Toplam 18,637 Hadis
Konular

Öfke/Gadab Kategorisi

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#9,336 وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قَالَ: ]لَمَّا قَدِمَ عُيَيْنَةُ بْنُ حِصْنٍ نَزَلَ عَلى ابْنِ أخِيهِ الْحُرِّ بْنِ قَيْسٍ، وَكَانَ مِنَ النَّفَرِ الَّذِىن يُدْنِيهِمْ عُمَرُ، وَكَانَ الْقُرَّاءُ أصْحَابَ مَجْلِسِ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه وَمُشَاوَرَتِهِ كُهُوً كَانُوا أوْ شُبَّاناً فقَالَ عَيََيْنَةُ: يَا ابْنَ أخِى اسْتَأذِنْ لِى عَلى أمِيرِ الْمُؤمِنينَ. فَاسْتَأذَنَ لَهُ. فَلَمَّا دَخَلَ قَالَ: هِيهِ يَا بْنَ الْخَطَّابِ! فَوَاللّهِ تُعْطِينَا الْجِزْلَ وََ تَحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْعَدْلِ. فَغَضِبَ عُمَرُ حَتّى هَمَّ أنْ يُوقِعَ بِهِ. فقَالَ: اَلْحُرُّ يَا أمِيرَ الْمُؤْمِنينَ إنَّ اللّهَ تَعالى يَقُولُ لِنَبِيِّهِ: خُذِ الْعَفْوَ وَأمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَأعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ وَإنَّ هذَا مِنَ الْجَاهِلِىنَ. فَوَاللّهِ مَا جَاوَزَهَا عُمَرُ حِينَ تََهَا عَلَيْهِ، وَكانَ وَقّافاً عِنْدَ كِتَابِ اللّهِ تَعالى[. أخرجه البخاري .
Uyeyne ibnu Hısn (Medine'ye) gelince, kardeşinin oğlu Hürr İbnu Kays'ın yanına indi. Hürr İbnu Kays ise Hz. Ömer'in yakınlarındandı. Onun meclisinde yaşlı veya genç bir kısım kurra ve fakihler müşavere heyeti olarak bulunurdu. Uyeyne İbnu Hısn: "Ey kardeşimin oğlu! Emirü'lmü'mininin yanına girmem için izin taleb et!" dedi. O da izin istedi. Ancak yanına girince: "Yeter artık! Ey İbnu'l-Hattab sen  bize bol vermediğin gibi, aramızda  adaletle de hükmetmiyorsun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) pek öfkelendi. Neredeyse dövmek için üzerine yürüyecekti ki,  Hürr (radıyallahu anh) atılıp: "Ey emire'lmü'minin Allah Teala Hazretleri Resulüne: "Affı esas tut, ma'rufu emret ve cahillerden de yüz çevir!" (A'raf, 199) emretmiştir. Bu adam da  cahillerden biridir" dedi. Vallahi, Hürr ayeti okuyunca Hz.  Ömer olduğu yerde kalıp hiçbir  şey yapmadı. Hz. Ömer  Kitabullah'ın yanında hemen durur, onu koyup geçmezdi (radıyallahu anh)." 

[Buhârî, İ'tisam 2, Tefsir, A'raf 5.]

Ebu Zerr el-Gıfârî (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu:

#9,335 إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لَنَا: إِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ وَهُوَ قَائِمٌ فَلْيَجْلِسْ، فَإِنْ ذَهَبَ عَنْهُ الْغَضَبُ وَإِلَّا فَلْيَضْطَجِعْ
"Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne ala geçmezse yatsın."

Ebû Dâvud, Edeb: 4 Hn: 4782; Ahmed, Müsned Hn: 20840; İbn Hibban, Sahih Hn: 5688; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8284; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 3584. Ebu Dâvud der ki, (hu hadis bu mevzuda gelen) iki hadisin en sahih olanıdır. Hadis merfu, sahih ve gariptir.

Ebû Vâil rahimullah dedi ki: Urve İbnu Muhammed es-Sadî'nin yanına girdik. Bir zât kendisine konuştu ve Urve'yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: "Babam, dedem Atiye (b. Urve EsSaidi) (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#9,334 إِنَّ الْغَضَبَ مِنَ الشَّيْطَانِ، وَإِنَّ الشَّيْطَانَ خُلِقَ مِنَ النَّارِ، وَإِنَّمَا تُطْفَأُ النَّارُ بِالْمَاءِ، فَإِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ، فَلْيَتَوَضَّأْ .
"Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."

 Ebû Dâvud, Edeb: 4 Hn: 4784; Ahmed, Müsned Hn: 17574; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 443; İbn Kani, Mucemüs Sahabe Hn: 1491; Ebu Naim, Marifetis Sahabe Hn: 5557; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 3583; İbn Münzir, Elevsat fis Sünne Vel İcma vel İhtilaf Hn: 147; İbn Ebi Asım El Ehad vel MüMüsani Hn: 1431; Min kavaidi İbn Şahin Hn: 27; Usdül Gabe Hn: 1049 ve diğerleri. Hadis merfu, sahih ve ravi sayısı açısından azizdir.

Ebu Hüreyre (r.a.)'dan: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#9,333 لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ، إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
"Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir."

 Mamer b. Raşit, Camii Hn: 20287; Buhârî, Edeb: 76 Hn: 6114 ve Edebül Müfred Hn: 1317; Müslim, Birr: 107 Hn: 2610; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 1643-1644; Malik, Muvatta, Hüsnülhalk: 12 Hn: 1681; Ahmed, Müsned Hn: 7178-7584; 10324; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 25773Nesai, Süneni Kübra Hn: 10154-10155; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 1730 ve Mekarimul Ahlak Hn: 36; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 6605-19422-19461 ve Şuabul İman Hn: 8268-8270 ve Edeb Hn: 170-171; Ebu İsak, Emali Hn: 29; Cürcani, Emali Hn: 365; İbn Abdirber, Temhid Hn: 1049; Beğavi, Şerhussünne Hn: 3581; Müsnedi Şihab Hn: 1212; Acuri, Edebin Nufus Hn: 3 ve diğerleri. Hadis muttefukun aleyh merfu sahih ve ravi sayısı açısından meşhurdur.

İbn Mesud (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle (bir gün) buyurdu:

#9,332 مَا تَعُدُّونَ الرَّقُوبَ فِيكُمْ؟ قَالَ: قُلْنَا: الَّذِي لَا يُولَدُ لَهُ، قَالَ: لَيْسَ ذَاكَ بِالرَّقُوبِ، وَلَكِنَّهُ الرَّجُلُ الَّذِي لَمْ يُقَدِّمْ مِنْ وَلَدِهِ شَيْئًا، قَالَ: فَمَا تَعُدُّونَ الصُّرَعَةَ فِيكُمْ؟ قَالَ: قُلْنَا: الَّذِي لَا يَصْرَعُهُ الرِّجَالُ، قَالَ: لَيْسَ بِذَلِكَ، وَلَكِنَّهُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
"Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?" diye sordu. Ashab (radıyallahu anhum): "Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır,  dedi, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir." 

Müslim, Birr: 106 Hn: 2610; Ebû Dâvud, Edeb: 3 Hn: 4779; İbn Hibban, Sahih Hn: 2950; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 6605; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 25766; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8273; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 16422; Henned b. Siri, Zühd Hn: 1303 ve diğerleri. Hadis merfu, sahih ve ravi sayısı açısından meşhurdur.

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,068 وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قَالَ: ]لَمَّا قَدِمَ عُيَيْنَةُ بْنُ حِصْنٍ نَزَلَ عَلى ابْنِ أخِيهِ الْحُرِّ بْنِ قَيْسٍ، وَكَانَ مِنَ النَّفَرِ الَّذِىن يُدْنِيهِمْ عُمَرُ، وَكَانَ الْقُرَّاءُ أصْحَابَ مَجْلِسِ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه وَمُشَاوَرَتِهِ كُهُوً كَانُوا أوْ شُبَّاناً فقَالَ عَيََيْنَةُ: يَا ابْنَ أخِى اسْتَأذِنْ لِى عَلى أمِيرِ الْمُؤمِنينَ. فَاسْتَأذَنَ لَهُ. فَلَمَّا دَخَلَ قَالَ: هِيهِ يَا بْنَ الْخَطَّابِ! فَوَاللّهِ تُعْطِينَا الْجِزْلَ وََ تَحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْعَدْلِ. فَغَضِبَ عُمَرُ حَتّى هَمَّ أنْ يُوقِعَ بِهِ. فقَالَ: اَلْحُرُّ يَا أمِيرَ الْمُؤْمِنينَ إنَّ اللّهَ تَعالى يَقُولُ لِنَبِيِّهِ: خُذِ الْعَفْوَ وَأمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَأعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ وَإنَّ هذَا مِنَ الْجَاهِلِىنَ. فَوَاللّهِ مَا جَاوَزَهَا عُمَرُ حِينَ تََهَا عَلَيْهِ، وَكانَ وَقّافاً عِنْدَ كِتَابِ اللّهِ تَعالى[. أخرجه البخاري .
 "Uyeyne ibnu Hısn (Medine'ye) gelince, kardeşinin oğlu Hürr İbnu Kays'ın yanına indi. Hürr İbnu Kays ise Hz. Ömer'in yakınlarındandı. Onun meclisinde yaşlı veya genç bir kısım kurra ve fakihler müşavere heyeti olarak bulunurdu. Uyeyne İbnu Hısn: "Ey kardeşimin oğlu! Emirü'lmü'mininin yanına girmem için izin taleb et!" dedi. O da izin istedi. Ancak yanına girince: "Yeter artık! Ey İbnu'l-Hattab sen bize bol vermediğin gibi, aramızda adaletle de hükmetmiyorsun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) pek öfkelendi. Neredeyse dövmek için üzerine yürüyecekti ki, Hürr (radıyallahu anh) atılıp: "Ey emire'lmü'minin Allah Teala Hazretleri Resulüne: "Affı esas tut, ma'rufu emret ve cahillerden de yüz çevir!" (A'raf, 199) emretmiştir. Buadam da cahillerden biridir" dedi. Vallahi, Hürr ayeti okuyunca Hz. Ömer olduğu yerde kalıp hiçbir şey yapmadı. Hz. Ömer Kitabullah'ın yanında hemen durur, onu koyup geçmezdi (radıyallahu anh)."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/301-302. [Buhârî, İ'tisam 2, Tefsir, A'raf 5.]

Ebû Zerr el-Gıfârî (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,067 وَعَنْ أبِي ذَرِّ الْغِفَارِىِّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]قَالَ لَنَا رَسُولُ اللّهِ #: إذَا غَضِبَ أحَدُكُمْ وَهُوَ قَائِمٌ فَلْيَجْلِسْ فإنْ ذَهَبَ عَنْهُ الْغَضَبُ وَاَِّ فَلْيَضْطَجِعْ[. أخرجه أبو داود .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize buyurmuştu ki: "Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne ala geçmezse yatsın."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/295. [Ebû Dâvud, Edeb 4, (4782).]

Ebû Vâil (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,066 وَعَنْ أبِي وَائِلٍ قَالَ: ]دَخَلْنَا عَلى عُرْوَةَ بْنِ مُحَمَّدٍ السَّعْدِىِّ فَكَلَّمَهُ رَجُلٌ فَأغْضَبَهُ فَقَامَ فَتَوضَّأ فقَالَ: حَدَّثَنِى أبِي عَنْ جَدِّى عَطِيَّةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ الْغَضَبَ مِنَ الشَّيْطَانِ، وَإنَّ الشَّيْطَانَ خُلِقَ مِنَ النَّارِ، وَإنَّمَا تُطْفَأُ النَّارُ بِالْمَاءِ. فَإذَا غَضِبَ أحَدُكُمْ فَلْيَتَوَضَّأ[. أخرجه أبو داود .
"Urve İbnu Muhammed es-Sadi'nin yanına girdik. Bir zat kendisine konuştu ve Urve'yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: "Babam, dedem Atiye (radıyallahu anh)'den anlatır ki, o, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini nakletmiştir: "Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/295.  [Ebû Dâvud, Edeb 4, (4784).]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 

#8,065 وَلِلثََّثَةِ عَنْ أبِي هُرَيرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَسُولَ اللّهِ # قَالَ: لَيْسَ الشَّدِىدُ بِالصُّرْعَةِ، إنَّمَا الشَّدِىدُ الَّذِى يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ[ .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/294. [Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 107, (2760); Muvatta, Hüsnü'lhalk 12, (2, 906).]

.

#8,064 .
yeni hadis

.

Muaz b. Cebel r.a. dedi ki:

#1,391 اسْتَبَّ رَجُلَانِ عِنْدَ النَّبِيِّ حَتَّى عُرِفَ الْغَضَبُ فِي وَجْهِ أَحَدِهِمَا، فَقَالَ النَّبِيُّ : إِنِّي لَأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ غَضَبُهُ: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
"İki adam Peygamber (s.a.v)’in yanında kavga edip sövüştüler. Sonunda birinin öfkelenme belirtileri üzerinde görülmeye başlayınca Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ben bir kelime biliyorum ki bu kimse onu söylerse öfkesi mutlaka geçecektir. “Euzu billahi mineşşeytanirracim (Allah’ın rahmetinden kovulmuş taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.)”

Tirmizi, Deavat 52 Hn: 3452; Buhari edeb 44, 76. bedü'l-halk M; Müslim, birr 109-110; Ahmed, Müsned Hn: 21072 ve diğerleri. Tirmizi:ž Bündar, Abdurrahman vasıtasıyla Sûfyân’dan bu senedle hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu konuda Süleyman b. Surad’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis mürseldir. Çünkü Abdurrahman b. ebî Leylâ, Muaz b. Cebel’den hadis işitmemiştir. Muaz, Ömer b. Hattab’ın halifeliği döneminde vefat etmiştir. Ömer b. Hattab şehîd edildiği zaman Abdurrahman b. ebî Leylâ, altı yaşında bir çocuktu. Şu’be, Hakem’den ve Abdurrahman b. ebî Leylâ’dan aynı şekilde rivâyet etmiştir. Abdurrahman b. ebî Leylâ, Ömer b. Hattâb’tan hadis rivâyet etmiş ve kendisini de görmüştür. Abdurrahman b. ebî Leylâ, Ebû İsa diye künyelenir. Ebû Leylâ’nın ismi Yesâr’dır. Abdurrahman b. ebî Leylâ’dan şöyle dediği rivâyet edilmektedir: “Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından yüz yirmi kişiye ulaştım.”

İbn Abbas r.a'dan rivayetle Resülllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş:

#73 بَابُ النَّارِ لا يَدْخُلُهُ أَحَدٌ إِلا رَجُلٌ يُشْفِي غَيْظَهُ بِسَخَطِ اللَّهِ
"Cehennemde bir kapı vardır ki, oradan ancak öfkesi Allahın gazabı ile dinmiş kimse­ler girer."

Bezzar, Müsnned Hn: 5180; Keşful Estar Hn: 2053 ve 3500.

Ebu Said el Hudri r.a. dedi ki: Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:

#72 أَلَا وَإِنَّ مِنْهُمُ الْبَطِيءَ الْغَضَبِ سَرِيعَ الْفَيْءِ، وَمِنْهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَيْءِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ، أَلَا وَإِنَّ مِنْهُمْ سَرِيعَ الْغَضَبِ بَطِيءَ الْفَيْءِ، أَلَا وَخَيْرُهُمْ بَطِيءُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَيْءِ، أَلَا وَشَرُّهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ بَطِيءُ الْفَيْءِ، أَلَا وَإِنَّ مِنْهُمْ حَسَنَ الْقَضَاءِ حَسَنَ الطَّلَبِ، وَمِنْهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ حَسَنُ الطَّلَبِ، وَمِنْهُمْ حَسَنُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ، أَلَا وَإِنَّ مِنْهُمُ السَّيِّئَ الْقَضَاءِ السَّيِّئَ الطَّلَبِ، أَلَا وَخَيْرُهُمُ الْحَسَنُ الْقَضَاءِ الْحَسَنُ الطَّلَبِ، أَلَا وَشَرُّهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ، أَلَا وَإِنَّ الْغَضَبَ جَمْرَةٌ فِي قَلْبِ ابْنِ آدَمَ، أَمَا رَأَيْتُمْ إِلَى حُمْرَةِ عَيْنَيْهِ وَانْتِفَاخِ أَوْدَاجِهِ فَمَنْ أَحَسَّ بِشَيْءٍ مِنْ ذَلِكَ فَلْيَلْصَقْ بِالْأَرْضِ
"Dikkat edin insanlardan kimileri geç gazablanıp öfkeden çabucak döner kimileri ise çabucak gazablanıp çabucak öfkesinden döner hepsi birbirine karşı bir ibrettir. Dikkat edin! Onlardan kimileri de çabucak gazaba gelip gazabının dinmesi gecikir. Dikkat edin! Bunlar içerisinde en hayırlı olanı geç gazablanıp çabucak öfkesini yenendir. Dikkat edin bunlar içerisinde en şerli olan çabucak gazablanan ve öfkesini geç yenen kimsedir. Dikkatli olun! İnsanlar arasında kimileride vardır ki vermesi de istemesi de güzeldir. Yine bu insanlardan bir kısmı da vardır ki istemesi güzel ödemesi kötüdür. Yine bazıları da ödemesi güzel, istemesi kötüdür. Bunların hepsi birer ibrettir. Dikkat edin! Onlar arasında istemesi de vermesi de kötü olanlar vardır. Gözünüzü açın onların en iyileri istemesi de vermesi de güzel olandır. Onların en kötüleri ise istemesi de vermesi de kötü olandır. Uyanık olun! Gazab insanın kalbindeki bir kor parçası gibidir. Bu halde insanı görmez misiniz, gözleri kızarır boyun damarları şişer. Her kim böyle bir durumla karşı karşıya kalırsa sırt üstü toprağa yatsın."

Tirmizi, Fiten 26, Hn: 2191; Ahmed, Müsned Hn: 10759; Hakim, Müstedrek Hn: 8640 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Huzeyfe, Ebû Meryem, Ebû Zeyd b. Ahtab ve Muğîre b. Şu’be’den de hadis rivâyet edilmiştir. Hepsi de kıyamet kopuncaya kadar meydana gelecek olaylardan bahsetmişlerdir. Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Abbas demiştir ki: Allah Resulü (saUallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

#71 وَمَا مِنْ جَرْعَةٍ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ جَرْعَةِ غَيْظٍ كَظَمَهَا عَبْدٌ لِلَّهِ، مَا كَظَمَهَا عَبْدٌ لِلَّهِ إِلَّا مَلَأَ اللَّهُ جَوْفَهُ إِيمَانًا
"Bir kulun içinde tuttuğu hiç bir öfke yudumu yoktur ki, onu tutmakla içini imanla doldurmuş olmasın. "

Ahmed, Müsned Hn: 3008; Ehadisül Muhtar Hn: 3944.

Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah {sallallahu aleyhi vesellem):

#70 مَنْ خَزَنَ لِسَانَهُ، سَتَرَ اللَّهُ تَعَالَى عَوْرَتَهُ، وَمَنْ كَفَّ غَضَبَهُ، كَفَّ اللَّهُ عَزَّ وَ جَلَّ عَنْهُ عَذَابَهُ، وَمَنِ اعْتَذَرَ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى، قَبِلَ اللَّهُ مِنْهُ عُذْرَهُ
"Kim dilini tutarsa, Allah da onun ayıbını örter. Kim öfkesini yutarsa, Allah da ondan azabı savar. Kim Allah'a bir özürle gelirse Allah onun özrünü kabul eder" buyurmuştur.

Ebu Yala, Müsned Hn: 4338; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8311; İbn Ebi Asım, Zühd Hn: 10.

İbn Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor:

#69 خُذِ الْعَفْوَ وَأمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَأعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ وَإنَّ هذَا مِنَ الْجَاهِلِىنَ
"Uyeyne ibnu Hısn (Medine'ye) gelince, kardeşinin oğlu Hürr İbnu Kays'ın yanına indi. Hürr İbnu Kays ise Hz. Ömer'in yakınlarındandı. Onun meclisinde yaşlı veya genç bir kısım kurra ve fakihler müşavere heyeti olarak bulunurdu. Uyeyne İbnu Hısn: "Ey kardeşimin oğlu! Emirü'lmü'mininin yanına girmem için izin taleb et!" dedi. O da izin istedi. Ancak yanına girince: "Yeter artık! Ey İbnu'l-Hattab sen bize bol vermediğin gibi, aramızda adaletle de hükmetmiyorsun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) pek öfkelendi. Neredeyse dövmek için üzerine yürüyecekti ki, Hürr (radıyallahu anh) atılıp: "Ey emire'lmü'minin Allah Teala Hazretleri Resulüne: "Affı esas tut, ma'rufu emret ve cahillerden de yüz çevir!" (A'raf, 199) emretmiştir. Bu adam da cahillerden biridir" dedi. Vallahi, Hürr ayeti okuyunca Hz. Ömer olduğu yerde kalıp hiçbir şey yapmadı. Hz. Ömer Kitabullah'ın yanında hemen durur, onu koyup geçmezdi (radıyallahu anh)."

Buhari, İtisam 2, Tefsir, A'raf 5.

Muaz İbni Enes el Ensari r.a'dan Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#68 مَنْ كَظَمَ غَيْظًا وَهُوَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يُنَفِّذَهُ دَعَاهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رُءُوسِ الْخَلَائِقِ حَتَّى يُخَيِّرَهُ فِي أَيِّ الْحُورِ شَاءَ
"Öfkesinin gereğini yerine getirebilecek güçte olduğu halde öfkesini tutan kimseyi, Allah Teala Hazretleri, Kıyamet günü, mahlukatın başları üstüne davet eder; ta ki, (onlardan önce) dilediği huriyi kendine seçsin."

Tirmizi, Birr ve Sıla 74 Hn: 2022; Ebu Davud, Edeb 3, Hn: 4777; İbn Mace, Sünen Hn: 4186; Rüveyti, Müsned Hn: 1216 Ebu Umameden rivayet etmiştir. Tirmizi: Hadis hasen gariptir dedi.

Ebu Hüreyre r.a. anlatıyor: “Bir kimse Rasülullah (s.a.v.)’e gelerek: Bana kısa ve özlü bir şey söyle ki hatırımda tutabileyim dedi. Rasülullah (s.a.v.)

#67 لَا تَغْضَبْ
"Öfkelenme!" cevabını verdi!" O kimse bu sorusunu birkaç kez tekrarladı. Rasülullah (s.a.v.)’de her seferinde “Kızma” buyurdular.

Buhari, Edeb 76, Hn: 6116; Tirmizi, Birr ve Sıla 73 Hn: 2020; Malik, Muvatta, Hüsnül-Hulk 11, Hn: 1680 ve diğerleri.

Muaz İbnu Cebel r.a. anlatıyor: "İki kişi Resulullah (aleyhissalatu vesselam'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözük

#66 إِنِّي لَأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ، لَوْ قَالَ: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
"Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinden zuhur eden öfke giderdi; Euzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular."

Buhari, Sahih Hn: 6115; Müslim, Sahih Hn: 2612; Tirmizî, Da'avat 53, Hn: 3452); Ebu Davud, Edeb 4, Hn: 4780 ve diğerleri.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Nebi s.a.v. şöyle buyurdu:

#65 عَلِّمُوا، وَيَسِّرُوا، وَلَا تُعَسِّرُوا، وَإِذَا غَضِبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْكُتْ
"Öğretin, kolaylaştırın zorlaştırmayın. Sizden biri öfkelendiği zaman hemen sussun." Beyhakinin Şuabul imanda ki rivayetinde ise hadisin devamı şöyle: Öfkelendiği zaman otursun.

Ahmed, Müsned Hn: 2137; Buhari, Edebül Müfred Hn: 245 ve diğerleri.

Hazreti Aişe radıyallahu anhe dedi ki:

#63 مَا خُيِّرَ رَسُولُ اللَّهِ فِي أَمْرَيْنِ إِلَّا اخْتَارَ أَيْسَرَهُمَا مَا لَمْ يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ، وَمَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ لِنَفْسِهِ إِلَّا أَنْ تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللَّهِ تَعَالَى، فَيَنْتَقِمُ لِلَّهِ بِهَا
Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), biri diğerinden daha kolay iki şey arasında muhayyer bırakılırsa, günah olmaması şartıyla, mutlaka onlardan en kolay olanını seçerdi, şayet günah ise insanlar arasında ondan en uzağı olurdu. Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisi için (kimseden) bir intikam almazdı. Ancak Allah'ın haramlarının çiğnenmesi müstesna; (o zaman bizzat kendisi) o çiğnenen haramlardan dolayı Allah için intikam alırdı.
İbn Hibban, İshak b. Rahaveyh ve Beyhakinin rivayetinde ise hadisin başı şöyle:
مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ K ضَرَبَ خَادِمًا قَطُّ، وَلا ضَرَبَ امْرَأَةً لَهُ قَطُّ، وَلا ضَرَبَ بِيَدِهِ شَيْئًا قَطُّ،
Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)in, hayatta ne bir hanımını, ne de bir hizmetçini dövdüğünü, nede eliyle vurduğunu görmedim. İbn Hibban, Sahih Hn: 488; İshak b Rahaveyh, Müsned Hn: 812; Beyhaki, Edeb Hn: 185.

Ebu Davud, Edeb: 5 Hn: 4785; Buharî, Menâkıb: 27 Hn: 3650, Edeb: 80 Hn: 6126. hudud 10: Müslim. Mail 77 Hn: 2329, 2330; Malik, Muvatta Hüsnül-Hulk 6 Hn: 1871; : Ahmed, Müsned Hn: 2408, 24324, 24956, 25342, 25729, Taberani, Mucemül Evsat Hn: 4266Beyhaki, Süneni Kübra ve daha onlarca kaynakta geçmektedir.

Hazreti Aişe radıyallahu anhe der ki:

#61 مَا ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ شَيْئًا قَطُّ بِيَدِهِ، وَلَا امْرَأَةً، وَلَا خَادِمًا، إِلَّا أَنْ يُجَاهِدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَمَا نِيلَ مِنْهُ شَيْءٌ قَطُّ، فَيَنْتَقِمَ مِنْ صَاحِبِهِ، إِلَّا أَنْ يُنْتَهَكَ شَيْءٌ مِنْ مَحَارِمِ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمَ لِلَّهِ
Resulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) eliyle hiç bir şeye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye! Ancak Allah yolunda kendisiyle mücahede edilirse o başka! Ona hiç bir şey isabet etmemiştir ki, şahsı/nefsi için intikam alsın. Meğer ki, Allah'ın haramlarından bir şeyi çiğnemiş olsun! Bu takdirde Allah (Azze veCelle) için intikam alırdı.

Müslim, Fedail: 79 Hn: 2330; Ebu Davud, Edeb: 5 Hn: 4786; İbn Mace, Nikah: 51 Hn: 1984; Dârîmî, Nikâh: 34 Hn: 2218; Ahmed b. Hanbel, V,32, 206, 229,232,281.İbn Hibban, Sahih Hn: 488; İshak b Rahaveyh, Müsned Hn: 812; Beyhaki, Edeb Hn: 185. Garip Osman der ki: Ebu Davud hadisi muhtasar olarak rivayet etmiştir. Metin Müslim'in

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

#60 لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ، إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
"Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir."

Buhari, Edeb 76, Hn: 6114; Müslim, Birr 107, Hn: 2610; Muvatta, Hüsnü'lhalk 12, 2, 906 ve diğerleri.

İbnu Mesud r.a. dedi ki: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gün):

#59 مَا تَعُدُّونَ الصُّرَعَةَ فِيكُمْ؟ قَالُوا: الَّذِي لَا يَصْرَعُهُ الرِّجَالُ، قَالَ: " لَا، وَلَكِنَّهُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ
"Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?" diye sordu. Ashab (radıyallahu anhum): "Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır, dedi, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir."

Müslim, Birr 106, HN: 2608; Ebu Davud, Edeb 3, Hn: 4779; İbn Ebi Şeybe, Müsned Hn: 262 ve diğerleri.