Toplam 19,545 Hadis
Konular

Zinetler Kategorisi

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: 

#9,928 وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]لَمَّا رَأى النبىُّ # الصُّوَرَ في الْبَيْتِ لَمْ يَدْخُلْ حَتَّى أمَرَ بِهَا فَمُحِيَتْ. وَرَأى صُورَةَ إبْرَاهِيمَ وَإسْمَاعِيلَ بِأيْدِيهمَا ا‘زَْمُ. فقَالَ: قَاتَلَهُمُ اللّهُ، وَاللّهِ إنِ اسْتَقْسَمَا بِا‘زَْمِ قَطُّ[. أخرجه البخارى.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (Mekke'nin Fethi günü), Beytullah'ta tasvirler görünce, içeri girmedi. Önce onların imhasını emretti ve imha edildiler. İçeride Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (aleyhimesselam)'in ellerinde kumar okları bulunur vaziyetteki suretlerini görmüştü. Şöyle buyurdu: "Allah canlarını alsın. Vallahi onlar asla oklarla kısmet aramadılar."

 [Buhârî, Enbiya 8, Hacc 54, Megâzî 48.]

Sefîne (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,927 وعن سفينة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]دَعَا عَليٌّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه رسولَ اللّه # إلى طَعَامٍ صَنَعَهُ. فَجَاءَ فَوضَعَ يَدَهُ عَلى عِضَادَتِى الْبَابِ فَرَأى الْقِرَامَ قَدْ ضُرِبَ في نَاحِيَةِ الْبَيْتِ فَرَجَعَ. فَقِيلَ لَهُ في ذلِكَ؟ فقَالَ: إنَّهُ لَيْسَ لِنَبِىٍّ أنْ يَدْخُلَ بَيْتاً مُزَوَّقاً[. أخرجه أبو داود.»المُزَوَّقُ« المزين .
"Hz. Ali (radıyallahu anh), Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı hazırladığı bir yemeğe davet etti. Efendimiz gelip, içeri girmek üzere elini kapının kirişleri üzerine koyunca, evin bir köşesinegerilmiş bir kıram görmüştü ki hemen geri döndü. (Resulullah'a geri dönüşünün) sebebi sorulunca: "Bir peygambere tezyin edilip süslenmiş bir eve girmek uygun olmaz" cevabını verdi."

 [Ebû Dâvud, Et'ime 8, (3755); İbnu Mâce, Et'ime 56, (3360).]

Abbâd İbnu Temîm anlatıyor: "Ebû Beşîr el-Ensârî (radıyallâhu anh) kendisine bildirmiştir ki,

#9,926  وعن عَبَّادِ بن تميم: ]أنَّ أبَا بَشِيرٍ ا‘نْصَارِىَّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه أخْبَرَهُ أنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللّهِ # في سَفَرٍ: فَأمَرَ مُنَادِيَهُ َ تَبْقَيَنَّ في رَقَبَةِ بَعِيرٍ قَِدَةٌ مِنْ وَتَرٍ أوْ قَِدَةٌ إَّ قُطِعَتْ[. قال مَالِكٌ: أرَى ذَلِكَ مِنَ الْعَيْنِ. أخرجه الثثة وأبو داود .
Ebu Beşir bir seferde Resullullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdi. Efendimiz, o sırada tellalına emrederek şu hususu ilan ettirdi: "Hiçbir devenin boynunda kirişten mamul bir gerdanlık veya (herhangi) bir gerdanlık kalmasın, mutlaka kesilsin!"Malik: "Zannederim bu yasak, nazar değmesine (karşı develerin boynuna asılan şeyler) için verilmiş olmalı demiştir."

 [Buhârî, Cihâd 139; Müslim, Libâs 105, (2115); Muvatta, Sıfatu'n-Nebî 39, (2, 937); Ebû Dâvud, Cihâd 49, (5552).]

Râfi' İbnu Hadîc (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,925 وعن رافع بن خديج رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]رَأى رَسُولُ اللّهِ # عَلى رَوَاحِلِنَا أكْسِيَةً فِيهَا خُيُوطُ عِهْن حُمْرٌ. فقَالَ: َ أرَى هذِهِ الحُمْرَةَ قَدْ عَلَتْكُمْ فَقُمْنَا سِرَاعاً لِقَوْلِهِ # حَتّى نَفَرَ بَعْضُ إبِلِنَا فَنَزَعْنَا ا‘كْسِيَةَ عَنْهَا[. أخرجهما أبو داود.»الْعِهْنُ« صوف مصبوغ، وقيل الصوف مطلقاً .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bineklerimizin üzerinde bazı torbalar gördü, torbalarda kırmızı yün hatları vardı. "Bu kızıllığın size galebe çaldığını görüyorum" dedi. Resulullah'ın bu sözü üzerine yerlerimizden fırlayıp kalktık, öyle ki develerimizdenbir kısmı (telaşımızdan) ürktü. Keseleri aldık, onlardaki kızıl yünleri söküp attık." 

[Ebû Dâvud, Libâs 20, (4070).]

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,924 وعن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]رأى النّبىُّ # رَجًُ شَعْثاً قَدْ تَفَرَّقَ شَعْرُهُ. فقَالَ: أمَا وَجَدَ هذَا مَا يُسَكِّنُ بِهِ شَعْرَهُ؟ وَرَأى آخَرَ عَلَيْهِ ثِيَابٌ وَسِخَةٌ فقالَ: أمَا كانَ هذَا يَجِدُ مَا يَغْسِلُ بِهِ ثَوْبَهُ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir adam gördü, saçları darmadağınıktı."Bu adam saçlarını düzeltip tertibe sokacak bir şeyi bulamadı mı?" diye memnuniyetsizlik izhar etti. Derken, o sırada bir diğer adam gördü, bunun da üstü başı kirliydi. Bunun hakkında da: "Şu adam elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu?" diye söylendi."

 [Ebû Dâvud, Libâs 17, (4062).]

İmrân İbnu Hüsayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 

#9,923 وعن عمران بن حصين رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قال رسُولُ اللّه #: َ أرْكَبُ ا‘رْجُوَانَ، وََ ألْبَسُ المُعَصْفَرَ، وََ ألْبَسُ المُكَفّفُ بِالحَرِيرِ، وَأوْمأَ الحُصَينُ إلى جَيْبِ قَمِيصِهِ. قال، وقال: أَ وَطِيبُ الرِّجَالِ رِيحٌ َ لَوْنَ لَهُ، وَطِيبُ النِّسَاءِ لَوْنٌ َ رِيحٌ لَهُ[.قال بعض الرواة: هذا إذا خرجت. أما إذا كانت عند زوجها فَلْتَطَيَّبْ بما شاءت. أخرجه أبو داود.»ا‘رْجُوانُ« صِبْغ أحمر شديد الحمرة.
"Erguvanın üzerine oturmam, sarıya boyanmış olan elbiseyi, ipekten kenar çekilmiş elbiseyi giymem." Ravi Hüsayn burada rivayeti keserek gömleğinin cebine işaret etti (ve anlatmaya devam ederek) Resulullah'ın geri kalan sözlerini tamamladı: "Haberiniz olsun erkeğin tibi (sürünme maddesi) kokuludur, rengi yoktur; kadınların tibi renklidir, kokusu yoktur."Ravilerden biri demiştir ki: "Bu yasak kadının dışarı çıkma durumuyla ilgilidir. (Evinde) kocanın yanında olduğu takdirde istediği kokuyu sürünür."

[Ebû Dâvud, Libâs 11, (4048).]

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) dedi ki:

#9,922 وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]لُعِنَتِ الْوَاصِلَةُ وَالمُسْتَوْصِلَةُ، وَالنَّامِصَةُ وَالمُتَنَمِّصَةُ، وَالْوَاشِمَةُ والمُسْتَوْشِمَةُ مِنْ غَيْرِ دَاءٍ[. أخرجه أبو داود.وقال »الْوَاصِلَةُ«: التي تصل الشعر بشعر النساء . »وَالمُسْتَوْصِلَةُ«: التي يعمل بها ذلك.»وَالنَّامِصَةُ«: التي تنقش الحاجب حتى ترقه.»وَالمُتَنَمِّصَةُ«: التي يعمل بها.»وَالْوَاشِمَةُ«: التي تجعل الخين في وجهها بكحل، أو مداد.»وَالمُسْتَوْشِمَةُ«: المعمول بها .
"İğreti saç takan, taktıran; kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir."

 [Ebû Dâvud, Tereccül 5, (4170).]

Ümmü Atiyye (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#9,921 وعن أم عطية رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]أنَّ امْرَأةً كَانَتْ تَخْتِنُ النِّسَاءَ بِالْمَدِينَةِ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللّه #: َ تَنْهِكِى، فَإنَّ ذلكِ أحْظَى لِلْمَرأةِ، وَأحَبُّ لِلْبَعْلِ[. أخرجه أبو داود وضعفه.ورواه رزين: ]أشِمِّى وََ تَنْهِكِى، فإنَّهُ أنْوَرُ لِلْوَجْهِ، وَأحْظَى عِنْدَ الرَّجُلِ[ .
"Bir kadın Medine'de kızları sünnet ederdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (kadını çağırtarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için de daha makbuldür" diye talimat verdi." [Ebu Davud, Edeb 179, (5271).] Rezin'in rivayetinde Resulullah şöyle buyurur: "Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir."

[Ebû Dâvud, Edeb 179, (5271).]

İbnu Cübeyr (rahimehullah) anlatıyor:

#9,920 وعن ابن جبير قال: ]سُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: مِثْلُ مَنْ أنْتَ حِينَ قُبِضَ رَسولُ اللّهِ # قالَ: أنَا يَوْمَئِذٍ مَخْتُونٌ، قالَ: وَكَانُوا َ يَخْتِنُونَ الرَّجُلَ حَتّى يُدْرِكَ[. أخرجه البخارى.
"Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ruhu kabzedildiği vakit sen ne kadardın?" diye sorulmuştu şu cevabı verdi: "O gün ben sünnetliydim... Ve, erkekleri idrak edinceye kadar sünnet etmezlerdi." 

 [Buhârî, İsti'zân 51.]

Yahya İbnu Saîd'in anlattığına göre, Saîd İbnu'l Müseyyeb (rahimehullah)'ten şunu işitmiştir: 

#9,919 وعن يحيى بن سعيد: ]أنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ المُسَيِّبِ يَقُولُ: كَانَ إبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السََّمُ أوَّلَ النَّاسِ ضَيَّفَ الضَّيْفَ، وَأوَّلَ النَّاسِ اخْتَتَنَ، وَأوَّلَ النَّاسِ قَصَّ شَارِبَهُ، وَأوَّلَ النَّاسِ رَأى الشّيْبَ، فقَالَ: يَا رَبِّ مَا هَذَا؟ قَالَ: وَقَارٌ. قالَ: رَبِّ زِدْنِى وقَاراً[. أخرجه مالك.وزاد رزين: ]وَهُوَ ابْنُ مِائَةٍ وَعِشْرِينَ سَنَةً وَعاشَ بَعْدَ ذلِكَ ثَمَانِينَ[ .
"Hz. İbrahim (aleyhisselam), misafir ağırlayan ilk kimse idi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi. Bıyığını kesenlerin ilki, saçında aklık görenlerin ilki de o idi. Ak saçları görünce: "Ya Rabbi bu nedir?" diye sormuş; Rabbi de: "Bu vakardır ey İbrahim!" demiş. O da: "Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!" diyerek duada bulunmuştur." Rezin şunu ilave etmiştir. "Bu sırada Hz. İbrahim 120 yaşındaydı. Bundan sonra 80 yıl daha yaşadı." 

 [Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 4, (2, 922).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,918 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رَسولُ اللّهِ #: اخْتَتَنَ إبْرَاهِيم بِالقدُّومِ، وَقالَ بَعْضُهُمْ مُخَفَّفٌ: وَهُوَ ابْنُ ثَمَانِينَ سَنَةً[. أخرجه الشيخان.»الْقَدُومُ«: بالتخفيف آلة النجار، وبالتشديد: اسم موضع، وقيل: بالعكس .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İbrahim (aleyhisselam) Kaddum nam -bazısı da şeddesiz olarak Kadum demiştir- mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu.

 [Buhârî, İsti'zân, 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151, (2370).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,917 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رَسولُ اللّهِ #: اخْتَتَنَ إبْرَاهِيم بِالقدُّومِ، وَقالَ بَعْضُهُمْ مُخَفَّفٌ: وَهُوَ ابْنُ ثَمَانِينَ سَنَةً[. أخرجه الشيخان.»الْقَدُومُ«: بالتخفيف آلة النجار، وبالتشديد: اسم موضع، وقيل: بالعكس .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İbrahim (aleyhisselam) Kaddum nam -bazısı da şeddesiz olarak Kadum demiştir- mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu."

[Buhârî, İsti'zân, 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151, (2370).]

Atâ İbnu Yesâr (rahimehullah anlatıyor:

#9,916 وعن عطاء بن يسار رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أتَى رَجُلٌ النَّبىَّ # ثَائِرَ الرَّأسِ وَالِّحْيَةِ، فَأشَارَ إلَيْهِ #: كَأنَّهُ يَأمُرُهُ بِإصَْحِ شَعَرِهِ، فَفَعَلَ ثُمَّ رَجَعَ، فقَالَ #: ألَيْسَ هذَا خَيْراً مِنْ أنْ يَأتِى أحَدُكُمْ ثَائِرَ الرَّأسِ كَأنَّهُ شَيْطَانٌ[. أخرجه مالك.»ثَائِرَ الرَّأسِ« أى شعث الرأس بعيد العهد بالدهن والترجيل .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti. Efendimiz, ona (eliyle) işaret buyurarak, sanki saçını ıslah etmesini emretmişti. Adam bunu yapıp sonra tekrar geri geldi. Aleyhissalatu vesselam: "Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçlar) karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?" buyurdular." 

 [Muvatta, Şa'ar 7, (2, 949).]

Ebû Mûsa (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#9,914 وعن أبى موسى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ يَقْبَلُ اللّهُ صََةَ رَجُلٍ في جَسَدِِهِ شَىْءٌ مِنْ خَلُوقٍ[. أخرجه أبو داود.»الْخَلُوقُ«: ضرب من الطيب ذو لون، يقال تخلق: إذا أطلى به .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah, bedeninde haluk'tan bir parça eser bulunan kimsenin namazını kabul etmez." 

 [Ebû Dâvud, Tereccül, 8, (4178).]

Yine Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,913 وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أتى رَجُلٌ إلى النّبىِّ # وَعَلَيْهِ أثَرُ صُفْرَةٍ، وَكانَ # قَلّمَا يُوَاجِهُ أحَداً بِشَىْءٍ في وَجْهِهِ يَكْرَهُهُ، فَلَمَّا خَرَجَ قال: لَوْ أمَرْتُمْ هذَا أنْ يَغْسِلَ عَنْهُ هذَا[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a üzerinde sarılık izi bulunan bir adam geldi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hoşlanmadığı bir hususu, insanların yüzüne nadiren vurduğu için (sesini çıkarmadı). Adam oradan kalkıp gidince: "Keşke bu adama, üzerindeki şu şeyi yıkamasını söyleseydiniz" dedi." 

[Ebû Dâvud, Tereccül 8, (4182).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,912 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أُتِىَ رَسُولُ اللّه # بِمُخَنَّثٍ قَدْ خَضَبَ يَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ بِالْحِنَّاءِ، فقَالَ: مَا بَالُ هذا. قالُوا: يَتَشَبَّهُ بِالنِّسَاءِ، فَأُمِرَ بِهِ فَنُفِىَ إلى النّقِىعِ، فَقيلَ: أَ نَقْتُلُهُ يَا رَسُولَ اللّهِ؟ فَقَالَ: إنِّى نُهيتُ عَنْ قَتْلِ المُصَلِّينَ[. أخرجه أبو داود.»النّقِيعُ« بالنون: موضع بالمدينة كان حمى .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a el ve ayaklarına kına yakmış bir muhannes getirdiler. "Bunu niye getirdiniz, nesi var?" diye sordu. Kendisine: "Kendisini kadınlara benzetmiştir!" dediler. Bunun üzerine Efendimiz emretti ve Naki' nam mevkiye sürgün edildi. "Ey Allah'ın Resulü, onu öldürmeyelim mi?" diye soranlar olmuştu ki: "Hayır! dedi, ben namaz kılanları öldürmekten men edildim." 

 [Ebû Dâvud, Edeb 61, (4928).]

Yine Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#9,911 وعنها رَضِيَ اللّهُ عَنْها: ]أنَّ هِنْدَ بِنْتَ عُتْبَةَ قالتْ يَا رسُولَ اللّهِ: بَايِعْنِى، فقَالَ: َ أُبَايِعُكِ حَتَّى تُغَيِّرِى كَفّيْكِ كَأنَّهُمَا كَفّا سَبُعٍ[. أخرجه أبو داود .
"Hint Bintu Utbe, Hz. Peygamber'e: "Ey Allah'ın Resulü, bana biat ver!" diye talepte bulunmuştu. Kendisine: "Hayır, şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım. Ellerin tıpkı vahşi hayvanların ayağı gibi!" cevabını verdi." [Ebu Davud, Tereccül 4, (4165).] Rivayette adı geçen Hint, Ebu Süfyan'ın zevcesi ve Hz. Muaviye (radıyallahu anhüm)'nin annesidir. Mekke'nin fethi sırasında kocası ile birlikte müslüman olmuştur. Hz. Peygamber eski nikahları ile evliliklerini ikrar etmiş, yeni bir nikahı gereksiz görmüştür. Ancak, görüldüğü üzere, ellerine kına vurmadan biat almamıştır. Âlimler bu hadisten hareketle, erkeklerin kına yakmasını mekruh addetmişlerdir. Kadının elleri, kınasız iken erkeğin ellerine benzemektedir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu benzemedeki keraheti ifade için teşbihe başvurup, vahşi hayvanların ayaklarına teşbih etmiştir.

 [Ebû Dâvud, Tereccül 4, (4165).]

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:

#9,910 وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]مَرَّ رَجُلٌ وَقَدْ خَضَبَ بِالخِنَّاءِ، فَقَالَ النَّبىُّ #: مَا أحْسَنَ هذَا، وَمَرَّ آخَرُ وَقَدْ خَضَبَ بِالْحِنَّاءِ وَالْكَتَمِ فقَالَ: هذَا أحْسَنُ مِنْ هذَا، ثُمَّ مَرَّ آخَرُ وَقَدْ خَضَبَ بِالصُّفْرَةِ، فقَالَ: هذَا أحْسَنُ مِنْ هذَا كُلهُ[. أخرجه أبو داود. »الْكَتَمُ«: نبت يخلط بالوسمة يختضب به .
(Saçlarına) kına yakmış bir adam gelmiştir. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne güzel!" buyurup takdir etti. (Az sonra) kına ve ketem ile boyanmış biri geldi. "Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha gelmişti ki: "Bu öbürlerinden de güzel!" buyurdu." 

 [Ebû Dâvud, Tereccül 19, (4211); İbnu Mâce, Libâs 34, (3627).]

Bünâne Mevlâtu Abdirrahman İbnu Hayyân el-Ensârî anlatıyor:

#9,909 وعن بنانة موة عبد الرحمن بن حبان ا‘نصارىّ قالت: ]دُخِلَ عَلى عَائِشَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها بِجَارِيَةٍ لََهَا جََجِلُ يُصَوِّتْنَ، فقَالَتْ: َ تُدْخِلْنَهَا عَلَىَّ إَّ أنْ تُقَطِّعْنَ جََجِلَهَا، وَقَالَتْ سِمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: َ تَدْخُلُ المََئِكَةُ بَيْتاً فِيهِ جَرَسٌ[. أخرجه أبو داود .
"Hz. Âişe'nin yanına, üzerinde ziller bulunan bir kız getirildi. Kızın zilleri çıngır çıngır ses çıkarıyordu. Hz. Âişe (radıyallahu anha): "Sakın ha! zillerini koparmadan onu yanıma getirmeyin!" dedi ve ilave etti: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Zil bulunan eve melaike girmez" buyurduğunu işittim."

[Ebû Dâvud, Hâtem 6, (4231).]

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: 

#9,908 وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]كانَ النَّبىُّ # يَتَخَتَّمُ فِي يَسَارِهِ وكانَ فَصُّهُ فِي بَاطِنِ كَفِّهِ: وَكانَ ابنُ عُمَرَ يَفْعَلُهُ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yüzüğü sol eline takardı ve kaşını avucunun içine getirirdi. İbnu Ömer de böyle yapardı. 

[Ebû Dâvud, Hâtem 5, (4227, 4228).]

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah 

#9,907 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قَدِمَتْ هَدَايَا مِنْ النَّجَاشِيِّ فِيهَا خَاتَمٌ مِنْ ذَهَبٍ فِيهِ فَصٌّ حَبَشِىٌّ، فَأَخَذَهُ رَسولُ اللّهِ # بِعُودٍ، أوْ بِبَعْضِ أصَابِعِهِ مُعْرِضاً عَنْهُ، ثُمَّ دَعَا أُمَامَةَ بِنْتَ أبِى الْعَاصِ بِنْتَ بِنْتِهِ زَيْنَبَ، فقَالَ: تَحَلِّى بِهذِهِ يَا بُنَيَّة[. أخرجه أبو داود.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a Habeş kralı Necaşi'den hediyeler geldi. İçerisinde Habeşi kaşlı bir de altın yüzük vardı. Resulullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla aldı. Kızı Zeyneb'in kızı Ümame Bintu Ebi'l-Âs'ı çağırıp: "Yavrucuğum al şunu, takın!" dedi."

[Ebû Dâvud, Hâtem 8, (4235).]

İbnu Abbas (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,906 وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]رَأى رَسُولُ اللّهِ # في يَدِ رَجُلٍ خَاتَماً مِنْ ذَهَبٍ فَنَزَعَهُ وَطَرَحَهُ وقَالَ: يَعْمِدُ أحَدُكُمْ إلى جَمْرَةٍ مِنْ نَارٍ فَيَجْعَلُهَا في يَدِهِ فَقِيلَ لِلرَّجُلٍ: بَعْدَ مَا ذَهَب رَسولُ اللّهِ # خُذْ خَاتَمَكَ انْتَفِعْ بِهِ فقَالَ: َ وَاللّهِ َ آخُذهُ أبداً، وَقَدْ طَرَحَهُ رَسولُ اللّهِ #[. أخرجه مسلم
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü. Onu çıkarıp attı ve: "Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!" buyurdu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) gidince adama: "Yüzüğünü al (başka surette) ondan faydalan" dediler. O: "Hayır! Vallahi ebediyen almayacağım, onu Resulullah (aleyhissalatu vesselam) attı" dedi." 

[Müslim, Libâs 52, (2090).]