Toplam 19,439 Hadis
Konular

Hilafet Bölümü Kategorisi

Enes b. Mâlik diyor ki:

#19,433
"Umeyye oğullarından biri (halifeliğe) bir sene sahip olunca, Abbas oğulları (halifeliğe) iki sene sahip olacak." Orada oturanlardan biri Enes b. Malik'e: "Ey Ebu Hamza! Bunu. sana Resulullah mı (sallallahu aleyhi vesellem) söyledi?" diye sorunca: "Evet, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), senin burada olduğun gibi (iken ben bu hadisi ondan işittim)" karşılığını verdi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8955 *Hadisi Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden Bekr b. Yunus zayıftır .

Hâris b. Muaviye b. Hâris'in, dedesinden, onun da annesinin babasından naklettiğine göre dedesi şöyle dedi:

#19,381
"Bende öyle bir hadis var ki, o hadis sebebiyle dünyayı yemek istesem hiç şüphesiz yerim. Ancak, Allah benden sultana çıkaracağım bir hadis istemez." Babam: "O hadis nedir?" diye sorunca, şöyle anlattı: Zeyd (sefere) çıkınca, ertesi gün teyzemin yanına giderek ona: "Ey Zeyd'in annesi! Zeyd (sefere) çıktı" dedim. Teyzem bana: "Miskin (Zeyd) de babalarının katledildiği öldürülecek" karşılığını verdi. Ben de ona: "Onunla beraber akıllı insanlar da yola çıkb" karşılığını verdim. Bunun üzerine şöyle anlatb: Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) eşi Ümmü Seleme'nin yanındaydım. Hilafetin müzakeresini yapıyorlardı. Ümmü Seleme dedi ki: Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanındaydım. Kendisinden sonra halifenin kim olacağı hususunu müzakere ettiler. "Fatıma'nın evlatları" olsun dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Onlar (Fatıma'nın evlatları) halifeliğe asla ulaşamayacaklar. Ancak halifelik, Deccal'e teslim edecekleri vakte kadar babamın öz kardeşi olan amcamın (Abbas'ın) çocuklarında olacaktır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8954 *Hadisi Taberâni rivayet etmiştir. Senedinde tanımadığım bir grup ravi vardır. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (23/420)

Abbâs anlatıyor:

#19,378
Bir gece Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanındaydım. Şöyle buyurdu: "Bak bakalım gökyüzünde yıldız var mı?" Ben de: "Evet" dedim. "Ne görüyorsun?" diye sordu. "Süreyya yıldızını görüyorum" deyince, şöyle buyurdu: "İyi bilki; bu ümmete, Süreyya yıldızlan sayısınca sulbünden gelen kişiler idareci olacak. Onlardan ikisi bir fitne içinde olacaklar."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8953 *Hadisi Taberâni ve imam Ahmed rivayet etmiş olup ravilerden Abbâs'ın azatlısı olan Ebü Meysere'yi tanımıyorum. İsminin sadece Ebü Kabil'in biyografisinde geçtiğini biliyorum. Ahmed'in diğer ravileri güvenilir kimselerdir.2 2 Müsned-i Ahmed (1786), isnadı sahihtir.

Ebû Umeyye Amr b. Yahyâ b. Said diyor ki:

#19,377
Dedemin şöyle haber verdiğini işittim: Muaviye, Ebu Hureyre' den sonra ibriği aldı. İbrikle, Resulullah' ın (sallallahu aleyhi vesellem) peşinden gitmeye başladı. Ebu Hureyre, Muaviye'yi (ibriği aldığı için) Hz. Peygamber'e (sav) şikayet etti. İbrikle, Hz. Peygamber' e (sallallahu aleyhi vesellem) abdest aldırdığında Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), bir ya da ilci kere başını kaldırıp Muaviye'ye baktıktan sonra şöyle buyurdu: "Bir işin başına getirilirsen Allah' tan kork ve adil ol." Ben, Peygamber Efendimiz' in (sav) bu sözünden dolayı, bir işle imtihan edileceği.mi düşünüp dururdum. En sonunda da (Cemel ve Sıffin gibi olaylarla) imtihan edildim.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8952 *Hadisi imam Ahmed rivayet etmiştir. Hadis mürsel bir hadistir. Ravileri, Sahih' in ravileridir. Hadisi Ebû Ya'lâ da, Said kanalıyla Muâviye'den muttasıl olarak rivayet etmiştir. Ravileri, Sahih'in ravileridir. Hadisi Taberâni de kısa metinle Abdülmelik b. Umeyr kanalıyla Muâviye'den rivayet etmiştir. Ravilerden İsmail b. İbrahim b. Muhacir zayıftır. Güvenilir kabul edenler de vardır. 1 1 Müsned-i Ahmed (4/101), Ebû Ya'lâ, Müsned (7380), Süveyd b. Said zayıftır. Taberâni, M. el-Kebir (19/361)

Ali b. Rebia anlatıyor:

#19,376
Sizin şu minberinizde Hz. Ali'nin şöyle dediğini işittim: "Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), bana, ahdi bozanlarla, haktan sapanlarla ve dinden çıkanlarla savaşmamı vasiyet etti."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8951 *Hadisi Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup, ravilerden Rebr b. Sehl'i tanımıyorum. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Ebû Ya'lâ, Müsned (519), Rabi b. Sehl zayıftır.

Ebû Said el-Hudri bildiriyor:

#19,375
Resülullah (sallallahu aleyhi veseUem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden bir kişi benim Kur'ıin'ın inişi uğrunda savaşhğım gibi, tevili üzerine savaş yapacak." Hz. Ebu Bekr: "Ya Resülallah! O kişi ben miyim?" diye sorunca, "Hayır" cevabını verdi. Hz. Ömer de: "Ya Resülallah! O kişi ben miyim?" diye sorunca, "Hayır, lakin o kişi ayakkabı tamir eden birisidir" buyurdu. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), onarması için ayakkabısını Hz. Ali'ye vermişti. O esnada tamir ediyordu.2

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8950 2 Ebû Ya'lâ, Müsned (1086) ve Müsned-i Ahmed (3/33-82)

Ebu Meymûne anlatıyor:

#19,374
Muaviye b. Ebi Süfyan diyor ki: "Mekke halkı Resulullah' ı (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke' den çıkardı. Dolayısıyla halifelik onlarda olmaz. Medine ahalisi ise Hz. Osman'ı öldürdü. Dolayısıyla halifelik bir daha asla onlara dönmez."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8949 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir. 1 1 Taberâni, M. el-Kebir (19/358), Sâid b. Beşir zayıftır.

Abdullah b. Mes'ûd anlatıyor:

#19,373
Cinlerin elçilerinin geldiği gece, Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraberdim. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) nefes nefese kalmıştı. Ona: "Neyin var Ya Resulallah!" diye sorunca, "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor, ey İbn Mes'ud!" karşılığım verdi. Ben de: "Halife tayin edin" deyince, "Kimi?" diye sordu. "Ebu Bekr'i" diye cevap verdim. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunun üzerine sükUt etti. Bir süre geçtikten sonra yine nefes nefese kaldı. "Neyin var anam babam sana feda olsun, ya Resulallah!?" diye sorunca, yine: "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor, ey İbn Mes'ud!" diye cevap verdi. Ben yine: "Halife tayin edin" deyince, "Kimi?" diye sorduğunda "Ömer'i" dedim. Sükut etti. Bir süre geçtikten sonra yine nefes nefese kaldı. "Neyin var?" diye sordum. Yine: "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor" buyurdu. "Halife tayin edin" dedim. "Kimi?" diye sorunca, "Ali b. Ebi Talib'i" karşılığını verdim. Bunun üzerine: "Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki ona itaat ederlerse şüphesiz cennete girerler" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8948 *Hadisi Taberâni rivayet etmiş olup, ravilerden Mina' hadis uyduran biridir.2 2 Taberâni, M. el-Kebir (9970) ve Müsned-i Ahmed (4294)

Abdullah b. Mes'ud anlatıyor:

#18,769
Cinlerin elçilerinin geldiği gece, Resulullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) beraberdim. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) nefes nefese kalmıştı. Ona: "Neyin var Ya Resulallah!" diye sorunca, "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor, ey İbn Mes'ud!" karşılığım verdi. Ben de: "Halife tayin edin" deyince, "Kimi?" diye sordu. "Ebu Bekr'i" diye cevap verdim. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunun üzerine sükUt etti. Bir süre geçtikten sonra yine nefes nefese kaldı. "Neyin var anam babam sana feda olsun, ya Resulallah!?" diye sorunca, yine: "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor, ey İbn Mes'ud!" diye cevap verdi. Ben yine: "Halife tayin edin" deyince, "Kimi?" diye sorduğunda "Ömer'i" dedim. Sükut etti. Bir süre geçtikten sonra yine nefes nefese kaldı. "Neyin var?" diye sordum. Yine: "Nefsim bana öleceğimi haber veriyor" buyurdu. "Halife tayin edin" dedim. "Kimi?" diye sorunca, "Ali b. Ebi Talib'i" karşılığını verdim. Bunun üzerine: "Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki ona itaat ederlerse şüphesiz cennete girerler" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8948

Hz. Ali'nin bildirdiğine göre Resftlullah (sallallahu aleyhi vesellem)söyle buyurmustur

#18,768
Ey Ali! Bu (halifelik) işine benden sonra sen getirilirsen, Nemin halkını Arap yanmadasından çıkar."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8947

Bedir savaşına kahlanlardan olan Fadale b. Ehi Fadale el-Ensari anlatiyor

#18,767
B a b a m l a b e r a b e r H z . A l i ' y i hastalanıp d a hastalığı ağırlaştığında ziyaret ettik. Babam ona: "Seni bu evinde durduraıı nedir? E c e l i n s a n a b u r a d a g e l i r s e işin başına C ü h e y n e Arapları g e ç e r . Medine'ye taşınırsın. Ecelin sana orada gelirse arkadaşların seninle ilgilenir ve (ölürsen) namazını da kılarlar" deyince Hz. Ali: "Resulullah (sallallahualeyhivesellem), emir (halife) olup, şu sakalım, şu kafamın kanlarıyla boyanmadıkça benim ölmeyeceğimi bana bildirdi" karşılığını verdi. Ali (bir süre sonra) öldürüldü. Ebu Fadale de Hz. Ali ile beraber Sıffin savaşında öldürüldü.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8946*Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden Abdullah b. Muhammed b. Akil, hadisi hasen olan biridir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.1 Müsned-i Ahmed (802)

Ebu Vail anlatıyor:

#18,766
Abdurrahman b. Avf'a: "Nasıl oldu da Ali'yi bırakıp Osman'a biat ettiniz?" diye sorunca, "Ben (biat etmeye) Ali'den başladığım halde ne suçum olacak ki?" Ali'ye: "Allah'm Kitab'ı Resulü'nün sünneti, Ebu Bekr ve Ômer'in sünneti üzere sana biat ediyorum" deyince, Ali bana: "Güç yetirebildiğim konularda (onların sünnetine uyarım)" karşılığını verdi. Daha sonra biatımı Osman'a sundum. O da kabul etti.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8945*Hadisi Abdullah b. Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden Süfyan b. Veki' oldukça zayıf biridir.1 Müsned -i Ahmet (557, oğlu Abdullah'ın zevaidinden)

Abdullah b. Zeyd b. Eslem, babasından naklediyor:

#18,765
Hz. Ömer, (kendine sonraki halfie adayları olan) altı kişi hakkında: "Bunlar, R e s u l u l l a h ( s a l l a l l a h u a l e y h i w s e l l e m ) ' i n b u d ü n y a d a n ayrıldığında kendilerinden razı olduğu kişilerdir" demiştir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi wsellem) şöyle buyurmuştur: "Abdurrahman b. A v fın biat ettiği kimseye biat edin. Abdurrahman b. Avfın biat ettiği kimseye biat ettiğinde, buna yanaşmayan olursa boynunu vurun."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8944Ben derim ki: Bu hadisin başından bir bölüm, Sahih'te geçmektedir. *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmi~ir. Ayrıca Zeyd, Hz. Ömer'e yetişmemiştir. Zeyd'in oğlu Abdullah'ı Ma'n b. İsa ve başkası güvenilir kabul etmiş, çoğunluk alimler ise zayıf addetmiştir.

8943. Hz. Aişe anlatıyor:

#18,764
Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanındaydım. Bana: "Ey Aişe! Yanımızda bizimle konuşacak biri olsaydı?" diye buyurunca, "Ya Resulallah! Ebu Bekr'e birini göndermesem olur mu?" diye sorduğumda sükfıt etti. Daha sonra yine: "Ey Aişe! Yanımızda b i r i b i z i m l e b u y u r d u . B e n : " Ô m e r ' e b i r i n i göndermesem olur mu?" diye sorunca, yine sükfıt etti. Daha sonra bir konuşacak olsaydı" ıij O n u n l a g i z l i c e konuştu. H i z m e t ç i , H z . h i z m e t ç i y i Peygamber'le (sallallahu aleyhi vesellem) konuştuktan sonra gitti. Bir de baktım ki Hz. Osman içeri girmek için izin istiyor. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi verellem) ona izin verdi. Osman içeri girince, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) uzun bir süre onunla fısıldaştıktan sonra: "Ey Osmdn! Allah sana bir gömlek giydirecek. Münafıklar gömleği senden çıkartmak isterlerse, gömleği onlar için asla Onlara göstermeye yanına çağırdı. b u y u r d u . Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu sözü iki ya da üç kez tekrarladi

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8943Ben derim ki: İbn Mace bu hadisi kısa metinle rivayet etmiştir. *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiştir. Ravilerden Ferec b. Fadale güvenilir kabul edilen birisi olmakla beraber, onda zayıflık bulunmaktadır. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. 2 Müsned-i Ahmed (6/75)

Kays anlatıyor:

#18,763
Hz. Ömer'i elinde hurma dalı varken gördüm. İnsanlarıoturtuyor, onlara: "Resulullah'ın (sallallahualeylıivesellem)halifesinin sözüne kulak verin" diyordu. Ebu Bekr'in, Şedid isminde bir azatlısı, elinde bir sahifeyle gelerek insanlara okudu. "Ebu Bekr'i dinleyin. Bu sahifede yazılı olan şeylere itaat edin. Vallahi ben, size karşı bir ihmalde bulunmadim diyordu.Kays ekledi : " Ben,Ömer'in bundan sonra minbere çıktığıni gördüm."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8942Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. 1 1 Müsned-i Ahmed (80)

İbn Ebi Müleyke anlatıyor:

#18,762
Ebu Bekr'e: "Ey Allah'ın halifesi!" denilince: "Ben Resulullah'ın {sallallahu aleyhi vesellem) halifesiyim. Ben buna razıyım, ben buna razıyım, ben buna razıyım" dedi.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8941*Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahlh'in ravileridir. Ancak İbn Ebi Müleyke, EbO Bekr es-Sıddik'a yetişememiştir.2 Müsned-i Ahmed (59)

Kays b. Ebi Hazım anlatıyor:

#18,761
Kays b. Ebi Hazım anlatıyor: Peygamber Efendimiz (saIIallahualeylıi vesellem)'in vefatından bir ay sonra Resulullah'ın (saIIallahu aleyhi vesellem) halifesi Hz. Ebu Bekr'in yanında oturuyordum. Ebu Bekr bir kıssa anlattı. İnsanlara: "es-Salatü camiatun, (namaz tor1:ıyıcıdır)" diye nidaedildi. Bu, müslümanlara "es-Salatü camiatun" diye çağrı yapılan ilk namazdı. Bütün insanlar toplandı. Kendisi için konuşma yapmak üzere hazırlanmış bir minbere çıktı. Bu, İslam'da verdiği ilk konuşmadır. Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra: "Ey insanlar! Bu işte b e n i m y e r i m d e olmasını arzulamıştım. B e n i Peygamber'inizin (sallallahu aleyhi veıellem) sünneti ile mesul tutarsanız buna güç getiremem. O, şeytandan korunmuştu. Onun üzerine semadan vahiy nazil olurdu" dedi.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8940*Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden İsa b. el-Müseyyeb el-Beceli zayiftir 1 Müsned-i Ahmed (80)

İsa b. Atiyye anlatıyor:

#18,760
Hz. Ebft Bekr, kendisine biat edildiği günden bir gün sonra kalkarak insanlara şöyle hutbe verdi: "Ey insanlar! Sizin görüşünüzü kabul etmiyorum. Ben sizin en hayırlınız değilim. Ö y l e y s e e n k a l k a r a k : " E y Resulullah'ın h a l i f e s i ! V a l l a h i s e n e n hayırlımızsın" deyince, Ebu Bekr onlara: "Ey insanlar! İnsanların kimisi isteyerek, kimisi zorla İslam'a girdi. Onlar, Allah'a sığınan kimseler ve Allah'ın komşularıdır. Allah'ın sizden, kendi zimmetinden (güvencesinden) hiçbir şey talep etmemesine gücünüz yetiyorsa bunu yapın. Benim yanımda hazır hayırlıruza b i a t e d i n . " B u n u n ü z e r i n e i n s a n l a r ayağa b u l u n a n b i r şeytanım v a r . B e n i m kızdığımı gördüğünüzde benden uzaklaşın. Ben sizin kıllarınızı ve tenlerinizi dahi temsil edemem. Ey insanlar! Kölelerinizin gelirlerini araştırın. Çünkü haramdan beslenen hiçbir et (yani insan) cennete giremez. Dikkat edin! Beni gözlerinizle gözetleyin. Eğer istikamet üzere olursam, bana tabi olun. Eğer kayarsam, beni doğrultun. Allah'a itaat edersem bana itaat edin. Allah'a asi olursam (siz de) bana asi olun" karşılığını verdi.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8938 a d i s i T a b e r a n i , e l - M u ' c e m u ' l - e v s a t ' t a r i v a y e t etmiş o l u p , r a v i l e r d e n İsa b . Süleyman zayıftır. İsa b. Atiyye'yi ise tanımıyorum.

Ebu'l-Bahteri anlatıyor:

#18,072
Hz. ômer b. el-Hattab, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'a: "Elini aç ta sana biat edeyim. Çünkü ben, Res11lullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu işittim: «Sen bu ümmetin emini (güvenilir kimsesi)sin.»" Bunun üzerine Eb11 Ubeyde: "Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) ölünceye kadar, bize imamlık yapmasını emrettiği ve bize imamlık yapan bir adamın önüne geçecek değilim" karşılığını verdi.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8937Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahih'in ravileridir. Ancak Ebu'I Bahteri, Ömer'den hadis işitmemiştir.2 Müsned-i Ahmed (233)

Abdullah (b. Mes,ud) anlatıyor:

#18,069
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat edince, Ensar: "Bizden bir emir, sizden (Muhacirlerden) bir emir olsun" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer yanlarına giderek onlara: "Ey Ensar topluluğu! Bilmez misiniz ki, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), Eb11 Bekr'e insanlara imamlık yapmasını emretti. Hanginizin gönlü, Eb11 Bekr'in önüne geçmeyi arzular" deyince, Ensar topluluğu: "Ebu Bekr'in önüne geçmekten Allah'a sığınırız" dediler.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8936*Hadisi EbO va·ıa ve İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden Asım b. Ebi'n- NecOd güvenilir biridir. Kendisinde zayıflık bulunmaktadır. Diğer ravileri Sahih'in1 Müsned-i Ahmed (3765)

Salim b. Ubeyd anlatiyor:

#18,067
Resulullah (sallallahu aleyhi ve:ellem) hastalandığı zaman baygınlık geçirdi. Kendine gelince: "Namaz vakti geldi mi?" diye sorduğunda, ben: "Evet" deyince, "Bilal'e emredin ezan okusun, Ebu Bekr'e de emredin insanlara namaz kıldırsın" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Aişe: "Benim babam ince yapıü bir adamdır, başkasına emretsenizde namazı insanlara o kıldırsa" dedi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve:ellem) daha sonra yine baygınlık geçirdi. Kendine geldiğinde şöyle buyurdu: "Namaz vakti geldi mi?" ben: "Evet" deyince, "Bilal'e emredin ezan okusun, Ebu Bekr'e emredin insanlara namaz kıldırsın" diye emretti. d e : " B e n i m b a b a m i n c e yapılı b i r adamdır, başkasına H z . Aişe emretseniz de namazı insanlara o kıldırsa?" dedi. Bir süre sonra Hz. P e y g a m b e r ( s a l l a l l a h u a l e y h i v e s e l l e m ) y i n e baygınlık g e ç i r d i . K e n d i n e geldiğinde: "Namaz kılındı mı?" diye sorunca, ben: "Evet" dediğimde, "Bana dayanacağım bir adam getirin" buyurdu. Büreyde ve başka bir insan geldi. Onlara tutnarak Mescid'e çıkh. Mescid'e geldiğinde, Ebu Bekr i n s a n l a r a n a m a z kıldırıyordu. E b u B e k r g e r i ç e k i l m e y e çalışıp t a Peygamber Efendimiz (sallallahualeyhive:ellem), onu engelleyince, Ebu Bekr'in yanına oturtuldu. Ebu Bekr namazı bitirinceye kadar, Restllullah (sallallahualeyhi vesellem), onun yanında oturarak namaza devam etti. Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) bir süre sonra vefat edince, Hz. Ömer: "Hiç kimsenin Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) öldü dediğini duymayacağım, yoksa kılıcımla kellesini vururum" deyince, Ebu Bekr kolumdan tutarak bana yaslandı. Yürümeye başladı, nihayet insanların yanına geldik. "Açılın" dedi. Ebu Bekr'e yer açtılar. Ömer'e eğilerek ona dokundu ve şu ayeti okudu: "(Ya Muhammed) sen öleceksin, onlarda ölecekler."1 İnsanlar: "Ey ResUlullah'ın arkadaşı! Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) öldü mü?" diye sorduklarında, "Evet" cevabını verdi. Ebu Bekr böyle deyince durumun dediği gibi olduğunu anladılar. "Ey ResUlullah'ın arkadaşı! Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)' in üzerine (cenaze) namazı kılacak mıyız?" diye sorduklarında, "Evet" dedi. "Üzerine nasıl namaz kılacağız?" dediklerinde şöyle anlattı: "Bir cemaat gelir, tekbir getirir, dua eder ve namaz kılar. Sonra çekip giderler. Diğerleri gelir ve insanlar bitinceye kadar devam ederler." İnsanlar: "Ey ResUlullah'ın arkadaşı! Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) defnedilecek mi?" diye sorduklarında "Evet" diye cevap verdi. "Nereye defnedilecek?" diye sordular. "Vefat ettiği yere. Çünkü Allah onun ruhunu temiz bir yerde kabzetmiştir" karşılığını verdi. Ebu Bekr böyle deyince insanlar durumunun dediği gibi olduğunu anladılar. Daha sonra kalkarak: "Arkadaşınız yanınızda" dedi. Onlara, ResUlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) yıkamalarını emretti.Muhacirler müsavere etmek üzere toplanıp: " E n s a r ' d a n o l a n kardeşlerimize gidin, çünkü onların da bu işte faydaları var" dediler. Gittiler. Ensar'dan bir adam: "Bizden bir emir, sizden bir emir olsun" dedi. Bunun üzerine Ömer, Ebu Bekr'in elini tutarak: "Bana haber verin bakalım, şu üç ayette bahsi geçen kişi kim? "Hani, kafirler onu iki kişiden biri olarak çıkarmışlardı, hani onlar mağaradaydı; o arkadaşına «üzülme çünkü Allah bizimle beraberdir» diyordu"2 Ayette geçen iki kişi kim, onun arkadaşı kim, söyleyin bakalım?" diyordu. Ömer, Ebu Bekr'in elinden tuttu ve eline vurarak insanlara: "Ona biat edin!" dedi. Bunun üzerine insanlar, Ebu Bekr'e güzel bir şekilde biat ettiler.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8935 Ben derim ki: İbn Mace bu hadisten bir bölüm rivayet etmiştir. *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir.3 Taberani, M. el-Kebir (6367)

Ibn Büreyde, babasından naklediyor:

#18,064
Resulullah (saIIallahu aleyhi ve:ıellem) hastalandığında şöyle buyurdu: "Ebu Bekr'e emredin, namazı kıldırsın." Bunun üzerine Hz. Aişe: "Ya Reslllallah! Babam cok yufka yürekli biridir" deyince, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yine: "Ebu Bekr'e emredin, namazı kıldırsın. Çünkü siz (ey hanımlar), Hz. Yusufun (yani onu fitneye süreklemeye çalışan) oda arkadaşlarısınız" buyurdu. Böylelikle Hz. Peygamber (sailallahu aleyhi vesellem), hayatta iken Ebtl Bekr insanlara imamlık yaptı.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8934Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri Sahlh'in ravileridir.1 Müsned-i Ahmed (5/361)

Enes anlatıyor:

#18,063
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat edeceği hastalığa yakalandığı zaman yanına Bilal geldi. Ona, namaz vaktinin girdigini bildiriyordu. İki defa bildirdikten sonra Hz,peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ey Bilal! Sen tebliğ ettin. Dileyen namaz kılsın, dileyen de terk etsin." Bilal tekrar ona dönerek: "Ya R e s u l a l l a h ! Anam babam sana feda olsun . İnsanlara kim namaz kıldıracak?" diye sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ehıl Bekr'e emret namazı kıldırsın" diye emir buyurdu. Ebu Bekr, nam.lz i ç i n ö n e g e ç i n c e , A l l a h R e s u l ü ' n ü n ( s a l l a l l a h u a l e y h i v e s e l l e m ) bulunduğu odadaki perdeler kaldırıldı. Ona bakhk üzerinde gömlek vardı. B e y a z b i r y a p r a k g i b i y d i . E b u B e k r ç e k i l e r e k g e r i d u r d u . Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) namaza çıkmak istediğini zannetti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vOOlem), Ehil Bekr'e işaret e d e r e k y e r i n d e durmasını v e namazı kıldırma(ya d e v a m e t m e ) s i n i emretti. Ebu Bekr yerinde durup, insanlara namaz kıldırdı. Bundan sonra Resulullah'ı (sallallahualeyhivesellem) bir daha görmedik.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8933Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiJ olup, ravilerden Süfyan b. Hüseyn'in Zuhri'den rivayet ettiği hadisler zayıftır. Bu da Süfyan'ın Zühri'den rivayet ettiği bir hadisidir. 2 Müsned-i Ahmed (3/202)

Sehlb . Sa ' d anlatıyor:

#18,062
E n s a r arasında b i r o l a y olmuştu. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem), aralarını düzeltmek için yanlarına gitti. Daha sonra geri döndü. Geri döndüğünde namaza durulmuştu. Ebu B e k r i n s a n l a r a n a m a z kıldırıyordu. B u n u n ü z e r i n e H z . P e y g a m b e r (sallallahualeyhivesellem), Ebu Bekr'in arkasında namaz kıldı.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8932 Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Hadis: "Bunun üzerine Resullullah (sallallahu aleyhi vessellem),Ebu Bekr,in arkasinda namaz kildi"kismi haric sahih,te gecmektetir. Taberani,nin isnadinda gecen Abdullah b.Cafer b. Nüceyh oldukca zayif biridir.1 Taberani, M. el-Kebir (5816)

Abbas anlatiyor:

#18,060
Resullullah(sallallahu aleyhi vesselem)in yanina gittim. Yanında hanımları vardı. Meymune hariç hepsi beni görünce tesettüre büründü. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Evde düşmanlığa şahitlik eden hiç kimse kalmaz ki kendisine düşmanlık yapılmış olmasın. Ancak benim sağ elim Abbas'a ilişmez." Daha sonra şöyle buyurdu: "Ebu Bekr'e emredin, insanlara namaz kıldırsın." Hz. Aişe, Hafsa'ya, benim, Resullullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) söylediğim: "Ebu Bekr öyle biridir ki, senin makamına geçince ağlar" sözünü söyledi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) buna rağmen yine de: "Ebu Bekr'e emredin, insanlara namaz kıldırsın" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekr kalkıp insanlara namaz kıldırdı. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem), kendisinde bir hafifleme (iyileşme) hissedince, namaz kılmak için geldi. (İmamlık yapmakta olan) Ebu Bekr geri durmak istedi. Hz. Peygamber, onun yanına oturarak bir şeyler okudu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8931Hadisi İmam Ahmed, Taberani ve epeyce ihtisar ederek Bezzar rivayet etmiştir. Ebü Ya'la da hadisi diğerlerinden daha kamil bir surette rivayet etmiştir. Ravilerden Kays b. er-Rebi'yi, Şu'be ve Sevri güvenilir kabul etmiştir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir. 11 Müsned-i Ahmed (1785), Müsned-i Bezzıir (1566) ve Ebu Ya'la, Müsned (6704)

bdurrahman b. Ehi Bekr'in bildirdiğine göre

#18,057
Resullullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bana divit ve kürek kemiği getirin, size bir yazı yazayım ki ondan sonra asla (hak yolundan) sapmayınız" buyurduktan sonra bize arkasını döndü. Daha sonra bize dönerek şöyle buyurdu: "Allah ve müminler Ebu Bekr'in (halife olması hususunda) ısrar ediyor."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8930 Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Senedinde tanımadığım bir ravi bulunmaktadır.

Said b. Yahya b. Kays b. İsa, babasından bildiriyorHadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, senedinde tanımadığım bir ravi bulunmaktadır.

#18,055
Hafsa: "Ya Resulallah! Hastalandığın zaman Ebu Bekr'i (halifeliğe) takdim edecek misin?" diye sorunca, Resullullah (sallallahualeyhivesellern): "Onu takdim edecek olan ben değilim. Onu takdim edecek olan sadece Allah'tır" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8929

Huzeyfe diyor ki:

#18,054
Resüllullah (sallallahu aleyhi vessellem), Arap yanın adasinda gönderildi.orayi adaletle dol durdu . Sonra halife olarak Arapları Hz. Ebft Bekr yüklendi. Onları büyük ve geniş bir hevdecüzerinde taşıdı. Daha sonra (halife olarak) Hz. Ömer onları büyük ve geniş bir hevdec üzerinde taşıdı."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8928 2 Deve üzerine konulan taht. Hadisi Taberani. el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden Sa'd b Huzeyfe'yi tanımıyorum.

Ebu't-Tufeyl'in bildirdiğine göre *Hadisi imam Ahmed rivayet etmiş olup, ravilerden Ali b.Yezid'de zayıflık vardır. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.1 Müsned-i Ahmed (5/455)

#18,051
ResO.lullah (sal1allahualeyhivedem) şöyle buyurdu: "Uyuyan kişinin gördüğü rüya gibi bir rüya gördüm. Ben bir araziden (kovayla) su çekiyordum. Yanıma siyah ve beyaz koyunlar gelmiş. Derken Ebu Bekr geldi. Bir ya da iki büyük kova (su) çekiyor. Kovalarda bir zayıflık var; ama Allah onu bağışlıyor. Daha sonra Ömer geliyor. O da kova (ile su) çekiyor. Derken kovası büyük bir kovaya dönüşüyor, havuzu dolduruyor ve her gelen koyunun susuzluğunu gideriyor. Kovayı, Ômer'den daha güzel çeken birini görmedim. Siyah koyunları Araplar, beyaz koyunları Acemler olarak yorumladım."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8927

Nu'man b. Beşir anlatıyor:

#18,045
Zeyd b. Harice vefat edince Hz. Osman'ın çıkması beklendi. Dedim ki: "(Osman) iki rekat namaz kılıyor." Daha sonra Osman, yüzünden perdeyi kaldırarak: "es-Selamu aleykum, es-Selamu aleykum" dedi. Ev ahalisi konuşuyordu. Bu yüzden ben namazda iken (susmaları için) onlara: "Sübhanallah, sübhanallah" dedim. Bunun üzerine onlara: "Susun sessiz olun" dediler. Geri kalan metin, yukarıdakine benzer olarak rivayet edilmiştir.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8926disin tamamını Taberani, el-Mu'remu'l-kebir ve el-Mu'cmıu'l-evsat'ta epeyce ihtisar ederek ve iki isnidla rivayet etmi~tir. İsnadlardan biri el-Mu'cemu'l-kebir'de geçmektedir. Ravileri güvenilir kimselerdir.

Nu'man b. Beşir anlatiyor:

#18,041
Zeyd b. Harice, Medine yollarının birinde yürürken ikindi ve öğle arasında düşüp öldü. Hemen ailesine nakledilerek, iki kalın kumaş ve bir giysi içerisine sarılarak kefenlendi.kşam ile yatsı arası olduğunda Ensar'dan bir grup kadın toplanıp etrafında feryad ederek ağlamaya başladılar. O esnada kefeninin altından b i r s e s i n geldiğini işittiler. O s e s : " E y i n s a n l a r ! S u s u n ! " d i y o r d u . Bu sesi iki kere işittiler. Hemen yüzünü ve göğsünü açtılar. Şöyle diyordu: "Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem), Allah'ın Resulü'dür. Ümmi bir Peygamberdir. Peygamberlerin sonuncusudur. Bu (bilgiler) ilk k i t a p t a d a vardı." D a h a s o n r a o n u n lisanı ile şöyle «Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) halifesi Ebu Bekr doğru söyledi. O güçlü ve güvenilir biridir. Bedeni olarak zayıf, fakat Allah'ın emrinde kuvvetli idi. Bu ilk kitapta da vardı.» Daha sonra onun lisanıyla üç sefer tekrar ederek şöyle denildi: «Doğru söyledi, doğru söyledi.» Ortancası, Allah'ın kulu müminlerin emiri olan ômer'dir. Allah yolunda hiç kimsenin kınamasından korkmaz, insanlardan güçlü olanlarının, zayıf olanları ezmesini engelledi. Bu ilk kitapta da vardı. Daha sonra onun lisanı üzerine şöyle denildi: «Doğru söyledi, doğru söyledi, doğru söyledi.» Daha sonra şöyle dedi: «Müminlerin emiri Osman, müminlere karşı son derece merhametlidir. İki sene geçti, dört sene kaldı. Daha sonra insanlar ihtilafa düştü. Onların hiçbir düzeni kalmadı. Namuslar mübah sayıldı. Yani hürmet gösterilen, saygı duyulan şeyler çiğnendi. Kıyamet saati yaklaştı ve insanlar birbirlerini yediler.»"

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8925 1 Taberaru, M. el-Kebir (5145)

Ebu Zer anlatiyor;

#18,039
Ebu Zer anlatıyor: Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vOOiem) yanındaydık. Bir miktar küçük taş aldı. Taşlar elinde Allah'ı tesbih etti. Sonra onları yere koydu. Taşların sesi kesildi. Sonra onları tekrar aldı. Taşlar elinde Allah'ı tesbih etti. Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) daha sonra taşları Hz. Ebu Bekr'e verdi. Taşlar onun elinde Allah'ı tesbih ettiHz. Peygamber (salJallahu aleyhi vesellem) taşlan eline aldı. Elinde taşlar Allah'ı tesbih etti. Taşlan yerine koyunca taşların sesi kesildi. Sonra taşlan Hz. Ömer'e verdi. Onunda elinde taşlar, Allah'ı tesbih etti. Sonra Peygamber Efendimiz (salJallahu aleyhi vesellem) taşlan aldı. Taşlar elinde Allah'ı tesbih etti. Sonra taşlan yere koydu. Taşların sesi kesildi. Sonra onları Hz. Osınan'a verdi. Taşlar onun elinde Allah'ı tesbih etti. Sonra onları Hz. Ali'ye verdi. Ali taşlan eline koyunca taşların sesi kesildi. Zühri der ki: "Bu, Allah'ın Ebu Bekr, Ömer ve Osman'a verdiği halifeliktir."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8925*Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup, ravilerden Muhammed b. Ebi Humeyd zayıftır. Bu hadisin bundan daha güzel olan varyantı, Nübüwet Alametleri'nde gelecek. Oradaki hadisin isnadı sahih'tir. Metinde Zühri'nin halifelik hakkındaki yorumu geçmemektedir.1Taberaru, M. el-Evsat (1266) ve İbnEbi Asım, Sünne (1146)

Salim b. Abdillah, babasından (İbn Ömer'den) naklediyor:1 Taberaru, M. el-Kebir (13232)

#17,055
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat edince, müslümanlar içlerinden en hayırlı olanı araştırıp onu halife seçtiler. Bu kişi Hz. Ebu Bekr'dir. Ebu Bekr vefat edince, müslümanlar içlerinden en hayırlı olanı araştırıp onu halife seçtiler. Bu kişi Hz. Ömer'dir. Eğer o ölürse veya öldürülürse, müslümanlar içlerinden en hayırlı olanı araştırıp onu halife seçtiler. Bu kişi Hz. Osman'dır. Eğer onu öldürürseniz, bana ondan daha hayırlı olan birini getirin (bakalım). Vallahi ondan daha hayırlı olan birini getireceğinizi sanmıyorum.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8923*Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravilerden Ali b. Hassan el-Attar'ı tanımıyorum. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir.'

Huzeyfe diyor ki:

#17,052
"Resullullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat edince, Allah, Hz. Ebu Bekr'i halife tayin etti. Sonra Hz. Ebu Bekr vefat edince, Allah, Hz. Ômer'i halife tayin etti. Sonra Hz. Ömer vefat edince, Allah, Hz. OsmAn'ı halife tayin etti."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8922* Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

İsmet anlatıyor:

#17,049
Çöl sakinlerinden bir adam, devesiyle beraber geldi. Resulullah (sallallahualeylıivesellem), onunla karşılaşınca devesini ondan satın aldı. Daha sonra adamla Hz. Ali karşılaştı. Ona: "Seni buraya getiren şey nedir?"diye sordu. Adam: "Bir deveyle geldim, onu benden Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) satın aldı" karşılığını verdi. Hz. Ali:"Parasını sana peşin mi verdi?" diye sorunca, adam: "Hayır, ona deveyi veresiye sattım" dedi. Hz. Ali adama şöyle dedi: "Hemen geri dön ona de ki: «Ya Reswallah! Sana birşey olursa bana malımı kim ödeyecek?» sonra da sana vereceği cevabı bekle, sonra geri dön ve bana bildir." Adam: "Ya Reswallah! Sana bir şey olursa bana paramı kim ödeyecek?" diye sorunca: "Ebu Bekr" karşılığını verdi. Adam gidip bunu Hz. Ali'ye bildirdi. Ali ona: "Geri git ve ona, «Ebu Bekr'e bir şey olursa bana paramı kim ödeyecek?» diye sor" dedi. Adam: "Ya Resulallah! Ebu Bekr'e bir şey olursa, bana malımı kim ödeyecek?" diye sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ömer" diye cevap verdi. Adam bunu Hz. Ali'ye bildirdi. Ali ona: "Geri git ve ona «Ömer öldüğü günde bana malımı kim ödeyecek?» diye sor" dedi. Adam gitti ve bunu Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)'e sordu. Resullullah (sallallahu aleyhi vesellem), adama: "Ömer öldüğünde vay senin haline! Ölmeye güç getirebiliyorsan sen de öl" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8921Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravilerden Fadl b. el-Muhtar zayıf biridir.1

İsmet anlatıyor:

#17,045
Huzaa kabilesinden bir adam geldi. Hz. Ali onunla karşılaşınca, "Seni (buraya) getiren şey nedir?" diye sordu. Adam şöyle anlattı: Resullullah'a (sallallahu aleyhi veıellem): "Senin ruhunu Allah kabzettikten sonra mallarımızın zekatını kime vereceğiz?" diye sordum. "Ebu Bekr'e verin" buyurdu. "Ebu Bekr'in ruhunu Allah kabzedince kime verelim?" diye sorunca, "Ömer'e (verin)" diye Cevapladi. " A l l a h Ö m e r ' inde ruhunu kabzedince kime ve relim ? " deyince, "Osman'a (verin)" cevabını verdi. "Allah, Osman'ın da ruhuna kabzedince kime verelim?" diye sorunca, "Kendinize (aranızda birine) bakın" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8920*Hadisi Taberani rivayet etmi~ olup, ravilerden Fadl b. el-Muhtar oldukça zayıf biridir. 1Taberani, M. el-Kebir (17/180), müellifin hocası İbn Rişdin hadis uydurmakla töhmetlidir.

İbn Abbas yüce Allah'ın:

#17,042
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti"ı ayeti hakkında şu ·açıklamada bulunmuştur: Hafsa, kendi odasında Res1'.Hlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına girince Mariye'yle ilişkiye girdiğini gördü. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), ona: "Sana bir müjde vermedikçe bunu .Aişe'ye haber verme. Zira baban ben öldüğümde Ebu Bekr'den sonra halife olacak" buyurdu. Hafsa hemen Hz. Aişe'nin yanına gitti. Ona, Resülullah'ı (sa1lallahu aleyhi vesellem), Mariye ile ilişkiye girerken gördüğünü ve Ebu Bekr'in Hz. Peygamber'den (sa1lallahu aleyhi vesellem) sonra halife olacağını, ondan sonar da Hz. Ömer'in halife olacağını söyledi. Bunun üzerine Hz. Aişe, Resulullah'a (sallallahu aleyhi vesellem): "Bunu sana kim haber verdi?" diye soruca: "Bana bunu herşeyi bilen ve her şeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" buyurdu. Hz. Aişe, A l l a h R e s u l ü (sa1lallahu aleyhi vesellem)' e: " M a r i y e ' y i k e n d i n e h a r a m kılmadıkça sana bakmayacağım" deyince, Hz. Peygamber (sa1lallahu a1eylıi vesellem), Mariye'yi kendine haram kıldı. Bunun üzerine yüce Allah şu ayeti inzal buyurdu: "Ey Peygamberi Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?"2

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8919 *Hadisi Taberani rivayet etmiş olup, ravilerden İsmail b. Amr el-Beceli zayıftır. D a h h a k b . M ü z a h i m , İbn A b b a s ' t a n h a d i s işitmemiştir. Diğer r a v i l e r i g ü v e n i l i r kimselerdir. 3 Taberani.M.el_kebir(12640

Abdullah b. amr diyor ki:

#16,558
Resulullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Benden sonra on iki lıalife gelecek. Bunlardan biri Ebu Bekr'dir. Az bir vakit (halife olarak) kalacaktır. Daratu'l-Arab (denilen yer)'in salıibi gelecek, övülmüş bir hayat yaşayacak ve şehit olarak ölecek." Bir adam: "Bu kişi kimdir?" diye sorunca: "Ômer b. el-Hattab'hr" karşılığını verdi. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) daha sonra Hz. Osman'a dönerek şöyle buyurdu: "Ey Osman! Allalı sana bir uzun gömlek (lıalifelik) giydirirse, insanlar onu çıkarmak isterlerse sakın çıkartma. Vallahi eğer sen o uzun gömleği çıkarırsan, deve, iğne deliği'!e girmedikçe cenneti göremezsin."

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8918 *Hadisi Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat ve el-Mu'cemu'l-kebir'de rivayet etmiş olup, İbn Adiy, ravilerden Muttalib b. Şuayb hakkında: "Bu hadis dışında mevcud olan onun hiç münker bir hadisini görmedim" açıklamasını yapmıştır. Diğer ravileri, güvenilir kabul edilen kimselerdir.2 Taberani, M. el-Kebir (12,142), isnadında zayıf raviler vardır.

S e f i n e b i l d i r i y o r :

#16,557
B i r adam şöyle anlatti:"ya resulallah!
(Rüyada) şöyle gördüm: Gökyüzünden bir terazi yaklaştırılmıştı. Sen, Ebu Bekr ile tartıldın, Ebu Bekr'den ağır geldin. Sonra Ebô Bekr ile ômer tartıldı. Ebu Bekr, ômer'den ağır geldi. Sonra Ömer ile Osman tarhldı. ômer, Osman'dan ağır geldi. Sonra terazi kaldırıldı." ResUlullah (sallallahu aleyhi vesellem), bunu nübüvvet hilafeti olarak yorumladı. Sonra Allah, mülkü (saltanatı) dilediğine verir.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8917 Hadisi Bezzar rivayet etmiş olup, ravilerden Müemmil b. İsmail'i İbn Hibban ve İbn Main güvenilir kabul ederken, Buhari ve başkalan zayıf addetmiştir. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir.1

Cerir anlahyor:

#16,556
Resôlullah (sallallahu aleyhi veıeDem), Medine'ye gelince ashabına şöyle buyurdu: "Bizi Kubd ahalisine götürün, onlara selam verelim." Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi veıeDem), Kuba ahalisinin yanına gitti. Onlara selam verdi ve Allah Resulü (sallallahu aleyhi veıellen) ile merhabalaştılar. Daha sonra Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi wseDem) şöyle buyurdu: "Ey Kubti ahalisi! Bana şu çamurdan (yapılmış) taşlar (tuğlalar) getirin." Hemen yanına birçok taş toplandı. Beraberinde bir sopa vardı. Onunla kıblelerini işaretledi. Bir taş alarak yerine koyduktan sonra: "Ey Ebıi Beler! Bir taş al ve koyduğum taşın yanına koy" buyurdu. Daha sonra "Ey Ömer! Bir taş al ve onu Ebu Bekr'in taşının yanına koy" buyurdu. Daha sonra dönerek şöyle buyurdu: "Ey Osman! Bir taş al ve onu Ömer'in taşının yanına koy" buyurdu. En sonunda insanlara dönerek: "Bir adam, taşını, çizili yer üzerine, arzuladığı yere koydu" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8916:Hadisi Taber"ni rivayet etmiıtir. Senedinde tarnmadtğım bir ravi bufunmaktadtr.1Taberaru, M. el-Keb~r(2418)

Ebu. Hıraş b. Ümeyye anlatıyor:

#16,224
Resftllullah'tan (sallalJahu aleyhi veıellern) bir ihtiyacımın giderilmesini istediğimde, Ona: "Şayet seni bulamazsam, (kime gideyim)?" diye sorunca, "EbU Bekr'e git" buyurdu. "Ebft Bekr'i bulamazsam, (kime gideyim)?" diye sorunca, "Ômer'e git" buyurdu. "ômer'i bulamazsam (kime gideyim)?" diye sorunca, "Osman" buyurdu. "Osman'ı bulamazsam (kime gideyim)?" diye sorunca, sustu. Bu sorumu iki ya da üç kere tekrarladım. Bunun üzerine kendi kendime: "Bu, Allah'ın bir fazlıdır, dilediğine verir" dedim.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 hn:8915 *Hadisi BezzAr rivayet etmi~tir. Senedinde yer alan VAkıdi ve tanımadığım bir ravi bulunmaktadir.2 Müsned -i bezzar

ibn ömer diyor ki:

#16,221
Biz, Resulullah (sallallahu aleyhi vesselem) zamanında: "Bu işe (halifeliğe) insanlar arasında en layık kim olur? diye sorar ve "Ebu Bekr" derdik. Sonra: "Şayet Ebu Bekr vefat etse, bu işe insanlar arasında en layık kim olur? Ne dersiniz?" diye sorar, "Ömer b. el-Hat~b" derdik. Daha sonra aramızda: "ômer b. el-Hat~b vefat etse bu işe insanlar arasında en layık olan kim olur? Ne dersiniz?" der, cevabında: "Osman" derdik.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8914 Taberani rivayet etmiş olup, ravilerden Yusuf b. Halid es-Semti hadis uyduran birisidir. ı T a b e r i n i , M. el-Kebir (13391)

S a l i m , babasından (İbn Ö m e r ' d e n ) n a k l e d i y o r :

#16,212
Resıllullah (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında iken halifelikteki sıralama hakkında; "Ebu Bekr, Ömer ve Osman" derdik.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8913*Hadisi Bezzar ve Taberani rivayet etmiş olup, Bezzar'ın ravileri Sahih'in ravileridir.'

Enes anlatıyor:

#16,209
Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek bir bahçeye girdi. Biri geldi ve kapıyı çaldı. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Enes! Kalk gelen kisiye kapıyı aç. Onu cennetle ve benden sonra halifelikle müjdele" buyurdu. Ben de: "Ya Resulallah! Bunu ona söyleyeyim mi?" diye sorunca, "Ona söyle" buyurdu. Çıkıp baktım ki (gelen kişi) Ebu Bekr. Ona: "Cennetle ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'den sonra halifelikle müjdelenen" dedim. Sonra biri geldi ve kapıyı çaldı. Allah ResUlü (sallallahu aleyhi vesellem}: "Ey Enes! Kalk gelen kişiye kapıyı aç. Onu cennetle ve Ebu Bekr'den sonra halifelikle müjdele" buyurdu. Ben de: "Ya Resulallah! Bunu ona söyleyeyim mi?" diye sorunca, "Ona söyle,karsiligini verdi. ciktim baktim ki gelen kisi ömer. ona "Cennetle ve Ebu Bekr'den sonra halifelikle müjdelenen" dedim. Daha sonra biri daha geldi ve kapıyı çaldı. Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem): "Ey Enes! Kalk, gelen kişiye kapıyı aç. Onu cennetle, Ömer'den sonra halifelikle ve öldürülerek şehit edileceğini müjdele" buyurdu. Çıktım baktım ki (gelen kişi) Hz. Osman. Ona: "Cennetle, Hz. Ômer'den sonra halifelikle ve öldürülerek şehitlikle müjdelenen" dedim. Hz. Osman, Resulullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanına gelerek: "Ya Resulallah neden? Vallahi sana biat ettiğim günden beri zengin olmadım, yalan söz söylemedim ve avret yerime dokunmadım" deyince, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vescllem): "Ey Osman! Bu, budur (dediklerim aynen öyledir, hiç şüphesiz gerçekleşecek)" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8912Hadisi EbU Ya'la ve Bezzar rivayet etmiştir. Ancak Bezzar: "Ebu Bekr ve Ömer'den sonra ümmetimin (halifelik) işini üstlenecek kişi, idare edilen halk tarafından şiddet görecek" ifadesini kullanmıştır. Resülullah (sallallahu aleyhi vesellem), o zaman geldiğinde ona susmasını emretti. Ravilerden Sakar b. Abdirrahman hadis uyduran birisidir. Bezzar'ın isnadında geçen Utbe Ebu Amr'ı Nesai ve başkaları zayıf görürken İbn Hibban güvenilir kabul etmiştir. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir. Hadisi, Taberani ise iki isnadla rivayet etmiştir. Birinin ravileri Bezzar'ın ravilerinin aynısıdır. Ancak Osman hakkında: "Osman geri dönmek istedi, sonra içeri girdi" ibaresini vermiştir. Metnin geri kalan kısmı, aynı manadadır.1 Ebu Ya'la, Müsned (3958) ve Müsned-i Bezzar (1572-3)

Hz. Aişe anlatıyor:

#16,162
Resulullah (sallallahu aleyhi ve;ellem), Medine Mescidi'ni bina ettiğinde bir taş getirip yerine koydu. Sonra Hz. Ebu Bekr bir taş getirip yerine koydu. Akabinde Hz. Ömer bir taş getirerek yerine koydu. Ardından Hz. Osman bir taş alarak yerine koydu. Bu durum(un hikmeti) Hz. Peygamber'e (sallallahualeyhive:ellem) sorulunca: "Bu, benden sonraki halifelik işidir (sıralamasıdır)" buyurdu.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8911Hadisi Ebu Ya'la, Avvam b. Havşeb kanalıyla Hz. Aişe'den rivayette bulunan birinden, o da Aişe'den rivayet etmiştir. Ravileri -tabiun ravisi hariç- Sahih'in ravileridir. Bu tabiinin (Aişe'den nakleden ravinin) ismi verilmemiştir. Bundan sonra Cerir'in hadisi ileride gelecek.2 Ebu Ya'la, Müsned (4884), başka şahitlerivardır; Hakim, Müstedrek (3/97)

Huzeyfe anlatıyor: Sahabe:

#16,161
"Ya Resulallah! Bize halife tayin edecek misiniz?" diye sorunca, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellrnt): "Size lıalife tayin etsem halifeme asi olursunuz, böylelikle sizin üzerinize azap iner" buyurdu. "Ebu Bekr'i halife tayin edecek misiniz?" diye sorduklarında: "Ebu Bekr'i halife yaparsanız, onu beden olarak zayıf, Allah'ın emrinde ise kuvvetli biri olarak bulursunuz" buyurdu. "ômer'i halife tayin edecek misiniz?" diye sorduklarında: "Ömer'i halife yapsanız onu beden olarak ve Allah'ın emrinde kuvvetli biri olarak bulursunuz" diye cevap verdi. "Ali'yi halife tayin edecek misiniz?" diye sorduklarında: "Ali'yi halife yaparsamz- ki bunu asla yapmayacaksınız- sizi yola sokar; onu rehber ve hak yoluna iletilmiş olarak bulursunuz" karşılığını verdi.

Heyseme,Mecmauz Zevahid cilt 9 Hn:8910,Hadisi Bezdr rivayet etmiş olup, ravilerden Ebu'l-Yekzan Osman b.Umeyr zayıf biridir. 1 Müsned-i Bezzar (1570)

Hz. Ali anlahyor:

#16,097
Resulullah' a (sallallahu aleyhi vesellem): "Ya Resulallah! Sizden sonra kim idareci olacak?" diye sorulunca: "EbU Bekr'i halife yaparsanız, onu güvenilir, dünya zevklerini terk etmiş ve iihirete yönelmiş biri olarak bulursunuz. Ômer'i emir yaparsanız onu kuvvetli, güvenilir ve Allah yolunda hiç kimsenin kınamasından korkmayan biri olarak bulursunuz. Ali'yi emir yaparsanız -ki bunu yapacağınızı zannetmiyorum- onu rehber ve hak yoluna iletilmiş olarak, sizi dosdoğru yola sokan biri olarak bulursunuz" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn:8909. Hadisi İmam Ahmed, Bezzar ve el-Mu'cemu'l-evsat 'ta Taberani rivayet etmiş olup, Bezzar'ın ravileri güvenilir kimselerdir.2 Müsned-i Ahmed (859) ve Müsned-i Bezzôr (1571)

. Abdülmelik b. Sel' bildiriyor: Abdu Hayr'ın şöyle dediğini işittim: "Hz. Ali, minber üzerinde ayağa kalktı. Resulullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) bahsederek şöyle dedi:

#16,096
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)vefat edince, Hz. Ebu Bekr halife tayin edildi. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem)'in ameliyle amel edip sünnetini takip etti. Yüce Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar bu şekilde devam etti. Daha sonra Hz. Ömer halife tayin edildi. O da ikisinin ameliyle amel edip sünnetlerini takip etti. Yüce Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar bu şekilde devam etti."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn:8908.*Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, ravileri güvenilir kimselerdir.. 1 Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Müsned'in zevaidi (1055)

Hz. Ali' den rivayet edildiğine göre kendisi, Cemel vakası günü:

#16,095
"Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), halifelik hususunda bize, yerine getireceğimiz bir vasiyette bulunmadı. Ancak bu, bizden önce gördüğümüz bir şeydir. Daha sonra Hz. Ebu Bekr halife tayin edildi. (Dini) ikame etti ve (yaptığı işlevde) dosdoğru oldu. Daha sonra Hz. ôıner halife tayin edildi. O da (dini) ikame etti ve dosdoğru oldu. Nihayet din yerleşip sabitleşti" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 9 Hn: 8907. *Hadisi İmam Ahmed rivayet etmiş olup, senedinde isimsiz bir ravi bulunmaktadır. Diğer ravileri Sahfh'in ravileridir.

Hasan Basrî (rahimehullah) hazretleri anlatıyor:

#8,395 وعن الحسن البصرى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]اسْتَقْبَلَ واللّهِ الحَسَنُ بْنُ عَليٍّ مُعَاوِيَةَ بِكَتَائِبَ أمْثَالِ الجِبَالِ، فقَالَ عَمْرُو بْنُ العَاصِ لِمُعَاوِيَةَ: إنِّى وَاللّهِ ‘رَى كَتَائِبَ َ تُوَلّى حَتَّى تَقْتُلَ أقْرَانَهَا، فقالَ لَهُ مُعاوِيَةُ. وَكَانَ وللّهِ خَيْرَ الرَّجُلَيْنِ: أىْ عَمْرُوا أرَأيْتَ إنْ قَتَلَ هؤَُءِ هؤَُءِ، وَهَؤَُءِ هؤَُءِ، مَنْ لِى بِأُمُورِ المُسْلِمِينَ، مَنْ لِى بِنِسَائِهِمْ، مَنْ لِى بِضَيْعَتِهِمْ، فَبَعَثَ إلَيْهِ رَجُلَيْنِ مِنْ قُرَيْشٍ مِنْ بَنِى عَبْدِ شَمْسٍ: عَبْدَ الرَّحْمنِ بْنَ سَمُرَةَ، وَعَبْدَ اللّهِ ابنَ عَامِرٍ فقَالَ: اذْهَبَا إلى هذَا الرَّجُلِ وَاعْرِضَا عَلَيْهِ، وَقُوَ لَهُ واطْلُبَا إلَيْهِ، فَأتَيَاهُ فَدَخََ عَلَيْهِ فَتَكَلَّمَا، وَقَاَ لَهُ وَطَلَبَا إلَيْهِ فقَالَ لَهُمْ الحَسَنُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ إنَّا بَنِى عَبْدِالمُطَّلِبِ قَدْ أصَبْنَا مِنْ هَذَا المَالِ، وَإنَّ هذِهِ ا‘مَّةَ قَدْ عَاثَتْ في دِمَائِهَا. قَاَ: فإنَّهُ يَعْرِضُ عَلَيْكَ كَذَا وَكَذَا، ويَطْلُبُ إلَيْكَ وَيَسْألُكَ. قَالَ فَمَنْ لِى بِهذَا: قَاَ نَحْنُ لَكَ بِهِ، فَمَا سَأَلَهُمَا شَيْئاً إَّ قَاَ نَحْنُ لَكَ بهِ فَصَالَحَهُ. قالَ الحَسَنُ الْبَصَرِىُّ: سَمِعْتُ أبَا بَكْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قالَ: رَأيْتُ رسولَ اللّهِ # عَلى المِنْبَرِ وَالحَسَنُ ابنُ عَلِيٍّ إلى جَانِبِه وَهُوَ يُقْبِلُ عَلى النَّاسِ مَرَّةً، وَعَلَيْهِ أُخْرَى وَيَقُولُ: إنَّ ابْنِى هَذَا سَيِّدٌ وَلَعَلَّ اللّهَ تَعَالى أنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظِيمَتَيْنِ مِنَ المُسْلِمِينَ[. أخرجه البخارى.»الكَتَائِبُ«: جمع كتيبة، وهى قطعة من الجيش مجتمعة، وقوله: »عَاثَتْ«: أى أفسدت. »والعَيْثُ«: الفساد.
"Hasan İbnu Ali, vallahi Hz. Muaviye (radıyallahu anhüma)'yi dağlar gibi büyük askeri birliklerle karşıladı. Bunun üzerine Amr İbnu'l-As, Hz. Muaviye'ye: "Ben vallahi, öyle askeri birlikler görüyorum ki, bunlar kendileri gibi (sayıca ve keyfiyetçe) akran olan birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler" dedi. Muaviye de Amr (radıyallahu anh)'a -ki vallahi Hz. Muaviye bu iki adamın hayırlısıdır- şu cevabı verdi: "Ey Amr, söyle bakalım! Şunlar (bizimkiler) öbürlerini, öbürleri de şunları öldürseler Müslümanların işlerini kim benim adıma yürütecek, kim kadınlarının, yetimlerinin bakımını benim adıma üzerine alacak?" Sulh yapmak için, Kureyş'in Beni Abdişşems boyundan iki kişiyi yani Abdurrahman İbnu Semüre ve Abdullah İbnu Âmir'i, Hz. Hasan (radıyallahu anh)'a gönderdi. Bunlara: "Haydi, şu zata gidin, ona (sulh yapmak istediğimizi) söyleyin. (Hilafet arzusundan vazgeçmesini) taleb edin, (buna mukabil ne isterlerse) verin!" dedi. Bunlar Hz. Hasan (radıyallahu anh)'ın yanına gidip, huzuruna çıktılar. (Hz. Muaviye'nin tenbihine uygun olarak) konuştular. (Hilafeti Hz. Muaviye'ye bırakması halinde ne isterse vereceğini) söylediler. Hz. Hasan (radıyallahu anh) onlara: "Bizler Abdulmuttalib'in oğullarıyız. Beytu'lmaldan bir hissemiz var. Bu ümmet (ihtiyaç karşısında mal için) kanını israf etmeye başladı. (Beytu'lmaldan bize ayrılacak hisse nedir?)" dedi. Onlar: "Hz. Muaviye size şunları teklif ediyor, hilafetten vazgeçmenizi taleb ediyor, mukabilinde ne istediğinizi soruyor" dediler. Hz. Hasan (radıyallahu anh): "Sizin bu vaadlerinizi bize kim tekeffül edecek?" dedi. Elçiler: "Sana biz tekeffül ediyor, garanti veriyoruz!" dediler. Hz. Hasan her ne talebte bulundu ise hepsine: "Biz tekeffül ediyoruz!" diyerek teminat verdiler. Böylece Hz. Hasan, Hz. Muaviye (radıyallahu anhüma) ile sulh yaptı. Hasan Basri demiştir ki: "Ben Ebu Bekir (radıyallahu anh)'i işittim şöyle demişti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı minberde gördüm, yanında Hz.Hasan İbnu Ali vardı. Bazan halka yöneliyor, bazan Hasan'a yöneliyor ve: "Şu oğlum, seyyiddir. Umulur ki, Allah bununla iki muazzam Müslüman orduyu sulha kavuşturacak" diyordu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/500-501. [Buhârî, Sulh 9, Menâkıb 25, Fedailu'l-Ashâb 22, Fiten 20.]

Abdullah İbnu Selâm (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#8,394 وعن عبداللّه بن سم رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]لَمَّا حُوصِرَ عُثْمَانُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ وَلّى أبَا هُرَيْرَةَ عَلى الصََّةِ، وَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يُصَلِّى أحْيَاناً، ثُمَّا بََعَثَ عُثْمَانُ إلَيْهِمْ، فقَالَ مَا تُرِيدُونَ مِنِّى؟ قَالُوا: نُرِيدُ أنْ تَخْلَعَ إلَيْهِمْ أمْرَهُمْ، ثُمَّ قالَ: َ أخْلَعُ سِرْبَاً سَرْبَلَنِيهِ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ، فقَالُوا: فَهُمْ قَاتِلُوكَ. قالَ: لَئِنْ قَتَلْتُمُونِى َ تَتَحَابُّونَ بَعْدِى أبَداً، وََ تُقَاتِلُونَ بَعْدِى عَدُوّاً جَمِيعاً، وَلَتَخْتَلِفُنَّ عَلَى بَصِيرَةٍ، يَا قَوْمِ َ يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِى أنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أصَابَ مَنْ قَبْلَكُمْ فَلَمَّا اشْتَدَّ عَلَيْهِ ا‘مْرُ أصْبَحَ صَائِماً يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَلَمَّا كانَ في بَعْضِ النَّهَارِ نَامَ فقَالَ: رَأيْتُ اŒنَ رسُولَ اللّهِ # فقَالَ لِى إنَّكَ تفْطِرُ عِنْدَنَا اللَّيْلَةَ فَقُتِلَ مِنْ يَوْمِهِ، ثُمَّ قَامَ عَلِىٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ خَطِيباً فَحَمِدَاللّهَ وَأثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ: أيُّهَا النَّاسُ! أقْبِلُوا عَلَىَّ بِأسْمَاعِكُمْ وَأبْصَارِكُمْ، إنِّى أخَافُ أنْ أكُونَ أنَا وَأنْتُمْ قَدْ أصْبَحْنَا في فِتْنَةٍ وَمَا عَلَيْنَا فِيهَا إَّ ا“جْتِهَادُ، وَإنَّ اللّهَ تَعالى أدَّبَ هذِهِ ا‘مَّةَ بِأدَبَيْنِ: الْكِتَابِ والسُّنّةِ، ض هَوَادَةَ عِنْدَ السُّلْطَانِ فِيهِمَا، فأتَّقُوا اللّهَ وَأصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ، ثُمَّ نَزَلَ وَعَمَدَ إلى مَا بَقِىَ مِنْ بَيْتِ المَالِ فَقَسَّمَهُ عَلى المُسْلِمِينَ[. أخرجه رزين.»َ يَجْرِمَنَّكُمْ«: أى َ يَحملنكم: والشِّقَاقُ: النزاعُ والخف. »وَالْهَوَادَةُ« السكون والموادعة، والرضا بالحالة التى ترجى معها سمة .
"Hz. Osman (radıyallahu anh) muhasara edildiği zaman, namaz kıldırma işine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'yi tayin etti. Bazan Hz. İbnu Abbas kıldırıyordu. Sonra, Hz. Osman (isyancılara) elçi yollayıp, benden ne istiyorsunuz? diye sordu. Onlar: "Hilafetten ayrılmanı istiyoruz" dediler. O da: "Allah'ın bana giydirdiği bir kaftanı çıkarmam" diyerek reddetti. "Onlar seni öldürecekler!" dediler. O: "Beni öldürdüğünüz takdirde, ebediyyen birbirinizi sevmeyecek, düşmanla elbirlik savaşamayacaksınız. Göre göre ihtilafa düşeceksiniz. Ey kavm, bana karşı çıkardığınız şu ihtilaf sakın ola başınıza, sizden öncekilerin maruz kaldığı belayı dolamasın!" dedi. İhtilalcilerin tazyikleri artınca, cuma gününe oruçlu olarak girdi. Gün biraz ilerleyince uyudu. Uyanınca: "Şu anda rüyamda Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı gördüm. Bana: "Akşam yanımızda iftarını yapacaksın" buyurdu" dedi. O gün öldürüldü. Sonra Hz. Ali (radıyallahu anh) hutbe okumak üzere kalktı. Hamd ü senadan sonra: "Ey insanlar, dedi, bana yaklaşın, gözlerinizi, kulaklarınızı dört açın. Şahsen ben ve sizler hepimizin fitnenin içine düşmemizden korkuyorum. Fitne sırasında, hepimize gayret gerekecek." Devamla dedi ki: "Allah bu ümmeti iki edeble terbiye etti: Kitap ve Sünnet. Bunların (tatbiki hususunda), sultan nezdinde gevşeklik olamaz. Öyle ise Allah'tan korkun, aranızdaki meseleleri halledin." Hz. Ali (radıyallahu anh) bunları söyleyip minberden indi ve beytü'lmaldan arta kalan servete yönelerek Müslümanlar arasında taksim etti." [Rezin ilavesidir, kaynağı bulunamamıştır.]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/498-499.

Amr İbn Meymun el-Evdî anlatıyor: 

#8,393 وعن عمرو بن ميمون ا‘ودى قال: ]إنِّى لَقَائِمٌ مَا بَيْنِي وَبَيْنَهُ، يَعْنِي عُمَرَ إَ عَبْدُ اللّهِ بنُ عَبَّاسِ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُما غَدَاةَ أُصِىبَ، وَكَانَ إذَا مَرَّ بَيْنَ الصَّفَّيْنِ قامَ بَيْنَهُمَا فإذَا رَأى خَلًَ قالَ اسْتَووُا حَتَّى إذَا لَمْ يَرَ فِيهِنَّ خَلًَ تَقَدَّمَ فَكَبَّرَ، فَرُبَّمَا قَرَأ بُسُورَةِ يُوسُفَ، أوِ النَّحْلِ، أوْ نَحْوِ ذلِكَ في الرَّكْعَةِ ا‘ولى حَتَّى يَجْتَمِعَ النَّاسُ، فَمَا هُوَ إَّ أنْ كَبَّرَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ: قَتَلَنِي، أوْ أكَلَنِي الْكَلْبُ حِينَ طَعَنَهُ، فَطَارَ الْعِلْجُ)ـ1( بِسكِّىنٍ ذَاتَ طَرَفَيْنِ َ يَمُرُّ عَلى أحَدٍ يَمِيناً وََ شِمَاً إَّ طَعَنَهُ حَتَّى طَعَنَ ثََثَةَ عَشَرَ رَجًُ، فَمَاتَ مِنْهُمْ تِسْعةٌ، وَفِى رِوَايَةٍ: سَبْعَةٌ، فَلَمَّا رَأى ذلِكَ رَجُلٌ)ـ1( مِنَ المُسْلِمِينَ طَرَحَ عَلَيْهِ بُرْنُساً، فَلَمَّا ظَنَّ الْعِلْجُ أنَّهُ مَأخُوذٌ نَحَرَ نَفْسَهُ، وَتَنَاوَلَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عَبْدَالرَّحْمنِ بنِ عَوْفٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَقَدَّمَهُ، فأمَّا مَنْ كَانَ يَلِى عُمَرَ، فَقَدْ رَأى الَّذِى رَأيْتُ ، وَأمَّا نَوَاحِى المَسْجِدِ، فإنَّهُمْ َ يَدْرُونَ مَا ا‘مْرُ، غَيْرَ أنَّهُمْ قَدْ فَقَدُوا صَوْتَ عُمَرَ وَهُوَ يَقُولُ: سُبْحَانَ اللّهِ. سُبْحَانَ اللّهِ، فَصَلَّى بِهِمْ عَبْدُ الرَّحْمنِ صََةً خَفِيفَةً فَلَمَّا انْصَرَفُوا قالَ: يَا ابنَ عَبَّاسٍ انظُرْ مَنْ قَتَلَنِي. قالَ: فَجَالَ سَاعةً ثُمَّ جَاءَ فقَالَ: غَُمُ المُغِيرَةِ ابنِ شُعْبَةَ قالَ: قَاتَلَهُ اللّهُ، لَقَدْ كُنْتُ أمَرْتُ بِهِ مَعْرُوفاً ثُمَّ قالَ: الْحَمْدُللّهِ الَّذِى لَمْ يَجْعَلْ مَنِيَّتِي عَلَى يَدِ أحَدٍ مِنَ المُسْلِمِينَ، لَقَدْ كُنْتَ أنْتَ وَأبُوكَ تُحِبَّانِ أنْ تَكْثُرَ الْعُلُوجُ)ـ2( بِالْمَدِينَةِ، وَكَانَ الْعَبَّاسُ أكْثََرَهُمْ رَقِيقاً، فقَالَ ابنُ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما إنْ شِئْتَ فَعَلْتُ. أىْ إنْ شِئْتَ قَتَلْنَاهُمْ قَالَ: َ بَعْدَ مَا تَكَلَّمُوا بِلِسَانِكُمْ، وَصَلّوا إلى قِبْلَتِكُمْ وَحَجُّوا حَجَّكُمْ، فَاحْتُملَ إلى بَيْتِهِ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَانْطَلَقْنَا مَعَهُ. قالَ: فَكَأنَّ النَّاسَ لَمْ تُصِبْهُمْ مُصِيبَةٌ قَبْلَ يَوْمَئِذٍ، فقَائِلٌ يَقُولُ: أخَافُ عَلَيْهِ، وَقَائِلٌ يَقُولُ: َ بَأسَ بِهِ، فأُتِىَ بِنَبِيذٍ فَشَرِبَهُ، فَخَرَجَ مِنْ جَوْفِهِ، ثُمَّ أُتِىَ بِلَبَنٍ فَشَرِبَهُ فَخَرَجَ مِنْ جَوْفِهِ، فَعَرَفُوا أنَّهُ مَيِّتٌ، وَجَاءَ النَّاسُ يُثْنُونَ عََلَيْهِ، وَجَاءَ شَابٌّ فَقَالَ: أوِ النَّحْلِ، أوْ نَحْوِ ذلِكَ في الرَّكْعَةِ ا‘ولى حَتَّى يَجْتَمِعَ النَّاسُ، فَمَا هُوَ إَّ أنْ كَبَّرَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ: قَتَلَنِي، أوْ أكَلَنِي الْكَلْبُ حِينَ طَعَنَهُ، فَطَارَ الْعِلْجُ)ـ1( بِسكِّىنٍ ذَاتَ طَرَفَيْنِ َ يَمُرُّ عَلى أحَدٍ يَمِيناً وََ شِمَاً إَّ طَعَنَهُ حَتَّى طَعَنَ ثََثَةَ عَشَرَ رَجًُ، فَمَاتَ مِنْهُمْ تِسْعةٌ، وَفِى رِوَايَةٍ: سَبْعَةٌ، فَلَمَّا رَأى ذلِكَ رَجُلٌ)ـ1( مِنَ المُسْلِمِينَ طَرَحَ عَلَيْهِ بُرْنُساً، فَلَمَّا ظَنَّ الْعِلْجُ أنَّهُ مَأخُوذٌ نَحَرَ نَفْسَهُ، وَتَنَاوَلَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عَبْدَالرَّحْمنِ بنِ عَوْفٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَقَدَّمَهُ، فأمَّا مَنْ كَانَ يَلِى عُمَرَ، فَقَدْ رَأى الَّذِى رَأيْتُ ، وَأمَّا نَوَاحِى المَسْجِدِ، فإنَّهُمْ َ يَدْرُونَ مَا ا‘مْرُ، غَيْرَ أنَّهُمْ قَدْ فَقَدُوا صَوْتَ عُمَرَ وَهُوَ يَقُولُ: سُبْحَانَ اللّهِ. سُبْحَانَ اللّهِ، فَصَلَّى بِهِمْ عَبْدُ الرَّحْمنِ صََةً خَفِيفَةً فَلَمَّا انْصَرَفُوا قالَ: يَا ابنَ عَبَّاسٍ انظُرْ مَنْ قَتَلَنِي. قالَ: فَجَالَ سَاعةً ثُمَّ جَاءَ فقَالَ: غَُمُ المُغِيرَةِ ابنِ شُعْبَةَ قالَ: قَاتَلَهُ اللّهُ، لَقَدْ كُنْتُ أمَرْتُ بِهِ مَعْرُوفاً ثُمَّ قالَ: الْحَمْدُللّهِ الَّذِى لَمْ يَجْعَلْ مَنِيَّتِي عَلَى يَدِ أحَدٍ مِنَ المُسْلِمِينَ، لَقَدْ كُنْتَ أنْتَ وَأبُوكَ تُحِبَّانِ أنْ تَكْثُرَ الْعُلُوجُ)ـ2( بِالْمَدِينَةِ، وَكَانَ الْعَبَّاسُ أكْثََرَهُمْ رَقِيقاً، فقَالَ ابنُ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما إنْ شِئْتَ فَعَلْتُ. أىْ إنْ شِئْتَ قَتَلْنَاهُمْ قَالَ: َ بَعْدَ مَا تَكَلَّمُوا بِلِسَانِكُمْ، وَصَلّوا إلى قِبْلَتِكُمْ وَحَجُّوا حَجَّكُمْ، فَاحْتُملَ إلى بَيْتِهِ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَانْطَلَقْنَا مَعَهُ. قالَ: فَكَأنَّ النَّاسَ لَمْ تُصِبْهُمْ مُصِيبَةٌ قَبْلَ يَوْمَئِذٍ، فقَائِلٌ يَقُولُ: أخَافُ عَلَيْهِ، وَقَائِلٌ يَقُولُ: َ بَأسَ بِهِ، فأُتِىَ بِنَبِيذٍ فَشَرِبَهُ، فَخَرَجَ مِنْ جَوْفِهِ، ثُمَّ أُتِىَ بِلَبَنٍ فَشَرِبَهُ فَخَرَجَ مِنْ جَوْفِهِ، فَعَرَفُوا أنَّهُ مَيِّتٌ، وَجَاءَ النَّاسُ يُثْنُونَ عََلَيْهِ، وَجَاءَ شَابٌّ فَقَالَ: أبْشِرْ يَاأمِيرَ المُؤمِنِينَ بِبُشْرَى اللّهِ عَزَّ وَجَلَّ، قَدْ كَانَ لَكَ مِنْ صُحْبَةِ رَسُولِ اللّهِ # وَقَدِمَ)ـ3( في ا“سَْمِ مَا قَدْ عَلِمْتَ، ثُمَّ وَلِيتَ فَعَدَلْتَ ثُمَّ شَهَادَةٍ فَقَالَ: وَدِدْتُ أنَّ ذلِكَ كَانَ كَفَافاً َ عَلىَّ وََ لِىَ، فَلََمَّا أدْبَرَ الرَّجُلُ إذَا إزَارُهُ يَمَسُّ ا‘رْضَ، فقَالَ: رُدُّوا عَلَىَّ الْغَُمَ فقَالَ: يَا ابن أخِى: ارْفَعْ ثَوْبَكَ فإنَّهُ أنْقى لِثَوْبِكَ، وَأتْقى لِرَبِّكَ، ثُمَّ قالَ يَا عَبْدَاللّهِ: انظُرْ مَا عَلَيَّ مِنَ الدَّىْنِ، فَحَسَبُوهُ فَوَجَدُوهُ سِتَّةً وَثَمَانِينَ ألْفاً، أوْ نَحْوَهُ، فَقَالَ إنْ وَفّى بِهِ مَالُ آلِ عُمرَ فأدِّهِ مِنْ أمْوَالِهِمْ، وَإَّ فَسَلْ في بَنِى عَدِىِّ بنِ كَعْبٍ، فإنْ لَمْ تَفِ أمْوَالُهُمْ، فَسَلْ في قُرَيْشٍ، وََ تَعْدُهُمْ إلى غَيْرِهِمْ، وَأدِّ عَنِّى هَذَا المَالَ، انْطَلِقْ إلى أُمِّ المُؤمِنِينَ عَائِشَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها، فَقُلْ: يَقْرَأُ عَلَيْكِ عُمَرُ السََّمَ، وََ تَقُلْ أمِيرَ المُؤمِنِينَ، فإنِّى لَسْتُ الْيَوْمَ بَأمِيرِ المُؤمِنِينَ، وقُلْ يَسْتَأذِنُ عُمَرُ بنُ الخَطَّابِ: أنْ يُدْفَنَ مَعَ صَاحِبَيْهِ. قالَ: فَاسْتَأذِنُ أنْ يُدْفَنَ مَعَ صَاحِبَيْهِ، فقَالَتْ: كُنْتُ أُرِيدُهُ لِنَفْسِى، وَ‘وثرَنَّهُ الْيَوْمَ عَلى نَفْسِى، فَلَمَّا أقْبَلَ قِيلَ: هَذَا عَبْدُاللّهِ ابنُ عُمَرُ قَدْ جَاءَ، فقَالَ: ارْفَعُونِى فَأسْنَدَهُ رَجُلٌ إلَيْهِ، فقَالَ: مَالَدَيْكَ؟ قَالَ: الَّذِى تُحِبُّ يَا أمِيرَ المُؤمِنِينَ أذِنَتْ، فقالَ: الْحَمْدُللّهِ، مَا كَانَ شَئٌ أَهَمَّ إلىَّ مِنْ ذلِكَ، فإذَا أنَا قُبِضْتُ فَاحمِلُونِى، ثُمَّ سَلِّمْ وَقُلْ: يَسْتَأذِنُ عُمَرُ، فإنْ أذِنَتْ لِى فَأدْخِلُونِى، وَإنْ رَدَّتْنِى فَرُدُّونِى إلى مَقَابِرِ المُسْلِمِينَ، فَجَاءَتْ أُمُّ المُؤمِنِينَ حَفْصَةُ)ـ1( رَضِىَ اللّهُ عَنْها، وَالنِّسَاءُ يَسْتُرْنَهَا، فَلَمَّا رَأيْنَاهَا قُمْنَا فَوَلَجَتْ عَلَيْهِ فَبَكَتْ عِنْدَهُ سَاعَةَ، وَاسْتَأذَنَ الرِّجَالُ، فَوَلَجَتْ دَاخًِ لَهُمْ، فَسَمِعْنَا بُكَاءَهَا مِنْ دَاخِلٍ، فَقَالُوا: أوْصِ يَا أمِيرَ المُؤمِنِينَ اسْتَخْلِفْ، فقَالَ: مَا أرَى أحَداً أحَقَّ بِهَذَا ا‘مْرِ مِنْ هؤَُءِ النَّفَرِ السِّتَّةِ الَّذِينَ تُوُفِّىَ رسولُ اللّهِ #، وَهُوَ عَنْهُمْ رَاضٍ، فَسَمَّى عَلِيّاً وَعُثْمَانَ وَالزُّبَيْرَ وَطَلْحَةَ وَعَبْدَالرَّحْمنِ بْنَ عَوْفٍ وَسَعْداً رَضِىَ اللّهُ عَنْهُم، وَقَالَ: يَشْهَدُكُمْ عَبْدُاللّهِ بنُ عُمَرَ، وَلَيْسَ لَهُ مِنْ هذَا ا‘مْرِ شَئٌ، كَهَيْئَةِ التَّعْزِيَةِ لَهُ، فإنْ أصَابَتِ ا“مَارَةُ سَعْداً فذَاكَ، وَإَّ فَلْيَسْتَعِنْ بِهِ أيُّكُمْ مَا أُمِّرَ فإنِّى لَمْ أعْزِلْهُ مِنْ عَجْزٍ وََ خِيَانَةً، وَقَالَ: أُوصِى الخَلِيفَةَ مِنْ بَعْدِى بِا‘نْصَارِ وَالمُهَاجِرِينَ وَا‘عْرَابِ وَبِأهْلِ ا‘مْصَارِ، فَلَمَّا قُبِضَ خَرَجْنَا بِهِ، فَانْطَلَقْنَا نَمْشِى، فَسَلّمَ عَبْدُاللّهِ وَقالَ: يَسْتَأذِنُ عُمَرُ، فقَالَتْ: أدْخِلُوهُ فَأُدْخِلَ، فَوُضِعَ هُنَالِكَ مَعَ صَاحِبَيْهِ، فَلَمَّا فُرِغَ مِنْ دَفْنِهِ أجْتَمَعَ هؤَُءِ الرَّهْطُ، فقَالَ عَبْدُالرَّحْمنِ ابْنُ عَوْفٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: اجْعَلُوا أمْرَكُمْ إلى ثََثَةٍ مِنْكُمْ، فقَالَ الزُّبَيْرُ: قَدْ جَعَلْتُ أمْرِى إلى علِيٍّ، وَقالَ طَلْحَةُ جَعَلْتُ أمْرى إلى عُثْمَانَ، وقَالَ سَعْدٌ: قَدْ جَعَلتُ أمْرِى إلى عَبْدِ الرَّحْمنِ بْنِ عَوْفٍ، فقَالَ عَبْدُالرَّحْمنِ: أيُّكُمَا تَبَرَّأ مِنْ هذَا ا‘مْرِ فَنَجْعَلَهُ إلَيْهِ وَاللّهُ عَلَيْهِ وَا“سَْمُ لَيَنْظُرَنَّ أفْضَلَهُمْ في نَفْسِهِ، فأُسْكِتَ الشَّيْخَانِ، فقَالَ عَبْدُالرَّحْمنِ: أفَتَجْعَلُونَهُ إلىَّ، وَاللّهُ عَلَىَّ أنْ َ آلُوَ عَنْ أفْضِلِكُمْ؟ قاَ: نَعَمْ، فَأخَذَ بِيَدِ أحَدِهِمَا فقَالَ: لَكَ قَرَابَةِ رسوُلِ اللّهِ #، وَالْقَدَمِ في ا“سَْمِ مَا قَدْ عَلِمْتَ، فَاللّهُ عَلَيْكَ لَئِنْ أمَّرْتُكَ لَتَعْدِلَنَّ، وَلَئِنْ أمَّرْتُ عُثْمَانَ، لَتَسْمَعَنَّ وَلَتُطِيعَنَّ، ثُمَّ خََ بِاŒخَرِ، فقَالَ لَهُ مِثْلَ ذلِكَ، فَلَمَّا أخَذَ الْمِيثَاقَ قَالَ: ارْفَعْ يَدَكَ يَا عُثْمَانُ فَبَايَعَهُ وَبَايَعَ لَهُ عَلىٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ وَوَلَجَ أهْلُ الدَّارِ فَبَايَعُوهُ[. أخرجه البخارى.
"Hz. Ömer hançerlendiği sabah ben ayaktaydım. O'nunla -yani Hz. Ömer'le- benim aramda sadece Abdullah İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) vardı. İki saf arasından geçince, arada durup bakmıştı. Bir boşluk gördü ve "Safları düz tutun" dedi. Saflarda herhangi bir boşluk kalmayınca öne geçip tekbir getirerek namaza başladı. İlk rek'atte cemaat toplanıncaya kadar, muhtemelen Yusuf veya Nahl suresini veya bunlara mümasil bir sure okudu.(Rükuye gitmek üzere) tekbir getirmişti ki, hançerlendiği sırada "Köpek beni öldürdü" veya "...yedi" diye bir ses işittim. el-Ilc (mel'unu), iki ağızlı bir bıçak elinde olduğu halde (kapıya doğru) fırladı, sağında solunda kime rastladı ise hançer sapladı. O gün cemaatten tam on üç kişi yaralamıştı. Bunlardan dokuzu derhal öldü. Bir rivayete göre yedi kişi ölmüştür. Bu durumu gören Müslümanlardan biri, herifin üzerine bir bürnus attı. el-Ilc yakalandığını zannederek bıçağı kendisine saplayıp intihar etti. Hz. Ömer (radıyallahu anh), Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh)'ı tutup öne geçirdi. Ömer'in arkasındakiler de benim gördüklerimi gördüler. Mescidin yan tarafındakiler, olup biten ne idi anlayamamışlardı. Ancak onlar, "sübhanallah, sübhanallah" diyen Hz. Ömer'in sesini duyuyorlardı. Abdurrahman cemaate namazı kısa bir şekilde kıldırıp tamamlattı. Cemaat namazdan çıkınca Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ey İbnu Abbas, bak beni kim öldürdü!" dedi. (İbnu Abbas) bir müddet dolaşıp döndü ve: "Muğire İbnu Şu'be'nin kölesi" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Allah canını alsın. Ben ona iyilik emretmiştim" dedi ve ilave etti: "Ölümümü Müslümanlardan birinin eliyle yapmayan Allah'a hamdolsun. Sen ve baban, Medine'de el-Ilc'ların (İranlı kölelerin) çoğalmasını severdiniz." (Bu söz İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a idi) çünkü en çok köle Abbas (radıyallahu anh)'da vardı. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma): "Dilerseniz yapayım -yani isterseniz onların hepsini öldürelim-" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Hayır, sizin dilinizle konuşmalarından, kıblenize müteveccih namaz kılmalarından, haccınızla haccetmelerinden sonra hayır!" dedi. Sonra evine taşındı. Onunla bizde gittik. Sanki insanlara o güne kadar hiç musibet gelmemişti. Birisi: "Korkarım ölecek!" bir diğeri: "Bir şeyi yok" diyordu. Nebiz (hurma şırası) getirildi, ondan biraz içti. Bu, karnındaki yaradan geri çıktı. Sonra süt getirildi, ondan da içti. O da yarasından geri çıktı. İyice anlaşılmıştı, Ömer (radıyallahu anh) ölecekti. Halk gelip kendisine senada bulunuyordu. Bir genç geldi: "Ey mü'minlerin emiri, Allah'ın müjdesiyle sizi müjdeliyorum. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la sohbetiniz var, bildiğiniz gibi İslam'a geçmiş hizmetleriniz var. Sonra başa geçtiniz ve adaletli oldunuz ve sonunda şehadet!" dedi. Hz. Ömer (büyük bir tevazu ile): "Bütün bunların (günahlarımı karşılayabilmesini, Allah'ın huzurunda) başa baş yeterli olmasını ne kadar isterim" diye cevapladı. Genç geri dönünce, izarının yere değmekte olduğunu gördü. "Onu bana çağırın" dedi (ve gelince): "Ey kardeşimin oğlu, giysini kaldır, öyle yapman giysini daha temiz kılar, Rabbine karşı muttaki ol!" dedi. Sonra bana yönelerek: "Ey Abdullah, araştır bakalım üzerimde ne kadar borç var!" dedi. Hesapladılar, seksen altı bin dirhem kadar borcu olduğu anlaşıldı." Ömer ailesinin malı yeterse, bunu onların malından ödeyin. Yetmezse Beni Adiyy İbnu Ka'b'ın malından ise. Onların malı da yetmezse Kureyş'in malından iste. Kureyş'ten başkasına gitme. Bana bedel bu malı öde. Mü'minlerin annesi Âişe (radıyallahu anha)'ye git ve: "Ömer sana selam ediyor", de. Sakın mü'minlerin emiri deme, bugün artık ben mü'minlerin emiri değilim" De ki: "Ömer İbnu'l-Hattab iki arkadaşıyla birlikte gömülmek için senden izin istiyor." Abdullah der ki: "İzin istedim, selam verip girdim. Hz. Âişe (radıyallahu anha) ağlıyordu. "Ömer sana selam ediyor. İki arkadaşının yanında gömülmek için izin istiyor" dedim. Hz. Âişe: "Onu ben kendim için düşünüyordum. Fakat Ömer'i bugün kendime tercih ediyorum" cevabını verdi. Geri dönünce Ömer'e: "İşte Abdullah İbnu Ömer geldi!" denildi. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ne haber getirdin?" dedi. "İstediğiniz oldu, Hz. Âişe izin verdi" denilince: "Elhamdülillah" dedi, nazarımda bundan daha mühim bir şey yoktu. Ruhum kabzedilince beni oraya götürün. (Oraya varınca, Âişe'ye tekrar) selam ver ve:"Ömer izin istiyor!" de. Eğer izin verirse beni içeri alın, eğer beni reddederse, beni Müslümanların mezarlığına götürün." O sırada mü'minlerin annesi Hafsa (radıyallahu anha) geldi. Kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce kalktık. Ömer'in yanına girdi. Yanında bir müddet ağladı. Erkekler de izin istediler. Onlar için, içerde bir yere girdi. İçeriden ağlamasını işitiyorduk. "Ey mü'minlerin emiri, dediler, vasiyet et, yerine birini tayin et!" "Ben, dedi bu işe Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın kendilerinden razı olarak öldüğü şu altı kişiden daha layık birini bilmiyorum. -ve isimlerini saydı:- Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Abdurrahman İbnu Avf ve Sa'd (radıyallahu anhüm)." devamla dedi ki: "Size Abdullah İbnu Ömer şehadet ediyor. Onun hilafet işiyle hiçbir ilgisi yok, tıpkı kendisine gelen taziye heyeti gibi. Emirlik, şayet Sa'da isabet ederse, mesele yok. Aksi halde, kim emir olursa ondan istifade etsin. Bilesiniz, ben onu aczi veya hıyaneti sebebiyle azletmedim." Ömer şunu da söyledi: "Benden sonra gelecek halifeye Ensar'ı, Muhacirin'i, bedevileri ve taşra halkını vasiyet ediyorum." Ruhu kabzedilince, onu çıkardık. Yayan (Hz. Âişe'ye kadar) geldik. Abdullah selam verip: "Ömer izin istiyor!" dedi. "Alın içeri!" dedi ve derhal içeri alındı. İki arkadaşıyla birlikte oraya kondu. Defin işinden boşalınca, hilafet hey'eti toplandı. Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh): "Seçimin asgari ihtilafla yürümesi için) aranızdan üç kişi seçin!" dedi. Zübeyr (radıyallahu anh): "Ben reyimi Ali (radıyallahu anh)'ye verdim" dedi. Talha (radıyallahu anh) da: "Ben reyimi Osman'a verdim" dedi. Sa'd (radıyallahu anh): "Reyimi ben de Abdurrahman İbnu Avf'a verdim" dedi. Abdurrahman (radıyallahu anh) (Hz. Ali ve Hz. Osman'a yönelerek): "Hanginiz bu işten (halife adaylığından) çekilir, böylece, halifemizi belirleme işini ona bırakırız. Allah ve Müslümanlar onun üzerinde murakıbtır. O da kanaatince en iyi olanı araştıracaktır"dedi. Ancak bu iki şeyh (Hz. Ali ve Hz. Osman (radıyallahu anhüma) sükut ettiler. Bunun üzerine Abdurrahman onlara: "Seçme işini bana bırakır mısınız? Allah en efdalinizi seçmem hususunda benim üzerimde murakıbdır!" dedi. O ikisi de: "Evet!" dediler. İkisinden birinin (Hz.Ali (radıyallahu anh)'nin elinden tuttu ve: "Senin Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a yakınlığın, İslam'da da kıdemin, (önceliğin) var, bunu biliyorsun. Allah da üzerinde murakıbtır. Kasem ediyorum, seni seçecek olsam mutlaka adaletli olursun, Osman'ı seçecek olsam kesinlikle onu dinleyip itaat edersin.." Dedi. Sonra diğerine yönelerek, ona da buna benzer sözler söyledi. Her ikisinden de misak (yani kesin söz) aldıktan sonra: "Ey Osman kaldır elini!" dedi ve ona biat etti. Ali (radıyallahu anh)'de biat etti. Sonra (kapılar açıldı) Medine halkı da gelip Hz. Osman'a biat etti."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/490-493.  [Buhârî, Fedâilu'l-Ashâb 8, Cenaiz 96, Cihad 174, Tefsir, Haşr 5, Ahkâm 43.]

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#8,392 وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]لَمَّا احْتُضِرَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ دَعَا عُمَرَ فقَالَ: إنِّى مُسْتَخْلِفُكَ عَلَى أصْحَابِ رَسُولِ اللّهِ # يَا عُمَرُ، إنَّمَا ثَقُلَتْ مَوَازِينُ مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِاتِّبَاعِهِمُ الحَقَّ وَثِقَلَهُ عَلَيْهِمْ، وَحُقَّ لِمِيزَانٍ َ يُوضَعُ فِيهِ إَّ الحَقَّ أنْ يَكُونَ ثَقِيً. يَا عُمَرُ: إنَّمَا خَفَّتْ مَوَازِينَ مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِاتِّبَاعِهِمُ البَاطِلَ وَخِفّتُهُ عَلَيْهِم، وَحُقَّ لِمِيزَانٍ َ يُوضَعُ فِيهِ إَّ البَاطِلُ أنْ يَكُونَ خَفِيفاً، وَكَتَبَ إلى أُمَرَاءِ ا‘جْنَادِ: وَلَّيْتُ عَلَيْكُمْ عُمَرَ وَلمْ آلُ نَفْسِى، وََ المُسْلِمِينَ إَّ خَيْراً، ثُمَّ مَاتَ وَدُفِنَ لَيًْ، ثُمَّ قَامَ عُمَرُ في النَّاسِ خَطِيباً، ثُمَّ قالَ بَعْدَ أنْ حَمِدَ اللّهَ وَأثْنى عَلَيْهِ: أيُّهَا النَّاسُ: إنِّى َ أُعْلِمُكُمْ مِنْ نَفْسِى شَيْئاً تَجْهَلُونَهُ، أنَا عُمَرُ، وَلَمْ أحْرِصْ عَلى أمْرِكُمْ، وَلكِنِ المُتَوفِّى أوْحَى إلَىَّ بِذلِكَ، وَاللّهُ ألْهَمَهُ ذلِكَ، وَلَيْسَ أجْعَلُ إمَامَتِى إلى أحَدٍ لَيْسَ لَهَا بِأهْلٍ، وَلكِنْ أجْعَلُهَا إلَى مَنْ تَكُونُ رَغْبَتُهُ في التَّوْقِيرِ لِلْمُسْلِمِينَ، أُولئِكَ هُمْ أحَقُّ بِهِمْ مِمَّنْ سِوَاهُمْ[. أخرجه مالك .
"Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh), ölüm anı yaklaşınca (muhtazar olunca), Hz. Ömer'i çağırttı ve: "Ey Ömer, ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabı üzerine seni halife seçiyorum. Mizanı ağır olan, hakka uyması sebebiyle kıyamet günü mizanı ağır basacak ve ağırlık kendine olacak kimsedir. Sadece hakkın girdiği mizanın ağır olması da hak olmuştur. Ey Ömer! Mizanı hafif olan da, batıla uyması sebebiyle, kıyamet günü sevabı az ve hafif olan ve bu hafiflikle teraziye girecek olandır. İçerisine sadece batıl giren mizanın hafif olması da haktır." Ayrıca, askerlerin komutanlarına da şunu yazdı: "Başınıza Ömer'i seçtim. Kendim için de, Müslümanlar için de hayrı seçtim." Sonra Ebu Bekir (radıyallahu anh) vefat etti ve geceleyin defnedildi. Bilahere Hz.Ömer (radıyallahu anh), ayağa kalkıp hamd ü sena ettikten sonra şunları söyledi: "Ey insanlar, ben size, hiç bilmediğiniz bir şeyi kendimden uydurup öğretecek değilim. Ben Ömer'im. Size emir olma hususunda hırsım yok. Ancak vefat eden Ebu Bekir (radıyallahu anh) bunu bana vasiyet etti. Bu işi ona Allah'ın ilham ettiğine inanıyorum. İmamlığımı, ona ehil olmayan kimseye bırakmam. Fakat onu, Müslümanlara saygı göstermeye gayret edenlere bırakırım. İşte böyleleri, Müslümanlara emir olaya başkalarından daha çok layıktır." [Muvatta'da bulunamamıştır.]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/480-481.

Kasım İbnu Muhammed anlatıyor:

#8,391  وعن القاسم بن محمد قال: ]قالَتْ عَائشةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها: وَارَأسَاهُ، فقَالَ رسولُ اللّه # ذَاكِ لَوْ كانَ، وَأنَا حَىٌّ، فَأسْتَغْفِرُ لَكِ، وَأدْعُو لَكِ، فَقَالَتْ وَاثُكَْهُ، وَاللّهِ إنِّى ‘ظُنُّكَ تُحِبُّ مَوْتِى، وَلَوْ كانَ ذلِكَ لَظَلَلْتَ آخِرَ يَوْمِكَ مُعَرِّساً بِبَعْضِ أزْوَاجِكَ، فقَالَ #: بَلْ أنَا وَارَأسَاهُ لَقَدْ هَمَمْتُ، أوْ أرَدْتُ أنْ أُرْسِلَ إلى أبى بَكْرٍ وَابْنِهِ وَأعْهَدَ، أنْ يَقُولَ الْقَائلُونَ، أوْ يَتَمَنَّى المُتَمَنُّونَ، ثُمَّ قُلْتُ. يَأبى اللّهُ وَيَدْفَعُ المُؤمِنُونَ، أوْ يَدْفَعُ اللّهُ وَيَأبى المُؤمِنُونَ[. أخرجه الشيخان، واللفظ للبخارى.»أعْرَسَ الرَّجُلُ بِامْرَأتِهِ«: إذَا دخل بها .
"Hz. Âişe (radıyallahu anha) bir gün hastalanmış: "Vay başım, (ölüyorum)!" demişti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) (şaka olsun diye): "Keşke bu ben sağken olsa, sana istiğfar eder, dua ediveririm!" dedi. Bunun üzerine Hz. Âişe (radıyallahu anha) birden parladı: "Vay başıma gelen. Vallahi görüyorum ki ölmemi istiyorsun. Ben öleceğim, sen de akşama zevcelerinden biriyle başbaşa kalacakın ha!" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (sözü değiştirerek) dedi ki: "Bilakis ben ölüyorum, vay başım! Ebu Bekir'e ve oğluna birini gönderip (benden sonra hilafet hususunda "ben daha layığım" iddia veya temennisinde bulunacaklara karşı) yerime geçeceği tesbit etmek istemiştim. Sonradan (kendi kendime: "Böyle bir iddiayı Ebu Bekir dışında kim yaparsa) Allah kabul etmez, mü'minler de reddederler" dedim (ve vasiyet yapmaktan vazgeçtim)."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/479. [Buhârî, Ahkâm 51, Merdâ 16; Müslim, Fedailu's-Sahâbe 11, (2387).]

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#8,390 وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]أتَتْ فَاطِمَةُ وَالْعَبَّاسُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما أبَا بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ يَلْتَمِسَانِ مِيرَاثَهُمَا مِنْ رَسُولِ اللّهِ #، فقَالَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: َ نُورثُ؛ مَا تَرَكْنَاهُ صَدَقَةٌ، إنَّمَا يَأكُلُ آلُ مَحمدٍ في هذَا الْمَالِ، وَإنِّى وَاللّهِ َ أدَعُ أمْراً رَأيْتُ رَسولَ اللّهِ # يَصْنَعُهُ إَّ صَنَعْتُهُ، إنِّى أخْشى إنْ تَرَكْتُ شَيئاً مِنْ أمْرِهِ أنْ أزِيغَ، فَهَجَرَتْهُ فَاطِمةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها فَلَمْ تُكَلِّمُهُ حَتَّى مَاتَتْ بَعْدَ سِتَّةِ أشْهُرٍ، فَدَفَنَهَا عَلىٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ لَيًْ، ولَمْ يُؤذِنْ بِهَا أبَا بَكْرٍ، وَكَانَ لِعَلىٍّ وَجْهٌ)ـ1( مِنَ النَّاسِ حَيَاةَ فَاطِمة رَضِىَ اللّهُ عَنْها، فَلَمَّا مَاتَتِ انْصَرَفَتْ وُجُوهُ النَّاسِ عَنْهُ، فقَالَ رَجُلٌ لِلزُّهْرِىِّ رَحِمَهُ اللّهُ: وَلَْ يُبَايِعُهُ عَلىٌّ سِتَّةٌ أشْهُرٍ؟ قالَ: َ، وَاللّهِ وََ أحَدٌ مِنْ بَنِى هَاشِمٍ، فَلَمَّا رَأى عَلِىٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ انْصِرَافَ وُجوُهِ النَاسِ عَنْهُ ضَرَعَ إلى مُصَالَحةِ أبى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فأرْسَلَ إلَيْهِ أنْ ائْتِنَا وََ يَأتِنَا مَعَكَ أحَدٌ، وَكَرِهَ أنْ يأتِيَهُ عُمَرُ لِمَا عَلِمَ مِنْ شِدَّتِهِ، فَقَالَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: َ تأتِهِمْ وَحْدَكَ، فقَالَ أبُو بَكْررَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: وَاللّهِ Œتَينَّهُمْ وَحْدِى مَا عَسى أنْ يَصْنَعُوا بِى؟ فانْطَلَقَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فَدَخَلَ عَلى عَلِيٍّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، وَقَدْ جَمَعَ بَنِى هَاشِمٍ عِنْدَهُ، فَقَامَ فَحَمِدَاللّهَ وَأثنى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ: أمَّا بَعْدُ، فََلَمْ يَمْنَعْنَا أنْ نُبَايِعَكَ يَا أبَا بَكْرٍ إنْكَارٌ لِفَضِيلَتِكَ، وََ نَفَاسَةٌ عَلَيْكَ، وَلكِنَّا كُنّا نَرَى أنَّ لَنَا في هذَا ا‘مْرِ حَقّاً فاسْتَبْدَدْتُمْ عَلَيْنََا، ثُمَّ ذَكَرَ قَرَابَتَهُ مِنْ رسول اللّه # وَحَقَّهُمْ فَلَمْ يَزَلْ عَلِيٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ يَذْكُرُ حَتَّى بَكى أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فَصَمَتَ عَلِيٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فَتَشَهَّدَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَحَمِدَ اللّهَ تَعالَى وَأثْنى عَليْهِ، ثُمَّ قالَ: أمَّا بَعْدُ، فَوَاللّهِ لَقَرَابَةُ رسول اللّهِ # أحَبُّ إلىَّ أنْ أصِلَ مِنْ قَرَابَتِى، وَإنِّى وَاللّهِ مَا ألَوْتُ في هذِهِ ا‘مْوَالِ الَّتِى كَانَتْ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ عَنِ الخَيْرِ، وَلكِنِّى سَمِعْتُ رسول اللّهِ # يَقُولُ: َ نُورَثُ مَا تَرَكْنَاهُ صَدَقَةٌ، إنَّمَا يَأكُلُ آلُ مُحَمَّدٍ في هذا المَالِ، وَإنِّى وَاللّهِ َ أدَعُ أمْراً صَنَعَهُ رسولُ اللّهِ # إَّ صَنَعْتُهُ إنْ شَاءَ اللّهُ تَعالى، فقَالَ عَليٌّّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: مَوْعِدُكَ لِلبَيْعَةِ الْعَشِيَّةُ، فَلَمَّا صَلَّى أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ الظُّهْرَ أقْبَلَ عَلى النَّاسِ يَعْذُرَ عَلِيّاً رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ بِبَعْضِ مَا اعْتَذَرَ بِهِ، ثُمَّ قَامَ عَليٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَعَظَّمَ حَقَّ أبِى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، وَذَكَر فَضِيلَتَهُ وَسَابِقَتَهُ، ثُمَّ قَامَ إلى أبِى بَكْرٍ فَبَايَعَهُ، فَأقْبَلَ النَّاسُ عَلى عَلِيٍّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فقَالُوا: أصَبْتَ وَأحْسَنْتَ، فَكَانَ النَّاسُ إلى عَلِيٍّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَرِيباً حِينَ رَاجَعَ ا‘مْرَ المَعْرُوفَ[. أخرجه الشيخان، واللفظ لمسلم.»ضََرَعَ«: أى خضع، وانقاد »وَالنَّفَاسَةُ«: الحسد، ومعنى »مَا ألَوْتُ« بالقصر: أى ما قصرت.
"Hz. Fatıma ve Hz. Abbas (radıyallahu anhüma) Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'e uğrayıp, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'tan kendilerine kalan mirası sordular. Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) onlara: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Bize kimse varis olamaz, bıraktıklarımız hep sadakadır. Ancak Âl-i Muhammed bu maldan (ihtiyacı kadarını) yer" dediğini işittim. Allah'a yemin olsun Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yaptığını gördüğüm bir şeyi terketmem, mutlaka onu yaparım. Ben O'nun emrinden bir şey terkedecek olsam sapıtmaktan korkarım!" dedi. Bunun üzerine Hz. Fatıma, Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anhüma)'e küstü ve altı ay sonra ölünceye kadar onunla konuşmadı. Hz. Ali, onu geceleyin defnetti. Ölümünü Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'e haber vermedi. Hz. Ali, Fatıma (radıyallahu anhüma) sağken halk nazarında ayrı bir makama, izzete sahipti. Hz. Fatıma vefat edince, halkın alakası ondan kesildi. Bir adam Zühri (rahimehullah)'ye: Ali, (Hz. Ebu Bekir'e) altı ay biat etmedi mi?" diye sordu. "Hayır, vallahi hayır, Beni Haşim'den hiç kimse geri kalmadı. Ali (radıyallahu anh), insanların nazarlarının kendinden çevrildiğini görünce Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'le musalahaya mecbur kaldı. Ona haber salarak: "Yanında kimse olmadan, yalnız olarak bize gel!" dedi. kendisine Hz. Ömer'in gelmesini istemiyordu, çünkü ondaki şiddet ve hiddet halini biliyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Onlara tek başına gitme!" dedi. Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh): "Vallahi tek başıma gideceğim. Bana ne yapabilirler ki?" dedi ve Ebu Bekir (radıyallahu anh) onlara gitti. Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin yanına girdi. Beni Haşim, yanında toplanmışlar idi. (Hz. Ebu Bekir'i görünce) kalktı. Allah'a hamd ü senada bulundu. Sonra şunu söyledi: "Emma ba'd! Ey Ebu Bekir, bizim sana biat etmemize mani olan şey senin faziletini inkarımız değildir, sana karşı bir rekabet düşüncemiz de yok. Ancak, biz, bu "iş"te bizim de bir hakkımız olduğuna inanıyorduk. Bize karşı müstebit davrandınız!" Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a olan yakınlığını zikretti. Ali bunları zikrettikçe Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anhüma) ağlamaktan kendini alamıyordu.Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) şehadet getirdi, Allah Teala'ya hamdetti, senada bulundu. Sonra şunları söyledi: "Emma ba'd! Allah'a kasem olsun, şurası muhakkak ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın akrabaları bana, kendi akrabalarımdan daha yakın, daha sevgili. Ve ben, yeminle söylüyorum, benimle sizin aranızda olan bu mal meselesinde haktan ve hayırdan hiç ayrılmış değilim. Zira, ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'tan şunu işittim: "Bize kimse varis olamaz, bıraktığımız sadakadır. Âl-i Muhammed bu maldan yer." Vallahi ben, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yaptığını gördüğüm bir işi terketmem, Allah'ın izniyle mutlaka yaparım" dedi. Hz. Ali (radıyallahu anh): "Biat için öğleden sonra buluşalım" dedi. Ebu Bekir (radıyallahu anh) öğleyi kılınca, cemaate yönelip Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin (biatı geciktirmedeki) beyan ettiği özürleri halka anlattı. Sonra da Hz. Ali (radıyallahu anh) kalkıp, Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'in hakkını tazim buyurdu, faziletlerini, İslam'a sebkat eden hizmetlerini zikretti. Sonra Ebu Bekir (radıyallahu anh)'e yaklaşıp biat etti. Halk, Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin etrafını sarıp: "İsabet ettin, çok iyi bir davranışta bulundun" diyerek takdir ettiler. Hz. Ali (radıyallahu anh) bu ma'ruf işe döndüğü zaman halk (tekrar) kendisine yakınlık (ve alaka) gösterdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/474-475. [Buhârî, Fedailu'l-Ashab 12; Müslim, Cihad 53, (1759). Metin Müslim'dendir. Hadis Buhârî'de muhtasardır.]

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor; 

#8,389 عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]كُنْتُ أُقْرِئُ رِجَاً مِنْ المُهَاجِرِينَ مِنْهُمْ عَبْدُ الرَّحْمنِ بْنُ عَوْفٍ فقَالَ: لَوْ رَأيْتُ رَجًُ أتَى عُمَرَ الْيَوْمَ، فقَالَ: هَلْ لَكَ يَا أمِيرَ المُؤمِنينَ في فُنٍ يَقُولُ لَوْ قَدْ مَاتَ عُمَرُ لَبَايَعْتُ فَُناً)ـ1(، فوَاللّهِ مَا كَانَتْ بَيْعَةُ أبِى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ إَّ فَلْتَةً فَتَمَّتْ، فَغَضِبَ عُمَرُ فَقَالَ: إنِّى إنْ شَاءَ اللّهَ تَعالى لَقَائمٌ الْعَشِيَّةَ في النَّاسِ فَمُحَذِّرهُمْ هؤَُءِ الَّذِينَ يُرِيدُونَ أنْ يَغْصِبُوهُمْ أمُورَهُمْ. قالَ عَبْدُ الرَّحْمنِ: فَقُلْتُ يَا أمِيرَ المؤْمِنينَ: َتَفْعَلْ، فإنَّ المَوْسِمَ يَجْمَعُ رِعَاعَ النَّاسِ وَغَوْغَاءَهُمْ، وَإنَّهُمْ هُمُ الَّذِينَ يَغْلِبُونَ عَلى قُرْبِكَ حِينَ تَقُومُ في النَّاسِ، وَأنَا أخْشى أنْ تَقُومَ، فَتَقُولَ مَقَالَةً يُطَيِّرُهَا أولَئِكَ عَنْكَ كُلَّ مَطِيرٍ، وَأنْ َ يَعُوهَا، وَأنْ َ يَضَعُوهَا عَلى مَوَاضِعِهَا، فأمْهِلْ حَتَّى تَقْدُمَ المَدِينَةَ، فإنَّهَا دَارُ الهِجْرَةِ وَالسُّنَّةِ فَتَخْلُصَ بِأهْلِ الْفِقْهِ وَأشْرَافِ النَّاسِ، فَتَقُولَ مَا قُلْتَ مُتَمَكِّناً، فَيَعِى أهْلُ الْعِلْمِ مَقَالَتَكَ، وَيَضَعُونَهَا عَلى مَوَاضِعِهَا، فقَالَ عُمَرُ: أمَا وَاللّهِ إنْ شَاءَ اللّهُ تَعالى ‘قُومَنَّ بذلِكَ أوَّلَ مَقَامٍ أقُومُهُ بِالْمَدِينَةِ. قال ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما: فَقَدِمْنَا المَدِينَةَ في عَقِبِ ذِى الحِجَّةِ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ الجُمُعَةِ عَجِلْتُ بِالرَّوَاحِ حِينَ زَاَغَتِ الشَّمْسُ[.زاد رزين: ]فَخَرَجْتُ في صَكَّةِ عُمَىٍّ، ثُمَّ رَجَعَ إلى الحَدِيثِ ا‘وَّلِ، فقَالَ: حَتَّى أجد سَعِيدَ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَمْرو بْنِ نُفَيْلٍ جَالِساً إلى رُكْنِ المِنْبَرِ، فَجَلَسْتُ حَذْوَهُ تَمسُّ رُكْبَتِى رُكْبَتَهُ، فََلَمْ أنْشَبْ أنْ خَرَجَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فلمَّا رَأيْتُهُ مُقْبًِ قُلْتُ لِسَعِيدٍ: لَيَقُولَنَّ الْعَشِيَّةَ عَلى هذَا المِنْبَرِ مَقَالَةً لَمْ يَقُلْهَا مُنْذُ اسْتُخْلِفَ، فَأنْكَرَ عَلىَّ وقالَ: وَمَا عسى أنْ يَقُولَ مَا لَمْ يَقُلْ قَبْلَهُ، فَجَلَسَ عُمَرُ عَلى المِنْبَرِ، فَلَمَّا سَكَتَ المُؤَذِّنُ قَامَ فأثْنى عَلى اللّهِ بِمَا هُوَ أهْلُهُ، ثُمَّ قال: أمَّا بَعْدُ فإنِّى قاَئِلٌ لَكُمْ مَقَالَةً قَدْ قُدِّرَ أنْ أقُولَهَا، َ أدْرِى لَعَلَّهَا بَيْنَ يَدَىْ أجَلِى)ـ1(، فَمَنْ عَقَلَهَا وَوَعَاهَا فَلْيُحَدِّثْ بِهَا حَيْثُ انْتَهَتْ بِهِ رَاحِلَتُهُ وَمَنْ خَشِىَ أنْ َ يَعْقِلَهَا فََ أُحِلُّ ‘حَدٍ أنْ يَكْذِبَ عَليَّ: إنَّ اللّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً # بِالحَقِّ، وَأنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ فَكَانَ مِمَّا أنْزَلَ اللّهُ عَلَيْهِ آيَةَ الرَّجْمِ )وَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ ابنِ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما المَذْكُورِ في أوَّلِ بِابِ حَدِّ الرِّنَا(، ثُمَّ قالَ: وَإنَّهُ بََلَغَنِى أنَّ قَائًِ يَقُولُ: لَوْ قَدْ مَاتَ عُمَرُ لَبَايَعْتُ فَُناً فََ يَغْتَرَّنَّ امْرُؤٌ أنْ يَقُولَ إنَّمَا كَانَتْ بَيْعَةُ أبِى بَكْرٍ فَلْتَةً وَتَمَّتْ، أَ وَإنَّهَا قَدْ كَانَتْ كذلِكَ، وَلكِنْ وَقَى اللّهُ شَرَّهَا، وَلَيْسَ فِيكُمْ مَنْ تُقْطَعُ إلَيْهِ ا‘عْنَاقُ مِثْلَ أبِى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، وَإنَّهُ كانَ مِنْ خَبَرِنَا حِينَ تُوفِّىَ رَسولُ اللّهِ # أنَّ ا‘نْصَارَ خَالَفُونَا، وَاجْتَمَعُوا بِأسْرِهِمْ في سَقِيفَةِ بَنِى سَاعِدَةَ، وَتَخَلَّفَ عَنَّا عَلىٌّ وَالزُّبَيْرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما ومَنْ مَعَهُمَا، وَاجْتَمَعَ المُهَاجِرُونَ إلى أبِى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، فَقُلْتُ ‘بِى بَكْرٍ: يَا أبَا بَكْرٍ انْطَلقَ بِنَا إلى إخْوَانِنَا هؤَُءِ مِنَ ا‘نْصَارِ، فَانْطَلَقْنَا نُرِيدُهُمْ، فلَمَّا دَنَوْنَا مِنْهُمْ لَقِيَنَا رَجُنِ صَالِحَانِ فَذَكَرَا مَاتَماَ‘ عَلَيْهِ الْقَوْمُ فقَاَ: أينَ تُرِيدُونَ يَا مَعْشَرَ المُهَاجِرِينَ؟ فَقُلْنَا نُرِيدُ إخْوَانَنَا مِنْ ا‘نْصَار؟ فَقَاَ: َ عَلَيْكُمْ أنْ َ تَقْرَبُوهُمْ، اقْضُوا أمْرَكُمْ، فَقُلْتُ: واللّهِ لَنأتِيَنَّهُمْ، فَانْطَلَقْنَا حَتّى أتَيْنَاهُمْ، فَاِذَا رَجُلٌ مُزَّمَّلٌ بَيْنَ ظَهْرَانِيهِمْ، فَقُلْتُ مَنْ هذَا؟ قالُوا: سَعْدُ بنُ عُبَادَةَ، فَقُلْتُ: مَالَهُ؟ قالُوا: يُوعَكُ، فَلَمَّا جَلَسْنَا قَلِيً تَشَهَّدَ خَطِيبُهُمْ، فَأثْنى عَلى اللّهِ بِمَا هُوَ أهْلُهُ ثُمَّ قالَ: أمَّا بَعْدُ فَنَحْنُ أنْصَارُ اللّهِ تَعالى، وَكَتِيبَةُ ا“سَْمِ، وَأنْتُمْ مَعْشَرَ المُهَاجِرينَ رَهْطٌ مِنَّا، وَقَدْ دَفَّتْ دَافَّةٌ مِنْ قَوْمِكُمْ، فإذا هُمْ أرَادُوا أنْ يَخْتَزِلُونَا مِنْ أصْلِنَا، وَأنْ يَحْضُنُونَا مِنَ ا‘مْرِ، فَلَمَّا سَكَتَ أرَدْتُ أنْ أتَكَلَّمَ، وَكُنْتُ قَدْ زَوَّرْتُ مَقَالَةً أعْجَبَتْنِى أرِيدُ أنْ أقَدِّمَهَا بَيْنَ يَدَىْ أبِى بَكْر، وَكُنْتُ أُدَارِى مِنْهُ بَعْضَ الحَدِّ)ـ1(، فَلَمَّا أرَدْتُ أنْ أتَكَلَّمَ. قالَ أبو بَكْر: عَلى رِسْلِكَ، فَكَرِهْتُ أنْ أُغْضِبَهُ. فَتَكَلَّمَ وَكَانَ أحْلَمَ مِنِّى وَأوْفَرَ، وَاللّهِ مَا تَرَكَ مِنْ كَلِمَةٍ أحْجَبَتْنِى في تَزْويرِى إَّ قالَ في بَدِىهَتِهِ مِثْلَهَا، أوْ أفْضَلَ مِنْهَا حَتَّى سَكَتَ، وقالَ: مَا ذَكَرْتُمْ فِيكُمْ مِنْ خَيْرٍ فَأنْتُمْ لَهُ أهْلٌ، وَلَنْ تَعْرفَ الْعَرَبُ هذََا ا‘مْرَ إَّ لهذَا الحَىِّ مِنْ قُرَيْشٍ، هُمْ أوْسَطُ الْعَرَبِ نَسَباً وَداراً، وَقَدْ رَضِيتُ لَكُمْ أحَدَ هذَيْنِ الرَّجُلَيْنِ فَبَايِعُوا أيَّهُمَا شِئْتُمْ، فَأخَذَ بِيَدِى وَبِيَدِ أبِى عُبَيْدَةَ بْنِ الجَرَّاحِ، وَهُوَ جَالِسٌ بَيْنَنَا، فَلَمْ أكْرَهْ مِمَّا قالَ غَيْرَهَا، كانَ واللّهِ أنْ أُقَدَّمَ فَتُضْرَبَ عُنُقِى َ يَقْرَبُنِى ذلِكَ مِنْ إثْمٍ أحَبَّ إلَىَّ مِنْ أنْ أتَأمَّرَ عَلى قَوْمٍ فِيهِمْ أبُو بَكْرٍ. اللَّهُمَّ إَّ أنْ تُسَوِّلَ لِى نَفْسِى عِنْدَ المَوْتِ شَيْئاً َ أجِدُهُ اŒنَ، فقَالَ: قَائِلٌ مِنَ ا‘نْصَارِ: أنَا جُذَيْلُهَا المُحَكَّكُ، وَعُذَيْقُهَا المُرجَّبُ، مِنَّا أمِيرٌ وَمِنْكُمْ أمِيرٌ، فَكَثُرَ اللَّغَطُ، وَارْتَفَعَتِ ا‘صْوَاتُ حَتَّى فَرِقْتُ)ـ2( مِنَ ا‘خْتَِفِ فَقُلْتُ: ابْسُطْ يَدَكَ يَا أبَا بَكْر، فَبَايَعْتُهُ، وَبَايَعَهُ المُهَاجِرُونَ ثُمَّ بَايَعَهُ ا‘نصَارُ، وَنَزَوْنَا عَلى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ، فقَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ: قَتَلهُمْ سَعْدَ بنَ عُبَادَةَ، فَقُلْتُ: قَتَلَ اللّهُ سَعْدَ بنَ عُبَادَةَ، فقَالَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: وَإنَّا وَاللّهِ مَا وَجَدْنَا فِيمَا حَضَرَنَا مِنْ أمْرِنَا أقْوى مِنْ مُبَايَعَةِ أبِى بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ خَشِينَا إنْ فَارَقْنَا الْقَوْمَ، وَلَمْ تَكُنْ بَيْعَةٌ أنْ يُبَايِعُوا رَجًُ مِنْهُمْ بَعْدَنَا، فَإمَّا بَايَعْنَاهُمْ عَلى مَا َ نَرْضى، وَإمَّا أنْ نُخَالِفَهُمْ، فَيَكُونُ فَسَادٌ، فَمَنْ بَايَعَ رَجًُ عَلى غَيْرِ مَشْوَرَةٍ مِنَ المُسْلِمِينَ، فََ يُتَابَعُ هُوَ وََ الَّذِى بَايَعَهُ تَغِرَّةَ أنْ يُقْتََ[. أخرجه الشيخان، وهذا لفظ البخارى، وهو عند مسلم مختصر حديث الرجم.»الْفَلْتَةُ«: الفجأة »وَغَوْغَاءُ النَّاسِ« الذين يكثرون الضجة ونحوها من غير تثبت »وَزَاغَتِ الشَّمْسُ« مالت عن كبد السماء، »وَصَكَّةُ عُمِّىٍّ«: كناية عن شدّة الحر وقت الهاجرة غاية القيظ، وقوله: »فَلَمْ أنْشَبْ«. أى فلم ألبس »وَتُقْطَعُ إلَيْهِ ا‘عْنَاقُ« أعناق المطىّ »وَالمُزَّمِّلُ«: المغطى، »وَظَهْرَانَىِ الْقَوْمِ«: بينهم، »وَالْوَعَكُ«: الحمى، »والدَّفَّةُ« الجماعة من الناس يقصدون المصر. »يَخْتَزِلُونَا«: يقطعونا عن مرادنا. »يَحْضُنُونَا«: بضاد معجمة: ينحونا عنه، وينفردون به، ومعنى »زَوَّرْتُ«: زينت وهيأت، »وَتُسَوِّلُ لِى نَفْسِى«: تحسن وَتَزين. »اللَّغَطُ«: كثرت ا‘صوات، واختفها، ومعنى »جُذَيْلُهَا المُحَكَّكُ، وَعُذَيقُهَا المُرَجَّبُ«: أى أنى ذو رأى يستشفى به في الحوادث سيما في هذه الحادثة، وإنى في ذلك كالعود الذى يشفى الجرباء وكالنخلة الكثيرة الحمل، ومعنى »نَزَوْنَا« وثبتا، وقوله: »تَغِرَّةَ أنْ يُقْتََ« فيه مضاف محذوف تقديره خوف تغرة أن يقت. أى خوف إيقاعهما في القتل، والتغرّة مصدر أغررته إذا ألقيته في الغرر، وهى من الغرر .
"Ben, Muhacirler'den bir çoğundan Kur'an öğreniyordum. Abdurrahman İbnu Avf, onlardan biri idi. (Ben Mina'da onun menzilinde iken, o da, Hz. Ömer'in son defa yapmış olduğu haccda onun yanında idi. Abdurrahman yanıma dönüşte:) "Bugün Hz. Ömer'in yanına gelen bir adamı keşke sen de görseydin. Dedi ki: "Ey mü'minlerin emiri, bir adam görsen ki sana: "Keşke Ömer ölmüş olsa da falancaya (Bezzar'ın rivayetinde Talha İbnu Ubeydillah'a) biat etsem. Vallahi Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'in biatı çabucak oldu bitti" dese ne dersin?" dedi. Hz. Ömer bu söze (daha önce hiç görmediğim kadar) öfkelendi ve: "İnşaallah bu akşam halka hitab edip, (ahd ve müşaverede olmaksızın) idareyi gasbetmek isteyen bu heriflere karşı onları uyaracağım" dedi. Abdurrahman ilaveten dedi ki: "(Bunun üzerine) Hz. Ömer'e: "Ey mü'minlerin emiri, dedim, böyle bir şey yapma. Zira hacc mevsiminde insanların cühela ve serseri takımı biraraya gelir. Konuşmak üzere halkın içinde doğrulduğun zaman bunlar ola ki, etrafında ekseriyeti teşkil ederler. Korkum şu ki, siz kalkar birşeyler söylersiniz, o cahillerin her biri bir başka şey anlar, esas ifade etmek istediğiniz maksad tamamen kaybolur. Şu halde acele etmeyin, Medine'ye varın. Orası daru'lhicret ve sünnettir (hicretin yapıldığı, sünnetin yaşandığı mahaldir). Orada fıkıh uleması ve insanların eşrafıyla başbaşa kalır, dilediğinizi rahatça söylersiniz. Âlimler sözlerinizi eksiksiz öğrenirler ve maksadınız ne ise onu anlarlar." (Bu sözüm üzerine) Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Pekala, vallahi inşaallah Medine'ye vardığımda ilk fırsatta bu toplantıyı aktedeceğim!" dedi. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) devamla dedi ki: "Zilhicce'nin sonlarında Medine'ye geldik. Cuma günü öğle olur olmaz camiye gitmede acele ettim." Rezin şu ilavede bulundu: "Öğle sıcağında(29) çıktım." Sonra önceki hadisi anlatmaya (İbnu Abbas) devam etti ve dedi ki: "(Camiye gelince) Said İbnu Zeyd İbni Amr İbni Nüfeyl (radıyallahu anh)'i minberin köşesinde oturmuş buldum. Dizim dizine değecek şekilde yanına oturdum. (Sağıma soluma bakmaya) başlamadan Ömer İbnu'l-Hattab (yerinden minbere doğru) çıktı. Onun gelmekte olduğunu görünce yanımdaki Said İbnu Zeyd İbni Amr İbni Nüfeyl'e: "Bu öğle, Ömer, halife olduğu günden beri hiç yapmadığı bir konuşma yapacak" dedim. Zeyd, söylediğimi hoş karşılamadı ve:______________(29)صَكَّةَ عُمَىٍّen-Nihaye'nin açıklamasına göre, öğle sıcağı manasına gelen bir deyimdir. Rezin'in ilavesi, Malik'in rivayetinden alınmadır. "Daha önce konuşmadığı şeyi konuşması ne mümkün!" deyip beni reddetti. Hz. Ömer (radıyallahu anh) minbere oturdu. Müezzin ezanını tamamlayınca, doğruldu. Cenab-ı Hakk'a layık olduğu hamd ve senada bulundu. Sonra şunları söyledi: "Emma ba'd. Ben şimdi sizlere, Cenab-ı Hakk'ın söylememi takdir buyuracağı bir konuşma yapacağım. Bilemiyorum, belki de ecelim yakındır, (bu son hutbem olur). Kim bu sözlerimi anlar ve hafızasına alabilirse bineğinin götürdüğü her yerde nakletsin. Kim de anlamış olmaktan korkarsa, hiç kimseye hakkımda yalan söylemesini helal etmiyorum. Allah celle şanuhu, Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'i hakla gönderdi, kendisine kitap indirdi. Allah'ın indirdikleri meyanında recm ayeti de vardı. Biz onu ukuduk, anladık ve ezberledik. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) recm cezası verdi. O'ndan sonra da bizler verdik. Şahsen aradan fazla zaman geçince, bazılarının çıkıp: "Allah'ın kitabında biz recm ayeti bulamıyoruz" diyerek Allah'ın indirmiş olduğu bir farzı terkedip sapıtmalarından korkuyorum, recm, Allah'ın kitabında muhsan, yani baliğ, akil, sahih bir evlilikle evlenmiş ve gerdek yapmış olduğu halde zina eden kadın ve erkeklere -isbatlayıcı beyyine veya hamilelik, veya itiraf olduğu takdirde- uygulanması gereken bir haktır." Zina haddiyle ilgili babta zikri geçmiş olan İbnu Abbas hadisi (1589 numaralı hadis) gibi zikrettikten sonra dedi ki: "...Ve dahi bana ulaştı ki, birileri şöyle demiş: "Ömer ölünce, (herkesle istişare, biat aramaksızın) falancaya biat edeceğim." Sakın ha! Hiç kimseyi, "Hz. Ebu Bekir'in seçimi de oldu bittiye geldi. (Biz de onun seçilme tarzına uygun olarak birini seçebiliriz)" gibi sözler aldatmasın. Haberiniz olsun, -evet onun seçimi çabuk olmuştur bu doğru- ancak, Allah (umumiyetle çabuk yapılan işlerde bilahere karşılaşılan) şerlerden (bu ümmeti) korumuştur. Sizden hiç kimseye, Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'e yapıldığı şekilde (alaka gösterilerek) boyunlar koparcasına nazarlar çevrilip baş uzatılmaz. Öyle ise, Müslümanların istişare ve te'yidi tahakkuk etmeksizin kim bir başkasına biat ederse bilsin ki, ne biat edene, ne de edilene itibar edilmeyecektir. Böyle bir biat akdi, edeni de edileni de ölüme maruz bırakacaktır. (Hz. Ebu Bekir'e yapılan biat böyle kıt düşüncelilerin zannettiği gibi değildir. İç yüzünü anlatayım:) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ruhunu Cenab-ı Hakk kabzettiği vakit, haberimiz oldu ki, Ensar büyük bir grup halinde bizden ayrı olarak Beni Saide sakifinde toplanmışlar. Ali, Zübeyr ve bunlarla birlikte (Abbas gibi diğer) bazıları bizden ayrılarak (cenazeyle meşgul olmak üzere) geride kaldılar. Muhacirler de Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'in etrafında toplandılar. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekir, haydi şu Ensari kardeşlerimizin yanlarına gidelim!" dedim. Onlara (bir an önce yetişmek üzere) yürüdük. Yakınlarına varınca, onlardan iki salih zatla karşılaştık. Kavmin (Sa'd İbnu Ubade'yi halife seçme hususundaki) kararlarını zikrettiler, sonra da: "Ey Muhacirler cemaati nereye gidiyorsunuz?" diye sordular. Biz: "Şu Ensari kardeşlerimize gidiyoruz!" dedik. "Hayır, onlara yaklaşmayın, hükümlerini versinler" dediler. Ben: "Vallahi onlara gideceğiz" dedim ve yürüdük. Onları Beni Saide sakifinde bulduk. Ortalarında üzeri örtülü birisi vardı. "Bu da kim?" dedim. "Bu Sa'd İbnu Ubade'dir!" dediler. Ben: "Nesi var?" diye sordum. "Titriyor!" dediler. Biraz oturmuştu ki, hatipleri şehadet getirerek söze başladı. Cenab-ı Hakk'a layık olduğu hamd ve senayı ifade ettikten sonra şu konuşmayı yaptı: "Emma ba'd! Biz Allah'ın ensarı ve İslam'ın ordusuyuz. Siz ey Muhacirler, asıl kavminden kopup gelmiş (içimizde) az bir grupsunuz!" (Anladık ki) bunlar, aslen müstehak olduğumuz fonksiyonumuzdan bizi koparmak, emirlikten uzak tutmak istiyorlardı. Hatip sözlerini tamamlayınca konuşmak arzu ettim. Bu esnada, içimden söyleyecek güzel sözler hazırlamıştım, bunlar hoşuma da gitmişti. Bunları Ebu Bekir (radıyallahu anh)'in huzurunda söylemek istiyordum. Ben bazan onun hiddetini yatıştırıyordum. Konuşmak istediğim sırada Ebu Bekir: "Acele etme!"dedi. Onu öfkelendirmek istemedim (ve konuşmaktan vazgeçtim). Ebu Bekir (radıyallahu anh) konuştu. O aslında benden daha çok hilme sahip , daha vakur idi. Allah'a yeminle söylüyorum, içimde hazırladığım bütün güzel sözleri eksiksiz aynı güzellikte ve hatta daha da güzel bir biçimde bu konuşması esnasında söyledi. Demişti ki: "Hakkınızda söylediğiniz hayır (ve fazilet ne varsa) hepsine layıksınız. Ancak bu (emirlik) işi, Kureyş kabilesine (meşru) tanınır. Onlar, neseb yönüyle de,yurt yönüyle de Arab'ın ortasında yer alır. Ben sizin için şu iki şahıstan birini uygun buldum, bunlardan hangisini isterseniz ona biat edin!" Böyle deyip -benim ve Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrah'ın- ellerimizden tuttu. Ebu Bekir, ikimizin arasında oturuyordu. Onun (ikimizi imamlığa teklif eden cümlesinden başka) bütün söyledikleri hoşuma gitti. Vallahi, Ebu Bekir'in bulunduğu bir kavmin başına emir seçilmektense, ortaya çıkarılıp boynumun vurulmasını gerektirecek bir günah işlemek bana daha sevgili gelirdi. Ancak, nefsimin bana ölüm anında hoş gösterdiği şeyi şimdi bulamıyorum. Derken Ensar'ın (Hubab İbnu'l-Münzir adındaki) bir sözcüsü: "Beni (hasta hayvanların kaşınarak rahatladıkları) kaşınma çubukcağızı, yaslandığı dikme ile ayakta duran hurma fidancığı kabul edin (ve fikrimi dinleyin. Diyorum ki): "Sizden bir emir, bizden de bir emir olsun, ey Kureyş cemaati!" dedi. Bunun üzerine her kafadan bir söz çıkmaya başladı, gürültü çoğaldı. Öyle ki ihtilaf çıkacak diye korktum. Hz. Ebu Bekir'e: "Ey Ebu Bekr, uzat elini!" dedim. Elini uzattı, ben ona biat ettim. Muhacirler de biat ettiler. Sonra da Ensar biat etti. Sa'd İbnu Ubade (radıyallahu anh)'nin üzerine atıldık. Derken onlardan biri: "Sa'd İbnu Ubade'yi öldürdünüz!" demez mi? Ben de: "Sa'd İbnu Ubade'yi Allah öldürsün!" dedim. Hz. Ömer (radıyallahu anh) der ki: "Vallahi biz, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in defni sırasında, Hz. Ebu Bekir'in seçiminden daha ehemmiyetli bir şey düşünemedik. Biat gerçekleşmeden halkı terketmemiz halinde, oradan ayrılınca, arkamızdan kendilerinden birini halife seçiverecekler diye korktuk. Böyle bir durumda ya bize de razı olmaya olmaya biat edecek veya muhalefet edecek ikisi de fesad olacaktı. Bilesiniz, Müslümanlarla istişare etmeden kim bir başkasına biat ederse, ne biat edene, ne de kendisine biat edilene itibar edilmez, ikisinin de öldürülmesinden korkulur."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/465-469. [Buhârî, Muhâribin 30, 31, İ'tisâm 16, Mezâlim 19, Menâkıbu'l-Ensâr 46, Megâzî 11; Müslim, Hudud 15, (1691) Müslim'de hadis muhtasar olarak kaydedilmiştir.]

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhüma) anlatıyor:

#8,388 عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما: ]أنَّ عَلِيّاً رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ خرَجَ مِنْ عِنْدِ النَّبىِّ # في وَجَعهِ الَّذِى تُوُفِّىَ فِيهِ، فقَالَ النَّاسُ يَا أبَا الحَسَنِ: كَيْفَ أصْبَحَ رسولُ اللّه #؟ فقَالَ: أصْبَحَ بِحَمْدِ اللّهِ بَارِئاً، فأخَذَ بِيَدِهِ الْعَبَّاسُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فقَالَ: أنْتَ وَاللّهِ بَعْدَ ثََثٍ عَبْدُ الْعَصى، وَإنِّى وَاللّهِ ‘رَى رسولَ اللّهِ # سَيُتَوَفَّى مِنْ وَجَعِهِ هذَا. إنِّى ‘عْرَفُ وُجُوهَ بَنِى عَبْدِ المُطَّلِبِ عِنْدَ المَوْتِ، فأذْهَبْ بِنَآ إلَيْهِ نَسألْهُ فِيمَنْ هذَا ا‘مْرُ؟ فإنْ كانَ فِينَا عَلِمْنَاهُ، وَإنْ كانَ في غَيْرِنَا كَلَّمْنَاهُ فأوْصى بِنَا، فقَالَ عَليٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ أمَا وَاللّهِ لَئِنْ سَألْنَاهَا فَمَنَعَنَاهَا َ يُعْطِينَاهَا النَّاسُ بَعْدَهُ، وَإنِّى وَاللّهِ َ أسْألُهَا[. أخرجه البخارى.قوله: »عَبْدُ الْعَصى« أى مقهور محكوم عليك ممن يتولى الخفة .
"Hz. Ali (radıyallahuanh), Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı rahmet-i Rahman'a kavuşturan hastalığı sırasında yanından dışarı çıktı. (Dışarıda bekleyen) halk: "Ey Ebu'l-Hasan, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ne durumda?" diye sodular. "Allah'a hamdolsun iyileşti!" dedi. Hz. Abbas (radıyallahu anh) elinden tuttu. Ve: "Üç gün sonra [Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ölecek, sen bir başkasına] me'mur olacaksın. Ben, vallahi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bu hastalığından (kurtulamayıp) vefat edeceğini görüyorum. Zira ben, Abdulmuttaliboğullarının ölüm sırasında aldığı şekli biliyorum. Gel Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gidip bu "iş" (hilafet) kimde kalacak onu soralım. Bizde kalacaksa (şimdiden) bilmiş oluruz. Bizden başkasına kalacaksa kendisiyle konuşuruz, bizi (ona) tavsiye eder" dedi. Ali (radıyallahu anh): "Eger, biz onu sorsak bunun üzerine (hilafeti) bize yasaklasa, halk ondan sonra onu asla bize vermez. Vallahi ben böyle bir şey soramam!" dedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/453-454. [Buhârî, İstizân 29, Meğâzî 83.][

Cübeyr İbnu Nüfeyr (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,387 وعن جبير بن نفير رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ كَثيرُ بنُ مُرَّةَ، وَعَمْرُو ابنُ ا‘سْوَدِ وَالمِقْدَامُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قالَ: رسولُ اللّهِ #: إذَا ابْتَغى ا‘مِيرُ الرِّيبَةَ في النَّاسِ أفْسَدَهُمْ[. أخرجه أبو داود.»والرِّيبَةُ«: التهمة، والمراد أن ا“مام إذا اتهم رعيته، وجاهرهم بسوء الظن أدّاهم ذلك إلى ارتكاب ما ظن فيهم ففسدوا .
 "Kesir İbnu Mürre, Amr İbnu'l-Esved ve el-Mikdam (radıyallahu anhüm) dediler ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Emir, halka karşı suizanna düşerse halkı ifsad eder."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/450.  [Ebû Dâvud, Edeb 44, (4989).]

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#8,386 عن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: اسْمَعُوا وَأطِيعُوا، وَإنِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِىٌّ كَأنَّ رَأسَهُ زَبِيبَةٌ مَا أقَامَ فِيكُمْ كِتَابَ اللّهِ تَعالى[. أخرجه البخارى.جعل »الزَّبِيبَةَ« مث في سواد رأس ا‘سود، وجعودة شعره .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Dinleyin ve itaat edin! Hatta, üstünüze, başı kuru üzüm danesi gibi siyah Habeşli bir köle bile tayin edilmiş olsa, aranızda Kitabullah'ı tatbik ettikçe... (itaatten ayrılmayın)." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/435. [Buhârî, Ahkâm 4, Ezân 54, 56.]

Mikdâm İbnu Ma'dikerib (radıyallâhu anh) anlatıyor: "

#8,385 عن المِقْدَام بن معد يكرب رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]ضَرَبَ رَسول اللّهُ # مَنْكِبِى وَقالَ: أفْلَحْتَ يَا قُدَيْمُ)ـ1( إنْ مُتَّ وَلَمْ تَكُنْ أمِيراً، وََ كَاتِباً، وََ عَريفاً[)ـ2( أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) omuzuma vurdu ve: "Ey Kudeym (Mikdamcık)! Emir, katip, arif olmadan ölürsen kurtuluşa erdin demektir!" dedi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/429. [Ebû Dâvud, Harâc 5, (2933).]

Adiyy İbnu Amîre el-Kindî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,384 وعن عدىّ بن عميرة الكندى رَضِىَ اللّهُ عَنْه قالَ: ]قالَ رسولُ اللّه #: مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطاً ، فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُوً يَأتِى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فقَامَ إلَيْهِ رَجُلٌ مِنَ ا‘نْصَارِ فقَالَ: اقْبَلْ عَنَّى عَمَلَكَ يا رسُولَ اللّهِ. قالَ: وَمَالَكَ؟ قالَ: سَمِعْتُكَ تَقُولُ كذَا وَكذَا. قالَ: وَأنَا أقُولُهُ اŒنَ: مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلى عَمَلٍ فَلْيَجِئُ بِقَلِيلِِهِ وَكَثيرِهِ، فََمَا أُوتِىَ مِنْهُ أخَذَ، وَمَا نُهِىَ عَنْهُ انْتَهى[. أخرجه مسلم .
"Bir işe me'mur tayin ettiğimiz kimse, bizden bir iğne veya ondan daha küçük bir şeyi gizlemiş olsa, bu bir hiyanettir (gulul), kıyamet günü onu getirecektir." Bunun üzerine, Ensar'dan bir zat kalkarak: "Ey Allah'ın Resulü! Vazifeyi benden geri al!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Sana ne oldu?" diye sordu: "Senin (az önce şunu şunu) söylediğini işittim ya!" deyince Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ben onu şu anda tekrar ediyorum: "Kimi memur tayin edersek az veya çok ne varsa bize getirsin. Ondan kendisine ne verilirse alır, ne yasaklanırsa onu terkeder."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/426. [Müslim, İmâret 30, (1833).]

Hasan el-Basrî, Ma'kıl İbnu Yesâr (radıyallâhu anh)'dan naklediyor:

#8,383 وعن الحسن البصرىّ عن معقل بن يسارٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]سَمِعْتُ رسولَ اللّه # يَقُولُ: مَامِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللّهُ رَعِيَّةً يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لِرَعِيَّتِهِ إَّ حَرَّمَ اللّهُ عَلَيْهِ الجَنَّةَ[. أخرجه الشيخان.وفي أخرى لمسلم عن الحسن البصرى: ]أنَّ عَائِذَ بنَ عَمْرٍو رَضِىَ اللّهُ عَنْه، وَكَانَ مِنْ أصْحَابِ رسُولِ اللّهِ # دَخَلَ عَلى عُبَيْدِ اللّهِ بنِ زِيَادٍ فَقَالَ: أىْ بُنَىَّ إنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: إنَّ شَرَّ الرِّعَاءِ الحُطَمَةُ)ـ1(، فإيَّاكَ أنْ تَكُونَ______________)ـ1( قال في النهاية: هو العنيف برعاية إبل في السوق وإيراد وإصدار، ويلقى بعضها على بعض ويعسفها ضربه.   مِنْهُمْ، فقَالَ: اجْلِسْ إنَّمَا أنْتَ مِنْ نُخَالَةِ أصْحَابِ رسُول اللّهِ # فقَالَ: وَهَلْ كانَ لَهُمْ نُخَالَةٌ؟ إنَّمَا النُّخَالَةُ بَعْدَهُمْ وفي غَيْرِهِمْ[ .
"Allah bir kimseyi başkaları üzerine çoban yapmış, o da idaresi altındakilere hile yapmış olarak ölmüş ise, Allah ona cennetini kesinlikle haram eder." Müslim'in Hasan Basri'den kaydettiği diğer bir rivayet şöyledir: "Âiz İbnu Amr (radıyallahu anh), Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashab-ı Güzin'inden biri idi. Ubeydillah İbnu Ziyad'ın yanına girdi ve hemen ona: "Ey oğulcuğum, ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Çobanların en kötüsü hutame denen merhametsiz deve sürücüsüdür, sakın onlardan olma" dediğini işittim" dedi. Ubeydullah: "Otur, sen muhakkak ki Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabının kepeğindensin" deyince: "Onların kepeği var mıydı? Kepek onlardan sonra ve onların dışındakiler arasında zuhur etti" diye cevap verdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/425. [Buhârî, Ahkâm 8, Müslim, İman 227, (142); İmâret 21, (142).]

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#8,382 وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: اسْتَخْلَفَ رسولُ اللّه # ابنَ أُمِّ مُكْتُومٍ)ـ1( عَلى المَدِينَةِ مَرَّتَيْنِ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), İbnu Ümmi Mektum'u, iki defa kendi yerine Medine'de halef bıraktı."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/417. [Ebû Dâvud, Harâc 3, (2931).]

3. (1712)-Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,381  وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رسولُ اللّه #: كَانَتْ بَنُو إسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ ا‘نْبِيَاءُ عَلَيْهِمُ السََّمُ كُلَّمَا هَلَكَ نَبىٌّ خَلَفَهُ نَبىٌّ، وَإنَّهُ َ نَبىَّ بَعْدِى، وَسَيَكُونَ بَعْدِى خُلَفَاءُ فَيَكْثُرونَ. قالُوا: فََمَا تَأمُرُنَا؟ قَالَ: أوْفُوا بِبَيْعَةِ ا‘وَّلِ، ثُمَّ أعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ، وَاسْألُوا اللّهَ تَعالى الَّذِى لَكُمْ، فإنَّ اللّه تَعالى سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ[. أخرجه الشيخان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Beni İsrail'i peygamberler (aleyhimusselam) idare ediyorlardı. Bir peygamber ölünce onun yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Ancak, benden sonra peygamber yok. Ama ardımdan halifeler gelecek ve çok olacaklar." Orada bulunanlar: "(Onlar hakkında) bize ne emredersiniz?" diye sordular. "Önceki biatınıza sadakat gösterin. Onlara haklarını verin. Onlar üzerindeki haklarınızı (eda etmedikleri taktirde, kendilerinden değil) Allah'tanisteyin. Zira Allah Teala, idareleri altındakilerin hukukunu onlardan soracaktır" buyurdu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/416-417.  [Buharî, Enbiyâ 50; Müslim, İmâret 44, (1842).]

Arface İbnu Şureyh (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,380 وعن عرفجة بن شريح رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: مَنْ أتَاكُمْ وَأمْرُكُمْ جَمِيعٌ عَلى رَجُلٍ وَاحِدٍ يُرِيدُ أنْ يَشُقَّ عَصَاكُمْ، أوْ يُفَرِّقَ جَمَاعَتَكُمْ فَاقْتُلُوهُ[. أخرجه مسلم .
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Siz bir kişinin etrafında birlik halinde iken, bir başkası gelip, kuvvetinizi kırmak veya cemaatinizi bölmek isterse, onu öldürün." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/415. [Müslim, İmaret 60, (1852).]

Ebû Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,379 عن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ النَّبىُّ #: إذَا بُويِعَ لِخَلِيفَتَيْنِ فَاقْتُلُوا اŒخِرَ مِنْهُمَا[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İki halifeye birden biat edildi mi, onlardan ikincisini öldürüverin."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/415.  [Müslim, İmâret 61, (1852) .]

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: 

#8,378 وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]قال رسولُ اللّه #: َ يَزَالُ هَذَا ا‘مْرُ في قُرَيْشٍ مَا بَقَى مِنْهُمُ اثْنَانِ[. أخرجه الشيخان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bu iş (emirlik) insanlardan iki kişi baki kaldıkçaKureyş'te olmaya devam edecektir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/406-407.  [Buhârî, Menâkıb 2, Ahkâm 2, Enbiya 1; Müslim, İmâret 4, (1820).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,377 وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال رَسُولُ اللّهِ # النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ في هذا الشَّأنِ، مُسْلِمُهُمْ تَبَعٌ لِمُسْلِمِهِمْ، وَكَافِرُهُمْ تَبَعٌ لِكَافِرِهِمْ. النَّاسُ مَعَادِنُ، خِيَارُهُمْ في الجَاهِلِيَّةِ حِيَارُهُمْ في ا“سْمِ إذَا فَقُهُوا، وَتَجِدُونَ مِنْ خِيَارِ النَّاسِ أشَدَّ النَّاسِ كَرَاهَةً لهذَا الشَّأنِ حَتَّى يَقَعَ فِيهِ[. أخرجه الشيخان .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar bu işte Kureyş'e tabidirler. Müslümanları Müslüman olanlarına, kafirleri kafir olanlarına tabidirler. İnsanlar madenler gibidir. Cahiliyede hayırlı olanlar fıkhı öğrenirlerse İslam'da da hayırlıdırlar. Bu işe en çok nefret edenleri insanların en hayırlısı bulacaksın. Onlar (rızaları hilafına) içine düşmedikçe buna talib olmazlar."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/405. [Buhârî, Menâkıb 1; Müslim, İmâret 2, (1818).]

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,376 عن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: النَّاسُ تَبَعٌ لِقُرَيْشٍ في الخَيْرِ والشَّرِّ[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/405. [Müslim, İmâret 3, (1819).]

Amr İbnu Şuayb babası vasıtasıyla dedesinden (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,375 عن عمرو بن شعيب عن أبيه عن جده رضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال : ] أتَتِ امْرَأةٌ النَّبِىَّ # فقَالَتْ: إنَّ ابْنِى هَذَا كانَ بَطْنِى لَهُ وِعَاءً، وَثَدْيى لَهُ سِقَاءً، وَحِجْرِى لَهُ حِوَاءً)ـ1(، وَإنّ أبَاهُ طَلّقَنِى وَأرَادَ أنْ يَنْتَزِعْهُ مِنِّى؟ فقَالَ #: أنْتِ أحَقُّ بِهِ مَا لَمْ تَنْكِحِى[. أخرجه أبو داود.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir kadın gelerek: "Bu çocuğa karnım yuva, göğsüm içecek, kucağım da kundak olmuş iken, babası beni boşadı ve onu da benden koparıp almak istiyor!" diye şikayet etti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Sen evlenmedikçe, çocuğa ehaksın!" cevabını verdi." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/317. [Ebu Dâvud, Talâk 35, (2276).]

Habib b. Zübeyr dedi ki: Abdullah b. ebul Hüzeyl’den işittim şöyle diyordu:

#2,161 كَانَ نَاسٌ مِنْ رَبِيعَةَ عِنْدَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ بَكْرِ بْنِ وَائِلٍ: لَتَنْتَهِيَنَّ قُرَيْشٌ، أَوْ لَيَجْعَلَنَّ اللَّهُ هَذَا الْأَمْرَ فِي جُمْهُورٍ مِنَ الْعَرَبِ غَيْرِهِمْ، فَقَالَ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ: كَذَبْتَ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " قُرَيْشٌ وُلَاةُ النَّاسِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
Rabia kabilesinden bazı kişiler Amr b. As’ın yanında bulunuyorlardı. Bu arada Bekir b. Vail kabilesinden bir kimse Kureyş yaptığı işlerden vazgeçmelidir. Değilse Allah bu iktidarı Kureyş’in dışında başka bir Arap toplumuna verecektir. Dedi. Bunun üzerine Amr b. As şöyle dedi: Söylediğin çıkmadı çünkü Ben; Rasulullah (s.a.v.)’den işittim şöyle diyordu: Kureyş hayır ve şer yani cahiliye ve İslam dönemlerinde kıyamete kadar her zaman idareci durumundadırlar.”

Tirmizi, Fiten: 49 Hn: 2227; Ahmed, Müsned Hn: 18140 ve diğerleri. Tirmizî: Bu konuda İbn Mesud, İbn Ömer ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen garib sahihtir.

Sefine (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,160 الْخِلَافَةُ فِي أُمَّتِي ثَلَاثُونَ سَنَةً ثُمَّ مُلْكٌ بَعْدَ ذَلِكَ "، ثُمَّ قَالَ لِي سَفِينَةُ: أَمْسِكْ خِلَافَةَ أَبِي بَكْرٍ، ثُمَّ قَالَ: وَخِلَافَةَ عُمَرَ، وَخِلَافَةَ عُثْمَانَ، ثُمَّ قَالَ لِي: أَمْسِكْ خِلَافَةَ عَلِيٍّ، قَالَ: فَوَجَدْنَاهَا ثَلَاثِينَ سَنَةً، قَالَ سَعِيدٌ: فَقُلْتُ لَهُ: إِنَّ بَنِي أُمَيَّةَ يَزْعُمُونَ أَنَّ الْخِلَافَةَ فِيهِمْ، قَالَ: كَذَبُوا بَنُو الزَّرْقَاءِ بَلْ هُمْ مُلُوكٌ مِنْ شَرِّ الْمُلُوكِ،
“Ümmetim arasında gerçek halifelik otuz sene olacaktır bu müddetten sonra iş hükümdarlık sistemine geçecektir.” Sefine bana dedi ki: Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın halifelik sürelerini ve Ali’nin halifelik süresini hesapla… Hesapladık otuz sene olarak bulduk. Said dedi ki: Bunun üzerine ona Emeviler hilafetin kendilerinde olduğunu iddia ediyorlar dedim. Dedi ki: Zerkaoğulları denilen Emeviler; yalan söylüyorlar onlar halifelik değil hükümdarlık yapıyorlar ve hükümdarlığın da en kötüsünü yapıyorlar dedi.”

Tirmizi, Fiten: 48 Hn: 2226; Ahmed, Müsned Hn: 20910 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ömer, Ali’den şu söz rivâyet edilmiştir: “Peygamber (s.a.v.), halifelik konusunda bir söz söylememiştir.”

Abdullah b. Ömer (r.a.) dedi ki: “Ömer b. Hattab’a kendi yerine geçecek birini tayin etsen denildi o da şöyle cevap verdi:

#2,151 إِنْ أَسْتَخْلِفْ فَقَدِ اسْتَخْلَفَ أَبُو بَكْرٍ، وَإِنْ لَمْ أَسْتَخْلِفْ لَمْ يَسْتَخْلِفْ رَسُولُ اللَّهِ
Ben yerime birini tayin etsem bu uygundur çünkü Ebu Bekir kendisinden sonrası için birini tayin etmişti. Şayet yerime birini tayin etmez isem bu da mümkündür. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) yerine birisini tayin etmemiştir.”

Tirmizi, Fiten: 48 Hn: 2225; Müslim, Imara: 1 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis biraz uzuncadır ve sahihtir. İbn Ömer’den değişik şekillerde de hadis rivâyet edilmiştir.

Cabir b. Semure (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,149 يَكُونُ مِنْ بَعْدِي اثْنَا عَشَرَ أَمِيرًا "، قَالَ: ثُمَّ تَكَلَّمَ بِشَيْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ، فَسَأَلْتُ الَّذِي يَلِينِي، فَقَالَ: " كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ
“Benden sonra oniki idareci gelecek.” Cabir diyor ki; sonra birşey daha söyledi fakat ben anlıyamadım ve yanımdaki kişiye sordum. Dedi ki: “Hepsi de Kureyş’dendir.”

Tirmizi, Fiten: 46 Hn: 2223; Ebu Davud, Mehdi: 2 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Küreyb, Ömer b. Ubeyd’in babasından, Ebû Bekir b. Ebû Musa’dan, Câbir b. Semure’den benzeri şekilde rivâyet edilmiştir. Yine bu hadis başka bir şekilde Câbir b. Semure’den rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis Ebû Musa’nın Câbir b. Semure’den rivâyeti olarak hasen sahih garibtir. Bu konuda İbn Mesud ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir.