Toplam 23,487 Hadis
Konular

Abdesti Bozmayan Haller Kategorisi

Hz. Enes (radıyallahu anh) diyor ki: 

#9,664 إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ شَرِبَ لَبَنًا، فَلَمْ يُمَضْمِضْ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ، وَصَلَّى
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) süt içti. Ne mazmaza yaptı ne abdest aldı; namazını kıldı."

Ebu Davud, Tahara: 77 Hn: 197; İbn Hibban, Sikkat Hn: 292; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 687; Ehadisil Muhtar Hn: 1454; İbn Şahin, Nasihil Hadis ve Mensuhuh Hn: 92.

Nafi Rahimehullah'dan:  

#9,660 أَنَّ ابْنَ عُمَرَ " كَانَ يَنَامُ جَالِسًا، ثُمَّ يُصَلِّي وَلَا يَتَوَضَّأ
İbn Ömer (radıyallahu anhüma) oturarak uyur, sonra kalkar, abdest almadan namaz kılardı."

Malik, Muvatta, Tahara: 2 Hn: 41.

Hz. Câbir (radıyallahu anh) dedi ki:

#9,655 خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ يَعْنِي فِي غَزْوَةِ ذَاتِ الرِّقَاعِ، فَأَصَابَ رَجُلٌ امْرَأَةَ رَجُلٍ[ ج 1 : ص 33 ] مِنَ الْمُشْرِكِينَ فَحَلَفَ أَنْ لَا أَنْتَهِيَ حَتَّى أُهَرِيقَ دَمًا فِي أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ، فَخَرَجَ يَتْبَعُ أَثَرَ النَّبِيِّ فَنَزَلَ النَّبِيُّ مَنْزِلًا، فَقَالَ: مَنْ رَجُلٌ يَكْلَؤُنَا؟ فَانْتَدَبَ رَجُلٌ مِنْ الْمُهَاجِرِينَ وَرَجُلٌ مِنْ الْأَنْصَارِ، فَقَالَ: كُونَا بِفَمِ الشِّعْبِ، قَالَ: فَلَمَّا خَرَجَ الرَّجُلَانِ إِلَى فَمِ الشِّعْبِ، اضْطَجَعَ الْمُهَاجِرِيُّ وَقَامَ الْأَنْصَارِيُّ يُصَلِّ، وَأَتَى الرَّجُلُ، فَلَمَّا رَأَى شَخْصَهُ عَرَفَ أَنَّهُ رَبِيئَةٌ لِلْقَوْمِ، فَرَمَاهُ بِسَهْمٍ فَوَضَعَهُ فِيهِ فَنَزَعَهُ حَتَّى رَمَاهُ بِثَلَاثَةِ أَسْهُمٍ، ثُمَّ رَكَعَ وَسَجَدَ، ثُمَّ انْتَبَهَ صَاحِبُهُ، فَلَمَّا عَرِفَ أَنَّهُمْ قَدْ نَذِرُوا بِهِ هَرَبَ، وَلَمَّا رَأَى الْمُهَاجِرِيُّ مَا بِالْأَنْصَارِيِّ مِنَ الدَّمِ، قَالَ: سُبْحَانَ اللَّهِ، أَلَا أَنْبَهْتَنِي أَوَّلَ مَا رَمَى؟ قَالَ: كُنْتَ فِي سُورَةٍ أَقْرَؤُهَا فَلَمْ أُحِبَّ أَنْ أَقْطَعَهَا
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la birlikte Zatu'r-Rika' gazvesine çıktık. (Askerlerden) bir kişi, müşriklerden birinin hanımına temasta bulundu. Kocası da: "Muhammed'in Ashabından kan dökmeden geri dönmeyeceğim" diye yemin etti. Evinden çıkıp Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı takibe koyuldu.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir yerde mola verdi ve:
"Kim bizi (nöbet tutup) koruyacak?" diye sordu. Muhacir ve Ensar' dan birer adam vazifeyi üzerlerine aldılar. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bunlara:
"Şu geçidin girişini tutun (orada bekleyin)!" diye ferman buyurdu.
Bu iki zat, geçidin ağzına gelince Muhacirden olanı yattı. Ensari de namaz kılmaya başladı.
Derken takipçi adam da oraya geldi. (Namazdaki nöbetçinin) silüetini görünce anladı ki, bu askerlerin koruyucusudur, derhal bir ok attı ve ok, eliyle koymuşcasına hedefini buldu. Ensari oku çıkarıp (namazına devam etti). Müşrik (isabet ettiremedim düşüncesiyle atmaya devam etti.) Öyle ki üçüncü okunu da attı. Ensari de (yaraya aldırmadan) aynı şekilde namazına devam etti. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. (Müşrik bunların iki kişi olduğunu görünce) yerinin farkına vardıklarını anladı ve kaçtı.
Muhacirden olan zat, Ensari arkadaşındaki kanı görünce:
"Sübhanallah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?" diye sordu. Arkadaşı:
"Öyle bir sure okuyordum ki, kesmek istemedim" diye cevapladı."

Ebu Davud, Tahara: 78 Hn: 198; İbn Beşkul, Gavamizul Esma Hn: 388.

Abdullah B. Zeyd (radıyallahu anh)'dan:  

#9,648 شُكِيَ إِلَى النَّبِيِّ الرَّجُلُ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ، أَنَّهُ يَجِدُ الشَّيْءَ فِي الصَّلَاةِ، قَالَ: لَا يَنْصَرِفُ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا، أَوْ يَجِدَ رِيحًا
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a, namazda iken hayaline abdesti bozuldu gibi gelen bir adamdan bahsedilmişti. Şöyle ferman buyurdular: "Sesi işitip kokuyu duymadıkça namazı sakın terketmesin."

Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 5100; Buhari, Vudu: 4 Hn: 137, 177; Müslim, Hayz: 26 Hn: 363; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 25, 965; Ebu Avane, Müstahreç 650; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 3098, 3100; İbn Münzir, El Evsat fis Sünne Hn: 28.

Ebu Hureyre radıyallahu anh dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#9,647 إِذَا وَجَدَ أَحَدُكُمْ فِي بَطْنِهِ شَيْئًا، فَأَشْكَلَ عَلَيْهِ، أَخَرَجَ مِنْهُ شَيْءٌ، أَمْ لَا، فَلَا يَخْرُجَنَّ مِنَ الْمَسْجِدِ، حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا، أَوْ يَجِدَ رِيحًا
Biriniz karnında bir şeyler hissetse ve fiilen çıkıp çıkmadığı hususunda  tereddüd içinde kalsa, bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça mescidden çıkmasın."

Müslim, Hayz: 26 Hn: 363; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 24, 28; Ebu Avane, Müstahreç Hn: 741; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 517, 691;

Ebu Said (radıyallahu anh)'dan:

#9,597 أَنّ النَّبِيَّ مَرَّ بِغُلَامٍ وَهُوَ يَسْلُخُ شَاةً، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ : تَنَحَّ حَتَّى أُرِيَكَ، فَأَدْخَلَ يَدَهُ بَيْنَ الْجِلْدِ وَاللَّحْمِ فَدَحَسَ بِهَا حَتَّى تَوَارَتْ إِلَى الْإِبْطِ، ثُمَّ مَضَى فَصَلَّى لِلنَّاسِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir koyunu beceriksizce yüzmekte olan bir köleye uğramıştı. Ona:
"Çekil de sana göstereyim!" dedi. Derhal elini deri ile et arasına soktu. Elini, bütün kolu koltuğa kadar derinin altında kalacak şekilde ilerletti. Sonra gidip abdest almadan halka namaz kıldırdı."

Bir rivayette, "Yani suya değmedi" ziyadesi vardır.

Ebu Davud, Tahara: 72 Hn: 185; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 67. Ebu Dâvûd der ki: Amr, rivayetinde; "abdest almadı" sözünün tefsiri olarak "Yani elini suya sürmedi" ibaresini ziyade etmiştir.

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,729 إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ فِي الْمَسْجِدِ فَوَجَدَ رِيحًا بَيْنَ أَلْيَتَيْهِ فَلَا يَخْرُجْ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ رِيحًا
“Mescidde namaz için bulunan bir kimse, iki kalçası arasından bir hareket sezerse koku ve ses duymadığı sürece abdest almak için mescidden dışarı çıkmasın.”

Tirmizi, Tahara: 56 Hn: 75; Nesai,Tahara: 115; Müslim, Hayz: 26; İbn Münzir, El Evsat fis Sünne Hn: 149. Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Zeyd, Ali b. Talk, Âişe, İbn Abbâs, İbn Mes’ûd ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Alimlerin görüşü şöyledir: “Abdest almak ancak hadesten veya koku ve sesi olan yellenmeden dolayıdır.” Abdullah b. Mübarek şöyle demiştir: “Kişi abdestinin bozulduğundan şüphe ederse yemin edecek kadar kesinkes bilmedikçe abdestini yenilemesi gerekmez.” Kadının önünden yel çıkarsa abdest alması gerekir Şâfii ve İshâk’ın görüşü budur.