Toplam 26,814 Hadis
Konular

İrtidad (dinden dönme) ve Yol Kesme Hadd Kategorisi

Zeyd b Eslem (rahimullahın rivayetine göre Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurmuş:

#8,396 مَنْ غَيَّرَ دِينَهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَهُ
"Dinini değiştirenin boynunu vurun."

Malik, Muvatta Akdiye Hn: 1444; Şafii, El Um Hn: 454; Darimi, Reddi ala Cehmiyye Hn: 392; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 15465 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 5019; Ebu Musab Zühri, Muvatta Hn: 2987, Ğaraibu Malik b. Enes Hn: 93 ve diğeleri. Hadis Munkatı ve ravi sayısı açısından haberi vahittir. Hadisi İmam Malik rivayet ettikten sonra şu açıklamayı sunar: "Bu hadisin mânası şudur: "Her kim İslâm'dan çıkarak zındıklık ve benzeri bir dine girecek olursa, kendisine galebe çalındığı takdirde öldürülür. Öyle birine tevbe teklif edilmez. Zîra gerçekten tevbe edip etmediği bilinemez. Çünkü bunlar (galebeden önce) küfürlerini gizleyip, Müslüman olduklarını ilan ediyorlardı. Ben, böylelerinin küfrü, delille sübut bulduğu takdirde tevbe etmeye çağırılmalarını uygun bulmam, (tevbe etse de kabul edilmemeli)." Devamla der ki: "Bizim nezdimizde, esas olan şudur: "Bir kimse irtidad ederse tevbeye çağırılır, (kendisine galebe çalınmazdan önce) tevbe ederse (hayatı bağışlanır), aksi takdirde öldürülür."

Enes (r.a.)’den rivâyet edilmiştir:

#2,726 أَنَّ رَهْطًا مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ فَاجْتَوَوْا الْمَدِينَةَ، فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْغِنَا رِسْلًا، قَالَ: " مَا أَجِدُ لَكُمْ إِلَّا أَنْ تَلْحَقُوا بِالذَّوْدِ فَانْطَلَقُوا، فَشَرِبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا، وَأَلْبَانِهَا حَتَّى صَحُّوا وَسَمِنُوا، وَقَتَلُوا الرَّاعِيَ، وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ، وَكَفَرُوا بَعْدَ إِسْلَامِهِمْ، فَأَتَى الصَّرِيخُ النَّبِيَّ فَبَعَثَ الطَّلَبَ فَمَا تَرَجَّلَ النَّهَارُ حَتَّى أُتِيَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ، ثُمَّ أَمَرَ بِمَسَامِيرَ فَأُحْمِيَتْ، فَكَحَلَهُمْ بِهَا، وَطَرَحَهُمْ بِالْحَرَّةِ يَسْتَسْقُونَ فَمَا يُسْقَوْنَ حَتَّى مَاتُوا "، قَالَ أَبُو قِلَابَةَ: قَتَلُوا وَسَرَقُوا وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَسَعَوْا فِي الْأَرْضِ فَسَادًا
“Ureyne kabilesinden bazı kimseler Medine’ye gelmişlerdi, çölde yaşamaya alışık oldukları için Medine’nin havasına alışamadılar. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), zekat develerini çobanıyla beraber onlara verdi ve dedi ki: “Bu develerle Medine dışına gidin, onların süt ve idrarlarından için.” Onlarda oraya gidip Rasulullah (s.a.v.)’in çobanını öldürdüler develeri de beraberlerinde alıp, İslam dininden döndüler. Sonra yakalanıp Rasulullah (s.a.v.)’e getirildiler ceza olarak elleri ve ayakları çaprazlama kesildi, gözleri oyuldu ve Hare denilen bir bölgeye bırakılıp ölüme terk edildiler. Hadisin ravisi Enes der ki: “Onlardan kiminin susuzluktan ağızlarıyla yeri tırmalar şekilde ölüp gittiklerini görmüştüm.” Böyle rivayet etmiştir. Hammad, hadisin son bölümünü, “Onlardan kimisi susuzluktan ağızlarıyla yeri tırmaladılar” demiştir.
Gözleri neden oyuldu?
Enes (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
إِنَّمَا سَمَلَ النَّبِيُّ K أَعْيُنَهُمْ، لِأَنَّهُمْ سَمَلُوا أَعْيُنَ الرُّعَاةِ
“Rasulullah (s.a.v.)’in onların gözlerini oymasının tek sebebi onların da çobanın gözünü oymalarından dolayıdır.” Kaynak: Tirmizi, Tahara: 55 Hn: 73; Buhari, Vudu: 70; Nesai, Tahara: 191  Tirmizi: Bu hadis garibtir. Bu ihtiyar, Yahya b. Gaylan’dan başkasının Yezid b. Zürey’den rivayetini bilmiyoruz. Maide süresinin 45. ayeti gereği: “Yaralamalarda kısas vardır” gerçeği böylece ortaya konmuş oldu. İbn Sirin’in, şöyle dediği rivayet edilir: “Rasulullah (s.a.v.)’in o kimselere bu cezayı uygulaması her konuda cezaların indirilmesinden önce gerçekleşmiştir.”
Ebu Kılabe rahimullah dedi ki: Onlar (Çobanı) öldürerek ve hırsızlık yaparak yeryüzünde fitne çıkararak Allah ve Rasülüne harb ilan etmiş oldular.

Buhari, Sahih Hn: 3018; Tirmizi, Tahara: 55 Hn: 72; İbn Mâce, Hudûd: 20; Nesâî, Tahara: Hn: 305 ve 4032 ve Süneni Kübra Hn: 3481; Ahmed, Müsned Hn: 12326; İbn Hibban, Sahih Hn: 1388 ve 4472; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 3608 ve Ebu Yala, Müsned Hn: 3170 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Enes’den başka yollarla da rivâyet edilmiştir. İlim sahiplerinin çoğunluğu bu görüşte olup eti yenen hayvanların idrarında bir sakınca görmezler.

İbn Abbâs (r.a.) dedi ki:

#2,689 كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ يَكْتُبُ لِرَسُولِ اللَّهِ فَأَزَلَّهُ الشَّيْطَانُ فَلَحِقَ بِالْكُفَّارِ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ أَنْ يُقْتَلَ يَوْمَ الْفَتْحِ، فَاسْتَجَارَ لَهُ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ فَأَجَارَهُ رَسُولُ اللَّهِ
Abdullah b Sad İbni Ebis-Serh Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e katiplik yapıyordu. Şeytan ayağını kaydırdı; adam irtidad ederek kafirlere sığındı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Ancak, Hz. Osman (radıyallahu anh) onu himayesi altına aldı. Resulullah da bu himayeyi tanıdı."

Ebu Dâvud, Hudud 1 Hn: 4358; Nesâî, Tahrimud-Dem 15 Hn: 4069; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 15473; İbn Abdilber Temhid Hn: 883; Ehadisil Muhtarah Hn: 4469; Taberi Camiul Beyan an Tevili Eyil Kuran Hn: 20082.