Toplam 19,779 Hadis
Konular

Dua'nın Fazileti Kategorisi

Abdullah (b. Mesud) r.a.'dan rivyete göre, şöyle dedi: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,509 سَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ فَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ أَنْ يُسْأَلَ، وَأَفْضَلُ الْعِبَادَةِ انْتِظَارُ الْفَرَجِ
“Allah’ın lutfundan isteyiniz. Çünkü Allah kendisinden istenilmesini sever ibadetlerin en değerlisi sıkıntının giderilmesini beklemektir.”

Tirmizi, Deavat 116 Hn: 3571 ve diğerleri. Tirmizî: Aynı şekilde Hammad b. Vakîd bu hadisi bu şekilde rivâyet etmiştir. Bu rivâyetine karşı çıkılmıştır. Hammad b. Vakîd: Bu Saffar denilen kişi hafız değildir. Bizce Basralı bir ihtiyardır. Ebû Nuaym bu hadisi İsrail’den, Hakîm b. Cübeyr’den ve ismi belirtilmeyen bir kimseden mürsel olarak rivâyet etmiştir. Ebû Nuaym hadisi daha sahih olabilecek durumdadır.

Rafaa b. Rafi r.a.'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:

#1,496 قَامَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ عَلَى الْمِنْبَرِ ثُمَّ بَكَى، فَقَالَ: قَامَ رَسُولُ اللَّهِ عَامَ الْأَوَّلِ عَلَى الْمِنْبَرِ، ثُمَّ بَكَى، فَقَالَ: " اسْأَلُوا اللَّهَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فَإِنَّ أَحَدًا لَمْ يُعْطَ بَعْدَ الْيَقِينِ خَيْرًا مِنَ الْعَافِيَةِ
Ebu Bekir es Sıddık, minber üzerinde ayağa kalktı ağladı ve şöyle dedi: Rasülullah (s.a.v.), bir yıl önce bu minber üzerinde ayağa kalkıp ağlamış ve şöyle demişti: “Allah’tan affedilmeyi ve afiyet içersinde olmayı isteyiniz. Çünkü hiç kimseye sağlam imandan sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir.”

Tirmizi, Deavat 106 Hn: 3558 ve diğerleri. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle Ebu Bekir es Sıddık rivâyeti olarak garibtir.

Selman el Farisi r.a.'dan: Nebi (s.a.v)’in şöyle buyurdu:

#1,494 إِنَّ اللَّهَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا خَائِبَتَيْنِ
“Allah çok haya sahibi ve ikram edicidir. Kişi O’na ellerini kaldırıp dua ettiği zaman onları boş çevirmekten haya eder.”

Tirmizi, Deavat 105 Hn: 3556; Ebu Davud, Salat: 27; İbn Mace, Edeb: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bazıları bu hadisi merfu olmaksızın rivâyet etmişlerdir.

İbn Ömer r.a.'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,486 مَنْ فُتِحَ لَهُ مِنْكُمْ بَابُ الدُّعَاءِ فُتِحَتْ لَهُ أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ، وَمَا سُئِلَ اللَّهُ شَيْئًا يَعْنِي أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يُسْأَلَ الْعَافِيَةَ
“Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmıştır. Allah’tan afiyet istenilmesinden daha sevimli bir şey istenilmemiştir.” Rasulullah (s.a.v.) konuşmasını şöyle devam etti: إِنَّ الدُّعَاءَ يَنْفَعُ مِمَّا نَزَلَ وَمِمَّا لَمْ يَنْزِلْ فَعَلَيْكُمْ عِبَادَ اللَّهِ بِالدُّعَاءِ “Dua, inen belaya ve inmeyen belaya karşı faydalıdır. Ey Allah’ın kulları duaya sarılınız.”

Tirmizi, Deavat 102 Hn: 3548 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Sadece Abdurrahman b. Ebî Bekir el Kureşî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz ki bu şahıs hadis konusunda zayıftır. Bazı hadisçiler hafızası yönünden kendisini zayıf kabul etmişlerdir. İsrail bu hadisi Abdurrahman b. ebî Bekir’den, Musa b. Ukbe’den, Nafi’ ve İbn Ömer’den rivâyet ederek şöyle aktarmışlardır: “Allah’tan afiyetten daha sevimli olan bir şey istenmemiştir.”

Ebu Hüreyre r.a.'dan riayet edildiğine göre dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,321 مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَسْتَجِيبَ اللَّهُ لَهُ عِنْدَ الشَّدَائِدِ وَالْكَرْبِ فَلْيُكْثِرِ الدُّعَاءَ فِي الرَّخَاءِ
“Sıkıntılı ve ızdıraplı anlarda duasının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse bolluk ve rahat zamanlarında duasını çoğaltsın.”

Tirmizi, Deavat 9 Hn: 3382 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis garibtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,312 مَنْ لَمْ يَسْأَلِ اللَّهَ يَغْضَبْ عَلَيْهِ
“Kim Allah’tan istemezse dua etmezse Allah o kişiye gazablanır.”

Tirmizi, Deavat 2 Hn: 3373; İbn Mace, Dua: 17 ve diğerleri.ž Tirmizî: Vekî’ ve başkaları Ebû’l Melîh’den bu hadisi rivâyet etmişlerdir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ebul Melih’in ismi Sabîh’tır. Muhammed’den işittim şöyle diyordu: Ebû’l Melih’e, Farisi de denilir.

Numân b. Beşir r.a.'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,311 الدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ "، ثُمَّ قَرَأَ:ف وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَق
“Dua ibadettir.” Sonra mü’min suresi 60. ayetini okudu: “Ama Rabbiniz buyuruyor ki: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Şüphesiz ki, bana kulluk etmekten ululuk taslayarak çekinenler, aşağılık bir halde Cehenneme gireceklerdir.”

Tirmizi, Deavat 1 Hn: 3372 ve Tefsiril Kuran: 42 Hn: 3247; Ebu Davud, Sünen Hn: 1479; İbn Mace, Dua: 27 Hn: 3828; Ahmed, Müsned Hn: 17888-17919-17924-17964-17968; İbn Hibban, Sahih Hn: 890; Hakim, Müstedrek Hn: 1738; Nesai, Süneni Kübra Hn: 11400; Tayalisi, Müsned Hn: 838; Müsnedi Bezzar Hn: 3242; Abdullah b. Mübarek, Müsned Hn: 71; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 29650; Taberani, Mucemüs Sağir Hn: 1039; İbn Arabi, Mucem Hn: 1249; İbn Makrai, Mucem Hn: 899; İbn Mende, Tevhid Hn: 313; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 1105; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 1384; Abdurrezzak, Tefsirul Kuran Hn: 2685; Camiul Beyan an Tevilil Kuran Hn: 2670; İbn Ebi hatim Tefsir Hn: 18444 ve diğerleri. ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Mansur da bu hadisi A’meş’den ve Zerr’den rivâyet etmiştir. Bu hadisi sadece Zerr’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Zerr Abdullah el Hemedânî’dir. Güvenilen biridir. Ömer b. Zerr’in babasıdır. Hadis, merfu, sahih ve söyleyenleri açısından azizdir.

Enes b. Malik r.a.'dan rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu:

#1,310 الدُّعَاءُ مُخُّ الْعِبَادَةِ
“Dua ibadetin iliği beyni ve özüdür.”

Tirmizi, Deavat 1 Hn: 3371 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle garib olup sedece İbn Lehia’nın rivâyetiyle bilmekteyiz.

Ebu Hüreyre r.a.'dan: Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu:

#1,309 لَيْسَ شَيْءٌ أَكْرَمَ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى مِنَ الدُّعَاءِ
“Allah’a duadan daha üstün bir şey yoktur.”

Tirmizi, Deavat 1 Hn: 3370; İbn Mace, Dua: 27 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi merfu olarak sadece Imrân el Kattan’ın rivâyetiyle bilmekteyiz. Imrân el Kattan, İbn Dâvûd’tur. Ebû’l Avvam diye künyelenir. Muhammed b. Beşşâr, Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla Imrân el Kattan’dan bu senedle hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.