Toplam 22,984 Hadis
Konular

Şefaat Kategorisi

Avf b. Mâlik el Eşcai r.anh dedi ki: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#3,386 أَتَانِي آتٍ مِنْ عِنْدِ رَبِّي فَخَيَّرَنِي بَيْنَ أَنْ يُدْخِلَ نِصْفَ أُمَّتِي الْجَنَّةَ وَبَيْنَ الشَّفَاعَةِ، فَاخْتَرْتُ الشَّفَاعَةَ، وَهِيَ لِمَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا
“Rabbimin katından bir melek bana geldi ve beni ümmetimin yarısını Cennete sokmak ileşefaat yetkisi arasında serbest bıraktı da ben şefaat etmeyi seçtim. Bu şefaat de Allah’a ortak koşmadan ölenleredir.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439; Usdul Gabe Hn: 1320;  İbn Mâce, Zühd: 38; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32285; mamer b. Raşid, Camii Hn: 20865; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 133, 136; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 818 Garip Osman der ki: Tirmizi, Uzunca bir hadisi muhtasar bir bölümünü rivayet etmiştir. Diğerleri bütün olarak rivayet etmiştir. İlerde o da eklenecek inşallah. Hadis merfu, ve Müslim'in şartına göre sahihtir. Tirmizi: Bu hadis Ebû’l Melih’den ve Peygamber ashabından başka bir kimseden rivâyet edilmiş olup“Avf b. Mâlik’den” denmemiştir. Bu hadis buradakinden uzuncadır. Kuteybe Ebû Avâne vasıtasıyla Katâde’den, Ebû’l Melih’den, Avf b. Mâlik’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır.

Ebu Said r.anh'dan: Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu: 

#3,385 إِنَّ مِنْ أُمَّتِي مَنْ يَشْفَعُ لِلْفِئَامِ مِنَ النَّاسِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلْقَبِيلَةِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلْعَصْبَةِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَشْفَعُ لِلرَّجُلِ، حَتَّى يَدْخُلُوا الْجَنَّةَ
“Ümmetim içinde büyük guruplara şefaat edecek kimse vardır. Bir kabile kadar insan gurubuna şefaat edecek kimse vardır. Belli bir guruba şefaat edecek kimseler de vardır. Kimi de bir kişiye şefaat edecektir ve bu şefaat edilenler Cennete gireceklerdir.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439;  Müsned: 10721 Tirmizî: Bu hadis hasendir.

Hasanı Basri r.a.’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#3,384 " يَشْفَعُ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمِثْلِ رَبِيعَةَ، وَمُضَرَ
“Osman b. Afvan; kıyamet günü Rabia ve Mudar kabileleri sayısı kadar insana şefaat edecektir.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2439; Ahmed, Fedailis Sahabe 866; Abdullah b. Ahmed, Fedaili Usman b. Affan Hn: 164; Acuri, Eşşeria Hn: 525. Garip Osman der ki: Hadis merfu, mürsel ve leyyindir.

Abdullah b. Şakîk rahimehullah'dan: 

#3,383 كُنْتُ مَعَ رَهْطٍ بِإِيلِيَاءَ، فَقَالَ رَجُلٌ مِنْهُمْ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " يَدْخُلُ الْجَنَّةَ بِشَفَاعَةِ رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي أَكْثَرُ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ "، قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، سِوَاكَ؟ قَالَ: " سِوَايَ
“Bir gurup insanla birlikte Kudüs’te idim onlardan bir kimse şöyle dedi: Rasulullah s.a.v.’in şöyle söylediğini işittim: Ümmetimden bir adamın şefaatiyle Temimoğullarından daha çok kişi Cennete girecektir. Denildi ki: Ey Allah’ın Rasulü! Sizinşefaatinizden başka mı? Rasulullah s.a.v., benim şefaatimden başka buyurdu. Hadisi rivayet eden zat kalkınca bu kimdir? Diye sordum Dediler ki bu İbn eb’il Ced’a’dır.” Ahmedin rivayeti muttasıl sahabe Abdullah b. Cudan radıyallahu anh, O kendisi Nebi sallallahu aleyhi vesellemin şöyle buyurduğu diye hadisi rivayet etmiştir. Hakimin rivayetinde ise Ravi Hişam diyor ki: Hasan Basriyi işittim şöyle diyordu: Bu şefaat edecek ki, O Üveys el Karanidir. Bu kişinin Üveys halk arasında Veysel Karani olduğuna muhalefet eden biri çıkmamıştır. Tüm yaygın kanaat bunun Üveys el Karani olduğudur.

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2438;  İbn Mâce, Zühd: 34 Hn: 4316; Dârimî, Rikak: 86 Hn: 2808; Ahmed, Müsned Hn: 15430, 15431, 22594; İbn Hibban, Sahih Hn: 7535; Hakim, Müstedrek Hn: 217, 218, 5711; Tayalisi, Müsned Hn: 1379; Ebi Şeybe, Müsned Hn: 571; Ebu Yala, Müsned Hn: 6866; İbn Kani, Mucemüs Sahabe Hn: 935; İbn Makrai, Mucem Hn: 575; İbn Büşran, Emali Hn: 330; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 469, 470; Beyhaki, Delailin Nübüvve Hn: 2667; İbn Ebi Asım, El Ehad vel Mesani Hn: 1222; Devlebi, Elkünye vel Esma Hn: 154; Ebu Naim, Marifetis Sahabe Hn: 4079; Mizzi, Tehzibul Kemal Hn: 1580; Hatip Tarihi Bağdat Hn: 1685; Usdul Gabe Hn: 724; Ehadi Muhtar Hn: 3006, 3007, 3008 ve daha niceleri. Garib Osman der ki: Hadis merfu, aziz ve Ahmed'in rivayeti müsnetmuttasıl sahabesi malum ve Müslim'in şartına göre de sahihtir.  Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir. İbn’ül Ced’a’nın adı Abdullah’tır bu hadisi Sadece o rivâyet etmiştir.

Ebu Umame r.anhu diyor ki: Rasûlullah s.a.v.’den işittim şöyle diyordu: 

#3,382 وَعَدَنِي رَبِّي أَنْ يُدْخِلَ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعِينَ أَلْفًا لَا حِسَابَ عَلَيْهِمْ وَلَا عَذَابَ مَعَ كُلِّ أَلْفٍ سَبْعُونَ أَلْفًا وَثَلَاثُ حَثَيَاتٍ مِنْ حَثَيَاتِهِ
“Rabbim bana ümmetimden yetmiş bin kişiyi hesap ve azab görmeden Cennete koyacağını vaad etti, aynı zamanda her bin kişiyle birlikte yetmiş bin kişi ve Rabbinin isteyeceği kadarın üç misliyi de vaad etti.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 12 Hn: 2437; İbn Mâce, Zühd: 34 Hn: 4287; Dârimi, Rikak: 86; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32247; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 589; Beyhaki, Esmau ves Sıfat Hn: 723; Zehebi, Siyeri elamül Nübela Hn: 10829 ve daha niceleri. Garip Osman der ki: Hadis merfu, meşhur ve hasendir. Rafia elCüheni ve Enes r.a.dan d rivayeti vardır.  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Cabir b. Abdullah r.a.’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: 

#3,380 شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي "، قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ: فَقَالَ لِي جَابِرٌ: يَا مُحَمَّدُ مَنْ لَمْ يَكُنْ مِنْ أَهْلِ الْكَبَائِرِ فَمَا لَهُ وَلِلشَّفَاعَةِ
Şefaatimden ümmetimden büyük günah işleyen kimseleredir.”
Ravi Muhammed b. Ali diyor ki: Cabir bana şöyle dedi: Ey Muhammed büyük günah işlemeyen kimsenin şefaate ne ihtiyacı vardır?

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 11 Hn: 2436 ve İlelil Kebir Hn: 617; İbn Mâce, Zühd: 37; Ebû Dâvûd, Edeb: 21; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 395, 396; İbn Hibban, Sahih Hn: 6605; Hakim, Müstedrek Hn: 212, 213; Tahalisi, Müsned Hn: 1774; Acuri, Eşşeria Hn: 489; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 311; İbn Abdilber, Temhid Hn: 3252 ve daha niceleri.  Tirmizî: Bu hadis Cafer b. Muhammed rivâyeti olarak garibtir. Hakim de Buhari ve Müslimin şartına göre sahihtir ama tahriç etmediler demektedir.

Enes r.anhu dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#3,379 شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي
“Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 11 Hn: 2435;  İbn Mâce, Zühd: 37; Ebû Dâvûd, Edeb: 21 Hn: 4739; Ahmed, Müsned Hn: 12810; İbn Hibban, Sahih Hn: 6606; Hakim, Müstedrek Hn: 209, 211; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 14559, 19128; Bezzar, Müsned Hn: 6963; Ebu Yala, Müsned Hn: 3284, 4105; Müsnedi, Şihab Hn: 236; Keşful Estar Hn: 3464; Taberani, Mucemüs Sağir Hn: 160 ve Mücemül Evsat Hn: 3566, 8518 ve Mucemül Kebir Hn: 749; İbn Makrai, Mucem Hn: 637; Taciddin Subki, Mucemüş Şuyuh Hn: 131; Cürcani, Emali Hn: 280; İbn Ebi Asım, Sünen Hn: 831, 832İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 392, 393,397; Acuri, Eşşeria Hn: 491, 494; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 310 ve El itikad ila Sebilil Reşad Hn: 180;; Usulüs Sünne Hn: 121; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 10757 ve daha onlarcası. Hadis merfu, meşhur ve sahihtir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu konuda Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebû Hüreyre r.anhu dedi ki:

#3,378 أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ فَأَكَلَهُ، وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا نَهْسَةً، ثُمَّ قَالَ: " أَنَا سَيِّدُ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، هَلْ تَدْرُونَ لِمَ ذَاكَ؟ يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَيُسْمِعُهُمُ الدَّاعِي، وَيَنْفُذُهُمُ الْبَصَرُ، وَتَدْنُو الشَّمْسُ مِنْهُمْ فَيَبْلُغُ النَّاسُ مِنَ الْغَمِّ وَالْكَرْبِ مَا لَا يُطِيقُونَ، وَلَا يَحْتَمِلُونَ، فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ: أَلَا تَرَوْنَ مَا قَدْ بَلَغَكُمْ؟ أَلَا تَنْظُرُونَ مَنْ يَشْفَعُ لَكُمْ إِلَى رَبِّكُمْ؟ فَيَقُولُ النَّاسُ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ: عَلَيْكُمْ بِآدَمَ، فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ: أَنْتَ أَبُو الْبَشَرِ، خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَأَمَرَ الْمَلَائِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، أَلَا تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا، فَيَقُولُ لَهُمْ آدَمُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنَّهُ قَدْ نَهَانِي عَنِ الشَّجَرَةِ فَعَصَيْتُ، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى نُوحٍ، فَيَأْتُونَ نُوحًا فَيَقُولُونَ: يَا نُوحُ أَنْتَ أَوَّلُ الرُّسُلِ إِلَى أَهْلِ الْأَرْضِ، وَقَدْ سَمَّاكَ اللَّهُ عَبْدًا شَكُورًا اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى إِلَى مَا نَحْنُ فِيهِ، أَلَا تَرَى مَا قَدْ بَلَغَنَا، فَيَقُولُ لَهُمْ نُوحٌ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنَّهُ قَدْ كَانَ لِي دَعْوَةٌ دَعَوْتُهَا عَلَى قَوْمِي، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى إِبْرَاهِيمَ، فَيَأْتُونَ إِبْرَاهِيمَ فَيَقُولُونَ: يَا إِبْرَاهِيمُ أَنْتَ نَبِيُّ اللَّهِ، وَخَلِيلُهُ مِنْ أَهْلِ الْأَرْضِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنِّي قَدْ كَذَبْتُ ثَلَاثَ كَذِبَاتٍ، فَذَكَرَهُنَّ أَبُو حَيَّانَ فِي الْحَدِيثِ، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى مُوسَى، فَيَأْتُونَ مُوسَى فَيَقُولُونَ: يَا مُوسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ فَضَّلَكَ اللَّهُ بِرِسَالَتِهِ وَبِكَلَامِهِ عَلَى الْبَشَرِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَإِنِّي قَدْ قَتَلْتُ نَفْسًا لَمْ أُومَرْ بِقَتْلِهَا، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى عِيسَى، فَيَأْتُونَ عِيسَى فَيَقُولُونَ: يَا عِيسَى أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ، وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ، وَرُوحٌ مِنْهُ، وَكَلَّمْتَ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَيَقُولُ عِيسَى: إِنَّ رَبِّي قَدْ غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلَنْ يَغْضَبَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَلَمْ يَذْكُرْ ذَنْبًا، نَفْسِي نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى مُحَمَّدٍ، قَالَ: فَيَأْتُونَ مُحَمَّدًا فَيَقُولُونَ: يَا مُحَمَّدُ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ، وَخَاتَمُ الْأَنْبِيَاءِ، وَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ، اشْفَعْ لَنَا إِلَى رَبِّكَ، أَلَا تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ، فَأَنْطَلِقُ فَآتِي تَحْتَ الْعَرْشِ فَأَخِرُّ سَاجِدًا لِرَبِّي، ثُمَّ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيَّ مِنْ مَحَامِدِهِ وَحُسْنِ الثَّنَاءِ عَلَيْهِ شَيْئًا لَمْ يَفْتَحْهُ عَلَى أَحَدٍ قَبْلِي، ثُمَّ يُقَالَ: " يَا مُحَمَّدُ ارْفَعْ رَأْسَكَ، سَلْ تُعْطَهْ، وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ، فَأَرْفَعُ رَأْسِي "، فَأَقُولُ: يَا رَبِّ أُمَّتِي، يَا رَبِّ أُمَّتِي، يَا رَبِّ أُمَّتِي، فَيَقُولُ: " يَا مُحَمَّدُ أَدْخِلْ مِنْ أُمَّتِكَ مَنْ لَا حِسَابَ عَلَيْهِ مِنَ الْبَابِ الْأَيْمَنِ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ، وَهُمْ شُرَكَاءُ النَّاسِ فِيمَا سِوَى ذَلِكَ مِنَ الْأَبْوَابِ "، ثُمَّ قَالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا بَيْنَ الْمِصْرَاعَيْنِ مِنْ مَصَارِيعِ الْجَنَّةِ كَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَهَجَرَ، وَكَمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَبُصْرَى
Rasulullah s.a.v.’e et getirildi ve ön but kısmı takdim edildi çünkü o etin bu kısmından hoşlanırdı. Etten bir parça ısırdı ve şöyle buyurdu: “Kıyamet günü insanların en saygıdeğeri ben olacağım bunun niçin böyle olacağını biliyor musunuz? Dinleyin! Anlatayım; Allah bütün insanları öncekileriyle ve sonrakileriyle hepsini büyük ve düz bir alanda toplayacak ve söyleyeceği her söz tüm insanlığa duyurulacakgözler bu manzaralara şahid olacak, güneş kendilerine o kadar yaklaştırılacak ki sıkıntı ve keder güç yetiremeyecek, çekilmez hale gelecek ve insanlar birbirlerine; Başınıza gelenleri görmüyor musunuz? Rabbiniz yanında size şefaat edebilecek birine bakmıyormusunuz? İnsanlar birbirlerine, Adem’e müracaat ediniz deyip ona gelecekler ve şöyle konuşacaklar: Sen tüm insanların babasısın, Allah seni eliyle yarattı ruhundan üfürdü ve meleklere secde etmelerini emretti, onlar da sana secde ettiler. Rab­binin yanında bize şefaat et. Ne durumda olduğumuzu görüyorsun, görüyorsun ki halimizi! Adem onlara şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bu güne kadar bu şekilde gazablanmamış ve bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Cennet’te bir ağaca yaklaşma demişti de ben hata edip o ağacın meyvesinden yemiştim. Ben kendi derdime düşmüşüm! Başka birine gidin; Nuh'a gelecekler ve diyecekler ki: “Ey Nuh! Yeryüzüne gönderilen peygamberlerin il­k olanlarındansın. “Allah, seni çok şükreden kul” olarak vasıflandırmıştır.Rabbinin yanında bize şefaat et! Ne halde olduğumuzu görü­yor ve ne duruma geldiğimizi biliyorsun!” Nuh a.s onlara şöyle cevap verecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da böylesine gazablanmayacaktır. Ben de kavmime beddua edip Allah’a karşı bir suç işlemiştim bu yüzden benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İbrahim'e gidiniz! Sonra İbrahim’e gelirler ve şöyle derler: Ey İbrahim! Sen Allah'ın Peygamberi ve yeryüzü halkı içerisinde O'nun tek dostusun. Rabbin ya­nında bizim için şefaat ediver! Ne halde olduğumuzu görüyorsun? İbrahim şöyle der: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben hayatım boyunca üç yerde yalan söylemiştim Ebu Hayyan’ın rivayetinde bu, yalan söylediği üç yer sayılır) Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, Musa'ya gidin! Sonra insanlar Musa'ya gelirler ve şöyle derler: Ey Musa! “Sen Allah'ın Rasulüsün Allah sana, kitap vererek veseninle konuşarak seni insanlardan üstün kılmıştır. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumuzu görmüyor musun! Musa’da şöyle diyecek: “Rabbim bugün çook şiddetli derecede gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. Ben de bir zamanlar bana emredilmemesine rağmen bir adam öldürmüştüm o şuç bana yeter. Dolayısıyla benim derdim bana yeter siz başkasına gidin, İsa'ya gidin! Sonra İsa'ya gelirler ve şöyle derler, “Sen Allah'ın rasulü ve Meryem'e ilka ettiği kelimesi ve Ruhundan üfürdüğü kimsesin. Beşikte insanlarla konuşan sensin, Rabbinin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! İsa şöyle diyecek: “Rabbim bugün o derece gazablanmış ki, bugüne kadar bu şekilde hiç gazablanmamış bundan sonra da bu şekilde gazablanmayacaktır. İsa, kendi için işlediği bir günah zikretmemiştir. Benim de kendi derdim bana yeter siz başkasına gidin, Muhammed (s.a.v.)’e gidin! Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Muhammed (s.a.v.)’e gelecekler ve şöyle diyecekler Ey Muhammed! Sen, Allah'ın Rasulü, peygamberlerin sonuncususun. Geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanan sensin. Rabbin yanında bize şefaat et! Durumumuzu görüyorsun! Bende hemen hareket edip arşın altına gelir ve Rabbime secdeye kapanırım. Sonra Allah, o anda benden önce kimseye nasip etmediği hamd ve övgülerden öyle şeyler bana ilham edecektir. Sonra “Ya Muhammed!” denilecek, “kaldır başını secdeden; iste isteğin yerine getirilecektir. Şefaat et şefaatin de kabul edilecektir. Başımı kaldıracağım ve “Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim! Ya Rabbi, ümmetim!” diyeceğim. Allah, Ya Muhammed! diyecek, ümmetinden hesaplaşması olmayanları, Cennet kapılarının sağından girdir bu girecek kimseler diğer tüm kapılardan da girebilirler. Sonra Rasulullah s.a.v. şöyle devam etti: Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki Cennet kapılarından iki kanadın arası Mekke ile Hecer veya Mekke ile Busra arası kadardır.”

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 10 Hn: 2434;  Buhârî, Ehadisül Enbiya: 5 Hn: 4712; Müslim, İman: 84 Hn: 196; Ahmed, Müsned Hn: 9340; İbn Mübarek, Müsned Hn: 101; Ebi Şeybe, Musannef Hn: 32207; İbn Hibban, Sahih Hn: 6465; Nesai, Sünenil Kübra Hn: 11222; Ebu Avane, Müstahreç Hn: 437, 438; İbn Büşran, Emali Hn: 4; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 811; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 347; İbn Mende, İman Hn: 458, 880, 882; Şerhus Sünne Hn: 4332; Camiul Müsned Hn: 125; Beyhaki, Delailin Nübüvve Hn: 2233; El Envar fi Şemaili nebiyyil Muhtar Hn: 72; Henned b Siri, Zühd Hn: 183; İbn Ebid Dünya, El Ahval Hn: 154; Mervezi, Tazimi Kadris Salat Hn: 270 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Hadis müttefakun aley merfu ve sahihtir. Hadisin baş kısmı meşhurdur. Tirmizi: Bu konuda Ebû Bekir es Sıddîk, Enes, Ukbe b. Âmir ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hayyan et Teymî’nin ismi Yahya b. Saîd b. Hayyan olup Küfelidir ve güvenilir bir kimsedir. Ebû Zür’a b. Amr b. Cerir’in ismi ise Herîm’dir.

Enes b. Malik r.anhu dedi ki: 

#3,377 َأَلْتُ النَّبِيَّ أَنْ يَشْفَعَ لِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَقَالَ: " أَنَا فَاعِلٌ " قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَأَيْنَ أَطْلُبُكَ، قَالَ: " اطْلُبْنِي أَوَّلَ مَا تَطْلُبُنِي عَلَى الصِّرَاطِ "، قَالَ: قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عَلَى الصِّرَاطِ؟ قَالَ: " فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْمِيزَانِ "، قُلْتُ: فَإِنْ لَمْ أَلْقَكَ عِنْدَ الْمِيزَانِ؟ قَالَ: " فَاطْلُبْنِي عِنْدَ الْحَوْضِ فَإِنِّي لَا أُخْطِئُ هَذِهِ الثَّلَاثَ الْمَوَاطِنَ
“Rasulullah s.a.v.’den kıyamet gününde bana şefaat etmesini istedim şefaat ederim buyurdu. Ey Allah’ın Rasulü! dedim seni nerde arıyayım? Buyurdular ki: İlk olarak sırat üzerinde ara, Enes: Sizi sırat üzerinde bulamaz isem, Rasulullah s.a.v.: Amellerintartılacağı alet olan mizan denilen terazinin yanında ara buyurdu. Enes, terazinin yanında sizi bulamaz isem? Rasulullah s.a.v.: O zaman Kevser havuzunun yanında ara beni buyurarak ben mutlaka bu üç yerden birinde bulunurum dedi.” 

Tirmizi, Sıfatül Kıyame ver Rekaik vel Vera: 9 Hn: 2433; Ahmed, Müsned Hn: 12414Ehadisi Muhtar Hn: 2410; Elkani, şerhu Usulü itikadi Ehlissüne vel Cemaa Hn: 2220; Mizzi, Tehzibul kemal Hn: 424; Kelabizi, Bahrul Fevaid Hn: 252.  Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir bu şekliyle bilmekteyiz.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,541 لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ، وَإِنِّي اخْتَبَأْتُ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لِأُمَّتِي، وَهِيَ نَائِلَةٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ مَنْ مَاتَ مِنْهُمْ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا
“Her peygamberin kabul edilecek bir duası vardır. Ben ise bu duamı şefaat olarak ümmetim için sakladım. Bu şefaatim Allah’a ortak koşmadan ölenlere mutlaka ulaşacaktır.”

Tirmizi, Deavat 131 Hn: 3602; Buhari, Deavat: 27; Müslim, İman: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Said el Hudri (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#213 مَا مُجَادَلَةُ أَحَدِكُمْ فِي الْحَقِّ يَكُونُ لَهُ فِي الدُّنْيَا بِأَشَدَّ مُجَادَلَةً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ لِرَبِّهِمْ فِي إِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ أُدْخِلُوا النَّارَ "، قَالَ: " يَقُولُونَ: رَبَّنَا إِخْوَانُنَا كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَنَا وَيَصُومُونَ مَعَنَا وَيَحُجُّونَ مَعَنَا فَأَدْخَلْتَهُمُ النَّارَ "، قَالَ: " فَيَقُولُ: اذْهَبُوا فَأَخْرِجُوا مَنْ عَرَفْتُمْ مِنْهُمْ "، قَالَ: " فَيَأْتُونَهُمْ فَيَعْرِفُونَهُمْ بِصُوَرِهِمْ فَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ النَّارُ إِلَى أَنْصَافِ سَاقَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ إِلَى كَعْبَيْهِ فَيُخْرِجُونَهُمْ، فَيَقُولُونَ: رَبَّنَا قَدْ أَخْرَجْنَا مَنْ أَمَرْتَنَا "، قَالَ: " وَيَقُولُ: أَخْرِجُوا مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ دِينَارٍ مِنَ الْإِيمَانِ، ثُمَّ قَالَ: مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ نِصْفِ دِينَارٍ، حَتَّى يَقُولَ: مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ ذَرَّةٍ "، قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: فَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْ، فَلْيَقْرَأْ هَذِهِ الْآيَةَ:ف إِنَّ اللَّهَ لا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ إِلَى عَظِيمًاق
“Mü’minlerin Cehenneme giren kardeşleri hakkında Rableri ile münakaşaları, dünyada hak uğrunda olan mücadelesinden daha şiddetli olacaktır.” Ebu Said şöyle dedi: “Mü’minler Rablerine diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! Bunlar bizim Mü’min kardeşlerimizdi. Bizimle birlikte namaz kılıyorlar, bizimle oruç tutuyorlardı, bizimle hacca gidiyorlardı fakat onları ateşe koymuşsun” Ebu Said diyor ki: “Allah onlara şöyle buyuracak: “Gidin onlardan tanıdıklarınızı oradan çıkarın.” Onlar da onların yanına gider onları yüzlerinden tanırlar, onlardan bir kısmı dizlerine kadar ateş içersindedirler bir kısmı da topuklarına kadar ateşle kalmışlar. Onları çıkarınca: Ey Rabbimiz emrettiklerini çıkardık derler. Allah’ta onlara şöyle buyurur: Kalplerinde dinar ağırlığında İman olanları da oradan çıkarın. Daha sonra kalplerinde yarım dinar ağırlığında İman olanları da çıkarın buyurur. Daha sonra da kalplerinde zerre miktarı İman olanları da çıkarın buyurur. Ebu Said şöyle dedi. Kim bunlara inanmazsa şu ayeti okusun: (Nisa 48) “Allah kendisinden başka birine ilahlık yakıştırandan başkasını asla bağışlamaz ama bağışlanmasını isteyen kimsenin şirk dışındaki günahlarını bağışlar. Allah’a ortak koşanlar gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar.”

Mamer b. Raşid, el Camii Hn: 20857; Ahmed, Müsned Hn: 11488; Nesai, İman ve Şeraihi: 18 Hn: 5010; İbn Mâce, Mukaddime: 9 Hn: 60; İbn Huzeyme, Tevhid Hn: 430 ve diğerleri.