Toplam 23,149 Hadis
Konular

Sefer, Namazın Kısaltılması ve Yola Çıkm Kategorisi

İsa b. Hafs b. Asım r.a babasından naklederek şöyle diyor:

#4,894
İbn Ömer’le bir yolculukta beraberdik, öğle ve ikindi namazlarını ikişer rekat olarak kıldı ve bir kenara çekildi. İnsanların namaz yerinde hala tesbih çeker olduklarını görünce, bunlar ne yapıyorlar diye sordu. Ben de tesbih çekiyorlar dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Eğer farzdan önce veya sonra namaz kılmam gerekse idi farzı tamamlardım. Rasulullah s.a.v ile beraber bulundum. O yolculukta namazını iki rekattan fazla kılmazdı. Ebu Bekir de aynı şekilde namazları iki kıldı, Ömer’de namazlarını iki rekat olarak kıldı. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:5 Hn: 1441; Müslim, SalatülMüsafirin: 1; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 75

Vebere b. Abdurrahman r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,893
İbn Ömer yolculukta namazları iki rekattan fazla kılmazdı. Bu kıldığı farz namazların ne önünde ne de arkasında sünnet namaz kılmazdı. Niçin böyle kılıyorsun? Denildiğinde de Rasulullah s.a.v’in böyle yaptığını gördüm diye cevap verirdi.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:5 Hn: 1440; Müslim, Salatül Müsafirin: 1; İbn Mâce,İkametü’s Salat: 75

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,892
Rasulullah s.a.v ile beraber umre için Medine’den Mekke’ye gittik. Mekke’ye varınca: “Anam babam Sana feda olsun Ey Allah’ın Rasulü! Sen namazları kısalttın, ikişer rekat kıldın, ben ise dört kıldım. Sen iftar ettin, ben ise oruç tuttum” dedim. Peygamber s.a.v yaptığımdan dolayı beni ayıplamadı ve bana iyi ettin dedi.”

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:4 Hn: 1439; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Âlâ b. Hadramî r.a’den rivâyete göre, şöyle diyor:

#4,891
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu:  “Muhacirler hac işleri bittikten sonra Mekkede üç gün kalırlar.”

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:4 Hn: 1437-1438; Dârimi, Salat: 180; Müslim, Hac: 81

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#4,890
Rasulullah s.a.v, Mekke’de on beş gün kaldı ve bu arada namazlarını ikişer rekat olarak kıldı.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:4 Hn: 1436; Buhârî, Megazi: 54; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 76

Enes b. Malik r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,889
Rasulullah s.a.v ile birlikte Medine’den Mekke’ye yola çıkmıştık, dönünceye kadar bize namazları ikişer rekat olarak kıldırmıştı. Ebu İshak, Enes’e: Mekke de ne kadar kalmıştınız diye sordu. Enes’te on gün kaldık diye cevap verdi. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer:4 Hn: 1435; İbn Mâce, İkametü’sSalat: 76; Müslim, Salatül Müsafirin: 1

 Katade r.a’den aktarıldığına göre 

#4,888
 Musa b. Seleme İbn Abbas’a: Ben  Batha’da olduğum için cemaate yetişemedim, namazımı nasıl kılayım? Diye sordu. O da: “Ebu’l Kasım s.a.v’in yolunda giderek iki rekat olarak kıl” diye cevap verdi.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 2 Hn: 1427; Müslim, Salatül Müsafirin: 2; Müsned: 1892

Musa b. Seleme r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,887
İbn Abbas’a: Mekke’de bulunduğum sürece tek başıma namazlarımı nasıl kılacağım diye sordum. O da: Ebu’lKasım Muhammed s.a.v’e uymak üzere iki rekat olarak kıl dedi. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 2 Hn: 1426; Müslim, Salatül Müsafirin: 2; Müsned: 1892

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,886
Rasulullah s.a.v.söylediğine ve yaptığına göre namazlar dört rekat olarak farz kılındı, yolculukta namaz iki rekata indirildi, korku savaşta kılınan namazı ise bir rekat oldu. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1424-1425; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 73; Ebû Davud, Salat: 287

Ömer r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,885
“Peygamber s.a.v’in söylediğine ve yaptığına göre, Cuma namazı iki rekattır. Ramazan bayramı namazı iki rekattır. Kurban bayramı namazı iki rekattır. Yolculukta kılınan namazlar ikişer rekat olarak kılınır, böyle kılınırsa eksik kılınmış sayılmaz.”

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1423; Müslim, Salatül Müsafirin: 2; İbn Mâce, İkametü’sSalat: 73

Abdullah r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,884
Rasulullah s.a.v ile birlikte bir yolculukta namazları ikişer rekat olarak kıldım. Yine Ebu Bekir ve Ömer’le de yolculuk yaptım ve namazları hep ikişer rekat olarak kıldım. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1422; Müslim, Salatül Müsafirin: 2; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 74

Enes r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,883
Rasulullah s.a.v ile birlikte Medine’den Mekke’ye doğru yola çıkmıştık. Rasulullah s.a.v, Mekke’de on gün kaldı ve namazları kısaltarak seferi olarak kıldı.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1421; Müslim, Salatül Müsafirin: 1; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 74

İbn Sımt r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,882
“Ömer b. Hattab . Zülhuleyfe’ de namazları iki rekat olarak kıldığını gördüm ve kendisine bunun sebebini sordum. O da: “Rasulullah s.a.v’den gördüğüm gibi yapıyorum” diye cevap verdi.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1420; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 74; Müslim, Salatül Müsafirin: 2

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#4,881
Rasulullah s.a.v, Mekke’den Medine’ye bir yolculuğa çıkmıştı da alemlerin Rabbi olan Allah’tan başka hiçbir şeyden korkusu olmadığı halde namazlarını ikişer rekat olarakkılmıştı. 

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1418-1419; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 74; Müsned: 1755

Ümeyye b. Abdullah b. Halid r.a, Abdullah b. Ömer’e şöyle sormuştu: 

#4,880
“Vakit namazları, korku namazı  Kur’an da var fakat yolculuk sefer namazını Kur’an da bulamıyoruz” dedi. İbn Ömer dedi ki: “Ey Yeğenim, Aziz ve Celil olan Allah bize Muhammed s.a.v’i gönderdi hiçbir şey bilmiyorduk, O bize her şeyi öğretti. Dolayısıyla biz Muhammed s.a.v’in yaptığını gördüğümüz şeyleri biz de yaparız.” YaniKitabtan öğrendiklerimiz yanında peygamberin yaptıkları da bize örneklik teşkil eder.

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1417; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 73; Müsned: 5081

 Ya’la b. Ümeyye r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,879
Ömer b. Hattab’a: “Kafirlerin ansızın size saldırmasından korkarsanız namazı kısaltmanızda bir günah yoktur.” Nisa suresi 101. ayet Fakat insanlar emniyette olduklarına göre, niçin namaz eksik kılınıyor diye sordum. Ömer: “Sorduğun şeye bende hayret etmiştim ve Rasulullah s.a.v’e sormuştum o da şu cevabı vermişti:  “O Allah’ın size verdiği bir sadakasıdır. Allah’ın sadakasını kabul ediniz.”

Nesai, Taksiris Salat fis Sefer: 1 Hn: 1416;  Müslim, SalatülMüsafirin: 1; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 73

Ebû Ümâme r.a. ’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v.’i veda Haccında hutbe okurken dinledim buyurdular ki: 

#2,961
 “Allah’ın Kitab’ı ile yolunuzu bulmaya çalışın ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci içerisinde olun, beş vakit namazlarınıza devamlı ve duyarlı olun. Ramazan orucunu tutun, mallarınızdan zekatı verin, sizden olan idarecilerinize itaat edin ki; Rabbinizin Cennetine girersiniz.” Süleym b. Âmir diyor ki: Ebu Ümame’ye bu hadisi kaç yaşında işitmiştin dedim. Dedi ki: “Otuz yaşındayken işitmiştim.”

Tirmizi, Sefer: 434 Hn: 616; Müsned: 20140 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ka’b b. Ucre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. bana şöyle buyurmuştu: 

#2,960
 “Ey Ka’b benden sonra gelecek bazı devlet adamlarından senin için Allah’a sığınırım. Her kim onların kapılarından girer, yalanlarını doğru sayar, haksızlıklarına yardımcı olursa ne o benden sayılır, ne de ben ondan; O kimse mahşer günü havzımda benim yanıma gelemez. Her kim de onların kapılarından, girsin veya girmesin onların yalanlarını doğrulamaz ise, haksızlıklarına yardım etmezse o bendendir, ben de ondanım. Mahşer günü havzımın yanına bu kişi gelecektir. Ey Ka’b namaz kişinin Müslüman oluşuna bir delildir, oruç ise sağlam bir kalkandır, sadaka vermek ise suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları siler süpürür. Ey Ka’b, haramla beslenerek meydana gelen et ve kemiklere ancak ateşte olmak yakışır.” 

Tirmizi, Sefer: 433 Hn: 614-615;  Ebû Dâvûd, Salat: 1  Tirmîzî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Sadece Ubeydullah b. Musa yoluyla gelen rivâyetle bilmekteyiz. Eyyûb b. Âiz et Tâi zayıf sayılır. Zayıf olmadığı da söylenmiştir. Muhammed’e bu hadis hakkında sordum sadece Ubeydullah b. Musa yoluyla bilindiğini söyledi ve gerçekten garibtir dedi. 615- İbn Nümeyr, Ubeydullah b. Musa’dan ve Gâlib’den bu hadisi rivâyet etmiştir.

Ammâr r.a.’den rivâyete göre,

#2,959
“Rasulullah s.a.v., cünüp kimse için namaz abdesti gibi abdest aldığı takdirde yemek yiyebileceğine ve uyuyabileceğine izin vermiştir.”

Tirmizi, Sefer: 432 Hn: 613; Ebû Dâvûd, Tahara: 87 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Şehr b. Havşeb r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b. Abdillah’ı gördüm abdest aldı mestleri üzerine meshetti. Bu konuyu kendisine sorduğumda,

#2,958
“Ben Rasulullah s.a.v.’i gördüm, abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti” dedi. Ben de Maide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? dedim. O da, ben Maide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi. Buhari, Vudu: 51 Kuteybe bu hadisi Halid b. Ziyad et Tirmizi, Mukatıb b. Hayyan, Şehr b. Havşeb yoluyla Cerir’den rivayet etmiştir.

Tirmizi, Sefer: 431 Hn: 611-612; Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b. Ethem, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb ve Cerir’den rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur. Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek Bu hadise Rasûlullah s.a.v. ’Mâide suresinin indirilmesinden öncedir diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır. Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivâyet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir. 612- Hâlid b. Ziyâd r.a.’den de benzeri bir hadis rivâyet edilmiştir.  Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Mukatil b. Hayyan’ın, Şehr b. Havseb’den rivâyet ettiği bu şekliyle bilmekteyiz

Ali b. ebî Tâlib r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. süt emen çocuğun idrarı hakkında şöyle buyurmuştur: 

#2,957
“Erkek çocuğun idrarı üzerine su serpilir, kız çocuğunun idrarı ise yıkanır.” Bu durum yemek yemeye başlamadıkları, süt emdikleri süre içindir. Yemek yemeye başladıklarında ise her ikisi de yıkanmalıdır.”

Tirmizi, Sefer: 430 Hn: 610; Buhârî, Vudu: 64  Bu hadis hasen sahihtir. Hişâm ed Destevaî bu hadisi Katâde yoluyla merfu olarak rivâyet etmiş olup Saîd b. ebû Arûbe ise mevkuf olarak rivâyet ediyor.

Enes b. Mâlik r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,956
“Abdest için iki rıtl su yeterlidir.” 

Tirmizi, Sefer: 429 Hn: 609; Nesâî, Tahara: 59 Tirmîzî: Bu hadis garibtir sadece Şerik’in bu sözcükleriyle bilmekteyiz. Şu’be’nin, Enes’den rivâyetine göre Rasûlullah s.a.v. bir mekkük ile abdest alır beş mekkük ile de guslederdi. Yine Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. bir müd ile abdest alırdı bir sa’ ile de guslederdi. Bu hadis Şerik’in rivâyetinden daha sahihtir.

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,955
“Rasulullah s.a.v. abdest ve her türlü temizlik işlerinde saç ve sakallarını tarayacaklarında, ayaklarını giyinmede sağdan başlayarak yapmayı severlerdi.”

Tirmizi, Sefer: 428 Hn: 608; Nesâî, Gusül: 17 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebûş Şa’sâ’nın ismi Süleym b. Esved el Muhâribî’dir.

Abdullah b. Büsr r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,954
“Kıyamet gününde ümmetimin secde organları abdest almalarından dolayı bembeyaz ve pırıl pırıldır.” 

Tirmizi, Sefer: 427 Hn: 607;  Nesâî, Gusül: 17  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebûş Şa’sâ’nın ismi Süleym b. Esved el Muhâribî’dir.

Ali b. ebî Tâlib r.a. ’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

#2,953
“Cinlerin gözleri ile Adem oğlunun görünmemesi gereken yerleri arasındaki perde, tuvalete girerken okudukları “Bismillah” sözüdür.”

Sefer: 426 Hn: 606; Ebû Dâvûd, Tahara: 3; Buhârî, Deavat: 14  Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Enes r.a.’den bu konuda benzeri bir rivâyet daha vardır.

Kays b. Âsım r.a.’den rivâyete göre: 

#2,952
“Kays Müslüman olunca Peygamber s.a.v. o’nun su ve sıdr denilen bir sabunla yıkanmasını emretti.”

Tirmizi, Sefer: 425 Hn: 605;  Ebû Dâvûd, Tahara: 129 Tirmîzî: Bu hadis hasendir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. İlim adamları yeni Müslüman olan bir kimsenin gusletmesi ve elbiselerini de temizlemesi gerektiği görüşündedirler.

 Ka’b b. Ucre r.a ’den, babasından ve dedesinden rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,951
“Rasulullah s.a.v., Abduleşhel oğullarının mescidinde akşam namazını kıldırmıştı. Cemaatten bir kısmı nafile kılmak için kalktılar da Rasulullah s.a.v.: Bu namazlarınızı evlerinizde kılın buyurdular.”

Sefer: 424 Hn: 604;  Nesâî, Kıyamül Leyl: 1 Tirmîzî: Ka’b b. Ucre hadisi garibtir, sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Bu konuda sahih olan İbn Ömer’in rivâyeti olan şu hadistir: “Rasûlullah s.a.v. akşam namazından sonra evinde iki rek’at namaz kılardı.” Tirmîzî: Huzeyfe’den şu şekilde de bir rivâyet vardır: “Rasûlullah s.a.v. mescidde akşam namazını kıldı, yatsı vakti girinceye kadar namaz kılmaya devam etti. Bu hadiste Peygamber s.a.v.’in akşamdan sonra kılınacak iki rek’atı mescidde kıldığına bir delil vardır

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#2,950 “إِذَا تَوَضَّأَ الرَّجُلُ فَأَحْسَنَ الوُضُوءَ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ لاَ يُخْرِجُهُ، أَوْ قَالَ: لاَ يَنْهَزُهُ، إِلاَّ إِيَّاهَا، لَمْ يَخْطُ خُطْوَةً إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً، أَوْ حَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً”
 “Bir kimse güzelce abdestini alır sadece namaz kılmak maksadıyla yerinden çıkarsa, bu iş için harekete geçerse, attığı her adımdan dolayı Allah onun derecesini yükseltir ve bir günahını affeder.”

Tirmizi, Sefer: 423 Hn: 603; Nesâî, Mesacid: 14; İbn Mâce, Mesacid: 14  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ameş rahimullah’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Vail’den işittim şöyle diyordu:

#2,949 “سَأَلَ رَجُلٌ عَبْدَ اللهِ، عَنْ هَذَا الحَرْفِ {غَيْرِ آسِنٍ} أَوْ يَاسِنٍ؟ قَالَ: كُلَّ القُرْآنِ قَرَأْتَ غَيْرَ هَذَا؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: إِنَّ قَوْمًا يَقْرَءُونَهُ يَنْثُرُونَهُ نَثْرَ الدَّقَلِ، لاَ يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ، إِنِّي لأَعْرِفُ السُّوَرَ النَّظَائِرَ الَّتِي كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرُنُ بَيْنَهُنَّ، قَالَ: فَأَمَرْنَا عَلْقَمَةَ فَسَأَلَهُ، فَقَالَ: عِشْرُونَ سُورَةً مِنَ الْمُفَصَّلِ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرُنُ بَيْنَ كُلِّ سُورَتَيْنِ فِي رَكْعَةٍ”
Bir adam Abdullah b. Mesud’a, Kur’an’da Muhammed suresi 15. ayetinde geçen“Gayri Âsinin” kelimesinin anlamını ve okuma şeklini sormuştu da o’da bu kelime dışında Kur’an’ın tamamını okudun ve anladın mı? demişti. O kimsede evet demişti. bunun üzerine Abdullah b. Mes’ud demişti ki: Bazı kimseler manasını anlamaksızın, düşünmeksizin Kur’an okur kalitesiz hurma tanelerinin atılıp savrulduğu gibi okur giderler, okudukları Kur’an ses olarak köprücük kemiklerinden aşağıya geçmez yani anlamadıkları için sadece ses ve sözüyle uğraşırlar.

Ben birbirine benzeyen nice sureleri bilirim ki Rasulullah s.a.v. onları birbiri ardına namazda okurdu. Alkame’ye birbirine benzer hangileri olduğunu Abdullah b. Mes’ud’a sordurduk, Mufassal sureler denilen yirmi suredir. Rasulullah s.a.v. her rek’atta bunlardanher iki sureyi birleştirerek okurdu.”

Tirmizi, Sefer: 422 Hn: 602; Nesâî, İftitah: 79  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,948 “جِئْتُ وَرَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي فِي البَيْتِ، وَالبَابُ عَلَيْهِ مُغْلَقٌ، فَمَشَى حَتَّى فَتَحَ لِي، ثُمَّ رَجَعَ إِلَى مَكَانِهِ، وَوَصَفَتِ البَابَ فِي القِبْلَةِ”
“Peygamber s.a.v. evde namaz kılarken geldim kapı kapalı idi. Namazda iken yürüdü bana kapıyı açtı sonra tekrar namaz kıldığı yere döndü.

Tirmizi, Sefer: 421 Hn: 601; Kapı kıble tarafındaydı.” Ebû Dâvûd, Salat: 165 Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.

Aişe r.anha'dan rivâyete göre:

#2,947 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لاَ يُصَلِّي فِي لُحُفِ نِسَائِهِ”
Rasulullah s.a.v. kadın elbisesine bürünerek namaz kılmazdı.”

Tirmizi, Sefer: 420 Hn: 600; Ebû Dâvûd, Tahara: 133  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Rasûlullah s.a.v.’in izin verdiğine dair de rivâyet vardır.

Asım b. Damre r.a.’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ali r.a. e, Rasûlullah s.a.v. ’in gündüz kıldığı namazları sorduk, dedi ki: 

#2,946 “إِنَّكُمْ لاَ تُطِيقُونَ ذَاكَ، فَقُلْنَا: مَنْ أَطَاقَ ذَاكَ مِنَّا، فَقَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا كَانَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَاهُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَاهُنَا عِنْدَ العَصْرِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، وَإِذَا كَانَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَاهُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَاهُنَا عِنْدَ الظُّهْرِ صَلَّى أَرْبَعًا، وَصَلَّى أَرْبَعًا قَبْلَ الظُّهْرِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ، وَقَبْلَ العَصْرِ أَرْبَعًا، يَفْصِلُ بَيْنَ كُلِّ رَكْعَتَيْنِ بِالتَّسْلِيمِ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ، وَالنَّبِيِّينَ، وَالمُرْسَلِينَ، وَمَنْ تَبِعَهُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ، وَالمُسْلِمِينَ”
 “Siz buna güç yetiremezsiniz.” Biz de, güç yetirebilenimiz olursa! Dedik. Dedi ki: “Rasulullah (s.a.v.), güneş doğudan yükselip ikindi vaktindeki gibi bir seviyeye gelince iki rekat namaz kılardı. Yine güneş öğle vaktindeki gibi yükseldiği vaktin simetriğidurumunda olan bir vakitte dört rek’at kılardı. Öğlenin farzından önce dört, farzından sonra iki rek’at, ikindinin farzından önce dört rek’at kılar ve bu dört rek’atı bir selamla ayırırdı, ki o selamda Allah’a yakın meleklere, tüm elçilere ve Peygamberlere, Mü’min ve Müslümanlardan onlara uyanlara selam etmiş olurdu.”

Tirmizi, Sefer: 419 Hn: 598-599;  İbn Mâce, İkame: 172 599- Ali r.a.’den bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasendir. İshâk b. İbrahim der ki: Peygamber s.a.v.’in gündüz kıldığı nafile namazlar hakkında rivâyet edilen en güzel rivâyet budur. Abdullah b. Mübarek’in bu hadisi zayıf gördüğü de rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bizce bu hadisin zayıflığı -Allah daha iyi bilir- Bu hadisin Âsım b. Damre vasıtasıyla Ali’den sadece bu şekilde rivâyet edilmesindendir. Âsım b. Damre bazı hadisçilerce güvenilir olarak bilinir. Ali el Medînî, Yahya b. Saîd el Kattan ve Sûfyân şöyle derler: Âsım b. Damre’nin rivâyetinin Hâris’in rivâyetinden üstünlüğünü biliriz.

İbn Ömer r.a. ’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#2,945 “صَلاَةُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مَثْنَى مَثْنَى”
 “Gece ve gündüz nafile namazları ikişer ikişer rek’attır.” 

Tirmizi, Sefer: 418 Hn: 597;  İbn Mâce, İkame: 172 Tirmîzî: Şu’be’nin arkadaşları İbn Ömer’in hadisinin rivâyetinde kimi merfu kimi de mevkuf rivâyet ederek ayrılmış oldular. Yine Abdullah el Ömerî’den Nafi’ yoluyla bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir.Sahih olan İbn Ömer’in rivâyet ettiği “Gece namazları ikişer ikişer rek’attır” hadisidir. Güvenilen râvîler Abdullah b. Ömer’den bu hadisi bize aktarmışlar ve“gündüz namazları” dememişlerdir. Yine İbn Ömer’den şöyle bir rivâyette vardır. Rasûlullah s.a.v. “Geceleyin ikişer ikişer, gündüz ise dört rek’at olarak kılardı.” Bu konuda ilim adamlarından bir kısmı “Gece ve gündüz namazları ikişer ikişerdir” demektedirler. Şâfii ve Ahmed bunlardandır. Diğerleri ise: “Gece namazları ikişer ikişerdir.”Gündüz namazları ise öğle ve ikindinin ilk sünnetleri gibi “Dörder dörderdir” demektedirler. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek ve İshâk bunlardandır

Aişe r.anha ’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,943 “أَمَرَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِبِنَاءِ الْمَسَاجِدِ فِي الدُّورِ، وَأَنْ تُنَظَّفَ، وَتُطَيَّبَ”
“Rasulullah s.a.v. gerekli cemaatin bulunduğu yerlere mescid yapılmasını mescidlerin düzenli, temiz ve hoş kokulu tutulmasını emretti.”

Tirmizi, Sefer: 417 Hn: 594-595-596;  Ebû Dâvûd, Salat: 16; Nesâî, Mesacid: 34 595- Hişâm b. Urve babasından naklederek 594. hadisin benzerini aktardı.  Bu hadis bir önceki hadisten daha sahihtir. 596- Hişâm b. Urve babasından nakletti bu hadisin benzerini. Sûfyân, hadiste geçen “Dûr” kelimesini insanların bulunduğu yerler olarak kabul eder.

Abdullah b. Mesud r.a ’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,942 “كُنْتُ أُصَلِّي وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَبُو بَكْرٍ، وَعُمَرُ مَعَهُ، فَلَمَّا جَلَسْتُ بَدَأْتُ بِالثَّنَاءِ عَلَى اللهِ، ثُمَّ الصَّلاَةِ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ دَعَوْتُ لِنَفْسِي، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَلْ تُعْطَهْ، سَلْ تُعْطَهْ وَفِي البَابِ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ”
 “Namaz kılıyordum Peygamber s.a.v., Ebu Bekir ve Ömer de orada idiler. Oturunca Allah’a hamd ile başlayıp sonra Peygambere salavat getirdim sonra kendim için dua ettim. Bunun üzerine Peygamber s.a.v. buyurdu ki: “İste, isteğin sana verilecek, iste, isteğin sana verilecek”

Tirmizi, Sefer: 416 Hn: 593; Müsned: 3480  Bu konuda Fedâle b. Ubeyd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Abdullah b. Mes’ûd hadisi hasen sahihtir. Ahmed b. Hanbel bu hadisi Yahya b. Adem’den özetle rivâyet etmiştir.

Ebu Katade ve babasından r.anhüma' dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#2,941 “إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي خَرَجْتُ”
“Namaz için kamet getirildiğinde benim mihraba çıkışımı görünceye kadar ayağa kalkmayın.” 

Tirmizi, Sefer: 415 Hn: 592; Müslim, Mesacid: 29; Nesâî, Ezan: 42  Tirmîzî: Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiş olup bu kadar tutulmamıştır. Tirmîzî: Ebû Katâde hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah s.a.v. ’in ashabından ve daha sonraki dönemlerden bazı ilim adamları cemaatin, imâmı ayakta beklemesini hoş görmemişlerdir. Bazıları da şöyle demektedirler: Müezzin “Kad kametissalati”deyince ayağa kalkılmalıdır. İbn Mübarek bunlardandır.

İbn ebi Leyla ve Muaz b. Cebel r.anhüma ’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

#2,940 “إِذَا أَتَى أَحَدُكُمُ الصَّلاَةَ وَالإِمَامُ عَلَى حَالٍ فَلْيَصْنَعْ كَمَا يَصْنَعُ الإِمَامُ”
“Sizden biriniz cemaatle namaza gelir ve imamı hangi durumda bulursa imamın yaptığını aynen yapsın.”

Tirmizi, Sefer: 414 Hn: 591; Tirmîzî rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Bu şekliyle sadece bu rivâyetle bilmekteyiz. İlim adamları bu hadisle amel ederek diyorlar ki: Cemaate gelen kişi cemaati secdede bulursa hemen secde yapsın rükû’ suna yetişemediğiiçin o rek’ata yetişmiş sayılmaz. Abdullah b. Mübarek de secde durumunda iken imâma uyulması kanaatindedir. Bazı ilim adamları da şöyle derler: Belki de secdeden başını kaldırmadan Allah o kimseyi affeder.

Aişe r.anha’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,939 “سَأَلْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الاِلتِفَاتِ فِي الصَّلاَةِ، قَالَ: هُوَ اخْتِلاَسٌ يَخْتَلِسُهُ الشَّيْطَانُ مِنْ صَلاَةِ الرَّجُلِ”
“Rasulullah s.a.v.'e namazda sağa sola bakmanın durumunu sordum, buyurdular ki: Bu bir kapıp kaçmadır şeytan o kişinin namazının sevabını böylece azaltır.”

Tirmizi, Sefer: 413 Hn: 590; Nesâî, Sehv: 11; Ebû Dâvûd, Salat: 162 Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.

Enes r.a.’den rivâyet edilmiştir: Rasûlullah s.a.v. bana şöyle buyurdu:

#2,938 “يَا بُنَيَّ، إِيَّاكَ وَالاِلتِفَاتَ فِي الصَّلاَةِ، فَإِنَّ الاِلتِفَاتَ فِي الصَّلاَةِ هَلَكَةٌ، فَإِنْ كَانَ لاَ بُدَّ فَفِي التَّطَوُّعِ لاَ فِي الفَرِيضَةِ”
“Yavrucuğum namazda yüzünü sağa sola çevirip bakma çünkü namazda böyle yapmak çok tehlikelidir, mutlaka yapman gerekiyorsa nafile namazlarda yap farz namazlarda sakın yapma.”

Tirmizi, Sefer: 413 Hn: 589; Tirmîzî rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.

 İbn Abbas r.a.’den rivâyete göre:

#2,937 “أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَلْحَظُ فِي الصَّلاَةِ يَمِينًا وَشِمَالاً، وَلاَ يَلْوِي عُنُقَهُ خَلْفَ ظَهْرِهِ”
“Rasulullah s.a.v. namazda göz ucuyla sağa sola bakardı boynunu çevirmek suretiyle arkasına bakmazdı.”

Tirmizi, Sefer: 413 Hn: 587-588; Nesâî, Sehv: 10 Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Vekî’, Fadl b. Musa’nın bu rivâyetine hoş bakmamıştır. 588- İkrime r.a.’in bazı arkadaşlarından rivâyet edilmiştir:“Peygamber s.a.v. namazda, göz ucuyla bakardı” diyerek 597. hadisin benzerini bize aktarmışlardır. Tirmîzî: Bu konuda Enes ve Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir.

 Enes b. Malik r.a.’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: 

#2,934 “كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالظَّهَائِرِ سَجَدْنَا عَلَى ثِيَابِنَا اتِّقَاءَ الحَرِّ”
“Peygamber s.a.v.’in arkasında namaz kıldığımızda öğle sıcaklığından dolayı sıcaktan korunmak için elbiselerimiz üzerine secde ederdik.” 

Tirmizi, Sefer: 411 Hn: 584; Nesâî, İftitah: 149; Ebû Dâvûd, Salat: 92  Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Câbir b. Abdullah ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Vekî’ bu hadisi Hâlid b. Abdurrahman’dan rivâyet etmiştir.

Câbir b. Abdillah r.a.’den rivâyet edilmiştir:

#2,933 “أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، كَانَ يُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَغْرِبَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى قَوْمِهِ فَيَؤُمُّهُمْ”
“Muaz b. Cebel, Peygamber s.a.v. ile akşam namazını kılar sonra mahallesine dönerek onlara imam olurdu.” 

Tirmizi, Sefer: 410 Hn: 583; Dârimî, Salat: 98; Buhârî, Ezan: 66 Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Arkadaşlarımızdan Şâfii, Ahmed ve İshâk bu hadise göre amel ederler ve şöyle derler; Bir kimse kılmış olduğu farz namazda başka bir cemaate imâm olursa ona uyanların namazı caizdir. Câbir hadisini ve Muâz olayını delil olarak gösterirler. Bu hadis sahih olup Câbir’den değişik yollarla da rivâyet edilmiştir. Ebû’d Derdâ’dan rivâyet edilmiştir:Cemaat ikindi namazında iken mescide giren ve öğle namazı kılınıyor zannederek imâma uyan kimsenin kıldığı bu namazın durumunu Ebû’d Derdâ’ya sordular, dedi ki: Namazı caizdir. Küfelilerden bazıları da şöyle diyorlar: “Bir cemaat ikindi namazını kılan bir imâma öğle namazını kılıyor zannederek uyarlar, namazı kılıp bitirirlerse imâm ile cemaatin niyetleri değişik olduğu için namazları fasid bozulmuş olur.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyet edildiğine göre, Muhammed s.a.v. şöyle buyurmuştur: 

#2,932 “أَمَا يَخْشَى الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ قَبْلَ الإِمَامِ أَنْ يُحَوِّلَ اللَّهُ رَأْسَهُ رَأْسَ حِمَارٍ”
“İmamdan önce başını kaldıran kimse Allah’ın, onun başını eşek başına çevirmesinden korkmuyor mu?”

Tirmizi, Sefer: 409 Hn: 582; Buhârî, Ezan: 53; Müslim, Salat: 40 Kuteybe diyor ki: Hammad şöyle demiştir: Ebû Hüreyre hadisinde “korkmuyor mu?” veya “korkmaz mı?” şeklinde söylemiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Ziyâd, Basralı ve güvenilir bir kimsedir. Ebû’l Harîs künyesi ile tanınır.

Ömer b. Hattab r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#2,931 “مَنْ نَامَ عَنْ حِزْبِهِ، أَوْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ، فَقَرَأَهُ مَا بَيْنَ صَلاَةِ الفَجْرِ وَصَلاَةِ الظُّهْرِ، كُتِبَ لَهُ كَأَنَّمَا قَرَأَهُ مِنَ اللَّيْلِ”
 “Her kim gece okuması gereken bir şeyi uyuyakalır ve okuyamaz ise onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa gece okumuş gibi sevap yazılır.” 

Tirmizi, Sefer: 408 Hn: 581; Kıyamül Leyl: 63; Dârimî, Salat: 167  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmîzî: Ebû Safvan’ın ismi Abdullah b. Said el Mekkî’dir. kendisinden büyük hadisçiler ve Humeydî hadis rivâyet etmiştir.

Aişe r.anha ’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v. geceleyin tilavet secdelerinde şöyle derdi: 

#2,930 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ فِي سُجُودِ القُرْآنِ بِاللَّيْلِ: سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ”
 “Yüzüm ve özüm yaratanıma, güç ve kuvvetiyle, kulağıma işitme, gözüme görme duygusu verene secde etti, eğildi”

Tirmizi, Sefer: 407 Hn: 580; İbn Mâce, İkame: 70  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Abbâs (r.a.):

#2,929 جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي رَأَيْتُنِي اللَّيْلَةَ وَأَنَا نَائِمٌ كَأَنِّي أُصَلِّي خَلْفَ شَجَرَةٍ فَسَجَدْتُ فَسَجَدَتِ الشَّجَرَةُ لِسُجُودِي فَسَمِعْتُهَا، وَهِيَ تَقُولُ: اللَّهُمَّ اكْتُبْ لِي بِهَا عِنْدَكَ أَجْرًا، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْرًا وَاجْعَلْهَا لِي عِنْدَكَ ذُخْرًا، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَهَا مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ قَالَ الْحَسَنُ: قَالَ لِيَ ابْنُ جُرَيْجٍ: قَالَ لِي جَدُّكَ: قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ، " فَقَرَأَ النَّبِيُّ سَجْدَةً ثُمَّ سَجَدَ
Peygamber s.a.v.’e bir adam geldi ve şöyle dedi: Rüyamda kendimi bir ağacın arkasında namaz kılar şekilde gördüm, ben secdeye varınca ağaç ta secde etti ve bu esnada ağacın şöyle dediğini işittim:  “Allah’ım bu yaptığım secde karşılığında bana sevap yaz, günahlarımı benden sil o secdeden meydana gelecek sevabı ihtiyacım olacağı gün için katında sakla Davud kulundan kabul ettiğin gibi benden de kabul et.” 

Tirmizi, Sefer: 407 Hn: 579; Müslim, Mesacid: 20 . Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir. İbn Abbâs rivâyeti olarak sadece bu şekliyle bilmekteyiz.

 Ukbe b. Âmir (r.a.)' den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,928 قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ فُضِّلَتْ سُورَةُ الْحَجِّ بِأَنَّ فِيهَا سَجْدَتَيْنِ، قَالَ: " نَعَمْ، وَمَنْ لَمْ يَسْجُدْهُمَا فَلَا يَقْرَأْهُمَا
Rasulullah s.a.v.’e şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasulü, “Hac” süresi içerisinde iki secde bulunduğu için mi değerlidir? Evet dediler, kim secde yapmayacaksa bu iki secde ayetini okumasın.”

Tirmizi, Sefer: 406 Hn: 578; İbn Mâce, İkametüs Salat: 71. Tirmizi:  Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Ömer ve İbn Ömer bu sûrede iki tane secde ayeti olamasından dolayı bu sûre değer kazanmıştır dediler. İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk da aynı kanaattedirler. Bazı alimlerde bu sûrede tek secde ayeti olduğu görüşündedir. Sûfyân es Sevrî, Mâlik ve Küfeliler de bunlardandır.

İbn Abbâs (r.a.): 

#2,927 رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَسْجُدُ فِي ص
 “Rasulullah s.a.v. “Sad” suresini okuduğunda secde yaptığını gördüm. İbn Abbas: Halbuki bu secde önemli secdelerden değildir. 

Tirmizi, Sefer: 405 Hn: 577; Dârimî, Salat: 161; Nesâî, İftitah: 48 ve diğerleri  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Peygamber s.a.v.’in ashabından ve sonraki dönemlerden bazı ilim adamları bu sûrede secde yapılması görüşündedirler. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bir kısmı da burada Dâvûd Peygamberin Allah’a tevbesi ve dönüşü anlatılmıştır, diyerek secde olmadığı kanaatindedirler.

Zeyd b. Sabit r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,926 “قَرَأْتُ عَلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ النَّجْمَ، فَلَمْ يَسْجُدْ فِيهَا”
 “Rasulullah s.a.v.’e Necm suresini okudum secde yapmadı.” 

Tirmizi, Sefer: 404 Hn: 576; Nesâî, İftitah: 50; Dârimî, Salat: 160  Tirmîzî: Zeyd b. sabit hadisi hasen sahihtir. İlim adamları bu hadise şöyle bir yorum getirmişlerdir: “Rasûlullah s.a.v.’in secde etmeyişi Zeyd b. Sabit’in okurken secde etmeyişinden dolayıdır.” İlim adamları secde yapmak, işiten herkese vâcibtir, demekte ve terk etmeye izin vermemektedirler. Bir kısım ilim adamları; “İşiten kimse abdestsiz ise abdest alınca secde eder demektedirler.” Sûfyân es Sevrî, Küfeliler ve İshâk da bu görüştedir. Bazı ilim adamları ise: Tilavet secdesi yapmak isteyen ve kıymetini bilip sevâbını kazanmak isteyenler içindir. Bunlar secde yapmayı terk etmeye izin veriyor ve dilerse yapar diyorlar ve Zeyd b. Sabit’in 576 numaralı hadisini delil getiriyorlar ve şöyle diyorlar: “Secde yapmak mutlaka gerekseydi; Rasûlullah s.a.v. kendisi de secde yapar Zeyd b. Sabit’e de mutlaka secde yaptırırdı.” Ayrıca bu ilim adamları Ömer’in şu olayını da delil olarak gösterirler: “Ömer minberde secde ayetini okudu, minberden inerek secde yaptı sonra ikinci bir Cuma aynı ayeti okudu insanlar secde için hazırlandılar fakat Ömer secde yapmadı ve secde yapmak farz değildir, dilersek yaparız dedi. Kendisi secde etmedi cemaatte secde etmedi.” Bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir. Şâfii ve Ahmed bunlardandır.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,925 “سَجَدْنَا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ}، وَ {إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ”
“Rasulullah s.a.v. ile birlikte Alak ve İnşikak surelerinde secde yaptık.”

Tirmizi, Sefer: 403 Hn: 573, 574; İbn Mâce, İkame: 70; Dârimî, Salat: 163 574- Sûfyân b. Uyeyne r.a., Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir. İlim adamları “Alak” ve “İnşikak” sûrelerinde secdenin yapılacağı kanaatindedirler. Bu hadiste birbirinden rivâyette bulunan tabiin döneminden dört kişi vardır.