Toplam 23,474 Hadis
Konular

Hicretler Bölümü Kategorisi

Şureyh b. Ubeyd el-Hadrami ve başkaları anlatıyor:

#19,965
İyad b. Ğanm, Dara' run hakimini Dara fethedildiği zamanda kırbaçlattı. Bunun üzerine Hişam b. Hakim kendisine ağır sözler söyledi. iyad buna
sinirlendi. Bu olay üzerine birkaç gece geçmişti. Hişam b. Hakim·yaruna giderek ondan özür diledi. Daha sonra Hişam, iyad' a: "Sen, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) buyurduğu şu hadisi işitmedin mi?: «Dünyada insanlara en çok azap edenler, (kıyamet gününde) azabı en şiddetli olan insanlardandır»" deyince, iyaz b. Gãnm ona şu karşılığı verdi: "Ey Hişam b. Hakim! Senin işittiğini işitmiş, senin gördüğünü görmüştük. Sen, Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) buyurduğu şu hadisi işitmedin mi? «Sultana bir konuda nasihat ehnek isteyen kişi bunu ona açıkça (herkesin içinde) yapmasın. Ancak, onun elinden tutup (bir yerde) başbaşa kalsın. Sultan eğer (nasihatı) kabul ederse ne ala. Kabul etmezse üzerine düşen vazifeyi yerine
getinniş olur.» Sen ey Hişam! Hiç şüphesiz cesur birisin. Çünkü Allah'ın sultanına (bana nasihat etmeye) cilret ediyorsun. Sultanın seni öldürmesinden korkmadın mı? Bu yüzden belki de Allah'ın sultanının öldürdüğü kimse olursun.'1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9161 Ben derim ki: Sadece Hişâm hadisinden bir bölüm Sahih'te geçmektedir. *Hadisi İmam Ahmed ve Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. Ancak ben, Şureyh'in tabiûnden biri bile olsa Hişâm ve İyad'dan işittiği bir hadisini bulamadım. 1 1 Müsned-i Ahmed (3/403-4)

Sa' d b. Ubâde' den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve!'ellem) şöyle buyurmuştur:

#19,954
"Ey Sa'd! İyi durumunda ve kötü durumunda, neşeli zamanında ve neşesiz zamanında, senin hakkını gasbedip alsa bile yine de (emiri) dinleyip itaat etmeye sanl. İşin ehliyle tartışma. Ancak seni Allah'ın kitabındaki hükmün zıthna olan bir hükme seni çağırmalan müstesna. Seni, Allah'ın Kitab'ındaki hükmün zıttına olan bir hükme çağırırlarsa Allah'ın Kitab'ına tabi ol."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9150 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup, ravilerden Husayn b. Ömer oldukça zayıf biridir. 2 2 Müsned-i Bezzâr (1617); Husayn "hadiste gevşek"tir.

Hâris b. Kays anlatıyor:

#19,843
Abdullah b. Mes'ud, bana: "Ey Haris b. Kays! Cennetin ortasında oturmak hoşuna gitmez mi?" diye sorduğunda, ben: "Tabii ki" cevabını verince: "Öyleyse insanların cemaatine sarıl" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9127 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (8970)

İbn Abbâs, hadisi Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) dayandırarak şöyle buyurduğunu bildirmiştir:

#19,699
"On kişinin idarecisi olan hiçbir kimse yoktur ki kıyamet gününde eli boynuna kelepçelenmiş olarak getirilmiş olmasın. Kendisiyle, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar (bu halde olmaya devam eder)."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9042 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat ve el-Mu'cemu'l-kebir' de rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Evsat (288) ve Taberâni, M. el-Kebir (12689)

Sa'd b. Ubade diyor ki:

#19,692
Bir kere, iki kere değil (birçok kere) Resulullah'ın (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurduğunu işittim: "On kişinın idarecisi olan hiç kimse yoktur ki kıyamet gününde kelepçelenmiş olarak getirilmiş olmasın. Bu kelepçeden onu sadece adaletli olması kurtanr."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9035 *Hadisi İmam Ahmed, Bezzâr ve Taberâni rivayet etmiş olup, senedinde isimsiz ravi bulunmaktadır. Ahmed'in senedlerinden birinin diğer ravileri, Sahih'in ravileridir. 1 1 Müsned-i Ahmed (5/285), Taberâni, M. el-Kebir (5388) ve Müsned-i Bezzâr (1642)

Ziyad b. el- Haris es- Sudai anlatıyor:

#19,688
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek ona biat ettim. Bana ulaşan bilgiye göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kabilemin üzerine bir ordu göndermeyi düşünüyormuş. Bunun üzerine: "Ya Resulallah! Orduyu geri çevir. Onların Müslüman olmaları· ve itaat etmeleri (hususunda aracılık) için size uygun olan kişi benim" deyince, Cenab-ı Peygamber (sallallahu ale)tıi vesellem): "(O halde dediğini) yap!" buyurdu. Ben de hemen kabileme mektup yazdım. Onlardan bir grup elçi, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellemf e kabilemin müslüman olduklarını ve itaat edeceklerini bildirmek üzere geldi. Peygamber Efendimiz (salJallahu aleyhi vesellem): "Ey Suda'ın kardeşi! Sen kabilen içersinde sözü dinlenen birisin" buyurunca, ben: "Bilakis Allah onlara hidayet edip ihsanda bulundu" dedim. "Seni onlar üzerine lider yapsam olur mu?" diye sorunca, ben: "Olur" cevabını verdim. Beni onların başına lider yaptı. Bu sebeple bana bir meptup yazdı. Ondan, kavmimin· vereceği zekatlardan istedim. İstediğimi yerine getirdi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), o gün bir seferdeydi. Bir yerde konakladı. Gecenin başından itibaren onunla birlikte konakladık. Ondan ayrılmadım. Arkadaşları tek tek ayrıldı. Nihayet onunla beraber benden başka hiç kimse kalmadı. Sabah vakti olunca bana ezan okumamı emretti, ben de okudum. Daha sonra bana: "Ey Suda'ın kardeşi! Yanında su var mı?" diye sordu. Ben: "Evet var ama az, sana yetmez" deyince, "Suyu kaba dök, sonra bana getir" buyurdu. Elini suyun içine soktu. Parmaklarından her iki parmağının arasından kaynayan bir pınar gördüm. Sonra: "Ey Suda'ın kardeşi! Rabbimden utanmasaydım su içerdik ve su isterdik. İnsanlara: «Abdest almak isteyen kim var?» diye seslen" buyurdu. Suya elini daldıran avuçlayarak su aldı. Kamet getirmek üzere Bilal gelince: "Suda'ın kardeşi ezan okudu. Ezanı okuyan kişi kamet getirir" buyurdular. Sabah namazını kıldırınca orada konaklayanlar yanına geldi. Zekat memurlarını şikayet ediyorlardı.Onlar: "Ya Resulallah! Cahiliye döneminde bizimle kabilemiz arasında geçen olayları bize haber ver" deyince, Hz. Peygamber (sallallahualeyhi vesellem) yüzünü ashabına çevirdi. Ben de onların arasındaydım. Şöyle buyurdu: "Mümin bir adam için emirlikte (liderlikte) hiçbir hayır yoktur." Birden emir (lider) olduğum aklıma geldi. Biri daha gelerek bir şey sorunca: "Kim ihtiyacı olmadığı halde insanlardan dilenirse bu, başta ağn, midede hastalık yapar" buyurdu. Adam bunun üzerine: "Bana (sana gelmiş) zekatlardan bir miktar ver" deyince, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem): "Hiç şüphesiz Allah, sadakalan (zekatlan) sekiz sınıfa ayırmadıkça ne bir peygamberin, ne de başka birinin sadakalar hakkında hüküm vermesine razı olmaz. Eğer sen o sekiz sınıftan isen sana hakkını veririm" buyurdu. Sabah olunca: "Ya Resulallah! Benim emirlikten (liderlikten) istifamı kabul et. Benim emirliğe ihtiyacım yok" dedim. "Peki, neden?" diye sorunca: "Mümin bir adam için emirlikte hiçbir hayır yoktur" buyurduğunuzu işittim ve iman ettim. Sizin: "Kim ihtiyacı olmadığı halde insanlardan dilenirse bu, başta ağn, midede hastalık yapar" buyurduğunuzu işittim. Ben de (daha önce) sizden istemiştim. Üstelik zenginim." Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Bu durum böyledir. İster al, ister bırak." Ben de: "Bilakis bırakıyorum" dedim. Bana: "Kendisini idareci yapacağım bir adamı bana göster" diye emir buyurunca, elçilerden bir adamı ona gösterdim. O da, onu emir (lider) yaptı. İnsanlar: "Ya Resulullah! Bizim bir kuyumuz var, kış olunca suyu çoğalır, biz de etrafında toplanırız. Yaz gelince de suyu azalır. Biz de etrafımızdaki başka su kaynaklarına dağılmz. Bizim bugün dağılmaya gücümüz yok. Üstelik çevremizdeki herkes te bize düşman. Kuyunun suyunu bize çoğaltması için Yüce Allah'a dua et" deyince, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), yedi küçük taş istedi. Elleri arasında taşlan ovarak şöyle buyurdu: "Kuyunun yanına vardığınızda taşlan tek tek kuyuya atın ve Besmele çekin." Böyle yaptıktan sonra kuyunun dibini (suyun çokluğunda dolayı) göremediler.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9031 Ben derim ki: Sünen' de bu hadisten bir bölüm bulunmaktadır. *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Abdurahman b. Ziyad b. En' um zayıftır. Ahmed b. Salih bu zatı güvenilir kabul etmiş ve aleyhinde eleştiride bulunanların sözlerini çürütmüştür. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (5285), Müsned-i Ahmed (4/169) ve es-Silsiletu'd-Daife (35)

Mikdâd b. el-Esved anlatıyor:

#19,670
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), beni bir yere (bir heyetin başında bir vazifeyi ifa için) gönderdi. Geri dönünce bana: "Kendini (bu görevde) nasıl buldun?" diye sordu. Ben de: "Bu işi yürütmeye devam ettiğimde benimle beraber (iş yapbrdığım insanların) şahsıma ait hizmetçiler olduğu zannına kapıldım. Allah' a yemin olsun ki bundan sonra hiçbir zaman iki adama (bile) amir olmam" karşılığını verdim.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 9025 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Umeyr b. İshâk. Sahih ravisi olmamakla birlikte İbn Hibban ve başkalan kendisini güvenilir kabul etmiş, İbn Main ve başkalan da zayıf addetmiştir. Abdullah b. Ahmed güvenilir biridir.1 1 Taberâni, M. el-Kebir (20/258)

İbn Abbâs'ın şöyie dediği rivayet edildi: Resûlullah sailallahü aleyhi ve selle-m buyurdu ki:

#10,332
«Andolsun   Rabbine  ki, onların  hepsirre soracağız  yaptiklan  şeyle- [3]ayete, sorulacak olan «La ilahe illallahtır.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Tefsir Hn: 501/4 [3] -Hicr (15), 92-93

Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,374 وعن سهل بن سعد رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]مَا عَدُّوا مِنْ مَبْعَثِ النّبِىِّ # وََ مِنْ وَفَاتِهِ، مَا عَدُّوا إَّ مِنْ مَقْدَمِهِ الْمَدِينَةَ[. أخرجه البخاري .
"(Sahabiler İslami takvimin başlangıcını tesbit ederken) ne Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bi'setzamanına ne de vefat zamanına itibar etmediler. Fakat Medine'ye gelişine itibar ettiler." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/202-203. [10] [Buharî, Menakıbu'l-Ensar 48.]

Bera İbnu'l-Âzib (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,373 عن البراء بن عازب رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]جَاءَ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنه إلى أبي في مَنْزِلِهِ فَاشْتَرى مِنْهُ رَجًْ، فَقَالَ لِعَازِبٍ: ابْعَثْ مَعِي ابْنَكَ يَحْمِلْهُ الى مَنْزِلِِي، فَقَالَ أبِي: احْمِلْهُ فَحَمَلْتُهُ وَخَرَجَ أبِي مَعَهُ يَنْتَقِدُ ثَمَنَهُ. فَقَالَ لَهُ أبِي: يَا أبَا بَكْرٍ حَدِّثْنِي كَيْفَ صَنَعْتُمَا لَيْلَةً سَرَيْتَ مَعَ رَسُولِ اللّهِ #؟ قَالَ: نَعَمْ، أسْرَيْنَا لَيْلَتَنَا وَمِنَ الْغَدِ حَتّى قَامَ قَائِمُ الظّهِيرَةِ وَخََ الطّرِيقُ َ يَمُرُّ فيهِ أحَدٌ، فَرفِعَتْ لَنَا صَخْرَةٌ طَوِيلَةٌ، لَهَا ظِلٌّ لَمْ تَأتِ عَلَيْهَا الشَّمْسُ بَعْدُ. فَنَزَلْنَا عِنْدَهُ فَأتَيْتُ الصَّخَرَةَ وَسَوَّيْتُ بِيَدِي مَكَاناً يَنَامُ فيهِ رسُولُ اللّهِ # في ظِلِّهَا، ثُمَّ بَسَطْتُ عَلَيْهِ فَرْوَةً، ثُمَّ قَلْتُ: نَمْ يَا رَسُولَ اللّهِ وَأنَا أنْفُضُ لَكَ مَا حَوْلَكَ، فَنَامَ وَخَرَجْتُ أنْفُضُ لَهُ مَا حَوْلَهُ، فَإذَا أنَا بِرَاعٍ مُقْبِلٍ بِغَنَمِهِ الى الصَّخْرَةِ يُرِيدُ مِنْهَا مِثْلُ الّذِي أرَدْنَا، فَقُلْتُ: لِمَنْ أنْتَ يَا غَُمُ؟ فَقَالَ: لِرَجُلٍ مِنْ أهْلِ الْمَدِينَةِ أوْ مَكَّةَ، فَقُلْتُ: أفِي غَنَمِكَ لَبَنٌ؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْتُ: أفَتَحْلُبُ؟ قَالَ: نَعَمْ. فَأخَذَ شَاةً، فَقُلْتُ: إنْفُضِ الضَّرْعَ مِنَ الشَّعْرِ وَالتُرَابِ وَالْقَذَى. فَفَعَلَ، وَحَلَبَ في قَعْبِ مَعَهُ كُثْبَةٌ مِنْ لَبَنٍ، وَمَعِي إدَاوَةٌ حَمَلْتُهَا لِلنَّبِيّ # يَرْتَوِي وَيَشْرَبُ وَيَتَوضَّأُ، فَأتَيْتُ النّبِيّ # وَهُوَ نَائِمٌ فَكَرَهْت أنْ أُوْقِظَهُ، فَوَقَفْتُ حَتّى اسْتَيْقَظَ. فَصَبَبْتُ علَى اللّبَنِ مِنَ المَاءِ حَتّى بَرَدَ أسْفَلَهُ فَقُلْتُ اشْرَبْ يَا رَسُولَ اللّهِ! قَالَ: فَشَرِبَ حَتّى رَضِيتُ، ثُمَّ قَالَ لِي: ألَمْ يَأنِ لِلرَّحِيلِ؟ قُلْتُ: بَلَى فَارْتَحَلْنَا بَعْدَ مَا زَالَتِ الشّمْسُ وَاتَّبَعَنَا سُرَاقَةَ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشَمٍ، وَنَحْنُ في جَلَدٍ مِنَ ا‘رْضِ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللّهِ أُتِينَا. فَقَالَ: َ تَحْزَنْ إنَّ اللّهَ مَعَنَا، فَدَعَا عَلَيْهِ النّبيُّ #، فَارْتَطَمَتْ يَدُ فَرَسِهِ الى بَطْنِهَا. فَقَالَ: إنِّي قَدْ عَلِمْتُ أنَّكُمَا دَعَوْتُمَا عَليَّ فَادْعُوا لِي فَاللّهُ لَكُمَا أنْ أرُدَّ عَنَّكُمَا الطّلَبَ، فَدَعَا لَهُ النّبيُّ #، فَجَعَلَ َ يَلْقَى أحَداً إَّ قَالَ: قَدْ كُفِيتُمْ مَا هُنَا، فََ يَلْقَى أحَداً إَّ رَدَّهُ. قَالَ: وَوَفّى لَنَا[. أخرجه الشيخان . »الجلدُ« ا‘رض الغليظة الصلبة.»وارتطمتْ« نشبت في ا‘رض ولم تكد تتخلص .
"Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh), evinde babama uğradı. Ondan bir semer satın aldı. (Babam) Âzib'e: "Benimle oğlunu gönder, onu evime kadar götürüversin!" dedi. Babam bana: “Haydi onu götürüver!" dedi. Ben de götürüverdim. Babam onunla beraber çıktı, bedelini alacaktı. Babam, Ebu Bekr'e: "Ey Ebu Bekr! Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la (hicret ettiğin) gece ne yaptınız?" diye sordu. "Evet o gece yürüdük. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük. Yolumuz tenha idi, hiç kimseye rastlamadık. Önümüze uzun bir kaya çıktı. Kayanın henüz güneşin değmediği bir gölgesi vardı. Yanına konakladık. Ben kayanın yanına geldim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın, duldasından uyuması için elimle bir yeri düzledim. Sonra ortaya bir post yayıp: "Ey Allah'ın Resulü! (Siz biraz istirahat buyurup şurada) uyuyun, ben etrafınızı gözetlerim!" dedim. Derken yatıp uyudu, ben de çıkıp etrafını gözetlemeye başladım. Kayaya doğru sürüsüyle gelmekte olan bir çobanla karşılaştım. O da bizim gibi gölgeye sığınmak istiyordu. "Sen kimlerdensin ey delikanlı?" diye sordum. Medine veya Mekke' den bir adama aitti. Ben tekrar: "Koyununda süt var mı?" dedim. "Evet!" dedi. "Sağar mısın?" dedim. Tabii dedi ve sağmak üzere bir koyun yakaladı. "Memede kıl, toztoprak çerçöp olabilir, bunları bir çırp!" dedim. Dediğimi yaptı, beraberindeki bir kaba bir miktar süt sağdı. Benim de yanımda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) için taşıdığım bir kap vardı. İçmede, abdestte onu kullanırdı. (Sütü kendi kabıma aktararak) (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına geldim. Uyuyordu. Uyandırmak istemedim. Uyanıncaya kadar yanında durdum. Süte biraz su kattım, dibi serinledi. "Ey Allah'ın Resulü, buyurun için!" dedim. O içti ben de memnun oldum. Sonra: "Yola koyulma vakti gelmedi mi?" dedi. "Evet!" dedim. Güneşin zevalinden sonra hareket ettik. Peşimize Süraka İbnu Malik İbni Cu'şem düştü. Biz sert bir arazide yürüyorduk. "Ey Allah'ın Resulü, bize yaklaştı!" dedim. "Üzülme! Allah bizimledir!" buyurdu. Aleyhissalatu vesselam, Süraka' ya beddua etti. Derhal atının ön ayağı karnına kadar yere saplandı. Süraka: "Anladım ki, siz bana ilendiniz. Ne olur benim için dua edin. Allah için ben de takipçileri sizden geri çevireceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam dua ediverdi, adam kurtuldu ve geri döndü. Yol boyu her kime rastladı ise: "Ben size bedel burada gereken (aramayı) yaptım (kimse yok)!" dedi. Böylece her kime rastladı ise geri çevirdi. Hülasa, bize verdiği sözü tuttu." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/199-200. [Buharî, Menakıbu'l-Ensar 45, Lukata 11, Menakıb 25, Eşribe 12; Müslim, Zühd 75, (2009).]