Toplam 19,439 Hadis
Konular

İsim ve Künye Kategorisi

Yahya İbnu Saîd anlatıyor:

#8,609 وعن يحيى بن سعيد ]أنّ عُمَرَ رَضِىَ اللّهُ عنْهُ قالَ لِرَجُلٍ: مَا اسمُكَ؟ قال جمرَةٌ. قال ابنُ مَنْ؟ قال ابنُ شهابٍ. قال ممَّن؟ قال من الحرَقةِ. قال أينَ مسكنُكَ؟ قال بِحَرَّةِ النَّارِ قال بأيَّهَا؟ قال بذاتِ لظى. قال عمر رضىَ اللّهُ عنه: أدْرِكْ أهلكَ فقدِ احتَرقُوا، فَكانَ كَمَا قال عمر رَضِىَ اللّهُ عنهُ[. أخرجه مالك.
"Hz. Ömer bir adama: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam "Cemre (kor)" dedi. "Kimin oğlusun?" diye tekrar sordu. Adam: "İbnu Şihab (alev) deyince "Kimlerden?" dedi. Adam: "Hurakalardan." "Eviniz nerede?" diye sordu. "Harretu'n-Nar'da" cevabını alınca, "Hangisinde?" dedi. "Zatı Leza'da" cevabını alınca; Hz. Ömer (radıyallahu anh) "Âilene yetiş, yanıyorlar!" dedi. Gerçekten durum aynen Hz. Ömer'in dediği gibiydi"

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/451.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#8,608 وعن عائشة رضِىَ اللّهُ عنها قالت: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # يُؤتِى بالصِبْيَانِ فيَدْعُو لهُمْ بِالْبَركَةِ وَيُحَنِّكُهُمْ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
"Yeni doğan çocuklar Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnikde bulunurdu."

Müslim, Edeb: 27 (2147); Ebu Dâvud, Edeb: 116, (5106); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/447.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın gelerek:

#8,607 وعن عائشة رضى اللّهُ عنها. أن امرأةً قالتْ يَا رَسُولَ اللّهِ: إنّى ولَدْتُ غماً فسمّيْتُهُ محمداً وكُنْيَتُهُ أبَا القَاسمِ، فذُكرَ لى أنك تَكْرَه ذلك. فقال: ما الذى أحلَّ اسمِى وحرَّمَ كُنْيَتِى، أو ما الَّذِى حرّم كُنْيَتِى وأحَلَّ اسمى؟[. أخرجه أبو داود .
"Ey Allah'ın Resulü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu'l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "İsmimi helal, künyemi haram kılan şey de ne?" veya "Künyemi haram kılıp ismimi helal kılan şey de ne?" diyerek reddetti.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/446.

Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,606 وعن سهل بن سعد رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: ]أُتِىَ رَسُولُ اللّهِ # بِالْمُنْذِر ابْنِ أبى أُسَيْدٍ حينَ وُلِدَ فوضعهُ على فَخِذِهِ، وقال: ما اسمُهُ؟ قال: فنٌ. قال: ؟ لكن اسمُهُ المنذِرُ، فسماهُ يومئذٍ المنْذِر[. أخرجه الشيخان .
"el-Münzir İbnu Ebi Üseyd doğduğu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve: "İsmi nedir?" diye sordu. "İsmi falandır" diye ne konmuşsa söylendi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır! bunun ismi Münzir olacak" dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu.

Buhârî, Edeb: 108; Müslim, Edeb: 29, (2149); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/441.

Mesruk anlatıyor: 

#8,605 وعن مسروقٍ قال: ]ليقتُ عمرَ رضى اللّهُ عنه، فقال: من أنتَ؟ فقلت مسروقُ ابنُ ا‘جْدَعِ، فقال سمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُول: ا‘جْدَعُ شيطانٌ[. أخرجه أبو داود .
"Hz. Ömer'le karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu'l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın " ecda şeytandır" dediğini işittim."

Ebu Dâvud, Edeb: 70, (4957); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/441.

Mesruk anlatıyor: 

#8,604 وعن مسروقٍ قال: ]ليقتُ عمرَ رضى اللّهُ عنه، فقال: من أنتَ؟ فقلت مسروقُ ابنُ ا‘جْدَعِ، فقال سمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُول: ا‘جْدَعُ شيطانٌ[. أخرجه أبو داود .
"Hz. Ömer'le karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu'l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın " ecda şeytandır" dediğini işittim."

Ebu Dâvud, Edeb: 70, (4957); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/441.

Said İbnu'l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: 

#8,603 وعن سعيد المسيب عن أبيه رَضى اللّهُ عنه ]أنّهُ جَاءَ اِلى النَّبِىِّ # فقالَ مَا اسمُكَ؟ قال: حَزْنٌ، قال: بل أنتَ سهلٌ. قالَ: َ أغَيِّرُ اسماً سمانيهِ أبى.قال ابن المسيب رحمه اللّهُ فما زالَتْ فينَا الحَزُونَةُ بعدُ[. أخرجه البخارى وأبو داود.وفي رواية ‘بى داود قال: . السهلُ يُوطأُ ويُمتهَنُ.قال أبو داود رحمه اللّهُ: وغيّر رسُولُ اللّهِ # اسمَ العاصى وعزيز وعتلَةَ وشيطانِ والحكمِ وغرابٍ وحَبَّابٍ وشهابٍ فسماهُ هشاماً، وسمى حرباً سِلماً، وسمى المضطجَعَ المنبعثَ، وأرضاً تسمى عفرةً سماها خضِرةً، وشِعْبَ الضلةِ، سماها شِعْبَ الهدى، وبنِى الزِّنَيةِ سماها بنى الرُّشْدَةِ، وسمَّى بنى مغْوِيَةَ بنى رُشْدٍ .
"Dedem, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a uğramıştı. "İsmin ne?" diye sordu. "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Sehl'sin" dedi. Müseyyeb: "Olamaz, babamın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi. İbnu'l-Müseyyeb ilave ediyor: "O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti." Ebu Davud'un rivayetinde şöyle demiştir:".... Hayır sehl ezilir ve hakir tutulur." Ebu Davud merhum der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Âsi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurab (karga) Habbab, Şihab isimlerini değiştirdi. Şihab'ı Hişam, Harb'i Silm (sulh), Muzdaci'ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı. Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye, Şi'bu'd Dalalet'i (sapıklık geçidi) Şi'bu'l-Hüda diye isimledi. Benu'z-Zinye'yi Benu'r-Rüşd olarak değiştirdi."

Buhârî, Edeb: 107-108; Ebu Davud, Edeb: 70, (4956); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/440.

Beşîr İbnu Meymun, amcası Üsâme İbnu Ahdarî'den rivayet ediyor:

#8,602 وعن بشيرِ بن ميمونٍ عن عمه أسامةَ بن أخْدَرىٍّ ]أنَّ رجً كان اسمُهُ أصرَمَ فقال له النبى#: مااسمُك؟ فقال أصرمُ. فقال: بل أنت زُرْعةُ[. أخرجه أبو داود .
Ahdari diyor ki: "İsmi Asram olan bir adam vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam “Asram” diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır sen Zür'a' sın" buyurdu.

Ebu Dâvud, Edeb: 70, (4954); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/439.

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,601 وعن ابن عباس رضِىَ اللّهُ عنهُما قال: ]كَانَ اسمُ جُوَيْرِيةَ بنتِ الحارثِ برّةَ، فَحَوَّلَ رَسُولُ اللّهِ # اسمَها جويريةَ، وَكَانَ يكرهُ أن يقالَ خرجَ من عند برةَ[. أخرجه مسلم .
"Cüveyriye Bintu'l-Haris'in ismi Berre idi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Berre'nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.

Müslim, Edeb: 16, (2140); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/438.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,600 وعن أبى هريرة رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: ]أنّ زَيْنَبَ بنتَ أبى سلمةَ كانَ اسمُها بَرَّةَ: فقيلَ تزكِّى نفسَها. فسماها رَسُولُ اللّهِ # زينبَ[. أخرجه الشيخان.
"Zeyneb Bintu Ebi Seleme'nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu Zeyneb diye isimlendirdi."

Buhârî Edeb: 108; Müslim, Edeb: 17, (2141); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/438.

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ):

#8,599 وعن عائشة رضى اللّهُ عنها قالت: ]قلْتُ يَا رسُولَ اللّهِ: كلُّ صواحِبى لهنَّ كُنىً. قال: فاكْتُنِى بابْنِكِ عبداِللّهِ بن الزبيرِ فَكَانَتْ تكنَّى أمّ عبداللّهِ[. أخرجه أبو داود.وزاد رزين رحمه اللّهُ: فإن الخالة أمٌّ .
"Ey Allah'ın Rasulü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)". Dedi ki: "Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen." Aişe, "Ümmü Abdillah (Abdullah'ın annesi)" diye künye almıştı" Rezin merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmiştir.

Ebu Dâvud, Edeb: 78, (4970). İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/435.

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,598 وَعَنْ اَنَسٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: ]ذَهبتُ بعبدِاللّهِ بنِ أبى طلحةَ إلى رَسُولِ اللّهِ # حينَ وُلِدَ وَهُوَ في عباءةٍ وهوَ يهنأُ بعيراً له فقال: هلْ معكَ تمرٌ؟ قلتُ نعم، فناولتُه تمراتٍ ف كهنّ ثم فغرَفاهَ الصبىِّ فمجهُ فيهِ فجعلَ يتلمظهُ فقال رَسُولُ اللّهِ #: انظُرُوا حُبَّ ا‘نْصَارِ التمرَ، وَسَماهُ عبدَاللّهِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود واللفظ لمسلم ومعنى »يَهنأ« يطليه بالقطران .
"Abdullah İbnu Ebi Talha'yı doğduğu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu. "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Ensar'ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi."

Buhârî, Cenâiz: 42, Akîka: 1; Müslim, Âdab: 22, (2144); Ebu Dâvud, Edeb: 69, (4951) Hadisin metni; Müslim'deki metindir. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/434.

Ebu Mûsâ (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,597 وعن أبى موسى رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: ]وُلِدَ لِى غَُمٌ فأتيتُ بِه النَّبِىَّ # فَسَمَّاهُ إبْرَاهِيمَ وَحنكه بتمْرَةٍ وَدَعَا لَهُ بِالْبَرَكَةِ وَدفعه اِلَىَّ وَكَانَ اكْبَرَ ولد اَبِى مُوسى[. أخرجه الشَيْخَانِ .
"Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa'nın en büyük evladı idi."

Buhârî, Akîka: 1; Müslim, Adab: 24, (2145); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/434.

Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

#8,596 وعن أسماءَ بنتِ أبى بكرٍ رَضِىَ اللّهُ عنهما قالت: ]حَملتُ بعبدِاللّهِ بن الزُبيرِ بمكةَ قالتْ فَخَرَجْتُ وأنَا مُتمٌّ فقدمتُ المدينةَ فنزلتُ بِقُبَاءَ فولدتهُ فأتيتُ بِهِ رسُولَ اللّهِ # فوضعتهُ في حجرهِ فدعا بتمرةٍ فمضغهَا ثمّ تفلَ في فيهِ فكانَ أولَ شئٍ دخلَ جوفَهُ ريقُ رسُولِ اللّهِ #، ثمّ حنكهِ بِالتَّمْرَةِ، ثمّ دعا لهُ وَبَرَّكَ عليه، وسماهُ عبدَ اللّه فكان أولَ مولودٍ وُلدَ في ا“سْمِ ففرحوا بهِ فرحاً شديداً ‘نهم قيلَ لهم انّ اليهود قدْ سحرتكمْ فَ يولدُ لكمْ[. أخرجه الشيخان .
"Mekke'de Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)'e hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke'yi terkettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim. Abdullah'ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a götürdüm, kucağına bıraktım. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah'ın midesine ilk inen şey Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine'de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı"

Buhârî, Menâkibu'l-Ensâr: 45, Akîka: 1, Müslim, Âdâb: 26, (2146); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/432-433.

Sehl İbnu Sa'd es-Sâidi (radıyallahu anh) buyurdu ki:

#8,595 عن سهل بن سعد الساعدى رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: ]جَاءَ النبِىّ # إلى بَيْتِ فَاطِمَةَ رَضِىَ اللّهُ عنهَا فلمْ يَجِدْ علِيّاً كَرّمَ اللّهُ وَجْهَهُ فقال: أين ابنُ عمّكِ؟ فقالت: كانَ بَيْنِى وَبَيْنَهُ شئٌ فغاَضَبَنِى فَخَرجَ، فقال النبىّ # “نسَان انظر أين هو؟ فقال: هُوَ في المسْجِد راقِدٌ. فَجَاءَهُ وَهُوَ مضْطَجعٌ وَقَدْ سقطَ رداؤُهُ عن شقِه فأصابهُ ترابٌ، فجعَل النبى# يقول: قُمْ أبَا ترابٍ قمْ أبَا ترابٍ. قال سهل رَضِىَ اللّهُ عنهُ: وََمَا كَانَ لَهُ اسمٌ أحبُّ إليهِ منهُ[. أخرجه الشيخان .
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Fatıma (radıyallahu anha) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu. Fatıma (radıyallahu anha): "Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş" diye emretti. "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanına gitti. Hz. Ali (radıyallahu anh) gerçekten yatıyordu ve üzerinden ridası düşmüş, (bu sebeple) toprağa bulanmıştı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), ‘Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (yani Toprak babası)’ diye seslendi. Sehl der ki: Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.

Buhârî, Salat: 58, Fadaili'l-Ashab: 9, Edeb: 113, İsti'zân: 40; Müslim, Fedailu's-Sahâbe: 38, (2409); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/431.

Yahya İbnu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,594 وعن يحيى بن سعيد رَضِى اللّهُ عنهُ: ]أنّ رسُولَ اللّهِ # قالَ لِلقَحَةٍ تُحْلَبُ: منْ يحلُبُ هذهِ؟ فقام رجلٌ فقال: ما اسْمكَ؟ فقال مرةُ. فقال له اجلسْ، ثمّ قال: من يحلُبُ هذه؟ فقام رجلٌ فقال: ما اسمُكَ؟ فقال حربٌ. فقال: له اجلس، ثمّ قال: من يحلبُ هذه؟ فقام رجلٌ فقال له: ما اسمُكَ؟ فقال يعيشُ. فقال: احْلُبْ[. أخرجه مالك .
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) "İsmin ne?" dedi. Adam: "Mürre (acı)!" deyince, ona: "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tekrar "Bunu kim sağıverecek?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona da: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Harb!" diye cevap verdi. Ona da "Otur" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. "Ya'iş (yaşıyor!)" cevabını alınca ona: "Sen sağ" diyerek müsaade etti."

Muvatta, İsti'zan: 24 (2, 973); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/429-430.

Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in azadlı kölesi Eslem anlatıyor:

#8,593 وعن أسلم مولى عمر ]أنّ عمر رَضِىَ اللّهُ عنهُ: ضَرَبَ ابناً لهُ يكنَّى أبا عيسَى، وأنّ المغيرةَ بنَ شعبةَ تكنَّى أبا عيسَى. فقال له عمرُ: أما يكفيك أن تكنّى بأبى عبدِاللّهِ. فقال: إن النبى # كنانى أبا عيسَى. فقال: إن رسُولَ اللّهِ # قَدْ غُفِرَ لهُ ما تقدمَ من ذنْبِهِ وَمَا تأخّرَ، وإنّا بعدُ في جلْجَتِنَا فَلمْ يزلْ يكنى بأبى عبدِاللّهِ حتّى هلكَ[. أخرجه أبو داود.»الجلج« بم ساكنة بين جيمين أوهما مفتوحة: هى حباب الماء في لغة أهل اليمامة أى تركنا في أمر ضيق كضيق الحباب. وقال ا‘زهرى: الجلجة واحدة الجَجِ وهى الرؤس ومعناه: وإنّا بعدُ في عناد أقراننا وإخواننا لمْ ندرِ ما يصنع بنا.
"Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğire İbnu Şu'be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona "Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Muğire: "Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'dir" cevabını verince, Hz. Ömer: "Hz. Peygamer (aleyhissalatu vesselam)'in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız" dedi. Ölünceye kadar Muğire'yi "Ebu Abdillah" diye künyeledi.

Ebu Dâvud, Edeb: 72, (4963); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/429.

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,592 وعن جابر رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: ]أرادَ رَسُولُ اللّهِ # أنْ ينهَى عنْ أن يُسمّى بيعلى وبركةَ وأفلَحَ ويسارٍ ونافعٍ وبنحو ذلك. ثمّ رأيْتهُ سكتَ بعدُ عنها ثمّ قُبضَ ولم ينهَ عنهَا[. أخرجه مسلم وأبو داود، واللفظ لمسلم.زاد أبو داود رحمه اللّهُ تعالى فإن الرجلَ يقولُ أثَمَّ بركةٌ؟ فيقولون 
"Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti." Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "...Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "hayır yok!" diye cevap verirler.

Bu hadisi Müslim, Âdab: 13, (2138); ve Ebu Dâvud, Edeb: 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Müslim'e aittir; İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/427-428.

Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur:

#8,591 ولمسلمٍ رحمهُ اللّهُ تعالى في أخرى ]أغيظُ رجل علَى اللّهِ تَعَالى يومَ القِيامَةِ وأخْبَثُهُ رجلٌ كانَ يسمّى ملِكَ ا‘مكِ، َ ملِكَ إّ اللّهُ تعالَى[ .
"Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlak (Şehinşah) olan kimsedir. Allah'tan başka Malik yoktur."

Müslim: Adâb: 21; İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/427.

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,590 وعن ابنِ عمرَ رضِىَ اللّهُ عَنْهُمَا قال: قال رسُولُ اللّهِ #: ]أَحَبُّ ا‘سْمَاءِ إلى اللّهِ تعالَى: عبدُاللّهِ، وعبدُ الرحمنِ[. أخرجه مسلم وأبو داود والترمذى .
"Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/425.

Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,589 عن أبى الدرداء رضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قال رسُولُ اللّهِ #: ]إنّكُمْ تُدْعَوْنَ يوْمَ القِيَامَةِ بأسمَائِكُمْ وَاَسْمَاءِ آبَاءِكُمْ فأحسنُوا أسماءَكُمْ[. أخرجه أبو داود .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın."

Ebu Dâvud, Edeb: 69, (4948); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/424.