Toplam 16,407 Hadis
Konular

Ölüm Kategorisi

Semuratu'bnu Cündüb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dedi ki:

#9,340 وعن سمُرةَ بن جندب قال: قال رَسُولُ اللّهِ #: ]مَنْ أحاطَ حَائطاً فِي مَوَاتٍ فَهُوَ لَهُ[. أخرجه أبو داود.وزاد رزين رحمه اللّه عن سعيد بن زيد رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ #: ]مَنْ عَمَرَ أرضاً قَدْ عجزَ صاحبُها عنهَا وتركها مَهْلَكَةً فهى له[ .
"Mevat (ölü) bir araziyi kim bir duvarla çevrelerse, burası onun olur." Rezin, Said İbnu Zeyd (radıyallahu anh)'den şu ziyadeyi kaydetti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dedi ki: "Sahibi bir arazinin bakımından aciz kalarak helak olmaya terkedince biri gelip bu araziyi ihya ederse, arazi kendinin olur."

Ebu Dâvud, Harac: 37, (3077).

Urve (radıyallahu anh) dedi ki: "Bana bu hadisi rivayet eden kimse şunu da anlattı: 

#9,339 قال عروةُ: ولقد حدَّثنى الَّذِي حدّثنى بهذا الحديث ]أنّ رَجُلَيْنِ اختَصَما إلى رَسُولِ اللّهِ #: غرسَ أحدُهُمَا نخً في أرضِ اŒخَرِ فقَضَى لصاحبِ ا‘رضِ بأرضِهِ وأمرَ صاحبَ النخلِ أن يُخْرِجَ نخلَهُ منها فلقدْ رأيتُهَا، وإنّهَا لتُضرَبُ أُصُولُهَا بالفؤوسِ، وإنّهَا لنخلٌ عُمٌّ حتّى أُخرِجَتْ منها[.قال مالك رحمه اللّه: »وَالْعِرْقُ الظالمُ« كلُّ ما أُخِذَ واحتُفرَ وغُرِسَ بغير حق »الفؤوسُ« جمع فأسٍ، وهى اŒلة المعروفةُ من الحديدِ »والعُمُّ« جمع عَمِّية، وهى التامة في الطول والتفاف .
İki kişi Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e müracaat ederek aralarındaki ihtilafı arzettiler: Bunlardan biri, diğerinin arazisine hurma ağacı dikmişti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Tarla, eski sahibine aittir, ağaç diken de diktiklerini tarlada söksün" diye hükmetti. Ben ağaçların köklerine baltalarla vurulduğunu gördüm. Ağaçlar boylu boslu tam haldeydiler, hepsi de tarladan söküldüler."

Ebu Dâvud, Harac: 37, (3074); 

Urvetu'bnu Zübeyr (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#9,338 وعن عروة بنَ الزبير قال: قال رسُولُ اللّهِ # ]مَنْ أحيا أرضاً ميتةً فهى له، وليس لِعرْقِ ظَالمٍ حقٌ[. أخرجه ا‘ربعة إّ النسائى.وزاد أبو داود: قال عروة: أشهد أنّ رَسُولَ اللّهِ # قضَى أنّ ا‘رضَ أرضُ اللّهِ تعالى، والعِبَادَ عباد اللّهِ تعالى، فَمنْ أحيَا مواتاً فَهُوَ أحقُّ بِهِ جَاءَنَا بهذا عن النبىّ # الَّذى جَاءنا بالصلواتِ عنهُ .
"Kim ölü bir araziyi ihya ederse, burası onun olur. Başkasının arazisine izinsiz ağaç dikene hiçbir hak tanınmaz." Ebu Davud'da şu ziyade var: Urve (radıyallahu anh) dedi ki: "Şehadet ederim ki, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) şuna hükmetti: "Arz, Allah'ın arzıdır, insanlar da Allah'ın kullarıdır. Kim bir ölü araziyi (mevat) ihya ederse, bu yere, o, herkesten ziyade hak sahibi olur." Bu hükmü Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan bize, ondan namazı getirenler getirdi."

Kutub-i Sitte

Yine Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,791 وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #، يَقُولُ اللّهُ تَعالى ‘هْوَنِ أهْلِ النّارِ عَذَاباً: لَوْ كَانَتْ لَكَ الدُّنْيَا كُلُّهَا أكُنْتَ مُفْتَدِياً بِهَا؟ فَيَقُولُ: نَعَمْ. فَيَقُولُ: قَدْ أرَدْتُ مِنْكَ أيْسَرَ مِنْ هذَا وَأنْتَ في صُلْبِ آدَمَ، أنْ َتُشْرِكُ بِي شَيْئاً وََ أُدْخِلُكَ النّارَ وَأُدْخِلُكَ الْجَنَّةَ. فأبَيْتَ إَّ الشِّرْكَ[. أخرجه الشيخان .
"Allah Teala hazretleri azabı en hafif olan cehennemliğe:

"Eğer dünya her şeyiyle senin olsaydı, şu azabdan kurtulmaya bedel,fidye olarak verir miydin?" diye soracak. Adam: "Evet!" diyecek. Rabb Teala bunun üzerine:

"Sen daha Hz. Adem'in sulbünde iken ben senden bundan daha hafifini istemiş: "Bana hiçbir şeyi ortak kılma da seni ateşe sokmayayım, cennete koyayım" demiştim. Sen buna yanaşmadın, şirke girdin" buyuracak." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/416-417. [Buhârî, Rikak 51, 49, Enbiya 1; Müslim, Münafikûn 51, (2805).]

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,488 أَعْمَارُ أُمَّتِي مَا بَيْنَ السِّتِّينَ إِلَى السَّبْعِينَ، وَأَقَلُّهُمْ مَنْ يَجُوزُ ذَلِكَ
“Ümmetimin ömürleri yetmiş ile altmış arasındadır. Onlardan yetmişi aşacak olanlar çok azdır.”

Tirmizi, Deavat 102 Hn: 3550; İbn Mace, Zühd: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Muhammed b. Amr’ın, Ebû Seleme’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyeti olarak… Ebû Hüreyre’den daha değişik bir şekilde de rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Şıhhir r.a. dedi ki: Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#625 مُثِّلَ ابْنُ آدَمَ وَإِلَى جَنْبِهِ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ مَنِيَّةً إِنْ أَخْطَأَتْهُ الْمَنَايَا وَقَعَ فِي الْهَرَمِ حَتَّى يَمُوتَ
“Adem oğlunun her birinin çevresini doksan dokuz ölüm tehlikesi kuşatmış durumdadır. Bu tehlikeleri atlatmış olsa bile ihtiyarlık tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve neticede ölür gider.”

Tirmizi, Kader 14 Hn: 2150; Taberani Mucemül Evsat Hn: 5666; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 10575; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 2152; Ebu Naim, Marifetüs Sahabe Hn: 4236 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ebül Avvam, Imrân’ın künyesi olup İbn Dâvûd el Kattan da denilir.

Matar b. Ukamis r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#621 إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ، جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً
“Allah bir kulunun bir yerde ölmesine hükmettiği vakit o kulunun işini oraya yöneltir.”

Tirmizi, Kader 11 Hn: 2146; Ahmed, Müsned Hn: 20980; Usdül Gabe Hn: 1525; Ebu Ali Sıdki, Mucemu Eshabul Kadı Hn: 22. žTirmizi: Bu konuda Ebu Azze’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir. Matar b. Ukamis’in Rasûlullah (s.a.v.)’den bundan başka hadis rivâyet ettiğini bilmiyoruz. Mahmûd b. Gaylân, Müemmel vasıtasıyla Ebû Dâvûd el Hufrî’den ve Sûfyân’dan bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#499 لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا، وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا
“Benim bildiklerimi bilmiş olsanız şüphesiz ki az güler çok ağlardınız.”

Buhari, Rikak: 27; Tirmizi, Zühd 9 Hn: 2313; İbn Mace, Zühd: 19 ve diğerleri.ž Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Zerr r.a. dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#498 إِنِّي أَرَى مَا لَا تَرَوْنَ، وَأَسْمَعُ مَا لَا تَسْمَعُونَ، أَطَتِ السَّمَاءُ وَحُقَّ لَهَا أَنْ تَئِطَّ مَا فِيهَا مَوْضِعُ أَرْبَعِ أَصَابِعَ إِلَّا وَمَلَكٌ وَاضِعٌ جَبْهَتَهُ سَاجِدًا لِلَّهِ، وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا، وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا، وَمَا تَلَذَّذْتُمْ بِالنِّسَاءِ عَلَى الْفُرُشِ، وَلَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَجْأَرُونَ إِلَى اللَّهِ لَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ شَجَرَةً تُعْضَدُ
“Ben sizin görmediklerinizi görüyor işitmediklerinizi işitiyorum. Gökyüzü çatırdadı ve çatırdamakta da haklı idi çünkü gökyüzünde dört parmaklık bir yer kalmamıştı ki secde eder vaziyette melekler orayı doldurmamış olsun vallahi benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler ve çok ağlardınız, Yataklar üzerinde kadınlardan zevk almaz sokaklara dökülür ve Allah’a yalvarır yakarırdınız. Bu yüzden ben bile kesilip yok edilen bir ağaç olmayı istedim.”

Buhari, Rikak: 27; Tirmizi, Zühd 9 Hn: 2312; İbn Mace, Zühd: 19 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Aişe, İbn Abbas ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Başka bir yolla yapılan rivâyette Ebu Zerr’in şöyle dediği rivâyet olunur: “Ben de kesilip yok edilen bir ağaç olmayı arzu ettim.”

Ubade bin Samit r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#496 مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ، وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ
“Kim Allah’a kavuşmak isterse Allah da o kimseyle kavuşmak ister. Kimde Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.”

Tirmizi, Zühd 6 Hn: 2309; İbn Mace, Zühd: 32 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Aişe, Enes, Ebu Musa’dan da hadis edilmiştir. Tirmizi: Bu Ubade hadisi hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#495 أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ ، يَعْنِي الْمَوْتَ
“Tüm lezzetleri kesip koparanı çok hatırlayın yani ölümü.”

Tirmizi, Zühd 4 Hn: 2307; İbn Mâce, Zühd: 31 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ebu Said el Hudri’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.