Toplam 19,048 Hadis
Konular

Kıraat Kategorisi

Übey b. Kab r.a. dedi ki:

#1,612 لَقِيَ رَسُولُ اللَّهِ جِبْرِيلَ فَقَالَ: " يَا جِبْرِيلُ، إِنِّي بُعِثْتُ إِلَى أُمَّةٍ أُمِّيِّينَ، مِنْهُمُ الْعَجُوزُ وَالشَّيْخُ الْكَبِيرُ، وَالْغُلَامُ وَالْجَارِيَةُ وَالرَّجُلُ الَّذِي لَمْ يَقْرَأْ كِتَابًا قَطُّ، قَالَ: " يَا مُحَمَّدُ، إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ
Rasülullah (s.a.v.), Cebrail ile buluştu ve ona Ey Cebrail dedi; ben Ümmi olan yani okuması yazması olmayan bir topluma peygamber gönderildim. Bunlar arasında yaşlı, kadın, erkek, erkek çocuğu, kız çocuğu hiç bir şey okumamış kimseler vardır (onlarla nasıl anlaşacağım Kuran'ı onlara nasıl anlatacağım dedi) de Cebrail şöyle dedi: “Ey Muhammed! Kuran yedi okuyuş şekliyle indirilmiştir.” (sıkıntı etme hepsine anlatıp duyurabilirsin)

Tirmizi, Kıraat: 11 Hn: 2944; Ahmed, Müsned Hn: 20259 ve diğerleri.ž Bu konuda Ömer, Huzeyfe b. Yeman, Ebu Eyyub’un karısı Ümmü Eyyub, Semure, İbn Abbas, Ebu Hüreyre, Ebu Cüheym b. Haris b. Sımme, Amr b. As ve Ebu Bekre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis değişik bir şekilde Übey b. Kab’tan da rivâyet edilmiştir.

Ömer b. Hattab r.a. diyor ki:

#1,611 مَرَرْتُ بِهِشَامِ بْنِ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ وَهُوَ يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ فَاسْتَمَعْتُ قِرَاءَتَهُ، فَإِذَا هُوَ يَقْرَأُ عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ، لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلَاةِ، فَنَظَرْتُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَمَّا سَلَّمَ لَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ، فَقُلْتُ: مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَؤُهَا؟ فَقَالَ: أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ قُلْتُ لَهُ: كَذَبْتَ، وَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ لَهُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي تَقْرَؤُهَا، فَانْطَلَقْتُ أَقُودُهُ إِلَى النَّبِيِّ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَأَنْتَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ، فَقَالَ النَّبِيُّ : أَرْسِلْهُ يَا عُمَرُ، اقْرَأْ يَا هِشَامُ "، فَقَرَأَ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُ، فَقَالَ النَّبِيُّ : " هَكَذَا أُنْزِلَتْ "، ثُمَّ قَالَ لِي النَّبِيُّ : " اقْرَأْ يَا عُمَرُ "، فَقَرَأْتُ بِالْقِرَاءَةِ الَّتِي أَقْرَأَنِي النَّبِيُّ فَقَالَ النَّبِيُّ : " هَكَذَا أُنْزِلَتْ، ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ : إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ
Hişam b. Hakim b. Hizam’a uğradım Rasülullah (s.a.v.)’in hayatta olduğu bir dönemde idi namazında Furkan suresini okumakta idi okuduğunu dinledim bir de ne göreyim. Rasülullah (s.a.v.)’in bana okutup öğretmediği değişik şekilde okuyordu, az kalsın namazda üzerine atılacaktım ama selam verinceye kadar bekledim selam verince elbisesinden tuttum ve bu okuduğun sureyi bu şekilde sana kim öğretti dedim. Rasülullah (s.a.v.), okutup öğretti dedi. Bende yanılıyorsun dedim. Vallahi Rasulullah (s.a.v.) bu sureyi bizzat kendisi bana okuttu fakat senin okuduğun gibi değildi. Sonra onu çekip Rasulullah (s.a.v.)’in yanına götürdüm ve şöyle dedim: Ey Allah’ın Rasulü! bu kimsenin Furkan suresini bana öğretmediğiniz şekillerde okuduğunu işittim. Furkan suresini bana okutup öğreten de sizsiniz. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): Ey Ömer! Onun yakasını bırak dedi. Hişam’a da: Oku bakalım dedi. Hişam benim duyduğum şekilde okuyuşunu orada tekrar etti. Peygamber (s.a.v.) işte böylece indirilmiştir buyurdu. Sonra Peygamber (s.a.v.) bana oku Ey Ömer! Dedi. Rasulullah (s.a.v.)’in bana öğrettiği şekilde ben de okudum. Yine Rasulullah (s.a.v.): İşte bu sure böylece indi buyurdular. Sonra Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kuran; yedi okuyuş şekliyle indirilmiştir. Siz bunlardan kolayınıza geleni okuyunuz.”

Tirmizi, Kıraat: 11 Hn: 2943; Buhari, Husumat: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes bu hadisi Zühri’den aynı senedle benzeri şekilde rivâyet etmiş olup hadisin senedinde “Misver b. Mahreme’yi” zikretmemiştir.

İmran b. Husayn (r.a.)’dan:

#1,609 أَنّ النَّبِيَّ : " قَرَأَف وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَىق
Rasülullah (s.a.v.), Hac suresinin 2. ayetini şöyle okudu: “ve tera’n nase sükara ve mahüm bi sükara” diye okudu.

Tirmizi, Kıraat: 9 Hn: 2941 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Tirmizi: Katade’nin Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından Enes ve Ebut Tufeyl dışında hiçbir kimseden hadis işittiğini bilmiyoruz. Bence bu hadis uzunca bir hadisten kısaltılmıştır. Katâde’den, Hasan’dan, Imrân b. Husayn’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikteydik; Hac Sûresinin birkaç ayetini okudu. Hadis uzuncadır. Bence yukarıdaki Hakem b. Abdulmelik hadisi bu uzunca hadisten kısaltılmıştır.

Abdullah b. Mesud r.a. dedi ki:

#1,608 أَقْرَأَنِي رَسُولُ اللَّهِ إِنِّي أَنَا الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
"Rasülullah (s.a.v.) bana Zariyat suresinin 58. ayetini “inni ene’r Razzaku zul kuvvetil metin” şeklinde okuttu.”

Tirmizi, Kıraat: 8 Hn: 2940; Ebu Davud, Huruf: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Alkame rahimullah dedi ki:

#1,607 قَدِمْنَا الشَّامَ فَأَتَانَا أَبُو الدَّرْدَاءِ، فَقَالَ: أَفِيكُمْ أَحَدٌ يَقْرَأُ عَلَيَّ قِرَاءَةَ عَبْدِ اللَّهِ؟ قَالَ: فَأَشَارُوا إِلَيَّ، فَقُلْتُ: نَعَمْ، قَالَ: كَيْفَ سَمِعْتَ عَبْدَ اللَّهِ يَقْرَأُ هَذِهِ الْآيَةَف وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَىق ؟ قَالَ: قُلْتُ: سَمِعْتُهُ يَقْرَؤُهَا وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى وَالذَّكَرِ وَالْأُنْثَى، فَقَال أَبُو الدَّرْدَاءِ: وَأَنَا وَاللَّهِ هَكَذَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقْرَؤُهَا، وَهَؤُلَاءِ يُرِيدُونَنِي أَنْ أَقْرَأَهَاف وَمَا خَلَقَق فَلَا أُتَابِعُهُمْ
Şam’a gelmiştik, Ebud Derda r.a. yanımıza geldi ve: Aranızda Abdullah b. Mesud’un okuduğu şekilde okuyacak kimse var mıdır? dedi. Onlar da bana işaret ettiler. Bunun üzerine ben de evet dedim. O da Abdullah b. Mesud’tan “Velleyli iza yağşa” ayetini nasıl okuduğunu işittin? Diye sordu. Ben de: Bu ayeti: “Velleyli iza yağşa vezzekeri vel ünsa” olarak okuduğunu işittim. Bunun üzerine Ebud Derda şöyle dedi: Vallahi ben de Rasülullah (s.a.v.)’in bu ayeti böyle okuduğunu işitmiştim. Oysa bu insanlar benden bu ayeti “vema halaka” diye okumamı istiyorlar. Bundan böyle ben bu insanların bu isteklerine asla uymayacağım.

Tirmizi, Kıraat: 7 Hn: 2939; Buhari, Menakıb: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 17 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Abdullah b. Mes’ûd’un okuyuş şekli şöyledir: “velleyli iza yağşa vennehâri iza tecella vezzekeri vel ünsa.”

Aişe (r.anha)’dan:

#1,606 أَنّ النَّبِيَّ : كَانَ يَقْرَأُف فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍق
Rasulullah (s.a.v.), Vakıa suresi 89. ayetini “Fe ravhun ve Rayhanun ve Cennete nim” diye okurdu.

Tirmizi, Kıraat: 6 Hn: 2938; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Harun el A’ver’in rivâyetiyle bilmekteyiz.

Abdullah b. Mesud r.a.’dan:

#1,605 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ : كَانَ يَقْرَأُف فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍق
Rasülullah (s.a.v.), Kamer suresi 15, 17, 22, 32, 40, 51. ayetlerindeki “müddekir” kelimesini “Fe hel min müzekkirin” şeklinde okurdu.

Tirmizi, Kıraat: 5 Hn: 2937; Buhari, Ehadisül Enbiya: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Ömer r.a.'dan:

#1,604 قَرَأَ عَلَى النَّبِيِّ ف خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍق، فَقَالَ: مِنْ ضُعْفٍ
Bizzat kendisi Peygamber (s.a.v.)’e Rum sursi 54. ayetini “Halekaküm min da’fin” diye okudu da Rasulullah (s.a.v.) “Min du’fin” buyurdu.

Tirmizi, Kıraat: 4 Hn: 2936; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 27 ve diğerleri. žTirmizi: Abd b. Humeyd, Yezîd b. Harun vasıtasıyla Fudeyl b. Merzuk’tan, Atıyye’den, İbn Ömer’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır. Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece Fudeyl b. Mersuk’un rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Sad r.a. dedi ki:

#1,603 لَمَّا كَانَ يَوْمُ بَدْرٍ ظَهَرَتْ الرُّومُ عَلَى فَارِسَ، فَأَعْجَبَ ذَلِكَ الْمُؤْمِنِينَ، فَنَزَلَتْف الم { 1 } غُلِبَتِ الرُّومُ { 2 } إِلَى قَوْلِهِ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَق، قَالَ: يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِظُهُورِ الرُّومِ عَلَى فَارِسَ
“Bedir savaşı olduğu sıralarda Rumlar da, İranlılara galip gelmişlerdi. Bu durum müminlerin hoşuna gitti. Bunun üzerine Rum suresinin 1-4 ayetleri nazil olmuştu. Ebu Said: Müminler, Rumların İranlılara galip gelmelerine sevinmişlerdi.”

Tirmizi, Kıraat: 4 Hn: 2935 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. İkinci ayetteki ilk kelime “Ğalebet” ve “Ğulibet” olarak okunmuştur. “Ğalebet” idi sonra “Ğulibet” diye okundu. Nasr b. Ali’de Ğalebet” diye okumaktadır.

Übey b. Kab r.a.'dan rivayete göre:

#1,602 أَنّ النَّبِيَّ : " قَرَأَف فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍق
Peygamber (s.a.v.), Kehf suresi 86. ayetini “Fi aynin hamietin” diye okudu.

Tirmizi, Kıraat: 3 Hn: 2934; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Ancak bu şekliyle bilmekteyiz. Sahih olan rivâyet bu okuyuşun İbn Abbâs’ın okuyuşu olduğudur. İbn Abbâs ve Amr b. As’ın bu ayetin okunuşunda ihtilaf ettikleri ve bu konuda Ka’b’ul Ahbara müracatta bulundukları rivâyet edilmiştir. İbn Abbâs’ın yanında Peygamber (s.a.v.)’den bu konuda bir rivâyet olsaydı o rivâyetle yetinir ve meseleyi Kab’a götürmezlerdi.

Übey b. Kab r.a.'dan rivâyete göre:

#1,601 عَنِ النَّبِيِّ أَنَّهُ: " قَرَأَف قَدْ بَلَغْتَ مِنْ لَدُنِّي عُذْرًاق مُثَقَّلَةً
Nebi (s.a.v.), Kehf suresi 76. ayetini şeddeli olarak “Kad bellağtü min ledünni uzran” diye okudu.

Tirmizi, Kıraat: 3 Hn: 2933; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ümeyye b. Hâlid güvenilen bir kimsedir. Ebû’l cariye el Abdî mechul bir ihtiyar olup adını bilmiyoruz.

Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre,

#1,600 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ قَرَأَ هَذِهِ الْآيَةَف إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍق
Rasülullah (s.a.v.), Hud suresi 46. ayetini “innehü amelün gayru salihin” şeklinde de okumuştur.

Tirmizi, Kıraat: 2 Hn: 2932; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 17 ve diğerleri.

Ümmü Seleme r.a.’dan rivâyete göre,

#1,599 أَنّ النَّبِيَّ : كَانَ يَقْرَؤُهَاف إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍق
Peygamber (s.a.v.), Hud suresi 46. ayeti “İnnehü amile gayra salihin” diye okumuştur.

Tirmizi, Kıraat: 2 Hn: 2931; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadisi pek çok kimse Sabit el Bünanî’den bu şekilde rivâyet ediyor ve Sabit el Bünanî’nin hadisi deniliyor. Aynı şekilde bu hadis Şehr b. Havşeb’den, Esma binti Yezid’den rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Abd b. Humeyd’in şöyle dediğini işittim: Esma binti Yezid, Ümmü Seleme el Ensarîye’dir. Tirmizî: Bence her iki rivâyette birdir. Şehr b. Havşeb, Ümmü Seleme el Ensârîyye’den bu hadisten başka pek çok hadisler de rivâyet etmiştir ki bu kadın; Yezîd’in kızı Esma’dır. Aişe’den de bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir.

Muaz b. Cebel r.a.’dan rivâyete göre,

#1,598 أَنّ النَّبِيَّ : قَرَأَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ رَبَّكَ
Peygamber (s.a.v.), Maide suresi ayet 112’yi “Hel testetiu Rabbeke” diye okumuştur.

Tirmizi, Kıraat: 1 Hn: 2930 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Rişdî’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Rişdîn b. Sa’d ve el Afrikî hadiste zayıf kabul edilen iki kişidir.

Enes r.a.’dan rivâyete göre,

#1,597 أَنّ النَّبِيَّ قَرَأَف أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِق
Nebi (s.a.v.), Maide suresi 45. ayetini “Ennen nefse binnefsi velaynü bilayni” diye okumuştur.

Tirmizi, Kıraat: 1 Hn: 2929; Ebu Davud, Huruf ve Kıraat: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Süveyd, Abdullah’tan, Yunus b. Yezîd’den bu senedle bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizî: Ebû Ali b. Yezîd, Yunus b. Yezîd’in kardeşidir. Bu hadis hasen garibtir. Muhammed diyor ki: İbn’ül Mübarek bu hadisi Yunus b. Yezîd’den tek başına rivâyet etmiştir. Ebû Ubeyd’te bu hadise uyarak “el Aynü bilayni” diye okumuştur.

Enes r.a.’dan rivâyete göre:

#1,596 أَنّ النَّبِيَّ وَأَبَا بَكْرٍ، وَعُمَرَ، وَأُرَاهُ قَالَ: وَعُثْمَانَ: " كَانُوا يَقْرَءُونَف مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِق
“Peygamber (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer ve zannedersem Osman’da dedi "maliki yevmiddin" diye okurlardı.”

Tirmizi, Kıraat: 1 Hn: 2928; ve diğerleri.ž Bu hadis garibtir. Bu hadisin Zührî’nin Enes b. Malik’den rivâyeti olduğunu sadece ihtiyar Eyyûb b. Süveyd er Remlî’nin rivâyetinden bilmekteyiz. Zührî’nin bazı adamları bu hadisi Zührî’den rivâyet ederek “Peygamber (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer Maliki yevmiddin diye okurdu” diyerek rivâyet etmişlerdir. Abdurrezzak ise Ma’mer’den, Zührî’den, Saîd b. Müseyyeb’den rivâyet ederek: “Peygamber (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer; maliki yevmiddin diye okurlardı” diyerek rivâyet etmektedir.

Basralı olan Abdullah b. ebi Kays rahimullah dedi ki:

#1,592 سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ وِتْرِ رَسُولِ اللَّهِ كَيْفَ كَانَ يُوتِرُ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ أَوْ مِنْ آخِرِهِ؟ فَقَالَتْ: " كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَصْنَعُ، رُبَّمَا أَوْتَرَ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ وَرُبَّمَا أَوْتَرَ مِنْ آخِرِهِ، فَقُلْتُ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الْأَمْرِ سَعَةً، فَقُلْتُ: كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَتُهُ؟ أَكَانَ يُسِرُّ بِالْقِرَاءَةِ أَمْ يَجْهَرُ ؟ قَالَتْ: كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ، قَدْ كَانَ رُبَّمَا أَسَرَّ وَرُبَّمَا جَهَرَ، قَالَ: فَقُلْتُ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الْأَمْرِ سَعَةً، قُلْتُ: فَكَيْفَ كَانَ يَصْنَعُ فِي الْجَنَابَةِ؟ أَكَانَ يَغْتَسِلُ قَبْلَ أَنْ يَنَامَ أَوْ يَنَامُ قَبْلَ أَنْ يَغْتَسِلَ؟ قَالَتْ: كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ، فَرُبَّمَا اغْتَسَلَ فَنَامَ وَرُبَّمَا تَوَضَّأَ فَنَامَ، قُلْتُ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الْأَمْرِ سَعَةً
Âişe (r.anha)’ya, Rasulullah (s.a.v.)’in kıldığı vitr namazını sordum; gecenin ilk vaktin de mi yoksa sonunda mı kılardı diye... Bunun üzerine şöyle dedi: “Her iki şekilde de yapmıştır; bazen vitiri gecenin öncesinde kılar, bazen de gecenin sonunda kılardı.” Bunun üzerine ben Allah’a hamdolsun ki din ve ibadet işinde kolaylık kılmıştır, dedim. Sonra, Rasulullah (s.a.v.); namazında gizli mi yoksa açıktan mı okurdu diye sordum. O da: “Her iki şekilde de okurdu; bazen gizli bazen açık okuduğu olurdu.” Ben de Allah’a hamdolsun ki din işinde kolaylık ve genişlik istemiştir dedim. Ben tekrar sordum: “Cünüplük halinde ne yapardı? Uyumadan önce yıkanır mıydı? Yoksa yıkanmadan önce uyur muydu?” Aişe: “Bu iki şekilde de yaptığı olurdu dedi; bazen yıkanıp uyur, bazen de namaz abdesti gibi abdest alıp uyur uyanınca guslederdi” dedi. Ben de Allah’a hamdolsun ibadet ve tüm kulluk işlerinde kolaylık ve genişlik için böyle yapmıştır dedim.”

Tirmizi, Fedailil Kuran: 23 Hn: 2924; Müslim, Hayz: 27; Nesai, Tahara: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir.

Yala b. Memlek rahimullah'dan: "Peygamber (s.a.v.)’in hanımlarından Ümmü Seleme’ye Peygamberimiz (s.a.v.)’in namazı ve kıratından sordu. Bunun üzerine Ümmü Seleme;

#1,591 مَا لَكُمْ وَصَلَاتَهُ، " كَانَ يُصَلِّي ثُمَّ يَنَامُ قَدْرَ مَا صَلَّى، ثُمَّ يُصَلِّي قَدْرَ مَا نَامَ، ثُمَّ يَنَامُ قَدْرَ مَا صَلَّى حَتَّى يُصْبِحَ، ثُمَّ نَعَتَتْ قِرَاءَتَهُ فَإِذَا هِيَ تَنْعَتُ قِرَاءَةً مُفَسَّرَةً حَرْفًا حَرْفًا
"O’nun namazını niçin soruyorsunuz? O namaz kılar sonra namaz kıldığı süre kadar uyur sonra uyuduğu kadar tekrar namaz kılar sonra tekrar namaz kıldığı kadar uyur ve böylece sabah olurdu. Sonra Ümmü Seleme kıldığı namazlardaki okuyuşunu tarif etti ve dedi ki: “Açıkça ve harf harf okurdu.”

Tirmizi, Fedailil Kuran: 23 Hn: 2923; Nesai, İftitah: 27; Ebu Davud, Salat: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu hadisi sadece Leys b. Sa’d’ın, İbn ebî Müleyke’den, Ya’la b. Memlek’den ve Ümmü Seleme’den yapılan rivâyetle bilmekteyiz. İbn Cüreyc bu hadisi ibn ebî Müleyke vasıtasıyla Ümmü Seleme’den rivâyet ederek: “Rasûlullah (s.a.v.), كَانَ يُقَطِّعُ قِرَاءَتَهُ okurken ayetlerin sonunda durarak okurdu, birbirine bağlamazdı.” Leys’in rivâyeti daha sağlamdır.