Toplam 18,353 Hadis
Konular

Müddessir Sursi Tefsiri Kategorisi

Ebü  Z-Zübeyr'in   dediği   rivayet edildi: 

#10,343
_ «Sözün en güzelini tasdik eylerse»  [18] huzurunda okununca, buyurdu ki- sözün» en güzeli ilahe lllallah-dır.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Tefsir Hn: 512/15 [18] Leyi, 6.

  Ebu salih ‘in   şöyle dediği rivayet edildi:

#10,342
(Ayetteki) el hukub [17] seksen senedir onda dünya günleri sayısınca günler vardır

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Tefsir Hn: 511/14 [17] Nebe  Süresinin   23"   ayetinde:   -Devirlerce   (ahkab)cehennemin içinde kalacaklar deniyor Rivayette bu kelime açıklanıyor

İbn Mesûd'un şöyle dediği  rivayet edildi;

#10,341
«(Cehennem) ateşinde (ebedi} kalacak olanlar, yalnız Allah'ın şu ayette sözünü ettiği kimselerdir; (türkçesi): «Nedir, derler, Cehenneme sokan sizi? Derler ki; Namaz kılmazdık, ve yoksulu doyurmazdik, ve boş laflarla azgınlığa dalanlarla biz de daiar-dck, ve ceza gününü yalanlardık, bize ölüm gelip çatıncaya dek. Derken şe­faatçilerin şefaati fayda vermez onlara» [16]

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Tefsir Hn: 510/13 [16] Müdessir 74,  42-4S

Ebû Z-Zerâ'nın  şöyle dediği rivayet edildi: Resûluliah (S.A.V.) buyurdu ki:

#10,340
«İman sahiplerinden (fasık olanlar) şefaatim ile ateşten elbette çıkar­lar.  Öyleiki orada  yalnız  şu ayetin  bildirdikleri  kalır:  meaien: «Nedir derler Cehenneme sokan sizi? Derler ki: Namaz kılmazdık, ve yoksulu doyurmazdrk, ve boş laflarla azgınlığa dalanlarla biz de dalardık, ve ceza gününü yalanlardık, bize Ölüm gelip çatıncaya dek. Derken şefaat­çilerin şefaati fayda vermez onlara.» [14]   (a)    Bir rivayette İbn Mesüd şöyle dedi: İman sahiplerinden bir takım kimseleri Allah Cehennem ateşiyle azap-landırdiktan sonra, Muhammed (S.A.V) in şefaatiyle çıkarır, ve orada yal-mz şu ayetin  bildirdiği 'kimseler kalır:  (tüfkçesi): «Nedir, -derler, Cehenneme sokan sizi? Derler ki: Namaz kılmadık, ve yoksulu doyurmadık ve boş laflarla azgınlığa dalanlarla biz de dalardık...» [15]

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanife Tefsir Hn: 509/12 [14] Müddessir 74, 42-45. [15] Müddessir 74, 42-45.

Enes b. Malik r.a.’dan rivayete göre:

#2,045 عَنْ رَسُولِ اللَّهِ أَنَّهُ قَالَ فِي هَذِهِ الْآيَةَ:ف هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ. قَالَ: قَالَ اللَّهُ : " أَنَا أَهْلٌ أَنْ أُتَّقَى، فَمَنِ اتَّقَانِي فَلَمْ يَجْعَلْ مَعِي إِلَهًا، فَأَنَا أَهْلٌ أَنْ أَغْفِرَ لَهُ
Rasulullah (s.a.v.), Müddessir 56. ayetindeki: “O Allah azabından korkulup korunulacak olan ve kendi kitabıyla yol bulunandır” bölümü hakkında şöyle demiştir: Allah buyurur ki: Sorumluluk bilinci duyulmaya layık olan benim kim bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve yolunu benim kitabımla bulursa ve benimle birlikte başka bir ilah tanımaz ise onu bağışlamaya layık olan benim.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 71 Hn: 3328; İbn Mace, Zühd: 27; Dârimî Rikak: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Süheyl, Hadis konusunda sağlam birisi değildir. Süheyl bu hadisi Sabit’ten tek başına rivâyet etmiştir.

Cabir b. Abdullah r.a.’dan rivayete göre, şöyle demiştir:

#2,044 قَالَ نَاسٌ مِنَ الْيَهُودِ لِأُنَاسٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ : هَلْ يَعْلَمُ نَبِيُّكُمْ كَمْ عَدَدُ خَزَنَةِ جَهَنَّمَ؟ قَالُوا: لَا نَدْرِي حَتَّى نَسْأَلَ نَبِيَّنَا، فَجَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ غُلِبَ أَصْحَابُكَ الْيَوْمَ، قَالَ: " وَبِمَا غُلِبُوا؟ " قَالَ: سَأَلَهُمْ يَهُودُ: هَلْ يَعْلَمُ نَبِيُّكُمْ كَمْ عَدَدُ خَزَنَةِ جَهَنَّمَ؟ قَالَ: " فَمَا قَالُوا؟ " قَالَ: قَالُوا: لَا نَدْرِي حَتَّى نَسْأَلَ نَبِيَّنَا، قَالَ: " أَفَغُلِبَ قَوْمٌ سُئِلُوا عَمَّا لَا يَعْلَمُونَ، فَقَالُوا: لَا نَعْلَمُ حَتَّى نَسْأَلَ نَبِيَّنَا، لَكِنَّهُمْ قَدْ سَأَلُوا نَبِيَّهُمْ "، فَقَالُوا: أَرِنَا اللَّهَ جَهْرَةً، عَلَيَّ بِأَعْدَاءِ اللَّهِ إِنِّي سَائِلُهُمْ عَنْ تُرْبَةِ الْجَنَّةِ وَهِيَ الدَّرْمَكُ، فَلَمَّا جَاءُوا قَالُوا: يَا أَبَا الْقَاسِمِ كَمْ عَدَدُ خَزَنَةِ جَهَنَّمَ؟ قَالَ: هَكَذَا وَهَكَذَا فِي مَرَّةٍ عَشَرَةٌ وَفِي مَرَّةٍ تِسْعَةٌ، قَالُوا: نَعَمْ، قَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ : " مَا تُرْبَةُ الْجَنَّةِ؟ " قَالَ: فَسَكَتُوا هُنَيْهَةً ثُمَّ قَالُوا: خُبْزَةٌ يَا أَبَا الْقَاسِمِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " الْخُبْزُ مِنَ الدَّرْمَكِ
Yahudilerden bazı kişiler peygamber ashabından bazı kişilere: “Sizin peygamberiniz Cehennem bekçilerinin sayısını bilir mi?” dediler. Onlar da: “Peygamberimize sormadan bilemeyiz” dediler. Bunun üzerine bir adam Peygamber (s.a.v)’e geldi ve şöyle dedi: “Ey Peygamber! Bugün senin ashabın mağlub oldular.” Rasulullah (s.a.v.): “Hangi şeyden dolayı mağlub oldular” dedi. Adam: “Yahudiler; Peygamberiniz, Cehennem bekçilerinin sayısını bilir mi?” dediler. Biz de: “Peygamber (s.a.v)’e sormadan bilemeyiz” dedik. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir topluma bilmediği bir şey sorulunca; peygambere sormadan bilemeyiz demekle mağlub mu olunurmuş? Fakat Yahudiler peygamberlerine sormuşlardı hatta Allah’ı apaçık bize göster demişlerdi. Allah’ın düşmanını bana getiriniz ben onlara Cennetin toprağından sarayım ki o “Dermek” tir. (İnce toprak veya has un demektir.) Yahudiler, Rasulullah (s.a.v.)’in yanına geldiklerinde şöyle dediler: “Ey Ebel Kasım! Cehennem bekçilerinin sayısı kaçtır?” Rasulullah (s.a.v.) bir seferinde on diğer seferinde dokuz olmak üzere şu kadar ve şu kadar buyurdu. Onlarda “Evet” dediler. Sonra Peygamber (s.a.v) onlara: “Cennetin toprağı nedir?” dedi. Biraz sustular ve Ey Ebel Kasım! “Ekmektir” Rasulullah (s.a.v.) de şöyle dedi: “Ekmek: “Dermek” tendir.”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 71 Hn: 3327; Ahmed, Müsned Hn: 14354 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi bu şekilde Mûcâlid’in rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Said r.a.’dan rivayete göre:

#2,043 الصَّعُودُ جَبَلٌ مِنْ نَارٍ يَتَصَعَّدُ فِيهِ الْكَافِرُ سَبْعِينَ خَرِيفًا ثُمَّ يُهْوَى بِهِ كَذَلِكَ فِيهِ أَبَدًا
Rasulullah (s.a.v.), Müddessir suresi 17. ayetinde geçen “Saud” = Ateşten bir dağdır ki kafir devamlı olarak yetmiş yıl çıkar ve yetmiş yıl da iner bu iş ebediyen böylece devam eder gider.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 71 Hn: 3326 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Merfu olarak İbn Lehîa’nın rivâyetiyle bilmekteyiz. Atıyye’den Ebû Saîd’den benzeri mevkuf olarak rivâyet edilmiştir.

Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki:

#2,042 سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ وَهُوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْيِ، فَقَالَ فِي حَدِيثِهِ: " بَيْنَمَا أَنَا أَمْشِي سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ فَرَفَعْتُ رَأْسِي، فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءَ جَالِسٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، فَجُثِثْتُ مِنْهُ رُعْبًا فَرَجَعْتُ فَقُلْتُ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي، فَدَثَّرُونِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ :ف يَأَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ { 1 } قُمْ فَأَنْذِرْ { 2 } إِلَى قَوْلِهِ وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ. قَبْلَ أَنْ تُفْرَضَ الصَّلَاةُ
Rasulullah (s.a.v.)’den işittim vahyin bir aralık kesilmesinden bahsetti ve şöyle buyurdu: “Yürümekte iken gökten bir ses işittim ve hemen başımı kaldırdım bir de gördüm ki Hira da bana gelen melek; gök ile yeryüzü arasında bir kürside oturmaktadır. Kendisinden, çok heyecanlanıp korktum, hemen evime döndüm ve Beni örtünüz! Beni örtünüz! Dedim. Onlar da beni örttüler. Bunun üzerine Allah: Müddessir suresinin ilk 5 ayetini indirdi: “1) Ey örtüsüne, dinlenmeye, yalnızlığa bürünmüş olan peygamber! 2) Kalk ve insanları uyar. 3) Rabbinin büyüklüğünü duyur, bildir. Çünkü büyüklük sadece O’na aittir. 4) Elbiseni, eteğini, bedenini, kişiliğini, kalbini her türlü kirden ve ahlaki noksanlıktan temiz tut. 5) Her türlü pislik ve kötülükten kaçın uzak dur.” Bu ayetler namazın farz kılınmasından önce idi.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 71 Hn: 3325; Müslim, İman: 27 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Yahya b. ebî Kesîr, Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan ve Câbir’den bu hadisi bize rivâyet etmiştir. Ebû Seleme’nin ismi Abdullah’tır.