Toplam 19,439 Hadis
Konular

Sehiv Secdesi Kategorisi

Muhammed b. Salih b. Ali b. Abdillah b. Abbas anlatmaktadır:

#12,580
Enes b. Malik' in arkasında namaz kıldım. Namazda yanıldı ve selamdan sonra sehiv secdesi yaptı. Sonra bize dönerek: "Ben, sadece Allah Resülü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) gördüğümü yaptım" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2928 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu's-sağlr'del rivayet etmiş olup senedinde meçhul raviler bulunmaktadır. el-Mu'cemu's-sağfr (no. 427. Aşağıdaki hadis de bu konuda gözden kaçırılan zevaiddendir: İbn Abbas' dan nakledildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) sefere çıkhğı zaman dönene kadar namazı iki rekat kılardı. Bkz. Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat, no. 811. Taberani demiştir ki: Bunu Ubeyde b. Fudayl b. Iyaz tek başına rivayet etmiştir ki Mlzfin'da (iV, 549) Zehebi onun hakkında "Gevşektir'', İbnü'l-Cevzi de "Zayıftır" derken, İbn Hibban kendisini güvenilir kabul etmiştir.

Hz. Aişe'nin naklettiğine göre

#12,579
Hz. Peygamber (sallalahu aleyhi vesellem) namazı bitirmeden yanıldı ve bu yüzden selam vermeden önce
iki kere sehiv secdesi yaptı. Sonra: "Kim henüz namazı bitirmeden yanılırsa, selam vermeden önce iki kere sehiv secdesi yapar. Eğer namazı tamamladıktan sonra yanılırsa, selam verdikten sonra iki kere sehiv secdesi yapar" buyurdu

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2927 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta bu şekilde rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen İsa b. Meymun ile ihticac konusu ihtilaflıdır. Çoğunluk ise kendisini zayıf görmüştür.

İbn Şemase'nin bildirdiğine göre

#12,578
Ukbe b. Amir, (bir gün) namazda oturması gerekirken ayağa kalkar. Cemaat: "Sübhanallah, sübhanallah" diyerek bunu kendisine hatırlatırlar. Ukbe onların ne demek istediklerini anlar ve namazını tamamlayınca, oturduğu yerde iki kere secde eder. Sonra: "Sizin ben oturayım diye «Sübhanallah» dediğinizi duydum. Fakat bu, sünnete uygun değildir. Asıl sünnete uygun olanı, benim yaptığımdır" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2926 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-keblr'de Zühri'nin Ukbe'den nakli olarak rivayet etmiştir. Ama Zühri. Ukbe'den hadis işitmemiştir. Senedinde ismi geçen Abdullah b. Salih'le ihticac konusu da tartışmalıdır. ¹ ¹ Taberani, el-Mu'cemu'l-keblr, XVII, 313-314. Senedinde Zühri'nin adı geçmemiştir. İki senedinden yalnız birinde Abdullah b. Salih'in adı geçmiştir. Dolayısıyla senetlerden biri sahihtir.

Hz. Aişe bildiriyor:

#12,576
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) namazdaki yanılmamdan yakındım. Buyurdu ki: "Namaz kılarken namazını eksiksiz kıldığını düşünüyor, bununla beraber içinde bir şüphe varsa, teşehhüd duasını okuduktan sonra namazdan çık ve oturduğun yerde iki kere secde et. İki secde
arasında teşehhüd duasını okuyup sonra namazdan çık."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2924 *Ben derim ki: Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta bu şekilde rivayet etmiş ve eklemiş: Aişe'den bu senetle hadis rivayet edilmemiştir. Bilmiyorum acaba orijinal nüshada mı bu şekilde, yoksa istinsah edilen nüsha mı hatalı. Doğrusunu Allah bilir. Senedinde yer alan Musa b. Mutayr hadis uydurmakla itham edilmiş, hadisi metruk biridir.

Ubade b. es-Samit'ten nakledildiğine

#12,575
Resftlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) namazında yanılıp kaç rekat kıldığını hatırlamayan kimsenin durumu sorulduğunda: "Namazını iade edip oturduğu yerde iki kere secde etsin" buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2923 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebfr'de bu şekilde nakletmiş olup ravilerinden İshak b. Yahya, Ubade'den hadis işitmemiştir. Doğrusunu Allah bilir.

İbn Mes'ade'nin bildirdiğine göre

#12,573
Hz.Peygamber(sallallahualeyhi vesellem) öğle ve ikindi namazlarını kıldırırken ikinci rekatta selam verdi.
Bunun üzerine Zü'l-Yedeyn: "Namaz kısalhldı mı, yoksa unuttun mu?"
diye sordu. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) de: "Zü'l-Yedeyn ne söylüyor?" diye sordu. Cemaat: "Doğru söylüyor" deyince onlara iki rekat daha kıldırıp selam verdi, sonra oturduğu yerde iki sehiv secdesi yaptı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2921 *Hadisi Taberani, el-Mıı'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde zikri geçen İbn Mes'ade'nin ismi Abdullah'tır. Taberani'nin hocası İbrahim b. Muhammed b. Berre harıç ravileri Sahfh'in ravileridirler.

Abdullah b. Mesud(r.a) anlatmaktadır:

#12,572
Bir gün Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize namaz kıldırdı. Sonra evine girdi. Cemaattan biri:
-"Namaza ilave mi yapıldı?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhivesellem):
-"Neden ilave yapılsın ki?" dedi.
-"Çünkü sen namazı beş rekat kıldırdın" deyince onun elinden tutup tekrar Mescid' e girdi. Mescid' de içlerinde Ebu Bekir ve Ömer'in de bulunduğu bir halka vardı.
-"Zü'l-Yedeyn'in söylediği doğru mu?" diye sordu. Cemaat:
-"Evet ya Resullallah!" deyince hemen kıbleye doğru dönerek iki secde yaptı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2920 *Ben derim ki: Zü'l-Yedeyn kıssası olmaksızın hadisin bir kısmı Sahih'te de geçmiştir. Bu şekliyle ise hadisi Taberanl, el-Mu'cemu'l-kebfr'de rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Muhammed b. Eban el-Cu'fi zayıftır.

Ebu Halde anlatmaktadır:

#12,571
(Muhammed) İbn Sirin' e şunu sordum: "Namaz kılarken (bazen) iki rekat mı, dört rekat mı kıldığımı hahrlayamıyorum (ne yapmalıyım)?" Dedi ki: Bana Ebu'l-Uryan'ın bildirdiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir gün namaz kıldıktan sonra eve girmiş. Cemaat arasında elleri uzun bir adam varmış.Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu Zü'l-Yedeyn lakabıyla anarmış. İşte o Zü'l-Yedeyn: "Ya Resulallah! Namaz kısaltıldı mı? Yoksa unuttun mu?" diye sormuş. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Ne namaz kısaltıldı, ne de ben unuttum" buyurmuş. Zü'l-Yedeyn: "Hayır. Sen namazı unuttun" deyince Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ileri çıkarak onlara iki rekat daha kıldırıp selam vermiş. Sonra tekbir alıp normal secdesi gibi veya daha uzunca
secde yapmış. Sonra tekbir alıp başını kaldırmış. Ravi Muhammed (b. Sirin), bundan sonra tekrar selam verip vermediğini tam aklında tutamadığını ifade etmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2919 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridirler.

İbn Abbas'ın naklettiğine göre

#12,570
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ikindi namazını beş rekat olarak kıldırdı. Sonra oturarak iki sehiv secdesi yaptı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2918 *Hadisi Bezzar ve el-Mu'cemu'l-keblr ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Said b. Beşir güvenilir olmakla beraber bunamıştır.

İbn Abbas bildiriyor:

#12,569
Resülullah (sallallahualeyhivesellem) bize namazı üç rekat kıldırıp selam verdi. Zü'ş-Şimaleyn de: "Ya Resulallah! Namaz eksiltildi mi?" diye sordu. "Öyle mi oldu Zü'l-Yedeyn?" diye sordu. O da: "Evet. öyle oldu" deyince bir rekat daha kılıp sonunda iki secde ett

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2917 *Hadisi Bezzar ve el-Mu'cemu'l-kebir'de Taberani rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Cafer el-Cu'fi'yi Şu'be ve Sevri güvenilir kabul ederken, bazı kimseler zayıf görmüşlerdir

Ebu Hüreyre' den nakledildiğine göre

#12,567
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kendilerine ikindi veya öğle namazını kıldırırken iki rekattan
sonra (oturmadan) kıyama kalktı. Cemaat "Sübhanallah" dediyse de o namazına devam etti. Sonra namazını bitirdiğinde iki kere secde edip selam verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2915. Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravileri güvenilir ravilerdir.

Meymune binti Sad, kendisinden nakledildiğine göre

#12,566
"Ya Resulallah! Bizi namazında yanılıp kaç rekat kıldığını hatırlamayan kimse hakkında aydınlat" demiş. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) de:
"Namazından çıkmaz ve kaç rekat kıldığını hatırlayıncaya kadar bekler. Zira bu, gerçekte vesveseci şeytandır ve kişiye tebelleş olup onu namazında yanıltır" buyurmuş.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2914 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup senedinde meçhul raviler vardır. ¹ ¹ Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir, XXV, 37.

Ebul-Melih b. Usame'nin babasına dayandırarak naklettiğine göre:

#12,565
"Bir adam Hz. Peygamber'e (sallaIlahu aleyhi vesellem) gelerek:
-"Ya Resulallah! Ben sana kalbimde hissettiğim bir vesveseden şikayet etmek istiyorum. Namazıma duruyorum. Sonra iki rekat mı, tek rekat mı kıldığımı hahrlayamıyorum" dedi. Bunun üzerine Allah Resülü (sallallahu aleyhi vesellem):
-"Böyle bir şey hissettiğin zaman sağ şahadet pannağını kaldırarak "Bismillah" deyip sol dizine dürt; zira bu şeytan için bıçak vazifesi görür" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2913 *Hadisi Taberani. el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiştir. Aynı hadisi Bezzar da rivayet etmiş, fakat muhtemelen nüshanın hatalı oluşundan, metni düzgün değildir. Doğrusunu Allah bilir. Rivayetin senedinde ismi geçen Muhacir b. Ebi'l-Melih meçhuldür.² ² Taberaru, el-Mu'cemu'l-kebir, no. 512; Bezzar, no. 580. Senedinde yer alan Hasan b. Dinar da hadis konusunda sağlam değildir.

Hz. Aişe r.anh) dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhivesellem):

#12,564
"İki sehiv secdesi, (namazda yapılan) her ilave ve eksikliği kapatır" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2912 *Hadisi Ebu Ya'la, Bezzar ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Hakim b. Nafi'yi Ebu Zür'a zayıf görürken, İbn Main güvenilir kabul etmiştir. ¹ ¹ Ebu Ya'la, no. 4592 (

Kays b. Ebi Hazım bildiriyor:

#12,562
Sad b. Ebi Vakkas bize namaz kıldırdı. İki rekat kıldıktan sonra (oturmadan) ayağa kalktı. Biz hemen "Sübhanallah "diyerek uyardık. Ama o kıyamda namazına devam ederek namazını tamamladı. Sonra: "Siz oturmamı mı bekliyordunuz? Oysa ki ben sadece Allah Resülü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) gördüğümü yaptım" dedi.
Diğer rivayette ise: Sad b. Malik bize namaz kıldırdı. .. hadisinin benzerini nakletti. Fakat Peygamber'le ilgi kısmı (sallallahu aleyhi vesellem) zikretmedi. Kaynak: Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2911 *Bunu yine Ebu Ya'la rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridirler.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2910 *Ebu Osman Amr b. Muhammed en-Nakıd:

Güvenilir biri olan Madi b. Süleyman anlatmaktadır:

#12,561
Zu'l-Yedeyn'in hadisini sormak üzere Mutayr'a gittim. Yanına vararak bunu kendisine sordum. Baktım ki yaşlı bir zat, yaşlılıktan hadisi tam aktaramıyor. Oğlu araya girerek şöyle dedi: "Bilakis babacığım sen bana, Zı ¹ Haşeb' de Zu'l-Yedeyn'le karşılaştığını ve onun sana şunu naklettiğini anlattın: Bir gün Allah Resulü (sallallahualeyhi vesellem) onlara öğle sonrası namazlarından birini; ikindi namazını iki rekat olarak kıldırıp selam vermiş. İnsanlardan acele edenler çıkıp gitmişler. Cemaat arasında Ebu Bekir ve Ömer de varmış. Zu'l-Yedeyn: "Namaz mı kısaldı, yoksa unuttun mu?" diye sormuş. Allah Resulü (saDaDahu aleyhi vesellem) de: "Ne namaz kısaltıldı, ne de ben unuttum" buyurmuş. Sonra Ebu Bekir ve ömer'e dönerek: "Bu Zu'l-Yedeyn ne diyor?" diye sorunca onlar da: "Doğru söylüyor, ey Allah'ın Resulü" demişler. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) hemen geri dönmüş, peşinden insanlar da gelmişler ve onlara iki rekat daha kıldırarak sonunda iki kere sehiv secdesi yapmış. Diğer bir rivayet ise şöyledir: Bana Şuayb b. Mutayr bildirdi. Mutayr da orada hazır olup onun sözlerini doğruluyordu. "Sana nasıl anlatmıştım?" diye sorunca Şuayb: Babacığım bana şöyle anlatmıştın: Sen Zu Haşeb' de, Zu'l-Yedeyn'le karşılaştın ...... (benzer ifadelerle)

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2909 *İki rivayeti de Abdullah b. Ahmed Müsned'e ziyadelerinde nakletmiş olup ravilerinden Ma'di b. Süleyman hakkında Ebu Hatim:

Ata (b. Ebi Rebah) dedi ki:

#12,560
"Bir gün İbnü' z-Zübeyr (Abdullah b. Zübeyr r.a.) akşam namazını kıldırırken iki rekat kılıp selam verdi. Ardından Hacer-i Esved'i istilam etmek üzere kalktı. Hemen cemaat "Sübhanallah" deyip uyardılar. İbnü'z-übeyr: "Neyiniz var?" dedi. Sonra kalan (bir rekat)ı kıldı. Sonunda iki kere secde etti. Bu olay İbn Abbas'a anlatıldığında "Peygamber'in (sallallahualeyhi vesellem) sünnetinden sapmamış" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2908 *Hadisi Ahmed b. Hanbel, Bezzar ve el-Mu'cemu'l-kebfr ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup Ahmed b. Hanbel'in ravileri Sahlh'in ravileridirler. ² ² Ebu Ya'la, no. 2597; İbn Hanbel, no. 3285; el-Mu'cemu'l-kebir, no. 11484.

Osman b. Affan (r.a.) dedi ki:

#12,559
"Bir adam Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek
-"Ya Resülallah! Ben namazı kıldım. Fakat çift rekat mı, yoksa tek rekat mı kıldım bilemedim (ne yapmam gerekir)?" diye sordu. Resülullah (sallallahualeyhivesellem) de:
-"Sizi, namazınızda Şeytanın sizinle eğlenmesinden menederim: Sizden her kim namaz kılarken iki rekat mı, bir rekat mı kıldığını hatırlamazsa, iki kere secde yapsın; zira bunlar onun namazını tamamlarlar" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 2907 *Hadisi Ahmed b. Hanbel, Yezid b. Ebu Kebşe kanalıyla Osman'dan rivayet etmiştir ki, Yezid, Osman'dan hadis işitmemiştir. Aynı hadisi (Ahmed b. Hanbel'in) oğlu Abdullah ise Yezid b. Ebu Kebşe'den, o da Mervan' dan, o da Osman' dan aynı veya yakın ifadelerle rivayet etmiştir. Her iki tarikin ravileri de güvenilir ravilerdir.¹ ¹ Ahmed b. Hanbel, no. 450, 451. Bunlar, oğlu Abdullah'ın rivayeti değildir. Hadis iki rivayetten birinde mevsuldür.

İbn Abbas (r.a) anlatıyor:

#6,362
Sinan b. Seleme el Cüheni’nin karısı, haccını yapamadan vefat eden annesinin yerine haccedip edemeyeceğinin Rasulullah (s.a.v)’den sorulmasını istedi. Rasulullah (s.a.v)’de: “Evet” dedi ve: “Annenin borcu olsa sen de onu ödemiş olsan borcu düşmüş olmaz mı? O halde annesi adına haccetsin.”

Nesai, Hac: 8 Hn: 2586; (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33; Müsned: 2033)

İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre,

#6,361
bir kadın hacca gitmeyi adamıştı ve gidemeden de öldü, kadının kardeşi Rasulullah (s.a.v)’e gelerek ne yapması gerektiğini sordu. Rasulullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kız kardeşinin borcu olsa öder miydin?” Adam evet deyince Rasulullah (s.a.v): “Öyleyse Allah’a olan borcunu da öde çünkü ödenmeye daha layık olan borç Allah’ın borcudur.”

Nesai, Hac: 7 Hn: 2585; (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#6,300
“Hac ile umreyi birlikte yapınız. Çünkü umre ve hac fakirliği ve günahları, körüğün demir, altın ve gümüşü erittiği gibi eritip yok eder. Allah tarafından kabul edilen haccın sevabı ise ancak Cennettir.”

Nesai, Hac: 6 Hn: 2583-2584; (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)

Ebu Hüreyre (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

#6,299
“İki umre, aralarında işlenen günahlara keffarettir. Allah tarafından kabul görmüş haccın mükafatı da Cennettir.”

Nesai, Hac: 5 Hn: 2582; (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)

Aişe binti Talha (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,298
Mü’minlerin anası Aişe şunları anlattı: Ey Allah’ın Rasulü! Seninle çıkıp cihad etmiyecek miyiz? Çünkü ben Kur’an da cihaddan daha değerli bir amel göremiyorum.” Peygamber (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Hayır sizin yapacağınız en iyi ve en güzel cihad Kabe’yi tavaf etmek suretiyle yapılan kabul edilmiş bir hac’tır.”

Nesai, Hac: 4 Hn: 2581; (Buhârî, Menasik: 18; İbn Mâce, Menasik: 32)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlulla.v) şöyle buyurdu:

#6,297
“Kim bu beyti (Kabe’yi) hac eder ve hac esnasında yapılmaması gereken işlerden olan kadınlarla ilgilenmez, her türlü kötülük ve günahı da bırakırsa anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur.”

Nesai, Hac: 4 Hn: 2580; (İbn Mâce, Menasik: 3; Dârimi, Menasik: 8)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#6,296
“Büyüğün, küçüğün, zayıf, düşkün ve kadının cihadı hac ve umre yapmaktır.”

Nesai, Hac: 4 Hn: 2579; (Müsned: 9081)

Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,290
Ömer b. Hattab Hendek savaşında güneş battıktan sonra Kureyş kafirlerine sövmeye başladı ve Ey Allah’ın Rasulü! Güneş batmaya yaklaştı hala ikindi namazımı kılamadım dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): “Ben de kılamadım” buyurdu. Rasulullah (s.a.v) ile beraber Büthan’a gittik, namaz için abdest aldı, biz de abdest aldık, güneş battıktan sonra önce ikindiyi sonra da akşamı kıldı.

Nesai, Sehv: 104 Hn: 1349; (Dârimi, Salat: 186)

Ukbe b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,289
Rasulullah (s.a.v) ile birlikte ikindi namazını Medine’de kıldım. Namazdan sonra Rasulullah (s.a.v) cemaatın omuzlarından atlayarak hızlıca çıkıp gitti. Cemaatte bu harekete hayret ettiler. Ashabtan bazıları peşinden gittiler. Rasulullah (s.a.v), hanımlarından birisinin yanına girip çıktıktan sonra şöyle dedi: “Namazda iken evde bir miktar altın olduğu aklıma geldi, bu gece yanımızda kalmasın istedim ve dağıtılmasını emrettim.”

Nesai, Sehv: 103 Hn: 1348; (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 77; Müslim, Zekat: 9)

Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,288
Rasulullah (s.a.v) ile birlikte Ramazan orucunu tuttuk. Son yedinci gün gelinceye kadar bizi mescidde bırakmadı. Ramazan’ın bitimine yedi gün kala gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar bizi mescidde bıraktı, altı gün kala bizi yine tutmadı, beş gün kala yine gece yarısına kadar tuttu. Bunun üzerine biz, Ey Allah’ın Rasulü! İstersen tüm gece kalabiliriz dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “İmamla namaz kılan kimse sonuna kadar imamla beklerse tüm geceyi ihya etmiş gibi sevab kazanır.” Son dördüncü gece de bizi mescidde bırakmadı son üçüncü gece hanımlarına ve kızlarına haber göndererek ve cemaati de toplayarak o geceyi bir süre ihya ettik. O kadar ki felahı kaçıracağımızdan korktuk, o geceden başka bizi bir daha tutmadı. Hadisin ravisi Davud diyor ki: “Felah nedir” diye sordum. “Felah; sahurdur” dedi.

Nesai, Sehv: 102 Hn: 1347; (Tirmizî, Savm: 80; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 173)

Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,287
Rasulullah (s.a.v) bir gün bize namaz kıldırdı sonra bize dönerek şöyle buyurdu: “Ben sizin imamınızım rüku’ ve secdelerde benden öne geçmeyin. Kıyama benden önce kalkmayın ve namazdan da benden önce ayrılmayın. Ben sizi önümden gördüğüm gibi arkamdan da görüyorum. Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki benim gördüklerimi siz de görseydiniz az güler çok ağlardınız. “Ne gördün Ey Allah’ın Rasulü!” diye soruldu da: ”Cennet ve Cehennemi” buyurdular.

Nesai, Sehv: 101 Hn: 1346; (Müslim, Salat: 25; Dârimi, salat: 72)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,286
“Kadınlar sabah namazını Rasulullah (s.a.v) ile birlikte kılarlar, selam verip namaz bittikten sonra da örtülerine bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi. Alaca karanlık olduğu için tanınmazlardı.”

Nesai, Sehv: 100 Hn: 1345; (Müslim, Mesacid: 40; İbn Mâce, Salat: 2)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,285
“Ben, Rasulullah (s.a.v)’in ayakta ve oturarak su içtiğini, yalınayak ve ayakkabıyla namaz kıldığını, namazdan sonra ise hem sağından hem de solundan döndüğünü gördüm.”

Nesai, Sehv: 99 Hn: 1344; (Müsned: 23428)

Esved (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,284
Abdullah şöyle demiştir: “Namaz bittikten sonra mutlaka sağ taraftan dönülmeli diyerek şeytanı memnun etmeyiniz. Çünkü ben Rasulullah (s.a.v)’i çoğunlukla sol tarafından döndüğünü gördüm.”

Nesai, Sehv: 99 Hn: 1343; (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)

Suddi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,283
Enes b. Malik’e namaz kıldıktan sonra sağdan mı soldan mı dönmek gerektiği konusunu sormuştum. O da: “Ben çoğunlukla Rasulullah (s.a.v)‘i sağından dönerken gördüm” dedi.

Nesai, Sehv: 99 Hn: 1342; (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)

Simak b. Harb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,282
Cabir b. Semure’ye: “Rasulullah (s.a.v)’in sohbetinde bulunur muydun” diye sordum. O da: “Evet, Rasulullah (s.a.v); sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. Ashabıyla konuşur, görüşür Ashabı’da cahiliye dönemi olaylarını anlatarak ve şiirler okuyarak gülerler. Peygamber (s.a.v)’de tebessüm ederdi.

Nesai, Sehv: 98 Hn: 1341; (Müslim, Fedail: 17)

Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,281
Rasulullah (s.a.v) sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu.

Nesai, Sehv: 98 Hn: 1340; (Müslim, Fedail: 17)

Ebu Said el Hudri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,280
Rasulullah (s.a.v) Ramazan’ın ortasındaki on günde itikafa girerdi yirminci geceyi mescidde geçirir ve yirmi birinci günü evine dönerdi. Kendisiyle birlikte itikafa girenler de aynı gün evlerine dönerlerdi. Yine evine döneceği bir gece insanlara bir hutbe verdi, Allah’ın emrettiği bazı şeyleri söyledi ve sonunda şöyle dedi:“Bu güne kadar Ramazan ayını ortasındaki on günde itikafa giriyordum. Bundan sonra Ramazan ayının son on gününde itikaf yapmam bana bildirildi. Benimle birlikte itikaf yapmak isteyenler yerlerinde kalsınlar. Ben, Kadir gecesinin hangi gecede olduğunu gördüm fakat Bana unutturuldu, siz onu son on günün içersindeki tek gecelerde arayın. Ben o gün kendimi çamur ve su içerisinde secde ederken gördüm.” Ebu Said diyor ki: O sene Ramazan ayının yirmi birinci gecesi yağmur yağmış ve Rasulullah (s.a.v)’in kaldığı yere yağmur suları birikmişti. O gecenin sabah namazında namazı bitirip cemaate döndüğünde Rasulullah (s.a.v)’in yüzünde su ve çamur izleri vardı.

Nesai, Sehv: 97 Hn: 1339; (Buhârî, İtikaf: 13; Muvatta', İtikaf: 6)

Abdulah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,279
“Rasulullah (s.a.v)’in tesbihatı yaparken sayıları bilebilmek için saydığını gördüm.”

Nesai, Sehv: 96 Hn: 1338; (Ebû Davud, Salat: 359; Tirmizî, Dua: 25)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,278
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim sabah namazından sonra yüz defa “Sübhanallah,” yüz defa da “La ilahe illallah” derse, denizin köpükleri kadar bile olsa günahları affedilir.”

Nesai, Sehv: 95 Hn: 1337; (Müslim, Mesacid: 26; Buhârî, Deavat: 65)

İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,277
“Fakirler, Rasulullah (s.a.v)’e gelerek dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Zengin kardeşlerimiz bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar fakat onların malları da var böylece sadaka da verip infakta da bulunuyorlar.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaz kılıp bitirdiğinizde otuz üç sefer “Sübhanallah” otuz üç sefer “Elhamdülillah” otuz üç sefer “Allahuekber” ve on defa da “La ilahe illallah” deyin bununla hem sevap bakımından onlara yetişmiş olursunuz hemde sizden sonra gelecek olanları geçersiniz.

Nesai, Sehv: 94 Hn: 1336; (Ebû Davud, Salat: 360; Müslim, Mesacid: 26)

Haris’in kızı Cüveyriye (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir

#6,276
Rasulullah (s.a.v) bana uğradı, bende mescidde dua ediyordum. Öğleye doğru tekrar uğradı: “Hala, dua etmeye devam mı ediyorsun?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine: “Sana nasıl dua edeceğini öğreteyim mi?” dedi ve şunları söyledi: “Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim” dersin.” Buyurdu.

Nesai, Sehv: 93 Hn: 1335; (Ebû Davud, salat: 359; İbn Mâce, Edeb: 56)

İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre,

#6,275
bir adama rüyasında Rasulullah (s.a.v), size neyi emretti diye sorulmuştu da, O’da: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defada “Allahüekber” dememizi emretti. Böylece tesbihlerin sayısı yüz olmaktadır. Diye cevap vermiş. Bunun üzerine adam yirmi beş defa “Sübhanallah” yirmi beş defa “Elhamdülillah” yirmi beş defa “Allahüekber” deyin yirmi beş defa da “Lailahe illallah” deyin böylece yüz olsun demiş. Sabah olunca adam durumu Rasulullah (s.a.v)’e aktarmış Peygamber (s.a.v)‘de: “Ensari’nin dediği gibi yapın” buyurmuştur.

Nesai, Sehv: 92 Hn: 1334; (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,274
Ashab’a her namazın bitiminde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa da “Allahuekber” demeleri emredilmişti. Ensardan bir adam rüyasında: “Rasulullah (s.a.v) size her namazdan sonra otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” demenizi emretti değil mi?” denildi. Adam: “Evet” deyince; karşısındaki: “Öyleyse onları yirmi beşe indirin de “La ilahe illallah” demeyi de ilave edin” dedi. Sabah olur olmaz bu kimse durumu Peygamber (s.a.v)’e anlattı. Peygamber (s.a.v)‘de: “Öylece yapınız” buyurdu.

Nesai, Sehv: 92 Hn: 1333; (Tirmizî, Dua: 26; Dârimi, Salat: 90)

Ka’b b. Ucre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,273
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Birbiri ardınca yapılması gereken zikirler vardır onları yapanlar sevaptan mahrum kalmazlar. Onlar şunlardır: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa, “Elhamdülillah” otuz dört defa, “Allahüekber” demek.”

Nesai, Sehv: 91 Hn: 1332; (Müslim, Mesacid: 26; Tirmizî, Dua: 26)

Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,272
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İki şey vardır ki onları yapan mutlaka Cennete girer, onlar çok kolay olup yapanı da azdır.”Sözünü şöyle sürdürdü: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş vakit namaz… Sizden biriniz her namazın arkasında on defa: “Sübhanallah” on defa “Elhamdülillah” on defa “Allahüekber” derse; günde diliyle bunları yüzelli defa söylemiş olur ki, Allah katındaki karşılığı bin beş yüzdür.” Peygamber (s.a.v) bunu söylerken parmaklarıyla sayıyordu. “Sizden biriniz yatağına girdiğinde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” derse; gerçekten Allah’ı dili ile yüz defa zikretmiş olur. Fakat bunun Allah katındaki değeri bindir.” Rasulullah (s.a.v) sözüne şöyle devam etti: “Hangi biriniz günde iki bin beş yüz günah işleyebilir?” bunun üzerine: Ashab: Öyleyse bunları neden yapmayalım dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Şeytan size namazda iken gelir şunları hatırla, şunları hatırla der siz de bu duayı yapmayı unutursunuz. Yine şeytan geceleyin aynı şekilde gelir ve bu duayı yapmadan sizi uyutur.”

Nesai, Sehv: 90 Hn: 1331; (Tirmizî, Dua: 25; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32)

Ebu Bekre (r.a)’nin oğlu Müslim anlatıyor: Babam namazını bitirince şöyle dua ederdi:

#6,271 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ
“Allah’ım! Küfürden, fakirlikten, kabir azabından Sana sığınırım.” Bende bu duayı okuyordum, babam: “Yavrum bu duayı kimden öğrendin?” dedi. Senden deyince; “Rasulullah (s.a.v) bu duaları namazdan sonra okurdu” dedi.

İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 12145-29626; Nesai, Sehv: 89 Hn: 1330-5370ve Sünenil Kübra Hn: 1271; Ahmed, Müsned Hn: 19895; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 724; İbn Hibban, Sahih Hn: 1028; Hakim, Müstedrek Hn: 871; Bahrul Zahhar Müsnedi Bezzar Hn: 3675 ve diğerleri.

Ata b. Ebu Mervan (r.a), babasından naklediyor ve diyor ki:

#6,270
Ka’b, Musa’ya denizi yarıp kupkuru yol yapan Allah’a yemin ederek şöyle dedi: Tevrat’ta; Davud (a.s)’ın namazını bitirince okuduğu şu dua vardır: “Allah’ım! Cehennem azabından ve zalimlerin zulmünden korunmak için bir sığınak yaptığın dinimi benim için hayırlı kıl. Rızkımı elde etmeme vasıta kıldığın dünyayı da benim için hayırlı kıl. Allah’ım! Gazabından rızana sığınırım. Hışmından affına sığınırım. Senden, Sana sığınırım, verdiğine kimse engel olamaz. Vermediğine de kimse bir şey veremez, Senin yardımın olmadan hiçbir güçlüye gücü fayda veremez.” Ka’b daha sonra Suheyb’in Peygamber (s.a.v)‘inde namazdan sonra bu duayı okuduğunu bize haber vermiştir.

Nesai, Sehv: 88 Hn: 1329; (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,269
Evime bir Yahudi kadın geldi ve: “Kabir azabı, üzerimize sıçrattığımız idrardandır” dedi. Ben de: “Yalan söylüyorsun” dedim. O kadın: “Hayır doğru söylüyorum. Biz Yahudiler idrarın bulaştığı elbise, deri ne varsa hepsini makasla keserdik” dedi. Rasulullah (s.a.v), namaz için çıkmıştı, bizim sesimizin yükseldiğini görünce: “Nedir meseleniz” dedi. Ben de, Yahudi kadının söylediklerini haber verdim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu, ve o günden sonra şu duayı her namazında okurdu:“Cebrail’in, Mikail’in, İsrafil’in Rabbi! Beni Cehennem ateşinden ve kabir azabından koru.”

Nesai, Sehv: 87 Hn: 1328; (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre,

#6,268
Rasulullah (s.a.v), bir toplantıda oturduğu zaman veya bir namazı kıldıktan sonra birkaç kelimecik bir dua yapardı. Aişe, bu duanın ne olduğunu Rasulullah (s.a.v)’e sorunca Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer bir kimse bu duayı işlediği bir hayırdan sonra okursa, kıyamete kadar aynı hayrı işlemiş gibi sevap alır. Eğer şerli bir işten sonra okursa, ona keffaret olur; “Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, eksiksiz övgülere Sen layıksın. Senden af diler, günahlarımdan vazgeçip Sana yönelirim.”

Nesai, Sehv: 86 Hn: 1327; (Müsned: 2346)

Muğire’nin katibi Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,267
Muaviye, Muğireye bir mektup yazarak, bana Rasulullah (s.a.v)’den işittiğin bir hadisi yaz demişti de; Muğire de cevap olarak şöyle yazdı: “Ben, Rasulullah (s.a.v)’in namazdan sonra üç defa şöyle dua ettiğini duydum: “Tek olan, hiçbir ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Mülk, otorite ve saltanat O’na aittir. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur ve O’nun her şeye gücü yeter.”

Nesai, Sehv: 85 Hn: 1326; (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

Ebu’l Ala el Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,266
Muğire b. Şu’be, Muaviye’ye şöyle yazdı: Rasulullah (s.a.v), namazından çıkıp selam verdikten sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Mülk, otorite ve saltanat ona mahsustur. Tüm eksiksiz övgüler ona mahsus olup, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.”

Nesai, Sehv: 84 Hn: 1325; (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

Muğire b. Şu’be’nin katibi Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,265
Muaviye; Muğire b. Şu’be’ye mektup yazarak; Rasulullah (s.a.v)’den duyduğu bir şeyi kendisine bildirmesini istedi. O da şu cevabı verdi: Rasulullah (s.a.v) namazlardan sonra şu duayı yapardı: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Saltanat, otorite ve mülk O’nundur. Her türlü eksiksiz övgüler O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.”

Nesai, Sehv: 84 Hn: 1324; (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

Ebu’z Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre,

#6,264
Abdullah b. Zübeyr, her namazdan sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Otorite, mülk, saltanat O’nundur. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka gerçek ilah yoktur ve sadece ona kulluk yaparız. Her türlü nimetleri veren ve karşılıksız iyilikler yapan O’dur. En güzel övgüler O’na mahsustur. Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir. O’na samimiyetle bağlıyız.” Sonra İbn Zübeyr: Rasulullah (s.a.v)’de her namazın arkasından bu duayı yapardı diyor.

Nesai, Sehv: 83 Hn: 1323; (Müslim, Mesacid: 20; Ebû Davud, Salat: 458)

Ebu’z Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,263
Abdullah b. Zübeyr’in bu minberde şöyle dediğini duydum: Rasulullah (s.a.v) namazını bitirip selam verince şöyle derdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Mülk, saltanat ve otorite onundur. Tüm eksiksiz övgüler de O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet sahibi yoktur. Sadece O’na kulluk ederiz. Karşılıksız tüm nimetleri verip iyilikler yapan, en güzel övgülere layık olan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir, O’na samimiyetle bağlıyız.”

Nesai, Sehv: 82 Hn: 1322; (Müslim, Mesacid: 26; Ebû Davud, Salat: 458)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre,

#6,262
Rasulullah (s.a.v) (namazını bitirip) selam verdiğinde (üç sefer istiğfar ettikten sonra) “Allah’ım! Sen selamsın, selamette sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi.

Nesai, Sehv: 81 Hn: 1321; (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Müslim, Mesacid: 26)

Ebu Esma er Rahabî (r.a),

#6,261
Rasulullah (s.a.v)’in kölesi Sevban’dan naklettiğine göre, Rasulullah (s.a.v) namazını bitirince; “Üç defa “Estağfirullah” der ve Allah’ım! Sen selamsın, selamet te Sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi.”

Nesai, Sehv: 80 Hn: 1320; (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Müslim, Mesacid: 26)

Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,260
Rasulullah (s.a.v) bana her namazdan sonra Nas, Felak ve İhlas surelerini okumamı emretti.

Nesai, Sehv: 79 Hn: 1319; (Ebû Davud, Salat: 353; Tirmizî, Fedailül Kur’an: 13)

İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,259
“Rasulullah (s.a.v)’in namazının bittiğini selamdan sonra alınan tekbirle bilirdik.”

Nesai, Sehv: 78 Hn: 1318; (Ebû Davud, Salat: 191; Müslim, Mesacid: 23)

Câbir b. Yezid b. Esved (r.a), babasından naklediyor:

#6,258
“Rasulullah (s.a.v) ile beraber sabah namazını kılmıştık, namazını bitirince cemaate doğru dönmüştü.”

Nesai, Sehv: 77 Hn: 1317; (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 71)

Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre:

#6,257
“Rasulullah (s.a.v) zamanında kadınlar selam verdikten sonra hemen kalkarlar. Rasulullah (s.a.v) ve namaz kılan cemaat ise biraz beklerler. Rasulullah (s.a.v) kalkınca cemaatte kalkarlardı.”

Nesai, Sehv: 76 Hn: 1316; (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 33)

Bera b. Azib (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,256
“Namaz kılarken Peygamber (s.a.v)’i gözettim. Kıyamını, rüku’unu, rekatlar arasında ki duruşunu, secdelerini, iki secde arasındaki duruşunu ve selam verdikten sonraki bekleyişini gözetledim hepsi aynı uzunluktaydı.”

Nesai, Sehv: 76 Hn: 1315; (Buhârî, sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 47)

Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre,

#6,255
Peygamber (s.a.v) namazı üç rekat kılıp sonra selam verdi. Bunun üzerine Hırbak isimli şahıs, Peygamber (s.a.v)’e şöyle dedi: “Namazı üç rekat kıldınız” diye, eksik kıldığını hatırlatınca, hemen kalkarak unuttuğu rekatı da kıldırdı, selam verdi sonra sehv secdesi yaptı daha sonra tekrar selam verdi.

Nesai, Sehv: 75 Hn: 1314; (Ebû Davud, Salat: 147; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 44)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre,

#6,254
Rasulullah (s.a.v) selam verdi sonra sehiv secdelerini yaptı, yerinden kalkmadan tekrar selam verdi.

Nesai, Sehv: 75 Hn: 1313; (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre,

#6,192
Peygamber (s.a.v) selam verdi. Konuştu ve daha sonra da sehv secdesi yaptı.

Nesai, Sehv: 74 Hn: 1312; (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

Urve (r.a)’den aktarıldığına göre, Aişe şöyle demiştir:

#6,191
“Rasulullah (s.a.v) yatsı namazını kıldıktan sonra Fecr vaktine kadar on bir rekat namaz kılardı, tek rekatla da vitir kılardı. Sonra da bir secde yapar ve başını kaldırmadan sizin elli ayet okuyacağınız kadar secdede kalırdı.”

Nesai, Sehv: 73 Hn: 1311; (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

Itban b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,190
Kabilem olan; Beni Salim’e namaz kıldırıyorum, Peygamber (s.a.v)’e gelerek; “Gözlerim zayıfladı, kabilemin mescidi ile evimin arasında seller akıyor. Gelip benim evimde namaz kılsanız da bende orayı mescid yapsam” dedim. Peygamber (s.a.v): “İnşallah o dediğini yaparım” dedi. Ertesi gün Ebu Bekir’le birlikte öğle sıcağında geldiler. İzin istediler, izin verdim içeri girdiler, oturmadan: “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin” buyurdu. İstediğim yeri kendisine işaret edip gösterdim. Rasulullah (s.a.v) hemen namaza durdu biz de arkasına saf olduk, namaz bitince selam verdi biz de selam verdik.

Nesai, Sehv: 71 Hn: 1310; (Buhârî, Salat: 46; Müslim, İman: 10)

Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,189
Rasulullah (s.a.v) ile birlikte namaz kıldım, selam verirken ellerimizle de işaret ederek “Esselamü aleyküm” derdik. Rasulullah (s.a.v) bizim böyle yaptığımızı görünce, bize baktı ve şöyle buyurdu: “Size ne oluyor da şaha kalkmış at gibi selam verirken ellerinizi kaldırıyorsunuz. Sizden biri selam vereceğinde yanındaki arkadaşına dönsün ve selamını versin fakat elini kaldırmasın.”

Nesai, Sehv: 71 Hn: 1309; (Ebû Davud, Salat: 190; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Abdullah b. Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre

#6,188
Peygamber (s.a.v) sağına selam verirken “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” derdi ve yanağının beyazlığı gözükürdü. Soluna selam verirken de yine “Esselamü aleyküm ve rahmetullah der sol yanağının beyazlığı gözükürdü.

Nesai, Sehv: 70 Hn: 1308; (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre,

#6,180
Peygamber (s.a.v) sağına ve soluna selam verirken, “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi, esselamü aleyküm ve rahmetullahi” derdi. Yanağının beyazlığı hem o taraftan hem de öteki taraftan görünürdü.

Nesai, Sehv: 70 Hn: 1307; (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,179
Rasulullah (s.a.v) sağına selam verirdi, yanağının beyazlığı gözükürdü. Soluna selam verince de sol yanağının beyazlığı görünürdü.

Nesai, Sehv: 70 Hn: 1306; (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre,

#6,177
Peygamber (s.a.v), sağına ve soluna selam verirken yanağının beyazlığını görür gibiyim. “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” derdi.

Nesai, Sehv: 70 Hn: 1305; (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Vâsi b. Habban (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,176
İbn Ömer’e dedim ki: “Rasulullah (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığını bana haber verirmisin?” Tekbirlerini anlattıktan sonra dedi ki sağına selam verirken “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” derdi yine soluna selam verirken de “Esselamü aleyküm” derdi.

Nesai, Sehv: 70 Hn: 1304; (Müsned: 6109)

Vâsi b. Habban (r.a), Abdullah b. Ömer’e;

#6,174
Rasulullah (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığını sordu, o da şunları söyledi: Her iniş ve kalkışında tekbir alır “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi” der sağına selam verir yine “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi” der soluna selam verirdi.

Nesai, Sehv: 69 Hn: 1303; (Müsned: 6101)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,173
Rasulullah (s.a.v)’i namaz kılarken gördüm. Her eğilirken ve doğrulurken, kıyama kalkarken ve otururken sağına soluna selam verirken hep görmüşümdür. Başını sağa sola çevirerek esselamü aleyküm ve rahmetullahi derdi. Yanağının beyazlığı görünürdü. Ebu Bekir ve Ömer’i de gördüm, onlar da aynen böyle yapıyorlardı.

Nesai, Sehv: 69 Hn: 1302; (Tirmizî, Salat: 226; Dârimi, Salat: 87)

Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,172
Rasulullah (s.a.v)’in arkasında namaz kıldığımızda (Mis’ar eliyle işaret ederek) “Esselamü aleyküm, esselamü aleyküm” derdik ve sağa sola selam verirdik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki şahlanmış atın ön ayaklarını kaldırdığı gibi ellerini kaldırarak selam veriyorlar elleri uylukları üzerinde olduğu halde sağındaki ve solundaki kardeşlerine selam vermeleri yetmez mi?”

Nesai, Sehv: 68 Hn: 1301; (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)

Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,171
Rasulullah (s.a.v)’i namazda yanağının beyazlığı görünecek şekilde sağına ve soluna selam verirken gördüm.

Nesai, Sehv: 67 Hn: 1300; (Ebû Davud, Salat: 189; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

Amir b. Sa’d (r.a), babasından naklediyor ve diyor ki:

#6,170
Rasulullah (s.a.v), namazını bitirince sağa ve sola selam verirdi.

Nesai, Sehv: 67 Hn: 1299; (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28; Müslim, Mesacid: 22)

Sa’d b. Hişam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,169
Ey Mü’minlerin annesi! Bana, Rasulullah (s.a.v)’in nasıl vitir kıldığını anlat dedim, şöyle dedi: “Misvak ve abdest suyunu hazırladık, Allah O’nu ne zaman dilerse uyandırırdı. O da hemen dişlerini misvaklar, abdest alır ve sekiz rekat namaz kılardı ancak sekizinci rekatte oturur; Aziz ve Celil olan Allah’ı zikreder, dua eder sonra bize işittirecek şekilde selam verirdi.”

Nesai, Sehv: 66 Hn: 1298; (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

Ali b. Yahya b. Hallad b. Rafi’ b. Malik el Ensârî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,168
Babam, Bedir savaşında bulunan amcamdan naklederek şöyle diyor: Rasulullah (s.a.v) ile birlikte mescidde oturuyorduk. Bir adam gelip iki rekat namaz kıldı sonra gelip Rasulullah (s.a.v)’e selamını verdi. Rasulullah (s.a.v), onun namaz kılışını gözetliyordu, selam aldıktan sonra adama: “Dön, tekrar namaz kıl çünkü sen namaz kılmış olmadın” dedi. Adam, döndü namaz kıldı, tekrar dönüp geldi ve Rasulullah (s.a.v)’e selam verdi. Rasulullah (s.a.v) selamını aldı ve tekrar: “Dön ve namaz kıl, sen namaz kılmış olmadın” buyurdu. Üçüncüde veya dördüncü de adam: Sana, Kitabı indiren Allah’a yemin ederim ki çok gayret ediyorum, hırslanıyorum fakat kılabildiğim bu kadar dedi. Bana nasıl kılınacağını öğret dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): “Namaz kılmak istediğinde güzelce abdestini al sonra kıbleye dön, tekbir al sonra okunması gerekenleri oku sonra rüku’ yap, rüku’da başın ile belin aynı hizada olsun sonra dosdoğru doğrul, ayakta dur. Sonra secdeye git, secdede bir süre dur. Sonra doğrularak otur, sonra tekrar secdeye var, secdede bir miktar dur sonra secdeden kıyama kalk namazının tüm rekatlarını bu şekilde tamamlarsan tam kılmış olursun. Böyle kılmaz isen namazında noksanlık olmuş olur.”

Nesai, Sehv: 66 Hn: 1297; (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 42; Ebû Davud, Salat: 148)

Ali b. Yahya (r.a), babasından, O da Bedir harbinde bulunan amcasından aktardığına göre,

#6,167
adamın biri mescide gelip namaz kıldı. Rasulüllah onu göz ucuyla denetliyordu, biz farkında değildik. Adam namazını bitirince döndü ve Rasulullah (s.a.v)’e selam verdi. Rasulullah (s.a.v) de şöyle buyurdu: “Dön, tekrar namaz kıl çünkü sen namaz kılmış olmadın.” Adam döndü namaz kıldı tekrar dönüp Peygambere geldi ve selam verdi. Rasulullah (s.a.v), tekrar: “Dön namaz kıl sen namaz kılmış olmadın” buyurdu. Bu iş iki veya üç kere tekrarlandı. Bu sefer o adam: “Sana ikramda bulunan Allah’a yemin ederim ki elimden geldiği kadar eksiksiz kılmaya gayret ettim fakat kılabileceğim budur. Bana nasıl kılacağımı öğretir misin?” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaz için kalktığında güzel bir şekilde abdest al sonra kıbleye yönel ve tekbir al, gerekenleri oku sonra rüku’a git, rüku’da başınla belin aynı hizada olacak şekilde dur sonra kalk, dimdik oluncaya kadar sonra secdeye git, erkanına uyarak secdeyi yap. Secdeden kalktığında yine belini iyice doğrult sonra tekrar secdeye var, erkanına uyarak tekrar secdeyi yap. Sonra kıyama kalk ve ikinci rekata başla namazını bitirinceye kadar tüm rekatları böylece kıl.”

Nesai, Sehv: 66 Hn: 1296; (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 42; Ebû Davud, Salat: 148)

Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre,

#6,166
bizzat kendisi acele namaz kılan birini gördü ve: “Ne zamandan beri böyle namaz kılıyorsun” dedi. O da: “Kırk yıldır böyle kılıyorum” deyince, Huzeyfe: “Öyleyse kırk yıldır namaz kılmıyorsun demektir. Eğer bu şekilde namaz kılarken ölürsen, Muhammed (s.a.v)’in namazı gibi namaz kılmamış olursun” dedi. Ve şöyle devam etti: “Kişi acele olarak namaz kılabilir ama tüm erkanına uyarak, güzel bir şekilde kılmalıdır.”

Nesai, Sehv: 65 Hn: 1295; (Buhârî, Salat: 17; Müsned: 22271)

Câbir (r.a)’den rivâyete göre,

#6,165
Rasulullah (s.a.v) namazında teşehhüdden sonra şöyle dua ederdi: “Sözlerin en güzeli Allah’ın kelamıdır yolların en güzeli Muhammed (s.a.v)’in yoludur.”

Nesai, Sehv: 64 Hn: 1294; (Müsned: 14445)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,164
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biri teşehhüd için oturduğunda dört şeyden Allah’a sığınsın; Cehennem azabından, kabir azabından, ölüm ve hayatın fitnelerinden ve Mesih deccalin şerrinden sonra kalbine doğan dualardan istediğini yapsın.”

Nesai, Sehv: 63 Hn: 1293; (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre,

#6,163
Rasulullah (s.a.v) namazda şöyle dua ediyordu: “Allah’ım! Kabir azabından Sana sığınırım, Mesih deccalin fitnesinden Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden Sana sığınırım. Allah’ım, günah işlemekten ve borçtan Sana sığınırım.” Birisi: “Borçtan ne kadar çok Allah’a sığınıyorsun” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kişi borçlanınca yalan söylemek mecburiyetinde kalır, söz verir sözünde duramaz.”

Nesai, Sehv: 63 Hn: 1292; (Müslim, Zikir ve Dua: 15; Ebû Davud, Salat: 367)

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,162
Rasulullah (s.a.v)’e kabir azabından sordum “Evet kabir azabı haktır” buyurdu. Aişe diyor ki: “Benim bu sorumdan sonra O’nun, kabir azabından Allah’ sığınmadan namaz kıldığını görmedim.”

Nesai, Sehv: 63 Hn: 1291; (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

Ferve b. Nevfel (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,161
Aişe’ye, Rasulullah (s.a.v)’in namazda yaptığı duayı söylemesini istedim. O da şöyle buyurdu: “Evet, Rasulullah (s.a.v) namazda şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım, yapmadıklarımın şerrinden de Sana sığınırım.”

Nesai, Sehv: 62 Hn: 1290; (Müsned: 17604)

Kays b. Ubâde (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,160
Ammar b. Yasir cemaate biraz acele namaz kıldırmıştı. Cemaat bunu hoş karşılamamıştı. Bunun üzerine Ammar: “Rüku’ ve secdeleri tam yapmadım mı?” dedi. Cemaat: “Evet” dediler. Ammar: “Kısa kıldırdım ama namazda Rasulullah (s.a.v)’in yaptığı duayı yaptım” dedi ve şu duayı okudu: “Gaybı bilen ve gücünle her şeyi yaratan sensin. Yaşamamın hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat ölümüm benim için hayırlı ise beni vefat ettir, gizli ve açık her anımda senden korkmamı isterim. Sakin halimde ve kızgın halimde kelime-i tevhid üzere olmayı isterim. Senden bitmeyen nimet, kesintisiz göz aydınlığı, senin hükmüne razı olmayı isterim, öldükten sonra rahat bir yaşayış isterim. Cemaline bakma lezzeti ve Sana kavuşma arzusu isterim, sıkıntı veren felaketlerden Sana sığınırım. Saptırıcı fitnelere düşmekten de yine Sana sığınırım. Allah’ım! Bizi iman nimetiyle süsle ve doğru yola kavuşanlara rehber kıl.”

Nesai, Sehv: 61 Hn: 1289; (Müsned: 17604)

Ata b. Saib (r.a), babasından naklederek diyor ki:

#6,159
Ammar b. Yasir bize bir namaz kıldırdı, namazı biraz kısa tutunca bazıları namazı çok hafif kıldırdın ve hafif tuttun dediler. Bunun üzerine Ammar: “Acele kıldırdım fakat namazda Peygamber (s.a.v)’den duyduğum duaları okudum” diye cevap verdi. Ammar kalkıp giderken cemaatten biri onun peşine takıldı ve Peygamber (s.a.v)’den duyduğu duaların neler olduğunu sordu. Sonra gelip o cemaate duaları haber verdi: “Allah’ım! İlminle gaybları bilirsin, gücünle tüm yaratıklarına hakimsin, yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat, ölüm benim için hayırlı ise beni vefat ettir. Allah’ım açık ve gizli her yerde Senin korkunu isterim, öfkeli ve sakin halimde bile doğru ve hakkı söylemeyi Senden isterim. Zenginlikte ve fakirlikte orta yolu tutmayı isterim, tükenmeyen nimetlerinden isterim, kesintisiz göz aydınlığı isterim, hükmünden sonra rızanı isterim; ölümümden sonra iyi bir hayat sürdürmeyi isterim. Sana şevkle kavuşmayı, cemaline bakma lezzetini, sıkıcı felaketlere uğramaksızın, sapıcı fitnelere düşmeksizin yaşamayı isterim. Allah’ım bizi, iman ziynetiyle süsle, doğru yola kavuşanlara sebep olucu kıl.”

Nesai, Sehv: 62 Hn: 1289; (Müsned: 17604)

Şeddat b. Evs (r.a)’ten rivâyete göre,

#6,158
Rasulullah (s.a.v) namazlarında şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Her türlü hayırlı işlerimde Senden sebat ve azimet istiyorum. Ve Senden verdiğin nimetlerine şükür ve Sana güzel ibadet etme gücü vermeni isterim. Ve Senden dürüst bir kalb ve doğruları söyleyen bir dil isterim. Senden bildiğin hayırları isterim, bildiğin şerlerden Sana sığınırım, bildiğin hatalarımdan dolayı Senden af dilerim…”

Nesai, Sehv: 60 Hn: 1287; (Tirmizî, Deavat: 17)

Muaz b. Cebel (r.a), anlatıyor:

#6,157
Rasulullah (s.a.v), elimden tutarak; “Ey Muaz seni seviyorum” dedi. “Ben de seni seviyorum Ey Allah’ın Rasulü” dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öyleyse her namazda şu duayı yapmayı ihmal etme: “Rabbim! Seni zikretmek Sana şükretmek ve Sana daha güzel ibadetler yapmak için bana yardım et.”

Nesai, Sehv: 59 Hn: 1286; (Ebû Davud, Salat: 361)

Ebu Bekir es Sıddık ve Abdullah b. Amr (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir:

#6,156
Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v)’e bana bir dua öğretde namazlarımda onu okuyayım demişti. Rasulullah (s.a.v)’de şöyle dua et dedi: “Allah’ım! Kendime pek çok zulmettim, Senden başka günahları kimse affedemez. O yüzden lütfunla benim günahlarımı affet, bana acı çünkü Sen çok affedici ve merhamet edensin.”

Nesai, Sehv: 58 Hn: 1285; (Buhârî, Deavat: 16; Müslim, Zikir ve Dua: 13)

Mihcen b. Edra’ (r.a)’dan rivâyete göre,

#6,155
Rasulullah (s.a.v) mescide girdi adamın biri de namazını bitirmiş teşehhüdde oturuyor ve şöyle dua ediyordu: “Ey Allah’ım! Ya Allah sadece senden isterim çünkü sen her bakımdan tek ve bir olansın. Herkesin ve her şeyin ihtiyacını karşılayansın, doğmadın ve doğurmadın, hiçbir şey Sana denk olamaz. Günahlarımı bağışlamanı senden istiyorum. Sen çok affedici ve merhametlisin.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): “Üç defa günahları bağışlandı” buyurdu.

Nesai, Sehv: 57 Hn: 1284; (Ebû Davud, Salat: 358; İbn Mâce, Dua: 9)

Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,154
Rasulullah (s.a.v) ile beraber oturuyordum. Adamın biri de namaz kılıyordu. Adam rüku’ ve secdelerini yapıp teşehhüdde tahiyyatı okuduktan sonra şöyle dua etti: “Allah’ım sadece Senden isterim, hamd Sana mahsustur. Senden başka gerçek ilah yoktur. Başa kakmadan her şeyi çok çok veren Sensin, gökleri ve yeri eşsiz biçimde yaratan Sensin. Ey büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım, devamlı diri olan Sensin, bizzat kimseye muhtaç olmadan hayatını devam ettiren Sensin, sadece Senden istiyorum. Adamın bu duası üzerine Rasulullah (s.a.v), ashabına: “Nasıl dua ettiğini biliyor musunuz?” dedi. Onlar da: “Allah ve Rasulü daha iyi bilir” dediler. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “O, canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki o Allah’a ismi azam duasıyla dua etti. Allah böyle yapılan duayı kabul eder ve bu dua ile istendiğinde de mutlaka verir” buyurdu.

Nesai, Sehv: 57 Hn: 1283; (Ebû Davud, Salat: 358)

Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,153
Ümmü Süleym Peygamber (s.a.v)’e geldi ve Ey Allah’ın Rasulü! namazdan sonra yapacağım duayı öğret dedi. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “On defa “Sübhanallah” de On defa “Elhamdülillah” de On defa da “Allahüekber” de daha sonra da ihtiyacın olan şeyleri iste daha sonra da istediğin verilir manasına “evet, evet” buyurdu.”

Nesai, Sehv: 56 Hn: 1282; (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Tirmizî, Salat: 302)

Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,145
Rasulullah (s.a.v)’e uyarak namaz kılıp teşehhüde oturduğumuzda şöyle dua ederdik: “Kulların selamı Allah’a olsun falana ve filana da selam olsun derdik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): “Allah’a selam olsun demeyin çünkü, Allah kendisi selamdır. Sizden biriniz namazda oturduğunuzda şöyle deyiniz: (Tahiyyat duası) Dilimizle ve vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed (s.a.v)! Allah’ın rahmeti, bereketi, selam ve selameti Senin üzerine olsun, yine Allah’ın selam ve selameti senin üzerine olsun, yine Allah’ın selam ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik ederim ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed (s.a.v), Onun kulu ve Peygamberidir. Daha sonra da isteyen istediği duayı seçip okusun.”

Nesai, Sehv: 55 Hn: 1281; (Tirmizî, Salat: 216; Ebû Davud, Salat: 182)

Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,144
“Kim bana bir salevat getirirse, Allah o kimseye on defa rahmet eder, on tane hatasını siler ve derecesini de on kat artırır.”

Nesai, Sehv: 54 Hn: 1280; (Dârimi, Rıkak: 58; Müslim, Salat: 18)

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:

#6,143
“Kim Bana bir salevat getirirse, Allah ta o kimseye on defa rahmet eder.”

Nesai, Sehv: 54 Hn: 1279; (Dârimi, Rıkak: 58; Müslim, Salat: 18)

Abdullah b. ebi Talha (r.a), babasından naklediyor.

#6,142
Bir gün Rasulullah (s.a.v)’in yüzünde sevinç alametleri vardı ve şöyle buyurdu: “Cibril (r.a), Bana geldi ve şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetinden birinin sana bir salevat getirmesiyle benim ona, on rahmet etmem, ve onun sana bir selam vermesiyle benim ona, on selam etmem Seni memnun etmez mi? dedi.”

Nesai, Sehv: 54 Hn: 1278; (Müslim, Salat: 17; Dârimi, Rikak: 58)

Ebu Humeyd es Saidi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,141
Ashab, Peygamber (s.a.v)’e: “Sana nasıl salavat getireceğiz?” diye sordular. Rasulullah (s.a.v)’de şöyle deyiniz buyurdu: (yukarıdakilerden farklı olarak hanımları ve kendisinden sonra gelecek nesli de ilave etmiş oluyor.)

Nesai, Sehv: 53 Hn: 1277; (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 125)

Ebu Said el Hudri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,140
“Ey Allah’ın Rasulü! Sana nasıl selam edeceğimizi biliyoruz fakat nasıl salevat getireceğiz” diye sorduk ta şöyle deyiniz buyurdu:

Nesai, Sehv: 52 Hn: 1276; (Yukardakilerden az farklı bir şekilde) (Müslim, Salat: 18)

Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,139
“Zeyd b. Harice’ye, Rasulullah (s.a.v)’e nasıl salevat getireceğini sordum. O da şöyle dedi: Ben de bunu Rasulullah (s.a.v)’e sormuştum. O da şöyle cevap vermişti: “Bana salevat getirin, dua yapmaya gayret edin ve Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e ve O’nun soy ve sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele et.”

Nesai, Sehv: 51 Hn: 1275; (Müsned: 1621)