Toplam 19,798 Hadis
Konular

Kaseme/Yemin Kategorisi

Yine Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıldığına göre,

#8,652 وعنه أيضاً عن ابيه عن جده قال: ]قَتَلَ رَسُولُ اللّهِ # بِالْقَسَامَةِ رَجًُ مِنْ بَنِي نَضْرِ بْنِ مَالِكٍ بِبَحْرَةِ الرُّغَاءِ عَلى شَطٍّ لِيّةِ الْبَحْرَةِ، فقَالَ الْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ مِنْهُمْ[. أخرجه أبو داود.               »الْبَحْرَةُ« البلدة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Liyyetü'l-Bahre nam mevkiin kenarında yer alan Bahretu'r-Ruğa'da meskun Beni Nadr İbni Malik kabilesinden bir adamı kasame yoluyla öldür(t)dü ve: "Katil de maktül de kendilerinden!" buyurdu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/211. [Ebu Davud, Diyat 8, (4522).]

Yine Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıldığına göre,

#8,651 وعنه أيضاً عن ابيه عن جده قال: ]قَتَلَ رَسُولُ اللّهِ # بِالْقَسَامَةِ رَجًُ مِنْ بَنِي نَضْرِ بْنِ مَالِكٍ بِبَحْرَةِ الرُّغَاءِ عَلى شَطٍّ لِيّةِ الْبَحْرَةِ، فقَالَ الْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ مِنْهُمْ[. أخرجه أبو داود.               »الْبَحْرَةُ« البلدة .
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Liyyetü'l-Bahre nam mevkiin kenarında yer alan Bahretu'r-Ruğa'da meskun Beni Nadr İbni Malik kabilesinden bir adamı kasame yoluyla öldür(t)dü ve: "Katil de maktül de kendilerinden!" buyurdu."

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/211. [Ebu Davud, Diyat 8, (4522).]

İbn Abbas r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,600
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kul, Mü’min olduğu halde zina etmez yine Mü’min olduğu halde içki içmez yine Mü’min olduğu halde hırsızlık yapmaz yine Mü’min olduğu halde adam öldürmez.”

Nesai, Kasame: 47 Hn: 4786; Buhârî, Hudûd: 2

Ebu Said el Hudrî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,599
Bir gün namaz kılıyordum. Mervan’ın oğlu önümden geçmek istedi itekledim, çekilmeyince vurdum ağlayarak çekip gitti. Durumu babası Mervan’a gidip haber verince Mervan, Ebu Said’e şöyle dedi: “Kardeşinin oğluna neden vurdun?” Ebu Said’te dedi ki: “Ona vurmadım şeytana vurdum. Rasulullah s.a.v’den işittim şöyle diyordu: “Biriniz namazda iken bir adam önünden geçmek isterse mümkün olduğu kadar onu engellesin ve geçirmesin, çekilmez de mutlaka geçmek isterse ona vursun çünkü o şeytandır.”

Nesai, Kasame: 46 Hn: 4779; Ebû Davud, Salat: 108; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 39

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#6,598
“Bir kimse izni olmadan başka birinin evini gözetlerse, o da onun gözünü patlatırsa ne kısas ne de diyet gerekmez.”

Nesai, Kasame: 46 Hn: 4777-4778; Buhârî, Diyat: 14; Müslim, Adab: 9

Enes b. Malik r.a’ten rivâyete göre, 

#6,597
bir bedevi Rasulullah s.a.v’in kapısına geldi, kapının yarığından içeri baktı. Rasulullah s.a.v bunu görünce, adamıngözünü patlatmak için bir demir veya değnek araştırdı bunu fark eden adam kapıdan çekildi. Rasulullah s.a.v ona şöyle buyurdu: “Çekilmeseydin gözünü patlatacaktım.”

Nesai, Kasame: 45 Hn: 4775; Buhârî, Diyat: 22; Dârimi, Diyet: 23

Zührî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,596
Ebu Bekir b. Hazm bana deri parçasına yazılmış bir mektup getirdi, mektupta şunlar yazılıydı. “Rasulullah s.a.v tarafından yazdırılmıştır. Bu Allah ve Rasulünden bir bildirimdir. Maide suresi 1-4 ayetlerini okudu sonra şöyle devam etti. Adam öldürmenin diyeti yüz devedir. Bir göz için elli deve diyet vardır, bir el ve bir ayak için ayrı ayrı ellişer deve vardır, beyin zarına ulaşan yaralamalarda üçte bir diyet, kafa ve karın içerisine işleyen yaralamalarda üçte bir diyet vardır. Kemikleri yerinden oynatan yaralamalarda diyet on beş devedir. Her bir parmak için onar deve vardır. Dişler için beşer deve diyet bedelidir. Kemiğeulaşan yaralamalarda ise beş deve diyet bedeli vardır.”

Nesai, Kasame: 45 Hn: 4773; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Şihab r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,595
Rasulullah s.a.v’in yazıp Necranlılara Amr b. Hazm vasıtasıyla gönderdiği mektubu okudum. Mektup, Ebu Bekir b. Hazmın yanındaydı. Rasulullah s.a.v şunları yazdı: “Bu Allah’ın ve Resulünün bir bildirisidir: “Ey İman edenler! Akitlerinizi yerine getiriniz diyerek başlayan ve Allah hesabı çabucak görendir diye biten Maide suresi 1- 4 ayetlerini okudu ve devamında da yaralamalarla alakalı hükümleri okuyarak bir kişinin diyetinin yüz deve olduğunu da okudu.”

Nesai, Kasame: 45 Hn: 4772; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Amr b. Hazm’ın r.a babasından ve dedesinden rivâyete göre, 

#6,594
Rasulullah s.a.v’in Yemenlilere yazdığı mektupta farzlar, sünnetler ve diyetler yazılıydı. Mektup, Amr b. Hazm vasıtasıyla gönderilmişti ve Yemenlilere okunmuştu. Mektupta şöyle yazılıydı: “Allah’ın Peygamberi Muhammed’den Şürahbil b. Abdi Külal’e, Nuaym b. Abdi Külal’e ve Haris b. Abdi Külal’e yani Ruayn, meafirve hemdanlılara... Bundan sonra.. Kim bir kimseyi sebepsiz yere öldürür o da delil ile sabit olursa, o kimseye kısas uygulanır ancak öldürülen kimsenin velileri kısastan vazgeçer diyete razı olurlarsa, bir adamın diyeti yüz devedir. Burun tamamen kesilirse tam diyet ödenir. Dil kesmekte tam diyet gerektirir, iki dudağın kesilmesi de tam diyettir. İki yumurtanın tahrip edilmesi de tam diyet gerektirir. Tenasül organı kesilirse tam diyet gerekir, bilek kemiği kırılırsa tam diyettir. İki göz kör edilirse tam diyettir. Bir ayak için yarım diyet gerekir. Beyin zarına varan yaralamalarda üçte bir diyet, kafayı ve karnı delecek yaralamalarda üçte bir diyet vardır. Kemikleri yerlerinden oynatan yaralamalarda on beş deve diyet vardır. Elin ve ayağın her bir parmağında onar deve diyet vardır. Dişin diyeti beş devedir. Kemiğe ulaşan yaralamalarda diyet beş devedir. Kadını öldüren erkek kısas yapılarak öldürülür. Diyeti altın olarak vermek isteyenler bin dinar altını verirler.”

Nesai, Kasame: 45 Hn: 4770-4771-4774; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

 İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,593
“Parmakların diyeti onar devedir”

Nesai, Kasame: 43 Hn: 4766; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Said b. Müseyyib r.a’ten rivâyete göre

#6,592
Rasulullah s.a.v’in kendilerine yazdığını söyledikleri Amr b. Hazm oğullarının elindeki mektupta şunların yazılı olduğunu buldular: “Parmaklardan her biri için onar deve diyet vardır.” 

Nesai, Kasame: 43 Hn: 4763; Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268

Ebu Musa r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,591
Rasulullah s.a.v: “Parmakların hepsi eşittir, her biri için on deve diyet vardır.”

Nesai, Kasame: 43 Hn: 4762-4760-4761; Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268

Amr b. Şuayb r.a babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,590
“Dişler eşittir; her bir diş için beş deve diyet vardır.”

Nesai, Kasame: 42 Hn:.4759-4758; Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268

Amr b. Şuayb r.a babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor:

#6,589
Rasulullah s.a.v: “Şaşı gözü patlatan kimseye diyetin üçte birinin verilmesine, çolak eli kesenin de yine üçte bir diyet vermesine, çürümüş dişlerin kırılmasına veya yerinden düşmesine sebeb olan kimsenin de yine üçte bir diyet vermesine hükmetti.”

Nesai, Kasame: 41 Hn:.4757; Ebû Davud, Diyat: 20

Tarık el Muharibi r.a’den rivâyete göre, bir adam: 

#6,588
“Ey Allah'ın Rasulü! Bu Sa’lebe oğulları falan kimseyi cahiliyye döneminde öldürmüşlerdi, onlardan intikamımızı al” deyince, Rasulullah s.a.v koltuk altlarının beyazı gözükünceye kadar kollarını kaldırdı ve şöyle buyurdu: “Bir anne çocuğu üzerine iki sefer cinayet işlemez.”

Nesai, Kasame: 40 Hn:.4756; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Yerbu oğullarından bir adamdan r.a rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,587
Rasulullah s.a.v’in yanına geldik, O insanlara konuşuyordu. İnsanlar arasından birileri kalktı ve: “Ey Allah'ın Rasulü! Bu falan oğulları filan kimseyi öldürmüşlerdi” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Bir kimse bir başkasının cinayetinden sorumlu tutulamaz.”

Nesai, Kasame: 40 Hn:.4755; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Sa’lebe b. Zehdem el Yerbûî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,586
Rasulullah s.a.v, Ensardan bir guruba hitap ediyordu. Oradakilerden bir kaçı: “Ey Allah'ın Rasulü! Bunlar Sa’lebe b. Yerbu oğulları, cahiliyye döneminde falan kimseyi öldürdüler” deyince, Rasulullah s.a.v sesini yükselterek: “Dikkat edin! Hiçbir kimse başkasının cinayetiyle suçlanıp cezalanmaz” buyurdular. 

Nesai, Kasame: 40 Hn:.4750-4751-4752-4753-4754; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Ebu Rimse r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,585
Babamla birlikte Rasulullah s.a.v’in yanına gitmiştim, beni kastederek: “Yanındaki kim?” dedi. Babam da: “Oğlumdur, oğlum olduğuna şahitlik ederim” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Ne oğlun senin işlediğin cinayetle cezalanır ne de sen onun işlediği cinayetten sorumlu tutulursun” buyurdu. 

Nesai, Kasame: 40 Hn: 4749; İbn Mâce, Diyet: 26; Ebû Davud, Diyat: 2

Amr b. Şuayb r.a babasından ve dedesinden rivâyetle şöyle demiştir: 

#6,584
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Tıbbi bilgisi olmayan bir kimse doktorluk yapmaya kalkarsa ve bir kimseye zarar verirse, tazmin etmek mecburiyetindedir.” 

Nesai, Kasame: 39 Hn: 4748; İbn Mâce, Tıb: 16; Ebû Davud, Diyat: 25

Câbir r.a'dan rivâyete göre, 

#6,583
Rasulullah s.a.v her karında taşıyan cenin için diyet verilmesini ve Müslüman kölesini azad eden kimse azadlı kölesinin izni olmadan onun velisi olamayacağını yazdı. 

Nesai, Kasame: 39 Hn: 4747; Müsned: 14233

İbn Abbas r.a'tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,582
Aralarında kavga çıkan iki komşu kadından biri hamile olan diğer kadına taşla vurdu Saçları çıkmış olarak hamile kadın çocuğunu düşürdü ve kadının kendisi de öldü. Rasulullah s.a.v akilesine diyet ödemelerini emretti. Kadının amcası: “Ey Allah'ın Rasulü! Ayrıca saçları bitmiş bir çocuğu da düşürmüştü” dedi. Bunun üzerine katilin babası dedi ki: “Bu adam yalan söylüyor,vallahi o çocuk ne ses çıkardı ne yedi ne içti” diyerek sözü uzattı. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Bu sözler cahiliyye dönemi kahinlerinin sözlerine benziyor ölen çocuk için gurre gerekir”buyurdu.İbn Abbas diyor ki: Bu kadınlardan biri Müleyke olup diğeri de Ümmü Gatif idi.

Nesai, Kasame: 39 Hn: 4746; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbrahim r.a'den rivâyete göre, 

#6,581
bir kadın bir taşla hamile olan kumasına vurarak öldürmüştü. Rasulullah s.a.v karnındaki cenine gurre verilmesini emretti. Diyetinin de asabesine ödettirilmesini emretti. Onlar da yemeyen, içmeyen, ses çıkarmayan bir çocuk için gurre mi vereceğiz diyerek lafı uzattı. Peygamber s.a.v: “Bu sözler bedevilerin vezinli, kafiyeli sözlerine benziyor; ne dedimse hüküm dediğim gibidir” buyurdular. 

Nesai, Kasame: 39 Hn: 4745; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11

Muğire b. Şube r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,580
Bir kadın hamile olan kumasını çadırın kazığı ile vurup öldürüyor. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v öldüren kadının asabesinin diyet ödemesini ve karnındaki ölen cenine de bir köle ve cariye verilmesini emretmişti. Katil kadının asabesi durumunda olan bir adam: “Yemeyen, içmeyen, ses çıkarmayan” -veya buna benzer sözler- söyleyerek lafıuzattı. Rasulullah s.a.v’de bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bu sözler bedevilerin kafiyeli sözlerine benziyor ve cenine diyet verilmesini emretti.” 

Nesai, Kasame: 39 Hn:4740-4739-4741-4742-4743-4744; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11

Said b. Müseyyeb r.a’ten rivâyete göre, 

#6,579
Rasulullah s.a.v anasının karnında ölen cenin için bir köle ve cariye verilmesini emretti. Cezayı vermeyi gereken kimse nasıl olur da yemeyen, içmeyen, konuşmayan, ağlamayan -veya benzeri sözler söyleyerek- lafı uzattı. Rasulullah s.a.v: “Bu sözler kahin sözlerindendir” buyurdu. 

Nesai, Kasame: 38 Hn: 4738; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,578
Hüzeyl kabilesinden iki kadın kavga etmişlerdi, biri diğerine taşla vurarak veya benzeri bir söz söyledi kadını ve karnındaki çocuğu öldürmüştü. Davalarını görmek üzere Rasulullah s.a.v’e geldiklerinde Rasulullah s.a.v ölen çocuğa diyet olarak bir köle veya cariye verilmesini, anasının diyetini de öldüren kadının akrabasının ödemesini katil kadına da mirasçılarının ve çocuğunun varis olmasını hükmetti. Hamel b. Malik b. Nabiğa el Hüzeli dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü bir şey yapmayan, içmeyen, konuşmayan, ağlamayan bir cenine nasıl diyet ödeyeyim diyerek lafı uzattı.Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Bu sözler kahin kardeşlerinin söylediği sözlerden olup secili ve kafiyeli sözlerdir.”

Nesai, Kasame: 38 Hn: 4736-4737; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11

Ebu Hüreyre r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,577
Rasulullah s.a.v Lihyan oğullarından bir kadının ölü düşen çocuğuna diyet olarak bir gurre köle ve cariye  verilmesine hükmetti sonra kendisine gurre verilmesini hükmedilen kadın ölünce, Rasulullah s.a.v onun mirasını kocasının ve oğullarının almasını diyeti de asabesinin vermesini emretti.

Nesai, Kasame: 38 Hn: 4735; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11

Hamel b. Malik r.a’ten rivâyete göre,

#6,575
Rasulullah s.a.v ceninde diyet olarak bir gurre verilmesini hükmetti. Tavus diyor ki At, gurre sayılır.

Nesai, Kasame: 38 Hn: 4734; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11

Abdullah b. Muğaffel r.a’den rivâyete göre,  

#6,574
“bizzat kendisi taş atan birini görünce ona: Atma! Peygamber s.a.v taş atmayı yasakladı veya taş atmaktan hoşlanmazdı” dedi. 

Nesai, Kasame: 38 Hn: 4733; Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11

Abdullah b. Amr r.a'den rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,573
“Kafirin diyeti Müslüman’ın diyetinin yarısıdır.” 

Nesai, Kasame: 36 Hn: 4725; İbn Mâce, Diyet: 13; Ebû Davud, Diyat: 23

Amr b. Şuayb r.a babasından ve dedesinden rivâyetle şöyle demiştir: 

#6,572
“Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Zimmilerin Müslümanların idaresinde yaşayan Müslüman olmayan kimselerin diyeti Müslümanların diyetinin yarısıdır. O, zimmiler de: Yahudi ve Hıristiyanlardır.”

Nesai, Kasame: 36 Hn: 4724; İbn Mâce, Diyet: 13; Ebû Davud, Diyat: 23

Amr b. Şuayb r.a, babasından ve dedesinden naklederek şöyle demiştir: 

#6,571
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kadının diyeti aynen erkeğin diyeti gibidir. Bu oran diyetin üçte birine ulaşmasına kadar böyledir.”

Nesai, Kasame: 35 Hn: 4723; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#6,570
Rasulullah s.a.v diyeti on iki bin dirhem olarak verilmesine hükmetti. 

Nesai, Kasame: 34 Hn: 4722; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,569
Rasulullah s.a.v zamanında bir adam bir adamı öldürmüştü. Rasulullah s.a.v onun diyetini on iki bin dirhem  gümüş olarak taktir etmişti. Bu konuda da Tevbe suresi 74. ayetini hatırlatmıştır: “…Allah ve Peygamberinin kendilerini zenginleştirmiş olmasından başka bir sebepleri de yoktu.” 

Nesai, Kasame: 34 Hn: 4721; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

İbn Mes’ud r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,568
"Rasulullah s.a.v hata ile olan öldürmelerde diyet olarak verilmesi gereken develerin yirmi tanesinin biryaşında dişi, yirmi tanesinin bir yaşında erkek, yirmi tanesinin iki yaşında dişi, yirmi tanesinin beş yaşında, yirmi tanesinin de beş yaşında deve olmasına hükmetti.” 

Nesai, Kasame: 33 Hn: 4720; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Amr b. Şuayb r.a’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,567
“Kim hata ile bir adam öldürürse diyeti yüz devedir. Bu develerden otuz tanesi bir yaşında dişi, otuz tanesi de iki yaşında dişi ve otuz tanesi de dört yaşında dişi, kalan on tanesi de iki yaşında erkek olacaktır.” Rasulullah s.a.v şehirlilere yüz deve yerine dört yüz dinar altın veya onun bedeli gümüş taktir ederdi. Deve bedelleri arttıkça Rasulullah s.a.v de altın ve gümüş nispetini artırırdı, duruma göre bu bedeli indirdiği de olurdu. Rasulullah s.a.v zamanında diyet bedeli dört yüz dinardan sekiz yüz dinara kadar ulaşmıştı veya bu bedelde gümüş miktarına ulaşmıştı. Rasulullah s.a.v inek sahiplerine diyet bedeli olarak iki yüz inek taktir etmişti. Koyunda ise iki bin koyun taktir etmişti. Diyet bedelinin ölen kimsenin varisleri arasında hisselerine göre paylaştırılmasını artanını da asabe denilen ölenin baba tarafından akrabalarına yüklenmesini emretti. Yine Rasulullah s.a.v katil kadının diyetini asabasına ödettirmeyi emir buyurdu. Öldürülen kadının diyetinden varislere dağıtıldıktan sonra arta kalanın asabaya verilmesini, öldürülen kadının diyetinin varisler arasında bölüşülmesini, katili de onların öldürmesini emretti.”

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4719; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Kasım b. Rabia r.a'dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,566
“Hata ile öldürmek veya bile bile öldürmeye denk olan öldürmelerde diyet yüz deve olup kırk tanesi gebe olmalıdır.” 

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4718; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6 Mürsel.

İbn Ömer r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,565
Rasulullah s.a.v Mekke fethi günü Kabe’nin merdiveninin üzerinde Allah’a hamdü sena ederek şöyle konuştu: “Vadini yerine getiren, kuluna yardım eden, tek başına düşman ordularını mağlup eden Allah’a hamd olsun. Bile bile öldürmeye benzeyen ve hata ile öldürülen kırbaçla da değnekle de olsa; diyeti kırk tanesi gebe olmak şartıyla yüz devedir.”

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4717; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Rasûlullah s.a.v’in ashabından bir kimsenin rivâyetine göre, 

#6,564
Rasulullah s.a.v fetih yılı Mekke’ye geldiğinde şöyle buyurdu: “Dikkat edin hata ile öldürmeye benzeyen öldürmelerde ister kamçı ister değnekle olsun fidyesi kırkı gebe olmak üzere” yüz devedir.

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4716-4715-4714; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6 Mürsel.

Ukbe b. Evs r.a’ten rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,563
“Dikkat edin! Hataen öldürülen kimsenin diyeti, kamçı ve değnekle olsun yine yüz deve olup kırk tanesi gebe durumda olacaktır.” 

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4713; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Rasûlullah s.a.v’in ashabından birinin rivâyetine göre, 

#6,562
Rasulullah s.a.v, Mekke fethi günü hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürme kamçı, değnek ve taşla bile olsa diyeti yüz deve olup kırkı altı ile dokuz yaş arasında olacak ve hepsi de doğurgan olacaktır.”

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4712; bû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Abdullah r.a’tan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#6,561
“Dikkat edin bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürme kamçı ile veya değnek ile olsun diyeti yüz devedir ve kırk tanesi de gebe olacaktır.”

Nesai, Kasame: 32 Hn: 4711; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Kasım b. Rabia r.a’dan rivâyete göre,

#6,560
Rasulullah s.a.v Mekke fethi günü bir hutbe vermişti. 

Nesai, Kasame: 31 Hn: 4710; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Abdullah b. Amr r.a’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,559
“Bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürmede kamçı olsun değnek olsun o kimsenin diyeti yüz devedir. Bu develerden kırkı da gebe olacaktır.” 

Nesai, Kasame: 31 Hn: 4709; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

İbn Abbas r.a'tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,558
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kim bilinmeyen bir sebeple veya bir şey atmakla taşla, değnekle ve kırbaçla öldürülürse, onun diyeti kasıtsız hata ile öldürme diyetidir. Kim bile bile öldürülürse kısas yapılır. Kim katile kısas yapılmasına engel olursa Allah’ın meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun ondan ne tevbe kabul edilir ne de fidye. Ebu Davud,

Nesai, Kasame: 30 Hn: 4707-4708; Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu: 

#6,557
“Öldürülen kimsenin velileri kısastan vazgeçip diyeti talep etmeliler. Aralarında biri bir kadın bile olsa affederse kısas düşer diyet almaları gerekir.”

Nesai, Kasame: 29 Hn: 4706; Ebû Davud, Diyat: 16

Ebu Hüreyre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,556
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kimin bir yakını öldürülürse iki şeyden hayırlısını talep eder yani ya katile kısas yapılmasını ister veya diyet verilmesini…”

Nesai, Kasame: 28 Hn: 4703-4704-4705; Ebû Davud, Diyat: 4; İbn Mâce, Diyet: 35

Enes b. Malik r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,555
Rasulullah s.a.v’e her kısas gerektiren davada kendisine gelenlere affetmelerini emrederdi. 

Nesai, Kasame: 27 Hn: 4702-4701; Ebû Davud, Diyat: 3; İbn Mâce, Diyet: 35

Mücahid r.a'ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,554
“Öldürme olaylarında adil karşılık olan kısas size farz kılındı, hüre karşı hür…” Bakara 178. İsrailoğullarında diyet yoktu onlara sadece kısas farz kılınmıştı. Allah bu ümmete kolaylık olsun için İsrailoğullarında olmayan diyet hükmünü indirdi.

Nesai, Kasame: 26 Hn: 4700;  Sadece Nesâi rivâyet etmiştir. Tefsiri Mücahid.

 İbn Abbas r.a'tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,553
İsrailoğulları zamanında kısas vardı, diyet vermek yoktu. Bu konuda Allah, Bakara 178. ayetini indirdi: “Ey iman edenler, öldürme olaylarında adil karşılık olan kısas size farz kılındı. Hüre karşı hür, köle kadın için köle kadın öldürülür. Bununla beraber kim öldürülenin kardeşi veya velileri tarafından affedilirse o zaman affedenin dinin öngördüğü diyeti istemesi affedilenin de onu güzelce ödemesi gerekir…” Affetmek bilerek öldürmede diyeti kabul etmek demektir. Allah’ın istediği şekilde ödemeye uymak demektir. Karşı tarafta güzellikle diyeti ödemelidir. Bu Rabbinizden size bir rahmet ve hafifletme demektir. Ve sizden öncekilere farz kılınanlardan daha kolaydır, onlara farz kılınan sadece kısastı o zaman diyet yoktu. 

Nesai, Kasame: 26 Hn: 4699; Buhârî, Tefsir: 19

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, 

#6,552
Rasulullah s.a.v, ebu Cehm b. Huzeyfe’ yi zekat toplama göreviyle göndermişti. Ebu Cehm gittiği yerde zekat konusunda münakaşa eden birine vurmuştu. Bunun üzerine o adam arkadaşlarıyla birlikte Rasulullah s.a.v’e geldiler ve kısas isteriz Ey Allah'ın Rasulü! dediler. Rasulullah s.a.v’de “Kısas yerine şunu veya şunu alın” buyurdu. Razı olmadılar tekrar: “Şunu ve bunu da alın” buyurunca kabul ettiler. Rasulullah s.a.v onlara: “Bu meseleyi insanlara duyuracağım” buyurdu. Onlar da: “Olur” dediler. Rasulullah s.a.v şöyle konuştu: “Bu adamlar bana geldiler kısas istediler. Ben de onlara şunları alın dedim razı oldular.” Demesi üzerine onlar: “Hayır kabul etmiyoruz” dediler. Muhacirler o adamların üzerine yürüyeceklerdi. Rasulullah s.a.v muhacirlere: “Ellerini onlardan çekmelerini emretti onlar da ellerini çektiler, onları çağırdı ve razı mısınız?” buyurdu. Onlar da: “Evet” dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Bu durumu insanlara duyuracağım” buyurdu. Onlar da: “Konuş ve bildir” dediler. Rasulullah s.a.v yine insanlara konuşup anlattı ve o kimselere tekrar sordu: “Aldıklarınıza razı mısınız?” Onlar da: “Evet” dediler.

Nesai, Kasame: 24 Hn: 4696; Ebû Davud, Diyat: 13; İbn Mâce, Diyet: 10

Ömer r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,551
“Rasulullah s.a.v’in kendisine kısas yaptırmak istediğini gördüm.”

Nesai, Kasame: 23 Hn: 4695; Ebû Davud, Diyat: 15

 İbn Abbas r.a anlatıyor: 

#6,549
Bir adam Abbas’ın cahiliyye’de ölen babasına sövdü. Abbas’ta ona bir tokat atmıştı. Bunun üzerine o adamın akrabaları gelerek şöyledediler: “Abbas’ın vurduğu gibi o da Abbas’a vurmalıdır değilse silahlarımızla onu öldürürüz.” Durum Rasulullah s.a.v'e ulaşınca minbere çıktı ve: “Ey İnsanlar! Allah katında en değerli insan kimdir? Biliyor musunuz” deyince, Ashab: “Sensin” dediler. Rasulullah s.a.v’de: “Abbas benim ailemden ben de onun ailesindenim, ölmüşlerimize sövmeyin ki dirilerimiz üzülmesinler.” Bunun üzerine Abbas’a karşı ayaklananlar: “Ey Allah'ın Rasulü! Seni gücendirmekten Allah’a sığınırız. Bizim için Allah’tan af dile” dediler. 

Nesai, Kasame: 21 Hn: 4693; Müsned: 2598

Imran b. Husayn r.a’dan rivâyete göre,

#6,546
Bir adam bir adamın kolunu ısırmış diğeri de kolunu asılınca bu adamın dişi kopmuştu. Rasulullah s.a.v’in  huzuruna mahkeme olmak üzere çıkarıldılar. Rasulullah s.a.v böyle bir şey olmayacağını söyleyerek davayı iptal etti ve şöyle buyurdu: “Kardeşinin etini deve gibi ısırıp koparmak mı istiyorsun?”

Nesai, Kasame: 17 Hn: 4678-4677-4679-4680-4681; Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20

Enes r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,545
Rübeyyi bir kızın dişlerini kırmıştı. Onlardan affedilmelerini istediler onlar bunu kabul etmediler, diyetalmalarını istediler yine kabul etmediler. Rasulullah s.a.v’in yanına geldiler. O da kısas yapılmasını emretti. Enes b. Nadr dedi ki: “Ey Allah'ın Rasulü! Rübeyyi’ın dişi mi kırılacak? Hayır, Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki dişi kırılmayacak.” Rasulullah s.a.v: “Ey Enes! Allah’ın Kitab’ı kısası emrediyor” buyurdu. Dişi kırılanın yakınları razı oldular ve affettiler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Allah’ın kullarından öyle kimseler var ki Allah’a yemin etseler Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz.” 

Nesai, Kasame: 16 Hn: 4676-46754674; Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20

Enes r.a’ten rivâyete göre, 

#6,544
Rasulullah s.a.v diş kıran kimseye kısas yapılmasına hüküm verdi ve şöyle buyurdu: “Allah’ın Kitab’ına göre kısas gerekir.”

Nesai, Kasame: 15 Hn: 4671;  Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Imran b. Husayn r.a’dan rivâyete göre

#6,543
fakir ailelerden birinin kölesi zengin ailelerden birinin kölesinin kulağını kesmişti. Rasulullah s.a.v’e şikayete geldiklerinde onlara bir şey ödettirmedi. 

Nesai, Kasame: 14 Hn: 4670; Dârimi, Diyet: 14; Ebû Davud, Diyat: 27

Rasûlullah s.a.v’in ashabından bir adamdan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu:

#6,542
“Kim zimmilerden birini öldürürse, Cennetin kokusunu bile alamazhalbuki Cennetin kokusu yetmiş yıllık mesafeden alınır.”

Nesai, Kasame: 13 Hn: 4668; Müsned: 22147; İbn Mâce, Diyet: 32 Mürsel.

Ebu Bekre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,541
Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kim sebepsiz yere ahid verdiği kimseyi öldürürse, Allah ona Cennetin kokusunu bile haram kılar.”

Nesai, Kasame: 13 Hn: 4667; İbn Mâce, Diyet: 32; Müsned: 19512

Eşter r.a’den rivâyete göre, bizzat kendisi Ali’ye şöyle demiştir:

#6,540
“Senden duyulan şeyler insanlar arasında yayılıyor eğer Rasulullah s.a.v’in sana bir vasiyetivarsa bize söyle” deyince, Ali: “Rasulullah s.a.v'in bana insanlara söylemediği bir vasiyeti yoktur sadece kılıcımın kınındaki sahifede yazılı olanlar vardır” dedi. Orada şunlar yazılıydı: “Mü’minlerin kanları eşittir. En aşağı görülen biri bile düşmanaeman verebilir, kafire karşılık Mü’min öldürülmez. Anlaşma yapılan kimse de ahdine vefa gösterdiği sürece öldürülmez.”

Nesai, Kasame: 12 Hn: 4665; İbn Mâce, Diyet: 21

Ebu Hassan r.a’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,539
Ali dedi ki: “Kılıcımın kınındaki sahifeden başka Rasulullah s.a.v bana başkalarına söylemediği bir vasiyet yapmadı dedi. Oradakiler ısrarla onu görmek isteyince sahifeyi çıkardı. Orada şunlar yazılı idi: “Mü’minlerin kanları eşittir. Mü’minlerden en aşağı da olan biri bile düşmana eman verebilir, onlar düşmanlara karşı tek vücut gibidirler. Bir kafiri öldüren Müslümankısas yapılarak öldürülmez, anlaşma yapılan kimseler de anlaşmalarına sadık kaldıkları sürece onlar da öldürülmez.”

Nesai, Kasame: 12 Hn: 4664; Müsned: 24518

Şa’bî r.a’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Cuheyfe’den işittim şöyle diyordu: 

#6,538
Ali’ye: “Rasulullah s.a.v’den Kur’an’ dan başka duyduğun bir şey var mı?” diye sorduğumuzda şöyle dedi: “Tohumu çatlatan, canlıyı yaratan Allah’a yemin ederim ki hayır bir şey yoktur ancak Allah’ın kuluna Kitab’ını anlama kabiliyetini vermesi ve bir de şu sahifeden yazılı olanlar vardır. Sahife de neler var” dedim şöyle dedi: “Diyet, esirlerin kurtarılması ve kafire karşılık Müslüman’ın öldürülmemesi konuları vardır.”

Nesai, Kasame: 12 Hn: 4663; Müsned: 24518

Âişe r.anha’dan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur:

#6,537
“Üç şey dışında hiç bir şey Müslüman’ın kanını helal kılmaz. Evli kimse zina ederse taşlanarak öldürülür. Bilerek Müslüman öldüren kimse kısas yapılarak öldürülür. İslam’dan çıkıp mürted olan, Allah’a ve elçisine savaş açan kimse de ya öldürülür veya asılır veya sürgün edilir.” 

Nesai, Kasame: 12 Hn: 4662; Müsned: 24518

Enes b. Malik r.a'ten rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,536
Üzerindeki ziynet eşyasını almak için bir Yahudi, kızın kafasını ezmişti. Son nefesinde kızın yanına gidenler onu Rasulullah s.a.v'e getirdiler. Rasulullah s.a.v kıza: “Seni filan mı öldürdü?” kız başıyla hayır diye işaret etmişti. Rasulullah s.a.v “Falan mı? filan mı?” diye sorunca, vuran Yahudi’nin ismi anılınca başıyla “Evet” dedi. Yahudi yakalanıp suçunu itiraf edince, Rasulullah s.a.v’in emri üzerine Yahudi’nin kafası iki taş arasında ezildi. 

Nesai, Kasame: 11 Hn: 4661-4660-4659-4658-4697; İbn Mâce, Diyat: 24; Ebû Davud, Diyat: 21

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, 

#6,535
Maide suresi 42. ayeti olan “…Onlar arasında hükmedersen adaletle hükmet. Allah adil davrananları sever” ayeti Nadir ile Kureyza arasındaki diyet hakkında indi çünkü Nadirlilerin maktulleri şerefli sayılıyor ve tam diyet ödeniyordu. Kureyza oğullarının maktullerine ise diyetin yarısı ödeniyordu. Bu konuda davalarının halledilmesi için Rasulullah s.a.v’i hakem tayin ettiler ve o sırada yukarıdaki ayetler nazil oldu. Rasulullah s.a.v davalarını hak üzere gördü ve diyeti eşit kıldı. 

Nesai, Kasame: 7 Hn: 4652;  Ebû Davud, Diyat: 1

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir:

#6,534
Kurayza ve Nadir kabileleri vardı, Nadir Kurayza’dan daha üstün idi. Kurayza’dan bir adam Nadirli birini öldürdü mü öldürülür, Nadir’den bir adam Kurayza’dan birini öldürdü mü yüz ölçek hurma verirdi. Rasulullah s.a.v Medine’ye hicret edip geldikten sonra Nadir kabilesinden bir adam Kurayza’dan birini öldürdü. Kureyzalılar: “Katili bize verin öldürelim” deyince, Nadirliler eski adetleri üzere katili teslim etmek istemeyerek: “Aramızda Peygamber s.a.v var” dediler ve davalarının halledilmesi için Ona müracaat ettiler. O sırada Nisa suresi 58. ayeti nazil oldu. “Adalet cana candır yani kısastır.” Daha sonra da Maide 50. ayeti nazil oldu. “Yoksa onlar hala İslam’ın karşıtı cahiliyye kanunları ile mi yönetilmek istiyorlar…”

Nesai, Kasame: 7 Hn: 4651; Ebû Davud, Diyat: 1

Abdullah b. Büreyde r.a’nin babasından rivâyete göre, 

#6,527
bir adam Rasulullah s.a.v’e gelerek yanındaki birine işaret ederek: “Bu adam kardeşimi öldürdü” dedi.  Rasulullah s.a.v'de: “Git kardeşini öldürdüğü gibi sen de onu öldür” buyurdu. Bunun üzerine katil kendini öldürecek adama: “Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşı, beni affet, beni affetmek sana daha çok sevap kazandırır ve ahirette senin ve kardeşin için daha hayırlı olur” deyince, adam katili serbest bıraktı. Abdullah b. Büreyde diyor ki: Bu durum Rasulullah s.a.v’e bildirildiğinde Rasulullah s.a.v ona sordu, o da olup biteni anlatınca ona: “Bu adamın seni öldürmesi senin için kıyamet gününde öldürdüğün adamın: “Ya Rabbi bu adama sor beni neden dolayı öldürdü?” diyerek hakkını istemesinden daha hayırlı idi” buyurdu.

Nesai, Kasame: 6 Hn: 4650; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Enes b. Malik r.a'ten rivâyete göre, 

#6,526
bir adam velisini öldüren bir katili Rasulullah s.a.v'in yanına getirince, Rasulullah s.a.v ona: “Katili affet” demişti. O da bunu kabul etmeyince, “Öyleyse diyet al” buyurdu. Adam bunu da kabul etmeyince: “Götür, onu öldür sen de onun gibisin” buyurdu. Adam gidince birisi peşinden giderek adama: Rasulullah s.a.v, sana: “Götür onu öldür sen de onun gibisin” dediğini duymadın mı? deyince, adam katili bırakıverdi. Katil bağlı olduğu urganı sürüyerek yanımdan geçti gitti.”

Nesai, Kasame: 6 Hn: 4649; Dârimi, Diyat: 8; Müslim, Kasame: 10

Alkame b. Vail babasından naklediyor. 

#6,525
Rasulullah s.a.v’e birisini öldüren bir katil getirilince onu kısas olarak öldürmesi için maktulün velisine teslim etti, yanındakilere de: “Katil de maktul de Cehennemdedir” buyurdu. Bunu işitenlerden birisi adamın peşinden gitti. Rasulullah s.a.v’in söylediğini iletti. Adam, katili bıraktı katil serbest bırakılınca urganını sürükleyerek gitti. Bunu Habib’e hatırlatınca şöyle dedi: Bana Said b. Eşva nakletti ve şöyle dedi:“Rasulullah s.a.v o adama affetmesini emretmişti.” 

Nesai, Kasame: 6 Hn: 4648; Dârimi, Diyat: 8; Müslim, Kasame: 10

Ebu Hüreyre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,523
Rasulullah s.a.v zamanında bir adam öldürülmüştü. Katil, Rasulullah s.a.v'in huzuruna çıkarılınca Rasulullah s.a.v, onu maktulün velisine teslim etti. Katil: “Ey Allah'ın Rasulü! Onu bilerek öldürmedim” dedi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v maktulün velisine: “Dikkat et eğer katil sözünde doğru ise sen de onu öldürürsen Cehenneme gidersin” deyince, Adam, katili serbest bıraktı. Ebu Hüreyre dedi ki: “O adam nis’a denilen deriden örülmüş bir urganla bağlanmıştı urganını sürükleyerek çıktı gitti. Bunun üzerine o adama “urganlı” adını verdiler.

Nesai, Kasame: 5 Hn: 4643; Dârimi, Diyat: 8; Müslim, Kasame: 10

Abdullah r.a'tan rivâyete göre, Rasûlullah s.a.v şöyle buyurmuştur: 

#6,522
“Sadece şu üç şeyle bir Müslüman’ın kanı öldürülmesi helal olur: Katil kimse kısas yapılarak öldürülür. Evli iken zina eden taşlanarak öldürülür. Dinini terk edip irtidat eden de öldürülür.”

Nesai, Kasame: 5 Hn: 4642; Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, Kasame: 6

Sehl b. Ebî Hasme r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,520
Abdullah b. Sehl ve Muhayyısa b. Mesud b. Zeyd Hayber’e gitmişlerdi,  o zaman Hayber sulh halindeydi. İhtiyaçlarını görmek için orada birbirlerinden ayrıldılar. İşleri bitince Muhayyısa, Abdullah b. Sehl’in yanına gelince onu kanları içinde öldürülmüş bir durumda buldu, onu defnetti sonra Medine’ye dönüp geldi. Sonra Abdurrahman b. Sehl, ve Mesud’un oğulları olan Huveyyısa ve Muhayyısa durumu anlatmak üzere Rasulullah s.a.v’e geldiler ve Abdurrahman konuşmaya başladı. Rasulullah s.a.v ona: “Büyüğünüz kimse o konuşsun” buyurdular. O anda onların en küçüğü Abdurrahman idi. O sustu diğer ikisi konuyu anlattılar. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Sizden elli kişi arkadaşınızı Yahudiler öldürdü diye yemin ederse, katili bulur veya diyete hak kazanırsınız” buyurdu. Onlar da: “Ey Allah'ın Rasulü görmedik ve bilmiyoruz, nasıl yemin edelim?”  dediler. Bu sefer Rasulullah s.a.v: “Yahudilerden elli kişi yemin ederek kendilerini temize çıkarırlar” buyurdu. Bunun üzerine de şöyle dediler: “Ey Allah'ın Rasulü! Kafir olan bir toplumun yeminlerine nasıl inanıp kabul edebiliriz?” Bunun üzerine Peygamber s.a.v kendisinden onların diyetlerini ödedi. 

Nesai, Kasame: 4 Hn: 4636-4633-4634-4635-4637-4638-4639-4640; Müslim, Kasame: 1; Ebû Davud, Diyat: 8

Sehl b. Hasme r.a’ın haber verdiğine göre, 

#6,519
Abdullah b. Sehl ve muhayyısa başlarına gelen bir sıkıntıyı gidermek için Hayber’e gitmişlerdir. Orada Muhayyısa’ya Abdullah b. Sehl’i öldürüp geniş bir kuyuya atıldığını söylediler. Muhayyıs’a Yahudilere gelip: “Vallahi onu siz öldürdünüz” deyince Yahudiler: “Vallahi onu biz öldürmedik” dediler. Muhayyısa oradan ayrıldıktan sonra Medine’ye gelerek olayı Rasulullah s.a.v'e anlattı. Sonra Muhayyısa büyük kardeşi Huveyyısa ve Abdurrahman b. Sehl Rasulullah s.a.v’in huzuruna geldiler. Hayberde olaya şahit olan Muhayyısa konuşmak isteyince, Rasulullah s.a.v: Büyüğünüz konuşsun büyüğünüz dedi. Huveyyısa konuştu sonra Muhayyısa konuştu. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Ya Yahudiler arkadaşınızın diyetini verirler veya harbe hazır olmaları bildirilir. Rasulullah s.a.v, Yahudilere bu konuda bir mektup gönderdi. Yahudiler de: “Vallahi onu biz öldürmedik” diye yazdılar. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v: “Huveyyısa, Muhayyısa ve Abdurrahman’a yemin ederseniz arkadaşınızın diyetine hak kazanırsınız.” Onlar: Hayır yemin etmeyiz dediler. Rasulullah s.a.v: “O halde öldürmediklerine Yahudiler yemin ederler” buyurdu. Müslüman  değiller ki yemin ettiklerine inanılsın denilince, Rasulullah s.a.v kendisinden yüz deve verdi develer evlerine gönderildi. Sehl onlardan kırmızı bir deve beni tekmelemişti dedi. 

Nesai, Kasame: 3 Hn: 4631-4632-4634; Müslim, Kasame: 1; Ebû Davud, Diyat: 8

İbn’ül Müseyyeb r.a’ten rivâyete göre, şöyle demiştir. 

#6,518
 Cahiliyye döneminde “kasame” mevcuttu Rasulullah s.a.v, Yahudilerin kuyusu yanında ölü ele geçirildi ve Yahudilerin öldürdüğü iddia edilen ensari hakkında “Kasame” hükmünü tatbik etti. 

Nesai, Kasame: 2 Hn: 4630; Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.

Süleyman b. Yesar r.a ve Rasûlullah s.a.v’in ashabından pek çok kimseden rivâyete göre, şöyle demişlerdir: 

#6,517
“Kasame” cahiliyye döneminde vardı. Rasulullah s.a.v onu aynı cahiliyye dönemindeki şekli üzere kabul edip bıraktı ve Hayber, Yahudilerin öldürdükleri iddia edilen bir maktul hakkında da bu kasame şekline göre hükme bağladı. 

Nesai, Kasame: 2 Hn: 4629; Müslim, Kasame: 1; Müsned: 16553

Rasûlullah s.a.v’in ashabından Medineli bir adamdan rivâyete göre, 

#6,516
Rasulullah s.a.v Cahiliyye dönemindeki “Kasame” şeklindeki aynen olduğu gibi kabul etti. 

Nesai, Kasame: 2 Hn: 4628; Müslim, Kasame: 1; Müsned: 16553 Mürsel.

İbn Abbas r.a’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,515
Cahiliyye döneminde ilk kasame olayı şöyle meydana gelmiştir. Haşimoğullarından bir adam Kureyş’in başka bir oymağından bir kimseyi develerine çoban tutmuş ve develerinin yanına götürmüş. Haşimoğullarından bir adam çobanın yanından geçerken çuvalının bağı kopmuş ve çobana şöyle demiş. Bana bir yular ver çuvalımı bağlıyayım, korkma deve kaçmaz demiş. Çoban da yuları çuvalı bağlaması için ona vermiş. Develer götürülüp yerlerine bağlanınca bir tanesi bağsız kalmış. Deve sahibi çobana bunun yuları nerede? Develer arasında bu niçin bağlanmamış deyince, çoban şöyle demiş. Haşimoğullarından bir adam çuvalının bağı kopmuş ve yanımdan geçerken bana bir yular ver çuvalımı bağlıyayım, deve kaçmaz dedi. Ben de onun yularını ona vermiştim deyince, develerin sahibi sopasıyla çobana vurmuş ve çoban da orada ölmüştü. Çoban ölmezden önce yanından geçen bir Yemenliye: “Hac mevsiminde bulunacak mısın?” demiş. Yemenlide: “Hayır, hacca gitmeyeceğim belki ileride giderim” demiş. Haşimi çoban: “Ne zaman gidersen oraya bir dileğimi iletir misin?” demiş. Adam peki demiş. Haşimi çoban: Hacca gidip o mevsimde orada bulunduğunda Ey Kureyşliler diye bağır Kureyşliler toplanınca Ey Haşimoğulları diye bağır onlar da toplanınca, Ebu Talib’i. sor Ebu Talib’i görünce ona falan kimsenin bir yular yüzünden beni öldürdüğünü söyle demiş çok geçmeden çoban ölmüş. Develerini güttüğü adam Ebu Talib’in yanına vardığında Ebu Talib adamımız (çoban) ne oldu diye sormuş. O da: Hastalandı, iyileşmesi için kendisiyle ilgilendim ama iyileşemedi öldü, ben de onu defnettim dedi. Ebu Talib o bu iyiliklere layık bir kimseydi dedi. Bir süre sonra Haşimi’nin dileğine götürmesini istediği Yemenli kimse insanların toplu olduğu bir sırada Ey Kureyşliler diye bağırmış. Kureyşliler toplanınca, Ey Haşimoğulları diye bağırmış toplanan Haşimoğullarına Ebu Talib nerede demiş. Ebu Talib benim deyince adam falan çoban sana dileğini ulaştırmamı vasiyetetmişti. Onu falan adam bir yular yüzünden öldürdü dedi. Bunun üzerine Ebu Talib önceki adamın yanına giderek: Sana söyleyeceğim üç şeyden birini tercih edeceksin. Ya yüz deve vereceksin sen bizim çobanımızı hata ile öldürdün. Yahud senin öldürmediğine kavminden elli kişi yemin edecek. Bunları yapmak istemezsen biz de seni öldüreceğiz demiş. Adam kavmine giderek onlara durumu anlatınca senin öldürmediğine yemin ederiz demişler. Haşimoğullarından bir kadın gelerek -Onlardan birinin nikahı altında olup bir çocuğu vardı- şöyle dedi. Ey Ebu Talib bu çocuğu elli kişiden birinin yerine kabul etmeni ve yeminini bağışlamanı rica ediyorum. Ebu Talib bu teklifi kabul etmişti. Onlardan başka bir adam gelerek Ey Ebu Talib, yüz deve yerine yemin etmeleri için elli kişi istemişsin. Heradama iki deve düşer al sana iki deve benden bunları kabul et yeminden beni bağışla çünkü yemin vebal altına sokar demiş. Ebu Talib bunu da kabul etmiş. Geri kalan kırk sekiz kişi gelerek adamın katil olmadığına yemin etmişler. İbn Abbas diyor ki: Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki aradan bir yıl geçmeden bu kırk sekiz kişi hepsi öldüler.

Nesai, Kasame: 1 Hn: 4627; Müslim, Kasame: 1; Ebû Davud, Diyat: 8

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) :

#1,235 وَاللَّهِ لَأَنْ يَلِجَّ أَحَدُكُمْ بِيَمِينِهِ فِي أَهْلِهِ، آثَمُ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ أَنْ يُعْطِيَ كَفَّارَتَهُ الَّتِي افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْهِ
"Biz öne geçecek sonuncularız!" buyurdular. Keza: "Birinizin ailesine karşı yaptığı yemininde inadlaşması, Allah nazarında Rab Teala'nın farz kıldığı kefareti ödemesinden daha ağır bir günahtır!" buyurdu."

Buhari, Eyman1 Hn 6625; Müslim, Eyman 26 Hn: 1657; Ahmed, Müsned Hn: 27427; Beyhaki, Süneni, Sağir Hn: 4371 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#1,229 قَالَ سُلَيْمَانُ: لَأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً كُلُّهُنَّ تَأْتِي بِفَارِسٍ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ: قُلْ: إِنْ شَاءَ اللَّهُ، فَلَمْ يَقُلْ: إِنْ شَاءَ اللَّهُ، فَطَافَ عَلَيْهِنَّ جَمِيعًا، فَلَمْ يَحْمِلْ مِنْهُنَّ إِلَّا امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ، جَاءَتْ بِشِقِّ رَجُلٍ، وَايْمُ الَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، لَوْ قَالَ: إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُرْسَانًا أَجْمَعُونَ
"Süleyman aleyhisselam (bir gün): "Bugün, kesinlikle doksan kadınıma uğrayacağım. Hepsi de Allah yolunca cihad edecek bir yiğit doğuracak!" dedi. Arkadaşı (veya melek) ona: "İnşaallah de bari!" uyarısında bulundu. Ama Hz. Süleyman inşaallah demedi. Söylediği gibi, o gün, bütün hanımlarına uğradı. Kadınlardan sadece biri hamile kaldı. O da yarım insan doğurdu." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sözüne devamla: "Nefsimi elinde tutan Zat'a yemin olsun! Eğer Süleyman aleyhisselam "inşaallah" demiş olsaydı hepsi de Allah yolunda atlı olarak cihad eden çocuklara sahip olacaktı" buyurdu."

Buhari, Enbiya 40, Eyman 3 Hn 6639; Müslim, Eyman 23 Hn: 1656; Nesai, Eyman 39, 40, Hn: 3831 ve diğerleri.

Cabir r.a. dedi ki: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:

#1,228 لَا يَحْلِفُ أَحَدٌ عِنْدَ مِنْبَرِي هَذَا عَلَى يَمِينٍ آثِمَةٍ، وَلَوْ عَلَى سِوَاكٍ أَخْضَرَ، إِلَّا تَبَوَّأَ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ، أَوْ وَجَبَتْ لَهُ النَّارُ
"Şu minberimin yanında kim günaha sebep olan bir yemin ederse, hatta bu, yeşil bir misvak çubuğu için dahi olsa, mutlaka cehennemdeki yerini hazırlamış olur."

Ebu Davud, Eyman 3 Hn: 3246; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 22458; İbn Hazm, Muhallah Hn: 1256.

Ebu Umame r.a. ve İyas İbnu Salebe el-Harisi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#1,227 مَنِ اقْتَطَعَ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ، فَقَدْ أَوْجَبَ اللَّهُ لَهُ النَّارَ، وَحَرَّمَ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ "، فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ: وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَسِيرًا يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: وَإِنْ قَضِيبًا مِنْ أَرَاك
"Kim Müslüman bir kimsenin hakkını, yemini ile ele geçirirse artık onun için cehennem vacib olmuştur. Allah Teala ona cenneti de mutlaka haram kılmıştır." "Ey Allah'ın Resulü! Az bir şey olsa da mı?" diye sormuşlardı. "Misvak ağacından bir çubuk bile olsa!" cevabını verdi."

Müslim, İman, 218 Hn: 139; Muvatta, Akdiye 11 Hn: 727); Nesai, Kada 29 Hn: 5419; Darimi, Hn: 2603 ve diğerleri.

İmran b. Husayn (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Nebi (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#1,226 مَنْ حَلَفَ عَلى يَمِينٍ مصْبُورَةٍ كَاذِباً فَلَيَتَبَوَّأْ بِوَجْهِهِ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ
"Kim, (mahkeme gereği, yapması icabeden) bir yeminde yalan yere yemin ederse bu yemini sebbebiyle cehennemdeki yerini hazırlamış olur."

Ebu Davud, Eyman 1 Hn: 3242; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 22465; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 446.