Toplam 26,814 Hadis
Konular

Fezail/Faziletler Kategorisi

Abdullah İbn Davud'un şöyle dediği rivayet edildi:

#10,068
«Büyüklerden  kimlere yetiştin»  diye     Ebu   Hamfe'ye  sormuştum. Şu isimlen saydı: «El-Kas.rn, Salim, Tavus, İkrime, Abdullah bin Dinar, Ei-Hasan el-Bas-benzer Katade" 'brahmı, Eş-Şabi,    Nafi1 ve

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 383/34

Ebû Hani-fe: «Hammâd şöyle konuşurken işittim» diyerek rivayet edilmiştir ki:

#10,067
«ibrahim (en-ıMehei)ye baktığım zaman sen ve onun davranışlarını gö­ren herkes:   «Onun  davranışları Alkame'nin  davranışlarıdır."  derler. İbrahim dedi ki: Aikame'yi  gören «Onun  davranışları, Abdullah'ın  davranışlarıdır»  der. A!kame'de şöyie dedi: Abdullah'ı gören kimse, «Onun davranışları    Hz. Peygamberin davra­nışlarıdır!» der.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 382/33

Ebû Hani-fe: «Hammâd şöyle konuşurken işittim» diyerek rivayet edilmiştir ki:

#10,066
«ibrahim (en-ıMehei)ye baktığım zaman sen ve onun davranışlarını gö­ren herkes:   «Onun  davranışları Alkame'nin  davranışlarıdır."  derler. İbrahim dedi ki: Aikame'yi  gören «Onun  davranışları, Abdullah'ın  davranışlarıdır»  der. A!kame'de şöyie dedi: Abdullah'ı gören kimse, «Onun davranışları    Hz. Peygamberin davra­nışlarıdır!» der.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 381/32

El-Heysem, Âmir eş-Şabî'den naklen söylediği  rivayet edildi:

#10,065
Eş-Şabi, (bir gün) müslümanlarin yapmış oldukları savaşları anlatıyor­du. Bu sırada onu İbn Ömer de dinlemekteydi. Bir müddet dinledikten son­ra: Âmir, savaşlarda bulunmuş gibi (güzel) anlatıyor!» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 380/31

İbn  Abbas'tan şöyle rivayet edildi:

#10,064
Hz. Aişe hastayken, İbn Akbaş sormaya gelip, kabul edilmesi için izin istemişti. Hz. Aişe birini göndererek: «— Kendfrmi kederli ve sıkıntılı hissediyorum. Bir başfka zaman bu­yursun!» dedi. İbn Abbas haberciye: „Kabul edilmeden, buradan ayrılmam!» cevabını verdi. Haberci bu cevabı ona bildirince, Hz. Aişe girmesine izin verdi. Huzuruna geldiğimde: «— Doğrusu çok tasa ediyor ve sıkılıyorum. Zira hata ve noksanls-rım varken ölümün ansızın geleceğinden korkmaktayım.» diye konuştu. İbn Abbas: « Allah'a yemin ederim ki, ben Sallallahü aleyhi ve sellem'i «Aişe Cennetli'ktir!» diye söylenirken işittim. Allah teala'nın il'k önce Cehennem­de yanıp sonra Cennete girecek bir kadınla, Onu evlendirmesi, ona verdi­ği şerefle, asla uyuşmaz!» Bu sözleri duyan Aişe: «— Sen beni sıkıntı ve üzüntülerimden 'kurtardın. Allah da seni bun­lardan kurtarsın!» dedi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 379/30

İbrahim (en-Neheî), Mesruktan şöyle rivayet etti: 

#10,063
Mesruk, Hz. Aişe'den hadis rivayet ederk&n şöyle derdi: «Bana rivayet eden,  «Her zaman doğrulayıcının kızı olan her zaman doğrulayıcı   (Sıddi), masum     olduğu  Kur'an ile  sabit olmuş olan, azamet ve bereket sahibi Allah'ın elçisi (SAV.) nin sevgilisi (Aişe) dir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 378/29

Hz. Aİşe'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#10,062
Resuluüah sallaliahü aleyhi ve seliemin hanımları içersinde onların hiç birinde olmayan özelliklerim vardır: Hz. Peygamber benimle evlenirken bakire idim. Böylece benden baş­ka hiç bir hanımım bakire olarak almamıştır. Benimle evlenmeden önce, Cibril ona suretimi indirip göstermiştir. Benden başka hiç birinin sureti­ni indirip göstermemiştir. Benden başka hiçbir hanımına Cibril görürvme-miştir. Beni onlardan, ve babamı onların babasından daha çak severdi. [Bana atılan İftiradan bir bölük insanın az daha helak "olacağı sırada, ma­sum olduğumu bildirmek üzere ayetler indi. [5] Ve nihayet, Resulullah (S.A.V.) benim nöbetim olan gecem ve günümde, başı çenemle göğsümün arasında bulunurken vefat etti.                               -                                   .     (a)    Bir rivayette şöyle dedi: «Hz. Peygamber'in hanımları içersinde, onların hiç birinde olmayan ye­di özelliğim vardır: «Hz. Peygamber benden başta hiç biriyle bakire olarak evlenmedi. Benimle evlenmeden önce Cibril ona suretimi getirdi. Böylece onların içinde yalnız beni>m suretim ona getirilmiştir. Beni onlardan ve babamı on-la*"in babalarından daha çok severdi. Bir bölük insanın heiak olacağı sıra­da, masum olduğum, inen ayetullahla sabit oldu. Benim nöbet günüm ve gecemde, başı çenemle göğsümün arasında iken vefat etti. Hanımlarının Cinde Cibril yalnız bana göründü.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 377/28 [5] Adı   geçen   âyetler,  Nûr  sûresinin   (24)   11-26  âyetleridir.

  :Hz. Aİşe'nin şöyle  dediği  rivayet edildi:

#10,061
Nebi saliallahü aleyhi ve sellemin hanımları içersinde benim, onlar­da bulunmayan  özelliklerim vardır. Hz. Peygamber, babamı onların babasından daha çok severdi. Beni hepsinden çok severdi. Beni bakire aldı. Cibril Aleyhisselam suretimi ona getirip gösterdikten sonra, o benimle evlendi. Kadınlar içersinde Cibril Aieyhisselamt yalnız ben gördüm. Hz. Peygamber'in örtüsü altında bulun­duğum sırada Cibril'in geldiği- çak olmuştur. Bana atılan iftiradan bir bölük insanın ez daha helak olacağı sırada, masum olduğumu bildirmek üze­re ona gelmişti. Hz. Peygamber'in ruhu alındığında benim evimde, benim nöbetim olan- gecemde, benim günümde [4] O ve başı çenem ile göğsüm arasında bulunuyordu.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 376/27 [4] Hz.  Peygamber,  hanımlanyla   nöbetleşe  kalıyordu. Vefat ettikleri  gün  Hz. Aışenin nöbetiydi-

Hz. Aişe'rvin şöyle dediği  rivayet edildi: Resûİullah (S.A.) buyurdu ki:

#10,060
<=Ya Aişe! artık öiüm bana tasa vermiyor, çün'kü Çenette de seni eşim olarak gördüm. Hz. Peygamber, bundan sonra yanında bulunanlara dönerek: «— Aişe'yi   cennette  gördüğüm  için  ölümü  artık     umursamıyorum.» buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 375/26

Enes İbn Mâlik "in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,059
Hz.  Hatice'ye verilen müjdeye  göre, kendisine    cennette, içe gürültünün, yaygaranın ve herhangi bir yorgunluğun bulunmıyacağı verilecektir. cennette, içerisinde bir ev Hz.  Hatice'ye verilen müjdeye  göre, kendisine    cennette, içe gürültünün, yaygaranın ve herhangi bir yorgunluğun bulunmıyacağı verilecektir. cennette, içerisinde bir ev

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 374/25

Ebû Abdillah el-Cedelî'nin Huzeyme'den naklen şöyle dediği ri­vayet edildi:     

#10,058
Bir köyiü Hz. Peygamber'a satmış olduğu şeyi inkar ederken, Hüzey-me çıka geldi. Ve: «— Ona sattığına ben şahidim!» diye söze karıştı. Resululiah (S.A.): «— Nereden biliyorsun?» diye sordu. Huzeyme: «— Gökten vahiy gevriyorsun, seni doğruluyoruz!» cevabını verince, bundan böyle Hz, Peygamber onun şahadetini iki erkeğin şahadetine eşit kıldı. (a)    Bif rivayette şöyle dedi: Bir köylü, Resuluüah (S.A.) ile yapmış olduğu satış anlaşmasını in­kar ettiği bir sırada, Huzeyme üzerine geliverdi. Ve: «— Orta sattığına ben şahidim!» diye söze karıştı. Hz. Peygamber ona, «— Bana sattığını nereden biliyorsun?» diye sordu. Huzeyme: «— Gökten bize vahiy getiriyorsun, seni doğrulyoruz! Yeryüzünde (verdiğin haberde) seni doğrulamıyor muyuz!» cevabını verdi. Hz. Peygamber bu olaydan sonra vefatına kadar, Huzeymenin şahade­tini iki  erkeğin şahadetine eşit kıldı. fb)    Bir rivayette şöyle  dedi: Uz. Peygamber, vefatına ıkadar, onun  şahadetini  iki erkeğin şa­hadetine eşit olmayı  caiz gördü.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 373/4

Abdullah  (İbn  Mesûd'un) şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,057
«Müslüman  olduktan  bu yana yalnız bir kere yalan  söyledim. O da şöyle oldu: Hz. Peygamber'in devesine palan vuruyordum. Taifli bir palan vuru­cusu gelerek bana: «— Hz. Peygamber'in hoşuna giden daha çok hangi tür palandır?» di­ye sordu. Ben: «— Taif —Mekke türüdür (!)» dedim Gerçekte Resulullah (S.A.V.) bu türü çirkin bulurdu. O da Hz. Peygamber için deveyi bu şekilde hazırlayıp getirdiğinde: «— Bizim için bu deveye palan vuran kimdir?" diye sordu. «— Taiften getirttiğimiz palan vurucusu...»  dedi. Nebi (S.A.V) o zaman: «— Deveyi İ-bn Mesud'a geri gönderiniz, ö hazırlasın!» emrini verdi.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 372/3

İbn  Mesûd'un  şöyie  dediği rivayet edildi:

#10,056
«Müslüman olduğumdan bu yana yalnız bir kere yalan söyledim. O da şöyle  oldu:» Bert,   Hz.   Peygamber'in  devesinin  palanını   vurmağa çalışırken, Taiflİ usta bir palan vurucusu gelerek bana: « Hz.   Peygamber devesine daha çok hangi tür palanın vurulması­nı ister?»  diye sordu. «Taif  Mekke türünü...» dedim. Gerçekte ise Hz. Peygamber bu türden hoşlanmazdı. Bu şekilde hazırlanan  deveyi getirince,   Resulullah  (S.A.V.) yanında bulunanlara):   « Bunu bizim için kim hazırladı?!» diye sordu. «.Palancınız!...» dediler. «İbn  Ümm Abd'e gidin; devemize, o pafan vursun-i» emrini verdi. . Böylece, deve  bana geri  getirildi.»1 [a}    Bir  rivayette, Abduilah   şöyle  dedi: Taiflilerden  bir palan vurucusu Hz. Peygambere getirildi. Taifli bana gelerek:                                                        «— Hz. Peygamber'in hoşuna giden en çok hangi tür palandır?» diye sordu. 3en de: «— Taif   Mekke,  türüdür»  dedim. Hz.  Peygamber çıkıp bineğini görünce: «— Bu bineği   hazırlayan   kimdir?»  diye sordu. *— Taif İf» denildi. «— Bu türe ihtiyacımız yoktur»  buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 371/2

Avn'ın   babası,  Abdullah (ibn Mesûd'dan)  rivayet ederek  şöyle demiştir:

#10,055
«Abdullah, Resulullah [S.A.V.) in, palmiye yaprağı ile örülmüş secca­desine sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Hz. Peygamberin çomağına sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah, Hz. Peygamber'in örtüsüne sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah-,   Hz. Peygamber'in  bineğine sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah, Hz. Peygamber'in misvakına, abdest ibriğine ve nalınla­rına sahip olurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 370/21

Avn'ın babası Abdullah İbn Mesûd'dan rivayet ederek şöyle de­miştir:

#10,054
«Hz. Peygamber evine geldiği zaman, Abdullah (İbn Mesud), annesi Ümmü Abd'İ oraya göndererek Nebi sallallahü aleyhi ve sellemin davra­nışlarından gördüklerini gelip kendisine söylemesifii tembih ederdi. Böylece, annesinden almış olduğu bilgiye dayanarak Hz. Peygamber'e benzemeğe çalışırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 369/20

Abdulah  İbn   Mesûd'un  şöyle  dediği  rivayet ediidi:

#10,053
Bir gece,  Hz.  Peygamber'in  eşliğinde  Hz.  Ebu Bekir ile  Hz. Ömer ay   ' ışığında sohbet ettiler. Az sonra Hz. Peygamber ve ikisi çıkıp., fon Mesud'un (evinin önünden) geçtiler. O srada  Kur'an  okuyordu. Hz. Peygamber: «— Kur'an-ı indiği gibi okumak zevkini iadmak istiyen kimse, fbn-i Ümm-i Abd'in okuyuşunu örnek alarak, okusun» buyurup, Onun için şöyie demeğe başladı: «Dilediğini  iste;  sana verilir!»    . Bunu duyan Ebu Bekir ve Ömer ona müjde vermeğe gittiler. Ona ilk müjdeyi   Ebübekir yahut  Ömer verdi: «Nebi sallallahü aleyhi ve sellem, sana dua etmeni istedi.» dedi. O da: «— Ey Allah'ımı Sen'den, yerinden asla ayrılmayan devam edici bir iman, yok olmaz nimetler ve cennette sonsuz olarak Peygamberinin dost­luğunu istiyorum!» diye duada bulundu. (a) Bir rivayette Abdullah şöyle dedi: Hz. Peygamber'in yanında Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer ay ışığında soh­bet ettiler. Resulullah (S.A.V.} ve onlar beraberce çaktılar. İbn Mesud'un (evinin) yanından geçtiler. O sırada namaz kılarken Kuc'an cnkuyordu. Nebi sallal­lahü aleyhi ve sellem: «— Kur'an'ı, indirildiği  gibi ter-ü taze  olarak okumayı     istiyen, İbn-i Ümm-i  Abd'in okuyuşunu örnek alarak okusun!» «— Dilediğini iste, sana verilir!» dedi. [Ravi bundan sonra, hadisi, yukarda olduğu gibi naklederek tamamla­mıştır.)

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 368/19

'Cabir'in. şöyle dediği  rivayet edildi;      

#10,052
Resuiullah sallallahü aieyhi ve seilem: «Ahzab (Hendek muharebesi) gecesi, bize kim haber getirebilecek?» diye sordu, [3] Bunu duyan Zübeyr hemen yola çrktı. Hz. Peygambere üç kez haber getirmişti. Resuiullah sallallahü aleyhi ve sellem o zaman: Her nebinin yardımcilar' ftavarı) olmuştur. Benim yardımcım da tz-£ubey;rdlr»  buyurdular.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 367/18 [3] ' Habar,   Beni Kureyze hakkında  idi.

İbn Abbâs'ın  şöyle dediği rivayet edildi: Resulullah sallallahü  aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#10,051
«Kıyamet günü  şehidleri* efendis,,  Abduimuttalibm oğ!u Hamza- . dan sonra da, devlet idarecinin huzuruna girip «Şunlar, yap   diye ona emr eden kişi olacakt  yap" [a)    Bir rivayette şöyle dedi: Kıyamet günü şehidierin efendisi. Abdulmuttalib'in "oğlu Hamza iie zalim devlet idarecisinin karşısına çıkıp şunları yap, şunları yapma diye orra  emrfiripn  ih<ıiHiı- oıra emreden  kişidir.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 366/17

Ümmü Hânİ'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,050
Bir gün Hz. Peygamber, Hz. Ali'ye baktı ve aç olduğurru anladı. «— Niçin açsın ey Ali!» diye sordu. =Hz. Ali: «— Ey Allah'ın Resulü, dedi. Şu vakitten beri çok az yiyiyorum da...» Bunun üzerine Hz. Peygamber: «— Seni Cennetle müjdeliyorum!» diye tebrik ettiler.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 365/16

Hz. Ali'nin yakın arkadaşlarından Habbe ifan- el-Ürenî'nin şöyle de­diği rivayet edildi:

#10,049
Ali'nin şöyle dediğini  kendisinden  işittim: «Ben islamı İtle defa kabul edenimdir. (Ve ben Resuiuliah (S.A.V.) ile ilk namaz kılanım.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 364/15

Mûsâ Ibn Kesîr'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,048
Hz. Ömer (birgün) Hz. Osman'tn yanı Adan geçerken, üzüntülü görünce sordu: «— Seni' üzen ne. olabilir?» Hz. Osman: «— Üzülmem mi? Resulullah ile aramdaki kayıntoabalık-enişteiik yakınlığı  kesildi» diye konuştu. Bu söz, nikahlısı ve Hz. Peygarber'in kızı [Rırkiyye) nin vefat ettiği sıralara  rastladı. Hz. Ömer:' «— Seni kızım Hafsa ile evlendireyim!" dedi. Hz. Osman: «— Resulullah (S.A.V.)  in  emrini  al, ondan sonra» cevabını verdi. Hz. Peygamber bu iş için kendisine gelen Ömer'e: «— İster misin1 ki, senin İçin, Osman'dan daha hayırlı bir enişte; Os­man için de senden hayırlı bir kaymbaba göstereyim?» diye sordu. Hz. Ömer, «Evet buyurun!» dedi. Resulullah o zaman şu teklifi yaptı: Sen  Hafsa'yi benimle, ben de kızımı  Osman ile evlendirelim!» Buna Hz. Ömer «Evet» diyerek kabul etti ve Hz. Peygamber de dedi­ğini yaptı. 

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 363/14

Huzeyfe bin el-Yemân'ın şöyle dediği rivayet edildi:

#10,047
«Benden sonra Ebu Bekir ve Ömer'e uyunuz. Ammar'ın davranışlarını örnek  aiıniz!   İbn   Ürnm-i  Abd'ın  [2]  yapmayı   üzerine   aldığı  şeyi tutmaya özeniniz!» .

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 362/13 [2] Abdullah  bin  Mesu'ttur

Ibn  Mesûd'un şöyle dediği   rivayet edildi: Resuiullah saliallahü aleyhi ve seliem buyurdu ki:

#10,046
 «Benden  sonra Ebu Bekir ve Ömer'e uyunuz!».

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 361/12

Enes'irr şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,045
Hz. Ebu Bekir, Resuluilah (S.A.V) in biraz iyileştiğini görünce, karısı Hadice'nin kızına gitmek için izin istedi. Hanımı o şırada ensar'ın meyve bahçelerinden birinde bulunuyordu. Halbuki gördüğü bu iyileşmenin ölüm rahatlığı  olduğunu anlamamıştı.  İzin  alarak gitti. - Hz. Peygarrtber o gece vefat etti. Sabah olunca mahalle halkının birikirlerine bir şeyler söylemekte ol-       'i dukiarını görmece başladı. Konuşulanlara kulak verip kendisine haber ge-tirmek üzere 'küçük bir köleyi dışarı yolladı. Köle gelerek ona: «— İşittiğime göre «Muhammed öldü» diyorlar, dedi. Hz. Ebu Bekir bunu duyunca: «— Vah..;. vah...! Gücüm, ıkudretim kırıldı» diyerek perişan bir hale geldi. Ebu Bekir radiyallahü and Mesci'd'e henüz varmamıştı ki, yerinde dü­şüp kalacağını zann-ettiler. Münafıklar; Muhammed Peygamber olsaydı ölmezdi!» diyerek müslü-manlar arasında şüphe uyandırmağa çalışıyorlardı. Hz. Ömer, o zaman kılıcını çekerek: «— Hiç kimseden «Muhammed Öldü diye» duymıyayım yoksa kılıçla boynunu vururum!» Bunun üzerine  seslerini kestiler, Hz. Ebu Bekir, geldiği zaman, Peygamber'in üzeri örtülüydü. Yüzün­den örtüyü kaldırdı, öpüp koklamağa başladı. Ve orada bulunan halka dö­nerek: ' «— Ey nas! Kim Muhammed'e tapıyorsa, bilsin ki, o öldü. Kim de Mu-hammed'in Rabbına tapıyorsa, bilsin ki Muhammed'in Rabbi ölmez!» de­yip şu ayeti okudu, «Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamber­ler geldi geçti. Ölürse, yahut öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim dönerse 'bibin ki Allah'a hiçbir suretle zarar1 veremez ve  Allah şü'kredenlerin  karşılığım yakında verecektir.» [1] Hz. Ömer bu ayetle ilgili olarak şöyle konuştu: «Bu ayeti o gün dinlediğimizde, onu sanki biz daha önce hiç okuma­mış gibiydik!» Hz. Ömer'in bu sözlerini dinleyen müslümanlar aynısını söyliyerek ayeti okudular. Resuiullah (S.A.V.) Pazartesi gecesi öldü. Öylece \k\ gece, iki gündüz kaldı ve,salı günü defrıolundu. Üsame bin Zeyd 1le Evs bin Havle su döküyorlar, Ali ve Fadl da sal-lallahü alevhi ve sellemi yıkıyorlardı.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 360/11 [1] Âli   İmrân (3),  âyet  144.

Hz. Aişe'nin şöyle dediğr rivayet edildi:

#10,044
Hz. Peygamber, vefatiyle sonuçlanan hastalığa yakalandığı vakit, ben­de kalmak için hanımlarından irin istemiş, onlar da kabul etmişlerdi. Buna duyunca acele kalkıp hücreme çekildim. O sırada hizmetçim de yoktu. Kendisine, baş yastığı (güzel kokulu) Mekke ayrığı ile dolu, bir ya­tak serdim. ResuiuHah sallallahü aleyhi ve sersem, iki kişinin yardımıyla gelip ya­tağına yattı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 359/10

Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#10,043
«Resulüllah sailallahü aleyhi ve sellem'in, hastalığı sırasında namaza geldiğinde ayaklarının aklığını hala görür gibiyim.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 358/9

Enes'irr şöyle dediği rivayet edildi:

#10,042
«Hz. Peygamber, kölenin yapmış olduğu davetine gider, (hastayı rcr) ve eşeğe dahi binerdi.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 357/8

İbrahim'in  babası   Mesruk'tan   rivayetle  şöyle   demiştir: 

#10,041
Mesruk, Hz. Aişe'den  Resulüllah sailallahü aleyhi ve seliemin  ahia-kını sordu. O da: «— Kur'an'ı  okumuyor musun?!»  diye  cevap  verfi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 356/7

Enes bin- Mâlİk'ih şöyle dediği rivayet edildi:

#10,040
«Resulüüah sallallahü aleyhi ve sellemin avuçlarından daha yumuşak bulduğum, ne bir poplin ne de halis bir ipek bilirim.» (a)'  Bir rivayette şöyie dedi: «Resuiüliah sallaliahü aleyhi ve ve sellem, beraber oturduğu kimse­lerin yanında   dizlerini uzatarak oturduğu görülmemiştir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 355/6

İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

#10,039
«Nebi sallaliahü aleyhi ve sellem'in bana bir miktar borcu vardı. Ba- ödediği, alacağından  daha fazla  idi.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 354/5

Abdullah bin Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi: 

#10,038
«Resuiüliah sallaliahü aleyhi ve sellem, gece, tabii olan güzel koku­su iie tanınırdı."

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 353/4

Cabir'in  şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,037
«Resulüllah  sallallahü  aleyhi ve seilern, vücudunun güzel kokusu  ile tanınırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 352/3

Enes'in  şöyle dediği rivayet  edildi:

#10,036
«Resuiüliah sallallahü aleyhi ve sellem 'kırk yaşını .doldurduğu sıralar­da, vahiy almağa başladı. On sene Mekke'de, on sene de Medine'de oturdu.                            . Hz. Peygamber vefat ettiği zaman, saç ve sakalımla ağarmış kıllar yir­miyi bulmamıştı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 351/2

(...) Enes'in şöyie dediği rivayet edildi:

#10,035
Resulüllah sallallahü aleyhi ve sellem altmış üç yaşındayken, vefat et­ti.        .                                 - Hz. Ebu Bekir altmış üç ve Hz, Ömer de altmış üç yaşında vefat etti­ler.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Fezail/Faziletler Hn: 350/1

Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kadınlar Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a dediler ki:

#8,019 عن أبى سعيدٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قالَ: ]قَالَ النّسَاءُ لِلنَّبِىِّ #: يَا رَسُولَ اللّهِ غَلَبنَا عَلَيْكَ الرِّجَالُ، فَاجْعَلْ لَنَا يَوْماً مِنْ نَفْسِكَ فوَعَدَهُنَّ يَوْماً، فوَعَظَهُنَّ وَأمَرَهُنَّ، وَكانَ فِيمَا قَالَ لَهُنَّ: مَا مِنْكُنَّ اِمْرَأةٌ تُقَدِّمُ ثََثَةً مِنْ وَلَدَهَا إَّ كَانُوا لَهَا حِجَاباً مِنَ النَّارِ. فقَالَتِ امْرَأةٌ: يَا رَسُولَ اللّهِ، وَاثْنَيْنِ؟ قَالَ: وَاثْنَيْنِ[. أخرجه الشيخان .
"Ey Allah'ın Resulü! Sizden (istifade hususunda) erkekler bize galip çıktı (yeterince sizi dinleyemiyoruz). Bize müstakil bir gün ayırsanız!" Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun üzerine onlara bir gün verdi. O günde onlara vaaz u nasihat etti, bazı emirlerde bulundu. Onlara söyledikleri arasında şu da vardı: "Sizden kim, kendinden önce üç çocuğunu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe karşı bir perde olur!" Bir kadın sormuştu: "Ey Allah'ın Resulü! Ya iki çocuğu ölmüşse?" "İki de olsa!" buyurmuşlardı."

 İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/292. [Buharî, İlm 36, CEnâiz 6, İ'tisâm 9; Müslim, Birr 152, (2633).]

Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kadınlar Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a dediler ki:

#8,018 عن أبى سعيدٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قالَ: ]قَالَ النّسَاءُ لِلنَّبِىِّ #: يَا رَسُولَ اللّهِ غَلَبنَا عَلَيْكَ الرِّجَالُ، فَاجْعَلْ لَنَا يَوْماً مِنْ نَفْسِكَ فوَعَدَهُنَّ يَوْماً، فوَعَظَهُنَّ وَأمَرَهُنَّ، وَكانَ فِيمَا قَالَ لَهُنَّ: مَا مِنْكُنَّ اِمْرَأةٌ تُقَدِّمُ ثََثَةً مِنْ وَلَدَهَا إَّ كَانُوا لَهَا حِجَاباً مِنَ النَّارِ. فقَالَتِ امْرَأةٌ: يَا رَسُولَ اللّهِ، وَاثْنَيْنِ؟ قَالَ: وَاثْنَيْنِ[. أخرجه الشيخان .
"Ey Allah'ın Resulü! Sizden (istifade hususunda) erkekler bize galip çıktı (yeterince sizi dinleyemiyoruz). Bize müstakil bir gün ayırsanız!" Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun üzerine onlara bir gün verdi. O günde onlara vaaz u nasihat etti, bazı emirlerde bulundu. Onlara söyledikleri arasında şu da vardı: "Sizden kim, kendinden önce üç çocuğunu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe karşı bir perde olur!" Bir kadın sormuştu: "Ey Allah'ın Resulü! Ya iki çocuğu ölmüşse?" "İki de olsa!" buyurmuşlardı."

 İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/292. [Buharî, İlm 36, CEnâiz 6, İ'tisâm 9; Müslim, Birr 152, (2633).]

Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,017 وعن أبى موسى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إذَا كَانَ الْعَبْدُ يَعْمَلُ عَمً صَالِحاً فَشَغَلَهُ عَنْهُ مَرَضٌ أوْ سَفَرٌ كَتَبَ اللّهُ لَهُ كَصَالِحِ مَا كَانَ يَعْمَلُ وَهُوَ صَحيحٌ مُقِيمٌ[. أخرجه أبو داود .
"Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, Allah ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar." 

 İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/291. [659] İbrahim Canan, [Buhârî Cihâd 134; Ebu Dâvud, Cenâiz 2, (3091).] 

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,016 وعن أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: قَالَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ، وَعِزَّتِى وَجََلِى  أخْرِجُ أحَداً مِنَ الدُّنْيَا أُرِيدُ أنْ أغْفِرَ لَهُ حَتّى أسْتَوْفِيَ كُلَّ خَطِيئَةٍ في عُنُقِهِ بِسَقَمٍ في بَدَنِهِ وَإقْتَارٍ في رِزْقِهِ[. أخرجه رزين.»ا“قتارُ« التضييق على ا“نسان في رزقه .
"Allah Teala hazretleri ferman etti: "İzzetim ve celalim hakkı için, mağfiret etmek istediğim hiç kimseyi, bedenine bir hastalık, rızkına bir darlık vererek boynundaki günahlarından temizlemeden dünyadan çıkarmayacağım." [Rezin tahriç etmiştir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/290.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,015 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَا يَزَالُ الْبََءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ في نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حتّى يَلْقَى اللّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ[. أخرجه مالك والترمذي .
"Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Ta ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/289. [Muvatta, Cenâiz 40, (1, 236); Zühd 57, (2401).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,014  وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]عَادَ رَسُولُ اللّهِ #: مَحْمُوماً فقَالَ لَهُ: أبْشِرْ فإنَّ اللّهَ تَعالى يَقُولُ: هِىَ نَارِى أُسَلِّطُهَا عَلى عَبْدِى الْمُؤْمِنِ لَتَكُونَ حَظَّهُ مِنَ النَّارِ[. أخرجه رزين .
 "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hummalıyı ziyaret etmişti. Hastaya: "Müjde! Zira Allah Teala hazretleri diyor ki: "Humma benim ateşimdir, ben onu mü'min kuluma musallat ederim, ta ki, ateşten tadacağı nasibini dünyada tadmış) olsun."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/288. [Rezîn tahriç etmiştir. (Ahmet İbnu Hanbel'in Müsned'inde mevcuttur: 2, 440).]

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,013 وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]دَخَلَ رَسولُ اللّهِ # عَلى أُمِّ السَّائِبِ رَضِيَ اللّهُ عَنْها. فقَالَ: مَالكِ تُزَفْزِفِينَ. فقَالَتِ: الحُمّى! َ بَارَكَ اللّهُ فيهَا. فقَالَ: َ تَسُبِّى الْحُمّى فإنَّهَا تُذْهِبُ خَطَايَا بَنِى آدَمَ كَمَا يُذْهِبُ الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ[. أخرجه مسلم.»تُزَفْزِيفينَ« بالزاي المكررة. وأصل الزفيف: الحركة الشديدة كأنه سمع ما عرض لها من رعدة الحمى؛ ويروى بالراء المهملة، من رفرفة جناح الطائر، وهى تحريكه عند الطيران. فشبه حركة رعدتها به، وا‘ول أكثر، واللّهُ أعلم.
 "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Ümmü's-Saib (radıyallahu anha)'in yanına girdi ve: "Niye zangırdıyorsun, neyin var?" dedi. Kadın: "Humma (sıtma)! Allah belasını versin!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Sakın hummaya sövme! Çünkü o, insanların hatalarını temizlemektedir, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlediği gibi!" buyurdular."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/288.

Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,012 وعن أبى ذَرٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قِيلَ يَا رَسُولَ اللّهِ: الرَّجُل يَعْمَلُ الْخَيْرَ وَيَحْمَدُهُ النَّاسُ عَلَيْهِ. فقَالَ: تِلْكَ عَاجِلُ بُشْرى الْمُؤْمِن[. أخرجه مسلم .
"Resulullah'a soruldu: "Ey Allah'ın Resulü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü nedir?)" "Bu mü'mine (Allah'ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir"  buyurdular."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/282. [Müslim, Birr 166, (2642).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,011 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: يَقُولُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ: يَا ابنَ آدَمَ: مَرِضْتُ فَلَمْ تَعُدْنِى. فَيَقُولُ: يَا رَبِّ كَيْفَ أعُودُكَ وَأنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ؟ قَالَ: أمَا عَلِمْتَ أنَّ عَبْدِى فُناً مَرِضَ فَلَمْ تَعُدْهُ؟ أمَا عَلِمْتَ أنَّكَ لَوْ عُدْتَهُ لَوَجَدْتَنِى عِنْدَهُ؟ يَا بْنَ آدَمَ: اِسْتَطْعَمْتُكَ فَلَمْ تَطْعِمُنِي. قَالَ: يَا رَبِّ كَيْفَ أُطْعِمُكَ وَأنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ؟ قَالَ: انّ عَبْدِي فَُناً اِسْتَطْعَمَكَ فَلَمْ تُطْعِمُهُ. أمَا عَلِمْتَ لَوْ أنَّكَ أطْعَمْتَهُ لَوَجَدْتَ ذَلِكَ عِنْدِي. يَابْنَ آدَمَ: اسْتَسْقَيْتُكَ فَلَمْ تُسْقِنِى. قَالَ: يَا رَبِّ كَيْفَ أسْقِيكَ وَأنْتَ رَبُّ الْعَالَمِينَ؟ فَيَقُولُ: إنَّ عَبْدِى فُناً اسْتَسْقَاكَ فَلَمْ تَسْقِهِ؟ أمَا عَلَمْتَ أنَّكَ لَوْ سَقَيْتَهُ لَوَجَدْتَ ذلِكَ عِنْدِي[. أخرجه مسلم .
"Kıyamet günü aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak: "Ey ademoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin." Kul diyecek: "Ey Rabbim, sen Rabbülalemin iken ben seni  nasıl ziyaret ederim?" Rab Teala diyecek: "Bilmedin mi, falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor musun? Eğer onu etseydin, yanında beni bulacaktın?" Rab Teala  diyecek: "Ey ademoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın!"  Kul diyecek: "Ey Rabbim, ben seni nasıl doyururum. Sen ki Alemlerin Rabbisin?" Rab Teala diyecek: "Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmez misin ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım." Rab Teala diyecek: "Ey ademoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!" Kul diyecek: "Ey Rabbim, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki Alemlerin Rabbisin!" Rab Teala diyecek: "Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona su vermiş olsaydın bunu benim yanımda bulacaktın!" 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/279-280. [Müslim, Birr 43, (2569).]

Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,010 وعن أبى ذرٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالُو: يَا رَسُولَ اللّهِ ذَهَبَ أهْلُ الدُّثُورِ بِا‘جُورِ، يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَيتَصَدَّقُونَ بِفَضْلِ أمْوَالِهِمْ. قَالَ: أوَلَيْسَ قَدْ جَعَلَ اللّهُ لَكُمْ مَا تَتَصَدَّقُونَ بِهِ، إنَّ بِكُلِّ تَسْبِيحَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَكْبِيرَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَحْمِيدَةٍ، وَكُلِّ تَهْلِيلَةٍ صَدَقَةً، وَأمْرٌ بِالْمَعْرُوفِ صَدَقَةٌ، وَنَهْىٌ عنْ مُنْكَرِ صَدَقَةٌ، وَفي بُضْعِ أحَدِكُمْ صَدَقَةٌ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللّهِ، أيَأتِى أحَدُنَا شَهْوَتَهُ وَيَكُونُ لَهُ فِيهَا أجْرٌ؟ قَالَ: أرَأيْتُمْ لَوْ وَضَعَهَا في حَرَامٍ أكَانَ عَلَيْهِ وِزْرٌ؟ قَالُوا: نَعَمْ. قَالَ: كَذلِكَ إذَا وََضَعَهَا في الْحََلِ كَانَ لَهُ أجْرٌ[. أخرجه مسلم .
"(Ashabtan bazıları): "Ey Allah'ın Resulü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Allah size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tesbih sadakadır, her bir tekbir sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil sadakadır, emr-i bi'lma'ruf sadakadır, nehy-i ani'lmünker sadakadır, herbirinizin (hanımıyla) ciması sadakadır!" buyurdu. Derken cemaatten: "Ey Allah'ın Resulü! Yani birimizin şehvetine mübaşeret etmesine ücret mi var?" diye soranlar oldu. Aleyhissalatu vesselam: "İhtiyacını haramla görmüş olsaydı bundan ona bir vebal var mıydı, yok muydu ne dersiniz?" diye sual ettiler. "Evet vardı!" demeleri üzerine: "Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü bunda onun için ücret vardır!" buyurdular." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/271. [Müslim, Zekât 53, (1006).]

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün:

#8,009 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # يَوْماً: مَنْ أصْبَحَ الْيَوْمَ مِنْكُمْ صَائِماً؟ قَالَ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: أَنَا. قَالَ: فَمَنْ تَبعَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ جَنَازَةً؟ قَالَ أبُو بَكْرٍ: أنَا قَالَ: فَمَنْ أطْعَمَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مِسْكِيناً؟ قَالَ أبُو بَكْرٍ: أنَا قَالَ: فَمَنْ عَادَ مِنْكُمُ الْيَوْمَ مَرِيضاً؟ قَالَ أبُو بَكْرٍ: أنَا قَالَ # مَا اجْتَمَعْنَ في رَجُلٍ إَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ[. أخرجه مسلم .
"Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?" diye sordular. Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh): "Ben!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Bugün kim bir cenazeye katıldı?" dedi. Yine Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh): "Ben!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Bugün kim bir fakire yedirdi?” dedi. Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh: “Ben!” dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" dedi. Bu sefer de Hz. Ebu Bekir: "Ben!" dedi. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bunlar bir kimsede biraraya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!" buyurdu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/270. [Müslim, Zekat 87, (1028).]

 Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,008 وعن أبى ذرٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رسُولُ اللّهِ #: يَقُولُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ: مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أمْثَالِهَا؛ وَأزِيدُ، وَمَنْ جَاءَ بِالْسَّيِّئَةِ فَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ مِثْلُهَا؛ وَأغْفِرُ، وَمَنْ تَقَرَّبَ اليَّ شِبْراً تَقَرَّبْتُ مِنْهُ ذِراعاً، وَمَنْ تَقَرَّبَ اليَّ ذِراعاً تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعاً، وَمَنْ جَاءَنِى يَمْشِى أتَيْتُهُ هَرْوََلَةً، وَمَنْ لَقِىَنِي بِقُرَابِ ا‘رْضِ خَطِيئَةً َ يُشْرِكُ بِى شَيْئاً لَقِيتُهُ بِمِثْلِهَا مَغْفِرَةً[. أخرجه مسلم.»قُرابُ ا‘رْضِ« ما يقارب م‘ها .
"Allah Teala hazretleri demiştir ki: "Kim bir hayır işlerse ona sevabının on katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası, misli kadardır, veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım. Kim bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona  koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk koşmaksızın arz dolusu hata ile kavuşursa ben de onu bir o kadar mağfiretle  karşılarım."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/266.  [Müslim, Zikr 22, (2687).]

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,007 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: يَقُولُ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ: أنَا عِنْدَ ظَنِِّ عَبْدِى بى، وَأنَا مَعَهُ حِينَ يَذْكُرَنِى. فإذَا ذَكَرَنِى في نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ في نَفْسِى، وإنْ ذَكَرَنِِى في مَ“ٍ ذَكَرْتُهُ في مَ‘ٍ خَيْرٍ مِنْهُ. فإنِ اقْتَرَبَ اليَّ شِبْراً اِقْتَرَبْتُ إلَيْهِ ذِراعاً وَإنِ اقْترَبَ اليّ ذِراعاً اقْتَرَبْتُ مِنْهُ بَاعاً، وإنْ أتَانِى مَشْياً أتَيْتُهُ هَرْوَلَةً[. أخرجه الشيخان .
"Allah Teala hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/261. [Buharî, Tevhid 15;  35; Müslim, Zikr 2, (26 75), Tevbe 1, (2675).]

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,006 وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ النُّعْمَانُ بْنُ نَوْفَلٍ: يَا رَسُولَ اللّهِ، أرَأيْتَ إذَا صَلَّيْتُ الْمَكْتُوبَةَ، وَصُمْتُ رَمَضَان، وَأحْلَلْتُ الْحََلَ وَحَرَّمْتُ الْحَرَامَ وَلَمْ أزِدْ عَلى ذلِكَ شَيْئاً، أدْخَلُ الْجَنَّةَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: واللّهِ َ أزِيدُ عَلى ذلِكَ شَيْئاً[. أخرجه مسلم .
"Nu'man İbnu Nevfel (bir gün) dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Farz namazlarımı kılsam,  Ramazan orucumu tutsam,  helali helal bilip haramı da haram tanısam ve bunlara hiçbir ilave (hayır ve ibadet)de bulunmasam cennete gider miyim?" Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" buyurdular. Nu'man: "Vallahi (bu farzlara) hiçbir ilavede bulunmayacağım!" dedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/252. [Müslim, İman 16, (15).]

Muaz İbnu Enes (radıyallahu anh) anlatıyodr: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,005 وعن معاذ بن أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ الصََّةَ وَالصِّيَامَ وَالذِكْر يُضَاعَفُ على النَّفَقَةِ في سَبِيلِ اللّهِ بِسَبْعمِائَةِ ضِعْفٍ[. إخرجه أبو داود .
Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda  infak üzerine yedi yüz misli katlanır." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/250.  [Ebu Davud, Cihad 14, (2498).]

Hz. Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,004 وعن أبى أمَامَة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: ثََثَةٌ كُلُّهُمْ ضَامِنٌ على اللّهِ: رَجُلٌ خَرَجَ غَازِياً في سَبِيلِ اللّهِ تَعالى، فَهُوَ ضَامِنٌ على اللّهِ تَعالى حَتّى يَتَوَفّاهُ اللّهُ تَعالى فَيُدْخِلَهُ، أوْ يَرُدَّهُ بِمَا نَالَ مِنْ أجْرٍ وَغَنِيمَةٍ، وَرَجُلٌ رَاحَ الى الْمَسْجِدِ، فَهُوَ ضَامِنٌ عَلى اللّهِ تَعالى حَتّى يَتَوفّاهُ اللّهُ تَعالى فَيُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ. وَرَجُلٌ دَخَلَ بَيْتَهُ بِسََمٍ، فَهُوَ ضَامِنٌ عَلى اللّهِ[. أخرجه أبو داود.قوله: »ضَامِنٌ« فَاعِلٌ بِمعنى مَفعولٍ، ومعناه مضمونٌ على اللّهِ تعالى . وقوله: »دَخَلَ بَيْتَهُ بِسََمٍ« أراد بِه لزوم البيت وطلب السمة من الفتن ترغيباً في العزلة وتقليل الخلطة .
Üç şey vardır; her birine Allah garanti vermiştir: "Allah yolunda cihad etmek üzere yola çıkan  kimse: Bu öldüğü takdirde cennete koyma hususunda, ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir. Mescide giden kimseye, öldüğü takdirde, Allah cennete koyma hususunda garanti vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği takdirde Allah ona da garanti vermişti."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/250.  [Ebu Davud, Cihad 10, (2494).]