Toplam 18,846 Hadis
Konular

Kader Kategorisi

Yine Ebu Davud'da İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'den gelen merfu bir rivayette:

#8,642 وَلَهُ أيْضاً في روايةٍ عَنْهُ مَرْفُوعاً: ]َ تُجَالِسُوا أهْلَ الْقَدَرِ، وََ تُفَاتِحُوهُمْ بِالْكََمِ[ .
"Kader ehli ile düşüp kalkmayın, onlara dava açmayın" buyurulmuştur. 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/35. [Ebu Davud, Sünnet 17, (4720).]

Ebu Davud'un İbnu Ömer'den gelen merfu bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur:

#8,641 ولَهُ في رواية عن ابْنِ عُمَرَ مَرْفُوعاً: ]الْقَدَرِيَّةُ مَجُوسُ هذِهِ ا‘ُمَّةِ، إنْ مَرِضُوا فََ تَعُودُوهُمْ، وَإنْ مَاتُوا فََ تَشْهَدُوهُمْ[ .
"Kaderiye fırkası, bu ümmetin Mecusileridir. Eğer hastalanırlarsa ziyaret etmeyin, ölürlerse cenazelerine katılmayın." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/35.  [Ebu Davud, Sünnet 17, (4691).]

Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) anlatıyor:

#8,639 وعن عُمر بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قَالَ رَسُول اللّهِ #: قَالَ مُوسى: يَا رَبِّ أرِنَا آدَمَ الَّذِى أخْرَجَنَا وَنَفْسَهُ مِنَ الْجَنَّةِ، فأرَاهُ اللّهُ أبَاهُ آدَمَ عَلَيْهِ السََّمُ فقَالَ: أنْتَ أبُونَا آدَمُ؟ فقَالَ: نَعَمْ. فقَالَ: أنْتَ الَّذِى نَفَخَ اللّهُ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَعَلَّمَكَ ا‘سْمَاءَ كُلَّهَا، وَأمَرَ الْمََئِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: فَمَا حَمَلَكَ عَلى أنْ أخْرَجْتَنَا وَنَفْسََكَ مِنَ الْجَنَّةِ؟ فقَالَ آدَمُ: وَمَنْ أنْتَ؟ قَالَ: أنَا مُوسى. قَالَ: أنْتَ الَّذِى اصْطَفَاكَ اللّهُ بِرِسَاَتِهِ، أنْتَ نَبِىُّ بَنِى إسْرَائِيلَ الَّذِى كَلَّمَكَ اللّهُ مِنْ وَرَاءِ الْحِجَابِ، وَلَمْ يَجْعَلْ بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ رَسُوً مِنْ خَلْقِهِ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: فَمَا وَجَدْتَ أنَّ ذلِكَ كَانَ في كِتَابِ اللّهِ قَبْلَ أنْ أُخْلَقَ؟ قَالَ: بَلى. قَالَ: فِيمَ تَلُومُنِى؟ في شَىْءٍ سَبَقَ مِنَ اللّهِ الْقَضَاءُ قَبْلِي. قَالَ # عِنْدَ ذلِكَ: فَحَجَّ آدَمُ مُوسى، فَحَجَّ آدَمُ مُوسى، فَحَجَّ آدَمُ مُوسى عَلَيْهِمَا السََّمُ[. أخرجه أبو داود .
"Musa aleyhisselam: "Ey Rabbim! bizi ve kendisini cennetten çıkaran Adem'i bize bir göster!" diye niyazda bulundu. Hak Teala ve Tekaddes hazretleri de babası Adem aleyhisselam'ı ona gösterdi. Bunun üzerine Hz. Musa: "Sen babamız Adem misin?" dedi. Adem: "Evet!" deyince: "Yani sen, Allah'ın kendi ruhundan üflediği kimsesin. Sana bütün isimleri öğretti, meleklere emretti ve onlar da sana secde ettiler öyle değil mi?" diye sordu. Adem yine: "Evet!" dedi. Hz. Musa sormaya devam etti: "Öyleyse sen niye bizi ve kendini cennetten çıkardın?" Bu soru üzerine Hz. Adem: "Sen kimsin?" dedi. O: "Ben Musa'yım!" deyince: "Yani sen, Allah'ın risalet vererek mümtaz kıldığı kimsesin. Sen Beni İsrail'in peygamberi, perde gerisinde Allah'ın konuştuğu kimsesin. Allah seninle kendi arasına mahlukatından bir elçi de koymadı değil mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyine; Hz. Adem: "Öyleyse sen, (bu söylediğin şeyin) ben yaratılmazdan önce Allah'ın (kader) kitabında yazılmış olduğunu görmedin mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyince: "Öyleyse Allah'ın kazası (hükmü) benden önce cereyan etmiş bir şey hakkında beni niye levmediyorsun?" dedi." Aleyhissalatu vesselam, devamla: "Hz. Adem, Musa'yı ilzam etti. Hz. Adem Musa'yı ilzam etti. Hz.  Adem, Musa aleyhimesselam'ı ilzam etti" buyurdular." 

 İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/32-33.  [Ebu Davud, Sünnet, 17, (4702).]

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#8,637  وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أهْلِ الْجَنَّةِ، ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أهْلِ النَّارِ، وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَعْملُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أهْلِ النَّارِ، حَتّى يُخْتَمَ لَهُ عَمَلُهُ بِعَملِ أهْلِ الْجَنَّةِ[. أخرجه مسلم .
"Kişi vardır, uzun müddet cennet ehlinin amelini işler, sonra da ameli cehennem ehlinin ameliyle hitam bulur. Yine kişi vardır, uzun müddet cehennem ehlinin ameliyle amel eder de sonunda cennet ehlinin ameliyle hitam bulur."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/20. [Müslim, Kader 11, (2651).

 Amr İbnu Vasıla anlatıyor: "Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'u dinledim. Demişti ki:

#8,636 وعن عامر بْنِ واثلة قال: ]سَمِعْتُ عَبْدَاللّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ يَقُولُ: الشَّقِىُّ في بَطْنِ أُمِّهِ، وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ. فَأتَى رَجًُ مِنْ أصْحَابِ النَّبِىِّ # يُقَالُ لَهُ حُذَيْفَةُ: فَحَدَّثَهُ بِقَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ. فقَالَ: كَيْفَ شَقِىَ رَجُلٌ بِغَيْرِ عَمَلٍ؟ قَالَ: أتَعْجَبُ مِنْ ذلِكَ؟ فإنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: إذَا مَرَّ بِالنُّطْفَةِ ثِنْتَانِ وَأرْبَعُونَ لَيْلَةً بَعَثَ اللّهُ إلَيْهَا مَلَكاً فَصَوَّرَهَا وَخَلَقَ سَمْعَهَا وَبَصَرَهَا وجِلْدَهَا وَلَحْمَهَا وَعِظَامَهَا. ثُمَّ قَالَ: يَا رَبِّ أذَكَرٌ أمْ أُنْثى؟ فَيَقْضِى رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ. ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ أجَلُهُ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ رِزْقُهُ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ. ثُمَّ يَخْرُجُ الْمَلَكُ بِالصَّحِيفَةِ في يَدِهِ فََ يَزِيدُ عَلى ذلِكَ شَيْئاً وََ يَنْقُصُ[. أخرجه مسلم .
"Şaki, annesinin karnında iken şaki olandır. Said de başkasından ibret  alandır." (Bunu işittikten sonra) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabından Huzeyfe denen zata uğradı ve İbnu Mes'ud'un söylediğini anlattı ve sordu: "Kişi amelsiz nasıl şaki olur?" Huzeyfe (radıyallahu anh): "Buna hayret mi ediyorsun? Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Nutfenin (rahme düşmesinden sonra) kırk iki gece geçti mi, Allah ona bir melek gönderir (ve onun vasıtasıyla) nutfeyi şekillendirir; işitmesini, görmesini, derisini, etini, kemiğini yaratır. Sonra melek sorar: "Ey Rabim! Bu erkek mi, dişi mi?"  Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Sonra sorar: "Ey Rabbim! Eceli nedir?" Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Tekrar sorar: "Ey Rabbim! Rızkı nedir?" Rabbin dilediğini hükmeder, melek de yazar. Sonra melek elinde  sahife olduğu halde çıkar. Artık buna ne bir şey ilave eder ne de eksiltir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/5-6. [Müslim, Kader 3, (2645).]

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Sürâka İbnu Malik İbnu Cu'şem (radıyallahu anh) gelerek sordu:

#8,635 وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]جَاءَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشَمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه فقَالَ: يَارَسُولَ اللّهِ بَيِّن لَنَا دِينَنَا كأنَّا خُلِقْنَا اŒنَ. فِيمَ الْعَمَلُ اŒنَ؟ أفيمَا جَفَّتْ بِهِ ا‘قَْمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ، أمْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُ؟ قَالَ: َ. بَلْ فيمَا جَفّتْ بِهِ ا‘قَْمُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ. قَالَ: فَفِيمَ الْعَمَلُ؟ قَالَ: اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ، وَكُلٌّ عَامِلٌ بِعَمَلِهِ[. أخرجه مسلم .
"Ey Allah'ın Resulü! Bize dinimizi açıkla. Sanki yeni yaratılmış gibiyiz. Şimdi amel ne husustadır: Kalemlerin  kuruduğu, miktarların kesinleştiği şeylerde mi, yoksa  istikbale ait şeylerde mi çalışacağız?" "Hayır (istikbale ait şeylerde değil). Bilakis kalemlerin kuruduğu, miktarların cereyan ettiği (kesinleştiği hususta!" buyurdular. Süraka tekrar: "Öyleyse niye amel edelim (boşa zahmet çekelim)?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Çalışın! Herkes yaratıldığı şeye erecektir! Herkes, (yazıldığı) ameliyle amil olacaktır!" buyurdular." 

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/547. [Müslim, Kader 78, (2648).] 

Selh b. Sad es Saidiyyi r.a'den. Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#1,000 إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الْجَنَّةِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ وَهُوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ النَّارِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ، وَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ
"Gerçekten kişi insanlar nazarında cennetliklerin amelini işler fakat o cehennemliktir. Yine kişi var insanlar nazarında cehennemliklerin amelini işler fakat o (ahir ömründe döner salih olur) cennetliktir.

Müslim, Kader: Hn 1 Hn: 2652 ve diğerleri.

İmran bin Husayn radiyallahu anh'­dan: O, Ebul-Esved ed-Deyli (ed-Düeli)ye de­di ki:

#999 أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَيْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ، وَمَضَى عَلَيْهِمْ مِنْ قَدَرِ مَا سَبَقَ؟ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ؟ فَقُلْتُ: بَلْ شَيْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى عَلَيْهِمْ، قَالَ: فَقَالَ: أَفَلَا يَكُونُ ظُلْمًا؟ قَالَ: فَفَزِعْتُ مِنْ ذَلِكَ فَزَعًا شَدِيدًا، وَقُلْتُ: كُلُّ شَيْءٍ خَلْقُ اللَّهِ وَمِلْكُ يَدِهِ فَلَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ، فَقَالَ لِي: يَرْحَمُكَ اللَّهُ، إِنِّي لَمْ أُرِدْ بِمَا سَأَلْتُكَ إِلَّا لِأَحْزِرَ عَقْلَكَ، إِنَّ رَجُلَيْنِ مِنْ مُزَيْنَةَ أَتَيَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ مَا يَعْمَلُ النَّاسُ الْيَوْمَ وَيَكْدَحُونَ فِيهِ أَشَيْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ مِنْ قَدَرٍ قَدْ سَبَقَ؟ أَوْ فِيمَا يُسْتَقْبَلُونَ بِهِ مِمَّا أَتَاهُمْ بِهِ نَبِيُّهُمْ وَثَبَتَتِ الْحُجَّةُ عَلَيْهِمْ؟ فَقَالَ: لَا، بَلْ شَيْءٌ قُضِيَ عَلَيْهِمْ وَمَضَى فِيهِمْ وَتَصْدِيقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ :ف وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا { 7 } فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا { 8 }ق
"İnsanların yorulup çabaladıkları daha ön­ce kendileri hakkında takdir ve tesbit edilen şeyler midir, yoksa geleceklerine dair pey­gamberlerin kendilerine getirdiği ve hakların­da hüccet sabit olan hususlar mıdır?' "Bilakis daha önce takdir ve tesbit edilen şeylerdir." "Öyleyse bu, onlar hakkında bir zulüm ol­maz mı?" "Ben bundan çok korktum ve dedim ki: Hepsi Allah'ın yaratmasiyladır ve elinin mül­küdür. O, yaptıklarından asla mesul değildir, onlar (mahluklar) ise yaptıklarından mesul-durlar." . Sonra bana dedi ki: "Allah seni esirgesin! Sana sorduklarımla sadece senin aklını dene­mek istedim. Müzeyne'den iki adam Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dediler: 'Ey Allah'ın Resulü! Bugün insanla­rın yorulup çabaladıkları daha önce kendileri hakkında takdir ve tesbit edilen şeyler midir, yoksa geleceklerine dair peygamberlerin ken­dilerine getirdiği ve haklarında hüccet sabit olan hususlar mıdır?' Şöyle cevapladı. 'Hayır, bilakis daha önce takdir ve tesbit edilen şeylerdir. Allah'ın Kitab'ı/ıdaki şu ayet de bunu desteklemektedir: 'Nefse ve onu şe­killendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene (ilham edene) and olsun ki...'" (Şems suresi, 7-8)

Müslim, Kader: 1 Hn: 2652, Ahmed, Müsned Hn: 19433 muhtasar olarak; İbn Hibban Sahih Hn: 6182; Beyhaki, Kaza ve Kader Hn: 25; Ferayabi, Kader Hn: 149 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre r.a'den: Resülüllah s.a.v. söyle buyurdu:

#998 إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ الزَّمَنَ الطَّوِيلَ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ، ثُمَّ يُخْتَمُ لَهُ عَمَلُهُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ
"Gerçekten bir kimse uzun zaman cennetliklerin amelini işler, sonra ameli cehennemliklerin ameliyle hitama erdirİlir. Bir kimse de uzun zaman cehennemliklerin amelini işler. Sonra ameli cennetliklerin ameliyle hitama erdirilir."

Müslim, Kader: 1 Hn: 2652; Beyhaki, Kaza ve Kader 78.

İmran b. Husayn r.a. dedi ki: Resulullah (s.a.v.)'e:

#997 قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَعُلِمَ أَهْلُ الْجَنَّةِ مَنْ أَهْلِ النَّارِ؟ قَالَ: فَقَالَ: نَعَمْ، قَالَ: قِيلَ: فَفِيمَ يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ؟ قَالَ: كُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَه
“Ey Allah'ın resulü! Cennetliklerin, cehennemliklerden ayrıldığı belli ol­du mu?” diye soruldu. Resulullah (s.a.v.): “Evet, belli oldu” buyurdu. Ona: “O halde amel edenler, ne hususta amel edecekler?” diye soruldu. Resulullah (s.a.v.): “Herkese, yaratıldığı şey için imkan verilmiştir” buyurdu.

Müslim, Kader: 1 Hn: 2651; Buhari, Kader 2, Tevhid 54; Ebu Davud, Sünnet 16, 4709; Ahmed b. Hanbel, Müsned. 4/427, 431.

Cabir r.a. dedi ki:

#996 جَاءَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ، قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، بَيِّنْ لَنَا دِينَنَا كَأَنَّا خُلِقْنَا الْآنَ، فِيمَا الْعَمَلُ الْيَوْمَ؟ أَفِيمَا جَفَّتْ بِهِ الْأَقْلَامُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ؟ أَمْ فِيمَا نَسْتَقْبِلُ؟ قَالَ: لَا، بَلْ فِيمَا جَفَّتْ بِهِ الْأَقْلَامُ وَجَرَتْ بِهِ الْمَقَادِيرُ، قَالَ: فَفِيمَ الْعَمَلُ، قَالَ زُهَيْرٌ: ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو الزُّبَيْرِ بِشَيْءٍ لَمْ أَفْهَمْهُ، فَسَأَلْتُ مَا قَالَ؟ فَقَالَ: اعْمَلُوا، فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ
“Suraka b. Malik b. Cuşum, Resulullah'ın yanına gelip ona: “Ey Allah'ın resulü! Bize, şimdi yaratılmışız gibi dinimizi açıkla. Bugü­nün ameli, kalemlerin yazıp da yazıların kuruduğu, takdirlerin cereyan etti­ği işler içinde midir? Yoksa yeniden meydana gelecek işler için midir?” dedi. Resulullah (s.a.v.): “Hayır! Bugünkü iş, yeniden meydana gelecek işler için değildir. Fakat kalemlerin yazıp kuruduğu, takdirlerin cereyan ettiği işler içindir” buyurdu. Suraka: “O halde amel ne içindir?” dedi. Hadisin ravisi Zuheyr der ki: Sonra hadisin diğer ravisi Ebu'z-Zübeyr bir şey söyledi. Fakat ben onu anlamadım. Ne söylediğini ona sordum. O da: “Amel edin! Herkese imkan verilmiştir!” dedi.

Müslim, Kader: 1 Hn: 2651; İbn Cad, Müsned Hn: 2629; Beyhaki, Kaza ve Kader Hn: 23; Şerhus Sünne Hn: 74 ve diğerleri.

Hazreti Ali r.a. dedi ki:

#995 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ذَاتَ يَوْمٍ جَالِسًا وَفِي يَدِهِ عُودٌ يَنْكُتُ بِهِ، فَرَفَعَ رَأْسَهُ، فَقَالَ: " مَا مِنْكُمْ مِنْ نَفْسٍ إِلَّا وَقَدْ عُلِمَ مَنْزِلُهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَلِمَ نَعْمَلُ أَفَلَا نَتَّكِلُ؟ قَالَ: لَا، اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ، ثُمَّ قَرَأَ:ف فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى { 5 } وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى { 6 }ق إِلَى قَوْلِهِف فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَىق
Bir gün Resulüllah (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem) oturuyor­du. Elinde bir sopa olup, onunla yeri çiziyordu. Derken başım kaldıra­rak şöyle buyurdu: "Sizden hiç bir kimse yoktur ki! Cennetten veya cehennemden yeri malum olmasınl" Ashab: -"Ya Resulallah! O halde niçin çalışıyoruz? Tevekkül etmeyelim mi? dediler. -"Hayır! Çalışın, zira herkese ne maksatla yaratıldıysa, onun İçin im­kan verilmiştir" buyurdu. Sonra "Her kim atıyye verir, korunur ve hüsnayı tasdik ederse..." ayetlerim; "Biz ona güçlüğü müyesser kılarız...» kavline kadar okudu.

Müslim Kader: 1 Hn: 2650; ve diğerleri.

Hazreti Ali r.a. dedi ki:

#994 كُنَّا فِي جَنَازَةٍ فِي بَقِيعِ الْغَرْقَدِ، فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ فَقَعَدَ وَقَعَدْنَا حَوْلَهُ وَمَعَهُ مِخْصَرَةٌ، فَنَكَّسَ فَجَعَلَ يَنْكُتُ بِمِخْصَرَتِهِ، ثُمَّ قَالَ: مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ مَا مِنْ نَفْسٍ مَنْفُوسَةٍ إِلَّا وَقَدْ كَتَبَ اللَّهُ مَكَانَهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، وَإِلَّا وَقَدْ كُتِبَتْ شَقِيَّةً أَوْ سَعِيدَةً "، قَالَ: فَقَالَ رَجَلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَفَلَا نَمْكُثُ عَلَى كِتَابِنَا وَنَدَعُ الْعَمَلَ؟ فَقَالَ: مَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ السَّعَادَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ فَسَيَصِيرُ إِلَى عَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ، فَقَالَ: اعْمَلُوا، فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ أَمَّا أَهْلُ السَّعَادَةِ، فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ السَّعَادَةِ، وَأَمَّا أَهْلُ الشَّقَاوَةِ فَيُيَسَّرُونَ لِعَمَلِ أَهْلِ الشَّقَاوَةِ، ثُمَّ قَرَأَ:ف فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى { 5 } وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى { 6 } فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى { 7 } وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى { 8 } وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى { 9 } فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى { 10 }ق
“Biz Bakiul Garkad mezarlığında bir cenazede idik. Derken yanımıza Resulullah (s.a.v.) gelip oturdu. Biz de etrafına oturduk. Beraberinde bir baston vardı. Başını eğip bastonuyla yeri çizmeye başladı. Sonra da: “Sizden hiç bir kimse ve dünyaya gelen hiç bir canlı yoktur ki, Allah onun cen­netteki ve cehennemdeki yerini takdir etmiştir. Herkesin bedbabht ve bahtiyar oldu­ğu da yazılmıştır!” buyurdu. Bunun üzerine bir adam: -"Ey Allah'ın Resulü! O halde biz, ameli bırakıp bu (ilahi) yazımız üzere durma­yalım mı? Amelin yararı ne?” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.): “Her kim bahtiyarlardan ise, bahtiyar kimselerin ameline varacak ve her kim de bedbahtlardan ise, bedbaht kimselerin ameline varacaktır” buyurdu. Sonra da: “Amel edin! Herkese imkan verilmiştir. Bahtiyarlara, bahtiyar kimselerin ameli müyesser olacaktır. Bedbahtlara ise, bedbaht kimselerin ameli müyesser ola­caktır” buyurdu. Sonra da, “Her kim malını Allah yolunda verir, Allah'a karşı gelmekten sa­kınır ve o en güzeli tasdik ederse, Biz ona en kolaya hazırlarız. Fakat kim cimri­lik eder, kendisini müstağni görürse ve o en güzel olanı yalanlarsa Biz de ona en güç olanı hazırlayacağız." Leyl suresi: 92/5-10. Ayetini okudu.

Müslim, İman: 1 Hn: 2649; Buhari, Cenaiz 82 Hn: 1362, Tefsiru Sute-i Leyi 3, 4, 5, 6, 7, Edeb 120, Kader 4, Tevhid 45; Ebu Davud, Sünnet 16 Hn: 4694; Tirmizi, Kader 3, 2136, Tefsiru'1-Kur'an 81, 3344; İbn Mace, Mukaddime 10, 78; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/82, 129, 132, 140.

Enes b. Malik (r.a)'tan rivayette: Resülullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

#993 إِنَّ اللَّهَ قَدْ وَكَّلَ بِالرَّحِمِ مَلَكًا، فَيَقُولُ: أَيْ رَبِّ نُطْفَةٌ؟ أَيْ رَبِّ عَلَقَةٌ؟ أَيْ رَبِّ مُضْغَةٌ؟ فَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَقْضِيَ خَلْقًا، قَالَ: قَالَ الْمَلَكُ: أَيْ رَبِّ ذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى؟ شَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ؟ فَمَا الرِّزْقُ؟ فَمَا الْأَجَلُ؟ فَيُكْتَبُ كَذَلِكَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ
“Yüce Allah, anne rahmine bir melek görevlendirir. Bu melek: “Ey Rabbim! Bir nutfe/spermdir! Ey Rabbim! Bir kan pıhtısıdır! Ey Rab­bim! Bir çiğnem etti” der. Allah bir mahluk yaratmak istediğinde, melek; “Ey Rabbim! Erkek midir, dişi midir? Bedbaht mıdır, bahtiyar mıdır? Rızkı nedir? Eceli nedir?” diye sorar. İşte bunlar, anne karnındayken böylece yazılır.”

Müslim, Kader 1 Hn: 2648; Buhari, Hayz 17, Mevakitus-Salat 17, Enbiya 1, Kader 1 Hn: 6595; Ahmed, Müsned, 3/116,117, 148 Hn: 12090; Ebu Davud Tayalisi, Müsned Hn: 2186; İbn Ebi Asım, Essünne Hn: 187; İbn Mende, Ettevhid Hn: 94; Beyhaki, Kaza ve kader Hn: 63; Ebu Naim, Hilyetül Evliya Hn: 8746 ve diğerleri.

Ebut Tufeyl dedi ki: Ebu Seriha Huzeyfe b. Esid El-Gıfari'nin yanına girdim de şunu söyledi: Resûlüllah s.a.v'i şu iki kulağımla şöyle buyururken işittim:

#992 إِنَّ النُّطْفَةَ تَقَعُ فِي الرَّحِمِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ يَتَصَوَّرُ عَلَيْهَا الْمَلَكُ، قَالَ زُهَيْرٌ: حَسِبْتُهُ، قَالَ: الَّذِي يَخْلُقُهَا، فَيَقُولُ: يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَوْ أُنْثَى؟ فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ ذَكَرًا أَوْ أُنْثَى، ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ أَسَوِيٌّ، أَوْ غَيْرُ سَوِيٍّ؟ فَيَجْعَلُهُ اللَّهُ سَوِيًّا، أَوْ غَيْرَ سَوِيٍّ، ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ، مَا رِزْقُهُ، مَا أَجَلُهُ، مَا خُلُقُهُ؟ ثُمَّ يَجْعَلُهُ اللَّهُ شَقِيًّا أَوْ سَعِيدً
"Gerçekten nurfe rahmin içine kırk gecede düşer. Sonra onun üze­rine melek iner. (ravi) Züheyr: Zannederim onu yaratan melek dedi, demiş Ve: -"Ya Rabbi! Erkek mi (olacak), yoksa dişi mi? diye sorar. Allah onu erkek yahut dişi olarak yaratır. Sonra: -"Ya Rabbi! Tam mı olacak, yoksa sakat mı? diye sorar. Allah onu ya tam yaratır yahut sakat! Sonra: -"Ya Rabbil Bunun rızkı, eceli, ahlakı ne olacak? diye sorar. Sonra Allah onu ya şaki yahut said yaratır" Diğer rivayette ise: أَنَّ مَلَكًا مُوَكَّلًا بِالرَّحِمِ إِذَا أَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَخْلُقَ شَيْئًا بِإِذْنِ اللَّهِ لِبِضْعٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ "Allah biiznillah bir şey halketmek dilediği vakit, rahime müvekkel bir meleği kırk küsur gecenin tamamında gönderir..." buyurmuşlar. Son­ra, ravi hadisi yukardaki gibi anlatmıştır.

Müslim, Kader 1 Hn: 2647; Hadisin baş tarafı az farklılıkla: Ebu Naim, Marifetüs Sahabe Hn: 1878; Beyhaki, Kaza ve Kader Hn: 61.

Amir b. Vasile rivayet etmiş ki, kendisi Abdullah b. Mes'ud'u şöyle derken işitmiş :

#991 الشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ، وَالسَّعِيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ، فَأَتَى رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ يُقَالُ لَهُ حُذَيْفَةُ بْنُ أَسِيدٍ الْغِفَارِيُّ، فَحَدَّثَهُ بِذَلِكَ مِنْ قَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ، فَقَالَ: وَكَيْفَ يَشْقَى رَجُلٌ بِغَيْرِ عَمَلٍ؟ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ: أَتَعْجَبُ مِنْ ذَلِكَ؟ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: " إِذَا مَرَّ بِالنُّطْفَةِ ثِنْتَانِ، وَأَرْبَعُونَ لَيْلَةً، بَعَثَ اللَّهُ إِلَيْهَا مَلَكًا، فَصَوَّرَهَا، وَخَلَقَ سَمْعَهَا، وَبَصَرَهَا، وَجِلْدَهَا، وَلَحْمَهَا، وَعِظَامَهَا، ثُمَّ قَالَ: يَا رَبِّ أَذَكَرٌ أَمْ أُنْثَى؟ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ، ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ أَجَلُهُ؟ فَيَقُولُ رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ، ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ رِزْقُهُ؟ فَيَقْضِي رَبُّكَ مَا شَاءَ، وَيَكْتُبُ الْمَلَكُ، ثُمَّ يَخْرُجُ الْمَلَكُ بِالصَّحِيفَةِ فِي يَدِهِ، فَلَا يَزِيدُ عَلَى مَا أُمِرَ وَلَا يَنْقُصُ
Şaki, anne­sinin karnında şaki olandır. Said ise başkasından ibret alandır. Müteaki­ben Amir, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Huzeyfe b. Esid El-Gıfari denilen bir zata gelerek bunu İbn M esud'un sözü olmak üzere ona rivayet etmiş. Huzeyfe: -"Bir adam amelsiz nasıl şaki olabilir? demiş. Bu zat ona: -"Sen buna şaşıyor musun? Gerçekten ben Resülüllah s.a.v'i şöyle buyururken işittim: "Nurfenin özerinden kırk iki gece geçti mi, Allah ona bir melek gön­derir. Melek ona süre verir; kulağını, gözünü, cildini, etini ve kemiklerini yaratır. Sonra: -"Ya Rabbi! Erkek mi olacak, dişi mi? diye sorar. Rabbin dilediğini hüküm buyurur; Melek de yazar. Sonra: -"Ya Rabbi! Ecefi ne olacak? der. Rabbin dilediğini söyler. Melek yine yazar. Sonra: -"Ya Rabbi! Rızkı ne olacak? der. Rabbin dilediğini hükmeder. Melek yine yazar. Sonra melek: Sahife elinde olduğu halde çıkar, emrolunduğunun üzerine ziyade eksik yapmaz" dedi.

Müslim, Kader 1 Hn: 2647; İbn Mace, Mukaddime Hn: 46; İbn Hibban, Sahih Hn: 6177; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 14193; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 2691 ve diğerleri.

Huzeyfe b. Esid'den o da Nebi s.a.v.'e iblağ etmiş olmak üzere rivayet etti, (şöyle buyurdu) :

#990 يَدْخُلُ الْمَلَكُ عَلَى النُّطْفَةِ بَعْدَ مَا تَسْتَقِرُّ فِي الرَّحِمِ بِأَرْبَعِينَ، أَوْ خَمْسَةٍ وَأَرْبَعِينَ لَيْلَةً، فَيَقُولُ يَا رَبِّ: أَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ؟ فَيُكْتَبَانِ، فَيَقُولُ أَيْ رَبِّ: أَذَكَرٌ، أَوْ أُنْثَى؟ فَيُكْتَبَانِ، وَيُكْتَبُ عَمَلُهُ، وَأَثَرُهُ، وَأَجَلُهُ وَرِزْقُهُ، ثُمَّ تُطْوَى الصُّحُفُ، فَلَا يُزَادُ فِيهَا وَلَا يُنْقَصُ
"Melek nutfenin üzerine rahimde kırk yahut kırk beş gecede karar kıldıktan sonra girer ve : -"Yarab (bu) şakı mi olacak, said mi? diye sorar. Bunlar yazılırlar. Müteakiben: -"Ey Rabbim! Erkek mi olacak, yoksa dişi mi? diye sorar. Bunlar da yazılırlar. Ameli, eseri, eceli ve rızkı hep yazılır. Sonra sahifeler dürülür. Bir daha bu hususlarda ziyade ve noksan yapılmaz.

Müslim, Kader 1 Hn: 2646; İthaful Muhra Hn: 4142; Acuri, Eşşeria Hn: 225.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Kureyş müşrikleri Rasülullah (s.a.v.)’in yanına gelerek kader konusunda tartışmaya girdiler de şu ayetler nazil oldu:

#633 يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
“Yüzükoyun ateşe sürüklenecekleri o gün onlara şöyle denilecek: Cehennem ateşinin yakışını tadın bakalım şüphesiz biz her şeyi belli bir plan ve ölçüye göre yarattık.(Kamer Suresi: 48-49)”

Müslim, Kader: 4; Tirmizi, Kader 19 Hn: 2157; İbn Mace, Mukaddime: 10 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Kubeysa ve Abdurrahman b. Zeyd, geçen hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır.

Abdullah b. Amr r.a. diyor ki: Rasülullah (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu işittim:

#632 قَدَّرَ اللَّهُ الْمَقَادِيرَ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِخَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
“Allah; her şeyi ve herkesin kaderini gökler ve yeryüzü yaratılmadan elli bin sene önce yazıp takdir etmiştir.”

Müslim, Kader: 4; Tirmizi, Kader 18 Hn: 2156 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir.

Abdulvahid b. Süleym (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Mekke’ye geldim, Atâ b. ebî Rebah’la karşılaştığım da kendisine: “Ey Ebû Muhammed” dedim. Basralılar kader konusunda dengesiz şeyler söylüyorlar ne dersin? Dedi ki: Evladım Kur’ân okuyor musun? Ben de evet dedim, Zuhruf sûresini oku dedi; Bende: “Ha mîm, düşün gerçekleri ortaya koyan bu kitabı, onu düşünüp kavrayabilesiniz diye Arapça olarak indirdik O Kur’ân katımızda bulunan ana kitapta mevcut olup şân, büyüklük ve hikmetlerle doludur” diye Zuhruf sûresinin dört ayetini okudum. Bunun üzerine Ana kitap nedir bilir misiniz? Dedi. Allah ve Rasûlü bilir dedim. Dedi ki: O öyle öyle bir kitap veya yazgıdır ki;

#631 فَإِنَّهُ كِتَابٌ كَتَبَهُ اللَّهُ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَاوَاتِ، وَقَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ الْأَرْضَ فِيهِ إِنَّ فِرْعَوْنَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ وَفِيهِ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
Allah gökleri ve yeri yaratmadan önce Allah’ın yazmış olduğu bir kitaptır ki içersinde Firavunun Cehennemlik olduğu ve Ebu Leheb’in tüm imkanlarıyla yok olup gideceği de orada yazılıdır. Ata diyor ki: Rasulullah (s.a.v.)’in sahabesi Ubade b. Samit’in oğlu Velid ile karşılaştım ve kendisine; ölümü esnasında babasının vasiyeti nasıldı? Diye sordum. Dedi ki: Babam beni çağırdı ve şöyle dedi: Ey evladım Allah’a karşı devamlı sorumluluk bilinci içerisinde ol iyi bilki Allah’a karşı sorumluluk bilincine ulaşabilmek ancak Allah’a inanmak ve hayır ve şer her türlü kaderin Allah’tan olduğuna imanla mümkündür. Bu inanç dışında bir inançla ölürsen Cehenneme girersin çünkü ben Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: إِنَّ أَوَّلَ مَا خَلَقَ اللَّهُ الْقَلَمَ، فَقَالَ: اكْتُبْ، فَقَالَ: مَا أَكْتُبُ؟ قَالَ: اكْتُبِ الْقَدَرَ مَا كَانَ، وَمَا هُوَ كَائِنٌ إِلَى الْأَبَدِ Allah önce kalemi yarattı ve yaz buyurdu. Kalem ne yazayım dedi. Allah’ta kaderi ve ebediyete kadar olup bitecek her şeyi yaz buyurdu.

Tirmizi, Kader 17 Hn: 2155. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle garibtir.

Ali b. Ebu Talip r.a. dedi ki: Rasülullah K şöyle buyurdu:

#630 سِتَّةٌ لَعَنْتُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللَّهُ وَكُلُّ نَبِيٍّ مُجَابٌ الزَّائِدُ فِي كِتَابِ اللَّهِ، وَالْمُكَذِّبُ بِقَدَرِ اللَّهِ، وَالْمُتَسَلِّطُ بِالْجَبَرُوتِ لِيُذِلَّ مَنْ أَعَزِّ اللَّهُ وَيُعِزَّ مَنْ أَذَلَّ اللَّهُ، وَالتَّارِكُ لِسُنَّتِي، وَالْمُسْتَحِلُّ مِنْ عِتْرَتِي مَا حَرَّمَ اللَّهُ، وَالْمُسْتَحِلُّ لِحَرَمِ اللَّهِ
“Altı kişi vardır ki, ben, Allah ve her peygamber onları lanetlemiş yani Allah’ın rahmetinden uzak kalmalarını istemiştir. 1- Allah’ın kitabına ilave yapan, 2- Kaderi yalanlayan, 3- Allah’ın alçak saydıklarını yüksek göstermeye çalışan ve yüksek saydıklarını alçaltmaya çaba gösterenzorbalar, 4- Allah’ın haram kıldıklarını helal sayanlar, 5- Ehli beytimden olup yine haramları helal sayanlar, 6- Sünnetimden yüz çevirip sünnetimi terk edenler.”

Hakim, Müstedrek Hn: 3870 muttasıl olarak; Beyhaki, Kaza ve Kader Hn: 362; İbn Büşran, Emali Hn: 239 ve diğerleri Hüseyin b. Ali'den mürsel olarak rivayet ettiler.

Aişe (r.anha) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle demiştir:

#629 سِتَّةٌ لَعَنْتُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللَّهُ وَكُلُّ نَبِيٍّ كَانَ: الزَّائِدُ فِي كِتَابِ اللَّهِ، وَالْمُكَذِّبُ بِقَدَرِ اللَّهِ، وَالْمُتَسَلِّطُ بِالْجَبَرُوتِ لِيُعِزَّ بِذَلِكَ مَنْ أَذَلَّ اللَّهُ، وَيُذِلَّ مَنْ أَعَزَّ اللَّهُ، وَالْمُسْتَحِلُّ لِحَرَمِ اللَّهِ، وَالْمُسْتَحِلُّ مِنْ عِتْرَتِي مَا حَرَّمَ اللَّهُ، وَالتَّارِكُ لِسُنَّتِي
“Altı kişi vardır ki, ben, Allah ve her peygamber onları lanetlemiş yani Allah’ın rahmetinden uzak kalmalarını istemiştir. 1- Allah’ın kitabına ilave yapan, 2- Kaderi yalanlayan, 3- Allah’ın alçak saydıklarını yüksek göstermeye çalışan ve yüksek saydıklarını alçaltmaya çaba gösterenzorbalar, 4- Allah’ın haram kıldıklarını helal sayanlar, 5- Ehli beytimden olup yine haramları helal sayanlar, 6- Sünnetimden yüz çevirip sünnetimi terk edenler.”

Tirmizi, Kader 17 Hn: 2154; İbn Hibban, Hn: 5749; Hakim, Müstedrek Hn: 3871; Fakihi, Ahbarul Mekke Hn: 1430; ve diğerleri. Tirmizi: Aynı şekilde Abdurrahman b. ebîl Mevali’den de hadis rivâyet edilmiştir. Yine bu hadis Ubeydullah b. Abdurrahman b. Mevheb’den, Amre’den ve Aişe’den de rivâyet edilmiştir. Sûfyân es Sevrî, Hafs b. Gıyas ve pek çok kimse bu hadisi Ubeydullah b. Abdurrahman b. Mevhib’den, Ali b. Hüseyin’den mürsel olarak rivâyet etmişlerdir ki bu rivâyet daha sahihtir.

İbn Ömer r.a'dan: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#628 يَكُونُ فِي أُمَّتِي خَسْفٌ وَمَسْخٌ، وَذَلِكَ فِي الْمُكَذِّبِينَ بِالْقَدَرِ
“Ümmetim arasında kaderi yalanlayanlar yüzünden topluca yerin dibine girme olayları ve şekil değişimi şeklindeki belalar meydana gelecektir.”

Müslim, Kader: 7; Tirmizi, Kader 16 Hn: 2153; İbn Mace, Fiten: 29 ve diğerleri.

Nafi rahimullah'dan: İbn Ömer’e bir adam gelerek:

#627 إِنَّ فُلَانًا يَقْرَأُ عَلَيْكَ السَّلَامَ، فَقَالَ لَهُ: إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّهُ قَدْ أَحْدَثَ، فَإِنْ كَانَ قَدْ أَحْدَثَ، فَلَا تُقْرِئْهُ مِنِّي السَّلَامَ، فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ: يَكُونُ فِي هَذِهِ الْأُمَّةِ أَوْ فِي أُمَّتِي الشَّكُّ مِنْهُ خَسْفٌ أَوْ مَسْخٌ أَوْ قَذْفٌ فِي أَهْلِ الْقَدَرِ
"Falan kimsenin sana selamı var dedi. Bunun üzerine; Abdullah b. Ömer şöyle dedi: Bana gelen bilgilere göre o kimse dine bidat sokarak kaderi inkar etmiş biridir. Eğer gerçekten bidat sokmuş biri ise benden ona selam söyleme; çünkü ben Rasülullah (s.a.v.)’den bu ümmette veya ümmetimde kaderi inkar edenler yüzünden topluca yere batma olayları şekil değişimi şeklindeki belalar ve taşlar altında kalmak gibi felaketler ve yıkıntılar altında kalmak şeklinde toplu ölümler olacaktır.”

Müslim, Kader: 7; Tirmizi, Kader 16 Hn: 2152; İbn Mace, Fiten: 29 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Ebu Sahr’ın ismi Humeyd b. Ziyad’tır.

Sad b. ebi Vakkas r.a.’den rivayet edildiğine göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#626 مِنْ سَعَادَةِ ابْنِ آدَمَ رِضَاهُ بِمَا قَضَى اللَّهُ لَهُ، وَمِنْ شَقَاوَةِ ابْنِ آدَمَ، تَرْكُهُ اسْتِخَارَةَ اللَّهِ، وَمِنْ شَقَاوَةِ ابْنِ آدَمَ، سَخَطُهُ بِمَا قَضَى اللَّهُ لَهُ
“Ademoğlunun, Allah’tan kendisine takdir olunana razı olması onu mutlu eder. Kazaya razı olmayı terk etmesi ise onun bedbahtlığındandır. Yine Allah’tan hayır dilemeyi terk etmesi de bedbahtlığından olup, Allah’ın takdir ettiklerine kızgın olması da yine bedbahtlığındandır.

Tirmizi, Kader 15 Hn: 2151; Ahmed, Müsned Hn: 1447; Müsnedi Şaşi Hn: 185 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Muhammed b. Humeyd’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu kimseye Hammad b. ebî Humeyd’de denmektedir. Ebû İbrahim el Medenî’de denilmektedir. Hadisçiler yanında pek sağlam kişi sayılmaz.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#624 صِنْفَانِ مِنْ أُمَّتِي لَيْسَ لَهُمَا فِي الْإِسْلَامِ نَصِيبٌ: الْمُرْجِئَةُ، وَالْقَدَرِيَّةُ
“Ümmetimden iki grup vardır ki onların İslam’dan hiçbir payları yoktur; Mürcie ve Kaderiyye.”

Tirmizi, Kader 13 Hn: 2149; İbn Mace, Mukaddime: 10 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ömer, İbn Ömer, Rafi’ b. Hadiç’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis garib hasen sahihtir. Muhammed b. Rafî’, Muhammed b. Bişr vasıtasıyla Selam b. ebî Amre’den, İkrime ve İbn Abbâs’tan bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.

Ebu Huzame b. Yamir r.a'dan:

#623 أَنَّ رَجُلًا أَتَى النَّبِيَّ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ رُقًى نَسْتَرْقِيهَا، وَدَوَاءً نَتَدَاوَى بِهِ، وَتُقَاةً نَتَّقِيهَا، هَلْ تَرُدُّ مِنْ قَدَرِ اللَّهِ شَيْئًا؟ فَقَالَ: " هِيَ مِنْ قَدَرِ اللَّهِ
"Bir adam Rasülullah (s.a.v.)’e geldi ve şöyle dedi:“Ey Allah’ın Rasulü okumak ve ilaç kullanmak şeklindeki tedavi yollarımız ve yaptığımız perhizlerin Allah’ın kaderinden bir şeyi önleyeceği görüşünde misiniz? Rasülullah (s.a.v.) onlarda Allah’ın kaderindendir” buyurdu.

Müslim, Kader: 4; Tirmizi, Kader 12 Hn: 2148 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadisi sadece Zührî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Pek çok kimse aynı hadisi Sûfyân vasıtasıyla Zührî’den, Ebu Huzame’den ve babasından rivâyet etmişlerdir ki bu rivâyet daha sağlamdır. Yine değişik kimseler Zührî’den, Ebu Huzame’den ve babasından aynı hadisi bize rivâyet etmişlerdir.

Ebu Azze r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#622 إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ، جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً، أَوْ قَالَ: بِهَا حَاجَةً
“Allah bir kulun bir yerde ölmesine hükmetti ise o kimse için oraya veya orada kendisine bir iş çıkarır.”

Tirmizi, Kader 11 Hn: 2147; Usdül Gabe Hn: 1912. Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Ebu Azze sahabî olup ismi Yesar b. Abd’tir. Ebul Melih’in ismi ise Amir b. Üsame b. Umeyr el Huzeli’dir, kendisine Zeyd b. Üsame de denilir.

Abdullah b. Amr. r.a'dan Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#617 لَا يُؤْمِنُ عَبْدٌ حَتَّى يُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ، خَيْرِهِ وَشَرِّهِ
“Bir kul hayırı ve şerri ile kaderi iman etmedikçe iman etmiş olmaz."

Ahmed, Müsned Hn: 6946; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 7043 ve diğerleri.

Cabir b. Abdullah (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#616 لَا يُؤْمِنُ عَبْدٌ حَتَّى يُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ حَتَّى يَعْلَمَ أَنَّ مَا أَصَابَهُ لَمْ يَكُنْ لِيُخْطِئَهُ، وَأَنَّ مَا أَخْطَأَهُ لَمْ يَكُنْ لِيُصِيبَهُ
“Bir kul hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmedikçe; hatta başına gelen bir şeyin kendisinden şaşırıp başka bir tarafa gitmeyeceğine kendisini atlayan bir şeyin de kendisine dönüp gelmesine imkan olmadığına kesinlikle bilmedikçe gerçek imana erişmiş olamaz.”

Tirmizi, Kader 10 Hn: 2144; Taberi, Sarihis Sünne Hn: 20. Tirmizi: Bu konuda Ubade, Cabir, Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis garib olup sadece Abdullah b. Meymun’un rivâyetiyle bilmekteyiz. Abdullah b. Meymûn ise münker hadisler aktaran birisidir.

İbn Mesud r.a. dedi ki: Rasülullah s.a.v. aramızdan kalkıp şöyle buyurdu:

#615 لَا يُعْدِي شَيْءٌ شَيْئًا "، فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، الْبَعِيرُ الْجَرِبُ الْحَشَفَةُ نُدْبِنُهُ فَيُجْرِبُ الْإِبِلُ كُلُّهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : فَمَنْ أَجْرَبَ الْأَوَّلَ، لَا عَدْوَى وَلَا صَفَرَ، خَلَقَ اللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ وَكَتَبَ حَيَاتَهَا وَرِزْقَهَا وَمَصَائِبَهَا
“Bulaşıcılık yoktur.” Bir bedevi dedi ki: Uyuz bir deveyi ağıla alıyoruz sonunda tüm develer uyuz oluyor. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Peki ilk deveyi uyuz yapan kimdir? Bulaşıcılık ve uğursuzluk diye bir şey yoktur. Allah her canlıyı yaratmış onun hayatını rızkını ve başına geleceklerini de takdir etmiştir."

Tirmizi, Kader 9 Hn: 2143; Ahmed, Müsned Hn: 4186; Ebu Yala, Müsned Hn: 5182; Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, İbn Abbâs ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Basralı Muhammed b. Amr b. Safvân es Sekafî’den işittim Ali b. Medînî’nin şöyle söylediğini işittiğini bize aktardı: “Bana rükün ile makam arasında yemin ettirilse Abdurrahman b. Mehdî’den daha âlim bir kimse görmediğine yemin ederim.”

Selman Farisi r.a. dedi ki: Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#612 لَا يَرُدُّ الْقَضَاءَ إِلَّا الدُّعَاءُ، وَلَا يَزِيدُ فِي الْعُمْرِ إِلَّا الْبِرُّ
“Kazayı ancak dua önler, ömrü ise ancak iyilik artırır.”

Tirmizi, Kader 6 Hn: 2139; İbn Mace, Mukaddime: 10; Bezzar, Müsned Hn: 2540; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 3068; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 6128 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Esid’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis Selman hadisi olarak hasen garibtir. Bu hadisi sadece Yahya b. Zarîs’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû Mevdud iki kişidir. Birisine Fıdda denilir ki bu hadisi rivâyet etmiştir. Basralıdır. Diğeri ise Abdulaziz b. Ebû Süleyman’dır ve Medînelidir. Her ikisi de aynı dönemde yaşamışlardır.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#611 كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْمِلَّةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَوْ يُنَصِّرَانِهِ أَوْ يُشَرِّكَانِهِ "، قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَمَنْ هَلَكَ قَبْلَ ذَلِكَ؟ قَالَ: اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ بِهِ
“Her doğan İslam milleti üzere doğar Anne ve babası onu Yahudi, Hıristiyan ve Müşrik yaparlar. Denildi ki: Ya Yahudi Hıristiyan ve müşrik olmadan önce ölenler? Rasulullah (s.a.v.), onlar yaşamış olsalardı onların ne yapacaklarını Allah en iyi bilendir.”

Buhari, Hn: 1385; Müslim, Kader: 6; Tirmizi, Kader 5 Hn: 2138; Ebu Davud, Hn: 4714 ve diğerleri. Tirmizi:ž Ebu Küreyb ve Hüseyin b. Hureys dediler ki: Veki’, Ameş’den, Ebu Salih’den, Ebu Hüreyre’den bu hadisin mana olarak bir benzerini rivayet etmiştir. Ve şöyle demişlerdir: “Fıtrat dini üzere doğar” şeklinde. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Şu’be ve başkaları Ameş’den, Ebu Salih’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Bu konuda Esved b. Sürey’ın den de hadis rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Mesud r.a. dedi ki: Dosdoğru ve doğruluğu tasdik olunan Rasülullah (s.a.v.), bize şöyle anlattı:

#610 إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ فِي أَرْبَعِينَ يَوْمًا، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يُرْسِلُ اللَّهُ إِلَيْهِ الْمَلَكَ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعٍ يَكْتُبُ: رِزْقَهُ، وَأَجَلَهُ، وَعَمَلَهُ، وَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ، فَوَالَّذِي لَا إِلَهَ غَيْرُهُ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلَّا ذِرَاعٌ، ثُمَّ يَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيُخْتَمُ لَهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلَّا ذِرَاعٌ، ثُمَّ يَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيُخْتَمُ لَهُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا
"Sizden birinizin ana karnında yaratılma ve meydana gelme işi kırk günde tamamlanıyor. Sonra bu kadar zamanda alaka = pıhtılaşmış kan haline geliyor sonra bir o kadar zamanda Mudğa = bir parça et haline geliyor ve sonra Allah o parçaya bir melek gönderiyor ve melek ona ruh üflüyor ve O meleğe dört şeyi yazması emredilir. Rızkını, ecelini, amelini, mutlu mu mutsuz mu? Olacağını yazar. Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki; sizden biriniz Cennetlik kimsenin yaptığını yapacak, kendisiyle Cennet arasında bir arşınlık mesafe kalınca mutsuzluk yazgısı galip gelerek Cehennemlik kişilerin yapacakları işlerle defteri son bulacak ve dolayısıyla Cehenneme girecektir. Ve yine sizden biriniz Cehennemliklerin işledikleri işleri işleyecek ve tam o anda kendisiyle Cehennem arasına sadece bir arşınlık mesafe kalacak tam o anda mutluluk yazgısı galip gelip Cennetliklerin yaptığı işleri işleyip amel defteri kapatılacak ve Cennete girecektir."

Müslim, Kader: 1; Tirmizi, Kader 4 Hn: 2137; İbn Mace, Mukaddime: 10 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Beşşâr, Yahya b. Saîd’den, A’meş’den, Zeyd b. Vehb’den ve Abdullah b. Mes’ûd’tan bize aktarmıştır. Abdullah b. Mes’ûd: Rasûlullah (s.a.v.), bize şöyle anlattı diyerek hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre, Enes’den de hadis rivayet edilmiştir. Ahmed b. Hasan’dan işittim. Ahmed b. Hanbel’den şöyle işittiğini söyledi: “Yahya b. Saîd el Kattan gibisini şu gözlerim hiç görmedi.” Bu hadis hasen sahih olup, Şu’be ve Sevrî, Â’meş’den bir benzerini rivâyet etmişlerdir. Muhammed b. Âla, Vekî’ vasıtasıyla Ameş’den ve Zeyd’den bu hadisin bir benzerini aktarmışlardır.

Ali r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) ile beraber olduğumuz bir sırada elindeki değnekle yeri eşelerken birden bire başını göğe kaldırdı ve şöyle buyurdu:

#609 مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا قَدْ عُلِمَ، وَقَالَ وَكِيعٌ: إِلَّا قَدْ كُتِبَ مَقْعَدُهُ مِنَ النَّارِ، وَمَقْعَدُهُ مِنَ الْجَنَّةِ " قَالُوا: أَفَلَا نَتَّكِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: لَا، اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ
“Hiçbir kimse yoktur ki Cennet’teki yeri ve Cehennem’deki yeri bilinmemiş olsun Veki’: Takdir edilmemiş olsun diyor.” Ashab: “Ey Allah’ın Rasülü! O halde işi oluruna bırakıp Allah’a tevekkül mü? Edelim” deyince: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayır çalışıp çabalayın herkes yaratıldığı şeyi kolaylıkla başaracaktır.”

Buhari, Cenaiz: 27; Müslim, Kader: 17; Tirmizi, Kader 3 Hn: 2136 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Nebi sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#608 احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى، فَقَالَ مُوسَى: يَا آدَمُ، أَنْتَ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ أَغْوَيْتَ النَّاسَ وَأَخْرَجْتَهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ، قَالَ: فَقَالَ آدَمُ: وَأَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِكَلَامِهِ أَتَلُومُنِي عَلَى عَمَلٍ عَمِلْتُهُ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيَّ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ، قَالَ: فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى
“Adem ve Musa karşılıklı münakaşa ettiler. Musa dedi ki: Ey Adem, Allah; seni eliyle yaratıp, sana ruhundan üfürüp, can verdi. (Sen de Cennet’te yasak meyveden yemek suretiyle) insanların Cennet’ten çıkarılmalarına sebep oldun. Adem de dedi ki: Sen de Allah’ın konuşmak için seçtiği Musa’sın, gökleri ve yeri yaratmadan önce Allah’ın benim hakkımda yazdığı bir işi işledim diye beni niçin kınıyorsun? Rasulullah (s.a.v.), böylece Adem, Musa’ya sağlam delilli konuşmasıyla galip geldi” buyurdu.

Müslim, Kader: 2; Tirmizi, Kader 2 Hn: 2134; İbn Mace: Mukaddime: 10 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ömer ve Cündüp’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis bu şekliyle Süleyman et Teymi’nin, A’meş’den rivâyeti olarak bu şekliyle hasen sahih garibtir. A’meş’in bazı arkadaşları A’meş’den, Ebu Salih’den ve Ebu Hüreyre’den bu hadisin bir benzerini aktarmışlardır. Bir kısım kimselerde Ameş’den, Ebu Salih’den, Ebu Said’den diyerek rivâyet ettiler. Aynı hadis değişik bir şekilde Ebu Hüreyre’den yine rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Amr (r.a.) dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem'i işittim şöyle buyuruyordu:

#263 إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ خَلَقَ خَلْقَهُ فِي ظُلْمَةٍ، فَأَلْقَى عَلَيْهِمْ مِنْ نُورِهِ، فَمَنْ أَصَابَهُ مِنْ ذَلِكَ النُّورِ اهْتَدَى، وَمَنْ أَخْطَأَهُ ضَلَّ، فَلِذَلِكَ أَقُولُ: جَفَّ الْقَلَمُ عَلَى عِلْمِ اللَّهِ
Allah yaratıklarını karanlık içerisinde yarattı kendi nurundan da onlara bir nur uzattı. O nurdan kime bir parça isabet ederse hidayeti bulur. Kime de o nurdan bir parça ulaşmazsa sapıklıkta kalır. İşte bunun için Allah’ın ilmi üzere kalem ve mürekkep kurudu diyorum.”

Tirmizi, İman 18 Hn: 2642; Ahmed, Müsned Hn: 27761; Ebu Davud Tayalisi, Müsned Hn: 2405; Karayabi, Kader Hn: 65 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Aişe r.a'dan rivayet edildiğine göre Resulüllah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#58 لا يَنْفَعُ حَذَرٌ مِنْ قَدَرٍ، وَالدُّعَاءُ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ، وَإِنَّ الدُّعَاءَ لَيَلْقَى الْبَلاءَ فَيَعْتَلِجَانِ إِلَيَّ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
"Kaderden kaçmak bir işe yaramaz. Buna karşılık dua etmek yararlı olur. Sanırım 'Kader inmedikçe' (dua edilir) dedi. Dua, bela ile karşılaşır, kıyamete kadar birbiriyle mücadele ederler."

Beyhaki, Kaza ve Kader Hn: 189; Keşful Estar Hn: 2163 ve diğerleri.

Ebu Musa r.a'dan rivayet edildiğine göre Resüllah s.a.v. şöyle buyurdu:

#57 مَثَلُ الْقَلْبِ مَثَلُ الرِّيشَةِ تُقَلِّبُهَا الرِّيَاحُ بِفَلَاةٍ
"Kalp, rüzgarın sahrada bir oraya bir bu­raya savurduğu tüy gibidir."

İbn Mace, Sünen Hn: 88; Bezzar, Müsned Hn: 3037 ve diğerleri.

Muaviye r.a'dan rivayet edildiğine göre Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş:

#56 لا تَعْجَلَنَّ إِلَى شَيْءٍ تَظُنُّ أَنَّكَ إِنِ اسْتَعْجَلْتَ إِلَيْهِ أَنَّكَ مُدْرِكُهُ، وَلا تَسْتَأْخِرَنَّ عَنِ شَيْءٍ تَظُنُّ أَنَّكَ إِنِ اسْتَأْخَرْتَ عَنْهُ أَنَّهُ مَدْفُوعٌ عَنْكَ، إِنْ كَانَ اللَّهُ قَدْ قَدَّرَهُ عَلَيْكَ
"Yetişeceğim zannederek bir şey için ace­le etme! Allah onu sana takdir etmemişse ona asla yetişemezsin. Geciktiğim zaman ona eri-şemem diye geri de kalma! Allah sana onu takdir etmişse mutlaka onu elde edersin."

Taberani, Mucemül Evsat Hn: 3391 ve diğerleri.

Huzeyfe r.a'dan rivayet edildiğine Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş:

#55 خَلَقَ اللَّهُ كُلَّ صَانِعٍ، وَصَنْعَتَهُ
"Allah her sanatçıyı ve sanatını (birlikte) yaratmıştır."

Bezzar, Müsnned Hn: 2837; Keşful Estar Hn: 2158.

Ebud Derda r.a. dedi ki: Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#54 فَرَغَ الله إِلَى كُلِّ عَبْدٍ مِنْ خَمْسٍ مِنْ أَجَلِهِ وَرِزْقِهِ وعمله ومضجعه وَشَقِيٍّ أَمْ سَعِيدٍ
"Allah her kulun beş işini bitirmiştir: 'Eceli, rızkı, ameli, yatacağı yeri, şaki (mut­suz) ya da said (mutlu) olacağı'."

Ahmed, Müsned Hn: 21215; Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir vel-Evsat

Aişe r.a'dan rivayet edildiğine göre: Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş:

#53 مَنْ تَكَلَّمَ فِي شَيْءٍ مِنَ الْقَدَرِ سُئِلَ عَنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ لَمْ يَتَكَلَّمْ فِيهِ لَمْ يُسْأَلْ عَنْهُ
"Kim kader hakkında bir şey konuşursa kıyamet gününde ondan sondur. Kim de bir şey konuşmazsa kıyamet gününde bu hususta sorguya çekilmez."

İbn Mace Kader Hn: 84; Beyhaki, Elkadai Vel Kader Hn: 318 ve diğerleri. İsnadı leyyindir.

Abdullah b. Amr b. As dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bir gün elinde iki kitap olduğu halde çıkageldi ve şöyle buyurdu:

#51 أَتَدْرُونَ مَا هَذَانِ الْكِتَابَانِ ؟ " فَقُلْنَا: لَا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِلَّا أَنْ تُخْبِرَنَا، فَقَالَ لِلَّذِي فِي يَدِهِ الْيُمْنَى: " هَذَا كِتَابٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ، فِيهِ أَسْمَاءُ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَأَسْمَاءُ آبَائِهِمْ وَقَبَائِلِهِمْ، ثُمَّ أُجْمِلَ عَلَى آخِرِهِمْ، فَلَا يُزَادُ فِيهِمْ وَلَا يُنْقَصُ مِنْهُمْ أَبَدًا "، ثُمَّ قَالَ لِلَّذِي فِي شِمَالِهِ: " هَذَا كِتَابٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ، فِيهِ أَسْمَاءُ أَهْلِ النَّارِ وَأَسْمَاءُ آبَائِهِمْ وَقَبَائِلِهِمْ، ثُمَّ أُجْمِلَ عَلَى آخِرِهِمْ فَلَا يُزَادُ فِيهِمْ وَلَا يُنْقَصُ مِنْهُمْ أَبَدًا "، فَقَالَ أَصْحَابُهُ: فَفِيمَ الْعَمَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنْ كَانَ أَمْرٌ قَدْ فُرِغَ مِنْهُ، فَقَالَ: " سَدِّدُوا وَقَارِبُوا فَإِنَّ صَاحِبَ الْجَنَّةِ يُخْتَمُ لَهُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَإِنْ عَمِلَ أَيَّ عَمَلٍ، وَإِنَّ صَاحِبَ النَّارِ يُخْتَمُ لَهُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنْ عَمِلَ أَيَّ عَمَلٍ "، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ بِيَدَيْهِ فَنَبَذَهُمَا، ثُمَّ قَالَ: " فَرَغَ رَبُّكُمْ مِنَ الْعِبَادِ، فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِير
Bu iki kitabın ne olduğunu biliyor musunuz? Biz de hayır Ey Allah’ın Rasulü! Sen bize bildirirsen biliriz dedik. Bunun üzerine sağ elindeki kitap için; bu kitap alemlerin rabbinden bir kitap olup Cennetlik kimselerin isimleri babalarının isimleri ve kabilelerin isimleri bu kitaptadır. Cennetliklerin sonuncusuna varıncaya kadar yazılmış ve toplanmıştır. Bunların sayısı artırılıp eksiltilmeyecektir. Sonra sol elindeki kitap için, bu kitap ta alemlerin Rabbin’den bir kitap olup Cehennemlik kimselerin, babalarının ve kabilelerinin isimlerini içermekte olup Cehennemliklerin sonuncusuna varıncaya kadar yazılmış ve toplanmıştır. Bunların sayısı da artırılıp eksiltilmeyecektir, buyurdu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.)’in ashabı Ey Allah’ın Rasulü! Dediler. Durum önceden tamamlanmış ve bitirilmiş ise çalışıp çabalamamız ne işe yarar? Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Dosdoğru olun! Hayırlı amellerinizi artırın. Çünkü Cennetlik kişinin ameli hangi işi işlerse işlesin Cennetlik kişilerin ameliyle son bulacaktır. Cehenneme girecek kimse de hangi ameli işlemiş olursa olsun onun ameli de Cehennemlik kişilerin amelleriyle son bulacaktır. Sonra Rasulullah (s.a.v.), O iki kitabı elinden bıraktı ve şöyle buyurdu: “Rabbiniz kulların yapacakları her şeyi bildiğinden dolayı ona göre kaderlerini yazıp bitirmiştir. Bir kısmı Cennetlik bir kısmı da Cehennemlik olacaktır.”

Tirmizi, Kader 8, Hn: 2141; İbn Mace, Mukaddime: 10.

Ali r.a. den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#50 لَا يُؤْمِنُ عَبْدٌ حَتَّى يُؤْمِنَ بِأَرْبَعٍ: يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنِّي مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ بَعَثَنِي بِالْحَقِّ، وَيُؤْمِنُ بِالْمَوْتِ، وَبِالْبَعْثِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَيُؤْمِنُ بِالْقَدَرِ
“Kişi şu dört şeye iman etmedikçe mümin olamaz; 1- Allah’tan başka hiçbir ilah ve otoritenin olmadığına, 2- Benim Allah’ın Rasulü olduğuma ve beni hak ile gönderdiğine, 3- Ölüme ve ölümden sonraki dirilmeye inanacak, 4- Kadere de mutlaka iman edecektir.”

Tirmizi, Kader 10, Hn: 2145; İbn Mace, mukaddime: 10.

Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki: Rasülullah (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu işittim:

#49 قَدَّرَ اللَّهُ الْمَقَادِيرَ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِخَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
“Allah; her şeyi ve herkesin kaderini gökler ve yeryüzü yaratılmadan elli bin sene önce yazıp takdir etmiştir.”

Müslim, Kader: 4; Tirmiz, Kader 18, Hn: 2156, Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir dedi.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Kureyş müşrikleri Rasülullah (s.a.v.)’in yanına gelerek kader konusunda tartışmaya girdiler de şu ayetler nazil oldu:

#48 يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ { 48 } إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ 49
“Yüzükoyun ateşe sürüklenecekleri o gün onlara şöyle denilecek: Cehennem ateşinin yakışını tadın bakalım şüphesiz biz her şeyi belli bir plan ve ölçüye göre yarattık.” (Kamer Suresi: 48-49).

Müslim, Kader: 4; Tirmizi, Kader 19; Hn: 2157; İbn Mace, Mukadime: 10. Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Kubeysa ve Abdurrahman b. Zeyd, geçen hadisin bir benzerini bize aktarmışlardır.

Abdullah b. Ömer (r.a.) dedi ki: “Ömer r.a: Ey Allah’ın Rasülü! Dedi; Yapmakta olduğumuz işlerin yeni meydana gelmiş bir iş mi? Yoksa önceden takdir edilip biz

#47 فِيمَا قَدْ فُرِغَ مِنْهُ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ، وَكُلٌّ مُيَسَّرٌ، أَمَّا مَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ السَّعَادَةِ فَإِنَّهُ يَعْمَلُ لِلسَّعَادَةِ، وَأَمَّا مَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الشَّقَاءِ فَإِنَّهُ يَعْمَلُ لِلشَّقَاءِ
“Ey Hattab oğlu Ömer önceden takdir edilip tamamlanan bir iş için çalışıp çabalıyoruz. Herkes kendisine takdir edilen işi kolaylıkla başaracaktır. Ne varki; mutluluk ehlinden olan şüphesiz mutluluk için çalışıp çabalayacaktır, Bedbaht yani mutsuz olanlar ise mutsuzluk için çalışıp çabalayacaktır.”

Tirmizi, Kader 3, Hn: 2135; Ahmed, Müsned Hn: 5118; Abdullah b. Ahmed, es-Sünne Hn: 759. Tirmizi: Bu konuda Ali, Huzeyfe b. Üseyd, Enes, İmran b. Hüsayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Eb Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah s.a.v. buyurdu ki:

#46 احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى، فَقَالَ مُوسَى: يَا آدَمُ، أَنْتَ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ أَغْوَيْتَ النَّاسَ وَأَخْرَجْتَهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ، قَالَ: فَقَالَ آدَمُ: وَأَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِكَلَامِهِ أَتَلُومُنِي عَلَى عَمَلٍ عَمِلْتُهُ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيَّ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ، قَالَ: فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى
“Adem ve Musa karşılıklı münakaşa ettiler. Musa dedi ki: Ey Adem, Allah; seni eliyle yaratıp, sana ruhundan üfürüp, can verdi. (Sen de Cennet’te yasak meyveden yemek suretiyle) insanların Cennet’ten çıkarılmalarına sebep oldun. Adem de dedi ki: Sen de Allah’ın konuşmak için seçtiği Musa’sın, gökleri ve yeri yaratmadan önce Allah’ın benim hakkımda yazdığı bir işi işledim diye beni niçin kınıyorsun? Rasulullah (s.a.v.), böylece Adem, Musa’ya sağlam delilli konuşmasıyla galip geldi buyurdu."

Müslim, Kader: 2; Tirmizi, Kader 2, Hn: 2134; İbn Mace: Mukaddime: 10.

Ebu Hüreyre r.a'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:

#45 أَبِهَذَا أُمِرْتُمْ، أَمْ بِهَذَا أُرْسِلْتُ إِلَيْكُمْ، إِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ حِينَ تَنَازَعُوا فِي هَذَا الْأَمْرِ عَزَمْتُ عَلَيْكُمْ أَلَّا تَتَنَازَعُوا فِيهِ
"Bununla mı emredildiniz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim. Bilin ki, sizden öncekileri, dini meselelerdeki münakaşalarının çokluğu ve peygamberleri hakkında düştükleri ihtilafları helak etmiştir." Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: "Kader hususunda münakaşa etmemeniz için yemin verdim."

Tirmizi, Kader 1 Hn: 2133; Ebu Yala, Müsned Hn; 6045; Abdullah Ensari, Zemmul Kelam ve Ehlihi Hn: 52; Tirmizi, Hadis gariptir dedi.

İbni Ömer r.a'dan Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#12 الْقَدَرِيَّةُ مَجُوسُ هَذِهِ الْأُمَّةِ إِنْ مَرِضُوا فَلَا تَعُودُوهُمْ وَإِنْ مَاتُوا فَلَا تَشْهَدُوهُمْ
“Kaderiye fırkası, bu ümmetin Mecusileridir, eğer hastalanırlarsa ziyaret etmeyin, ölürlerse cenazelerine katılmayın.”

Ebu Davud, Sünnet 17 Hn: 4691ve diğerleri