Toplam 19,118 Hadis
Konular

İmanın Alametleri Kategorisi

Abdullah b. Haşim (r.a.) dedi ki: Birgün bizler Nebi (s.a.v.) ile beraber iken, O, Ömer (r.a.)'ın eini tuttu. Bunun üzerine Ömer r.a. (Nebi s.a.v. hitaben) dedi ki:

#5,226 كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ وَهُوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، فَقَالَ لَهُ عُمَرُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ إِلَّا مِنْ نَفْسِي، فَقَالَ النَّبِيُّ : " لَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْكَ مِنْ نَفْسِكَ "، فَقَالَ لَهُ عُمَرُ: فَإِنَّهُ الْآنَ وَاللَّهِ لَأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ نَفْسِي، فَقَالَ النَّبِيُّ : " الْآنَ يَا عُمَرُ
“Ey Allah'ın Rasülü sen bana, nefsim hariç her şeyden daha fazla sevimlisin”. Nebi (s.a.v) ise O'na “Hayır ey Ömer, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki; sen beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın” demiştir. Hz. Ömer (r.a)'da O'na; “vallahi şimdi sen bana nefsimden de daha fazla sevimlisin” dediğinde, Hz. Peygamber (s.a.v); “şimdi imanının kemale ermiştir ey Ömer” demiştir.

Ahmed, Müsned Hn: 17586-18481-21996; Buhari, Sahih Hn: 6632; Bahrul Zehhar bi Müsnedi Bezzar Hn: 3459; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 317; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 1379 ve diğerleri.

Abdullah (b. Mesud) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Rasülullah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#5,225 وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُؤْمِنَ قَلْبُهُ، وَلا يُؤْمِنَ قَلْبُهُ حَتَّى يَؤمَنَ جَارُهُ بَوَائِقَهُ ". قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ ! مَا بَوَائِقُهُ؟ قَالَ: " غَشْمُهُ وَظُلْمُهُ
"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim kisizden biriniz kalbi ile inanmadıkça iman etmiş olamaz. ve komşuları kötülüğünden emin olmadıkça ise kalbiyle iman etmiş olmaz (imanı kemale ermez). denildi ki: Ey Allah'ın Rasülü onun şerri nedir? buyurdu ki: Onu (Komşusunu) aldatması ve zulmet (haksızlık)mesidir."

Mervezi, Tazimu Kadris Salat Hn: 624.

Ebu Hüreyre r.a dan Peygamber efendimiz s.a.v şöyle buyurdular:

#1,923 مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَجِدَ طَعْمَ الإِيمَانِ فَلْيُحِبَّ الْمَرْءَ لا يُحِبُّهُ إِلا لِلَّهِ
''İmanın tadına ermek isteyen insanları yalnız Allah rızası için sevsin''

Tahavi, Müskilil Eser hadis no: 3220; İmam Ahmed, Müsned hadis no: 7769; İshak bin Rahuvey, Müsned hadis no: 311; İbn Cad, Müsned hadis no: 1462; Hakim, Müstedrek hadis no: 7393; Beğavi, Şerhus Sünne hadis no: 3374. Hakim isnadı sahihtir dedi. Lakin hadis bu tarikten hasendir.

Cabir'den naklen rivayet etti ki:

#975 َنَّ رَجُلًا، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: أَرَأَيْتَ إِذَا صَلَّيْتُ الصَّلَوَاتِ الْمَكْتُوبَاتِ، وَصُمْتُ رَمَضَانَ، وَأَحْلَلْتُ الْحَلَالَ، وَحَرَّمْتُ الْحَرَامَ، وَلَمْ أَزِدْ عَلَى ذَلِكَ شَيْئًا، أَأَدْخُلُ الْجَنَّةَ؟ قَالَ: نَعَمْ ، قَالَ: وَاللَّهِ لَا أَزِيدُ عَلَى ذَلِكَ شَيْئًا
Bir adam Resulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e sormuş. Ve: "Ne buyurursun? Farz namazları kıldığım, Ramazanı tuttuğum, he­lali helal, haramı haram tanıdığım ve bunların üzerine hiç bir şey ziyade etmediğim zaman ben cennete girer miyim? demiş. Peygamber s.a.v: "Evet- buyurmuş. Adam: "Vallahi bunun üzerine hiç bir şey ziyade etmem., demiş.

Müslim, İman 5 Hn: 16 ve diğerleri.

Cabir r.a. dedi ki:

#974 أَتَى النَّبِيَّ النُّعْمَانُ بْنُ قَوْقَلٍ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، " أَرَأَيْتَ إِذَا صَلَّيْتُ الْمَكْتُوبَةَ، وَحَرَّمْتُ الْحَرَامَ، وَأَحْلَلْتُ الْحَلَالَ، أَأَدْخُلُ الْجَنَّة؟ فَقَالَ النَّبِيُّ : نَعَمْ
“Numan b. Kavkal, Peygamber (s.a.v.)'e gelip ona: “Ey Allah'ın resulü! Ne dersin? Farz olan namazı kıldığım, haramı ha­ram ve helali de helal bildiğim zaman cennete girer miyim?” diye sordu. Pey­gamber (s.a.v.): “Evet” buyurdu.

Müslim, İman 4 Hn: 16; Ahmed, Müsned, 3/316; Ebu Avane, Müsned, 1/4-5; Ebu Yala, Müsned, 3/445; Beyhakî, Sünenü'l-Kübrâ, 10/9.

Ebu Eyyub r.a. dedi ki:

#973 جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ فَقَالَ: دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ أَعْمَلُهُ يُدْنِينِي مِنَ الْجَنَّةِ، وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ، قَالَ: " تَعْبُدُ اللَّهَ، لَا تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ ذَا رَحِمِكَ "، فَلَمَّا أَدْبَرَ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : إِنْ تَمَسَّكَ بِمَا أُمِرَ بِهِ، دَخَلَ الْجَنَّةَ
Bir adam Nebi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Bana bir iş, amel göster ki onu yaptığım takdirde beni cennete yaklaştır­sın ve cehennemden uzaklaştırsın" dedi. Nebi s.a.v: "Allah'a ibadet eder; ona hiç bir şey şerik koşmazsın. Namazı dosdoğru kılar, zekatı verirsin. Akrabana da iyilik edersin.» buyurdu. O zat dönüp gidince Resulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : "Eğer emrolunduğu şeylere sımsıkı sarılırsa cennete girmiştir" buyurdu. İbni Ebi Şeybe 'nin rivayetinde: "Eğer bunlara sımsıkı sarılırsa buyrulmuştur.

Müslim, İman 4 Hn: 15.

Ebu Hüreyre r.a'dan:

#972 أَنَّ أَعْرَابِيًّا، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ، إِذَا عَمِلْتُهُ دَخَلْتُ الْجَنَّةَ، قَالَ: " تَعْبُدُ اللَّهَ، لَا تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ الْمَكْتُوبَةَ، وَتُؤَدِّي الزَّكَاةَ الْمَفْرُوضَةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ "، قَالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَا أَزِيدُ عَلَى هَذَا شَيْئًا أَبَدًا، وَلَا أَنْقُصُ مِنْهُ، فَلَمَّا وَلَّى، قَالَ النَّبِيُّ : " مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ، فَلْيَنْظُرْ إِلَى هَذَا
“Bir bedevi, Resulullah (s.a.v.)'e gelip ona: “Ey Allah'ın resulü! Bana öyle bir amel göster ki, onu yaptığım zaman cennete gireyim” dedi. Resulullah (s.a.v.): “Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayarak O'na kulluk etmen, farz olan na­mazı dosdoğru kılman, farz olan zekatı vermen ve Ramazan orucunu tutman” buyurdu. Bedevi: “Nefsimi elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, ebediyen bun(lar)a ne fazla bir şey yaparım ve ne de eksik bir şey bırakırım” dedi. Resulullah (s.a.v.): “Cennetliklerden birisini görmek isteyen, işte şu adama baksın” buyur­du.

Buhari, Zekat 1; Müslim, İman 4 Hn: 16 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#266 وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى أَمْرٍ إِذَا أَنْتُمْ فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmedikçe Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.”

Müslim, İman: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 1 Hn: 2688; Ebu Davud, Edeb: 27 ve diğerleri. Tirmizi:ž Bu konuda Abdullah b. Selam’dan, Şüreyh b. Hani’den ve babasından Abdullah b. Amr’dan, Bera’dan, Enes’den ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Said el-Hudri (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#245 إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَتَعَاهَدُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ:ف إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَق
Bir kimsenin mescidle ilgilenip oraya gidip geldiğini görürseniz onun imanına şahid olunuz. Çünkü Allah: (9 tevbe: 18) de şöyle buyurur: Allah’ın mescidlerini ziyaret etmek yahut onları onarıp gözetmek, canlı tutup, zirvede kalmasını sağlamak ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan namazlarında dosdoğru ve devamlı olan, zekatlarını veren Allah’tan başka kimseden korkup çekinmeyen kimselere aittir. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır” buyuruyor.

Tirmizi, İman 8 Hn: 2617; İbn Mace, Mesacid: 18 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir.

Muaz İbnu Cebel r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) ile bir yolculukta beraberdim yolda yürürken yanına yakın oldum Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim; “Bana öyle bir amel öğret ki beni Cehennem’den uzaklaştırıp Cennete koysun!” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

#244 تَعْبُدُ اللَّهَ وَلَا تُشْرِكْ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ، وَتَحُجُّ الْبَيْتَ " ثُمَّ قَالَ: " أَلَا أَدُلُّكَ عَلَى أَبْوَابِ الْخَيْرِ: الصَّوْمُ جُنَّةٌ، وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، وَصَلَاةُ الرَّجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ، قَالَ ثُمَّ تَلَا:ف تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِق حَتَّى بَلَغَف يَعْمَلُونَق، ثُمَّ قَالَ: " أَلَا أُخْبِرُكَ بِرَأْسِ الْأَمْرِ كُلِّهِ وَعَمُودِهِ وَذِرْوَةِ سَنَامِهِ؟ " قُلْتُ: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: " رَأْسُ الْأَمْرِ الْإِسْلَامُ، وَعَمُودُهُ الصَّلَاةُ، وَذِرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ "، ثُمَّ قَالَ: " أَلَا أُخْبِرُكَ بِمَلَاكِ ذَلِكَ كُلِّهِ؟ " قُلْتُ: بَلَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ، فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ قَالَ: " كُفَّ عَلَيْكَ هَذَا "، فَقُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ؟ فَقَالَ: " ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ أَوْ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلَّا حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ
Her konuda ve her zaman kulluğu Allah’a yapar ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazını devamlı ve düzgün kılarsın, zekatını verir, Ramazan orucunu tutar, haccedersin...” Sonra şöyle devam etti: “Sana hayır yollarını göstereceğim oruç kalkandır. Sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları siler süpürür. Kişinin gece kıldığı namazda yine hataları siler süpürür.” Muaz dedi ki: Sonra, Rasulullah (s.a.v.), 32 Secde suresi16-17. ayetini: “Onlar yataklarından geceleri kalkarak korku ve ümid içerisinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçimlik verdiğimiz şeylerden başkalarına harcayandır. Böyle davranan mü’minlere gelince yaptıklarından dolayı mükafat olarak öteki dünyada onlara şimdiye kadar gizli kalan göz aydınlığı olarak onlar için nelerin saklanıp bekletildiğini hiç kimse bilip hayal edemez” okudu ve şöyle buyurdu: “Sana bütün işlerin başını, direğini ve en üst noktasını bildireyim mi? Bende evet, Ey Allah’ın Rasulü! Dedim. Şöyle buyurdu: “Her işin başı İslam, yani iradeyi Allah’a teslim etmek demektir. Direği namaz, zirvesi ve üst noktası da cihad tır.” Sonra şöyle devam etti: “Sana tüm bunların can damarını bildireyim mi?” Bende evet Ey Allah’ın Peygamberi dedim. “Rasulullah (s.a.v.) dilini tuttu ve kendi rahatlığın için şunu tut buyurdular.” Ben de Ey Allah’ın Rasulü!: Bizler konuşmalarımız yüzünden sorguya çekilecek miyiz? Dedim. Şöyle dedi: “Anan hasretine yansın Ey Muaz! İnsanları yüzü koyun ve burunları yerde süründürerek Cehenneme dolduran dillerin kazandığından başkası değildir.”

Buhari, İman: 2; Müslim, İman: 12; Tirmizi, İman 8 Hn: 2616 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Hkh

Aişe (r.anha) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#242 إِنَّ مِنْ أَكْمَلِ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا وَأَلْطَفُهُمْ بِأَهْلِهِ
“Müminlerin iman yönünden en yoğunu ahlak bakımından en güzel olanı ve çoluk çocuğuna karşı iyi ve yumaşak davranıp bağışı bol olandır.”

Buhari, İman: 33; Ebu Davud, Edeb: 15; Tirmizi, İman 6 Hn: 2612 ve diğerleri. Bu konuda Ebü Hüreyre ve Enes b. Malik’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis sahih olup sadece Ebû Kılâbe’nin, Âişe’den işitmesiyle biliyoruz. Ebû Kılâbe, Âişe’nin süt çocuğu Abdullah b. Yezîd vasıtasıyla Âişe’den bu hadisten başka bir hadis daha rivâyet etmiştir. Ebû Kılâbe’nin adı Abdullah b. Zeyd el Cermî’dir. İbn ebî Ömer Sûfyân’dan aktararak şöyle dedi: Eyyûb es Sahtiyanî, Ebû Kılâbe’den bahsetti ve: “Vallahi aklı başında fıkıhçılardandı” dedi.

Ali r.a dedi ki: Resülulllah (s.a.v) bana:

#223 أَنْ لَا يُحِبُّنِي إِلَّا مُؤْمِنٌ، وَلَا يَبْغُضُنِي إِلَّا مُنَافِقٌ
"Beni ancak Mü’min kimsenin seveceğini ve bana münafığın buğz edeceğini” bildirdi.

Buhari, İman: 10; Tirmizi, İman: 14; Nesai İman 20 Hn: 5022 ve diğerleri.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#222 حُبُّ الْأَنْصَارِ آيَةُ الْإِيمَانِ، وَبُغْضُ الْأَنْصَارِ آيَةُ النِّفَاقِ
“Ensarı sevmek İman’ın alameti, Ensara buğz etmek ise münafıklığın alametidir.”

Buhârî, İman: 10; Müslim, İman: 16; Nesai, İman ve Şearihi: 19 Hn: 5019 ve diğerleri.

Ali (r.a) dedi ki: Ümmi (okuması yazması olmayan) olan Nebi (s.a.v)’in benim hakkımdaki sözü şöyledir:

#221 لَا يُحِبُّكَ إِلَّا مُؤْمِنٌ، وَلَا يَبْغُضُكَ إِلَّا مُنَافِقٌ
“Seni ancak Mü’min sever sana da ancak münafık buğz eder.”

Buhârî, İman: 10; Müslim, İman: 16; Nesai, İman ve Şearihi19 Hn: 5018 ve diğerleri.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#220 لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
“Hiçbiriniz kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe gerçek Mü’min olamazsınız.”

Buhari, İman: 7; Müslim, İman: 16; Nesai, İman ve Şearihi: 19 Hn: 5016 ve diğerleri.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#219 وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ مِنَ الْخَيْرِ
“Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki; hiç biriniz hayır konularında kendi canı için sevip hoşlandığı şeyi Mümin kardeşi için de sevmedikçe gerçek Mümin olamaz.”

Müslim, İman: 16; Tirmizi, İman: 17; Nesai, İman ve Şearihi 19 Hn: 5017; Ebu Yala, Müsned Hn: 3151; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 8861; İbn Mende, İman Hn: 293 ve diğerleri

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#218 وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَلَدِهِ وَوَالِدِهِ
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki: “Hiç biriniz beni çocuğundan ve babasından daha çok sevmedikçe gerçek Mü’min olmazsınız.”

Buhari, İman: 7; Müslim, İman: 16; Nesai, İman 19 Hn: 5015; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 3338; İbn Arabi, Mucem Hn: 1047; ve diğerleri.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#217 لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ مَالِهِ وَأَهْلِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
“Hiçbiriniz beni malından, çoluk çocuğundan ve tüm insanlardan daha çok sevmedikçe gerçek Mü’min olamazsınız.”

Müslim, İman: 16; Nesai, İman 19 Hn: 5014; İbn Mâce, Mukaddime: 9 ve diğerleri.

Enes (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#216 لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَلَدِهِ وَوَالِدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
“Hiçbiriniz beni çocuğundan, babasından ve tüm insanlardan daha çok sevmedikçe gerçek Mümin olamazsınız.”

Ahmed, Müsned Hn: 13499; Müslim, İman: 16 Hn 46; Nesai, İman ve Şearihi: 19 Hn: 5013-5014; İbn Mâce, Mukaddime: 9 Hn: 67; İbn Hibban, Sahih Hn: 179 ve diğerleri.

Enes b. Malik r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#195 ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ وَطَعْمَهُ: أَنْ يَكُونَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا، وَأَنْ يُحِبَّ فِي اللَّهِ، وَأَنْ يَبْغُضَ فِي اللَّهِ، وَأَنْ تُوقَدَ نَارٌ عَظِيمَةٌ فَيَقَعَ فِيهَا أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا
“Üç özellik kimde bulunursa o kimse imanın zevkine varır ve tadını alır. 1. Allah ve Rasulünü herkesten ve her şeyden çok sevmektir. 2. Allah için sevip Allah için buğz etmektir. 3. Allah’a ortak koşmaktansa büyük bir ateşe atılmaya razı olmaktır.”

Buhari, İman: 8 Hn: 16; Müslim, İman: 15 Hn: 44; Nesai, İman 2 Hn: 4987-4988-4989 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’e hangi amel daha değerli ve kıymetlidir diye sorulduğunda

#194 إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ، قِيلَ: ثُمَّ مَاذَا؟، قَالَ: جِهَادٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، قِيلَ: ثُمَّ مَاذَا؟، قَالَ: حَجٌّ مَبْرُورٌ
“Allah’a ve Rasulüne iman etmektir” buyurdu. Sonra hangi amel denildi? “Cihad tüm amellerin zirvesidir” buyurdu. Sonra hangi amel denildi? “Kabul edilmiş hac” buyurdular.

Buhari, Sahih Hn: 1519; Müslim, İman Hn: 85; Tirmizi, Fadailil Cihad 22 Hn: 1628; Nesai, Cihad: 17; İbn Mace, Cihd: 1 ve diğerleri ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Hüreyre’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Hubşi el Hasami r.a dedi ki: Rasülullah (s.a.v)’e: “Hangi amel daha değerli ve kıymetlidir?” diye soruldu. O da şöyle buyurdu:

#193 أَيُّ الْأَعْمَالِ أَفْضَلُ؟ فَقَالَ: " إِيمَانٌ لَا شَكَّ فِيهِ، وَجِهَادٌ لَا غُلُولَ فِيهِ، وَحَجَّةٌ مَبْرُورَةٌ
“İçersinde hiç şüphe olmayan iman, Allah’ın rızası kastedilen ve ganimet malı çalmaksızın yapılan cihad, Allah’ın rızası dışında başka şeyler karışmayan ve Allah’ın kabul ettiği hactır.”

Müsned: 14854; Tirmizi, Fedailü’l Cihad: 22

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Resülulllah s.a.v. şöyle buyurdu:

#13 الْحَيَاءُ مِنَ الْإِيمَانِ، وَالْإِيمَانُ فِي الْجَنَّةِ،
“Haya imandandır iman edenin yeri ise cennettir."

Tirmizi, Sünen Hn: 2009; Ahmed, Müsned Hn: 10108 ve diğerleri

Enes İbni Malik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o

#9 أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا ، سِواهُما وأَنْ يُحِبَّ المَرْءَ لا يُحِبُّهُ إِلاَّ للَّهِوَأَنْ يَكْرَه أَنْ يَعُودَ في الكُفْرِ بَعْدَ أَنْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ مِنْهُ، كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ في النَّارِ
Allah ve Rasülünü, (bu ikisinden başka) herkesden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.”

Buhari, İman 9, 14, İkrah 1, Edeb 42; Müslim, İman 67.Ayrıca bk. Tirmizi, İman 10.

Sehl b. Muâz b. Enes r.a. dedi ki: Resülulllah s.a.v. şöyle buyurdu:

#8 مَنْ أَعْطَى لِلَّهِ وَمَنَعَ لِلَّهِ وَأَحَبَّ لِلَّهِ وَأَبْغَضَ لِلَّهِ وَأَنْكَحَ لِلَّهِ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ إِيمَانَهُ
“Kim Allah için verir ve Allah için engel çıkarırsa, Allah için sever ve Allah için buğzederse ve Allah için nikahlanıp evlenirse o kimsenin imanı olgunluğa ermiştir.”

Tirmizi, Sünen Hn: 2521; Ahmed, Müsned Hn: 15064 ve diğerleri.

Ebu Ümame r.a. dedi ki: Resülulllah şöyle buyurdu:

#7 مَنْ أَحَبَّ لِلَّهِ وَأَبْغَضَ لِلَّهِ وَأَعْطَى لِلَّهِ وَمَنَعَ لِلَّهِ، فَقَدِ اسْتَكْمَلَ الْإِيمَانَ
“Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemale erdirmiştir.”

Ebu Davud, Sünnet: 16, Hn: 4681; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 3447 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (r.a.)'dan: Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#5 الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً، وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ
“İman, yetmiş küsur şubedir. Haya imandan bir şubedir.”

Müslim, İman: 37; Nesâî, İman ve Şearihi: 16 Hn: 5004; İbn Mende, İman Hn: 141; Haraiti, Mekarimul Ahlak Hn: 303.