Toplam 23,487 Hadis
Konular

Teyemmüm Kategorisi

Hakim b. Muaviye, amcasından şu sözünü nakletmiştir:

#11,309
Dedim ki: "Ya Resülallah! Ben bir ay sudan uzak oluyorum. Bu süre içinde ailem de yanımda bulunuyor. Onunla cinsel ilişkiye girebilir miyim?" "Evet" buyurdu. Ben: "Ya Resülallah! Bazen aylarca su bulamadığım oluyor?" deyince, "İstersen üç yıl su bulama" karşılığını verdi.
AÇIKLAMA: Bu durumlarda buluncaya kadara teyemmüm edilir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1421 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-keblr'de rivayet etmiş olup senedi hasendir.

Ebu Hureyre bildiriyor:

#11,294
Bir bedevi Hz. Peygamber'e (sallallahualeyhi vesellem) gelerek "Ya Resulallah, ben dört veya beş ay boyunca çölde oluyorum. Aramızda loğusa ve hayızlı kadınlar, cünüp erkekler bulunuyor. Ne buyurursunuz?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Topraktan yararlanın" buyurdu.1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1407 *Hadisi Ahmed b. Hanbel, Ebu Ya'la ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup çoğunluk, senedinde ismi geçen Müsenna b. es-Sabbah'ın zayıf olduğu görüşündedir. Fakat Abbas, İbn Main'den onu güvenilir kabul eden bir görüş nakletmiştir. Muaviye b. Salih ise İbn Main'in onun hakkında:

Nafi rahimehullah'dan dedi ki): 

#9,690 أَنَّهُ أَقْبَلَ هُوَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ مِنَ الْجُرُفِ حَتَّى إِذَا كَانَا بِالْمِرْبَدِ نَزَلَ عَبْدُ اللَّهِ فَتَيَمَّمَ صَعِيدًا طَيِّبًا، فَمَسَحَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ ثُمَّ صَلَّى
"Ben ve İbnu Ömer (radıyallahu anhüma), Curuf nam  mevkiden  beraber dönüyorduk. Mirbed'e gelince Abdullah devesinden inip, temiz toprakla teyemmüm yaptı, yüzüne dirseklerine kadar ellerine meshetti, sonra namaz kıldı."

Diğer rivayette ise:
َنَّ ابْنَ عُمَرَ كَانَ يَتَيَمَّمُ بِمَرْبَدِ النَّعَمِ، وَصَلَّى وَهُوَ عَلَى ثَلاثَةِ أَمْيَالٍ مِنَ الْمَدِينَةِ، ثُمَّ دَخَلَ الْمَدِينَةَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ فَلَمْ يُعِدْ
"Curuf nam mevkideki tarlasından dönüyordu. Mirbedu'n-Ne'am (denen deve ağılından) geçerken namaz vakti girdi. Hemen teyemmüm edip namazını kıldı. Sonra Medine'ye döndüğünde güneş henüz yüksekteydi (ve namazın vakti çıkmamıştı). Ama ilkindi namazını iade etmedi." Şafi, El Um Hn: 75, 2016; Abdurrezzak, Musannef Hn: 884; Darekutni, Sünen Hn: 707; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 981; 1018 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 439; Hatip Tarihi Bağdat Hn: 629; İbn Hazm, Muhalla Hn: 244.
Beyhaki Sünenil Kübra da diyor ki: Şafi dedi ki: (hadiste geçen) Curuf mevki medineye yakın bir yerdir. Yine der ki: Hadis müsned olarakta rivayeti vardır lakin mahfuz dedildir.

Malik, Muvatta, Tahara: 24 Hn: 120; İmam Muhammed, Muvatta Hn: 71; Şafi, El Um Hn: 2015; Tahavi, Şerhu Menail Eser Hn: 413 ve Ahkamul, Kuranul Kerim Hn: 116; Ebu Musab Zühri Muvatta Hn: 153; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 919 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 412, 414

Amr b. As (radıyallahu anh) dedi ki: 

#9,688 احْتَلَمْتُ فِي لَيْلَةٍ بَارِدَةٍ فِي غَزْوَةِ ذَاتِ السُّلَاسِلِ فَأَشْفَقْتُ إِنِ اغْتَسَلْتُ أَنْ أَهْلِكَ، فَتَيَمَّمْتُ ثُمَّ صَلَّيْتُ بِأَصْحَابِي الصُّبْحَ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ فَقَالَ: يَا عَمْرُو، صَلَّيْتَ بِأَصْحَابِكَ وَأَنْتَ جُنُبٌ؟ فَأَخْبَرْتُهُ بِالَّذِي مَنَعَنِي مِنَ الِاغْتِسَالِ، وَقُلْتُ: إِنِّي سَمِعْتُ اللَّهَ، يَقُولُ:ف وَلا تَقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًاق، فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ وَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا
"Zatu's-Selasil Gazvesi'nde, soğuk bir gecede ihtilam oldum. Yıkandığım taktirde helak olacağımdan korktum. Böylece teyemmüm yapıp, arkadaşlarıma sabah namazını kıldırdım.

Bu hadiseyi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a anlattılar. Bana:

"Ey Amr! Sen cünüb olduğun halde arkadaşlarına namaz mı kıldırdın?" diye sordu. Ben de yıkanmama mani olan durumu haber verdim ve dedim ki:

"Ben Allah'ın şöyle söylediğini işittim: "Kendinizi öldürmeyin, Allah sizlere karşı rahimdir" (Nisa 29).

Resulullah (aleyhissalatu vesselam) güldüler ve hiçbir şey söylemediler."

Ebu Davud, Tahara: 124 Hn: 344; Hakim, Müstedrek Hn: 586; Darekutni, Sünen Hn: 670; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 988; İbn Şahin, Nasihul Hadis ve Mensuhuhu Hn: 135; İbn Münzir, Tefsiril Kuran Hn: 1644; El Vasıt fi Tefsiri Kuranil Mecid Hn: 207; İbn Münzir, El Evsat fil Sünen vel İcma vel İhtilah Hn: 528; İbn Hacer, Taliki Talik Hn: 137 ve diğerleri.

İbn Abbas (radıyallahu anhüma) dedi ki: 

#9,687 أَصَابَ رَجُلًا جُرْحٌ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ثُمَّ احْتَلَمَ، فَأُمِرَ بِالِاغْتِسَالِ فَاغْتَسَلَ فَمَاتَ، فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ: قَتَلُوهُ قَتَلَهُمُ اللَّهُ، أَلَمْ يَكُنْ شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالَ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamanında bir adam yaralanmış, sonra da ihtilam olmuştu. Kendisine yıkanması emredildi. Adam yıkandı ve öldü. Onun haberi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ulaşmıştı. (Öfke ile) şunları söyledi:
"Onu öldürmüşler, Allah da onların canını alsın! Madem bilmiyorlardı, niye sormadılar? Bilgisizliğin şifası sualdir. Ona, teyemmüm yeterliydi. Yarasına bir bez sarılmalı ve üzerinden meshedilmeli, sonra da bedeninin geri kalan kısmı yıkanmalıydı."

Ebu Davud, Tahara: 125 Hn: 337; Darimi, Sünen Hn: 752; Ahmed, Müsned Hn: 3048; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 276; İbn Hibban, Sahih Hn: 1314; Hakim, Müstedrek Hn: 540, 587, 588; Darekutni, Sünen Hn: 720, 723Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 991, 992; Ebu Yala, Müsned Hn: 2420; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 11472; İbn Dahim, Kavaid Hn: 112;

Cabir (b. Abdullah) radıyallahu anh dedi ki:

#9,686 خَرَجْنَا فِي سَفَرٍ فَأَصَابَ رَجُلًا مِنَّا حَجَرٌ فَشَجَّهُ فِي رَأْسِهِ ثُمَّ احْتَلَمَ، فَسَأَلَ أَصْحَابَهُ، فَقَالَ: هَلْ تَجِدُونَ لِي رُخْصَةً فِي التَّيَمُّمِ؟ فَقَالُوا: مَا نَجِدُ لَكَ رُخْصَةً وَأَنْتَ تَقْدِرُ عَلَى الْمَاءِ، فَاغْتَسَلَ فَمَاتَ. فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ أُخْبِرَ بِذَلِكَ، فَقَالَ: " قَتَلُوهُ قَتَلَهُمُ اللَّهُ، أَلَا سَأَلُوا إِذْ لَمْ يَعْلَمُوا، فَإِنَّمَا شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالُ، إِنَّمَا كَانَ يَكْفِيهِ أَنْ يَتَيَمَّمَ وَيَعْصِرَ أَوْ يَعْصِبَ شَكَّ مُوسَى عَلَى جُرْحِهِ خِرْقَةً ثُمَّ يَمْسَحَ عَلَيْهَا وَيَغْسِلَ سَائِرَ جَسَدِهِ
Bir sefere çıkmıştık, bizden bir adama taş değdi ve başını yardı. Sonra bu zat ihtüam oldu. Arkadaşlarına:
Benim teyemmüm etmeme ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.
Sen suyu kullanabilirsin, sana (teyemmüm için) ruhsat bulmu­yoruz dediler.
Adam yıkandı akabinde de öldü. Peygamber (s.a.)ın huzuruna geldiğimizde bu hadise (kendisine) haber verildi. Bunun üzerine Efen­dimiz (s.a.):
"(Fetvayı verenler) onu Öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Bilmediklerini sorsalardı ya! Cehaletin ilacı ancak sormaktır. Onun teyemmüm etmesi, yarasının üzerine bir bez bağlayıp sonra üzeri­ne meshetmesi ve vücudunun geri kalan kısmım da yıkaması ona ye­terdi, diye buyurdu.

Ebu Davud, Tahara: 125Hn 336; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 993, 995 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 445; Şerhus Sünne Hn: 313.

İbn Abbas r.a'dan: Ammar b. Yasir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,682 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ عَرَّسَ بِأَوَّلَاتِ الْجَيْشِ وَمَعَهُ عَائِشَةُ، فَانْقَطَعَ عِقْدٌ لَهَا مِنْ جَزْعِ ظَفَارِ، فَحُبِسَ النَّاسُ ابْتِغَاءَ عِقْدِهَا ذَلِكَ حَتَّى أَضَاءَ الْفَجْرُ وَلَيْسَ مَعَ النَّاسِ مَاءٌ، فَتَغَيَّظَ عَلَيْهَا أَبُو بَكْرٍ، وَقَالَ: حَبَسْتِ النَّاسَ وَلَيْسَ مَعَهُمْ مَاءٌ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى عَلَى رَسُولِهِ رُخْصَةَ التَّطَهُّرِ بِالصَّعِيدِ الطَّيِّبِ، فَقَامَ الْمُسْلِمُونَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ فَضَرَبُوا بِأَيْدِيهِمْ إِلَى الْأَرْضِ ثُمَّ رَفَعُوا أَيْدِيَهُمْ وَلَمْ يَقْبِضُوا مِنَ التُّرَابِ شَيْئًا فَمَسَحُوا بِهَا وُجُوهَهُمْ وَأَيْدِيَهُمْ إِلَى الْمَنَاكِبِ، وَمِنْ بِطُونِ أَيْدِيهِمْ إِلَى الْآبَاطِ
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), beraberinde Hz. Aişe'nin de bulunduğu bir seferinde, Ûlat'ul-Ceyş nam mevkide geceleyin istirahat molası vermişti. Bu esnada Hz.Âişe (radıyallahu anha)'nin Yemen boncuğundan mamul kolyesi koptu. Bunun aranması, askerleri yolundan alıkoydu ve sabah aydınlığı girdi. İnsanların yanında su yoktu. Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh) Âişe'ye kızdı ve hatta:
"Herkesi yolundan alıkoydun, yanlarında su da yok!" diye çıkıştı. Derken Allah Teala Hazretleri, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a, temiz toprakla temizlenme ruhsatını indirdi.
Bunun üzerine müslümanlar, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la kalkıp ellerini kaldırdılar. Topraktan hiçbir şey almadılar, yüzlerini ve omuzlarına kadar ellerini meshettiler. Ellerinin içlerinden de koltuk altlarına kadar meshettiler."
Ebu Davud şu ziyadede bulunmuştur: "Bir hadiste İbnu Şihab der ki: "Âlimler bu hadise itibar etmediler." Ebu Davud der ki: "Hadisi, İbnu İshak da böyle rivayet etti ve rivayette İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'dan onun "iki vuruş zikrettiğini" kaydetti."
Nesai'nin bir rivayetinde "Topraktan hiçbir şey  çırpmadılar" denmiştir.

Ebu Davud, Tahara: 120 Hn: 320; Ahmed, Müsned Hn: 17858; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 927 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 422; Müsnedi Şaşi Hn: 1024; İbn Abdilber, Temhid Hn: 3401, 3410Arafi, Tarihi Nesrib Hn: 161.

İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, kendisine teyemmüm hakkında soruldu da cevaben dedi ki:

#3,700 إِنَّ اللَّهَ قَالَ فِي كِتَابِهِ حِينَ ذَكَرَ الْوُضُوءَ:ف فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِق، وَقَالَ فِي التَّيَمُّمِ:ف فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْق، وَقَالَ:ف وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَاق، فَكَانَتِ السُّنَّةُ فِي الْقَطْعِ الْكَفَّيْنِ، إِنَّمَا هُوَ الْوَجْهُ وَالْكَفَّانِ " يَعْنِي التَّيَمُّمَ
Allah kitabında abdestten bahsederken, “Yüzlerinizi, dirseklerinize kadar kollarınızı yıkayın” buyurdu. Teyemmüm konusunda da: “Yüz ve ellerinizi meshedin” buyurdu. Hırsızlık eden konusunda da: “Hırsızlık eden erkek ve kadının ellerini kesin” buyurmaktadır. Peygamber (s.a.v.)’in el kesmedeki sünneti “ellerin bilekten kesilmesi” şeklindedir. Teyemmümde ise “iki el ve yüz” meshedilir.

Tirmizi, Tahara: 110 Hn: 145; Tirmîzî rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Bu hadis hasen garip sahihtir.

Ammâr b. Yâsir (r.a.)’den rivâyete göre:

#3,698 أَنّ النَّبِيَّ " أَمَرَهُ بِالتَّيَمُّمِ لِلْوَجْهِ وَالْكَفَّيْنِ
“Rasulullah (s.a.v.) kendisine teyemmüm etmesi için emretmiş ve teyemmüm yüz ve iki ele toprakla meshetmekten ibarettir” demiştir.

Tirmizi, Tahara: 110 Hn: 144; Buhârî, Teyemmüm: 1; Nesâî, Teyemmüm: 26  Bu konuda Âişe ve İbn Abbâs’tan da rivâyet vardır. Tirmîzî: Ammâr hadisi hasen sahihtir. Ammâr’dan başka yollarla da bu hadis rivâyet edilmiştir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından pek çok kimsenin görüşü budur. Ali, Ammâr, İbn Abbâs gibi yine tabiinden de pek çok kişi de Şa’bi, Atâ, Mekhul de aynı görüşte olup “Teyemmüm eller ve yüz için toprağa vurmaktan ibarettir” demektedirler. Ahmed ve İshâk bunlardandır. İbn Ömer, Câbir, İbrahim ve Hasan ve bazı ilim adamları “Teyemmüm yüz ve elleri meshetmek için birer vuruştan ibarettir.” Sûfyân es Sevrî, Mâlik, İbn’ül Mübarek ve Şâfii de aynı görüştedir. Ammâr’ın yüz ve eller için teyemmüm hadisi birkaç yönden daha rivâyet edilmiştir. Ammâr’dan şöyle dediği de rivâyet edilmektedir, “Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte iken omuzlara ve koltuklara kadar meshetmeyi ulaştırırdık.” Bazı hadisçiler Ammâr’dan; “Koltuklar ve omuzlar” hadisi rivâyet edilince: “Yüz ve eller” hadisinin zayıf olduğu kaydedilmiştir. İshâk b. İbrahim b. Mahled el Haznelî diyor ki: Teyemmüm “yüz ve ellerin meshedilmesinden ibarettir” şeklindeki Ammâr’ın hadisi hasen sahihtir. “Omuzlar ve koltuk altlarına kadar” hadisi bir önceki hadise ters değildir. Çünkü Ammâr teyemmüm hadisinde omuzlara ve koltuklara kadar Rasûlullah (s.a.v.) emretti demiyor. Biz öylece yaptık diyor. Sonunda Rasûlullah (s.a.v.)’e sorunca O da yüz ve elleri meshetmeyi emretmiş O da sonunda bu şekilde karar kılmıştır. Tirmîzî: Ebû Zur’a Ubeydullah b. Abdilkerim’in şöyle dediğini işittim diyor: Basra’da hafızası kuvvetli olan şu üç kişiden başkasını görmedim. Ali b. el Medinî, İbnüş Şazekûnî ve Amr b. Ali El Fellas. Ebû Zur’a diyor ki: Affân b. Müslim Amr b. Ali El Fellas’tan hadis rivâyet etmiştir.