Toplam 25,104 Hadis
Konular

İçecekler Kategorisi

Müslim'in bir rivayetinde şöyle denmiştir:

#8,450 وفي رواية لمسلم: ]نَهى عَنِ الحَنْتَمِ وَهِىَ: الجَرَّةُ، وَعَنِ الدُّبَّاءِ وَهِىَ: القَرْعَةُ، وَعَنِ المزَفَّتِ وَهُوَ: المُقَيَّرُ، وَعَنِ النَّقِيرِ، وَهِىَ: النَّخْلَةُ تُنْسَحُ نَسْحاً، وَتُنْقَرُ نَقْراً، وَأمَرَ أنْ يُنْبذَ في ا‘سْقِيَةِ[ .
"(Resulullah) hantemi yasakladı, bu (topraktan mamul her çeşit) küptür. Dübba'yı yasakladı. Bu su kabağıdır. müzeffet'i yasakladı, bu ziftlenmiş kaptır. Nakir'i yasakladı, bu kabuğu soyulup, içi oyulmuş hurma ağacıdır. Efendimiz, şırayı tuluklarda kurmamızı emretti."

Müslim, Eşribe: 57, (1997);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/153.

Bir diğer rivayette şöyle demiştir: 

#8,449 وفي أخرى: ]كُنْتُ آخُذ قَبْضَةً مِنْ زَبِيبٍ، وَقَبْضَةً مِنْ تَمْرٍ فَأُلْقِيهِ في إنَاءٍ فَأمْرُسُهُ ثُمَّ أسْقِيهِ رَسُولَ اللّهِ #[. أخرجه أبو داود .
"Ben bir avuç kuru üzüm, bir avuç da hurma alıyor, bunları bir kaba koyuyor, parmaklarımla ovup sonra da (elde edilen şırayı) Resulullah'a içiriyordum."

Ebû Dâvud, Eşribe 8, (3708);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/149.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#8,448 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كُنَّا نَنْبِذُ لِرَسُولِ اللّهِ # زَبِيباً فَنُلْقِى فِىهِ تَمْراً[ .
"Biz, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) için kuru üzümden nebiz kurardık, içerisine de hurma atardık."

Ebû Dâvud, Eşribe: 8, (3707);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/149.

Câbir İbnu Zeyd ve İkrime (radıyallâhu anhümâ)'den rivayete göre, 

#8,447 وعن جابر بن زيد وعكرمة رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّهُمَا كانَا يَكْرَهَانِ الْبُسْرُ وَحْدَهُ وَيَأخُذَانِ ذلِكَ عَنِ ابْن عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما[. أخرجه أبو داود .
her ikisi de olgun hurmadan tek başına (da olsa yapılan nebizi) mekruh addediyorlardı ve bu hükmü İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'tan alıyorlardı. [İbnu Abbas: "Nebizin, Abdülkays'a yasaklanan müzza olmasından korkuyorum" derdi. Ben, Katade'ye: "Müzza nedir?" diye sordum da bana "Hantem (sırlı seramik) ve müzeffet (ziftlenmiş) denen kaplarda kurulmuş nebiz" diye cevap verdi."]

Ebû Dâvud, Eşribe: 9, (3709);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/148-149.

Hasan İbnu Ali (radıyallâhu anhümâ) babasından naklen anlatıyor:

#8,446 وعن الحسن بن عليّ عن أبيه رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]كانَ لِى شَارِفٌ مِنْ نَصِيبِى يَوْمَ بَدْرٍ، وَأعْطَانِى رَسُولُ اللّهِ # شَارِفاً مِنَ الخُمُسِ فَبَيْنَا شَارفاىَ مُنَاخَتَانِ إلي حُجْرَةِ رَجُلٍ مِنَ ا‘نْصَارِ فَجِئْتُ، فإذَا شَارِفَىَّ قَدْ جُبَّتْ أُسْنِمَتُهُمَا، وَبُقِرَتْ خَوَاصِرُهُمَا، وَأُخِذَ مِنْ أكْبَادِهِمَا، فَلَمْ أمْلِكْ عَيْنِى حِينَ رَأيْتَ ذلِكَ المَنْظَرَ، فَقُلْتُ: مَنْ فَعَلَ هذَا؟ قالُوا فَعَلَهُ حَمْزَةُ وَهُوَ في هذا الْبَيْتِفي شَرْبٍ مِنَ ا‘نْصَارِ غَنَّتْهُ قَيْنَةٌ، فقَالَتْ في غِنَائِهَا:أَ يَا حَمْزُ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ هُنَّ مُعَقََّتٌ بِالْفَنَاءِضَعِ السِّكِّينَ في اللّبَّاتِ مِنْهَا وَعَجِّلْ مِنْ قَدِيدٍ أوْ سِوَاءِفَوَثَبَ حَمْزَةُ إلى السَّيْفِ فَأجَبَّ أسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ بُطُونَهُمَا، وَأخَذَ مِنْ أكْبَدِهِمَا قالَ: فَانْطَلَقْتُ فَدَخَلْتُ عَلى رسولِ اللّهِ #، وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، فَعَرفَ في وَجْهِى الَّذِى لَقِيتُ، فقَالَ: مَالكَ؟ فَقُلْتُ يَا رسولَ اللّه: مَا رَأيْتُ: كَالْيَوْمِ: عَدَا حَمْزَةُ عَلى نَاقَتَىَّ فَاجْتَبَّ أسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا، وَهَا هُوَ ذَا في الْبَيْتِ مَعَهُ شَرْبُ، فَدَعَا # بِرِدَائِهِ فَارْتَدَاهُ، ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِى وَاتَّبَعْنَاهُ حَتَّى جَاءَ الْبَيْتَ الَّذِى فِيهِ حَمْزَةُ، فَاسْتَأذَنَ فَأذِنَ لَهُ، فإذَا هُمْ شَرْبٌ، فَطفِقَ # يَلومُ حَمْزَةُ في فِعْلِهِ، فَإذَا حَمْزَةُ ثَمِلٌ مُحْمَرَّةٌ عَيْنَاهُ، فَنََظَرَ إلى رسولِ اللّهِ #، ثُمَّ صَعّدَ النَّظَرَ إلى رُكْبَتَيْهِ، ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إلى سُرَّتِهِ، ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ فَنَظَرَ إلى وَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ: وَهَلْ أنْتُمْ إَّ عَبِيدٌ ‘بِى، فَعَرفَ # أنّهُ قَدْ ثَمِلَ فَنَكَصَ عَلى عَقِِبَيْهِ الْقَهْقَرِى حَتَّى خَرَجَ وَخَرَجْنَا مَعَهُ، وذَلِكَ قَبْلَ نَحْرِيمِ الخَمْرِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود. وليس عندهم من الشعر إ نصف البيت ا‘ول، واللّه أعلم.»الشّارِفُ« الناقة المسنة الكبيرة.    »وَالنَّوَاءُ« السمان.  »وَالجَبُّ« القطع.           »وَالْبَقْرُ« شق البطن.  x»وَالشَّرْبُ« بفتح الشين وسكون الراء: الجماعة الذين يشربون الخمر.»وَثَمِلَ الشّارِبُ« إذا أخذت منه الخمر فتغير. »وَنَكَصَ عَلى عَقِبَيْهِ« رجع إلى ورائه ماشيا .
 "Bedir savaşı ganimetinden hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da humus'dan (o gün) bana yaşlı bir deve daha verdi. Develerim, Ensar'dan bir zatın hücresinde ıhmış dururken (yanlarına) geldim. Bir de ne göreyim, develerimin hörgüçleri kesilmiş, böğürleri oyulmuş, ciğerleri de sökülmüştü. Bu manzarayı görünce kendimi tutamayıp, ağladım. "Bunu kim yaptı?" diye sordum. "Hamza yaptı. Şu anda, falanca evde, Ensardan birinin içki meclisindedir. Şarkıcı cariye ona şarkı okumuş, şarkısında şunları söylemişti" dediler: "Ey Hamza! şişman yaşlı develere dikkat et, Onlar avluda bağlıdırlar, Bıçağı onların sinesine vur, Pirzola veya benzerini çabuk yap!"[70] Bu şarkı üzerinde Hamza (radıyallahu anh) fırlayıp, kılıcı kapıp develerin hörgüçlerini kesmiş, karınlarını yarmış, ciğerlerini sökmüş." Hz. Ali (radıyallahu anh) devamla şunları söyledi: "Ben hemen gidip Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın huzuruna çıktım. Yanında Zeyd İbnu Harise vardı. Beni görünce, başımdan geçenleri yüzümden okudu. "Neyin var?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Bugünkü gibi (dehşetli bir manzara) görmedim. Hamza iki deveme saldırıp hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış. Hemencecik şurada, bir içki meclisinde!" dedim. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ridasını istedi, getirdiler, giyip yayan gitti. Biz de arkasına düştük. Hamza'nın bulunduğu eve kadar geldi. İzin istedi, buyur ettiler. Girince bir içki meclisiyle karşılaştı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) fiilinden dolayı Hamza'yı ayıplamaya başladı. Hamza sarhoştu, gözleri kızarmıştı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a baktı, sonra nazar edip aşağıdan dizlerine kadar süzdü, tekrar ayağından başlayıp beline kadar süzdü, sonra tekrar bakışlarıyla süzerek yüzüne kadar geldi ve: "Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz?" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun sarhoş olduğunu anladı. Hemen izinin üstüne geri döndü, çıkıp gitti. Peşinden biz de çıktık. Bu vak'a hamr'ın haram edilmesinden önce idi." İbnu Hacerin belirttiği üzere, bu şiir Abdullah İbnu's Saib İbni Ebi's-Saib'e aittir. Şiirdeki bazı kelimelerin imla ve harekelerinin rivayetlerdeki farklılıklarına dikkat çekilmiştir. Şiire Teysir'in kaydettiği bütünlük ve şekle de bunlarda rastlanmaz. Teferruat mevzumuzu ilgilendirmez, orta bir mana verdik.

Buhârî, Hums: 1, Büyû: 28, Şirb: 13, Meğâzî: 11, Libâs: 7; Müslim, Eşribe: 2, (1979); Ebû Dâvud, Harac: 20, (2986). (Bu kaynakların hiçbirinde şiir tam olarak mevcut değildir, birinci beytin sadece yarısı mevcuttur.);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/140-141.

Ebû Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,445 وعن أبى سعيد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسولُ اللّه #: إنَّ اللّهَ تَعالى يُعَرِّضُ بِالْخَمْرِ فَمَنْ كَانَ عِنْدَهُ شَىْءٌ مِنْهَا فَلْيَبِعُهَا وَيَنْتَفِعُ بِهَا، فَمَا لَبِثْنَا إّ يَسيراً حَتَّى قالَ #: إنَّ اللّهَ تَعالى حَرَّمَ الخَمْرَ فَمَنْ أدْرَكَتْهُ هذِهِ اŒيةُ وَعِنْدَهُ مِنْهَا شَىْءٌ فََ يَشْتَرِهَا وََ يَبِعْهَا وََ يَنْتَفِعْ بِهَا، فَاسْتَقْبَلَ النَّاسُ بِمَا عِنْدَهُمْ مِنْهَا طُرُقَ المَدِينَةِ فَسفَكُوهَا[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, hamrı mevzubahis etmektedir. Muhtemelen onun hakkında bir emir indirecektir. Şu halde, kimin yanında hamr varsa, onu satsın ve ondan istifade etsin." Aradan çok geçmedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şunu söyledi: "Allah Teala Hazretleri hamr'ı haram kılmıştır. Öyle ise, bu ayet kendisine ulaşan herkes, yanında hamr olduğu takdirde, onu ne satın alsın, ne satsın, ne de ondan istifade etsin." Bu emirden sonra halk, hamr olarak evinde ne varsa Medine sokaklarına götürüp döktüler."

Müslim, Musâkât: 67, (1578);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/138.

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) demiştir ki:

#8,444 وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]نَزَلَ تَحْرِيمُ الخَمْرِ، وَإنَّ بِالْمَدِينَةِ يَوْمَئذٍ لَخَمْسَةَ أشْرِبَةٍ مَا فِيهَا شَرَابُ الْعِنَبِ[. أخرجه البخارى.
"Hamr haram edildiği zaman Medine'de mevcut beş çeşit içki arasında üzümden yapılan şarap yoktu."

Buhârî, Eşribe: 2, Teysîr, Mâide: 10;İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/138.

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,443 وعن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]نَهى رَسولُ اللّهِ # عَنِ الخَمْرِ وَالمَيْسِرِ وَالْكُوبَةِ وَالْغُبَيْرَاءِ، وقَالَ: كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ[.قيل »الغُبَيْرَاءُ«: السكركة تعمل من الذرة: شراب تعمله الحبشة. أخرجه أبو داود.»الْكُوبَةُ«: طبل صغير مخصر ذو رأسين .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hamr'dan, kumardan, davuldan, mısır şarabından yasakladı ve dedi ki: "Her sarhoş edici haramdır."

Ebû Dâvud, Eşribe: 5, (3685);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/130.

Bir diğer rivâyette şöyle gelmiştir:

#8,442 وفي رواية ]سُئِلَ عَنِ الْبِتْعِ، فقَالَ: كُلُّ شَرَابٍ أسْكَرَ، فَهُوَ حَرَامٌ[.»الْبِتْعُ«: نبيذ العسل .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bal şerbetinden sunulmuştu: "Sarhoşluk veren her içki haramdır!"diye cevap verdi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/124.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: 

#8,441 عن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قالَ رسُولُ اللّهِ #: كُلُّ شَرابٍ أسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ[. أخرجه الستة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sarhoşluk veren her içki haramdır."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/124.

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,440 وعن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]دَخَلَ النَّبىُّ # حَائِطَ رَجُلٍ مِنَ ا‘نْصَارِ وَهُوَ يُحَوِّلُ المَاءَ في حَائِطِهِ، فقَالَ #: إنْ كَانَ عِنْدَكَ مَاءٌ بَاتَ هذِهِ اللّيْلَةَ في شَنَّةٍ، وَإَّ كَرَعْنَا، فقَالَ: عِنْدِى مَاءٌ بَارِدٌ، فَانْطَلَقَ إلى الْعَرِيشِ فَسَكَبَ في قَدَحٍ، ثُمَّ حَلَبَ عَلَيْهِ مِنْ دَاجِنٍ لَهُ فَشَرِبَ[. أخرجه البخارى وأبو داود.»الْكَرْعُ«: الشرب بالفم من النهر أو الساقية.»وَالْعَرِيشُ«: معروف .
 "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Ensar'dan bir zatın bahçesine girdi. Bu sırada adam, bahçeye su çevirmekte idi. Resullulah (aleyhissalatu vesselam): "Yanınızda şenne (eskimiş tuluk) içerisinde akşamdan kalma suyunuz varsa (ver de içelim), yoksa, akan sudan "ağzımızla içeriz" buyurdu. Adam: "Evet yanımda soğuk su var!" deyip, kulübeye giderek bir bardağa su koydu, sonra da üzerine bir keçiden süt sağdı. Efendimiz ondan içti."

Buhârî, Eşribe: 14, 20; Ebû Dâvud, Eşribe: 18, (3724);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/120.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

#8,439 عن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كانَ النَّبىُّ # يُسْتَعْذَبُ لَهُ المَاءُ مِنْ بُيُوتِ السُّقْيَا[.قال قتيبة: »هِىَ عَيْنٌ بَينَها وَبَيْنَ المَدِينَةِ يَوْمَانِ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a es-Sükya kuyularından tatlı su getirilirdi." Kuteybe der ki: "O (es-Sükya) Medine ile Mekke arasında iki günlük mesafe bulunan bir göze idi."

Ebû Dâvud, Eşribe: 22, (3735);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/118.

Yine Buhârî ve Müslim'de gelen bir rivâyette şöyle denmiştir:

#8,438 وفي رواية لهما: ]اسْتَسْقَى #، فقَالَ رَجُلٌ يَا رسُولَ اللّهِ: أَ نُسْقِيكَ نَبِيذاً؟ قالَ: بَلى. قالَ فَخَرَجَ الرَّجُلُ يَشْتَدُّ، فَجَاءَ بِقَدَحٍ فِيهِ نَبِيذٌ، فقَالَ #: أَ خَمَّرْتَهُ، وَلَوْ أنْ تَعْرُضَ عَلَيْهِ عُوداً، وَشَرِبَ[.ولمسلم عن أبى حميد: إنَّمَا أُمِرْنَا بإبْكاءِ السِّقَاءِ لَيًْ، وَبِا‘بْوَابِ أنْ تُغْلَقَ لَيًْ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) su istedi. Bir adam: "Ya Resulullah sana nebiz (şıra) sunmayalım mı?" diye sordu. Efendimiz. "Evet, sun!" buyurdu." Ravi der ki: "Adam hızla çıktı ve içinde nebiz (şıra) olan bir bardakla geri döndü. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ağzını kapamadın mı, hatta üzerine gereceğin bir çöple bile olsa?" dedi ve nebizi içti." Müslim'de Ebu Humeyd'den gelen bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "Biz, geceleyin dağarcıkları bağlamakla emrolunduk. Kapıların da geceleyin örtülmesiyle emrolunduk."

Hadisin kaynağı önceki hadisin bâblarıdır. Rivayet Ebû Dâvud'da da gelmiştir (Eşribe 22, (3734);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/117.

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#8,437 عن جابر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قال رَسُولُ اللّهِ #: غَطُّوا ا“نَاءَ وَأوْكُوا السَّقَاءِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود.وزاد مسلم: »فَإنَّ في السَّنَةِ لَيْلَةً يَنْزِلُ فِيهَا وَبَاءٌ َ يَمُرُّ بِإنَاءٍ لَيْسَ عَليْهِ غِطَاءٌ، أوْ سِقَاءٍ لَيْسَ عَلَيْهِ وِكَاءٌ إَّ نَزَلَ فيهِ مِنْ ذلِكَ الْوَبَاءِ«.قالَ اللَّيْثُ: »فَا‘عَاجِمُ عِنْدَنَا يَتَّقُونَ ذلِكَ في كَانُونَ ا‘وَّلَ« .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kapların ağızlarını örtün, dağarcık (ve tulukların) ağzını bağlayın." [32] Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade var: "Zira yılda bir gece vardır ki onda veba yağar. Şayet ağzı açık kaba veya bağsız dağarcığa rastlarsa bu vebadan ona mutlaka iner." el-Leys dedi ki: "Bizim yanımızdaki acemler bundan kanun-u evvel ayında sakınırlar."

Buhârî, Eşribe: 22, Bed'ü'l-Halk: 11, 14, İsti'zân: 49, 50; Müslim, Eşribe: 96-99, (2012-2014); Ebû Dâvud, Eşribe: 22, (3731-3734). İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/116.

Sehl İbnu Sa'd (radıyallâhu anh) anlatıyor:

#8,436 وعن سهل بن سعد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أُتِىَ النَّبىُّ # بِشَرابٍ فَشَرِبَ، وَعَنْ يَمِينِهِ غَُمٌ، وَعَنْ يَسَارِهِ ا‘شْيَاخُ، فقَالَ لِلْغَُمِ: أتَأذَنُ لِى أنْ أُعْطِِىَ هؤَُءِ، فقَالَ الْغَُمُ: وَاللّهِ يَا رسُولَ اللّهِ َ أُوثِرُ بِنَصِىبى مِنْكَ أحَداً، فَتَلّهُ رَسولُ اللّهِ # في يَدِهِ[. أخرجه الشيخان.وزاد رزين: »قالَ وكانَ الْغَُمُ الْفَضْلُ بْنَ الْعَبَّاسِ« .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir içecek getirilmişti. Ondan, önce kendisi içti. Sağında bir oğlan, solunda da yaşlılar vardı. Oğlana: "Bardağı şu yaşlılara vermem için bana izin verir misin?" dedi. Oğlan da: "Ey Allah'ın Resulü, Allah'a yemin olsun bana sizden gelecek nasibime başkasını asla tercih edemem!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bardağı onun eline koydu."[26] Rezin şunu ilave etti: "Zikri geçen oğlan el-Fadl İbnu Abbas idi."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/113-114.

Ensardan bir zât olan Îsa İbnu Abdillah, babasından naklen anlatıyor:

#8,435 وعن عيسى بن عبداللّه رجلٍ من ا‘نصارى عن أبيه: ]أنَّ رَسُولَ اللّهِ # دَعَا يَوْمَ أُحُدٍ بِإدَاوَةٍ، فقَالَ. اُخْنُثْ فَمَ ا“دَاوَةِ، فَفَعَلْتُ، فَشَرِبَ مِنْ فَمِهَا[. أخرجه أبو داود.»ا“دَاوَةُ«، كالرّكوة. وقيل: هى السطحية .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Uhud günü bir su kabı istedi. (Kap gelince): "Kabın ağzını dışa kıvır!" dedi, ben de kıvırdım. Sonra kabın ağzından su içti."

Ebû Dâvud, Eşribe: 15, (3721);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/107.

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#8,434 وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ يَشْرَبَنَّ أحَدُكُمْ قَائِماً، فَمَنْ نَسِىَ فَلْيَسْتَقِئ[. أخرجه مسلم .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Sizden kimse sakın ayakta içmesin. Kim unutarak içerse hemen kussun."

Müslim, Eşribe: 116, (2026);İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/106.

Cerir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,126
İbn Şübrüme su ve sütten başka bir şey içmezdi. 

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5662;  Sadece Nesâi rivâyet etmiştir

İbn Şübrüme r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,125
Talha, Küfelilere: Ekşimiş meyve suları fitnedir aldatıcıdır. Küçükleri besler büyütür yaşlıları da daha çabuk ihtiyarlatır dedi ve sözünü şöyle sürdürdü. Talha ve Zübeyd Küfelilerin düğünlerinde süt ve bal şerbeti dağıtırlardı. Talha’ya denildi ki: “Onlara şerbet dağıtmıyor musun?” O da şöyle dedi: “Benim sebebimle bir Müslümanın sarhoş olmasını istemem.”

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5661; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ubeyde r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,124
İnsanlar ne olduğunu bilmediğim içecekler ortaya koydular yirmi yıldır bal şerbeti, su ve sütten başka bir şey içmiyorum.

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5660; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Mes’ud r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,123
İnsanlar mahiyetini bilmediğim pek çok isimler vererek bir çok meşrubat ortaya koydular. Yirmi yıldan beri -Bir rivayette kırk yıldan beri- su ve sevikten başka bir şey içmiyorum dedi ve meyve sularını zikretmedi. 

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5659; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Abdurrahman b. Ebza r.a’nin babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,122
Ubey b. Kab’a içilecek şeylerden sordum, o da şöyle söyledi. Bal şerbeti iç, su iç, sevik iç ve küçükken alışıp içtiğin sütü iç. Ben: “Şarap hakkında ne dersin?” deyince: “Şarap mı istiyorsun? Şarap mı istiyorsun?” dedi.

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5658; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Enes r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,121
Ümmü Süleym’in ağaçtan oyularak yapılmış bir bardağı vardı. Ümmü Süleym r.anha der ki: Rasulullah s.a.v’e her türlü meşrubatı, suyu, bal şerbetini, süt ve şerbeti onunla verirdim. 

Nesai, Eşribe: 58 Hn: 5657; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Abdullah b. Said r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,120
Ebu Usame r.a’den işittim şöyle diyordu: Şam, Mısır, Yemen ve Hicaz bölgesinde ilme düşkün Abdullahb. Mübarekten başka kimse görmedim. 

Nesai, Eşribe: 57 Hn: 5656; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Usâme r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,119
İbn-ül Mübarek’ten işittim şöyle diyordu: Sarhoşluk veren şeyler hakkında kolaylık gösteren İbrahim’den rivayet olunan hadislerden başka hiç sahih hadis görmedim. 

Nesai, Eşribe: 57 Hn: 5655; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Miskin r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,118
İbrahim’e şöyle sordum: Biz üzüm suyunun tortusunu temizliyoruz sonra kuru üzüm koyup üç sefer tortusunu süzüyoruz sonra da onu ekşiyinceye kadar bekletip içiyoruz. O da şöyle dedi: Mekruh olur.

Nesai, Eşribe: 57 Hn: 5653; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Ma’şer r.a'den rivâyete göre, İbrahim şöyle demiştir:

#7,117
“Kaynatılmış şerbet içmekte bir sakınca yoktur.”

Nesai, Eşribe: 57 Hn: 5652; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbrahim r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,116
Bir kimse bir şey içer de sarhoş olursa onu bir daha içmemesi gerekir. 

Nesai, Eşribe: 57 Hn: 5651; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyeb r.a’ten rivâyete göre,

#7,115
içkiye aklı giderip bulanık hale getirdiği için “Hamr” denilmiştir. Said b. Müseyyeb her şeyin tortusu üzerine yenisini ilave ederek şerbet yapmayı hoş görmezdi. 

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5650; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyeb r.a şöyle demiştir:

#7,114
“Şerbetin tortusu onun şarabıdır.” 

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5649; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyeb r.a’ten rivâyete göre, 

#7,113
şerbetin tortusunu keskinleşmesi ekşiyip şarap haline gelmesinden dolayı yeni şerbete katılmasını hoş görmezdi.

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5648; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Osman Nehdi değil’dan rivâyete göre, 

#7,112
Ümmül Fadl Enes b. Malik’e bir adam göndererek testide yapılan şerbetin hükmünü sordu. Enes’te oğlu Nadr’ın testide şerbet yaptığını ve sabah yapılan şerbeti akşam içtiğini söyledi. 

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5647; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Abdullah r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,111
Süfyan’a şerbetten soruldu. O da şöyle dedi: “Akşam yap sabah iç”

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5646; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Bessam r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,110
Ebu Cafer’e şerbetin hükmünü sormuştum, o da: Ali b. Hüseyin’e akşamdan şerbet yapılır sabahleyin içer sabahleyin yapılanı da akşam içerdi dedi. 

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5645; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Ömer r.a'den rivâyete göre, 

#7,109
kendisine kuru üzümden bir kapta şerbet yapılır o günün akşamına içerdi. Akşamleyin yapılanı da gündüz içerdi ve o kapları tertemiz yıkar ve içersinde tortu bırakmazdı. Biz de bu kaplarda yapılan şerbeti bal gibi içerdik.

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5644; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Abbas r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,108
Rasulullah s.a.v’e kuru üzümden şerbet yapılırdı ve bir kaba koyulurdu ve o gün ertesi gün ve ondan sonraki gün o şerbetten içerdi, üçüncü günün sonunda ya kendisi içer veya başkasına içirirdi yine bir şeyler kalırsa dökülürdü.

Nesai, Eşribe: 56 Hn:5643-5641-5642; Müslim, Eşribe: 9; Ebû Davud, Eşribe: 10

İbn-üd Deylemî babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: 

#7,107
Ey Allah'ın Rasulü dedik. Bizim üzümlerimiz var onları nasıl değerlendirelim? “Kurutursunuz. Akşam ıslatırsınız sabah içersiniz sabah ıslatıp akşam içersiniz, şerbeti tulumlarda yapınız testilerde yapmayınız tulumlarda bekleyince sirke olur” buyurdu.

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5640; Ebû Davud, Eşribe: 10; Dârimi, Eşribe: 13

Feyrûz r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,106
Rasulullah s.a.v’in yanına giderek şöyle dedim: “Ey Allah'ın Rasulü! Bağlarım var, Allah da içkiyi haram kıldıüzümlerimi ne yapmalıyım?” Rasulullah s.a.v: “Kurutursun”  buyurdu. “Kurusunu ne yapacağım?” deyince “Akşam ıslatır suyunu sabah içersiniz sabah ıslatıp akşam içersiniz” buyurdu. “Keskinleşinceye eşiyinceye kadar bekletebilir miyiz?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Testilere koymayın tulumlara koyun, tuluklarda bekleyince sirke olur”buyurdu. 

Nesai, Eşribe: 56 Hn: 5639; Ebû Davud, Eşribe: 10; Dârimi, Eşribe: 13

Şa’bî r.a’den rivâyete göre, 

#7,105
meyve suları hakkında “Köpürüp ekşimemişse üç gün süreyle iç” dedi. 

Nesai, Eşribe: 55 Hn: 5638; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ata’dan rivâyete göre, 

#7,104
meyve suları hakkında şöyle demiştir: “Köpürünceye kadar iç.” 

Nesai, Eşribe: 55 Hn: 5637; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Hişam b. Âiz el Esedî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,103
İbrahim’e meyve sularının hükmünü sordum. Köpürmediği tadı ve keskinliği normal olduğu sürece iç dedi. 

Nesai, Eşribe: 55 Hn: 5636; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyeb r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,102
“Meyve sularını köpüklenmeden iç.”

Nesai, Eşribe: 55 Hn: 5635; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Abbas r.a’tan işittim şöyle diyordu: 

#7,101
Vallahi ateş bir şeyi ne helal kılar ne de haramlaştırır. İbn Abbas bu sözünü içki kaynatılınca helal olur sözü üzerineaçıklama şeklinde söylemiştir.

Nesai, Eşribe: 54 Hn: 5634; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Sabit es Sa’lebi r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,100
İbn Abbas’ın yanındaydım bir adam geldi ve meyve sularının hükmünü sordu. İbn Abbas: “Taze ise iç” dedi. Adam kaynattım fakat kalbimde şüphe var dedi. İbn Abbas: “Peki onu kaynatmadan önce içer miydin?” dedi. Adam: “Hayır” deyince, İbn Abbas: “Öyleyse ateş Kaynatmak haram olan bir şeyi helal kılmaz” dedi. 

Nesai, Eşribe: 54 Hn: 5633; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Mekhül r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,099
Her sarhoşluk veren haramdır.

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5632; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Abdülmelik b. Tufeyl el Cezerî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,098
Ömer b. Abdülaziz bize şunu yazmıştı: “Üzüm suyunu üçte biri kalıncaya kadar kaynatılmadan içmeyiniz. Tüm sarhoşluk veren şeyler haramdır.” 

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5631; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Enes b. Sirin r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,097
Enes b. Malik r.a’ten işittim söyle diyordu: Nuh a.s ile şeytan üzüm ağacının meyvesi konusunda münakaşa ettiler. Nuh a.s: “Benimdir; insanlar helal gıda olarak yiyecekler” dedi. Şeytan da: “Benimdir içki olarak içecekler” dedi. Üçte biri Nuh a.s’a yani helal olarak yiyeceklere üçte ikisi de içki olarak kullanacaklara kalmak üzere anlaştılar.

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5630;  Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Beşir b. el Muhacir r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#7,096
Hasan-ı Basriye:“Meyve sularının kaynatılmalarının hükmünü sordum. Üçte biri kalıncaya kadar kaynatılmalıdır” dedi.

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5629; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Reca r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#7,095
Hasan-ı Basriye: “Üzüm suyu yarısı buharlaşıncaya kadar kaynatılırsa içilir mi?” diye sordum.“Hayır onu içme” dedi.

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5628; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyeb r.a şöyle derdi:

#7,094
“Üzüm suyu üçte biri kalıncaya kadar kaynatılırsa onun yenilip içilmesinde bir sakınca yoktur.” 

Nesai, Eşribe: 53 Hn: 5627; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.