Toplam 23,714 Hadis
Konular

Namaz Vakitleri Kategorisi

Sa’d b. Hişam b. Âmir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#5,050
Medine’ye geldim, Aişe’nin yanına vardım. “Sen kimsin” dedi. Ben de: “Sa’d b. Hişam b. Âmir’im” dedim. “Allah, babana rahmet etsin” dedi. Ben: “Rasulullah s.a.v’in namazlarından bahset” dedim. Rasulullah s.a.v'in namazları şöyle şöyle idi diye anlattı. Ben de: “O halde devam et anlatmaya” dedim. O da şöyle devam etti: “Rasulullah s.a.v yatsı namazını kıldıktan sonra yatar uyurdu. Gece yarısı olunca kalkar, tuvalet ve temizlik ihtiyacını giderir, abdest alır ve mescide girerdi. Orada sekiz rekat namaz kılardı. Bana öyle geliyor ki bu kıldığı namazın kıyamı, rüku’u ve secdeleri aynı uzunlukta olurdu sonra bir rekat daha vitir kılarak kıldığı namaz sayısını tek hale getirirdi. Sonra oturduğu yerden iki rekat daha kılar ve yanı üzerine yatardı. Bazen uyuklamadan önce bazen da uyuklayınca Bilal gelir kendisini sabah namazı için çağırırdı. Çoğunlukla sabah namazını çağrılacağı anda uyukladı mı? uyuklamadı mı şüpheye düşerdim. Rasulullah s.a.v yaşlanıp  şişmanlayıncaya kadar namazlarını böylece kılardı. Aişe r.anha Rasulullah s.a.v’in şişmanlamasından biraz bahsettikten sonra son zamanlarındaki kıldığı namazından da şöyle bahsetti. Rasulullah s.a.v yatsıyı kıldırdıktan sonra yatağına girerdi. Gece yarısı olunca kalkar, abdest suyunu hazırlar, tuvalet ihtiyacını giderir, abdest alır sonra mescide girer ve altı rekat namaz kılardı. Ben O’nun bu kıldığı namazda kıratı, rüku’ ve secdeleri aynı uzunlukta yaptığını zannediyorum sonra bir rekat vitir kılarak kıldığı namazları tek hale getirirdi sonra oturduğu yerden iki rekat daha kılar ve yanı üzerine uzanırdı. Bazen uykuya dalmadan bazen de uyuyakaldığında Bilal gelir, sabah namazı için çağırırdı. Namaz için çağırıldığında çoğunlukla uyuyakaldı mı yoksa uyumadı mı konusunda bir karara varamazdım. Rasulullah s.a.v’in ihtiyarladığı zamandaki kıldığı nafile namazı da böyleydi.”

Kıyamül Leyl ve Tetavvun Nehar: 18 Hn: 1633; Müslim, Salatül 18; Dârimi, Salat: 165

Ebû Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,628
“İmam, Gayril mağdubi aleyhim veladdallin dediğinde sizler de amin deyiniz çünkü melekler de amin derler. İmam da amin der kimin amin demesi meleklerin amin demesine uygun düşerse; Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” 

Nesai, İftitah: 33 Hn: 918; Dârimi, Salat: 38; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 14

İbn Abbas r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,283 أَدْلَجَ رَسُولُ اللَّهِ ثُمَّ عَرَّسَ، فَلَمْ يَسْتَيْقِظْ حَتَّى طَلَعَتِ الشَّمْسُ أَوْ بَعْضُهَا، فَلَمْ يُصَلِّ حَتَّى ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى وَهِيَ صَلَاةُ الْوُسْطَى
Rasulullah s.a.v, bir gece boyunca yolculuğunu sürdürdü, sabaha karşı konaklayıp uyudu, güneş doğuncaya kadar uyanamadı. Güneş biraz yükselince namazı kıldı ve: “İşte bu kıldığımız namaz salatı vusta = orta namazdır” buyurdu. 

Nesai, Mevakit: 55 Hn: 621; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Abbas r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,273 صَلَّيْتُ وَرَاءَ رَسُولِ اللَّهِ ثَمَانِيًا جَمِيعًا وَسَبْعًا جَمِيعًا
“Rasulullah s.a.v’in arkasında, sekiz rekat bir arada yani öğle ile ikindi yedi rekat bir arada akşam ile yatsı kıldım.” 

Nesai, Mevakit: 46 Hn: 599; Ebû Davud, Salat: 274; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5.

Amr b. Abese r.anhu dedi ki: 

#4,261 أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَنْ أَسْلَمَ مَعَكَ؟ قَالَ: حُرٌّ وَعَبْدٌ، قُلْتُ: هَلْ مِنْ سَاعَةٍ أَقْرَبُ إِلَى اللَّهِ مِنْ أُخْرَى؟ قَالَ: " نَعَمْ، جَوْفُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، فَصَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى تُصَلِّيَ الصُّبْحَ، ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَمَا دَامَتْ، وَقَالَ أَيُّوبُ: فَمَا دَامَتْ كَأَنَّهَا حَجَفَةٌ حَتَّى تَنْتَشِرَ، ثُمَّ صَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى يَقُومَ الْعَمُودُ عَلَى ظِلِّهِ، ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَزُولَ الشَّمْسُ فَإِنَّ جَهَنَّمَ تُسْجَرُ نِصْفَ النَّهَارِ، ثُمَّ صَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى تُصَلِّيَ الْعَصْرَ، ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغْرُبُ بَيْنَ قَرْنَيْ شَيْطَانٍ وَتَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَيْ شَيْطَانٍ
Rasulullah s.a.v’in yanına geldim ve: “Ey Allah’ın Rasulü! Seninle birlikte kimler Müslüman olmuşlardı?” dedim. “Hür ve köle herkes” buyurdu. “Allah’a daha yakın olunacak bir zaman var mıdır?” deyince: “Evet, gecenin son üçte birinden sabah namazını kılma vaktine kadar istediğin kadar namaz kıl sonra gün doğup yükselinceye kadar dur.”Hadisin ravilerinden Eyyub diyor ki: Işık her tarafa yayılıp her yeri kaplayıncaya kadar namaz kıl sonra biraz dur, her şey kendi gölgesi kadar olunca namaz kılmaya devam et sonra gün tepeye dikilinceye kadar dur, bekle çünkü o saatte Cehennem ateşi tutuşturulur sonra ikindi namazı vaktine kadar dilediğin şekilde namaz kıl sonra yine güneş batıncaya kadar dur çünkü güneş şeytanın boynuzları arasında batar ve boynuzları arasından doğar.

Nesai, Mevakit: 40 Hn: 580; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 52; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 182 ve diğerleri.

Hafsa r.anha dedi ki: 

#4,260 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ " إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ لَا يُصَلِّي إِلَّا رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ
“Rasulullah s.a.v, fecirden sonra hafifce iki rekat namaz kılardı.”

Nesai, Mevakit: 39 Hn: 579; Dârimi, Salat: 146; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 14

Ebull Hayr rahimehullah'dan rivayette: 

#4,259 أَنَّ أَبَا تَمِيمٍ الْجَيْشَانِيَّ قَامَ لِيَرْكَعَ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْمَغْرِبِ، فَقُلْتُ لِعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ: انْظُرْ إِلَى هَذَا، أَيَّ صَلَاةٍ يُصَلِّي؟ فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ فَرَآهُ، فَقَالَ: " هَذِهِ صَلَاةٌ كُنَّا نُصَلِّيهَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ
Ebu Temim el Ceyşani akşam namazından önce iki rekat namaz kılmaya kalkınca Ukbe b. Amir’e şuna bak ne namazı kılıyor dedim. Ukbe Ebu Temime dönüp onu görünce; Bu namazı, Rasulullah s.a.v’in zamanında kılardık dedi. 

Nesai, Mevakit: 38 Hn: 578; Müsned: 16775 ve diğerleri.

İmran b. Hudeyr r.anhu dedi ki: 

#4,258 سَأَلْتُ لَاحِقًا عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ غُرُوبِ الشَّمْسِ، فَقَالَ: كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ يُصَلِّيهِمَا، فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ مُعَاوِيَةُ: مَا هَاتَانِ الرَّكْعَتَانِ عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ؟ فَاضْطَرَّ الْحَدِيثَ إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ، فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ كَانَ " يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْعَصْرِ، فَشُغِلَ عَنْهُمَا فَرَكَعَهُمَا حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ، فَلَمْ أَرَهُ يُصَلِّيهِمَا قَبْلُ وَلَا بَعْدُ
Lahik’a güneş batmadan önce kılınan iki rekat namazı sordum. Bu iki rekatı Abdullah b. Zübeyr’in kıldığını söyledi. Bunu duyan Muaviye Abdullah b. Zübeyr’e haber göndererek, güneş batmadan önce kılınan iki rekat namaz ne namazıdır diye sordurunca; Abdullah, Ümmü Seleme’ye sormak zorunda kaldı. Ümmü Seleme şöyle dedi: Rasulullah s.a.v, bu namazı ikindiden önce kılardı.Meşguliyetinden dolayı bir gün kılamamıştı da güneş batarken kıldı. Ne bundan önce ne de bundan sonra bu namazı bir daha kıldığını görmedim. 

Nesai, Mevakit: 37 Hn: 577; Ebû Davud, Salat: 299; Dârimi, Salat: 143 ve diğerleri.

.

#4,257
yeni hadis

.

Ümmü Seleme r.anha’dan: 

#4,256 َنّ النَّبِيَّ صَلَّى فِي بَيْتِهَا بَعْدَ الْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ مَرَّةً وَاحِدَةً، وَأَنَّهَا ذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ: " هُمَا رَكْعَتَانِ كُنْتُ أُصَلِّيهِمَا بَعْدَ الظُّهْرِ فَشُغِلْتُ عَنْهُمَا حَتَّى صَلَّيْتُ الْعَصْرَ
Peygamber s.a.v, bir defa odamda ikindiden sonra iki rekat namaz kılmıştı. Bu namazın ne namazı olduğunu kendisine sormuştum da şöyle cevap vermişlerdi: Bu iki rekatı öğleden sonra kılmaktaydım meşguliyetten dolayı kılmaya vakit bulamadım da ikindiden sonra kıldım. 
diğer rivayet: “Rasulullah (s.a.v), fazla meşguliyetten dolayı ikindiden önce kılamadığı iki rekatı ikindiden sonra kıldı.” Nesai, Mevakit: 36 Hn: 575-574; Ebu Davud, Salat: 299; Darimi, Salat: 143.

Nesai, Mevakit: 36 Hn: 575-574; Ebû Davud, Salat: 299; Dârimi, Salat: 143

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle dedi: 

#4,255 مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ السَّجْدَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ عِنْدِي قَطُّ
Rasulullah s.a.v yanımda olduğu vakitlerde ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı hiç terk etmedi. DEVAMINDAKİ HADİS AÇIKLAYICI:
Ebu Seleme (r.a)’den o şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’dan, Rasulullah (s.a.v)’in ikindiden sonra kıldığı iki rekat namazdan sordum. Aişe dedi ki: Rasulullah (s.a.v) o iki rekatı ikindiden önce kılardı. Bir gün onu bir meşguliyet sebebiyle unuttu da ikindiden sonra kıldı. Rasulullah (s.a.v), bir namaza başladı mı onu kılmayı alışkanlık haline getirip devam ederdi. (Ebu Davud, Salat: 299; Darimi, Salat: 143)

Nesai, Mevakit: 36 Hn: 570-571-572-573; Ebû Davud, Salat: 299; Dârimi, Salat: 143 ve diğerleri.

Ali r.anhu dedi ki: 

#4,254 نَهَى رَسُولُ اللَّهِ عَنِ الصَّلَاةِ بَعْدَ الْعَصْرِ، إِلَّا أَنْ تَكُونَ الشَّمْسُ بَيْضَاءَ نَقِيَّةً مُرْتَفِعَةً
Rasulullah s.a.v: “Ancak güneş parlak, bembeyaz olur ve fazla yükselmemiş batacak noktaya gelmemiş ise kılınabilir. İkindi namazından sonra namaz kılmayı yasakladı.” Yani mevsimlere göre değişen bir vakittir bu.

Nesai, Mevakit: 36 Hn: 569; Dârimi, Salat: 143; Ebû Davud, Salat: 299 ve diğerleri.

Amr b. Abese r.anu diyor ki:

#4,253 يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَلْ مِنْ سَاعَةٍ أَقْرَبُ مِنَ الْأُخْرَى أَوْ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ يُبْتَغَى ذِكْرُهَا؟ قَالَ: " نَعَمْ، إِنَّ أَقْرَبَ مَا يَكُونُ الرَّبُّ مِنَ الْعَبْدِ جَوْفَ اللَّيْلِ الْآخِرَ، فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ، فَإِنَّ الصَّلَاةَ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ إِلَى طُلُوعِ الشَّمْسِ، فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَيِ الشَّيْطَانِ، وَهِيَ سَاعَةُ صَلَاةِ الْكُفَّارِ فَدَعِ الصَّلَاةَ حَتَّى تَرْتَفِعَ قِيدَ رُمْحٍ وَيَذْهَبَ شُعَاعُهَا، ثُمَّ الصَّلَاةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَعْتَدِلَ الشَّمْسُ اعْتِدَالَ الرُّمْحِ بِنِصْفِ النَّهَارِ، فَإِنَّهَا سَاعَةٌ تُفْتَحُ فِيهَا أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَتُسْجَرُ فَدَعِ الصَّلَاةَ حَتَّى يَفِيءَ الْفَيْءُ، ثُمَّ الصَّلَاةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغِيبُ بَيْنَ قَرْنَيْ شَيْطَانٍ وَهِيَ صَلَاةُ الْكُفَّارِ
Rasulullah s.a.v’e: “Ey Allah’ın Rasulü! Vakitler içerisinde araştırmaya değer, Allah’a yakın olunacak bir an var mıdır? Veya ibadet için tercih olunacak bir saat var mıdır?” diye sordum.Rasulullah s.a.v’de: “Evet” dedi ve şöyle devam etti: “Kulun, Allah’a en yakın olduğu vakit; gecenin sonlarına doğru olan vakittir. O saatlerde Allah’ı zikredenlerden olmak istersen ol. Çünkü güneş doğuncaya kadarki o vakitlerde kılınacak namaza melekler gelir ve özellikle şahitlik yaparlar. Güneş, şeytanın iki boynuzu arasından doğar, O saat güneşe tapan kafirlerin dua ve ibadet saatidir. Güneş bir mızrak boyu yükselip iyice ışık saçmaya başlayıncaya kadar namaz kılmayın. Sonra gündüzün ortasında mızrak boyu güneş yükselinceye kadar kılınan namazda melekler hazır olur ve şahitlik yaparlar. Güneş tepede iken Cehennem kapıları açılır ve ateşin şiddeti artar. O anlarda da namaz kılmayı bırakın, güneş batı tarafına kayıp gölgeler uzayıncaya kadar kılmayın. Ondan sonraki güneş batıncaya kadar kılınan namazlara melekler hazır olur ve şahitlik ederler. Çünkü güneş şeytanın boynuzları arasından batar, o saat güneşe tapan kafirlerin ibadet ve dua saatleridir.”

Nesai, Mevakit: 35 Hn: 568; Mâce, İkametü’s Salat: 182; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 52 ve diğerleri.

İbn Ömer r.anhu dedi ki: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,252 إِذَا طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلَاةَ حَتَّى تُشْرِقَ، وَإِذَا غَابَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلَاةَ حَتَّى تَغْرُبَ
“Güneşin ucu görünüp iyice doğuncaya kadar kılacağınız namazı geciktirin. Güneş batmaya başlayıp iyice batıncaya kadar yine namaz kılmanızı geciktiriniz.” O vakitler, güneşe tapanların ibadet anlarıdır. 

Nesai, Mevakit: 35 Hn: 567; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 51; Ebû Davud, Salat: 5 ve diğerleri.

Aişe r.anha dedi ki:

#4,251 أَوْهَمَ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، إِنَّمَا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ قَالَ: " لَا تَتَحَرَّوْا بِصَلَاتِكُمْ طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلَا غُرُوبَهَا، فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَيْ شَيْطَانٍ
Ömer r.a, Rasulullah s.a.v ’in; “Bekleyip bekleyip te güneş doğacağı ve batacağı zamanlara namaz kılmayı denk getirmeyiniz. Çünkü güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve batar”  buyurduğunu vehmediyor.
Yani sadece bu iki saatte namaz kılınmayacağını zannediyor.

Nesai, Mevakit: 35 Hn: 566; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 51; Ebû Davud, Salat: 5

İbn Abbas r.anhu'dan: 

#4,250 أَنّ النَّبِيَّ " نَهَى عَنِ الصَّلَاةِ بَعْدَ الْعَصْر
Rasulullah s.a.v, ikindi namazından sonra nafile namaz kılmayı yasakladı.

Nesai, Mevakit: 35 Hn: 565; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Ebû Davud, Cenaiz: 54

.

#4,249
yeni hadis

.

İbn Ömer r.anhu'dan: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,247 لَا يَتَحَرَّ أَحَدُكُمْ فَيُصَلِّيَ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَعِنْدَ غُرُوبِهَا
“Hiçbiriniz bekleyip bekleyip güneş doğarken ve güneş batarken namaz kılmasın.” 
Yine İbn Ömer r.a’den rivayete göre, Rasulullah s.a.v
نَهَى أَنْ يُصَلَّى مَعَ طُلُوعِ الشَّمْسِ أَوْ غُرُوبِهَا
güneşin doğuşu anında ve batışı anında nafile namaz kılmayı yasakladı. Nesai, Mevakit: 33 Hn: 561; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Buhari, Bed-ül Halk: 11 ve diğerleri.

Nesai, Mevakit: 33 Hn: 560; Buhârî, Bed-il Halk: 11; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53 ve diğerleri.

Ukbe b. Amir el Cüheni r.anhu diyor ki:

#4,246 ثَلَاثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ أَوْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا: حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً حَتَّى تَرْتَفِعَ، وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ، وَحِينَ تَضَيَّفُ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ
Üç vakit vardır ki; Rasulullah s.a.v O vakitlerde namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi yasakladı: “1- Güneş doğup biraz yükselinceye kadar, 2- Güneş tepeden batıya dönmedikçe, 3- Güneş batmaya yaklaştığı vakitten batıncaya kadar.” 
Diğer rivayette ise: Ukbe b. Amir r.a’den rivayete göre, şöyle demiştir:
Üç saat vardır ki: Rasulullah s.a.v, O vakitlerde nafile namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi bize yasaklamıştı. Güneş doğup biraz yükselinceye kadar, güneş tam tepede iken, güneş batmaya yaklaşıp batıncaya kadar. Nesai, Mevakit: 34 Hn: 562; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Ebu Davud, Cenaiz: 54

Nesai, Mevakit: 31 Hn: 557; Ebû Davud, Cenaiz: 54; İbn Mâce, Cenaiz: 30 ve diğerleri.

Abdullah es Sunabihi'den: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,245 الشَّمْسُ تَطْلُعُ وَمَعَهَا قَرْنُ الشَّيْطَانِ، فَإِذَا ارْتَفَعَتْ فَارَقَهَا، فَإِذَا اسْتَوَتْ قَارَنَهَا، فَإِذَا زَالَتْ فَارَقَهَا، فَإِذَا دَنَتْ لِلْغُرُوبِ قَارَنَهَا، فَإِذَا غَرَبَتْ فَارَقَهَا، وَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ عَنِ الصَّلَاةِ فِي تِلْكَ السَّاعَاتِ
“Güneş doğarken şeytan güneşi boynuzlarının arasına getirecek şekilde güneşe yaklaşır, güneş biraz yükselince ondan uzaklaşır. Tam tepe noktasına gelince tekrar yaklaşır. Batıya kayınca tekrar uzaklaşır. Gün batarken tekrar yaklaşır, batınca uzaklaşır.” Rasulullah s.a.v, bu vakitlerde namaz kılmayı yasakladı.

Nesai, Mevakit: 31 Hn: 556; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 91; Müsned: 18290 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Abdullah es Sunabihi Muhaddislerin çoğunluğa göre Peygamberimizi göremedi. Hakim ve Abdulgani Said Eldiye göre ise sahabedir. Hadis mürseldir Allahu alem.

İbn Ömer r.anhu'dan: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,244 مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلَاةٍ مِنَ الصَّلَوَاتِ، فَقَدْ أَدْرَكَهَا، إِلَّا أَنَّهُ يَقْضِي مَا فَاتَهُ
“Herhangi bir namazın bir rekatına yetişen kimse o namaza yetişmiş sayılır. Fakat kalan kısmını kendi kendine tamamlar.” 

Nesai, Mevakit: 30 Hn: 555; Dârimi, Salat: 22; Muvatta', Mevakît: 3

İbn Ömer r.anhu'dan: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#4,243 مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْجُمُعَةِ أَوْ غَيْرِهَا فَقَدْ تَمَّتْ صَلَاتُهُ
 “Cuma namazı ve diğer namazların bir rekatına vaktinde yetişmiş olan kimsenin namazı tamamdır.”

Nesai, Mevakit: 30 Hn: 554; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 91 ve diğerleri.

Hüreyre r.a’dan: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,242 مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلَاةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلَاةَ
“Namazın bir rekatına yetişen kimse o namaza yetişmiş ve vaktinde kılmış sayılır.”

Nesai, Mevakit: 30 Hn: 550-551-552-553; Dârimi, Salat: 21; Muvatta', Mevakît: 2

Aişe r.anha’dan: Peygamber s.a.v şöyle buyurdu:

#4,241 مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْفَجْرِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا، وَمَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا
 “Kim güneş doğmadan önce sabah namazının bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş sayılır. Kim de güneş batmadan önce ikindi namazının bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş  ve vaktinde kılmış sayılır.”

Nesai, Mevakit: 28 Hn: 548; Ebû Davud, Salat: 9; Dârimi, Salat: 20

.

#4,240
yeni hadis

.

Enes r.anhu dedi ki: 

#4,239 صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ يَوْمَ خَيْبَرَ صَلَاةَ الصُّبْحِ بِغَلَسٍ، وَهُوَ قَرِيبٌ مِنْهُمْ، فَأَغَارَ عَلَيْهِمْ، وَقَالَ: " اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ مَرَّتَيْنِ، إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ
Rasulullah s.a.v, Hayberin fethedildiği günün sabahı sabah namazını düşmana yakın bir yerde ortalık karanlık iken kıldırdı ve Hayber üzerine hücum etti ve:“Allahu ekber Hayber harabolsun” diye iki defa beddua etti ve Saffat suresi 177. ayetine benzer şekilde şöyle dedi: “Bir kavmin toprağına savaş için indiğimizde uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır.”

Nesai, Mevakit: 26 Hn: 544; Buhârî, Megazî: 40; İbn Mâce, Zebaih: 13 ve diğerleri.

Yine Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,238 كُنَّ النِّسَاءُ يُصَلِّينَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ الصُّبْحَ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ، فَيَرْجِعْنَ فَمَا يَعْرِفُهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الْغَلَسِ
“Kadınlar dış örtüleriyle birlikte Rasulullah s.a.v’in arkasında sabah namazını kılarlardı. Dönüşlerinde karanlıktan dolayı kimse onları tanımazdı.”

Nesai, Mevakit: 25 Hn: 543; Ebû Davud, Salat: 8; Dârimi, Salat: 20

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,237 إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ " لَيُصَلِّي الصُّبْحَ فَيَنْصَرِفُ النِّسَاءُ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ مَا يُعْرَفْنَ مِنَ الْغَلَسِ
“Rasulullah s.a.v, sabah namazını kıldırdıktan sonra örtülerine bürünmüş kadınlar namazdan dönerken karanlık oluşundan dolayı fark edilmezlerdi.”

Nesai, Mevakit: 25 Hn: 542; Ebû Davud, Salat: 8; Dârimi, Salat: 20

Enes r.anhu dedi ki:

#4,236 أَنَّ رَجُلًا أَتَى النَّبِيَّ فَسَأَلَهُ عَنْ وَقْتِ صَلَاةِ الْغَدَاةِ، فَلَمَّا أَصْبَحْنَا مِنَ الْغَدِ أَمَرَ حِينَ انْشَقَّ الْفَجْرُ أَنْ تُقَامَ الصَّلَاةُ فَصَلَّى بِنَا، فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ أَسْفَرَ ثُمَّ أَمَرَ فَأُقِيمَتِ الصَّلَاةُ فَصَلَّى بِنَا، ثُمَّ قَالَ: " أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصَّلَاةِ؟ مَا بَيْنَ هَذَيْنِ وَقْتٌ
bir adam, Peygamber s.a.v’e gelerek sabah namazının vaktini sordu. Rasulullah s.a.v ertesi gün fecr vakti kamet edilmesini emretti ve bize namaz kıldırdı. Bir sonraki gün ortalık iyice ağarınca kamet getirtti ve bize namaz kıldırdıktan sonra: “Sabah namazının vaktini soran kimse nerededir? Bu iki vaktin arası sabah namazının vaktidir” buyurdu. 

Nesai, Mevakit: 24 Hn: 541; Müsned: 12410 ve diğerleri.

Câbir b. Abdullah r.anhu dedi ki: 

#4,235 صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ الصُّبْحَ حِينَ تَبَيَّنَ لَهُ الصُّبْحُ
“Rasulullah s.a.v, sabah namazını şafak sökerken kıldırdı.” 

Nesai, Mevakit: 24 Hn: 540 Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

.

#4,234
Rasulullah s.a.v’i minberde şöyle derken işittim: “Bedeviler size üstün gelerek namazın ismini değiştirmeye kalkmasınlar o namaz, yatsı namazıdır.” 

.

İbn Ömer r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#4,233 لَا تَغْلِبَنَّكُمُ الْأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلَاتِكُمْ هَذِهِ، فَإِنَّهُمْ يُعْتِمُونَ عَلَى الْإِبِلِ وَإِنَّهَا الْعِشَاءُ
“Bedeviler size üstün gelerek bu yatsı namazının adını “ateme” diye değiştirmesinler. Çünkü onlar develerle meşguliyetlerinden dolayı karanlığa kaldıkları için o ismi verirler, halbuki o yatsı namazıdır. Siz bu ismi kullanınız.”

Nesai, Mevakit: 23 Hn: 538, 539. Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebû Hüreyre r.anhu'dan: Rasülullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#4,232 لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الْأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلَّا أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا، وَلَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي التَّهْجِيرِ لَاسْتَبَقُوا إِلَيْهِ، وَلَوْ عَلِمُوا مَا فِي الْعَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لَأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا
“Eğer insanlar ezan okumaktaki ve birinci safta namaz kılmanın değer ve kıymetini bilmiş olsalardı ve bu işi yapabilmeleri ancak kur’a çekmek ile mümkün olsaydı kur’a çekerlerdi. Eğer insanlar namaza erken gelmekteki bereket ve mükafatı bir bilselerdi bu konuda yarış ederlerdi. Eğer Ateme yatsı ve sabah namazındaki bereket ve sevabı bilselerdi sürünerek de olsa bu namazlara mutlaka gelirlerdi.”

Nesai, Mevakit: 22 Hn: 537; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Humeyd r.a’ten rivâyete göre, 

#4,231 سُئِلَ أَنَسٌ: هَلِ اتَّخَذَ النَّبِيُّ خَاتَمًا؟ قَالَ: نَعَمْ، أَخَّرَ لَيْلَةً صَلَاةَ الْعِشَاءِ الْآخِرَةِ إِلَى قَرِيبٍ مِنْ شَطْرِ اللَّيْلِ، فَلَمَّا أَنْ صَلَّى أَقْبَلَ النَّبِيُّ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ: " إِنَّكُمْ لَنْ تَزَالُوا فِي صَلَاةٍ مَا انْتَظَرْتُمُوهَا ". قَالَ أَنَسٌ: كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ خَاتَمِهِ فِي حَدِيثِ عَلِيٍّ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ
Enes’e: “Rasulullah s.a.v, yüzük takar mıydı?” diye sordular. Enes: “Evet” dedi ve sözünü şöyle sürdürdü: Rasulullah s.a.v, bir gün yatsı namazını gece yarısı yaklaşıncaya kadar geciktirdi. Namazı kıldırıp yüzünü bize çevirdikten sonra şöyle buyurdu: “Sizler namazı beklediğiniz sürece namazda sayılırsınız.” Enes diyor ki: O esnada; Rasulullah s.a.v’in parlayan yüzüğünü sanki görür gibiyim. 

Nesai, Mevakit: 21 Hn: 536; Dârimi, Salat: 19; Müslim, Mesacid: 39

Ebu Said el Hudri r.anhu dedi ki: 

#4,230 صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَاةَ الْمَغْرِبِ ثُمَّ لَمْ يَخْرُجْ إِلَيْنَا حَتَّى ذَهَبَ شَطْرُ اللَّيْلِ، فَخَرَجَ فَصَلَّى بِهِمْ، ثُمَّ قَالَ: " إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا وَنَامُوا وَأَنْتُمْ لَمْ تَزَالُوا فِي صَلَاةٍ مَا انْتَظَرْتُمُ الصَّلَاةَ، وَلَوْلَا ضَعْفُ الضَّعِيفِ وَسَقَمُ السَّقِيمِ، لَأَمَرْتُ بِهَذِهِ الصَّلَاةِ أَنْ تُؤَخَّرَ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ
Rasulullah s.a.v, bize akşam namazını kıldırdıktan sonra gecenin bir bölümü geçinceye kadar yanımıza çıkmadı, gece yarısına doğru çıkıp yatsıyı kıldırdıktan sonra şöyle buyurdu: “İnsanlar namazlarını kıldıktan sonra uyudular. Sizler namazı beklediğiniz sürece namazda sayılırsınız. Eğer zayıflar ve hastalarınız olmasaydı bu namazı gece yarısına kadar geciktirmesini emrederdim.”

Nesai, Mevakit: 21 Hn: 535; Dârimi, Salat: 19; Müslim, Mesacid: 39

İbn Ömer r.anhu dedi ki:

#4,229 مَكَثْنَا ذَاتَ لَيْلَةٍ نَنْتَظِرُ رَسُولَ اللَّهِ لِعِشَاءِ الْآخِرَةِ، فَخَرَجَ عَلَيْنَا حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ أَوْ بَعْدَهُ، فَقَالَ حِينَ خَرَجَ: " إِنَّكُمْ تَنْتَظِرُونَ صَلَاةً مَا يَنْتَظِرُهَا أَهْلُ دِينٍ غَيْرُكُمْ، وَلَوْلَا أَنْ يَثْقُلَ عَلَى أُمَّتِي لَصَلَّيْتُ بِهِمْ هَذِهِ السَّاعَةَ
“Bir gün yatsı namazı için Rasulullah (s.a.v)’i bekledik. Gecenin üçte biri yahut daha fazlası geçince yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: “Siz namazı bekliyorsunuz, sizden başka hiçbir din mensubu bu namazı beklemiyor. Ümmetime ağır gelmeseydi namazı onlara bu saatte kıldırırdım” dedi. Sonra müezzine kamet getirmesini emretti ve namazı kıldırdı.” 

Nesai, Mevakit: 21 Hn: 534; Ebû Davud, Salat: 7; Dârimi, Salat: 19 ve diğerleri.

Müminlerin anası Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,228 َعْتَمَ النَّبِيُّ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ عَامَّةُ اللَّيْلِ وَحَتَّى نَامَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ، ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى، وَقَالَ: " إِنَّهُ لَوَقْتُهَا، لَوْلَا أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي
Bir gece; Rasulullah s.a.v, yatsı namazını gecenin büyük bir kısmı geçinceye kadar geciktirdi de mescidde olanlar uyuya kaldılar. Sonra Rasulullah s.a.v çıktı yatsıyı kıldı ve şöylebuyurdu: “Ümmetime zor gelmeseydi yatsı namazı bu vakitte kılınırdı.” 

Nesai, Mevakit: 21 Hn: 533; Ebû Davud, Salat: 7; Dârimi, Salat: 19 ve diğerleri.

 Aişe r.anha dedi ki: 

#4,227 َعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ لَيْلَةً بِالْعَتَمَةِ، فَنَادَاهُ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: نَامَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ وَقَالَ: مَا يَنْتَظِرُهَا غَيْرُكُمْ، وَلَمْ يَكُنْ يُصَلِّي يَوْمَئِذٍ إِلَّا بِالْمَدِينَةِ، ثُمَّ قَالَ: " صَلُّوهَا فِيمَا بَيْنَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ " وَاللَّفْظُ لِابْنِ حِمْيَرٍ
Bir gece Rasulullah s.a.v, Ateme denilen yatsı namazını geciktirmişti de, Ömer: “Çocuklar ve kadınlar uyuyakaldı” diye seslendi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v odasından çıktı ve: “Bu namazı; bu Medine’de, sizden başka bekleyen yok” dedi. Yani o günlerde Medine’den başka bir yerde namaz kılan yoktu. Ve şöyle devam etti: “Yatsı namazını ufuktaki kızıllığın kaybolmasından, gecenin üçte biri geçinceye kadarki zaman içersinde kılınız.”

Nesai, Mevakit: 21 Hn: 532; Buhârî, Mevakît: 25; Müslim, Mesacid: 39 ve diğerleri.

Câbir b. Semure r.anhu dedi ki: 

#4,226 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ " يُؤَخِّرُ الْعِشَاءَ الْآخِرَةَ
Rasulullah s.a.v, yatsı namazını son vakte kadar geciktirirdi. 

Nesai, Mevakit: 20 Hn: 530; Müslim, Mesacid: 39; Müsned: 19910 ve diğerleri.

İbn Abbas r.anhu dedi ki: 

#4,225 َخَّرَ النَّبِيُّ الْعِشَاءَ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ مِنَ اللَّيْلِ، فَقَامَ عُمَرُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَنَادَى: الصَّلَاةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، رَقَدَ النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ وَالْمَاءُ يَقْطُرُ مِنْ رَأْسِهِ، وَهُوَ يَقُولُ: " إِنَّهُ الْوَقْتُ، لَوْلَا أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي
Peygamber s.a.v, bir gün gece hayli ilerleyinceye kadar yatsı namazını geciktirdi. Bunun üzerine Ömer: “Ey Allah’ın Rasulü! Namaza kadınlar ve çocuklar uyuya kaldılar” diye seslendi. O esnada Rasulullah s.a.v başından sular akarak odasından çıktı ve: “Ümmetime zor gelmeseydi yatsı namazının vakti bu vakit olurdu”  buyurdu.

Nesai, Mevakit: 20 Hn: 529; Buhârî, Mevakît: 25; Dârimi, Salat: 20 ve diğerleri.

İbn Cüreyd rahimehullah dedi ki:

#4,224 أَتَى النَّبِيَّ سَائِلٌ يَسْأَلُهُ عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلَاةِ، فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ شَيْئًا، " فَأَمَرَ بِلَالًا فَأَقَامَ بِالْفَجْرِ حِينَ انْشَقَّ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالظُّهْرِ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: انْتَصَفَ النَّهَارُ وَهُوَ أَعْلَمُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعَصْرِ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْمَغْرِبِ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعِشَاءِ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ، ثُمَّ أَخَّرَ الْفَجْرَ مِنَ الْغَدِ حِينَ انْصَرَفَ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: طَلَعَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى قَرِيبٍ مِنْ وَقْتِ الْعَصْرِ بِالْأَمْسِ، ثُمَّ أَخَّرَ الْعَصْرَ حَتَّى انْصَرَفَ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: احْمَرَّتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى كَانَ عِنْدَ سُقُوطِ الشَّفَقِ، ثُمَّ أَخَّرَ الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ، ثُمَّ قَالَ: " الْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ
Ata’ya; “Yatsı namazını tek başıma veya imam olarak hangi vakitte kılmamı tavsiye edersin?” dedim. Ata’da: İbn Abbas şöyle derken işittim dedi: Rasulullah s.a.v, yatsı namazını
o kadar geciktirdi ki, insanlar uyudular uyandılar, yine uyudular uyandılar. Ömer, kalkıp namaz dedi. İbn Abbas’tan aktararak Ata dedi ki: Peygamber s.a.v -Sanki şimdi görür gibiyim- başından sular damlıyarak elini başının sağ tarafına koymuş vaziyette odasından çıktı ve:  “Ümmetime zor gelmeseydi yatsıyı böyle geç kılmalarını emrederdim” buyurdu. 

Nesai, Mevakit: 20 Hn: 528; Buhârî, Mevakît: 25; Dârimi, Salat: 20

Muhammed b. Amr b. Hasan rahimehullah dedi ki: 

#4,223 قَدِمَ الْحَجَّاجُ، فَسَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قال: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ " يُصَلِّي الظُّهْرَ بِالْهَاجِرَةِ، وَالْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ نَقِيَّةٌ، وَالْمَغْرِبَ إِذَا وَجَبَتِ الشَّمْسُ، وَالْعِشَاءَ أَحْيَانًا كَانَ إِذَا رَآهُمْ قَدِ اجْتَمَعُوا عَجَّلَ وَإِذَا رَآهُمْ قَدْ أَبْطَئُوا أَخَّرَ
“Haccac zamanında Cabir b. Abdullah r.a’a namaz vakitlerini sorduğumuzda şöyle anlatmıştı: Rasulullah s.a.v, öğle namazını güneşin batıya kaymasından sonra, ikindiyi güneş henüz parlak iken, akşamı gün batınca, yatsıyı bazen cemaatin toplandığını görünce ilk vaktinde, yani erkenden. Bazen de cemaatin geç gelmesi karşısında geciktirerek geç olarak kılardı.”

Nesai, Mevakit: 18 Hn:524; Buhârî, Mevakît: 23; Dârimi, Salat: 3

Abdullah b. Kays r.anhu dedi ki: 

#4,222  أَتَى النَّبِيَّ سَائِلٌ يَسْأَلُهُ عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلَاةِ، فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ شَيْئًا، " فَأَمَرَ بِلَالًا فَأَقَامَ بِالْفَجْرِ حِينَ انْشَقَّ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالظُّهْرِ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: انْتَصَفَ النَّهَارُ وَهُوَ أَعْلَمُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعَصْرِ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْمَغْرِبِ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعِشَاءِ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ، ثُمَّ أَخَّرَ الْفَجْرَ مِنَ الْغَدِ حِينَ انْصَرَفَ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: طَلَعَتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى قَرِيبٍ مِنْ وَقْتِ الْعَصْرِ بِالْأَمْسِ، ثُمَّ أَخَّرَ الْعَصْرَ حَتَّى انْصَرَفَ، وَالْقَائِلُ يَقُولُ: احْمَرَّتِ الشَّمْسُ، ثُمَّ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى كَانَ عِنْدَ سُقُوطِ الشَّفَقِ، ثُمَّ أَخَّرَ الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ، ثُمَّ قَالَ: " الْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ
Bir adam Rasulullah s.a.v’e geldi ve namaz vakitlerinden sordu. Rasulullah s.a.v ona cevap vermedi. Şafak sökünce Bilal’e kamet getirmesini emretti. Sonra güneş tepeden batı tarafa kayınca öğle namazı için kamet etmesini emretti. Birisi gündüz yarılandı diyordu. Rasulullah s.a.v ise bunu en iyi şekilde biliyordu. Sonra güneş henüz yüksekte iken ikindi namazı için kamet etmesini emretti. Sonra güneş batınca akşam namazı için kamet etmesini emretti. Sonra ufuktaki kızıllık kaybolunca yatsı namazı için kamet etmesini emretti.
Ertesi gün sabah namazını geciktirdi. Birisi güneş doğmak üzeredir diyordu. Sonra öğle namazını, önceki günün ikindi namazı vaktine kadar geciktirip kıldı. Sonra ikindiyi geciktirip kıldırdı. Birileri güneş sararmış diyordu. Sonra ufuktaki kızıllık kayboluncaya kadar akşam namazını geciktirdi. Sonra gecenin üçte biri geçinceye kadar yatsı namazını geciktirerek kıldı ve: “Namaz vakitleri bu iki vaktin arasıdır” buyurdu. 

Nesai, Mevakit: 15 Hn:520; Ebû Davud, Salat: 2; Müslim, Mesacid: 31

Şu’be; Bu hadisi bazen merfu olarak bazen da merfu olmaksızın rivayet ederek şöyle derdi: Abdullah b. Amr r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,221 وَقْتُ صَلَاةِ الظُّهْرِ مَا لَمْ تَحْضُرِ الْعَصْرُ، وَوَقْتُ صَلَاةِ الْعَصْرِ مَا لَمْ تَصْفَرَّ الشَّمْسُ، وَوَقْتُ الْمَغْرِبِ مَا لَمْ يَسْقُطْ ثَوْرُ الشَّفَقِ، وَوَقْتُ الْعِشَاءِ مَا لَمْ يَنْتَصِفْ اللَّيْلُ، وَوَقْتُ الصُّبْحِ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ
Öğle namazının vakti, ikindi namazı vakti girinceye kadardır. İkindi namazının vakti güneş sararıncaya kadardır. Akşam namazının vakti, ufukta kızıllık geniş yerler kaplayıncaya kadardır. Yatsı namazının vakti ise gece yarısı olmayıncaya kadardır. Sabah namazının vakti ise güneş doğmayıncaya kadardır. 

Nesai, Mevakit: 15 Hn:519; Ebû Davud, Salat: 3; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 9 ve diğerleri.

Ebu Basra el Gıfari r.anhu dedi ki: 

#4,220 صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ الْعَصْرَ بِالْمُخَمَّصِ، قَالَ: " إِنَّ هَذِهِ الصَّلَاةَ عُرِضَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ فَضَيَّعُوهَا، وَمَنْ حَافَظَ عَلَيْهَا كَانَ لَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ، وَلَا صَلَاةَ بَعْدَهَا حَتَّى يَطْلُعَ الشَّاهِدُ وَالشَّاهِدُ النَّجْمُ
Rasulullah s.a.v., Muhammes denilen yerde ikindi namazını kıldırıp şöyle buyurdu: “Bu namaz sizden öncekilere de emredilmişti de bu emre uymayıp bundan kazanılacak sevabı kaybetmiş oldular. Kim ikindi namazını kaçırmayıp vaktinde kılarsa ona iki kat sevap verilir. Bu namazdan sonra şahit ortaya çıkıncaya kadar namaz kılınmazşahit, yıldızdır.”

Nesai, Mevakit: 14 Hn:518; Ebû Davud, Salat: 5; Dârimi, Salat: 16

Peygamber s.a.v’in ashabından Eslem kabilesinden bir kişi anlatıyor: 

#4,219 كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَ نَبِيِّ اللَّهِ الْمَغْرِبَ ثُمَّ يَرْجِعُونَ إِلَى أَهَالِيهِمْ إِلَى أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَرْمُونَ وَيُبْصِرُونَ مَوَاقِعَ سِهَامِهِمْ
Ashab, Peygamber s.a.v ile birlikte akşam namazını kılarlar sonra Medine’nin en uzak yerlerine kadar giderler ve o esnada oklarla vurulabilecek hedef yerlerini görürlerdi. 

Nesai, Mevakit: 13 Hn:517; İbn Mâce, Salat: 7; Ebû Davud, Salat: 6 ve diğerleri.

.

#4,218
yeni hadis

.

.

#4,216
yeni hadis

.

İbn Ömer r.anhu'dan:Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#4,215 الَّذِي تَفُوتُهُ صَلَاةُ الْعَصْرِ فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ
“İkindi namazını geçiren kimse sanki ailesi ve malı kaybolmuş kimse gibidir.”

Nesai, Mevakit: 9 Hn: 508, 509; Ebû Davud, Salat: 5; Buhârî, Mevakît: 17

Ebû Seleme rahimehullah dedi ki:: 

#4,213 صَلَّيْنَا فِي زَمَانِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ ثُمَّ انْصَرَفْنَا إِلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَوَجَدْنَاهُ يُصَلِّي، فَلَمَّا انْصَرَفَ، قَالَ لَنَا: أَصَلَّيْتُمْ؟ قُلْنَا: صَلَّيْنَا الظُّهْرَ، قَالَ: إِنِّي صَلَّيْتُ الْعَصْرَ، فَقِالُوا لَهُ: عَجَّلْتَ، فَقَالَ: إِنَّمَا أُصَلِّي كَمَا رَأَيْتُ أَصْحَابِي يُصَلُّونَ
Ömer b. Abdulaziz zamanında öğle namazını kıldık sonra Enes b. Malik’in yanına vardık, namaz kılıyordu. Namazını bitirince bize: “Namazı kıldınız mı?” dedi. Biz de öğle namazını kıldık dedik. Bu sefer O: Ben de ikindi namazını kıldım dedi. Kendisine erken kılmışsın denilince; Ashabın kıldığı gibi kılıyorum, dedi.

Nesai, Mevakit: 8 Hn: 506; Ebû Davud, Salat: 5; İbn Mâce, Salat: 5 ve diğerleri.