Toplam 19,439 Hadis
Konular

Dua Kategorisi

Yine Eğarru'l-Müzenî, Müslim'in bir rivâyetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle dediğini nakletmiştir:

#7,854 وفي رواية لمسلم: ]تُوبُوا إلَى رَبِّكُمْ فَوَاللّهِ إنِّى ‘َتُوبُ إلَى رَبِّى تَبَارَكَ وتَعالَى في اليَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ[ .
"Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. Allah'a kasem olsun ben Rabbim Tebarek ve Teala hazretlerine günde yüz kere tevbe ederim." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/124. [Müslim, Zikr 42, (2702).]

el-Eğarru'l-Müzenî (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,853 وعن أغرّ مزينة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: إنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِى حَتَّى أسْتَغْفِرَ اللّهِ في الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةِ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, bazan kalbime gaflet çöker. Ancak ben Allah'a günde yüz sefer istiğfar eder (affımı dilerim)." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/123.  [Müslim, Zikr 41, (2702); Ebû Dâvud, Salât 361, (1515).]

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: 

#7,852  وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ يُكْثِرُ أنْ يَقُولَ قَبْلَ مَوْتِهِ: سُبْحَانَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ، أسْتَغْفِرُ اللّهَ وَأتُوبُ إلَيْهِ، فَقُلْتُ لَهُ في ذلِكَ، قَالَ: أخْبَرَنِى رَبِّى أنِّى سَأرَى عََمَةً في أُمَّتِى، فإذَا رَأيْتُهَا أكْثَرْتُ مِنْ قَوْلِ: سُبْحَانَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ، أسْتَغْفِرُ اللّهَ وَأتُوبُ إلَيْهِ، فقَدْ رَأيْتُهَا: إذَا جَاءَ نَصْرُ اللّهِ وَالْفَتْحُ. السورة[. أخرجه الشيخان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ölümünden önce şu duaları çok tekrar ederdi: "Sübhanallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etubu ileyh. (Allahım seni hamdinle tesbih ederim, mağfiretini diler, günahlarıma tevbe ederim.)" Ben kendisinden bunun sebebini sordum. Şu açıklamayı yaptı: "Rabbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkında bir alamet göreceğim. Ben onu görünce Sübhanallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etubu ileyh zikrini artırdım. Bu gördüğüm, İza cae nasrullahi ve'lfethu... suresidir." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/118-119.  [Buhârî, Tefsir, Nasr, Ezân 123, 139; Megâzî 50; Müslim, Salât 220, (484).]

Yine Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,851 ــ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: رَأيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِىَ بِى عِفْرِيتاً مِنَ الجِنِّ يَطْلُبُنِى بِشُعْلَةٍ مِنْ نَارٍ كُلّمَا الْتَفَتُّ رَأيْتُهُ، فقَالَ لِى جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السََّمُ: أَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ تَقُولَهَا فَتُطْفِئَ شُعْلَتَهُ وَيَخِرَّ لِفيهِ، فقَالَ رَسُولُ اللّهِ #: بَلى، فقَالَ جِبْرِيلُ قُلْ: أعُوذُ بِوَجْهِ اللّهِ الكَرِيمِ، وَبِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّاتِ التِى َ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وََ فَاجِرٌ مِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنْ السَّمَاءِ، وَشَرِّ مَا يَعُرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأ في ا‘رْضِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا، وَمِنْ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ طَوارِقِ اللّيْلِ والنَّهارِ إَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ يَا رَحْمنُ[. أخرجه مالك .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm. Elinde ateşten bir şule olduğu halde beni takip ediyordu. Nazarımı her atışımda onu görüyordum. Cibril (aleyhisselam) bana: "İstersen sana bir dua öğreteyim, onu okursan, şulesi söner ve ağzının üstüne düşer" dedi." Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Pekala!" dedi. Cibril (aleyhisselam) de "Şunu oku!" buyurdu: "Allah'ın kerim olan rızası için, eksiksiz, mükemmel kelimatullah hakkı için -ki hiç kimse muttaki olsun, facir olsun onu aşıp daha güzelini söyleyemez- (bela olarak) semadan inen, semaya yükselen, (ve ceza gerektiren) şerlerden, yeryüzünde yarattığı şerden, yer(in altın)dan çıkan şerden, gece ve gündüz fitnelerinden, gece ve gündüz gelen musibetlerden Allah'a sığınırıım. Ey Rahman, hayır getiren hadiseler hariç."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/112.  [Muvatta, Şi'r 10, (2, 950, 951).]

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,850 ــ وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ أكْثَرُ دُعَاءِ النَّبىِّ # اللَّهُمَّ آتِنَا في الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفي اŒخرَةِ حسَنَة، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود.
"Resulullah'ın duasının çoğu: "Allahümme atina fi'ddünya haseneten ve fi'l-ahireti haseneten ve kına azabe'nnar. (Allahım bize dünyada da bir hayır, ahirette de bir hayır ver, bizi cehennem azabından koru" idi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/100.  [Buhârî, Daavât 55, Tefsir, Bakara 36; Müslim, Zikr 26, (2690; Ebû Dâvud, Salât 381, (1519).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,849 ــ عن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # يَقُولُ في دُعَائِهِ: اَللَّهُمَّ أصْلِحْ لِى دِينِى الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أمْرِِى، وَأصْلِحْ لِى دُنْيَاىَ الَّتِى فِيهَا مَعَاشِى، وَأصْلِحْ لِى آخِرَتِى الَّتِى فِيها مَعَادِى، وَاجْعَلِ الحَيَاةَ زِيَادَةً لِى في كُلِّ خَيْرٍ، وَاجْعَلِ المَوْتَ رَاحَةً لِى مِنْ كُلِّ شَرٍّ[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dua ederken şunu söylerdi: "Allahım, dinimi doğru kıl, o benim işlerimin ismetidir. Dünyamı da doğru kıl, hayatım onda geçmektedir. Ahiretimi de doğru kıl, dönüşüm orayadır. Hayatı benim için her hayırda artma (vesilesi) kıl. Ölümü de her çeşit şerden (kurtularak) rahat(a kavuşma) kıl."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/100.  [Müslim, Zikr 71, (2720).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) Resûlullah'a ref ederek demiştir ki:

#7,848 ــ عن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ يرفعه قال: ]كَانَ مِنْ دُعَائِهِمْ: يَاحَىُّ يَا قَيُّومُ، يَاحَىُّ حِينَ َ حَىَّ، يَا مُحْيِى يَا مُمِيتُ يَاذَا الجََلِ وَا“كْرَامِ[. أخرجه رزين .
Yunus kavminin duaları arasında şu da vardı: "Ey diri olan, ey (mahlukata) kıyam veren, ey hiçbir hayat sahibinin olmadığı zamanda hayat sahibi olan, ey hayat veren, ey ölüm veren, ey celal ve ikram sahibi!" 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/97. [Rezîn ilavesidir.][194]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/94. [Buhârî, Edeb 126, Ebû Dâvud, Edeb 99, (5033).]

#7,847 ــ وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ النبىُّ #: إذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُل: اَلْحَمْدُ للّهِ عَلى كُلِّ حَالٍ، وَلْيَقُلْ لَهُ أخُوهُ، أوْ صَاحِبُهُ: يَرْحَمُكَ اللّهُ، فإذَا قَالَ لَهُ فَلْيَقُلْ: يَهْدِيكُمُ اللّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ[. أخرجه البخارى وأبو داود. »بَالَكُمْ« شأنكم.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden biri hapşırınca "Elhamdülillah ala külli hal." (Her hal için elhamdülillah) desin. Kardeşi de -yahut arkadaşı da- ona "Yerhamükallah" diye cevap versin. (Kardeşi bunu) kendisi için söyleyince, hapşıran da Yehdikümullah ve yuslih baleküm (Allah size de hidayet versin ve işinizi düzeltsin) desin." 

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#7,846 ــ وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كانَ رسُولُ اللّهِ # إذَا رَأى نَاشِئاً في اُفقِ السَّمَاءِ تَرَكَ الْعَمَلَ، وَإنْ كَاَنَ في صَةٍ خَفَّفَ، ثُمَّ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، فَإنْ مُطِرَ قال: اللَّهُمَّ صَيِّباً هَنِيئاً[. أخرجه أبو داود.و»النَّاشِئُ« السحاب، و»الصَّيِّبُ« المدرار .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ufuk-ı semada bir bulut belirtisi gördü mü işi terkeder, namazda idiyse kısa keser ve şu duayı okurdu: "Allah'ım, bunun şerrinden sana sığınırım." Yağmur başlarsa: "Allah'ım, bol yağmur, faydalı yağmur (ver)" derdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/89. [Ebû Dâvud, Edeb, 113, (5099); İbnu Mâce, Dua 21, (3889).]

Katâde (rahimehullah)'ye ulaştığına göre,

#7,845 ــ وعن قتادة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ: ]أنَّهُ بَلَّغَهُ أنَّ النَّبِىَّ # كانَ إذَا رَأى الهَِلَ قالَ: هَِلُ خَيْرٍ وَرشْدٍ ثََثَ مَرَّاتٍ، آمَنْتُ بِاللّهِ الَّذِى خَلَقَكَ ثََثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ يَقُولُ: اَلْحَمْدُ للّهِ الَّذِى ذَهَبَ بِشَهْرِ كَذا، وَجَاءَ بِشَهْرِ كَذَا[. أجرجه أبو داود.وفي رواية له عنه قال: ]كانَ رسولُ اللّهِ # إذَا رَأى الهَِلَ صَرَفَ وَجْهَهُ عَنْهُ[ .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hilali görünce şu duayı okurmuş: "Hayırlı ve istikametli bir hilal (devresi diliyorum.)" Bunu üç kere söyledikten sonra, "Seni yaratan Allah'a inandım."Bunu da üç kere tekrar ettikten sonra: "... Ayını çıkarıp ... Ayını getiren Allah'a hamdolsun" dermiş."  Ebu Davud'un yine Katade'den kaydrettiği bir diğer rivayetinde: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), hilali görünce yüzünü ondan çevirirdi" denmektedir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/86.  [Ebû Dâvud, Edeb 111 (5092).]

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,844 وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]أكَلَ النَّبىُّ # عِنْدَ سَعْدِ ابْنِ عُبَادَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ خُبْزاً وَزَيْتاً، ثُمَّ قَالَ: أفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأكَلَ طَعَامَكُمُ ا‘بْرَارُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ المََئِكَةُ[ أخرجه أبو داود.وله في أخرى عن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]صَنَعَ أبُو الْهَيْثَمِ طَعَاماً، فَدَعَا رَسُولَ اللّهِ # وَأصْحَابَهُ، فَلَمَّا فَرَغُوا قالَ: أثِيبُوا أخَاكُمْ قَالُوا: وَمَا إثَابَتُهُ؟  قال: إنَّ الرَّجُلَ إذَا دُخِلَ بَيْتُهُ، وَأكِلَ طَعَامُهُ، وَشُرِبَ شَرَابُهُ، فَدَعَوْا لهُ فذلِكَ إثَابَتُهُ[.»ا“ثابَةُ« الجزاء .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Sa'd İbnu Ubade'nin yanında ekmek ve zeytinyağı yemişti. Sonunda şöyle bir dua buyurdu: "Yanınızda oruçlular yemek yesin, yemeğinizden ebrarlar yesin, üzerinize melekler dua etsin." Ebu Davud'un Hz. Cabir (radıyallahu anh)'den kaydettiği diğer bir rivayette şöyle denir: "Ebu'l-Heysem bir yemek hazırladı, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)' ve Ashabın ı(radıyallahu anhüm) davet etti. Hz. Peygamber yemekten kalkınca: "Kardeşinizi mükafaatlandırın!" buyurdu. Ashab: "Mükafaatı da ne?" diye sordular. Efendimiz: "Kişinin evine girilip yemeği yendi, içeceği içildi mi ev sahibi için dua edilir. İşte bu onun mükafaatıdır" cevabını verdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/80. [169]  [Ebû Dâvud, Et'ime 55, (3854).]

İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) demiştir ki: "Kimin sıkıntısı artarsa şu duayı okusun:

#7,843 ــ وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]مَنْ كَثُرَ هَمُّهُ فَلْيَقلِ: اللَّهُمَّ إنِّى عَبْدُكَ، وَابْنَ عَبْدِكَ، وَابْنُ أمَتِكَ، وَفِي قَبْضَتِكَ، نَاصِيَتِى بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ. أسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أوْ أنْزَلْتَهُ في كِتَابِكَ، أوْ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ في مَكْنُونِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ أنْ تَجْعَلَ الْقُرآنَ رَبِيعَ قَلْبِي وَجَِءَ هَمِّى وَغَمِّى، مَا قَالَهَا عَبْدٌ قَطُّ إَّ أذْهَبَ اللّهُ غَمَّهُ وَأبْدَلَهُ فَرَحاً[. أخرجه رزين.»اِستِئْثَارُ« بالشئ التخصص به وانفراد، وقوله.»أنْ تَجْعَلَ القُرآنَ رَبِيعَ قَلْبِى« شبه بالربيع من الزمان رتياح ا“نسان فيه وميله إليه .
"Allahım ben senin kulunum, kulunun oğluyum, cariyenin oğluyum, senin avucunun içindeyim, alnım senin elinde. Hakkımdaki hükmün caridir. Kazan ne olursa hakkımda adalettir. Kendini tesmiye ettiğin veya kitabında indirdiğin veya nezdinde mevcut gayb hazinesinden seçtiğin, sana ait her bir isim adına senden Kur'an'ı kalbimin baharı, sıkıntı ve gamlarımın atılma vesilesi kılmanı dilerim." Bu duayı okuyan her kulun gam ve sıkıntısını Allah gidermiş, yerine ferahlık vermiştir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/71-72. [Rezîn ilâvesi, (Hadis Mecmau'z Zevaîd'de (10,136) mevcuttur. Hâkim'in Müstedrek'inde de (1,509) kaydedilmiş.]

Esmâ Bintu Umeys (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: 

#7,842 ــ وعن أسماء بنت عميس رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قالَ لِى رسُولُ اللّهِ # أَ أُعَلِّمُكِ كَلِمَاتٍ تَقُولِهِنَّ عِنْدَ الْكَرْبِ؟ أللّهُ اللّهُ رَبِّى َ أشْرِكُ بِهِ شَيْئاً[. أخرجه أبو داود .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "Sana sıkıntı zamanında okuyacağın bir duayı öğreteyim mi?" diye sordu ve şu duayı söyledi: "Allahu, Allahu Rabbi la üşriku bihi şey'en. (Rabbim Allah'tır, Allah! Ben ona hiçbir şeyi ortak koşmam!)"

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/71. [Ebû Dâvud, Salât 361, (1525), İbnu Mâce, Dua 17, (3882).]

el-Hudrî (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,841 ــ وعن الخدرى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]دَخَلَ رسولُ اللّهِ # ذَاتَ يَوْمٍ المَسْجِدَ، فإذَا هُوَ بِرَجُلٍ مِنَ ا‘نْصَارِ يُقَالُ لَهُ: أبُو أُمَامَةَ، فقَالَ: يَا أبَا أُمَامَةَ مَالِى أرَاكَ جَالِساً في المَسْجِدِ في غَيْرِ وَقْتِ صََةٍ؟ قالَ: هُمُومٌ لَزِمَتْنِى، وَدُيُونٌ يَا رسُولَ اللّهِ، فقَالَ #: أَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ إذَا قُلْتَهُنَّ أذْهَبَ اللّهُ عَنْكَ هَمَّكَ، وَقَضى دَيْنَكَ؟ قَالَ: قُلْتُ بَلَى يَا رَسُولَ اللّهِ. قالَ: قُلْ إذَا أصْبَحْتَ وَإذَا أمْسَيْتَ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَن، وَأعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ غَلبَةِ الدَّيْنِ، وَقَهْرِ الرِّجَالِ، فَقُلْتُ ذلِكَ فأذْهَبَ اللّهُ عَنِّى غَمِّى، وَقَضَى دَيْنِى[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün Mescid'e girdi. Orada Ensar'dan Ebu Ümame (radıyllahu anh) denen kimse ile karşılaştı. Ona: "Ey Ebu Ümame, niçin seni namaz vakti dışında Mescid'de oturmuş görüyorum?" diye sordu. "Peşimi brakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah'ın Resulü" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu öder." "Evet, ey Allah'ın Resulü, öğret!" dedim. "Öyleyse, dedi, akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duay oku: "Allahm üzüntüden ve kederden sana sığınırm. Aczden ve tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım." (Ebu Ümame) der ki: "Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/69. [Ebû Dâvud, Salât 367, (1555).]

Hz. Abdullah İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor

#7,840 ــ وعن عبداللّهِ بن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]كَانَ رسولُ اللّه # إذَا أقْبَلَ اللَّيْلُ عَلَيْهِ في السَّفَرِ قَالَ: يَا أرْضُ رَبِّى وَرَبُّكِ اللّهُ، أعُوذُ بِاللّهِ مِنْ شَرِّكِ وَشَرِّ مَا خُلِقَ فِيكِ، وَشَرِّ مَا يَدِبُّ عَلَيْكِ. أعُوذُ بِاللّهِ مِنْ أسَدٍ وَأسْودَ، وَمِنَ الحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ، وَمِنْ سَاكِن الْبَلَدِ، وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ[. أخرجه أبو داود.»وَالْمُرَادُ بِسَاكِنِ الْبَلَدِ« الجن، ‘نهم سكان ا‘رض.»وَبالْوَالد« هنا إبليس. »وَبِمَا وَلَدَ« نسله وذريته.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) seferde iken gece olunca şu duayı okurdu:"Ey arz, benim de senin de Rabbimiz Allah'tır. Senin de, (sende bulunanların da sende yaratılmış olanların da, senin üzerinde yürüyenlerin de şerrinden Allah'a sığınırım. Arslanın, iri yılanın, yılanın, akrebin ve bu beldede ikamet eden (insilerin ve cinni)lerin, İblis'in ve İblis neslinin şerrinden de Allah'a sığınırım."

Bu cümle Ebu Dâvud'daki aslında yer almamaktadır. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/66. [Ebû Dâvud, Cihâd 80, (2603).]

Ebû Mâlik el-Eş'arî (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,838 ــ وعن أبى مالك ا‘شعرى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال رَسُولُ اللّهِ #: إذا وَلَجَ الرَّجُلُ إلى بَيْتِهِ فَلْيَقُلْ اللَّهُمَّ إنِّى أسْألُكَ خَيْرَ المُوْلِجِ، وَخَيْرَ المَخْرَحِ. بِسْمِ اللّهِ وَلَجْنَا، وَبِسْمِ اللّهِ خَرَجْنَا، وَعَلى اللّهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا، ثُمَّ ليُسَلِّمْ عَلى أهْلِهِ[. أخرجه أبو داود 
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kişi evine girince şu duayı okusun: "Allahım! Senden hayırlı girişler, hayırlı çıkışlar istiyorum. Allah'ın adıyla girdik, Allah'ın adıyla çıktık, Rabbimiz Allah'a tevekkül ettik". Bu duayı okuduktan sonra ailesine selam versin".

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/58. [Ebû Dâvud, Edeb, 112, (5096).]

İmam Mâlik'ten rivayete göre, ona şu haber ulaşmıştır:

#7,837 ــ وعن مالك: ]أنَّهُ بَلَغَهُ أنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ لِرَسُولِ اللّهِ #: إنِّى أُرَوَّعُ في منَامِى. فقَالَ قُلْ: أعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ، وَانْ يَحْضِرُون[ .
"Halid İbnu'l-Velid (radıyallahu anh), Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e: "Ben uykuda iken korkutuluyorum. (Ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?)" diye sordu. Ona şu tavsiyede bulundu: "Allah'ın eksiksiz, tam olan kelimeleri ile O'nun gadabından, ikabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (beni kötülüğe atan) beraberliklerinden Allah'a sığınırım! de!". 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/56. Muvatta, Şi'r 9, (2, 950).]

Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: [Ebû Dâvud, Ebed 107, (5052).]

#7,836 ـ وعن عليّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ رسولُ اللّهِ # يَقُولُ عِنْدَ مَضْجَعِهِ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ، وَبِكَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أنْتَ آخذٌ بِنَاصِيِتِهَا. اللَّهُمَّ أنْتَ تَكْشِفُ المَغْرَمَ وَالمَأثَمَ. اللَّهُمَّ َ يُهْزَمُ جُنْدُكَ، وَ يُخْلَفُ وَعْدُكَ وََ يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ. سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وبِحَمْدِكَ[. أخرجهما أبو داود.)وَالمَأثَمُ( مَا يأثم به ا“نسان وهو ا“ثم نفسه، )وَالمغْرَمُ(: التزام انسان مَاليس عليه من تكفل إنسان بدين فيؤديه عنه.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yatacağı sırada şu duayı okurdu: "Allahım, kerim olan Zat'ın adına, eksiği olmayan kelimelerin adına, alınlarından tutmuş olduğun hayvanların şerrinden sana sığınırım. Allahım sen borcu giderir günahı kaldırırsın. Allahım senin ordun mağlub edilemez, va'dine muhalefet edilemez. Servet sahibine serveti fayda etmez, servet sendendir. Allahım seni hamdinle tesbih ederim".

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/55.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#7,835 ــ وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رسولُ اللّهِ # إذَا اسْتَيْقَظَ مِنَ اللَّيْلِ قالَ: َ إلهَ إَّ أنْتَ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أسْتَغْفِرُكَ لِذَنْبِى وَأسْألُكَ رَحْمَتَكَ. اللَّهُمَّ زِدْنِى عِلْماً، وََ تُزِغْ قَلْبِى بَعْدَ إذْ هَدَيْتَنِى وَهَبْ لِى مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إنَّكَ أنْتَ الْوَهَّابُ[ .
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) geceleyin uyanınca şu duayı okurdu: "Allahım! Seni hamdinle tenzih ederim, Senden başka ilah yoktur. Günahım için affını dilerim, rahmetini taleb ederim. Allahım ilmimi artır, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptırma. Katından bana rahmet lutfet. Sen lutfedenlerin en cömerdisin". 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/54.  [Ebû Dâvud, Edeb 108, (5061).]

Abdullah İbnu Gannâm el-Beyâzî (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,834 ــ وعن عبداللّهِ بن غنام البياضى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: مَنْ قالَ حِينَ يُصْبِحُ: اللَّهُمَّ مَا أصْبَحَ بِى مِنْ نِعْمَةٍ أوْ بِأحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ َ شَرِيكَ لَكَ، لََكَ الْحَمْدُ، وَلَكَ الشُّكْرُ فَقَدْ أدَّى شُكْرَ يَوْمِهِ، وَمَنْ قَالَ مِثْلَ ذلِكَ حِينَ يُمْسِى فَقَدْ أدَّى شُكْرَ لَيْلَتِهِ[. أخرجهما أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim sabaha erdiği zaman: "Allahım, benimle veya mahlukatından herhangi biriyle hangi nimet sabaha ermişse bu sendendir. Sen birsin, ortağın yoktur, hamdler sanadır, şükür sanadır" derse, o günkü şükür borcunu ödemiştir. Kim de aynı şeyler akşama erince söylerse o da o geceki şükür borcunu eda eder".

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/48. [Ebû Dâvud, Edeb 110, (5073).]

Ebû Selâm, Hz. Enes (radıyallâhu anh)'ten naklediyor: 

#7,833 ــ وعن أبى سم عن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]سَمِعْتُ رسولَ اللّهِ # يَقُولُ: مَنْ قالَ إذَا أصْبَحَ وَإذَا أمْسَى: رَضِينَا بِاللّهِ رَبّاً، وَبِا“سَْمِ دِيناً،  وبِمُحَمَّدٍ # رَسُوً، كَانَ حَقّاً عَلى اللّهِ أنْ يُرْضِيَهُ[. وزاد رزين: ]يَوْمَ الْقِيَامَةِ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kim akşama ve sabaha erdiği zaman: "Rabb olarak Allah'a, din olarak İslam'a, resul olarak Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'e razı olduk" derse onu razı etmek de Allah üzerine bir hak olmuştur". [Rezin bu duaya: "Kıyamet günü" ifadesini ilave etmiştir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/48.  (Ebû Dâvud, Edeb 110, (5072)] İbnu Mâce, Dua 14, (3870).]

İbnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) hazretleri anlatıyor:

#7,832 ــ عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]كَانَ رسول اللّه # يَقُولُ بَعْدَ التَّشَهُّدِ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنّمَ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ[. أخرجه أبو داود .
 "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) teşehhüdden sonra şunu okurdu: "Allahümme inni euzu bike min azabi cehennem ve euzu bike min azabi'lkabri ve euzu bike min fitneti'd-Deccal ve euzu bike min fitneti'lmahya ve'lmemat. (Allahım, ben cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Deccal fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım)".

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/35.  [Ebû Dâvud, Salât 184, (984).]

İbnu Ebî Evfâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,831 وعن ابن أبى أوفى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ رسولُ اللّهِ # إذَا رَفعَ ظَهْرَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ: سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلءَ السَّموَاتِ، وَمِلْءَ ا‘رْضِ، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ منْ شَئٍ بَعْدُ[. أخرجه مسلم وأبو داود والترمذى .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sırtını rükudan kaldırdığı zaman: "Semiallahu limen hamideh, Allahümme Rabbena leke'lhamdü mil'essemavati ve mil'el-arzi ve mil'e ma şi'te min şey'in ba'du. (Allah, kendisine hamd edeni işitir. Ey Allahım, ey Rabbimiz, semalar dolusu, arz dolusu ve bunlardan başka istediğin her şey dolusu hamdler sana olsun" 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/30-31. Müslim, Salat 204, (476); Ebû Dâvud, Salât 144, (846).]

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: 

#7,830  وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كانَ رسولُ اللّه # يَقُولُ في سُجُودِهِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى ذَنْبِى كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، أوَّلَهُ وَآخِرَهُ، سِرَّهُ وَعََنِيَتَهُ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), secdelerinde şunları söylerdi: "Allahümmağfirli zenbi küllehu, dıkkahu ve cüllehu, evvelehu ve ahirehu, sırrahu ve alaniyyetehu. (Allahım! Büyükküçük birincisonuncu, gizli-açık, bütün günahlarımı mağfiret buyur." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/24. Müslim, Salât 216, (483); Ebû Dâvud, Salât 152, (878).]

Ebû'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,829 وعن أبى الدرداء رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رَسولُ اللّه #: مَا مِنْ عَبْدٍ مُسْلِمٍ يَدْعُو ‘خِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ)ـ1( إَّ وَقَالَ المَلَكُ: وَلَكَ بِمِثْلٍ[. أخرجه مسلم وأبو داود.وزاد: ]إَّ 
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin." Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade vardır: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/550. [Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2733); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).]

Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,828 إنَّ اللّهَ تَعَالى اَنْزَلَ الْدَّاءَ والدَّوَاءَ وَجَعَلَ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءً فَتَداوَوْا. .. ــ وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالتِ امرأةٌ: يارسولَ اللّه، صَلِّ عَليَّ وَعَلى زَوْجِى، فقَالَ #: صَلَّى اللّهُ عَلَيْكِ وَعَلى زَوْجِكِ[. أخرجه أبو داود .
"Bir kadın: "Ey Allah'ın Resulü, bana ve kocama dua ediver!" diye ricada bulunmuştu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz: "Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/548. Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).]

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,827 ــ وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: َ تَدْعُوا عَلى أنْفُسِكُمْ، وََ تَدْعُوا عَل أوَْدِكُمْ، وََ تَدْعُوا عَلى خَدَمِكُمْ، وََ تَدْعُوا عَلى أمْوَالِكُمْ َ تُوَافِقَ)ـ1( مِنَ اللّهِ سَاعَةَ نَيْل فِيهَا عَطَاءٌ، فَيَسْتَجِيبُ لَكُمْ[. أخرجه أبو داود.»النَّيْلُ«: 
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Nefislerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızınaleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah'ın duaları kabul ettiği saate rastgelir de, istediğiniz kabul ediliverir." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/545-546.  [Ebû Dâvud, Salât 362, (1532).]

Hz. İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#7,826 ــ وعن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]كانَ رسولُ اللّه # يُعْجِبُهُ أنْ يَدْعُو ثََثاً، وَيَسْتَغْفِرَ ثََثاً[. أخرجهما أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) duayı üç kere yapmaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/543.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: 

#7,825 وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كانَ رسولُ اللّه # يَسْتَحِبُّ الجَوَامِعَ مِنَ الدُّعَاءِ، وَيَدَعُ مَا سِوَى ذَلِكَ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/542-543. [Ebû Dâvud, Salât 358, (1482).]

Ebû Müsabbih el-Makrâî, Ebû Züheyr en-Nümeyrî (radıyallahu anh)'den naklen anlatıyor: 

#7,824  وعن أبى مصبح المقرائى عن أبى زهير النميرى رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]خَرَجْنَا مَعَ النَّبىِّ # ذَاتَ لَيْلَةٍ فَأتَيْنَا عَلى رَجُلٍ قَدْ ألَحَّ في المَسألَةِ، فَوَقَفَ رسول اللّهِ # يَسْمَعُ مِنْهُ، فقَالَ: أوْجَبَ إنْ خَتَمَ، فَقِيلَ: بِأىِّ شَئٍ يَخْتِمُ يَارسول اللّهِ؟ قالَ: بِأمِينَ، وَانْصَرَفَ، فَقِيلَ لِلرَّجُلِ: يَافَُنُ اخْتِمْ بِأمِينَ، وَأبْشِرْ[. أخرجه أبو داود.»أوْجَبَ«: إذَا فعل شيئاً يوجب له الجنة أو النار .
"Bir gece Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber çıktık., Derken bir adama rastlatdık. Sual (ve Allah'tan talep) hususunda çok ısrarlı idi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onu dinlemek üzere durakladı. Ve: "Eğer (duayı) sonlandırırsa vacib oldu!" buyurdu. Kendisine: "Ne ile sonlandırırsa ey Allah'ın Resulü!" denildi. "Âmin ile" dedi, uzaklaştı. Adama: "Ey fülan! duanı aminle tamamla ve de gözün aydın olsun!" dedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/538.  [Ebû Dâvud, Salât 172, (938).]

Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,823 ــ وعن سهل بن سعد رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]مَا رَأيْتُ رَسول اللّهِ # شَاهِراً يَدَيْهِ قَط يَدْعُو عَلى مِنْبَرِهِ، وََ عَلى غَيْرِهِ، وَلكِنْ رَأيْتُهُ يَقُولُ هكَذَا: وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ، وَعَقَدَ بِا“بْهَامِ وَالوُسْطى[. أخرجه أبو داود .
"Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı ne minberde ne de bir başka şey üzerinde dua yaparken ellerini uzattığını görmedim. Bilakis şöyle gördüm" dedi ve baş ve orta parmaklarını kapayıp şehadet parmağını açmış vaziyette işaret etti." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/530.  [Ebû Dâvud, Salât 230, (1105).][

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,822 ــ وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]رَفَعَ رسولُ اللّهِ # يَدَيْهِ في الدُّعَاءِ، حَتَّى رَأيْتُ بَيَاضَ إبْطَيْهِ[. أخرجه البخارى .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dua ederken ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/528. [Buhârî, İstiska 21.]

İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) hazretleri anlatıyor:

#7,821 عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: َ تسْتُرُوا الجدُرَ، وَمَنْ نَظَرَ في كِتَابِ أخِيهِ بِغَيْرِ إذْنِهِ، فإنَّمَا يَنْظُرُ في النَّارِ، سَلُوا اللّهَ تَعالى بِبُطُونِ أكُفِّكُمْ، وََ تَسْألُوهُ بِظُهُورِهَا، فإذَا فَرَغْتُمْ فامْسَحُوا بِهَا وُجُوهَكُمْ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Duvarları örtmeyin. Kim kardeşinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, tıpkı ateşe bakmış gibi olur. Allah'tan avuçlarınızın içiyle isteyin, sırtlarıyla istemeyin; duayı tamamlayınca avucunuzu yüzlerinize sürün." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/527. [Ebû Dâvud, Salât 358, (1489, 1490, 1491).]

-Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,819  وعن سهل بن سعد رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: ثِنْتَانِ َ تُرَدَّانِ: الدُّعَاءُ عِنْدَ النِّدَاءِ، وَعِنْدَ الْبَأسِ حَينَ يُلْحِمُ بَعْضُهُمْ بَعْضاً[. أخرجه مالك وأبو داود . وزاد في رواية: »وتَحْتَ المَطَرِ«رفي المُوَطإ: ]سَاعَتَانِ تُفْتَحُ فِيهِمَا أبْوَابُ السَّمَاءِ، وَقَلَّ دَاعٍ تُرَدُّ عَلَيْهِ دَعْوَتُهُ، حَضْرَةُ النِّدَاءِ لِلصََّةِ، والصَّفِّ في سَبِيلِ اللّهِ. »النِّدَاءُ«: ا‘ذَان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İki şey vardır, asla reddedilmezler: Ezan esnasında yapılan dua ile, insanlar birbirine girdikleri savaş sırasında yapılan dua."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/523.  [Muvatta, Nidâ 7, (1, 70); Ebû Dâvud, Cihâd 41, (2540).]

Hz.Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,818 وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: ‘ن أقْعُدَ مَعَ قَوْمٍ يَذْكُرونَ اللّهَ تَعالى مِنْ صََةِ الْغَدَاةِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ أحَبُّ إلىَّ مِنْ أنْ أعْتِقَ أرْبَعَةً مِنْ وَلَدِ إسْمَاعِيلَ، وَ‘نْ أقْعُدَ مَعَ قَوْمٍ يَذْكُرُونَ اللّهَ تَعالى مِنْ صََةِ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ أحَبُّ إلىَّ مِنْ أنْ أُعْتِقَ أرْبَعَةَ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah'ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden güneş doğuncaya kadar birlikte oturmam, bana İsmail'in oğullarından dört tanesini azad etmemden daha sevgili gelir. Allah'ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batımına kadar oturmam dört kişi azad etmemden daha sevgili gelir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/520.  [Ebû Dâvud, İlm 13, (3667).]

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#7,817 وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رسول اللّهِ #: إذا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ، أوْ آوَى إلى فِرَاشِهِ ابْتَدَرَهُ مَلَكٌ وَشَيْطَانٌ، يَقُولُ المَلَكُ: افْتَحْ بِخَيْرٍ وَيَقُولُ الشَّيْطَانُ: افْتَحْ بِشَرٍّ، فإنْ ذَكَرَ اللّهَ تَعالى طَرَدَ المَلَكُ الشَّيْطَانَ، وَظَلَّ يَكْلَؤُهُ، وَإذَا انْتَبَهَ مِنْ مَنَامِهِ قاَ ذلِكَ، فإنْ هُوَ قالَ: الْحَمْدُ للّهِ الَّذِى رَدَّ نَفْسِى إلىَّ بَعْدَ مَوْتِهَا وَلَمْ يُمِتْهَا في مَنَامِهَا، الْحَمْدُللّهِ الَّذِى يُمْسِكُ السَّموَاتِ السَّبْعَ أنْ تَقَعَ عَلى ا‘رْضِ إَّ بإذْنِهِ، فإنْ خَرَّ مِنْ فِرَاشِهِ فمَاتَ كَانَ شَهِيداً، وإنْ قَامَ وَصَلَّى صَلَّى في فَضَائِلَ[. أخرجه رزين .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir kimse evine veya yatağına girince hemen bir melek ve bir şeytan alelacele gelirler. Melek: "Hayırla aç!" der. Şeytan da: "Şerle aç!" der. Adam, şayet (o sırada) Allah'ı zikrederse melek şeytanı kovar ve onu korumaya başlar. Adam uykusundan uyanınca, melek ve şeytan aynı şeyi yine söylerler. Adam, şayet: "Nefsimi, ölümden sonra bana geri iade eden ve uykusunda öldürmeyen Allah'a hamdolsun. İzniyle yedi semayı arzın üzerine düşmekten alıkoyan Allah'a hamdolsun" dese bu kimse yatağından düşüp ölse şehit olur, kalkıp namaz kılsa faziletler içinde namaz kılmış olur." [Rezin ilavesidir.]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/519. [Rezîn ilâvesidir.]

Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#6,683 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُنُونِ، وَالْجُذَامِ، وَالْبَرَصِ، وَسَيِّئِ الْأَسْقَامِ
“Allah’ım! Delilikten, cüzzam hastalığından, alaca hastalığından ve her türlü kötü hastalıktan Sana sığınırım.”

Nesai, İstiaze: 35 Hn: 5398 ve Sünenil Kübra Hn: 7876; Mamer b. Raşid, Camii Hn: 19634; Müsnedi Bezzar Hn: 7222 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v):

#6,682 يَسْتَعِيذُ مِنْ سُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَجَهْدِ الْبَلَاءِ
“Kötü kaderden, düşmanların sevinmelerinden, sapıklığın aşağılığından ve belanın sıkıntısından Allah’a sığınırdı.”

Buhârî, Deavat: 56; Müslim, Dua Zikir: 16; Nesai, İstiaze: 34 Hn: 5397 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (r.a) dedi ki: Nebi (s.a.v) şu üç şeyden Allah’a sığınırdı:

#6,681 مِنْ دَرَكِ الشَّقَاءِ، وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَجَهْدِ الْبَلَاءِ
“Sapıklığın aşağılığına düşmekten, düşmanların sevinmesinden, kötü kaderden ve belanın sıkıntısından Sana sığınırım.”

Buhârî, Deavat: 56; Müslim, Zikir Dua: 16; Nesai, İstiaze: 33 Hn: 5396 ve diğerleri. Nesai: Süfyan der ki: Burada üçü geçen dua konusunun dördüncüsünü ezberleyemedim.

Abdullah b. Amr (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu:

#6,658 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَالْهَرَمِ، وَالْمَغْرَمِ، وَالْمَأْثَمِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ النَّارِ
“Allah’ım! tembellikten, aşırı ihtiyarlıktan, borçtan, günaha girmekten Sana sığınırım. Mesih Deccal’in şerrinden Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım, Cehennem azabından Sana sığınırım.”

Nesai, İstiaze: 32 Hn: 5395 ve Sünenil Kübra Hn: 7879; Ahmed, Müsned Hn: 6446-6710; Abdullah b. Ahmed, Sünen Hn: 1334.

Osman b. Ebil-l Âs (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şu dualarla dua ederdi:

#6,657 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ، وَالْجُبْنِ وَالْعَجْزِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ
“Allah’ım! Tembellikten, aşırı ihtiyarlıktan, korkaklıktan, acizlikten, hayatın ve ölümün fitnelerinden Sana sığınırım.”

Nesai, İstiaze: 32 Hn: 5394 ve Sünenil Kübra Hn: 7873.

Amr b. Meymün (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Hattab (r.a)’tan (Ömer ile birlikte haccetmiştim. Müzdelifede) işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v), beş şeyden Allah’a sığınırdı:

#6,640 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَالْبُخْلِ، وَسُوءِ الْعُمُرِ، وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ
“Allah’ım! Korkaklıktan, cimrilikten, kötü bir ömür geçirmekten, kalbin fitnesinden ve kabir azabından.”

Ebu Davud, Salat Hn: 1539; Nesai, İstiaze: 26 Hn: 5386-5402 ve Sünenil Kübra Hn: 7852-7864-7881; Ahmed, Müsned Hn: 146; İbn Hibban, Sahih Hn: 1024; Hakim, Müstedrek Hn: 1876 ve diğerleri.

Humeyd rahimullah dedi ki: Enes b. Malik’e kabir azabından ve deccaldan sordular. O da: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:

#6,576 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ، وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَفِتْنَةِ الدَّجَّالِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ
“Allah’ım! Tembellikten, ihtiyarlıktan, korkaklıktan, cimrilikten, deccal fitnesinden ve kabir azabından Sana sığınırım” derdi, diye cevap verdi.

İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 29637; Nesai, İstihza: 11 Hn: 5363-5356 ve Sünenil Kübra Hn: 7837; Ahmed, Müsned Hn: 12720-13060; Bahrul Zahhar Müsnedi Bezzar Hn: 6615 ve diğerleri.

Enes (r.a)'dan: Nebi (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#6,533 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْهَرَمِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَفِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ
“Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlıktan, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım.”

Nesai, İstiaze: 5 Hn: 5353; Buhârî, Deavat: 36 ve diğerleri.

İbn Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,532 كَانَ النَّبِيُّ يَتَعَوَّذُ مِنَ خَمْسٍ: مِنَ الْبُخْلِ، وَالْجُبْنِ، وَسُوءِ الْعُمُرِ، وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ
Rasulullah (s.a.v) beş şeyden Allah’a sığınırdı: “Cimrilik, korkaklık, ömrün sonlarında kötü duruma düşmekten, kalbin batıl şeylere kaymasından ve kabir azabından.”

Nesai, İstiaze: 5 Hn: 5351 ve diğerleri.

Ömer (r.a)’dan: Nebi (s.a.v):

#6,531 أَنَّ النَّبِيَّ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجُبْنِ، وَالْبُخْلِ، وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ، وَعَذَابِ الْقَبْرِ
“Korkaklıktan, cimrilikten, kalbin kötülüklere kaymasından ve kabir azabından Allah’a sığınırdı.”

İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 12146-29621; Nesai, İstiaze: 2 Hn: 5348-5402 ve Sünenil Kübra Hn: 7825-7826-7862-9885; İbn Mace Dua Hn: 3844 ve diğerleri.

Abdullah b. Amr (r.a)’dan:

#6,530 أَنَّ النَّبِيَّ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ أَرْبَعٍ: مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَدُعَاءٍ لَا يُسْمَعُ، وَنَفْسٍ لَا تَشْبَعُ
Nebi (s.a.v) dört şeyden Allah’a sığınırdı: “Faydasız ilimden, itaat etmeyen kalbten, kabul olunmayan duadan doymayan (aç gözlü) nefisten.”

Nesai, İstiaze: 1 Hn: 5347; Ebû Davud, Salat: 367; İbn Mâce, Fedailü’l Kuran: 18 ve diğerleri.

İbn Âbis el Cühenî (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) ona:

#6,529 يَا ابْنَ عَابِسٍ، أَلَا أَدُلُّكَ؟ " أَوْ قَالَ: " أَلَا أُخْبِرُكَ بِأَفْضَلِ مَا يَتَعَوَّذُ بِهِ الْمُتَعَوِّذُونَ؟ " قَالَ: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ، وَ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ هَاتَيْنِ السُّورَتَيْنِ
“Ey Âbis sana Allah’a sığınanların okuyacağı en değerli bir şeyi söyleyeyim mi?” -veya haber vereyim mi- buyurdu. Ben de: “Evet haber ver Ey Allah'ın Rasulü!” dedim. O da şöyle buyurdu: “Nas ve Felak denilen iki suredir.”

Nesai, İstiaze Hn: 5337; Ahmed, Müsned Hn: 14901 ve diğerleri.

Ukbe b. Amir el Cüheni (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir savaşta Rasûlullah (s.a.v)’in devesini çekiyordum bir ara bana: “Ey Ukbe oku” dedi. Ne demek istediğini anlayamadığım için sözüne kulak verdim sonra tekrar: “Ey Ukbe oku” buyurdu. Yine anlayamadım ve tekrar kulak verdim üçüncü sefer yine “Oku” buyurdu. Bu sefer ben: “Ne okuyayım?” dedim. Şöyle buyurdu:

#6,514 قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ فَقَرَأَ السُّورَةَ حَتَّى خَتَمَهَا "، ثُمَّ قَرَأَ: " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ، وَقَرَأْتُ مَعَهُ حَتَّى خَتَمَهَا "، ثُمَّ قَرَأَ: " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ، فَقَرَأْتُ مَعَهُ حَتَّى خَتَمَهَا "، ثُمَّ قَالَ: " مَا تَعَوَّذَ بِمِثْلِهِنَّ أَحَدٌ
“İhlas suresini sonuna kadar okudu sonra Felak suresini sonuna kadar okudu ben de kendisiyle birlikte okudum sonra Nas suresini okudu ben de kendisiyle birlikte sonuna kadar okudum sonra şöyle buyurdu: “Hiç kimse bu sureler gibisiyle Allah’a sığınmadı.”

Nesai, İstiaze Hn: 5335; Dârimi, Fedailü’l Kur’an: 25 ve diğerleri.

Abdullah b. Hubeyb (r.a) şöyle demiştir:

#6,503 كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ فِي طَرِيقِ مَكَّةَ فَأَصَبْتُ خُلْوَةً مِنْ رَسُولِ اللَّهِ فَدَنَوْتُ مِنْهُ، فَقَالَ: " قُلْ "، فَقُلْتُ: مَا أَقُولُ؟، قَالَ: " قُلْ "، قُلْتُ: " مَا أَقُولُ؟ "، قَالَ: قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ حَتَّى خَتَمَهَا "، ثُمَّ قَالَ: " قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ حَتَّى خَتَمَهَا "، ثُمَّ قَالَ: " مَا تَعَوَّذَ النَّاسُ بِأَفْضَلَ مِنْهُمَ
“Mekke yolunda Rasulullah (s.a.v) ile beraberdim. Bir ara ondan ayrıldım yanına yaklaşınca, bana: “Oku” dedi. Ben de: “Ne okuyayım” dedim. Tekrar: “Oku” buyurdu. Ben de: “Ne okuyayım” dedim. Bu sefer: “Nas ve Felak surelerini sonuna kadar okuduktan sonra: “İnsanlar bu iki sureden daha değerli bir şeyle Allah’a sığınmazlar” buyurdu.

Ebû Davud, Edeb: 110; Nesai, İstiaze Hn: 5334 ve diğerleri.

Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) günaha girmekten ve borçtan Allah’a çok sığınırdı. Dedim ki: “Ey Allah'ın Rasûlü! Borçtan ne kadar çok Allah’a sığınıyorsun?” Bunun üzerine:

#5,058 إِنَّهُ مَنْ غَرِمَ حَدَّثَ فَكَذَبَ، وَوَعَدَ فَأَخْلَفَ
“Borçlanan kimse konuşur durur ve yalan söyler; söz verir, yerine getirmez buyurdu.

Nesai, İstiaze: 8 Hn: 5359 ve Sünenil Kübra Hn: 7839.

Zeyd b. Erkam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben size Rasûlullah (s.a.v)’in öğrettiğinden başka bir şey öğretmiyorum, Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#4,758 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَالْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَعِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَدَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
“Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından Sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime, Allah’a karşı sorumluluk bilinci nasib et ve nefsimi günahlardan temizle onu en iyi temizleyecek olan Sensin. Onun velisi ve dostu Sensin. Allah’ım! Sana itaat etmeyecek kalbten, aç gözlülükten, faydasız ilimden ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım” buyurdu.

Müslim, Zikir Dua: 18 Hn: 2723; Nesai, İstiaze: 12 Hn: 5363-5443 ve Sünenil Kübra Hn: 7815-7816-7817; Ahmed, Müsned Hn: 18880; Abd b. Humeyd, Müsned Hn: 267 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (r.a)'dan: Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#4,756 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ
“Allah’ım! Fakirlikten Sana sığınırım, darlık ve zilletten Sana sığınırım, zulüm etmekten ve zulme uğramaktan da Sana sığınırım.”

; Buhari, Edebül Müfred Hn: 678; Nesai, İstiaze: 13 Hn: 5365-5366-5367-5368-5369 ve Sünenil Kübra Hn: 7844; Ebû Davud, Salat: 367 Hn: 1544; Ahmed, Müsned Hn: 7992-8112-8429; İbn Hibban, Sahih Hn: 1030Hakim, Müstedrek Hn: 1919; Taberani, Dua Hn: 1341 ve diğerleri.

Abdullah b. Ebî Evfa (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#4,726
“Allah’ım! Beni günah ve hatalarımdan temizle. Allah’ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi beni de günahlarımdan temizle. Allah’ım! Beni günahlarımdan kar, dolu ve soğuk su ile temizle.”

Nesai, Gusl ve Teyemmüm 3 Hn:399-400; Buhârî, Deavat: 40; İbn Mâce, Dua: 20

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#4,365 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ، وَالنِّفَاقِ، وَسُوءِ الْأَخْلَاقِ
“Allah’ım! Anlaşmazlıktan, iki yüzlülükten ve kötü huydan Sana sığınırım.”

Ebû Davud, Salat: 367 Hn: 1546; Nesai, İstiaze: 20 Hn: 5376 ve Sünenil Kübra Hn: 7853; Mamer b. Raşid Camii Hn: 19639 mürsel olarak; Hatib, Tarihi Bağdat Hn: 3177; Beyhaki, Devatil Kebir Hn: 281 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#4,214 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْأَرْبَعِ: مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لَا يُسْمَعُ
“Allah’ım! Dört şeyden Sana sığınırım. Faydasız ilimden, itaat etmeyen kalpten, doymayan (aç gözlü) nefisten ve kabul olunmayan duadan.”

Ebû Davud, Salat: 367 Hn: 1548; Nesai, İstiaze: 17 Hn: 5372 ve Sünenil Kübra Hn: 7820-7821-7822; İbn Mâce, Dua: 3 Hn: 3837; Ahmed, Müsned Hn: 8283-8561-9519; Beyhaki, El Esmau ve Sıfat Hn: 71 ve diğerleri.

Enes (r.a.)'dan rivayete göre Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#3,957 لِيَسْأَلْ أَحَدُكُمْ رَبَّهُ حَاجَتَهُ كُلَّهَا حَتَّى يَسْأَلَ شِسْعَ نَعْلِهِ إِذَا انْقَطَعَ
“Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını rabbinden istesin, hatta, kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar”

Tirmizi, Deavat: 137 Hn: 3973; İbn Hibban, Sahih Hn: 894 ve 895; Ebu Yala, Müsned Hn: 3403; Ebu Naim, Ahbaru İsbehan Hn: 2390; El Kamil fi Zuafayı Rical Hn: 6760. Tirmizi hadis gariptir dedi. Bu hadis birden başka şekildede Cafer b. Sleyman an Sabit Bünani den Nebi s.a.v'den Enes r.a.'ı zikretmeksizin rivayet ettiler.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) dua ederken şöyle buyuruyordu:

#3,953 اللَّهُمَّ مَتِّعْنِي بِسَمْعِي وَبَصَرِي، وَاجْعَلْهُمَا الْوَارِثَ مِنِّي، وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ يَظْلِمُنِي، وَخُذْ مِنْهُ بِثَأْرِي
Allah'ım! işitme ve görme duygularımla beni faydalandır ve on­ları bana varis kıl. Düşmanıma karşı bana nusret ver ve ondan intika­mımı bana göster

Tirmizi, Deavat: 136 Hn: 3972; Hakim, Müstedrek Hn: 1851 ve 1866; Bahrul Zahhar Hn: 2294; Keşful Estar Hn: 3191; Buhari, Edebül Müfred Hn: 650 ve diğerleri. Tirmizi hadis bu yönü ile hasen gariptir.

Ebu Seleme b. (Abdurrahman b. Avf'ın oğlu) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#3,951 لِيَنْظُرَنَّ أَحَدُكُمْ مَا الَّذِي يَتَمَنَّى فَإِنَّهُ لَا يَدْرِي مَا يُكْتَبُ لَهُ مِنْ أُمْنِيَّتِهِ Müsned deki metin şöyle: إِذَا تَمَنَّى أَحَدُكُمْ، فَلْيَنْظُرْ مَا يَتَمَنَّى، فَإِنَّهُ لَا يَدْرِي مَا يُكْتَبُ لَهُ مِنْ أُمْنِيَّتِهِ
Sizden biriniz istemede bulunurken ne istediğine baksın...……..

Tirmizi, Deavat: 135 Hn: 3971; Ahmed, Müsned Hn: 8474 ve 27487; Ebu Davud Tayalisi, Müsned Hn: 2462; İbn Ebid Dünya, Elmütemenniyin Hn: 151; Kitabud Dua 174. Ahmed b. Hanbelin rivayetinde ise Hadisin ravisi Ebu Hureyre (r.a.)'dan: Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu: şeklindedir. Tirmizi hadis hasendir dedi. Birinde mürsel diğerinde muttasıla misal.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#3,949 مَا مِنْ عَبْدٍ يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَتَّى يَبْدُوَ إِبِطُهُ يَسْأَلُ اللَّهَ مَسْأَلَةً إِلَّا آتَاهَا إِيَّاهُ مَا لَمْ يَعْجَلْ "، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ عَجَلَتُهُ؟ قَالَ: " يَقُولُ: قَدْ سَأَلْتُ وَسَأَلْتُ وَلَمْ أُعْطَ شَيْئًا
Koltuk altları gözükecek kadar ellerini kaldırıp dua eden hiçbir kul yoktur ki acele etmediği sürece Allah ona istediğini vermiş olmasın” buyurmuş, ashabın, “Ey Allah’ın elçisi! Duanın acelesi nasıl olur?” şeklindeki sorusuna, “İstedim, istedim de Allah hiçbir şey vermedi demektir” diye cevap vermiştir. Ebu Hüreyre (r.a.)'dan yapılan diğer rivayette ise Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu: يُسْتَجَابُ لِأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ، يَقُولُ: دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي "Dua ettim de kabul olmadı demediği sürece Sizdeb biri acele etmediği sürece duası kabul olur.

Tirmizi, Deavat: 135 Hn: 3969.

Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayete göre Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#3,580 َا مِنْ رَجُلٍ يَدْعُو اللَّهَ بِدُعَاءٍ إِلَّا اسْتُجِيبَ لَهُ، فَإِمَّا أَنْ يُعَجَّلَ لَهُ فِي الدُّنْيَا، وَإِمَّا أَنْ يُدَّخَرَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ، وَإِمَّا أَنْ يُكَفَّرَ عَنْهُ مِنْ ذُنُوبِهِ بِقَدْرِ مَا دَعَا، مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ، أَوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ، أَوْ يَسْتَعْجِلُ "، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ يَسْتَعْجِلُ؟ قَالَ: " يَقُولُ: دَعَوْتُ رَبِّي فَمَا اسْتَجَابَ لِي
Hir bir kul yokki dua etsinde Allah onun duasını geri çevirsin....

Tirmizi, Deavat: 135 Hn: 3968 ve diğerleri. Tirmizi, Bu hadis bu bu şekliyle gariptir.

Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayete göre dedi ki:

#3,578 دُعَاءٌ حَفِظْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ لَا أَدَعُهُ: " اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي أُعَظِّمُ شُكْرَكَ وَأُكْثِرُ ذِكْرَكَ وَأَتَّبِعُ نَصِيحَتَكَ وَأَحْفَظُ وَصِيَّتَكَ
Rasülullah (s.a.v)'den ezberlediğim şu duayı hiç bırakmadım:

Tirmizi, Deavat: 134 Hn: 3967 ve diğerleri.

Ebu Hureyre (r.a.)'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#3,577 مَنْ قَالَ حِينَ يُمْسِي ثَلَاثَ مَرَّاتٍ: أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ لَمْ يَضُرَّهُ حُمَةٌ تِلْكَ اللَّيْلَةَ
اللَّيْلَةَ “Kim akşamladığında üç defa, “Yarattığının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığını­rım” derse, o gece humma ona zarar vermez.” (Humma, akrep vb. hayvanların sokmasıyla ortaya çıkan ateş, hararet; zehirin etkisi veya zehirin kendisi.)

Tirmizi, Deavat: 133 Hn: 3966; Süheyl der ki: Ailemiz bu duayı öğrenince, onu her gece okumaya başladılar. Bir defasında onlardan bir cariye so­kuldu; ancak o, hiçbir acı görmedi. El-Herevî ve başkaları, hadiste geçen ‘Tam kelimeleri’ ifadesini, Kur’an olarak açıklamışlardır. “Tam kelimeler” ifadesi, mükemmel; insanların sözlerin­deki eksiklik ve kusur gibi hiçbir eksiklik ve kusurun olmadığı kelimeler anlamındadır. Bu ifadeyi, ‘Kendisinden sığındığımız her şeye karşı yararlı, yeterli ve şifalı olan sözler’ şeklinde açıklayanlar da vardır.

5373- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua ederdi:

#3,177
“Allah’ım! Açlıktan Sana sığınırım o ne kötü bir durumdur. Hainlikten de Sana sığınırım o da ne kötü bir duygudur.”

Mamer b. Raşit, Camii Hn: 19636; Ebû Davud, Salat: 367 Hn: 1547; Nesai, İstiaze: 18 Hn: 5373-5374 ve Sünenil Kübra Hn: 7851-7852; İbn Mâce, Dua: 3 Hn: 3354; İbn Hibban, Sahih Hn: 1029; İshak b. Rahaveyh, Müsned Hn: 299; Ebu Yala, Müsned Hn: 6412; İbn Sad, Tabakatül Kübra Hn: 1055 ve diğerleri.

Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), borç edinmekten ve günaha girmekten Allah’a çok sığınırdı. Bu yüzden kendisine: “Ey Allah'ın Rasûlü! Borçlanmaktan ve günah işlemekten Allah’a ne çok sığınıyorsun” denildi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

#2,233 إِنَّ الرَّجُلَ إِذَا غَرِمَ حَدَّثَ فَكَذَبَ، وَوَعَدَ فَأَخْلَفَ
“İnsan borçlanırsa konuşur durur yalan söyler, söz verir ve sözünde durmaz.”

Nesai, İstiaze: 21 Hn: 5377 ve Sünenil Kübra Hn: 7854; Ahmed, Müsned Hn: 25543; İshak b. Rahevayh, Müsned Hn: 741; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 4613 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre r.a.'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,543 مَنْ قَالَ حِينَ يُمْسِي ثَلَاثَ مَرَّاتٍ: أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ لَمْ يَضُرَّهُ حُمَةٌ تِلْكَ اللَّيْلَةَ
“Cehennem azabından Allah’ha sığınınız. Kabir azabından Allah’a sığınınız. Mesih Deccal’ın fitnesinden Allah’a sığınınız. Ölüm fitnesinden ve hayatta olan insanların fitnesinden Allah’a sığınınız.”

Tirmizi, Deavat 133 Hn: 3604 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,538 اللَّهُمَّ انْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي، وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي، وَزِدْنِي عِلْمًا، الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ، وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ حَالِ أَهْلِ النَّارِ
“Allah’ım bana öğrettiğin ilimle beni yararlandır bana yarayacak olan ilmi bana öğret. ilmimi artır. Her zaman ve zeminde sana hamdolsun. Cehennemliklerin halinden Allah’a sığınırım.”

Tirmizi, Deavat 129 Hn: 3599; İbn Mace, Dua: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,537 ثَلَاثَةٌ لَا تُرَدُّ دَعْوَتُهُمْ: الصَّائِمُ حَتَّى يُفْطِرَ، وَالْإِمَامُ الْعَادِلُ، وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ يَرْفَعُهَا اللَّهُ فَوْقَ الْغَمَامِ، وَيَفْتَحُ لَهَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ، وَيَقُولُ الرَّبُّ: وَعِزَّتِي لَأَنْصُرَنَّكِ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ
“Üç kimsenin duaları geri çevrilmez. Oruçlu, İftar edinceye kadar, Adil hükümdar ve mazlumun duası ki Allah onu bulutların üzerine kaldırır. Göğün kapılarını onun üzerine açar ve şöyle buyurur: İzzetim hakkı için kısa bir süre sonra olsa da sana mutlaka yardım edeceğim.”

Tirmizi, Deavat 129 Hn: 3598; İbn Mace, Sıyam: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Sa’dan el Kummî, Sa’dan b. Bişr’dir. Hadisçilerin ileri gelenleri İsa b. Yunus ve Ebû Âsım kendisinden hadis rivâyet etmişlerdir. Ebû Mûcâlid Sa’d et Taî’dir. Ebû Müdelleh ise Âişe’nin azatlı kölesidir. Kendisini sadece bu hadiste tanıyoruz. Kendisinden bu hadis daha uzun ve değişik şekilde de rivâyet edilmiştir.

Şihab b. Mecnun r.a.'dan rivayete göre, şöyle demiştir:

#1,526 دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ وَهُوَ يُصَلِّي وَقَدْ وَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى، وَقَبَضَ أَصَابِعَهُ وَبَسَطَ السَّبَّابَةَ وَهُوَ يَقُولُ: " يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ
Peygamber (s.a.v)’in yanına girdim namaz kılmakta idi. Sol elini sol uyluğuna koymuş parmaklarını toplamış şehadet parmağını açmış ve şöyle diyordu: “Ey kalbleri halden hale evirip çeviren Allah’ım, benim kalbimi de dinin üzere sabit kıl.”

Tirmizi, Deavat 125 Hn: 3587 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir.

Ömer b. Hattab r.a. rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana şu duayı belletti:

#1,525 قُلْ: اللَّهُمَّ اجْعَلْ سَرِيرَتِي خَيْرًا مِنْ عَلَانِيَتِي، وَاجْعَلْ عَلَانِيَتِي صَالِحَةً، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ صَالِحِ مَا تُؤْتِي النَّاسَ مِنَ الْمَالِ وَالْأَهْلِ وَالْوَلَدِ غَيْرِ الضَّالِّ وَلَا الْمُضِلِّ
Deki: “Allah’ım içimi dışımdan daha hayırlı kıl. Dışımı da yararlı kıl. Allah’ım mal aile ve çocuk bakımından insanlara verdiklerinin iyi ve hayırlısını, dalalete düşen veya dalalete düşüren olmamayı senden isterim.”

Tirmizi, Deavat 124 Hn: 3586 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Senedi de pek sağlam değildir.

Abdullah b. Amr r.a.'dan rivayete göre: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

#1,524 خَيْرُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ، وَخَيْرُ مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Duaların en hayırlısı arefe günü yapılan duadır. Benim söylediğim ve benden önceki Peygamber (s.a.v)’in söylediği en hayırlı şey ise: Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Sadece O vardır. O tektir. O’nun ortağı yoktur. Saltanat O’nundur. Hertürlü eksiksiz övgüler O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.”

Tirmizi, Deavat 123 Hn: 3585 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Hammad b. ebû Humeyd, Muhammed b. ebû Humeyd’tir. Ebû İbrahim el Ensarî de denilir. Medînelidir. Hadisçiler yanında pek sağlam sayılmaz. arefe günü dua

Enes r.a. dedi ki

#1,523 كَانَ النَّبِيُّ إِذَا غَزَا قَالَ: " اللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيرِي، وَبِكَ أُقَاتِلُ
Rasülullah (s.a.v.), savaşacağı zaman şöyle dua ederdi: “Allah’ım dayanağım sensin, yardımcım sensin senin verdiğin güçle düşmanlarla savaşıyorum.”

Tirmizi, Deavat 122 Hn: 3584; Ebu Davud, Cihad: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Azudî kelimesinin manası yardımcı ve dayanak demektir.

İmara b. Zakere r.a.'dan rivayete göre dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir.

#1,519 إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ: إِنَّ عَبْدِي كُلَّ عَبْدِيَ الَّذِي يَذْكُرُنِي وَهُوَ مُلَاقٍ قِرْنَهُ يَعْنِي عِنْدَ الْقِتَالِ
"Allah şöyle buyurmaktadır: “Kullarımdan benim gerçek kulum savaşta bana kavuşup şehid olasıya kadar bile beni hatırından çıkarmaz ve daima anar.”

Tirmizi, Deavat 119 Hn: 3580 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Senedi pek sağlam değildir. Imara b. Za’kere’yi sadece bu hadisi rivâyetiyle tanımaktayız. Hadiste geçen “mülakın kırnehü” sözünün manası: savaş esnasında bile beni hatırlayıp anar.

Abdullah (b. Mesud) r.a.'dan rivyete göre, şöyle dedi: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,517 سَلُوا اللهَ مِنْ فَضْلِهِ فإِنَّ اللهَ يُحِبُّ أَنْ يُسْأَلَ وَأَفْضَلُ العِبَادَةِ انْتِظَارُ الفَرجِ
“Allah’ın lutfundan isteyiniz. Çünkü Allah kendisinden istenilmesini sever ibadetlerin en değerlisi sıkıntının giderilmesini beklemektir.”

Tirmizi, Deavat 119 Hn: 3578 ve diğerleri. Tirmizi: hadis hasen sahih gariptir. Hadisi ancak Ebu cafer yoluyla rivayetini biliyoruz.

Osman b. Huneyf r.a.'dan:

#1,516 أَنَّ رَجُلًا ضَرِيرَ الْبَصَرِ أَتَى النَّبِيَّ فَقَالَ: ادْعُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَنِي، قَالَ: " إِنْ شِئْتَ دَعَوْتُ وَإِنْ شِئْتَ صَبَرْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ "، قَالَ: فَادْعُهْ، قَالَ: فَأَمَرَهُ أَنْ يَتَوَضَّأَ فَيُحْسِنَ وُضُوءَهُ وَيَدْعُوَ بِهَذَا الدُّعَاءِ: " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِنَبِيِّكَ، مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ، إِنِّي تَوَجَّهْتُ بِكَ إِلَى رَبِّي فِي حَاجَتِي هَذِهِ لِتُقْضَى لِيَ، اللَّهُمَّ فَشَفِّعْهُ فِيَّ
Gözleri görmeyen bir adam Peygamber (s.a.v)’e geldi ve: “Allah’ın bana afiyet vermesi için bana dua et” dedi. Rasulullah (s.a.v.)’de: “İstersen dua edeyim ama sabretmen senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Adam: “Dua et” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), ona güzelce abdest almasını ve şu dualarla dua etmesini emretti: “Allah’ım Rahmet Peygamberi Peygamberin Muhammed ile senden istiyor ve sana yöneliyorum. Bu ihtiyacım konusunda ben rabbime yöneliyorum. Allah’ım o Peygamberini bana şefaatçi kıl.”

Tirmizi, Deavat 119 Hn: 3578; İbn Mace, İkame: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Ancak bu şekliyle Ebû Cafer el Hatmî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Osman b. Huneyf Sehl b. Huneyf’in kardeşidir.

Ebu Abdurrahman el Cüheni r.a.'dan rivayet edildiğine göre: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,515 مَنْ قَالَ: أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ، وَأَتُوبُ إِلَيْهِ غُفِرَ لَهُ وَإِنْ كَانَ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ
“Her zaman diri ve hiç kimseye ihtiyacı olmayan kendisinden başka ilah bulunmayan O büyük Allah’tan bağışlanma diler ve tevbe ederim derse savaştan kaçmış olsa bile Allah onu bağışlar.”

Tirmizi, Deavat 118 Hn: 3577; Ebu Davud, Salat: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilinmektedir.

Abdullah b. Büsr r.a. dedi ki:

#1,514 نَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ عَلَى أَبِي، فَقَرَّبْنَا إِلَيْهِ طَعَامًا فَأَكَلَ مِنْهُ، ثُمَّ أُتِيَ بِتَمْرٍ فَكَانَ يَأْكُلُ وَيُلْقِي النَّوَى بِإِصْبَعَيْهِ جَمَعَ السَّبَّابَةَ وَالْوُسْطَى، قَالَ شُعْبَةُ: وَهُوَ ظَنِّي فِيهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، وَأَلْقَى النَّوَى بَيْنَ أُصْبُعَيْنِ ثُمَّ أُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَهُ، ثُمَّ نَاوَلَهُ الَّذِي عَنْ يَمِينِهِ، قَالَ: فَقَالَ أَبِي وَأَخَذَ بِلِجَامِ دَابَّتِهِ: ادْعُ لَنَا، فَقَالَ: " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِيمَا رَزَقْتَهُمْ، وَاغْفِرْ لَهُمْ، وَارْحَمْهُمْ
Rasulullah (s.a.v.), babamın yanına misafir olarak gelmişti. Kendisine yemek ikram ettik, ondan yedi sonra kendisine hurma getirildi. Rasulullah (s.a.v.), hurmayı yiyor ve çekirdeğini iki parmağıyla atıyordu, şahadet parmağı ile orta parmağını birleştirdi ve (Şu’be diyor ki: Hurma çekirdeğinin iki parmakla atılması bu hadisle gösterilmiş oldu.) çekirdeği iki parmağıyla attı sonra kendisine içecek getirildi Rasulullah (s.a.v.) bundan içti sonra onu sağındaki kişiye verdi. Babam, Rasulullah (s.a.v.)’in devesinin yularını tutarak “bize dua et” dedi. Rasulullah (s.a.v.)’de: “Allah’ım onlara verdiğin rızıkları bereketli kıl onları bağışla onları esirge” diye dua etti.

Tirmizi, Deavat 118 Hn: 3576; Müslim, Eşribe: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Abdullah b. Büsr’den değişik şekilde de rivâyet edilmiştir.

Ubade b. Samit r.a.'den, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,511 مَا عَلَى الْأَرْضِ مُسْلِمٌ يَدْعُو اللَّهَ بِدَعْوَةٍ إِلَّا آتَاهُ اللَّهُ إِيَّاهَا أَوْ صَرَفَ عَنْهُ مِنَ السُّوءِ مِثْلَهَا مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ، أَوْ قَطِيعَةِ رَحِمٍ "، فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ: إِذًا نُكْثِرَ، قَالَ: " اللَّهُ أَكْثَرُ
“Yeryüzünde herhangi bir Müslüman, günah işlemek üzere ve akraba ile ilişki kesmek üzere olmaksızın her ne türlü dua ederse Allah o duasında istediği şeyi kendisine verir veya giderilmesini istediği şeyi ondan giderir.” Bunun üzerine orada bulunanlardan biri: “Öyleyse duayı çoğaltırız” dedi. Rasülullah (s.a.v.)’de “Allah’ın ikramı daha da çoktur buyurdu.”

Tirmizi, Deavat 116 Hn: 3573; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 1131; Beğavi, Mealimi Tefsir Hn: 87 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. İbn Sevbân, Abdurrahman b. Sabit b. Sevbân el Âbid eş Şamî’dir. Garip Osman der ki: Hadis merfu, sahih ve ravi sayısı açısından gariptir.

Zeyd b. Erkam r.a. dedi ki: "Nebi (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

#1,510 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْعَجْزِ وَالْبُخْلِ
“Allah’ım tembellikten acizlikten ve cimrilikten sana sığınırım.” Aynı senedle Peygamber (s.a.v)’den şöyle de rivayet edilmiştir. Peygamber (s.a.v): يَتَعَوَّذُ مِنَ الْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ “İhtiyarlığın bunaklığından ve kabir azabından da Allah’a sığınırdı.”

Tirmizi, Deavat 116 Hn: 3572; Müslim, Zikr: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ömer r.a.'dan:

#1,500 أَنَّهُ اسْتَأْذَنَ النَّبِيَّ فِي الْعُمْرَةِ، فَقَالَ: " أَيْ أُخَيَّ أَشْرِكْنَا فِي دُعَائِكَ وَلَا تَنْسَنَا
Ömer, Rasülullah (s.a.v.)’den Umreye gitmek için izin istemişti de bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.): “Ey kardeşim dualarına bize de ortak et bizi unutma” demişti.

Tirmizi, Deavat 110 Hn: 3562; Ebu Davud, Salat: 27; İbn Mace, Menasik: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Umame r.a.'dan rivayete göre, şöyle demiştir:

#1,498 لَبِسَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ثَوْبًا جَدِيدًا، فَقَالَ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانِي مَا أُوَارِي بِهِ عَوْرَتِي وَأَتَجَمَّلُ بِهِ فِي حَيَاتِي، ثُمَّ عَمَدَ إِلَى الثَّوْبِ الَّذِي أَخْلَقَ فَتَصَدَّقَ بِهِ ثُمَّ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " مَنْ لَبِسَ ثَوْبًا جَدِيدًا، فَقَالَ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي كَسَانِي مَا أُوَارِي بِهِ عَوْرَتِي وَأَتَجَمَّلُ بِهِ فِي حَيَاتِي، ثُمَّ عَمَدَ إِلَى الثَّوْبِ الَّذِي أَخْلَقَ فَتَصَدَّقَ بِهِ، كَانَ فِي كَنَفِ اللَّهِ وَفِي حِفْظِ اللَّهِ وَفِي سَتْرِ اللَّهِ حَيًّا وَمَيِّتًا
Ömer b. Hattab yeni bir elbise giymişti ve şöyle demişti: “Allah’a hamdolsun ki avret yerlerimi kapatacak ve işlerimi güzelce devam ettirebileceğim bir elbiseyi bana giydirdi” diye dua edip eski elbisesini sadaka olarak verdi. Sonra şöyle dedi: Rasülullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyurmuştu: “Kim yeni bir elbise giyerde: “Allah’a hamdolsun avret yerlerimi kapatacak ve işlerimi güzelce devam ettirebileceğim bir elbiseyi bana giydirdi” diyerek dua eder ve eski elbisesini tasadduk ederse o kişi diri ve ölü olarak mutlaka Allah’ın koruması altında, himayesinde olmuş olur.”

Tirmizi, Deavat 108 Hn: 3560; İbn Mace, Libas: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi Yahya b. ebî Eyyûb, Ubeydullah b. Zahr’dan, Ali b. Yezîd’den, Kâsım’dan ve Ebû Umâme’den rivâyet etmiştir.

Ebu Hüreyre r.a.'dan:

#1,495 أَنَّ رَجُلًا كَانَ يَدْعُو بِإِصْبَعَيْهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " أَحِّدْ أَحِّدْ
adamın biri iki parmağıyla işaret ederek dua ediyordu. Rasulullah (s.a.v.) ona: “Tek parmağınla tek parmağınla diye ikaz etti.”

Tirmizi, Deavat 105 Hn: 3557; Nesai, Sehv: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu hadisin manası şöyledir: Kişi namazında teşehhüd anında tek parmağıyla işaret etmelidir.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Nebi (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

#1,489 رَبِّ أَعِنِّي وَلَا تُعِنْ عَلَيَّ، وَانْصُرْنِي وَلَا تَنْصُرْ عَلَيَّ، وَامْكُرْ لِي وَلَا تَمْكُرْ عَلَيَّ، وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَى لِي، وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ بَغَى عَلَيَّ، رَبِّ اجْعَلْنِي لَكَ شَكَّارًا، لَكَ ذَكَّارًا، لَكَ رَهَّابًا، لَكَ مِطْوَاعًا، لَكَ مُخْبِتًا، إِلَيْكَ أَوَّاهًا مُنِيبًا، رَبِّ تَقَبَّلْ تَوْبَتِي وَاغْسِلْ حَوْبَتِي وَأَجِبْ دَعْوَتِي وَثَبِّتْ حُجَّتِي وَسَدِّدْ لِسَانِي وَاهْدِ قَلْبِي وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ صَدْرِي
“Rabbim bana yardım et, aleyhimde olacak şeylerde yardım etme. Bana yardım et aleyhime yardımcı olma. Bana zafer ver bana karşı olanlara zafer verme, olayları benim iyiliğime gerçekleştir. Bana zarar olacak şekilde gerçekleştirme. Beni hidayete erdir ve hidayeti bana kolaylaştır. Bana saldırana karşı yardımını benden esirgeme. Ey Rabbim beni sana çok şükreden, seni çok zikreden senin azabından çok korkan sana pek çok itaat eden, sadece senin için eğilen, sana yönelip yakaran bir kişi kıl. Ey Rabbim tevbemi kabul eyle günah ve hatalarımı temizle duamı kabul et. Delilimi sabit eyle, dillimi doğru kıl. Kalbime hidayet eyle göksümden kin ve hasedi çıkar.”

Tirmizi, Deavat 103 Hn: 3551; Ebu Davud, Salat: 27; İbn Mace, Dua: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mahmûd b. Gaylân, Muhammed b. Bişr el Abdî’den ve Sûfyân’dan bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.

Abdullah b. ebi Evfa r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyuruyordu (dua ediyordu):

#1,485 اللَّهُمَّ بَرِّدْ قَلْبِي بِالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَالْمَاءِ الْبَارِدِ، اللَّهُمَّ نَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الْأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ
“Allah’ım! Kalbimi kar, dolu ve soğuk su ile soğut. Allah’ım! Beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan temizle.”

Tirmizi, Deavat 102 Hn: 3547; Nesai, Gusül: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Şehr b. Havşeb rahimullah dedi ki: Ümmü Seleme (Peygamber efendimizin hanımı) (r.anha)’ya;

#1,460 قُلْتُ لِأُمِّ سَلَمَةَ: يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، مَا كَانَ أَكْثَرُ دُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ إِذَا كَانَ عِنْدَكِ، قَالَتْ: كَانَ أَكْثَرُ دُعَائِهِ: " يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ "، قَالَتْ: فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا لأَكْثَرِ دُعَاءَكَ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ؟ قَالَ: يَا أُمَّ سَلَمَةَ: " إِنَّهُ لَيْسَ آدَمِيٌّ إِلَّا وَقَلْبُهُ بَيْنَ أُصْبُعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ اللَّهِ فَمَنْ شَاءَ أَقَامَ وَمَنْ شَاءَ أَزَاغَ "، فَتَلَا مُعَاذٌ:ف رَبَّنَا لا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَاق
“Ey Müminlerin anası! Rasulullah (s.a.v.), senin yanında olduğu zaman en çok yaptığı dua ne idi?” Dedi ki: “Çoğunlukla yaptığı dua şuydu: “Ey kalbleri bir halden bir hale çeviren Rabbim, benim kalbimi de dinin üzere sabit kıl.” Ben kendisine: “Ey Allah’ın Rasulü! Niçin bu duayı yapıyorsunuz?” diye sordum. Şöyle buyurdular: “Hiçbir kimse yoktur ki onun kalbi Allah’ın parmakları arasında olmuş olmasın. Dilediğini düzeltir, düzgün yola kor dilediğini ise kalbini kaydırarak yoldan çıkarır.” Sonra Al-i Imran suresi 8. ayetini okudu: “O derin kavrayış sahipleri şöyle yakarırlar: “Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi bu gerçeklerden bir daha saptırma, katından bize rahmet ver, şüphesiz bağışı en çok olan sensin sen.”

Tirmizi, Deavat Hn: 3522; Ahmed, Müsned Hn: 25210 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Aişe’den, Nevvas b. Sem’an’dan, Enes, Cabir, Abdullah b. Amr ve Nuaym b. Ammar’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Ebu Umame r.a. dedi ki:

#1,459 دَعَا رَسُولُ اللَّهِ بِدُعَاءٍ كَثِيرٍ لَمْ نَحْفَظْ مِنْهُ شَيْئًا، قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، دَعَوْتَ بِدُعَاءٍ كَثِيرِ لَمْ نَحْفَظْ مِنْهُ شَيْئًا، فَقَالَ: أَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَجْمَعُ ذَلِكَ كُلَّهُ، تَقُولُ: اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَعَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ
Rasulullah (s.a.v.), çok uzunca bir dua etmişti ki ondan bir şey ezberleyememiştik. Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasulü! Uzunca bir dua yaptınız bundan bir şey ezberleyemedik” dedik. Şöyle buyurdular: “Size tüm duaları toplayan bir dua öğreteyim mi? Şöyle dua edersiniz: “Allah’ım! Peygamber’in Muhammed (s.a.v.)’in senden istediği şeyin hayrından biz de istiyoruz ve Peygamber’in Muhammed (s.a.v.)’in sana sığındığı şeyin şerrinden biz de sana sığınıyoruz. Yardımına müracaat edilen tek kapı sensin eninde sonunda sana ulaşacağız hiçbir güç ve kuvvet yoktur ancak tüm güçler senin elindedir.”

Tirmizi, Deavat 89 Hn: 3521 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Ebu Bekir (Sıddık) r.a.'dan rivayet edildiğine göre:

#1,454 أَنّ النَّبِيَّ كَانَ إِذَا أَرَادَ أَمْرًا قَالَ: اللَّهُمَّ خِرْ لِي وَاخْتَرْ لِي
Rasülullah (s.a.v.), bir işi yapmak istediği zaman: “Allah’ım bana hayırlısını ver ve benim için en uygun olanı seç” diye dua ederdi.

Tirmizi, Deavat 86 Hn: 3516; Tirmizî: Bu hadis garib olup bu hadisi sadece Zenfel’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Hadisçiler yanında Zenfel zayıf birisidir. Kendisine Zenfel-ül Arafî’de denilmektedir. Arafat ta oturmakta idi. Bu hadisi tek olarak rivâyet etmiş ve kendisi gibi rivâyet eden biri olmamıştır.

İbn Ömer r.a.'dan rivayet edildiğine dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,453 مَا سُئِلَ اللَّهُ شَيْئًا أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يُسْأَلَ الْعَافِيَةَ
“Allah’tan, afiyetten daha sevimli ve üstün bir şey istenmemiştir.”

Tirmizi, Deavat 85 Hn: 3515 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Abdurrahman b. ebî Bekir el Müleykî rivâyeti olarak bilmekteyiz.

Abbas b. Abdulmuttalib r.a. dedi ki:

#1,452 قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، عَلِّمْنِي شَيْئًا أَسْأَلُهُ اللَّهَ قَالَ: سَلِ اللَّهَ الْعَافِيَةَ ، فَمَكَثْتُ أَيَّامًا، ثُمَّ جِئْتُ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، عَلِّمْنِي شَيْئًا أَسْأَلُهُ اللَّهَ، فَقَالَ لِي: " يَا عَبَّاسُ يَا عَمَّ رَسُولِ اللَّهِ سَلِ اللَّهَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ
“Ey Allah’ın Rasulü! Bana bir şey öğret ki onu Allah’tan isteyeyim” dedim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’tan afiyet dile…” Birkaç gün sonra tekrar geldim: “Ey Allah’ın Rasulü! bana bir şey öğret ki onu Allah’tan isteyeyim” dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), bana şöyle dedi: “Ey Abbas! Ey Peygamberin amcası! Allah’tan dünya ve ahirette afiyet iste.”

Tirmizi, Deavat 85 Hn: 3514; Ahmed, Müsned Hn: 1687 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Abdullah b. Hâris b. Nevfel, Abbâs b. Abdulmuttalib’den hadis işitmiştir.

Aişe r.a. dedi ki:

#1,451 قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ إِنْ عَلِمْتُ أَيُّ لَيْلَةٍ لَيْلَةُ الْقَدْرِ مَا أَقُولُ فِيهَا؟ قَالَ: قُولِي: اللَّهُمَّ إِنَّكَ عُفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
“Ey Allah’ın Rasulü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilirsem hangi duayı okumamı tavsiye edersin?” dedim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’ım sen affedicisin, ikram sahibisin affetmeyi seversin beni de affet.”

Tirmizi, Deavat 85 Hn: 3513; İbn Mace, Dua: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Enes b. Malik r.a.'dan:

#1,450 أَنَّ رَجُلًا جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ؟، قَالَ: سَلْ رَبَّكَ الْعَافِيَةَ، وَالْمُعَافَاةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ، ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّانِي، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الدُّعَاءِ أَفْضَلُ؟ فَقَالَ لَهُ: مِثْلَ ذَلِكَ ، ثُمَّ أَتَاهُ فِي الْيَوْمِ الثَّالِثِ: فَقَالَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ، قَالَ: فَإِذَا أُعْطِيتَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَأُعْطِيتَهَا فِي الْآخِرَةِ فَقَدْ أَفْلَحْتَ
Bir adam Rasulullah (s.a.v.)’e geldi ve: “Hangi dua daha değerli ve kıymetlidir” dedi. Rasulullah (s.a.v.)’de buyurdu ki: “Rabbinden dünya ve ahirette selamet ve afiyet dile.” Sonra ikinci bir gün gelerek tekrar “Hangi dua daha faziletli ve değerlidir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v.), ona aynı cevabı verdi. Üçüncü sefer geldiğinde yine aynı soruyu sordu. Rasulullah (s.a.v.)’de aynı cevabı verdi ve şöyle devam etti: “Sana dünya ve ahirette afiyet verilmişse zaten kurtulup gitmişsindir.”

Tirmizi, Deavat 85 Hn: 3512; Ebu Davud, Salat: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu hadisi sadece Seleme b. Verdan’ın rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Seleme (Abdullah b. Esed) r.a.'dan: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,449 إِذَا أَصَابَ أَحَدَكُمْ مُصِيبَةٌ فَلْيَقُلْ:ف إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَق اللَّهُمَّ عِنْدَكَ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي فَأْجُرْنِي فِيهَا وَأَبْدِلْنِي مِنْهَا خَيْرًا "، فَلَمَّا احْتُضِرَ أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ: اللَّهُمَّ اخْلُفْ فِي أَهْلِي خَيْرًا مِنِّي، فَلَمَّا قُبِضَ، قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ:ف إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَق عِنْدَ اللَّهِ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي فَأْجُرْنِي فِيهَا
Herhangi birinizin başına bir musibet geldiğinde şöyle desin: “Bizi yaratan Allah’tır. Allah’ın mülkünde yaşamaktayız. Varlığımız, Allah içindir, sonunda ona dönecek ve hesaba çekileceğiz.” (Bakara: 156) “Allah’ım senin katında başıma gelenlere sevap verileceğini umuyorum. Bundan dolayı beni mükafatlandır ve onun yerine bana daha hayırlısını ver.” Ebu Seleme can verirken: “Allah’ım hanımıma benim ölümümden sonra benden daha hayırlı birini nasib et” diye dua etti. Ebu Seleme vefat edince Ümmü Seleme: “Varlığımız, Allah içindir. Allah’ın mülkünde yaşamaktayız. Sonunda ona dönüp hesaba çekileceğiz” deyip; “Allah katındaki bu musibetlerden dolayı sevap verileceğini ümid ediyorum. Bundan dolayı beni mükafatlandır.”

Tirmizi, Deavat 84 Hn: 3511; Ahmed, Müsned Hn: 25448 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Bu hadis değişik şekilde yine Ümmü Seleme’den rivâyet edilmiştir. Ebu Seleme’nin adı Abdullah b. Abdul Esed’tir.

Ali r.a.'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasülullah (s.a.v.), bana şöyle buyurdu:

#1,442 قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ : " أَلَا أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ إِذَا قُلْتَهُنَّ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ وَإِنْ كُنْتَ مَغْفُورًا لَكَ؟ قَالَ: قُلْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
“Affedilmiş olsan bile söylediğinde affedileceğin bazı kelimeleri sana öğreteyim mi?” Dedi ki: “Büyük ve yüce Allah’tan başka gerçek ilah yoktur, ancak o vardır ikram sahibi ceza vermede acele etmeyen Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Sadece O’ vardır. Büyük arşın Rabbi olan Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Ondan başka gerçek ilah yoktur, sadece o vardır.”

Tirmizi, Deavat 81 Hn: 3504; Müsned: 663 ve diğerleri.ž Ali b. Haşrem dedi ki: Ali b. Huseyn b. Vakîd babasından bu hadisin bir benzerini bize nakletmiş olup hadisin sonunda: “Eksiksiz övgüler alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” ilavesi vardır. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle Ebû İshâk’ın Hâris b. Ali’den rivâyetiyle bilmekteyiz.

Müslim b. ebi Bekre rahimullah dedi ki: Babam (Nafi b. Mesruh r.a) benim şöyle dediğimi duydu:

#1,441 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْكَسَلِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ "، قَالَ: يَا بُنَيَّ مِمَّنْ سَمِعْتَ هَذَا؟ قُلْتُ: سَمِعْتُكَ تَقُولُهُنَّ، قَالَ: الْزَمْهُنَّ، فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُهُنَّ
“Allah’ım her türlü sıkıntıdan, tembellikten ve kabir azabından sana sığınırım.” Ve; “Bunları kimden işittin” dedi. Ben de: “Senin bunları söylediğini işittim” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: “Bunları elden bırakma! Çünkü ben Rasulullah (s.a.v.)’in bunları söylediğini işittim.”

Tirmizi, Deavat 80 Hn: 3503 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Aişe r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’i vefatı anında şöyle dua ederken işitmiştim:

#1,434 اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الْأَعْلَى
“Allah’ım beni affet bana acı. Beni yüce dosta ulaştır.”

Tirmizi, Deavat 77 Hn: 3496; Buhari, Deavat: 27; Müslim, Zikir: 17 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Aişe r.a. dedi ki: Rasulullah (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

#1,433 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ، وَفِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَايَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَأَنْقِ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا أَنْقَيْتَ الثَّوْبَ الْأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ
“Allah’ım Cehennem’in fitnesinden ve Cehennem azabından, kabir fitnesinin şerrinden ve yoksulluk fitnesinin şerrinden ve Mesih Deccal’ın fitnesinden sana sığınırım. Allah’ım hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi de günahlardan temizle. Doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarımın arasını aç uzaklaştır. Allah’ım tembellikten, ihtiyarlıktan günahtan ve borçtan sana sığınırım.”

Tirmizi, Deavat 77 Hn: 3495; Buhari, Deavat: 27 Hn: 6377-6376; Müslim, Zikir: 17 Hn: 2707; Nesai, İstiaze: 5371; İbn Mâce, Dua: 3 Hn: 3838; Ahmed, Müsned Hn: 23779 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Abdullah b. Abbas r.a.'dan: Rasulullah (s.a.v.), ashabına Kuran’dan bir sure öğretir gibi şu duayı öğretirdi:

#1,432 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ
“Allah’ım Cehennem azabından ve kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım.”

Tirmizi, Deavat Hn: 3494; Müslim, Mesacid: 27; Nesai, Cenaiz: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Aişe r.a. dedi ki:

#1,431 كُنْتُ نَائِمَةً إِلَى جَنْبِ رَسُولِ اللَّهِ فَفَقَدْتُهُ مِنَ اللَّيْلِ فَلَمَسْتُهُ، فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَى قَدَمَيْهِ وَهُوَ سَاجِدٌ وَهُوَ يَقُولُ: " أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
"Peygamber (s.a.v)’in yanı başında uyumakta idim. Geceleyin onu yanımda bulamadım elimle araştırdığımda elim ayaklarına dokundu secde vaziyetinde idi, şöyle dua etmekte idi: “Gazabından hoşnutluğuna, cezalandırmandan bağışlanmana sığınırım, seni, nasıl öveceğimi bilemem sen kendini övdüğün gibisin.”

Tirmizi, Deavat 76 Hn: 3493; Müslim, Salat: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Daha değişik bir şekilde Âişe’den rivâyet edilmiştir. Kuteybe, Leys vasıtasıyla Yahya b. Saîd’den bu senedle hadisin bir benzerini bize aktarmış olup şu ilaveyi yapmıştır: “Senden sana sığınırım, Seni nasıl öveceğimi sayıp bitiremem.” (secde de dua)

Şekel b. Humeyd r.a. dedi ki: Nebi (s.a.v)’e geldim ve şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasulü bana bir sığınma duası öğret te onunla sığınayım.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu:

#1,430 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ سَمْعِي، وَمِنْ شَرِّ بَصَرِي، وَمِنْ شَرِّ لِسَانِي، وَمِنْ شَرِّ قَلْبِي، وَمِنْ شَرِّ مَنِيِّي
“Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve tenasül organımın şerrinden sana sığınırım.”

Tirmizi, Deavat Hn: 3492; Nesai, İstiaze: 3 Hn: 5349-5360; Ebu Davud, Salat: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle Sa’d b. Evs’in, Bilâl b. Yahya’dan rivâyetiyle bilmekteyiz.

Abdullah b. Yezd el Hatmi el Ensari r.a.'dan: Nebi s.a.v:

#1,429 أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ: " اللَّهُمَّ ارْزُقْنِي حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يَنْفَعُنِي حُبُّهُ عِنْدَكَ، اللَّهُمَّ مَا رَزَقْتَنِي مِمَّا أُحِبُّ فَاجْعَلْهُ قُوَّةً لِي فِيمَا تُحِبُّ، اللَّهُمَّ وَمَا زَوَيْتَ عَنِّي مِمَّا أُحِبُّ فَاجْعَلْهُ لِي فَرَاغًا فِيمَا تُحِبُّ
"Duasında şöyle derdi: “Allah’ım bana sevgini ve senin yanında sevgisini bana fayda verecek olan kimsenin sevgisini ver.” Allah’ım sevdiğim mal evlat sıhhatten bana ne verdinse onu senin sevdiğin konularda bana güç ve kuvvet yap. Allah’ım sevdiklerimden neyi benden aldınsa onları sevdiğin ibadet ve kulluk konusunda bana kuvvet kıl.

Tirmizi, Deavat 74 Hn: 3491 Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Cafer el Hutmî’nin adı Umeyr b. Yezîd b. Humaşe’dir.