Toplam 24,894 Hadis
Konular

Hadid Suresi Tefsiri Kategorisi

İbn Abbas'ın. bildirdiğine göre

#18,556
Necaşinin askerlerinden kırk kişi Peygamber' e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek onunla birlikte Uhud savaşına katıldılar. Aralarında yaralananlar vardı; fakat içlerinden öldürülen olmadı. Müminlerin ihtiyaç içerinde bulunduklarını görünce dediler ki: "Ya Resulallah! Bizler varlıklı kimseleriz. Müsaade et de mallarımızı getirip Müslümanlara destek olalım." Bunun üzerine Yüce Allah şu ayetleri indirdi: "Daha önce kendilerine kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.... işte onlara, sabırlarından dolayı, ecirleri iki defa verilir" 2 Bu ayetle Allah, bu durumdaki kimselere iki defa sevap verileceğini bildirdi. Allah yine: "Onlar kötülüğü iyilikle savarlar''3 buyurdu. Bundan maksat, Müslümanlara destek olmak için yaptıkları harcamadır. Bu ayet nazil olunca o kişiler: "Ey Müslümanlar topluluğu! Bizden sizin kitabınıza inanana iki kere ecir verilir. Sizin kitabınıza inanmayana ise size verilen ecirler gibi bir kere ecir verilir" dediler. Bunun üzerine Allah ·şu ayetleri indirdi: "Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve O'nun elçisine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir nur var etsin; sizi bağışlasın... Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler ... "4 Bu ayetle Allah, müminlere fazladan bir de nur ve mağfiret verileceğini bildirmiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11404. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup isnadında tanımadığım raviler yer almıştır. 1 Hadid Sur. 28-29. ; 2 Kasas Sur. 52-54. ; 3 Kasas Sur. 54. ; 4 Hadid Sur. 28-29.

Abdullah b. Mes'ud anlatıyor:

#18,426
Müslüman oluşları ile aşağıdaki ayetin inişi ve Allah'ın kendilerini kınaması arasında ancak dört yıl geçmiştir: "Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; nitekim onların üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri iyice katılaşmıştı. Onlardan pek çoğu fasık idiler."1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11403. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Musa b. Ya'kub ez-Zemai'yi İbn Main ve başkaları güvenilir kabul ederken, İbnu'l-Medini zayıf olarak değerlendirmiştir. Diğer ravileri ise Sahih'in ravileridir.2 1 Hadid Sur. 16. ; 2 Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir (9773)

Ebu Hureyre anlatıyor:

#18,425
Biz Allah Resulü'nün (sallallahu aleyhi ve sellem) yanındaydık. Derken bir bulut geçti. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bu nedir bilir misiniz?" diye sordu. Biz: "Allah ve Resülü daha iyi bilir" dedik. "Bu, Anan'dır; Yağmur yüklü bir bulut. Allah onu, kullarından kendisine şükretmeyen, dua etmeyen bir topluluk üzerine doğru yürütmektedir" buyurdu. Sonra: "Şu üstünüzdeki nedir bilir misiniz?" dedi. Biz:" Allah ve Resulü daha iyi bilir" dedik. "Raki'; akması engellenmiş bir dalga ve korunmuş bir tavan. Onunla aranızdaki mesafe ne kadardır bilir misiniz?" buyurdu. Biz yine: "Allah ve Resulü bilir" dedik. "500 yıllık mesafedir" buyurdu. Sonra "Onun üstünde ne vardır, bilir misiniz?" dedi. Biz: "Allah ve Resulü bilir" dedik. "Başka bir sema; orayla aranızdaki mesafe ne kadardır, bilir misiniz?" buyurdu. Biz: Allah ve Resulü bilir'' dedik. "500 yıllık mesafedir" buyurdu. Bu şekilde yedi semayı saydı. Sonunda "Onun da üstünde ne vardır, bilir misiniz?" dedi. Biz: "Allah ve Resulü bilir'' dedik. "Arş" buyurdu. Sonra: "Onunla yedinci sema arasındaki mesafe ne kadardır, bilir misiniz?" dedi. Biz yine: "Allah ve Resulü bilir" dedik. "500 yıllık mesafedir" buyurdu. Sonra: "Şu altınızda olan nedir, bilir misiniz?" dedi. "Allah ve Resulü bilir" dedik. "Yerdir. Onun altında ne vardır, bilir misiniz?" dedi. "Allah ve Resulü bilir" dedik. "Başka bir yer vardır. İki yer arası ne kadardır bilir misiniz?" dedi. "Allah ve Resulü bilir" dedik. "500 yıllık mesafedir" buyurdu ve aynı şekilde yedi kat yeri saydı. Sonra: "Allah'a yemin ederim ki eğer birinizi bir iple en alttaki yedinci yere sarkıtsanız, muhakkak ondan da aşağıya düşer" buyurdu. Sonra şu ayeti okudu: "0 Evvel'dir, Ahir'dir, Zahir'dir, Batın'dır. O her şeyi bilir."1

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11402. Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup ravilerinden Hakem b. Abdilmelik zayıftır.2 1 Hadid Sur. 3. ; 2 Ahmed b. Hanbel (2/370)

İbn Ömer'in bildirdiğine göre

#18,420
Reslullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hadid ("demir") suresi Çarşamba günü indi ve Allah, demiri Çarşamba günü yarattı" buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11401. Hadisin tamamı Tıp bölümünün kan aldırma bahsinde geçmişti. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Mesleme b. Ali zayıftır.

Ebu Hüreyre r.a.’dan rivayete göre, şöyle demiştir:

#2,013 بَيْنَمَا نَبِيُّ اللَّهِ جَالِسٌ وَأَصْحَابُهُ إِذْ أَتَى عَلَيْهِمْ سَحَابٌ، فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ : " هَلْ تَدْرُونَ مَا هَذَا؟ " فَقَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " هَذَا الْعَنَانُ، هَذِهِ رَوَايَا الْأَرْضِ يَسُوقُهُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِلَى قَوْمٍ لَا يَشْكُرُونَهُ وَلَا يَدْعُونَهُ "، قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ مَا فَوْقَكُمْ؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " فَإِنَّهَا الرَّقِيعُ سَقْفٌ مَحْفُوظٌ وَمَوْجٌ مَكْفُوفٌ، ثُمَّ قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ كَمْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهَا؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهَا مَسِيرَةُ خَمْسِ مِائَةِ سَنَةٍ "، ثُمَّ قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ مَا فَوْقَ ذَلِكَ؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " فَإِنَّ فَوْقَ ذَلِكَ سَمَاءَيْنِ مَا بَيْنَهُمَا مَسِيرَةُ خَمْسِ مِائَةِ سَنَةٍ، حَتَّى عَدَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ مَا بَيْنَ كُلِّ سَمَاءَيْنِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، ثُمَّ قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ مَا فَوْقَ ذَلِكَ؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " فَإِنَّ فَوْقَ ذَلِكَ الْعَرْشَ وَبَيْنَهُ وَبَيْنَ السَّمَاءِ بُعْدُ مَا بَيْنَ السَّمَاءَيْنِ "، ثُمَّ قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ مَا الَّذِي تَحْتَكُمْ؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " فَإِنَّهَا الْأَرْضُ "، ثُمَّ قَالَ: " هَلْ تَدْرُونَ مَا الَّذِي تَحْتَ ذَلِكَ؟ " قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: " فَإِنَّ تَحْتَهَا الأَرْضَ الأُخْرَى بَيْنَهُمَا مَسِيرَةُ خَمْسِ مِائَةِ سَنَةٍ، حَتَّى عَدَّ سَبْعَ أَرَضِينَ بَيْنَ كُلِّ أَرْضَيْنِ مَسِيرَةُ خَمْسِ مِائَةِ سَنَةٍ "، ثُمَّ قَالَ: " وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ أَنَّكُمْ دَلَّيْتُمْ رَجُلًا بِحَبْلٍ إِلَى الْأَرْضِ السُّفْلَى لَهَبَطَ عَلَى اللَّهِ "، ثُمَّ قَرَأَ:ف هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Rasulullah (s.a.v.), ashabıyla birlikte oturmakta iken üzerlerine bir bulut geldi. Peygamber (s.a.v), bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Diye sordu. Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Bu buluttur! Bu bulutlar toprağın sulayıcılarıdır. Allah onları kendisine şükretmeyen kulluk yapmayan kimselere bile gönderiyor. Sonra üzerinizde ne var biliyor musunuz? diye sordu. Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: O dünyamızın semasıdır, korunmuş bir tavan ve önüne geçilmiş bir dalgadır. Sonra Rasulullah (s.a.v.): Bu gökle sizin aranızdaki mesafe ne kadardır? Diye sordu. Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Şöyle buyurdu: Sizinle onun arasında beşyüz yıllık mesafe vardır. Sonra konuşmasına şöyle devam etti: Onun üstünde ne var biliyor musunuz? Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Şöyle buyurdu: Onun üzerinde iki gök daha vardır ki aralarındaki mesafe beşyüz senelik yoldur… Rasulullah (s.a.v.), yedi göğün hepsini saydı her iki göğün arası dünya ile dünya göğünün arası kadardır. Sonra şöyle buyurdu: Onun da üzerinde ne var biliyor musunuz? Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Şöyle buyurdu: Onun da üzerinde arş vardır, arş ile yedinci gök arasındaki mesafe iki gök arasındaki mesafe kadardır. Sonra Rasulullah (s.a.v.), altınızda ne var biliyor musunuz? buyurdu. Ashab: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Şöyle buyurdu: Altınızdaki yeryüzüdür. Sonra onunda altında ne var biliyor musunuz? buyurdu Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Şöyle buyurdu: O’nun altında başka bir arz vardır ki ikisinin arasındaki mesafe beş yüz senelik yoldur. Rasulullah (s.a.v.), yedi arza kadar saydı ve her arzın arasında beş yüz yıllık mesafe olduğunu söyledi. Sonra şöyle buyurdu: Muhammed’in canı kudret elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki siz en alttaki dünyaya bir ip sarkıtmış olsaydınız o ip Allah’a kadar ulaşırdı dedi ve Hadid suresi 3. ayetini okudu.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 58 Hn: 3298; Ahmed, Müsned Hn: 8472 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Tirmizî: Eyyûb, Yunus b. Ubeyd ve Ali b. Zeyd’in şöyle dedikleri rivâyet edilmiştir. Hasan, Ebû Hüreyre’den hadis işitmemiştir. Bazı ilim adamları bu hadisi şöyle tefsir etmişlerdir: İp ancak Allah’ın ilmi kudreti ve saltanatı üzerine iner. Çünkü Allah’ın ilmi, kudreti ve saltanatı her yerde mevcuttur. Kendisi kitabında bildirdiği gibi arşın üzerindedir.