Toplam 19,779 Hadis
Konular

Niyet Kategorisi

Amr b. Umeyye anlatıyor:

#18,056
Osman b. Affan ya da Abdurrahman b. Avf, (çizgisiz düz bir kıyafet/ peştemal olan) murt'un yanından geçtiler. Elbiseyi pahalı buldular. Amr b. Ümeyye oradan geçti ve sabn aldı. Eşi Süheyle binti Ubeyde b. el-Haris b. el-Muttalib' e giydirdi. Oradan Osmfut ya da Abdurrahman geçince, Amr'a: "Sabtın aldığın murt'u ne yapbnr diye sorunca, "Süheyle binti Ubeyde'ye tasadduk ettim" dedi ve ardından şöyle dedi: <

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 7 Hn: 7705 *Hadisi Ebu Ya'la ve Taberani rivayet etmiş olup, Taberâni'nin ravilerinin tamamı güvenilir kimselerdir. 1 1 Ebu Ya'la, Müsned (6877)

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor. "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

#1,932 أنَّمَا يُبْعَثُ الناَّسُ عَلَى نِيَّاتِهِمْ
"Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler."

İbn Mace Sünen hadis no: 4227. Zevahidde isnadı ravi Leys bin Müslim suil hıfzdır bu nedenle zaiftir ancak hadisin şahidi vardır onu Cabir bin Abdullah r.a dan müslim rivayet etmiştir. Görülüyor ki bursa ravi hata etmemiştir.

Nevvas bin Kalabi r.a deki Peygamber efendimizin şöyle buyurdu:

#1,929 نِيَّةُ الْمُؤْمِنِ خَيْرٌ مِنْ عَمَلِهِ وَعَمَلُ الْمُنَافِقِ خَيْرٌ مِنْ نِيَّتِهِ ، وَكُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى نِيَّتِهِ، فَإِذَا عَمِلَ الْمُؤْمِنُ عَمَلا نَارَ فِي قَلْبِهِ نُورٌ
"Müminin niyeti amelinden daha hayırlıdır ve Münafığın ise niyeti amelinden daha kötüdür. Herkes niyeti üzere amel eder. Mümin bir mel işlediğinde kalbinde bir nur yanar."

Taberani, Mucemül Kebir hadis no: 5805. Hadis zaiftir iki sebepten Birincisi: Yahya bin Kesir Mestur bir Ravidir. Buhari Tarihül Kebirinde İbn Hibban ise sikkatta ondan bahsetmekteler güvenirlik durumu hakkında leyh ve aleyhinde bir şey söylemediler. Bu nedenle İbn Hacer Mestur (hadisin üzerinden durulur) demiştir. Garip Osman der ki: Lakin İmam Ebu Hanife rahimullaha göre asıl olan cerhin olmamasıdır. İkinci olarakta Ravi Hakim bin İyyad Cerşi hakkında Heysüme dediki: Hakkında hiçbir malumata ulaşamadım bilmiyorum o kimdir bu tür ravilere meçhul veya meçhulü ayn denir.

Enes r.a'dan rivayet edildiğine göre Resülullah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#619 نِيَّةُ الْمُؤْمِنِ أَبْلَغُ مِنْ عَمَلِهِ
"Müminin niyeti amelinden daha çabuk ulaşır."

Beyhaki, Şuabul İman Hn: 6859; Ebu Şeyh Esbahani, Emsali Hadis Hn: 52; Müsnedi Şihad Hn: 147. Beyhaki isnadı zayıftır dedi. Feteni de Tezkiratul Mevzuat Hn: 1506'da hadis zayıftır der.

Sehl b. Sad es-Saidiyi r.a'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#618 نِيَّةُ الْمُؤْمِنِ خَيْرٌ مِنْ عَمَلِهِ، وَعَمَلُ الْمُنَافِقِ خَيْرٌ مِنْ نِيَّتِهِ، وَكُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى نِيَّتِهِ، فَإِذَا عَمِلَ الْمُؤْمِنُ عَمَلا نَارَ فِي قَلْبِهِ نُورٌ
"Müminin niyeti amelinden daha hayırlıdır. Münafığın ise ameli niyetinden daha hayırlıdır. Her biri niyetine göre amel eder. Mümin bir amel işlediği zaman kalbinde bir nur peyda olur." Sülemi der ki: Bazı hükemaya "Müminin niyeti amelinden hayırlıdır" hadisinin manası sorulduğunda şöyle dediler: Amelsiz niyet niyetsiz amelden daha hayırlıdır dediler der. Sülemi, Edebüs Sohbet Hn: 105.

Taberani, Mucemul Kebir Hn: 5942; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 4104; Hatib, Tarihil Bağdat Hn: 3076 ve diğerleri. Heysemi: Hatim b. Abbad b. Dinar el-Haraşi hariç, ravileri güvenilir kimselerdir. Hatim'in biyografisini zikredene ise rastlamadım. ,

Ebu Kebşe ( Sad bin Amr) el Enmari (r.a.)’den bizzat kendisi Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

#510 وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ، قَالَ: إِنَّمَا الدُّنْيَا لِأَرْبَعَةِ نَفَرٍ: عَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالًا وَعِلْمًا فَهُوَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَيَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَيَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَفْضَلِ الْمَنَازِلِ، وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ عِلْمًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ مَالًا فَهُوَ صَادِقُ النِّيَّةِ، يَقُولُ: لَوْ أَنَّ لِي مَالًا لَعَمِلْتُ بِعَمَلِ فُلَانٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَأَجْرُهُمَا سَوَاءٌ، وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ عِلْمًا فَهُوَ يَخْبِطُ فِي مَالِهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ لَا يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَلَا يَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَلَا يَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَخْبَثِ الْمَنَازِلِ، وَعَبْدٍ لَمْ يَرْزُقْهُ اللَّهُ مَالًا وَلَا عِلْمًا، فَهُوَ يَقُولُ: لَوْ أَنَّ لِي مَالًا لَعَمِلْتُ فِيهِ بِعَمَلِ فُلَانٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَوِزْرُهُمَا سَوَاءٌ
"Size bir söz söyleyeceğim onu hafızanızda tutun sonra şöyle buyurdu: Dünyada dört sınıf insan vardır; Allah’ın kendisine mal rızık ve ilim verdiği bir kul ki kul bu nimet içersinde yolunu Rabbi vasıtasıyla bulur, Müslümanlarla ve akrabalarıyla irtibatını kesmez o verilen nimette Allah’ın hakkı ne ise onu da bilir ve gereğini yerine getirir. Bu kul Allah katında en üstün derecededir. Yine bir kul ki Allah ona ilim vermiş mal vermemiştir. Bu kulun niyeti doğrudur ve şöyle der: Eğer malım olsaydı falanın yaptığı gibi yapardım der işte o niyetine göre karşılık görür. Önceki kimse ile sevapta eşittirler. Yine bir kul ki Allah kendisine rızık vermiş fakat ilim vermemiştir. İlim ve bilgisizlik yüzünden malını dengesiz biçimde harcar, rabbine karşı sorumluluk bilinci duymaz akrabası ve Müslümanlarla alakasını keser ve o malda Allah’ın hakkını da yerine getirmez. Bu kimse en kötü durumdadır. Yine bir kul daha vardır ki: Allah kendisine ne mal ne de ilim vermiştir. Bu kimse de şöyle der; Eğer malım olsaydı ben de falan kimse gibi o malı kötü yollarda harcardım. O da niyetine göre karşılık görür her ikisinin de günahı eşittir.”

Tirmizi, Zühd 17 Hn: 2325; İbn Mace, Zühd: 8 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Abdullah İbni Abbas r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: Allah Teala şöyle buyurur:

#17 إِنَّ الله كتَبَ الْحسناتِ والسَّيِّئاتِ ثُمَّ بَيَّنَ ذلك : فمَنْ همَّ بِحَسَنةٍ فَلمْ يعْمَلْهَا كتبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عِنْدَهُ حسنةً كامِلةً وَإِنْ همَّ بِهَا فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عَشْر حَسَنَاتٍ إِلَى سَبْعِمَائِةِ ضِعْفٍ إِلَى أَضْعَافٍ كثيرةٍ ، وَإِنْ هَمَّ بِسيِّئَةِ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كامِلَةً ، وَإِنْ هَمَّ بِها فعَمِلهَا كَتَبَهَا اللَّهُ سَيِّئَةً وَاحِدَةً
“Allah Teala iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı: Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenab-ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder. Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenab-ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar. Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenab-ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder. Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenab-ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar.”

Buhârî, Rikâk 31; Müslim, Îmân 207, 259. Ayrıca bk. Buhârî, Tevhîd 35; Tirmizî, Tefsîru sûre (6),10

Ebû Hüreyre (Abdurrahman İbni Sahr) r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#16 إِنَّ الله لا يَنْظُرُ إِلى أَجْسامِكْم ، وَلا إِلى صُوَرِكُمْ ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعمالِكُمْ
“Allah Teala sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalblerinize ve amellerinize bakar.”

Müslim, Birr 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9.

Ömer b. Hattab r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyuruyordu:

#15 إنَّما الأَعمالُ بالنِّيَّات ، وإِنَّمَا لِكُلِّ امرئٍ مَا نَوَى ، فمنْ كانَتْ هجْرَتُهُ إِلَى الله ورَسُولِهِ فهجرتُه إلى الله ورسُولِهِ ، ومنْ كاَنْت هجْرَتُه لدُنْيَا يُصيبُها ، أَو امرَأَةٍ يَنْكحُها فهْجْرَتُهُ إلى ما هَاجَر إليْهِ
“Ameller niyete göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resulü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resulü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.”

İmam Muhammed, Muvatta Hn: 982; Ebu Davud Tayalisi, Müsned Hn: 39; Ahmed, Müsned Hn: 169; Humeydi, Müsned Hn: 28; Buhari, Bedül Vahy Hn: 1-6689-6953, İman 41, Nikah 5, Menakıbul-ensar 45, İtk 6, Eyman 23, Hiyel 1; Müslim, İmaret 155 Hn: 1910; Ebu Davud, Talak 11 Hn: 2201; Tirmizi, Fezailül Cihad 16 Hn: 1647; Nesai, Tahara: 60 Hn 75 ve Talak 24 Hn: 3437 ve Eyman 19 Hn: 3794 ve Sünenil Kübra Hn: 78-4717-560111804; İbn Mace, Zühd 26 Hn: 4227; Tahavi, Şerhu Meanil Eser Hn: 3002 ve Müşkilil Eser Hn: 5107; İbn Huzeyme, Sahih Hn: 143; İbn Hibban, Sikkat Hn: 312; Darekutni, Sünen Hn: 128; Müsnedi Bezzar Hn: 257; Cevheri, Müsnedi Muvatta Hn: 4; Müsnedi İbrahim b. Ethem Hn: 1687; Taberani, Mucemul Evsat Hn: 40-7050; İbn Arabi, Mucem Hn: 651-1985; Hakim, Şeari Ashabul Hadis 16; Beyhaki, Süneni Sağir Hn: 1 ve Sünenil Kübra Hn: 163-951-1298-2055-6807-8314-11954-13859 ve Marifetü Sünne vel Eser Hn: 150 ve Şuabul İman Hn: 6837; Ebu Naim, Marifetüs Sahabe Hn: 212; Taberi,Tehzibül Eser Hn: 30; İbn Mende, İman Hn: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes, Sûfyân es Sevrî ve pek çok hadis imamları bu hadisi Yahya b. Saîd’den rivâyet etmişlerdir ve bu hadisi sadece Yahya b. Saîd el Ensârî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Abdurrahman b. Mehdî der ki: Bu hadisi her konunun başına koymak gerekir.