Toplam 22,892 Hadis
Konular

Teharet Kategorisi

Ebu' d-Derda'nın naklettiğine göre

#13,197
bir adam Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek: "(Sıvı) yağ içine düşen farenin hükmü nedir?" diye sordu. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Fareyi kaldır at. Sonra yağdan üç avuç alıp at. Sonra da ye" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1591 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-keblr'de rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Mesleme b. Ali el-Huşeni oldukça zayıf biridir.

İbn Ömer'in naklettiğine göre

#13,162
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Aişe'ye: "Bana Mescid'den seccadeyi alıver!" buyurdu. Aişe: "Ama ben adet gördüm!" deyince "Hayız elinde mi sanki?" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1557 *Hadisi Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup ravileri Sahlh'in ravileridir.

Hz. Ali b. Ebi Talib' in bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

#11,293
"Bana, peygamberlerden hiç birine verilmeyen imtiyazlar verildi." Ali der ki: "Ya Resulallah! Onlar nelerdir?" diye sordum. "(Düşmanlarımın kalbine) korku salınarak bana yardım edildi. Bana yeryüzünün anahtarları verildi. Ahmed diye isimlendirildim. Toprak benim için temiz kılındı ve bir de ümmetim, bütün ümmetlerin en hayırlısı kılındı" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1406 *Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Abdullah b. Muhammed b. Akil hafızası zayıf biridir. Tirmizi onun hakkında demiştir ki: "Dürüst olmakla beraber ilim ehlinden bazı kimseler hafızası yönünden kendisini tenkit etmişlerdir. Muhammed b. İsmall'den -Buhari- şöyle derken işittim: «Ahmed b. Hanbel, İshak b. İbrahim ve Humeydi, İbn Ukayl'ın hadisiyle ihticac ederlerdi»." Ben derim ki: Buna göre hadis hasendir. Doğrusunu Allah bilir.

Zübeyr kızı Ümmü Hakim şöyle anlatmıştir:

#11,115
Allah'ın Peygamber'ine (sallallahu aleyhi vesellem) bir but et verdim. Ondan biraz yedikten sonra namaz kıldı.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1336 *Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.1 1 Taberaru, el-Mu'cemu'l-kebir, XXV, 84.

Abdurrahman b. Abbad b. Yahya b. Hallad ez-Zuraki bildiriyor:

#10,722
Bir gün Abdullah b. Üneys'in yanına girdik. Bize: "Size Allah Resulü' nün (sallallahu aleyhi veselleın) nasıl abdest aldığını, nasıl namaz kıldığını göstereyirrf mi?" dedi. Biz de: "Olur, göster" dedik. Sonra üçer defa ellerini yıkadı, öne ve arkaya doğru başına mesh vererek (ellerini) kulaklarına dokundurdu. Üçer defa ayaklarını yıkadı. Sonra bir elbise alıp sarınaralç namaz kıldı. Sonra dedi ki: "Ben, dostum Resulullah'ı (sallallahualeyhivesellem) bu şekilde abdest alıp namaz kılarken gördüm."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1182 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Abdurrahman b. Abbad b. Yahya b. Hallad ez-Zuraki'nin biyografisini vereni görmedim.

Abdullah b. Ebi Katade babasından nakletmiştir:

#10,613
Babası kendisi için abdest suyu hazırlamış. Sonra kedi ondan içmiş. O da ontinla abdest almış. İnsanlar: "Ey Ebu Katade! Ondan kedi su içti!" diye hatırlattıklarında şu karşılığı vermiş: Ben, Allah Resulü' nü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Kedi ev halkındandır. Zira o, sürekli sizinle birlikte olan erkek ve dişi/kadın hizmetçilerden sayılır'' buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 2 Hn: 1086 *Hadisi Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Hadis "Kedi ev halkındandır" kısmı hariç, Abdullah'ın babasından rivayeti olarak Sünenlerde geçmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir. Fakat senedinde yer alan Haccac b. Ertat güvenilir olmakla birlikte müdellistir. İleride kedi ve köpekle ilgili bir hadis daha gelecektir.

Hz. Aişe (radıyallahu anhe)'dan rivayete göre demiş ki:

#9,612 بَالَ رَسُولُ اللَّهِ فَقَامَ عُمَرُ خَلْفَهُ بِكُوزٍ مِنْ مَاءٍ، فَقَالَ: مَا هَذَا يَا عُمَرُ؟. فَقَالَ: هَذَا مَاءٌ تَتَوَضَّأُ بِهِ، قَالَ: " مَا أُمِرْتُ كُلَّمَا بُلْتُ أَنْ أَتَوَضَّأَ، وَلَوْ فَعَلْتُ لَكَانَتْ سُنَّةً
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bevletti. Hz. Ömer de arkasında, elinde su kabı olduğu halde durdu. Resulullah onu görünce:
"Bu da ne, ey Ömer?" buyurdular. Hz. Ömer: "Sudur, yıkanırsın!" dedi. Resulullah:
"Ben her bevledişimde abdest almakla emrolunmadım, bunu yapacak olsam bu, (ümmete vacib) bir sünnet olur" buyurdular."

İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 597; Ebu Davud, Tahara: 22 Hn: 42; İbn Mace, Tahara: Hn: 327; Ahmed, Müsned Hn: 24121; İshak b. Raheveyh, Müsned Hn: 1262; Ebu Yala, Müsned Hn: 4850; Hatip, Mevduhu Evham Hn: 1136; İbn Hibban, Sikkat Hn: 248; Ukeyli, Zuafal Kebir Hn: 1022.

Hazreti Aişe r.anhe dedi ki:

#9,610 كَانَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ الْيُمْنَى لِطُهُورِهِ وَطَعَامِهِ، وَكَانَتْ يَدُهُ الْيُسْرَى لِخَلَائِهِ، وَمَا كَانَ مِنْ أَذًى
Resülullah (s.a.v)'in sağ eli, temizliği ve yemek yemesi içindi. Sol eli ise, hela (dakileri ve diğer pislikleri) temizlemesi (ve çirkin şeyler) içindi."

İmran b. Huseyin (r.a.) der ki:
مَا مَسِسْتُ ذَكَرِي بِيَمِينِي مُنْذُ بَايَعْتُ بِهَا رَسُولَ اللَّهِ K
Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem'e biat ettiğim günden beri sağ elime zekerime dokunmadım bundan kasıt sağ elimle taharet olmadım demektir. Taberani Mucemül Kebir Rn: 192,495; İbn Sad Tabakatül Kübra Rn: 5366.

Rezinin kütübü sitte deki tahricine göre ise "Hz. Osman (radıyallahu anh)'ı işittim.
يَقُولُ: مَا مَسَسْتُ ذَكَرِى بِيَمِينِى مُنْذُ بَايَعْتُ بِهَا رسولَ اللّهِ # وَأسْلَمْتُ[. فسر ذلك بأنه لم يستنج بها
Diyordu ki: "Resulullah'a biatta kullandığım sağ elle, müslüman olduğum o günden beri zekerime hiç değmedim." Bu söz, "O, sağ eliyle hiç istincada bulunmamıştır" şeklinde tefsir edilmiştir.

Ebu Davud, Tahara: 18 Hn: 33; Ahmed, Müsned Hn: 25720, 25751; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 498 ve Şuabul İman Hn: 5729; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 182,217; Ebu Şeyh Esbehani, Ahlakun Nebi Hn: 713;El Envar fi Şemailin Nebiyyil Muhtar Hn: 521; Sukvetüs Tasvif Hn: 197. Garip Osman der ki: Hadis Müslimin şartına göre sahihtir.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki:

#3,702 دَخَلَ أَعْرَابِيٌّ الْمَسْجِدَ وَالنَّبِيُّ جَالِسٌ فَصَلَّى، فَلَمَّا فَرَغَ، قَالَ: اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي وَمُحَمَّدًا وَلَا تَرْحَمْ مَعَنَا أَحَدًا، فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ فَقَالَ: " لَقَدْ تَحَجَّرْتَ وَاسِعًا "، فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ بَالَ فِي الْمَسْجِدِ فَأَسْرَعَ إِلَيْهِ النَّاسُ، فَقَالَ النَّبِيُّ : " أَهْرِيقُوا عَلَيْهِ سَجْلًا مِنْ مَاءٍ أَوْ دَلْوًا مِنْ مَاءٍ " ثُمَّ قَالَ: " إِنَّمَا بُعِثْتُمْ مُيَسِّرِينَ وَلَمْ تُبْعَثُوا مُعَسِّرِينَ
Peygamber (s.a.v.) mescidde oturmakta iken bir bedevi mescide girdi namaz kıldı namazını bitirince: “Ey Allah’ım bana ve Muhammed’e acı bizimle beraber kimseye acıma” diye dua etti. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) “Sen geniş olan bir şeyi daralttın” buyurdular, çok geçmeden o kimse mescide işemeye başladı. Sahabiler O adamın üzerine engellemek için koştular. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) onun idrar yaptığı yere bir kova su dökün dedikten sonra “Siz İslam ümmeti olarak, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz zorlaştırıcı değil” buyurdular.

Tirmizi, Tahara: 112 Hn: 147-148; Buhârî, Vudu: 63; Nesai, Tahara: 45 Hn: 56; İbn Mâce, Tahara:78 ve diğerleri. yine 148- Yahya b. Saîd, Enes (r.a.)’den bu hadisin benzerini rivâyet etmiştir. Buhârî, Vudu: 63; İbn Mâce, Tahara: 79  Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Mes’ûd, İbn Abbâs ve Vâsile, İbn’ül Eskâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bir kısım ilim adamları bu hadise göre uygulama yapagelmişlerdir. Ahmed ve İshâk gibi Yunus bu hadisi Zührî’den Ubeydullah b. Abdullah’tan ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmektedir.

Abdullah b. Erkâm (r.a.)’den rivâyet edilmiştir:

#3,695 أُقِيمَتِ الصَّلَاةُ فَأَخَذَ بِيَدِ رَجُلٍ فَقَدَّمَهُ وَكَانَ إِمَامَ قَوْمِهِ، وَقَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلَاةُ وَوَجَدَ أَحَدُكُمُ الْخَلَاءَ فَلْيَبْدَأْ بِالْخَلَاءِ
Namaz için kamet getirildi, O gün o toplumun imamı olan Abdullah b. Erkam bir adamı elinden tutarak imamlık yapmak üzere mihraba geçirdi ve dedi ki: Rasulullah (s.a.v.)’den işittim buyurdular ki: “Kişi namaza dururken tuvalete gitme ihtiyacı duyarsa önce tuvalet ihtiyacını gidersin.”

Tirmizi, Tahara: 108 Hn: 142; Ebû Dâvûd, Tahara: 43; İbn Mâce, Tahara: 114  Tirmîzî: Bu konuda Âişe, Ebû Hüreyre, Sevbân ve Ebû Ümâme’den de rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu Abdullah b. Erkâm hadisi hasen sahihtir. İmâm-ı Mâlik, Yahya b. Saîd el Kattan ve hadis hafızlarından pek çok kişi Hişâm b. Urve, babası ve Abdullah b. Erkâm’dan bu hadisi böylece bize aktardılar. Yine bu hadis Vuheyb ve daha başkalarınca Hişâm b. Urve, babası ve başka bir kimse vasıtasıyla Abdullah b. Erkâm’dan rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabı ve tabiinden pek çok kimse bu görüştedir. Ahmed ve İshâk bu görüşte olmakla beraber şöyle demektedirler: “Küçük veya büyük abdest ihtiyacı duyan namaza başlamaz, namaza başladığında böyle bir ihtiyacı hissederse tamamen kendisini meşgul etmediği sürece namazdan çıkmaz” Bir kısım ilim adamı: “Küçük ve büyük abdest ihtiyacı, namazından alıkoyacak kadar o kimseyi meşgul etmediği sürece bir sakınca yoktur” demektedirler.

Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den bize aktarıldığına göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

#3,694 إِذَا أَتَى أَحَدُكُمْ أَهْلَهُ ثُمَّ أَرَادَ أَنْ يَعُودَ فَلْيَتَوَضَّأْ بَيْنَهُمَا وُضُوءًا
“Sizden biriniz hanımıyla cinsel ilişki yapar sonra tekrarlamak isterse ikisi arasında bir abdest alsın.”

Tirmizi, Tahara: 107 Hn: 141; Müslim, Hayz: 6; Nesâî, Tahara: 169  Bu konuda Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Saîd’in hadisi hasen sahihtir. Ömer b. Hattâb bu görüştedir. İlim adamlarından pek çok kimse: “Bir erkek eşine yaklaştıktan sonra tekrar cinsel ilişkiye girecekse önce abdest alır” demektedirler. Ebûl Mütevekkil’in ismi Ali b. Davut’tur. Ebû Saîd el Hudrî’nin adı ise Sa’d b. Malik b. Sinan’dır.

Enes (r.a.)’den rivâyet edilmiştir:

#3,693 أَنّ النَّبِيَّ " كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي غُسْلٍ وَاحِدٍ
“Rasulullah (s.a.v.) tek yıkanma ile kadınlarını cinsel ilişki için dolaşırdı.”

Tirmizi, Tahara: 106 Hn: 140; Buhârî, Gusül: 12; İbn Mâce, Tahara: 10  Tirmîzî: Bu konuda Ebû Rafî’den hadis aktarılmıştır. Tirmîzî: Enes (r.a.)’ın bu hadisi hasen sahihtir. Pek çok ilim adamının görüşü budur: Hasen el Basrî, bunlardandır, “Abdest almaksızın cinsi münasebete dönmesinde bir sakınca yoktur” demektedir. Muhammed b. Yusuf bu hadisi Sûfyân, Ebû Urve, Ebûl Hattâb ve Enes’den rivâyet etmektedir. Ebû Urve’nin adı Ma’mer b. Râşit’dir. Ebû’l Hattâb’ın adı ise Katâde b. Diame’dir. Tirmîzî: Bazıları da bu hadisi Muhammed b. Yusuf, Sûfyân, İbn ebî Urve’den diye rivâyet etmişlerdir ki bu yanlıştır doğrusu “Ebû Urve” şeklindedir.

Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#3,692 كَانَتِ النُّفَسَاءُ تَجْلِسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا، فَكُنَّا نَطْلِي وُجُوهَنَا بِالْوَرْسِ مِنَ الْكَلَفِ
“Rasulullah (s.a.v.) döneminde loğusa kadın kırk gün namaz kılmaksızın evinde otururdu yüzünde meydana gelen lekeleri gidermek için yüzlerimize Yemen zağferan bitkisi sürerdik.”

Tirmizi, Tahara: 105 Hn: 139; Ebû Dâvûd, Tahara: 119; İbn Mâce, Tahara 128  Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Ebû Sehl’in Müsse el Ezdiyye ve Ümmü Seleme’den gelen yolla bilmekteyiz. Ebû Sehl’in adı “Kesir b. Ziyâd” dır. Muhammed b. İsmail diyor ki: Ali b. Abdul A’lâ ve Ebû Sehl güvenilir kimselerdir. Muhammed bu hadisi sadece Ebû Sehl’in rivâyetinden bilmektedir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından tabiin ve sonraki dönemlerin ilim adamları “loğusanın kırk gün namazı bırakması üzerinde görüş birliğine varmışlardır ancak bu süreden önce temizlenirse yıkanıp namaz kılması gerekir demektedirler. Kırk günden sonra kan görülürse ilim adamlarının çoğunluğu bu konuda “namazı terk etmez” görüşündedirler. Fakihlerin çoğunluğu bu görüştedirler. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bu görüştedir. Hasen el Basrî elli güne kadar temizlenmezse namazını elli gün bile bırakabilir derken, Atâ b. ebî Rebah ve Şa’bi bu süreyi “altmış güne” çıkarmışlardır.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#3,688 “مَنْ أَتَى حَائِضًا، أَوِ امْرَأَةً فِي دُبُرِهَا، أَوْ كَاهِنًا، فَقَدْ كَفَرَ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ”
“Bir kimse hayızlı hanımıyla cinsel ilişkide bulunur veya hanımına arkadan yaklaşır veya bir sihirbaza işlerini havale etmek için müracaat ederse, Muhammed (s.a.v.)’e indirilen dine küfretmiş olur.”

Tirmizi, Tahara: 102 Hn: 135; İbn Mâce, Tahara: 122; Dârimî, Tahara: 107  Tirmîzî: Bu hadisi sadece, Hakîm el Esrem, Ebû Temime el Hüceymî’nin Ebû Hüreyre’den rivâyetinden bilmekteyiz. İlim adamlarına göre bu hadis suçun büyüklüğünü ifade etmektedir. 136. ve 137. hadislerde bir veya yarım dinar sadaka vermesi emredilmesi bu işin küfrü gerektirmediği fakat suçun büyüklüğünü açıklamak içindir. Muhammed bu hadisi isnadı yönünden zayıf bulmuştur. Ebû Temime el Hüceymî’nin adı Tarîf b. Mûcâlid’dir.

İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.):

#3,684 “لاَ تَقْرَأِ الحَائِضُ، وَلاَ الجُنُبُ شَيْئًا مِنَ القُرْآنِ. وَفِي البَابِ عَنْ عَلِيٍّ”
“Cünüp ve hayızlı olan kimse Kur’an’dan bir şey okumasın”

Tirmizi, Tahara: 98 Hn: 131; İbn Mâce, Tahara: 105; Ebû Dâvûd, Tahara: 90; Muvatta, Kur’ân: 15  Bu konuda Ali’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu İbn Ömer’in hadisini yalnızca İsmail b. Ayyaş, Musa b. Ukbe, Nafi’ yoluyla bilmekteyiz. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabı, tabiin ve daha sonraki gelen ilim adamlarının çoğunluğu bu görüştedir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk şöyle demektedirler: “Cünüp ve hayızlı olan Kur’ân’dan bir şey okumamalı ancak bir ayetinin bir kısmını veya bazı bölümlerini okuyabilir ayrıca tesbih (Sübhanallah) ve tehlil (La ilahe ilallah) gibi şeyleri söylemelerinin bir sakıncası yoktur.” Tirmîzî: Muhammed b. İsmail’den işittim şöyle diyordu: Hadisin râvîlerinden İsmail b. Ayyaş, Hicaz ve Irak bölgesi adamlarından hoş karşılanmayan (münker) rivâyetleri aktarıyor dolayısıyla pek güvenilmez demekle birlikte İsmail b. Ayyaş’ın bu rivâyeti Şam bölgesi adamlarındandır demekle bu hadise güvendiğini söylemektedir. Ahmed b. Hanbel diyor ki: İsmail b. Ayyaş “Bakıyye” denilen kimseden daha sağlamdır çünkü “Bakıyye’nin” güvenilir kimselerden hoş olmayan (münker) rivayetleri vardır. Tirmîzî: Ahmed b. Hasan bana aktardı ve dedi ki: Bu sözü Ahmed b. Hanbel’in kendisinden işittim.

Hazreti Aişe radıyallahu anhe dedi ki:

#3,681 كَانَ النَّبِيُّ إِذَا بَلَغَهُ عَنِ الرَّجُلِ الشَّيْءُ، لَمْ يَقُلْ: مَا بَالُ فُلَانٍ يَقُولُ، وَلَكِنْ يَقُولُ: مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَقُولُونَ كَذَا وَكَذَا
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e bir kimseden (hoşa gitmeyen) bir söz erişecek olursa (onun ismini anmış olmamak için); " Falan (isimli) kişiye ne oluyor da böyle diyor?" demezdi de; " bu insanlara ne oluyor da böyle böyle konuşuyorlar?" derdi.

Ebu Davud, Edeb: 6 Hn: 4788; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 5881; Haraiti, Mekarimu Ahlak Hn: 756; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8099 ve Edeb Hn: 221; El Envar fi Şemaili Nebiyyil Muhtar Hn: 237; Rafi'i Ettedin fi Ahbari Kazvin Hn: 487.

Hamne binti Cahş (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#3,680 “كُنْتُ أُسْتَحَاضُ حَيْضَةً كَثِيرَةً شَدِيدَةً، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَسْتَفْتِيهِ وَأُخْبِرُهُ، فَوَجَدْتُهُ فِي بَيْتِ أُخْتِي زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنِّي أُسْتَحَاضُ حَيْضَةً كَثِيرَةً شَدِيدَةً، فَمَا تَأْمُرُنِي فِيهَا، فَقَدْ مَنَعَتْنِي الصِّيَامَ وَالصَّلاَةَ؟ قَالَ: أَنْعَتُ لَكِ الكُرْسُفَ، فَإِنَّهُ يُذْهِبُ الدَّمَ قَالَتْ: هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ، قَالَ: فَتَلَجَّمِي قَالَتْ: هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ، قَالَ: فَاتَّخِذِي ثَوْبًا قَالَتْ: هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ، إِنَّمَا أَثُجُّ ثَجًّا، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَآمُرُكِ بِأَمْرَيْنِ: أَيَّهُمَا صَنَعْتِ أَجْزَأَ عَنْكِ، فَإِنْ قَوِيتِ عَلَيْهِمَا فَأَنْتِ أَعْلَمُ” “فَقَالَ: إِنَّمَا هِيَ رَكْضَةٌ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَتَحَيَّضِي سِتَّةَ أَيَّامٍ أَوْ سَبْعَةَ أَيَّامٍ فِي عِلْمِ اللهِ، ثُمَّ اغْتَسِلِي، فَإِذَا رَأَيْتِ أَنَّكِ قَدْ طَهُرْتِ وَاسْتَنْقَأْتِ فَصَلِّي أَرْبَعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً، أَوْ ثَلاَثًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً وَأَيَّامَهَا، وَصُومِي وَصَلِّي، فَإِنَّ ذَلِكِ يُجْزِئُكِ، وَكَذَلِكِ فَافْعَلِي، كَمَا تَحِيضُ النِّسَاءُ وَكَمَا يَطْهُرْنَ، لِمِيقَاتِ حَيْضِهِنَّ وَطُهْرِهِنَّ، فَإِنْ قَوِيتِ عَلَى أَنْ تُؤَخِّرِي الظُّهْرَ وَتُعَجِّلِي العَصْرَ، ثُمَّ تَغْتَسِلِينَ حِينَ تَطْهُرِينَ، وَتُصَلِّينَ الظُّهْرَ وَالعَصْرَ جَمِيعًا، ثُمَّ تُؤَخِّرِينَ الْمَغْرِبَ، وَتُعَجِّلِينَ العِشَاءَ، ثُمَّ تَغْتَسِلِينَ، وَتَجْمَعِينَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ، فَافْعَلِي، وَتَغْتَسِلِينَ مَعَ الصُّبْحِ وَتُصَلِّينَ، وَكَذَلِكِ فَافْعَلِي، وَصُومِي إِنْ قَوِيتِ عَلَى ذَلِكَ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَهُوَ أَعْجَبُ الأَمْرَيْنِ إِلَيَّ”
Günümden fazla ve çok şiddetli hayız görürdüm, Rasulullah (s.a.v.)’e geldim durum hakkında fetva alacaktım Onu kız kardeşim Zeyneb’in evinde buldum dedim ki: “Günümden fazla ve çok şiddetli hayız görüyorum namazdan ve oruçtan beni engelledi bu konuda bana ne emredersin?” Buyurdular ki: “Kanı giderecek pamuk tavsiye ederim” Bunun üzerine ben: “Pamuk yeterli olmayacak şekilde kan geliyor” deyince: “Kanın akıp dağılmasını önleyici bir bağ kullan” buyurdular. Ben kan bunların bile yeterli olmayacağı şekilde fazla deyince; “Hepsini koruyacak bir elbise kullan” buyurdular. Hamne kan bunların bile yeterli olmayacağı kadar fazla ve dökülürcesine akıyor deyince Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sana iki yol göstereceğim hangisini yaparsan sana yeterlidir. İkisini de yapabilirsen o da senin bileceğin bir iştir. Bu anlattığın hadise şeytanın sizleri ibadetten uzaklaştırmak için yaptığı bir bozukluktur, hayız gününü Allah’ın ilmine havale ederek altı veya yedi günü say sonra yıkan temizlendiğini fark ettiğinde yirmi dört veya yirmi üç gece ve gündüz namaz kıl ve oruç tut o aldığın gusül abdesti sana yeterlidir. Diğer kadınların hayız görüp temizlendikleri gibi sende aynen öylece yap.”
Eğer öğle namazını geciktirip ikindiyi öne almaya gücün yetiyorsa tek bir gusül abdesti ile iki namazı bir vakitte kılmaya çalış, Yine mümkün olursa akşamı geciktirip yatsıyı öne al ve bir gusül abdestiyle iki namazı birlikte kıl, Sabah namazını da bir gusül abdesti ile kılarsın namazları bu şekilde kıl orucunu da tut gücün yetiyorsa böylece yap. Bu husus tarif ettiğim iki şekilden bana daha hoş olanıdır.

Tirmizi, Tahara: 95 Hn: 128; Ebû Dâvûd, Tahara: 109; İbn Mâce, Tahara: 117  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ubeydullah b. Amr er Rakkî, İbn’ü Cüreyc ve Şerîk, Abdullah b. Muhammed b. Akîl, İbrahim b. Muhammed b. Talha’dan ve amcası Imrân’dan ve annesi Hamne’den rivâyet etmektedirler. Fakat İbn Cüreyc “Ömer b. Talha” demektedir, halbuki doğru olan “Imrân b. Talha” dır. Muhammed’e bu hadisi sordum O’da hasen sahihtir dedi. Yine Ahmed b. Hanbel de bu hadise hasen sahihtir diyor. Ahmed ve İshâk özür kanı konusunda şöyle diyorlar: Özür sahibi olan kadın hayız süresini kanın başlangıç ve bitişinden biliyorsa ki hayızın başlangıcı kanın siyah olması bitişi ise sarıya dönüşmesidir ki bu durumda fetva, Ebû Hubeyş’in kızı Fatıma hadisine göre verilir. Özür sahibi kadın hayız günlerinin başlangıç ve bitişini bilirse o günler içinde namazını bırakır sonra yıkanır ve her namaz için abdest alarak namazlarını kılar. Kan devam eder hayız günleri de belli olmaz ise kanın şiddetinden dolayı başlangıç ve bitimini de bilemez ise bu durumda Cahş’ın kızı Hamne’nin hadisi üzere fetva verilir. Ebû Ubeyd’de böyle söyler. Şâfii diyor ki: Özür devam eder ve bu hal de sürüp giderse hayızının ilk başlangıcı ile on beş gün arasında namazlarını bırakır, Şayet on beş günde veya daha önce temizlenirse o süre onun hayız günleridir. Eğer on beş günden fazla kan görürse geçen on dört günün namazını kaza eder ve hayız süresinin en azı olan bir gün ve gecenin namazını bırakmış olur. Tirmîzî: Hayız süresinin azı ve çoğu hakkında ilim adamları değişik kanaatler ileri sürmüşlerdir. Kimileri en azının üç, en fazlasının on gün olduğunu söyledi. Sûfyân es Sevrî ve Küfelilerin görüşü böyledir. İbn’ül Mübarek’in hem bu görüşte hem de başka bir görüşte olduğu bize aktarılmıştır. Aralarında Atâ b. ebî Rebah bulunan bazı ilim adamları hayız müddetinin en azının bir gün bir gece en fazlasının on beş gün olduğu söylenmektedir. Mâlik, Evzâî, Şâfii, Ahmed, İshâk ve Ebû Ubeyde de bu görüştedirler.

Adıy b. Hatîm (r.a.)’in dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) özür kanı gören bir kadın hakkında şöyle buyurmuştur:

#2,995 “أَنَّهُ قَالَ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ: تَدَعُ الصَّلاَةَ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا الَّتِي كَانَتْ تَحِيضُ فِيهَا، ثُمَّ تَغْتَسِلُ وَتَتَوَضَّأُ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ، وَتَصُومُ وَتُصَلِّي”
“Sayısını bildiği hayız günlerinde namazını bırakır sonra yıkanıp her kıldığı için abdest alır, namazlarını kılar ve oruç tutar.”

Tirmizi, Tahara: 94 Hn: 126-127; Dârimî, Tahara: 98; İbn Mâce, Tahara: 128 127- Ali b. Hucr (r.a.), aynı hadisi manasıyla Şerîk’den bize rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Bu hadisi Ebül Yakzan’dan sadece Şerîk rivâyet etmiştir. Muhammed’e bu hadis hakkında sordum; Hadisin senedinde Adiyy b. Sabit’in babasından, dedesinden deniliyor, Adiyy’in dedesinin adı nedir? Dedim. Muhammed bilemedi ben de: Yahya b. Maîn onun adının “Dinar” olduğunu söylüyor dedimse de bana aldırış etmedi. Ahmed ve İshâk özür kanı gören hakkında şöyle diyorlar; Her vakit namazı için yıkanırsa yeterlidir. Bir gusül ile iki vakit namazı bir arada kılarsa bu da caizdir.

Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,994 “جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ؟ قَالَ: لاَ، إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ، وَلَيْسَتْ بِ الحَيْضَةِ، فَإِذَا أَقْبَلَتِ الحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي”
Ebu Hubeyş’in kızı Fatıma Rasulullah (s.a.v.)’e geldi ve: “Ey Allah’ın Rasulü ben hayızdan geç temizlenen bir kadınım bu uzun süre için namazları terk edebilir miyim? diye sordu. Rasulullah (s.a.v.) de: “O hayız değildir, değişik bir hastalık sebebiyle damardan gelen bir kandır. Hayız başlayınca namazını bırak bitince kanı yıka ve namazını kıl” buyurdular.

Tirmizi, Tahara: 93 Hn: 125; Buhârî, Hayz: 9; Ebû Dâvûd, Tahara: 108  Ebû Muaviye, rivâyet ettiği hadisin de diyor ki: Bu vakit gelinceye kadar her namaz için abdest al. Tirmîzî: Bu konuda Ümmü Seleme’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: “Fatıma geldi” diye başlayan Âişe hadisi hasen sahihtir. Sahabe ve tabiinden pek çok ilim adamının görüşü budur. Süfyan es Sevrî, Malik, İbn’ül Mübarek, Şafii şöyle derler: “Bir kadının hayızlık süresi kendi bildiği günlerini geçerse geçtiği günler de her namaz için abdest alır.”

Ebu Zerr (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

#2,993 “إِنَّ الصَّعِيدَ الطَّيِّبَ طَهُورُ الْمُسْلِمِ، وَإِنْ لَمْ يَجِدِ الْمَاءَ عَشْرَ سِنِينَ، فَإِذَا وَجَدَ الْمَاءَ فَلْيُمِسَّهُ بَشَرَتَهُ، فَإِنَّ ذَلِكَ خَيْرٌ. وقَالَ مَحْمُودٌ فِي حَدِيثِهِ: إِنَّ الصَّعِيدَ الطَّيِّبَ وَضُوءُ الْمُسْلِمِ”
“Temiz toprak, Müslüman’ın temizleyici maddelerindendir on sene su bulamasa bile toprakla temizlenebilir. Ama suyu bulduğunda onunla yıkan çünkü bu daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Tahara: 92 Hn: 124; Ebû Dâvûd,Tahara:123; Nesâî, Gusül: 26  Hadisin râvîlerinden Mahmûd: “Temiz toprak Müslümanın abdest suyudur” demektedir. Tirmîzî: Bu konuda Ebû Hüreyre, Abdullah b. Amr ve Imrân b. Husayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadisi Hâlid b. Hazza’dan Ebû Kılâbe, Amr b. Bücdân, ve Ebû Zerr yoluyla birçok kişi böylece rivâyet etmişlerdir. Eyyûb ise bu hadisi Ebû Kılabe, Âmir oğullarından ismini vermediği bir kimse ve Ebû Zerr’den rivâyet etmektedir. Bu hadis hasen sahihtir. Fıkıhçıların genelinin görüşü “Cünüp ve hayızlı kimse su bulamazsa teyemmüm ederler” şeklindedir. İbn Mes’ûd’un; Su bulamayan cünüp için teyemmüm olmaz görüşünden sonradan döndüğü de rivâyet edilmiştir. Sûfyân es Sevrî, Mâlik, Şâfii, Ahmed ve İshâk da aynı görüştedirler. Ebû Muaviye kendi rivâyetinde: “Her vakit namazı için abdest al hayız zamanın gelinceye kadar” demektedir. Bu konuda Ümmü Seleme’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Âişe (r.anha)’nın bu hadisi hasen sahihtir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve tabiinden pek çok ilim adamlarının görüşü de budur. Sûfyân es Sevrî, Mâlik İbn’ül Mübarek ve Şâfii demektedirler ki: “Aybaşı kanının süresini fazla gören kadın hayız günleri geçince yıkanır ve her namaz için abdest alır.”

Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,988 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنَامُ وَهُوَ جُنُبٌ وَلاَ يَمَسُّ مَاءً”
“Rasulullah (s.a.v.) cünüp iken uyur ve suya hiç dokunmazdı.”

Tirmizi, Tahara: 87 Hn: 118-119; Müslim, Hayz: 6; Ebû Dâvûd, Tahara: 88 119- Hennâd bu hadisin benzerini Vekî, Sûfyân ve Ebû İshâk’tan rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Saîd b. Müseyyeb ve daha başka kimselerin görüşü de budur. Diğer taraftan Evsed ve Âişe yoluyla “Rasûlullah (s.a.v.) uyumazdan önce abdest aldığı” da pek çok kimse tarafından bize aktarılmıştır. Bu hadis Ebû İshâk’ın, Esved’den yaptığı rivâyetleri daha sahihtir. Bu hadisi Ebû İshâk’tan, Şu’be, Sevrî ve daha başkaları da rivâyet ederler ve bu hadisi nakletme de Ebû İshâk’ın yanıldığı kanaatindedirler.

Ebû Ubeyde b. Muhammed b. Ammâr b. Yâsir (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:

#2,765 “سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللهِ عَنِ الْمَسْحِ عَلَى الخُفَّيْنِ؟ فَقَالَ: السُّنَّةُ يَا ابْنَ أَخِي، وَسَأَلْتُهُ عَنِ الْمَسْحِ عَلَى العِمَامَةِ؟ فَقَالَ: أَمِسَّ الشَّعَرَ الْمَاءَ”
Cabir b. Abdillah’a mestlerin üzerine meshetmeyi sordum; “Sünnet olan Peygamber (s.a.v.)’in yaptığıdır” dedi. Sarık üzerine meshetmeyi sordum: “Saçına suyu değdir! Ey kardeşimin oğlu” dedi.

Tirmizi, Tahara: 75 Hn: 102; Tirmîzî rivâyet etmiştir.

Kays b. Talk b. Ali (r.a.)’in babasından rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,748 “وَهَلْ هُوَ إِلاَّ مُضْغَةٌ مِنْهُ؟ أَوْ بِضْعَةٌ مِنْهُ؟”
“Erkeklik organı insandan bir parça değil midir?”

Tirmizi, Tahara: 62 Hn: 85; Ebû Dâvûd, Tahara: 70; İbn Mâce, Tahara: 64  Tirmîzî: Bu konuda Ebû Ümâme’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bir kısım sahabe ve Tabiinden erkeklik organına dokunmaktan dolayı abdest gerekmez görüşü aktarılmıştır. Onlar erkeklik organına dokunmaktan abdestin bozulmayacağı görüşündedirler. İbn’ül Mübarek ve Küfelilerin görüşü budur. Bu konuda rivâyet edilenlerin en güzelidir. Yine bu hadis Eyyûb b. Utbe, Muhammed b. Câbir ve Kays b. Talk’ın babasından da rivâyet edilmiştir. Bazı hadisçiler Muhammed b. Câbir ve Eyyûb b. Utbe rivâyetini tenkit etmişlerdir. Mülâzım b. Amr’ın, Abdullah b. Bedr’den rivâyeti daha sahih ve güzeldir.

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,730 إِنَّ اللَّهَ لَا يَقْبَلُ صَلَاةَ أَحَدِكُمْ إِذَا أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ
“Abdesti bozulan kimsenin namazı tekrar abdest almadıkça kabul edilmez.”

Tirmizi, Tahara: 56 Hn: 76; Buhârî, Vudu: 2; Nesâî, Tahara: 115 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis garib hasen sahihtir.

Gifar oğullarından bir adam (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,687 نَهَى رَسُولُ اللَّهِ عَنْ فَضْلِ طَهُورِ الْمَرْأَةِ
“Rasulullah (s.a.v.), kadının abdestinden artan su ile abdest almayı yasakladı.”

Tirmizi, Tahara: 47 Hn: 63; Ebû Dâvûd, Tahara: 40; Nesâî, Miyah: 12 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Sercis’den de rivâyet vardır. Tirmîzî: Fakîhlerden bir kısmı kadının temizliğinden artan su ile abdest almayı hoş görmemişlerdir. Ahmed ve İshâk bunlardandır. Kadının temizliğinden artan suyu mekruh gören bu kimseler kadınların içtiği sudan kalan artıkla bir sakınca görmemektedirler.

Muaz b. Cebel (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:

#2,678 “رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَوَضَّأَ مَسَحَ وَجْهَهُ بِطَرَفِ ثَوْبِهِ”
“Rasulullah (s.a.v.)’i abdest alırken gördüm yüzünün ıslaklığını elbisesinin ucuyla kuruladı.”

Tirmizi, Tahara: 40 Hn: 54;  Tirmîzî: Bu hadis garibtir, sened yönünden zayıftır. Rişdîn b. Sa’d ve Abdurrahman b. Ziyâd b. En’um el Afrikıyyu’nun, hadis konusunda zayıf oldukları tesbit edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.) dönemi ve sonraki dönem olan Tabiin alimlerinden bir kesim havlu ile kurulanmaya izin vermişlerdir. Kurulanmayı hoş karşılamayanlar ise: “Abdest sevap yönünden tartılacaktır.” sözünden dolayı bu kanaate varmışlardır, bu da Saîd b. Müseyyeb ve Zührî’den rivâyet edilmektedir. Muhammed b. Humeyd er Razi’den rivâyet ederek şöyle demiştir: Ali b. Mûcâhid bana rivâyet etti, “bana göre o güvenilir biridir” O da, Zuhrî’den aktardığına göre, Zuhrî şöyle demiştir: “Abdestten sonra kurulanmanın hoş görülmeyişi abdest sevap yönünden tartılacaktır” sözünden dolayıdır.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,676 “أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَمْحُو اللَّهُ بِهِ الخَطَايَا وَيَرْفَعُ بِهِ الدَّرَجَاتِ؟ قَالُوا: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ، قَالَ: إِسْبَاغُ الوُضُوءِ عَلَى الْمَكَارِهِ، وَكَثْرَةُ الخُطَا إِلَى الْمَسَاجِدِ، وَانْتِظَارُ الصَّلاَةِ بَعْدَ الصَّلاَةِ، فَذَلِكُمُ الرِّبَاطُ.”
“Allah’ın günahları ne ile sildiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini size haber vereyim mi?” Sahabiler: “Evet Ya Rasulullah!” dediler. Buyurdu ki: “Her türlü zorluklara rağmen abdesti en güzel şekliyle almak, mescidlere namaz kılmak için giderken adımları çoğaltmak, bir namazdan sonra diğer namazı kılmak için büyük bir arzuyla beklemek. İşte tüm bunlar, sizin ibadetler konusunda en büyük cihadınızdır.”

Tirmizi, Tahara: 39 Hn: 51-52; Müslim, Tahara:14; İbn Mâce, Tahara: 58 52- Kuteybe (r.a.), aynı hadisin bir benzerini Abdulaziz b. Muhammed’den ve el A’lâ’dan naklederek şu ilaveyi yapmıştır: “İşte ribât’ınız budur, işte ribât’ınız budur, işte ribât’ınız budur.” Müslim, Tahara: 14; Nesâî, Tahara: 107  Tirmîzî: Bu konuda Ali, Abdullah b. Amr, İbn Abbâs, Abîde (Ubeyde de denilir) b. Ömer, Âişe, Abdurrahman b. Âiş el Hadremî ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hüreyre’nin bu konudaki hadisi hasen sahihtir. El A’lâ b. Abdurrahman; Yakup el Cühenî el Hurakî’nin oğludur ve hadisçiler yanında güvenilen biridir.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,675 “جَاءَنِي جِبْرِيلُ، فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ، إِذَا تَوَضَّأْتَ فَانْتَضِحْ”
“Cibril bana geldi ve Ya Muhammed! Abdest aldığında (vesveseyi önlemek için elbisenin ön tarafına) su serp” dedi.

Tirmizi, Tahara: 38 Hn: 50; İbn Mâce, Tahara: 58. Tirmîzî: Bu hadis gariptir. Buhârî’den işittim dedi ki: Hasen İbn Alî el Haşimî’nin hadisleri pek kabul edilmez. Tirmîzî: Bu konuda Ebû’l Hakem b. Sûfyân, İbn Abbâs, Zeyd b. Hârise, Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadiste görüldüğü gibi bazı hadisçiler Sûfyân b. Hakem derken bazıları da Hakem b. Sûfyân diyerek karışıklığa düşmüşlerdir.

.

#2,673
yeni hadis

.

Tirmîzî: Vekî’, bu hadisi Sabit b. Ebû Safiyye’den rivâyet ederek şöyle demiştir:

#2,672 “قُلْتُ لأَبِي جَعْفَرٍ: حَدَّثَكَ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ مَرَّةً مَرَّةً؟ قَالَ: نَعَمْ،”
Ebu Cafer’e; “Cabir sana Rasulullah (s.a.v.)’in abdest organlarını birer kere yıkayarak abdest aldığını aktardı mı?” dedim. “Evet” dedi.

Tirmizi, Tahara: 35 Hn: 46; İbn Mâce, Tahara: 45  Hadisi bu şekilde bize Hennâd ve Kuteybe aktardılar ve bu hadisi bize Vekî’, Sabit b. Safiyye’den bize aktarmıştır, dediler. Tirmîzî: Bu hadis Şerik’in hadisinden daha sahihtir, çünkü bundan başka yollarla da rivâyet edilmiştir. Vekî’ rivâyetine benzer Sabit’den aktarılmıştır. Şerik ise hadis rivayetinde çok yanlış yapan biridir. Sabit b. ebî Safiyye’nin ismi ise, Ebû Hamza es Sümâlî’dir.

Sabit b. ebî Saffiye (r.a.)’den rivâyete göre, demiştir ki:

#2,671 “قُلْتُ لأَبِي جَعْفَرٍ: حَدَّثَكَ جَابِرٌ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ مَرَّةً مَرَّةً، وَمَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ، وَثَلاَثًا ثَلاَثًا؟ قَالَ: نَعَمْ”
Ebu Cafer’e, Cabir sana: “Rasulullah (s.a.v.)’in abdest organlarını birer, ikişer ve üçer kere yıkayarak abdest aldığını aktardı mı?” diye sordum. “Evet” dedi.

Tirmizi, Tahara: 35 Hn: 45; İbn Mâce, Tahara: 45

Ali (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre:

#2,670 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ ثَلاَثًا ثَلاَثًا”
“Rasulullah (s.a.v.) tüm organlarını üçer kere yıkayarak abdest aldı.”

Tirmizi, Tahara: 34 Hn: 44; Ebû Dâvûd, Tahara: 52, İbn Mâce, Tahara: 46  Tirmîzî: Bu konuda Osman, Âişe, Rübeyyi’, İbn Ömer, Ebû Ümâme, Ebû Rafi’, Abdullah b. Amr, Muaviye, Ebû Hüreyre, Câbir, Abdullah b. Zeyd ve Übey b. Ka’b’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ali’nin hadisi bu konuda en güzel ve sahih olanıdır. Çünkü bu hadis Hz. Ali’den, pek çok kişilerden rivâyet edilmiştir. İlim sahiplerinin uygulamaları bu hadise göredir. Abdest organlarını tek yıkamak caizdir ve yeterlidir. İki kere yıkamak caizdir ve yeterlidir. İki kere yıkamak daha değerlidir. Üç kere yıkamak daha değerlidir, bundan başkası olmaz. İbn’ül Mübârek: Abdeste organları üçer seferden fazla yıkayanın günahkâr olacağını söyleyemem. Ahmed ve İshâk: “Vesveseli ve hasta kimseler üçten fazla yapabilir” derler.

Muavviz b. Afrâ (r.anha)’dan rivayete göre:

#2,659 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَسَحَ بِرَأْسِهِ مَرَّتَيْنِ، بَدَأَ بِمُؤَخَّرِ رَأْسِهِ، ثُمَّ بِمُقَدَّمِهِ، وَبِأُذُنَيْهِ كِلْتَيْهِمَا، ظُهُورِهِمَا وَبُطُونِهِمَا.”
“Rasulullah (s.a.v.), bir defasında önden arkaya, arkadan öne olmak üzere başını iki sefer meshetti. İki kulağının da hem içini hem de dışını meshetti.”

Tirmizi, Tahara: 25 Hn: 33; Ebû Dâvûd, Tahara: 51; İbn Mâce, Tahara: 51 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen bir hadistir. Abdullah b. Zeyd’in hadisi ise bu konuda sened yönünden daha güzel ve iyi olanıdır. Kûfeliler uygulamalarını bu hadisle yapmışlardır. Vekî’ b. Cerrâh’da onlardan biridir.

Abdullah b. Zeyd (r.a.) dedi ki:

#2,655 رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ مِنْ كَفٍّ وَاحِدٍ فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثًا
“Rasulullah (s.a.v.), bir avucuyla ağzına ve burnuna su verdiğini gördüm. Bunu üç defa yaptı.

Tirmizi, Tahara: 22 Hn: 28; Buhârî, Vudu: 25; Nesâî, Tahara: 94 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Abbâs’ın hadisi de vardır. Tirmîzî: Abdullah b. Zeyd’in bu hadisi hasen garibtir. Mâlik, İbn Uyeyne ve başka bir kimse bu hadisi Amr b. Yahya’dan rivayet ettiler ve: “Rasûlullah (s.a.v.), bir avuçtan ağzına ve burnuna su verdi” bölümünü zikretmediler. Bu bölümü sadece Hâlid b. Abdullah zikretmiştir. Hadisçiler yanında bu kimse sika ve hafızdır. Bazı ilim sahibi kimselerde: “Bir avuçla hem ağza hem de buruna su vermek yeterlidir.” Derken bir kısmı da: “Bu işin ayrı ayrı yapılması bize daha hoş gelir” demektedirler. Şâfii: Ağıza ve buruna su vermek tek avuçla olursa caizdir; fakat ayrı ayrı yapılırsa bu daha hoştur diyor.

Said b. Zeyd (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’i işittim şöyle buyuruyordu

#2,587 لَا وُضُوءَ لِمَنْ لَمْ يَذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ
“Abdest’e başlarken besmele çekmeyen kimsenin abdesti yoktur.”

Tirmizi, Tahara: 20 Hn: 25-26; İbn Mâce, Tahara: 29; Nesâî, Tahara: 41 ve diğerleri. Bu konuda Âişe, Ebû Saîd, Ebû Hüreyre, Sehl b. Sa’d ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî ve Ahmed b. Hanbel: Bu konuda isnadı daha sahih bir hadis bilmiyoruz diyorlar. İshâk: Abdest alan besmeleyi bilerek terk ederse abdestini yeniler unutarak ve te’vile giderek terk ederse abdesti caizdir diyor. Muhammed b. İsmail: Rebah b. Abdurrahman’ın hadisi bu konudaki hadislerin en iyisidir. Tirmîzî: Rebah b. Abdurrahman, büyükannesinin babasının adı Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’dir. Ebû Sifal el Mürrî’nin adı ise, Sümâme b. Husayn’dır. Rabah b. Abdurrahman, Ebû Bekir b. Huveytıb’dır. Bazıları dedesine nispet ederek, Ebû Bekir b. Huveytıb diyerek rivâyet ettiler. 26; Saîd b. Zeyd (r.a.), babasından, o da, Rasûlullah (s.a.v.)’den bu hadisin benzerini rivâyet etmiştir. (İbn Mâce, Tahara; 41)

Abdullah b. Muğaffel (r.a.)’den aktarıldığına göre:

#2,583 أَنّ النَّبِيَّ نَهَى أَنْ يَبُولَ الرَّجُلُ فِي مُسْتَحَمِّهِ، وَقَالَ: " إِنَّ عَامَّةَ الْوَسْوَاسِ مِنْهُ
Nebi (s.a.v.): “Biriniz yıkandığı yere idrarını yapmasın şüphe ve vesvesenin birçoğu bundandır.”

Tirmizi, Tahara: 17 Hn: 21; Nesai, Tahara: 32 Hn: 36; İbn Mâce, Tahara:12 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda; Rasûlullah (s.a.v.)’in bir sahabesinden de rivâyet vardır. Tirmîzî: Bu hadis gariptir. Merfu olarak sadece, A’ma Eş’as denilen Eş’as b. Abdullah’ın rivâyetinden biliyoruz. İlim sahiplerinden birçoğu yıkanma yerine idrar yapmayı hoş görmemişlerdir. Temizlikle alakalı pek çok vesvese ve şüphenin bu işten kaynaklandığını söylemişlerdir. Bir kısım ilim sahibi ise buna izin vermiştir. İbn Sirîn bunlardan biridir. Kendisine; vesvesenin ve şüphenin birçoğu yıkanma yerine idrar yapmaktan ileri gelirmiş dendiğinde: Bu işin garipliğini kabul edercesine: “Rabbim Allah’tır, O’nun ortağı yoktur” dedi. İbn’ül Mübarek der ki: Yıkanma yerinde su akıp gidiyorsa idrar yapılabilir. Tirmîzî: İbn Mübarek'in bu sözünü Ahmed b. Abde el Âmulî’den, İbn Hıbban ve Ahmed b. Hanbel rivâyet etmiştir.

Huzeyfe (r.a.)’dan:

#2,575 أَنّ النَّبِيَّ " أَتَى سُبَاطَةَ قَوْمٍ فَبَالَ عَلَيْهَا قَائِمًا، فَأَتَيْتُهُ بِوَضُوءٍ فَذَهَبْتُ لِأَتَأَخَّرَ عَنْهُ، فَدَعَانِي حَتَّى كُنْتُ عِنْدَ عَقِبَيْهِ، فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ
“Rasulullah (s.a.v.), bir toplumun çöplüğüne geldi ve orada ayakta küçük abdest bozdu. O’na abdest suyu getirmiştim oradan ayrılırken beni çağırdı topuklarına kadar yaklaşmıştım. O zaman abdest aldı ve mestleri üzerine meshetti.”

Trimizi, Tahara: 9 Hn: 13; Nesai, Tahara: 24 Hn: 26, 27, 28; İbn Mâce, Tahara: 13 ve diğerleri. Tirmîzî: Carûd’tan işittim dedi ki: Veki’in bu hadisi A’meş’den rivâyet edip şöyle dediğini duydum: Bu hadis; “Rasûlullah (s.a.v.)’den mesh hakkında rivâyet edilen en sahih hadistir.” Ebû Ammâr Hüseyin b. Hureys’den işittim şöyle diyordu: O da Vaki’den işittim dedi, yaklaşık olarak aynı şeyi anlattı. Tirmîzî: Bu şekilde Mansur, Ubeyde ed Dabbî, Ebû Vâil’den, Huzeyfe’den, A’meş'in rivâyetinin benzeri rivâyet etmişlerdir. Yine Hammad b. ebî Süleyman ve Âsım b. Behdele, Ebû Vâil'den, Muğîre b. Şu’be yoluyla Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivâyet etmişlerdir ki Ebû Vâil’in, Huzeyfe’den rivâyeti daha sahihtir. *İlim ehlinden bir kısmı ayakta abdest bozmaya izin vermişlerdir. Tirmîzî: Tabiî’nin büyüklerinden Abiyde b. Amr es Selmânî’den İbrahim Nehai’nin, Abiyde’den rivâyeti şöyledir. “Rasûlullah (s.a.v.)’in vefatından iki yıl önce Müslüman oldum.” İbrahim’in arkadaşı Ubeyde ed Dabbî, Abdülkerim diye künyelenen “Ubeyde b. Muattip” dır.

Câbir b. Abdillah (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,566 مِفْتَاحُ الْجَنَّةِ الصَّلاَةُ، وَمِفْتَاحُ الصَّلاَةِ الْوُضُوءُ
“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı abdest almaktır.”

Tirmizi, Tahara: 3 Hn: 4; Ahmed, Müsned Hn: 14135 ve diğerler.

Abdullah İbn Ömer (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,563 لاَ تُقْبَلُ صَلاَةٌ بِغَيْرِ طُهُورٍ وَلاَ صَدَقَةٌ مِنْ غُلُولٍ
“Abdestsiz namaz kabul edilmez. Ganimetten aşırılarak elde edilen hiçbir maldan da sadaka kabul edilmez.”

Tirmizi, Tahara: 1 Hn: 1; Müslim,Tahara: 2; İbn Mâce, Tahara: 2. Hennâd rivâyetinde “illa bitahûrin” ibaresi kullanılmaktadır.  Tirmîzî: Bu konuda gelen hadislerin en sahih ve hasen olanı budur diyor. Bu konuda; Ebû’l Melih, babasından, Ebû Hüreyre ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Ebû’l Melih İbn Üsâme'nin adı Âmir'dir, ona Zeyd bin Ûsame İbn Umeyr el Hüzeli de denir.