Toplam 19,119 Hadis
Konular

Umre Kategorisi

Nâfi' rahimehullah'dan: 

#9,782 أَنّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ وَرِثَ مِنْ حَفْصَةَ بِنْتِ عُمَرَ دَارَهَا، قَالَ: وَكَانَتْ حَفْصَةُ قَدْ أَسْكَنَتْ بِنْتَ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ مَا عَاشَتْ، فَلَمَّا تُوُفِّيَتْ بِنْتُ زَيْدٍ، " قَبَضَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْمَسْكَنَ، وَرَأَى أَنَّهُ لَهُ
İbn Ömer (radıyallahu anhüm)'e, kız kardeşi Hafsa (radıyallahu anha)'dan bir ev tevarüs etti. Hafsa (radıyallahu anha), bu eve hayatı boyunca olmak kaydıyla Zeyd İbnu'l-Hattab'ın kızını oturtmuştu. Zeyd'in kızı ölünce İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) meskeni kabzetti. O bu evin kendine ait olduğu reyinde idi."

 Muvatta, Akdiye: 45 Hn: 1422; Muhammed, Muvatta Hn: 810; Beyhaki, Süneni Kübra Hn: 174:6 Ebu Musab Zühri, Muvatta Hn: 2956 ve diğeri. Hadis mefkuf sahih ve gariptir.

İbn Abbas (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

#9,781 الْعُمْرَى جَائِزَةٌ لِمَنْ أُعْمِرَهَا وَالرُّقْبَى جَائِزَةٌ لِمَنْ أُرْقِبَهَا وَالْعَائِدُ فِي هِبَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْئِهِ
"Umra, umra kılınan şahıs için caizdir. Rukba da rukba kılınan kimse için caizdir. Hibesinden dönen, kusmuğuna dönen gibidir" buyurulmuştur.

Hadisin geniş açılımı şöyle: “Umra” = Ömrüm oldukça bu malı sana bağışladım diyerek bir kimseye mal vermek caiz olup verilen o mal, verilen kimsenin malı olur. “Rukba” = Senden önce ölürsem o mal senindir. Sen benden önce ölürsen mal yine benimdir. Şeklindeki mal verme olayı geçerlidir. Bağışından dönen kusmuğuna dönen gibidir.”

Nesai, Umra ve Rukba: 2 Hn: 3710 ve Süneni Kübra Hn: 6308; Ahmed, Müsned Hn: 2250; Bezzar, Müsned Hn: 4843 ve İbn Hazm Muhalla da rivayet etmiştir. Garip Osman der ki: Hadis merfu ve meşhurdur.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,277 الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ تُكَفِّرُ مَا بَيْنَهُمَا، وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الْجَنَّةُ
“Umre ikinci bir umreye kadar yapılan günahlara keffarettir. Kabul edilmiş haccın karşılığı ise ancak Cennettir.”

Buhari, Umre: 1; Müslim, Hac: 79; Tirmizi, Hac 90 Hn: 933 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Abbas r.a.’dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,276 دَخَلَتِ الْعُمْرَةُ فِي الْحَجِّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Umre kıyamete kadar hac aylarına girmiştir.”

Müslim, Hac: 31; Tirmizi, Hac 89 Hn: 932; Ebu Davud, Menasik: 23 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu konuda Suraka b. Cuşum, Cabir b. Abdullah’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbas hadisi hasendir. Bu hadisin manası: “Hac aylarında umre yapmakta sakınca yoktur” demektir. Şâfii, Ahmed ve İshâk hadisi bu şekilde tefsir etmektedirler. Hadisinin anlamı şöyledir: Cahiliye dönemi insanları hac aylarında umre yapmazlardı. İslam gelince Peygamber (s.a.v.) buna ruhsat verdi ve “Umre kıyamete kadar hac aylarına girdi” buyurdu. Yani hac aylarında umre yapmakta bir sakınca yoktur. Hac ayları Şevval, Zilkâde ve Zilhicce’den on gündür. Hac yapacak kimsenin hac aylarında ihrama girmesi gerekir. Haram aylar: Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları böyle demektedirler.

Cabir r.a.'dan:

#1,275 أَنّ النَّبِيَّ سُئِلَ عَنِ الْعُمْرَةِ أَوَاجِبَةٌ هِيَ؟ قَالَ: " لَا، وَأَنْ تَعْتَمِرُوا هُوَ أَفْضَلُ
"Peygamber (s.a.v.)’e umre yapmak vacib midir? Diye soruldu da Rasulullah (s.a.v.)’de: “Hayır, fakat umre yapmak değerli ve faziletli bir ibadettir” buyurdular.

Tirmizi, Hac 88 Hn: 931 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim adamları umre vacib değildir derler. Hac ve umreye iki hac denirdi. Kurban bayramında yapılana “Haccul Ekber” (Büyük Hac) Umreye de “Haccul Asğar” (Küçük Hac) Şâfii diyor ki: Umre yapmak Rasûlullah (s.a.v.)’in sünnetlerindendir. Umrenin terk edilebileceğine dair ruhsat veren hiçbir delil bilmiyoruz. Nafile ibadet olduğuna dair sağlam bir rivâyet yoktur. Peygamber (s.a.v.)’den nafile ibadet olduğuna dair yapılan rivâyet ise zayıf olup bu tür rivâyetler delil olarak ortaya konulamaz. İbn Abbas’ın umre yapmayı vâcib gördüğü rivâyeti de bize ulaşmış durumdadır. Tirmîzî: Tüm bu sözler Şâfii’nin sözleridir.

İbn Abbas r.a. (merfu olarak rivâyet ettiği hadisinde şöyle diyor:

#1,264 أَنَّهُ كَانَ يُمْسِكُ عَنِ التَّلْبِيَةِ فِي الْعُمْرَةِ إِذَا اسْتَلَمَ الْحَجَرَ
“O (Rasülullah) (s.a.v.), umrede Hacer-ül Esvedi istilam ettiği ana kadar telbiyeye devam ederdi.”

Tirmizi, Hac 79 Hn: 919; Ebu Davud, Menasik: 28 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Çoğu ilim adamları bu hadisle amel ederek, umre yapan kimsenin Hacer-ül Esvedi istilam edinceye kadar telbiyeye devam etmesi kanaatindedirler. Kimi ilim adamları ise umre yapan kimse ihrama girdiği andan itibaren telbiyeye başlar Mekke evleri görününceye kadar yol boyunca devam eder derler. Uygulama bu hadisle olup Sûfyân es Sevrî, Şâfii, Ahmed ve İshâk’ta aynı görüştedirler.