Toplam 18,846 Hadis
Konular

Vakıa Suresi Tefsiri Kategorisi

İbn Abbas,

#18,419
"Yıldızların konumlarına/yerlerine yemin ederim ki"2 ayeti hakkında der ki: "Kur' an bir defada dünya semasına indi, sonra oradan peyderpey Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) indirildi."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11400. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Hakim b. Cübeyr metruktur. 2 Vakıa Sur. 75.

Ebu Umame anlatıyor:

#18,418
Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem), "Yükseltilmiş döşekler'' ifadesi soruldu. "Eğer bir döşek yukarıdan atılsa, aşağıya ancak yüz yılda düşer" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11399. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Cafer b. Zübeyr el-Hanefi zayıftır.2 1 Vakıa Sur. 34. ; 2 Taberini, el-Mu'cemu'l-kebir (7947).

Muaz b. Cebel'in bildirdiğine göre

#18,417
Reslllullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Sağdakiler''2 ve "Soldakiler''3 ayetini okudu ve sonra iki elini iki yumruk yaparak "Bunlar cennetliktirler. Bunlar ise cehennemliktirler" buyurdu.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11398. Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup ravilerinden Bera b. Abdillah el-Ganevi hakkında İbn Adi: "Bana göre zayıf olmaktan, çok dürüst olmaya daha yakındır" demiştir. Diğer ravileri ise Sahih'in ravileridir. Ne var ki Hasan, Muaz'dan hadis işitmemiştir.4 1 Vakıa Sur. 27. ; 2 Vakıa Sur. 27. ; 3 Vakıa Sur. 41. ; 4 Ahmed b. Hanbel (5/239)

Seleme b. Yezid el-Cu'fi anlatıyor: Ben, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim:

#18,412
"Gerçekten Biz hurileri apayrı bir yaratılışla yeniden yarattık. Onları eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler kıldık. "1 "Yani, hem evlileri, hem de bakireleri (böyle yaptık) demektir."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11397. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Cabir el-Cu'fi zayıftır. Konuyla ilgili Utbe b. Abd'in hadisi Cennetin Özellikleri bahsinde geçecektir.2 1 Vakıa Sur. 35-37. ; 2 Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir (6321)

Ümmü Seleme anlatıyor:

#18,411
Dedim ki: "Ya Resullallah! Bana Yüce Allah'ın "ve huriler (ceylan gözlü kadınlar) vardır''1 ayetini izah ediver." Buyurdu ki: "(حور) «(inci gibi) beyaz tenliler», (عين) da «iri gözlüler» demektir ve bir hurinin kirpiği kartal kanadı gibidir." Dedim ki: "Ya Resullallah! Bana Yüce Allah'ın «Sedefteki (saklı) inciler gibi»2 ayetini açıkla." "Onlann parlaklığı, sedeflerdeki el değmemiş incilerin parlaklığı gibidir" buyurdu. "Ya Resullallah! Bana Yüce Allah'ın "خيرات حسان (Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır)"3 ayetini açıkla" dedim. "Yani huylan iyi, yüzleri güzel demektir" buyurdu. "Ya Resullallah! Bana Yüce Allah'ın "كأنهن بيض مكنون (Örtülü yumurta gibi (bembeyaz)"4 ayetini açıkla" dedim. Buyurdu ki: "Yumurtanın kabuk kısmının hemen altında, su içinde gördüğün zarın inceliğinde zariftirler." Dedim ki: "Ya Resulallah! Bana Yüce Allah'ın "عربا أترابا" 5 ayetini açıkla." Buyurdu ki: "Onların ruhları, dünya yurdunda gözlerine çapak inmiş, saçlarına kır düşmüş yaşlılar olarak kabzedilir. Ama Allah onları bu ihtiyarlık hallerinden sonra bakireler olarak yeniden yaratır. «عربا » aşık olanlar, sevenler demektir. « أترابا» hepsi aynı yaşta demektir." "Ya Resullallah! Dünyadaki kadınlar mı daha üstün, yoksa huriler mi?" diye sordum. Buyurdu ki: "Bilakis dünyadaki kadınlar, elbisenin yüzünün astarına olan üstünlüğü gibi hurilerden daha üstündürler." "Ya Resullallah! Bunun sebebi nedir?" diye sordum. Buyurdu ki: "Kıldıkları namazlar, tuttukları oruçlar ve Allah'a karşı yaptıkları ibadetlerdir. Bu yüzden Allah onların yüzlerini nurlandırmış, bedenlerine ipek giydirmiştir. Tenleri bembeyaz, elbiseleri yeşil, takıları sarı, buhurdanlıkları inciden, tarakları da altındandır. Derler ki: «Artık bizler sonsuz hayattayız ve asla ölmeyeceğiz. Artık bizler nimetler içindeyiz; bir daha asla zorluk çekmeyeceğiz. Artık bizler yerleşik hayattayız; bir daha asla yolculuğa çıkmayacağız. Artık bizler halimizden memnunuz; asla öfkelenmeyiz. Ne mutlu bizlere sahip olanlara ve bizim sahip olduklarımıza!»" "Ya Resulallah! İçimizden bir kadın bazen iki, üç ve dört erkekle evleniyor. Sonra ölüyor ve cennete giriyor. Onunla birlikte evlendiği erkekler de cennete girerse onlardan hangisi onun kocası olacaktır?" diye sordum. Buyurdu ki: "Ey Ümmü Seleme! Öyle bir kadın muhayyer bırakılır ve eski kocaları arasından huyu en iyi olanını seçer ve «Ya Rabbi! Dünya hayatında bu bana karşı en ahlaklı davrananını idi. Beni onunla evlendir» diye niyaz eder. Ey Ümmü Seleme! Dünya ve ahiret mutluluğunun asıl kaynağı, güzel ahlaktır."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11396. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravilerinden Süleyman b. Ebi Kerime'yi Ebu Hatim ve İbn Adi zayıf görmüşlerdir. 6 1 Vakıa Sur. 22. ; 2 Vakıa Sur. 23. ; 3 Rahman Sur. 70. ; 4 Saffat Sur. 49. ; 5 Vakıa Sur. 37. ; 6 Taberani, el-Mu'cemu'l-kebir (23/367)

Ebu Bekre'nin bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem):

#18,406
"Bunların bir kısmı öncekilerden, bir kısmı da sonrakilerdendir''4 ayeti ile ilgili olarak: "Bu iki grup da bu ümmettendir" buyurmuştur.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11395. Hadisi Taberani iki ayrı isnadla rivayet etmiş olup isnadlardan birinin ravileri, Ali b. Zeyd hariç Sahih'in ravileridir. Ali ise güvenilir olmakla beraber hafızası zayıftır. 4 Vakıa Sur. 39-40.

Ebu Hureyre bildiriyor:

#18,405
"Bunların büyük kısmı öncekilerden, az bir kısmı ise sonrakilerdendir'' ayeti nazil olunca, bu Müslümanları sıkıntıya düşürdü. Peşinden "Bunların bir kısmı öncekilerden, bir kısmı da sonrakilerdendir''2 ayeti nazil oldu. "Sizler cennetliklerin üçte birisiniz, bilakis cennetliklerin yarısısınız. Diğer insanlarla kalan yarısını da bölüşüyorsunuz" demek istemiştir.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11394. Hadisi Ahmed b. Hanbel, Muhammed Beyyaü'l-Mula kanalıyla babasından nakletmiştir ki ikisi hakkında da bilgim yoktur. Diğer ravileri ise güvenilir kimselerdir.3 1 Vakıa Sur. 13-14. ; 2 Vakıa Sur. 39-40. ; 3 Ahmed b. Hanbel, Müsned (2/391 (9069)

Hz. Ebu Bekir der ki:

#18,404
"Ya Resulallah! Saçlarına erken kır düştü (erken ihtiyarladın)" dedim. Buyurdu ki: "Beni Vakıa, Amme yetesaelun (Nebe) ve İza'ş-şemsu kuvvirat (Tekvir) sureleri ihtiyarlattı."

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 12 Hn: 11393. Bunu Taberani, rivayet etmiş olup ravileri, Sahih'in ravileridir.1 1 Bak. 11072 nolu hadis.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Ebu Bekir Sıddık r.a:

#2,012 يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَدْ شِبْتَ، قَالَ: " شَيَّبَتْنِي هُودٌ، وَالْوَاقِعَةُ، وَالْمُرْسَلَاتُ، وَعَمَّ يَتَسَاءَلُونَ، وَإِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
“Ey Allah’ın Rasulü! ihtiyarladın” dedi. Bunu üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Beni, Hud, Vakıa, Mürselat, Nebe ve Tekvir sureleri ihtiyarlattı.”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 57 Hn: 3297 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle İbn Abbâs rivâyetiyle bilmekteyiz. Ali b. Salih bu hadisi Ebû İshâk vasıtasıyla Ebû Cuhayfe’den benzeri şekilde rivâyet etmiştir. Aynı zamanda Ebû İshâk yoluyla Ebû Meysere’den mürsel olarak buna yakın bir hadis rivâyet edilmiştir. Ebû Bekir b. Ayyaş, Ebû İshâk’tan, İkrime’den; Şeybân’ın Ebû İshâk’tan rivâyetine benzer şekilde bir hadis rivâyet etmiş olup hadisin senedinde İbn Abbâs’ı zikretmemiştir. Aynı şekilde Hâşin b. Velid el Herevî Ebû Bekir b. Ayyaş vasıtasıyla hadis rivâyet etmiştir.

Enes r.a.’dan rivayete göre dedi ki: Rasülullah (s.a.v.), Vakıa suresi 35. ayeti hakkında şöyle buyurdu:

#2,011 ف إِنَّا أَنْشَأْنَاهُنَّ إِنْشَاءًق، قَالَ: إِنَّ مِنَ الْمُنْشَآتِ اللَّائِي كُنَّ فِي الدُّنْيَا عَجَائِزَ عُمْشًا رُمْصًا
“Gözleri çapaklı kocakarılar da orada yeniden yaratılan kadınlardan olacaklardır.”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 5 Hn: 3296 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis garibtir. Merfu olarak sadece Musa b. Ubeyde’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Musa b. Ubeyde ve Yezîd b. Ebân er Rukaşî hadis konusunda zayıf kimselerdir.

Ali r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Vakıa suresi 82. ayeti hakkında şöyle buyurdu:

#2,010 ف وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ. قَالَ: شُكْرُكُمْ تَقُولُونَ مُطِرْنَا بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا، وَبِنَجْمِ كَذَا وَكَذَا
“Yani şükrünüzü ve teşekkürünüzü Allah’a yapmanız gerekirken Falan ve filan yıldız sayesinde bize yağmur yağdı. Falan ve filan yıldızın düşmesiyle falan oldu… gibi şeyler söylüyorsunuz (Yani Allah’ı unutarak işlerinizin sebeplerini yaratan yerine koyuyorsunuz bize şükretmeniz gerekirken bizi inkar etmiş oluyorsunuz)

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 57 Hn: 3295; Ahmed Müsned Hn: 639 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen garib sahihtir. Bu hadisi merfu olarak sadece İsrail’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Sûfyân es Sevrî bu hadisi Abdul A’lâ’dan ve Abdurrahman es Sülemî’den ve Ali’den benzeri şekilde merfu olmaksızın rivâyet etmiştir.

Ebu Said el Hudri r.a.’dan rivayete göre:

#2,009 عَنِ النَّبِيِّ فِي قَوْلِهِ: "ف وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ، قَالَ: ارْتِفَاعُهَا كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، وَمَسِيرَةُ مَا بَيْنَهُمَا خَمْسُ مِائَةِ عَامٍ
Peygamber (s.a.v), Vakıa suresi 34. ayeti hakkında şöyle demiştir: Döşeklerin yüksekliği gök ile yeryüzü arası kadardır. Gök ile yeryüzü arasındaki mesafe ise beş yüz yıllık yoldur.

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 57 Hn: 3294; Müsned: 11294 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece Rişdîn rivâyetiyle bilmekteyiz.

Enes r.a.’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#2,008 إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ لَا يَقْطَعُهَا، وَإِنْ شِئْتُمْ فَاقْرَءُوا:ف وَظِلٍّ مَمْدُودٍ { 30 } وَمَاءٍ مَسْكُوبٍ { 31
Cennet’te bir ağaç vardır ki binitli bir kimse o ağacın gölgesinde yüzyıl yürürde onu bitiremez dilerseniz Vakıa suresi 30-31. ayetlerini okuyunuz: “Uzayıp giden gölgeler, fışkırıp çağlayarak akan sular.”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 57 Hn: 3293 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebu Said’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu:

#2,007 يَقُولُ اللَّهُ: أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ، وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ:ف فَلا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَق، وَفِي الْجَنَّةِ شَجَرَةٌ يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ لَا يَقْطَعُهَا، وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ:ف وَظِلٍّ مَمْدُودٍق، وَمَوْضِعُ سَوْطٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ:ف فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Allah buyuruyor ki: Salih kullarıma hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın duymadığı hiçbir insanın kalbinden dahi geçmeyen nimetler hazırladım. Dilerseniz Secde suresi 17. ayetini okuyunuz: “Böyle davranan müminlere gelince, yaptıklarından dolayı mükafat olarak, öteki dünyada onlara şimdiye kadar gizli kalan, göz aydınlığı olarak, onlar için nelerin saklanıp bekletildiğini hiç kimse bilip hayal edemez.” Cennet’te bir ağaç vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüzyıl yürürde bitiremez. Dilerseniz Vakıa suresi 30. ayeti okuyunuz: “Uzayıp giden gölgeler.” Cennet’te bir kamçılık yer, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Dilerseniz Al-i İmran suresi 185. ayetini okuyunuz: “Her can ölümü tadacaktır. Böylece kıyamet günü yapıp ettiklerinizin karşılığı size tam olarak ödenecektir. Orada ateşten uzaklaştırılıp Cennete konulacak olanlar, gerçek kurtuluşa ermişlerdir. Zira bu dünya hayatına düşkünlük, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”

Tirmizi, Tefsiril Kuran: 57 Hn: 3292; Buhari, Bed-il Halk: 17; Müslim, Cennet: 27 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Kudsi hadis.