Toplam 18,354 Hadis
Konular

Yalan Kategorisi

Esma binti Yezid anlatmaktadır:

#11,203
"Ya Resülallah! Bizden biri içinin çektiği bir şey için İçimçekmiyor derse, bu yalan sayılır mı?" diye sordum. Buyurdular ki: "Muhakkak ki yalan, yalan olarak yazılır. Hatta yalancık bile yalancık olarak yazılır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 1 Hn: 611 *Bunu Ahmed b. Hanbel ve el-Mu'cemu'l-kebir'de uzun bir hadis içinde Taberani rivayet etmiş olup senedinde EbCı Şeddad'ın Mücahid'den nakli söz konusudur ki, Lisanu'l-Mfzfin'da İbn Hacer:

Mücahid merhum anlatıyor: 

#9,803 وعن مُجَاهد قال: ]جَاءَ بُشَيْرٌ الْعَدَوِيُّ الى ابنِ عَبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما فَجَعَلَ يُحَدِّثُ وَيَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللّهِ #، وَجَعَلَ ابْنُ عَبّاسٍ َ يَأذُنُ لِحَدِيثِهِ وََ يَنْظُرُ إلَيْهِ. فَقَالَ لَهُ بُشَيْرٌ: مَالِي أرَاكَ َ تَسْمَعُ لِحَدِيثِي، أُحَدِّثُكَ عَنْ رَسُولِ اللّهِ # وََ تَسْمَعُ. فقَالَ ابْنُ عَبّاسٍ: إنَّا كُنَّا مَرَّةً إذَا سَمِعْنَا رَجًُ يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللّهِ # اِبْتَدَرَتْهُ أبْصَارُنَا وَأصْغَيْنَا إلَيْهِ بِأسْمَاعِنَا. فَلَمَّا رَكِبَ النّاسُ الصَّعْبَةَ وَالذَّلُولَ لَمْ نَأخُذْ مِنَ النّاسِ إَّ مَا نَعْرِفُ[. أخرجه مسلم.»َ يَأذَنُ« أي  يستمع.و»الصَّعْبَةُ وَالذَّلُولُ« شدائد ا‘مور وضدها، والمراد ترك المباة با‘مور وا“حتراز في القول والفعل .
"Büşeyr el-Adevi, Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'ya gelip: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki..." diyerek birşeyler anlatmaya kalktı. Ancak İbnu Abbas onu konuşmaya bırakmadı  ve kendisine iltifat etmedi. Büşeyr: "Sözlerimi niye dinlemiyorsunuz? Ben size Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan anlatıyorum, hiç tınmıyorsunuz, niçin?" diye sordu. İbnu Abbas ona şu cevabı verdi: "Biz vaktiyle, bir kimsenin "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki" dediğini işitince, gözlerimizi ona çevirip kulaklarımızı da dinlemek üzere uzatıyorduk. Ne zaman ki, insanlar hadis rivayetinde laubalileştiler, biz de onlardan ancak bildiklerimizi almaya başladık." 

[Müslim, Mukaddime 7, (7).]

İbnu'z-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: 

#9,802 وعن ابنِ الزُّبَيْر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قُلْتُ ‘بِي مَالِي َ أسْمَعُكَ تُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللّهِ # كَمَا يُحَدِّثُ فَُنٌ وَفَُنٌ؟ فَقَالَ: أمَا إنِّي لَمْ أُفَارِقْهُ مُنْذَ أسْلَمْتُ وَلَكِنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ: مَنْ كَذَبَ عَليّ مُتَعَمِّداً فَلْيَتَبَوَّأ مَقْعَدَهُ مِنَ النّارِ[. أخرجه البخاري وأبو داود.»التَّبَوُّأْ« اتخاذ المنزل .
Babama dedim ki: "Ben niye senin Resulullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum. Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi: "Evet ben, Müslüman olduğum günden beri Aleyhissalatu vesselam'ı hiç terketmedim. Hep beraber olduk. Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim: "Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın." 

[Buhârî, İlm 38, Ebu Davud, İlm 4, (3651).]

Safvan İbnu Süleym ez-Zührî (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,801 وعن صفوان بن سليم الزهرى رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَجًُ قَالَ: يَا رَسُولَ اللّهِ أكْذِبُ امْرَأتِى. فقَالَ #: َ خَيْرَ في الْكَذِبِ. قَالَ: فأعِدُهَا وَأقُولُ لَهَا؟ قَالَ #: َ جُنَاحَ عَلَيْكَ[. أخرجه مالك .
"Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Ben karıma yalan söyleyeyim mi?" demişti. Aleyhissalatu vesselam : "Yalanda hayır yoktur!" buyurdular. Adam: "Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz?" diye tekrar sordu: Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse sana bir vebal yok!" buyurdular."

[Muvatta, Kelam 18, (2, 990).]

İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,800 وعن ابن مسعودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]إنَّ الشَّيْطَانَ لَيَتَمَثَّلُ في صُورةِ الرَّجُلِ فَيأتِي الْقَوْمَ فَيُحَدِّثُهُمْ الْكَذِبَ، فَيَتَفَرَّقُونَ. فَيَقُولُ الْرَّجُلُ مِنْهُمْ: سَمِعْتُ رَجًُ أعْرِفُ وَجْهَهُ وََ أعْرِفُ اسْمَهُ يُحَدِّثُ كَذَا وَكذَا[. أخرجه مسلم .
"Şeytan insan suretinde temessül eder ve bir cemaate gelerek onlara yalan şeyler söyler. Bir müddet sonra cemaattakiler dağılırlar. Onlardan biri: "Bir adam dinledim, yüzünü de tanırım ama ismini bilmiyorum. Şöyle şöyle söylemişti" diyerek  (onun yalanını bilmeden tekrar eder)" 

[Müslim, Mukaddime 7. hadisin arkasında).]

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,799 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: يَكُونُ في آخِرِ أُمَّتِي أُنَاسٌ دَجَّالُونَ كَذَّابُونَ يُحَدِّثُونَكُمْ بِمَا لَمْ تَسْمَعُوا أنْتُمْ وََ آبَاؤُكُمْ فإيَّاكُمْ وَإيَّاهُمْ. َ يُضِلُّونَكُمْ وََ يَفْتِنُونَكُمْ[. أخرجه مسلم.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ümmetimin sonunda yalancı deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"

[Müslim, Mukaddime 6, (6).]

Abdullah İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,798 وعن عبداللّهِ بن عامر قال: ]دَعَتْنِي أُمِّي يَوْماً وَرَسُولُ اللّهِ # قَاعِدٌ في بَيْتِنَا. فَقَالَتْ: هَا تَعَالَ أُعْطِيكَ. فقَالَ لَهَا #: مَا أرَدْتِ أنْ تُعْطِيهِ. قَالَتْ: أرَدْتُ أنْ أُعْطِيَهُ تَمْراً. فقَالَ لَهَا: أمَا إنَّكِ لَوْ لَمْ تُعْطِيهِ شَيْئاً كُتِبَتْ عَلَيْكِ كَذْبَة[. أخرجه أبو داود .
"Bir gün, Resulullah (aleyhissalatu vesselam), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve: "Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme: "Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sordu. "Ona bir hurma  vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular." 

[Ebu Davud, Edeb 88, (4991).]

Esma (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#9,797  وعن أسْمَاءَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]أنَّ امْرَأةً قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللّهِ إنَّ لي ضَرَّةً، فَهَلْ عَليَّ مِنْ جُنَاحٍ إنْ تَشَبَّعْتُ مِنْ زَوْجِي غَيْرَ الّذِي يُعْطِينِي؟ فَقَالَ: الْمُتَشَبِّعُ بِمَا لَمْ يُعْطَ كََبِسِ ثَوبَىْ زُورٍ[. أخرجه الخمسة إ الترمذي .
"Bir  kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Benim bir kumam var. Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Verilmeyenle karnını  doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki alan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi."

[Buhârî, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997).]

İmam Malik'e ulaştığına göre, 

#9,796 وعن مالكٍ أنّهُ بلغهُ أن ابن مَسعودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]َ يَزَالُ الْعَبْدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرّى الْكَذِبَ فَيُنْكَتُ في قَلْبِهِ نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ حَتّى يَسْوَدَّ قَلْبُهُ فَيُكْتَبُ عِنْدَاللّهِ مِنَ الْكَذَّابِينَ[.»التَّحرِّي« القصد .
İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir."

[Muvatta, Kelam 18, (2, 990).]

Safvan İbnu Süleym (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,795 عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ: أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال: َ[. أخرجه مالك .
"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."

[Muvatta, Kelam 19, (2, 990).]

İbn Ömer r.a'den: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#719 إِذَا كَذَبَ الْعَبْدُ تَبَاعَدَ عَنْهُ الْمَلَكُ مِيلًا مِنْ نَتْنِ مَا جَاءَ بِهِ
“Bir kul yalan söylediğinde söylediği yalanın meydana getirdiği fena kokudan dolayı melek kendisinden bir mil uzaklaşır.” Yahya dedi ki: Abdurrahman b. Harun bu hadisi tasdik eder “Evet doğrudur” dedi.

Tirmizi, Birr ve Sıla 46 Hn: 1972; ž Taberani, Mucemül Evsat Hn: 7398; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 12210; Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Abdurrahim b. Harun bu hadisi rivayette tek başına kalmıştır.

Enes r.a., Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu bildiriyor:

#110 تَقَبَّلُوا لِي سِتًّا، أَتَقَبَّلْ لَكُمُ الْجَنَّةَ "، قِيلَ: مَا هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟، قَالَ: " إِذَا حَدَّثْتُمْ فَلَا تَكْذِبُوا، وَإِذَا وَعَدْتُمْ فَلَا تُخْلِفُوا، وَإِذَا اؤْتُمِنْتُمْ فَلَا تَخُونُوا، وَغُضُّوا أَبْصَارَكُمْ، وَاحْفَظُوا فُرُوجَكُمْ، وَكُفُّوا أَيْدِيَكُمْ
"Benim için altı şeye kefil olun ben de sizin için cennete kefil olurum." Ashab-ı kiram: "Bunlar nedir Ya Resulallah?" diye sorunca şöyle buyurdu: "Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin, söz verdiğiniz zaman sözünüzden caymayın, size bir şey emanet edildiği zaman o emanete hıyanet etmeyin, gözlerinizi haramdan sakının, ferclerinizi haramdan muhafaza edin ve elinizi haramdan uzak tutun."

Ebu Yala, Müsned Hn: 4257; Haraiti, Mekarimul Ahlak Hn: 186, Taberani ve diğerleri. Ebu Umameden aynı hadisi rivayet ettiler.

Abdullah ibn Mesud r.a. der ki:

#109 لَا يَصْلُحُ شَيْءٌ مِنَ الْكَذِبِ فِي جَدٍّ، وَلَا هَزْلٍ
"İster ciddi, ister şakasına olsun yalan hiçbir şey makbul değildir."

İbn Ebi Şeybe, Musannef Rn: 25993; Buhari, Edebül Müfred Rn: 387; Taberi Tehzibül Eser Rn: 251 ve diğerleri. Sahih mevkuftur. Yani İbn Mesud'un kendi sözüdür.

Hazreti Ömer r.a. der ki:

#108 لَا يَغُرَّنَّكَ صَلَاةُ امْرِئٍ، وَلَا صِيَامُهُ، وَلَكِنْ إِذَا حَدَّثَ صَدَقَ، وَإِذَا اؤْتُمِنَ أَدَّى، وَإِذَا أَشْفَى وَرِعَ
"Kişinin namazı yahut orucu seni aldatmasın, ancak konuştuğunda doğru söyleyip söylemediğine, kendisine bir şey emanet edildiğinde onu teslim edip etmediğine, dünyalığa mazhar olduğunda ondan istiğna edip etmediğine bak. "

Beyhaki, Sünenin Kübra Hn: 11757; İbn Vehb, el-Cami fil Hadis Hn: 526 ve diğerleri. Hazreti ömerin kendi sözüdür ve isnadı sahihtir.

Abdullah İbni Mesud r.a'dan rivayet edildiğine Resülullah (Sal­lallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:

#105 إِنَّمَا هُمَا اثْنَتَانِ: الْكَلَامُ، وَالْهَدْيُ، فَأَحْسَنُ الْكَلَامِ كَلَامُ اللَّهِ، وَأَحْسَنُ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ، أَلَا وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدِثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ شَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلُّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ، أَلَا لَا يَطُولَنَّ عَلَيْكُمُ الْأَمَدُ فَتَقْسُوَ قُلُوبُكُمْ، أَلَا إِنَّ مَا هُوَ آتٍ قَرِيبٌ، وَإِنَّمَا الْبَعِيدُ مَا لَيْسَ بِآتٍ، أَلَا إِنَّمَا الشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ، وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ، أَلَا إِنَّ قِتَالَ الْمُؤْمِنِ كُفْرٌ، وَسِبَابُهُ فُسُوقٌ، وَلَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثٍ، أَلَا وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ، فَإِنَّ الْكَذِبَ لَا يَصْلُحُ بِالْجِدِّ، وَلَا بِالْهَزْلِ، وَلَا يَعِدُ الرَّجُلُ صَبِيَّهُ، ثُمَّ لَا يَفِي لَهُ، فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارَ، وَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّهُ يُقَالُ لِلصَّادِقِ: صَدَقَ وَبَرَّ، وَيُقَالُ لِلْكَاذِبِ: كَذَبَ وَفَجَرَ، أَلَا وَإِنَّ الْعَبْدَ يَكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
Kitab ve Sünnetten başka uyulması gerekli 3'üncü bir şey yoktur. (Yani insanların mükellef bulundukları hususlar Kitab ve Sünnette derli toplu olup kolayca bilinebilir. İçine başka şeylerin katılmamasına dikkat edilmelidir.) Sözlerin en güzeli Allah Taala'nın kelamı ve yolların en güzeli Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yolu, siretidir. (İrşadların en güzeli ve hedefe ulaştırı­cısı Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in irşadıdır. O'nun dini ve sünnet-i seniyyesi dinlerin ve sünnetlerin en faziletlisidir). Dikkat! (sonradan) dinde ihdas edilmek istenen bidat şeylerden sakının. Çünkü şer işlerden birisi de ihdas edilen şeylerdir. (Dinde) icad edi­len her şey bid'attır. Bid'atlardn çoğu) dalalettir. Dikkat! emel ve arzularınız uzayıp size ecelinizi unutturmasın. Aksi takdirde kalble-riniz katılaşır. Dikkat! Gerçekten gelici olan (ölüm ve ondan sonra­ki diriliş ve ahiret ahvali gibi) şey der) yakındır. Hakikaten gelmeyecek olmayacak olan şey, uzak sayılır. Dikkat! Şakavetli (bedbaht), ancak o kimsedir ki annesinin kar­nında iken şaki olur, mes'ud adam da ancak o kimsedir ki başkasın­dan ibret alır. (Günahları işlemek yüzünden kötü duruma düşenlerin feci akibetlerinden ders alır aynı vaziyete düşmemek için günahlar­dan kaçınır.) Dikkat! Müminle döğüşmek küfür ehlinin ve ona sövmek fasıkların işidir. (Gerçek müslümana yaraşmaz.) Müslüman için 3 gün­den fazla süre ile (din) kardeşini bırakması (ona küs durması) helal değildir. Dikkat! Yalancılıktan şiddetle kaçının. Çünkü ne ciddi ne de şaka yollu yalancılık mubah değil, müslümanın şanına yakışmaz. Sakın kimse, yerine getirmiyeceği bir şeyi (küçük yaştaki) çocuğu­na (bile) vadetmesin (yani bu davranış bile yalancılığa girer). Çün­kü yalancılık gerçekten (insanı) fücura (şerre) sürükler. Şer de cehenneme götürür. Doğruluk da muhakkak (insanı) hayra yönel­tir, hayırlı işler de cennete kılavuz olur. Doğru adam için "O, doğ­ru söyledi hayır işledi" denir. Yalancı kişi için de "O, yalan söyledi şer işledi" denir. Dikkat! Kul gerçekten yalan söyleye söyleye bu hali kendisine şiar edinir. Nihayet yalancılığı itiyad haline getiren bu idmanlı yalan­cı, Allah Teala'nın divanında "Kezzab" (yalancı) olarak yazılır."

İbn Mace, Mukaddime 7, Hn: 46.

Abdullah b. Muğafil radıyallahu anh'den Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#104 إِنَّ اللَّهَ رَفِيقٌ يُحِبُّ الرِّفْقَ، وَيُعْطِي عَلَيْهِ مَا لَا يُعْطِي عَلَى الْعُنْفِ
Muhakkak ki Allah (kullarına karşı son derece) rıfk/yumuşak muamele eder ve yumuşaklığı sever, şiddet karşılığında vermediğini yumuşaklık karşılığında verir."

Ebu Davud, Edeb: 11 Hn: 4807; Darimi, Sünen Hn: 2793; Buhari, Edebül Müfred Hn: 472; Ahmed, Müsned Hn: 16363; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 25699; Müsnedi Rüveyti, Hn: 901; Abd b Humeyd, Müsned Hn: 504; Beyhaki, Elesme ves Sıfat Hn: 84; Henned b Siri, Zühd Hn: 1442; Haraiti, Mekarimu Ahlak Hn: 678 ve diğerleri hadis merfu sahih ve meşhurdur.

Enes b. Malik r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#103 مَنْ تَرَكَ الْكَذِبَ وَهُوَ بَاطِلٌ بُنِيَ لَهُ فِي رَبَضِ الْجَنَّةِ، وَمَنْ تَرَكَ الْمِرَاءَ وَهُوَ مُحِقٌّ بُنِيَ لَهُ فِي وَسَطِهَا، وَمَنْ حَسَّنَ خُلُقَهُ بُنِيَ لَهُ فِي أَعْلَاهَا
“Geçersiz ve boş olan yalan söylemeyi kim terk ederse Cennetin etrafında bir köşk yaptırılır. Kim de haklı olduğu halde münakaşayı ve tartışmayı terk ederse Cennetin ortasında bir köşk yaptırılır. Kim de ahlakını güzelleştirirse ona da Cennetin en yüksek bölgesinde bir köşk yaptırılır.”

Tirmizi, Birr ve Sıla 58 Hn: 1993; İbn Mace, Mukaddime: 5 Hn: 51 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen olup Seleme b. Verdan’ın, Enes’den yaptığı rivâyetiyle bilmekteyiz.

Hazreti Aişe r.a. dedi ki:

#102 مَا كَانَ خُلُقٌ أَبْغَضَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلامُ مِنَ الْكَذِبِ، وَلَقَدْ كَانَ الرَّجُلُ يُحَدِّثُ عِنْدَ النَّبِيِّ عَلَيْهِ السَّلامُ بِالْكِذْبَةِ فَمَا يَزَالُ فِي نَفْسِهِ حَتَّى يَعْلَمَ أَنَّهُ قَدْ أَحْدَثَ مِنْهَا تَوْبَةً
Rasülullah (s.a.v.)’in hiç hoşlanmayıp kızdığı huy ve ahlak yalan söylemektir. Rasülullah (s.a.v.)’in yanında bir kimse yalan söylerse o kişinin hemen tevbe edip o günahından dolayı temizlenmesini arzu ederdi."

Tirmizi, Bir ve Sıla 46 Hn: 1973; Ahmed, Müsned Hn: 24027; İbn Hibban, Sahih Hn: 5854; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 19174 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Esma (radıyallahu anhâ) anlatıyor:

#100 الْمُتَشَبِّعُ بِمَا لَمْ يُعْطَ كَلَابِسِ ثَوْبَيْ زُورٍ
"Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki yalan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi."

Buhari, Nikah 106, Hn: 5219; Müslim, Libas 127, Hn: 2132; Ebu Davud, Edeb 91, Hn: 4997 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#99 يَكُونُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ، دَجَّالُونَ كَذَّابُونَ، يَأْتُونَكُمْ مِنَ الأَحَادِيثِ، بِمَا لَمْ تَسْمَعُوا أَنْتُمْ، وَلَا آبَاؤُكُمْ، فَإِيَّاكُمْ وَإِيَّاهُمْ، لَا يُضِلُّونَكُمْ، وَلَا يَفْتِنُونَكُمْ
"Ümmetimin sonunda yalancı deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"

Müslim, Mukaddime 6, Hn: 10; Ahmed, Müsned Hn: 8390; İbn Vadih, el-Bid'a Hn: 69.

Abdullah İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor:

#98 دَعَتْنِي أُمِّي يَوْمًا وَرَسُولُ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلامُ قَاعِدٌ فِي بَيْتِنَا، فَقَالَتْ: هَا تَعَالَ أُعْطِيكَ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلامُ: وَمَا أَرَدْتِ أَنْ تُعْطِيهِ، قَالَتْ: أُعْطِيهِ تَمْرًا، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلامُ: أَمَا إِنَّكِ لَوْ لَمْ تُعْطِهِ شَيْئًا كُتِبَتْ عَلَيْكِ كَذِبَةٌ
-"Bir gün, Resulullah (aleyhissalatu vesselam), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve: -"Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme: -"Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sordu. -"Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam: -"Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular."

Ebu Davud, Edeb 88, Hn: 4991; Beyhaki, Sünenil Kübra 19190; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 26001 ve diğerleri.

Muaviye bin Hayde r.a. Nebi s.a.v'i işittim şöyle buyurdu:

#97 وَيْلٌ لِلَّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِيثِ لِيُضْحِكَ بِهِ الْقَوْمَ فَيَكْذِبُ، وَيْلٌ لَهُ وَيْلٌ لَهُ
"Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!"

Ebu Davud, Edeb 88, Hn: 4990; Tirmizi, Zühd 10, Hn: 2315; Darimi, Sünen Hn: 2702 ve diğerleri.

İbnu Mesud (radıyallahu anh) dedi ki: Resülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#96 وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ، فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَمَا يَزَالُ الْعَبْدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
"Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir."

Buhari, Edeb: 69; Müslim, Birr: 102, 103, Hn: 2609; Tirmizi, Birr: 46, Hn: 1971 ve diğerleri.

Safvan İbnu Süleym (radıyallahu anh) anlatıyor:

#95 يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَبَانًا ؟ قَالَ: " نَعَمْ "، قِيلَ: أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ بَخِيلا؟ قَالَ: " نَعَمْ "، قِيلَ: أَيَكُونُ الْمُؤْمِنُ كَذَّابًا؟ قَالَ: " لا
-"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" -"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: -"Evet!" buyurdular. Biz yine: -"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."

Malik, Muvatta, Kelam 19, Hn: 1862; İbn Ebid Dünya, Mekarimu Ahlak Hn: 147. Hadis Mürseldir.