Toplam 23,319 Hadis
Konular

Namazı Cem Etme Kategorisi

Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre

#12,631
Resulullah (sailallahu aleyhi vesellem) Medine' de hiçbir korku yokken iki namazı cem etmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2978 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravilerinden Osman b. Halid el-Umevi zayıftır.² 2 Bezzar, (no. 689) demiştir ki: Hadisin rivayetinde, kendisine mütabaat yapılmayan Osman b. Halid teferrüd etmiştir. Buhari, Ebu Ahmed el-Hakim ve Ebu Hatim onun "hadisi münker" biri olduğunu belirtmişlerdir. İbn Adi de "Hadisleri mahfilz değildir" demiştir.

Abdullah b. Mesud (r.a.)'ın bildirdiğine göre

#12,630
Resulullah (sallallahualeyhivesellem) öğle ile ikindi arasını ve akşam ile yatsı arasını cem etmiş,
kendisine bunu nedeni sorulunca da: "Bunu yaphm ki, ümmetim sıkıntı yaşamasın" buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2977 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat ve el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Abdullah b. AbdilkuddCıs'ü İbn Main ve Nesai zayıf görürlerken, İbn Hibban güvenilir kabul etmiştir. Buhari ise "Kendisi dürüsttü; ama zayıf ravilerden rivayette bulunurdu" demiştir. Ben derim ki: Bu hadisi güvenilir biri olan A'meş'ten rivayet etmiştir.ı ı Abdullah b. Abdilkuddüs, A'meş'ten rivayetinde teferrüd etmiş ve hadisi İbn Mesud'un müsnedi yaparak yarulmışhr. Halbuki hadis, Müslim'in Sahih'i ve başka kaynaklarda İbn Abbas'dan nakledilmiştir. Yine hadis mevkuf (sahabiye ait) olduğu halde burada ravi "sıkıntının kaldırılması" gerekçesini Peygamber'e (sallaDalııı aleyhi~ dayandırmışhr. Bkz. es-Silsiletü'z-zaife, no. 1212; el-Mu'cemu'l-keblr, no. 10525.

İbn Abbas (r.a.)'ın naklettiğine göre:

#12,629
Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın) Hayber' de altı ay kaldı. Bu süre içinde öğle ile ikindi namazlarını cem ederek kılardı. Aynı şekilde akşam ile yatsı namazlarını da cem ederek kılardı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2976 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Hafs b. Ömer el-Cüddi hakkında Zehebi hadisi münkerdir demiştir.

Muaz b. Cebel anlatmaktadır:

#12,628
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Tebuk gazvesine çıktık.Öğle ile ikindi namazlarını cem etmeye
başladı; öğle namazını vaktinin sonunda, ikindiyi ise vaktinin başında kılardı. Sonra yola devam edip akşam namazını, şafak kaybolmayacak şekilde vaktinin sonunda, yatsıyı ise şafak kaybolduğu anda, vaktinin
başında kılardı. Tebuk'e yaklaştığında: "Yarın inşallah Tebuk'te konaklayacağız. Bizden önce subaşını kimse kapmasın" buyurdu. Muaz demiştir ki: Suyun yanına ilk varan bendim. Bakhm ki iki adam bizden önce suya varmış. Onlarla birlikte iki kırba doldurduk, su bulandı. Sonra Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) gelince: "Ben sizi, bizden önce suya kimse gitmesin diye bundan menetmedim mi?" buyurdu. Sonra o iki kırbayı istedi ve onları suya/ göle geri boşalttı. Sonra Allah' a dua etti ve su taşh. Sonra da: "Muaz! Eğer ömrün uzun olursa, bütün bu yerlerin bahçelerle dolduğunu görebilirsin" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2975 *Ben derim ki: Hadis farklı ifadelerle Sahih ve başka kaynaklarda da geçmiştir. Bu şekliyle ise Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş ve:

Abdullah b. Yezid el-Ensari, Huzeyme b. Sabit'ten şöyle nakletmiştir:

#12,623
Peygamber (sallallahualeyhivesellem) ile beraber tek kametle (iki namaz) cem edilerek namaz kıldım.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2970 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'del rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Kays b. er-Rabi'yi Şu'be ve Sevri güvenilir kabul ederken bazı kimseler zayıf görmüşlerdir. ¹ el-Mu'cemu'l-kebir, no. 3714.

Hz. Aişe' den nakledildiğine göre

#12,618
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yolculuk sırasında öğle namazını geciktirip ikindi namazını ileri
alırdı (yani, vaktin başında kılardı). Yine, akşam namazını geciktirip yatsıyı ileri alırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2965 *Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup senedinde yer alan Muğire b. Ziyad'ı İbn Main, İbn Adi ve Ebu Zür'a güvenilir kabul ederlerken Buhari ve başkaları zayıf görmüşlerdir.

Muhammed b. Münteşir rahimehullah babasından naklediyor:

#4,279 أَنَّهُ كَانَ فِي مَسْجِدِ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، فَأُقِيمَتِ الصَّلَاة فَجُعِلُوا يُنْتَظَرُونَهُ، فَقَالَ: إِنِّي كُنْتُ أُوتِرُ، قَال: وَسُئِلَ عَبْدُ اللَّهِ: هَلْ بَعْدَ الْأَذَانِ وِتْرٌ؟ قَالَ: نَعَمْ، وَبَعْدَ الْإِقَامَةِ، وَحَدَّثَ عَنِ النَّبِيِّ أَنَّهُ " نَامَ عَنِ الصَّلَاةِ حَتَّى طَلَعَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى
Amr b. Şurahbil’in namaz kıldırdığı mescidde idim; sabah namazı için kamet getirilmiş beni bekliyorlardı. Ben de vitir kılacağımı söyledim. Abdullah’a ezandan sonra vitir kılınır mı? diye sordular. Abdullah: “Evet kametten sonra bile kılınır” dedi ve Rasulullah s.a.v’in şu hadisini nakletti: “Rasulullah s.a.v bir gün güneş doğuncaya kadar uyuyakalmıştı sonra kalktı ve namazını kıldı.” 

Nesai, Mevakit: 51 Hn: 608; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Üsâme b. Zeyd r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,278 وَكَانَ النَّبِيُّ أَرْدَفَهُ مِنْ عَرَفَةَ، فَلَمَّا أَتَى الشِّعْبَ نَزَلَ فَبَالَ وَلَمْ يَقُلْ أَهْرَاقَ الْمَاءَ، قَالَ: فَصَبَبْتُ عَلَيْهِ مِنْ إِدَاوَةٍ، فَتَوَضَّأَ وُضُوءًا خَفِيفًا، فَقُلْتُ لَهُ: الصَّلَاةَ، فَقَالَ: الصَّلَاةُ أَمَامَكَ " فَلَمَّا أَتَى الْمُزْدَلِفَةَ صَلَّى الْمَغْرِبَ، ثُمَّ نَزَعُوا رِحَالَهُمْ، ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاء
Arafat’tan inerken Rasulullah s.a.v’in binitinin arkasında idim. Şib denilen yere gelince küçük abdestini yaptı. Ravi, su ile taharetlendiğini söylemedi. Eline su döktüm hafif bir abdest aldı. Kendisine: “Namaz mı kılacaksın?” dedim. “Namaz ileridedir” buyurdu. Müzdelife’ye gelince akşam namazını kıldı. Ashab yüklerini indirdikten sonra da yatsı namazını kıldı. 

Nesai, Mevakit: 50 Hn: 605; İbn Mâce, Menasik: 59; Dârimi, Menasik: 51 ve diğerleri.

Abdullah b. Mesud r.anhu dedi ki: 

#4,277 مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ جَمَعَ بَيْنَ صَلَاتَيْنِ إِلَّا بِجَمْعٍ وَصَلَّى الصُّبْحَ يَوْمَئِذٍ قَبْلَ وَقْتِهَا
“Rasulullah s.a.v, Müzdelife dışında iki namazı birlikte kıldığını görmedim. O gün, sabah namazını vaktinden önce kılmıştı.” 

Nesai, Mevakit: 49 Hn: 604; İbn Mâce, Menasik: 60; Buhârî, Hac: 93 ve diğerleri.

Said b. Cübeyr r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,276 كُنْتُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ حَيْثُ أَفَاضَ مِنْ عَرَفَاتٍ، " فَلَمَّا أَتَى جَمْعًا جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ "، فَلَمَّا فَرَغَ، قَالَ: فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ فِي هَذَا الْمَكَانِ مِثْلَ هَذَا
Arafat’tan inerken Abdullah b.
Ömer’le beraberdim. Müzdelife’ye gelince, akşam ile yatsıyı birlikte kıldı. Namazını bitirince dedi ki: “Rasulullah s.a.v bu yerde böylece yapmıştı.”

Nesai, Mevakit: 49 Hn: 602-603; İbn Mâce, Menasik: 60; Buhârî, Hac: 93

Ebû Eyyub el Ensarî r.a’den aktarıldığına göre, şöyle demiştir: 

#4,275 صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ بِالْمُزْدَلِفَةِ جَمِيعًا
“Veda haccında Rasulullah s.a.v ile beraber, Müzdelife’de akşam ile yatsıyı beraber kıldım.”

Nesai, Mevakit: 49 Hn: 601; İbn Mâce, Menasik: 60; Buhârî, Hac: 93

Cabir b. Abdullah r.anhu dedi ki:

#4,274 سَارَ رَسُولُ اللَّهِ حَتَّى أَتَى عَرَفَةَ فَوَجَدَ الْقُبَّةَ قَدْ ضُرِبَتْ لَهُ بِنَمِرَةَ، فَنَزَلَ بِهَا حَتَّى إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ أَمَرَ بِالْقَصْوَاءِ فَرُحِلَتْ لَهُ، حَتَّى إِذَا انْتَهَى إِلَى بَطْنِ الْوَادِي خَطَبَ النَّاسَ ثُمَّ أَذَّنَ بِلَالٌ ثُمَّ " أَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ، ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ وَلَمْ يُصَلِّ بَيْنَهُمَا شَيْئًا
“Rasulullah s.a.v, hac’da yürüdü, Arafat’a vardığında kendisi için Nemire denilen yerde hazırlanmış çadırına indi. Güneş tepeden batıya kayınca Kusva isimli devesinin hazırlanmasını emretti.devesine binip Batnı Nahle Vadisine gelince, orada insanlara bir hutbe verdi. Sonra Bilal ezan okudu ve kamet getirdi; öğleyi kılınca tekrar kamet etti ve ikindi namazı da kılındı. Bu iki vakit arasında başka bir namaz kılmadı.

Nesai, Mevakit: 48 Hn: 600; Dârimi, Menasik: 51; Ebû Davud, Menasik: 57

İbn Abbas r.a’den rivâyete göre,

#4,272 أَنّ النَّبِيَّ كَانَ " يُصَلِّي بِالْمَدِينَةِ يَجْمَعُ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ مِنْ غَيْرِ خَوْفٍ وَلَا مَطَرٍ، قِيلَ لَهُ: لِمَ؟ قَالَ: لِئَلَّا يَكُونَ عَلَى أُمَّتِهِ حَرَجٌ
Peygamber s.a.v, Medine’de korkulacak hiçbir şey yokken, yağmur da yağmadığı halde öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birlikte cem ederek kılardı. Niçin böyle kılardı? diyenlere, İbn Abbas: “Ümmetine zorluk  olmaması için” cevabını verdi. Tirmizi der ki: Terkinde ittifak edilip kendisiyle amel edilmeyen mensuh bir hadistir. Sahabe ve tabiin mazeret iki namazın cem edilemeyeceğinde icma vardır.

Nesai, Mevakit: 46 Hn: 598-597; Ebû Davud, Salat: 274; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5 ve diğerleri.

İbn Ömer r.anhu’dan:

#4,271 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ كَانَ " إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ
Rasulullah s.a.v yolculukta hızlı gitmeyi gerektirecek ciddi işleri olduğunda akşam ile yatsıyı birlikte kılarlardı. 

Nesai, Mevakit: 46 Hn:594-595-596; Ebû Davud, Salat: 274; Buhârî, Cihad ve Siyer: 195 ve diğerleri.

Kesir b. Karavenda rahimehullah dedi ki: 

#4,270 سَأَلْنَا سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ الصَّلَاة فِي السِّفْر، فَقُلْنَا: أَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَجْمَعُ بَيْنَ شَيْءٍ مِنَ الصَّلَوَاتِ فِي السَّفَرِ؟ فَقَالَ: لَا، إِلَّا بِجَمْعٍ ثُمَّ أَتَيْتُهُ، فَقَالَ: كَانَتْ عِنْدَهُ صَفِيَّةُ فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ: أَنِّي فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنَ الدُّنْيَا وَأَوَّلِ يَوْمٍ مِنَ الْآخِرَةِ، فَرَكِبَ وَأَنَا مَعَهُ فَأَسْرَعَ السَّيْرَ حَتَّى حَانَتِ الصَّلَاةُ، فَقَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ: الصَّلَاةَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَسَارَ حَتَّى إِذَا كَانَ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ نَزَلَ، فَقَالَ لِلْمُؤَذِّنِ: أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ مِنَ الظُّهْرِ فَأَقِمْ مَكَانَكَ، فَأَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ أَقَامَ مَكَانَهُ فَصَلَّى الْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ رَكِبَ فَأَسْرَعَ السَّيْرَ حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ، فَقَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ: الصَّلَاةَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ: كَفِعْلِكَ الْأَوَّلِ، فَسَارَ حَتَّى إِذَا اشْتَبَكَتِ النُّجُومُ نَزَلَ، فَقَالَ: أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثَلَاثًا، ثُمَّ أَقَامَ مَكَانَهُ فَصَلَّى الْعِشَاءَ الْآخِرَةَ، ثُمَّ سَلَّمَ وَاحِدَةً تِلْقَاءَ وَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمْ أَمْرٌ يَخْشَى فَوْتَهُ فَلْيُصَلِّ هَذِهِ الصَّلَاةَ
“Salim b. Abdullah’a: Baban, Abdullah b. Ömer yolculuklarda namazları cem eder miydi?” diye sorduk. Salim: “Hayır! Sadece Müzdelife’de cem ederdi” dedi. Sonra Salim’in yanına geldim şunları söyledi: Hanımı Safiye, babam Abdullah’a: “Dünya’nın son, ahiretin ilk günündeyim, ölmek üzereyim” diye bir haber göndermişti. Babam devesine bindi bende onunla beraberdim, süratle yol alıyorduk. Namaz vakti daralmıştı, müezzin durumunda olan kimse “Ey Ebu
Abdurrahman! Namaz kılalım” dedi. Fakat babam yoluna devam etti, öğle ile ikindi arası olunca konakladı. Müezzine: “Kamet et” dedi. Müezzin kamet getirdi, öğleyi iki rekat olarak kılıp selam verdikten sonra müezzin yerinden ayrılmadan tekrar kamet getirdi. İkindi namazını da iki rekat olarak kılıp hızlıca yola çıktı. Güneş batınca müezzin yine: “Ey Ebu Abdurrahman! Namaz kılalım”deyince; önceki yaptığın gibi yapacaksın dedi ve yoluna devam etti, akşam karanlığı basıp yıldızlar çoğalınca konakladı. Müezzine: “Kamet et” dedi. Ben namaz kılacak duruma gelince akşam namazının farzının üç rekat olarak kıldı. Müezzin yerinden ayrılmadan tekrar kamet getirdi, yatsı namazının farzını iki rekat kıldı ve ön tarafına tek bir selam vererek bize döndü ve şöyle dedi: Rasulullah s.a.v: “Herhangi biriniz geçip gideceğinden korktuğu bir işi olursa, namazlarını böyle kılsın” buyurdu. NAMAZI CEM ETMEDİĞİNE DELİL

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 593; Ebû Davud, Salat: 274; Buhârî, Cihad ve Siyer: 196 ve diğerleri.

Nafi r.a’den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: 

#4,269 خَرَجْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فِي سَفَرٍ يُرِيدُ أَرْضًا فَأَتَاهُ آتٍ، فَقَالَ: إِنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ أَبِي عُبَيْدٍ لِمَا بِهَا، فَانْظُرْ أَنْ تُدْرِكَهَا، فَخَرَجَ مُسْرِعًا وَمَعَهُ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُسَايِرُهُ وَغَابَتِ الشَّمْسُ فَلَمْ يُصَلِّ الصَّلَاةَ، وَكَانَ عَهْدِي بِهِ وَهُوَ يُحَافِظُ عَلَى الصَّلَاةِ، فَلَمَّا أَبْطَأَ، قُلْتُ: الصَّلَاةَ يَرْحَمُكَ اللَّهُ، فَالْتَفَتَ إِلَيَّ وَمَضَى حَتَّى إِذَا كَانَ فِي آخِرِ الشَّفَقِ نَزَلَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ، ثُمَّ أَقَامَ الْعِشَاءَ وَقَدْ تَوَارَى الشَّفَقُ، فَصَلَّى بِنَا ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا، فَقَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ كَانَ إِذَا عَجِلَ بِهِ السَّيْرُ صَنَعَ هَكَذَا
Abdullah b. Ömer ile beraberdim, kendisine verilen bir araziye gidiyordu. O sırada bir kimse gelerek: “Ebu Ubeyd’in kızı Safiye hastadır acele yetişin” dedi. Bunun üzerine Abdullah hızlıca yola çıktı, yanında Kureyş’ten bir kimse vardı. Güneş battı akşamı kılmadılar halbuki namazlarına karşı çok dikkatli ve duyarlı idiler, ağır davrandıklarını görünce: “Allah sana merhamet etsin namaz kılalım” dedim. Yüzüme baktı ve yoluna devam etti, ufuktaki kızıllık kaybolmak üzere iken konakladı akşamı kıldı sonra kamet getirdi –O sırada ufuktaki kızıllık kaybolmuştu- bize yatsıyı da kıldırdı sonra bize dönüp: “Rasulullah s.a.v yolculukta hızlı gitmesi gerektiğinde böyle yapardı” dedi. 

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 591-592; Ebû Davud, Salat: 274; Buhârî, Cihad ve Siyer: 196 ve diğerleri.

Enes r.anhu'dan: 

#4,268 عَنْ رَسُولِ اللَّهِ أَنَّهُ كَانَ " إِذَا عَجِلَ بِهِ السَّيْرُ يُؤَخِّرُ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ فَيَجْمَعُ بَيْنَهُمَا وَيُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ حَتَّى يَغِيبَ الشَّفَقُ
 “Rasulullah s.a.v yolculukta hızlı gitmesi gerektiğinde öğle namazını geciktirir ikindi vakti girince ikisini bir arada kılardı, yine akşam namazını geciktirir ufuktaki kızıllık kaybolunca yatsıyla birlikte kılardı.” 

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 590; Ebû Davud, Salat: 274; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5 ve diğerleri.

Cabir r.anhu dedi ki: 

#4,267 غَابَتِ الشَّمْسُ وَرَسُولُ اللَّهِ بِمَكَّةَ، فَجَمَعَ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ بِسَرِفَ
“Rasulullah s.a.v, Mekke’de idi. Güneş battı akşam namazını Serif denilen yerde yatsı ile birlikte kıldı.”

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 589; Ebû Davud, Salat: 274; Müsned: 14543 ve diğerleri.

 Salim rahimehullah babasından aktararak diyor ki: 

#4,266 رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ " إِذَا عَجِلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ، يُؤَخِّرُ صَلَاةَ الْمَغْرِبِ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ
“Rasulullah s.a.v yolculukta acele gitmesi gerektiğinde akşam namazını geciktirip yatsı ile beraber kılardı.”

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 588; Buhârî, Mevakît: 20; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5 ve diğerleri.

Kureyşli yaşlı bir kimse olan İsmail b. Abdurrahman anlatıyor:

#4,265 صَحِبْتُ ابْنَ عُمَرَ إِلَى الْحِمَى، فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ هِبْتُ أَنْ أَقُولَ لَهُ الصَّلَاةَ، " فَسَارَ حَتَّى ذَهَبَ بَيَاضُ الْأُفُقِ وَفَحْمَةُ الْعِشَاءِ ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثَلَاثَ رَكَعَاتٍ، ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ عَلَى إِثْرِهَا، ثُمَّ قَالَ: هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَفْعَلُ
İbni Ömer ile: Hima’ya giderken birlikteydim, güneş batınca namaz kılalım diyecektim fakat yoluna devam etti. Ufukta ki beyazlık kaybolup yatsı vaktinin karanlığı ortalığı kaplayınca binitinden indi, akşamı üç rekat arkasından da yatsıyı iki rekat kılarak: “Rasulullah s.a.v’in böyle yaptığını gördüm” dedi.

Nesai, Mevakit: 45 Hn: 587; Buhârî, Mevakît: 20; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5 ve diğerleri.

Kesir b. Karavenda rahimehullah dedi ki: 

#4,264 سَأَلْتُ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ صَلَاةِ أَبِيهِ فِي السَّفَرِ وَسَأَلْنَاهُ: هَلْ كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ شَيْءٍ مِنْ صَلَاتِهِ فِي سَفَرِهِ؟ فَذَكَرَ أَنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ أَبِي عُبَيْدٍ كَانَتْ تَحْتَهُ، فَكَتَبَتْ إِلَيْهِ وَهُوَ فِي زَرَّاعَةٍ لَهُ: أَنِّي فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا وَأَوَّلِ يَوْمٍ مِنَ الْآخِرَةِ فَرَكِبَ، فَأَسْرَعَ السَّيْرَ إِلَيْهَا حَتَّى إِذَا حَانَتْ صَلَاةُ الظُّهْرِ، قال لَهُ الْمُؤَذِّنُ: الصَّلَاةَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَلَمْ يَلْتَفِتْ حَتَّى إِذَا كَانَ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ نَزَلَ، فَقَالَ: أَقِمْ، فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ فَصَلَّى ثُمَّ رَكِبَ حَتَّى إِذَا غَابَتِ الشَّمْسُ، قال لَهُ الْمُؤَذِّنُ: الصَّلَاةَ، فَقَالَ: كَفِعْلِكَ فِي صَلَاةِ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ، ثُمَّ سَارَ حَتَّى إِذَا اشْتَبَكَتِ النُّجُومُ نَزَلَ، ثُمّ قال لِلْمُؤَذِّنِ: أَقِمْ، فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ فَصَلَّى، ثُمَّ انْصَرَفَ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا، فَقَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْأَمْرُ الَّذِي يَخَافُ فَوْتَهُ فَلْيُصَلِّ هَذِهِ الصَّلَاةَ
Salim b. Abdullah’a babasının yolculukta namazları birleştirip birleştirmediğini sordum şunları anlattı: Bir gün babam tarlada ziraatla uğraşırken hanımı Ebu Ubeyd’in kızı Safiye: Dünya’nın son gününde ahiretin ilk günündeyim yani ölmek üzereyim diye yazıyla haber göndermiş. Bu haberi alınca binitine binip hızlıca yola koyuldu, öğle vakti yaklaşmıştı. Müezzin durumunda olan kimse: “Ey Ebu Abdurrahman!” deyince, babam; Müezzini dinlemeyip yoluna devam etti, öğle ile ikindi arası bir vakitte bir yerde konakladı ve Kamet et selam verince tekrar kamet et dedi, öğle ile ikindiyi böylece bir arada kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar yola devam ettik. Müezzin ona namaz kılalım deyince: “Babam öğle ve ikindi namazlarında yaptığın gibi yapacaksın” dedi ve yoluna devam etti, yıldızların hepsi görününceye kadar gitti ve konakladı ve Müezzine kamet et selam verince tekrar kamet et dedi, akşam ve yatsıyı bu şekilde kıldırdıktan sonra bize döndü ve şöyle dedi: Rasulullah s.a.v, “Her hangi birinizin acil bir işi olur da vaktin geçmesi korkusu olursa namazlarını böylece cem ederek bir arada kılsın”  buyurdular. 

Nesai, Mevakit: 43 Hn: 584; Ebû Davud, Salat: 272; Buhârî, Cihad ve Siyer: 196 ve diğerleri.

Muaz b. Cebel r.anhu haber verdi:

#4,263 أَنَّهُمْ خَرَجُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ عَامَ تَبُوكَ، فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ " يَجْمَعُ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ، فَأَخَّرَ الصَّلَاةَ يَوْمًا، ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا، ثُمَّ دَخَلَ، ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ
Tebük savaşı senesinde Rasulullah s.a.v ile birlikte yola çıkmıştık. Rasulullah s.a.v öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir araya getirerek kılardı. Bir gün öğleyi geciktirdi ve ikindiyle birlikte kıldı. Daha sonra yolculuğa devam edip bir süre gittikten sonra akşam ile yatsıyı da birlikte kıldı. 

Nesai, Mevakit: 42 Hn: 583; Buhârî, Taksirüs Salat: 14; Dârimi, Salat: 182

Enes b. Malik r.anhu dedi ki: 

#4,262 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ " إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزِيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا، فَإِنْ زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحِلَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَكِبَ
“Rasulullah s.a.v güneş batıya kaymadan önce yolculuğa çıkarsa, öğle namazını ikindi namazı vaktine kadar geciktirir sonra konakladığı yerde ikisini birlikte aynı vakitte kılardı. Eğer hareketetmeden önce vakit girmişse öğleyi kılıp sonra yola çıkardı.”

Nesai, Mevakit: 42 Hn: 582; Dârimi, Salat: 182; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5 ve diğerleri.