Toplam 18,629 Hadis
Konular

Kesb/Kazanç Kategorisi

Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,712 عن عقبة بن عامرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # َ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ صَاحِبُ مَكْسٍ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Cennete meks sahibi girmeyecektir!" dediğini işittim." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/544.  [Ebu Davud, Harac 7, (2937).]

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

#8,711 عن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنْ طَعَامِ الْمُتَبَارِيَيْنِ: السِّبَاقِ وَالْقِمَارِ[. أخرجه أبو داود.يقالُ »بَارَى فنٌ فناً« إذا عارض فعله فعله .
"Resululah (aleyhissalatu vesselam) iki yarışçının yemeğini nehyetti: Müsabaka ve kumar." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/543. [Ebu Davud, Et'ime 7, (3754).]

Selim İbnu Mutayr babasından naklen anlatıyor: 

#8,710 وعن سليم بن مُطَيْرٍ عن أبيهِ قال: ]سَمِعْتُ رَجًُ يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: يَا أيُّهَا النّاسُ خُذُوا الْعَطَاءَ مَا كَانَ عَطَاءَ، فإذَا تَجَاحَفَتْ قُرَيْشٌ عَلى الْمُلْكِ وَكَانَ الْعَطَاءُ عَنْ دِينِ أحَدِكُمْ فَدَعُوهُ[. أخرجه أبو داود.و»تَجَاحَفَتْ« بجيم ثم حاء معناه: تقاتلوا على الملك .
"Bir adamın şöyle söylediğini işittim: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın [Veda haccı sırasında hutbede] şöyle söylediğini işittim: "Ey insanlar! İhsanları, onlar ihsan kaldığı müddetçe alın! Ne zaman, Kureyş saltanat kavgasına düşer ve ihsan dininizden rüşvet mukabili olursa, o zaman onu bırakın ve almayın!" 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/538. [Ebu Davud, Harac 17, (2958, 2959).]

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir:

#8,709 وفي أخرى قال: ]اسْتَعْمَلَنِي عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه على الصَّدَقَةِ فَلَمَّا فَرَغْتُ مِنْهَا أمَرَ لِي بِعُمَالَةٍ. فَقُلْتُ: إنِّي عَمِلْتُ للّهِ، وَإنَّمَا أجْرِي عَلى اللّهِ. فَقَالَ: خُذْ مَا أُعْطِيتَ، فَإنِّي عَمِلْتُ عَلى عَهْدِ رَسُولِ اللّهِ # فَعَمَّلنِي. فَقُلْتُ مِثْلَ قَوْلِكَ. فقَالَ لِي إذا أُعْطِيتَ شَيْئاً مِنْ غَيْرِ أنْ تَسْألَ فَكُلْ وَتَصَدَّقْ[ .
"Hz. Ömer (radıyallahu anh) beni, zekat (toplama işine) tayin etti. Bu işi tamamlayınca bana ücret verilmesini emretti. Ben: "Ben Allah rızası için çalıştım, ücretim Allah üzerinedir!" dedim. Hz. Ömer: "Sen, sana verileni al. Nitekim ben de Resulullah (aleyhissalatu vesselam) zamanında çalışmıştım. Bana ücret verdi. Hatta (ilk seferinde) ben de senin söylediğini söyledim. Bunun üzerine (aleyhissalatu vesselam) bana: "Sen istemediğin halde sana birşeyler verilirse, onu al, ye ve tasadduk et!" buyurdular" dedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/537-538.

Abdullah İbnu Amr İbni's-Sa'dî, Hz. Ömer (radıyallahu anh)'den naklediyor:

#8,708 عن عبداللّهِ بن عَمْرُو بْنِ السّعْدى عَنْ عُمرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # يُعْطِينِي الْعَطَاءَ. فَأقُولُ: أعْطِهِ مَنْ هُوَ أفْقَرُ إلَيْهِ مِنِّي. فَقَالَ #: خُذْهُ، ومَا جَاءَكَ وَأنْتَ غَيْرُ مُشْرِفٍ وََ سَائِلٍ فَخُذْهُ، وَمَا َ فََ تُتْبِعُهُ نَفْسَكَ[. أخرجه الشيخان . وزاد في رواية: »فَمِنْ أجْلِ ذلِكَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما َ يَسْألُ شَيْئاً وََ يَرُدُّ شَيْئاً أُعْطِيَهُ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana ihsanda bulunurdu. Ben de: "Siz, bunu benden daha muhtaca verin" diyordum. Aleyhissalatu vesselam da: "Al bunu! Sen beklemez ve istemez olduğun halde sana geleni al! Bu şekilde gelmezse, nefsini peşine takma!" buyurdu." Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "Bu sebeple İbnu Ömer (radıyallahu anhüma), ne bir şey isterdi, ne de kendine ihsan edilen bir şeyi reddederdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/536. [Buhârî, Ahkam 17, Zekat 51; Müslim, Zekat 110, (1045).]

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

#8,707 عن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قَال: ]لَزِمَ رَجُلٌ غَرِيماً لَهُ بِعَشْرَةِ دَنَانِيرَ وَقَالَ واللّهِ َ أُفَارِقُكَ حَتّى تَقْضِيَنِي أوْ تَأتِيَنِي بِحَمِيلٍ، فَتَحَمَّلَ بِهَا النّبِيُّ # ثُمَّ إنَّ الرَّجُلَ أتَى النّبِيَّ # بِقَدْرِ مَا تَحَمَّلَهُ. فقَالَ لَهُ النّبِيُّ # مِنْ أيْنَ أصَبْتَ هذَا؟ قَالَ: مِنْ مَعْدِنَ. قَالَ: َ حَاجَةَ لَنَا فِيهَا، لَيْسَ فِيهَا خَيْرٌ. فَقَضَاهَا # عَنْهُ[. أخرجه أبو داود.»الحَمِيلُ« الزعيم والكفيل .
"Bir adam kendisine on dinar borçlu olan bir alacaklısının peşine düştü ve: "Vallahi borcunu ödeyinceye veya bana bir kefil getirinceye kadar arkanı bırakmayacağım!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam o borcu üzerine aldı. Sonra adam, üzerine aldığı miktarı Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirdi. Aleyhissalatu vesselam adama: "Bu parayı nereden buldun?" diye sordu. Adam: "Madenden!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse bizim buna ihtiyacımız yok! Onda hayır da yok" buyurdu ve borcu ona bedel ödeyiverdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/534.  [Ebu Davud, Büyû 2, (3328); İbnu Mace, Sadakat 9, (2406).]

el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,706 عن الخدريّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رَسُولُ اللّهِ #: إيَّاكُمْ وَالْقُسَامَةُ؛ قُلْنَا: وَمَا الْقُسَامَةُ؟ قَالَ: الرَّجُلُ يَكُونُ عَلى الْفِئَامِ مِنَ النّاسِ، فَيَأخُذُ مِنْ حَظِّ هذَا وَمِنْ حَظِّ هذَا[. أخرجه أبو داود.»القسامَةُ« بضم القاف: ما يأخذه القسام جرياً على عادة السماسرة دون الرجوع الى أجرة المثل .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gün bize): "Kusameden sakının!" buyurdular. Biz: "Kusame de nedir?" dedik. "Bir cemaatin başında bulunan bir kimse (birşey taksim ettiği zaman) berikinin ve ötekinin hisselerinden bir şeyler alır(sa, işte bu aldığı şey kusamedir)."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/533-534.  [Ebu Davud, Cihad 179, (2783, 2784).]

Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: 

#8,705 وفي أخرى ‘بي داود: ]قَالَ #: إنِّي وَهَبْتُ لِخَالَتي غُماً، وإنِّي ‘رْجُو أنْ يُبَارَكَ لَهَا فيهِ، وَقُلْتُ لَهَا َ تُسَلِّمِيهِ حَجَّاماً وََ صَائِغاً وََ قَصَّاباً[. وإنما كره الصائغ لما يدخل صنعته من الغش، و“خفه الوعد ومطله في فراغ ما يستعمل عنده.
 "Ben teyzeme bir köle bağışladım ve ben onun teyzem hakkında mübarek olmasını diliyorum. Teyzeme: "Onu haccama teslim etme, kuyumcuya ve kasaba da teslim etme!" dedim." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/532. [Ebu Davud, Büyû 49, (3430).]

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:

#8,704 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ ‘بِى بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه غَُمٌ يُخَرّجُ لَهُ الْخَرَاجَ، وَكَانَ أبُو بَكْرٍ يَأكُلُ مِنْ خَرَاجِهِ، فجَاءَ يَوْماً بِشَىْءٍ فأكَلَ مِنْهُ أبُو بَكْرٍ. فقَالَ لَهُ الْغُمُ: تَدْرِي مَا هذَا؟ فقَال: مَا هُوَ؟ قَالَ: كُنْتُ تَكَهَّنْتُ “نْسَانٍ في الْجَاهِلِيّةِ، وَمَا أُحْسِنُ الْكَهَانَةَ إّ أنّي خَدَعْتُهُ فَلَقِيَنِي فأعْطَانِي بِذلِكَ هذَا الّذِي أكَلْتَ منْهُ. فأدْخَلَ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه يَدَهُ في فيهِ فقَاءَ كُلَّ شَىْءٍ في بَطْنِهِ[. أخرجه البخاري .
"Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh)'in bir kölesi vardı. Bu köle çalışıp kendisine belli bir haraç ödüyordu. Hz. Ebu Bekr onun kazancından yiyordu. Bir gün yine bir şeyler getirdi. Ebu Bekr (radıyallahu anh) bundan da yedi. Ancak kölesi: "Bu yediğin nedir, biliyor musun?" dedi. Hz. Ebu Bekir: "Neymiş o?" deyince köle açıkladı: "Ben cahiliye devrinde kahinlik yapardım. Aslında bu işin ehli de değildim. Bu sebeple (kafadan atıp bir) adam aldatmıştım. (Bugün yolda) bana rastladı ve (kahinliğimden kalma eski) bir borcunu ödedi. Yediğiniz işte bu idi!" Bunun üzerine Ebu Bekr elini boğazına atıp, midesinde her ne varsa kusup çıkardı."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/526-527. [Buharî, Menakıbu'l-Ensar, 26.]

Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,703 وعن عثمان رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]َ تُكَلِّفُوا الصِّبْيَانَ الْكَسْبَ، فإنَّكُمْ مَتى كَلَّفْتُمُوهُمُ الْكَسْبَ سَرَقُوا وََ تُكَلفُوا ا‘مَةَ غَيْرَ ذَاتِ الصَّنْعَةِ الْكَسْبَ، فَإنَّكُمْ مَتى كَلَّفْتُمُوهَا كَسَبَتْ بِفَرْجِهَا، وَعِفُّوا إذَا أعَفَّكُمُ اللّهُ، وَعَلَيْكُمْ مِنَ الْمَطَاعِمِ بِمَا طَابَ مِنْهَا[. أخرجه مالك .
"Çocukları kesbe mecbur etmeyin. Siz onları kesbe mecbur ettiğiniz zaman hırsızlık yaparlar. San'at sahibi olmayan cariyeleri de kesbe zorlamayın. Zira siz onları kesbe zorladığınız takdirde ferçleriyle kazanırlar. Onların getireceği paraya karşı istiğna gösterin ki, Allah da sizi müstağni kılsın. Size temiz olan yiyecekler yaraşır." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/521.  [Muvatta, İsti'zan 42, (2, 981).]

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,702 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنْ كَسْبِ ا“مَاءِ[. أخرجه البخاري وأبو داود.وزاد أبو داود في رواية أخرى، عن رافع بن خديج: ]حَتّى يَعْلَمَ مِنْ أيْنَ هُوَ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cariyenin kesbini nehyetti." Ebu Davud, Rafi İbnu Hadiç'ten yaptığı rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "..Kazancın nereden olduğunu bilinceye kadar..."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/520. [Buharî, İcare 20, Talak 51; Ebu Davud, Büyû 40, (3425).]

Ebu Cuheyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,701 وعن أبي جُحَيْفَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنْ ثَمَنِ الدّمِ، وَثَمَنِ الْكَلْبِ، وَكَسْبِ الْبَغِيِّ، وَلَعَنَ الْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ، وَآكِلَ الرِّبَا، وَمُوكِلَهُ والْمُصَوِّرِينَ[. أخرجه البخاري.»الوَشْمُ«: تغريز الجلد با“برة وحشو موضع الغرز بكحل او نيلة، والواشمة التي يفعل بها ذلك بطلبها .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kan mukabilinde alınan semenden, köpek semeninden, fuhuş kazancından men etti. Dövme yapanı, dövme yaptıranı, faiz yiyeni, faiz yedireni ve musavvirleri lanetledi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/519. [Buhârî, Büyû 113, 25, Talak Libas 86, 96; Ebu Davud, Büyû 65, (3483).]

Esmer İbnu Mudarris (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,700 وعن أسمرِ بن مُضَرّسْ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ سَبَقَ مَالَمْ يَسْبِقْ إلَيْهِ مُسْلِمٌ فَهُوَ لَهُ. قَالَ: فَخَرَجَ النّاسُ يَتَعادَوْنَ يَتَخَاطَّوْنَ[. أخرجه أبو داود .
"Bir Müslümanın henüz ulaşmadığı (ot, odun, su, gibi) bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur." Bunun üzerine halk çıkıp, (mübah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca işaretleme yarışına girdiler."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/517. [Ebu Davud, İmaret 36, (3071).]

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın muhacir ashabından bir adamın anlattığına göre,

#8,699 وعن رجلٍ من المهاجرين من أصحاب النّبيّ # قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # اَلْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ في ثَثٍ: اَلْمَاءِ، وَالْكَ“ِ، وَالنّارِ[. أخرجه أبو داود .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, ot ve ateş."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/516. [Ebu Davud, Büyû 62, (3477).]

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,698 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنْ كَسْبِ ا“مَاءِ[. أخرجه البخاري وأبو داود.وزاد أبو داود في رواية أخرى، عن رافع بن خديج: ]حَتّى يَعْلَمَ مِنْ أيْنَ هُوَ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cariyenin kesbini nehyetti." Ebu Davud, Rafi İbnu Hadiç'ten yaptığı rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "..Kazancın nereden olduğunu bilinceye kadar..."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/520. [Buharî, İcare 20, Talak 51; Ebu Davud, Büyû 40, (3425).]

Ebu Cuheyfe (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,697 وعن أبي جُحَيْفَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]نَهى رَسُولُ اللّهِ # عَنْ ثَمَنِ الدّمِ، وَثَمَنِ الْكَلْبِ، وَكَسْبِ الْبَغِيِّ، وَلَعَنَ الْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ، وَآكِلَ الرِّبَا، وَمُوكِلَهُ والْمُصَوِّرِينَ[. أخرجه البخاري.»الوَشْمُ«: تغريز الجلد با“برة وحشو موضع الغرز بكحل او نيلة، والواشمة التي يفعل بها ذلك بطلبها .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kan mukabilinde alınan semenden, köpek semeninden, fuhuş kazancından men etti. Dövme yapanı, dövme yaptıranı, faiz yiyeni, faiz yedireni ve musavvirleri lanetledi." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/519.  [Buhârî, Büyû 113, 25, Talak Libas 86, 96; Ebu Davud, Büyû 65, (3483).]

Esmer İbnu Mudarris (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,696 وعن أسمرِ بن مُضَرّسْ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ سَبَقَ مَالَمْ يَسْبِقْ إلَيْهِ مُسْلِمٌ فَهُوَ لَهُ. قَالَ: فَخَرَجَ النّاسُ يَتَعادَوْنَ يَتَخَاطَّوْنَ[. أخرجه أبو داود .
buyurdular ki: "Bir Müslümanın henüz ulaşmadığı (ot, odun, su, gibi) bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur." Bunun üzerine halk çıkıp, (mübah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca işaretleme yarışına girdiler."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/517. [Ebu Davud, İmaret 36, (3071).]

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın muhacir ashabından bir adamın anlattığına göre, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

#8,695 وعن رجلٍ من المهاجرين من أصحاب النّبيّ # قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # اَلْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ في ثَثٍ: اَلْمَاءِ، وَالْكَ“ِ، وَالنّارِ[. أخرجه أبو داود .
(aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, ot ve ateş." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/516.  [Ebu Davud, Büyû 62, (3477).]

İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: 

#8,694 عن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]اِحْتَجَمَ رَسُولُ اللّهِ #: وَأعْطى الْحَجَّامَ أجْرَهُ، وَلَوْ كَانَ سُحْتاً لَمْ يُعْطِهِ. وَكَلّمَ سَيّدَهُ فَخَفَّفَ عَنْهُ مِنْ ضَرِيبَتِهِ[. أخرجه الشّيخان وأبو داود.»الضَّريبةُ« الخراج الذي يقرر على إنسان يؤديه في كل يوم أو شهر أو سنة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram olsaydı vermezdi. Ayrıca efendisine konuştu, o da vergisini hafifletti."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/515. [Buharî, İcare 18, Büyû' 39, Tıbb 9; Müslim, Müsakat 66 (1202); Ebu Davud, Büyû 39, (3423).]

Amr İbnu Hureys (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,693 وعن عَمْرُو بن حُرَيْث رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]خَطَّ لي رَسُولُ اللّهِ # دَاراً بِالْمَدِينَةِ بِقَوْسٍ، وَقَالَ: أزِيدُكَ أزِيدُكَ؟[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Medine'de yayını ile bir ev planı çizdi ve: "Sana daha da artırayım mı, artırayım mı?" diye sordu." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/515.  [Ebu Davud, Harac 36 , (3060).]

İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor:

#8,692 وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]أقْطعَ رَسُولُ اللّهِ # اَلزُّبَيْرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه حُضْرَ فَرَسِهِ. فأجْرَى فَرَسَهُ حَتّى قَامَ. ثُمّ رَمَى بِسَوْطِهِ. فقَالَ #: أعْطوهُ حَيْثُ بَلَغَ سَوْطُهُ[. أخرجه أبو داود.»حُضْرُ الْفَرَس« عدوه.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Zübeyr (radıyallahu anh)'e atının koştuğu yer(e kadar olan mesafeyi) ikta' kıldı. (Şöyle ki): "Zübeyr atı (mecali kesilip) duruncaya kadar koşturdu. At durunca Zübeyr kamçısını attı. (Resulullah (aleyhissalatu vesselam):) "Kamçısının ulaştığı yere kadar (o mıntıkayı) ona verin" emrettiler." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/515. [Ebu Davud, harac 36, (3072).]

Kesir İbnu Abdillah İbnu Amr İbni Avf el-Müzenî, babasından, o da ceddi (radıyallahu anh)'tan anlatıyor: 

#8,691 وعن كثير بن عبداللّه بن عمرُو بن عَوْفِ الْمُزَنِي عن أبيه عن جدّه رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَسُولَ اللّهِ #: أقطعَ بَِلَ بْنَ الْحَارِثِ الْمُزَنّي مَعَادِنَ الْقَبَلِيّةِ جَلْسِيّهَا وَغَوَرِيّهَا، وَحَيْثُ يَصْلَحُ الزَّرْعُ مِنْ قَدْسِ وَلَمْ يُعْطِهِ حَقّ مُسْلِمٍ، وَكَتَبَ لَهُ: بِسْمِ اللّهِ الرّحْمنِ الرَّحِيمِ، هذَا مَا أعْطى مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهِ # بَِلَ بْنَ الْحَارِثِ، أعْطَاهُ مُعَادِنَ الْقَبَلِيّةِ جَلْسِيّهَا وَغَوْرِيّهَا[.زاد في رواية: ]وَذَاتَ النُّصُبِ، وَحَيْثُ يَصْلُحُ الزَّرْعُ مِنْ قُدْسٍ وَلَمْ يُعْطِهِ حَقَّ مُسْلِمٍ. وَكَتَبَ أُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه[. أخرجه مالك وأبو داود.»الجَلسىُّ« بالجيم منسوب الى الجلس، وهي أرض نجد، ويقال لكل مرتفع من ا‘رض جلس.و»الغَوْرُ« ما انهبط من ا‘رض، وأراد أنه أقطعه جميع تلك ا‘رض نجدها وغورها .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Bilal İbnu Haris el-Müzeni'ye Kabaliyye madenlerini, yüksekte olanları ve alçakta olanlarıyla, (Necid'de bulunan) Kuds dağında ekine elverişli olan yerlerle birlikte ikta' kıldı. Ancak ona hiçbir Müslümanın hakkını vermedi. (Bu ikta' beratını) ona şöyle yazdı: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu Allah'ın Resulü Muhammed'in Bilal İbnu'l-Haris'e verdiği(nin beratı)dır. Ona, el-Kabaliyye mıntıkasının, alçak ve yüksek (yerlerinin) madenlerini vermiştir." Bir rivayette şu ziyade var: "(Medine'ye dört beridlik mesafede yer alan Zatu'n-Nusub ve (Necd'de yer alan) Kuds mevkiinin ekime elverişli olan kısmını da verdi. Hiçbir Müslümanın hakkını vermedi. (Bu berat metnini Resulullah'ın emriyle, katibi) Übey İbnu Ka'b yazdı." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/514. Ebu Davud, Harac 36, (3062, 3063); Muvatta, Zekat 8, (1, 248).]

Şeddad (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,690 وعن الْمُسْتَوْرِد بن شدّاد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ كَانَ لَنَا عَامًِ فَلْيَكْتَسِبْ زَوْجَةً، فإنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ خَادِمٌ فَلْيَكْتَسِبْ خَادِماً، وإنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَسْكَنٌ فَلْيَكْسِبْ مَسْكَناً. قَالَ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: أُخْبِرْتُ أنَّ النّبِيَّ # قال: مَنِ اتَّخَذَ غَيْرَ ذلِكَ فَهُوَ غَالٌّ أوْ سَارِقٌ[. أخرجه أبو داود .
"Kim bize memur olursa, kendine bir zevce edinsin. Hizmetçisi yoksa bir de hizmetçi edinsin. Meskeni yoksa bir mesken edinsin." Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh) dedi ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle buyurdukları bana haber verildi: "Kim bunun dışında bir şey edinirse, bu kimse haindir, hırsızdır."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/509-510.  [Ebu Davud, Harac 10, (2945).]

Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,689 وعن بريدة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلى عَمَلٍ وَرَزَقْنَاهُ رِزْقاً فمَاَ أخَذَ بَعْدَ ذلِكَ فَهُوَ غُلُولٌ[. أخرجه أبو داود .
"Biz kimi bir işe tayin eder, bir rızık tahsis edersek, bu tahsis edilenden maada aldığı gulüldür (devlet malından hırsızlıktır)."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/509.  [Ebu Davud, Harac 10, (2943).][33]

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#8,688 وعن عَائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالتْ: ]لَمَّا اسْتُخْلِفَ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: لَقَدْ عَلِمَ قَوْمِي أنَّ حِرْفَتِي لَمْ تَكُنْ تَعْجِزُ عَنْ نَفَقَةِ أهْلِي. وَقَدْ شُغِلْتُ بِأمْرِ الْمُسْلِمين. فَسَيأكُلُ آلُ أبِي بَكْرٍ مِنْ هذَا الْمَالِ وَيَحْتَرِفُ لِلمُسْلِمِينَ فيهِ[. أخرجه البخاري .
"Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh) halife seçildiği zaman: "Kavmim biliyor ki, benim mesleğim ailemin nafakasını te'minden aciz değildir. Ancak şimdi Müslümanların işleriyle meşgulüm. Bu sebeple Ebu Bekr'in ailesi beytü'lmalden yiyecek, o da Müslümanlar için çalışacak" dedi." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/508.  [Buhârî, Büyû 15.]

Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)'dan anlatıldığına göre, "Kendisine mushaf yazmanın ücreti hakkında sorulmuştu. Şu cevapta bulundu:

#8,687 وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّّهُ سُئِلَ عَنْ أُجْرَةِ كِتَابَةِ الْمُصْحَفِ. فقَالَ: َ بَأسَ، إنَّمَا هُمْ مُصَوِّرُونَ، وَإنَّهُمْ إنَّمَا يَأكُلُونَ مِنْ عَمَلِ أيْدِيهِمْ[. أخرجه رزين .
"Bunda bir beis yok. Onlar, bu işte, ressam durumundadırlar, ellerinin emeğini yemektedirler."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/508. [Rezin tahric etmiştir.]

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

#8,686 عن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: أحَقُّ مَا أخَذْتُمْ عَلَيْهِ أجْراً كِتَابُ اللّهِ تعالى[. أخرجه البخاري في ترجمة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Üzerine ücret almada en haklı olduğunuz şey Kitabullah'tır." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/506-507. [Buharî, İcare 16 (muallak olarak kaydetmiştir), Tıbb 34.]

Kasım İbnu Muhammed rahimehullah anlatıyor:

#8,685 وعن الْقَاسِمِ بْنِ محمّد قال: ]قَالَ رَجُلٌ ‘بْنِ عبّاسَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما: إنَّ لِي يَتِيماً وَلَهُ إبِلٌ، أفَأشْرَبُ مِنْ لَبَنِهَا؟ قَالَ: إنْ كُنْتَ تَبْغِي ضَالَّتَهَا، وَتَهْنأُ جَرْبَاهَا، وَتُلِيطُ حَوْضَهَا، وَتُسْقِيهَا يَوْمَ وِرْدِهَا فَاشْرَبْ غَيْرَ مُضِرٍّ بِنَسْلٍ وََ نَاهِكٍ في الْحَلْبِ[. أخرجه مالك.»تَبغِى ضالتها« أي تطلبها وتنشدها إذا ضلت.و»تهنأُ جرباها« أي تداويها بدواء الجرب، وهو القطران وما يضاف إليه.و»تُليطُ حوضها« أي تصلحه بالطين.و»النّاهكُ في الحلب« المستقصي المبالغ الذي يدع في الضرع من اللبن شيئاً .
"Bir adam İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a: "Yanımda bir devesi olan bir yetim var. Devesinin sütünden içebilir miyim?" diye sormuştu. İbnu Abbas şu cevabı verdi: "Eğer deve kaybolunca arıyor, katran vesairesini sürerek tedavisini yapıyor, su yalağını onarıyor, sulama gününde suyunu içiriyorsan yavruya zarar vermeden ve memeyi tamamen kurutmadan içebilirsin." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/506. [Muvatta, Sıfatu'n-Nebî 33, (2, 934).]

Sa'd İbnu Ebî Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,684 وعن سعد بن أبي وقّاص رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَامَتِ امْرأةٌ جَلِيلَةٌ كَأنَّهَا مِنْ نِسَاءِ مُضَرَ. فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللّهِ إنَّا كلّ عَلى آبَائِنَا وَأبْنَائِنَا وَأزْوَاجِنَا، فَمَا يَحِلُّ لَنَا مِنْ أمْوَالِهِمْ؟ قَالَ: الرَّطْبُ، تأكُلْنَهُ وَتُهْدِينَهُ. قَالَ أبُو داود: الرَّطْبُ الْخُبْزُ وَالْبَقْلُ والرَّطْبُ[. أخرجه أبو داود .
"Sanki Mudar kabilesine mensup uzun boylu bir kadın ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Biz (kadın)lar babalarımız ve evladlarımız ve kocalarımız üzerine yüküz. Onların mallarında emirleri dışında, tasarrufu bize helal olan nedir?" diye sualde bulundu. Aleyhissalatu vesselam: "Size helal olan "taze"dir. Ondan hem yiyin, hem de hediye edin!" buyurdular." Ebu Davud der ki: "Tazeden maksad ekmek, sebze ve taze meyve [gibi fazla kalınca bozulan yiyecekler]dir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/502. [Ebu Davud, Zekat 44, (1686).]

Mikdâm İbnu Ma'dikerb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

#8,683 وعن الْمِقْدَامْ بن معدي كربْ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَا أكَلَ أحَدٌ طَعَاماً قَطُّ خَيراً مِنْ أنْ يَأكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإنّ نَبِىَّ اللّهِ دَاوُدَ عَليْهِ السَّمُ كَانَ يأكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ[. أخرجه البخاري .
"(Beni Adem'den) hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir taamı asla yememiştir. Allah'ın peygamberi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/498.  [Buhârî, Büyû 15.]