Toplam 19,048 Hadis
Konular

Cuma Kategorisi

Usame'nin bildirdiğine göre

#12,826
Resulullah (sallallahu aleyhivesellem): "Kim mazeretsiz olarak üç cumayı terk ederse, adı münafıklar arasında yazılır" buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 3178 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup senedinde ismi geçen Cabir el-Cu'fi çoğunluğa göre zayıftır.

Ebu'd-Derda'nın bildirdiğine göre

#12,692
Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Cuma günü yıkanır, sonra en güzel elbiselerini giyinerek, varsa güzel koku sürünür, sonra sükunetle Cuma namazına gider, kimsenin omzuna basmadan, kimseyi rahatsız etmeden kendisine takdir edildiği. kadar namaz kılar ve imam namazdan ayrılana kadar (mescitte) beklerse, iki Cuma arasındaki günahları bağışlanır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 3039 *Hadisi Ahmed b. Hanbel ve el-Mu'cemu'l-kebir'de Taberani, Harb b. Kays kanalıyla Ebu'd-Derda'dan rivayet etmiştir. Ancak Harb, Ebu'd-Derda'dan hadis işitmemiştir .

Ebu Eyyub el-Ensari bildiriyor:

#12,691
Resulullah'ı (sailallahu aleyhivesellem)
şöyle buyururken işittim: "Kim Cuma günü yıkanır, yanında varsa güzel koku sürünür, en güzel elbiselerinden giyinir, sonra çıkıp mescide vararak dilediği. kadar namaz kılar, kimseye eziyet vermez ve namazını bitirene kadar konuşmazsa, onun bu
hareketi, diğer cumaya kadar işleyeceği günahlanna kefaret olur" Diğer bir rivayette ise "Sonra sükunetle çıkıp mescide vanrsa" ifadesi geçmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 3 Hn: 3038 *İki rivayeti de Ahmed b. Hanbel ve el-Mu'cemu'l-kebir'de Taberani rivayet etmiş olup ravileri güvenilir ravilerdir. ¹ ¹ Ahmed b. Hanbel, V, 420-421; Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir, no. 4006, 4007, 4008. Müsned'e göre el-Mu'cemu'l-keblr'de bazı ilave ifadeler bulunmaktadır.

Ebû Bürde, babası Ebû Musa el-Eş'arî (radıyallahu anh)' tan naklediyor: 

#7,960 وعن أبى بُرْدَةَ عن أبيه أبى مُوسى ا‘شْعَرى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: هِىَ مَا بَيْنَ أنْ يَجْلِسَ ا“مَامُ الى أنْ تَنْقَضِى الصََّةُ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
"Cum'adaki icabet saati imamın minbere oturduğu anla, namazdan çıkması anına kadar geçen vakittir" dediğini işittim." 

[Müslim, Cum'a 16, (853); Ebû davud, Salat 208, (1049).]

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebul Kasım r.a şöyle buyurmuştur:

#4,878
“Cuma günü içinde öğle bir saat vardır ki, Müslüman bir kul namazda o saat içinde Allah’tan ne isterse mutlaka kendisine verilir.” Biz de dedik ki “O zaman ne kadar kısa ve azdır.” 

Nesai, Cuma: 45 Hn:1415; Buhârî, Cuma: 36; Müslim, Cuma: 4

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#4,877
“Cuma günü içerisinde öyle bir saat vardır ki, o saatte Müslüman bir kulun Allah’tan istediği her şey kendisine verilir.”

Nesai, Cuma: 45 Hn:1414; Buhârî, Cuma: 36; Müslim, Cuma: 4

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,876
Tur’a gitmiştim. Ka’b’ta oradaydı, orada onunla bir gün bekledik. Ben orada ona Rasulullah s.a.v’in hadislerinden anlatıyordum, o da bana Tevrat’tan bahsediyordu. Ben de ona Peygamber s.a.v’in şöyle buyurduğunu söyledim: “Güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem a.s o gün yaratılmıştır ve o gün Cennetten çıkarılmıştır ve o gün tevbesi kabul edilmiştir ve o günde vefat etmiştir. O gün kıyamet kopacaktır. Ademoğlu hariç yeryüzündeki tüm canlılar Cuma günü güneş doğuncaya kadar korku içinde kıyametinkopmasını beklerler Cuma günü içerisinde öyle bir vakit vardır ki, o vakitte namaz da bir mü’minin istediği her şey kendisine verilir.”Ka’b: “O senede bir gündür” deyince, ben: “Hayır o saat; her Cuma’da vardır” dedim. Ka’b, Tevrat’a bakıp okudu. Sonra da: “Rasulullah s.a.v doğru söylemiş, o saat her Cuma günü varmış” dedi. Oradan ayrılınca Basra b. ebi Basra el Gıfari ile karşılaştım. “Nereden geliyorsun?” dedi. “Tur’dan” dedim. “Eğer önceden beni görseydin gitmezdin” dedi. Ben de: “Niçin” diye sordum. O’da şöyle cevap verdi: Rasulullah s.a.v’den işittim şöyle diyordu: “Üç Mescid dışında ziyaret için adım atılmaz. Mekke’deki Mescidi Haram, Medine’deki benim mescidim ve Kudüs’teki Mescidi Aksa” diye cevap verdi. Sonradan Abdullah b. Selam’la karşılaştım, keşke beni Tur’da görseydin, Ka’b’a rastladım. Ben ona Peygamber s.a.v’in hadislerinden bahsediyordum O da bana Tevrat’tan bahsediyordu, orada bir gün beraberce kaldık. Ona Rasulullah s.a.v’in şöyle buyurduğunu söyledim: “Güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma’dır; Adem a.s o gün yaratıldı, o gün Cennetten çıkarıldı, o gün tevbesi kabul edildi, o gün vefat etti, o gün kıyamet kopacaktır. Adem oğlunun dışında, o gün tüm canlılar kıyametin kopacağından korkarak güneş doğuncaya kadar tüm dikkatleri ile beklerler. Yine Cuma günü içinde öyle bir saat vardır ki, o saatte namaz da iken isteyen herkese Allah mutlaka istediğini verir.” Ka’b, itiraz edip, o gün senede bir gündür dedi.Abdullah b. Selam: “Ka’b yalan söylemiş” dedi. Sonra ben devam ederek: “Ka’b Tevrat’ı okuyarak Rasulullah s.a.v doğru söylemiş, o saat her Cumada imiş” dedi. O zaman Abdullah: “Ka’b doğru söylemiş o saati ben biliyorum” dedi. Kardeşim onu bana da söyle dedim: “O Cuma gününün güneş batmadan önceki son saatidir” dedi. Ben de; Rasulullah s.a.v’in, “Mü’min o saatte namaz da iken bir şey isterse onun istediği verilir” dediğini duymadın mı? Halbuki o saatte namaz kılınmaz dedim. O da cevaben: “Sen Rasulullah s.a.v’in: “Kim namaz kılar da kıldığı yerden ayrılmadan oturduğu yerde diğer namazı beklerse o kimse namaz da imiş gibi sayılır” dediğini duymadın mı?” dedi. Ben de evet duydum dedim. “İşte o saat benim dediğim saattir” dedi.

Nesai, Cuma: 45 Hn:1413; Ebû Davud, Salat: 207; Muvatta', Cuma: 7

İbn Ömer r.a’den rivâyete göre, 

#4,875
Rasulullah s.a.v: “Cuma namazının farzından sonra iki rekat sünnet kılardı.” 

Nesai, Cuma: 43 Hn:1410-1411; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 92; Ebû Davud, Salat: 244 Sâlim r.a’in babasından rivayete göre: “Rasûlullah s.a.v, Cuma’dan sonra evinde iki rekat namaz kılardı.”Dârimi, Salat: 207; Buhârî, Cuma: 38

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,874
Rasulullah s.a.v şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz Cuma namazından sonra dört rekat daha namaz kılsın.” 

Nesai, Cuma: 42 Hn:1409; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 92; Dârimi, Salat: 207

Yine Numan b. Beşir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,873
Rasulullah s.a.v, Cuma günü A’la ve Ğaşiye surelerini okurdu. Bazen bayram günü Cumaya rastlardı da hem Cuma hem de bayram namazında aynı sureleri okurdu. 

Nesai, Cuma: 40 Hn:1407; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 91; Ebû Davud, Salat: 218

Dahhak b. Kays r.a, Numan b. Beşir’e; 

#4,872
Rasulullah s.a.v’in Cuma günü Cum’a suresinden başka hangi sureyi okuduğunu sordu da, O da: “Ğaşiye suresini okurdu” diye cevap verdi. 

Nesai, Cuma: 40 Hn:1406; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 90; Ebû Davud, Salat: 218

Semure r.a'den rivâyete göre, 

#4,871
Rasulullah s.a.v Cuma namazında A’la va Ğaşiye surelerini okurdu.” 

Nesai, Cuma: 39 Hn:1405; Ebû Davud, Salat: 218; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 218; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 90

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#4,870
“Rasulullah s.a.v Cuma günü sabah namazında secde, insan dehr surelerini, Cuma namazında ise Cuma ve Münafıkun surelerini okurdu.” 

Nesai, Cuma: 38 Hn:1404; Ebû Davud, Salat: 218; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 90

Abdurrahman b. ebi Leyla r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,869
Ömer şöyle demiştir: “Cuma namazı iki rekattir. Ramazan bayramı namazı iki rekattır. Kurban bayramı namazı iki rekattır, yolculukta namaz iki rekattır. Rasulullah s.a.v'de hep böyle söyler ve böyle kılardı. Yolculukta namaz iki kılınınca eksik kılınmış sayılmaz.”

Nesai, Cuma: 37 Hn:1403; Müslim, Salatül Müsafirin: 1

Câbir b. Semure r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,868
“Rasulullah s.a.v’i, Cuma günü hutbe okurken gördüm, ayakta okuyordu. Sonra oturdu ve otururken hiç konuşmazdı sonra kalkıp ikinci hutbeyi okudu.” Kim, size Rasulullah s.a.v hutbesini oturarak yaptı derse yalan söylemiş olur. 

Nesai, Cuma: 34 Hn:1400; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 85; Müslim: Cuma: 10

Abdullah b. ebi Evfa r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,867
“Rasulullah s.a.v çok zikreder, boş sözden hoşlanmaz, namazını uzatır, hutbeyi kısa tutardı. İhtiyaçlarını karşılamak için ihtiyar kadınlarla ve fakirlerle birlikte yürümekten bile çekinmezdi.”

Nesai, Cuma: 31 Hn:1397; Dârimi, Mukaddime: 13

Abdullah b. Bureyde r.a, babasından naklederek şöyle diyor:

#4,866
Rasulullah s.a.v hutbe okuyordu, Hasan ve Hüseyin’de üzerlerinde kırmızı elbise olduğu halde sağa sola yalpa yaparak mescide çıkageldiler. Rasulullah s.a.v hutbeyi keserek minberdenindi, onları kucağına aldı ve tekrar minbere çıkarak şöyle buyurdu:  “Mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir.” 8 Enfal: 28 diyen, Allah ne doğru söylemiş. Bu iki torunumun gömleklerine basarak yürüyüp gelmelerine baktım, dayanamadım ve sözümü kesip onları kucağıma aldım.” 

Nesai, Cuma: 30 Hn:1396; Ebû Davud, Salat: 233; İbn Mâce, Libas: 20

Husayn r.a’tan rivâyete göre, 

#4,865
Bişr b. Mervan Cuma günü minberde hutbe okurken ellerini kaldırmıştı da bunun üzerine Umare b. Ruveybe es Sekafi ona kızdı ve şöyle dedi: “Rasulullah s.a.v bu şekilde aşırı hareketler yapmaz sadece şehadet parmağını kaldırarak işaret ederdi.” Ellerini kaldırmazdı.

Nesai, Cuma: 29 Hn:1395; Ebû Davud, 230; Müslim, Cuma: 14

Harise b. Numan r.a’nın kızından rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,864
“Ben Kaf suresini, Rasulullah s.a.v; Cuma günü okurken ezberledim.” 

Nesai, Cuma: 28 Hn:1394; Müslim, Cuma: 13; Ebû Davud, Salat: 229

Ebu Bekre r.a’den aktarıldığına göre, şöyle demiştir: 

#4,863
Peygamber s.a.v’i minberde gördüm, Hasan’da yanında idi. Rasulullah s.a.v bir cemaate birde torununa bakarak şöyle diyordu: “Bu oğlum Seyid = efendidir. Belki de Allah, bu torunumu iki büyük cemaatin anlaşmasına vesile kılar.”

Nesai, Cuma: 27 Hn:1393; Buhârî, Menakıb: 25; Müsned: 19550

Ebu Said el Hudri r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,862
Cuma günü Peygamber s.a.v, hutbe okurken üstü başı perişan bir adam içeri girdi. Rasulullah s.a.v ona: “Namaz kıldın mı?” buyurdu. Adam: “Hayır deyince, Rasulullah s.a.v: “İki rekat namaz kıl”buyurdu. Ve cemaati sadaka vermeye teşvik edici sözler söyledi. Bunun üzerine cemaat elbiseler verdiler, o elbiselerden iki tanesini Rasulullah s.a.v o adama verdi. Ertesi Cuma o adam geldiğinde Rasulullah s.a.v yine hutbedeydi, bu sefer yine cemaati sadaka vermeye teşvik etti. Ravi diyor ki: Önceki hafta kendisine iki elbise verilen o fakir adam elbiselerinden birini sadaka olarak veriverdi. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Geçen Cuma pejmürde elbiselerle geldi, insanları sadaka vermeye teşvik ettim, insanlar da elbiselerinden tasaddukta bulundular, Ben de o elbiselerden ikisini bu adama verilmesini emretmiştim. Bugün gelmiş, bende yine insanları sadaka vermeye teşvik ettim, o adam geçen hafta aldığı elbiselerden birini sadaka olarak veriverdi.” Rasulullah s.a.v o adamı azarlayarak: “Elbiseni al” buyurdu. 

Nesai, Cuma: 26 Hn:1391; Müslim, Cuma: 14; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 82

Abdullah b. Ömer r.a’den rivâyete göre, 

#4,861
Rasulullah s.a.v minberde ayakta olduğu halde: “Sizden biriniz Cuma namazına gideceğinde gusletsin” buyurdular.

Nesai, Cuma: 25 Hn:1390; Buhârî, Cuma: 2; Ebû Davud, Tahara: 129

İbrahim b. Neşit r.a’den rivâyete göre, 

#4,860
bizzat kendisi İbn Şihab’a, Cuma günü yapılması gereken gusülden sordu da; O da: “Sünnettir” dedi. Salim b. Abdullah babasından aktararak; “Rasulullah s.a.v minber üzerinde böylece söylemiştir” dedi.

Nesai, Cuma: 25 Hn:1389; Buhârî, Cuma: 2; Ebû Davud, Tahara: 129

İbn Ömer r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,859
Rasulullah s.a.v bir hutbe verdi ve şöyle dedi: “Biriniz cumaya gideceğinde gusletsin.”

Nesai, Cuma: 25 Hn:1388; Buhârî, Cuma: 2; Ebû Davud, Tahara: 129

Selman r.a'dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,858
Rasulullah s.a.v bana şöyle dedi: “Cuma günü emredildiği gibi gusledip veya abdest alıp evinden çıkan ve Cuma namazı için mescide giren, hutbe ve namaz bitimine kadar hiç konuşmayan kimsenin yaptığı tüm bu işler Cumadan o güne kadar işlediği günahlara keffarettir.” 

Nesai, Cuma: 23 Hn:1386; Ebû Davud, Salat: 235; Müslim, Cuma: 3

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#4,857
“İmam hutbe okurken bir kimse, yanındakilere sus dese bile Cuma hutbesini dinleme sevabını kaçıracağından sevabını azaltmış olur.” 

Nesai, Cuma: 22 Hn:1384-1385; Ebû Davud, Salat: 235; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 238

 Amr b. Dinar r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,856
Cabir b. Abdullah’tan işittim şöyle diyordu: Cuma günü, Rasulullah s.a.v minberde iken bir adam geldi. Rasulullah s.a.v ona: “İki rekat namaz kıldın mı?” dedi. Adam: “Hayır” deyince; Rasulullah s.a.v:“Öyleyse hemen kılıver” buyurdular. 

Nesai, Cuma: 21 Hn:1383; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 86; Buhârî, Cuma: 31

Abdullah b. Büsr r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,855
Cuma günü onun yanında oturuyordum şöyle dedi: “Bir adam geldi, cemaatin omuzlarına basarak ilerliyordu. Rasulullah s.a.v o adama: “Otur, rahatsız ettin” buyurdu. 

Nesai, Cuma: 20 Hn:1382; Ebû Davud, Salat: 238; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 88

Ebu Ubeyde r.a’den naklediliyor: 

#4,854
Ka’b b. Ucre mescide girdi Abdurrahman b. Ümmil Hakem oturduğu yerden hutbe okuyordu. Bunun üzerine Ka’b şuna bakın, oturduğu yerden hutbe okuyor dedi. Halbuki Allah, Cum’a suresi 11. ayetinde: “İnsanlar dünyevi bir kazanç ve geçici bir eğlence gördükleri zaman ona doğru koşup Seni mescidde ayakta bırakıverdiler”  buyurmuştur. Yani hutbe ayakta okunur

Nesai, Cuma: 18 Hn:1380; Müslim, Cuma: 11

 Yine Saib b. Yezid r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#4,853
“Cuma günleri Rasulullah s.a.v minbere çıktığında Bilal ezan okurdu. Minberden inince de kamet getirirdi. Ebu Bekir ve Ömer zamanlarında bu böylece devam etmiştir.” 

Nesai, Cuma: 15 Hn:1377; Ebû Davud, Salat: 225; Buhârî, Cuma: 20

Saib b. Yezid r.a’ten aktarılmıştır. 

#4,852
Medine’de cemaat çoğalınca Osman üçüncü bir ezanın okutulmasını emretmiştir. Rasulullah s.a.v zamanında bir müezzinden başka müezzin yoktu. Cuma günü ezan da Rasulullah s.a.v minbere çıktığında okunurdu.

Nesai, Cuma: 15 Hn:1376; Buhârî, Cuma: 24; Ebû Davud, Salat: 225

Seleme b. Ekva’ r.a babasından naklederek şöyle diyor:

#4,851
Rasulullah s.a.v ile birlikte Cuma namazını kılardık, namazdan döndüğümüzde duvarların gölgesi henüz oturulacak şekle gelmemiş olurdu. 

Nesai, Cuma: 14 Hn:1374; Ebû Davud, Salat: 223; Müslim, Cuma: 9

Yine Câbir b. Abdullah r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,850
Cuma günü, Rasulullah s.a.v ile birlikte Cuma namazını kılar sonra dönüp hayvanlarımızı otlatmaya götürürdük. Cabir’e: Hangi saatlerde diye sorulunca: “Güneş zevalde iken” diye cevap verdi.

Nesai, Cuma: 14 Hn:1373; Müslim, Cuma: 9; Müsned: 14012

Câbir b. Abdullah r.a, Rasûlullah s.a.v’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

#4,849
“Cuma gününde on iki saat vardır ki o saatlerden birinde Müslüman’a her istediği verilir. O saati ikindiden sonraki vakitlerde arayınız.”

Nesai, Cuma: 14 Hn:1372; Ebû Davud, Salat: 208

Ebu Hüreyre r.a, Rasûlullah s.a.v’den naklettiği bir hadiste şöyle demektedir: 

#4,848
“Cuma günü mescidlerin tüm kapılarına gelenleri geliş sırasına göre yazan melekler otururlar. İmam, hutbeye çıkınca defterleri kapatıp hutbeyi dinlerler. Cuma namazına ilk saatlerde gelenler bir deve kurban etmiş sevabına erişirler. Sonra gelenler sığır kurban etmiş sevabını alırlar. Daha sonra gelenler koç kurban etmiş kimsenin sevabı gibi sevab kazanırlar, daha sonra gelenler bir tavuk tasadduk eden kimsenin sevabı kadar sevap kazanırlar, daha sonra gelenler ise bir yumurta tasadduk eden kimsenin sevabı kadar sevap kazanırlar.”

Nesai, Cuma: 13 Hn:1369-1370-1371; Buhârî, Cuma: 31; Müslim, Cuma: 7

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#4,847
“Cuma günü, melekler mescidin kapısına oturup cumaya gelenleri yazarlar. İmam, hutbeye çıkınca melekler defterlerini kapatırlar. ”Rasulullah s.a.v şöyle devam etti:  “Cuma namazına erkenden ilk vakitlerde gelen; bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır. Sonra gelen, bir sığır kurban etmiş gibi sevap kazanır. Daha sonra gelenler, koyun kurban etmiş sevabı kazanır. Sonra gelenler ise kaz ve ördek tasaddukta bulunmuş gibi sevap kazanır. Daha sonra gelenler ise bir tavuk tasadduk etmiş gibi sevap kazanırlar. Daha sonra gelenler ise; bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap kazanırlar.” 

Nesai, Cuma: 13 Hn:1368; Buhârî, Cuma: 30; Müslim, Cuma: 7

Abdullah b. Ömer r.a’den rivâyete göre, 

#4,845
Ömer b. Hattab, bir elbise gördü ve: “Ey Allah’ın Rasulü! şu elbiseyi alsanız da Cuma günleri ve yabancı elçiler geldiği zaman giyseniz” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v.şöyle buyurdu: “Bu ipek elbiseyi ahirette nasibi olmayanlar giyer.” Sonradan buna benzer bir elbise Rasulullah s.a.v’e gelmişti de onu Ömer’e vermişti. Bunun üzerine Ömer: “Ey Allah’ın Rasulü! Onu bana mı giydiriyorsun. Halbuki Ufarid’in elbisesi için şöyle böyle demiştin” deyince: Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Ben onu sana giyesin diye vermedim.” Ömer de o elbiseyi henüz Müslüman olmamış bir kardeşine giydirmişti. 1366- Abdurrahman b. Ebu Said (r.a) babasından naklediyor; Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Akıl baliğ olan herkese Cuma günü gusletmesi, dişlerini misvaklaması ve imkan dahilinde koku sürünmesi gereklidir.”

Nesai, Cuma: 11 Hn: 1365;  Buhârî, Cuma: 2; Müslim, Cuma: 2

Kasım b. Muhammed b. Ebu Bekir r.a’den: 

#4,844
Ashaptan bir kısmı Aişe’nin yanında Cuma günü gusletmenin gerekip gerekmediği hakkında konuşuyorlardı da Aişe şu olayı nakletti: Bazı insanlar yüksek yerlerde oturuyorlar ve Cuma günü de bu mescide geliyorlardı,  bunların üst başları kirli idi. Bir rüzgar estiğinde kirli kokuları etrafa yayılır ve toplumu rahatsız ederlerdi. Bu durum Rasulullah s.a.v’e arz edilince: “Onlar yıkanmıyorlar mı?” buyurdu.

Nesai, Cuma: 9 Hn: 1362; Buhârî, Cuma: 15; Müslim, Cuma: 1

Câbir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,843
“Her Müslüman’ın haftada bir yıkanma günü vardır. O da Cuma günüdür.” 

Nesai, Cuma: 8 Hn: 1361; Müsned: 13747

Ebu Said el Hudri r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,842
“Cuma günü gusletmek akıl baliğ olan herkese gerekir.”

Nesai, Cuma: 8 Hn: 1360; Buhârî, Cuma: 3; Ebû Davud, Tahara: 129

İbn Ömer r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#4,841
”Biriniz Cumaya geldiğinde mutlaka gusletsin.” 

Nesai, Cuma: 7 Hn: 1359; Buhârî, Cuma: 3; Ebû Davud, Tahara: 129

Abdurrahman b. Ebu Saîd r.a, babasından naklediyor Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#4,840
“Akil baliğ olan her kimsenin Cuma günü gusletmesi, dişlerini misvaklaması ve koku sürünmesi vaciptir.” Hadisin ravilerinden Bükeyr, Abdurrahman’ı zikretmemiş ve koku konusunda: “Kadın kokusu bile olsa sürünmelidir” demiştir.

Nesai, Cuma: 6 Hn: 1358; Buhârî, Cuma: 3; Ebû Davud, Tahara: 129

Evs b. Evs r.a’ten rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#4,839
Günlerinizin en değerlisi Cuma günüdür. Adem a.s, o günde yaratıldı, o gün vefat etti, ilk sur’a o gün üfürülecek, ikinci sur’a yine o gün üflenecektir. Bana çok salevat getirin. Sizin salevatlarınız Bana arzolunur. Ashab: “Ey Allah’ın Rasulü! Siz çürüyüp toprak olduğunuz halde bizim salevatlarımız size nasıl arzolunmaktadır” diye sorunca, Peygamber s.a.v şu cevabı verdi:  “Aziz ve Celil olan Allah, toprağa Peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi yasak etmiştir.”

Nesai, Cuma: 5 Hn: 1357; Ebû Davud, Salat: 207; İbn Mâce, Cenaiz: 65

 Semure b. Cündüp r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur:

#4,838
”Kim Cuma namazını mazereti olmaksızın terk ederse, bir dinar bedeli parayı tasadduk etsin, onu bulamazsa yarım dinar tasadduk etsin.” 

Nesai, Cuma: 3 Hn: 1355; Ebû Davud, Salat: 211

Rasûlullah s.a.v’in hanımlarından Hafsa r.anha, Peygamber s.a.v’in şöyle buyurduğunu naklediyor:

#4,837
”Akıl baliğ olan herkesin Cuma namazına gitmesi farzdır.”

Nesai, Cuma: 2 Hn: 1354; Ebû Davud, Tahara: 129

Rib’i b. Hıraş ve Huzeyfe r.anhüma’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: 

#4,836
 Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah, bizden öncekilere Cuma gününü kaybettirdi. Yahudilerin kutsal günleri Cumartesi Hıristiyanların ise Pazar günüdür. Allah, bize de Cuma gününü nasip etti böylece Cuma, Cumartesi, Pazar günleri mübarek ve kutsal günler oldular. Bu kutsal günlerde bize uyup arkamızdan geldikleri gibi kıyamet gününde de bizi takib edeceklerdir. Bu dünyada en son gelen ümmet biziz. Ahirette ise hesabı ilk görülecek olan yine biz olacağız.”

Nesai, Cuma: 1 Hn: 1351; Buhârî, Cuma: 1; Müslim, Cuma: 5

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#4,835
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Biz, sonraki gelen ümmet olarak öncekileri geçenleriz. Bizden öncekilere kitap verilmişti bize de verildi. Cuma günü onlara da farz kılınmıştı fakat onlar ayrılığa düştüler. Bu yüzden Allah, Cuma gününü bizlere nasip etti. Böylece tüm insanlar bize uymuş oldular. Yani Cuma bizim günümüzdür. Ertesi gün  Cumartesi Yahudilerin daha ertesi gün de Hıristiyanların kutsal günü oldu.” 

Nesai, Cuma: 1 Hn: 1350; Buhârî, Cuma: 1; Müslim, Cuma: 5

Enes b. Malik r.a'den rivâyet edilmiştir:

#2,898 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُفْطِرُ عَلَى تَمَرَاتٍ يَوْمَ الفِطْرِ قَبْلَ أَنْ يَخْرُجَ إِلَى الْمُصَلَّى”
 “Rasulullah s.a.v., Ramazan bayramında namazgaha çıkmadan önce bir kaç tane hurma yerdi.” 

Tirmizi, Cuma: 390 Hn: 543; Buhârî, Iydeyn: 4; Muvatta, Iydeyn: 3  Tirmîzî: Bu hadis hasen garib sahihtir.

Abdullah b. Büreyde r.a.’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,897 “كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لاَ يَخْرُجُ يَوْمَ الفِطْرِ حَتَّى يَطْعَمَ، وَلاَ يَطْعَمُ يَوْمَ الأَضْحَى حَتَّى يُصَلِّيَ”
“Peygamber s.a.v., Ramazan bayramı günü bir şey yemeden namaza çıkmaz, Kurban bayramında ise namaz kılıncaya kadar bir şey yemezdi.”

Tirmizi, Cuma: 390 Hn: 542; Buhârî, Iydeyn: 4; Muvatta, Iydeyn: 3  Tirmîzî: Bu konuda Ali ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Büreyde b. Husayb el Eslemî hadisi garib hadistir. Muhammed diyor ki: Sevap b. Utbe’nin bundan başka bir hadis rivâyet ettiğini bilmiyoruz. Bazı ilim adamları Ramazan bayramı namazına çıkmadan bir miktar hurma yemeyi, Kurban bayramı namazında ise namazdan çıkıncaya kadar bir şey yememeyi müstehab görürler.

Ebu Hüreyre r.a.'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,896 “كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا خَرَجَ يَوْمَ العِيدِ فِي طَرِيقٍ رَجَعَ فِي غَيْرِهِ”
“Rasulullah s.a.v. bayram günleri namazgaha bir yoldan giderse başka bir yoldan gelirdi.” 

Tirmizi, Cuma: 389 Hn: 541;  Buhârî, Iydeyn: 24  Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Amr ve Ebû Rafi’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen garibtir. Ebû Tumeyle ve Yunus b. Muhammed bu hadisi Fuley b. İsmail’den, Saîd b. el Hâris’den ve Câbir b. Abdillah’tan rivâyet etmişlerdir. Bazı ilim adamları bu hadise uyarak imâmın namazgaha giderken bir yoldan gelirken bir yoldan gelip gitmesini müstehab görmüşlerdir. Şâfii’de bu görüştedir. Câbir’den gelen rivâyet bu hadisten daha sahih görünüyor.

Ümmü Atıyye r.anha’dan rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah s.a.v.. bakire, genç kız, örtünme çağına gelmiş kız çocuklarıyla hayızlı kadınları bayram namazına çıkarırdı. Hayız halindeki kadınlar namaz kılınacak yerden uzak durur ve sadece Müslümanların dualarına katılmış olurlardı. Kadınlardan biri: 

#2,894 “أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُخْرِجُ الأَبْكَارَ، وَالعَوَاتِقَ، وَذَوَاتِ الخُدُورِ، وَالحُيَّضَ فِي العِيدَيْنِ، فَأَمَّا الحُيَّضُ فَيَعْتَزِلْنَ الْمُصَلَّى، وَيَشْهَدْنَ دَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ، قَالَتْ إِحْدَاهُنَّ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا جِلْبَابٌ، قَالَ: فَلْتُعِرْهَا أُخْتُهَا مِنْ جَلاَبِيبِهَا”
 “Ey Allah’ın Rasulü, kadının tüm vücudunu örtecek dış elbise yoksa” deyince şöyle buyurdular: “Eğer katılacaksa bir kardeşinden ödünç alsın.”

Ahmed b. Meni’, Hüşeym, Hişam b. Hassan, Hafsa binti Sirin ve Ümmü Atıyye r.anhüm’den bu hadisin bir benzerini rivayet etmiştir.
Tirmizi, Cuma: 388 Hn: 540; Tirmizi: Bu konuda İbn Abbas ve Cabir’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Ümmü Atıyye hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim adamları bu hadisle amel ederek kadınların bayram namazlarına çıkmalarına izin vermişler, bir kısmı da hoş karşılamamışlardır. Abdullah b. Mübarekten şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Kadınların bugün için bayram namazlarına çıkmalarını hoş bulmuyorum fakat kadın çıkmakta ısrar ederse süslenmeksizin günlük elbisesiyle çıkmasına izin versin. Kadın bu şekilde çıkmayı kabul etmezse kocası engel olabilir.” Âişe r.anha’in şöyle dediği de rivayet ediliyor:“Rasulullah s.a.v. kadınların bugün ortaya çıkardıkları giyim kuşam ve süslenme tarzlarını görmüş olsaydı, İsrail oğullarının kadınlarının yasaklandığı gibi onlara da mescide gitmeyi yasaklardı.” Sufyan es Sevri’den de: “Bugün kadınların bayram namazlarına çıkmalarını hoş görmediği de rivayet edilmiştir.”

Tirmizi, Cuma: 388 Hn: 539; Ebû Dâvûd, Salat: 238; Nesâî, Iydeyn: 3

 İbn Ömer r.a.'den rivâyet edilmiştir:

#2,893 “أَنَّهُ خَرَجَ يَوْمَ عِيدٍ فَلَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا، وَذَكَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَعَلَهُ”
“İbn Ömer bayram günü namazgaha çıktı. Bayram namazının ne öncesinde ne de sonrasında namaz kılmadı ve Rasulullah s.a.v.’in de böyle yaptığını hatırlattı.”

Tirmizi, Cuma: 387 Hn: 538; Muvatta, Salatül Iydeyn: 5; Ebû Dâvûd, Salat: 247

Adiyy b. Sabit r.a.’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: 

#2,892 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ يَوْمَ الفِطْرِ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا”
“Said b. Cübeyr’den işittiğime göre İbn Abbas’tan naklederek şöyle demişti: Rasulullah s.a.v. Ramazan bayramında namazgaha çıkarak iki rek’at bayram namazı kıldı, bayram namazının öncesinde ve sonrasında hiç namaz kılmadı.” 

Tirmizi, Cuma: 387 Hn: 537; Muvatta, Iydeyn: 5; Ebû Dâvûd, Salat: 247  Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah s.a.v.’in ashabından ve başka ilim adamları bu görüştedirler. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bazı ilim adamları ise bayram namazından önce ve sonra namaz kılınabileceği görüşündedir. Birinci görüş daha sahihtir.

Kesir b. Abdillah r.a.’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre:

#2,891 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَبَّرَ فِي العِيدَيْنِ فِي الأُولَى سَبْعًا قَبْلَ القِرَاءَةِ، وَفِي الآخِرَةِ خَمْسًا قَبْلَ القِرَاءَةِ”
“Rasulullah s.a.v., Ramazan ve Kurban bayramlarının namazlarında ilk rek’atta okumadan önce yedi diğer rek’atta okumadan önce beş tekbir alırdı.” 

Tirmizi, Cuma: 386 Hn: 536; Ebû Dâvûd, Salat: 242; Muvatta, Iydeyn: 4  Tirmîzî: Bu konuda Âişe, İbn Ömer ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Kesir’in dedesinden rivâyet edilen bu hadis hasendir. Bu hadis bu konuda Rasûlullah s.a.v.’den rivâyet edilen hadislerin en güzelidir. Kesir’in dedesinin adı; Amr b. Avf el Müzenî’dir. Sahabe ve diğer dönemlerin bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir. Ebû Hüreyre’nin Medîne’de bu şekilde namaz kıldığı rivâyet edilmiştir. Medînelilerin görüşü de böyledir. Mâlik b. Enes, Şâfii, Ahmed ve İshâk’ta bunlardandır. Abdullah b. Mes’ûd’tan bayram namazındaki tekbîrler konusunda şöyle dediği rivâyet ediliyor.“Bayram namazlarındaki fazla tekbîr sayısı dokuzdur; Birinci rek’atta okumadan önce beş tekbîr ikinci rek’atta okumayla başlayıp rükû’ tekbîriyle birlikte dört tekbîr alınır.” Peygamber s.a.v.’in ashabından pek çok kişiden benzeri rivâyetler vardır, Küfeliler ve Sûfyân es Sevrî de aynı görüştedir.

Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe r.a.’den rivâyet edildiğine göre:

#2,889 “عُمَرَ بْنَ الخَطَّابِ، سَأَلَ أَبَا وَاقِدٍ اللَّيْثِيَّ: مَا كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرَأُ بِهِ فِي الفِطْرِ وَالأَضْحَى؟ قَالَ: كَانَ يَقْرَأُ بِـ {ق وَالقُرْآنِ الْمَجِيدِ}، وَ {اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ القَمَرُ}”
 “Ömer b. Hattab, Ebu Vakid el Leysi’ye Rasulullah s.a.v. Ramazan ve Kurban bayramlarında ne okurdu? diye sordu da o da dedi ki: Kaf ve kamer surelerini okurdu.” 

Hennad, Sufyan b. Uyeyne ve Damre b. Said r.anhüm’den aynı senedle bu hadisin benzerini aktardı. Tirmizi: Ebu Vakid el Leysi’nin ismi, Haris b. Avf’tır. Hennad, Sufyan b. Uyeyne ve Damre b. Said r.anhüm’den aynı senedle bu hadisin benzerini aktardı.
Tirmizi, Cuma: 385 Hn: 535; Tirmizi: Ebu Vakid el Leysi’nin ismi, Haris b. Avf’tır.

Tirmizi, Cuma: 385 Hn: 534-535; Nesâî, Salat-ül Iydeyn: 12; Ebû Dâvûd, Salat: 243  Bu hadis hasen sahihtir

Numan b. Beşir r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,888 “كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرَأُ فِي العِيدَيْنِ وَفِي الجُمُعَةِ: بِ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى}، وَ {هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الغَاشِيَةِ}، وَرُبَّمَا اجْتَمَعَا فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ فَيَقْرَأُ بِهِمَا”
 “Rasulullah s.a.v. Ramazan ve Kurban bayramlarıyla Cuma’da A’la suresi ile Gaşiye suresini okurdu. Bazen Cuma ile Bayram günleri aynı güne tesadüf ederdi de yine aynı sureleri okurdu.” 

Tirmizi, Cuma: 385 Hn: 533;  Nesâî, Iydeyn: 12 Tirmîzî: Bu konuda Ebû Vakîd el Leysî, Semure b. Cündüp ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Numân b. Beşîr hadisi hasen sahihtir. Sûfyân es Sevrî ve Misâr, İbrahim b. Muhammed b. el Münteşir’den bu şekilde, Ebû Avâne’nin rivâyeti gibi rivâyet ettiler. Sûfyân b. Uyeyne rivâyeti ihtilaflıdır. Bir rivâyet şekli şöyledir; İbrahim b. Muhammed b. el Münteşir babasından, Habib b. Sâlim ve babasından ve Numân b. Beşîr’den gelmiştir. Halbuki Habib b. Sâlim’in babasından rivâyeti bilinmiyor. Habîb b. Salim, Numân b. Beşîr azâdlı kölesidir. Numân b. Beşîr’den bir çok hadis rivâyet etmiştir. İbn Uyeyne yoluyla İbrahim b. Muhammed b. el Münteşir’den onların rivâyetine benzer bir rivâyet edilmiştir ki şöyledir: Peygamber s.a.v. Ramazan ve Kurban bayramlarında Kaf sûresi ve Kamer sûresini okurdu. Şâfii de aynı görüştedir.

 Cabir b. Semure r.a.’den rivâyete göre, dedi ki: 

#2,887 “صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ العِيدَيْنِ غَيْرَ مَرَّةٍ وَلاَ مَرَّتَيْنِ بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ”
“Rasulullah s.a.v. ile beraber ne bir sefer ne iki sefer pek çok kere ezansız ve kametsiz olarak kıldım.”

Tirmizi, Cuma: 384 Hn: 532;  Muvatta, Iydeyn: 1; Nesâî, Iydeyn: 7 Tirmîzî:Bu konuda Câbir b. Abdillah ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Câbir b. Semure hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamı bu görüşte olup, Bayram namazlarında ve nafile namazlarda ezan ve kamet olmadığınısöylerler.

İbn Ömer r.a.'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#2,886 “كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبُو بَكْرٍ، وَعُمَرُ يُصَلُّونَ فِي العِيدَيْنِ قَبْلَ الخُطْبَةِ ثُمَّ يَخْطُبُونَ”
“Rasulullah s.a.v., Ebu Bekir ve Ömer, Ramazan ve Kurban bayramı namazlarını hutbeden önce kılarlar sonra hutbe okurlardı.” 

Tirmizi, Cuma: 383 Hn: 531;  Buhârî, Iydeyn: 8; Nesâî, Iydeyn: 14  Bu konuda Câbir ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Peygamber s.a.v.’in ashabından ve daha sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları bu hadise göre amel etmişler olup, Bayram namazlarında hutbe namazdan sonradır, demişlerdir. Namazdan önce ilk hutbe okuyanın, Mervan b. Hakem olduğu söylenir.

 Ali b. ebi Tâlib r.a.’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir:

#2,885 “مِنَ السُّنَّةِ أَنْ تَخْرُجَ إِلَى العِيدِ مَاشِيًا، وَأَنْ تَأْكُلَ شَيْئًا قَبْلَ أَنْ تَخْرُجَ”
 “Bayram namazına yürüyerek gitmek ve namaza çıkmadan bir şeyler yemek sünnettendir.”

Tirmizi, Cuma: 382 Hn: 530; Buhari, Iydeyn: 7  Tirmîzî: Bu hadis hasendir. Pek çok ilim adamı bu hadisle amel etmekte olup bayram namazlarına yürüyerek çıkmayı, Ramazan bayramına çıkmadan bir şeyler yemeyi müstehab görmüşlerdir. Tirmîzî: Özür sahibi olan kimsenin binitle çıkmasında bir sakınca yoktur.

Berâ b. Azib r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,884 “حَقٌّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ أَنْ يَغْتَسِلُوا يَوْمَ الجُمُعَةِ، وَلْيَمَسَّ أَحَدُهُمْ مِنْ طِيبِ أَهْلِهِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَالمَاءُ لَهُ طِيبٌ
“Cuma günü Müslüman’ın gusül abdesti alması hakkıdır. Evinden kokulanarak çıkması da güzeldir, koku bulamayanların ise sadece su ile yıkanıp temizlenmeleri yeterlidir.”

Tirmizi, Cuma: 381 Hn: 528-529; Ebû Dâvûd, Salat: 212  Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîd ve Ensâr’dan bir şeyh tarafından da hadis rivâyet edilmiştir. 529- Ahmed b. Menî’, Hüşeym’den, Yezîd b. ebî Ziyâd’tan aynı senedle bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.  Tirmîzî: Berâ hadisi hasendir. Hüşeym’in rivâyeti İsmail b. İbrahim et Teymî’nin rivâyetinden daha güzeldir. İsmail b. İbrahim et Teymî’nin hadiste zayıf olduğu söylenmiştir.

İbn Abbâs r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah s.a.v., Abdullah b. Revaha’yı bir müfreze başında komutan olarak göndermişti de bu Cuma gününe rastlamıştı. Askerler sabah erkenden yola çıktılar. Abdullah b. Revaha ise geri kalır Rasûlullah s.a.v. ile beraber Cuma’yı kılar ve arkadan yetişirim dedi. Namazdan sonra Rasûlullah s.a.v. onu gördü ve sabah erkenden arkadaşlarınla beraber niçin çıkmadın? Dedi. Bunun üzerine dedi ki: Sizinle beraber namaz kılayım sonra arkalarından yetişirim istedim. Bunun üzerine Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdular: 

#2,883 “لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ مَا أَدْرَكْتَ فَضْلَ غَدْوَتِهِمْ”
 “Yeryüzü dolusu para harcasan bile onların erken çıkışlarının değer ve kıymetini elde edemezsin.”

Tirmizi, Cuma: 380 Hn: 527; Müsned: 2203  Tirmîzî: Bu hadis garibtir, sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ali b. el Medînî, Yahya b. Saîd yoluyla Şu’be’den naklederek şöyle demiştir; El Hakem, Mıksem’den sadece beş hadis işitmiştir. Şu’be o hadisleri saymıştır, bu o hadislerden değildir. dolayısıyla el Hakem’in bu hadisi Şu’be’den işitmediği anlaşılıyor. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ortaya koymuştur. Kimi Cuma vakti girmeden savaş için yola çıkılabileceğini söylerken kimi de sabah olmuş iseCuma kılınmadan çıkılmaz demektedirler.

 İbn Ömer r.a.'den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,882 “إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الجُمُعَةِ فَلْيَتَحَوَّلْ مِنْ مَجْلِسِهِ ذَلِكَ”
 “Sizden birinize Cuma esnasında uyku galip gelirse bulunduğu yeri değiştirsin.”

Tirmizi, Cuma: 379 Hn: 526; Ebû Dâvûd, Salat: 231 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sehl b. Sad r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,881 “مَا كُنَّا نَتَغَدَّى فِي عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَلاَ نَقِيلُ إِلاَّ بَعْدَ الجُمُعَةِ”
“Rasulullah s.a.v. zamanında yemeğimizi Cuma’dan sonra yer, istirahatımızı da yine Cuma’dan sonra yapardık.”

Tirmizi, Cuma: 378 Hn: 525; Buhârî, Cuma: 40. Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Sehl b. Sa’d hadisi hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,880 “مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ”
“Her kim namazın bir rek’atına yetişirse o namaza yetişmiş olur.” 

Tirmizi, Cuma: 377 Hn: 524;  Ebû Dâvûd, Salat: 233; Nesâî, Cuma: 41 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Rasûlullah s.a.v.’in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamı bu hadise göre amel etmişler ve şöyle demişlerdir. “Kim Cuma namazının bir rek’atına yetişirse bir rek’at daha ilave eder ve Cuma namazını kılmış olur. Kim de ikinci rek’atın oturuşuna yetişirse Cuma’ya yetişmemiş olacağından dört rek’at kılması gerekir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır.

Ebu Hüreyre r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur:

#2,878 “مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا”
“Cuma’dan sonra namaz kılmak isteyen dört rek’at kılsın.” 

Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 523; Ebû Dâvûd, Salat: 236; Nesâî, Cuma: 44 Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Hasan b. Ali, Ali b. el Medinî ve Sûfyân b. Uyeyne’den naklederek şöyle demişlerdir: Süheyl b. ebî Salih’i hadis konusunda sabit ve sağlam bir kimse olarak kabul ederdik. Bazı ilim adamları da bu hadisle amel etmişlerdir. Abdullah b. Mes’ûd r.a.’den, Cuma’dan önce dört, Cuma’dan sonra dört rek’at kıldığı rivâyet edilmiştir. Ali b. ebî Tâlib’in Cuma’dan sonra iki rek’at ve dört rek’at kılınmasını emrettiği de rivâyet edilmiştir. Sûfyân es Sevrî ve İbn’ül Mübarek, İbn Mes’ûd’un görüşündedirler. Cuma’dan önce dört rek’at sonra dört rek’at sünnet kılarlar. İshâk’da diyor ki: Bir kimse Cuma’dan sonraki sünneti evinde kılarsa iki, mescidde kılarsa dört kılmalıdır, demekte ve bunu şu iki hadise dayandırmaktadır; “Rasûlullah s.a.v. Cuma’dan sonra evinde iki rek’at sünnet kılardı.” “Kim Cuma’dan sonra namaz kılacaksa dört rek’at kılsın.” Tirmîzî: Peygamber s.a.v.’in evinde Cuma’dan sonra iki rek’at kıldığını rivâyet eden İbn Ömer'dir. Yine İbn Ömer, Rasûlullah s.a.v.’den sonra mescidde iki rek’at sonrada dört rek’at kılardı. Aynı şekilde Ömer’in oğlu Sûfyân b. Uyeyne’den İbn Cüreyc ve Atâ’dan şöyle rivâyet etmiştir: “İbn Ömer’i Cuma’dan sonra iki rek’at sonra da dört rek’at kıldığını gördüm.” Saîd b. Abdurrahman el Mahzumî’den, Sûfyân b. Uyeyne’den, Amr b. Dinar’dan bize şöyle aktarılmıştır: “Hadis konusunda Zührî’den daha sağlam bir kimse görmedim. Paraya maddiyata ondan daha az değer veren bir kimse görmedim, onun yanında para, hayvan tersi gibi değersizdi.” Tirmîzî: İbn ebi Ömer’den işittiğime göre, şöyle demiştir: Sûfyân b. Uyeyne’den işittim şöyle diyordu:“Amr b. Dinar, Zührî’den daha yaşlı idi.”

- İbn Ömer r.a.’den rivâyete göre; İbn Ömer Cuma namazından sonra evinde iki rek’at namaz kılardı ve şöyle derdi:

#2,877 “أَنَّهُ كَانَ إِذَا صَلَّى الجُمُعَةَ انْصَرَفَ فَصَلَّى سَجْدَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ، ثُمَّ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ ذَلِكَ”
“Rasulullah s.a.v. aynı şekilde iki rek’at namaz kılardı.” 

Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 522; Ebû Daud, Salat: 238; Nesâî, Cuma: 42  Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sâlim r.a.’in babasından rivâyetine göre, şöyle demiştir:

#2,876 “عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الجُمُعَةِ رَكْعَتَيْ”
“Rasulullah s.a.v., Cuma’dan sonra iki rek’at sünnet kılardı.”

Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 521;  Buhârî, Cuma: 38; Nesâî, Cuma: 42 Tirmîzî: Bu konuda Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Aynı şekilde bu hadis Nafi’ ve İbn Ömer’den de rivâyet edilmiştir. Bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir. Şâfii ve Ahmed gibi.

Amr b. Şuayb rahimullah babasından o da dede(Abdullah b. Amr r.a.)'sinden rivâyetinde:

#2,703 عَنْ رَسُولِ اللَّهِ أَنَّهُ: " نَهَى عَنْ تَنَاشُدِ الْأَشْعَارِ فِي الْمَسْجِدِ، وَعَنِ الْبَيْعِ وَالِاشْتِرَاءِ فِيهِ، وَأَنْ يَتَحَلَّقَ النَّاسُ فِيهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَبْلَ الصَّلَاةِ
“Rasulullah s.a.v. mescidde karşılıklı şiirler okumaktan, alışveriş yapmaktan ve Cuma günü namazdan önce mescidde toplanıp halka olmayı yasakladı.”

Tirmizi, Salat: 240 Hn: 322 Dârimî, Salat: 118; Nesâî, Mesacid: 23 Tirmîzî: Bu konuda Büreyde, Câbir ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Abdullah b. Amr b. As hadisi hasendir. Amr b. Şuayb, Amr b. As’ın oğludur. Muhammed b. İsmail diyor ki: Ahmed İshâk ve diğer bazı kimseler Amr b. Şuayb’ın hadisiyle hüküm vermişler ve ameletmişlerdir. Muhammed diyor ki: Şuayb b. Muhammed dedesi Abdullah b. Amr’dan işitmiştir. Tirmîzî: Amr b. Şuayb hadisi hakkında söz edenler dedesinin sayfasından hadis rivâyet ettiği için onu zayıf saymışlardır. Sanki onlar aktardığı hadisleri dedesinden işitmediği görüşündedirler. Ali b. Abdillah diyor ki: Yahya b. Saîd’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir. Amr b. Şuayb’ın hadisi bizce makbul sayılmaz. İlim adamlarından bir kısmı mescidde alışverişi hoş karşılamamışlar, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Tabiin alimlerinden bir kısmından da mescidde alışveriş yapılabileceğine cevaz verdikleri rivâyet edilmiştir. Rasûlullah s.a.v.’den mescidde şiir söylenebileceğine ruhsat veren hadis rivâyet edilmiştir.

İbn Abbas (r.a.) dedi ki:

#2,466 كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرَأُ يَوْمَ الجُمُعَةِ فِي صَلاَةِ الفَجْرِ: تَنْزِيلُ السَّجْدَةَ، وَهَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ
“Rasülullah (s.a.v.) Cuma gününün sabah namazında Secde suresi ile İnsan suresini okurdu.”

Tirmizi, Cuma: 375 Hn: 520; Buhari, Cuma: 16 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Sad, İbn Mesud ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Sûfyân es Sevrî, Şu’be ve pek çok kimse bu hadisi Muhavvel’den rivâyet etmişlerdir.

Bera b. Azib (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,394 حَقٌّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ أَنْ يَغْتَسِلُوا يَوْمَ الجُمُعَةِ، وَلْيَمَسَّ أَحَدُهُمْ مِنْ طِيبِ أَهْلِهِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَالمَاءُ لَهُ طِيبٌ
“Cuma günü Müslüman’ın gusül abdesti alması hakkıdır. Evinden kokulanarak çıkması da güzeldir, koku bulamayanların ise sadece su ile yıkanıp temizlenmeleri yeterlidir.”

Tirmizi, Cuma: 381 Hn: 528-529; Ebu Davud, Salat: 212 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Ebu Said ve Ensar’dan bir şeyh tarafından da hadis rivâyet edilmiştir.

İbn Abbas (r.a.)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), Abdullah b. Revaha’yı bir müfreze başında komutan olarak göndermişti de bu Cuma gününe rastlamıştı. Askerler sabah erkenden yola çıktılar. Abdullah b. Revaha ise geri kalır Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber Cuma’yı kılar ve arkadan yetişirim dedi. Namazdan sonra Rasûlullah (s.a.v.) onu gördü ve sabah erkenden arkadaşlarınla beraber niçin çıkmadın? Dedi. Bunun üzerine dedi ki: Sizinle beraber namaz kılayım sonra arkalarından yetişirim istedim. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:

#2,393 بَعَثَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَبْدَ اللهِ بْنَ رَوَاحَةَ فِي سَرِيَّةٍ، فَوَافَقَ ذَلِكَ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَغَدَا أَصْحَابُهُ، فَقَالَ: أَتَخَلَّفُ فَأُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ أَلْحَقُهُمْ، فَلَمَّا صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَآهُ، فَقَالَ لَهُ: مَا مَنَعَكَ أَنْ تَغْدُوَ مَعَ أَصْحَابِكَ؟، فَقَالَ: أَرَدْتُ أَنْ أُصَلِّيَ مَعَكَ ثُمَّ أَلْحَقَهُمْ، فَقَالَ: لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ مَا أَدْرَكْتَ فَضْلَ غَدْوَتِهِمْ
 “Yeryüzü dolusu para harcasan bile onların erken çıkışlarının değer ve kıymetini elde edemezsin.”

  Tirmizi, Cuma: 380 Hn: 527; Ahmed, Müsned Hn: 2203 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis garibtir, sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ali b. el Medînî, Yahya b. Saîd yoluyla Şu’be’den naklederek şöyle demiştir; El Hakem, Mıksem’den sadece beş hadis işitmiştir. Şu’be o hadisleri saymıştır, bu o hadislerden değildir. dolayısıyla el Hakem’in bu hadisi Şu’be’den işitmediği anlaşılıyor. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ortaya koymuştur. Kimi Cuma vakti girmeden savaş için yola çıkılabileceğini söylerken kimi de sabah olmuş iseCuma kılınmadan çıkılmaz demektedirler. Bölüm: 381 Ø cuma günü misvaklanıp, güzel koku sürünmek

 İbn Ömer (r.a.)’dedi ki: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: 

#2,392 إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الجُمُعَةِ فَلْيَتَحَوَّلْ مِنْ مَجْلِسِهِ ذَلِكَ
 “Sizden birinize Cuma esnasında uyku galip gelirse bulunduğu yeri değiştirsin.”

 Tirmizi, Cuma: 379 Hn: 526; Ebu Davud, Salat: 231 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sehl b. Sad (r.a.) dedi ki: 

#2,391 مَا كُنَّا نَتَغَدَّى فِي عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَلاَ نَقِيلُ إِلاَّ بَعْدَ الجُمُعَةِ
“Rasülullah (s.a.v.) zamanında yemeğimizi Cuma’dan sonra yer, istirahatımızı da yine Cuma’dan sonra yapardık.”

 Tirmizi, Cuma: 378 Hn: 525; Buhari, Cuma: 40 ve diğerleri. Bu konuda Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Sehl b. Sa’d hadisi hasen sahihtir.

524- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,390
“Her kim namazın bir rek’atına yetişirse o namaza yetişmiş olur.” 

 (Ebû Dâvûd, Salat: 233; Nesâî, Cuma: 41) ž Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamı bu hadise göre amel etmişler ve şöyle demişlerdir. “Kim Cuma namazının bir rek’atına yetişirse bir rek’at daha ilave eder ve Cuma namazını kılmış olur. Kim de ikinci rek’atın oturuşuna yetişirse Cuma’ya yetişmemiş olacağından dört rek’at kılması gerekir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bölüm: 378 Ø cuma günü öğle istirahatı ve yemeğinin zamanı

Ebu Hüreyre (r.a.)’dedi ki: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,389 مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ
“Her kim namazın bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş olur.” 

 Tirmizi, Cuma: 377 Hn: 524; Ebu Davud, Salat: 233; Nesai, Cuma: 41 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamı bu hadise göre amel etmişler ve şöyle demişlerdir. “Kim Cuma namazının bir rek’atına yetişirse bir rek’at daha ilave eder ve Cuma namazını kılmış olur. Kim de ikinci rek’atın oturuşuna yetişirse Cuma’ya yetişmemiş olacağından dört rek’at kılması gerekir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bölüm: 378 Ø cuma günü öğle istirahatı ve yemeğinin zamanı

Ebû Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,388 مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا
“Cuma’dan sonra namaz kılmak isteyen dört rekat kılsın.” 

Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 523; Ebu Davud, Salat: 236; Nesai, Cuma: 44 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Hasan b. Ali, Ali b. el Medinî ve Sûfyân b. Uyeyne’den naklederek şöyle demişlerdir: Süheyl b. ebî Salih’i hadis konusunda sabit ve sağlam bir kimse olarak kabul ederdik. Bazı ilim adamları da bu hadisle amel etmişlerdir. Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den, Cuma’dan önce dört, Cuma’dan sonra dört rek’at kıldığı rivâyet edilmiştir. Ali b. ebî Tâlib’in Cuma’dan sonra iki rek’at ve dört rek’at kılınmasını emrettiği de rivâyet edilmiştir. Sûfyân es Sevrî ve İbn’ül Mübarek, İbn Mes’ûd’un görüşündedirler. Cuma’dan önce dört rek’at sonra dört rek’at sünnet kılarlar. İshâk’da diyor ki: Bir kimse Cuma’dan sonraki sünneti evinde kılarsa iki, mescidde kılarsa dört kılmalıdır, demekte ve bunu şu iki hadise dayandırmaktadır; “Rasûlullah (s.a.v.) Cuma’dan sonra evinde iki rek’at sünnet kılardı.” “Kim Cuma’dan sonra namaz kılacaksa dört rek’at kılsın.” Tirmîzî: Peygamber (s.a.v.)’in evinde Cuma’dan sonra iki rek’at kıldığını rivâyet eden İbn Ömer'dir. Yine İbn Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)’den sonra mescidde iki rek’at sonrada dört rek’at kılardı. Aynı şekilde Ömer’in oğlu Sûfyân b. Uyeyne’den İbn Cüreyc ve Atâ’dan şöyle rivâyet etmiştir: “İbn Ömer’i Cuma’dan sonra iki rek’at sonra da dört rek’at kıldığını gördüm.” Saîd b. Abdurrahman el Mahzumî’den, Sûfyân b. Uyeyne’den, Amr b. Dinar’dan bize şöyle aktarılmıştır: “Hadis konusunda Zührî’den daha sağlam bir kimse görmedim. Paraya (maddiyata) ondan daha az değer veren bir kimse görmedim, onun yanında para, hayvan tersi gibi değersizdi.” Tirmîzî: İbn ebi Ömer’den işittiğime göre, şöyle demiştir: Sûfyân b. Uyeyne’den işittim şöyle diyordu:“Amr b. Dinar, Zührî’den daha yaşlı idi.” Bölüm: 377 Ø cuma namazının bir rek’atına yetişenin durumu

İbn Ömer (r.a.)’dan;

#2,387 أَنَّهُ كَانَ إِذَا صَلَّى الجُمُعَةَ انْصَرَفَ فَصَلَّى سَجْدَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ، ثُمَّ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ ذَلِكَ
İbn Ömer r.a. Cuma namazından sonra evinde iki rekat namaz kılardı ve şöyle derdi:“Rasülullah (s.a.v.) aynı şekilde iki rekat namaz kılardı.” 

 Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 522; Ebu Davud, Salat: 238; Nesai, Cuma: 42 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Ömer r.a. dedi ki: 

#2,386 عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ
 “Rasülullah (s.a.v.), Cuma’dan sonra iki rekat sünnet kılardı.” 

  Tirmizi, Cuma: 376 Hn: 521; Buhari, Cuma: 38; Nesai, Cuma: 42 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Aynı şekilde bu hadis Nafi’ ve İbn Ömer’den de rivâyet edilmiştir. Bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir. Şâfii ve Ahmed gibi.

Rasülullah (s.a.v.)’in azat ettiği Ebu Rafi (r.a.)’in oğlu Ubeydullah rahimullah dedi ki:

#2,385 اسْتَخْلَفَ مَرْوَانُ أَبَا هُرَيْرَةَ عَلَى الْمَدِينَةِ، وَخَرَجَ إِلَى مَكَّةَ، فَصَلَّى بِنَا أَبُو هُرَيْرَةَ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَقَرَأَ سُورَةَ الجُمُعَةِ، وَفِي السَّجْدَةِ الثَّانِيَةِ: إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ، قَالَ عُبَيْدُ اللهِ: فَأَدْرَكْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ فَقُلْتُ لَهُ: تَقْرَأُ بِسُورَتَيْنِ كَانَ عَلِيٌّ يَقْرَأُ بِهِمَا بِالكُوفَةِ؟ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ: إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرَأُ بِهِمَا. وَفِي البَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، وَأَبِي عِنَبَةَ الخَوْلاَنِيِّ
“Mervan, Ebu Hüreyre (r.a.)’i kendi yerine Medine’de vekil bırakarak Mekke’ye gitmişti, Ebu Hüreyre bize Cuma namazını kıldırdı birinci rekatta Cuma suresini ikinci rekatta da münafıkun suresini okudu. Ubeydullah diyor ki: Ebu Hüreyre’ye vardım Ali’nin, Küfe’de ki okuduğu iki sureyi okuyorsun dedim. Bunun üzerine Ebu Hüreyre dedi ki: “Rasülullah (s.a.v.)’i bu iki sureyi okurken işitmiştim.”

 Tirmizi, Cuma: 374 Hn: 519; Nesai, Cuma: 40 ve diğerleri. Bu konuda İbn Abbas, Numan b. Beşir ve Ebu İnebe-t el Havlan.’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir. Yine Peygamber (s.a.v.)’in Cuma namazında A’la sûresi ile Gaşiye sûresini okuduğu da rivâyet edilmiştir. Ubeydullah b. ebî Rafî, Ali b. ebî Tâlib’in katibidir. Bölüm: 375 Ø cuma günü sabah namazında okunan sûreler

Enes (r.a.) dedi ki:

#2,384 لَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعْدَ مَا تُقَامُ الصَّلاَةُ يُكَلِّمُهُ الرَّجُلُ، يَقُومُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ القِبْلَةِ فَمَا يَزَالُ يُكَلِّمُهُ، وَلَقَدْ رَأَيْتُ بَعْضَهُمْ يَنْعَسُ مِنْ طُولِ قِيَامِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَهُ
“Rasulullah (s.a.v.)’i namaz için kamet getirildikten sonra cemaatten biri kıble ile Peygamber (s.a.v.) arasına dikilerek konuşurdu. Konuşma o kadar uzardı ki: Bu uzun süre içerisinde cemaatten bir kısmının uyuklayacak hale geldiklerini görmüşümdür.”

Tirmizi, Cuma: 373 Hn: 518; Nesai, Cuma: 36; Ebu Davud, Salat: 232 ve diğerleri. Bu hadis hasen sahihtir. Bölüm: 374 Ø cuma namazında okunan sûreler

Enes b. Malik (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: 

#2,383 كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُكَلَّمُ بِالحَاجَةِ إِذَا نَزَلَ عَنِ الْمِنْبَرِ
“Rasülullah (s.a.v.) Cuma hutbesini bitirip minberden inince bir ihtiyaç olduğu takdirde konuşur, görüşür sonra Cuma namazını kılardı.”

Tirmizi, Cuma: 373 Hn: 517; Nesai, Cuma: 36 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadisi sadece Cerir b. Hazim’in rivâyetinden bilmekteyiz. Tirmîzî: Muhammed’den işittim diyor ki: Cerir b. Hazim bu hadiste vehme düşmüştür. Sahih olan rivâyet yine Enes’den gelen rivâyettir ki şöyledir:“Namaz için kamet getirildi bu arada cemaatten bir kişi Peygamber (s.a.v)’in elini tuttu ve cemaatten bir kısmını uyku bastırıncaya kadar konuşup durdu.”Muhammed dedi ki: “İşte hadisin aslı budur.” Cerir b. Hazim bazen bir konuda vehme düşer fakat kendisi doğru bir kimsedir. Muhammed diyor ki: Cerir n Hazim, Sabit’in, Enes vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v.)’den rivâyet ettiği“Namaz için kamet getirildiğinde beni görmeden ayağa kalkmayın” hadisinde de vehme kapılmıştır. Muhammed yine diyor ki: Hammad b. Zeyd’den şöyle rivâyet edilmiştir: “Sabit el Bünanî’nin yanındaydık Haccac es Savvaf, Yahya b. ebî Kesir’den, Abdullah b.ebî Katâde’den, babasından ve Rasûlullah (s.a.v.)’den: “Namaz için kamet getirildiğinde beni görmeden kalkmayın” hadisini aktardı ki Cerir vehme kapılıp bu hadisi Sabit’in Enes yoluyla Rasûlullah (s.a.v.)’den rivâyet ettiğini zannetti.

Saib b. Yezid (r.a.) dedi ki:

#2,382 كَانَ الأَذَانُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَبِي بَكْرٍ، وَعُمَرَ، إِذَا خَرَجَ الإِمَامُ، وَإِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ، فَلَمَّا كَانَ عُثْمَانُ زَادَ النِّدَاءَ الثَّالِثَ عَلَى الزَّوْرَاءِ
 “Cuma günü ezan, Rasulullah (s.a.v.), Ebu Bekir ve Ömer zamanlarında imam minbere çıktığı anda okunurdu. Osman (r.a.)’ın halifeliği döneminde cemaat çoğalıp mescidde okunan ezanı işitemez hale gelince Medine çarşısında zevra denilen yerde kamet ve ezandan başka üçüncü bir ezanın okunmasını emretti.”

 Tirmizi, Cuma: 372 Hn: 516; Buhari, Cuma: 20 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Husayn rahimullah dedi ki:

#2,381 سَمِعْتُ عُمَارَةَ بْنَ رُوَيْبَةَ، وَبِشْرُ بْنُ مَرْوَانَ يَخْطُبُ، فَرَفَعَ يَدَيْهِ فِي الدُّعَاءِ، فَقَالَ عُمَارَةُ: قَبَّحَ اللَّهُ هَاتَيْنِ اليُدَيَّتَيْنِ القُصَيَّرَتَيْنِ، لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمَا يَزِيدُ عَلَى أَنْ يَقُولَ هَكَذَا، وَأَشَارَ هُشَيْمٌ بِالسَّبَّابَةِ
“Umara b. Rüveybe r.a.’den işittim, Bişr b. Mervan hutbe okuyordu dua ederken ellerini kaldırınca Umara şöyle dedi: Allah senin o iki zayıf ve kısa ellerini hayırdan mahrum etsin çünkü Rasulullah (s.a.v.)’i gördüm hutbe esnasında işaret parmağıyla işaretten başka bir ilavede bulunmazdı. Hadisi rivayet edenlerden Hüşeym bu olayı tarif etmek için işaret parmağını gösterdi.(Bazı alimler burada el kaldırmanın dua için olmayıp jest ve mimik şeklindeki hareketler de olabileceğini söylemişlerdir.)

 Tirmizi, Cuma: 371 Hn: 515; Buhari, Cuma: 33 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Muaz b. Enes (r.a.) dedi ki:

#2,380 أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الحِبْوَةَ يَوْمَ الجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ
“Peygamber (s.a.v.) Cuma günü imam hutbe okurken dizleri dikerek oturmayı yasakladı.”

 Tirmizi, Cuma: 370 Hn: 514; Ebu Davud, Salat: 226 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasendir. Ebû Mercûm’un ismi Abdurrahim b. Meymun’dur. Bazı ilim adamları imâm hutbe okurken dizleri dikerek oturmayı hoş görmemişler bir kısmı da böyle oturuşa ruhsat vermişlerdir. Abdullah b. Ömer ve başkaları gibi Ahmed ve İshâk imâm hutbe okurken dizleri dikerek oturmakta bir sakınca görmezler. Bölüm: 371 Ø minberde dua için elleri kaldırmanın hoş olmayışı

Muaz b. Enes el Cüheni (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#2,379 مَنْ تَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الجُمُعَةِ اتَّخَذَ جِسْرًا إِلَى جَهَنَّمَ
“Kim Cuma günü Müslümanların omuzlarından aşarak öne geçerse Cehenneme giden bir köprü kurmuş olur.” 

Tirmizi, Cuma: 369 Hn: 513; Nesai, Cuma: 20; Muvatta, Cuma: 8 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Sehl b. Muâz b. Enes el Cuhenî’nin hadisi garibtir. Çünkü bu hadisi sadece Rişdîn b. Sa’d rivâyetinden bilmekteyiz. İlim adamları bu hadisle amel etmişler ve Cuma günü omuzlardan atlayarak ön saflara geçmeyi hoş karşılamamışlar ve bu konuda sert davranmışlardır. Bazı hadisçiler Rişdîn b. Sa’d hakkında söz etmiş hafızası yönünden zayıflığını söylemişlerdir. Bölüm: 370 Ø imâm hutbe okurken dizleri dikerek oturmamak

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,378 مَنْ قَالَ يَوْمَ الجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ: أَنْصِتْ، فَقَدْ لَغَا
“Kim Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına sus derse boş iş yapmış olur.” 

Tirmizi, Cuma: 368 Hn: 512; Nesai, Cuma: 22; Muvatta, Cuma: 5 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda İbn ebi Evfa ve Cabir b. Abdillah’tan hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebu Hüreyre hadisi hasen sahihtir. İlim adamları bu hadise göre amel etmişler ve kişinin imâm hutbe okurken konuşmasını hoş karşılamamışlar bir başkası konuşursa onu işaretle susturabileceğini söylemişlerdir. Hutbe okunduğu esnada selam almak ve aksırana “Yerhamukallah” demek konusunda da ayrı görüşler benimsemişlerdir. Bir kısmı hutbe okunurken selam almaya ve aksırana karşılık vermeye ruhsat vermişlerdir. Ahmed ve İshâk bunlardandır. Tabiin ve sonraki dönem alimlerinden bir kısmı da hoş karşılamamışlardır. Şâfii gibi. Bölüm: 369 Ø cuma günü omuzları aşarak ön safa gitmenin uygun olmadığı

Abdullah b. Ebi Serh rahimullah'dan:

#2,377 أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الخُدْرِيَّ، دَخَلَ يَوْمَ الجُمُعَةِ وَمَرْوَانُ يَخْطُبُ، فَقَامَ يُصَلِّي، فَجَاءَ الحَرَسُ لِيُجْلِسُوهُ، فَأَبَى حَتَّى صَلَّى، فَلَمَّا انْصَرَفَ أَتَيْنَاهُ، فَقُلْنَا: رَحِمَكَ اللَّهُ، إِنْ كَادُوا لَيَقَعُوا بِكَ، فَقَالَ: مَا كُنْتُ لأَتْرُكَهُمَا بَعْدَ شَيْءٍ رَأَيْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ ذَكَرَ أَنَّ رَجُلاً جَاءَ يَوْمَ الجُمُعَةِ فِي هَيْئَةٍ بَذَّةٍ، وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَأَمَرَهُ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ
“Ebu Said el Hudri bir Cuma günü Mervan hutbe okurken mescide girdi ve namaza durdu. Görevliler onu oturtmak için geldiler fakat o oturmadı, diretti ve namazını kıldı. Namazını bitirince yanına vardık dedik ki: Allah seni esirgedi neredeyse görevliler seni namaz kılmaktan engelliyeceklerdi. Bunun üzerine şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.)’den gördüğüm bu iki rek’at namazı asla terk edecek değilim. Sonra Peygamber (s.a.v.) Cuma günü hutbe okurken pejmürde kıyafetle bir kişinin geldiğini Peygamber (s.a.v.)’in hutbe esnasında ona iki rek’at kılmayı emrettiğini ve onunda kıldığını hatırlattı.”

Tirmizi, Cuma: 367 Hn: 511; Buhari, Cuma: 31 ve diğerleri. İbn ebî Ömer der ki: Sûfyân b. Uyeyne, imâm hutbe okurken gelirse iki rek’at namaz kılar ve böyle yapılmasını emrederdi. Kur’ân öğretmeni Ebû Abdurrahman da aynı görüşte idi. Tirmîzî: İbn Ömer’den işittim İbn Uyeyne’den naklen demiştir ki: Muhammed b. Aclân hadis konusunda güvenilir ve emin bir kişidir. Tirmîzî: Bu konuda Câbir, Ebû Hüreyre, Sehl b. Sa'd’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Saîd el Hudrî hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bir kısım ilim adamları ise şöyle diyor: “İmam hutbe okurken mescide girerse oturur namaz kılmaz.” Sûfyân es Sevrî ve Küfelilerin görüşü böyledir. Fakat birinci görüş daha sahihtir. Kuteybe, Alâ b. Hâlid el Kureşî’den aktararak dedi ki: “Hasan el Basrî’yi gördüm imâm hutbe okurken mescide girdi iki rek’at namaz kıldı ve sonra oturdu.”Hasan el Basrî bu hadise uymuş olmak için böyle yapmıştır. Bu hadisi Câbir yoluyla rivâyet eden o’dur. Bölüm: 368 Ø imâm hutbe okurken konuşmama gereği

Cabir b. Abdillah (r.a.) dedi ki: 

#2,376 بَيْنَمَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ يَوْمَ الجُمُعَةِ إِذْ جَاءَ رَجُلٌ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَصَلَّيْتَ؟، قَالَ: لاَ، قَالَ: قُمْ فَارْكَعْ
“Cuma günü Peygamber (s.a.v.), hutbe okurken bir adam çıkageldi. Peygamber (s.a.v.) ona, namaz kıldın mı?”buyurdu. O da: “Hayır” deyince: “O halde kalk ve namaz kıl” buyurdu.

 Tirmizi, Cuma: 367 Hn: 510; Nesai, Cuma: 16; Buhari, Cuma: 31 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. (Bu konuda en sahih olan)

Abdullah b. Mesud (r.a.)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#2,375 كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اسْتَوَى عَلَى الْمِنْبَرِ اسْتَقْبَلْنَاهُ بِوُجُوهِنَا
“Rasulullah (s.a.v.) minberin üzerinde cemaate yöneldiği an bizler de yüzümüzü ona çevirirdik.” 

Tirmizi, Cuma: 366 Hn: 509;  Tirmîzî: Bu konuda İbn Ömer’den de rivâyet vardır. Bu hadisi Mansur’dan sadece Muhammed b. Fadl b. Atıyye’nin rivâyet ettiğini biliyoruz. Muhammed b. Fadl b. Atıyye hadisçiler yanında zayıftır ve tüm hadisleri zayıftır. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları imâm hutbe verirken ona dönmelidir derler. Sûfyân es Sevrî, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Tirmîzî:Bu konuda Peygamber (s.a.v.)’den sahih bir rivâyet yoktur.

Yala b. Ümeyye (r.a.) dedi ki:

#2,374 سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ: {وَنَادَوْا يَا مَالِكُ
“Rasulullah (s.a.v.)’i minberde: “O Cehennemlikler, Cehennem bekçisine Ey Malik diye seslenecekler. “Rabbin hükmünü verip işimizi bitiriversin, böyle yanmaktansa ölüp kül olmak iyidir. Görevli de diyecek ki: Hayır siz burada ölmeden bu şekilde ebedi olarak yanacaksınız.” Zuhruf suresi: 77. ayetini okurken işittim.

Tirmizi, Cuma: 365 Hn: 508;  Nesai, Cuma: 28 ve diğerleri. Tirmîzî: Yala b. Ümeyye hadisi hasen sahih garibtir. Bu hadisi İbn Uyeyne’nin hadisidir. İlim adamları imâmın hutbede Kuran’dan ayetler okuması gerektiğini söylemişlerdir. Şâfii: “İmâm hutbesinde Kur’ân okumaz ise hutbesini iade etmesi gerekir.” demektedir.   Bölüm: 366 Ø imâm hutbe okurken cemaat ona doğru dönmeli

Cabir b. Semure (r.a.) dedi ki:

#2,373 كُنْتُ أُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَكَانَتْ صَلاَتُهُ قَصْدًا، وَخُطْبَتُهُ قَصْدًا
“Rasülullah (s.a.v.) ile beraber namaz kılardım, O’nun hutbesi de namazı da orta uzunlukta olurdu.”

Tirmizi, Cuma: 364 Hn: 507; Nesai Cuma: 31 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Ammar b. Yasir, İbn ebi Evfa’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Cabir b. Semure hadisi hasen sahihtir.

İbn Ömer (r.a.) dan:

#2,372 أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَخْطُبُ يَوْمَ الجُمُعَةِ، ثُمَّ يَجْلِسُ، ثُمَّ يَقُومُ، فَيَخْطُبُ، قَالَ: مِثْلَ مَا تَفْعَلُونَ اليَوْمَ
“Rasülullah (s.a.v.) Cuma günü hutbe okurdu sonra oturur, sonra kalkar ve hutbesini sürdürürdü. İbn Ömer: “Bugünkü yapıldığı gibi” dedi.

 Tirmizi, Cuma: 363 Hn: 506; Buhari, Cuma: 29; Nesai, Cuma: 33 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda İbn Abbas, Cabir b. Abdillah, Cabir b. Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. İlim adamları iki hutbe arasının bir oturuşla ayrılması görüşündedirler. Bölüm: 364 Ø hutbenin uzun ve kısa olmayıp orta yollu olması

İbn Ömer (r.a.)’dan:

#2,371 أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَخْطُبُ إِلَى جِذْعٍ، فَلَمَّا اتَّخَذَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمِنْبَرَ حَنَّ الجِذْعُ حَتَّى أَتَاهُ فَالتَزَمَهُ فَسَكَنَ
 “Rasülullah (s.a.v.) bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu, bir minber edinince o kütük inledi. Rasülullah (s.a.v.) gelip ona sarılınca iniltisi kesildi.”

 Tirmizi, Cuma: 362 Hn: 505; Buhari, Cuma: 25 ve diğerleri. Bu konuda Enes, Cabir, Sehl b. Sad, Übey b. Kab, İbn Abbas ve Ümmü Seleme’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen garib sahihtir. Muâz b. Alâ Basralı olup Amr b. Alâ’nın kardeşidir. Bölüm: 363 Ø İki hutbe arasında oturmak

Enes r.a’dan:

#2,370 “أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُصَلِّي الجُمُعَةَ حِينَ تَمِيلُ الشَّمْسُ”
“Nebi s.a.v.güneş batıya meyletmeden önce kılan kimseye namazı yeniden kılması gerekir”demiyor.

Tirmizi, Cuma: 361 Hn: 504 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu konuda Seleme b. Ekva’, Câbir, Zübeyr b. Avvam’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Enes hadisi hasen sahihtir. İlim adamlarının çoğunluğu bu hadis üzerinde birleşmişler. Cuma’nın öğle vakti gibi kılınacağını söylemişlerdir. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Kimi ilim adamları da güneş batıya meyletmeden önce de kıla bilir demektedirler. Ahmed:

Enes b. Malik (r.a.)’dan:

#2,369 أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يُصَلِّي الجُمُعَةَ حِينَ تَمِيلُ الشَّمْسُ
 “Peygamber (s.a.v.) güneş batıya meylettiği zaman, Cuma’yı kılardı.” 

Tirmizi, Cuma: 361 Hn: 503; Buhari, Cuma: 15; Nesai, Cuma: 14 ve diğerleri.

(Tirmizi dedi ki:) Ahmed b. Hasen rahimullah'dan işittim, şöyle diyordu: Ahmed b. Hanbel’in yanında idik, Cumaya gitmek kimlere vâcibtir konusu geçti. Ahmed b. Hanbel bu konuda hiçbir şeyden bahsetmedi. Ahmed b. Hasan dedi ki: Ahmed b. Hanbel’e bu konuda Ebû Hüreyre’den hadis rivâyet edilmiştir dedim. Ahmed b. Hanbel, Peygamber (s.a.v.)’den mi? Dedi. Bende evet diyerek, Haccac b. Nusayr, Muarik b. Abbâd, Abdullah b. Saîd el Makburî, babasından ve Ebû Hüreyre’den

#2,368 الجُمُعَةُ عَلَى مَنْ آوَاهُ اللَّيْلُ إِلَى أَهْلِهِ
“Cuma’ya gitmek gece olmadan evine dönebilecek kadar uzaklıkta olan kimseye gereklidir”rivayetini aktardım. Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel kızdı ve bana böyle bir rivayet aktardığımdan dolayı, işlediğin günahtan dolayı “Rabbinden bağışlanma iste, Rabbinden bağışlanma iste” buyurdu. 

Tirmizi, Cuma: 361 Hn: 502 ve diğerleri. Tirmîzî: Ahmed b. Hanbel’in böyle yapması; bu hadisi hadis olarak kabul etmemesi ve senedinden dolayı zayıf kabul etmesindendir.

501- Kubâ’lı Süveyr (r.a.)’in babasından -ki bu kimse Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabındandı- rivayete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)

#2,351
“Rasulullah (s.a.v.) bize Kuba’dan Cumaya katılmamızı emrederdi.”

(Tirmîzî rivâyet etmiştir.) ž Ebû Hüreyre’den bu konuda yine bir hadis rivâyet edilmiştir ve sahih değildir. Tirmîzî: Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Bu konuda Rasûlullah (s.a.v.)’den sahih bir hadis rivâyet edilmemiştir. Ebû Hüreyre’den şu şekilde de bir rivâyet vardır: “Cuma için mescide gitmek, gece olmadan evine dönebilen kimseye gereklidir.” Bu hadisin senedi zayıftır, çünkü Abdullah b. Sa’d el Makburî’den, Muarik b. Abbâd yoluyla gelmektedir. Yahya b. Saîd el Kattan: Abdullah b. Saîd el Makburî’nin hadisinde zayıf bir kimse olduğunu söylemektedir. İlim adamları Cuma’ya gidilebilecek mesafe konusunda değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bir kısmı gece olmadan evine dönebilecek uzaklıkta olanlar gelebilir derken, bir kısmı da ezanı duyabilen kimselerin üzerine vâcibtir derler. Ahmed ve İshâk’ta bu görüşte olanlardandır

500- Muhammed b. Amr (r.a.), tarafından sahabe olduğu söylenen Ebûl Ca'd Eddamrî’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,339
“Kim ihmal edip özürsüz olarak cumayı üç kere bırakırsa, Allah o kimsenin kalbini mühürler.

(Nesâî, Cuma: 2; Müslim, Cuma: 12) ž Tirmîzî: Bu konuda İbn Ömer, İbn Abbâs ve Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebûl Ca'd hadisi hasendir. Tirmîzî: Muhammed’e Ebûl Ca'd Eddamrî’nin adını sordum, bilemedi ve şöyle dedi: “O’nun Peygamber (s.a.v.)’den rivâyeti olarak sadece bu hadisi biliyoruz.” Bu hadisi sadece Muhammed b. Amr’ın rivâyetinden bilmekteyiz.

499- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,338
“Kim Cuma günü cünüplük yıkanması gibi yıkanarak mescide ilk vakitlerde giderse; deve kurban etmiş sevabı gibi sevap kazanır, İkinci saatte giderse; inek kurban etmiş gibi sevap kazanır, üçüncü saatte giderse; büyük bir koç kurban etmiş gibi sevap kazanır, dördüncü saatte giderse; tavuk tasadduk etmiş gibi sevap kazanır, beşinci saatte giderse; bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap kazanır. imam minbere çıkınca melekler hazır olur ve hutbeyi dinlerler.”

(Nesâî, Cuma: 13) ž Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Amr ve Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir

498- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,337
“Kim güzelce abdestini alır Cuma için camiye gelerek imama yakın oturur, susar ve imamı dinlerse iki Cuma arasındaki işlediği küçük günahları üç gün fazlasıyla affedilir. Kim de hutbe esnasında çakıl taşları ve benzeri şeylerle meşgul olursa boş iş yapmış olacağından sevabını azaltmış olur.”

(Buhari, Cuma: 35; Nesâî, Cuma: 22) ž Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir