Toplam 23,714 Hadis
Konular

Müslümanın Vasıfları Kategorisi

Cabir r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#683 إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدْ يَئِسَ أَنْ يَعْبُدَهُ الْمُصَلُّونَ وَلَكِنْ فِي التَّحْرِيشِ بَيْنَهُمْ
“Şeytan namaz kılan Müslümanların kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir. Fakat onların aralarını açmak ve birbirlerine düşürmekte ümitlidir.”

(Müslim, Birr ve Sıla: 7; Tirmizi, Birr ve Sıla 25 Hn: 1937 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Enes, Süleyman b. Amr b. Ahvas ve babasından da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Ebû Sûfyân’ın ismi Talha b. Nafi’dir.

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#682 لَا حَسَدَ إِلَّا فِي اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ
“Hased sadece şu iki konuda olabilir: Yani kişi sadece bu iki kimseye imrenip onlar gibi olmayı isteyebilir. Allah’ın kendisine mal verdiği bir adam ki gece gündüz o maldan sevap kazanmak için dağıtır. Allah’ın kendisine Kur’an ilmi verdiği bir kimse ki gece gündüz onu öğrenmeye ve öğretmeye, yeryüzünde onun hükmü geçerli olsun diye çalışıp çabalar.”

Müslim, Birr ve Sıla:7; Tirmizi, Birr ve Sıla 24 Hn: 1936 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. İbn Mesud ve Ebu Hüreyre’den de bu hadisin bir benzerini rivâyet edilmiştir.

Enes r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#681 لَا تَقَاطَعُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَحَاسَدُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا، وَلَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثٍ
“Bir birinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, kıskanç olmayın, Allah’ın kulları kardeş olun. Müslümanın, Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir.”

Müslim, Birr ve Sıla: 7; Tirmizi, Birr ve Sıla 24 Hn: 1935 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizi: Bu konuda Ebu Bekir es Sıddık, Zübeyr b. Avvam, İbn Mesud ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivayet edilmiştir.

Enes r.a. dedi ki: Abdurrahman b. Avf, Mekke’den hicret edip Medine’ye geldiğinde Rasülullah (s.a.v.), onunla Sad b. Rabi’i kardeş yapmıştı. Bunun üzerine Sad, Abdurrahman’a:

#680 هَلُمَّ أُقَاسِمُكَ مَالِي نِصْفَيْنِ، وَلِيَ امْرَأَتَانِ، فَأُطَلِّقُ إِحْدَاهُمَا فَإِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُهَا فَتَزَوَّجْهَا، فَقَالَ: بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ، دُلُّونِي عَلَى السُّوقِ فَدَلُّوهُ عَلَى السُّوقِ فَمَا رَجَعَ يَوْمَئِذٍ إِلَّا وَمَعَهُ شَيْءٌ مِنْ أَقِطٍ وَسَمْنٍ قَدِ اسْتَفْضَلَهُ، فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ بَعْدَ ذَلِكَ وَعَلَيْهِ وَضَرٌ مِنْ صُفْرَةٍ، فَقَالَ: " مَهْيَمْ "، قَالَ: تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً مِنَ الْأَنْصَارِ، قَالَ: " فَمَا أَصْدَقْتَهَا؟ " قَالَ: نَوَاةً، قَالَ حُمَيْدٌ: أَوْ قَالَ: وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ، فَقَالَ: " أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ؟
"Gel malımı ikiye bölüp seninle paylaşalım. Benim iki hanımım var birini boşayayım iddeti bitince onunla sen evlenirsin dedi. Abdurrahman: Allah malını ve aileni sana bağışlasın bereketli kılsın siz bana çarşının yolunu gösterin diye karşılık verdi. Hemen çarşıyı gösterdiler. O gün yaptığı ticaretle bir miktar keş ve yağ kazanarak döndü. Daha sonraları Rasulullah (s.a.v.), onun elbisesi üzerinde damatlık kokusu izi görerek bu nedir? Buyurdular. Abdurrahman: Ensar’dan bir kadınla evlendim dedi. Mihir olarak ona ne verdin? Buyurunca; Bir çekirdek dedi. Humeyd: “… Veya çekirdek ağırlığında bir altın” dedi diyor. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): “Bir koyunla da olsa düğün ziyafeti ver” buyurdular. Tirmizi: Ahmed b. Hanbel diyor ki: Altından bir çekirdeğin ağırlığı üç dirhem ve üçte bir dirhem ağırlığındadır. İshak b. İbrahim diyor ki: Bir altın çekirdeğin ağırlığı beş dirhemdir. Bunu İshak b. Mansur’dan işittim o da Ahmed b. Hanbel ve İshak’tan naklederek bana bildirdi.

Buhari, Büyü: 18; Müslim: Nikah: 56; Tirmizi, Birr ve Sıla 22 Hn: 1933 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Eyyub el Ensari r.a'dan: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#679 لَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثٍ، يَلْتَقِيَانِ فَيَصُدُّ هَذَا وَيَصُدُّ هَذَا وَخَيْرُهُمَا الَّذِي يَبْدَأُ بِالسَّلَامِ
“Müslümanın, Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. İki Müslüman birbirleriyle karşılaştıkları zaman birisi yüzünü şu tarafa çevirir diğeri ise öteki tarafa çevirir. Halbuki bu iki müslümanın hayırlısı önce selam verendir.”

Buhari, Edeb: 62; Müslim, Birr ve Sıla: 8; Tirmizi, Birr ve Sıla 21 Hn: 1932 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Abdullah b. Mesud, Enes, Ebu Hüreyre, Hişam b. Amir, Ebu Hind ed Dari’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebud Derda r.a’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#678 مَنْ رَدَّ عَنْ عِرْضِ أَخِيهِ، رَدَّ اللَّهُ عَنْ وَجْهِهِ النَّارَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Kim Müslüman kardeşinin ırz, namus ve benzeri şeylerinden her türlü kötülüğü savarsa Allah’ta kıyamet gününde onun yüzünden Cehennem ateşini savar.”

Buhari, Edeb: 34; Müslim, Birr ve Sıla: 17; Tirmizi, Birr ve Sıla 20 Hn: 1931 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Esma binti Yezid’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Ebu Hüreyre r.a.’dan Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#677 مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ فِي الدُّنْيَا يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ فِي الدُّنْيَا سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ
“Kim bir Müslüman’ın dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını kaldırırsa Allah’ta onun ahiret sıkıntılarından bir sıkıntısını kaldırır. Yine kim darda kalan bir Müslümanın imdadına yetişirse Allah ta o kimsenin hem bu dünyada hem de ahirette imdadına yetişir ve işlerini kolaylaştırır. Kim dünyada bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah’ta o kimsenin dünya ve ahirette ayıplarını örter. Kul; kardeşinin yardımında oldukça Allah’ta O kula yardım eder."

Buhari, Edeb: 34; Müslim, Birr ve Sıla: 17; Tirmizi, Birr ve Sıla 19 Hn: 1930 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda İbn Ömer ve Ukbe b. Amir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Ebu Avane ve pek çok kişi bu hadisi A’meş’den, Ebu Salih’den, Ebu Hüreyre’den, benzeri şekilde bize nakletmişler fakat senedinde “Ebû Salih’den bana haber verildi” demediler.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#676 إِنَّ أَحَدَكُمْ مِرْآةُ أَخِيهِ، فَإِنْ رَأَى بِهِ أَذًى فَلْيُمِطْهُ عَنْهُ
“Siz müminler birbirinizin aynası durumundasınız. Eğer birbirinizde düzeltilmesi gereken bir hata bir yara görürseniz hemen onu giderin.”

Buhari, Edeb: 34; Müslim, Birr veSıla: 17; Tirmizi, Birr ve Sıla 18 Hn: 1928 ve diğerleri.ž Tirmizi: Yahya b. Ubeydullah’ı, Şu’be; hadis konusunda zayıf saymıştır. Tirmizî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#674 الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَخُونُهُ وَلَا يَكْذِبُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ، كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ، عِرْضُهُ وَمَالُهُ وَدَمُهُ، التَّقْوَى هَا هُنَا، بِحَسْبِ امْرِئٍ مِنَ الشَّرِّ أَنْ يَحْتَقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ
“Müslüman, müslüman’ın kardeşidir, ona hainlik yapamaz ona yalan söylemez onu yüzüstü bırakmaz. Müslüman’ın, müslüman’a ırzı, namusu, malı ve kanı (canı) haramdır. Takva = Allah’a karşı sorumluluk bilinci işte şurada (kalpte)’dir. Müslüman’ın, Müslüman kardeşini küçük görmesi şer olarak ona yeter.”

Buhari, Edeb: 34; Müslim, Birr ve Sıla: 17; Tirmizi, Birr ve Sıla: 18 Hn: 1927 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu konuda Ali ve Ebu Eyyub’tan da hadis rivayet edilmiştir.

İbni Ömer r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#258 أَيُّمَا رَجُلٍ قَالَ لِأَخِيهِ كَافِرٌ فَقَدْ بَاءَ بِهِ أَحَدُهُمَا
Herhangi bir Müslüman, Müslüman kardeşine kafir derse o ikisinden biri bu sıfatla döner.” Yani kafir denilen kişide kafirlik özelliği yoksa kafirlik bu sözü söyleyene dönmüş olur

Buhari, Edeb: 73; Müslim, İman: 26; Tirmizi, İman 16 Hn: 2637 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Hadiste geçen “Bae” kelimesinin manası karar kılar demektir.

Abdullah ibni Mesud r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#256 سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ، وَقِتَالُهُ كُفْرٌ
“Müslüman’a sövmek Allah’a itaatsizliktir. Ona karşı savaşmak küfürdür.”

Buhari, İman: 10; Müslim, İman: 28; Tirmizi, İman 15 Hn: 2635 ve diğerleri.ž Bu hadisin manası “Onunla savaşmak küfürdür” demek, dinden çıkararak irtidad etmiş kimse gibi demek değildir. Bunun delili Esved’den rivâyet edilen şu hadistir: “Kim bilerek bir Müslüman’ı öldürürse öldürülen kimsenin yakınları serbesttir. İsterlerse katilin öldürülmesini isterler isterlerse affederler.” Eğer öldürmekle kişi kafir olacak olsaydı ölen kimsenin yakınlarına bu serbestlik verilmezdi ve o kişi de mutlaka öldürülürdü. (Burada altı kelimelik bir boşluk vardır.) İbn Abbâs, Tavus, Atâ ve pekçok ilim adamları derler ki: Küfrün de dereceleri fıskın da dereceleri vardır.

Abdullah ibni Mesud r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#255 قِتَالُ الْمُسْلِمِ أَخَاهُ كُفْرٌ، وَسِبَابُهُ فُسُوقٌ
“Müslümanın kardeşiyle savaşması küfür, Müslüman’ın Müslüman’a sövmesi Allah’a itaatsizliktir.”

Buhari, İman: 10; Müslim, İman: 28; Tirmizi, İman 15 Hn: 2634 ve diğerleri.ž Bu konuda Sad ve Abdullah b. Muğaffel’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: İbn Mesud hadisi hasen sahihtir. Abdullah b. Mesud’tan değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#203 مَنْ صَلَّى صَلَاتَنَا، وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا، وَأَكَلَ ذَبِيحَتَنَا فَذَلِكُمُ الْمُسْلِمُ
“Kim kıldığımız namaz gibi namaz kılarsa, kıblemize dönerse, kestiğimizi yerse o Müslüman’dır.”

Buhari, Salat Hn: 391. Nesai, İman ve Şearihi: 9 Hn: 4997 ve diğerleri.

Abdullah bin Amr r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu:

#202 الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ
“Müslüman eliyle ve diliyle Müslümanları incitmeyen kimsedir. Muhacir ise Allah’ın yasakladıklarından uzaklaşan kimsedir.”

Buhari, İman: 3 Hn 10; Nesai, İman ve Şearihi: 9 Hn: 4996 ve diğerleri.