Toplam 19,439 Hadis
Konular

Miras/Feraiz Kategorisi

Ebu Hureyre' den rivayet edildiğine göre Ensar' dan bir adam, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e gelerek:

#17,540
"Ya Resulullah! Bana ait olan malların tamamı sadakadır" dedi. Bunun üzerine adamın babası ve dedesi muhtaç duruma düştüler. O kadar yoksullaşhlar ki, arazide farklı kabileden olan insanİarla beraber oturdular. Sonrasında Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e gidip "Ya Resulullah! Oğlumuz Ensar içerisinde malı en çok olanlardan biridir. Malını tasadduk etti. Biz bu nedenle muhtaç duruma düştük. O kadar ki farklı kabilelerden gelen insanlarla beraber oturuyoruz arhk" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Oğlunuzun sadakası, size geri dönecektir" buyurdu. Daha sonra adamın babası ve dedesi vefat ettiler. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem), ölenlerin oğlu olan adama birini gönderip: "Sadakayı geri ver. Çünkü sadaka, miras olarak kalmaz ve sömürülmez" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7197 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravilerden İshâk b. Abdillah b. Ebi Ferv"e metruk biridir.

Bişr b. Muhammed b. Abdillah b. Zeyd -ki Abdullah Asr-ı Seâdet'te ezan okuyan biridir- babasından naklediyor:

#17,539
Abdullah b. Zeyd, malını tasadduk etti. Ondan başka da malı yoktu. Kendisi ve oğlu o malda (evde) yaşarlardı. Abdullah bu malı (evi) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e (sadaka olarak) verdi. Bunun üzerine babası, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' a gelip: "Ya Resulullah! Abdullah b. Zeyd malını tasadduk etmiş. Abdullah tasadduk ettiği o malda (evde) yaşayan biridir. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Abdullah b. Zeyd'i çağırıp ona şöyle buyurdu: "Yüce Allah senden sadakanı kabul etmiştir, öyleyse onu miras olarak babana ve dedene ver." Bişr der ki: Bunun üzerine biz de birbirimize varis olduk.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7196 *Hadisi Taberâni rivayet etmiştir. Buradaki Bişr'in biyografisini yazana rastlamadım. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir.

Ubâde b. es-Sâmit'in bildirdiğine göre bir adam Ressûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e gelerek:

#17,538
"Ya Resulullah! Ahın müstesna bana ait olan her şey sadakadırn dedi. Bir arazisi vardı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) araziyi kabzetti. Araziyi çeşitli kabilelerden gelen insanlara tahsis edildi. Adamın babası ve dedesi gelerek: " Ya
Resdlallah! Bize oğlumuzun sadakasından yedir. Çünkü hiçbir şeyimiz yok. Kabilelerden gelen insanlarla beraber dolaşıyoruz. (Biz de onlardanız)" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) araziyi onlara geri verdi. Adamın babası ve dedesi öldüler. Araziyi tasadduk eden adam onlara varis oldu. Resullullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e gelerek: "Ya Resulullah! Tasadduk etmiş olduğum araziyi siz babama ve dedeme verdiniz. Onlar ölünce, onlara mirasçı oldum. Bu durumda o arazi bana
helal midir?" diye sorunca Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Evet, o arazi(den elde ettiğin geliri) afiyetle ye" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7195 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerden ishak b. Yahya, Ubade'ye yetişmemiştir.

Sinân b. Seleme' den rivayet edildiğine göre

#17,537
Muhacirlerden bir adam kendisine ait olan büyük bir araziyi annesine tasadduk etti. Annesi öldüğünde kendisinden başka varisi yoktu. Resdlullah (sallallahu aleyhi veselleın)' e gelip: "Benim annem olan filanca, insanlar içerisinde· en çok sevdiğim ve en çok kıymet verdiğim biriydi. Ona, büyük bir araziyi tasadduk etmiştim. Şimdi o vefat etti. Benden başka da varisi yok. Bana araziye ne yapmamı emredersiniz?" deyince, Resuullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah seni (önceki haynna karşılık) ödüllendirdi ve arazini sana geri verdi. Toprağına dilediğin şeyi yapabilirsin."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7194 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.1 1 Taberâni, M. el-Kebir (6493)

Amr b. Şuayb'ın babası kanalıyla dedesi (Abdullah b. Amr)' dan rivayet edildiğine göre bir adam:

#17,536
"Ya Resulallah! Annem hayattayken ona bir bahçe vermiştim. Annem vefat etti. Geriye benden başka varis bırakmadı" deyince, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sanıyorum şöyle buyurdu: "Hiç şüphesiz yüce Allah, bahçeni sana geri vermiş ve sadakanı kabul etmiştir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7193 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup isnadı hasendir.

Câbir b. Abdillah'tan rivayet edildiğine göre

#17,535
Ensar' dan bir adam, annesine hayatında iken bir hurma bahçesi vermişti. Annesi ölünce adamın kardeşleri gelip "Biz bu bahçede eşit olarak hak sahibiyiz" dediler. Adam buna yanaşmadı. Anlaşmazlıkları çözmesi için Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e çıktılar. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) mirası aralarında paylaştırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7192 Ben derim ki: Hadisi Ebu Davûd farklı bir metinle rivayet etmiştir. *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir.

Amr b. el-Âs'tan rivayet edildiğine göre

#17,534
Kendisi Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e gelip: "Ya Resulallah! Bir adam ellerimde müslüman oldu. Malı da vardı. Şimdi o kişi öldü" deyince, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Onun mirası senindir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7191 *Hadisi Taberani, Bakiyye kanalıyla rivayet etmiştir. Bakiyye, "Bana Kesir b. Murre şöyle bildirdi" ifadesi kullandığı için bu hadis, sahihtir.

Ebû Câfer Muhammed b. Ali, babasından, o da dedesinden (Hz. Ali' den) bildiriyor:

#17,533
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in kılıcının kabzasında şu yazıyı gördüm: "İnsanlardan Allah'a karşı en çok düşmanlık yapan kişi, katilinden başkasını öldüren, kendisini dövenden başkasını döven kişidir. Her kim efendilerin nimetini inkar ederse, hiç şüphesiz Allah'ın, Muhammed' e indirdiği kitaptan uzak olmuş olur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7190 *Hadisi Ebû Ya'la rivayet etmiş olup ravilerden İbn İshâk güvenilir biridir; ama tedlis yapmakla maruftur. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Ebu Ya'la, Müsned (330)

Ebû Umâme b. Sa'lebe' den rivayet edildiğine göre Resftlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,532
"Her kim, kendisini azat edenlerden başkasını veli edinirse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlann laneti o kişi üzerine olsun. Allah ondan ne bir farz, ne de bir nafile kabul eder."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7189 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravilerden Abdullah b. Atiyye hakkında Zehebi şöyle demektedir: Bu zattan rivayette bulunan tek zatın Münib olduğunu biliyorum. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir .

Câbir'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,531
"Her kim, kendisini azat edenlerden başkasını veli edinirse, iman ipliğini boynundan çıkarmış olur".

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7188 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Halid b. Ebi Hayyan bundan müstesnadır. Kendisi güvenilir biridir.2 2 İmam Ahmed, Müsned (3/332), İbn Cerir, Tehzibu'l-âsâr, Müsned Ali (326, 327)

Ebu Mûsâ anlatıyor:

#17,530
Bir adam öldü. Geriye bir kız ve azat ettiği azatlı köleler kaldı. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) ölen kişinin mirasını kızı ve azatlıları arasında paylaştırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7187 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

Binti Hamza bildiriyor:

#17,529
Bir azatlım vefat etmiş geriye kızını bırakmıştı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onun malını benimle kızı arasında paylaştırdı. Bana yarım pay, ona yanın pay verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7186 *Hadisi Taberani, bazısının ravilerinin Sahih'in ravileri olduğu bir birinden farklı isnadlarla rivayet etmiştir. Ahmed'in isnadı da böyledir. Ancak Katade, Selma'dan hadis işitmemiştir .1 1 Taberâni, M. el-Kebir (24/356)

Selma binti Hamza' dan rivayet edildiğine göre

#17,528
Kölesi öldü ve geriye bir kızını bırakb. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) kızını malın yansına, Ya'la' yı da yansına mirasçı kıldı. Ya'la, Selma' nın oğlu idi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7185 *Hadisi Ahmed rivayet etmiştir.

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruştur:

#17,527
"Vela hakkı, azat edenindir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7184 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerden Nadr Ebu Ömer'i bir grup alim güvenilir kabul ederken, bazıları zayıf görmüşlerdir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (11666), Taberâni, M. el-Evsat (611)

Ali b. Ebi Talib'in bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,526
"Vela hakkı, azat edenindir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7183 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravilerden İbn Lehia'nın hadisi hasendir.

Ömer b. el- Hattâb bildiriyor:

#17,525
Ben, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) 'in şöyle buyurduğunu işittim: "Mala varis olan baba ve çocuk, vela hakkına da varis olur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7182 Ben derim ki: İbn Mace ve başkaları farklı bir metinle bu hadisi rivayet etmiştir. *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup isnadı hasendir. 1 1 İmam Ahmed, Müsned (147), İbn Lehla adlı şaibeli ravi vardır.

Abdullah b. Ebi Evfâ'nın bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,524
"Vela hakkı, neseb akrabalığı gibi (hukuki yaptınmlan olan) bir akrabalıktır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7181 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerden Ubeyd b. el-Kâsım hadis uyduran biridir.

Ğaylan b. Seleme es-Sekafi' den rivayet edildiğine göre

#17,523
Nafi Ebu's-Saib, Ğaylan'ın kölesi idi. Taif muhasara edildiğinde Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına kaçlı ve müslüman oldu. Gaylan müslüman olunca Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu azat etti. Nafi'in vela hakkını Ğaylan'a geri verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7180 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş "Gaylan'ın rivayet ettiği bundan başka hadis bilmiyoruz" demiştir. Ben derim ki: Ravilerden Urve b. Gaylan'ı tanımıyorum. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.1 1 Bezzar, Müsned (1322)

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,522
"Vela hakkı, başkasına geçmez ve değişmez."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7179 *Hadisi Bezzar ve Taberani rivayet etmiş olup ravilerden Muğire b. Cemn zayıftır.3 2 Vela, mirasçılığa sebep olan hükmi akrabalık anlamına gelir. Bu hükmi akrabalık da birkaç çeşit olup, bunlardan biri velau'l-ataka=azad olma akrabalığı' dır. Kölesini azat eden kimse ile azat edilen köle arasında böyle bir akrabalık meydana gelir. Şöyle ki kan bağıyla olan daha yakın asabesi bulunmadığında, azatlının mirasçısı olur. Buna karşılık azatlı, "kısas"ı gerektirmeyen bir cinayet işlediğinde, ödenmesi gereken diyeti de azat eden kimse ile onun "akıle"si, (yani baba tarafından akrabası) öderler. Azat eden kimse öldüğünde ise, vela hakkı ölenle kan bağı bulunan erkek mirasçılarına geçer. Vela'nın bir diğer çeşidi velau'l-muvilat'ta ise gerçekten veya hükmen belli bir nesebi olmayan başka bir kimse arasında yapılan antlaşma ile ortaya çıkan hükmi akrabalıktır. Söz konusu edilen bu iki vela'da da taraflardan her birine "mevla" ismi verilir. 3 Bezzar, Müsned (1321), Taberâni, M. el-Kebir (10684)

Enes diyor ki:

#17,521
"Eşyem ed-Dababi hatayla öldürüldü."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7178 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir.

Muğire b. Şu'be'den rivayet edildiğine göre Zürare b. Cüzey, Ömer b. el-Hattâb' a şöyle dedi:

#17,520
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Dahhak b. Süfyan'a yazdığı mektupta Eşyem ed-Dababrnin karısının, (öldürülen) kocasının diyetine varis kılınmasını emretmiştir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7177 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (5315)

Muğire b. Şu'be'den rivayet edildiğine göre Es'ad b. Zürfil"e, Ömer b. el-Hattâb' a şöyle dedi:

#17,519
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Dahhak b. Süfyan'a yazmış olduğu mektupta, Eşyem ed-Daba.brnin karısının, (öldürülen) kocasının diyetine varis kılınmasını emretmiştir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7176 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (898)

Amr b. Şuayb'ın, babası kanalıyla dedesi (Abdullah b. Amr)' dan naklettiğine göre

#17,518
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) (katilin veya yakınlarının ödeyeceği) diyetin, maktulün varisleri arasında (Kur'an' da tayin edilen) payları üzerine olan bir miras olduğu yönünde hüküm vermiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7175 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

Ömer b. Şeybe b. Ebi Kesir, babasından bildiriyor:

#17,517
Eşimle şakalaşıyorduk. Elimin üzerine düşüp aniden öldü. Bu olay Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) Tebük gazvesinde iken vaki olmuştu. Yanına varıp kazayla öldürdüğüm karımın olayını ona bildirince şöyle buyurdu: "Ona varis olamazsın."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7174 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerden Ömer b. Şeybe hakkında Ebü Hatim "Mechul biridir'' demektedir.1 1Taberâni, M. el-Kebir (7204)

Abdurrahman b. Harmale'nin Adiy'den bildirdiğine göre

#17,516
Kendisi iki kadın arasındayken kadınlardan birine taş ath ve onu öldürdü. Bineğine bindi ve Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına gitti. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) Tebük'teydi. O'na öldürülen kadının durumunu sorunca şöyle buyurdu: "Katil, kadının diyetini öder, fakat kadına varis olamaz." Adiy şöyle demiştir: Sanki Resulullah {sallallahu aleyhi vesellem) kırmızı ve kulağı kesik deve üzerinde şöyle dediğini görüyor gibiyim: "Ey insanlar! Eller üçtür: En yüce olan Allah'ın eli; veren orta el ve isteyen alçak el. Bir demet odunla bile olsa (geçimini sağlamaya çalışın, sakın) kimseye el avuç açmayın." Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) daha sonra ellerini kaldırarak şöyle buyurdu: "Allahım! Tebliğ ettim mi?"

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7173 *Hadisi Ebu Ya'la uzun şekliyle, Taberani muhtasar olarak rivayet etmiştir. Taberani'nin ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak senedinde ismi belirtilmeyen bir ravi vardır .

Hz. Ali ve İbn Mes'ûd derler ki:

#17,515
"Lian yapılan kadının oğlunun asabesi, annesinin asabesidir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7172 *Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Senedinde ismi belirtilmeyen bir ravi vardır. 4 4 Daha önce geçti: 7142

İbn Mes'ûd diyor ki:

#17,514
"Lian yapılan kadının oğlunun mirasının tamamı annesine aittir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7171 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Katade, İbn Mes'ûd'a yetişememiştir. 3 2 Karısının karnıında taşıdığı veya dünyaya getirdiği çocuğun kendisine ait olmadığını iddia eden, ancak bu iddiasına bir delil de getiremeyen koca, kansını zina etmekle suçlamış olur. Bunun için aralarında, şekli Kur'an-ı Kerim'de belirlenmiş olan bir mülaane (lanetleşme) yapılır. Bu lanetleşmeden sonra kan ile kocanın arasındaki nikah akdi sona erer ve doğacak yahut doğmuş olan çocuğa mülaane çocuğu denir. Alimler, mulaane çocuğu ile ana tarafının hangi ölçülerde mirasçı olacaklarında ihtilaf etmişlerse de, birbirlerine mirasçı olacaklarında görüş birliği içindedirler. 3 Taberani, M. el-Kebir (9663)

Ebu Said el-Hudrl'nin naklettiğine göre

#17,513
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kuba'ya gitmek üzere bir merkebe bindi. O esnada hala ve teyzenin miras durumu soruldu. Yüce Allah şu hükmü O'na inzal buyurdu: "Onlara miras yoktur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7170 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu's-sağir'de rivayet etmiş olup ravilerden Ya'kûb b. Muhammed ez-Zühri zayıftır. 1 1 Taberani, M. es-Sağir (927)

Hz. Ali diyor ki:

#17,512
"Anne bir erkek kardeşler, öldürüldükleri zaman da anne bir erkek kardeşinin diyetine varis olamazlar."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7169 *Hadisi Ebu Ya'la rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. 2 2 Ebû Ya'la, Müsned (557)

Ali b. Ebi Talib'in bildirdiğine göre

#17,511
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kişi, anne baba bir erkek kardeşine varis olur, baba bir erkek kardeşlerine varis olamaz."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7168 *Hadisi Ebu Ya'la rivayet etmiştir. Hadisin manasını bilmiyorum. Ravilerden Haris zayıftır. Güvenilir kabul edildiği de olmuştur. 1 1 Ebu Ya'la, Müsned (361)

Şa'bi anlatıyor:

#17,510
Bağlı olarak Haccac'a götürüldüm. Sarayın kapısına getirildiğimde Yezid b. Ebi Müslim'le karşılaştım. Bana "Senin iki yanındaki ilimden dolayı biz Allah' a aitiz, ey Şa'bi! Bu günde aracılık geçmez; bu nedenle valiye müşrik olduğunu ve içinde nifak bulunduğunu itiraf et. O zaman belki kurtulursun" dedi. Bana telkinde bulundu. Daha sonra Muhammed b. el-Haccac da telkinde bulunup Yezid'in dediklerine benzer şeyler söyledi. Haccac'ın huzuruna götürüldüğümde Haccac bana "Ey Şa'bi! Sen de bize karşı çıkanlardan mısın?" diye sorup tekbir getirince şu karşılığı verdim: "Allah, valiyi ıslah etsin. Evimiz hüzün doldu. Üzerimizden yağmur kesildi. Yol daraldı. Uykusuzluğu gözümüze sürme yaptık. Korku üzerimize yerleşti. ôyle bir belaya ve utanç verici bir duruma düştük ki (düştüğümüz bu durumda), ne takva sahibi olduk, ne de kuvvetli facirler." Bunun üzerine Haccac şöyle dedi: "Vallahi doğru söyledi. Bize karşı çıkmakla ne takva sahibi oldular, ne de facir olduklarında güç kazandılar, onu serbest bırakın." (Daha sonraları) miras hususunda Haccac bana muhtaç oldu. Bana bir adam gönderip: "Anne kız kardeş ve dede hakkındaki hüküm nedir?" diye sordu. Ben de: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in beş sahabisi bu konuda ihtilaf etti; Abdullah b. Mes' ud, Ali, Osman, Zeyd b. Sabit ve Abdullah b. Abbas" diye cevap verdim. Haccac: "İbn Abbas bu konuda ne diyor? Eğer mükemmel bir şekilde biliyorsan söyle" dedi. Ben: "İbn Abbas, dedeyi baba olarak kabul etmiş, kız kardeşe hiçbir pay vermemiş, anneye de üçte bir pay vermiştir" dedim. Haccac: "İbn Mes'ud bu konuda ne diyor?" deyince, "İbn Mes'ud alh payın üçünü kız kardeşe, ikisini dedeye, birini de anneye vermiştir" dedim. Haccac: "Emirü'l-Mü'minin (Osman) bu konuda ne diyor?" diye sordu. Ben: "Onların her birine üçte bir vermiştir" dedim. Haccac: "Ebu Turab (Hz. Ali) bu konuda ne diyor?" diye sorunca ben: "Alh payın, üçünü kız kardeşe, ikisini anneye ve birini ise dedeye vermiştir" dedim. Haccac: "Zeyd b. Sabit bu konuda ne diyor?" deyince ben: "Yedi payın üçünü anneye, ikisini dedeye, ikisini de kız kardeşe verdi" dedim. Haccac bunun üzerine bana: "Kadıya emir ver, miras hakkında Emirü'l- Mü'minin'in (Hz. Osman'ın) verdiği hükmü uygulasınlar" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7167 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir. Şa'bi'nin ravisi Abbad b. Mûsa'dır. Bu kişi kendisiyle Buhari ve Müslim'in miras konusunda delil getirdiği el-Hutulli değildir. Bu kişi el-Ukli'dir. Zehebi, Mizan'da şöyle demektedir. Ondan tek rivayette bulunan, oğlu Muhammed b. Abbad b. Mûsa b. Raşid'dir. Lakabı Sendûldur. Beyhaki bu hadisi, oğlu Muhammed kanalıyla Abbad'dan rivayet eder. Şa'bi ile Abbad'ın arasına Ebu Bekr el-Hüzeli'yi koyar kı, onun ismi Selma b. Abdillah'tır. Ahmed, İbn Main, Ebû Zür'a ve başkalan bu zatı zayıf görmüşlerdir. Gundar bu zatı hadis uydurmakla itham etmiştir. Ancak Abbad'dan rivayette bulunan tek kişi· oğlu Muhammed değildir. Çünkü Bezzar ve Beyhaki'nin rivayetinde hadis, İsa b. Yunus kanalıyla Abbad'dan gelmektedir. Beyhaki'nin bir rivayeti de şöyledir: (Beyhaki der ki) . Bize Musa b. Abbad bildirdi. (Musa der ki): Bize Şa'bi bildirdi. Buna göre hadisin isnadı muzdaribtir. 1 1 Bezzar, Müsned (1388)

Zeyd b. Sabit'ten rivayet edildiğine göre

#17,509
kendisine kocanın ve baba-anne bir kız kardeşin payı soruldu. Kocaya yarım pay, kız kardeşe ise yarım pay verdi. Bu hususta konuşulunca kendini savundu: "Ben, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in huzurunda bulundum. O da böyle bir hüküm vermişti."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7166 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravilerinden Ebu Bekr b. Ebi Meryem ahir ömründe bunamıştır. Diğer ravileri, Sahih'in ravileridir.

Hâris' in bildirdiğine göre

#17,508
Hz. Ali, birisi anne bir amcaoğlu olan iki amcaoğlunun payını tayin etti. İnsanlar: "İbn Mes'ud ona malıntamamını verdi" deyince Hz. Ali şöyle cevap verdi: "Eğer İbn Mes'ud fakih (dinde ince anlayış sahibi) ise Allah ona rahmet etsin. Lakin ben, ona annesinden dolayı, anne bir kardeşin payını veriyordum." Ali bunun üzerine malı, ikisi (anne bir amcaoğlu, anne-baba bir amcaoğlu) arasında paylaştırdı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7165 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Haris zayıftır. Güvenilir kabul edenlerde olmuştur. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (8479)

Semure b. Cündüb' den rivayet edildiğine göre:

#17,507
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e Ensar; dan bir adam gelerek kelale hakkında fetva istemek üzere şöyle sordu: "Ya Resulallah! Bana adamın kelalesinin kim olduğunu bildir? Baba ve anne bir kardeşi midir?" Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) adama hiçbir cevap vermedi. Sadece Nisa suresindeki kelale ayetini adama okudu. Adam tekrar sordu. Adam her sorduğunda Resulullah (sallallahu aleyhi veseilem) ayeti okuyordu. O kadar çok oldu ki bu, en sonunda adam gürültü yapmaya etmeye başladı. Adamın, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in kendisine bu şekilde açıklamada bulunmasına olan hırsından dolayı şamatası arttı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), adama yine ayeti okuduktan soma şöyle buyurdu: "Vallahi ben, bana verilenden fazlasını sana söyleyemem. Vallahi ben, bana verilenden fazlasını sana söyleyemem. Bu konuda olan bilgim artıncaya kadar (fazlasını söyleyemem)." Bunun üzerine adam o anda oturdu ve sustu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7164 *Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Hadisin isnadı zayıftır. 1 1 Taberani, M. el-Kebir (7055)

Berâ b. Âzib bildiriyor:

#17,506
Resuullah (sallallahu aleyhi vesellem) kelale hakkında sorulduğunda: "Yaz ayeti (Nisa Sur. 9) sana yeterdlü cevabını verdi.1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7163 *Hadisi Ebu Ya'la rivayet etmiş olup ravilerinden Haccac b. Ertat tedlis ya biridir. 2 1 Nisa Sur. 176. 2 Ebû Ya'la, Müsned (256)

İbn Abbâs, Basra'da anlatıyor:

#17,505
Hz. Ömer (suikastte) da: aldığında yanına gelen ilk kişi bendim. Şöyle demişti: "Benden üç ş aklınızda tutun: İnsanların (tümünün) bana yetişememesine korkuyorum: Ben, kelale hakkında hüküm vermedim. İnsanlara halife bırakmadım. Bana ait olan her köle, hürdür."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7162 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

Ubâde b. es-Samit diyor ki:

#17,504
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in verdiği hükümlerden biri de; babaanne ve anneanneye aralannda albda bir olarak almasına hükmetmesiydi."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7161 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'de, Ahmed ise uzun bir hadiste rivayet etmi: İkisinin de isnadı munkatıdır. Ravilerinden İshak b. Yahya ise Ubade'den işitmemiştir.

Ebû Said diyor ki:

#17,503
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında dedeyi varislerden kabul ederdik."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7160 *Hadisi Ebu Ya'la ve Bezzar rivayet etmiş olup Ebû Ya'la'nın ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Ebu Ya'lâ, Müsned (1095), Bezzar, Müsned (1387)

Hz. Ömer' den rivayet edildiğine göre

#17,502
kendisi Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e "Dedeye (mirasta) pay olarak ne verdiniz?" diye sorunca Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Niçin bunu soruyorsun ey Ömer? Sanıyorum sen bunu öğrenmeden öleceksin." (Gerçekten de) Hz. ômer bunu öğrenmeden önce öldü.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7159 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Said b. el-Müseyyib'in, Ömer'den hadis işittiği tartışmalıdır.

İbn Abbâs' ın bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,501
"İslam' da cariye ile zina yoktur. Kim Cahiliye· döneminde bir cariyeyle zina etmişse (bundan doğan çocuk) asabesine (cariyenin efendisine) dahil edilir. Kim, meşru nikahtan olmayan bir çocuğun kendine ait olduğunu iddia ederse, ona varis olamaz, kendisine de varis olunamaz."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7158 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsarta rivayet etmiş olup ravilerinden Amr b. el- Husayn el-Ukayli metruk biridir.2 2 Taberani, M. el-Evsat (1009), Taberani, M. el-Kebir (2438)

Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre

#17,500
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Bir kabilenin sahiplenip kendine ilhak ettiği kişi, o kabileye mutlaka varis olur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7157 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravilerinden Heysem b. Adiy hakkında Buhâri: "Hadis uyduran biridir" demektedir. 1 1Taberani, M. el-Evsat (1416)

Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,499
"Her kim, (öldüğünde) geriye mal bırakırsa, o mal (ölenin) ailesine aittir. Her kim de, borç bırakırsa, o borç Allah ve Resulü'nün üzerinedir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7156 *Hadisi Ahmed ve Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup ravilerinden A'yan el-Basri'yi, İbn Ebi Hâtim zikretmiş, ama ne tenkid, ne de tevsik etmemiştir. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 İmam Ahmed, Müsned (3/215), Ebu Ya'lâ, Müsned (1588)

Ukbe b. Amir' den rivayet edildiğine göre

#17,498
Bir çocuk, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)' e gelerek: "Ya Resulallah! Annem öldü. Geriye (miras olarak) zinet eşyası bırakh. Bunu, onun adına tasadduk edeyim mi?" diye sorunca, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Annen mi bunu sana emretti?" diye sordu. Çocuk "Hayır" deyince: "O halde annenin süs eşyasını yanında tut" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7155 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravilerinden İbn Lehia'nın hadisi hasendir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.

Hanzale'nin bildirdiğine göre

#17,497
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "İhtilam olduktan sonra yetimlik yoktur. Cariye, hayız olduğunda arhk onun için de yetimlik yoktur."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7154 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.3 3 Taberâni, M. el-Kebir (3502)

Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,496
"İhtilam olduktan sonra yetimlik yoktur (yani yetim büluğa erince yetimliği biter)."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7153 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravileri Yahya b. Yezid b. Abdilmelik en-Nevfeli oldukça zayıf biridir.2 2 Bezzar, Müsned (1302, 1376)

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre

#17,495
Resuullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "İslam'a yetişip de taksim edilmeyen her mal, İslam taksimah üzerinedir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7152 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Muhammed b. el-Fadl b. Atiyye oldukça zayıf biridir.1 1 Taberani, M. el-Kebir (11488)

Hassân b. Bilal Yezid b. Katâde anlatıyor:

#17,494
Bir adamın ailesinden biri vefat etti. Ölen, İslam dini üzere değildi. Benden küçük kızkardeşim ona varis oldu. Kızkardeşim onun dinindendi. Sonra babam Müslüman oldu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber Huneyn' e katıldı. Savaşta ölünce onun mirasını aldım. Bir köle ve hurma ağaç(lar)ı bırakmıştı. Sonra kızkardeşim müslüman oldu. Benimle miras hususunda tartıştı. (O zaman halile olan) Hz. Osman'ın huzuruna çıktık. O sırada (orada bulunan) Abdullah b. el-Erkam bana şunu aktardı: (Bu konuda) Hz. ômer şu hükmü vermişti: "Miras taksiminden önce müslüman olan kişi için de mirastan pay vardır." Osman da bu yönde hükmetti. Kızkardeşiın böylece mirastan pay aldı. Benimle beraber şuna ortak oldu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7151 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. Hassan b. Bilal bundan müstesnadır. Kendisi güvenilir bir kimsedir. 1 1 Taberani, M. el-Kebir (22/243)

Enes diyor ki:

#17,493
Ebü Talib'e Ukayl ve Talib varis oldular. Ali ise ona varis olmadı. Hz. Ali der ki: "Bu yüzden Şi'b' den payımıza düşeni (o ikisine) bıraktık."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7150 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiştir. Ravilerinden Ali b. el-Hüseyn el-Lani'yi tanımıyorum. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.

Câbir'den rivayet edildiğine göre

#17,492
kendisine "Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) (bir şey) anlattı mı?" diye sorulduğunda "Evet" dedi ve Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesepem) şöyle buyurduğunu nakletti: "Biz, Ehl-i kitab'a (yani Hıristiyan ve Yahudilere), onlar da bize varis olamaz. Ancak kişinin, (başka dinden olan) kölesine ve cariyesine mirasçı olması müstesna. Biz, onlann (Ehl-i kitabın) kadınları nikahlarız. Onlar ise bizim kadınlanmızla evlenemezler."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7149 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,490
"Bir millet, başka bir millete varis olamaz."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7147 •Hadisi Bezzar ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Ömer b. Raşid alimlerin çoğunluğuna göre zayıftır. İdi ise bu zatı güvenilir biri olarak görmüştür. 3 3 Bezzar, Müsned (1384)

İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,489
"Bir kabileye onlardan olmayan, aile içi sırlanna vakıf olacak ve mallanna ortak olacak olan birini (gayri meşru çocuğu kocasına nisbet etmek suretiyle) katan kadına, Yüce Allah'ın öfkesi şiddetlenmiştir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7146 •Hadisi Bezzar ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden İbrahim b. Yezid zayıftır. 2 2 Bezzar, Müsned' (1386)

İbn Ömer'in bildirdiğine göre

#17,488
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun istihlali, hapşırmaktır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7145 *Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup ravilerinden Muhammed b. Abdirrahman b. el- Beylemani zayıftır. 1 1 Bezzar, Müsned (1390), Muh. b. Abdirrahman, zayıf bir ravidir.

İbn Sirin'den rivayet edildiğine göre

#17,487
Sa'd b. Ubade hayatta iken mallarını çocukları arasında taksim ettikten sonra öldü. Öldükten sonra bir çocuğu dünyaya geldi. Hz. ômer, Ebu Bekr ile karşılaşhğında "İbn Sa'd'ın şu doğan çocuğundan dolayı bu gece uyuyamadım. Ona hiçbirşey de bırakmamış üstelik" dedi. Ebu Bekr ona: "Vallahi ben de o çocuktan dolayı bu gece uyuyamadım. -ya da buna benzer bir ifade kullandı-Bizi Kays b. Sa' d' a (Sa' d' ın oğlu) götür ve onunla kardeşi hakkında konuş" dedi Beraberce Kays'ın yanına gidip onunla konuştular. Kays şöyle dedi: "Sa'd'ın yürürlüğe koyduğu şeyleri kesinlikle geri vermem. Ama sizi şuna şahit tutuyorum: Benim payım onun payıdır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7144 *Hadisi Taberani, tamamı Sahih'in ravileri olan kanallar ile rivayet etmiştir. Ancak hadis mürseldir. Çünkü onlardan hiçbiri Ebu Bekr'den hadis işitmemişlerdir.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (18/347)

Misver b. Mahreme ve Câbir'in bildirdiklerine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,486
"(Yeni doğan) çocuk istihlal etmedikçe (sesini yükseltmedikçe) varis olamaz. Onun istihlali ise, bağırması, hapşırması ya da ağlamasıdır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7143 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat ve el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiştir. Ravilerinden Abbas b. el-Velid el-Hallal'ı, Ebu Misher ve Mervan b. Muhammed güvenilir kabul etmiştir. Ebu Davud şöyle demektedir: "Kendisinden hadis rivayet etmem." Diğer ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (20/20)

Hz. Ali ile İbn Mes'ud diyorlar ki:

#17,485
"Lian yapılan kadının oğlunun asa.besi, annesinin asabesidir ."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7142 *Hadisi Taberâni rivayet etmiştir. Senedinde ismi belirtilmeyen bir ravi ve Muhammed b. Ebi Leyla bulunmaktadır. Diğer ravileri Sahih'in ravileridir.1 1 Taberani, M. el-Kebir (9663)

Fâtımatu'l-Kübrâ' run bildirdiğine göre

#17,484
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kadının bütün oğullan için, kendilerine ait olacaklan bir asabesi vardır. Fahma'mn çocuklan müstesna. Ben onlann velisiyim ve ben, onlann asabesiyim."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7141 *Hadisi Taberini rivayet etmiş olup ravilerinden Şeybe b. Neime zaytftır.

Hz. Ömer bildiriyor:

#17,483
Ben, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kadmm bütün oğullarının asabeleri babalarına aittir. Fatmuı'nm oğullan müstesna. Çünkü onları asabesi, benim ve ben onların babasıyım."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7140 *Hadisi Taberini rivayet etmiş olup ravilerinden Bişr b. Mihrân metruk biridir. Ben derim ki: Hadisin Menkîbeler bölümünde bir tariki daha vardır.3 2 Asabe, sözlük anlamıyla baba tarafından olan akraba demektir. Terim olarak ise, belirli pay sahibi mirasçılarla birlikte bulunduğundan onlardan geriye kalan mirası alan mirasçı olarak yalnız kendileri bulunduğunda ise mirasın tamamını alan mirasçılar için kullanılır. Bunlar da lcendi içlerinde birkaç kısma aynlırlar. Ölene yakmlıklanna göre sıralanan asabelerde, esas olarak önceki sırada bulunan kimse, sonraki sırada bulunanlan mirastan düşürür. 3 Taberâni, M. el-Kebir (2631), Muh. b. Zekeriyyi. hadis uyduran bir ravidir.

Huzeyfe'nin bildirdiğine göre

#17,482
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Bizim bıraktığımız (miras) sadakadır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7139 *Hadisi Bez:zâr rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir.1 1 Bezzar, Müsned (1389)

Ebü Umâme'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,481
"Bana altı şeyi garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim. "Sahabe: "Onlar nedir, ya Resülallah?" diye sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Miraslarınızı paylaştırdığınızda haksızlık etmeyin, insanlara nefsinizden yana adaletli olun." Hadis, devam etmektedir ...

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7138 *Hadis Ahkim kitabmda geçti.

İbn Ebi'z-Zinad'ın,

#17,480
babasından haber verdiğine göre kendisi aşağıdaki mektubu Harice b. Zeyd b. Sabit' ten almıştır: Bismillahirrahmanirrahim. Zeyd b. Sabit'ten, Mü'minlerin emiri Muaviye'ye. Allah'ın selamı ve rahmeti senin üzerine olsun. Ey Mü' minlerin emiri! Ben kendisinden başka hiçbir ilahın bulunmadığı Allah için sana övgüde bulunuyorum. Konuya gelince; sen bana yazdığın mektupta dedenin, erkek kardeşlerin ve kelalenin mirastaki payını soruyorsun. Bu konularda hüküm verenlerin çoğu, kendisine bunları ulaşmanı bilmez. Allah'ın ulaşhrıİıası müstesna. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem)' den sonra bunlardan bazısına halifelerin yanında şahit olmuştuk. Bunlardan bazıları aklımıza kaldıktan sonra miraslar hakkında bize fetva soranlara bunlarla fetva veriyoruz.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7137 *Hadisi Taberani, vicade yoluyla rivayet etmiştir. Ravilerden Abdurrahman b. Ebi'z- Zinad'ı, Nesai ve başkaları güvenilir kabul ederken, çoğu alimler ise zayıf görmüşlerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (4860)

İbn Mes'ûd şöyle demiştir:

#17,479
"Feraiz ilmini öğrenin. Çünkü kişinin önceden bildiği ilme muhtaç olması veya bilmeyen bir toplum arasında kalması yakındır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7136 *Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Hadisin isnadında kopukluk vardır. 2 2 Taberâni, M. el-Kebir (8926)

Abdullah b. Mes'ûd diyor ki:

#17,478
Sizden Kur'an'ı okuyan, feraiz ilmini öğrensin. Sizden biri bir bedevi ile karşılaşırsa, bedevi: "Ey Muhacir! Kur'an okumayı biliyor musun?" diye sorunca o kişi: "Evet" der. Bunun üzerine bedevi: "Ben de okumayı biliyorum" deyip: "Ey Muhacir! Peki, feraiz biliyor musun?" diye sorar. O kişi: "Evet" dediğinde, bedevi "Bu, ziyade ve hayırdır" der. Eğer o kişi: "(Feraizi) iyi bilmiyorum" derse, bedevi ona: "öyleyse benim üzerime bir üstünlüğün yok, ey Muhacir!" karşılığını verir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7135 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Muhammed b. Kesir es-San'âni zayıftır. 1 1Taberâni, M. el-Kebir (8743)

Abdurrahman b. Ehi Bekre'nin, babasından bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,477
"Kur'an'ı öğrenin ve insanlara öğretin. Feraiz ilmini öğrenin ve insanlara öğretin. insanlar üzerine, iki kişinin (mirastaki) pay(ı) hususunda anlaşmazlığa düşüp de, aralannda hüküm verecek hiç kimseyi bulamayacak/an vaktin gelmesi yakındır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7134 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravilerinden Muhammed b. Ukbe es-Sedusi'yi, İbn Hibban güvenilir kabul etmiş, Ebu Hatim zayıf görmüştür. Said b. Ebi Ka'b'ı, İbn Hibban Sikât'ta zikretmiştir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.

Abdullah (b. Mes'ud)'un bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#17,476
"Kur'dn'ı öğrenin ve insanlara öğretin. İlmi öğrenin ve insanlara öğretin. Ferdiz ilmini öğrenin ve insanlara öğretin. Çünkü ben, ölümlü biriyim. İlim yakında çekilip alınacak. O kadar ki, iki kişi (mirastaki) pay hususunda anlaşmazlığa düşer de, kendilerine (doğru hükmü) haber verecek kimseyi bulamazlar."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7133 *Hadisi, Ebu Ya'la ve Bezzar rivayet etmiştir. Hadisin isnadında tanımadığım bir ravi bulunmaktadır. 1 1 Ebû Ya'la, Müsned (5028)

Sâlim'in babası (İbn Ömer)' den rivayet edildiğine göre

#17,475
Ğaylan b. Seleme es-Sekafi müslüman olmuştu. Nikahı altında on kadın vardı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona: "Onlardan dört tanesini seç" buyurdu. · Hz. Ömer'in halifeliği zamanı gelince hanımlarını boşayıp malını oğullan arasında paylaştırdı. Bu haber Ömer' e ulaşınca şöyle dedi: "Ben zannediyorum ki, şeytan kulak hırsızlığı yaptığı şeyler arasında senin öleceğini işitmiş, senin kalbine bu haberi ulaştırmış. Umarım ki sen çok az bekleyeceksin. Allah' a yemin ederim ki sen kesinlikle hanımlarına döneceksin ya da onları ben varis kılacağım ve mutlaka senin kabrinin (açılmasını emreder ve senin) Ebu RiğAl gibi recmedilmeni emrederim."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7132 Ben derim ki: Tirmizi ve İbn Mace bu hadisten "Onlardan dört tanesini seç" sözüne kadar olan bir bölümü rivayet etmiştir. *Hadisi Ahmed, Bezzcâr ve Ebu Ya'lâ rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 İmam Ahmed, Müsned (2/13, 14, 38), Ebu Ya'la, Müsned (5437)

Ümmü Hâni'nin şöyle dediği rivayet edildi: Hz. Peygamber buyurdu ki:

#10,389
Allah, Cennette, içersinde keskin misk kokuları esen bir şehir yarat­tı. Suyu «selsebil» kaynağından gelir. Ağaçları nurdandır. Şehirde kusur­suz güzellMcte huriler dolaşır ki her biri yetmiş perçemlidir. Hurilerden bir tanesi yeryüzünde görünseydi» doğu ile batı arasım aydınlatır, ve yer ile gök arasını güzel kokusuyla doldururdu.» Dinliyenle sordular: *— Ey Allah'ın Resulül Bu yer kiım İçindir?» Cevap verdi: «— Alacağını, hoş görürlük ve müsamaha Üe rstiyen içindir.»  (a)   Bir rivayette şöyle buyurdu: «...İri gözlü hurilerden biri görünseydi doğu ile batı arasını aydın­latır, yer gök arasını güzel koku ile doldururdu.» Bir rivayette Ümmü Hani şöyle dedi: Hz. Peygamber buyurdu ki: «Allah tealinin, arşın altında asılı, keskin misk kokusundan yaratıl­mış bir şehri vardı. Ağaçları nurdan, suyu selsebil kayrrağındandır. İri göz­lü huriler cennet kızlarından yaratılmış, her bir* yetmiş perçemlidir. On­lardan biri doğuda asılsaydı, bütün batı Ulan aydınlatırdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Miras/Feraiz Hn: 520/2

Abdullah bin  Şeddâd'ın  şöyle dediği  rivayet edildi:

#10,388
Hamzanın  kızlarından  birinin  azad   etmiş  olduğu  bir  kölesi  öldü.  Geride bir kız çocuğu bıraktı. Nebi salallahü aleyhi ve seliem  (kölenin  malının)  yarısını  kızma, yerısım da Hamzanın kızına verdi.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Miras/Feraiz Hn: 516/4

İbn Abbas'ın şöyle  dediği  rivayet edildi: Hz. Peygamber buyurdu ki:

#10,387
«Mirastan Allah'ın   belirttiği miktarlar sahiplerine  veriniz! Geri kalar ise (asabeden) en yakın erkeğin hakkıdır.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Miras/Feraiz Hn: 515/3

Cabir'in  şöyie  dediği  rivayet edildi: Resûluiiah saliaüahü  aleyhi ve seliem  buyurdu  ki:

#10,386
«Müslüman,  hıristıyana  mirasçı olamaz. Ancak hıristiyan kölesin-e ya­hut cariyesine olabilir...

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Miras/Feraiz Hn: 514/2

Sad  bin Bbî VtfklkâVın  şöyle dediği  rivayet  edildi: 

#10,385
Hastalığım sırasında Hz. Peygamber sormağa gelmişti;  Ona  sordum: «— Ey   Allah'ın   Resulü!   Malımın   hepsini vasiyyet ediyorum,  dedim. Şöyle cevap verdi: '«— Hayır etme.» «— Yansını...?»  «Hayır.» «— Üçte birini...?» «Üçte biri de çok. Vereseni halka el açacak durumda bprsrtane!» diye­rek bana mani oldu. (a) Bir rivayette şöyle dendi: Resululiah (S.A.V) hasta olan Said'i sormağa gitti. Ve: « Vasiyyet ettin mi?» diye sordu. « 'Malımın hepsini vasiyyet ettim» diye cevap verince, Hz. Peygam­ber bunu -kabul etmedi. Said üçte biri deyinceye 'kadar indirdi. Bunun üze­rine: «— üçte brj de çok!» buyurdu. Bir rivayette şöyle dedi: Ben hastayken Hz. Peygamber beni sormağa geldi. Kendisine: « Ey Allah'ın Resulü! Maiımın hepsini vasiyyet ediyorum?» de­dim. Bunun üzerine: «Hayır!» buyurdu. « Yansını...?» « Hayır!» <;Üçte birini...?» — Üçte biri de çoktur...!» dedi ve devam etti: «Vereseni hayrın iie bırakman, onları eli boş halka avuç açacak durumda bırakmandan daha iyidir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Miras/Feraiz Hn: 513/1

Asım el-Ahvel anlatıyor: 

#8,946 وعن عاصم ا‘حْول قال: ]رَأيْتُ قَدَحَ رَسُولِ اللّهِ # عِنْدَ أنسِ بْنِ مَالِكٍ، وَكَانَ قَدِ انْصَدَعَ فَسَلْسَلَهُ بِفِضَّةٍ. قَالَ: وَهُوَ قَدَحٌ عَرِيضٌ مِنْ نُضَارٍ. قَالَ مَعْمَرٌ: وَالنُّضَارُ شَجَرٌ بِنَجْدٍ؛ وَقَالَ أنَسٌ: لَقَدْ سَقَيْتُ رََسُولَ اللّهِ # في هذا الْقَدَحِ مَاَ أُحْصِى. قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ رَحِمَهُ اللّهُ: وَقَدْ رَأيْتُ ذلِكَ الْقَدَحَ وَكَانَ فيهِ حَلْقَةٌ مِنْ حَدِيدٍ فأرَادَ أنَسٌ أنْ يَجْعَلَ مَكَانَهَا حَلْقَةً مِنْ فِضَّةٍ أوْ ذَهَبٍ. فقَالَ أبُو طَلْحَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: َ تُغَيِّرْ شَيْئاً فَعََلَهُ رَسُولُ اللّهِ # فَتَرَكَهُ؛ وَقَالَ أنَسٌ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: لَقَدْ سَقَيْتُ رَسُولَ اللّهِ # بِقَدَحِي هذَا الشَّرَابَ كُلّهُ: الْعَسَلَ، وَالنَّبِيذَ، وَالْمَاءَ، وَاللَّبْنَ[. أخرجه البخاري.»النُّضَارُ« قِيل: هو خشب أثل يكون بالغور .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın su bardağını Enes İbnu Malik (radıyallahu anh)'in yanında gördüm; bardak çatlamıştı. Enes onu gümüş (halkalar) ile bağlayıp tutturmuştu." Asım ilaveten dedi ki: "O nudar ağacından yapılmış geniş, [güzel] bir bardaktı." Ma'mer der ki: "Nudar, Necid'de yetişen bir ağaç çeşididir." Enes der ki: "Ben bu bardakla, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a sayamayacağım kadar çok su verdim!" Muhammed ibnu Sirin rahimehullah der ki: "Ben bu bardağı gördüm. Onun demirden bir halkası vardı. Enes onun yerine gümüşten veya altından bir halka koymak istemişti. Ebu Talha kendisine: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yapmış olduğu bir şeyi   değiştirme!" dedi. O da bundan vazgeçti. Enes (radıyallahu anh) der ki: "Ben bu kadehimle Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a her çeşit meşrubat içirdim: Bal, nebiz, su ve süt!"

[Buharî, Eşribe 30, Humus 5, (Hadis bu veçhiyle Buhari'de mevcut olmayıp Ahmed İbnu Hanbel'in Müsned'inde gelmiştir: 3, (247).]

Simak İbnu Harb, -kavminden bir adamdan, bu da onlardan bir başkasından naklen-  anlattığına göre, adam:

#8,945 وعن سماكِ بْنِ حَرْب عن رجل من قومه عن آخر منهم قال: ]رَأيْتُ رَايةَ رَسُولِ اللّهِ # صَفرَاءَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah'ın bayrağını sarı gördüm!" demiştir.

[Ebu Davud, Cihad 76, (2593).]

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#8,944 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]أرَادَ نِسَاءُ رَسُولِ اللّهِ # حِينَ تُوُفِّيَ أنْ يَبْعَثْنَ عُثْمَانَ الى أبي بكْرٍ  رَضِيَ اللّهُ عَنْهما يَسْأَلْنَهُ مِيرَاثَهُنَّ. فقَالَتْ عَائِشَةُُ: ألَيْسَ قَدْ قَالَ رسُولُ اللّهِ #: َ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ[. أخرجه الثثة وأبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın hanımları, Resulullah vefat ettiği zaman Hz. Osman'ı, Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anhüma)'e gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bize varis olunmaz, bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?" dedim ve onları, bu niyetten vazgeçirdim.)" 

 [Buharî, Feraiz 3; Müslim, Cihad 51, (1758); Muvatta, Kelam 27, (2, 993); Ebu Davud, Harac 19, (2976, 2977).]

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,943 وعن عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]اَللَّقِيطُ حُرٌّ، وَمَالُهُ لِبَيْتِ الْمَالِ، وَكَذَا السَّائِبَةُ[. أخرجه رزين.
"Lakit (buluntu) hürdür (ölünce) malı da beytülmale aittir. Saibe de böyledir [hürdür]"  buyurdu. " 

[Rezin tahric etmiştir. (Hadisi Buhari mullak olarak kaydetmiştir: Feraiz 19.)]

Ebu Dâvud, Ferâiz 8, (2903, 2904).] 

#8,942 وعن بريدة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللّهِ # فقَالَ: إنَّ عِنْدِى مِيرَاثَ رَجُلٍ مِنَ ا‘زْدِ، وَلَسْتُ أجِدُ أزْدِيّاً أدْفَعُهُ اليهِ. قَالَ: فاذْهَبْ فَالْتَمِسْ أزْدِيّاً حَوًْ. قَالَ: فأتَاهُ بَعْدَ الْحَوْلِ فقَالَ: لَمْ أجِدْ أزْدِيّاً أدْفَعُهُ اليْهِ. قَالَ: فاَنْطَلِقْ فَانْظُرْ أوَّلَ خُزَاعَيٍّ تَلْقَاهُ فَادْفَعْهُ إلَيْهِ. فَلَمَّا وَلّى قَالَ: عَليَّ بِالرَّجلِ. فَلَمَّا جَاءَهُ قَالَ: اُنْظُرْ كُبْرَ خُزَاعَةَ فَادْفَعْهُ إلَيْهِ[. أخرجه أبو داود.»الْكُبْرُ« بضم الكاف جمع ا‘كبر، وهم المشايخ، وقيل أراد به أقربهم الى الجلد اول، ولم يُرد كبر السن، وقد احتج بهذا الحديث قوم على توريث الرجل ممن يسلم على يده من الكفار، وخالفهم أكثر. الفقهاء، وجعلوا معنى الحديث ا“يثار بالبّر ورعي الذمام والصلة ونحو ذلك، وضعفوا هذا الحديث .
"Bir adam Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a geldi ve: "Bende Ezd'den birisinin mirası var. Ben onu verecek bir Ezdli bulamıyorum (ne yapayım?)" dedi. Aleyhisselatu vesselam: "Git bir yıl bir Ezdli ara!" emretti. Adam bir yıl sonra tekrar geldi ve "Mirası verecek bir Ezdli bulamadım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Git bak; karşılaşacağın ilk Huzai'ye malı ver!" buyurdu. Adam geri dönünce: "Adamı bana çağırın" emretti. Adam çağırıldı. Gelince: "Huzaa'nın en yaşlısına bak, malı ona ver!" buyurdu." 

Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: 

Mikdam (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,941  وعن المِقْدَام رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَنْ تَرَكَ كََّ فإلِيَّ، وَمَنْ تَرَكَ مَاً فَلِوَرَثَتِهِ، وَأنَا وَارِثُ مَنْ َ وَارِثَ لَهُ أعْقِلُ عَنْهُ وَأرِثُهُ وَالْخَالُ وَارِثُ مَنْ َ وَارِثَ لَهُ. يَعْقِلُ عَنْهُ، وَيَفُكُّ عَلَيْهِ عَانِيَهُ وَيَرِثُهُ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim külfet bırakırsa yükü banadır. Kim de mal bırakırsa bu varislerinedir. Ben varisi olmayanın varisiyim. Onun yerine diyet öderim, ona varis de olurum. Dayı da varisi olmayanın varisidir, ona bedel diyet de öder. Esirine de ona (fidye ödeyerek) kurtarıverir, ona varis de olur."

 [Ebu Davud, Feraiz 8, (2900).]

Ebu Bekr İbnu Abdirrahman İbni'l-Haris İbni Hişam anlatıyor: 

#8,940  وعن أبى بكر بْنِ عبْدِالرَّحْمنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَام قَالَ: ]إنَّ الْعَاصَ ابْنَ هِشَامٍ هَلَكَ، وَتَرَكَ ثَثَ بَنِينَ: اِبْنَانِ ‘ُمٍّ، وَآخَرُ لِعِلَّةٍ. فَهَلَكَ أحَدُ اللَّذَيْنِ ‘ُمٍّ، وَتَرَكَ مَاً وَمَوَالِىَ فَوَرَثَهُ أخُوهُ الَّذِى ‘ُمِّهِ الْمَالَ وَوََءَ مَوَالِىهِ، ثُمَّ هَلَكَ الَّذِى وَرِثَ الْمَالَ وَالْوََءَ وَتَرَكَ ابْنَهُ وَأخاً ‘بِيهِ. فقَالَ ابْنُهُ: أنَا أحْرَزْتُ مَا أحْرَزَ أبِى. فقَالَ ا‘خُ: لَيْسَ كَذلِكَ إنَّمَا أحْرَزْتَ الْمَالَ فَقَطْ، وأمَّا وََءُ الْمَوَالِى فََ، أرَأيْتَ لَوْ مَاتَ أخِى الْيَوْمَ ألَسْتُ أرِثهُ أنَا، فاخْتَصَمَا الى عُثْمَانَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه فقَضَى بِالْوََءِ ‘خِى الْمَيِّتِ وَبِالْمَالِ “بْنِ الْمَيِّتِ[. أخرجه مالك.
"As İbnu Hişam ölmüş, geride üç oğlan bırakmıştı. Bunlardan ikisi bir anadan, biri de bir başka anadandı. Aynı anadan olan iki oğlandan biri daha öldü. Bu da mal ve azadlılar bıraktı. Aynı anadan olan kardeşi mala ve azadlıların velasına varis oldu. Sonra da mal ve velaya varis olan kardeş de öldü, geriye bir oğlanla, baba bir kardeşini bıraktı. Oğlu: "Ben babamın sahip olduğu şeylere sahibim!" dedi. Kardeşi de: "Durum böyle değil. Sen sadece mala sahip olursun, azadlıların velasına sahip lamazsın! Bilmez misin, kardeşim bugün ölseydi, ben ona varis olmayacak mıydım?" dedi ve Hz. Osman (radıyallahu anh) nezdinde dava açtılar. O, velanın ölen kardeşe;  malın da ölenin oğluna ait olduğuna hükmetti." 

 [Muvatta, Itk 22, (2, 784).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,939  وعن أبِى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أرَادَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْها أنْ تَشْتَرِيَ جَارِيَةً لِتَعْتَقَهَا فأبَى أهْلُهَا إَّ أنْ يَكُونَ لَهُمُ الْوََءُ. فَذَكَرَتْ ذلِكَ لِرَسُولِ اللّهِ # فقَالَ: َ يَمْنَعُكِ ذلِكِ، فإنَّمَا الْوََءُ لِمَنْ أعْتَقَ[. أخرجه مسلم .
"Hz. Aişe (radıyallahu anha), azad etmek niyetiyle bir cariye satın almak arzu etti. Ancak, kölenin sahibi velanın kendilerine ait olmasını şart koşdu. Hz. Aişe durumu Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a söyledi. Efendimiz: "Bu şart sana mani olmasın, (zira batıldır); vela, köleyi kim azad etmişse ona aittir!" buyurdu."

[Müslim, Itk 15, (1505).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,938 وعن أبِى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أرَادَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللّهُ عَنْها أنْ تَشْتَرِيَ جَارِيَةً لِتَعْتَقَهَا فأبَى أهْلُهَا إَّ أنْ يَكُونَ لَهُمُ الْوََءُ. فَذَكَرَتْ ذلِكَ لِرَسُولِ اللّهِ # فقَالَ: َ يَمْنَعُكِ ذلِكِ، فإنَّمَا الْوََءُ لِمَنْ أعْتَقَ[. أخرجه مسلم .
"Hz. Aişe (radıyallahu anha), azad etmek niyetiyle bir cariye satın almak arzu etti. Ancak, kölenin sahibi velanın kendilerine ait olmasını şart koşdu. Hz. Aişe durumu Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a söyledi. Efendimiz: "Bu şart sana mani olmasın, (zira batıldır); vela, köleyi kim azad etmişse ona aittir!" buyurdu." 

[Müslim, Itk 15, (1505).]

Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihî (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,937 وعن عمرو بن شعيبٍ عن أبيه عن جَدِّهِ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: الْوََءُ لِ‘كْبَرِ مِنَ الذُّكُورِ، وََ يَرِثُ النّسَاءُ مِنَ الْوََءِ إَّ وََءَ مَنْ أعْتَقْنَ أوْ أعْتَقَ مَنْ أعْتَقْنَ[. أخرجه رزين .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) anlatıyor: "Vela, erkeklerden en büyüğe aittir. Kadınlar, velaya (iki  durum dışında) varis olamazlar. Bu iki durum şudur: Bizzat azad ettikleri veya azad ettiklerinin azad ettikleri." 

 [Rezin tahriç etmiştir.]

Zeynep (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 

#8,936 أَنَّهَا كَانَتْ تَفْلِي رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ وَعِنْدَهُ امْرَأَةُ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، وَنِسَاءٌ مِنْ الْمُهَاجِرَاتِ وَهُنَّ يَشْتَكِينَ مَنَازِلَهُنَّ أَنَّهَا تَضِيقُ عَلَيْهِنَّ وَيُخْرَجْنَ مِنْهَا، فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ أَنْ تُوَرَّثَ دُورَ الْمُهَاجِرِينَ النِّسَاءُ، فَمَاتَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ فَوُرِّثَتْهُ امْرَأَتُهُ دَارًا بِالْمَدِينَةِ
"Muhacir kadınlardan bir kısmı Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a evlerinin darlığından ve kendilerinin evlerden çıkarıldıklarından şikayet ettiler. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam), kadınların muhacir evlerine varis kılınmalarını emretti."

[Ebu Davud, Harac 7, (3080).] 

Hz. Ali (radıyallahu anh)'den biri anne bir erkek kardeş, diğeri koca olan iki amca çocuğu hakkında sorulmuştu. Şu cevabı verdi: 

#8,935 لِلزَّوْجِ النِّصْفُ، وَلِلأَخِ مِنَ الأُمِّ السُّدُسُ، وَمَا بَقِيَ بَيْنَهُمَا نِصْفَانِ
 "Koca için yarı, anne bir erkek  kardeş için altıda bir, geri kalan da aralarında ikiye bölünür." (Buhari'de muallak olarak gelmiştir: Feraiz 15).

Müsnedi Zeyd Hn: 566; Tashifetil Muhaddisin Hn: 135. Hadis mevkuf ve sahihtir.

Zeyd İbnu Sabit (radıyallahu anh) dedi ki: 

#8,934 زَيْدٌ وَلَدُ الْأَبْنَاءِ بِمَنْزِلَةِ الْوَلَدِ إِذَا لَمْ يَكُنْ دُونَهُمْ وَلَدٌ ذَكَرُهُمْ كَذَكَرِهِمْ وَأُنْثَاهُمْ كَأُنْثَاهُمْ يَرِثُونَ كَمَا يَرِثُونَ وَيَحْجُبُونَ كَمَا يَحْجُبُونَ وَلَا يَرِثُ وَلَدُ الِابْنِ مَعَ الِابْنِ
"Oğulların çocukları, kendileriyle ölü arasında başka bir erkek çocuk olmadığı takdirde, ölenin çocuğu menzilesindedir: Oğlanların erkek çocukları, ölenin erkek çocukları gibidir. Oğulların kız çocukları da ölenin kız çocuğu gibidirler. Oğulların çocukları, oğullar gibi miras alırlar. Oğullar kendilerinden aşağıdakilerden mirasına mani oldukları gibi, oğulların oğulları da kendilerinden aşağıdakilerin miras almasına mani olurlar. Oğulun çocuğu, oğulla birlikte miras alamaz.

Ölen kimse, bir kızla, bir oğulun oğluna bıraksa, kız yarı alır, geri kalanı da oğulun oğlu alır. Zira Aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:

"Miras paylarını (Kur'an'da zikredilen) hak sahiplerine verin. Geri kalan, (baba tarafından) en yakın erkeğe aittir."

Buhari, Feraiz 7. 6735 nolu hadisin bab başlığı

İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: 

#8,933 عن ابْنِ عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]كَانَ الْمَالُ لِلْوَلَدِ، وَالْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ، فَنَسَخَ اللّهُ مِنْ ذلِكَ مَا أحَبَّ فَجَعَلَ لِلذَّكَرِ مِثْلَ حَظِّ ا‘نْثَيَيْنِ، وَجَعلَ لِ‘بَوَيْنِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسَ وَالثُّلُثَ، وَجَعلَ لِلْمَرْأةِ الثُّمْنَ وَالرُّبُعَ، ولِلزَّوْجِ الشَّطْرَ وَالرُّبْعَ[. أخرجه البخاري .
"(Cahiliye devrinde ölen babanın) malı oğluna kalırdı. Vasiyet de valideyn için yapılırdı. Allah Teala hazretleri bundan dilediği kısmı neshedip erkeğin hissesini kadının hissesinin iki misli kıldı, ebeveynden herbiri için (eğer çocuk varsa) altıda bir, üçte bir kıldı. Kadına (çocuk varsa) dörtte bir kıldı. Zevc'e, (çocuk yoksa) yarı, (çocuk varsa) dörtte bir  miras payı kıldı." 

Buhari, Vesâyâ 6, Tefsir, nisa 5, Feraiz: 10 Hn: 6270; Darimi, Sünen Hn: 3169; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 2217; Taberi, Camiul Beyan Tefsiri Eyil Kuran Hn: 8025. Garip Osman der ki: Hadis mevkuf sahih ve gariptir

İmam Malik'e ulaştığına göre, 

#8,932 أَنَّ رَجُلًا مِنْ الْأَنْصَارِ مِنْ بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ تَصَدَّقَ عَلَى أَبَوَيْهِ بِصَدَقَةٍ، فَهَلَكَا فَوَرِثَ ابْنُهُمَا الْمَالَ وَهُوَ نَخْلٌ، فَسَأَلَ عَنْ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ: " قَدْ أُجِرْتَ فِي صَدَقَتِكَ، وَخُذْهَا بِمِيرَاثِكَ.
"Ensardan bir zat, ebeveynine bir bağışta bulundu. Bilahare ebeveyni vefat etti. Oğulları tekrar bu mala veraset yoluyla sahip oldu. Bu bir hurmalıktı. Oğlan, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bu hususta sual etti. Aleyhissalatu vesselam  ona: "Şurası muhakkak ki tasadduk sevabını aldım. Şimdi o malı (Allah) sana miras olarak geri gönderdi" buyurdu."

Muvatta, Akdiye 54, (2, 760).]

Muhammed İbnu Ebi Bekr İbni Hazm'ın anlattığına göre babasının sıkça şöyle söylediğini işitmiştir:

#8,931 كَانَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، يَقُولُ: " عَجَبًا لِلْعَمَّةِ، تُورَثُ وَلَا تَرِثُ
"Hz. Ömer (radıyallahu anh) pek çok defalar şöyle derdi: "Halanın haline hayret ediyorum! Kendisine varis olunur, fakat o varis olmaz." 

Malik, Muvatta, Feraiz: 9 Hn: 1063; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 11293 ve Marifetis Sünne Vel Eser Hn: 3900; Muhammed, Muvatta Hn: 723; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 31647 ve diğerleri.

Bera b. Azib (r.a.) dedi ki:

#8,929 جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ فَسَأَلَهُ عَنِ الْكَلَالَةِ، فَقَالَ: " تَكْفِيكَ آيَةُ الصَّيْفِ
Bir adam Rasülullah (s.a.v)'e gelerek kelale'den sordu. Efendimiz buyurdu ki: Bu konuda yazın (nazil olan) ayet yeter (yani Nisa suresi 176).

Ahmed, Müsned Hn: 18116-18133-18202; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 5226; Ebu Yala, Müsned Hn: 1656; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 6892 ve diğeleri. Hadis merfu, hasen ve ravi sayısı açısından azizdir.

(Amir) Eşşabi rahimullah dedi ki:

#8,928 سُئِلَ أَبُو بَكْرٍ عَنْ الْكَلَالَةِ، فَقَالَ: " إِنِّي سَأَقُولُ فِيهَا بِرَأْيِي، فَإِنْ كَانَ صَوَابًا فَمِنْ اللَّهِ، وَإِنْ كَانَ خَطَأً فَمِنِّي، وَمِنَ الشَّيْطَانِ: أُرَاهُ مَا خَلَا الْوَالِدَ وَالْوَلَدِ "، َفَلَمَّا اسْتُخْلِفَ عُمَرُ، قَالَ: إِنِّي لَأَسْتَحْيِي اللَّهَ أَنْ أَرُدَّ شَيْئًا قَالَهُ أَبُو بَكْرٍ
Hz. Ebu Bekir'e "kelale"nin kim olduğu sorulmuş da, O şöyle cevap vermiş: "Doğrusu ben bu hususta kendi görüşümü söyleyeceğim. Doğru olursa Allah'tandır, yanlış olursa benden ve şeytandandır. Ben onun, (ana), baba ve çocuk dışındaki (yakınlar) olduğunu sanıyorum." Sonra Hz. Ömer Halife seçildiğinde şöyle demiş: "Doğrsu ben ger­çekten, Ebu Bekir'in söylemiş olduğu bir şeyi reddetmekten dolayı Allah'tan hayaa ederim."

Darimi, Feraiz: 26 Hn: 2883; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 2387 ve Süneni Kübra Hn: 11350; Hatip, Elfakih vel Mütefakih Hn: 342. Garip Osman der ki: Şabi Hz Ebubekir r.a. yetişmemiştir, ancak bununla birlikte Ahmed b. Abdullah Acli derki şabinin mürseli sahihtir çünkü o sahihten başkasını rivayet etmezdi. Hadis mevkuf, sahih ve ravi sayısı açısından gariptir.

Eslem el Adi rahimullah'den:

#8,927 َنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ عَنِ الْكَلَالَةِ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ : يَكْفِيكَ مِنْ ذَلِكَ الْآيَةُ الَّتِي أُنْزِلَتْ فِي الصَّيْفِ، فِي آخِرِ سُورَةِ النِّسَاءِ
"Hz. Ömer (r.a.), Resulullah (s.a.v)'e kelale'(nin miras hissesin)den sormuştu. "Bu yaz nazil olan, Nisa suresinin sonundaki ayet, bu meselede sana yeterlidir" buyurdular. (Nisa 176).

Ebu Musab Zühri Muvatta'yı Malik, Feraiz: 7 Hn: 3045; Cevheri, Müsnedi Muvatta Hn: 356; Ebu Ahmed Hakim, Avali Malik b. Enes Hn: 108. Hadisin ravisi der ki: "Ebu İshak'a sordum: "Kelale, ne çocuk ne de baba bırakmadan ölen kimse değil mi?" Bana: "Böyle zannettiler!" diye cevap verdi." Yaz mevsiminde indiği için "Yaz ayeti" denen ayet şudur: (Mealen "Senden fetva istiyorlar. De ki: "Varis olarak babası ve çocuğu bulunmayan kimsenin mirası hakkında Allah size hükmünü bildiriyor: Eğer bir kimse ölür ve kendisinin çocuğu olmayıp da bir kızkardeşi bulunursa, mirasın yarısı onundur. Eğer kadın ölür de çocuğu olmayıp geride sadece erkek kardeşi varis olarak bulunursa, mirasın tamamını alır. Varisler iki kızkardeş ise, mirasın üçte ikisi onlara aittir. Eğer varisler hem erkek, hem de kızkardeşler ise, erkeğe iki kız hissesi vardır." Allah şaşırırsınız diye hükümlerini size böylece bildiriyor. Allah herşeyi hakkıyla bilir" (Nisa 176). Kış mevsiminde indiği için kış ayeti denen ayet de, Nisa suresinin baş tarafındadır: "Allah, miras taksimini size şöyle emrediyor: Size varis olan çocuklarınızdan erkeğe iki kız hissesi vardır. Çocuklar, hepsi kız olmak üzere ikiden fazla iseler, o zaman mirasın üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kızdan ibaretse ona mirasın yarısı verilir. Eğer ölenin çocuğu varsa, ölenin anne ve babasından herbirine altıda bir hisse vardır. Ölenin çocuğu olmayıp da sadece anne ve babası onun mirasçısı ise, o zaman annenin hakkı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri de varsa, annenin hakkı yine altıda birdir. Bu hükümler ölünün borçları ödendikten ve usulü dairesinde vasiyeti yerine getirildikten sonra kalan mal içindir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size menfaatçe daha yakın olduğunu siz bilemezsiniz; bu yüzden de onlar arasındaki miras taksimini size bıraktığımız takdirde adaletsizlik edersiniz. Bu hisseler ise, Allah katından birer hak olarak size emrolunmuştur. Muhakkak ki Allah herşeyi hakkıyla bilir ve her işini hikmetle yerine getirir"

Rebîa b. Ebi Abdirrahman rahimullah diyor ki:  

#8,926 بَلَغَنِي، أَنَّ امْرَأَةَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ سَأَلَتْهُ أَنْ يُطَلِّقَهَا، فَقَالَ: إِذَا حِضْتِ ثُمَّ طَهُرْتِ فَآذِنِينِي، فَلَمْ تَحِضْ حَتَّى مَرِضَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ، فَلَمَّا طَهُرَتْ آذَنَتْهُ، فَطَلَّقَهَا الْبَتَّةَ، أَوْ تَطْلِيقَةً لَمْ يَكُنْ بَقِيَ لَهُ عَلَيْهَا مِنَ الطَّلَاقِ غَيْرُهَا، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ يَوْمَئِذٍ مَرِيضٌ، " فَوَرَّثَهَا عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ مِنْهُ بَعْدَ انْقِضَاءِ عِدَّتِهَا
"Abdurrahman İbnu Avf'ın hanımı, ondan kendisini boşamasını talep etti. Abdurrahman: "Adetten temizlenince bana haber ver!" dedi. Kadın haber verdi. O da talak-ı bette ile (üç talakla) -veya baki kalan tek bir talakla- boşadı. Ne var ki Abdurrahman o gün hasta idi. Hz. Osman, kadının iddeti tamamlanınca kocasının malına onu da varis kıldı." 

Muvatta, Talak: 40 Hn: 1175; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 13969 ve Marifetis Sünne vel Eser Hn: 4488 ve diğerleri. Hadis mevkuf ve hasenliğayrihtir. Ravi sayısı açısından azizdir.

Abdurrahman İbnu Hürmüz el-Arac'dan: 

#8,925 أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ " وَرَّثَ نِسَاءَ ابْنِ مُكْمِلٍ مِنْهُ، وَكَانَ طَلَّقَهُنَّ وَهُوَ مَرِيضٌ
"Osman İbnu Affan (r.a.) İbn   Mükemmil'in hanımlarını kendisine varis kıldı. İbnu Mükemmil hasta iken hanımlarını boşamıştı." 

Malik, Muvatta, Talak: 41 Hn: 1174; Muhammed, Muvatta Hn: 575 ve diğerleri. Hadis mevkuf, sahih ve ravi sayısı açısından gariptir.

 Muhammed İbnu Yahya İbni Hibban anlatıyor:  

#8,924 كَانَتْ عِنْدَ جَدِّي حَبَّانَ امْرَأَتَانِ هَاشِمِيَّةٌ وَأَنْصَارِيَّةٌ، فَطَلَّقَ الْأَنْصَارِيَّةَ وَهِيَ تُرْضِعُ، فَمَرَّتْ بِهَا سَنَةٌ، ثُمَّ هَلَكَ عَنْهَا وَلَمْ تَحِضْ، فَقَالَتْ: أَنَا أَرِثُهُ، لَمْ أَحِضْ، فَاخْتَصَمَتَا إِلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، " فَقَضَى لَهَا بِالْمِيرَاثِ "، فَلَامَتِ الْهَاشِمِيَّةُ عُثْمَانَ، فَقَالَ: " وَهَذَا عَمَلُ ابْنِ عَمِّكِ، هُوَ أَشَارَ عَلَيْنَا بِهَذَا "، يَعْنِي عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ
"Dedem Hibban'ın iki hanımı vardı. Biri Haşimiye, diğeri Ensariye idi. Dedem, Ensariye'yi, çocuğu meme verir halde boşadı. Kadının üzerinden bir yıl geçti, sonra dedem öldü, kadın hala hayız olmadı. Bunun üzerine: "Ben kocama varis olurum, çünkü hayız olmadım!" dedi. Dava Hz. Osman (radıyallahu anh)'a intikal etti. Hz. Osman kadının mirasa iştirak etmesine hükmetti. Haşimiye kadın, bu kararı sebebiyle Hz. Osman'ı levmetti. Hz. Osman: "Bu, senin amcaoğlunun işidir. Böyle hükmetmemize o işaret etti!"  dedi. "Amcaoğlun" sözüyle Hz.Ali (radıyallahu anh)'yi  kasdetmişti." 

Muvatta, Talak: 43 Hn: 1176. Hadis mevkuf, sahih ve ravi sayısı açısından gaiptir.

Mekhul rahimullah dedi ki:

#8,923 جَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ : " مِيرَاثَ ابْنِ الْمُلَاعَنَةِ لِأُمِّهِ وَلِوَرَثَتِهَا مِنْ بَعْدِهَا
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), mülaane (ile ayrılan karıkocanın) çocuğunun mirasını annesine kıldı, anneden sonra da annenin varislerine kıldı." 

Ebu Davud, Ferâiz: 9 Hn: 2907; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 11579; Mizzi, Tehzibul Kemal Hn: 2637. Garip Osman der ki: İmam Ebu Davud hadisin benzerini Abdullah b. Amr (r.a.)'dan merfu olarak da rivayet etmiştir. Mizzi de merfu rivayet etmiştir. İş bu nedenle hadis mefu, hasen li ğayrihi ve ravi sayısı açısından gariptir.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'dan Nebi (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 

#8,922 إِذَا اسْتَهَلَّ الْمَوْلُودُ وُرِّثَ
"Yeni doğan bir çocuk (işitecek kadar yüksek) bir ses çıkaracak olursa varis kılınır."
Cabir (r.a.)'dan yapılan mevkuf rivayet ise şöyledir:
إِذَا اسْتَهَلَّ صُلِّيَ عَلَيْهِ وَوَرِثَ، فَإِذَا لَمْ يَسْتَهِلَّ لَمْ يُصَلَّ عَلَيْهِ وَلَمْ يُورَثْ
"Doğan çocuk ağlar sonra ölürse, varis olur ve ona varis olunur. Ağlamazsa (ölü doğarsa), ne varis olur ne de ona varis olunur." İbn Münzir, El Vasat fis Sünne vel İcmai vel İhtilah Rn: 3091.

Ebu Davud, Feraiz: 15 Hn: 2920; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 11563. Garip Osman der ki: Hadis merfu sahih ve meşhurdur. İbn Abbas Cabir ve diğer sahabelerce de rivayeti mevcuttur.

Esved b. Yezid rahimullah dedi ki:

#8,921 أَتَانَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ، بِالْيَمَنِ مُعَلِّمًا وَأَمِيرًا، فَسَأَلْنَاهُ عَنْ رَجُلٍ تُوُفِّيَ وَتَرَكَ ابْنَتَهُ وَأُخْتَهُ، فَأَعْطَى الِابْنَةَ النِّصْفَ، وَالْأُخْتَ النِّصْفَ
"Bize (Yemen'e), Muaz (radıyallahu anh), muallim ve emir olarak geldi. Ona, bir kızla bir kızkardeş bırakarak ölen kimse(nin veraset durumu) hakkında sorduk. O, kız için yarım, kızkardeşi için de yarıma hükmetti. O sırada Aleyhissalatu vesselam sağdı." 

Buhârî, Ferâiz: 6 Hn: 6265; Ebu Davud, Feraiz: 4 Hn: 2893. Garip Osman der ki: Hadis hükmen merfu ve sahihtir.

Büreyde b. Hasib (r.a.)'den: 

#8,920 وعن بُرَيْدَةٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]جَعَلَ النَّبِىُّ #: لِلْجَدَّةِ السُّدُسَ إذَا لَمْ يَكُنْ دُونَهَا أُمٌّ[. أخرجه أبو داود.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), büyükanneye, önünde, (ölenin) anne(si) olmadığı takdirde, altıda bir pay koydu."

Ebu Davud, Feraiz: 5 Hn: 2895. Hadis merfu, hasen ve ravi sayısı açısından gariptir.

Yahya b. Said el Ensari rahimullahın bildirdiğine göre:

#8,919 أَنَّ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ كَتَبَ إِلَى زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ يَسْأَلُهُ عَنِ الْجَدِّ، فَكَتَبَ إِلَيْهِ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ: " إِنَّكَ كَتَبْتَ إِلَيَّ تَسْأَلُنِي عَنِ الْجَدِّ وَاللَّهُ أَعْلَمُ، وَذَلِكَ مِمَّا لَمْ يَكُنْ يَقْضِي فِيهِ إِلَّا الْأُمَرَاءُ يَعْنِي الْخُلَفَاءَ، وَقَدْ حَضَرْتُ الْخَلِيفَتَيْنِ قَبْلَكَ يُعْطِيَانِهِ النِّصْفَ مَعَ الْأَخِ الْوَاحِدِ، وَالثُّلُثَ مَعَ الْاثْنَيْنِ، فَإِنْ كَثُرَتِ الْإِخْوَةُ لَمْ يُنَقِّصُوهُ مِنَ الثُّلُثِ
"Muaviye b. Ebu Sufyan (radıyallahu anh) Zeyd b. Sabir (r.a.)'a bir Mektub yazarak dedenin mirastaki payını sordu. Kendisine dedenin miras payından soran Muaviye'ye, Zeyd b. Sabit şöyle cevap yazdı "Bana yazarak dededen soruyorsun. Doğruyu Allah bilir. Bu mesele, ancak umeranın -yani halifelerin- hükmedeceği meselelerden biridir. Ben sizden önce iki halifeyi gördüm. Onlar ölenin tek bir kardeşi ile verasete iştirak eden dedeye malın yarısını veriyorlardı. İki ve daha fazla kardeş olması halinde üçte bir veriyorlardı. Erkek kardeşler çok da olsa  dedenin payı üçte birden aşağı düşmezdi."

Muvatta, Feraiz: 1 Hn: 1055; Ebu Musab Zühri, Muvattayı Malik Hn: 3032; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 4860.

Abdullah b. Müleyke rahimullah dedi ki:

#8,918 عن ابْنِ الزبير رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]أنَّهُ كَتَبَ إلَيْهِ أهْلُ الْكُوفَةِ فِي الْجَدِّ فَقَالَ: أمَّا الّذِي قَالَ فيهِ رَسُولُ اللّهِ #: لَوْ كُنْتُ مُتَّخِذاً مِنْ هذِِهِ ا‘مَّةِ خَلِيً َتَّخَذْتُهُ فإنَّهُ نَزَّلَهُ مَنْزِلَةَ ا‘بِ. يَعْنِي أبَا بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ[. أخْرَجه البخاري. ومعناه: جعل الجدّ في منزلة ا‘ب، وأعطاه ما يأخذ ا‘ب من الميراث.
Ehl-i Kufe, Abdullah b. Zübeyr (radıyallahu anh)'a yazarak dede hakkında sormuşlardı. O da şu cevabı vermişti: "Hakkında Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Ben bu ümmet içerisinde birini kendime halil seçseydim, onu seçerdim"  dediği kimse, yani Ebu Bekr, dedeyi (miras meselesinde) baba yerine koymuştu." 

Buhârî, Fezâilu'l-Ashab: 5 Hn: 3685; Ahmed, Müsned Hn: 15675; Bezzar, Müsned Hn: 2194, 2200 ve diğerleri. Hadis sahih ilk kısmı meşhurdur.

Ebul-Esved ed-Düell rahimehullah'dan:

#8,917 أَنَّ مُعَاذًا حَدَّثَهُ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " الْإِسْلَامُ يَزِيدُ وَلَا يَنْقُصُ فَوَرَّثَ الْمُسْلِمَ
Muaz rçanhu dedi ki: Rasülullah s.a.v'i işittim şöyle buyuruyordu: "İslam [galebe çalar, ona galebe çalınmaz], artar eksilmez. Diğer rivayette ise أَنَّ مُعَاذًا أُتِيَ بِمِيرَاثِ يَهُودِيٍّ وَارِثُهُ مُسْلِمٌ Hz. Muaz'a bir Yahudinin miras meselesi getirildi. Onun Müslüman oğluna da mirastan pay verdi ve dedi ki:  diyerek hadisi rivayet etti.

Ebu Davud, Feraiz: 10 Hn: 2912, 2913; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 11545. İbn Hacer hacer hadis merfudur der. Beyhaki hadiisn sonunda şu açıklamayı yapar: وَإِنْ صَحَّ الْخَبَرُ، فَتَأْوِيلُهُ غَيْرُ مَا ذَهَبَ إِلَيْهِ، إِنَّمَا أَرَادَ أَنَّ الإِسْلامَ فِي زِيَادَةٍ، وَلا يَنْقُصُ بِالرِّدَّةِ، وَهَذَا رَجُلٌ مَجْهُولٌ، فَهُوَ مُنْقَطِعٌ

Said İbnu'l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor:

#8,916  وعن سعيدِ بْنِ الْمُسَيَّبٍ قَالَ: ]أبِي عُمَرُ أنْ يُوَرِّثَ أحَداً مِنَ ا‘عَاجِمِ إَّ أحَداً وُلِدَ في الْعَرَبِ[. أخرجه مالِكٌ.وزاد رزين: »وَامْرَأةً جَاءَتْ حَامًِ فَوَلَدَتْ في الْعَرَبِ فَهُوَ يَرِثُهَا إنْ مَاتَتْ وَتَرِثُهُ إنْ مَاتَ، ومِيرَاثُهُ في كِتَابِ اللّهِ تعالى« .
"Hz. Ömer (radıyallahu anh), Arap (memleketinde) doğmadıkça, Acem'den birini varis kılmaktan imtina etmiştir." [Muvatta, Feraiz 14, (2, 520).] Rezin şu ilavede bulundu: "Hamile olarak gelip Arap (memleketinde) doğuran kadını da hariç kıldı. Bu durumda erkek, eğer ölürse  kadına varis olur. Eğer erkek ölürse,  kadın da ona varis olur. Erkeğin miras(taki pay nisbet)i Allah'ın kitabında vardır."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/309.