Toplam 22,984 Hadis
Konular

Menkıbeler Kategorisi

 Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,100 قَدْ أَذْهَبَ اللَّهُ عَنْكُمْ عُبِّيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ وَفَخْرَهَا بِالآبَاءِ مُؤْمِنٌ تَقِيٌّ وَفَاجِرٌ شَقِيٌّ وَالنَّاسُ بَنُو آدَمَ وَآدَمُ مِنْ تُرَابٍ
 “Allah, cahiliyye gururunu ve atalarla övünme kötülüğünü sizden gidermiştir. İnsanlar takva sahibi mü’min ve bahtsız günahkar olarak iki guruptur. İnsanlar Ademoğullarıdır, Adem de topraktandır.” 

Tirmizi, Menakıb: 75 Hn: 3956; Ebû Dâvûd, Edeb: 27; Ahmed, Müsned Hn: 8519. Tirmizî: Bu hadis yanımızda birinci hadisten daha sahihtir. Saîd el Makburî, Ebû Hüreyre’den hadis işitmiştir, babası vasıtasıyla Ebû Hüreyre’den pek çok hadisler rivâyet edilmiştir.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#4,099 لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ يَفْتَخِرُونَ بِآبَائِهِمُ الَّذِينَ مَاتُوا إِنَّمَا هُمْ فَحْمُ جَهَنَّمَ أَوْ لَيَكُونَنَّ أَهْوَنَ عَلَى اللَّهِ مِنَ الْجُعَلِ الَّذِي يُدَهْدِهُ الْخِرَاءَ بِأَنْفِهِ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَذْهَبَ عَنْكُمْ عُبِّيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ إِنَّمَا هُوَ مُؤْمِنٌ تَقِيٌّ وَفَاجِرٌ شَقِيٌّ النَّاسُ كُلُّهُمْ بَنُو آدَمَ وَآدَمُ خُلِقَ مِنْ تُرَابٍ
“Bazı topluluklar ölen atalarıyla övünmekten vazgeçmelidirler, çünkü onlar Cehennem kömürüdürler, aksi takdirde pislik içerisindeki böcekten Allah katında daha değersiz olacaklardır. Allah cahiliyye gururunu ve atalarıyla övünme kötülüğünü gidermiştir. Artık bundan sonra mütteki mü’min ve bahtsız günahkar vardır. Bütün insanlar Adem’in oğullarıdır. Adem de topraktan yaratılmıştır.”

Tirmizi, Menakıb: 75 Hn: 3955; Ebû Dâvûd, Edeb: 27 Tirmizî: Bu konuda İbn Ömer ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Zeyd b. Sabit r.anhu dedi ki:

#4,098 كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم نُؤَلِّفُ الْقُرْآنَ مِنَ الرِّقَاعِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم ‏( طُوبَى لِلشَّأْمِ )‏ فَقُلْنَا لأَىٍّ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏( لأَنَّ مَلاَئِكَةَ الرَّحْمَنِ بَاسِطَةٌ أَجْنِحَتَهَا عَلَيْهَا
Rasulullah s.a.v.’in yanında Kur’an-ı yazılı parçalardan derlemekte idik. Rasulullah s.a.v.: “Ne mutlu Şam’a” buyurdu. Biz de: “Hangi sebeplerden dolayı Ey Allah’ın Rasulü!” dedik. Rasulullah s.a.v.:  “Rahman’ın melekleri kanatlarını Şam’ın üzerine germişlerdir” buyurdu.

Tirmizi, Menakıb: 75 Hn: 3954; Ebi, Şeybe, Musannef Hn: 19677; Müsned: 20621. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Yahya b. Eyyûb’un rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Bekir r.anhu'dan: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,096 أَسْلَمُ وَغِفَارُ وَمُزَيْنَةُ خَيْرٌ مِنْ تَمِيمٍ وَأَسَدٍ وَغَطَفَانَ وَبَنِي عَامِرِ بْنِ صَعْصَعَةَ ‏ يَمُدُّ بِهَا صَوْتَهُ فَقَالَ الْقَوْمُ قَدْ خَابُوا وَخَسِرُوا ‏.‏ قَالَ فَهُمْ خَيْرٌ مِنْهُمْ
“Eslem, Gıfar ve Müzeyne; Temim, Esd, Ğatafan, Beni Âmir b. Sa’saa  bu kelimelerde sesini uzattı  den daha hayırlıdırlar” buyurdu. Bunun üzerine Ashab: “Bu kabileler zararda ve ziyandadırlar” dediler. Rasulullah s.a.v., yine: “Onlar bunlardan daha hayırlıdır” buyurdu. 

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3952; Buhârî, Menakîb: 27; Müslim, Fedail: 17  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

 İmran b. Hüsayn r.anh dedi ki: 

#4,095 جَاءَ نَفَرٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم فَقَالَ ‏( أَبْشِرُوا يَا بَنِي تَمِيمٍ )‏ قَالُوا بَشَّرْتَنَا فَأَعْطِنَا ‏.‏ قَالَ فَتَغَيَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم وَجَاءَ نَفَرٌ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ فَقَالَ ‏( اقْبَلُوا الْبُشْرَى إِذْ لَمْ تَقْبَلْهَا بَنُو تَمِيمٍ )‏ قَالُوا قَدْ قَبِلْنَا
Temimoğullarından bir gurup Rasulullah s.a.v.’e gelmişti. Rasulullah s.a.v.: “Ey Temimoğulları! Müjdeler size” buyurdu. Onlar da: “Bizi müjdeledin o halde bize ver” dediler. Bunun üzerine Peygamber s.a.v’in rengi değişti. Sonra, Yemen halkından bir gurup geldi Rasulullah s.a.v., onlara:“Temimoğullarının kabul etmediği hediyeyi siz kabul ediniz” buyurdu. Onlar da: “Kabul ettik” dediler.

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3951; Buhârî, Bed-il Halk: 27 Hn: 4386; Ahmed, Müsned Hn: 19320, 19384; İbn Hibban, Sahih Hn: 7451; Bezzar, Müsned Hn: 3598; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 5633; Beyhaki, Delailin Nübüvve Hn: 2112. Hadis merfu ve sahihtir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Eb Hüreyre r.a.’dan: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,094 وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَغِفَارُ وَأَسْلَمُ وَمُزَيْنَةُ وَمَنْ كَانَ مِنْ جُهَيْنَةَ أَوْ قَالَ جُهَيْنَةُ وَمَنْ كَانَ مِنْ مُزَيْنَةَ خَيْرٌ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ أَسَدٍ وَطَيِّئٍ وَغَطَفَانَ
“Muhammed s.a.v.’in bütün benliğine hakim olan zat’a yemin ederim ki, Gıfar, Eslem, Müzeyne ve Cuheyneliler -veya cüheyne-buyurdu. Müzeyneliler, Allah katında kıyamet günü Esd, Tay ve Ğatafan kabilelerinden daha hayırlıdırlar.”
Aynı hadisi Zeyd b. Halid r.a'dan rivayet eden: Taberani, Mucemül Kebir Hn: 5247

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3950; Buhârî, Menakîb: 27; Müslim, Fedail: 17 Hn: 2522; Ahmed, Müsned Hn: 27221 ve Fedailis Sahabe Hn: 1472; İbn Hibban, Sahih Hn: 7291; Ebu Yala, Müsned Hn: 5980; Hadisi İsmail b. Cafer Hn: 164, 241. Garip Osman der ki: Hadis, merfu aziz ve sahihtir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir

.

#4,093
yeni hadis

.

İbn Ömer r.a.’den rivâyete göre, Peygamber s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#4,092 أَسْلَمُ سَالَمَهَا اللَّهُ وَغِفَارُ غَفَرَ اللَّهُ لَهَا
“Eslem kabilesine, Allah selamet versin. Gıfar kabilesine de Allah mağfiret etsin.”
Aynı hadisi Ebu Hureyre r.a'dan rivayet edenler: Buhari, Menakib: 27 Hn: 3514; Ahmed, Müsned Hn: 9718
Nadala b. Amr r.a'dan rivayet eden: Ahmed, Müsned Hn: 19274; Bezzar, Müsned Hn: 3854, 4504; Müsnedi, Reveyati Hn: 1310
Ebu Zer r.a'dan rivayet eden: Ahmed, Müsned Hn: 21002; Ebu Nuamy Ahbari İsbehan Hn: 2105
Diğer rivayette Abdullah b. Dinar r.a.’den, Şu’be’nin hadisinin benzeri rivayet edilmiş olup şu ilaveyi yapmıştır:
وَعُصَيَّةُ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ
“Usayye ise Allah ve Rasulüne isyan etmiştir.” Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3949; Buhari, Menakib: 27; Müslim, Fedail: 17 Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3948;  Buhârî, Menakîb: 27; Müslim, Fedail: 17; Ahmed, Müsned Hn: 5824, 5933, 6004; İbn Kani, Mucemüs Sahabe Hn: 1071 Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Tirmizî: Bu konuda Ebû Zer’den, Bürde’den, Büreyde’den ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Hani r.anh dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#4,090 نِعْمَ الْحَىُّ الأَسْدُ وَالأَشْعَرُونَ لاَ يَفِرُّونَ فِي الْقِتَالِ وَلاَ يَغُلُّونَ هُمْ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ )‏ قَالَ فَحَدَّثْتُ بِذَلِكَ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ لَيْسَ هَكَذَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ قَالَ ‏( هُمْ مِنِّي وَإِلَىَّ )‏ فَقُلْتُ لَيْسَ هَكَذَا حَدَّثَنِي أَبِي وَلَكِنَّهُ حَدَّثَنِي قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم يَقُولُ ‏( هُمْ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ )‏ قَالَ فَأَنْتَ أَعْلَمُ بِحَدِيثِ أَبِيكَ
Esed ve Eş’ariler ne iyi kabilelerdir. Savaştan kaçmaz ganimet malına da hainlik etmezler, onlar benden ben de onlardanım. Ben bu hadisi Muaviye’ye aktardığım da Muaviye Peygamber s.a.v, bu şekilde buyurmadı; “Onlar benden ve banadırlar” buyurdu, dedi. Ben de şu karşılığı verdim: Fakat babam bana bu şekilde anlatmıştır, bana şu şekilde anlatmıştır:  Rasulullah s.a.v. ’den işittim: “Onlar bendendir ben de onlardanım.” Bunun üzerine Muaviye: “Sen babanın hadisini daha iyi bilirsin” dedi.

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3947; Ahmed, Müsned Hn: 16715, 17047; Hakim47, Müstedrek Hn: 2543; El Evsat fi Sünen Hn: Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Vehb b. Cerir’in rivâyeti olarak bilmekteyiz. “Esd” in “Ezd” olduğu da söylenmektedir.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,089 أَهْدَى رَجُلٌ مِنْ بَنِي فَزَارَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلّى اللّه عليه وسلّم نَاقَةً مِنْ إِبِلِهِ الَّتِي كَانُوا أَصَابُوا بِالْغَابَةِ فَعَوَّضَهُ مِنْهَا بَعْضَ الْعِوَضِ فَتَسَخَّطَهُ فَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم عَلَى هَذَا الْمِنْبَرِ يَقُولُ ‏( إِنَّ رِجَالاً مِنَ الْعَرَبِ يُهْدِي أَحَدُهُمُ الْهَدِيَّةَ فَأُعَوِّضُهُ مِنْهَا بِقَدْرِ مَا عِنْدِي ثُمَّ يَتَسَخَّطُهُ فَيَظَلُّ يَتَسَخَّطُ فِيهِ عَلَىَّ وَايْمُ اللَّهِ لاَ أَقْبَلُ بَعْدَ مَقَامِي هَذَا مِنْ رَجُلٍ مِنَ الْعَرَبِ هَدِيَّةً إِلاَّ مِنْ قُرَشِيٍّ أَوْ أَنْصَارِيٍّ أَوْ ثَقَفِيٍّ أَوْ دَوْسِيٍّ
Fezare oğullarından bir adam Rasulullah s.a.v.’e: Elgabe vakasında ganimet olarak aldıkları develerden birini hediye etmişti. Rasulullah s.a.v., bunakarşılık olacak bazı hediyeler vermişti. Fakat adam kızdı memnun olmadı. Saonra Rasulullah s.a.v.’den minber üzerinden şöyle buyurduğunu işittim: “Arap’tan bazı kişiler var ki: Bunlardan biri bir hediye hediye ediyor ben de gücümün yettiği kadarıyla ona karşılık veriyorum o da bunu beğenmiyor ve güceniyor. Allah’a yemin ederim ki, şu andan itibaren artık Kureyşli’den, Ensar’dan, Sekifli’den ve Devsli’den başka arabın hiçbirinden hediye kabul etmeyeceğim.”
Bu konuda Tirmizin Ebu Hüreyden diğer rivayeti ise:
أَنَّ أَعْرَابِيًّا، أَهْدَى لِرَسُولِ اللَّهِ صلّى اللّه عليه وسلّم بَكْرَةً فَعَوَّضَهُ مِنْهَا سِتَّ بَكَرَاتٍ فَتَسَخَّطَهَا فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلّى اللّه عليه وسلّم فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏( إِنَّ فُلاَنًا أَهْدَى إِلَىَّ نَاقَةً فَعَوَّضْتُهُ مِنْهَا سِتَّ بَكَرَاتٍ فَظَلَّ سَاخِطًا وَلَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ لاَ أَقْبَلَ هَدِيَّةً إِلاَّ مِنْ قُرَشِيٍّ أَوْ أَنْصَارِيٍّ أَوْ ثَقَفِيٍّ أَوْ دَوْسِيٍّ )‏
"Bedevilerden biri Peygamber s.a.v’e genç bir deve armağan etmişti. Rasulullah s.a.v., bunun yerine ona altı deve vererek hediyesine karşılık verdi. Fakat bedevi bundanmemnun kalmadı ve kızdı. Durum, Rasulullah s.a.v.’e ulaşınca Allah’a hamdetti onu övdü ve şöyle buyurdu:
“Falan kişi bana bir deve hediye etti. Ben de ona altı deveyle karşılık verdim; fakat yine de memnun olmadı. Bundan dolayı içimden şöyle geçirdim: Kureyş, Ensar, Sekif ve Devsli’den başka kimseden hediye kabul etmeyeyim.”

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3946; Buhari, Edebül Müfred Hn: 596Ebû Dâvûd, Büyü’: 27; Ahmed, Müsned Hn: 7858; Humeydi Müsned Hn: 1082. Muhtasar olarak rivayet edenler: Nesai, Suğra Hn: 3759 ve Sünenil Kübra Hn: 6558; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 33038; İbn Hibban, Sahih Hn: 6518; İbn Ebi Asım El Ehad vel Müsenna Hn: 1516. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Yezîd b. Harun’un, Eyyûb’tan rivâyet ettiği hadisten daha sahihtir. Garip osman der ki: Hadis, merfu garip ve hasendir. DİKKAT diğer rivayetin kaynakları: Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3945; Ebû Dâvûd, Büyü’: 27 Tirmizî: Bu hadis buradakinden daha uzuncadır. Tirmizî: Bu hadis başka şekilde de Ebû Hüreyre’den rivâyet edilmiştir. Yezîd b. Harun, Ebû Eyyûb’tan, Ebû’l A’lâ’dan rivâyet ediyorlar. Bu kimse Ebû Eyyûb b. Miskindir. Kendisine İbn ebî Miskin’de denilir.Eyyûb vasıtasıyla Saîd el Makburî’den rivâyet edilen bu hadisteki Eyyûb b. Miskin, Eyyûb Ebû’l A’lâ’dır.

.

#4,088
yeni hadis

.

İbn Ömer r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,087 أَنَّ الْحَجَّاجَ لَمَّا دَخَلَ عَلَيْهَا، قِيلَ لَهَا: هَذَا الأَمِيرُ الْحَجَّاجُ، قَالتْ: أَمَا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: " فِي ثَقِيفٍ كَذَّابٌ وَمُبِيرٌ "، فَأَمَّا الْكَذَّابُ فَقَدْ رَأَيْنَاهُ، وَأَمَّا الْمُبِيرُ فَأَنْتَ هُوَ
Abdullah b. Zübeyri öldürüp astıktan sonra Haccacı Zalim, Esma binti Ebi Bekir (Abdullab b. Zübeyr'in annesi) r.anha'nın yanına girdiği. Ona (Esmaya) dediler ki: Bu (gelen kişi) Emir/vali Haccac. Esman dedi ki;
Rasülullah s.a.v: “Sakıf kabilesinden çıkacak olan bir yalancı ve hunhar biri çıkacaktır buyurmadı mı? Muhakkak (hadiste geçen yalancıyı gördük, ama zalim/hunhar biri ise işte o sensin buyurdu.
Diğer bir rivayette ise: Abdullah’ın öldürülüp çarmıha gerilmesinden sonra Haccac’ın Esma’ya gelerek, “Anacığım, size emirülmü’minin adına geldim; bir ihtiyacınız var mı?” diye sorması üzerine, “Önce ben senin değil şu kazığın ucunda sallananın annesiyim. Hiçbir ihtiyacım da yok. Fakat bekle, sana Hz. Peygamber’den işittiğim bir hadisi nakledeyim. Resul-i Ekrem, ‘Sakīf kabilesinden bir yalancı, bir de bozguncu çıkacaktır’ buyurmuştu. Gördük ki yalancı Muhtar es-Sekafi’dir; bozguncu da sensin!” demiştir. Müslim, “Feżaʾilü’ṣ-ṣaḥabe”, 229; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 273; İbn Beşkul, Ğavaidil Esmail Mühimeh Hn: 480; Fakiki, Ahbarul Mekke Hn: 1615 ve diğerleri.

Taberani, Mucemül Evsat Hn: 4448; Raheveyh, Müsned Hn: 2233.

İmran b. Hüsayn r.anhu:

#4,086 مَاتَ النَّبِيُّ صلّى اللّه عليه وسلّم وَهُوَ يَكْرَهُ ثَلاَثَةَ أَحْيَاءٍ ثَقِيفًا وَبَنِي حَنِيفَةَ وَبَنِي أُمَيَّةَ ‏
“Rasulullah s.a.v., üç kabileye Nefret (Taberanin rivayetinde ise buğz) eder vaziyette vefat etti; Sakif, Beni Hanife ve Beni Ümeyye.”

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3943; Taberani Hn: 1848. Tirmizî: Bu hadis garibtir der. Garip Osman der ki: Araştırmalarımızda elimizdeki belgelerde gördüğümüz: Hadis hükmen merfu garip ve hasendir.

Câbir r.anh dedi ki:

#4,085 قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَخْرَقَتْنَا نِبَالُ ثَقِيفٍ فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهِمْ، قَالَ: " اللَّهُمَّ اهْدِ ثَقِيفًا
Taif kuşatmasında askerler dediler ki:“Ey Allah’ın Rasulü! Sakif’in okları bizi yaktı onlar için beddua et.” Fakat Peygamber s.a.v: “Allah’ım Sekif kabilesine hidayet et” diye dua etti.

Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3942; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 33030; İbn Ebi Asım, El Ehad vel Mesani Hn: 1515 ve diğerleri. Muhtasar olarak: Ahmed, Müsned Hn: 14292. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.

İbn Ömer r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,084 أَسْلَمُ سَالَمَهَا اللَّهُ، وَغِفَارٌ غَفَرَ اللَّهُ لَهَا، وَعُصَيَّةُ عَصَتِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ
“Eslem kabilesi ki Allah onları Müslüman etmiştir. Gıfar kabilesi ki, Allah onları bağışlasın. Usayye kabilesi ise Allah ve Rasulüne isyan etmiştir.”
Diğer rivayette ise:
أَسْلَمُ سَالَمَهَا اللَّهُ، وَغِفَارٌ غَفَرَ اللَّهُ لَهَا
“Eslem kabilesine, Allah selamet versin. Gıfar kabilesine de Allah mağfiret etsin.” Tirmizi, Menakıb: 74 Hn: 3948; Ahmed, Müsned Hn: 5824 Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Tirmizi: Bu konuda Ebu Zer’den, Bürde’den, Büreyde’den ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivayet edilmiştir.
Ebu Hureyre r.a'dan rivayet edenler: Buhari, Menakib: 27 Hn: 3514; Müslim, Menakıb: 17 Hn: 2519; Ahmed, Müsned Hn: 9718, 21002
Nadala b. Amr r.a'dan rivayet eden: Ahmed, Müsned Hn: 19274; Bezzar, Müsned Hn: 3854, 4504; Müsnedi, Reveyati Hn: 1310.
Ebu Zer r.anh dedi ki:
Rasülullah s.a.v. bana kabilene git dedi ki: Rasülullah s.a.v. şöyle dedi: “Eslem kabilesine, Allah selamet versin. Gıfar kabilesine de Allah mağfiret etsin.” Müslim, Fedail: 17 Hn: 2517; Ahmed, Müsned Hn: 21002; Ebu Nuamy Ahbari İsbehan Hn: 2105.
Cabir b. Abdullah r.anh'dan rivayet edenler: Müslim, Menakın: 17 Hn: 2518; Keşful Astar Hn: 2813 ve diğerleri.

Tirmizi, Menakıb: 73 Hn: 3941, 3949; Ahmed, Müsned Hn: 4688, 5239, 6163 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Eyyub el Ensari r.anhu dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,083 الْأَنْصَارُ، وَمُزَيْنَةُ، وَجُهَيْنَةُ، وَغِفَارٌ، وَأَشْجَعُ، وَمَنْ كَانَ مِنْ بَنِي عَبْدِ الدَّارِ مَوَالِيَّ، لَيْسَ لَهُمْ مَوْلًى دُونَ اللَّهِ، وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ مَوْلَاهُمْ
“Ensar, Müzeyne, Cüheyne, Gıfar, Eşca’ ile Abduddar oğullarından olanlar benim müttefik ve dostlarımdır. Onların Allah’tan başka dostları yoktur. Allah ve Peygamberi de onların dostudur.” Aynı hadisi biraz kısa şekilde Ebu Hureyreden Tayalisi, Müsned Hn: 2500'de rivayet edilmiştir.

Tirmizi, Menakıb: 73 Hn: 3940; Müslim, Fedail: 27 Hn: 2521. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Garip Osman der ki: Hadis merfu aziz ve sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,082 كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ فَجَاءَ رَجُلٌ أَحْسِبُهُ مِنْ قَيْسٍ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، الْعَنْ حِمْيَرًا فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ جَاءَهُ مِنَ الشِّقِّ الْآخَرِ فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ جَاءَهُ مِنَ الشِّقِّ الْآخَرِ فَأَعْرَضَ عَنْهُ، ثُمَّ جَاءَهُ مِنَ الشِّقِّ الْآخَرِ فَأَعْرَضَ عَنْهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ : " رَحِمَ اللَّهُ حِمْيَرًا أَفْوَاهُهُمْ سَلَامٌ، وَأَيْدِيهِمْ طَعَامٌ، وَهُمْ أَهْلُ أَمْنٍ وَإِيمَانٍ
Peygamber s.a.v’in huzurunda idik, derken bir adam geldi. Kays kabilesinden olduğunu zannettiğim bu adam şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasulü! Hımyer’i lanetle.” Rasulullah s.a.v. ondan yüz çevirdi sonra o şahıs Rasulullah s.a.v.’e diğer taraftan tekrar geldi. Rasulullah (s.a.v.) ondan yine yüz çevirdi. Sonra Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Allah’ım Hımyer’i esirge onların ağızlarından kötü söz çıkmaz, devamlı verirler, ellerinden yemek çıkar. Onlar emniyet ve iman sahibidirler.”

Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3939; Ahmed, Müsned Hn: 7687; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 3939; Mizzi, Tehzibul Kemal Hn: 3357; El Kamil fi Zuafair Rical Hn: 8217. Hadis merfu garip ve zayıftır. Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle Abdurrezzak’ın hadisi olarak bilmekteyiz. Hadisin râvîlerinden olan Mîna’dan münker hadisler rivâyet edilmektedir.

.

#4,081
yeni hadis

.

Enes r.anhu'dan rivayette dedi ki:

#4,080 الْأَزْدُ أُسْدُ اللَّهِ فِي الْأَرْضِ، يُرِيدُ النَّاسُ أَنْ يَضَعُوهُمْ، وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَنْ يَرْفَعَهُمْ، وَلَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقُولُ الرَّجُلُ: يَا لَيْتَ أَبِي كَانَ أَزْدِيًّا، يَا لَيْتَ أُمِّي كَانَتْ أَزْدِيَّةً
 “Ezd kabilesi yeryüzünde Allah’ın aslanlarıdır. İnsanlar onları küçük düşürmeye çalışsalar bile Allah onları yükseltecektir. İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki: Keşke babam Ezd’li olsaydı, keşke annem Ezd’li olsaydı diyecektir.” Metne bakınca mevkuf/sahabe sözü olduğu zaten anlaşılıyor. Enes r.a'dan mevkuftur.
Yine Tirmizi'nin diğer rivayetinde ise: Gaylan b. Cerir rahimehullah dedi ki: Enes b. Malik’den işittim şöyle diyordu: إِنْ لَمْ نَكُنْ مِنَ الْأَزْدِ، فَلَسْنَا مِنَ النَّاسِ
“Ezd kabilesinden olmasak kamil manada insan olamayız.” Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3938. Hadis, mevkuftur. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3937; Garip Osman der ki: Tirmizi bu rivayet merfu olarak rivayet etmiş, devamen hadisin mevkuf rivayetinden bahsedip mevkuf olanaı daha sahih/sağlam açıklamasına bianen bizde rivayeti mevkuf olarak veriyoruz. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle biliyoruz. Tirmizî: Bu hadis aynı senedle Enes’den mevkuf olarak rivâyet edilmiştir ki: Bence bu rivâyet daha sağlamdır.

 Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#4,079 لْمُلْكُ فِي قُرَيْشٍ، وَالْقَضَاءُ فِي الْأَنْصَارِ، وَالْأَذَانُ فِي الْحَبَشَةِ، وَالْأَمَانَةُ فِي الْأَزْدِ يَعْنِي: الْيَمَنَ
“Devlet başkanlığı Kureyş’te, Kadılık Ensar’da, Müezzinlik Habeşlilerde, Emanette Ezd’dedir, yani Yemenlilerdedir.”
AÇIKLAMA: Garip Osman der ki: Bize göre bu rivayet metni mevkuf/sahabe (Ebu Hureyre'nin kendi) sözüdür. Metnin zahirinden anlaşılan budur. Allahu alem. Bu kanaatimizi'nin değerlendirmesi de desteklemekte Tirmizi, mevkuf olan isnad daha sağlam demiştir.

Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3936; Ahmed, Müsned Hn: 8543 ve Fedailis Sahabe Hn: 1423; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32935; Ebu Hafs kenani, Cüz Min Hadis Hn: 47. Tirmizi: Muhammed b. Beşşâr, Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla Muaviye b. Salih’den, Ebû Meryem elEnsarî’den ve Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini merfu olmaksızın rivâyet etmişlerdir. Bu rivâyet Zeyd b. Hubab’ın rivâyetinden daha sağlamdır.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,078 أَتَاكُمْ أَهْلُ الْيَمَنِ هُمْ أَضْعَفُ قُلُوبًا، وَأَرَقُّ أَفْئِدَةً الْإِيمَانُ يَمَانٍ، وَالْحِكْمَةُ يَمَانِيَةٌ
“Yemenliler, size geldiler. Onların kalpleri daha yufka, yürekleri daha hassastır. İman, Yemen’dendir, Hikmet de Yemenlidir.”

Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3935; Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, İman: 17 Tirmizî: Bu konuda İbn Abbâs ve İbn Mes’ûd’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Zeyd b. Sabit r.anhu'dan:

#4,077 أَنّ النَّبِيَّ نَظَرَ قِبَلَ الْيَمَنِ، فَقَالَ: " اللَّهُمَّ أَقْبِلْ بِقُلُوبِهِمْ، وَبَارِكْ لَنَا فِي صَاعِنَا وَمُدِّنَا
Nebi s.a.v. Yemen tarafına baktı ve şöyle buyurdu: “Allah’ım! Onların kalplerini bize yönelt, bizim tüm ölçeklerimizi bereketli kıl.”

Tirmizi, Menakıb: 72 Hn: 3934; Ahmed, Müsned Hn: 21099 ve Fedailis Sahaba Hn: 1607; Tayalisi, Müsned Hn: 605; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 2527 ve Mucemül Kebir Hn: 4789; Ebu Naim, Marifetis Sahabe Hn: 2929; İbn Ebi haysüme, Tarih Hn: 1315.  Tirmizî: Bu hadis Zeyd b. Sabit’in rivâyeti olarak hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece Imrân el Kattan’ın rivâyeti olarak bilmekteyiz.

Ebû Hüreyre r.anhu dedi ki: 

#4,076 كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حِينَ أُنْزِلَتْ سُورَةُ الْجُمُعَةِ، فَتَلَاهَا، فَلَمَّا بَلَغَف وَآخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْق، قَالَ لَهُ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَنْ هَؤُلَاءِ الَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِنَا؟ فَلَمْ يُكَلِّمْهُ، قَالَ: وَسَلْمَانُ الْفَارِسِيُّ فِينَا، قَالَ: فَوَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ يَدَهُ عَلَى سَلْمَانَ، فَقَالَ: " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَوْ كَانَ الْإِيمَانُ بِالثُّرَيَّا لَتَنَاوَلَهُ رِجَالٌ مِنْ هَؤُلَاءِ
Cuma suresi indiğinde Peygamber s.a.v’in yanında idik; Rasulullah s.a.v., bu sureyi okudu üçüncü ayetine gelince bir adam: Ey Allah’ın Rasulü! Bize ulaşmamış kişiler kimlerdir? Rasulullah s.a.v. cevap vermedi. Selman-ı Farisi aramızda idi. Rasulullah s.a.v. elini, Selman’ın üzerine koydu ve şöyle buyurdu:  “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, İman, Süreyya yıldızında olsaydı; bunlardan bir kısım insanlar onu elde ederlerdi.”

Tirmizi, Menakıb: 71 Hn: 3933; Buhârî, Tefsir-ül Kur’ân: 27; Müslim, Fedail: 17 Tirmizî: Bu hadis hasendir. Ebû Hüreyre’den değişik bir şekilde de rivâyet edilmiştir. Ebü’l Gays’in ismi Salim’dir. Abdullah b. Muti’ın azadlı kölesidir ve Medinelidir.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,075 ذُكِرَتِ الْأَعَاجِمُ عِنْدَ النَّبِيِّ فَقَالَ النَّبِيُّ : " لَأَنَا بِهِمْ أَوْ بِبَعْضِهِمْ أَوْثَقُ مِنِّي بِكُمْ أَوْ بِبَعْضِكُمْ
Peygamber s.a.v'in yanında Arap olmayan toplumlardan bahsedildi de bunun üzerine Peygamber s.a.v şöyle buyurdu:“Onlara veya onların bir kısmına karşı ben; size ve sizden bazılarınıza olduğumdan daha itimatlıyımdır.” 

Tirmizi, Menakıb: 71 Hn: 3932; Tayalisi, Müsned Hn: 2615; Ukeyli, Zuafaul Kebir Hn: 802; Cürkani, El Eyatil vel Menakir Hn: 667.  Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece Ebû Bekir b. Ayyaş’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Salih b. ebû Salih’e, Salih b. Mehran’da denilir. Amr b. Hureys’in azâdlısıdır.

Semure b. Cündüp r.anh'dan: Rasülullah s.a.v buyurdu ki:

#4,074 سَامٌ أَبُو الْعَرَبِ، وَيَافِثُ أَبُو الرُّومِ، وَحَامٌ أَبُو الْحَبَشِ
“Sam; Arapların atasıdır. Yafis: Rumların atasıdır. Ham ise: Habeşlilerin atasıdır.”

Tirmizi, Menakıb: 70 Hn: 3931; Ahmed, Müsned Hn: 1959, 19606; Taberi, Tarih Hn: 216, 218. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Yafis yerine Yafit veya Yefit de denilmektedir.

Osman b. Affân r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuş: 

#4,071 مَنْ غَشَّ الْعَرَبَ لَمْ يَدْخُلْ فِي شَفَاعَتِي وَلَمْ تَنَلْهُ مَوَدَّتِي
“Arab’ı aldatan benim şefaatime nail olamaz ve benim sevgim ona ulaşmaz.” 
AÇIKLAMA: Garip Osman der ki: Bu hadisi şu hadisle birlite düşünmek lazım:
Selmani Farisi r.a. dedi ki: Rasulullah s.a.v., bana şöyle buyurdu: “Ey Selman! Bana buğz etme, yoksa dininden ayrılmış olursun.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasulü! Sana nasıl buğz edebilirim; Allah senin vasıtanla bizi hidayete erdirmiştir.” Rasulullah s.a.v.: “Arab’a buğz edersen bana buğz etmiş olursun” buyurdu. Tirmizi, Menakıb: 70 Hn: 3927. Bu hadis hasendir. Araba buğz eden Rasüle buğzetmiş oluyorsa, arabı aldatan kimi aldatmış oluyor?
İşte çoklarının tepetaklak gitti yer burası. Hadisleri sadece senedi yönüyle değerlendirirsen eksik kalır. İsnadı yönü ile hadislerin zayıf olması ravilerin kusurlarından kaynaklanır, ancak bu metninde zayıf olduğu anlamına gelmez. Yeri geldikçe bu konuda detaylı açıklamalar yapılacaktır.

Tirmizi, Menakıb: 70 Hn: 3928; Ahmed, Müsned Hn: 27200; Bezzar, Müsned Hn: 354; Abd b. Humeyd, Müsned Hn: 53; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 33011; İbn Arabi, Mucem Hn: 1426; Beyhaki, Elbasü ven Nuşur Hn: 17.  Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece Husayn b. Ömer el Ahmesî’nin, Muharîk’den rivâyeti ile bilmekteyiz. Husayn, hadisçiler yanında sağlam bir kişi değildir. Garip Osman der ki: Hadisin senedindeki Ravi Huseyin b. Umer Ahmesi hadis uydurmakla itham edilmiş biridir. Bazıları ittihamdan bahsetmemeleri nedeniyle iyimser kanaata göre bile hadis isnadı yönünden şiddetli zayıftır. Dikkat isnadı yönüyle diyorum.

Selman dedi ki:

#4,070 قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ : " يَا سَلْمَانُ، لَا تَبْغَضْنِي فَتُفَارِقَ دِينَكَ "، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، كَيْفَ أَبْغَضُكَ وَبِكَ هَدَانَا اللَّهُ؟ قَالَ: " تَبْغَضُ الْعَرَبَ فَتَبْغَضُنِي
Rasulullah s.a.v., bana şöyle buyurdu: “Ey Selman! Bana buğz etme, yoksa dininden ayrılmış olursun.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasulü! Sana nasıl buğz edebilirim; Allah senin vasıtanla bizi hidayete erdirmiştir.” Rasulullah s.a.v.: “Arab’a buğz edersen bana buğz etmiş olursun” buyurdu.

Tirmizi, Menakıb: 70 Hn: 3927; Ahmedi Müsned Hn: 23218; Hakim, Müsted Hn: 7046; Tayalisi, Müsned Hn: 693; Bezzar, Müsned Hn: 2513; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 6093; Ebu Yala, Mucem Hn: 57; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 1606; Ebu naim, Hilyetül Evliya Hn: 10805 ve Ahbaru İsbehan Hn: 98; Hatip, Tarihi Bağdat Hn: 3083. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Ebû Bedr, Şüca b. Velid’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Muhammed b. İsmail’den işittim şöyle diyordu: Ebû Zabyan, Selman’a yetişmemiştir. Selman, Ali’den önce vefat etmiştir.

Ebû Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#4,059 “مَا بَيْنَ بَيْتِي وَمِنْبَرِي رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الجَنَّةِ. وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: صَلاَةٌ فِي مَسْجِدِي هَذَا خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ صَلاَةٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِلاَّ الْمَسْجِدَ الحَرَامَ”
“Minberimle evim arası; Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” Bu senedle Peygamber s.a.s’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Benim şu mescidimde kılınan namaz Mescid-i Haram’dan başka diğer mescidlerde kılınan namazlardan bin kat daha hayırlıdır.” 

Tirmizi, Menakıb: 68 Hn: 3916; Buhârî, Cuma: 27; Müslim, Hac: 17 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Ali b. ebî Tâlib ve Ebû Hüreyre r.anhüma’dan rivâyete göre dddiler ki:,

#4,058 “مَا بَيْنَ بَيْتِي وَمِنْبَرِي رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ”
Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Evimle minberimin arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir.”

Tirmizi, Menakıb: 68 Hn: 3915; Buhârî, Cuma: 27; Müslim, Hac: 17 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle Ali’nin hadisi olarak hasen garibtir. Ebû Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Ali r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,057 “خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى إِذَا كَانَ بِحَرَّةِ السُّقْيَا الَّتِي كَانَتْ لِسَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: ائْتُونِي بِوَضُوءٍ، فَتَوَضَّأَ ثُمَّ قَامَ فَاسْتَقْبَلَ القِبْلَةَ، فَقَالَ: اللَّهُمَّ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ عَبْدَكَ وَخَلِيلَكَ وَدَعَا لأَهْلِ مَكَّةَ بِالبَرَكَةِ، وَأَنَا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ أَدْعُوكَ لأَهْلِ الْمَدِينَةِ أَنْ تُبَارِكَ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ مِثْلَيْ مَا بَارَكْتَ لأَهْلِ مَكَّةَ مَعَ البَرَكَةِ بَرَكَتَيْنِ”
Rasulullah s.a.v. ile beraber çıktık Sa’d b. ebi Vakkas’a ait olan Harret-üs Sükya’ya varınca Rasulullah s.a.v., bana: “Abdest suyunu getiriniz” buyurdu. Abdest aldı, kıbleye dönerek şöyle dua etti: “Allah’ım! İbrahim senin kulun ve dostun idi, Mekke halkı için sana bereket duasında bulundu. Ben de senin kulun ve Peygamberinim, Medine halkı için; Sana dua ediyorum, Medine halkının ölçeklerini Mekke halkına bereketli kıldığın iki misli bereketli kıl. Her bereketle birlikte iki bereket kıl.” 

Tirmizi, Menakıb: 68 Hn: 3914; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizî: Bu konuda Âişe, Abdullah b. Zeyd ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Câbir b. Abdullah r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,056 “خَيْرُ الأَنْصَارِ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ”
“Ensar’ın en hayırlısı Abduleşheloğullarıdır.”

Tirmizi, Menakıb: 67 Hn: 3913; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir.

Câbir b. Abdullah r.a.’tan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,055 “خَيْرُ دِيَارِ الأَنْصَارِ بَنُو النَّجَّارِ”
“Ensaroğlullarının en hayırlısı Neccaroğullarıdır.”

Tirmizi, Menakıb: 67 Hn: 3912; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir.

Ebû Üseyd es Saidî r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,054 “خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ دُورُ بَنِي النَّجَّارِ، ثُمَّ دُورُ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ بَنِي الحَارِثِ بْنِ الخَزْرَجِ، ثُمَّ بَنِي سَاعِدَةَ، وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ، فَقَالَ سَعْدٌ: مَا أَرَى رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلاَّ قَدْ فَضَّلَ عَلَيْنَا، فَقِيلَ: قَدْ فَضَّلَكُمْ عَلَى كَثِيرٍ”
“Ensaroğullarının en hayırlısı Neccaroğulları, sonra Abduleşheloğlulları sonra Haris b. Hazrecoğulları sonra Saideoğullarıdır. Ensar’ın tüm ailelerinde hayır mevcuttur.” Sa’d b. Ubade diyor ki: “Görüyorum ki: Peygamber s.a.v, bize birçoklarını tercih etmiştir” dedi. Bunun üzerine: “Sizi de birçoklarına üstün kılmıştır”denildi.

Tirmizi, Menakıb: 67 Hn: 3911; Buhârî, Menakîb: 27 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Üseyd es Saidî’nin ismi Mâlik b. Rabia’dır. Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir. Ma’mer, Zührî’den, Ebû Seleme’den, Ubeydullah b. Abdullah b. Ubeyde’den, Ebû Hüreyre’den bu hadisi rivâyet etmiştir.

Enes b. Mâlik r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,053 “أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ دُورِ الأَنْصَارِ، أَوْ بِخَيْرِ الأَنْصَارِ؟ قَالُوا: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ قَالَ: بَنُو النَّجَّارِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو الحَارِثِ بْنِ الخَزْرَجِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو سَاعِدَةَ، ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ فَقَبَضَ أَصَابِعَهُ، ثُمَّ بَسَطَهُنَّ كَالرَّامِي بِيَدَيْهِ، قَالَ: وَفِي دُورِ الأَنْصَارِ كُلِّهَا خَيْرٌ”
Peygamber s.a.v: “Dikkat ediniz! Size Ensar ailelerinin en hayırlısını haber vereyim mi?” buyurdu. Ashab: “Evet Ey Allah’ın Rasulü” dediler. Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Neccaroğulları, sonra Haris b. Hazreçoğulları. Sonra onların peşinden gelen Haris b. Hazreçoğulları. Sonra Saideoğulları…” Sonra eliyle işaret ederek elleriyle bir şey atan kimsenin hali gibi parmaklarını önce topladı sonra açtı ve şöyle buyurdu: “Ensar’ın tüm ailelerinde hayır mevcuttur.” 

Tirmizi, Menakıb: 67 Hn: 3910; Müslim, Fedail: 27 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis aynı zamanda Enes’den, Ebû Üseyd es Saidî’den ve Peygamber s.a.v’den rivâyet edilmiştir.

Enes r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle duâ etti: 

#4,052 “اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلأَنْصَارِ، وَلأَبْنَاءِ الأَنْصَارِ، وَلأَبْنَاءِ أَبْنَاءِ الأَنْصَارِ، وَلِنِسَاءِ الأَنْصَارِ”
“Allah’ım! Ensar’ın oğullarını, Ensar’ın oğullarının oğullarını ve Ensar’ın kadınlarını bağışla.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3909; Müslim, Fedail: 27 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir.

İbn Abbâs r.a.’tan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#4,051 “اللَّهُمَّ أَذَقْتَ أَوَّلَ قُرَيْشٍ نَكَالاً فَأَذِقْ آخِرَهُمْ نَوَالاً”
“Allah’ım! Kureyş’in öncekilerine azabı tattırdın sonrakilerine de nimetlerini artır.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3908; Müsned: 2062 Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Abdulvehhab el Verrak, Yahya b. Saîd el Emevî vasıtasıyla A’meş’den bu hadisin bir benzerini bize rivâyet etmiştir.

 Enes b. Mâlik r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,050 “الأَنْصَارُ كَرِشِي وَعَيْبَتِي، وَإِنَّ النَّاسَ سَيَكْثُرُونَ وَيَقِلُّونَ، فَاقْبَلُوا مِنْ مُحْسِنِهِمْ، وَتَجَاوَزُوا عَنْ مُسِيئِهِمْ”
 “Ensar benim gurubum ve sığınığamdır. İnsanlar çoğalacak; Ensar azalacaktır, onların iyilerinden özürlerini kabul ediniz, kötülerinin kötülüklerine karşı da göz yumunuz.” 

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3907; Buhârî, Menakîb: 27; Müslim, Fedail: 17 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Abbâs r.a.’tan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#4,049 “لاَ يَبْغَضُ الأَنْصَارَ أَحَدٌ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَاليَوْمِ الآخِرِ”
 “Allah’a ve ahiret gününe inanan hiçbir kimse Ensar’a buğzetmez.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3906; Müsned: 2679 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sa’d r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,048 “مَنْ يُرِدْ هَوَانَ قُرَيْشٍ أَهَانَهُ اللَّهُ”
“Kim Kuryş’in alçalmasını isterse Allah’ta onu alçaltır.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3905; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Abd b. Humeyd, Yakub b. İbrahim b. Sa’d vasıtasıyla şöyle demiştir: Babam Salih b. Kaysan’dan, İbn Şihâb’tan aynı senedle bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.

Ebû Saîd el HudrÎ r.a.'den rivâyete göre, Peygamber s.a.v şöyle buyurdu:

#4,047 “أَلاَ إِنَّ عَيْبَتِيَ الَّتِي آوِي إِلَيْهَا أَهْلُ بَيْتِي، وَإِنَّ كَرِشِيَ الأَنْصَارُ، فَاعْفُوا عَنْ مُسِيئِهِمْ، وَاقْبَلُوا مِنْ مُحْسِنِهِمْ”
“Dikkat ediniz, benim kendilerine sığınıp başvurduğum kimseler Ehli beytimdir. Ensar da benim sırdaşımdır. Bunların kötülerini bağışlayınız. İyilerinin de özürlerini kabul ediniz.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3904; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Tirmizî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir

 Ebû Talha r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,046 “قَالَ لِي رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَقْرِئْ قَوْمَكَ السَّلاَمَ فَإِنَّهُمْ مَا عَلِمْتُ أَعِفَّةٌ صُبُرٌ”
Rasulullah s.a.v., bana şöyle dedi: “Ensar toplumuna selam söyle bildiğim kadarıyla onlar iffetli ve sabırlı kimselerdir.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3903; Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Zeyd b. Erkanm r.anhu'dan:  

#4,045 أَنَّهُ كَتَبَ إِلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ يُعَزِّيهِ فِيمَنْ أُصِيبَ مِنْ أَهْلِهِ وَبَنِي عَمِّهِ يَوْمَ الْحَرَّةِ، فَكَتَبَ إِلَيْهِ: إِنِّي أُبَشِّرُكَ بِبُشْرَى مِنَ اللَّهِ، إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ، وَلِذَرَارِيِّ الْأَنْصَارِ، وَلِذَرَارِيِّ ذَرَارِيهِمْ
Zeyd, Enes b. Malik’e; Hare vaka’sında ailesinden ve amcazadelerinden kaybettiği kimseler hakkında bir başsağlığı mektubu gönderdi ve mektupta şöyle yazdı: “Seni ilahi bir müjde ile müjdelerim. Rasulullah s.a.v.’in şöyle dua ettiğini işitmişimdir: Allah’ım! Ensar’ı, Ensar’ın soyundan gelenleri ve onların da soyundan gelenleri bağışla.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3902; Müslim, Fedail: 27 Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ahmed b. Menî’, Hüşeym vasıtasıyla Ali b. Zeyd b. Ced’an’dan ve Nadr b. Enes’den bu hadisi bize aktarmışlardır. Katade de Nadr b. Enes’den ve Zeyd b.Erkâm’dan rivâyet etmiştir.

Enes r.anhu dedi ki:

#4,044 جَمَعَ رَسُولُ اللَّهِ نَاسًا مِنَ الْأَنْصَارِ، فَقَالَ: " هَلْ فِيكُمْ أَحَدٌ مِنْ غَيْرِكُمْ؟ "، قَالُوا: لَا إِلَّا ابْنَ أُخْتٍ لَنَا، فَقَالَ : " إِنَّ ابْنَ أُخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ، ثُمَّ قَالَ: إِنَّ قُرَيْشًا حَدِيثٌ عَهْدُهُمْ بِجَاهِلِيَّةٍ، وَمُصِيبَةٍ، وَإِنِّي أَرَدْتُ أَنْ أَجْبُرَهُمْ، وَأَتَأَلَّفَهُمْ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَرْجِعَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا وَتَرْجِعُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ إِلَى بُيُوتِكُمْ "، قَالُوا: بَلَى، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا وَسَلَكَتِ الْأَنْصَارُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا لَسَلَكْتُ وَادِيَ الْأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَهُمْ
Rasülullah s.a.v: “Ensar’dan bazı kimseleri topladı ve aranızda sizden olmayan kimseler var mı?” buyurdu. Onlar da: “Hayır, sadece bir kız kardeşimizin çocuğu var” dediler. Rasulullah s.a.v. de: “Bir toplumun kız kardeşlerinin çocukları o toplumdan sayılır” buyurdu ve sonra şöyle devam etti: “Kureyş, cahiliyye gibi bir musibetten yeni çıkmıştır. Ben, Hevazin ganimetlerinden bol bol vererek onların gönlünü almak ve kendilerini İslam’a ısındırmak istedim. Herkes evine dünya malıyla dönerken sizin Allah’ın Peygamberiyle dönmeniz sizi memnun etmezmi?” Bunun üzerine Ensar: “Evet, memnun eder” diye cevap verdiler. Rasulullah s.a.v.’de buyurdu ki: “Bütün insanlar bir vadiye, Ensar’da başka bir vadiye girmiş olsalar, mutlaka ben Ensar’ın vadisine geçerim.”

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3901; Buhârî, Menakîb: 27; Müslim, Zekat: 17  Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Bera b. Azib r.a., Peygamber s.a.v’den şöyle buyurduğunu işitti ve Peygamber s.a.v’in Ensâr hakkında şöyle buyurduğunu aktardı: 

#4,043 قَالَ النَّبِيُّ فِي الْأَنْصَارِ: " لَا يُحِبُّهُمْ إِلَّا مُؤْمِنٌ، وَلَا يَبْغَضُهُمْ إِلَّا مُنَافِقٌ، مَنْ أَحَبَّهُمْ فَأَحَبَّهُ اللَّهُ، وَمَنْ أَبْغَضَهُمْ فَأَبْغَضَهُ اللَّهُ،
“Ensar’ı, mü’min olanlar sever. Ensar’a ancak münafıklar buğzeder. Kim onları severse Allah’ta onları sever, Kim de onlara buğzederse Allah’ta onlara buğzeder.” Bunun üzerine Adiyy b. Sabit’e; “Bu hadisi Bera’dan sen mi? işittin?” diye sorduk. Adiyy: “Bana bizzat anlattı” dedi.

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3900; Buhari, Menakıb: 27; Müslim, İman: 17 Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Tirmizî: Bu senedle Peygamber s.a.v’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “İnsanlar bir vadiye toplanmış olsalar ben Ensâr’la beraber olurum.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Übey b. Kab r.anhu dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,042 لَوْلَا الْهِجْرَةُ لَكُنْتُ امْرَأً مِنَ الْأَنْصَارِ
 “Hicret olmasaydı Ensar’dan biri olmak isterdim.” 

Tirmizi, Menakıb: 66 Hn: 3899; Ahmed, Müsned Hn: 20748. Hadis merfu meşhur ve sahihtir.

Übey b. Kab r.anhu'dan:

#4,041 َنّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لَهُ: " إِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أَقْرَأَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ، فَقَرَأَ عَلَيْهِ " لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا " وَقَرَأَ فِيهَا: إِنَّ ذَاتَ الدِّينِ عِنْدَ اللَّهِ الْحَنِيفِيَّةُ الْمُسْلِمَةُ لَا الْيَهُودِيَّةُ، وَلَا النَّصْرَانِيَّةُ، وَلَا الْمَجُوسِيَّةُ، مَنْ يَعْمَلْ خَيْرًا فَلَنْ يُكْفَرَهُ، وَقَرَأَ عَلَيْهِ: لَوْ أَنَّ لِابْنِ آدَمَ وَادِيًا مِنْ مَالٍ لَابْتَغَى إِلَيْهِ ثَانِيًا، وَلَوْ كَانَ لَهُ ثَانِيًا لَابْتَغَى إِلَيْهِ ثَالِثًا، وَلَا يَمْلَأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلَّا التُرَابُ، وَيَتُوبُ اللَّهُ عَلَى مَنْ تَابَ
Peygamber s.a.v, Übey’e: “Sana Kur’an okumamı Allah bana emretti”  buyurarak, Beyine suresini okudu ve şöyle buyurdu: “Allah katında gerçek din gerçek Müslümanlıktır. Yahudilik, Hıristiyanlık ve Mecusilik değildir. Kim hayır işlerse onun mükafatı ona mutlaka verilecektir.” Rasulullah s.a.v., konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ademoğlunun bir vadi dolusu malı olsa ona bir ikincisini katmak ister ikincisi olsa üçüncüsünü elde etmek ister. Ademoğlunun boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenin tevbesini kabul eder.”

Tirmizi, Menakıb: 65 Hn: 3898; Müsned: 20257  Tirmizî: Bu hadis hasendir. Tirmizî: Bundan başka şekilde de bu hadis rivâyet edilmiştir. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebza babasından Übey b. Ka’b’tan rivâyet ederek şöyle demiştir: “Allah bana sana Kur’ân okumamı emretti.” Enes Katade’den rivâyet ederek Übey b. Ka’b için şöyle demiştir: “Allah bana, sana Kur’ân okumamı emretti.”

Abdullah b. Mes’ûd r.a.’den rivâyete göre,

#4,040 لَا يُبَلِّغُنِي أَحَدٌ عَنْ أَحَدٍ شَيْئًا
Peygamber s.a.v şöyle buyurdu:“Hiçbir kimseden bana bir şeyler aktarmasın.” 

Tirmizi, Menakıb: 64 Hn: 3897; Ebû Dâvûd, Edeb: 27 Tirmizî: Bu hadis Abdullah b. Mes’ûd’tan buna benzer şekilde değişik yollarla rivâyet etmiştir.

Abdullah b. Mesud r.anhu dedi ki:, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

#4,039 لَا يُبَلِّغُنِي أَحَدٌ عَنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِي شَيْئًا، فَإِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَخْرُجَ إِلَيْهِمْ وَأَنَا سَلِيمُ الصَّدْرِ "، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ: فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ بِمَالٍ فَقَسَّمَهُ، فَانْتَهَيْتُ إِلَى رَجُلَيْنِ جَالِسَيْنِ وَهُمَا يَقُولَانِ: وَاللَّهِ مَا أَرَادَ مُحَمَّدٌ بِقِسْمَتِهِ الَّتِي قَسَمَهَا وَجْهَ اللَّهِ وَلَا الدَّارَ الْآخِرَةَ، فَتَثَبَّتُّ حِينَ سَمِعْتُهُمَا، فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ وَأَخْبَرْتُهُ، فَاحْمَرَّ وَجْهُهُ وَقَالَ: " دَعْنِي عَنْكَ فَقَدْ أُوذِيَ مُوسَى بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ
“Kimse ashabından hiçbiri için bana kötü bir şey ulaştırmasın. Çünkü ben onların arasına tüm kötülükler ve kırgınlıklardan kurtulmuş olarak çıkmayı severim.” Abdullah dedi ki: Rasulullah s.a.v.'e bir mal getirildi Rasulullah s.a.v., o malı ashabı arasında taksim etti… Derken oturmakta olan iki adamın yanına vardım şöyle konuşmakta idiler:  “Vallahi, Muhammed yaptığı bu taksimde ne Allah’ın rızasını ne de ahiret yurdundaki Cenneti düşünerek yapmıştır bunu duyar duymaz şaşırdım Peygamber s.a.v’e gelip durumu haber verdim Rasulullah s.a.v.’in yüzü öfkesinden kızardı ve beni kendi halime bırak dedi. Musa’ya bundan fazla eziyet edildi ve o bütün o eziyetlere katlanmıştı.” 

Tirmizi, Menakıb: 64 Hn: 3896; Ebû Dâvûd, Edeb: 27 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Hadisin senedine bir adam ilave edilmiştir.

Aişe r.anha dedi ki: Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#4,038 خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِأَهْلِهِ، وَأَنَا خَيْرُكُمْ لِأَهْلِي، وَإِذَا مَاتَ صَاحِبُكُمْ فَدَعُوهُ
 “Sizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olandır. Aileme karşı en hayırlı olan da benim. Bir arkadaşınız kumanız öldüğünde onun kötülüklerini sayıp dökmeyi bırakınız.”

Tirmizi, Menakıb: 64 Hn: 3895; Ebû davud, Edeb: 27; Dârimî, Nikah: 17 Tirmizî: Bu hadis Sevrî’den rivâyeti ne kadar az da olsa Sevrî’nin rivâyeti olarak hasen sahih garibtir. Aynı hadis Hişâm b. Urve’den ve babasından mürsel olarak rivâyet edilmiştir.

Enes r.anhu dedi ki:

#4,037 بَلَغَ صَفِيَّةَ أَنَّ حَفْصَةَ قَالَتْ: بِنْتُ يَهُودِيٍّ فَبَكَتْ، فَدَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ وَهِيَ تَبْكِي، فَقَالَ: " مَا يُبْكِيكِ؟ "، فَقَالَتْ: قَالَتْ لِي حَفْصَةُ: إِنِّي بِنْتُ يَهُودِيٍّ، فَقَالَ النَّبِيُّ : " إِنَّكِ لَابْنَةُ نَبِيٍّ، وَإِنَّ عَمَّكِ لَنَبِيٌّ، وَإِنَّكِ لَتَحْتَ نَبِيٍّ، فَفِيمَ تَفْخَرُ عَلَيْكِ؟ ثُمَّ قَالَ: اتَّقِي اللَّهَ يَا حَفْصَةُ
Safiyye’ye, Hafsa’nın “Yahudi kızı” dediği haberi ulaştı da Safiye ağlamaya başladı. Peygamber s.a.v yanına girdiğinde ağlamakta idi. Rasulullah s.a.v., seni ağlatan olay nedir? Safiye: Hafsa bana “Yahudi kızı” diyor dedi. Rasulullah s.a.v.şöyle buyurdu: “Sen bir Peygamberin kızı durumundasın amcan da Peygamberdi ve şu anda da bir Peygamberin nikahı altındasın. Hangi konuda sana karşı övünüyor?” Sonra Hafsa’ya: “Ey Hafsa! Allah’tan kork” buyurdu.

Tirmizi, Menakıb: 64 Hn: 3894; Müsned: 11943 Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir.