Toplam 23,448 Hadis
Konular

Gıybet Kategorisi

Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#8,135 وعن أم سلمة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قال رسولُ اللّه #: مَنْ أهَلَّ بِحَجَّةٍ أوْ عُمْرَةٍ مِنَ المَسْجِدِ ا‘قْصَى إلى المَسْجِدِ الحَرَامِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَا تَأخَّرَ أوْ وَجَبَتْ لَهُ الجَنَّةُ، شك الراوى أيتهما قال[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, hacc veya umre için Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a (kadar) ihrama girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vacib olur." -Ravi, Resulullah'ın hangisini dediği hususunda şekke düştü-"

[Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1741)ş İbnu Mâce, Menâsik 49, (3001-3002).] [12]

Hz. Câbir ve Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

#8,134 وَعَنْ جَابِرٍ وَأبِي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قَاَ: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ غِيْبَةَ لِفَاسِقٍ وََ مُجَاهِرٍ، وَكُلُّ أُمَّتِى مُعَافىً إَّ الْمُجَاهِرُونَ[. أخرجه رزين.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ne fasık ne de mücahir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücahir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur." [Rezin ilavesidir. Buhari'de ikinci kısım mevcuttur.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/317. Edeb, 60; Müslim, Zühd 52, (2990).]

Muaz İbnu Esed el-Cühenî (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,133 وعَنْ مُعَاذِ بْنِ أسَدٍ الْجُهَنِىِّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ حَمى مُؤْمناً مِنْ مُنَافِقٍ بَعَثَ اللّهُ لَهُ مَلكاً يَحْمِى لَحْمَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِن نَارِ جَهَنَّمَ، وَمَنْ رَمَى مُسْلِماً بِشئٍ يُرِيدُ شَأنَهُ بِهِ حبَسَهُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلى جِسْرٍ مَنْ جُسُورِ جَهَنَّمَ، حَتّى يَخْرُجَ مِمَّا قَالَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/316. [Ebû Dâvud, Edeb 41, (4883).]

Sa'îd İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,132 وَعَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # إنَّ مِنْ أرْبَى الرِّبَا اِسْتِطَالَةَ فِى عِرْضِ الْمُسْلِمِ بِغَيْرِ حَقٍّ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ribanın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir."

  İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/314. [Ebû Davdu, Edeb 40, (4876).]

Müstevred (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,131 وَعَنْ الْمَسْتُورَدِ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَسُولَ اللّهِ # قَالَ: مَنْ أكَلَ بِرَجُلٍ مُسْلِمٍ أُكْلَةً فَإنَّ اللّهَ يُطْعِمُهُ مِثْلَهَا مِنْ جَهَنَّمَ، وَمَنْ كُسِىَ ثَوْباً بِرَجُلٍ مُسْلِمٍ فَإنَّ اللّهَ يَكْسُوهُ مِثْلَهُ مِنْ جَهَنَّمَ. وَمَنْ قَامَ بِرَجُلٍ مَقَامَ سُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ فإنَّ اللّهَ يَقُومُ بِهِ مَقَامَ سُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ[. أخرجهما أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilse, Allah Teala Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebeiyle bir makam elde eder (orada salah vetakva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se Allah Teala Hazretleri Kıyamet günü onu mürailer makamına oturtarak (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)"

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/313-314.  [Ebû Dâvud, Edeb 40, (4881).]

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,130 وَعَنْ أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَرَرْتُ لَيْلَةَ الْمِعْرَاجِ بِقَوْمٍ لَهُمْ أظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمِشُونَ بِهَا وُجُوهَهُمْ. فَقُلْتُ: مَنْ هؤَُءِ يَا جِبْرِيلُ؟ فَقَالَ: هؤَُءِ الَّذِىنَ يَأكُلُونَ لُحُومَ النَّاسِ وَيَقَعُونَ فِى أعْرَاضِهِمْ[.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum: "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/313.  [Ebû Dâvud, Edeb 40, (4878, 4879).]

Ebu Berze el-Eslemi r.a. dedi ki: Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#86 يَا مَعْشَرَ مَنْ آمَنَ بِلِسَانِهِ وَلَمْ يَدْخُلِ الْإِيمَانُ قَلْبَهُ لَا تَغْتَابُوا الْمُسْلِمِينَ وَلَا تَتَّبِعُوا عَوْرَاتِهِمْ، فَإِنَّهُ مَنِ اتَّبَعَ عَوْرَاتِهِمْ يَتَّبِعُ اللَّهُ عَوْرَتَهُ وَمَنْ يَتَّبِعِ اللَّهُ عَوْرَتَهُ يَفْضَحْهُ فِي بَيْتِهِ
"Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmeyen kimseler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız ve onların ayıplarını araştı­rıp durmayınız. Çünkü her kim onların ayıplarını araştırırsa Allah da onun ayıplarını araştırır. O (şunu iyi bilsin); Allah kimin ayıbını araştırırsa (o ayıbı) evinde (en gizli bir köşede işlemiş olsa dahi meyda­na çıkarmak suretiyle) o kimseyi (alemin gözleri önünde) kepaze eder."

Ebu Davud, Sünnen Edeb Hn: 4880; Ahmed, Müsned Hn: 19276; Beuhaki, Sünenil Kübra Hn: 19497; Ebu Yala Müsnedinde Ebu Hüreyreden; Taberani Mucemül Evsatta İbni Abbas den ve diğerleri

Bera bin Azib naklediyor: Resûlullah (salkllahu aleyhi veseilem) bize bir hutbe irâd edip şöyle buyurdu:

#85 يَا مَعْشَرَ مَنْ آمَنَ بِلِسَانِهِ، لَا تَغْتَابُوا الْمُسْلِمِينَ، وَلَا تَتَبَّعُوا عَوْرَاتِهِمْ، فَإِنَّهُ مَنْ تَتَبَّعَ عَوْرَةَ أَخِيهِ، تَتَبَّعَ اللَّهُ عَوْرَتَهُ، وَمَنْ تَتَبَّعَ اللَّهُ عَوْرَتَهُ فَضَحَهُ فِي جَوْفِ بَيْتِهِ
"Ey diliyle iman edip, kalbiyle iman etmeyen topluluk' Müslümanların gıybetini yapmayın, onların gizli taraflarını araştırmayın! Zira kim kardeşinin gizli tarafını araştırırsa, Allah Teala da onun aklı tarafını araştırır. Allah Teala da kimin gizli tarafını araştırırsa onu evinin İçinde bile rezil ve rüsvay eder. "

Ebu Yala, Müsned Hn: 2589; Temmam er-Razi Kavaid Hn: 242 ve diğerleri.

İbn Mesud radiyallahu anh anlatıyor:

#84 تَخَلَّلْ "، فَقَالَ: مِمَّا أَتُخَلِّلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ ! مَا أَكَلْتُ لَحْمًا !، قَالَ: " بَلَى ؛ مِنْ لَحْمِ أَخِيكَ أَكَلْتَ
"Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile oturuyorduk; bir adam kalkıp gitti. Onun ar­dından başka bir adam onun hakkında ileri geri konuştu. Bunun üzerine Allah Resulü sal­lallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -"Haydi git ağzını çalkala!' -"Et mi yedim ey Allah'ın Resulü neden ağzımı çalkahyayım?' -"Sen kardeşinin etini yedin buyurdu."

İbn Ebi Şeybe, Müsned Hn: 311; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 10092 ve diğerleri

Cabir radiyallahu anh anlatıyor:

#83 أَتَدْرُونَ مَا هَذِهِ الرِّيحُ؟ هَذِهِ رِيحُ الَّذِينَ يَغْتَابُونَ الْمُؤْمِنِينَ
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Birden pis bir koku yükseldi. Bu­nun üzerine dedi ki: 'Bu kokunun ne olduğu­nu biliyor musunuz? Bu, mü'minlerin, gıybe­tini edenlerin kokusudur'."

Ahmed, Müsned Hn: 14370; Buhari, Edebül Müfred Hn: 732; Essamt ve Edebül Lisan Hn: 217 ve diğerleri.

İbn Uyeyne der ki (hadis değil kendi sözü):

#82 ثَلاثَةٌ لَيْسَتْ لَهُمْ غِيبَةٌ: الإِمَامُ الْجَائِرُ، وَالْفَاسِقُ الْمُعْلِنُ بِفِسْقِهِ، وَالْمُبْتَدِعُ الَّذِي يَدْعُو النَّاسَ إِلَى بِدْعَتِهِ
(İnsanları uyarmak için) Üç kişinin aleyhinde konuşulan sözler gıybet olmaz. Bunlar: Zalim idareci, açıktan günah işleyen, bidat icad edip insanları bidatına (sapık fikirlerine) davet eden."

Beyhaki, Şuabul İman Rn: 6425 ve diğerleri

Enes r.a'dan rivayet edildiğine göre Resülullah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#81 مَنْ سُلِبَ جِلْبَابَ الْحَيَاءِ فَلا غِيبَةَ لَهُ
"Haya perdesini yırtanın (arkasından söylenen) gıybeti olmaz."

Beyhaki, Sünenin Kübra Hn: 19261; Hatib, Tarihul Bağdad Hn: 1400 ve diğerleri.

Muaz İbnu Esed el-Cühenî (radıyallahu anh) anlatıyor:

#80 مَنْ حَمَى مُؤْمِنًا مِنْ مُنَافِقٍ يَعِيبُهُ، بَعَثَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَلَكًا يَحْمِي لَحْمَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ نَارِ جَهَنَّمَ، وَمَنْ بَغَى مُؤْمِنًا بِشَيْءٍ يُرِيدُ بِهِ شَيْنَه، حَبَسَهُ اللَّهُ تَعَالَى عَلَى جِسْرِ جَهَنَّمَ، حَتَّى يَخْرُجَ مِمَّا قَالَ
"Kim bir mümini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."

Ebu Davud, Edeb 41, Hn: 4883; Ahmed, Müsned Hn: 15222; Taberani, 16861 ve diğerleri.

Said İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#79 إِنَّ مِنْ أَرْبَى الرِّبَا الِاسْتِطَالَةَ فِي عِرْضِ الْمُسْلِمِ بِغَيْرِ حَقٍّ
"Ribanın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir."

Ebu Davdu, Edeb 40, Hn: 4876; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 4691; Müsnedi Şaşi Hn: 208 ve diğerleri.

Müstevred (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#78 مَنْ أَكَلَ بِرَجُلٍ مُسْلِمٍ أَكْلَةً فَإِنَّ اللَّهَ يُطْعِمُهُ مِثْلَهَا مِنْ جَهَنَّمَ، وَمَنْ كُسِيَ ثَوْبًا بِرَجُلٍ مُسْلِمٍ فَإِنَّ اللَّهَ يَكْسُوهُ مِثْلَهُ مِنْ جَهَنَّمَ، وَمَنْ قَامَ بِرَجُلٍ مَقَامَ سُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ فَإِنَّ اللَّهَ يَقُومُ بِهِ مَقَامَ سُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
"Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilse, Allah Teala Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebeiyle bir makam elde eder (orada salah ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se Allah Teala Hazretleri Kıyamet günü onu mürailer makamına oturtarak (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)"

Ebu Davud, Edeb 40, Hn: 4881; Ahmed, Müsned Hn: 17550; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 4485; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 206 ve diğerleri.

Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#77 لَمَّا عُرِجَ بِي مَرَرْتُ بِقَوْمٍ لَهُمْ أَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمُشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ فَقُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ يَا جِبْرِيلُ ؟ قَالَ: هَؤُلَاءِ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ لُحُومَ النَّاسِ وَيَقَعُونَ فِي أَعْرَاضِهِمْ
"Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum: "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."

Ebu Davud, Edeb 40, Hn: 4878, 4879; Ahmed, Müsned Hn: 12927; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn: 932; Beyhaki, Elbasü ven Nuşur Hn: 188 ve diğerleri.

Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim. (Bundan memnun kalmadı ve):

#76 لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِمَاءِ الْبَحْرِ لَمَزَجَتْهُ، قَالَتْ: وَحَكَيْتُ لَهُ إِنْسَانًا، فَقَالَ: مَا أُحِبُّ أَنِّي حَكَيْتُ إِنْسَانًا وَأَنَّ لِي كَذَا وَكَذَا
"Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad edecekti" buyurdu. Hz. Âişe ilaveten der ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: "Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz ve fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"

Ebu Davud, Edeb 40, Hn: 4875); Tirmizî, Sıatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504; Cessas Ahkamul Kuran Hn: 678.

İbn Abbas r.a. anlatıyor:

#75 إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ، أَمَّا أَحَدُهُمَا فَيُعَذَّبُ فِي الْبَوْلِ، وَأَمَّا الْآخَرُ فَيُعَذَّبُ فِي الْغَيْبَةِ
Rasülullah s.a.v ile birlikte yürüyorduk, iki kabre rastladık. O kalkınca bizde onunla kalktık, yüzünün rengi değişti. Hatta heyecanından gömleğinin kolu titredi.
"Ne oluyor sana böyle? Ya Rasülullah!" dedik.
-"Benim duyduğumu siz duymuyor musunuz? dedi.
-"Şu iki kişi küçük bir günahdan dolayı kabirlerinde şiddetli azap görüyorlar" dedi. Dedik ki:
-"Nedir o? Buyurdu ki:
-"Birisi idrardan tam temizlenmezdi, diğeri de dili ile insanlara eziyet eder, aralarını bozmak için söz ulaştırırdı buyurdu. Bunun üzerine iki hurma dalı istedi, kabirlerine birer tane dikti. Dedik ki:
-"Bunların (yaş hurma dallarının) onlara (kabirlerinde azap çeken ölülere) faydası olur mu?>>. Buyurdu ki:
-"Evet, bunlar kurumadıkları sürece azapları hafifletilir."

Buhari, Kitab’ul-Vudu 54, Hn: 216; Müslim, Sahih Hn: 294; Tirmizi, Tahara:53 Hn: 70; Nesâî, Cenaiz: 116; İbn Hibban ve diğerleri rivayet etmiştir. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Ebu Musa, Abdurrahman b. Hasene, Zeyd b. Sabit ve Ebû Bekre’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. anlatıyor:

#74 أَتَدْرُونَ مَا الْغِيبَةُ ؟ قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ، قِيلَ: أَفَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ فِي أَخِي مَا أَقُولُ؟ قَالَ: " إِنْ كَانَ فِيهِ مَا تَقُولُ فَقَدِ اغْتَبْتَهُ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِيهِ فَقَدْ بَهَتَّهُ
"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine: "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)"dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."

Müslim, Birr 70. Hn: 2591; Tirmizi, Birr ve Sıla 23 Hn: 1934; Ebu Davud, Edeb 40, Hn: 4874 ve diğerleri.