Toplam 16,407 Hadis
Konular

Cihadın Fazileti Kategorisi

Ebu Umame (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,254 لَيْسَ شَيْءٌ أَحَبَّ إِلَى اللهِ مِنْ قَطْرَتَيْنِ، وَأَثَرَيْنِ: قَطْرَةٌ مِنْ دُمُوعٍ فِي خَشْيَةِ اللهِ، وَقَطْرَةُ دَمٍ تُهَرَاقُ فِي سَبِيلِ اللهِ، وَأَمَّا الْأَثَرَانِ: فَأَثَرٌ فِي سَبِيلِ اللهِ، وَأَثَرٌ فِي فَرِيضَةٍ مِنْ فَرَائِضِ اللهِ
“Hiçbir şey Allah’a iki damla ve iki iz’den daha sevimli değildir. Allah’ın azabından korkarak ağlayan kişinin gözünden akan damla ile Allah yolunda savaş meydanında akıtılan kan damlası, iz’e gelince: Biri Allah yolunda savaşırken meydana gelen sakatlanma ve yara izi diğeri de Allah’ın farz kıldığı ibadetleri yaparken meydana gelen secde izi gibi.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1669 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,253 مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مِنْ مَسِّ الْقَتْلِ، إِلَّا كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مِنْ مَسِّ الْقَرْصَةِ
“Şehid kimsenin ölüm anındaki duyduğu acı çimdiklemeden dolayı duyduğu acı kadar basittir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1668; İbn Mace, Cihad: 16 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Osman’ın azadlı kölesi Ebu Salih rahimullah dedi ki: Osman b. Affân’ın minberde şöyle söylediğini işittim:

#2,252 إِنِّي كَتَمْتُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ كَرَاهِيَةَ تَفَرُّقِكُمْ عَنِّي، ثُمَّ بَدَا لِي أَنْ أُحَدِّثَكُمُوهُ لِيَخْتَارَ امْرُؤٌ لِنَفْسِهِ مَا بَدَا لَهُ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ يَوْمٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَنَازِلِ
“Yanımdan ayrılıp gitmenizi istemediğimden dolayı Rasulullah (s.a.v.)’den işittiğim şu hadisi gizlemiştim sonra onu size aktarmayı uygun buldum dolayısıyla herkes kendisi için uygun olanı seçsin Rasulullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: Allah yolunda savaşta bir gün nöbet tutmak İslam devletinin diğer hizmet birimlerinde bin gün nöbet tutmak veya hizmet etmekten daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1667; Nesai, Cihad: 39; İbn Mace: Cihad: 8 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Muhammed b. İsmail der ki: Ebû Salih, Osman b. Afvân’nın azâdlı kölesi olup ismi Bürkân’dır.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,251 مَنْ لَقِيَ اللَّهَ بِغَيْرِ أَثَرٍ مِنْ جِهَادٍ، لَقِيَ اللَّهَ وَفِيهِ ثُلْمَةٌ
Allah yolunda cihad etme fikri ve inancı kafasında kalbinde olmaksızın kim Allah’ın huzuruna varırsa kırık dökük ve yarım yamalak durumunda varmış olur.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1666; Müslim, İmara: 47; Nesai, Cihad: 2; Ebu Davud, Cihâd: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis Velid b. Müslim’in, İsmail b. Rafî’den rivâyeti dolayısıyla garibtir. Bazı hadisçiler İsmail b. Rafî’in zayıf olduğunu söylemişlerdir. Tirmizî: Muhammed’den işittim şöyle diyordu: Bu kimse güvenilir ve orta yollu bir râvîdir. Yine bu hadis Ebû Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Selman hadisinin senedi muttasıl olmayıp kopuktur. Muhammed b. Münkedir, Selman-ı Fârisî’ye ulaşmamıştır. Bu hadis aynı zamanda Eyyûb b. Musa’dan, Mekhûl’den, Şurahbil b. Sımt’tan ve Selman’dan da rivâyet edilmiştir.

Muhammed b. Münkedir rahimullah dedi ki:

#2,250 مَرَّ سَلْمَانُ الْفَارِسِيُّ بِشُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ وَهُوَ فِي مُرَابَطٍ لَهُ، وَقَدْ شَقَّ عَلَيْهِ وَعَلَى أَصْحَابِهِ، قَالَ: أَلَا أُحَدِّثُكَ يَا ابْنَ السِّمْطِ بِحَدِيثٍ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ قَالَ: بَلَى، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ، وَرُبَّمَا قَالَ: خَيْرٌ، مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ، وَمَنْ مَاتَ فِيهِ وُقِيَ فِتْنَةَ الْقَبْرِ، وَنُمِّيَ لَهُ عَمَلُهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
Selman-ı Farisi, Şürahbil b. Es Sımt’a uğramıştı. Şürahbil; askeri bir birlikte görevli olup arkadaşlarıyla beraber zorlu anlar yaşıyorlardı. Selman dedi ki: Ey İbn üs Semt! Rasulullah (s.a.v.)’den duyduğum bir hadisi sana aktarayım mı? Şürahbil: Evet anlat dedi. Selman dedi ki: Rasulullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: “Allah yolunda bir gün nöbet tutmak geceleri namazla geçirilen bir aylık oruçtan daha hayırlı ve sevaplı bir iştir. Ve her kim böyle bir görevi yaparken ölürse kabir azabından korunur ve onun işlediği hayırlı işler kıyamete kadar artırılarak büyütülür gider.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1665; Buhari Cihad: 2 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Sehl b. Sad (r.a.)’den, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,249 رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَمَوْضِعُ سَوْطِ أَحَدِكُمْ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَرَوْحَةٌ يَرُوحُهَا الْعَبْدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ لَغَدْوَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
“Allah’ın dinini yeryüzüne hakim kılma yolunda tutulacak bir günlük nöbet dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Birinizin kamçısının Cennet’teki işgal ettiği küçücük bir yer, yine dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Yine Allah yolunda yapılan bir gece ve gündüz yürüyüşü de dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 26 Hn: 1664; Nesai, Cihad: 7; Buhari, Cihad: 2 ve diğerleri.

Mikdam b. Mad, Kerib (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,248 لِلشَّهِيدِ عِنْدَ اللَّهِ سِتُّ خِصَالٍ: يُغْفَرُ لَهُ فِي أَوَّلِ دَفْعَةٍ، وَيَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ، وَيُجَارُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَيَأْمَنُ مِنَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ، وَيُوضَعُ عَلَى رَأْسِهِ تَاجُ الْوَقَارِ الْيَاقُوتَةُ مِنْهَا خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَيُزَوَّجُ اثْنَتَيْنِ وَسَبْعِينَ زَوْجَةً مِنَ الْحُورِ الْعِينِ، وَيُشَفَّعُ فِي سَبْعِينَ مِنْ أَقَارِبِهِ
“Şehidin, Allah katında altı özelliği vardır; şehid olur olmaz günahları affedilir, Cennet’teki gidip kavuşacağı yer kendisine gösterilir. Kabir azabından korunur kıyametteki en büyük korkudan güven içindedir. Başına vakar tac’ı giydirilir o taç üzerindeki tek bir yakut taşı dünyadan ve içindekilerden daha değerli ve kıymetlidir. Cennet’teki iri gözlü yetmiş iki huri ile evlendirilir. Akrabalarından yetmiş kişiye şefaat edebilmesine izin verilir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 25 Hn: 1663; İbn Mace: Cihad: 16 ve diğerleri.

Enes b. Malik (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,247 مَا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ يَسُرُّهُ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا غَيْرُ الشَّهِيدِ، فَإِنَّهُ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا، يَقُولُ: حَتَّى أُقْتَلَ عَشْرَ مَرَّاتٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، مِمَّا يَرَى مِمَّا أَعْطَاهُ مِنَ الْكَرَامَةِ
Cennetliklerden hiçbir kimseyi dünyaya tekrar dönmek sevindirmez. Sadece şehid sevinir. Çünkü o Allah’ın kendisine şehidlikten dolayı verdiği ikramı görüp bildiğinden dolayı tekrar dünyaya dönmeyi ve on sefer Allah yolunda öldürülmeyi yani şehid olmayı arzu eder.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 25 Hn: 1661-1662; Buhari, Cihad: 21 ve diğerleri. Tirmizî:Bu hadis hasen sahihtir. 1662- Muhammed b. Beşşâr, Muhammed b. Cafer vasıtasıyla Şu’be’den, Katâde’den, Enes’den bu hadisin mana olarak bir benzerini bize aktarmıştır.

Ebu Said el Hudri (r.a.) dedi ki:

#2,246 سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ أَيُّ النَّاسِ أَفْضَلُ؟ قَالَ: " رَجُلٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ "، قَالُوا: ثُمَّ مَنْ؟ قَالَ: " ثُمَّ مُؤْمِنٌ فِي شِعْبٍ مِنَ الشِّعَابِ يَتَّقِي رَبَّهُ، وَيَدَعُ النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ
Rasulullah (s.a.v.)’e insanların hangisi daha değerli ve kıymetlidir? Diye soruldu. Buyurdular ki: “Allah yolunda cihad eden kişidir.” Sonra kimdir? Dediler. “Kenar ve kıyı bölgelere çekilip insanlardan uzaklaşan Rabbine kulluğunu artırıp yolunu Allah ve Rasulü ile bulmaya çalışan ve insanlara zararım dokunmasın diyen kimsedir” buyurdular.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 24 Hn: 1660; Nesai, Cihad: 7 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis sahihtir.

Ebu Bekir b. Ebi Musa el Eşar rahimullah dedi ki: Düşmanla karşı karşıya iken babamdan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,245 إِنَّ أَبْوَابَ الْجَنَّةِ تَحْتَ ظِلَالِ السُّيُوفِ "، فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ رَثُّ الْهَيْئَةِ: أَأَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ يَذْكُرُهُ؟ قَالَ: نَعَمْ، فَرَجَعَ إِلَى أَصْحَابِهِ، فَقَالَ: أَقْرَأُ عَلَيْكُمُ السَّلَامَ، وَكَسَرَ جَفْنَ سَيْفِهِ فَضَرَبَ بِهِ حَتَّى قُتِلَ
“Cennet’in kapıları kılıçların gölgeleri altındadır.” Bunun üzerine o toplumun garib görüntülü bir adam: Bunu söylerken Rasulullah (s.a.v.)’den bizzat sen işittin mi? dedi. Ebu Musa el Eşari evet deyince o adam arkadaşları yanına döndü size selam olsun deyip kılıcının kınını kırıp şehid oluncaya kadar düşmanla çarpıştı.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 23 Hn: 1659; Buhari, Cihad: 22 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis sahih garib olup bu hadisi sadece Cafer b. Süleyman ed Dubaî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû Imrân el Cevnî’nin ismi Abdulmelik b. Habib’tir. Ebû Bekir b. Ebî Musa hakkında: Ahmed b. Hanbel o onun ismidir der.

Eb Hüreyre (r.a.) dedi ki:

#2,244 سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ أَيُّ الْأَعْمَالِ أَفْضَلُ، أَوْ أَيُّ الْأَعْمَالِ خَيْرٌ؟ قَالَ: " إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ "، قِيلَ: ثُمَّ أَيُّ شَيْءٍ؟ قَالَ: " الْجِهَادُ سَنَامُ الْعَمَلِ "، قِيلَ: ثُمَّ أَيُّ شَيْءٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " ثُمَّ حَجٌّ مَبْرُورٌ
Rasulullah (s.a.v.)’e hangi amel daha değerli ve kıymetlidir diye sorulduğunda “Allah’a ve Rasulüne iman etmektir” buyurdu. Sonra hangi amel denildi? “Cihad tüm amellerin zirvesidir” buyurdu. Sonra hangi amel denildi? “Kabul edilmiş hac” buyurdular.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 22 Hn: 1658; Nesai, Cihad: 17; İbn Mace, Cihad: 1 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Muaz b. Cebel (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,243 مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِنْ رَجُلٍ مُسْلِمٍ فُوَاقَ نَاقَةٍ، وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ، وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ نُكِبَ نَكْبَةً، فَإِنَّهَا تَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَغْزَرِ مَا كَانَتْ، لَوْنُهَا الزَّعْفَرَانُ، وَرِيحُهَا كَالْمِسْكِ
“Müslüman bir kimse Allah yolunda bir devenin sütünün sağılacağı kadar savaşırsa kendisine Cennet vacib olur. Yine bir kimse Allah yolunda savaşırken bir yara alır veya herhangi bir sıkıntıya uğrarsa kıyamet gününde o yara ve sıkıntı olduğundan daha ağır olarak gelir rengi zaferan kokusu misk kokusu gibidir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 21 Hn: 1657; Nesai, Cihad: 27 ve diğerleri. Hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,242 لَا يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ، إِلَّا جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ، وَالرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ
“Bir kimse Allah yolunda cihad ederken yaralanırsa -Kendi yolunda kimin yara aldığını Allah daha iyi bilir- Kıyamet günü Allah’ın huzuruna aldığı yaranın rengi kan rengi kokusu misk kokusu olduğu halde gelecektir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 21 Hn: 1656; Nesai, Cihad: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,241 ثَلَاثَةٌ حَقٌّ عَلَى اللَّهِ عَوْنُهُمْ: الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَالْمُكَاتَبُ الَّذِي يُرِيدُ الْأَدَاءَ، وَالنَّاكِحُ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ
“Üç kişi vardır ki onlara yardım etmek Allah için bir haktır. Allah yolunda cihad eden kimse, hürriyetine kavuşabilmek için tesbit edilen belli bir parayı ödemek için çalışıp çabalayan köle, zinadan korunmak için evlenen kimse.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 20 Hn: 1655; Nesai, Nikah: 5 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Muaz b. Cebel (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,240 مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْقَتْلَ فِي سَبِيلِهِ صَادِقًا مِنْ قَلْبِهِ، أَعْطَاهُ اللَّهُ أَجْرَ الشَّهِيدِ
“Kim gerçekten içinden gelerek samimiyetle şehid olmayı isterse Allah o kimseye şehid mükafatı verir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 19 Hn: 1654; Nesai, Cihad: 36; Ebu Davud, Cihad: 40 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Sehl b. Huneyf (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,239 مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ مِنْ قَلْبِهِ صَادِقًا، بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ
“Kim gerçekten içinden gelerek samimiyetle şehid olmayı isterse; Allah o kimseyi yatağında ölse bile şehidlerin derecesine ulaştırır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 18 Hn: 1653; Nesai, Cihad: 36; Ebu Davud, Cihad: 40 ve diğerleri. Tirmizî: Sehl b. Huneyf hadisi hasen garib olup bu hadisi sadece Abdurrahman b. Şüreyh’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Abdullah b. Salih bu hadisi Abdurrahman b. Şüreyh’den rivâyet etmiştir. Abdurrahman b. Şüreyh, Ebû Şüreyh künyesiyle anılmaktadır. Kendisi, İskenderiyelidir. Bu konuda Muâz b. Cebel’den de hadis rivâyet edilmiştir.

İbn Abbas (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,238 أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ النَّاسِ؟ رَجُلٌ مُمْسِكٌ بِعِنَانِ فَرَسِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِالَّذِي يَتْلُوهُ؟ رَجُلٌ مُعْتَزِلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ يُؤَدِّي حَقَّ اللَّهِ فِيهَا، أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِشَرِّ النَّاسِ؟ رَجُلٌ يُسْأَلُ بِاللَّهِ وَلَا يُعْطِي بِهِ
“Kulaklarınızı açın dikkat edin size insanların en hayırlısı kimdir? Haber vereyim mi? Allah yolunda cihad için atının dizginine yapışmış kimsedir. Yine dikkatli dinleyin bundan sonraki hayırlı kişiyi size haber vereyim mi? Bir miktar koyunu ile insanlardan uzaklaşan o koyunlarda Allah’ın hakkını yerine getiren kimsedir. Dikkat edin insanların en şerlisini size haber vereyim; kendisinden Allah rızası için bir şeyler istenmesine rağmen hiçbir şey vermeyen kimsedir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 18 Hn: 1652; Nesai, Cihad: 16 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu hadis değişik şekillerde de İbn Abbas’tan rivâyet edilmiştir.

Enes (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,237 لَغَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَقَابُ قَوْسِ أَحَدِكُمْ أَوْ مَوْضِعُ يَدِهِ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَوْ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَتْ إِلَى الْأَرْضِ، لَأَضَاءَتْ مَا بَيْنَهُمَا وَلَمَلَأَتْ مَا بَيْنَهُمَا رِيحًا، وَلَنَصِيفُهَا عَلَى رَأْسِهَا خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
“Allah yolunda sabah akşam cihad için bir yürüyüş; dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Sizden birinizin Cennet’teki bir yay kadar el kadar veya yeri dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet kadınlarından bir kadın eğilip te dünyaya bir baksa; yerle gök arasını aydınlatır ve onların arasını güzel koku ile doldurur o Cennet’teki bir kadının başındaki örtüsü dünya ve içindeki tüm şeylerden daha hayırlı ve kıymetlidir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 17 Hn: 1651; Buhari, Cihad: 5; İbn Mace, Cihad: 2 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis sahihtir.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından bir kimse tatlı su kaynağı bulunan bir toplumun yanından geçti oranın manzarası ve o iş hoşuna gitti ve şöyle dedi: Keşke insanlardan uzaklaşıp manzarası güzel şu toplumun yanında yerleşsem…! Ama Rasûlullah (s.a.v.)’den izin almadan bu işi yapmayacağım dedi ve durumu Rasûlullah (s.a.v.)’e anlattı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,236 َرَّ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ بِشِعْبٍ فِيهِ عُيَيْنَةٌ مِنْ مَاءٍ عَذْبَةٌ، فَأَعْجَبَتْهُ لِطِيبِهَا، فَقَالَ: لَوِ اعْتَزَلْتُ النَّاسَ فَأَقَمْتُ فِي هَذَا الشِّعْبِ، وَلَنْ أَفْعَلَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ رَسُولَ اللَّهِ فَذَكَرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ فَقَالَ: " لَا تَفْعَلْ، فَإِنَّ مُقَامَ أَحَدِكُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ مِنْ صَلَاتِهِ فِي بَيْتِهِ سَبْعِينَ عَامًا، أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَيُدْخِلَكُمُ الْجَنَّةَ؟ اغْزُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَوَاقَ نَاقَةٍ، وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ
“Halktan uzaklaşıp bu rahat işi yapma sizden birinizin Allah yolunda cihad için kısa bir süre olsa bulunması yetmiş yıl evinde kılacağı nafile namazdan daha kıymetli ve değerlidir. Allah’ın sizi affetmesini ve Cennetine koymasını istemez misiniz? O halde Allah yolunda savaşın. Kim, Allah yolunda deve sütünün sağılması kadar bile kısa sürede olsa savaşırsa Cennet o kimseye vacib olur.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 17 Hn: 1650; Buhari, Cihad: 5; İbn Mace, Cihad: 2 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Ebu Hureyre ve İbn Abbas (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,235 غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
“Allah yolunda cihad için bir sabah veya akşam yürüyüşü Dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 17 Hn: 1649; Buhari, Cihad: 5; İbn Mace, Cihad: 2 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sehl b. Sa’d’den hadis rivâyet eden Ebû Hâzîm, Zahid bir kimse olup Medînelidir, ismi: Seleme b. Dinar’dır. Ebû Hüreyre’den rivâyet eden Ebû Hâzim ise Ebû Hâzim el Eşcaî olup Küfelidir. İsmi: Selman’dır. Azze el Eşcaîyye’nin azâdlı kölesidir.

Sehl b. Sad es Saidi (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,234 غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَمَوْضِعُ سَوْطٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
“Allah yolunda cihad etmek için bir sabah erkenden yola çıkmak dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır. Cennet’teki bir kamçı boyu kadar yer dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 17 Hn: 1648; Nesai, Cihad: 11 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Ebu Hüreyre, İbn Abbas, Ebu Eyyub ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Musa (r.a.) dedi ki:

#2,232 سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ عَنِ الرَّجُلِ يُقَاتِلُ شَجَاعَةً، وَيُقَاتِلُ حَمِيَّةً، وَيُقَاتِلُ رِيَاءً، فَأَيُّ ذَلِكَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ؟ قَالَ: " مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا، فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
Rasulullah (s.a.v.)’e yiğitlik veya toprak ve kabile müdafası ve gösteriş için savaşan kimselerden hangisinin Allah yolunda savaşçı olduğu soruldu da şöyle buyurdular: “Her kim İslam, yeryüzüne hakim ve otorite olsun diye savaşırsa o kimse; Allah yolunda savaşıyor demektir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 16 Hn: 1646; Müslim, İmara: 42; İbn Mace, Cihad: 15 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Enes b. Malik r.a. diyor ki:

#2,231 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَتُطْعِمُهُ، وَكَانَتْ أُمُّ حَرَامٍ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، فَدَخَلَ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ، وَجَلَسَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، قَالَتْ: فَقُلْتُ: مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَيَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ مُلُوكٌ عَلَى الْأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلَ الْمُلُوكِ عَلَى الْأَسِرَّةِ "، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ، فَدَعَا لَهَا، ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ، ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ، قَالَتْ: فَقُلْتُ: مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَيَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ "، نَحْوَ مَا قَالَ فِي الْأَوَّلِ، قَالَتْ: فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ، قَالَ: " أَنْتِ مِنَ الْأَوَّلِينَ "، قَالَ: فَرَكِبَتْ أُمُّ حَرَامٍ الْبَحْرَ فِي زَمَانِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ فَهَلَكَتْ
Rasulullah (s.a.v.), Milhan’ın kızı Ümmü Haram’ın yanına girerdi. Ümmü Haram kendisine yemek yedirirdi. Ümmü Haram, Ubade b. Samit’in nikahlısıydı. Günlerden bir gün onun yanına girmişti de o da Rasulullah (s.a.v.)’e yemek yedirmişti. Biraz istirahat için uyuyan Rasulullah (s.a.v.)’in başı ucuna oturmuştu. Rasulullah (s.a.v.) uyudu biraz sonra gülerek uyandı. Ümmü Haram dedi ki: Ey Allah’ın Rasulü neden güldün? Dedim. Buyurdular ki: Ümmetimden bazı kimseler gazi olarak rüyamda bana gösterdiler şu denizin üzerindeki gemilere tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi binmiş Allah yolunda savaşa gidiyorlardı. Ben: Ey Allah’ın Rasulü! Allah’a dua et de beni onlardan kılsın dedim, Rasulullah (s.a.v.) ona dua etti. Sonra başını koyup uyudu, hemen arkasından gülerek yine uyandı. O’na Ey Allah’ın Rasulü dedim seni güldüren nedir? Şöyle buyurdular: Ümmetimden bazı kimseler Allah yolunda gazi olarak bana gösterildiler diyerek önceki sözünün bir benzerini söyledi. Ümmü Haram dedi ki: Ey Allah’ın Rasulü dedim beni onlardan kılması için Allah’a dua et. Rasulullah (s.a.v.), sen öncekilerdensin buyurdu. Muaviye b. Ebi Sufyan zamanında Ümmü Haram, deniz yolculuğuna çıktı. Dönüşünde binmesi için ona bir katır getirilmişti de o hayvan onu sırtından atmıştı boynu kırılarak orada vefat etmişti.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 15 Hn: 1645; Buhari, Cihad: 62; Ebu Davud, Cihad: 15; Darimi Cihad: 29 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ümmü Haram binti Milhan Ümmü Süleym’in kız kardeşidir. Enes b. Mâlik’in teyzesidir.

Fedale b. Ubeyd rahimullah diyor ki: Ömer b. Hattâb’tan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyuruyordu:

#2,230 الشُّهَدَاءُ أَرْبَعَةٌ: رَجُلٌ مُؤْمِنٌ جَيِّدُ الْإِيمَانِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ، فَذَلِكَ الَّذِي يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهِ أَعْيُنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ هَكَذَا "، وَرَفَعَ رَأْسَهُ حَتَّى وَقَعَتْ قَلَنْسُوَتُهُ، قَالَ: فَمَا أَدْرِي أَقَلَنْسُوَةَ عُمَرَ أَرَادَ أَمْ قَلَنْسُوَةَ النَّبِيِّ قَالَ: " وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ جَيِّدُ الْإِيمَانِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَكَأَنَّمَا ضُرِبَ جِلْدُهُ بِشَوْكِ طَلْحٍ مِنَ الْجُبْنِ أَتَاهُ سَهْمٌ غَرْبٌ فَقَتَلَهُ، فَهُوَ فِي الدَّرَجَةِ الثَّانِيَةِ، وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ خَلَطَ عَمَلًا صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ، فَذَلِكَ فِي الدَّرَجَةِ الثَّالِثَةِ، وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ أَسْرَفَ عَلَى نَفْسِهِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ، فَذَلِكَ فِي الدَّرَجَةِ الرَّابِعَةِ
Şehidler dört çeşittir; 1- Düşmanla karşılaşıp öldürülünceye kadar Allah’a sadık kalan, sağlam imanlı mümin kişidir. Bu kişiye kıyamet günü insanlar gözlerini kaldırarak bakacaklardır derken başını o derece kaldırdı ki başındaki külahı düştü. Ravi diyor ki külahı düşen Peygamber mi idi yoksa Ömer mi idi bilemiyorum. 2- Yine bir kimse ki düşmanla karşı karşıya gelip şaşkın bir okun kendisine isabet etmesiyle şehid olmuştur, bunun da duyduğu acı sanki muz ağacının dikeni batmış gibi ürkeklik duyan kimse gibidir. Bu da sağlam imanlı, mümin bir kişidir ki ikinci derecede olan da budur. 3- Hayatta iken iyi işleri de olup kötü işler de işleyen günahkar bir mümin kimse düşmanla karşılaşır ve Allah’a verdiği sözü yerine getirinceye kadar sözünde durup şehid olan kimsedir ki buda üçüncü derecedir. 4- Yine bir adam ki hayatı boyunca nefsine zulmederek fazla günah işleyerek düşmanla karşılaşmış ve Allah’a verdiği sözde durarak şehid oluncaya kadar savaşan kimsedir ki dördüncü derecede budur.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 14 Hn: 1644; Ahmed, Müsned Hn: 145 ve diğerleri. ž Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Atâ b. Dinar’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Muhammed’den işittim şöyle diyordu: Saîd b. ebî Eyyûb bu hadisi Atâ b. Dinar’dan rivâyet etmiştir. Dedi ki: Havlân şeyhlerinden rivâyet etmiştir ve bu rivâyetinde de “Ebû Yezîd”ten dememiştir. Atâ b. Dinar rivâyet yönünden zararsız makbul bir kimsedir.

Enes (r.a.)’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,229 مَا مِنْ عَبْدٍ يَمُوتُ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا وَأَنَّ لَهُ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا إِلَّا الشَّهِيدُ، لِمَا يَرَى مِنْ فَضْلِ الشَّهَادَةِ، فَإِنَّهُ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَيُقْتَلَ مَرَّةً أُخْرَى
“Ölen ve Allah katında Cennet hayrına erişen hiçbir kul, Cennet’ten tekrar geri dünyaya dönmeyi tüm içindekilerle birlikte dünyanın kendisinin olmasını istemez ancak şehid bunun dışındadır. Çünkü o şehidliğin değeri ve kıymetini bildiğinden dolayı tekrar dünyaya dönmeyi ve tekrar şehid olmayı arzu eder.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 13 Hn: 1642; İbn Mace, Cihad: 16 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İbn ebî Ömer ve Sûfyân b. Uyeyne diyorlar ki: Amr b. Dinâr, Zührî’den daha yaşlıdır.

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,228 عُرِضَ عَلَيَّ أَوَّلُ ثَلَاثَةٍ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ: شَهِيدٌ، وَعَفِيفٌ مُتَعَفِّفٌ، وَعَبْدٌ أَحْسَنَ عِبَادَةَ اللَّهِ وَنَصَحَ لِمَوَالِيهِ
“Cennete ilk önce girecek üç kişi bana gösterildi; Şehid, iffetli ve kanaatkar kimse, Allah’a kulluğunu güzelce yapıp efendilerine karşı samimi olan köle.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 13 Hn: 1642; İbn Mace, Cihad: 16 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Ka’b b. Mâlik (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,227 إِنَّ أَرْوَاحَ الشُّهَدَاءِ فِي طَيْرٍ خُضْرٍ تَعْلُقُ مِنْ ثَمَرِ الْجَنَّةِ أَوْ شَجَرِ الْجَنَّةِ
“Şehidlerin ruhları sanki yemyeşil kuşların içersindedir. Cennet meyvelerine ve ağaçlarına takılırlar.” (Yani Cennet onların devamlı gezinti yerleridir.)

Tirmizi, Fedailil Cihad: 13 Hn: 1641; İbn Mace, Cihad: 16 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Enes (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,226 الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُكَفِّرُ كُلَّ خَطِيئَةٍ "، فَقَالَ جِبْرِيلُ: إِلَّا الدَّيْنَ، فَقَالَ النَّبِيُّ : " إِلَّا الدَّيْنَ
“Allah yolunda öldürülüp şehid olmak tüm günahlara keffarettir. Cibril (as.) dedi ki: Borç müstesnadır. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.)’de borç müstesnadır” buyurdular.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 13 Hn: 1640; Nesai, Cihad: 32; İbn Mace, Cihad: 16 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu konuda Kab b. Ucre, Cabir, Ebu Hüreyre, Ebu Katade’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis garibtir. Bu hadisin Ebû Bekr’in rivâyetinden olduğunu sadece bu ihtiyar adam olan Yahya b. Talha el Yerbûî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Tirmizî: Muhammed b. İsmail’e bu hadis hakkında sordum hadisi tanımadı ve şöyle dedi: Zannedersen Yahya b. Talha, Humeyd’in Enes vasıtasıyla rivâyet ettiği: Cennetlikler arasında şehîdten başka tekrar dünyaya dönmekten mutluluk duyan bir kimse yoktur” hadisini kastediyor olabilir.

İbn Abbas (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim buyuruyordu ki:

#2,225 عَيْنَانِ لَا تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ، وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
“İki göz var ki ateş onlara değmeyecek Allah’ın azabından korkarak ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 12 Hn: 1639; Nesai, Cihad: 33; İbn Mace, Cihad: 8 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Osman, Ebu Reyhane’den de hadis rivâyet edilmiştir. İbn Abbâs hadisi hasen sahih garib olup bu hadisi sadece Şuayb b. Ruzeyk rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Necîh es Sülemî (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyuruyordu:

#2,224 مَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَهُوَ لَهُ عَدْلُ مُحَرَّرٍ
“Kim Allah yolunda bir ok atarsa; bir köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 11 Hn: 1637; Nesai, Cihad: 26; İbn Mace, Cihad: 19 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Ebû Nüceyh: Amr b. Abese es Sülemi’dir. Abdullah b. Ezrak ise; Abdullah b. Yezîd’tir.

Abdullah b. Abdurrahman b. Ebul Hüseyn rahimullah’dan:, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,223 إِنَّ اللَّهَ لَيُدْخِلُ بِالسَّهْمِ الْوَاحِدِ ثَلَاثَةً الْجَنَّةَ، صَانِعَهُ يَحْتَسِبُ فِي صَنْعَتِهِ الْخَيْرَ، وَالرَّامِيَ بِهِ، وَالْمُمِدَّ بِهِ، وَقَالَ: ارْمُوا وَارْكَبُوا، وَلَأَنْ تَرْمُوا أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ تَرْكَبُوا، كُلُّ مَا يَلْهُو بِهِ الرَّجُلُ الْمُسْلِمُ بَاطِلٌ إِلَّا رَمْيَهُ بِقَوْسِهِ، وَتَأْدِيبَهُ فَرَسَهُ، وَمُلَاعَبَتَهُ أَهْلَهُ، فَإِنَّهُنَّ مِنَ الْحَقِّ
“Allah tek bir ok için üç kişiyi Cennete sokar; Allah rızasını kazanmak için hayır olarak ok yapanı, oku düşmana karşı atanı ve atma işinde yardımcı olanı. Rasulullah (s.a.v.) şöyle devam etti: Atıcı olun, binici olun! Atıcı olmanız binici olmanızdan bence daha iyidir. Müslüman kişinin oyun ve oyalanma olarak yaptığı her şey boş ve anlamsızdır. Ancak; kişinin atış yaptığı aletlerle meşgul olup oyalanması, atını tımar edip atın bakımıyla uğraşması ve oyalanması ve hanımıyla oynaşıp meşgul olması batıl ve boş eğlencelerden olmayıp hak, gerçek ve sevap kazandıran oyun ve eğlencelerdir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 11 Hn: 1637; Nesai, Cihad: 26; İbn Mace, Cihad: 19 ve diğerleri. Ahmed b. Menî’, Yezîd b. Harun vasıtasıyla Hişâm ed Destevai’den, Yahya b. Ebî Kesir’den, Ebû Sellam’dan, Abdullah b. Ezrak’tan, Ukbe b. Amir el Cühenî’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Kab b. Mürre, Amr b. Abese, Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. tirmizi munkatı sened ile rivayet etti ardından muttasıl senedini zikrederek hadisin sıhhat derecesini ona göre belirledi.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,222 الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، الْخَيْلُ لِثَلَاثَةٍ: هِيَ لِرَجُلٍ أَجْرٌ، وَهِيَ لِرَجُلٍ سِتْرٌ، وَهِيَ عَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ، فَأَمَّا الَّذِي لَهُ أَجْرٌ، فَالَّذِي يَتَّخِذُهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُعِدُّهَا لَهُ هِيَ لَهُ أَجْرٌ، لَا يَغِيبُ فِي بُطُونِهَا شَيْءٌ إِلَّا كَتَبَ اللَّهُ لَهُ أَجْرًا
“Hayır ve iyilik kıyamete kadar atların (binit) alınlarında bağlıdır. At üç çeşittir; kimi atlar vardır ki: Sahibi için sevap kazandırır, kimi atlar vardır ki: Sahibinin fakirlik ve yoksulluğunu örter, kimi atlarda vardır ki: Sahibine günah kazandırır.” “Sahibine sevap kazandıran at; Allah yolunda cihad için hazırlanıp büyütülür ki bu at sahibine daima sevap kazandırır o atlara yedirilen her şey karşılığında Allah o kimseye sevap yazar.” Bu hadis biraz uzuncadır.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 10 Hn: 1636; Nesai, Hayl: 1; İbn Mace: Cihad: 14 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes, Zeyd b. Eslem’den, Ebû Salih’den, Ebû Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.

Amr b. Abese (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,221 مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Kim Allah’ın dinini yeryüzünde en üstün kılma yolunda gayret ederek saç ve sakalını ağartırsa o kıllar kıyamet günü kendisi için nur, ışık olacaktır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 9 Hn: 1635; Nesai, Cihad: 9 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Hayve b. Şüreyh Yezîd el Hımsî’nin oğludur.

Şurahbil b. Sımt dedi ki: "Ey Kab b. Mürre! Bize Rasûlullah (s.a.v.)’den hadis aktar fakat dikkatli ol eksik ve fazla bir şeyler söyleme. Kab b. Mürre dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu:

#2,220 مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي الْإِسْلَامِ، كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“İslam yolunda kimin bir kılı ağarırsa kıyamet gününde o kıl o kimse için bir ışık (nur) olacaktır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 9 Hn: 1634; Nesai, Cihad: 9 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Fedale b. Ubeyd, Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Ka’b b. Mürre hadisini aynı şekilde A’meş, Amr b Mürre’den rivâyet etmiştir. Yine bu hadis, Mansur’dan Sâlim b. ebî’l Ca’d’den rivâyet edilip senedinde Sâlim ile Ka’b b. Mürre veya Mürre b. Ka’b el Behzî’de denilmiştir. Kendisi Peygamber (s.a.v.)’den pek çok hadis rivâyet etmiştir.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,219 لَا يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ حَتَّى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ، وَلَا يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ
“Allah’ın azabından korktuğu için ağlayan bir kimse sağılan süt tekrar memeye dönmedikçe Cehennem ateşine girmeyecektir. Allah yolunda cihad eden bir kimseye bulaşan toz ve toprakla Cehennem dumanı bir araya gelmeyecektir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 8 Hn: 1633; Nesai, Cihad: 9; Dârimi: Cihad: 8 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Abdurrahman, Ebû Talha’nın azâdlı kölesi olup Medînelidir.

Yezid b. ebi Meryem rahimullah dedi ki:

#2,218 لَحِقَنِي عَبَايَةُ بْنُ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ وَأَنَا مَاشٍ إِلَى الْجُمُعَةِ، فَقَالَ: أَبْشِرْ، فَإِنَّ خُطَاكَ هَذِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، سَمِعْتُ أَبَا عَبْسٍ، يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " مَنِ اغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَهُمَا حَرَامٌ عَلَى النَّارِ
Ben Cuma namazına gitmekte iken Abaye b. Rifaa arkamdan yetişti ve dedi ki: Müjdeler olsun sana senin bu adımların Allah yolunda sayılır; Ebu Abs’den işittim şöyle diyordu: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kimin Allah rızasını kazanma yolunda ayakları tozlanırsa o ayaklara Cehennem ateşi haramdır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 7 Hn: 1632; Nesai, Cihad: 9 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir. Ebû Abs’ın ismi ise Abdurrahman b. Cebr’dir. Bu konuda Ebu Bekir ve Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından bir adam tarafından da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Büreyd b. ebî Meryem, Şamlı bir kimse olup kendisinden Velid b. Müslim Yahya b. Hamza ve Şamlı pek çok kimse hadis rivâyet etmiştir. Bir de Küfeli Büreyd b. ebû Meryem vardır ki bunun babası Peygamber (s.a.v.)’in ashabından olup ismi Mâlik b. Rabia’dır. Bu Büreyd b. ebî Meryem, Enes b. Mâlik’den hadis işitmiştir. Büreyd b. ebî Meryem’den; Ebû İshâk el Hemedânî, Atâ b. Sâib, Yunus b. ebî İshâk ve Şu’be pek çok hadis rivâyet etmişlerdir.

Zeyd b. Halid el Cüheni (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,217 مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا، وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ فَقَدْ غَزَا
“Her kim Allah yolunda çarpışan bir mücahidi gerekli silah, binit ve malzeme ile donatırsa veya mücahidin çoluk çocuğunun ihtiyacını karşılarsa aynan savaşa katılan gibi sevap kazanır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 6 Hn: 1631; Nesai, Cihad: 44; İbn Mace, Cihad: 14 ve diğerleri.

Zeyd b. Halid el Cüheni (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,216 مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ خَلَفَهُ فِي أَهْلِهِ، فَقَدْ غَزَا
“Her kim Allah yolunda çarpışan bir mücahidi gerekli silah binit ve malzeme ile donatır veya mücahidin çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını karşılarsa aynen savaşa katılmış gibi sevap kazanır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 6 Hn: 1629-30; Nesai, Cihad: 44; İbn Mace, Cihad: 14 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Zeyd b. Halid el Cüheni (r.a.)’dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,215 مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا، وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ فَقَدْ غَزَا
“Her kim Allah yolunda savaşacak olan bir mücahidi gerekli silah, binit ve malzeme ile donatacak olursa bizzat kendisi savaş yapmış gibi sevap kazanır. Her kimde savaşa çıkan bir mücahidin çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını karşılarsa yine o da savaş yapmış gibi sevap kazanır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 6 Hn: 1628; Nesai, Cihad: 44; İbn Mace, Cihad: 14 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih olup başka şekilde de rivâyet edilmiştir.

Ebu Umame (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,214 أَفْضَلُ الصَّدَقَاتِ: ظِلُّ فُسْطَاطٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَمَنِيحَةُ خَادِمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَوْ طَرُوقَةُ فَحْلٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
“Harcamaların en değerli ve kıymetlisi Allah yolunda çarpışan mücahide bağışlanan çadır gölgesi veya Allah yolunda çarpışan mücahide hizmet edecek hizmetçi veya Allah yolunda çarpışan mücahidin bineceği bir binit.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 5 Hn: 1627; İbn Mace, Cihad: 14; Nesai, Cihad: 44 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Benim yanımda bir önceki geçen Muaviye b. Salih’in hadisinden daha sahihtir.

Adiyy b. Hatim el Tai (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)’e hangi sadaka daha faziletlidir diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.)’de şöyle buyurdu:

#2,213 خِدْمَةُ عَبْدٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَوْ ظِلُّ فُسْطَاطٍ، أَوْ طَرُوقَةُ فَحْلٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
“Allah yolunda çarpışan kimselere hizmet için verilecek bir köle veya onların gölgelenebileceği çadır veya başka türlü bir gölgelik veya mücahid’in binebileceği bir binit veya yemeleri için kesilen bir deve.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 5 Hn: 1626; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 1940, Mucemül Kebir Hn: 13726 ve Mucemül Evsat Hn: 3296 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis Muaviye b. Salih tarfından mürsel olarak rivâyet edilmiştir. Bazı rivâyetlerin senedinde Zeyd’e muhalefet edilmiştir. Velid b. Cemil bu hadisi; Kâsım ebû Abdurrahman’dan, Ebu Umame’den bu şekilde Ziyâd b. Eyyûb’tan bize aktarmıştır. Mürsel Hadis.

Hureym b. Fatik (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,212 مَنْ أَنْفَقَ نَفَقَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ، كُتِبَتْ لَهُ بِسَبْعِ مِائَةِ ضِعْفٍ
“Her kim Allah yolunda bir harcama yaparsa o yaptığı harcama için kendisine yediyüz misli sevap yazılır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 4 Hn: 1625; Nesai, Cihad: 7 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadisi sadece Rükeyn b. Rabî’in rivâyeti ile bilmekteyiz.

Ebu Umame el Bahili (r.a.)’den rivâyete göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,211 مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، جَعَلَ اللَّهُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّارِ خَنْدَقًا كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ
“Her kim Allah yolunda savaş yaparken bir gün oruç tutarsa Allah ateşle o kimse arasında yeryüzü ile gökyüzü arası kadar bir hendek meydana getirir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 3 Hn: 1624; Nesai, Savm: 44 ve diğerleri.ž Tirmizî: Ebu Umame hadisi garibtir.

Ebu Said el Hudri (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,210 لَا يَصُومُ عَبْدٌ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، إِلَّا بَاعَدَ ذَلِكَ الْيَوْمُ النَّارَ عَنْ وَجْهِهِ سَبْعِينَ خَرِيفًا
“Allah yolunda cihad ederken kim bir gün oruç tutarsa Allah bu orucundan dolayı ondan Cehennem ateşini yetmiş yıl uzaklaştırır.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 3 Hn: 1623; Nesai, Savm: 44 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#2,209 مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، زَحْزَحَهُ اللَّهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا "، أَحَدُهُمَا يَقُولُ: " سَبْعِينَ "، وَالْآخَرُ يَقُولُ: " أَرْبَعِينَ
“Allah yolunda savaş yaparken kim bir gün oruç tutarsa Allah o kimseyi Cehennem’den yetmiş yıl uzaklaştırır.” Ravilerden biri yetmiş yıl derken diğeri kırk yıl demektedir.

Tirmizi, Fedailil Cihad: 3 Hn: 1622; Nesai, Savm: 44 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Ebül Esved’in ismi Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel el esedî olup Medînelidir. Tirmizî: Bu konuda Ebu Said, Enes, Ukbe b. Amir ve Ebu Umame’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Fedale b. Ubeyd (r.a.), dan: Rasûlullah (s.a.v.)’den bize aktararak şöyle dedi:

#2,208 كُلُّ مَيِّتٍ يُخْتَمُ عَلَى عَمَلِهِ إِلَّا الَّذِي مَاتَ مُرَابِطًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَإِنَّهُ يُنْمَى لَهُ عَمَلُهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَيَأْمَنُ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ "، وَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " الْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ
“Her ölen kimsenin amel defteri kapanır ancak Allah yolunda kalbi cihada bağlı olarak ölen kimse müstesna onun ameli kıyamet gününe kadar çoğalıp artar ve o kimse kabir fitnesinden de güvendedir.” Ve Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu da işittim: “Mücahid nefsinin isteklerine karşı cihad ederek günahlardan uzak durmak için mücadele eden kimsedir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 2 Hn: 1621; Müslim, İmara: 42; Ebu Davud, Cihad: 36 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu konuda Ukbe b. Amir ve Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Fudale hadisi hasen sahihtir.

Enes (r.a.) dedi ki:

#2,207 قَالَ رَسُولُ اللَّهِ يَعْنِي: يَقُولُ اللَّهُ : " الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ هُوَ عَلَيَّ ضَامِنٌ، إِنْ قَبَضْتُهُ، أَوْرَثْتُهُ الْجَنَّةَ، وَإِنْ رَجَعْتُهُ، رَجَعْتُهُ بِأَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah şöyle diyor: Allah adına Allah yolunda cihad eden kişi benim güvencem altındadır. Ruhunu alırsam kendisine Cenneti varis kılarım şayet memleketlerine geri çevirirsem sevap ve ganimetlerle çeviririm.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 1 Hn: 1620; Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle sahih garibtir. Kudsi hadis.

Ebu Hüreyre (r.a.) dedi ki:

#2,206 قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا يَعْدِلُ الْجِهَادَ؟ قَالَ: " إِنَّكُمْ لَا تَسْتَطِيعُونَهُ "، فَرَدُّوا عَلَيْهِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلَاثًا كُلُّ ذَلِكَ، يَقُولُ: " لَا تَسْتَطِيعُونَهُ "، فَقَالَ فِي الثَّالِثَةِ: " مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، مَثَلُ الْقَائِمِ الصَّائِمِ الَّذِي لَا يَفْتُرُ مِنْ صَلَاةٍ وَلَا صِيَامٍ حَتَّى يَرْجِعَ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
“Ey Allah’ın Rasulü denildi hangi iş cihada denk olabilir? Buyurdular ki: “Sizin ona gücünüz yetmez.” İki veya üç sefer aynı soruyu sordular üçüncü defasında buyurdu ki: Allah yolunda cihad eden kimsenin örneği: Mücahid; cihaddan dönünceye kadar, bıkmadan usanmadan gecelerini namaz gündüzlerini oruçla geçiren kimse gibidir.”

Tirmizi, Fedailil Cihad: 1 Hn: 1619; Müslim, İmara: 34 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Şifa, Abdullah b. Hubşi, Ebu Musa, Ebu Said, Ümmü Malik el Behziyye ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir.