Toplam 22,892 Hadis
Konular

Ölüm Kategorisi

Hz. Ebu Bekr anlatıyor:

#19,091
Hz. Peygamber'in yanında otururken Maiz b. Malik gelip zina ettiğini itiraf etti. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu geri çevirdi. Sonra gelip bir daha zina ettiğini söyledi. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)yine kendisini geri çevirdi. Sonra üçüncü defa gelip zina ettiğini söyleyince, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yine onu geri çevirdi. Ben: "Eğer dördüncü defa gelip itirafta bulunursan seni recmeder" dedim. Maiz dördüncü defa gelip zina ettiğini söyleyince Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) onu hapsetti ve hakkında araştırdı. İnsanlar: "Onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz!" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) recmedilmesini emretti.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 11 Hn: 10605; * Hadisi Ahmed, Ebü Ya'la ve Bezzar rivayet etmişlerdir. Bezzar'ın lafzı: "Resülullah (salla1lahu aleyhi vesellem) Maiz'i dört defa geri çevirdi; sonra recmedilmesini emretti" şeklindedir. Taberani, el-Mu'cemu'l-evsat'ta onu üç defa geri çevirdiği ifadesiyle rivayet etmiştir. Bütün senedlerde zayıf sayılan Cabir b. Yezid el-Cu'fi bulunmaktadır.1 Hadisi Ahmed (41), Ebii Ya'la (40-41), Bezzar (1554) ve Mervezi Müsned Ebi Beler esSıddik'ta (s. 123) tahric etmiştir.

Hasan-ı (Basri) der ki:

#19,090
Ziyad, Hz. Ali'nin taraftarlarını takip edip onları öldürüyordu. Hasan b. Ali bunu öğrendiği zaman: "Allahım! Onu sen öldür. Çünkü öldürülmek günahlara kefarettir" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 11 Hn: 10604;* Hadisi Taberani rivayet etmiş olup ravileri, Sahlh'in ravileridir. 2 Hadisi Taberani el-Mu'cemu'l-kebir'de (2690) rivayet etmiştir.

İbn Mes'ud,

#19,089
had cezası uygulanırken (bir şekilde) kasıtlı olarak öldürülen kişi hakkında: "Ölüm geldiği zaman bütün günahları siler" dedi.

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 11 Hn: 10603; * Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Ravilerden adı verilmeyen birisi vardır. Diğer ravileri, güvenilir kimselerdir. ı Hadisi Taberaru el-Mu'cemu'l-kebir'de (9736) rivayet etmiştir.

Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

#19,088
"Bağlanarak öldürülmek, bütün günahları silip süpürür" buyurdu

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 11 Hn: 10602; * Hadisi Bezzar rivayet etmiş ve: "Bu hadisin Resulullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) sadece bu kanalla rivayet edildiğini biliyoruz" demiştir. Ravileri, güvenilir kimselerdir.

Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem):

#19,087
"Kişinin bağlanarak öldürülmesi, daha önceki günahlarına kefarettir" buyurdu

Heysemi, Mecmauz Zevahid Cilt 11 Hn: 10601;* Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Ravilerden Salih b. Musab. Talha metruktur.1 Hadisi Bezzar (1544) rivayet etmiş ve: "Salih b. Musa'nın hadisi Ebu Hüreyre' den sadece bu kanalla rivayet edilir" demiştir. Salih ise hadiste gevşektir.

Semuratu'bnu Cündüb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dedi ki:

#9,340 وعن سمُرةَ بن جندب قال: قال رَسُولُ اللّهِ #: ]مَنْ أحاطَ حَائطاً فِي مَوَاتٍ فَهُوَ لَهُ[. أخرجه أبو داود.وزاد رزين رحمه اللّه عن سعيد بن زيد رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ #: ]مَنْ عَمَرَ أرضاً قَدْ عجزَ صاحبُها عنهَا وتركها مَهْلَكَةً فهى له[ .
"Mevat (ölü) bir araziyi kim bir duvarla çevrelerse, burası onun olur." Rezin, Said İbnu Zeyd (radıyallahu anh)'den şu ziyadeyi kaydetti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dedi ki: "Sahibi bir arazinin bakımından aciz kalarak helak olmaya terkedince biri gelip bu araziyi ihya ederse, arazi kendinin olur."

Ebu Dâvud, Harac: 37, (3077).

Urve (radıyallahu anh) dedi ki: "Bana bu hadisi rivayet eden kimse şunu da anlattı: 

#9,339 قال عروةُ: ولقد حدَّثنى الَّذِي حدّثنى بهذا الحديث ]أنّ رَجُلَيْنِ اختَصَما إلى رَسُولِ اللّهِ #: غرسَ أحدُهُمَا نخً في أرضِ اŒخَرِ فقَضَى لصاحبِ ا‘رضِ بأرضِهِ وأمرَ صاحبَ النخلِ أن يُخْرِجَ نخلَهُ منها فلقدْ رأيتُهَا، وإنّهَا لتُضرَبُ أُصُولُهَا بالفؤوسِ، وإنّهَا لنخلٌ عُمٌّ حتّى أُخرِجَتْ منها[.قال مالك رحمه اللّه: »وَالْعِرْقُ الظالمُ« كلُّ ما أُخِذَ واحتُفرَ وغُرِسَ بغير حق »الفؤوسُ« جمع فأسٍ، وهى اŒلة المعروفةُ من الحديدِ »والعُمُّ« جمع عَمِّية، وهى التامة في الطول والتفاف .
İki kişi Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e müracaat ederek aralarındaki ihtilafı arzettiler: Bunlardan biri, diğerinin arazisine hurma ağacı dikmişti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Tarla, eski sahibine aittir, ağaç diken de diktiklerini tarlada söksün" diye hükmetti. Ben ağaçların köklerine baltalarla vurulduğunu gördüm. Ağaçlar boylu boslu tam haldeydiler, hepsi de tarladan söküldüler."

Ebu Dâvud, Harac: 37, (3074); 

Yine Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,791 وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #، يَقُولُ اللّهُ تَعالى ‘هْوَنِ أهْلِ النّارِ عَذَاباً: لَوْ كَانَتْ لَكَ الدُّنْيَا كُلُّهَا أكُنْتَ مُفْتَدِياً بِهَا؟ فَيَقُولُ: نَعَمْ. فَيَقُولُ: قَدْ أرَدْتُ مِنْكَ أيْسَرَ مِنْ هذَا وَأنْتَ في صُلْبِ آدَمَ، أنْ َتُشْرِكُ بِي شَيْئاً وََ أُدْخِلُكَ النّارَ وَأُدْخِلُكَ الْجَنَّةَ. فأبَيْتَ إَّ الشِّرْكَ[. أخرجه الشيخان .
"Allah Teala hazretleri azabı en hafif olan cehennemliğe:

"Eğer dünya her şeyiyle senin olsaydı, şu azabdan kurtulmaya bedel,fidye olarak verir miydin?" diye soracak. Adam: "Evet!" diyecek. Rabb Teala bunun üzerine:

"Sen daha Hz. Adem'in sulbünde iken ben senden bundan daha hafifini istemiş: "Bana hiçbir şeyi ortak kılma da seni ateşe sokmayayım, cennete koyayım" demiştim. Sen buna yanaşmadın, şirke girdin" buyuracak." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/416-417. [Buhârî, Rikak 51, 49, Enbiya 1; Müslim, Münafikûn 51, (2805).]

 Ebu Said r.a.’den rivayete göre, şöyle demiştir; Rasûlullah s.a.v., namazgaha girdi ve bazı insanların dişleri görünecek derecede gülüştüklerini gördü ve şöyle buyurdu:

#3,424 أَمَا إِنَّكُمْ لَوْ أَكْثَرْتُمْ ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ لَشَغَلَكُمْ عَمَّا أَرَى، فَأَكْثِرُوا مِنْ ذِكْرِ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ الْمَوْتِ فَإِنَّهُ لَمْ يَأْتِ عَلَى الْقَبْرِ يَوْمٌ إِلَّا تَكَلَّمَ فِيهِ، فَيَقُولُ: أَنَا بَيْتُ الْغُرْبَةِ وَأَنَا بَيْتُ الْوَحْدَةِ وَأَنَا بَيْتُ التُّرَابِ وَأَنَا بَيْتُ الدُّودِ، فَإِذَا دُفِنَ الْعَبْدُ الْمُؤْمِنُ قَالَ لَهُ الْقَبْرُ: مَرْحَبًا وَأَهْلًا، أَمَا إِنْ كُنْتَ لَأَحَبَّ مَنْ يَمْشِي عَلَى ظَهْرِي إِلَيَّ فَإِذْ وُلِّيتُكَ الْيَوْمَ وَصِرْتَ إِلَيَّ فَسَتَرَى صَنِيعِيَ بِكَ، قَالَ: فَيَتَّسِعُ لَهُ مَدَّ بَصَرِهِ وَيُفْتَحُ لَهُ بَابٌ إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِذَا دُفِنَ الْعَبْدُ الْفَاجِرُ أَوِ الْكَافِرُ، قَالَ لَهُ الْقَبْرُ: لَا مَرْحَبًا وَلَا أَهْلًا، أَمَا إِنْ كُنْتَ لَأَبْغَضَ مَنْ يَمْشِي عَلَى ظَهْرِي إِلَيَّ فَإِذْ وُلِّيتُكَ الْيَوْمَ وَصِرْتَ إِلَيَّ فَسَتَرَى صَنِيعِيَ بِكَ، قَالَ: فَيَلْتَئِمُ عَلَيْهِ حَتَّى يَلْتَقِيَ عَلَيْهِ وَتَخْتَلِفَ أَضْلَاعُهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ بِأَصَابِعِهِ: فَأَدْخَلَ بَعْضَهَا فِي جَوْفِ بَعْضٍ، قَالَ: وَيُقَيِّضُ اللَّهُ لَهُ سَبْعِينَ تِنِّينًا لَوْ أَنْ وَاحِدًا مِنْهَا نَفَخَ فِي الْأَرْضِ مَا أَنْبَتَتْ شَيْئًا مَا بَقِيَتِ الدُّنْيَا فَيَنْهَشْنَهُ وَيَخْدِشْنَهُ حَتَّى يُفْضَى بِهِ إِلَى الْحِسَابِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : إِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ
 “Ne var ki sizler ölümü çok sık hatırlamış olsaydınız şu gördüğüm vaziyette olmazdınız.” Öyleyse tüm lezzetleri yok edip kesen, ölümü çok hatırlayın. Kabir, hergün şöyle diyerek konuşur: “Ben yalnızlık eviyim, ben tek kişilik evim, ben toprak eviyim, ben kurtçukların eviyim!” Mü’min kul toprağa defnedildiğinde kabir ona şöyle diyecektir: “Merhaba, hoş geldin! Üzerimde yürüyenlerin en sevgilisi olduğuna göre bugün benim himayem altına girdin sana ne yapacağımı göreceksin!” Sonra o kabir, o kimse için gözünün görebildiği kadar genişleyecek ve Cennete doğru bir kapı açılacaktır. İsyancı ve kafir bir kul da kabre konulduğunda kabir ona şöyle diyecektir: “Sana rahat ve huzur yok, sen hoş vaziyettegelmedin bana, üzerimde yürüyenlerin en sevimsizi ve kızdığım biri olarak bana gelmiş durumdasın ve sana ne yapacağımı göreceksin.” Rasulullah (s.a.v.) şöyle devam etti: “Sonra kabir o kimseyi o derece sıkıştırır ki, kaburgaları birbirine geçer.” Ebu Said dedi ki: “Rasulullah s.a.v., parmaklarıyla bu durumu göstererek parmaklarını iç içe soktu ve şöyle buyurdu: “Sonra o kimseye yetmiş tane yılan musallat edilir ki, o yılanlardan biri toprağa üflese, o toprak dünya durdukça hiç bir şey bi­tirmez. Bu yılanlar onu, hesaba çekilinceye kadar, sokar ve ısırırlar, paramparça ederler. Ebu Said şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: “Kabir, ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukur­larından bir çukurdur.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 26 Hn: 2460; İbn Mâce, Zühd: 31; İbn Cevzi, Mesiretül Ğaram Hn: 297.  Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece bu şekliyle bilmekteyiz.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,488 أَعْمَارُ أُمَّتِي مَا بَيْنَ السِّتِّينَ إِلَى السَّبْعِينَ، وَأَقَلُّهُمْ مَنْ يَجُوزُ ذَلِكَ
“Ümmetimin ömürleri yetmiş ile altmış arasındadır. Onlardan yetmişi aşacak olanlar çok azdır.”

Tirmizi, Deavat 102 Hn: 3550; İbn Mace, Zühd: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Muhammed b. Amr’ın, Ebû Seleme’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyeti olarak… Ebû Hüreyre’den daha değişik bir şekilde de rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Şıhhir r.a. dedi ki: Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#625 مُثِّلَ ابْنُ آدَمَ وَإِلَى جَنْبِهِ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ مَنِيَّةً إِنْ أَخْطَأَتْهُ الْمَنَايَا وَقَعَ فِي الْهَرَمِ حَتَّى يَمُوتَ
“Adem oğlunun her birinin çevresini doksan dokuz ölüm tehlikesi kuşatmış durumdadır. Bu tehlikeleri atlatmış olsa bile ihtiyarlık tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve neticede ölür gider.”

Tirmizi, Kader 14 Hn: 2150; Taberani Mucemül Evsat Hn: 5666; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 10575; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 2152; Ebu Naim, Marifetüs Sahabe Hn: 4236 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ebül Avvam, Imrân’ın künyesi olup İbn Dâvûd el Kattan da denilir.

Matar b. Ukamis r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#621 إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ، جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً
“Allah bir kulunun bir yerde ölmesine hükmettiği vakit o kulunun işini oraya yöneltir.”

Tirmizi, Kader 11 Hn: 2146; Ahmed, Müsned Hn: 20980; Usdül Gabe Hn: 1525; Ebu Ali Sıdki, Mucemu Eshabul Kadı Hn: 22. žTirmizi: Bu konuda Ebu Azze’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir. Matar b. Ukamis’in Rasûlullah (s.a.v.)’den bundan başka hadis rivâyet ettiğini bilmiyoruz. Mahmûd b. Gaylân, Müemmel vasıtasıyla Ebû Dâvûd el Hufrî’den ve Sûfyân’dan bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#499 لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا، وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا
“Benim bildiklerimi bilmiş olsanız şüphesiz ki az güler çok ağlardınız.”

Buhari, Rikak: 27; Tirmizi, Zühd 9 Hn: 2313; İbn Mace, Zühd: 19 ve diğerleri.ž Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Zerr r.a. dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#498 إِنِّي أَرَى مَا لَا تَرَوْنَ، وَأَسْمَعُ مَا لَا تَسْمَعُونَ، أَطَتِ السَّمَاءُ وَحُقَّ لَهَا أَنْ تَئِطَّ مَا فِيهَا مَوْضِعُ أَرْبَعِ أَصَابِعَ إِلَّا وَمَلَكٌ وَاضِعٌ جَبْهَتَهُ سَاجِدًا لِلَّهِ، وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا، وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا، وَمَا تَلَذَّذْتُمْ بِالنِّسَاءِ عَلَى الْفُرُشِ، وَلَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَجْأَرُونَ إِلَى اللَّهِ لَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ شَجَرَةً تُعْضَدُ
“Ben sizin görmediklerinizi görüyor işitmediklerinizi işitiyorum. Gökyüzü çatırdadı ve çatırdamakta da haklı idi çünkü gökyüzünde dört parmaklık bir yer kalmamıştı ki secde eder vaziyette melekler orayı doldurmamış olsun vallahi benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler ve çok ağlardınız, Yataklar üzerinde kadınlardan zevk almaz sokaklara dökülür ve Allah’a yalvarır yakarırdınız. Bu yüzden ben bile kesilip yok edilen bir ağaç olmayı istedim.”

Buhari, Rikak: 27; Tirmizi, Zühd 9 Hn: 2312; İbn Mace, Zühd: 19 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Aişe, İbn Abbas ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Başka bir yolla yapılan rivâyette Ebu Zerr’in şöyle dediği rivâyet olunur: “Ben de kesilip yok edilen bir ağaç olmayı arzu ettim.”

Ubade bin Samit r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#496 مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ، وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ
“Kim Allah’a kavuşmak isterse Allah da o kimseyle kavuşmak ister. Kimde Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.”

Tirmizi, Zühd 6 Hn: 2309; İbn Mace, Zühd: 32 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Aişe, Enes, Ebu Musa’dan da hadis edilmiştir. Tirmizi: Bu Ubade hadisi hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#495 أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ ، يَعْنِي الْمَوْتَ
“Tüm lezzetleri kesip koparanı çok hatırlayın yani ölümü.”

Tirmizi, Zühd 4 Hn: 2307; İbn Mâce, Zühd: 31 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ebu Said el Hudri’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.