Toplam 18,888 Hadis
Konular

Siyer Kategorisi

Ebû Ruhm anlatıyor:

#18,904
Bir sefere çıkmıştık; gece yürürken yanımda (karanlıktan dolayı) tanıyamadığım bir adam vardı, ben onu sıkıştırıyordum. Meğer yanımda yol alan adam Resulullah'mış (sallallahu aleyhi vesellem). Allah' ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Sen kimsin?" diye sorunca: "Ebu Ruhm!" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi ve.sellem): "Benu Ğifar' dan, uzun boylu, kıvırcık saçlı, esmer olanlar ne yaph? Bu yolculukta bizimle beraber onlardan kimse var mı?" diye sorunca: "Hayır" dedim. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Eslem kabilesinden kısa boylu, esmer ve basık burunlu adamlar ne yaptı? Bu yolculukta bizimle beraber onlardan kimse var mı?" diye sorunca: "Hayır" dedim. Resulullah (sallailahu aleyhi vesellem): "Kızıl (derili) ve köse olan adamlar ne yaptı? Bu yolculukta bizimle beraber onlardan kimse var mı?" diye sorunca: "Hayır" dedim. Bunun üzerine Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ailemden, Kureyş, Ensar, Eslem ve Ğifar'dan, geride kalmalan (sefere kahlmamaları) bana daha ağır gelen kimse yoktur! Onlardan biri geri kalacaksa, devesini birine verip kendi yerine sefere çıkmasını sağlamasına ve yola çıkana kadar sevap almasına engel olan şey nedir?" buyurdu. 1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10313 *Hadisi Bezzar iki ravi zinciriyle rivayet etmiş olup senedinde İbn Ebi Ruhm'un yeğeni bulunmaktadır ki; bu raviyi tanımıyorum. Senedlerinden birinin diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 Bezzâr (no. 1842)

Ebu Bekr b. Muhammed b. Hamza b. Amr el-Eslemi'nin bildirdiğine göre babası, dedesinden nakletmiştir:

#18,903
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Tebuk seferine çıkınca -yolculuk boyunca- hizmetinde bulundum. Yolculuk esnasında yağ tulumuna baktım; içinde kalan yağ çok azalmıştı. Bu arada Resülullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) yemek hazırladıktan sonra yağ tulumunu güneşe koyup yattım; tulumdan taşıp akan yağın sesine uyanıp kalktım ve tulumun ağzını kapattım. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni görünce: "Onu bıraksaydın bir vadi dolusu yağ akardı" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10312 *Hadisi Taberâni, biri Peygamberlik Alametlerinde (Mucizeler'de) olmak üzere iki yolla rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.

Ebu't-Tufeyl bildiriyor:

#18,887
Hz. Ali toprağın üzerinde uzanmış uyurken Resftlullah (sallallahu aleyhi vesellem) geldi. (Onu böyle görünce) "Senin hak ettiğin isim, Ebu Turıib (toprağın babası) ismidir. Sen, (bundan böyle) Ebu Turıib'sın" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn: 14593- Ebu't-Tufeyl bildiriyor•Taberani. el-Mu'cemu'l-evsat'ı ile el-Mu'cemu'l-kebir'inde rivayet etmiştir. Ravileri güvenilirdir.2

Ebu't-Tufeyl der ki:

#18,886
Ebu Mes'O.d'a, Hz. Ali hatırlatıldığı zaman dedi ki: "Başının kazan gibi, etrafının saçlı, tepesinin kel olduğunu görmüyor musun?"

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn 14592- Ebu't-Tufeyl der ki: *Taberani rivayet etmiştir. Ravileri Sahlh'in ravileridir.1

Vakıdi bildiriyor

#18,885
Denirdi ki: "Hz. Ali esmer tenli, orta boylu, kilolu, geniş omuzlu, uzun sakallı, kel, göbekli ve iri gözlüydü. Saç ve sakalı beyazdı."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn14591- Vakıdi bildiriyor: *Taberani rivayet etmiştir. Ravileri Vakıdi'ye kadar güvenilirdir.2

Şa'bi der ki:

#18,884
"Hz. Ali'yi minberde gördüm. Beyaz sakallıydı. Sakalı (o kadar genişti ki) iki omuzu arasını doldurmuştu." Yahya b. Said' in rivayetinde: "Başında seyrek saçlar vardı" ilavesi yer almıştır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn*laberani rivayet etmiştir. Ravileri Sahih'in ravileridir.1 :14590- Şa'bi der ki:

İmrân b. Husayn'ın bildirdiğine göre

#18,867
Tebuk seferi sırasında Osman b. Affan'ı "Usre" (darlık\zorluk) ordusunda gördüm. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sadaka vermeyi, güçlü olmayı ve iyilikte yarışmayı emretmişti. Araplardan Hıristiyan olanlar Heraklius' a: "Bu peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan adam helak oldu. Kendisine inananlar kıtlığa maruz kaldı ve malları telef oldu. Eğer dinini kurtarmak istiyorsan şimdi tam zamanı!" diye bir mektup yazmışlardı. Heraklius, Bizans' ın ileri gelenlerinden Danad adında bir adamın komutasında kırk bin kişilik bir ordu gönderdi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu durumdan haberdar olunca Araplara mektup yazdı (durumu onlara haber verdi). (Bu haberi aldıktan sonra) Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) her gün minbere çıkıp oturarak: "Allahım! Bu topluluğu helak edersen yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz!" diye Allah'a dua ederdi. O zaman insanların maddi güçleri yoktu. Bu arada Osman kazanç elde etmek için (ticaret maksadıyla) Şam'a gitmek üzere bir kervan hazırlamıştı. Osman: "Ya Resülallah! Şu palanıyla çuluyla hazır iki yüz deveyi ve iki yüz okka altını Allah yolunda bağışlıyorum!" deyince Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) Allah' a hamdetti, insanlar da tekbir getirdi. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) başka bir makamda kalkıp sadaka vermeyi teşvik etti. Osman ayağa kalkıp: "Ya Resulallah! Bu iki yüz deveyi ve iki yüz okka altını da Allah yolunda bağışlıyorum!" deyince Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) tekbir getirdi, insanlar da tekbir getirdi. Osman develeri getirdi, parayı da getirip Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) önüne boşalttı. O zaman Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem): "Bugünden sonra Osman'a her ne yaparsa zarar vermeyecektir!" buyurduğunu işittim.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10311 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Abbas b. el-Fadl el-Ensari bulunmaktadır.

Ebu Reca el-Utarid! bildiriyor:

#18,866
"Hz. Ali'yi gördüm, kiloluydu, saçları dökülmüştü; ama başının yan taraflarında oğlak derisindeki kıllar gibi sık saçlar vardı."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14589-*Taberani rivayet etmiştir. Ravileri Sahlh'in ravileridir.

Taberâni der ki:

#18,865
Abdullah b. Ebi Umeyye b. el-Muğire b. Abdillah b. Ömer b. Mahzum, Ümmü Seleme'nin babasından kardeşidir. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) halası Atike binti Abdilmuttalib annesidir. Mekke fethi günü Müslüman olmuştur. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) yolda karşılaşıp Müslüman olmuştur. O'nunla (sallallahu aleyhi veselleın) beraber Taif kuşatmasına katılmış ve şehit düşmüştür.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10310

İbn İshâk, Taif gününde şehit olanlar konusunda der ki:

#18,864
Cüleyha b. Abdillah b. Muharib b. Naşib b. Sa' d b. Leys (Taif kuşatmasında şehit olmuştur). Ensar' dan; Evs kabilesinden: Rukaym b. Sabit b. Sa'lebe b. Zeyd b. Levzan b. Muaviye de (Taif kuşatmasında şehit olmuştur). Kureyş kabilesinin Beml Umeyye b. Abdişems kolundan: Said b. Said b. el-As (Taif kuşatmasında şehit olmuştur).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10309 *Bu hadisleri Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.

Urve, Taif gününde şehit olanlar konusunda der ki:

#18,863
Ensar' dan; Bemu Salim boyunun Benu Haram kolundan: el-Ciz' sanıyla maruf Sa'lebe (Taif kuşatmasında şehit olmuştur) Ensar'dan; Benu Amr b. Avf boyunun Benu Muaviye b. el-Haris kolundan: Rukaym b. Sabit b. Sa'lebe (Taif kuşatmasında şehit olmuştur)

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10308 *Bu iki hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde İbn Lehia bulunmaktadır ki; bu ravi zayıf olup hadisi hasen sayılmıştır. 2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 1398, 4637) rivayet etmiştir.

İbn Şihab,

#18,862
Taif gününde şehit olanlar konusunda der ki: Ensar' dan; Benu Seleme' den: el-Ciz' diye bilinen Sabit b. Sa'lebe (Taif kuşatmasında şehit olmuştur).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10307 *Bu ikisini Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, Sahih'in ravileridir.1 1 Taberaru el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 1357) hadisin birinci kısmını İbn Şihab yoluyla rivayet etmiştir. İkinci kısmı ise Rukaym'in terceme-i halinde İbn Şihab yoluyla değil Urve yoluyla zikretmiştir. Bu da sonraki hadistir.

Ebû Bekre bildiriyor:

#18,861
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Taif kalesini kuşatınca çıkrıkla Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına indim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Nasıl indin?" diye sorunca: "Çıkrıkla indim" dedim. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sen Ebu Bekre'sin ("çıkrık sahibisin")!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10306 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde tanımadığım bir ravi olan Ebû'l- Minhal el-Bekravi bulunmaktadır. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.

İbn İshâk,

#18,860
Huneyn günü Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber savaşa katılıp şehit olanlarla ilgili şöyle demiştir: Kureyş kabilesinin Benu Esed kolundan: Yezid b. Zem'a b. el-Esved b. el-Muttalib Huneyn günü şehit olmuştur. Cenah adındaki atı luzlı koşup onu üzerinden düşürerek öldürmüştü. Ensar' dan: Suraka b. el-Hubab b. Adiyy b. el-Aclan, Hayber günü (kitapta Huneyn günü) Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber savaşa katılıp şehit olmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10305 *Bu iki hadisin İbn İshak'a kadar olan ravileri, güvenilir kimselerdir.

İbn Şihâb,

#18,859
Hayber günü Resulullah'Ia (sallallahu aleyhi vesellem) beraber savaşa katılıp şehit olanlarla ilgili der ki: Ensar' dan Beni'l-Aclan' dan: Murra b. Suraka b. Hubab şehit olmuştur. Kureyş kabilesinin Benu Esed kolundan: Yezid b. Zem'a Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber Huneyn savaşına katılıp şehit olmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10304 *Bu iki hadisin ez-Zühri'ye kadar olan ravileri Sahih'in ravileridir.

Müslümanlardan Bemû Esed b. Abdiluzza' dan:

#18,858
Zeyd b. Rabia, Huneyn günü şehit olmuştur. Kureyş kabilesinin Benu Esed b. Abdiluzza kolundan: Yezid b. Zem'a da Huneyn günü şehit olmuştur. Taberani: "İbn Lehia böyle diyor, ama bana göre ise bu bir yanılgıdır" demiştir. Derim ki: Zühri' den gelecek rivayette görüleceği gibi doğru olan (Zeyd değil) Yezid'dir. Urve'nin bildirdiğine göre, Hayber günü Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber savaşa katılıp şehit olanlarla ilgili der ki: Ensar' dan Bemu Amr b. Avf boyunun Beni'l-Aclan kolundan: Süraka b. el-Hubab da şehit olmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10303 *Hepsini Taberâni rivayet etmiş olup senedinde İbn Lehia bulunmaktadır ki; bu ravi zayıf olup hadisi hasen sayılmıştır.

Taberâni der ki:

#18,857
Eymen b. Ümmi Eymen, Huneyn günü şehit olmuştur. Bu sahabi, Eymen b. Ubeyd'dir, Benu Avf b. el-Hazrec'e mensuptur, aynı zamanda Usame b. Zeyd'in annesinden kardeşidir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10302

Câbir der ki:

#18,856
Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber sebat gösterenlerden biri de Eymen b. Ümmi Eymen'dir ki bu, (Eymen) b. Ubeyd'dir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10301 *Derim ki: Bu ibareler, İbn İshak'ın sözünden sonra yazılmış olup onun işittiği arasında değildir. Senedinde müdellis olan İbn İshâk bulunmaktadır.

Muhammed b. İshâk,

#18,855
Huneyn gününde şehit olanlar arasında: Eymen b. Ubeyd'i zikretmiştir. (Eymen b. Ubeyd, Huneyn günü şehit olmuştur)

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10300 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.

İbn Abbâs bildiriyor:

#18,854
Resulullah (saUallahu aleyhi vesellem) Huneyn ganimetlerini taksim ederken Cibril yanında bulunuyordu. Bu arada bir melek gelip: "Rabbin sana şöyle şöyle emrediyor!" dedi. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cibril'e: "Bunu tanıyor musun?" diye sordu. Cibril: "Bu bir melektir; fakat ben, Rabbinin bütün meleklerini tanımıyorum!" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10299 *Hadisi Bezzar ve "Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelenin şeytan olmasından korktu!" ifadesiyle Taberâni el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmişlerdir. Hadisin senedinde Hüseyn b. el-Hasan el-Eşkâr bulunmaktadır ki; bu ravi münker rivayetleri olup aynı zamanda hadis uydurmakla da itham edilmiştir, bununla birlikte İbn Hibbân bu raviyi güvenilir saymıştır. Ensar'ın menkıbelerinde Huneyn ganimetleri konusunda çok hadis vardır. 2 2 Hadisi Bezzâr (no. 1838) rivayet etmiş ve: "Hadisin sadece bu senedle rivayet edildiğini biliyoruz" demiştir.

Şube bildiriyor: Ebu İshak'a:

#18,853
"Sen mi büyüksün, yoksa Şa'bi mi?" diye sordum. "Şa'bt, benden bir veya iki yaş daha büyüktür" dedi. Ebu
İshak, Hz. Ali'yi gördü. Onu bize şöyle vasfederdi: "Göbekli ve keldi." Şa'bi dedi ki: "Ebu İshak, Ebu'l-Bahteri'
den daha büyüktü. Ebu'l-Bahteri, Ali'ye ne yetişti, ne de onu gördü."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn: 14588. Taberaru, el-Mu'cemu'l-kebir'inde (159) rivayet etmiştir.

İbn İshâk' ın bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Hevâzin temsilcilerine Mâlik b. Avf'ı sorup:

#18,852
"Malik ne yaptı?" buyurdu. Temsilci: "Taif'e gitti" dedi. Allah'ın Resulü (sav): "Eğer gelip Müslüman olursa ona malını ve ailesini iade edip ganimetten yüz deve vereceğimi Malik'e haber verin!" buyurdu. Bunun üzerine temsilci, Malik'in yanına gidip haber verince, Malik Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelmek üzere Taif'ten çıktı. Bu arada Malik, Sakif kabilesinin haberi olursa Taif'ten çıkmasına izin vermeyeceklerinden korktu. Bu nedenle kendisine ait atının Taif'ten getirip hazırlanmasını emretti. Nitekim öyle yapıldı ve Resulullah'ın (sav) yanına gitmek üzere gece vakti atına binip yola çıktı. Ci'rane'de veya Mekke'de Resulullah'a (salJallahu aleyhi vesellem) yetişti. Allah'ın Resülü (sallallahu aleyhi vesellem) ona ailesini ve malını iade edip ganimetten yüz deve verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10298 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (19/307) rivayet etmiş olup İbn İshâk'a kadar olan ravileri güvenilir kimselerdir.

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre

#18,851
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Huneyn günü kalbi ısındırılmak istenenlere ganimetlerden verdi. Ensar aralarında bir eziklik hissedip: "Ganimetleri(n çoğunu) onlara verdi" dediler. Bunun üzerine Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Ensar topluluğu! Sizler Resülullah ile birlikte yurdunuza dönüp gitmeye razı değil misiniz?" buyurdu. Ensar: "Evet ya Resulallah! Biz buna razıyız!" dediler.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10297 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Hafs b. Ömer el-Adeni bulunmaktadır. İbnu't-Tahrani: "Bu ravi güvenilir idi" demiştir. 2 2 Hadisi Bezzâr (no. 1839) rivayet etmiştir.

Taberâni der ki:

#18,850
Hakim b. Hizam b. Huveylid b. Esed b. Abdiluzza b. Kusayy b. Kilab, künyesi Ebu Halid' dir, annesi: Safiyye binti Züheyr b. Esed, Safiyye'nin annesi ise Selma binti Abdimenaf b. Abdiddar' dır. Hakim b. Hizam, Mekke fethi gününde Müslüman oldu. Kalpleri İslam' a ısındırılmak istenenlerden idi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), ona Huneyn ganimetlerinden yüz deve verdi.1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10296 1 Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (3/207) rivayet etmiştir.

Urve b. Muhammed b. Atiyye es-Sa' di'nin bildirdiğine göre babası, dedesi Atiyye'den şöyle nakletmiştir:

#18,849
(Atiyye) Hevazin (Huneyn) günü (esirler konusunda) Resulullah'la (sav) konuşanlardan birisi idi. Atiyye: "Ya Resulallah! Bunlar senin aşiretin, köklerin ve sütannelerindir! Biz, seni (sana yapmış olduğumuz bakımın karşılığını) bugün için sakladık! Bu kadınlar senin annelerin, bacıların ve teyzelerin!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu konuda ashabıyla konuşup esirlerini onlara geri verdi. Sadece iki kişi itiraz edip paylarına düşenleri bağışlamayacaklarını söylediler. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Gidin! O iki kişiyi muhayyer bırakın!" buyurdu. Biri: "Ben nasibimi bağışladım!" dedi. Diğeri ise: "Ben nasibimi bağışlamam!" dedi. Adam çıkıp gidince Resulullah (sav): "Allahım! Onun payına düşeni kıymetsiz kıl!" diye dua etti. Adam payını almak üzere bekar kızların ve genç erkek (esir)lerin yanından geçti, ama onları almadı. Nihayet yaşlı bir kadına rastladı ve: "Ben bu ihtiyar kadını alıyorum! Çünkü bu kadın bir kabilenin annesidir! Bu kadını fidye ile kurtarmak için ellerinden geleni yaparlar! (istediğim kadar para verirler)" deyince Atiyye tekbir getirip: "Bu kadını al!" dedi. Sonra Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem): "Ya Resulallah! Bu çok yaşlı, koca bir kadın! Ne alımlı ağzı (dudakları), ne de süt getiren memeleri var! Ne de ardından ona üzülecek, onu arayacak kimsesi var!" dedi. Adam, kimsenin kadını sormadığını ve kurtarmak için uğraşmadığını anlayınca (kadını) serbest bıraktı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10295 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup senedinde Nu'man b. ez-Zübeyr es-San'ani'nin babası Zübeyr bulunmaktadır ki; bu raviyi tanımıyorum. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.

Ebu İshak anlatiyor:

#18,848
Çocukken, babamla Cuma namazına gittim. Ali (mescide) girip minbere çıkınca, babam bana dedi ki: "Ey Amr!
Kalk Ernirü'l-müminini seyret." Kalkıp bakhm, minberde ayakta duruyordu. Saçları ve sakalı beyazdı. Üzerinde
bir izarla bir rida vardı. Gömlek giymemişti. Ekledi: "Minberden inene kadar oturduğunu görmedim." Ebu İshak'a: "Kunut yaph mı?'' diye sordum. "Hayır" dedi. Bir rivayette ise: "Sakalını boyadığını görmedim. Başı
iriceydi" ifadesi geçer. Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'inde (152) rivayet etmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn: 14586, 14587. Taberani değişik isnadlarla rivayet etmiştir. Ravileri Sahih'in ravileridir.

Zübeyr b. Bekkar der ki:

#18,847
"Ali b. Ebi Talib' in annesi, Fatıma binti Esed b. Haşim b. Abdimenaf b. Kusayy'dır. Haşimilere çocuk
doğuran ilk Haşimi kadın olduğu söylenir. Müslüman oldu ve Medine'ye Resulullah'ın (sallallahu aleyhi veıellem) yanına hicret etti. Öldüğünde onu ResUlullah (sallallahu aleyhi vesellem) defnetti. Annesi, Fatıma
binti Herem b. Revaha b. Hicr b. Muarrid b. Amir b. Lüeyy' dir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14585. Taberani rivayet etmiştir. Taberani, el-Mucemül Kebir'inde (151) rivayet etmiştir.

Taberani, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel' den, o da babasından bildiriyor: Haşim oğulları:

#18,846
Haşim oğulları: Ebu Talib'in ismi, Abdimenaf b. Abdilmuttalib' tir. Abdulmuttalib' in ismi, Şeybe b. Haşim'

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14584. Taberani, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel' den, o da babasından bildiriyor:

Taberânî dedi ki:

#18,845
"Ali'nin nesebi, Ali b. Ebi T.ilib b. Abdilmuttalib b. Haşim b. Abdimenaf b. Kusayy b. Kilab b. Murre b.
Ka'b b. Lüeyy b. G.ilib b. Fihr b. M.ilik'tir. Künyesi Ebu'l-Hasan' dır. Bedir savaşına katılmıştır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14583. Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsat'ında (1674) ve Bezzar (2518) rivayet etmiştir. 2 Taberani el-Mu'cemu'l-kebir (1/ 92).

Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden bildiriyor:

#18,844
Huneyn günü Hz. Peygamber'i (sallallahualeyhivesellem) gördüm; (yenilgiden
sonra) Hevazin temsilcileri yanına gelip: "Ey Muhammed! Biz, köklü bir kabileyiz! Bize karşı lütufkar ol ve ihsan et! Yüce Allah sana lütuf ve
ihsanda bulunsun! Sana malum olduğu üzere, biz bu belaya uğramış bulunuyoruz" dediler. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "O halde
kadınlarınız ve çocuklarınızla, mallarınız arasında tercih yapın! Ya kadın ve çocuklarınızı, ya da mallarınızı tercih ediniz!" buyurdu. Temsilciler:
"Ya Resalallah! Sen bizi mallarımızla çoluk çocuklarımız arasında muhayyer bıraktın! Biz, kadınlarımızı ve çocuklarımızı tercih ediyoruz!" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Benim hisseme ve Abdulmuttalib oğullannın hisselerine düşenleri size bağışladım. Halka öğle namazını kıldırdığım zaman, sizler ayağa kalkıp: «Biz çocuklanmız ve
kadınlarımız hakkında Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) Müslümanlar katında, Müslümanların da Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) katında şefaatini diliyoruz!» dersiniz" buyurdu. Nitekim öyle de yapblar. Resulullah
(sallallahu aleyhi vesellem): "Benim hisseme ve Abdulmuttalib oğullannın hisselerine düşenler, sizin olsun" buyurdu. Muhacirler: "Biz de, hisselerimize düşenleri Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) için bağışladık!" dediler. Ensar
da Muhacirler gibi dediler. Uyeyne b. Bedr ise: "Ben ve kabilem olan Fezare oğulları hayır diyoruz! Biz hissemize düşenleri bağışlamayız!"
dedi. Akra' b. Habis de: "Ben ve kabilem olan Temim oğulları hayır diyoruz! Biz hissemize düşenleri bağışlamayız!" dedi. Abbas b. Mirdas:
"Ben ve kabilem olan Benü Süleym de hayır diyoruz! Biz hissemize düşenleri bağışlamayız!" dedi. Fakat her iki kabile halkı (Temim oğullan
ile Süleym oğullan), Akra' ile Abbas'ın: "Hayır! Bağışlamayız!" sözleri üzerine, onlara: "Hayır! Sen yalan söylüyorsun! Esirler Resulullah' a vermemek isterse, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona altı deve verilecektir. O da, bağışını bu şartla yapsın!" buyurdu. Sonra devesine bindi. İnsanlar: "Ya Resülallah! Deveden, davardan ganimetimizi bölüştür!" diyerek Resulullah' ı (sallallahu aleyhi vesellem) sıkıştırmaya ve
cübbesinden çekiştirmeye başladılar. O kadar ileri gittiler ki, bir ağaca yaslanıp dayanmak zorunda bıraktılar. Hatta Resftlullah'ın (sallallahu aleyhi
vesellem) cübbesi ağaca takılıp kaldı. Allah' ın Resülü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey insanlar! Cübbemi bana verin! Vallahi, Tihame ağaçları sayısınca ganimet malınız olsa, onlan aranızda bölüştürürdüm! Ben ne cimriyim, ne korkağım, ne
de yalancıyım! Siz bende böyle bir tavır bulamayacak, göremeyeceksiniz!" buyurdu. Sonra devesine yaklaşıp hörgücünden bir tüy koparıp işaret ve orta parmakları arasında tutarak yukarı kaldırıp: "Ey insanlar! Vallahi, sizin ganimetinizden bana beşte bir dışında şu tüy kadar bile geçmiş bir şey yoktur! Beşte bir pay da, gerektiğinde yine sizlere harcanıyor, iade ediliyor! Ganimet mallanndan, elinizde, iğneden ipliğe vanncaya kadar, büyük ve küçük ne varsa getirip geri verin! Ganimet mallanna hıyanet etmeyin! İyi bilin ki, ganimet malına hıyanet etmek; ihanet edenler için, kıyamet gününde ayıplann en kötüsü ve Cehennem ateşi olacaktır!" buyurdu. Yanında kıldan yapılmış bir yumak ip bulunan bir kişi kalkıp: "Ya Resülallah! Bu yumağı devemin eskimiş çulunu tamir etmek için almıştım! (Bunu bana bıraksanız olmaz mı?)" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Eğer bu şey benim hisseme veya Abdulmuttalib oğullannın hisselerine düşecek olursa, senin olsun!" buyurdu. Adam: "Ya Resulallah! Madem ki iş buraya vardı. Artık bu yumak bana gerekmez!" dedi ve yumağı ganimet mallarının içine bıraktı.(sallallahu aleyhi vesellem) bağışlanmıştır!" dediler. Bunun üzerine Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey İnsanlar! Şu insanlara, çocuklarını ve kadınlarını geri verin! Sizden her kim, kendi hissesini tutmak, karşılıksız vermemek isterse, Allah'ın bize ihsan edeceği ilk ganimet malından ona altı deve
verilecektir. O da, bağışını bu şartla yapsın!" buyurdu. Sonra devesine bindi. İnsanlar: "Ya Resülallah! Deveden, davardan ganimetimizi
bölüştür!" diyerek Resulullah' ı (sallallahu aleyhi vesellem) sıkıştırmaya ve cübbesinden çekiştirmeye başladılar. O kadar ileri gittiler ki, bir ağaca yaslanıp dayanmak zorunda bıraktılar. Hatta Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) cübbesi ağaca takılıp kaldı. Allah' ın Resülü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey insanlar! Cübbemi bana verin! Vallahi, Tihame ağaçlan sayısınca ganimet malınız olsa, onlan aranızda bölüştürürdüm! Ben ne cimriyim, ne korkağım, ne
de yalancıyım! Siz bende böyle bir tavır bulamayacak, göremeyeceksiniz!" buyurdu. Sonra devesine yaklaşıp hörgücünden bir tüy koparıp işaret ve orta parmakları arasında tutarak yukarı kaldırıp: "Ey insanlar! Vallahi, sizin ganimetinizden bana beşte bir dışında şu tüy kadar bile geçmiş bir şey yoktur! Beşte bir pay da, gerektiğinde yine sizlere harcanıyor, iade ediliyor! Ganimet mallanndan, elinizde, iğneden ipliğe vanncaya kadar, büyük ve küçük ne varsa getirip geri verin! Ganimet mallanna hıyanet etmeyin! İyi bilin ki,
ganimet malına hıyanet etmek; ihanet edenler için, kıyamet gününde ayıplann en kötüsü ve Cehennem ateşi olacaktır!" buyurdu. Yanında kıldan yapılmış bir yumak ip bulunan bir kişi kalkıp: "Ya Resülallah! Bu yumağı devemin eskimiş çulunu tamir etmek için almıştım! (Bunu bana bıraksanız olmaz mı?)" dedi. Resftlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Eğer bu şey benim hisseme veya Abdulmuttalib oğulların hisselerine düşecek olursa, senin olsun!" buyurdu. Adam: "Ya Resulallah! Madem ki iş buraya vardı. Artık bu yumak bana gerekmez!" dedi ve yumağı ganimet mallarının içine bıraktı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10294 Derim ki: Ebû Dâvûd hadisi çok kısa metniyle irad etmiştir. *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup iki senedinden birinin ravileri, güvenilir kimselerdir.

Amr b. Şuayb'ın bildirdiğine göre babası, dedesinden nakletmiştir:

#18,843
Hevazin temsilcileri Müslüman olup Ci'rane'de Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vOOl.em) yanına gelince: "Ya Resftlallah! Biz, köklü bir kabileyiz! Sana malum olduğu üzere, biz bu belaya uğramış bulunuyoruz. Bize karşı lütufkar ol ve ihsanda bulun! Yüce Allah sana lütuf ve ihsanda bulunsun!" dediler. Hevazin kabilesinin Benu Sa' d b. Bekr kolundan Züheyr adında ve künyesi Ebu Surad olan bir adam ayağa kalkıp: "Ya Resftlallah! Kadınlarımız, senin halaların, teyzelerin ve sana süt emzirip bakmış olan kadınlardır! Eğer senin bize yaphklarını, Haris b. Ebi Şimr veya Nu'man b. el-Münzir yapmış olsa, sonra şimdiki duruma düşüp de kendilerinin yanına gitseydik onların şefkat ve ihsanlarını umardık. Halbuki sen, süt emzirilip bakılanların en hayırlısısın!" dedi. Sonra Resülullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) bir şiir söyledi. Bu şiirinde akrabalıklarını ve kendisine bakıcılık yaptıklarını zikredip şöyle dedi: Ya Resulallah! Cömertliğinle bize iyilik yap! Şüphesiz sen iyiliğini umduğumuz ve beklediğimiz kişisini Kaderin zor durumda b1rak1p birliğini dağ1tt1ğ1 ve zaman içerisinde değişik durumlara düşen bir topluluğa iyilik yap! Zaman, bizi, kalpleri kaim bir örtüyle örtünmüş bulunan toplumu gam ve hüzün içinde bırakmıştır! Ey -kendisinden bir şey istendiği zaman- insanlann en yumuşak huylusu! Üzerlerine yayacağın bir nimet anlan tedarik etmezse (kalpleri gam hüzünle dolacak!) Vaktiyle sütünü emdiğin kadınlara iyilik yap! Çünkü onun inci gibi olan sütünden ağzın dolmuştur O zaman küçük bir çocuktun, onun sütünü emerdinl Senin aldığın da, bıraktığın da seni güzelleştirir Sakın bizleri ölüp de cemaati dağılan kişi gibi kılma! Bizi serbest bırak! Zira biz parlak bir toplumuz Hadis aslında devam ediyor.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10293 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde İbn İshak bulunmaktadır ki; bu ravi müddelistir, bununla birlikte güvenilir sayılmıştır. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.

Ebû Cervel Züheyr b. Surad el-Cuşemi anlatıyor:

#18,816
Huneyn savaşında -yani Hevazin gününde- Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bizi esir alıp gençleri ve esirleri dağıtmaya başlayınca kendisine şu şiiri söyledim: Ya Resulullah! Cömertlıginle bize iyilik yap! Şüphesiz sen iyiliğini umduğumuz ve beklediğimiz kişisin! Kaderin kendilerini zor durumda bırakıp birliğini dağıttığı ve Zaman içerisinde değişik durumlara düşen bir topluluğa iyilik yap! Zaman, bizi, kalpleri kalın bir örtüyle örtünmüş bulunan toplumu gam ve hüzün içinde bırakmıştır! Ey -kendisinden bir şey istendiği zaman- insanların en yumuşak huylusu! Üzerlerine yayacağın bir nimet onları tedarik etmezse (kalpleri gam hüzünle dolacak!) Vaktiyle sütlerini emdiğin kadınlara iyilik yap! Senin aldığın da, bıraktığın da seni güzelleştirir Sakın bizleri ölüp de cemaati dağılan kişi gibi yapma, Bizi de bırak; zira biz parlak bir toplumuz Nimetlere karşı nankörlük yapıldığı halde biz nimete şükrederiz! Bu günden sonra bizde hazırlıklar var! Vaktiyle süt emdiğin annelerini affet! Şüphesiz ki senin affetme vasfın meşhurdur! Ey savaş kızışıp şiddetlendiği anda sırtlannda taşırken asi/ atlann izzetle koştuğu en hayırlı insani Biz, senden af elbisesi umuyoruz! (Bizi affedeceğine inanıyoruz) Sen İnsanlara hidayet rehberisin! Çünkü sen affeder ve yardım edersin! Affet! Allah kıyamet gününde korktuğun şeyden dolayı seni affetsin! Allah seni muza/fer kılmaktadır! Resulullah (sallallahu aleyhi vOO!em) bu şıırı duyunca: "Bana ve Abdülmuttalib oğullanna ait ne varsa sizindir" buyurdu. Kureyşliler de: "Bize ait ne varsa Allah'ın ve Resftlünündür (biz bağışlıyoruz)" dediler. Ensar da: "Bize ait ne varsa Allah'ın ve Resfilünündür (biz de bağışlıyoruz)" dediler.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10292 "Hadisi Taberâni üç Mu'cem'inde de rivayet etmiş olup senedinde tanımadığım raviler bulunrnaktadır. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 5303) ve el-Mu'cemu's-sağir'de (no661) rivayet etmiş ve: "Bu şekilde tam olarak Züheyr' den sadece bu senedle rivayet etmiştir. Ubeydullah b. Rumâhis el-Kaysi bu hadisi rivayette tek kalmıştır" demiştir. Ubeydullah hakkında Zehebi, Mizânu'l-İ'tidâl adlı kitabında: "Bu ravi yaşlıydı, onunla ilgili cerh görmedim, ama mutemed değildir" demiştir. Hadisin senedinden iki ravi düşürülmüştür. Bkz. Lisânu'l-Mizân (4/99).

Budeyl b. Varkâ, babasından bildiriyor:

#18,808
Resulullah (sallallahualeyhi veselleın) yanına gelinceye kadar Budeyl' e, esirlerle ganimet mallarının Ci'rane'ye götürülüp orada tutulması için emir verdi. Nihayet orada tutuldu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10291 *Hadisi Bezzâr ve Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta lbn Budeyl kanalıyla babasından rivayet etmiş ve lbn Budeyl'in adını vermemiştir. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 8189) ve Bezzâr (no. 1837) rivayet etmiştir.

Addâ b. Hâlid b. Hevze der ki:

#18,805
Resulullah'a (sallallahualeyhiveselleın) karşı savaştık; Yüce Allah bize yardım etmedi ve bizi muzaffer kılmadı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10290 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu' cemu'l-kebir'de (18/11-12) rivayet etmiştir.

Abdussamed b. Habib el-Avzrnin bildirdiğine göre babası şöyle demiştir:

#18,801
Sinan b. Seleme ile Mukran adlı yere savaşa çıktık. "Babam Seleme b. el-Muhabbik bana şöyle anlattı" diyerek Sinan: Huneyn savaşı günü doğdum. Ben doğduğum zaman babama müjde verip: "Bir oğlun dünyaya geldi" dediler. Babam: "Resulullah (sailallahu aleyhi vesellem) uğruna atacağım bir ok, verdiğiniz müjdeden bana daha sevimli gelir" dedi ve adımı Sinan koydu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10289 *Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Oğlundan başka Hâbib'den kimse hadis rivayet etmemiştir. 2 2 Hadisi Ahmed (5İ7) rivayet etmiştir. Abdussamed b. Hâbib'i Ahmed zayıf, Buhari ise "leyyin" (hadiste gevşek) saymıştır. İbn Main ise: "Bir zaran yoktur" değerlendirmesinde bulunmuştur.

Râfi' b. Hâdic'in hanımı anlatıyor:

#18,798
Rafi', Uhud veya Hayber günü -ravi: "Hangisi olduğunda şüpheliyim" dedi- Resulullah'la (sallallahu aleyhi ves:illem) beraber savaşırken göğsüne bir ok isabet etmişti. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelip: "Ya Resulullah! Bu oku çıkar!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Rafi'! istersen ucuyla birlikte oku çıkanrım, istersen oku çekip ucunu bırakayım ve kıyamet gününde şehit olduğuna dair sana şahitlik edeyim!" buyurunca: "Ya Resulullah! Oku çıkar, ucunu bırak ve kıyamet gününde şehit olduğuma dair bana şahitlik yap!" dedi. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) oku çıkarıp ucunu vücudunda bıraktı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10288 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup Rati'nin hanımını tanımıyorum. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Ahmed (6/378) ve Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 4242) rivayet etmiştir. Râfi'nin hanımı da sahabidir, Yüce Allah daha iyi bilir.

Abdurrahman b. Ezher,

#18,794
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), müşriklerin yüzlerine toprak attığı zaman yanında buna şahit olduğunu bildirdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10287 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri, Sahih'in ravileridir. 2 2 Hadisi Ahmed (4/301) rivayet etmiştir.

Câbir b. Abdullah, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem):

#18,787
"İnsanlar değişik ağaçlardandır. Ben ve Ali aynı ağaçtanız" büyüdüğünü bildiriyor.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14582 Taberâni,el Mu'cemu'l-evsal'ında rivayet etmiştir. Ravilerin içinde tanımadığım ve hakkında ihtilaf olanlar vardır.1

Câbir b. Abdullah, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem):

#18,786
"İnsanlar değişik ağaçlardandır. Ben ve Ali aynı ağactanız" buyurduğunu bildiriyor.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 15 Hn:14582

Muhammed b. Selam el-Cumahi bildiriyor:

#18,759
Malik b. A vf -b. Sa' d b. Rabia b. Yerbu' b. Vasile b. Dehman b. Nasr b. Muaviye b. Bekr b. Hevazin- en-Nasri cesaretli bir liderdi. İlk olarak Ficar gününde kavmiyle birlikte gösterdiği cesaret ve kahramanlıkla kendini göstermiştir. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) karşılaştıkları zaman (Huneyn savaşında) Hevazin kabilesinin başındaydı. O zaman insanların mallarını ve çoluk çocuklarını savaşa beraber getirmelerini emretmişti. Düreyd b. es-Sımme bu görüşüne karşı çıkmışb. Lakin kendisi görüşünde inat edip ısrarla (malların ve çoluk çocukların savaşa) getirilmesini istemişti. İnsanlar görüşünü beğenmedikleri halde emrine itaat ettiler, çünkü o zaman Hevazin'in lideriydi. Ashabının hezimetini görünce Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına ulaşmak istedi. Ancak Mirsed b. Ebi Mirsed el..Ganevi karşısına çıkıp onu öldürdü. Atı Mehac'ı ileri sürmeye çalıştıysa da at ilerlemekten imtina etti. Sonra tekrar seslenerek atı ileri sürmeye çalıştıysa da at ileri gitmek istemeyince şöyle dedi: Mehac ileri! Bu korkunç bir gündür! Benim gibisi, senin gibisi üzerinde (kavmini) himaye eder ve ileriye saldınr! Ses getiren güçlü bir darbe vurup Savaşanlar içinde oluk gibi kan döker Halk zümreler halinde toplandıklarında Ki; döğüşte kurnaz olan bile buna dayanamaz. Daha sonra, Müslüman olduktan sonra Kadisiye savaşına katılıp şöyle dedi: İlerle Mehac! Nihayet onlar güzel ok atıcılardır Sakın yerinden kopmuş bir ayak, seni korkuya düşürmesin Sonra Huneyn'den kaçıp Taif'e gitti. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Yanımıza gelseydi ona emiin verip kendisine yüz (deve) verirdik" buyurdu. Nihayet Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geldi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ona eman verip yüz (deve) verdi ve Taif ahalisiyle savaşması için gönderdi. (Asr-ı Saadet'ten) sonra Sa'd b. Ebi Vakkas, Ömer b. el-Hattab'a imdad (Kadisiye savaşında yardımcı) göndermesi için mektup yazdı. Ömer b. el-Hattab: "On bin askerle birlikte, Malik b. Avf ve Hanzale b. Rabia -ki buna Hanzale el-Katib denirdi- seninle beraber oldukları halde benden yardımcı mı istiyorsun?" diye cevap yazdı. İbn Selam ekledi: Kavminden bir kişi, Malik'in Ömer b. el-Hattab'a: "Allah' ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) beni İslam' a ısındırmak için bu malı bana verdi; ben ise İslam için bir ücret almayı istemem! Onun için bu malı reddediyorum!" dediğini ve buna karşılık Ömer'in: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), senin bu malı hak ettiğini bildiği için sana vermiştir!" diye cevap verdiğini bana haber verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10286 *Hadisi Taberâni. Halife b. Hayyat ve Muhammed b. Selam el-Cumahi'den rivayet etmiş olup bunların ikisi de güvenilir ravilerdir.1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de; Ebû Halife Fadl b. el-Hubab kanalıyla Muhammed b. Selam' dan rivayet etti. Fadl b. Hubab da güvenilir ravidir. Bkz. Siyer A'lam en-Nubelıi (14/7)

Şeybe b. Osmân anlatıyor:

#18,758
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Huneyn savaşına çıkınca babamı ve amcamı hatırladım; onları Ali ve Hamza öldürmüşlerdi. Kendi kendime: "Bugün Muhammed' den intikamımı alabilirim!" dedim. O' nun yanına geldim; Abbas' ın sağında durduğunu gördüm. Abbas'ın üzerinde gümüş gibi parlayan bir zırh vardı, zırhın üzerinden tozlan silkmekte olduğunu görünce, kendi kendime: "Amcası onu yardımsız bırakmaz! Onun yanından ayrılmaz!" dedikten soma, sol yanından Allah' ın Resulü' ne (sallallahu aleyhi vesellem) yaklaşmak istedim. O tarafta da, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) amcasının oğlu Ebu Süfyan b. el-Haris'i gördüm. "Bu da, onun amcasının oğludur. Onu yardımsız bırakmaz!" deyip Allah'ın Resulü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) arka tarafından yaklaştım. Kılıcmu kaldırıp vurmaktan başka arada mesafe kalmamıştı ki, birdenbire yıldırımı andıran bir ateş alevi karşıma çıktı! Alevin beni yakıp helak etmesinden korkup geri çekildim. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bana dönüp: "Ey Şeybe! Yanıma gel!" buyurdu. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) elini göğsüme koydu. Yüce Allah şeytanı kalbimden çıkardı. Başımı kaldırıp baktığım zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana, kulağımdan, gözümden vs. den daha sevgili olmuştu! Bana: "Ey Şeybe! Artık kafirlerle savaş!" buyurdu. Sonra Allah'ın Resulü (sallallahualeyhi vesellem) Abbas' a: "Ey Abbas! Ağacın altında bana biat eden muhacirlere ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım eden Ensar'a seslen!" buyurdu. Ensar'ın Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) olan sevgilerini ve ona doğru geri dönüşlerini ineklerin buzağılarına olan şefkatinden başka bir şeye benzetmedim. Ensar, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) etrafını öyle sardılar ki, çok sık ağaçlar arasında kalmış gibi oldu. O sırada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) için Ensar'ın mızrakları, kafirlerin mızraklarından daha fazla beni korkutmuştu. Soma Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Ayyiiş! Bana yerden bir avuç toprak ver!" buyurdu. Yüce Allah katırın, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) dediklerini anlamasını sağladı ve katır karnı yere değecek kadar alçaldı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerden bir avuç toprak alıp müşriklerin yüzlerine doğru savurdu ve: "Şu yüzler çirkinleşsin! Hamim, muzaffer olamazlar! (Allahım! Onları hezimete uğrat!)" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10285 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Ebû Bekir el·Huzeli bulunmaktadır.

Mus' ab b. Şeybe, babasından bildiriyor:

#18,757
Huneyn günü Resülullah'la (sav) beraber (savaşa) çıkhm. Allah' a yemin olsun ki, İslam dini(ni yaymak ve savunmak) için veya İslam dinini bildiğimden dolayı savaşa çıkmadım! Fakat Hevazin kabilesinin Kureyş kabilesine galip gelmesini istemediğim ıçın savaşa katıldım. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber dururken: "Ya Resulallah! Ben, alaca atlı birçok süvari görüyorum!" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Şeybe! Onlan ancak kafir olanlar görür!" buyurdu ve göğsümü eliyle sıvazlayarak: "Allahım! Şeybe'ye hidayet et!" diye dua etti. Sonra tekrar göğsümü eliyle sıvazlayarak: "Allahım! Şeybe'ye hidayet et!" diye dua etti. Sonra üçüncü defa göğsümü eliyle sıvazlayarak: "Allahım! Şeybe'ye hidayet et!" diye dua etti. Vallahi, üçüncüsünde, daha elini göğsümden kaldırmamışh ki, Allah'ın yarattıklarından, bana, O'ndan daha sevimli kimse kalmadı. O sırada iki taraf birbirine saldırdı ve çarpışmaya başladı. Resulullah da (sallallahu aleyhi vesellem) bir devenin veya bir katırın üzerindeydi, Ömer de bineğinin yularını tutmuştu. Abbas b. Abdilmuttalib de bineğini ileri doğru sürmeye başladı. O sırada Müslümanlar bozguna uğradı. Abbas gür sesiyle: "İlk hicret edenler nerede? Bakara süresinin ashabı nerede?" diye seslendi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ilerleyerek: "Ben peygamberim, yalan yok! Ben, Abdulmuttalib'in oğluyum!" buyuruyordu. Bunun üzerine Müslümanlar (savaş meydanına) geri dönüp kılıçlarla vuruşmaya başlayınca Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Şimdi savaş kızıştı!" buyurdu ve Yüce Allah müşrikleri hezimete uğrattı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10284 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Eyyüb b. Câbir bulunmaktadır.

Enes bildiriyor:

#18,756
Huneyn günü Müslümanlar bozguna uğradığında, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Düldül adlı boz katırı üzerindeydi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ona: "Düldül! Çök!" diye emir buyurdu. Düldül kamını yere yapıştıracak dercede çöktü, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yerden bir avuç toprak alarak müşriklerin yüzlerine savurdu ve: "Ha mim, muzaffer olamazlar! (Allahım! Onlan hezimete uğrat!)" buyurdu. Daha onlara bir ok atmadan, bir mızrak saplamadan ve bir kılıç darbesi vurmadan hezimete uğradılar.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10283 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Ahmed b. Muhammed b. el-Kasım bulunmaktadır.

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre

#18,755
Ali b. Ehi Talib, Huneyn gününde Resülullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) bir avuç toprak verdi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi veıellem) onu (toprağı) müşriklerin yüzlerine fırlattı (savurdu).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10282 *Hadisi Bezzar, zayıf sayılan İsmail b. Yusuf'tan rivayet etmiştir. 2 2 Hadis mükerrerdir (no. 10273)

İbn Abbâs anlatıyor:

#18,754
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bana bir avuç toprak ver!" diye emir buyurdu. Bir avuç toprak alıp kendisine verdim. Resulullah (sallallahu aleyhi veıellem) o toprağı müşriklerin yüzlerine fırlattı (savurdu); gözleri kum dolmayan kimse kalmadı. Bunun üzerine: "Attığın vakit sen atmadın, lakin Allah attı" (Enfal sur. 1 7) ayeti indi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10281 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Yahya b. Ya'lâ bulunmaktadır.

Cübeyr b. Mut'im der ki:

#18,753
Huneyn günü yerle gök arasında giysiye benzeyen siyah bir şey gördüm! Yere ulaşınca yerde küçük zerreler halinde etrafa yayıldı ve sonunda müşrikler hezimete uğradı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10280 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup senedinde Abbad b. Adem bulunmaktadır ki; bu raviyi kimse cerh etmedi, kimse de güvenilir olduğunu söylemedi.1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-Evsat'ta (no. 2592) rivayet etmiş ve: "Bu hadis, Cübeyr b. Mut'im'den bundan başka bir senedle rivayet edilmemiştir. Muhammed b. İshâk bu hadisi rivayette tek kalmıştır" demiştir. Bu ikinci seneddir ve bunda Muhammed b. İshâk bulurunaktadır ki; bu ravi müdellis olup burada an'ane yoluyla hadis rivayet etmiştir.

Müşriklerle beraber Huneyn savaşına katılan ve sonra Müslüman olan- Yezid b. Amir bildiriyor:

#18,752
Ona, Huneyn günü kalplerine sokulan korkunun nasıl olduğunu sorulunca yerden bir çakıl alıp bir tepsiye atıp şıkırdattıktan sonra: "Kalplerimizde bunun gibi bir şey (korku) hissediyorduk" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10279 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (22/237) rivayet etmiştir.

Yezid b. Âmir es-Suvâi bildiriyor:

#18,751
Huneyn gününde Müslümanlar bozguna uğradığı zaman Rest1lullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerden bir avuç toprak alıp (müşriklerin) yüzlerine fırlattı ve: "Geri dönün! Şu yüzler çirkinleşsin!" buyurdu. O zaman bizden kardeşiyle karşılaşıp gözlerinde kum bulunduğundan şikayetçi olmayan ve gözlerini ovmayan kimse kalmadı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10278 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de ('22/237) rivayet etmiştir.

Câbir, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) Huneyn günü şöyle buyurduğunu bildiriyor:

#18,750
"İşte şimdi savaş kızıştı!" Sonra: "Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, hezimete uğradılar! Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, hezimete uğradılar!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10277 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir.3 3 Aynı zamanda hadisi Bezzâr (no. 1832) "Amr b. Dinar, Câbir'den" yoluyla kısa metinle rivayet etmiştir.

Zeyd b. Erkam der ki:

#18,749
Huneyn günü, insanlar Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) etrafından dağıldılar. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ben peygamberim, yalan yok! Ben, Abdulmuttalib'in oğluyum!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10276 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 5054) rivayet etmiştir.

Abdullah b. İyâd, babasından bildiriyor:

#18,748
"Resulullah (sav) on iki bin kişiyle Hevazin üzerine gelmişti. Bedir gününde müşriklerden öldürdüğü kişi kadar, Huneyn günü, bizden, Taif ahalisinden adam öldürdü. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerden bir avuç toprak alıp yüzümüze fırlattı, böylece hezimete uğradık"

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10275 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde Abdullah b. İyad bulunmaktadır ki; İbn Ebi Hâtim bu raviyi zikredip cerh etmemiştir. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (17/368-369) rivayet etmiştir.

Amr b. Murra anlatıyor:

#18,744
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Hevazin gününde Amr b. Murra'ya, kavmi Cüheyne b. Zeyd'le birlikte durmasını (kalmasını) emretti. Resulullah (sallallahualeyhivesellem) onlara: "Ey Cüheyne topluluğu! Benu Süleym'in arkalannda olun ve kanşıklık çıkanrlarsa silahı arkalannda bulundurun!" diye emir buyurdu. O gün onlardan Benu Usayya denilen -ki bu adı almalarının sebebi Allah' a ve Resulüne isyan etmeleridir- bir kabile karışıklık çıkardı, Cüheyne kabilesi onları öldürdü. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cüheyne'ye (Hevazin üzerine saldırması) için emir verdi. Hevazin üzerine yürüdü. Süleym'i de mevkilerinden ayırdı (başka yere gönderdi). İşte o zaman Yüce Allah onları (Hevazin'i) hezimete uğrattı ve onlardan çok kişi öldürüldü. Amr b. Murra da, o gün İbn Zi'l-Burdeyn el-Hilali'yi öldürdü. O gün Cüheyne onlara (Hevazin' e) karşı iyi bir çarpışma sergilemişlerdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10274 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravilerden tanımadıklarım vardır.

İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre Ali b. Ebi Talib, Huneyn gününde

#18,741
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) bir avuç toprak verdi, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu (toprağı) müşriklerin yüzlerine fırlath (savurdu).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10273 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiştir. 1 1 Hadisi Bezzâr (no. 1831) rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Bezzâr'ın şeyhi İsmail b. Seyf el-Kati'i bulunmaktadır. Müellif bunu ileride tekrarlayacaktır (no. 10282)

Ebû Abdirrahman el-Fihri anlatıyor:

#18,740
Huneyn savaşında, çok sıcak bir yaz gününde Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellern) beraber bulunuyordum. O zaman ağaç gölgelerine geçip oturduk. Güneş zeval vaktine gelince zırhımı giyip atıma bindim ve Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellern) çadırına gelip kendisine selam verdim. "Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi· üzerine olsun!" buyurarak selamımı aldı. Ben: "Ya Resulallah! Gidiş vakti geldi mi?" diye sorunca Bilal'i çağırdı. Bu çağrıya karşılık Bilal bir ağacın gölgesinin altından sıçrayıp koştu, sanki gölgesi kuş gölgesi gibiydi. Bilal gelip: "Lebbeyke ve sa' deyk! (emrine amadeyim! Emret ya Resulallah! Canım sana feda olsun!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Bilal! Atımı hazırla!" buyurdu. Bilal, kibir ve gurur ihtiva etmeyen, kenarları liften oluşan bir eyer çıkarıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) atını hazırladı. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) atına bindi, biz de bindik ve akşamleyin yola çıkıp gece boyunca ilerlemeye devam ettik. İki tarafın süvarileri birbirine yaklaşınca, Yüce Allah'ın bildirdiği gibi Müslümanlar dağılıp geri kaçtılar. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Allalı'ın kullan! Ben, Allah'ın kulu ve Resulüyüm!" diye seslendi ve atının üzerinden inip bir avuç toprak aldı. (Ravi) der ki: Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellern) benden daha yakın birisi O' nun (sallallahu aleyhi vesellem) o toprağı düşmanların yüzlerine doğru fırlatıp: «Şu yüzler çirkinleşsin!» buyurduğunu bana haber verdi. Sonra Yüce Allah, müşrikleri hezimete uğrattı. Onların (müşriklerin) oğullan, babalarının: "Gözleri ve ağzı toprak dolmayan kimse kalmadı ve o zaman demirin bir tepsiyi sıyırırken çıkardığı ses gibi gökten ve yerden bir ses işittik" dediklerini bana anlattılar.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10272 *Derim ki: Ebu Dâvûd, bu hadisin "kibir ve gurur ihtiva etmeyen" kısmına kadar olan bölümünü rivayet etti. Hadisi Bezzâr ve Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.

Haris b. Bedel demiştir ki:

#18,738
Huneyn gününde Resulullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) gördüm; Abbas b. Abdilmuttalib ve Süfyan b. el-Haris dışında bütün ashabı yanından dağıldı. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerden bir avuç (toprak) alarak yüzümüze fırlatınca hezimete uğradık. O zaman bizim izimizi sürmeyen bir ağaç ve bir taş dahi kalmadığını hayal ediyordum (yani bütün ağaç ve taşlar bizi kovalıyordu)

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10271 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir.2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 3368) rivayet etmiştir.

Enes'in ·bildirdiğine göre

#18,736
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Huneyn gününde: "Onları iyice sarsınız!" buyurmuş ve eliyle boğazına işaret etmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10270 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Bezzâr (no. 1830) rivayet etti ve: "Bu hadisi sadece Enes'in rivayet ettiğini biliyoruz ve kendisinden sadece bu yolla nakledilmiştir" dedi.

Abdullah b. Büreyde'nin bildirdiğine göre babası şöyle demiştir:

#18,735
Huneyn savaşında insanlar Resülullah'ın (sallallahu aleyhi veselleın) etrafından dağıldı. Yanında Zeyd adlı biri dışında kimse kalmadı. Zeyd, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) boz kahrının yularını tutmuştu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona: "Vay canına! İnsanlan çağır!" buyurunca Zeyd: "Ey insanlar! İşte Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sizi çağırıyor!" diye seslendi. Ama kimse gelmedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ensar'ı çağır" buyurunca: "Ey Ensar cemaati! Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sizi çağırıyor!" diye seslendi. Yine kimse gelmeyince Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Vay canına! Evs ve Hazrec'i çağır!" buyurdu. Zeyd: "Ey Evs ve Hazrec topluluğu! Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sizi çağırıyor!" diye seslendi. Ama yine kimse gelmedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Vay canına! Muhacirleri çağır! Çünkü onlann boyunlannda biatim vardır (bana söz vermişlerdir)" buyurdu. (Ravi) der ki: Büreyde bana: "Onlardan bin kişi kılıçlarının kınlarım atarak Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geldiler. Yüce Allah onları muzaffer kılıncaya kadar ileri doğru yürüdüler" diye haber verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10269 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Bezzâr (no. 1828) rivayet etmiş ve: "Bu hadisi sadece Büreyde'nin rivayet ettiğini biliyoruz" demiştir.

Enes anlatıyor:

#18,730
Huneyn savaşı olduğu zaman insanlar (ashabı) Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) etrafından dağıldılar. Yanında sadece Abbas b. Abdilmuttalib ve Süfyan b. el-Haris kaldı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Bakara suresinin ashabı! Ey Ensar cemaati!" diye seslenilmesini emretti. Sonra bu çağrı, Haris b. el-Hazrec oğulları arasında yayıldı. Nidayı duyunca Resulullah'a (sallallahualeyhivesellem) doğru geldiler. Allah'a yemin olsun ki, onları yavrularına (merhamet duyarak) koşan develerden başka bir şeye benzetmedim! Müslümanlar düşmanla karşılaşınca savaş şiddetlendi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Savaş, şimdi kızıştı!" buyurdu ve bir avuç beyaz çakıl alarak düşmana karşı fırlahp: "Kılbe'nin Rabbine yemin olsun ki, hezimete uğradılar!" buyurdu. O gün Ali b. Ebi Talib, Resulullah'ın (sallallahualeyhivesellem) önünde, insanların en şiddetli çarpışaru idi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10268 *Hadisi Ebu Ya'la ve Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup İmran b. Dewar dışında kalan ravileri, Sahih'in ravileridir. Bu ravi, Ebu'l-Avvâm'dır, İbn Hibbân ve başkası bu raviyi güvenilir saymış, İbn Main ve başkası da zayıf addetmiştir.

Abdullah b. Mes'ûd bildiriyor:

#18,729
Huneyn savaşında Resülullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraberdim. İnsanlar onu bırakıp dağıldılar. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber Muhacir ve Ensar'dan seksen kişi civarında bir grup direniş gösterdiler. O zaman seksen adım kadar gerisingeri gittik, ama yine de onlara karşı sırtımızı dönmedik (kaçmadık). İşte bunların üzerine Yüce Allah, sekineyi (huzur ve güven duygusunu) indirmişti. Resiilullah (sallallahu aleyhi vesellem) kahrının üzerinde öne doğru yürürken katın bir tarafa çekilmeye başlayınca eyerin üzerinden kayar gibi olunca O'na: "Katırın sırhna yüksel! Allah seni yükseltsin!" dedim. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bana bir avuç toprak ver" buyurdu. Toprağı alıp düşmanın yüzlerine doğru serpince gözleri toprakla doldu. Sonra: "Ensar ve Muhacirler nerede?" diye sorunca: "İşte oradalar" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Onlan çağır!" diye emir buyurdu. Onlara seslendim; kılıçları ellerinde ateş gibi parlayarak geldiler. (Müşrikler onların geri geldiklerini görünce) arkalarını dönüp kaçtılar.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10267 *Hadisi Ahmed, Bezzâr ve Taberâni rivayet etmiş olup Hâris b. Hasira dışında kalan Ahmed'in ravileri, Sahih'in ravileridir. Bu ravi ise güvenilir biridir .

Câbir b. Abdillah (devam ederek) anlatmaktadır:

#18,728
Hevazin kabilesinden sancak sahibi olan o adam devesi üzerinde dehşet saçarken, Ali b. Ebi Talib ve Ensar' dan bir adam onu öldürmek üzere saldırdılar. (Ravi) der ki: Ali b. Ebi Talib, adamın arkasından saldırıp kılıcıyla devenin bacaklarına vurup kesti; böylece devenin arka kısmı yere düştü. Ensari de adamın üzerine atlayarak şiddetli bir şekilde vurup ayağını kesince adam devesinin üzerinden kayarak düştü, insanlar da çarpışmaya başladı. Allah' a yemin olsun ki, insanlardan kaçmış bulunanlar döndükleri zaman esirleri Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanında bağlanmış halde budular.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10266 *Hadisi Ahmed ve Ebu Ya'lâ rivayet etmiştir. Ebu Ya'lâ şu ibareyi de eklemiştir: "Müslümanlar hezimete uğrayınca Safvan b. Umeyye'nin kardeşi Kilde -ki Safvan o zaman müşrikti, Resulullah (sav) kendisine vermiş olduğu mühlette bulunuyordu-: "Bugün sihir bozuldu!" dedi. Safvan ona: "Sus! Allah ağzını kurutsun! Vallahi, Kureyş kabilesinden bir adamın bana terbiye vermesi (üzerime hakim olması), Havazin kabilesinden bir adamın bana terbiye vermesinden (üzerime hakim olmasından) bana daha sevimli gelir!" dedi. Hadisi aynı zamanda Bezzâr da rivayet etmiş olup senedinde İbn İshâk bulunmaktadır ki; Ebu Ya'lâ'nın rivayetinde hadisi hocasından işittiğini açıkça söylemiştir. Ahmed'in diğer ravileri, Sahih'in ravileridir. 1 1 Hadisi Ahmed (3/376-377) ve Ebû Ya'lâ (no. 1863) rivayet etmiştir.

Câbir b. Abdillah anlatıyor:

#18,727
Huneyn vadisine yaklaştığımız zaman, Tihame vadilerinden boş ve eğimli bir vadide yuvarlanır gibi hızla indik. O vadi çok eğimli olduğundan başka şekilde inilmiyordu. Oraya sabahın karanlığında ulaştık; düşman bu vadinin eteklerinde, dar boğazlarında ve geçitlerinde bize pusu kurmuştu. Toplanıp silahlanarak hazırlık yapmışlardı. Vadinin içine doğru inerken düşman birliklerinin bir anda üzerimize saldırması bizi dehşete düşürdü ve insanlar geriye doğru kaçmaya başladı. Bu durum bir müddet böyle devam etti, kimse kimseye aldırış etmeden dağılıyordu. Bu arada Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sağa doğru kayıp: "Ey insanlar! Bana doğru gelin! Ben, Allah'ın Resulüyüm! Ben Abdullah'ın oğlu Muhammed'im!" diye seslendi. O sırada develer birbirine girip insanlar dağıldılar. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber sadece Ensar ve Muhacirlerden bir topluluk ve Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) Ehl-i Beyt' i kaldı. Bunlar da çok değildi (küçük bir topluluktu). Resulullah'la (sallallahu aleyhi veıellem) beraber sebat gösterenler arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Ehl-i Beyt'inden ise; Ali b. Ebi Talib, Abbas b. Abdilmuttalib ve oğlu Fadl b. Abbas, Ebu Süfyan b. el-Haris, Rabia b. el-Haris, Eymen b. Ubeyd -ki bu Ümmü Eymen'in oğludur- ve Usame b. Zeyd bulunuyordu. (Ravi) der ki: (Bu arada) Hevazin kabilesinden bir adam kendisine ait kırmızı bir deve üzerinde olduğu halde elinde uzun bir mızrağın başına takhğı siyah bir sancak taşıyor ve insanların önünden gidiyordu. Hevazin kabilesi de arkasından gidiyordu. Yetiştiği kimseye mızrağını saplıyordu, insanlar kendisini geçerse de sancağı kaldırarak arkadakilerin kendisine tabi olmasını sağlıyordu.1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10265 1 Hadisi Ahmed (3/376), Bezzâr (no. 1834) muhtasar olarak ve Ebu Ya'lâ (no. 1862) rivayet etmiştir.

Enes anlatmaktadır: Huneyn savaşında Ensar' dan bir genç:

#18,726
"Biz arhk sayı azlığı sebebiyle hezimete uğrayacak değiliz!" dedi. Fazla zaman geçmeden düşmanımızla karşılaştık ve hezimete uğradık. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi veseUem) katırının üzerine binmişti. Ebu Süfyan b. el-Haris katırın yularını, amcası Abbas ise katırın üzengisini tutmuştu. O sırada kumlu bir vadide bulunuyorduk, öyle bir toz kalktı ki, hiçbirimiz elini göremiyordu. Biz o haldeyken bir adam çıkageldi. Reslllullah (sallallahu aleyhi veseUem) gelen kişiye: "Çekil! Sen kimsin?" diye sorunca: "Anam babam sana feda olsun! Ebu Bekir" dedi. O zaman vücudunda on küsur yara vardı. Sonra bir kişi daha çıkageldi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelen kişiye: "Çekil! Sen kimsin?" diye sorunca: "Anam babam sana feda olsun! Ömer b. el-Hattab" dedi. Yine vücudunda on küsur yara vardı. Sonra vücudunda yirmi küsur yara bulunan bir kişi daha çıkageldi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelen kişiye: "Çekil! Sen kimsin?" diye sorunca: Anam babam sana feda olsun! Osman b. Affan" dedi. Sonra vücudunda on küsur "yara bulunan bir kişi daha çıkageldi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelen kişiye: "Çekil! Sen kimsin?" diye sorunca: "Anam babam sana feda olsun! Ali b Ebi Talib" dedi. Sonra insanlar gelip toplanmaya başladılar. Resulullah (sallallahualeyhi vesellem): "İnsanlara seslenecek, sesi gür olan bir adam yok mu?" buyurdu. Bir adam gidip insanlara seslendi. Sesi kulaklarına ulaşınca dönüp geldiler (Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) etrafında toplandılar). Allah'ın Resullü (sallallahu aleyhi vesellem) düşmanın üzerine yürüdü, Müslümanlar da onunla birlikte düşmanın üzerine yürüdüler. Bu saldırı karşısında müşrikler hezimete uğradı. Düreyd b. es-Sımme de bir dağa çekildi. Veya ravi: "yaklaşık altı yüz kişiyle birlikte bir tepeye çekildi" dedi. Kendisiyle beraber bulunanlardan biri: "Vallahi, bir birliğin geldiğini görüyorum" deyince Düreyd: "Onları bana bırakın!" dedi. Adam: "Simaları ve şekilleri şöyle şöyledir" deyince: "Onlardan size zarar gelmez! Bunlar Kudaa kabilesi, topluluğu takip ediyor!" dedi. Sonra tekrar: "Vallahi, büyük bir birliğin geldiğini görüyoruz" dediler. Düreyd: "Onları bana bırakın!" dedi. Adam: "Simaları ve şekilleri şöyle şöyledir" deyince: "Onlardan size zarar gelmez! Bu Süleym kabilesidir!" dedi. Sonra: "Bir süvarinin geldiğini görüyoruz" dediler. Düreyd: "Yazıklar olsun size! Tek başına mı geliyor?" diye sorunca: "Evet tek başına geliyor" dediler. Düreyd: "Onu da bana bırakın!" deyince: "Bu süvari siyah bir sarık sarmış" dediler. Düreyd: "Vallahi, bu Zübeyr b. el-Avvam' dır! Vallahi o, sizi öldürüp bu yerinizden çıkaracaktır!" dedi. Bu arada Zübeyr onlara doğru dönüp: "Bunlar neden burada bırakılıyor?" deyip kendisi ve beraberinde bulunanlar onların üzerine yürüdüler ve onlardan yaklaşık üç yüz kişiyi öldürdüler. Zübeyr de Düreyd b. es-Sıınme'nin kellesini kesip sürüyerek O'nun önüne koydu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10264 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde Ali b. Asım b. Suhayb bulunmaktadır ki; bu ravinin hatası çok olup hatasına ısrarından dolayı zayıf sayılmakla birlikte başkalarınca güvenilir sayılmıştır. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.

Semura b. Cundub'un bildirdiğine göre

#18,725
Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) fetih gününde onlara şöyle buyurmuştur: "Bu yıl, Hacc-ı Ekber (büyük hac) yılıdır! Müslümanların haccı ve müşriklerin haccı, peş peşe gelen üç günde bir araya gelmiştir! Hıristiyanlann ve Yahudilerin haccı da peş peşe gelen altı günde bir araya gelmiştir! Halbuki göklerin ve yerin yaratıldığı günden beri bir araya (aynı zamana denk) gelmemişti. Bu yıldan sonra da kıyamet kopuncaya kadar bir araya (aynı zamana denk) gelmez!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10263 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Yüsuf b. Halid es-Semti bulunmaktadır. 2 2 Hadisi Bezzâr (no. 1862) ve Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 7040) rivayet etmiştir. Bezzâr: "Hadisin Resûlullah'tan (sav) sadece bu senedle rivayet edildiğini biliyoruz" demiştir.

Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden nakletmiştir:

#18,724
Resuullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'nin fethi nasip olunca: "Elinizi silahtan çekiniz! (yani silah kullanmayınız!) Ancak Huzıia kabilesinin Bekr oğullarına karşı silah kullanmasına izin verilmiştir!" buyurdu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ikindi namazını kılıncaya kadar Huzaa kabilesinin Bekr oğullanna karşı silah kullanmasına izin verdi. Sonra: "Elinizi silahtan çekiniz!" buyurdu. Ertesi gün Huzaa kabilesinden bir adam Müzdelife' de Bekr' den bir adamı görüp öldürdü. Bu durum Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) bildirilince kalkıp hitap ederek -Ravi: "Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) sırtını Kabe'ye dayadığını gördüm" dedi.- : "Allah'a karşı en fazla haddi aşan kişi, Harem bölgesinde adam öldüren veya katilinden (akrabasını öldürenden) başkasını öldüren veya Cahiliye düşmanlığıyla (taassubuyla) adam öldürendir!" buyurdu. Bir adam kalkıp: "Falan benim oğlumdur" deyince Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "İslam' da nesep iddiası yoktur! Cahiliye işi arhk bitti! Çocuk (doğduğu) yatağa aittir, zina edene de malırumiyet vardır!" buyurdu. (O zaman) Resulullah (sallallahualeyhivesellem): "Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar namaz yoktur! İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar da namaz yoktur!" buyurdu. Yine Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kadına halası ve teyzesi üzerine nikah kıyılmaz!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10262 *Derim ki: Hadisin sabah namazından sonra namaz kılmayı yasaklayan kısmı, Sahih'te geçmiştir. Bir kısmı da Sünen'de irad edilmiştir. Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Ahmed (no. 6681) rivayet etmiştir. Sabah namazından sonra namaz kılmayı yasaklayan Sahihayn'de İbn Amr'dan rivayet edilen hadis yoktur. Tirmizi de (1/161) bu hadise işaret etmiştir.

İbn Abbâs der ki:

#18,723
"Mekke'nin fethi, Ramazan ayının on üçüncü gününde gerçekleşti."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10261 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Ahmed (1/276, no. 2500) rivayet etmiştir.

İbn Abbâs demiştir ki:

#18,722
Cüheyne kabilesinden bin sekiz yüz kişi, Müzeyne kabilesinden bin kişi, Benu Süleym' den dokuz yüz kişi, Benu Ğifar' dan dört yüz küsur kişi ve Eslem kabilesinden dört yüz küsur kişi Mekke fethine katılmıştır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10260 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde İbrilhim b. Osman Ebû Şeybe bulunmaktadır ki; bu ravi metruktur.

İbn Abbâs demiştir ki:

#18,721
Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber Benu Süleym' den bin kişi Mekke fethine katılmıştır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10259 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup Yezid en-Nahvi ve Abdullah b. Ahmed dışında diğer ravileri, Sahih'in ravileridir. Bu ikisi ise güvenilir kimselerdir .

Urve'nin bildirdiğine göre

#18,720
-Fetih gününde Müslümanlardan şehit olanlardan- Kureyş kabilesinin Benu Muharib b. Fihr kolundan: Kürz b. cabir (fetih gününde şehit olmuştur)

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10258

Zühri'nin bildirdiğine göre

#18,715
Allah'ın Resulü (sallallahualeyhi vesellem) fetih günü Osman b. Talha' ya: "Kabe'nin anahtarını bana getir!" diye emir buyurdu. Osman, Resôlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelmekte geç kaldı. Resulullah (sallallahualeyhi vesellem) ayakta durup onu bekliyordu. öyle ki, onu beklerken sıcaktan inci taneleri gibi alnından ter akıyor ve: "Onu alıkoyan nedir? (Neden geç kaldı acaba?)" diyordu. Bu arada bir adam (kendisini çağırmak için) onun yanına gitti. Yanında anahtarın bulunduğu kadın -bu kadının Osman'ın annesi olduğunu söylediğini sanıyorum-: "O sizden anahtarı alırsa, artık hiçbir zaman onu size vermeyecektir!" diyordu. Osman, kendisine anahtarı verinceye kadar anasına rica ve ısrarda bulundu. Anahtarı alınca koşarak Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) getirdi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kapıyı açıp Kabe'ye girdi. Soma çıkıp insanlarla beraber sikaye' de (Zemzem suyu içirilen yerde) oturdu. Ali b. Ebi Talib, Resôlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem): "Ya Resulallah! Bize nübüvvet, hacılara su dağıtma (sikaye) hizmeti ve Beytullah perdedarlığı (hicıibe) hizmeti verilmiştir! Bizden daha büyük bir nasibe sahip olan kimse yoktur!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ali'nin bu konuşmasından hoşlanmamıştı. Soma Osman b. Talha'yı çağırıp anahtarı kendisine verip: "Anahtan saklayın!" buyurdu. Abdurrezzak ekledi: Bu hadisi İbn Uyeyne'ye aktardım, İbn Uyeyne: "İbn Cüreyc, sanırım İbn Ebi Muleyke'den naklederek, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) -Ali onunla anahtar konusunda konuştuğu zaman Ali'ye: "Sizin hizmet vereceğiniz şeyleri size verdim! Kazanç elde edeceğiniz şeyleri değil!" buyurdu" dedi. Abdurrezzak der ki: Yani: "Size hacılara su dağıtma (sikıiye) hizmetini verdim; çünkü bunda (kendinizden masraf yaparak) hizmet veriyorsunuz! Beyt'in anahtarını size vermedim! Yani (anahtarın sahipleri) Kabe'nin hediyelerinden alırlar!" demek istemiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10257 *Hadisi Taberâni mürsel olarak rivayet etmiş olup ravileri, Sahih' in ravileridir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 8395) rivayet etmiştir.

Abdullah b. Habib Ebû Abdirrahman es-Sülerni'nin bildirdiğine göre

#18,713
Halid b. el-Velid, (müşriklerin bir putu olan) Lat'a uğradığı zaman şöyle demiştir: Ey Lat! Sana küfrediyor, seni tenzih etmiyorum! Allah 'ın seni alçaltmış olduğunu görüyorum!

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10256 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak hadis mürseldir. 2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (23/163) rivayet etmiştir.

İbn Abbâs anlatıyor:

#18,706
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) fetih günü Mekke' ye girdiği sırada Kabe' nin üzerinde üç yüz altmış put vardı. İblis bu putların ayaklarını kurşunla sabitlemişti. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) elinde asasıyla geldi; bastonuyla her bir puta işaret etmeye başladı. İşaret ettiği her put yüzüstü yıkılmaya başladı. Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın) asasıyla putlara işaret ederken: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batll, yok olmaya mahkumdur'' (İsra Sur. 81) ayetini okuyordu. Hepsine işaret edip te yıkılıncaya kadar (asasıyla işaret etmeye) devam etti.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10254 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. Bezzâr da kısa metinle rivayet etmiştir. 2 2 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 10656) ve Bezzâr (no. 1825) rivayet etmiştir.

İbn Ömer bildiriyor:

#18,692
Resuullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'ye geldiği zaman içinde üç yüz altmış put buldu. Her bir puta asasıyla işaret edip: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur'' (İsri Sur. 81) ayetini okumaya başladı. Böylece onlara dokunmadan putlar düşüp yıkılmaya başladı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10253 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir ve el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde Asım b. Amr bulunmaktadır ki; bu ravi metrûktur. İbn Hibbân bu raviyi güvenilir saymış ve: "Muhalif rivayetler yanında nata da ederdi" demiştir. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 13643) rivayet etmiştir.

Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre:

#18,690
Fetih gününde Resülullah (sallallahu aleyhi veellem) oturuyordu. Ebü Bekir elinde kılıçla başucunda duruyordu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10252 *Hadisi Bezzâr, metrûk bir ravi olan İshâk b. Vehb'den rivayet etmiştir. 1 1 Hadisi Bezzâr (no. 1815) rivayet etmiş ve: "Hadisin Ebû Hureyre'den sadece bu kanalla rivayet edildiğini biliyoruz" demiştir.

İbn Abbâs anlatıyor:

#18,688
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) (Mekke'nin) fethi günü amcası Ebu Talib'in kızı Ümmü Haru'nin evine girdi. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) açtı. Ümmü Hani: "Ya ResUlallah! Kocamdan, akrabam olan (Müşrik) bazı kimseler, bana sığınmış bulunuyorlar. Ali b. Ehi Talib ise, Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmamaktadır! Ali'nin bunların yerini öğrenip kendilerini öldüreceğinden korkuyorum. Ümmü Hani'nin evine girenlere, sığınanlara, Allah' ın kelamını dinlemeleri (fırsah} için eman versen!" deyince: "Ümmü Hani'nin eman verdiğine, biz de eman verdik!" buyurdu. Sonra da, Ümmü Hani'ye: "Senin yanında, yiyebileceğimiz bir şey var mı?" diye sordu. Ümmü Hani: "Yanımda kuru ekmek kırınhlarından başka bir şey yok! Onu da sana sunmaya utanırım!" dedi. Resulullah (sallallahualeyhi vesellem): "Onlan getir!" buyurdu. Allah'ın Resulü (sallallahualeyhi vesellem) onlan ufalayıp suyun içine koydu. Ümmü Hani tuz da getirdi. Resulullah (sallallahu aleyhi veellem): "Biraz da katık var mı?" diye sordu. Ümmü Hani: "Ya Resulullah! Yanımda sirkeden başka bir şey yok!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Getir onu!" buyurdu, yemeğinin üzerine döküp yedikten sonra, Yüce Allah' a hamdetti. Sonra: "Sirke ne güzel katıktır! Ey Ümmü Hani! Sirke bulunan ev yoksul olmaz!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10251 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu's-sağir'de rivayet etmiş olup senedinde Sa'dan b. el- Velid bulunmaktadır ki; bu raviyi tanımıyorum.

Saib b. Yezid der ki:

#18,673
Resulullah'ı (sallallahualeyhivesellem), Abdullah b. Hatal'ı Kabe örtüsünün alhndan çıkarhp öldürttüğünü gördüm. Sonra: "Bundan sonra hiçbir Kureyşli idam edilerek öldürülmeyecek!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10250 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'I-kebir'de ve el-Mu'cemu's-sağir'de rivayet etmiş oli.ıp senedinde zayıf sayılan Ebu Ma'şer Necih bulunmaktadır.

Ebû Berze' nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)' şöyle buyurmuştur:

#18,671
"Abdüluzza b. Hatal dışında bütün insanlara eman verilmiştir!" Abdüluzza b. Hatal, Kabe örtüsüne tutunmuş olduğu halde öldürüldü.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10248 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Said b. Süleyman en- Neşiti bulunmaktadır.

Enes bildiriyor:

#18,669
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'ye gelince Kays, birliklerin önünde bulunuyordu. Sa' d, (aceleyle) yanlış bir şey yapabilir korkusuyla onu bulunduğu yerden alması ıçın Resulullah'la (sailallahu aleyhi vesellem) konuştu. Nihayet Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) onu bulunduğu yerden alıverdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10247 *Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup ravileri Sahih' in ravileridir. 2 2 Hadisi Bezzâr (no. 1819) rivayet etmiştir.

Abbâs b. Abdilmuttalib anlatıyor:

#18,668
Ebu Süfyan'ı elinden tutup Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına getirdim ve: "Ya Resulallah! Ebu Süfyan gösteriş ve övünmeyi seven bir adamdır! Ona, (kavminin içinde övüneceği) bir şey lutfet!" dedim. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim Ebu Süfyan'ın evine girip sığınırsa, ona eman verilmiştir! Kim kapısını üzerine kapayıp evinde oturursa, ona da eman verilmiştir!" buyurdu. Sonra (Ebu Süfyan) kalktı, onu elinden tutup yol üstünde oturttum. ResUlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) ashabı birlikler halinde önünden geçmeye başladı. Ebu Süyan: "Bunlar kim?" diye soruyor: "Bunlar Müzeyne" diye cevap veriyordum. Ebu Süyan: "Müzeyne' den bana ne? Ne Cahiliye devrinde, ne de İslam' da onlarla aramızda savaş olmadı" dedi. Sonra başka bir birlik geçer: "Bunlar kim?" diye sorardı: "Bunlar Cüheyne" diye cevap verirdim. Nihayet Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Muhacirlerle birlikte geçti. Onların gelmekte olduğunu görünce bana bakıp: "Kardeşinin oğlu büyük bir saltanata sahip olmuş bulunuyor!" dedi. Ve hadis aslında devam ediyor.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10246 *Derim ki: Hadisi Ebû Dâvûd kısa metniyle irad etmiştir. Hadisi Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde Hüseyin b. Abdillah b. Ubeydillah el- Haşimi bulunmaktadır ki; bu ravi metruktur. Bir rivayette İbn Main onu güvenilir saymıştır. 1 1 Hadisi Bezzâr (no. 1820) rivayet etmiş olup: "Hadisin Abbas'tan merfu ve muttasıl olarak sadece bu senedle rivayet edildiğini biliyoruz" demiştir. Ancak bunu uzun bir hadisten alıp muhtasar olarak zikretti. Bu sened hadisin ortasında bulunuyordu.

Urve -Mekke'nin fethi kıssası içinde- bildiriyor:

#18,666
İkrime b. Ebi Cehl kendi isteğiyle Yemen'e kaçb. Ümmü Hakim binti'l-Hans b. Hişam Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geldi. O zaman Ümmü Hakim müslüman olmuştu. Aynı zamanda İkrime b. Ebi Cehl'in eşiydi. Kocasını aramak üzere Resulullah' tan (sallallahu aleyhi vesellem) izin istedi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ona hem arama izni, hem de İkrime'ye eman verdi. Ümmü Hakim, Bizanslı kölesini yanına alarak yola çıktı. Yolda kölesi ona sarkıntılığa yeltendi. Ümmü Hakim, Akk halkından bir cemaatin yanına varıncaya kadar onu oyaladı. Orada, kölesine karşı onlardan yardım istedi. Onlar da köleyi (iple bağlayarak) alıkoydular. Kocasına Tihame bölgesinin bir limanında tam gemiye binmişken yetişti. İkrime gemiye binerken, Lat ve Uzza adını anarak bindi. Gemi sahipleri: "Burada Allah' a tek olarak ihlasla dua dışında hiçbir şeyin adıyla dua yapılması caiz olmaz" dediler. İkrime de: "Eğer denizde Allah' tan başkasına dua edilmezse, o kesinlikle karada da tek başına dua edilen zatbr. Allah'a yemin ederim ki, ben Muhammed'in yanına döneceğim" diyerek eşiyle beraber Mekke'ye geri geldi. Biat etmek üzere Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına vardı; Resulullah (sallallahu aleyhi veelleın) ondan biat almayı kabul etti. Bekr oğullan hezimete uğrayınca Hüzeyl kabilesinden birisi kaçarak eşinin yanına girdi. Karısı da onu kınadı, aciz olduğunu söyledi ve onun kaçışını ayıpladı. Bunun üzerine şöyle dedi: Sen bizi (Mekke'de bir dağ olan) Handeme'de görseydin. O zaman Savfan ve İkrime'nin kaçışları! Müslümanlann kılıçlarla bizi kovaladıklarını! (Önlerine çıkanları) kolunu ve başını kesip kopardıklarını görseydin! Bizi kınamak için bir kelime dahi söylemezdin!

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10245 *Hadisi Taberâni mürsel olarak rivayet olup zayıf sayıldığı halde hadisi hasen olan İbn Lehia bulunmaktadır.

Esma binti Ebi Bekr bildiriyor:

#18,663
(Mekke fethinde) Resulullah (sallallahu aleyhi veıellem) Zu Tuva' da durunca Ebu Kuhafe çocuklarının en küçüğü olan kızına: "Ey kızcağızım! Beni Ebu Kubeys dağına çıkar!" dedi. O vakit (dedem) Ebu Kuhafe'nin gözleri görmez olmuştu. Kızı: "Onu dağa çıkardım" dedi. "Ey kızcağızım! Ne görüyorsun?" diye sorunca: "Büyük bir kalabalık görüyorum!" dedi. Ebu Kuhafe: "Bunlar süvarilerdir" dedi. Kızı: "Bu kalabalığın arasında ileri geri gidip gelen bir adam görüyorum" dedi. Ebu Kuhafe: " Ey kızcağızım! O, orduyu saf düzenine koyan, düzelten alay çavuşudur! Yani süvarilere emir verip önünden giden kişi olacak" dedi. Sonra kızı: "Vallahi, şimdi kalabalık dağıldı!" dedi. Ebu Kuhafe: "öyleyse vallahi süvariler hareket ediyor. Beni çabuk evime yetiştir" dedi. Kızı onu alıp hızla dağdan aşağı indi. Ama evine ulaşmadan önce süvarilerle karşılaşh. Kızın boynunda bir gümüş gerdanlık vardı. Süvarilerden birisi, kızın boğazındaki gümüş gerdanlığı kopanp aldı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke' ye girip Mescid-i Haram' a varınca, Ebu Bekir gidip babasını elinden tutarak Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına getirdi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu görünce: "Şu yaşlı adamı evinde bıraksan da ben ona gelsem olmaz mıydı?" buyurdu. Ebu. Bekir: "Ya Resulallah! Senin ona kadar yürümenden, onun sana kadar yürüyüp gelmesi, daha lclyık, daha uygundur!" deyip onu Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi veselleın) önüne oturttu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) eliyle onun göğsünü mesh ettikten sonra kendisine: "Müslüman ol!" buyurunca Müslüman oldu. Ebu Bekir babasını Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına getirdiği zaman saçları bembeyazdı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Saçların beyazlığını değiştirin!" buyurdu. Sonra Hz. Ebu Bekir, bacısının elinden tutup: "Allah ve İslamiyet aşkına! Bacımın gerdanlığını geri verin!" diyerek orada seslendi. Hiç kimse kendisine cevap vermeyince: "Ey bacım! Gerdanlığının karşılığını Allah' tan dile!" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10243 *Hadisi Ahmed ve Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. Taberâni sonuna: "Vallahi, bugün insanlarda emanet duygusu pek azdır!" dedi" ibaresini eklemiştir. Esma'dan başka bir yolla Resûlullah'ın (sav) buna benzer bir şey buyurduğunu rivayet etmiştir; ravileri, güvenilir kimselerdir. 1 1 Hadisi Ahmed (6/249-250) ve Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (24/88-89) rivayet etmiştir.

Amr b. Osmân b. Abdirrahman b. Said el-Mahzumi'nin bildirdiğine göre

#18,662
Dedesi, (dedesinin) babası Said'den -ki, babası Sarın diye adlandırılırdı- Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'nin fethedildiği günde şöyle buyurduğunu bildiriyor: "Dört kişiye ne Hill' de ne de Harem'de (yani Mekke'nin hiçbir yerinde) emfin vennem (onlara emıin yoktur) bunlar: Huveyris b. Nüfeyl, Mıkyes b. Subaba, Hilal b. Hatal ve Abdullah b. Sa'd b. Ebu Serh'tir." Huveyris'e gelince; Ali b. Ebi Talib onu öldürdü. Mıkyes b. Subaba'yı da bir amcası oğlu öldürdü. Hilal b. Hatal'ı ise Zübeyr öldürdü. Abdullah b. Sa'd b. Ebi Serh'e gelince; Osman b. Affaıt kendisine eman aldı. (Çünkü) Osman b. Affan'ın sütkardeşi idi. (Bunlardan başka) Mıkyes' e ait iki cariye vardı. Bu cariyeler şarkılarında Resulullah' ı (sallallahu aleyhi vesellem) hicvederlerdi. Bunlardan biri öldürüldü; diğeri kaçıp kurtuldu ve daha sonra Müslüman oldu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10242 *Derim ki: Ebu Davud bu hadisin bir bölümünü rivayet etti. Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri, güvenilir kimselerdir. Bu manada yaklaşık iki sayfa önce buna benzer hadisler geçti.

Urve der ki:

#18,661
Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Muhacir ve Ensar ile Gifar, Eslem, Müzeyne, Cüheyne ve Benu Süleym kabilelerinden oluşan on iki bin kişilik bir orduyla (Medine' den Mekke'ye doğru) yola çıktı. Merru'z-Zahran'a yetişinceye kadar atlan sürdüler. Kureyş onlardan haberdar olmamıştı. Kureyşliler, Ebu Süfyan ve Hakim b. Hizam' ı Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gönderip: "Ya bize ondan eı:n!n alın veya onunla savaşmaya karar verin!" dediler. Ebu Süfyan b. Harb ile Hakim b. Hizam, Mekke'den çıkıp gittiler. Yolda, Büdeyl b. Verka'ya rastladılar. Onu da kendileriyle birlikte götürdüler. Mekke'ye yakın olan Erak mevkiine eriştikleri zaman -ki vakit yatsı vakti idi- pek çok çadırlar, askerler ve yanan ateşler gördüler, at kişnemeleri işittiler. Bunlar onları ürküttü, son derecede korkuttu ve: "Bunlar Ka'b oğullarıdır, savaş onları bir araya toplamıştır" dediler. Büdeyl: "Bunlar Ka'b oğullarından fazla görünüyor. Onların toplamı buna ulaşamaz, yoksa Hevazin kabilesi bizim toprağımıza gelmiş olabilir mi? Vallahi bunu da sanmıyorum, bu kalabalık hac için gelenlere benziyor" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), gözcülük ve kolculuk yapmaya gelenleri yakalamak için önden süvariler göndermişti. Huzaalılar da yolu kesip kimseye geçit vermiyorlardı. Ebu Süfyan ve arkadaşları, Müslümanların askeri kampına geldikleri zaman gece karanlığında süvariler tarafından yakalanıp getirildiler. Ebu Süfyan ve arkadaşları öldürülmekten korkuyorlardı. Ömer b. el-Hattab kalkıp Ebu Süfyan' ın boğazına sarıldı, ama Ebu Süfyan' ı Hz. Peygamber' in (sallallahu aleyhi vesellem) huzuruna götürmek için oradakiler onu kucaklayıp götürdüler. Nöbetçiler onu Resftlullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) ulaştırabilmek için bir yere hapsedip korudular. Ebu Süfyan öldürülmekten endişe ediyordu. Abbas b. Abdilmuttalib, Cahiliye devrinde onunla arkadaştı. Ebu Süfyan olanca sesi ile bağırarak: "Beni Abbas' a götürmez misiniz? (Onunla görüştürmez misiniz?)" dedi. Abbas (sesini işitince) gelip onu himaye etti ve Resulullah'tan (slllallahu aleyhi veıellem) Ebu Süfyan' ın kendisine teslim edilmesini istedi. Abbas onunla beraber (ata) binip gece karanlığında askeri kampın arasından götürdü, böylece hepsi onu gördü. Ömer b. el-Hattab onun boğazına sarıldığında kendisine: "Vallahi, sen ölünceye kadar Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) yaklaşamayacaksın!" demişti. O zaman Abbas' tan yardım dileyerek: · "Ben öldürülmüş sayılırım!" dedi. Abbas da onu koruyup insanların onu öldürmelerine engel oldu. Ebu Süfyan ordunun sayısındaki çokluğu ve Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) olan itaatlerini görünce: "Ben bu geceki gibi bir kavmin bir araya geldiğini görmedim!" dedi. Abbas onu ellerinden kurtarıp: "Eğer sen Müslüman olup Muhammed'in (sallallahu aleyhi vesellem) Allah'ın Resulü olduğuna şahadet etmezsen kesinlikle kendini ölmüş bil!" dedi. Ebu Süfyan, Abbas' ın kendisine emrettiği şeyi söylemek istiyor, ama bir türlü dili dönmüyordu. Böylece o gece Abbas'la kaldı. Hakim b. Hizam ve Büdeyl b. Varka ise Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) huzuruna gelerek Müslüman oldular. Hz. Peygamber de (sallallahu aleyhi vesellem) onlardan Mekke halkı hakkında bilgi almaya başladı. Sabah ezanı okununca insanlar (uyanıp namaz kılmak için) bir araya gelmeye başladılar. Ebu Süfyan paniğe kapılarak: "Ey Abbas! Ne yapmak istiyorsunuz böyle?" diye sorunca: "Bunlar Müslümanlar (namaz kılmak için) Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) huzuruna gidiyorlar!" dedi. Ebu Süfyan onların namaza gelişlerini ve Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) rüku edince rüku, secde edince secde edişlerini görünce: "Ey Abbas! Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem), onlara emrettiği her şeyi mi yaparlar?" diye sordu. Abbas: "Eğer onlara yeme ve içmeyi bile yasaklasa yine O'na itaat ederler" dedi. Ebu Süfyan: "Ey Abbas! Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) kavmin konusunda konuşsan, onları affeder mi acaba?" dedi. Abbas, Ebu Süfyan'ı alıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına soktu ve: "Ya Resulallah! İşte bu Ebu Süfyan" dedi. Ebu Süfyan: "Ey Muhammed! Ben kendi ilahımdan yardım istedim, sen de kendi ilahından yardım istedin. Vallahi her karşılaşmamızda sen bana galip geldin. Eğer benim ilahım hak, senin ilahın bahl olsaydı ben seni yenerdim" deyip Allah' tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahadet getirdi. Abbas: "Ya Resulullah! Kavminin (Müşriklerin) yanına gitmem için bana izin vermeni istiyorum; başlarına gelecek şeyden (azaptan) onları korkutup Allah' a ve Resulüne davet edeyim!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona izin verdi. Abbas izni alınca: "Ya Resulallah! Onlara nasıl konuşayım (hitap edeyim)? Onların mutmain olabileceği bir güven şeklini bana açıkla!" dedi. Allah' ın Resulü (sallallahu aleyhi veB!em): " Onlara: «Kim Allah'tan başka ilah olmadığına, onun ortağı bulunmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahadet eder ve elini silahtan çekerse, ona emtin verilmiştir. Kim Ktibe'nin yanına gider ve silahını bırakıp oturursa, ona emtin verilmiştir. Kim evine girip kapısını örterse, ona emtin verilmiştir» diyeceksin" buyurdu. Abbas: "Ya Resulallah! Ebu Süfyan bizim amcaoğlumuzdur! Benimle beraber Mekke'ye dönmek istiyor, ona bir iyilikte bulunsan!" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim Ebu Süfyan'ın evine girerse, ona emtin verilmiştir" buyurdu. Ebu Süfyan (bunu az görüp) daha fazla istekte bulunmaya başladı. Ebu Süfyan'ın evi Mekke' nin en yüksek yerindeydi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) devam ederek: "Kim Hakfm b. Hizam'ın evine girer ve elini silahtan çekerse, ona emiin verilmiştir" buyurdu. Hakim b. Hizam'ın evi ise Mekke'nin aşağısındaydı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), Abbas'ı Dihyetu'l-Kelbi'nin kendisine hediye ettiği beyaz kahra bindirdi. Abbas, EbuSüfyan' ı terkisine alarak yola çıkb. Abbas yola çıkınca Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) arkasından birkaç kişiyi gönderip onlara: "Abbas' a yetişip onu bana geri getirin!" diye emir buyurarak onlara Abbas için endişelendiği sebebi anlattı. Elçi Abbas' a yetişti, ama Abbas dönmek istemeyip: "Resulullah (sallallahu aleyhi veselleın) Ebu Süfyan'ın insanların azlığını görerek İslam'ı bırakıp Müslüman olduktan sonra küfre döneceğinden mi endişe ediyor?" dedi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Onu hapset!" buyurunca Abbas onu hapsetti. Bunun üzerine Ebu Süfyan: "Ey Haşim oğulları! Ahdinizden dönüyor musunuz?" deyince Abbas: "Biz ahdimizden dönmeyiz! Lakin benim sende bir ihtiyacım var" dedi. Ebu Süfyan: "Hacetin neymiş? Söyle de onu gidereyim!" deyince: "Halid b. el-Velid'le Zübeyr b. el-Avvam sana geldiklerinde ne olduğunu bilirsin!" dedi. Abbas, Erak' ın ötesinde Mina'ya yakın bulunan geçitte durdu. Ebu Süfyan onun sözlerini gayet iyi anlamıştı. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) süvari gruplarını (Mekke'ye) peş peşe gönderdi ve grupları ikiye ayırdı. Önce Zübeyr'i gönderdi. Arkasından Halid (b. el-Velid)'i, Eslem, Gifar ve Kudaa kabilelerinden oluşan birliğin başında gönderdi. Ebu Süfyan: "Ey Abbas! Bu Resulullah mı?" diye sorunca: "Hayır, bu Halid b. el-Velid' dir" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) önünden Ensar' dan bir birliğin başında Sa'd b. Ubade'yi gönderip: "Bugün savaş günüdür! Bugün -Mekke'nin- haramlığı (hürmeti) helal olmuştur!" buyurdu. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Muhacir ve Ensar' dan oluşan "İman" kıtası arasında geçti. Ebu Süfyan tanımadığı bir sürü yüzü görünce: "Ya Resulullah! Etrafında çok adam toplanmış veya şu yüzleri kavmine tercih mi ettin?" dedi. Resulullah (sallallahualeyhi vesellem): "Onu sen ve kavmin yaptınız! Siz beni yalanladığınız zaman bunlar beni tasdik ettiler! Siz beni Mekke'den çıkardığınız zaman bunlar bana yardım etti!" buyurdu. O gün Akra' b. Habis, Abbas b. Mirdas ve Uyeyne b. Bedr el-Fezari de Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber bulunuyordu. Onları Hz. Peygamber' in (sallallahu aleyhi vesellem) etrafında görünce: "Ey Abbas! Bunlar kim?" diye sordu. Abbas: "Bunlar Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) birliği, bunlarla beraber "kızıl ölüm" vardır! Şunlar da Muhacirlerle Ensar' dır" dedi. Ebu Süfyan: "Yürü ey Abbas! Bugünkü gibi ne asker, ne de topluluk gördüm!" dedi. Zübeyr insanlarla beraber gelip (Mekke'de) Hacün denilen yerde durdu. Halid b. el-Velid ise harekete geçip Mekke' nin aşağı tarafından girdi. Bekr oğulları karşısına çıktı, Müslümanlar onlarla çarpışhlar ve Yüce Allah onları bozguna uğrattı. Hazvare' de öldürüldüler ve evlere girdiler. Bir kısmı ise atların üzerinde Handeme'ye çıktılar, Müslümanlar da onları takip ettiler. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) insanlardan (Mekke'ye) en son girenler arasında idi. O esnada bir münadi: "Kim evine girip kapısını örter ve elini silahtan çekerse ona eman verilmiştir" diye seslendi. Ebu Süfyan da Mekke' de: "Müslüman olunuz ki, selamete eresiniz!" diye seslendi. Böylece Yüce Allah onları Abbas sayesinde kurtarmış oldu. Ebu Süfyan'ın karısı Hind koşarak geldi ve Ebu Süfyan'ın sakalını tutup: "Ey Galib oğulları! Şu ahmak bunak yaşlıyı öldürün!" diye seslendi. Ebu Süfyan: "Sakalımı bırak! Yemin ederim ki, eğer sen de Müslüman olmazsan kesinlikle senin de boynun vurulacaktır. Yazıklar olsun sana! Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize hakkı getirmiştir, haydi evine gir!" dedi. Ravi ekledi: "Ve sus!" dediğini zannediyorum.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10241 *Hadisi Taberâni. mürsel olarak rivayet etmiş olup zayıf sayıldığı halde hadisi hasen olan İbn Lehia bulunmaktadır. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 7263) rivayet etmiştir.

Ebü Leylâ anlatıyor:

#18,660
Mekke'nin fethinde Resülullah'Ia (sallallahu aleyhi vesellem) beraber bulunuyorduk. Allah' ın Resülü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ebu Süfyan Erak denilen yerdedir" buyurdu. Hemen oraya girip kendisini yakaladık. Müslümanlar onun yanına gelip kılıçlarını gizlemeye başladılar. Nihayet onu Resülullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına getirdiler. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona: "Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Ben size dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak bir dinle geldim. Müslüman olunuz ki, selamete eresiniz!" buyurdu. Abbas onun dostu idi. Abbas: "Ya Resülallah! Ebü Süfyan övünmeyi seven bir adamdır" dedi. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir münadi gönderip Mekke' de: "Kim evine girip kapısını üzerine kaparsa, ona emtin verilmiştir! Kim silahını bırakırsa, ona emiin verilmiştir! Kim Ebu Süfyan'ın evine girerse, ona da eman verilmiştir!" diye seslenmesini emretti. Sonra Abbas'ı onunla beraber gönderdi. Abbas'la beraber gidip Seniyye akabesine (yokuşuna veya tepesine) oturdular. Bu arada Süleym Oğulları geldi. Ebü Süfyan: "Ey Abbas! Bunlar kim?" diye sordu. Abbas: "Benu Süleym" dedi. Ebu Süfyan: "Benimle Benu. Süleym arasında ne münasebet var ki?" dedi.Soma Ali b. Ebi Talib, Muhacirler arasında geldi. Ebu Süfyan: "Ey Abbas! Bunlar da kim?" diye sordu. Abbas: "Bu, Ali b. Ebi Talib'tir, Muhacirlerin başında bulunmaktadır" dedi. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Ensar'la birlikte geldi. Ebu Süfyan: "Ey Abbas! Bunlar da kim?" diye sordu. Abbas: "Bunlar kırmızı ölümdür! Bunlar, Resulullah' ın (sav) aralarında bulunduğu Ensar' dır!" dedi. Ebu Süfyan: "Ben, Kisra ve Kayser'in saltanatını gördüm! Ama kardeşinin oğlunun saltanatı gibisini görmedim!" dedi. Abbas: "Bu (saltanat değildir) peygamberliktir" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10240 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Harb b. el-Hasan et- Tahhan bulunmaktadır. Bu ravi daha sonra güvenilir sayılmıştır. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-kebir'de (no. 6419) rivayet etmiştir.

Enes (b. Mâlik) bildiriyor:

#18,659
Serf'e (Mekke'ye yakın bir yere) ulaşhğımız zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ebu Süfyan size yakın bir yerdedir, ona karşı dikkatli olun!" buyurdu. Daha sonraları Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ebu Süfyan'a: "Ey Ebu Süfyan! Müslüman ol!" buyurdu. Ebu Süfyan: "Ya Resulallah! Kavmim! Kavmim! (ne olacak?)" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kavmine gelince; kim evine girip kapısını üzerine kaparsa, ona eman verilmiştir!" buyurdu. Ebu Süfyan: "Bana övüneceğim bir şey ver!" deyince: "Kim senin evine girerse, ona da eman verilmiştir!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10239 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Hakem b. Abdilmelik bulunmaktadır.

Enes der ki:

#18,658
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'ye girdiği zaman insanlar başlarını kaldırıp kendisine bakmaya başladılar. O zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) başını -devenin semerine değecek kadar- Allah' a karşı tevazu ile önüne eğdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10238 *Hadisi Ebu Ya'lâ rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Abdullah b. Ebi Bekr el- Mukaddemi bulunmaktadır. 2 2 Hadisi Ebû Ya'lâ (no. 684) rivayet etmiştir. Hadis başka yolla da rivayet edilmiştir. Bkz. Zehebi, Miznnu'l-İ'tidal (2/399)

Zübeyr b. el-Avvam'ın bildirdiğine göre

#18,657
Mekke fethinde Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona Sa' d b. Ubade'nin sancağını vermiştir. Böylece Zübeyr, Mekke'ye iki sancakla girmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10237 *Hadisi Ebu Ya'lâ rivayet etmiş olup senedinde çok zayıf sayılan Muhammed b. el- Hasan b. Zubale bulunmaktadır. 1 1 Hadisi Ebu Ya'lâ (no. 684) rivayet etmiş olup senedinde Ümmü Urve bulunmaktadır ki; bu kadının durumu meçhuldür. Babası ise ne cerh, ne de tadil ile anılmamışhr.

Mus'ab b. Sa'd (b. Ebi Vâkkâs), babasından bildiriyor:

#18,656
Resulullah (sallallahualeyhivesellem) Mekke fethinin olduğu günde dört erkek, iki kadın dışında kalan bütün insanlara eman verip: "Bunları (dört erkek, iki kadını) Kabe'nin örtüsüne tutunmuş halde bulursanız dahi öldürün!" buyurmuştu. Bunlar: İkrime b. Ebi Cehl, Abdullah b. Hatal, Mıkyes b. Subaba ve Abdullah b. Sa'd b. Ehi Serh'tir. Abdullah b. Hatal, Kabe örtüsüne tutunmuşken bulundu; Said b. Hureys ve Arnmar b. Yasir üzerine saldırdı. Said, Ammar'dan önce davranıp onu öldürdü. Said, Arnmar' dan daha genç ve daha güçlüydü. Mıkyes b. Subaba'ya gelince insanlar onu çarşıda yakalayıp öldürdüler. İkrime ise bir gemiye binip kaçtı. Denizin ortasındayken bir fırtınaya yakalandılar. Gemi sahipleri gemide bulunanlara: "İhlasla sadece Allah' a yalvarın! Çünkü taptığınız putlar burada size hiçbir fayda sağlayamaz!" dediler. Bunun üzerine İkrime: "Eğer denizde Allah'a ihlasla dua etmekten başka bir şey beni kurtaramazsa, karada da Allah'a ihlasla dua etmekten başka bir şey beni kurtarmaz! Allahım! Eğer beni bu durumdan kurtarırsan Muhammed' in yanma gidip elimi onun eline koyarak biat edeceğime dair sana söz veriyorum! O' nu affedici ve kerem sahibi olarak bulacağımı umuyorum!" dedi. Nitekim daha sonra Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelip Müslüman oldu ... Hadis aslında devam ediyor. Abdullah b. Sa' d b. Ehi Serh' a gelince; Osman ona acıdı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) insanları biat etmeye çağırınca onu getirip Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) huzuruna alarak: "Ya Resulallah! Abdullah'tan biat al!" dedi. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) başını kaldırıp ona bakmaya başladı; ona biat etmek istemiyordu. Üç defadan sonra (yani Osman'ın üç kez ısrarı üzerine) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ondan parmak uçlarıyla biat aldı. Sonra insanlara doğru yönelip Allah' a hamdü senada bulundu ve: "İçinizde benim, ondan biat almamak için elimi çektiğimi görüp te onu öldürecek göz açık biri yok muydu?" buyurdu. Sahabi: "Ya Resulallah! Gözünle bize işaret verseydin olmaz mıydı?" deyince: "Bir peygambere gözüyle hain bakışı yapması caiz olmaz!" buyurdu. İkisinin de ravileri, güvenilir kimselerdir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10236 *Derim ki: Hadisi Ebu Davud ve başkası daha kısa bir metinle rivayet etti. Hadisi Ebu Ya'lâ ve Bezzâr rivayet etmiş olup Bezzar şu ifadeyi ilave etti: Derim ki: Konuyla ilgili Said b. Yerbu'un hadisi, inşallah daha sonra gelecektir.

Enes b. Mâlik bildiriyor:

#18,655
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke fethinin olduğu günde dört kişi dışında bütün insanlara eman vermişti. Bu dört kişi: Abdüluzza b. Hatal, Mıkyes b. Subaba el-Kelbi, Abdullah b. Sa' d b. Ehi Serh ve bir kadın olan Ümmü Sara' dır. Abdüluzza, Kabe örtüsüne tutunmuş olduğu halde öldürülmüştü. Ensar'dan bir adam Abdullah b. Ebi Serh'i görürse onu öldüreceğine dair adak adamıştı. Abdullah b. Ebi Serh, Osman b. Affan'ın sütkardeşi idi. Osman onu alıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına getirdi ve ona Resulullah' tan (sallallahu aleyhi vesellem) eman istedi. Ensari onu görünce kılıcını alıp onu öldürmek için çıktı. Ancak onu Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) bulunduğu halkada (toplulukta) buldu. Onu Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) huzurunda öldürmekten korktu. Bu arada onu öldürmede tereddüt etmeye başladı. Çünkü Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) huzurunda bulunduğu halde onu öldürmekten hoşlanmıyordu. Resulullah (saJlallahu aleyhi vesellem) elini uzatıp ondan (Abdullah b. Ebi Serh'ten) biat aldıktan sonra Ensariye: "Adağını yerine getirmen için seni bekledim!" buyurdu. Ensari: "Ya Resulallah! Senden çekindim! Bana işaret edemez miydin?" deyince: "Bir peygamberin gizlice işaret vermesi caiz olmaz!" buyurdu. Mıkyes' e gelince bunun bir kardeşi vardı. Resftlullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraberken yanlışlıkla öldürülmüştü. Hz. Peygamber (saJlallahu aleyhi vesellem), Ensar' dan diyetini almak üzere Mıkyes'le beraber Benti Fihr' den bir adam göndermişti. Diyeti toplayıp dönünce yolda (mola verip) Benu Fihr' den olan adam yattı. Mıkyes adamın yattığını görünce bir taş alıp başına vurarak onu öldürdü. Sonra yoluna devam ederek şöyle demeye başladı: Yerde yatar halde kalan kişi, içimi rahatlatmaktadır! Boynunun damarlanndan akan kanlarla elbiseleri bulanmaktadır! Onu öldürmeden önce çektiğim gam ve keder o kadar artmıştı ki, Yatağın üzerinde rahat bir uyku uyumamı unutturmuştu! Onu öldürerek intikamımı almış ve üç arzuma kavuşmuş oldum! Böylece putlara ilk dönen ben oldum! Ümmü Sara ise Kureyş'e ait bir cariye idi. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelip muhtaç olduğunu söyledi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ona bir şeyler verdi. Sonra bir adam gelip Mekke ahalisine.(Müşriklere) vermesi için kendisine bir mektup verdi. Bu mektupla onlara yakın olup ailesini korumak istiyordu; bu adamın ailesi Mekke' de bulunuyordu. Cibril gelip bu durumu Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) haber verdi. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ömer b. el-Hattab'ı ve Ali b. Ebi Talib'i kadının arkasından gönderdi. Nihayet yola çıkıp yolda kadına yetiştiler. Onun eşyalarını aradılar, ama bir şey bulamadılar. Onu bırakıp geri dönerlerken biri diğerine: "Vallahi, bize haberi veren yanılmış olamaz! Biz de yanılmış olamayız! Gel kadının yanına dönelim!" dedi. Kadının yanına dönüp kılıçlarını çektiler ve: "Vallahi, ya mektubu bize verirsin ya da seni öldürürüz!" dediler. Kadın önce mektubu inkar etti. Sonra: "Beni Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geri götürmezseniz size mektubu veririm" dedi. Onlar da kabul ettiler. Bunun üzerine başının örtüsünü çözüp mektubu saç örgüleri arsından çıkardı ve onlara verdi. Mektubu alıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına döndüler ve mektubu verdiler. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), mektubu gönderen adama haber saldı ve yanına çağırttırıp ona: "Bu mektup nedir?" diye sordu. Adam: "Ya Resulallah! Bunun sebebini sana söyleyeyim; Senin yanında bulunan herkesin Mekke' de ailelerini koruyacak akrabaları var! Ama benim ailemi koruyacak akrabam yoktur. Ben bu mektubu oradaki ev halkımı korusunlar diye yazdım" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlan dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı inkar ettiler'' 1 ayetlerin sonuna kadar indirdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10235 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Hakem b. Abdilmelik bulunmaktadır. 1 Mümtehine Sur. 1

Abdullah b. Abbâs anlatıyor:

#18,654
Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) seferine devam etti. Ebu Ruhm Külsftm b. Husayn el-Ğifart'yi Medine' de vali olarak bıraktı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Ramazan ayının onunda yola çıktı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) oruç tuttu, insanlar da onunla beraber oruç tuttular.-Usfan ve Eme arasındaki bir mevki olan- Kedld' e ulaşınca orucunu açtı. Sonra Müslümanlardan -Müzeyne ve Süleym kabilelerinden oluşan- on bin kişiyle beraber Merru' z-Zahran' a ulaşıp konaklayıncaya kadar yoluna devam etti. Bütün kabilelerden belirli sayıda müslüman olup (bu sefere) kahlanlar vardı. Muhacir ve Ensar'ın tümü Resülullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraber yola çıktılar, onlardan hiç kimse geride kalmadı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Merru' z-Zahran' da konaklayınca -ki Kureyşlilere bu hareket gizlendi. Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) ilgili hiçbir haber onlara ulaşmadı. Bundan dolayı da ne yapacağını bilmiyorlardı- O gecede Ebu Süfyan b. Harb, Hakim b. Hizam ve Büdeyl b. Varka Resulullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) ve ordusunu araştırmak ve onlar hakkında bir bilgiye erişip işitmek maksadıyla Mekke' den çıktılar. Bu arada daha önce Abbas b. Abdilmuttalib yolda Resulullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) karşılamış ve ordusuna katılmıştı. Ebu Süfyan b. el-Haris b. Abdilmuttalib ve Abdullah b. Ebi Umeyye b. el- Muğira Mekke ile Medine arasında (bir yerde) Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) karşılaşıp (kendisiyle görüşmek için) onun yanına girmeye uğraştılar. Dolayısıyla Ümmü Seleme onlar için kendisiyle konuşup: "(Bunlar) amcanın oğlu, halanın oğlu ve sıhriyet (evlilik) yönünden (ki bu adam Ümmü Seleme'nin kardeşidir) akraban (onlarla görüş)" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Onlara ihtiyacım yoktur! Amcamoğluna gelince o, onuruma saldınp leke sürdü. Halamın oğlu ve sıhriyet dolayısıyla akrabam (kayınbiraderim) ise bana Mekke' de o ağır şeyleri söylemişti" buyurdu. Onların yanına bu şekilde çıkınca (yani bu karşılığı verince) Ebu Süfyan -ki Ebu Süfyan'la beraber küçük bir oğlu vardı-: "Vallahi, ya bana izin verir ya da açlıktan ve susuzluktan ölünceye kadar şu küçük oğlumun elinden tutup yeryüzünde (durmadan) yürüyeceğim" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu durumdan haberdar olunca onlara karşı yumuşadı ve yanına girmelerine izin verdi. Onlar da yanına girip Müslüman oldular. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Merru'z-Zahran'da konaklayınca Abbas: "Vay Kureyşlilerin başlarına geleceklere! Vallahi Resulullah' tan (sallallahu aleyhi vesellem) eman dilemeden önce Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'ye savaşla girecek olursa, bu Kureyşlerin temelli sonları olur!" dedi. Abbas anlatıyor: Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) boz katırına binip Erak denilen yere vardım ve belki bir oduncu veya bir sütçü veya Mekke'ye bir ihtiyacı için giden birini bulurum; Mekke'ye zorla (savaşarak) girmeden önce Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelip O'ndan eman almaları için yerini onlara haber verir diye düşündüm. Vallahi, o katırın üzerinde yürüyüp kendisi için çıktığım şeyi (haber götürecek birini) ararken Ebu Süfyan ve Büdeyl b. Varka'nın konuşmalarını işittim. Ebu Süfyan: "Bugünkü gördüğüm ateş ve askerler gibi hiç bu kadar ateş ve asker görmedim!" diyordu. Büdeyl ise: "Vallahi, bu Huzaa'nın ateşleri olsa gerek! Savaş için bu kadar yakmışlar" diye cevap veriyordu. Buna karşılık Ebu Süfyan: "Vallahi, Huzaa'nın ateşi ve askerleri bu kadar olamaz! O bundan daha zelil ve daha küçüktür!" diyordu. Bu arada kendisini sesinden tanıyıp: "Ey Ebu Hanzala!" diye seslendim. Beni sesimden tanıyıp: "Ebu'l-Fadl sen misin?" diye sorunca: "Evet" dedim. Ebu Süfyan: "Anam babam sana feda olsun! Ne istiyorsun?" deyince: "Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! İşte Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) insanlar arasında duruyor! Vallahi, vay Kureyşlilerin başlarına geleceklere!" dedim. Ebu Süfyan: "Anam, babam sana feda olsun! Buna bir çare, bir tedbir var mı?" diye sorunca: "Vallahi, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) seni ele geçirecek olursa, muhakkak boynunu vurur! Sen, haydi benimle beraber şu katırın sırtına bin de, seni Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına kadar götüreyim! Kendisinden senin için eman dileyeyim!" dedim. Bunun üzerine Ebu Süfyan bineğime arkama bindi, iki arkadaşı ise geri döndü. Ben de kendisini katırın üzerinde götürdüm. Kendisiyle beraber mücahitlerin ateşlerinden her bir ateşin yanından geçerken, "Kim bu?" diye soruyorlar; Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) katırını görünce: "Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) amcası, O'nun (sallallahu aleyhi vesellem) katırına binmiş!" diyorlardı. Ömer b. el-Hattab'ın ateşinin yanından geçerken: "Kim bu?" dedi ve hemen ayağa kalktı. Ebu Süfyan'ı katırın terkisinde görünce:" Allah'ın düşmanı Ebu Süfyan öyle mi? Seni ahitsiz ve akitsiz olarak ele geçirmeye fırsat ve imkan veren Allah' a hamdolsun!" dedi ve hemen Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) doğru hızla gitti. Katır da hızlandı. Yavaş yürüyen hayvanın yavaş yürüyen adamı geçebileceği oranda ömer'i geçti. Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına varınca katırın üzerinden atlayıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi veıellem) yanma girdim. Bu arada Ömer de ulaşıp yanımıza girdi ve: "Ya Resulallah! Bu Ebu Süfyan'ı, Allah, akitsiz ve ahitsiz olarak ele geçirmek imkan ve fırsatını verdi. Bırak beni de, onun boynunu vurayım!" dedi. (Abbas dedi ki): "Ya Resulallah! Ben ona eman vermiş bulunuyorum!" dedim. Sonra Resftlullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına oturup: "Vallahi, bu gece benden başka hiç kimse Ebu Süfyan'la baş başa kalmayacak!" dedim. Ömer, Ebu Süfyan'ın boynunu vurma hususundaki isteğinde direnip durunca: "Yeter ey Ömer! Vallahi, Ebu Süfyan Adiyy b. Ka'b oğullarından bir kimse olsaydı, böyle söylemezdin! Fakat onun Benu Abdimenaf erkeklerinden olduğunu bildiğin için boynunu vurmak istiyorsun!" dedim. Ömer: "Sus ey Abbas! Vallahi senin Müslüman olman (babam)- Hattab Müslüman olacak olsaydı- onun Müslüman olmasından bana daha hoş gelir! Bunun sebebi; sadece Resulullah'ın (sallallahualeyhivesellem) senin Müslüman olmana Hattab'ın Müslüman olmasından daha fazla sevineceğinde!l başka bir şey değildir" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Abbas! Onu çadırına götür, sabahleyin yanıma getir!" buyurdu. Onu alıp çadırıma götürdüm ve geceyi yanımda geçirdi. Sabah olunca onu alıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına götürdüm. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu görünce:"Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Allah'tan başka ilah olmadığını öğrenmenin zamanı daha gelmedi mi?" diye sordu. EbuSüfyan: "Babam, anam sana feda olsun! Sen ne kadar cömertsin ve akrabalık hakkını ne kadar iyi gözetirsin! Vallahi, Allah' tan başka ilah olmasa gerek! Çünkü Allah ile birlikte başka ilah bulunmuş olsaydı, elbette, beni zararlardan korur, faydalardan yararlandırırdı" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Benim Allah'ın Resulü olduğumu bilmenin zamanı gelmedi mi?" buyurdu. Ebu Süfyan: "Babam, anam sana feda olsun! Usluluk ve yumuşak huylulukta, soylulukta, akrabalık hakkını gözetmede senden daha üstünü yoktur! Bu konuda şimdiye kadar içimde bir şüphe vardı!" dedi. Abbas: "Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Müslüman ol ve kellen vurulmadan önce Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah' ın Resulü olduğuna şahadet getir" deyince Ebu Süfyan şahadet getirip Müslüman oldu. Abbas dedi ki: "Ya Resulallah! Ebu Süfyan övünmeyi seven bir adamdır! Ona, kavminin içinde övüneceği birşey lutfet!" dedim. ResUlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Olur! Kim Ebu Süfyan'ın evine girip sığınırsa, ona eman verilmiştir! Kim kapısını üzerine kapayıp evinde oturursa, ona eman verilmiştir! Kim Mescid-i Haram'a girip sığınırsa, ona eman verilmiştir" buyurdu. Gitmek için oradan çıkacağı zaman Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Abbas! Onu vadinin daraldığı, dağ boğazının yanında tut da, Allah ordusunun ihtişamını görsün!" buyurdu. Ben de Ebu Süfyan' ı alıp Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) bana emrettiği yere, vadinin daraldığı, dağ boğazına doğru götürdüm. Bu arada kabileler sancaklarıyla oradan geçmeye başladı. Her bir kabile geçtiği zaman: "Bunlar kimdir?" diye soruyor "Müzeyne" diye cevap veriyordum. Ebu Süfyan: "Müzeyne'den bana ne?" diyordu. Bütün kabileler geçinceye kadar böyle devam ettik. Her bir kabile geçince: "Bunlar kim?" diye soruyor: "Filan oğulları" diye cevap verince: "Bana ne Filan oğullarından" diyordu. Nihayet Resulullah (sav), Muhacir ve Ensar'ın içinde bulunduğu "Hadra" adlı birlikle beraber geçti. Gözlerinden başka bir şey görünmüyordu. Ebu,Süfyan: "Sühanallah! Ey Abbas! Bunlar kim?" diye sorunca: "Bunlar Resulullah'la (sav) beraber olan Muhacir ve Ensar' dır" dedim. Ebu Süfyan: "Hiç kimsenin bunlara gücü yetmez! Vallahi ey Ebu'l-Fadl! Kardeşinin oğlu büyük bir saltanata sahip olmuş bulunuyor!" deyince: "Ey Ebu Süfyan! Bu (saltanat değil) nübüvvettir" dedim. Ebu Süfyan: "Evet!" deyince: "Sen git, kavmine yetiş! Onları uyar!" dedim. Bunun üzerine hemen yola çıkh. Kavminin yanına varınca avazının çıkhğı kadar bağırarak: "İşte Muhammed, karşısında duramayacağınız, dayanamayacağınız ordular birliğiyle başucunuza gelmiş bulunuyor. Kim Ebu Süfyan'ın evine girip sığınırsa, ona eman verilmiştir!" diye seslendi. Kansı Hind binti Utbe, ayağa kalkarak Ebu Süfyan' ın bıyığından tutup: "Şu kocamış ahmağı, şu elçinizi öldürün! O, kavminin ne kötü bir elçisi ve gözetleyicisidir!" dedi. Ebu Süfyan: "Yazıklar olsun size! Bunun (kadının) dedikleri sizi aldatmasın! Kendi kendinizi de aldatmayın! Karşısında duramayacağınız, dayanamayacağınız ordular birliği başucunuza gelmiş bulunuyor. Kim Ebu Süfyan'ın evine girip sığınırsa, ona eman verilmiştir!" dedi. Kureyş müşrikleri: "Allah senikahretsin! Senin evin bizim için ne kadar yararlı olabilir, hangimizi,, alabilir?" dediler. Ebu Süfyan: "Kim evine girip kapısını üzerine kaparsa, ona da eman verilmiştir! Kim Mescid-i Haram' a girip sığınırsa, ona da eman verilmiştir!" dedi. Bunun üzerine insanlar dağılıp evlerine ve Mescid-i Haram' a gittiler.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10234 *Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup ravileri Sahih' in ravileridir.

Abdullah b. Abbâs bildiriyor:

#18,653
Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) seferine devam etti. Ebu Ruhm Külsüm b. Husayn b. Utbe b. Halef el-Ğifari'yi Medine' de vali olarak bıraktı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Ramazan ayının onunda yola çıktı; Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) oruç tuttu, insanlar da onunla beraber oruç tuttular. -Ustan ve Eme arasında bir yer olan- Kedid' e ulaşınca orucunu açtı. Sonra Müslümanlardan oluşan on bin kişiyle beraber Merru' z-Zahran' a ulaşıp konaklayıncaya kadar yoluna devam etti.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10233 '*Derim ki: Hadisin bir bölümü oruç bahsinde Sahih 'te geçmiştir. Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup İbn İshâk dışında kalan ravileri, Sahih'in ravileridir. İbn İshâk işittiğini açıkça söylemiştir .

Resûlullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) hanımı Meymûne binti'l- Hâris' in bildirdiğine göre:

#18,652
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onun evinde gecelediği ve namaz için kalkıp abdest aldığı bir gecede, üç kere: "Lebbeyk! Lebbeyk! (Davetine icabet ediyorum! Davetine icabet ediyorum!)" Üç kere de: "Nusirte! Nusirte! (Sen yardım olundun gitti! Sen yardım olundun gitti!)" buyurduğunu işitmiştir. Meymune der ki: Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) evden çıkacağı zaman kendisine: "Ya Resülallah! Abdest aldığın sırada üç kere: "Lebbeyk! Lebbeyk! (Davetine icabet ediyorum! Davetine icabet ediyorum!)" Üç kere de: "Nusirte! Nusirte! (Sen yardım olundun gitti! Sen yardım olundun gitti!)" buyurduğunu işittim! sanki bir insanla konuşuyordun! Yanında bir kimse mi vardı?" diye sordum. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Şu Benü Ka'b'ın recez okuyucusu, feryat ederek bana sesleniyor ve imdatlarına yetişmemi istiyor! Kendilerine karşı Kureyşlilerin Benu Bekr'lere yardım ettiklerini söylüyor!" buyurdu. Sonra Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) evden çıktı ve Aişe'ye silahını hazırlamasını ve kimseye bir şey söylememesini emretti. Bu arada Ebu Bekir yanına girip: "Ey kızcağızım! Bu hazırlık nedir?" diye sordu. Aişe: "Vallahi bilmiyorum" diye cevap verdi. Ebu Bekir: "Vallahi bu Benu'l-Asfar'la (Bizanslılarla) savaşmanın zamanı değildir! Resulullah (sav) nereye gitmek istiyor?" diye sorunca: "Vallahi, bilmiyorum!" diye cevap verdi. Aradan üç gün geçti. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) halka sabah namazını kıldırdı. Bu arada recez okuyucusunun şu şiiri kendisine okuduğunu işittim: Allahım! Ben, Muhammedi yardıma çağırıyorum! Bizim babamızla onun babası arasındaki eski ittifakı anıyor ve yardımını diliyorum! O zaman, biz doğurucu (ana) mevkiinde idik. Sen ise oğul mevkiinde idin (bizden doğdun) Sonra Müslüman olduk ve sana yardımdan el çekmedik! Kureyşliler sana verdiler sözde durmadılar! Muhalefet ettiler! Seninle yaptıkları en sağlam anlaşmayı bozdular Kimseyi yardıma çağırmayacağını ileri sürdüler Allah (bize yardım etmen için) sana hidayet etsin! Hemen gelip bize yardım et! Destek ol! Allah'ın kullarını çağır, acele gelip imdadımıza yetişsinler! İçlerinde Resulullah savaşmaya hazırlanarak (gelsinler!) Yapılan zulme öfkesinden dolayı yüzü renkten renge girmiştir. Bunun üzerine Restllullah (sallallahu aleyhi vesellem) üç kere: "Lebbeyk! Lebbeyk! (Davetine icabet ediyorum! Davetine icabet ediyorum!)" Üç kere de: "Nusirte! Nusirte! (Sen yardım olundun gitti! Sen yardım olundun gitti!)" buyurdu. Sonra Restllullah (sallallahu aleyhi vesellem) yola çıktı. Ravha denilen yere ulaşınca gökte oluşan bir buluta bakıp: "Bu bulut, Benu Ka'b'a yardım olunacağına işarettir!" buyurdu. Bem1 Ka'b'ın kolu olan Benu Adiyy b. Amr' dan bir adam ayağa kalkıp: "Ya ResUlallah! Benu Adiyy'in yardımı için de değil mi?" diye sorunca ResUlullah (sallallahualeyhi vesellem): "Sırtın toprağa bulansın! Adiyy, Ka'b'dan başkası mıdır? Ka'b da, Adiyy'den başkası mıdır?" buyurdu. Nihayet bu adam o seferde şehit oldu. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Allahım! Onlan ansızın yakalamak için haberimizi onlardan gizle!" diye dua etti. Sonra Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yoluna devam edip Merr' de (Merru'z-Zahran'da) konakladı. O gecede Ebu Süfyan b. Harb, Haklın b. Hizam ve Büdeyl b. Varka yola çıkıp Merr'in yakınına kadar gelmişlerdi. Ebu Süfyan yanan ateşlere bakıp: "Ey Büdeyl! Bu ateşler, senin kavmin olan Benli Ka'b' ın ateşleridir" dedi. "Belki de savaş onları bir araya toplamıştır" diye ekledi. O gece Müzeyne onları yakalayıp götürmüştü, bekçilik görevi onlara (Müzeyne'ye) aitti. Kendilerini Abbas b. Abdilmuttalib'in yanına götürmelerini istediler. Onları Abbas'ın yanına götürdüler. Ebu Süfyan, Abbas'tan kendilerine Restllullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) eman almasını istedi. Abbas onları alıp Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanına götürdü ve Resulullah'tan (sallallahualeyhi vesellem) kendisinin (Abbas'ın) eman verdiğine eman vermesini istedi. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ebu Süfyan dışında eman verdiğin herkese eman veriyorum" buyurunca Abbas: "Ya Resulallah! Bana kısıtlama getirme!" diye ricada bulundu. Resulullah (sav): "Eman verdiğin herkes güvendedir" buyurdu. Bunun üzerine Abbas onları Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına götürdü. Soma onları alıp çıktı. Ebu Süfyan: "Biz gitmek istiyoruz" deyince: "Güneş doğmadan önce çıkıp gidin!" dedi. Bu arada Resulullah (sallal.lahu aleyhi vesellem) abdest almak için kalktı. Müslümanlar Resulullah'ın (sallallahu aleyhivesellem) (artık) abdest suyunu alıp yüzlerine sürmeye başladılar. Ebu Süfyan: "Ey Ebu'l-Fadl! Yeğeninin krallığı çok büyümüş!" dedi. Abbas: "Bu krallık değil, nübüvvettir! İşte buna (nübüvvetin bereketine) rağbet ediyorlar'' dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10232 *Hadisi Taberâni el-Mu'cemu's-sağir'de ve el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Yahya b. Süleyman b. Nadle bulunmaktadır. 1 1 Hadisi Taberâni el-Mu'cemu's-sağir'de (no. 968) ve el-Mu'cemu'l-kebir'de (23/433) rivayet etmiş olup: ''Yahya b. Süleyman hadisi rivayette tek kalauştu"' demiştir.

Hz. Ali bildiriyor:

#18,651
Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'nin fethine gitmek istediği zaman aralarında Hatıb b. Ebi Beltea'run da bulunduğu ashabından bazı kişilere haber gönderip Mekke'ye gitmek istediğini haber verdi. İnsanlar arasında ise Huneyn' e gitmek istediği haberi yayıldı. Hatıb, Mekke ahalisine: "Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) sizinle savaşmak üzere yola çıkacak!" diye bir mektup yazdı. Bu durum vahiyle Resülullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) bildirilince beni, Ebu Mirsed'le beraber -ki aramızda ah bulunmayan kimse yoktu- gönderip: " (Mekke ile Medine arasında bir yer olan) Ravdatu'l-Hah'a gidin! Orada beraberinde mektup bulunan bir kadın bulacaksınız! Mektubu ondan alın!" buyurdu. Bunun üzerine hemen yola çıkhk ve Resulullah'ın (sav) bize işaret ettiği yerde kadını bulduk. Kendisine: "Mektubu ver!" dedik. Kadın: "Bende mektup yok!" dedi. Bunun üzerine eşyalarını indirip aradık, ama mektubu eşyalarının içinde bulamadık. Ebu Mirsed: "Belki beraberinde mektup yoktur!" deyince: "Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem) yalan söylenmiş olamaz! Resulullah da (sallallahu aleyhi vesellem) bize yalan söylemiş olamaz!" dedim. Kadına: "Ya mektubu çıkarırsın ya da elbiselerini soymak zorunda kalacağız" dedik. Kadın: "Allah' tan korkmuyor musunuz? Siz Müslüman değil misiniz?" deyince: "Ya mektubu çıkarırsın, ya da elbiselerini çıkarmak zorunda kalırız" dedik. (Ravi) Amr b. Murra: "(İşin ciddi olduğunu anlayınca) Mektubu belinin bağından çıkarıverdi"; Habib b. Ehi Sabit ise: "ön tarafından çıkarıp verdi" ibaresini aktarmışlardır.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10231 *Derim ki: Hadis bu detaydan farklı bir lafızla Sahi'h'te irad edilmiştir. Hadisi Ebu Ya'lâ rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Haris el-A'ver bulunmaktadır. 1 1 Hadisi Ebû Ya'lâ (no. 397) rivayet etmiştir.

Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Huzaa kabilesinin lideri şöyle demiştir:

#18,650
Allahım! Ben, Muhammed'; yardıma çağırıyorum! Bizim babamızla onun babası arasındaki eski ittifakı anıyor ve yardımını diliyorum! Allah (bize yardım etmen için) sana hidayet etsini Hemen gelip bize yardım edip destek ol! Allah 'ın kullarını çağır, acele gelip imdadımıza yetişsinler!

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10230 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup ravileri, hadisleri hasen sayılan Muhammed b. Amr dışında Sahih'in ravileridir. 1 1 Bezzâr (no. 1817)

Başka bir rivayette Ebû İshâk el-Hemedaru bildiriyor:

#18,649
Zu'l-Cevşen Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına geldi. Hz. Peygamber (sav) ona: "Neden müslüman olmak istemiyorsun?" diye sorunca: "Kavminin seni yalanlayarak Mekke' den çıkarıp seninle savaştıklarını gördüm; ne yapacağını görmek istiyorum! Eğer onlara galip gelirsen sana inanıp tabi olurum! Yok, onlar sana galip gelirse sana tabi olmam!" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10229 *Derim ki: Hadisin bir bölümünü Ebû Dâvûd rivayet etmiştir. Hadisi Abdullah b. Ahmed rivayet etti. Babası (İmam Ahmed) de rivayet etti; ama onun naklettiği metin, babasının metniyle farklılık arz etmektedir. Hadisi Taberâni de rivayet etmiş olup (her ikisinin) ravileri, Sahih'in ravileridir. 1 1 Bütün bu hadisleri Müsneıfde (4/67-68) Abdullah b. Ahmed babasından rivayet tmiştir.

Zu'l-Cevşen ed-Dabbâbi anlatıyor:

#18,648
Bedir ahalisi işini bitirdikten sonra Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelip Karha adlı abmın tayını kendisine getirip: "Ey Muhammed! Binek edinesin diye Karha'nın tayını sana getirdim" dedim. Resulullah (sav): "Buna ihtiyacım yoktur! Ama buna karşılık Bedir savaşında elimize geçen seçkin zırhlardan sana vermemi istiyorsan vereyim!" buyurunca: "Bugün buna karşılık birkaç zırh alacak değilim (değişecek değilim)" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Buna ihtiyacım yoktur!" buyurdu. Sonra: "Ey Zu'l-Cevşen! Müslüman olup bu işe ilk girenlerden olmaz mısın?" diye sorunca: "Hayır" dedim. Resuullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Neden?" diye sorunca: "Kavminin seni küçümsediklerini gördüm" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "(Müşriklerin) Bedir' deki öldürülüşleri hakkındaki haberleri sana ulaşmadı mı?" diye sorunca: "Evet, ulaştı" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sana (arazi) hediye veririz" buyurunca: "Onlara galip gelip Kabe'yi ellerinden alırsan (olur)" dedim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Hayatta kalırsan onu da görürsün!" buyurdu. Sonra: "Ey Bilal! Adamın çantasını al! Hurmadan azık koy!" buyurdu. Yanından çıkıp gideceğim zaman: "Şüphe yok ki bu adam, Benu Amir'in en iyi süvarilerindenildir" buyurdu. Zu'l-Cevşen ekledi: "Allah' a yemin olsun ki, ben Gavr' da ailem arasında bulunuyordum ki, bir atlı çıkıp geldi. Kendisine: "İnsanlar ne yaph?" diye sorunca: "Allah' a yemin olsun ki, müşriklere galip gelip Kabe'yi ellerinden alarak oraya hakim oldu" dedi. O zaman: "Anam beni kaybetsin! O gün müslüman olup Hire bölgesini isteseydim bana verirdi" dedim.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10228

Hz. Aişe bildiriyor:

#18,647
Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) Benu Ka'b' a yapılanlara o kadar kızdığını gördüm ki, uzun zamandan beri hiç bu kadar öfkelendiğini görmemiştim. (O zaman) Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Benu Ka'b'a yardım etmezsem, Allah bana yardım etmesin!" buyurmuştu. Bana: "Ebu Bekr ve Ömer'e savaşa hazırlanmalannı söyle" buyurdu. Ebu Bekr ve Ömer, Aişe'nin yanına gelip: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) nereye gitmeyi düşünüyor?" diye sordular. Aişe: "O'nun Benu Ka'b' a yapılanlara o kadar kızdığını gördüm ki, uzun zamandan beri hiç bu kadar öfkelediğini görmemiştim" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10227 *Hadisi Ebû Ya'lâ, Hizam b. Hişam b. Hubeyş kanalıyla babasından rivayet etmiştir. İbn Hibbân bu iki raviyi güvenilir saymıştır. Diğer ravileri, Sahih'in ravileridir.

Urve'nin bildirdiğine göre

#18,646
Mu'te savaşında Ensar'dan şehit olanların adlan şöyledir: Haris b. en-Nu'man b. Yesaf b. Nadle b. Abdiavf b. Ğanm ile Süraka b. Amr b. Atiyye b. Hansa (bu savaşta şehit olmuştur).

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10226 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf olmakla birlikte hadisi hasen sayılan İbn Lehia bulunmaktadır.

(Câfer'in eşi) Esma binti Umeys anlatıyor:

#18,645
Cafer ve arkadaşları şehit oldukları zaman, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanıma geldi. O gün kırk deri tabaklamıştım. Ekmeklik hamurumu yoğurduktan sonra çocuklarımı yıkayarak başlarını yağlayıp temizlemiştim. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana: "Cafer'in çocuklannı yanıma getir" buyurdu. Çocukları yanına getirince onları sarılıp kokladı ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Kendine: "Ya Resulullah! Babam, anam sana feda olsun! Seni ağlatan nedir? Yoksa Cafer ve arkadaşlarından sana acı bir haber mi erişti?" dedim. Resülullah (sallallahualeyhi vesellem): "Evet! Onlar bugün şehit oldular!" buyurunca kalkıp feryat etmeye başladım, kadınlar da başıma toplandılar. Resülullah da (sallallahu aleyhi vesellem) ailesinin yanına gidip: "Cafer ailesi için yemek yapmayı ihmal etmeyin! Onlar için yemek yapın! Onlar kaybettikleri aile büyüklerinin acısıyla uğraşıyorlar!" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10225 *Derim ki: Hadisin bir bölümünü İbn Mâce rivayet etmiştir. Bunu Ahmed rivayet etmiş olup senedinde iki kadın bulunmaktadır ki; bu iki kadını ne cerh edeni, ne de güvenilir sayanı bulamadım.

Ebul-Yeser el-Ensâri bildiriyor:

#18,644
Resulullah' m (sallallahu aleyhi vesellem) yanında oturuyordum; Ebü Amir el-Eş' ari gelip: "Beni şu şu mesele için gönderdin! Sonra ben Mu'te'ye gittim! İnsanlar (savaşmak üzere) saf oluşturunca Cafer atına binip zırhı giydi ve sancağı alıp insanların yanına geldi. Sonra: "Bunu kim sahibine ulaştırır?" diye seslendi. İnsanlardan biri: "Ben" deyince onu sahibine gönderdi. Sonra düşmana doğru ilerleyerek şehit düşünceye kadar kılıcıyla çarpıştı" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunları duyunca gözlerinden yaşlar akmaya başladı ve bizimle beraber öğle namazını kıldıktan sonra konuşmadan evine geçti. Sonra ikindi namazının kameti getirilince evinden çıkıp geldi ve ikindi namazını bizimle kıldıktan sonra evine geçip yine bizimle konuşmadı. Aynı şeyi akşam ve yatsı namazlarında da yaptı. Yani bizimle konuşmadan evine girdi. Halbuki daha önce namazı kıldırdıktan sonra yüzünü bize karşı dönüp otururdu. Sabah namazı vaktinde -her zamanki çıktığı saatte- yanımıza çıkh. Ben ise Ebu Amir el-Eş'ari ile (Mescid'de) oturuyorduk; aramızda oturup: "Görmüş olduğum rüyayı size anlatayım mı? Cennete girdim; Cafer'i iki kanatlı olarak gördüm! Kanatlarının üzerinde kan bulunuyordu. Zeyd karşısında, Abdullah b. Revaha da aralarında bulunuyordu; sanki onlardan yuzunu çeviriyordu. Bunun sebebini size bildireceğim. Cafer düşmana karşı ilerleyip ölümü gördüğü zaman yüzünü çevirmedi, Zeyd de onun gibi tereddüt göstermedi. Abdullah b. Revaha ise (ölümü görünce) yüzünü çevirdi (tereddüt etti)" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10224 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup senedinde zayıf sayılan Sabit b. Dinar Ebû Hamza bulunmaktadır. 1 Hadisi Taberâni el-Mu 'cemu 'l-kebir'de (19/167) rivayet etmiştir.

İbn'l-Müseyyib'in bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#18,643
"Cennette inciden yapılmış bir çadır içinde her biri bir taht üzerinde oturduğu halde bana gösterildi. Zeyd ve Abdullah b. Revaha'nın boyunlannı eğdiklerini (yüzlerini çevirdiklerini) gördüm Cafer ise düzgündü ve boyunda eğrilme yoktu. Bunun sebebini sordum (veya bana denildi ki): "Bu ikisi ölümle karşılaşınca tereddüt geçirdiler veya ölümden yüz çevirir gibi oldular. Cıifer ise öyle bir şey yapmadı." İbn Uyeyne ekledi: İşte bundan dolayı İbn Revaha şöyle demişti: Ey ne/;s! Ben seni indirmeye kendime boyun eğdirmeye yemin ettim! Sen ya kendiliğinden ineceksin, ya da zorla inersin! Uzun zamandır mutmain ve huzurluydun! Cafer ise: "Cennetin kokusu ne güzeldir" demişti.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 10 Hn: 10223 *Hadisi Ahmed rivayet etmi~ olup senedinde Ali b. Zeyd bulunmaktadır ki; bu ravinin hadisi hasendir. Diğer ravileri, Sahih'in ravileridir, ancak hadis mürseldir.