Toplam 26,814 Hadis
Konular

Tıp Kategorisi

İbn Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi: Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

#10,014
«Hiç  şüphesiz selam   olan Allah'dır ve yaratıkları  O'nım selamına muhtaçtır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 446/14

Ümm-i  Hâni'in şöyle  dediği rivayet edildi: Resûluilah   sallallahü aleyhi  ve sellem buyurdu   ki: Resûluilah   sallallahü aleyhi  ve sellem buyurdu   ki:

#10,013
 «Kendisini Allah'ın yarlığayacağını  bilen, yarlığanmıştır.'

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 445/13

Cabir İbh  Abdullah'irr (r.a.)  şöyle dediği rivayet edildi:

#10,012
Ensardan  bir kişi,  Nebi saliaİlahii aleyhi ve selleme gelerek: «— Ey Allah'ın Resulü, bir çocukla asla rızıklandırılmadım, (evlat ta­dını tatmadım) hiçbir çocuğum yok!» deyince, Hz. Peygamber ona: «— Allah'tan  çok  çok yargılanma dilemekten,  ve   rızıklarldığın  şey­lerden bol bol sadaka vermekten seni alıkoyan ne vardır!?» dedi. Bu şahrs, ondan- sonra bol sadaka veriyor ve Allah'tan çok yargılan­ma diliyordu. Derken yedi tane oğlu olmuştu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 444/12

İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki:

#10,011
«— Mümin 'kendi kendini alçaltmamahdır!-Bu söz üzerine şöyle soruldu: «— Mümin  kendi kendini nasıl alçalta'bilir?» Cevap verdi: «   cevap  elde  edebilmek  için) gücünün yetmiyeceği belaları iste­meye Kalkarak...»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 443/11

Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#10,010
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem bir hastayı sormaya geldiğin­de ona şöyle dua ederdi: « Ey insanların Rabbı! Hastalığı gider. Gerçek şifa veren, şifandan başka hiç bir şifa bulnmayan- sen, bu hastaya öyle bir şifa ver kit hastalık­tan hiçbir 12 geride bırakmasın;»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 442/10

Ebû Hüreyre'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#10,009
Nebi sallailahü aleyhi ve selem buyurdu ki: «Sabahleyin kai'ktp, üç sefer «Allah'ın kusursuz sözlerine (Kür'an'a) sığınırım» diye dua eden, akşama kadar ona akrep dokunmaz. Ayni duayı akşam olunca da yaparsa akrep ona sabaha  kadar zarar veremez.»   (a)   Bir rivayette şöyle buyurdu: Sabahleyin; güneş doğmadan önce «Allah'ın kusursuz sözlerine sığı­nırım» diye üç sefer dua edince, o gün akrep zarar veremez. Ayni duayı akşam olunca yaparsa, akrep o gecesinde yine ona zarar veremez.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 441/9

Saîd  İbn  Zeyd'in- şöyle  dediği rivayet edildi: 

#10,008
Resulullah sailalahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Verilen nimetlerden biri  de yeraltı mantarıdır. Suyu da göz (hasta­lığı) İçin şifalıdır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 440/8

Abdullah İbn Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi:

#10,007
«Çeşitli inek sütlerinden istifade etmelisiniz. Zira o, (sütünü) her bit­kiden otiiyarak yapar. Ve sütlerde şifa vardır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 438/6

İbn Mesûd'un şöyle dediği  rivayet edildi: Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:.

#10,006
Allah ihtiyarlık dışında, indirdiği her hastalığın yanısıra ilaç da İndir­di. Bu yüzden sizlere inek sütlerini tavsiye ederim. Zira o, türlü bitkilerden otlar,» (a)   Diğer bir rivayette şöyle buyurdu: «Allah teala, yeryüzünde, ihtiyarlık ve ölüm hariç, hiç bir dert yarat­mamıştır ki, devasını da yaratmamış olsun. Bu yüzden inek sütlerini sizle­re tavsiye ederim. Zira o, her çeşit bitkiden (sütüne) karıştırır.» f b)   Bir rivayette şöyle buyurdu: «Ölüm ve ihtiyarlık dışında, Aİfah indirdiği hastalığın yanısıra ilacını da indirdi. Bu yüzden sizlere inek sütlerini tavsiye ederim. Zira o, her tür­lü bitkiden (sütüne) karıştırır.» c)   Bir rivayette şöyle  buyurdu: «Aligh, şüphesiz yeryüzünde öiüm hariç, şifasız yahut ilaçsız hiçbir hastalık vermedi. Bu sebepten, her çeşit inek sütierini size tavsiye ede­rim. Çünkü o, her bitkiden (sütüne) karıştırır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 437/5

İbn  Mesûd'un  şöyle dediği rivayet edildi:

#10,005
Şüphe yok ki Allah, ölüm ve İhtiyarlık dışında, hiçbir hastalığı ilaçsız yaratmadı. Onun için sizlere inek sütlerini tavsiye ederim. Zira o, [sütüne) her bitkiden karıştırır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 436/4

Cabir'in şöyle dediği  rivayet edildi: Nebî sallallahü aieyhi ve seilem şöyle buyurdu:

#10,004
. Allah Teala, her hastalığa bir ilaç yaptı. Hastalık kendi ilacına rast­larsa, Allah tealanın izniyle yok olur.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 435/3

İbn Bureyde'nin babasının- şöyle dediği rivayet edildi: Resûlullah  sallallahü  aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

#10,003
«Kul bir takım yararlı  iş yapmaktayken hastalanacak olsa, Allah tebareke ve teala, meleklerine şöyle emreder: «— Kuluma, sağ İken yapmakta olduğu   işin karşılığında alacağı se­vabın aynısını yazınız!» (a)   Bir rivayette şu ilave edildi: «... Çefctiği   hastalıktan ötürü kazandığı sevapla beraber...» (b)   Bir rivayette şöyle dendi: «(...} Kuluma,  sağlam iken yapmağa başladığı o işinin tam sevabını yazınız!» (c)  Bir rivayette şöyle buyurdu: «Kul, tanrının- yolunda  yapmakta  olduğu  bir iş sırasında hasta olur­sa, Allah tebareke ve taala «yazıcı meleklerine» şöyle der: «— Kuluma sağlam iken yapmakta olduğu işin tam sevabını yazınız!»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 434/2

 Hz. Aişe'rrin şöyle dediği rivayet edildi: ResûMiah sallaliahü  aleyhi  ve  sellem buyurdu ki:

#10,002
«Allah insan için Cennette yüksek dereceler yazar. 0 insan, kendisini o dereceye ulaştırabilecek bir amel yapamaz. Bu yüzden, Allah ona, o de­receyi  kazanabilmesi   için,  çeşitli   bela ve   musibetler   vermekte devam eder.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife, Tıb: 433/1 

Hasan r.a.’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#3,306
 “Bir gece boyunca ateşli hastalığı çekmenin günahlarından bir miktar eksilteceği ümid edilir.”

Tirmizi, Tıp: 35 Hn: 2089; Buhârî, Tıp: 28

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Peygamber s.a.v. ateşli bir hastayı ziyaret etmiş ve o hastayı müjdeleyip Allah şöyle buyurmuştur dedi: 

#3,305
 “Bu benim ateşimdir. Günahkar kulumun cehennemdeki nasibini bu dünya da verip günahlarından arındırmak için ona bu hastalığı vermişimdir.” 

Tirmizi, Tıp: 35 Hn: 2088; Buhârî, Tıp: 28

Ebû Saîd el Hudrî r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,304
“Ziyaret için bir hastanın yanına girdiğinizde iyileşeceğini söyleyerek moralini yükseltin, gerçi bu söz hiçbir şeyi önlemez fakat hastanın gönlünü hoş eder.”

Tirmizi, Tıp: 35 Hn: 2087; Buhârî, Tıp: 29  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Enes b. Mâlik r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,303
“İyileşip sıhhat bulan hastanın örneği saflık ve renk bakımından gökten yağan dolu gibidir. Yani tertemiz ve tatlı bir renk kazanmıştır.” 

Tirmizi, Tıp: 34 Hn: 2086; Buhârî, Tıp: 27

Ebû Hâzim r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#3,302
 “Sehl b. Sa’d’a, Rasulullah s.a.v.’in Uhud’taki aldığı yara ne ile tedavi edilmişti diye soruldu ve ben de konuşulanı işitmekte idim. Sehl cevaben şöyle dedi: Bunu benden daha iyi bilen kimse kalmadı. Ali: Kalkanının içinde su taşıyor, Fatıma da kanın bulaştığı yerleri yıkıyordu. Sonra bir hasır parçası yakıldı ve onun külü yara üzerine konuldu.”

Tirmizi, Tıp: 34 Hn: 2085; Buhârî, Tıp: 27  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sevbân r.a. ’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#3,301
“Biriniz sıtma hastalığına yakalanırsa iyi bilin ki sıtma ateşten bir parçadır. Onu su ile söndürsün, Sabah namazından sonra güneş doğmazdan önce bir nehir veya bir akarsuya girsin, suyun akışına karşı dursun ve “Allah’ın adıyla, Allah’ım kuluna şifa ver, Peygamberini doğrula desin, O akarsuya üç kere dalsın üç seferde iyileşmezse beş, yedi, dokuz sefer o suya dalsın. Allah’ın izniyle dokuza varmadan geçer.” 

Tirmizi, Tıp: 33 Hn: 2084; Buhârî, Merda: 22  Tirmizî: Bu hadis garibtir.

İbn Abbâs r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

#3,300
“Herhangi bir Müslüman kul eceli yakın olmayan bir hastayı ziyaret eder ve yedi kere şu duayı okursa mutlaka şifa bulur.” “Büyükler büyüğü Allah’tan, büyük arşın sahibi Allah’tan şifa vermesini isterim.”

Tirmizi, Tıp: 32 Hn: 2083;  Buhârî, Merda: 14 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Minhal b. Amr’ın rivâyetiyle bilmekteyiz

Ebû Saîd r.a.’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: 

#3,299
“Bir adam Rasulullah s.a.v.’e gelip kardeşimin karnı ağrıyor dedi. Rasulullah s.a.v., kendisine bal şerbeti içir buyurdu. Ona bal şerbeti içirdikten sonra tekrar geldi ve Ey Allah’ın Rasulü! Dedi; Bal şerbeti içirdim fakat karın ağrısı arttı. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. tekrar bal şerbeti içir buyurdular. Adam içirdi sonra Rasulullah s.a.v.’e gelerek balı içirdim fakat ağrı geçmedi arttı dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v) şöyle buyurdu: Allah’ın sözü hak ve doğrudur Allah hep doğruyu söyler kardeşinin karnı yalan söylemiştir. Bal şerbeti içir dedi o kimse de tekrar bal şerbeti içirdi ve iyileşti.”

Tirmizi, Tıp: 31 Hn: 2082;  Buhârî, Tıp: 4  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Esma binti Umeys r.anha’dan rivâyete göre: 

#3,298
“Rasulullah s.a.v., ona müshil olarak hangi ilacı kullanıyorsun? Dedi. Esma: Şübrüm otunu kullanıyorum deyince Rasulullah s.a.v., o çok şiddetli ishal yapar buyurdu. Esma: Sonra sinameki kullanmaya başladım. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. eğer bir şey ölüme şifa olsaydı bu sinameki otu olurdu buyurdular.

Tirmizi, Tıp: 30 Hn: 2081; İbn Mâce, Tıp: 12  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. “Sena” Sinameki müshil ilacı demektir.

Esma binti Umeys r.anha’dan rivâyete göre: 

#3,297
“Rasulullah s.a.v., ona müshil olarak hangi ilacı kullanıyorsun? Dedi. Esma: Şübrüm otunu kullanıyorum deyince Rasulullah s.a.v., o çok şiddetli ishal yapar buyurdu. Esma: Sonra sinameki kullanmaya başladım. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. eğer bir şey ölüme şifa olsaydı bu sinameki otu olurdu buyurdular.

Tirmizi, Tıp: 2 Hn: 2081; İbn Mâce, Tıp: 12  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. “Sena” Sinameki müshil ilacı demektir.

Osman b. eb’îl As r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v., bana geldi. Benim de o anda çok sıkıntılı bir ağrım vardı. bunun üzerine Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,296
“Sağ elini ağrıyan yerine koy ve yedi sefer: “Bendeki duyduğum sancının şerrinden Allah’ın gücüne ve kuvvetine sığınırım.” Osman diyor ki: Bende, Peygamber s.a.v.’in buyurduğunu aynen yaptım. Allah’ta bendeki ağrıyı giderdi şimdi ben herkese bu duayı tavsiye ediyorum.”

Tirmizi, Tıp: 29 Hn: 2080; Ebû Dâvûd, Tıp: 19  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Zeyd b. Erkâm r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,295
“Rasulullah s.a.v., Zat-ülcenb hastalığı için zeytin yağı ve kustu bahri denilen topalak otu karışımını tavsiye ederdi.” 

Tirmizi, Tıp: 28 Hn: 2079; İbn Mâce, Tıp: 17  Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir. Bu hadisi sadece Zeyd b. Erkâm’dan, Meymun’un rivâyetiyle bilmekteyiz. Pek çok kimse bu hadisi Meymun’dan rivâyet etmişlerdir.

Zeyd b. Erkâm r.a.’den rivâyete göre: 

#3,294
Rasulullah s.a.v., Zat-ülcenb hastalığına karşı zeytinyağı ile vers denilen sarı ve kokulu bir otun kullanılmasını tavsiye ederdi.”

Tirmizi, Tıp: 28 Hn: 2078;  İbn Mâce, Tıp: 17  Katâde: Bu hastalıktan şikayeti olan ağızdan bu karışımı alarak kullanır. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Abdullah’ın ismi: Meymûn’dur. Basralı bir ihtiyardır.

Cüdâme b. Vehb (r.anha)'dan: Rasûlullah (s.a.v) den şöyle söylediğini işitmiştir:

#3,293 لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ أَنْهَى عَنِ الْغِيلَةِ حَتَّى ذَكَرْتُ أَنَّ الرُّومَ وَفَارِسَ يَصْنَعُونَ ذَلِكَ فَلَا يَضُرُّ أَوْلَادَهُمْ
“Çocuk emziren kadınla cinsel ilişkiyi yasaklamak istedim. Fakat bana Rumlar ve İranlılar bunu yapıyorlar çocuklarına bir zarar gelmiyor dediler ben de bu fikrimden vazgeçtim.” 

Tirmizi, Tıp: 27 Hn: 2077; Ebû Dâvûd, Tıp: 16 ve diğerleri. Tirmizi: Mâlik diyor ki: “Gıyle” Erkeğin çocuk emziren kadınla cinsel ilişkiye girmesidir. İsa b. Ahmed diyor ki: İshâk b. İsa, Mâlik vasıtasıyla Ebû’l Esved’den aynı hadisi bana aktardı. Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir.

Vehb’in kızı Cüdâme r.anha dedi ki: Rasûlullah s.a.v.’in şöyle buyurduğunu işittim: 

#3,292 أَرَدْتُ أَنْ أَنْهَى عَنِ الْغِيَالِ، فَإِذَا فَارِسُ وَالرُّومُ يَفْعَلُونَ وَلَا يَقْتُلُونَ أَوْلَادَهُمْ
“Çocuk emziren kadınla cinsel ilişki kurmayı veya gebe kadının çocuk emzirmesini yasaklamak istedim fakat İranlılar ve Rumlar böyle yapmalarına rağmen çocukları falan ölmüyor o yüzden yasaklamıyorum.” 

Tirmizi, Tıp: 27 Hn: 2076;  İbn Mâce, Tıp: 16 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Esma binti Yezîd’den de hadis rivâyet edilmektedir. Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik, Ebû’l Esved’den, Urve’den, Âişe’den, Cüdâme binti Vehb’den bu hadisi bize aktarmış olup hadiste geçen “Gıyal” kelimesini “Çocuk emziren kadınla cinsel ilişki kurmak” şeklinde izah eder.

İbn Abbâs r.a.’den rivâyete göre, Peygamber s.a.v., sıtma ve her türlü sancı veren hastalıklara karşı şu duayı yapmayı öğretmişti: 

#3,291 بِسْمِ اللَّهِ الْكَبِيرِ، أَعُوذُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ مِنْ شَرِّ كُلِّ عِرْقٍ نَعَّارٍ، وَمِنْ شَرِّ حَرِّ النَّارِ
“Büyük Allah’ın adıyla yüceler yücesi Allah’a sığınırım, her tür kan zayiinden ve her türlü ateşin sıcağından.”

Tirmizi, Tıp: 26 Hn: 2054; İbn Mâce, Tıp: 19 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece İbrahim b. İsmail b. ebî Habibe’nin rivâyetiyle bilmekteyiz İbrahim’in hadis konusunda zayıf olduğu kaydedilmiştir. “Irkun ya’arun” şeklinde de rivâyet edilmiştir.

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,290
 “Sıtma hastalığı Cehennemin galeyana gelmesi gibi çok şiddetli bir hastalık olup su ile soğutarak hastayı rahatlatın.” 

Tirmizi, Tıp: 25 Hn: 2074;  İbn Mâce, Tıp: 19  Harun b. İshâk: Abde vasıtasıyla, Hişâm b. Urve’den, Münzir’in kızı Fatıma’dan, Ebû Bekir’in kızı Esma’dan bu hadisin bir benzerini bize naklettiler. Esma hadisi buradakinden daha uzundur. Her iki hadiste sahihtir.

Rafî b. Hadîç r.a.’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#3,289
“Sıtma hastalığı çok şiddetli ateşli bir hastalıktır, onu su ile serinleterek tedavi edin.”

Tirmizi, Tıp: 25 Hn: 2073; İbn Mâce, Tıp: 19  Tirmizî: Bu konuda Esma binti ebî Bekir, İbn Ömer, Zübeyr’in hanımı Âişe ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir.

 İsa r.a.’ın kardeşinden rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,288
“Humre=Alazlama hastalığına yakalanan Abdullah b. Ukeym, Ebu Ma’bed el Cüheni’nin yanına girdik ve şöyle dedik: Bu hastalığın geçmesi için muska boncuk vs. takmaz mısın? Şöyle cevap verdi. Ölüm, o takınacağım şeyden daha yakındır. Çünkü Rasulullah (s.a.v.)şöyle buyurur: “Kim bazı şeylerden korunmak için bir şey takınırsa o takındığı şeyin korumasına terk edilir.”

Tirmizi, Tıp: 24 Hn: 2072; Ebû Dâvûd, Tıp: 17  Tirmizî: Abdullah b. Ukeym hadisini sadece Muhammed b. Abdurrahman b. ebî Leylâ’nın rivâyetiyle bilmekteyiz. Abdullah b. Ukeym, Peygamber s.a.v.’den bir şey işitmemiştir. Peygamber s.a.v.’in zamanında bize şöyle yazmıştır demektedir. Muhammed b. Beşşâr, Yahya b. Saîd’den ve İbn ebî Leylâ’dan mana olarak bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Ukbe b. Âmir’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebû Mes’ûd el Ensarî r.a.’den rivâyete göre: 

#3,287
 “Rasulullah s.a.v., köpek alım satımında elde edilen para zina yapmakla elde edilen para ve kahin=falcı ücretini yasakladı. Yani bu yollarla Müslüman’a gelir ve kazanç sağlanamaz.” 

Tirmizi, Tıp: 23 Hn: 2071; Ebû Dâvûd, Tıp: 21  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,286
 “Çörek otu ölüm dışında her hastalığa şifa olarak iyi gelir.” 

Tirmizi, Tıp: 22 Hn: 2070; İbn Mâce, Tıp: 6  Katâde diyor ki: Her gün için yirmi bir adet çörekotu bir bez içersinde ıslatılır ve o sudan her gün burunun sağ deliğine iki sol deliğine bir damla sonraki gün burunun sol deliğine bir sağ deliğine iki damla üçüncü gün ise sağ deliğine iki sol deliğine tek damla damlatılarak tedavi olunabilir.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,285
“Üç, beş veya yedi mantar veya domalan alıp onları sıktım suyunu cam bir kap içersine koydum, onunla bir cariyemin gözünü sürmeledim de iyileşti.”

Tirmizi, Tıp: 22 Hn: 2069; İbn Mâce, Tıp: 8; Ebû Dâvûd, Tıp: 12

 Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, bazı insanlar: 

#3,284
“Rasulullah s.a.v.’e mantar veya domalan bitkisi yeryüzünün çiçek hastalığıdır”dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Mantar veya domalan; kudret helvası cinsinden bir rızık olup suyu göze şifadır. Acve hurması; Cennet meyvelerinden olup zehire karşı şifadır” buyurdu. 

Tirmizi, Tıp: 22 Hn: 2068; İbn Mâce, Tıp: 8; Ebû Dâvûd, Tıp: 12  Tirmizî: Bu hadis hasendir

Saîd b. Zeyd’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#3,283
“Mantar veya Domalan; Musa a.s zamanında İsrail oğullarına verilen ekme dikme zahmeti olmaksızın, insan emeği karışmadan meydana gelen, Kudret helvası cinsinden bir rızıktır. Suyu da göze şifadır.” 

Tirmizi, Tıp: 22 Hn: 2067; İbn Mâce, Tıp: 8  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#3,282
“Acve hurması Cennet meyvelerindendir onda; zehire karşı şifa vardır. Mantar veya domalan ise insanlar tarafından ekip dikme zahmeti olmadan meydana gelen kudret helvası cinsinden bir rızıktır, suyu da göze şifadır.”

Tirmizi, Tıp: 22 Hn: 2066; İbn Mâce, Tıp: 8  Tirmizî: Bu konuda Saîd b. Zeyd, Ebû Saîd ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garib olup Muhammed b. Amr tarafından rivâyet edilmiştir. Bu hadis sadece Saîd b. Amr’ın, Muhammed b. Amr’dan rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebû Huzâme r.a.’nın babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v.’e sordum dedim ki:

#3,281
“Ey Allah’ın Rasulü! Okumak şeklinde yaptığınız şeylerin kullandığımız ilaçların ve her türlü korunma tedbirlerinin Allah’ın kaderinden bir şeyi önleyeceği kanaatinde misiniz? Rasulullah s.a.v.’de; Onların hepsi Allah’ın kaderindendir” buyurdu. 

Tirmizi, Tıp: 21 Hn: 2065; Ebû Dâvûd, Tıp: 19; İbn Mâce: Tıp: 17  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Saîd b. Abdurrahman, Sûfyân’dan, Zührî’den, Ebû Huzâme’nin babasından bu hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir. Bu hadis hasen sahihtir. Her iki rivâyette İbn Uyeyne’den aktarılmıştır. Bazıları “İbn ebî Huzâme ve babasından” derken, bazıları sadece “Ebû Huzâme’den” demişlerdir. İbn Uyeyne dışında bu hadisi Zührî’den, Ebû Huzâme’den ve babasından rivâyet edilmiştir ki bu daha sahihtir. Ebû Huzâme’nin babasından sadece bu hadisi bilmekteyiz.

Ebû Bişr r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,280
 Ebu Mütevekkil’den işittim, Ebu Said r.a.’den aktararak şöyle diyordu: Rasulullah s.a.v.’in ashabından bazı kimseler Arap aşiretlerinden birine uğramışlardı da onları misafir edip ağırlamamışlardı derken kabilenin efendisi rahatsızlandı. Onlar da bize gelerek; Yanınızda bir ilaç var mı? dediler; Biz de evet dedik. Fakat bizi misafir edip ağırlamadığınız için bir ücret tayin etmedikçe bu işi yapmayız dedik, buna karşılık bir koyun sürüsü ortaya koydular. İçimizden biri o kimseye Fatiha suresini okumaya başladı o kimse hemen iyileşti. Rasulullah s.a.v.’e gelince durumu kendisine anlattık bunun üzerine Rasulullah s.a.v., Fatiha suresinin hastalıklara okunabileceğini nereden bildin? Buyurdu. Bu yaptığımız işten dolayı bizi yasaklamadı ve şöyle buyurdu: “Yiyiniz bana da hisse ayırınız.” 

Tirmizi, Tıp: 20 Hn: 2064; Ebû Dâvûd, Tıp: 19; İbn Mâce: Tıp: 37 Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Bu rivâyet A’meş’in, Cafer b. İyas’tan rivâyetinden daha sahihtir. Pek çok kimse bu hadisi Ebû Bişr’den, Cafer b. ebî Vahşiyye’den, Ebû’l Mütevekkil’den, Ebû Saîd’den, Cafer b. Iyas’tan rivâyet etmişlerdir. Bu Cafer; Cafer b. ebî Vahşiyye’dir.

Ebû Saîd el Hudrî r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. bizi bir müfreze olarak göndermişti. Bir kabilenin kasabasına uğradık ve bizi misafir etmelerini istedik de bizi ağırlamadılar. Derken kabile reislerini akrep soktu bunun üzerine bize gelerek; aranızda akrep sokmasına karşı okuyacak bir kimse var mı? dediler. Bende evet dedim, ben varım fakat bize koyun verirseniz kabile başkanınızı ben okuyup iyileştirebilirim dedim. Size otuz koyun veririz dediler biz de kabul ettik ve Fatiha sûresini yedi kere okudum kabile başkanı derhal iyileşti biz de koyunları aldık. Bu sefer koyunları almamız konusunda içimize şüphe düştü. Rasûlullah s.a.v.’e varıncaya kadar acele etmeyin dedik. Rasûlullah s.a.v.’in yanına varınca yaptığımızı ona anlattım şöyle buyurdu:

#3,279
“Fatiha suresinin bu tür hastalıklarda okunacağını nereden bildin? Koyunları alın bana da bir hisse ayırın.” 

Tirmizi, Tıp: 20 Hn: 2063; Ebû Dâvûd, Tıp: 19; İbn Mâce: Tıp: 37  Tirmizî: Bu hadis hasendir. Ebû Nadre’nin ismi Münzîr b. Mâlik b. Kataa’dır. İmam Şâfii, Kur’ân öğreticisinin Kur’ân öğretmeye karşı ücret almasına izin vermektedir. Kur’ân öğreticisinin ücret almayı şart koşması caizdir, diyor ve bu hadisi delil gösteriyor. Cafer b. iyas, Cafer b. ebî Vahaşiyye’dir. Ebû Bişr’de denilir. Şu’be, Ebû Avâne, Hişâm ve pek çok kimse bu hadisi Ebû Bişr’den, Ebû Mütevekkil’den ve Ebû Saîd’den rivâyet etmişlerdir.

İbn Abbâs r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdular: 

#3,278
“Kaderi geçip değiştirebilecek bir şey olsaydı bu göz değmesi olabilirdi. Göz değmesi olayında gözü değen kimseden yıkanması istenirse hemen yıkansın.”

Tirmizi, Tıp: 19 Hn: 2062;  (Müslim, Selam: 27  Tirmizî: Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahih garibtir. Şeyban, Yahya b. ebî Kesîr’den, Hayye b. Habîs’den ve babasından ve Ebû Hüreyre’den bu hadisi rivâyet etmişlerdir. Ali b. Mübarek ve Harb b. Şeddâd hadisin senedinde Ebû Hüreyre’yi zikretmiyorlar.

Hâbis et Temimî r.a. şöyle diyor: Babam, Rasûlullah s.a.v.’den şöyle işittiğini bana aktarmıştır:

#3,277
“Uğursuzluk diye bir şey yoktur, göz değmesi nazar haktır.” 

Tirmizi, Tıp: 19 Hn: 2061; İbn Mâce: Tıp: 43; Ebû Dâvûd, Tıp: 24

İbn Abbâs r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v., torunu; Hasan ve Hüseyin’i şu şekilde okuyarak tedavi eder ve İbrahim a.s.’da oğlu İsmail ve İshâk’ı aynı şekilde okuyarak tedavi ederdi buyururlardı.

#3,276
“Her ikinizi de Allah’ın noksansız tüm kelimeleriyle her türlü şeytan, zararlı hayvanlar ve göz değmesine karşı Allah’a sığındırırım.”

Tirmizi, Tıp: 17 Hn: 2059; İbn Mâce: Tıp: 38; Ebû Dâvûd, Tıp: 19  Hasan b. Ali el Hallâl, Yezîd b. Harun ve Abdurrezzak vasıtasıyla Sûfyân’dan, Mansur’dan mana olarak geçen hadisin bir benzerini bize aktarılmıştır. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Esma binti Umeys r.anha ’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#3,275
“Ey Allah’ın Rasulü! Cafer’in çocuklarına çabuk nazar değiyor onları tedavi için okuyalım mı? Rasulullah s.a.v. evet dedi. “Kaderi geçip değiştirebilecek bir şey olsaydı bu göz değmesi olabilirdi” buyurdular. 

Tirmizi, Tıp: 17 Hn: 2059; İbn Mâce: Tıp: 33; Ebû Dâvûd, Tıp: 18  Tirmizî: Bu konuda Imrân b. Husayn ve Büreyde’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu Hadis hasen sahihtir. Bu hadis aynı zamanda Eyyûb’tan, Amr b. Dinar’dan, Urve b. Âmir’den, Ubeyd b. Rifâa’dan ve Esma binti Umeys’den de rivâyet edilmiştir. Aynı şekilde Hasen b. Ali el Hallâl vasıtasıyla Abdurrezzak’tan, Ma’mer’den ve Eyyûb’tan da hadis rivâyet edilmiştir.

Ebû Saîd (r.a.) dedi ki: 

#3,274 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجَانِّ وَعَيْنِ الْإِنْسَانِ حَتَّى نَزَلَتِ الْمُعَوِّذَتَانِ، فَلَمَّا نَزَلَتَا أَخَذَ بِهِمَا وَتَرَكَ مَا سِوَاهُمَا
“Rasulullah s.a.v. göz değmesinden ve cinlerin şerlerinden dolayı Allah’a sığınır ve dualar okurdu Muavvizetan sureleri denilen Nas ve Felak sureleri nazil olunca diğer okuduğu şeyleri bıraktı ve bu iki sureyi okumaya başladı.”

Tirmizi, Tıp: 16 Hn: 2058; Nesâî, İstiaze: 36 Hn: 5399; İbn Mace, Sünen Hn: 3511; Ebû Dâvûd, Tıp: 19; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 2902 ve diğerleri.  Tirmizî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir.

İmrân b. Husayn (r.a.)'dan: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#3,273 لَا رُقْيَةَ إِلَّا مِنْ عَيْنٍ أَوْ حُمَةٍ
“Nazar değmesi ve zehirlenmelere karşı okumak suretiyle tedavi olabilir.”

Tirmizi, Tıp: 15 Hn: 2057; İbn Mâce: Tıp: 35; Ebû Dâvûd, Tıp: 18 ve diğerleri. Tirmizî: Şu’be bu hadisi Husayn’dan, Şa’bî’den, Büreyde’den benzeri şekilde rivâyet etmiştir.

Enes (r.a.)'dan:

#3,272 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ " رَخَّصَ فِي الرُّقْيَةِ مِنَ الْحُمَةِ وَالنَّمْلَةِ
“Rasulullah s.a.v., her türlü zehirlenmeye karşı göz değmesi ve nazara karşı bazı çıbanlara karşı okuyarak tedavi olmaya izin vermiştir.”

Tirmizi, Tıp: 15 Hn: 2056; İbn Mâce: Tıp: 35; Ebû Dâvûd, Tıp: 18 ve diğerleri. Mahmûd b. Gaylân, Yahya b. Adem ve Ebû Nuaym vasıtasıyla Sûfyân’dan Âsım el Ahvel’den, Yusuf b. Abdillah b. el Harîs ve Enes’den aktararak şöyle demiştir: أَنّ رَسُولَ اللَّهِ K " رَخَّصَ فِي الرُّقْيَةِ مِنَ الْحُمَةِ وَالْعَيْنِ وَالنَّمْلَةِ Rasûlullah s.a.v., her türlü zehirlenmeye ve çıbana karşı okumak şekliyle tedaviye izin vermiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Tirmizî: Bu hadis benim yanımda Muaviye b. Hişâm’ın, Sûfyân’dan rivâyetinden daha sağlamdır. Tirmizî: Bu konuda Büreyde, Imrân b. Husayn, Câbir, Âişe, Talk b. Ali Amr b. Hazm ve Ebû Huzâme’nin babasından da hadis rivâyet edilmiştir.

Muğîre b. Şu’be (r.a.) dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,271 مَنِ اكْتَوَى أَوِ اسْتَرْقَى فَقَدْ بَرِئَ مِنَ التَّوَكُّلِ
“Kim dağlanmak suretiyle tedavi olmaya çalışırsa ve muska taşıyarak tedavi olmak isterse Allah’a tevekkül etmekten uzaklaşmış demektir.”

Tirmizi, Tıp: 14 Hn: 2055; Ebû Dâvûd, Tıp: 17; İbn Mâce: Tıp: 39 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda İbn Mesûd, İbn Abbâs, Imrân b. Husayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Selma (r.anha)’dan kendisi Rasûlullah s.a.v.’e hizmet ederdi. Şöyle dedi: 

#3,270 وَكَانَتْ تَخْدُمُ النَّبِيَّ قَالَتْ: " مَا كَانَ يَكُونُ بِرَسُولِ اللَّهِ قَرْحَةٌ وَلَا نَكْبَةٌ إِلَّا أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ أَنْ أَضَعَ عَلَيْهَا الْحِنَّاءَ
“Rasulullah s.a.v.’de bıçak yarası taş ve dikenden meydana gelen bir yara olursa o yara üzerine kına koymamı bana emrederdi.”

Tirmizi, Tıp: 13 Hn: 2054; İbn Mâce, Tıp: 29 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Faid’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bazıları bu hadisi Faid’den rivâyet ederek “Ubeydullah b. Ali ve ninesi Selma’dan” dediler. Ubeydullah b. Ali rivâyeti daha sağlamdır. Selma’ya: Sülma’da denilmektedir. Muhammed b. Alâ, Zeyd b. Hubab vasıtasıyla Ubeydullah b. Ali’nin azadlı kölesi Faid’den efendisi Ubeydullah b. Ali’denninesinden mana olarak hadisin bir benzerini rivâyet etmişlerdir.