Toplam 19,800 Hadis
Konular

Mücadele Süresi Tefsiri Kategorisi

Diğer bir rivayet ise şöyledir:

#18,564
"Birazdan yanınıza bir adam girecek ve size şeytanın gözleriyle bakacaktır" buyurdu. Derken mavi gözlü bir adam girdi ve "Ey Muhammed! Beni neden kötülüyorsun?!" dedi veya buna benzer sözler sarfetti. Sonra yemin etmeye başladı. Bu konuda Mücadele suresindeki şu ayetler nazil oldu: "Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey çok kötüdür!"1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn:11408. Bunu Ahmed b. Hanbel ve Bezzar rivayet etmiş olup hepsinin ravileri de Sahih'in ravileridir.2 1 Mücadele Sur. 14-15. ; 2 Ahmed b. Hanbel (2147); Bezzar (2270)

İbn Abbas anlatıyor:

#18,563
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) odasının gölgesinde oturuyordu. Gitgide gölge daralıyordu. Ashabına: "Şimdi yanınıza bir adam gelecek ve size şeytanın gözleriyle bakacak. Onu gördüğünüzde onunla konuşmayın" buyurdu. Derken mavi gözlü bir adam geldi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu görünce yanına çağırdı ve ona: "Niçin sen ve arkadaşların bana sövüyorsunuz?" diye sordu. Adam: "Ben onları sana getirinceye kadar burada bekle" dedi. Sonra gidip arkadaşlarını getirdi. Hepsi birden Allah adına yemin ederek öyle bir şey demediklerini ve yapmadıklarını söylediler. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayeti indirdi: "Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar."1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn:11407. Bunu Ahmed b. Hanbel ve "Allah adına yemin ederek öyle bir şey demediklerini ve yapmadıklarını söyleyip durdular" ifadesiyle Taberani rivayet etmiştir.2 1 Mücadele Sur.18. ; 2 Ahmed b. Hanbel (2407, 3277); Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir (12307)

Sa'd (İbn Ebi Vakkas) anlatıyor:

#18,561
"Ey iman edenler! Peygamber
ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka
veriniz''3 ayeti benim hakkımda nazil oldu. Bu ayet inince ben bir arpa
tanesi sadaka verdim. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): "Pek
tutumlusun" dedi. Sonra diğer ayet indi: "Baş başa konuşmanızdan önce
sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi
affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat
edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn:11406. Bu rivayeti Taberani uzun ve sahih bir hadis içerisinde "Benim hakkımda üç ayet nazil oldu" ifadesiyle nakletmiş olup ravilerinden Seleme b. el-Fadl el-Ebraş'ı İbn Main ve başkaları güvenilir görürlerken Buhari ve başkası zayıf olarak değerlendirmiştir.4 2 Mücadele Sur. 13. ; 3 Mücadele Sur. 12. ; 4 Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir (331); Ahmed b. Hanbel (1/185)

Abdullah b. Amr'ın bildirdiğine göre

#18,558
Yahudiler, Allah Resulü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) "Sam aleykum" ("Ölüm üzerine olsun") dediler. Sonra kendi aralarında: "Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?" dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de, «Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse yal» diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orasıl"

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn:11405. Bunu Ahmed b. Hanbel, Bezzar ve Taberani rivayet etmiş olup senedi ceyyiddir. Zira Hammad, Ata b. es-Saib'den akıl sağlığı yerindeyken hadis işitmişti.1 1 Ahmed b. Hanbel (6589); Bezzar (2271, benzeri). Bezzar demiştir ki: "Bu hadisin sadece Abdullah b. Amr' dan nakledildiğini biliyoruz." Mücadele Sur. 8.

Enes b. Malik r.a. rivayet ederek dedi ki:

#2,016 أَنَّ يَهُودِيًّا أَتَى عَلَى النَّبِيِّ وَأَصْحَابِهِ، فَقَالَ: السَّامُ عَلَيْكُمْ، فَرَدَّ عَلَيْهِ الْقَوْمُ، فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهَ : " هَلْ تَدْرُونَ مَا قَالَ هَذَا؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، سَلَّمَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ، قَالَ: " لَا، وَلَكِنَّهُ قَالَ كَذَا وَكَذَا، رُدُّوهُ عَلَيَّ "، فَرَدُّوهُ، قَالَ: قُلْتَ: السَّامُّ عَلَيْكُمْ، قَالَ: نَعَمْ، قَالَ نَبِيُّ اللَّهِ : " عِنْدَ ذَلِكَ إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ، فَقُولُوا: عَلَيْكَ، قَالَ: عَلَيْكَ مَا قُلْتَ، قَالَ:ف وَإِذَا جَاءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللَّهُ
"Bir Yahudi, Peygamber (s.a.v) ve ashabının yanına geldi; “Essamü aleyküm” dedi. Cemaatte ona karşılık verdiler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Bu adam ne söyledi biliyor musunuz?” dedi. Dediler ki: “Allah ve Rasulü daha iyi bilir ama selam verdi ey Allah’ın Peygamberi.” Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “O adam şöyle şöyle dedi, dedikten sonra o adamı bana çağırınız” buyurdu. Bunun üzerine onu çağırdılar. Rasulullah (s.a.v.): “Essamü aleyküm” mü dedin?” diye sordu. Yahudi: “Evet” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kitab ehlinden biri size selam verdiğinde siz; “Söylediğin söz senin üzerine olsun” diye karşılık veriniz” buyurdu ve Mücadele suresi 8. ayetini okudu: “…Sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar…”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 5 Hn: 3301; Buhari, İstizan: 27; Müslim, Selam: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ali b. ebi Talib r.a. dedi ki:

#2,015 لَمَّا نَزَلَتْ:ف يَأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً. قَالَ لِي النَّبِيُّ : " مَا تَرَى دِينَارًا؟ " قُلْتُ: لَا يُطِيقُونَهُ، قَالَ: " فَنِصْفُ دِينَارٍ؟ " قُلْتُ: لَا يُطِيقُونَهُ، قَالَ: " فَكَمْ؟ " قُلْتُ: شَعِيرَةٌ، قَالَ: " إِنَّكَ لَزَهِيدٌ "، قَالَ: فَنَزَلَتْ:ف ءَأَشْفَقْتُمْ أَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍق الْآيَةَ، قَالَ: " فَبِي خَفَّفَ اللَّهُ عَنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ
Mücadele suresi 12. ayeti nazil olunca Peygamber (s.a.v), Bana: “Ne kadar parayı uygun görürsün, dinar yeterli midir?” buyurdu. Ben de: “Buna güçleri yetmez” dedim. “O halde yarım dinara ne dersin?” buyurdu. Ben de ona da güçleri yetmez dedim. “O halde ne kadar?” buyurdu. Ben de: “Bir arpa tanesi ağırlığı kadar altın” dedim. Rasulullah (s.a.v.) de: “Sen de pek az dedin” buyurdular. Bunun üzerine Mücadele suresi 13. ayet nazil oldu: “Gizli konuşmanızdan önce, sadaka vermekten dolayı, fakir düşeceğinizden mi korkuyorsunuz? Madem size emredileni yapmadınız, Allah da sizi bundan affetti, bundan dolayı, bundan sonra, sadaka vermeden de konuşup danışabilirsiniz. Öyleyse sizler bundan böyle, namazınızda devamlı ve dikkatli olun, zekatı verin, Allah’a ve Rasulüne itaat edin. Çünkü Allah, yapageldiğiniz her şeyden haberdardır.” Böylece Allah benim yüzümden ümmetin yükünü hafifletti.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 59 Hn: 3300 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Hadiste geçen bir arpa tanesi sözcüğünün manası arpa ağırlığı kadar altın manasındadır. Ebû’l Ca’d’ın ismi Rafî’dir.

Seleme b. Sahr el Ensari r.a. dedi ki:

#2,014 كُنْتُ رَجُلًا قَدْ أُوتِيتُ مِنْ جِمَاعِ النِّسَاءِ مَا لَمْ يُؤْتَ غَيْرِي، فَلَمَّا دَخَلَ رَمَضَانُ تَظَاهَرْتُ مِنَ امْرَأَتِي حَتَّى يَنْسَلِخَ رَمَضَانُ فَرَقًا مِنْ أَنْ أُصِيبَ مِنْهَا فِي لَيْلَتِي، فَأَتَتَابَعَ فِي ذَلِكَ إِلَى أَنْ يُدْرِكَنِي النَّهَارُ وَأَنَا لَا أَقْدِرُ أَنْ أَنْزِعَ، فَبَيْنَمَا هِيَ تَخْدُمُنِي ذَاتَ لَيْلَةٍ إِذْ تَكَشَّفَ لِي مِنْهَا شَيْءٌ فَوَثَبْتُ عَلَيْهَا، فَلَمَّا أَصْبَحْتُ غَدَوْتُ عَلَى قَوْمِي فَأَخْبَرْتُهُمْ خَبَرِي، فَقُلْتُ: انْطَلِقُوا مَعِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ فَأُخْبِرَهُ بِأَمْرِي، فَقَالُوا: لَا وَاللَّهِ لَا نَفْعَلُ، نَتَخَوَّفُ أَنْ يَنْزِلَ فِينَا قُرْآنٌ أَوْ يَقُولَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ مَقَالَةً يَبْقَى عَلَيْنَا عَارُهَا، وَلَكِنْ اذْهَبْ أَنْتَ فَاصْنَعْ مَا بَدَا لَكَ، قَالَ: فَخَرَجْتُ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ فَأَخْبَرْتُهُ خَبَرِي، فَقَالَ: " أَنْتَ بِذَاكَ؟ " قُلْتُ: أَنَا بِذَاكَ، قَالَ: " أَنْتَ بِذَاكَ؟ " قُلْتُ: أَنَا بِذَاكَ، قَالَ: " أَنْتَ بِذَاكَ؟ " قُلْتُ: أَنَا بِذَاكَ، وَهَأَنَا ذَا فَأَمْضِ فِيَّ حُكْمَ اللَّهِ، فَإِنِّي صَابِرٌ لِذَلِكَ، قَالَ: " أَعْتِقْ رَقَبَةً "، قَالَ: فَضَرَبْتُ صَفْحَةَ عُنُقِي بِيَدِي، فَقُلْتُ: لَا وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَا أَمْلِكُ غَيْرَهَا، قَالَ: " صُمْ شَهْرَيْنِ "، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَهَلْ أَصَابَنِي مَا أَصَابَنِي إِلَّا فِي الصِّيَامِ، قَالَ: " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا "، قُلْتُ: وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَقَدْ بِتْنَا لَيْلَتَنَا هَذِهِ وَحْشَى مَا لَنَا عَشَاءٌ، قَالَ: " اذْهَبْ إِلَى صَاحِبِ صَدَقَةِ بَنِي زُرَيْقٍ، فَقُلْ لَهُ فَلْيَدْفَعْهَا إِلَيْكَ فَأَطْعِمْ عَنْكَ مِنْهَا وَسْقًا سِتِّينَ مِسْكِينًا، ثُمَّ اسْتَعِنْ بِسَائِرِهِ عَلَيْكَ وَعَلَى عِيَالِكَ "، قَالَ: فَرَجَعْتُ إِلَى قَوْمِي، فَقُلْتُ: وَجَدْتُ عِنْدَكُمُ الضِّيقَ وَسُوءَ الرَّأْيِ، وَوَجَدْتُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ السَّعَةَ وَالْبَرَكَةَ، أَمَرَ لِي بِصَدَقَتِكُمْ، فَادْفَعُوهَا إِلَيَّ فَدَفَعُوهَا إِلَيَّ
Kadınlarla cinsi münasebet konusunda kimseye verilmeyen bir güç bana verilmişti. Ramazan ayı gelince karıma yaklaşır ve gün üzerime doğasıya dek bu işi devam ettiririm korkusuyla Ramazan boyunca anam gibisin diyerek zıhar yaptım. Gecelerden bir gece bana hizmet ederken bir tarafı açılıverdi de ben de hemen onun üzerine sıçradım sabah olunca erkenden kendi kavmime gidip durumu anlattım ve: Benimle beraber Rasulullah (s.a.v.)’e kadar gidinizde ona durumu anlatayım dedim. Hayır dediler. Vallahi bu işi yapmayız. Hakkımızda Kuran inmesinden korkarız veya Rasulullah (s.a.v.)’in hakkımızda ayıp olabilecek bir söz söylemesinden çekiniriz. Fakat sen istersen kendin git dilediğini yap… Bunun üzerine yanlarından çıktım Rasulullah (s.a.v.)’e kadar geldim durumu kendisini anlattım. Bunu sen mi yaptın? Buyurdu. Ben de bunu ben işledim dedim. Tekrar bunu sen mi… dedi. Ben de bunu ben işledim dedim. Tekrar bunu sen mi işledin dedi. Ben de ben işledim dedim. İşte huzurunuzdayım hakkımda Allah’ın hükmü ne ise onu tatbik et cezama katlanacağım. Rasulullah (s.a.v.), bir köleyi hürriyetine kavuştur buyurdu. Bunun üzerine iki elimle boynuma vurdum ve yok dedim sizi hak üzere gönderen zat hakkı için bu boyundan başkasına sahip olmayarak sabahladım. Rasulullah (s.a.v.), o halde iki ay oruç tut buyurdu. Ben de Ey Allah’ın Rasulü! başıma gelen zaten oruç yüzünden gelmedi mi? Rasulullah (s.a.v.), o halde altmış fakiri doyur dedi. Ben de seni hak ile gönderen zat hakkı için bu gecemizi aç olarak geçirdik akşam yemeğimiz bile yoktu. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Öyleyse Züreykoğullarının zekat memuruna git ve ona sana zekat mallardan vermesini söyle bu zekattan kendi keffaretin yerine altmış fakiri birer ölçek hurma vererek doyur, gerisiyle de çoluk çocuğunu yedirirsin, buyurdu. Bunun üzerine kavmime döndüm ve onlara şöyle dedim: Sizlerde darlık ve kötü görüş Rasulullah (s.a.v.)’in yanında ise genişlik ve bereket buldum. Sizin zekatınızın bana verilmesini emretti haydi zekatlarınızı bana veriniz onlar da zekatlarını bana verdiler.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 5 Hn: 3299; Ebu Davud, Talak: 27; İbn Mace, Talak: 17 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Muhammed diyor ki: Süleyman b. Yesâr bence Seleme b. Sahr’dan hadis işitmemiştir. Muhammed aynı zamanda şöyle demektedir: Seleme b. Sahr’a, Süleyman b. Sahr’da denilir. Bu konuda Havle binti Sa’lebe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Havle, Evs b. Sâmit’in karısıdır.