayle,

#21,101
Cenab oğullarının kardeşi olan Habib b. Ezher'in nikahı altındaydı. Habib' den birçok kız çocuğu doğurdu. Daha sonra Habib vefat etti. Bunun üzerine kızların amcası olan Suveb b. Ezher onları Kay le' den aldı. Kayle, İslam'ın başlangıcında sahabi olmak arzusuyla Resulullah'a (sallallahu aleyhivesellem) gitmek üzere evden çıkınca, kızlarından kambur olan Cüveyriye ağladı. Kamburluk hastalığına yakalanmışh. O, en küçükleriydi. Üzerinde boydan boya yünden bir elbise vardı. Ona acıdı ve yanında onu da götürdü. Onlar deveyi hızlı adımlarla sürerken birden bire bir tavşan sıçrayınca, kambur olan kız: "Hüküm şudur ki: Vallahi, senin ökçen bu sözde ebediyen Esveb'in ökçesinden daha üstün olamaz" dedi. Sonra tilki sağdan gelip tavşanı takip edince Kayle onu tilkiden başka bir isimle andı. (Ravi) Abdullah b. Hassan bu hayvanın ne olduğunu unutmuştur. Daha sonra Kayle tavşan hakkında dediklerini dedi. Onlar develeri üzerinde hızlı adımlarla giderken deve birden bire durdu. Kayle'yi bir korku kapladı. Kambur kız yine: "Hüküm şudur ki: Vallahi Esveb'in vebali seni yakaladı" dedi. Ben de: "Buna mecbur kaldım. Yazık sana, ne yapıyorum ben?" deyince, kambur: "Elbiselerinin içini dışına çevir. Dışını içine, çevir. Devenin (semerinin alhna konan) çullarını (keçelerini) ters çevir" karşılığını verdi. Daha sonra üzerindeki abayı çıkarıp ters çevirdi. İçini dışına çevirdi. Dediklerini yapınca deveyi titreme aldı. Sonra kalkıp apışını ayırdı ve işedi. Kambur dedi ki: "Elbiselerini üzerine geri giy." Ben de dediklerini yaptım ve onları tekrar giydim. Sonra hızlıca yürümeye başladık. Bir de baktık ki Esveb peşimizden keskin bir kılıçla geliyor. Hemen uygun bulduğum bir yere sığındık. Deve evin eşiğinin ortasına yerleşti. Uysal bir deve idi. Hiç düşünmeden kızı içeri soktum. Esveb kılıcıyla en sonunda bana yetişti. Kılıcının ucu başımdaki saç örgülerine isabet etti. "Ey pis kokulu kadın, kardeşimin kızım bana at!" dedi. Kızı ona attım. Çocuğu omuzu üzerine koyup götürdü. Ev ahalisi içerisinde onu en iyi tanıyan bendim. Kız kardeşimin yanına gittim. Şeyban oğullarından biriyle evlenmişti. Hz. Peygamber' e . (sallallahu aleyhi vesellem) gidip İslam'ın başlangıcında sahabi olmayı istiyordum. Bir gece kız kardeşimin yanında iken gözlerim uykuya daldığım zannettiği bir anda kocası gece sohbetinden geldi. Şöyle dedi: "Babana yemin olsun ki Kayle için doğru bir arkadaş buldum." Kız kardeşim: "Kim ki o?" diye sorunca: "Hureys b. Hassan eş-Şeybani, bir sabah vakti Bekr b. Vail' in Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdiği elçisi oldu" karşılığını verdi. Kız kardeşim: "Yazıklar olsun bana, kız kardeşim bunu işitmesin, yoksa yerin kulağıyla gözü arasında kardeşim Bekr b. Vail'le beraber çıkar, yanında kavminden hiçbir adam da bulunmaz" deyince, kocası "Bunu ona anlatma, çünkü ben bunu ona anlatmayacağım" dedi. İkisinin öyle konuştuklarını duydum. Sabahleyin çıkıp devemi sefer için hazırladım. Çok uzaklaşmadan Bekr' i buldum. Ondan benimle beraber olmasını istedim. "Evet, senin hatırın için olur" dedi. Devesi benim yanıma çökmüştü. Onunla, doğru bir arkadaşlıkla yola çıktım. Allah Resülü'nün (salliıııahu aleyhi vesellem) yanına gittik. İnsanlara sabah namazını kıldırıyordu. Tan ağarınca sabah namazı kılınmıştı. Yıldızlar gökyüzünde girift bir haldeydi. Erkekler neredeyse gecenin karanlığından dolayı seçilemeyecek haldeydi. Cahiliye dönemine yakın bir zamanda kadın olarak erkeklerle beraber saf tuttum. Arkamdaki safta bulunan bir adam bana: "Sen erkek misin, kadın mısın?" diye sorunca, ben: "Hayır, bilakis kadınım" cevabını verdim. Adam: "Sen, beni neredeyse fitneye düşürecektin, git kadınların arasında namaz kıl!" dedi. Baktım ki kadınlardan bir saf odaların yanında belirmeye başladı. İçeri girdiğimde safı görememiştim. Güneş doğuncaya kadar kadınların içinde kaldım. Güneş doğunca yaklaşarak erkeklere bakmaya başladım. Cübbeli ve örtülü bir adam gördüğümde Peygamber Efendimiz' i (sallallahu aleyhi vesellem) insanların arasında görürüm ümidiyle gözümü ona dikiyordum. Nihayet güneş yükseldikten sonra bir adam gelip: "Es-selamu aleykum ya Resulallah!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Aleyke' s selam ve ralımetullalı" diyerek selamını aldı. Üzerinde uzun süre kullanılmaktan yıpranmış olduğu görülen iki parça elbise vardı. Safranla boyanmıştı. Ama renkleri solmuştu. Elinde kabuklu, kısa, üst tarafı yapraksız bir hurma dalı vardı. (Kaba etlerini yere koyup, uyluklarını karnına kasıp, dizlerini dikerek ellerini kemer gibi inciklerinden geçirerek oturma şekli olan) kuıfesa oturuşuyla oturuyordu. Alçak gönüllü bir halde oturan Hz. Peygamber'i (sallallahu aleyhi vesellem) görünce korkudan titremeye başladım. Yanında oturan kişi ona: "Ya Resülallah! Şu fakir kadın titriyor" deyince, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), yanında olduğum halde bana bakmadan: "Ey fakir kadın! Sakin ol!" buyurdu. Allah Resfılü (sallallahu aleyhi vesellem), bu sözü bana buyurunca Allah, kalbimdeki korkuyu giderdi. öne ilk çıkan adam arkadaşım Hureys b. Hassan oldu. Kavmi adına ve kendi adına onunla İslam üz~rine biat etti. Sonra: "Ya Resulallah! Bizimle, Beni Temim arasında Sahra'yı (sınırı) bize yaz (çiz). Onlardan bizim tarafa misafir ve gelip-geçen dışında kimse geçmesin" deyince, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem): "Sahra'yı (ona) yaz, ey çocuk!" buyurdu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Sahra' nın yazılmasını emredince şaşırıp kaldım. Çünkü orası vatanım ve yurdumdu. Ben: "Ya Resulullah! O istediğinde senden adaletli ve insaflı bir şey istemedi. Çünkü bu sahra, yanında develerin bağlandığı, davarların otladığı ve Beni Temim'in kadınlarının ve çocuklarının ardında bulunduğu bir arazidir" dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Dur ey çocuk! Fakir kadın doğru söylüyor. Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Su ve ağaç onlar için çalışır. Şeytanlara karşı birbirlerine yardımcı olurlar" buyurdu. Hureys bunun Sahra'nın kendilerine yazılmasının önüne geçtiğini görünce ellerini şaklatarak şöyle dedi: "Ben ve sen dedikleri şu söz gibi olduk. «Koyun tırnaklarıyla ölümü taşırmış.»"ı Kayle şöyle dedi: "Vallahi karanlıkta rehber, kafile nezdinde müdevver, refika olarak iffetli biri idim. En sonunda Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) geldik. Ancak sen payını istediğinde, payımı istediğim için beni kınama." Hureys: "Sahra' da senin ne payın var ki ey babasız kalasıca!" deyince, ben: "Devemin bağlandığı yer. Sen onu hanımının devesi için istiyorsun" karşılığını verdim. Hureys ise: "Hiç şüphe yok ki ben, Allah ResUlü'nü (sallallahualeyhivesellem) senin kardeşin ve arkadaşın olduğum üzerine şahit tutuyorum, bununla kendince bana övgüde bulunduğunda, (iyi bil ki) yaşadığım sürece sen bana karşı bu konumdasın" dedi. Bunun üzerine ben: "Buna başladım. O yüzden onu asla zayi ebnem" deyince, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi veellem): "Şu kadının oğlu, bahanesini açıkladığı ve oda arkasından yardım edildiği için kınanır mı?" buyurdu. Bunun üzerine ağlamaya başlayarak: "Vallahi anası onu haram yolla doğurdu. Rebeze günü seninle beraber savaştı. Sonra bana rızık getirmek üzere Hayber'den çıktı. Heyber'in hummasına yakalanınca öldü. Kadınları gerisinde bana bıraktı" deyince, Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın): "Canım elinde olan Allalı'a yemin olsun ki yoksul bir kadın olmasaydın seni yüz üstü sürerdik -ya da: -yüz üstü süründürülürdün" buyurdu.(Ravi) Abdullah b. Hassan iki kadının hangi sözü naklettiği hususunda şüpheye düşmüştür. "Sizden biriniz dünyada iyilikle arkadaşlık yapma konusunda mağlup olur mu? Kendisiyle daha layık olan biri aralarına girince vazgeçmek ister de sonra şöyle der: «Rabbim verdiklerin sebebiyle beni örnek kıl. Bıraktıklarım üzerine bana yardımcı ol.» Mıılıammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki, sizden biri ağlar, ondan (ağlaması hususunda) oda arkadaşı yardım ister. Ey Allah 'ın kulları, ölülerinize azap etmeyin." Sonra Sahra'yı kırmızı bir deri parçası üzerine Kayle ve Kayle'nin kızlarından olan kadınlara yazdı (takdir etti). Şöyle buyurdu: "Kayle ve Kayle'nin kızlarından olan kadınlar hak hususunda zulme uğratılmayacaklar, evlilik konusunda zorlanmayacaklar. Her Müslüman ve mümin onların yardımcısıdır. (Ey kadınlar!) siz de iyilik edin, kötülük etmeyin."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9796 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (25/7-11). İbn Aişe'nin yaptığı lugat açıklamaları çeviri içinde kullanılmıştır. Ayrıca tercüme edilmesine gerek görülmemiştir. 1 Bu bir darb-ı meseldir. Ayaklarıyla yeri eşeleyip bıçak bulan, sonra da onunla kesilen koyun hakkında söylenmiştir.

Müccâa anlatıyor:

#21,100
Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın), Selma oğullarından Müccaa b. Mürare'ye Yemame'de bir arazi vermiştir. Oraya A vze denmektedir. Bu hususta ona bir mektup yazdırarak şöyle buyurmuştur: "Allah'ın Resulü Muhammed' den, Selma oğullarından Müccaa b. Mürılre'ye. Ben, sana Avze'yi verdim. Orada bana muhalefet edene ateş layıktır." Bu mektubu Zeyd yazmıştır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9795 •Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir.

Uteyr el-Uzri' den rivayet edildiğine göre kendisi,

#21,099
Resulullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) Kura vadisinden kendisine arazi ikta olarak vermesini istemiştir. Burasına bugün Buveyretu Uteyr denilmektedir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9794 Ravi der ki: Ben, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem), Tebuk savaşında Kura vadisinde konaklayıp namaz kıldığını gördüm. •Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Süleym b. Matir Ebu Hatim'i İbn Hibban zayıf görmüştür. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (18/87)

Ebû's-Sâib'in, ninesinden naklettiğine göre

#21,098
kendisi hicret eden kadınlardandır- Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), ona Akik'te bir kuyuyu ikta olarak vermiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9793 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Ebû's-Sâib hakkında Zehebi "Meçhul biridir" demektedir.

Rezin b. Enes anlatıyor:

#21,097
İslam ortaya çıktığında Denine' de bir kuyumuz vardı. Etrafındaki insanların kuyumuzu zorla almalarından korktuk. Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) giderek bunu ona anlattık. Benim için bir mektup yazdırdı:" Allalı'ın Resulü Muhammed' den. Bundan sonra: Eğer onlar (İslıim 'a) sadık kalırlarsa kuyuları onlara aittir;"

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9792 Ravi der ki: Bu hususta Medine kadılarından hangisine mahkeme için müracaat ettiysek hep bizim lehimize hüküm verdiler. Hz. Peygamber' in (sallallahualeyhivesellem) mektubundaki 1..i.5' J\S" kelimesi vardır. Ravi bunun Allah Resulü' nün (sallallahu aleyhi vesellem) mektubunda JLS"" 1..i.5' şekİinde olduğunu ileri sürmüştür. *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Fehd b. Avf Ebû Rebiâ hadis uydurucusudur. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (4630) ve Ebu Ya'Iâ, Müsrıed (7178)

Evfa b. Mevele anlatıyor:

#21,096
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) gittim. Bana Gamim'i ikta olarak verdi ve bana yolda kalanların suya ilk kananların olmasını şart koştu. Bizden biri olan Saide'ye, Cauniyye denilen çöldeki bir kuyuyu ikta etti. Bu, üzeri su ile örtülü bir kuyuydu. Tatlı su değildi. İyas b. Katade el-Aneziyye'ye Yemame'nin aşağısında bulunan Cabiye'yi ikta olarak verdi. Biz hepimiz onun yanına gittik. Bize ikta ettiği bu şeylerin hepsini her birimiz için deri üzerine yazdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9791 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, senedinde tanımadığım raviler bulunmaktadır. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (861)

Husayn b. Müşmit' ten rivayet edildiğine göre

#21,095
kendisi elçi olarak Restllullah' a (salIallahu aleyhi vesellem) gelip ona İslam biatıyla biat etti. Malının zekatını ona verdi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi veseUem), ona ikta olarak Merus'ta birkaç su kaynağı verdi. Cerad'ın rivayetinde keçiler, derin kuyu, taze ot ve çayırlar ile kaynak suların verildiği geçmektedir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), Husayn b. Müşmit' e ikta olarak verdiği yerlerde mer' alan kurutmamasını, suyunu satmamasını, fazlasını engellememesini şart koştu. Bunun üzerine Zübeyr b. Asım b. Husayn şu şiiri okudu: Benim beldelerim bitkisiz düz yerler değildir. Oralarda kalemle mürekkepler yazdı. Peygamber tarafından insanlara verildi. Bir kanşıklık ve belirsizlik bırakmadan.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9790 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, senedinde tanımadığım raviler bulunmaktadır. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (3555)

Ebu Hind ed-Dâri' den rivayet edildiğine göre

#21,094
kendisi altı kişi olarak Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) geldi. Bunlar, Temim b. Evs b. Harice b. Sevdan b. Cezime b. Dira' b. Adiy b. ed-Dar, kardeşi Nuaym b. Evs, Yezid b. Kays, Ebu Hind b. Abdillah, kardeşi Tayyib b. Abdillah-ki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellern), bu zatı Abdurrahman diye isimlendirmiştir- bir de Fakih b. en-Nu'man' dır. Bunlar Müslüman olup Şam yurdundan, Hz. Peygamber' in (sallallahu aleyhi vesellern) kendilerine arazi vermesini istediler. Allah Resulü (sallallahu aleylıi vesellem), onlara şöyle buyurdu: "Arzuladığınız yeri isteyin." Onun yanından ayrıldılar. İsteyecekleri yerleri istişare ederek yürümeye devam ettiler. Temim: "Ben, Beyt-i Makdis'i ve bulunduğu vilayeti istemeyi düşünüyorum" dedi. Ebu Hind ise: "Acemin kralını bugün gördün mü? O Beyt-i Makdis' te değil mi ki?" diye sorunca, Temim: " Evet" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9789 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Ziyad b. Said metruk biridir.1 1 Taberâni, M. el-Kebir (22/320)

Hâris b. Bilâl b. el-Hâris'in, babasından naklettiğine göre

#21,093
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Akik'in tamamını ıkta olarak ona vermiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9788 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Muhammed b. el-Hasan b. Zebale metruk biridir. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (1140)

Bilâl b. el-Hâris'ten rivayet edildiğine göre

#21,092
Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem), şu bölgeyi ikta olarak kendisine vermiş ve ona şöyle yazmıştır: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Allalı'ın Resulü Muhammed'in (sav) Bilal b.el Haris'e vermiş olduğu yerdir. Yükseğiyle alçağıyla Kabeliyye' deki madenleri, Kuds (dağının) otlanyla ve dikili şeyleriyle ekine uygun arazilerini ona vermiştir. Eğer (İsliim'a) sadık kalırsa." Bu mektubu Muaviye yazmıştır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9787 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Muhammed b. el-Hasan b. Zebale metruk biridir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (1141; 22/320)

Amr b. Avf anlatıyor:

#21,091
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Bilal b. el- Haris el-Müzenf ye, yükseğiyle, alçağıyla Kabeliyye' deki madenleri ve Kuds (dağının) ekine müsait olan yerlerini ikta etti (gelirini ona tahsis etti).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9786 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup, ravilerden Kesir b. Abdillah oldukça zayıf biridir. Tirmizi hadisini hasen kabul etmiştir. 3 3 Müsned-i Bezzâr (739)

Temim ed-Dâri anlatıyor:

#21,090
Resulullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem), bana fethedilmeden önce Şam' dan arazi ıkta etmesini istedim. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), orayı bana verdi. Hz. Ömer halifeliği zamanında Şam'ı fethedince, ona gidip: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), bana şuradan şuraya kadar arazi verdi" deyince, Hz. Ömer, bana verilen yerin üçte birini yolda kalmışlara tahsis etti. Üçte birini oranın ima!eti için belirledi. Kalan üçte birini de bize verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9785 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (1279)

Ebû Sa'lebe el-Huşeni anlatıyor:

#21,089
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) gidip: "Ya Resulallah! Şam yurdunda şu ve şu yerleri bana yaz (ver)" dedim. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhivesellem), o zaman oraları almamıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Şu adamın dediklerini duymuyor musunuz?" diye sorunca, Ebu Sa'lebe: "Canım elinde olan Allah' a yemin olsun ki sen orayı alacaksın" karşılığını verdi. Ravi der ki: "Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) , Ebu Sa'lebe el-Huşeni'ye o arazileri yazdı." Ravi hadisin devamını zikretti.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9784 *Hadisi imam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (4/194)

Muâz diyor ki:

#21,088
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), beni Bedevi köylerine gönderip bana arazilerin payını (haraç vergisini) almamı emretti." Süfyan der ki: "Arazinin payı üçte bir ve dörtte birdir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9783 *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiştir. 2 2 Müsned-i İmam Ahmed (5/244) ve Taberâni, M. el-Kebir (20/161)

Ma'n b. Yezid anlatıyor:

#21,087
Ben ve dedem Resulullah'a (sallallahualeyhi vesellem) biat ettik. Davamızı çözmesi için ona başvurduk. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) beni ona hasmıma haklı çıkardı. Bana kız isteyip beni onunla evlendirdi. Ma'n dedi ki: "Paylaştırılmadan önce ganimet(ten almak) helal olmaz, insanlara taksim edilmeden de, ganimetten kabul edilmez."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9782 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (3/470) ve Ebû Ya'lâ, Müsned (1551)

Sâib b. Yezid, babasından naklediyor:

#21,086
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), bize beşte birin dışında ganimet verdi. Benim payıma yaşlı ve dişi bir deve düştü."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9781 *Hadisi Teberâni, el-Mu'cemu'l-keblr ve el-Mu'cemu'l-rosat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden İshâk b.idris el-Usvâri metruk biridir. 2 2 Taberâni M. el-Kebir (221142)

Ebû Mûsâ' dan rivayet edildiğine göre

#21,085
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), gazvelerinde iken ganimet dağıtırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9780 *Hadisi İmam Ahmed ve Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Abdülaziz b. Abdillah el-Hımsi zayıftır. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (4/402)

Abdullah es-Sekafiyye'nin hanımı Zeyneb' ten rivayet edildiğine göre

#21,084
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), ona Hayber' de elli vesk 2 kuru hurma, Medine' de yirmi vesk arpa vermiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9779 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 3 2 Irak ekolüne göre 1vesk=60, sa'- 6400 dirhemdir. Bu da yaklaşık 200 kg olur (bak. Ömer Nasuhi Bilmen, İstilıihat-ı Fıkhıyye Kâmusu, İstanbul 1969 IV, 125). 3 Taberâni, M. el-Kebir (24/287)

Sâbit b. el-Haris el-Ensâri diyor ki:

#21,083
"Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın), Hayber günü Sehle binti Asım b. Adiy ile doğan kızına (ganimetten) pay verdi."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9778 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden İbn Lehi'a'da zayıflık bulunmaktadır. Hadisi hasen derecesindedir.1 1 Taberâni, M. el-Kebir (1369), Sahih bir hadistir.

İbn Ömer anlatıyor:

#21,082
Babam, beni Uhud savaşının yapıldığı günde Resulullah' a (sallallahu aleyhi veselleın) götürdü. Ben o zamanlar on dört yaşındaydım. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), savaşmam için bana izin vermedi. Sonra (babam) beni Hendek savaşına götürdü. O savaşta on beş yaşındaydım. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), bana (ganimetten) pay takdir etti. (Ravi) Nafi' ekledi: "Bunu Ömer b. Abdilaziz'e haber verdiler." Ömer b. Abdilaziz de, pay verilmesinin on beş yaşında olması gerektiği yönünde emir vermiştir. İbn Ömer'den (gelen diğer bir rivayette) şöyle anlatnuştır: On dört yaşındayken (cihada katılmam için) Allah Resulü' ne (sallallahu aleyhi vesellem) arz edildim. Ravi devamla İbn Ömer'in yukarıdaki rivayetin benzerini aktarmıştır. Ancak ravi bu rivayette şöyle demiştir: Ömer b. Abdilaziz ergenlik çağına ulaşmadıkça -yüz dirhemin dışında- hiç kimseye pay vermezdi. Sütten kesilmedikçe hiçbir çocuğa ,hisse vermezdi. Bir gece namazgahta dolaşırken bir çocuk ağladı. Annesine: "Onu emzir" dedi. Kadın: "Müminlerin emiri sütten kesilmedikçe çocuklara hisse (ulufe) vermiyor. Bende onu sütten kestim" deyince Ömer: "Neredeyse onu öldürecektin. Hemen onu emzir. Çünkü müminlerin emiri bundan sonra doğduğu günden itibaren çocuk için hisse takdir edecek" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9777 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir.

Mus' ab b. Sa' d' dan rivayet edildiğine göre

#21,081
Hz. Ömer, muhacir kadınlara bin dirhem takdir etti. Bunlardan biri de Ümrn.ü Abd' dır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9776 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Mus'ab b. Sa'd zannettiğim kadarıyla Ömer'den hadis işitmemiştir. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (25/174)

Mahled el-Ğıfâri' den rivayet edildiğine göre

#21,080
Beni Gıfar'ın üç kölesi Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber Bedir savaşında bulundu. Hz. Ömer onlardan her birine (hediye olarak) bin dirhem verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9775 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Ya'kûb b. Humeyd'i çoğunluk alimler zayıf görmüş, İbn Hibban ve diğerleri ise güvenilir kabul etmiştir. 1

Hz. Âişe'den rivayet edildiğine göre

#21,079
Hz. Ömer b. el- Hattab'a küçük bir çeyiz sandığı geldi. Arkadaşları baktılar ama kıymetinin ne olduğunu bilemediler. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Bunu, Resulullah (sallallahualeyhivesellem), kendisini sevdiği için Âişe'ye göndermeme izin verir misiniz?" diye sorunca, arkadaşları: "Evet" cevabını verdiler. Sandığı Hz. Aişe'ye getirdiklerinde, sandığı açıp baktı. Hz. Âişe'ye :"Bunu Ömer b. el-Hattab sana gönderdi" denilince, Hz. Aişe: "Allah Resulü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) sonra Ömer b. el- Hattab' a nice fetihler nasib oldu. Allahım! Gelecek yıl beni onun ulufesine muhtaç etme" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9774 *Hadisi Ebu Ya'lâ, el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup, ravileri Sahi'h'in ravileridir.

İbn Abbâs anlatıyor:

#21,078
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), bize Hayber' den hisse (hurma bahçeleri) vermişti. Bu paylan (hurma gelirlerini) Hz. Ebu Bekr de bize verdi. Hz. Ömer zamanında insanlar çoğalınca bizlere haber salıp: "İnsanlar çoğaldı. Dilerseniz Hayber' deki payınızın yerine, size mal versem olur mu?" diye sorunca, bizler birbirimize bakarak: "Olur" dedik. Hz. Ömer, bir süre sonra suikasde uğradı. Biz hiçbir şey alamadık. Hz. Osman ise bu arazileri aldı ve bize vermeyi kabul etmeyerek: "Ömer, bunları sizden almıştı" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9773 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup, ravilerden Hakim b. Cübeyr metruk biridir.2 2 Müsned-i Bezzr (1737, 1738)

Ğufre'nin azatlısı olan Amr b. Abdillah ve Ebû Eslem anlatıyor:

#21,077
Hz. Ebu Bekr' in yanına Bahreyn' den mal gelince: "Resulullah' ın (sallallahu aleyhi verellem), kendisine söz verdiği kişiler gelip bunları alsınlar" dedi. Gibir b. Abdillah gelerek şöyle dedi: "Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), bana vaatte bulunmuş ve: «Bahreyn'den bana mal geldiğinde sana şu kadar, şu kadar, şu kadar mal vereceğim» buyurmuştu." Derken üç defa avuçlarını doldurdu. Hz. Ebu Bekr ona: "Ellerinle al öyleyse" dedi. Ellerini doldurarak aldığında aldıklarının beşyüz dirhem olduğunu gördü. Hz. Ebu Bekr: "Tekrar al!" dedi. Sonra bir o kadar daha verdi. Daha sonra kalanı insanlar arasında paylaştırdı. Her birine on dirhem düştü. Bir sonraki yıl gelince öncekinden daha çok mal geldi. Onları da insanlar arasında paylaştırdı. Her insana yirmi dirhem düştü. Maldan geriye fazlalık kalınca insanlara: "ry insanlar! Maldan geriye fazlalık kaldı. Sizin hizmetçileriniz vardır. Sizi tedavi ederler, sizin için çalışırlar. Dilerseniz biraz da onlara verelim" dedi. Hz. Ebu Bekr, kalan malı beşer dirhem olarak dağıttı. Bunun üzerine insanlar: "Ey Resulullah'ın halifesi! Muhacirleri üstün tutsan" deyince, Hz. Ebu Bekr: "Onların ücreti Allah' a aittir. Bunlar sadece maaşlardır. Maaşta örnek almak bencil olmaktan daha hayırlıdır" karşılığım verdi. Hz. Ebu Bekr ölünce, Hz. Ömer halife tayin edildi. Allah ona birçok fetihler kazandırdı. Ona, öncekinden daha çok mal geldi. Hz. Ömer: "Ebu Bekr' in bu mal hakkında bir görüşü vardı. Benimse başka bir görüşüm var. Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) karşı savaşmış olanları Onunla beraber (aynı safta) savaşanlar ile bir tutamam" dedi. Muhacirler ile Ensar' ı (diğerlerine) üstün tuttu. Bunlardan Bedir' e iştirak edenlere beş biner dirhem; Müslümanlığı Bedir ahalisinden önce olanlara dört biner dirhem; Allah Resulü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) hanımlarından, Cüveyriye ve Safiyye hariç her birine on iki bin dirhem takdir etti. Cüveyriye ile Safiyye'nin her birine altı biner dirhem verdi. Onlar bunu kabul etmediler. Hz. Ömer bunun üzerine: "Bu pay (on iki bin dirhem) onlara hicret sebebiyle verildi" deyince, Cüveyriye ve Safiyye: "Onlara hicretten dolayı hiçbir şeyin takdir edilmediğini, takdir edilen Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) olan yakınlıklarından dolayıdır. Bizim de onların yakınlıkları gibi bir yakınlığınuz vardır" karşılığını verdiler. Hz. Ömer, mala bakh ve sonra Ezvac-ı Mutahharat arasında eşit bir şekilde paylaşhnldı. Abbas b. Abdilmuttalib' e Peygamber Efendimiz'le (sallallahu aleyhi vesellem) olan akrabalığından dolayı on iki bin dirhem takdir etti. Usame b. Zeyd' e dört bin dirhem, Hz. Hasan ve Hüseyn' e beşer bin dirhem takdir etti. İkisini, Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) olan akrabalığından dolayı babalarına kattı. Abdullah b. Ömer' e üç bin dirhem takdir edince, İbn ôrner: "Ey babacığım! Usame'ye dört bin dirhem takdir ettin, bana (yani oğluna) ise üç bin dirhem? Onun babasında bulunan üstünlük sende yok mu? Onda bulunan üstünlük bende yok mu?" diye sorunca, Hz. Ömer: "Onun babası, Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) senin babandan daha sevimliydi. O da Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) senden daha sevimliydi" cevabını verdi. Hz. Ömer, Bedir'e katılan Muhacir ve Ensar'ın oğullarına ikişer bin dirhem, takdir etti. Oradan Ömer b. Ebi Seleme geçince: "Buna bin daha arttırın" ya da "Buna bin daha arttır ey çocuk!" dedi. Bunun üzerine Muhammed b. Abdillah b. Cahş: "Niçin buna bizden fazla ziyade ediyorsun? Babasında bulunan fazilet bizim babalarımızda yok mu?" diye sorunca, Hz. Ömer: "Onun için, Ebu Seleıne'ye iki bin dirhem takdir edip Ümmü Seleme'nin payını bin dirhem arttırdım. Senin anan da Ümmü Seleme gibi olsaydı senin payını da bin dirhem arttırırdım" karşılığını verdi. Mekke halkına sekiz yüzer dirhem, Talha b. Ubeydillah'ın kardeşinin oğlu Osman b. Abdillah b. Osman' a sekiz yüz dirhem takdir etti. İbn Nadr b. Enes' e iki bin dirhem takdir etti. Talha b. Ubeydillah ona: "Sana onun gibi İbn Osman geldi. Ona sekiz yüz bin dirhem takdir ettin. Sana Ensar' dan bir çocuk geliyor ona iki bin dirhem takdir ediyorsun." deyince, Hz. Ömer: "Ben, bunun babasıyla -Enes b. Nadr ile- Uhud savaşında karşılaşhm. Bana, Hz. Peygamber'i (sallallahu aleyhivesellem) sordu. Ben: «Onu görmüyorum, herhalde olsa olsa öldürülmüştür» deyince, kılıcını kınından çıkardı ve dövüşmek için hazırlanarak şöyle dedi: «Eğer Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) öldürüldüyse, Allah diridir asla ölmez.» Böylece şehit düşene kadar savaşh. Öbürü ise koyun güder. İkisini eşit mi tutmamı istiyorsunuz?" karşılığını verdi. Hz. Ömer ömrü boyunca böyle uyguladı. Öleceği ve kendisinde hac yaptığı son senesinde insanların bir kısmı: "Emirü'l-müminin ölseydi falanı yerine geçirirdik" dediler. Bu sözle Talha b. Ubeydillah'ı kastediyorlardı. Hz. Ömer, insanların: "Ebu Bekr'in biatı oldubittiye getirildi" sözünü duyunca, Mina' da teşrik günlerinin ortasında konuşmak istedi. Bunun üzerine Abdurrahman b. Avf ona şöyle dedi: "Ey Müminlerin emiri! Bu meclis insanların kargaşasının çok olduğu bir meclistir. Senin sözünü kaldıramazlar. Acele etme, ya da hicret yurduna gidinceye kadar ertele. Orası arkadaşlarının yeri, iman yurdu, Muhacir ve Ensar'ın yurdu. Orada konuşacağını konuşursun ya da söyleyeceğin sözlere tahammül edilebilir." Hz. Ömer hızlı bir şekilde yürüyerek Medine'ye vardı. Cuma günü hutbe okumak üzere minbere çıktı. Allah' a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi: "Bana birinizin «Ömer ya da Müminlerin emiri ölseydi falanı yerine geçirip ona biat ederdik. Ebu Bekr'in halifeliği oldubittiye getirilirdi» dediği haberi ulaştı. Evet; vallahi oldubittiye getirilirdi. Bizim, Ebu Bekr gibi boyunlarımızı kendisine (itaatle) uzatacağımız (başka) bir Ebu Bekr'imiz daha var mı? Ebu Bekr'in bir görüşü olur, benim farklı bir görüşüm olur. Ebu Bekr ulufelerin eşit bir şekilde paylaştınlmasını uygun gördü. Ben üstünlük esasına göre paylaştırmayı uygun gördüm. Eğer bu seneye kadar yaşarsam Ebu Bekr'in görüşüne döneceğim. Onun görüşü, benim görüşümden daha hayırlıdır. Ben bir rüya gördüm. Bunu ancak ecelim yaklaştığında görürüm. Kırmızı bir horozun beni üç defa gagaladığını gördüm. Esma, bu rüyamı tabir etti. Dedi ki: «Acem bir köle seni öldürecek.» Eğer ölürsem işiniz (idareniz); Peygamber Efendimiz (saJlallahu aleyhi vesellem) vefat ettiğinde kendilerinden razı olduğu şu altı kişiden birindedir: Osman b. Affan, Ali b. Ebi Talib, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. el-Avvam, Talha b. Ubeydillah, Sa'd b. Malik. Eğer yaşarsam size bir veliaht tayin ederim, helak olmazsınız. Dikkat edin! Sonra recm meselesine gelince; hiç şüphesiz Resulullah (sav), recm cezasını uygulamıştır. Ondan sonra biz de recm cezasını uyguladık. Şayet: «Ömer, Allah'ın Kitab'ında olmayan bir şeyi Kur' an' a yazmış» demeniz olmasaydı hiç şüphesiz onu Kur' an' a yazardım. Kur'an'da biz şu ayeti de okuduk: "Yaşlı kadın ve erkek, zina ettiklerinde onları elbette recmedin. Bu, Allah tarafından bir cezadır. Hiç şüphesiz Allah, Aziz'dir, Hakim'dir." Daha sonra halaya ve erkek kardeşin kızının durumuna baktım. Onları mirasçı kılmadım. Onlar varis olamazlar. Eğer yaşarsam size bildiğiniz bir yol açacağım. Eğer ölürsem, Allah benim halifemdir. Tercihinizi yaparsınız. Ben (ilk kez askerlerin ve devletten maaş alanların adları yazılan defteri) divanı tuttum ve şehirler kurdum. Sizin başınaza şu iki adamdan birinin geçmesinden korkuyorum: Biri, Kur'an'ı farklı bir yorumla kendi kafasına göre yorumlayan adam. Onunla bu tutumu nedeniyle savaşılır. Diğeri de, kendisini idareciliğe, buna ehil olandan daha layık gören kimse. Onunla da savaşılır." Hz. Ömer bu sözleri cuma günü konuşmuş, Çarşamba günü de ölmüştür. Allah ondan razı olsun.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9772 Ben derim ki: Hadisin bir kısmı Sahih'te geçmektedir. *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup, ravilerden Ebû Ma'şer Nuceyh zayıftır. Hadisine itibar edilir. 1 1 Müsned-i Bezzâr (1736) ve Tirmizi (3815)

Nâşire b. Sümeyy el-Yezeni anlatıyor:

#21,076
Hz. Ömer b. el- Hattab'ın Cabiye gününde insanlara şöyle bir konuşma yaptığını işittim: "Yüce Allah, beni şu malın bekçisi ve dağıtıcısı yaptı. Bilakis, Allah onu dağıtıyor. Ben, önce Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) ailesinden başlayacağım, sonra insanların en şereflilerine dağıtacağım." Hz. Peygamber' in (sallallahu aleyhi vesellem) hanımlarına on bin dirhem takdir etti. Cüveyriye, Safiyye ve Meymune bundan hariç tutuldu. Bunun üzerine Hz. Aişe: "Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), bizlere adaletli davranıyordu" dedikten sonra, Hz. ômer, aralarında eşitlik yaptı. Daha sonra Hz. Ömer: "Ben (dağıtmaya), ilk hicret eden sahabilerden başlıyorum. Çünkü biz, zulümle ve düşmanlıkla yurtlarımızdan çıkarıldık. Daha sonra onların en şereflilerine dağıtacağım" dedi. Hz. Ömer, Bedir savaşına iştirak edenlere beş bin dirhem takdir etti. Bedr' e iştirak eden Ensar' a dört bin dirhem, Uhud' a iştirak edenlere üç bin dirhem takdir ettikten sonra: "Hicrette acele edene, ulufe de acele ulaşır. Hicrette ağır hareket edene, ulufe de ağır hareket eder. Hiç kimse bineğinin konakladığı yerden başka bir şeyi kınamasın. Ben, sizden Halid b. el-Velid adına özür diliyorum. Çünkü ben, ona bu malı Muhacirlerin zayıflarına vakfetmesini emrettim. O ise bunu, durumu iyi olanlara, şerefli ve ağzı laf yapan insanlara verdi. Ben de onu azlettirip yerine Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı emir tayin ettim." Bunun üzerine Ebu Amr b. Hafs b. el-Muğire: "Vallahi, ey Ömer b. el-Hattab! Mazeretin kabul edilmedi. Sen, Hz. Peygamber' in (sallallahu aleyhi vesellem) tayin ettiği bir görevliyi azlettin. Peygamber Efendimiz' in (sallallahu aleyhi vesellem) çektiği kılıcı kınına soktun, Allah Resulü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) diktiği sancağı yere indirdin. Akrabadan ilgi ve alakayı kestin. Amca oğlunu kıskandın" deyince, Hz. Ömer: "Sen akrabalığı yakın olansın. Yaşın henüz küçük ve amca oğlunun tarafım tutuyorsun" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9771 *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (3/476)

Kabisa b. Câbir el- Esedi anlatıyor:

#21,075
Hz. Ömer b. el- Hattab, Sa' d b. Ebi Vakkas'a mektup yazdı. Mektubunda şöyle diyordu: "Küfe'nin büyük çoğunluğunu, galibiyette payı olan Müslümanlara paylaştırmak istiyorum." Sa' d, ona cevaben şöyle yazdı: Ey müminlerin emiri! Biz Allah'ın yarattıkları içerisinde en yumuşak kalpli, en cömert olan, bereketi en çok olan, eli en açık olan bir topluluğa galip geldik. Onların elleri yiyecek, dilleri ise selamettir. Ey müminlerin emiri! Eğer Kufe'yi dağıtmamayı, taksim etmemeyi,.Allah'ın bize fethini müyesser kıldığı yerlerin bizden yüz çevirmemesini uygun görürsen (Kufe'yi paylaştırma. Çünkü) ResUlullah (sallallahu aleyhi veselleın) şöyle buyurmuştur: "Arab'ın izzeti mızraklannın keskin uçlannda ve atlarının toyraklarındadır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9770 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden Salih b. Mûsâ et-Talhi metruk biridir. Arazilerin İkta' ile taksim edilmesi konusu az sonra gelecek.

Zeyd b. Eslem, babasından naklediyor:

#21,074
Hz. Ömer'in: "Gelecek seneye kadar yaşarsam, insanların fethettiği her kasabayı, Resulullah' ın (sallallahu aleyhi veıellem), Hayber' i paylaştırdığı gibi insanlar arasında paylaştıracağım" dediğini işittim.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9769 *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 2 z Müsned·i İmam Ahmed (213)

Süfyan b. Vehb el-Havlaru anlatıyor:

#21,073
Biz em.ansız (güvencesiz) olarak Mısır'ı fethedince, Zübeyr b. el-Avvam kalkarak: "Ey Amr b. el-Âs! Burasını (Mısır'ı) paylaştır!" dedi. Amr: "Paylaştırmam" deyince, Zübeyr: "Vallahi, Resdlullah'ın (sal1allahu aleyhi veıellem) Hayber'i paylaştırdığı gibi Mısır'ı paylaşhracaksın" karşılığını verdi. Bunun üzerine Amr: "Vallahi, müminlerin emirine mektup yazmadan paylaştırmam" dedi. Hz. Ömer' e mektup yazdı. Ömer, mektubunda şu cevabı verdi: "Orada hamilelerin karnındaki bebekler (doğup büyüdükten sonra yeni gelecek nesil) orada savaşıncaya kadar oraya yerleşin."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9768 •Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden biri isimsiz, biri İbn Lehi'a'dır. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (1424) ve İbn Abdilhakem, Futuh Mısr (263) isnadı sahihtir.

İbn Ömer' den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#21,070
"Malını taksim edilmeden önce ganimet içersinde bulan kişi, onu almaya daha layıktır. Taksim edildikten sonra bulursa, ona bir şey verilmez."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9767 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden Yasin ez- Zeyyat zayıftır. Bu türden hadisler, Ahkam Kitabında geçti.

Hârice b. Zeyd b. Sâbit'in, babasından naklettiğine göre

#21,069
Resulullah (sallallahualeyhivesellem), ata iki pay, adama ise bir pay vermiştir.3

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9766 3 Taberâni, M. el-Kebir (4867)

Ebû Ruhm ve kardeşinden rivayet edildiğine göre,

#21,068
ikisinin Hayber savaşının yapıldığı günde süvari oldukları; dördü atlarına, ikisi kendilerine olmak üzere kendilerine altı pay verildiği, iki payı, genç iki deve karşılığında sattıkları nakledilmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9765 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden İshâk b. Ebi Ferve metruk biridir.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (19/186)

Ebû Kebşe el-Enmari anlatıyor:

#21,067
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Mekke'yi fethettiğinde Zübeyr b. el-Avvam sol kanatta, Mikdad sağ kanattaydı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), Mekke'ye girip insanlar yerleşince ikisi atlarıyla beraber geldiler. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), ayağa kalkarak yüzlerindeki tozu elbisesiyle sildikten sonra şöyle buyurdu: "Ben ganimetten ata iki, atlıya bir pay verdim. Kim, bunu noksanlaştırsıra Allah da onu noksanlaştırsın."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9764 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Abdullah b. Büsr el-Hibrani'yi İbn Hibban güvenilir kabul etmiş, çoğunluk alimler ise zayıf addetmiştir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (22/342)

Mikdâd b. Amr' dan rivayet edildiğine göre

#21,066
kendisinin, Bedir savaşında Sübha .. isminde bir atı vardı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Mikdad'a bir pay, atına da bir pay verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9763 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Vakıdi zayıftır.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (20/261), Şazekuni, metnik bir ravidir.

Huneyn savaşının yapıldığı günde

#21,065
süvari olan Ebu Ruhm ve başka birinden kendilerine, dördü atlarına, ikisi de kendilerine olmak üzere altı pay verildiği; iki payı, genç iki deve karşılığında sattıkları rivayet edilmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9762 *Hadisi Ebû Ya'lâ ve Taberâni rivayet etmiştir. Ancak Taberâni: "Ebû Ruhm anlatıyor: Ben ve kardeşim Hayber'dedik" ibaresini vermiştir. Geri kalan kısım yukarıdaki rivayetin benzeridir. Senedinde geçen İshâk b. Ebi Ferve metruk biridir. 1 1 Ebû Ya'lâ, Müsned (6876) ve Taberâni, M. el-Kebir (19/186), İsmail b. Ayyaş zayıftır.

Münzir b. ez-Zübeyr, babasından bildiriyor:

#21,064
"Resulullah (sallallahu aleyhi veıellem), Zübeyr'e bir pay, annesine bir pay, atına ise iki pay vermiştir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9761 *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 3 3 Müsned-i İmam Ahmed (1425)

İbn Abbâs' tan rivayet edildiğine göre

#21,063
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Bedir savaşından sonra ata iki pay, adama bir pay vermiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9760 *Hadisi Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup, ravilerden Muhammed b. Ebi Leyla hıfzı kötü olan biridir. Hadis mütabaatlarla güçlenir.2 2 Ebû Ya'lâ, Müsned (2451)

İbn Abbâs'tan rivayet edildiğine göre

#21,062
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), ağır yürüyen yük beygirine hiçbir pay vermedi. Ancak kuvvetli ve süratli atlara, bekarların payından daha düşük pay verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9759 •Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Ebû Bilâl el-Eş'ari zayıftır. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (12717)

İbn Abbâs'tan rivayet edildiğine göre

#21,061
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Huneyn savaşının yapıldığı gün seksen atı ikişer ikişer paylaştırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9758 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Beni Mahzüm'un azatlısı Kesir'i tanımıyorum. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.3 3 Taberâni, M. el-Kebir (11464)

Ebû Leyla diyor ki:

#21,060
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), koyunları paylaştırdı. Ashabından on kişiye bir koyun düştü."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9757 •Hadisi Ebû Ya'lâ, el-Mu'cemıı'l-evsat'ta Taberani, daha tam ve uzun bir metinle imam Ahmed rivayet etmiştir. Ahmed'in hadisi Yağmanın Yasaklanması bölümünde geçti. Ahmed'in ravileri, Sahih'in ravileridir.2 2 Daha önce geçti: 9728

Avf b. Mâlik anlatıyor:

#21,059
Resulullah'a (sallallahualeyhivesellem) ganimet geldiğinde onu, o gün içinde taksim ederdi. Evliye iki pay, bekara tek pay verirdi. Bizi çağırınca hemen gittik. Ammar b. Yclsir'den önce çağrılmıştım. Bana da bir pay verilince, Ammar öfkelendi. O kadar ki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhivesellem) ve orada bulunalar bunu fark etti. Bir miktar fazlalık altın kalmıştı. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), onu da asasının ucuyla kaldırmaya başladı. Birden altın yere düştü. Sonra tekrar kaldmnca yine düştü. Ardından şöyle buyurdu: "Bunlar sizin için biriktirildiği gün haliniz nice olur?" Kimse cevap vermeyince Ammar: "Vallahi onların bizim için biriktirilmiş olmasını arzulardım. Sabreden sabreder, fitneye düşen düşer" karşılığını verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi veselleın): "Galiba onun şerri sana da bulaşacak" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9756 Ben derim ki: Ebu Davud bu hadisten sadece: "Bekara bir pay verdi" kısmını rivayet etmiştir. *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. Hadisin metni münkerdir. Çünkü Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), bu sözü Bedir ahalisinden olan birine söylemez. En doğrusunu Allah bilir. 1 1 Daha önce geçti: 9728

Cübeyr b. Mut'im'den rivayet edildiğine göre

#21,058
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Haşim oğullan ile Muttalib oğullarına pay verdiği gibi, ne Abdi Şems oğullarına, ne de Nevfel oğullarına humustan hiçbir pay vermedi. Hz. Ebu Bekr, humusu Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) paylaştırdığı gibi paylaştırdı. Ancak o, Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yakınlarına, Allah Resulü' nün onlara verdiği kadar vermedi. Hz. Ömer de onlara humustan verirdi. Sonra da Hz. Osman onlara humustan verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9755 Ben derim ki: Sahih'te hadisten bir bölüm mevcuttur. *Hadisi imam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Müsned-i İmam Ahmed (4/83)