Toplam 22,984 Hadis
Konular

Ortaklık Kategorisi

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#9,346 وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ لَمْ يَذَرِ الْمُخَابَرَةُ فَلْيُؤْذِنْ بِحَرْبٍ مِنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ[. أخرجه أبو داود.»المخابرة« نسبة الى خيبر ‘ن النبي #: أقرّها في يد أهلها على النصف من  ثمارهم وزرعهم. فقيل خبارهم: أى عاملهم في خيبر .
"Muhabereyi terketmeyen Allah ve Resulü ile savaş ilan etsin."

[Ebu Davud, Büyû 34, (3406).]

Zeyd İbnu Sabit  (radıyallahu anh) anlatıyor:

#9,345 وعن زيد بن ثابتٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنِ الْمُخَابَرَةِ؛ قَالَ: وَالْمُخَابَرَةُ أنْ يَأخُذَ ا‘رْضَ بنِصْفٍ أوْ ثُلُثٍ أوْ رُبْعٍ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) muhabereyi yasakladı. Muhabere, tarlayı yarı, üçte bir veya dörtte bir karşılığında almaktır." 

[Ebu Davud, Büyû 34, (3407).]

Kays İbnu Müslim, Ebu Ca'fer'den naklen diyor ki:

#9,344 وعن قيْسِ بن مسلمٍ عن أبي جَعْفَرَ قال: ]مَا كَانَ بِالْمَدِينَةِ أهْلُ بَيْتِ هِجْرَةٍ إَ يُزَارِعُونَ عَلى الثُّلُثِ والرُّبُعِ. وَزاَرَعَ عَليٌّ وَسَعْدُ بْنِ مَالِكٍ وَابْنُ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهم. وَعَنِ القَاسِمِ وَعُرْوَةَ مِثْلُهُ؛ وَزادَ: وَآلُ أبي بَكْرٍ وَآلُ عُمَرَ وَآلُ عُثْمَانَ وَآلُ عَلِيٍّ وَابْنُ سِيرينَ[. أخرجه البخاري في ترجمة .
"Medine'de muhacir aileden hiçbiri yoktu ki, üçte veya dörtte bir pay ile ziraatçilik yapmasın. Hz. Ali, Sa'd İbnu Malik, İbnu Mes'ud (radıyallahu anhüm) da bu çeşitten muzaraa akdi yapmışlardı. el-Kasım (İbnu Muhammed) ve Urve'den de benzer rivayet mevcuttur. Rivayette şu ziyade  de var: "Ebu Bekr ailesi, Hz. Ömer ailesi, Hz. Osman'ın ailesi, Ali ailesi ve İbnu Sirin ailesi de." 

[Buharî, Müzaraa 8 (bab başlığı olarak kaydedilmiştir.)] 

İmam Malik anlatıyor: 

#9,343 وعن مالِك قال: ]بَلَغَنِي أنَّ عَبْدَ الرَّحْمنِ بْنَ عَوْفٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه تَكَارَى أرْضاً فَلَمْ تَزَلْ في يدَيْهِ حَتّى مَاتَ. قَالَ ابْنُهُ: فَمَا كُنْتُ أرَاهَا إَّ لَنَا مِنْ طُولِ مَا مَكَثَتْ في يَدَيْهِ حَتّى ذَكَرَهَا لَنَا عِنْدَ مَوْتِهِ وَأمَرَنَا بِقَضَاءِ شَىْءٍ كَانَ عَلَيْهِ مِنْ كِرَائِهَا ذَهَبٍ أوْ وَرَقٍ[.
"Bana ulaştığına göre, Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh) bir tarlayı kiraladı. Ölünceye kadar da bu arazi elinde kaldı. Oğlu dedi ki: "Ben bu araziyi  uzun müddet babamın elinde kaldığı için bizim malımız sanıyordum. Babam öleceği sırada tarlanın bize ait olmadığını söyledi ve tarlanın kirasından ödenmesi gereken bir miktar borcun altın veya gümüş olarak ödenmesini emretti." 

[Muvatta, Kirau'l-Arz 4, (2, 712).]

Yine Müslim'in bir diğer  rivayetinde şöyle denmiştir:

#9,342 ولَهُ في أخرى: ]لَمَّا فَتَحَ رَسُولُ اللّهِ # خَيْبَرَ سَألَتِ الْيَهُودُ رَسُولَ اللّهِ # أنْ يُقِرُّهُمْ فيهَا عَلى أنْ يَعْمَلُوهَا عَلى النّصْفِ مِمَّا خَرَجَ مِنَ الثَّمَرِ وَالزَّرْعِ. فقَالَ #: نُقِرُّكُمْ عَلى ذلِكَ مَا شِئْنَا. فَكَانَ الثَّمَرُ يُقْسَمُ عَلى السُّهْمَانِ مِنْ نِصْفِ خَيْبَرَ فَيأخُذُ رَسُولُ اللّهِ # الخُمُسَ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'i fethettiği zaman, Yahudiler, Resulullah'a müracaat ederek, çalışıp elde edecekleri ekin ve meyve hasılatının yarısını vermek şartıyla kendilerini arazilerinde bırakmasını talep ettiler. Aleyhissalatu vesselam onlara: "Biz sizi, dilediğimiz zamana kadar orada bırakabiliriz" dedi ve kalmalarına müsaade etti. Hayber'in meyve hasılatının yarısı iki  hisseye taksim ediliyordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu gelirin humusunu (beşte birini) alıyordu." 

 [Müslim, Müsakat 4, (1551).]

Müslim'in  bir rivayetinde şöyle denmiştir: 

#9,341 وفي روايةٍ لِمسلم: ]أنَّ النّبِيَّ # دَفَعَ الى يَهُودِ خَيْبَرَ نَخْلَ خَيْبَرَ وَأرْضَهَا عَلى أنْ يَعْمَلُوهَا مِنْ أمْوَالِهِمْ، وَلِرَسُولِ اللّهِ # شَطْرُ ثَمَرِهَا[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber  hurmalarını ve arazisini kendi emvalleri gibi işleyip meyvesinin yarısını Resulullah'a vermeleri şartıyla Hayberlilere geri verdi." 

[Müslim, Müsakat 5, (1551).]