Toplam 19,439 Hadis
Konular

Hakim/Kadı Edebi Kategorisi

Ebu Müleyke r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,923
Taifte iki cariye boncuk yapıyorlardı. Onlardan biri eli kanayarak geldi ve arkadaşının vurduğunu iddia etti. Öbürü ise inkar etti. Ben de bu davanın halledilebilmesini temin için İbn Abbas’a mektup yazdım. O da bana şu cevabı verdi: Rasulullah s.a.v, davalarda iddiada bulunan kimselere yemin teklif ederdi. Eğer her iddia eden davacıya istediğiverilse herkes insanların kanları ve malları hakkında hak iddia eder hale gelirdi. Dolayısıyla delil getirmek iddia edip dava edene yemin de, inkar edene düşer İnkar eden ve yemin teklif edeceğin o cariyeyi çağır ve ona şu ayeti oku: “Doğrusu Allah’a verdikleri sözü ve yeminleri az bir menfaat karşılığında değiştirenler var ya işte onlar öteki dünyanın nimetlerinden faydalanamayacaklardır. Allah kıyamet günü onlarla ne konuşacak ne yüzlerine bakacak ne de onları günahlarından arındıracaktır ve onlar için acıklı bir azab vardır.” Ali İmran 72. Onu çağırdım ve kendisine ayeti okudum. Ayeti dinleyince suçunu itiraf etti ve bu hal beni sevindirdi.

Nesai, Edebil Kuda: 36 Hn: 5330; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Musa r.a’dan rivâyete göre, 

#6,922
iki kişi bir hayvan konusunda Rasulullah s.a.v’e davacı olarak geldiler. Hiç birinin de delilleri yoktu. Bunları dinleyen Rasulullah s.a.v hayvanın yarısı birinin yarısı da diğerinin olması için hüküm verdi. 

Nesai, Edebil Kuda: 35 Hn: 5329; Ebû Davud, Akdıye: 22; İbn Mâce, Ahkam: 11

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,921
“Allah’ın buğz edip en sevmediği kimseler davacı olduğu kimselere çok sert olan kimselerdir.”

Nesai, Edebil Kuda: 34 Hn: 5328; Buhârî, Mezalim: 15

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,920
Ebu Süfyan’ın karısı Hind, Rasulullah s.a.v’in huzuruna gelerek: “Ey Allah'ın Rasulü! Ebu Süfyan cimri bir adamdır ne bana ne de çocuklarına yeterli şekilde harcamada bulunmuyor. O görmeden malından alabilir miyim?” diye sordu. Rasulullah s.a.v’de: “Kendine ve çocuklarına yetecek kadarını alabilirsin” buyurdu.

Nesai, Edebil Kuda: 31 Hn: 5325; Müslim, Akdıye: 4; İbn Mâce, Ticarat: 65

Ebu Umâme r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#6,919
“Kim bir Müslüman’ın hakkını bile bile yerse Allah ona Cenneti haram; Cehennemi vacip kılar.” Bir adam: “Azıcık bir şey olsa da mı? Ey Allah'ın Rasulü!” dedi. Rasulullah s.a.v’de: “Evet erak ağacından bir çubuk olsa bile” buyurdu. 

Nesai, Edebil Kuda: 30 Hn: 53234; İbn Mâce, Ahkam: 8; Dârimi, Büyü’: 62

Câbir b. Abdullah r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,918
Ensardan bir adam ölünce kölesinin azad olunmasını vasiyet etti. Kendisi gerçekten muhtaç ve borçlu birisiydi. Rasulullah s.a.v onun kölesini sekiz yüz dirheme sattı ve parasını da adama vererek, “Bu parayla borçlarını öde ve çoluk çocuğuna harca” buyurdu.

Nesai, Edebil Kuda: 29 Hn: 5323; Müslim, Eyman: 12; Ebû Davud, Itk: 9

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#6,917
Berire’nin kocası Muğis ismi verilen bir köle idi -Onu gözyaşları sakalından akarak Berire’nin arkasında dolaştığını görür gibiyim- Peygamber s.a.v, Abbas’a: “Ey Abbas! Muğisin Berire’yi ne kadar sevdiğine Berire’nin de Muğis’e ne kadar buğz ettiğine hayret etmiyor musun?” dedi. Rasulullah s.a.v, Berire’ye de: “Kocana dönsen olmaz mı? O senin çocuğunun babasıdır” buyurdu. Berire: “Ey Allah'ın Rasulü! Ona dönmemi emrediyor musun?” dedi. Rasulullah s.a.v’de: “Hayır sadece aracı oluyorum ve aranızı bulmak istiyorum” buyurdu. Berire de: “Benim ona ihtiyacım yoktur” dedi.

Nesai, Edebil Kuda: 28 Hn: 5322; Ebû Davud, Talak: 19; Buhârî, Talak: 15

Vail r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,916
Rasulullah s.a.v’in yanında şu olaya şahit oldum. Bir katili maktulun velisi urganla bağlı olarak Rasulullah s.a.v'in huzuruna getirdi. Rasulullah s.a.v maktulun velisine: “Onu affetmeyecek misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah s.a.v: “Öyleyse diyet alırsın” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah s.a.v: “Öyleyse onu öldüreceksin” deyince adam: “Evet” dedi. Rasulullah s.a.v “Öyleyse onu götür” dedi. Adam katili götürüp giderken kendiliğinden döndü. Rasulullah s.a.v ona seslenerek: “Onu affediyor musun?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasulullah s.a.v: “Öyleyse diyet alırsın” dedi. Adam yine: “Hayır” dedi. “Öyleyse onu öldüreceksin” deyince, adam: “Evet” dedi. Rasulullah s.a.v’de: “Öyleyse onu götür” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer sen onu affedersen hem kendi günahını hem de ölen kardeşinin günahını temizlemiş olursun.” Adam, katili bırakıverdi katil bağlı olduğu urganı sürüyerek çekip gitti.

Nesai, Edebil Kuda: 26 Hn: 5320; Ebû Davud, Diyat: 3; Ebû Davud, Kasame: 10

Ka’b b. Malik r.a'ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,915
Benim Abdullah b. Ebi Hadred el eslemi (r.a)’den alacağım vardı. Onunla karşılaşınca peşini bırakmayıp sıkıştırdım hatta seslerimiz yükseldi. Rasulullah s.a.v onun ikisinin yanından geçiyordu ve şöyle dedi: “Ey Ka’b! borcunun yarısını almasını eliyle işaret ederek yarısından vazgeçmesini işaret etti.” 

Nesai, Edebil Kuda: 25 Hn: 5319; Ebû Davud, Akdıye: 12; Müslim, Müsakat: 4

Sehl b. Sa’d es Saidî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,914
Ensardan iki kabile arasında tartışma çıktı hatta birbirlerine taş atacak hale geldiler. Bunu haber alan Rasulullah s.a.v sulh etmek için onların yanına gitti. O sırada namaz vakti gelmişti. Bilal ezan okudu. Rasulullah s.a.v’i beklediler gecikince Bilal kamet getirdi. Ebu Bekir namaz kıldırmak için öne geçti. Ebu Bekir namaz kıldırırken Rasulullah s.a.v geldi. İnsanlar Peygamber s.a.v'in geldiğini gördüklerinde ellerini çırptılar. Ebu Bekir namazda sağına soluna bakmazdı. Fakat cemaatin el çırptığını duyunca bir de ne görsün Rasulullah s.a.v değil mi? geri çekilmek istedi. Fakat Rasulullah s.a.v yerinde kalması için işaret etti. Fakat yine de Ebu Bekir ellerini kaldırarak geri geri çekildi. Rasulullah s.a.v’de öne geçti ve namazı kıldırdı. Namazı bitirince Rasulullah s.a.v, Ebu Bekir’e: “Niçin imamlıkta yerinde kalmadın?” buyurdu. Ebu Bekir de: “Allah’ın; Ebu Kuhafe’nin oğlunu Peygamber s.a.v’in önünde görmesi doğru olmaz” dedi. Sonra cemaate dönerek: “Namazda bir olay olunca neden el çırptınız o kadınların yapacağı harekettir. Namazda bir şey olduğunda siz erkekler “Sübhanallah” deyiniz” buyurdu. 

Nesai, Edebil Kuda: 24 Hn: 5318; Ebû Davud, Salat: 172; Dârimi, Salat: 95

Sehl b. Huneyf r.a’ten rivâyete göre,

#6,913
Rasulullah s.a.v’in huzuruna zina yapan bir kadın getirildi. Rasulullah s.a.v: “Kiminle zina ettin” dedi. Kadın: “Sa’d’ın bahçesindeki oturan felçli adamla” dedi. Rasulullah s.a.v adam gönderdi. O felçli kimseyi getirip Rasulullah s.a.v’in önüne koydular, o da suçunu itiraf etti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v, bir hurma sapı getirtti ve adama vurdu. Felçli olduğu için acıdı ve cezayı hafif tuttu. 

Nesai, Edebil Kuda: 23 Hn: 5317; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Abbad b. Şurahbil r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,912
Amcalarımla Medine’ye gelmiştim. Medine bahçelerinden bir bahçeye girerekbaşaklarından bir miktar ufalayıp aldım. Bahçe sahibi geldi elimdeki torbamı aldı ve beni dövdü. Ben de Rasulullah s.a.v’in huzuruna çıkarak onu şikayet ettim. Rasulullah s.a.v hemen bir adam gönderdi ve bahçe sahibi getirildi. Rasulullah s.a.v bahçe sahibine: “Bu adama neden böyle yaptın” dedi. Bahçe sahibi de: “Ey Allah'ın Rasulü! Bahçeme girdi başaklardan bir miktar alıp ufaladı” dedi. Rasulullah s.a.v: “Bilmiyorsa cahilse, öğretmen gerekirdi. Aç ise, doyurman gerekliydi. Bunları yapmadığına göre ver adamın torbasını buyurarak bir ölçek veya yarım ölçek buğday vermemi emretti.” 

Nesai, Edebil Kuda: 21 Hn: 5314; Ebû Davud, Cihad: 93; İbn Mâce, Ticarat: 67

Abdullah b. Ka’b r.a, babasından naklederek şöyle diyor:

#6,911
İbn Ebi Hadret’in Ka’b’a borcu vardı. Bu borcunu Rasulullah (s.a.v)’in kapısının önünde istemişti ve ikisinin de sesleri yükselmişti, o derece ki Rasulullah s.a.v bile evinden işitmiş ve odalarından perdeyi açarak: “Ey Ka’b!” diye seslendi. Ka’b: “Emret Ey Allah'ın Rasulü!” dedi. Rasulullah s.a.v’de, eliyle borcun yarısını işaret ederek indir deyince, Ka’b: “İndirdim” dedi. Bu sefer Rasulullah s.a.v, Ensari’ ye: “Haydi borcunu öde öyleyse” buyurdu.

Nesai, Edebil Kuda: 20 Hn: 5313; Ebû Davud, Akdıye: 12; Müslim, Akdıye: 7

Abdurrahman b. Ebî Bekre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,910
“Babam Sicistan kadısı Ubeydullah b. Ebi Bekre’ye gönderilmek üzere bana şu mektubu yazdırdı: İki kişi arasında öfkeli iken hüküm verme. Çünkü Rasulullah s.a.v’den şöyle derken işittim: “Hiçbir kimse öfkeli durumda iki kişi arasında hükmetsin.”

Nesai, Edebil Kuda: 18 Hn: 5311; Buhârî, Ahkam: 13; Müslim, Akdiye: 7

Sâlim r.a, babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,909
Rasulullah s.a.v Halid b. Velid’i Cezime oğullarını İslam’a davet etmesi için göndermişti Halid onları İslam’a davet etti, onlarda bulundukları durumdan yeni dine döndük demeleri gereken “Eslemna” kelimesini diyemediler ve bulundukları dinden ayrılıp başka bir din olan sabiiliğe girdik anlamında “Sabe’na” dediler. Bunun üzerine Halid, öldürmeye ve esir almaya devam etti. Akşam olunca Halid herkesin esirini herkese teslim etti. Ertesi sabah herkesin esirlerini öldürmelerini emretti. Orada bulunanlardan İbn Ömer diyor ki: “Vallahi esirimi öldürmeyeceğim ve hiç kimse de esirini öldürmeyecektir.” Ravi Bişr diyor ki: Rasulullah s.a.v'in huzuruna vardığımızda Halid’in yaptığı anlatıldı. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v elini kaldırarak: “Allah’ım! Halid’in yaptığından uzak olduğumu Sana arz ederim” buyurdu. Zekeriyya’ya başka bir rivayette Bişr’in hadisi hatırlatılınca Rasulullah s.a.v’in iki defa: “Allah’ım Halid’in yaptığından uzak olduğumu Sana arz ederim” demiştir dedi.

Nesai, Edebil Kuda: 17 Hn: 5310; Buhârî, Ahkam: 35; Müsned: 6093

Ebu Hüreyre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,908
“İki kadın ellerinde çocuklarıyla dışarı çıkmışlardı. Bir kurt onlara saldırıp bir çocuğu alıp kaçırdı. Kalan çocuğun kime ait olduğu konusunda anlaşamayıp Davud a.s Peygamberin huzuruna çıktılar. Davud Peygamber çocuğun yaşlı kadına ait olduğuna hükmetti. Kadınlar geçip giderken Süleyman a.s’a uğradılar. Süleyman a.s olayı sorunca onlar da anlattılar. Bunun üzerine Süleyman (a.s): Bir bıçak getirin bu çocuğu bu iki ana arasında bölüp taksim edeceğim deyince, genç olan kadın onu ikiye mi ayıracaksın? dedi. Süleyman a.s’da: “Evet” deyince, kadın: Yapma benim hakkım da onun olsun dedi. Bunun üzerine Süleyman a.s: “O senin çocuğundur deyip çocuğun genç kadına ait olduğuna hükmetti.” Diğer rivayette şu da var: Ebu Hureyre: Bıçak anlamına gelen “Sikkin” kelimesini ben duymadım ben aynı anlama gelen “Müdye” diyorum.

Nesai, Edebil Kuda: 15 Hn: 5308-5307-5309; Buhârî, Feraiz: 29; Müslim, Akdiye: 10

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,907
İsa r.a'dan sonra bir takım krallar çıktı. Tevrat ve İncil’i değiştirenler aralarında gerçek Mü’min olanlar ve değiştirmeden Tevrat’ı okuyanlar da vardı. Tevrat’ı tahrif edenler doğru okuyanlar hakkında krallarına dediler ki bunların bizi kötülemelerinden daha şiddetli hiç kınanmamıştık. Baksana bunlar şöyle okuyorlar: “Kim Allah’ın hükmü ile hükmetmezse onlar kafirlerdir.” Zaten okuduklarıyla yaptığımız amelleri de kötülüyorlar, onları çağır bizim okuduğumuz gibi okusunlar bizim inandığımız gibi inansınlar. Bunun üzerine hükümdar onları toplayarak ya değiştirilmiş  şekliyle Tevrat ve İncil’i okumalarını yoksa öldürmeyi hak edeceklerini teklif etti. Onlardan bir kısmı: “Bizden ne istiyorsunuz? Bizi halimize bırakın” dediler. Yine onlardan bir diğer gurup: “Yüksek sütunlar yapın sonra bizi onların tepesine çıkarın yiyecek ve içeceğimizi orada yapabilecek imkan hazırlayın sizin yanınıza hiç inmeyiz” dediler. Yine onlardan üçüncü bir gurup: “Bırakın bizi yeryüzünde dolaşıp hayvanlar gibi bulduğumuzu yer ve içeriz bizi topraklarınızda bulursanız öldürün” dediler. Diğer bir gurup ise: “Vadilerde bize evler yapın, biz orada kuyular kazar. Sebzeler yetiştirir ne şehrinize iner ne de yanınıza uğrarız” dediler. Bunların arasında her kabilenin yakın bir dostu vardı. Onlar için bu denilenleri yaptılar ve öldürmeden vazgeçtiler. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi. Hadid 27. “…Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu Biz onlara gerekli kılmamıştık. Yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri uydurdular fakat ona da gereği gibi uymadılar.” Hükümdarın yanında kalanlar ise şöyle dediler. Filanların ibadeti gibi ibadet ederiz, falanlar gibi gezer dolaşır seyahat ederiz. Falanların yaptığı gibi kendimize evler yaparız. Halbuki bunlar şirk üzere idiler. Uymak istedikleri Mü’minlerin imanına ait hiç bilgileri yoktu. Allah, Peygamber s.a.v’i gönderdiği sırada onlardan pek azı vardı. Manastırlarda yaşayanlar manastırlarından indi. Seyahatte olanlar seyahatinden döndü, kilisede yaşayanlar kiliselerinden geldi ve Muhammed s.a.v'e iman ettiler ve onun dediklerini doğruladılar. Bunun üzerine Allah onlar hakkında şu ayeti kerimeyi indirdi. Hadid 28. “…Ey İman edenler! Yolunuzu Allah’ın Kitab’ıyla bulmaya çalışın ve O’nun Elçisine inanın ki O size rahmetinden iki kat versin…” İsa’ya, Tevrat ve İncile iman etmeleriyle ve Muhammed’e inanıp Onu tasdik etmeleriyle iki kat sevap verilir. Allah ayeti kerimeyi şöyle tamamladı: “Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir nur sağlasın ve günahlarınızı bağışlasın” yani size Kur’an’ı ve son Peygamber s.a.v’e uymayı ihsan eder. Daha sonra Allah şöyle buyurdu: Hadid 29. “Bize de kitap verildi diyen geçmiş din mensupları bilsinler ki Allah’ın lütfundan ve yardımından hiçbirşeyi geri çevirmeye onların gücü yetmez…” Allah’ın verdiğinden hiçbir şeye engel olamazlar.

Nesai, Edebil Kuda: 12 Hn: 5305; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir

Şüreyh r.a anlatıyor: 

#6,906
Ömer’e Mektup yazarak bazı şeylerin hükmünü sordum. O da bana şunu yazdı: “Davaları Allah’ın Kitab’ ındaki hükümlerle hükümlendir. Allah’ın Kitab’ında bulamaz isen Rasulullah s.a.v’in sünnetiyle hükümlendir. Ne Allah’ın Kitab’ında ne de Peygamber s.a.v’in sünnetinde hükmünü bulamaz isen salih insanların verdikleri hükümlere uy. Ne Kitab’ta ne sünnette ne de salihlerin fetvalarında bulamaz isen istersen ictihat et. İstersen çekimser kal. Çekimser kalman senin için daha hayırlı olur kanaatindeyim. Selam üzerinize olsun.”

Nesai, Edebil Kuda: 11 Hn: 5304; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Abdullah b. Mes’ud r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,905
Bir zamanlar oldu ki biz hiçbir hüküm vermezdik hüküm verecek durumda değildik. Allah taktir etti de bu gördüğünüz derecelere ulaştık. Bu günden sonra bir kimseye hüküm vermesi için bir mesele arz olursa o konuda Allah’ın Kitab’ında bulunmayan bir sorunla karşılaşırsa, Peygamber s.a.v’in verdiği hükme uysun ve ona göre sorunuçözüme kavuştursun. Ne Allah’ın Kitab’ında ne de Rasulün sünnetinde bulunmayan bir meseleyle karşılaşırsa, salih insanların hüküm verdikleri gibi hüküm versin. Sizden biriniz ben korkarım ben korkarım hüküm veremem demesin; çünkü helal bellidir, haram bellidir. İkisinin arasında karışık ve benzeşen işler vardır şüpheliyi bırak şüphesiz olana bak.

Nesai, Edebil Kuda: 11 Hn: 5303; Dârimi, Mukaddime: 18

Abdurrahman b. Yezid r.a'ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,904
Bir gün Abdullah b. Mes’ud’a çözülmesi gereken pek çok fetva sordular. Bunun üzerine Abdullah şöyle söyledi: “Bir zamanlar biz hiçbir hüküm vermezdik daha sonraları Allah bu seviyeye gelmemizi takdir etti de gördüğünüz bu seviyeye ulaştık. Bundan sonra sizden biriniz hüküm verilmesi gereken bir sorunla karşılaşırsa, Allah’ınKitab’ındaki hükümlere göre hükmünü versin. Allah’ın Kitab’ında bulunmayan bir işle karşılaşırsa, Peygamber s.a.v’in hadisleriyle meseleyi çözmeye çalışsın. Allah’ın Kitab’ında ve Rasulullah s.a.v’in sünnetinde hükmü bulunmayan bir mesele ile karşılaşırsa, salih insanların verdiği hükümlere göre cevap versin. Ne Allah’ın Kitab’ında, ne Peygamber s.a.v’in sünnetinde ne de salih insanların fetvalarında bulunmayan bir hükümle karşılaşırsa, aklını ve muhakemesini kullanarak ictihad yapsın ictihad yapmaktan korkar ve çekinirim demesin çünkü helal bellidir. Haram bellidir bu ikisinin arasında şüpheli ve kapalı meseleler vardır seni şüpheye düşüren şeyleri bırak şüphesiz olana bak.”

Nesai, Edebil Kuda: 11 Hn: 5302; Dârimi, Mukaddime: 18

Fadl b. Abbas r.a anlatıyor: 

#6,903
Rasulullah s.a.s’in binitinin arkasında idim bir adam geldi ve: “Ey Allah'ın Rasulü! Anam çok ihtiyardır binite binse tutunamaz, bağlasam da onu öldürürüm diye korkuyorum dolayısıyla onun yerine ben haccedebilir miyim? diye sordu. Rasulullah s.a.v'de şöyle buyurdu: “Annenin borcu olsa öder miydin?” Adam: “Evet” deyince, Rasulullah s.a.v: “Öyleyseananın yerine haccet” buyurdu.

Nesai, Edebil Kuda: 10 Hn: 5299-5300;  Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23

Abdullah b. Abbas r.a’tan rivâyete göre,

#6,902
bir adam Rasulullah s.a.v’e: “Babama hac farz oldu o çok ihtiyardır, binit üzerinde duramaz. Onu deveye bağlasam öleceğinden korkarım, onun yerine ben haccedebilir miyim?” dedi. Rasulullah s.a.v'de şöyle buyurdu: “Babanın borcu olsa onu ödeyecek miydin?” Adam: “Evet” dedi. Rasulullah s.a.v'de: “Öyleyse babanın yerine hacc ediver” buyurdu. 

Nesai, Edebil Kuda: 10 Hn: 5298-5301; Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,850
Fadl b. Abbas Rasulullah s.a.v’in binitinin arkasında idi. Has’am  kabilesinden bir kadın fetva sormak üzere geldi. Fadl da o kadına bakmaya başladı kadın da Fadl’a bakıyordu. Rasulullah s.a.v, Fadl’ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasulü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babamaçok ihtiyar yaşında iken ulaşmış durumda, binit üzerinde durma imkanı yoktur. Onun adına ben haccedebilir miyim?” Rasulullah s.a.v'de: “Evet haccedebilirsin” buyurdu. Bu olay veda haccında olmuştu. 

Nesai, Edebil Kuda: 9 Hn: 5296-5294-5295-5297; Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23

Şüreyh’in babası Hani r.a anlatıyor: 

#6,849
Elçi olarak Rasulullah s.a.v’in huzuruna gittiğimizde Rasulullah s.a.v arkadaşlarımın bana Ebu’l Hakem dediğini işitti ve beni çağırarak şöyle dedi: “Gerçek hakem Allah’tır. Hüküm onundur niçin Ebu’l Hakem diye künyeleniyorsun?” Ben de: “Kavmim bir meselede anlaşamayınca bana gelirler aralarında hakemlik yaparım, iki tarafta hükmüme razı olurlar”  dedim. Rasulullah s.a.v: “Bu ne güzel bir iştir çoluk çocuk neyin var” dedi. Ben de: “Oğullarım; Şüreyh, Abdullah ve Müslim var” dedim. Rasulullah s.a.v: “En büyükleri hangisidir?” dedi. Ben de: “Şüreyh” dedim. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “O haldesen Ebu Şureyh’sin” diyerek, bana ve oğluma hayır duada bulundu. 

Nesai, Edebil Kuda: 7 Hn: 5292;  Ebû Davud, Edeb: 70

Ebu Hüreyre r.a-den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#6,848
“İleride sizler büyük bir hırsla idarecilik isteyeceksiniz fakat o idarecilik sizin için pişmanlık ve kıyamet gününde de zarar olacaktır. O zamanlarda başkanlık ne kadar tatlıdır o başkanlık koltuğunu terk edip bırakmak ise ne kadar acı ve kötüdür.” 

Nesai, Edebil Kuda: 5 Hn: 5290; Buhârî, Ahkam: 7

Abdurrahman b. Semure r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,847
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “İdarecilik istemeyin çünkü idareciliği  ister ve vazifelendirilirsen kendi başına yalnız bırakılırsın. Eğer istemeden öyle bir idareciliğe tayin edilirsen Allah’ın yardımı seninle olur.” 

Nesai, Edebil Kuda: 5 Hn: 5289; Ebû Davud, Harac: 2; Müslim, İmara: 3

Ebu Musa r.a'dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,846
“Yanıma kabilem olan Eş’arilerden bazı kimseler geldi ve bizi Rasulullah s.a.v’in yanına götür, ihtiyaçlarımızı O’na ileteceğiz” dediler. Onlarla birlikte Rasulullah s.a.v’in yanına varınca şöyle dediler: “Ey Allah'ın Rasulü! Bize yardımcı ol ve devlet işlerinden bize iş ver. Ebu Musa diyor ki: Onların bu isteklerinden dolayı Rasulullah s.a.v’ den özür diledim ve niçin geldiklerini bilmiyordum dedim. Bana inanıp özrümü kabul etti, onlara da: “Biz işlerimizin başına isteyenleri geçirmeyiz” buyurdu. 

Nesai, Edebil Kuda: 4 Hn: 5287; Müslim, İmara: 3; Ebû Davud, Akdiye: 3

Ebu Hüreyre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,845
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Hakim hüküm vereceğinde gayret edip çabalar ve doğruya isabet ederse iki sevap alır hata edip yanlış hüküm verirse tek sevap alır.” 

Nesai, Edebil Kuda: 3 Hn: 5286; Müslim, Akdıye: 6

Abdullah b. Amr b. As r.a’tan rivâyete göre, Peygamber s.a.v şöyle buyurdu:

#6,844
“Adaletle hüküm verenler Allah’ın huzurunda nurdan minberler üzerinde Rahman’ın sağ tarafında olacaklardır. Onlar ki verecekleri her hükümlerde yakınlarına ve velisi oldukları kimselere bile adil olup doğrudan ayrılmazlar.” 

Nesai, Edebil Kuda: 1 Hn: 5284; Müslim, İmara: 5; Müsned: 6204