Toplam 18,846 Hadis
Konular

İhram Kategorisi

İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre:

#1,306 أَنّ النَّبِيَّ كَانَ يَدَّهِنُ بِالزَّيْتِ وَهُوَ مُحْرِمٌ غَيْرِ الْمُقَتَّتِ
“Rasülullah (s.a.v.) ihramlı iken içerisine koku karıştırılmamış zeytin yağı ile yağlanırdı.” Tirmizi der ki: Mukattet: Güzel koku karıştırılmış demektir.

Tirmizi, Hac 114 Hn: 962 ve diğerleri. Tirmizi bu hadis gariptir. Bu hadisi ancak Ferkad Saci'den Sabir b. Cübeyr yoluyla rivayetiyle biliyoruz. Yahya b. Said, Ferkad es Saci hakkinda tenkitle konuşmuştur. O Enes'tende rivayette de bulunmuştur.

Enes b. Malik r.a.'dan:

#1,300 أَنّ عَلِيًّا قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ مِنْ الْيَمَنِ، فَقَالَ: بِمَ أَهْلَلْتَ؟ قَالَ: أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ قَالَ: لَوْلَا أَنَّ مَعِي هَدْيًا لَأَحْلَلْتُ
Ali, Yemen’den Rasulullah (s.a.v.)’in yanına geldi ve hangi niyetle ihrama girdin dedi. Ali de dedi ki: “Rasulullah (s.a.v.) hangi niyetle ihrama girdiyse ben de o niyetle girdim” dedi. Rasulullah (s.a.v.)’de: “Kurbanımı yanımda getirmiş olmasaydım ben de ihramdan çıkardım” buyurdular.

Buhari, Hac: 32; Müslim, Hac: 34; Tirmizi, Hac 109 Hn: 956 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu hadis bu yönüyle hasen sahih garibtir.

Kab b. Ucre r.a.'dan:

#1,297 أَنّ النَّبِيَّ مَرَّ بِهِ وَهُوَ بِالْحُدَيْبِيَةِ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ مَكَّةَ، وَهُوَ مُحْرِمٌ، وَهُوَ يُوقِدُ تَحْتَ قِدْرٍ، وَالْقَمْلُ يَتَهَافَتُ عَلَى وَجْهِهِ، فَقَالَ: أَتُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ هَذِهِ "، فَقَالَ: نَعَمْ، فَقَالَ: احْلِقْ وَأَطْعِمْ فَرَقًا بَيْنَ سِتَّةِ مَسَاكِينَ، وَالْفَرَقُ ثَلَاثَةُ آصُعٍ أَوْ صُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً
Peygamber (s.a.v.) Hudeybiye’de Mekke’ye girmeden önce ihramlıyken tencere altında ateş yakarken ve bitler yüzüne dökülürken ona uğradı ve “Başındaki haşereler sana zarar vermiyor mu? Ka'b: “Evet” dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.); “Tıraş ol, altı fakire bir farak sadaka ver. Farak üç ölçek hububat alan bir ölçü birimidir. “Veya üç gün oruç tut veya bir kurban kes.” İbn ebi Nüceyh: “Bir koyun kes” diye rivayet etmiştir.

Müslim, Hac: 10; Tirmizi, Hac 107 Hn: 953; İbn Mace, Menasik: 86 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Sahabe ve tabiin döneminden bazı ilim adamları uygulamalarını bu hadise göre yaparlar. İhramlı tıraş olur veya ihramlı iken giyilmemesi gereken bir elbise giyerse veya güzel koku sürünürse; Peygamber (s.a.v.)’den rivâyet edildiği şekilde keffâret gerekir.

Nübeyh b. Vehb rahimullah der ki: Ömer b. Ubeydullah b. Mamer ihramlıyken gözlerinden rahatsızlandı ve Eban b. Osman’a sordu o da: Acı olan göz tedavisinde kullanılan sabır çekinmesini (sürme çeker gibi) tavsiye etmiş ve Osman b. Affân’ın bu durumu Rasûlullah (s.a.v.)’den bize aktardığını bildirmiştir. Rasülullah (s.a.v.) gözünden rahatsız olana

#1,296 اضْمِدْهُمَا بِالصَّبِرِ
“Sabır çekmesini” emretmişti.

Müslim, Hac: 12; Tirmizi, Hac 106 Hn: 952 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar ve ihramlının içersinde güzel koku bulunmayan herhangi bir ilaçla tedavi görmesinde bir sakınca görmezler.

İbn Abbas r.a. dedi ki:

#1,295 كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ فِي سَفَرٍ فَرَأَى رَجُلًا قَدْ سَقَطَ مِنْ بَعِيرِهِ فَوُقِصَ فَمَاتَ وَهُوَ مُحْرِمٌ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ، وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْهِ، وَلَا تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ، فَإِنَّهُ يُبْعَثُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُهِلُّ أَوْ يُلَبِّي
"Peygamber (s.a.v.) ile beraber bir yolculukta idik ihramlı iken deveden düşüp boynu kırılarak ölen bir adam gördü ve şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayın iki parça olan ihramıyla kefenleyin başını da örtmeyin çünkü o kıyamet günü ihramlı olarak ve telbiye getirerek diriltilecektir.”

Buhari, Cezaus Sayd: 31; Müslim, Hac: 14; Tirmizi, Hac 105 Hn: 951 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar. Sûfyân es Sevrî, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bazı ilim adamları ise: İhramlı kimse ölünce ihramın geçerliliği kalmaz ihramlı olmayan kimseye yapılan işlemler yapılır, derler.

Aişe r.a. dedi ki:

#1,262 طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ قَبْلَ أَنْ يُحْرِمَ، وَيَوْمَ النَّحْرِ قَبْلَ أَنْ يَطُوفَ بِالْبَيْتِ بِطِيبٍ فِيهِ مِسْكٌ
“Ben Rasulullah (s.a.v.)’i ihrama girmeden önce ve ihramı çıkarıp Kabe’yi tavaf etmeden önce misk kokusuyla kokulandırırdım.”

Buhari, Hac: 18; Müslim, Hac: 7; Tirmizi, Hac 77 Hn: 917 ve diğerleri.ž Bu konuda İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Aişe hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve daha sonraki dönem ilim adamlarının görüşü ve uygulamaları bu hadise göredir ve şöyle derler: “İhramlı kimse bayramın birinci günü şeytanı taşlar kurbanını keser saçını tıraş eder veya kısaltırsa hanımına yaklaşmak dışında her şey helal olmuş olur.” Şâfii, Ahmed ve İshâk bu görüştedirler. Ömer b. Hattâb’ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Bu vazifeleri yapan kimseye kadın ve güzel koku dışında her şey helaldir.” Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve daha sonraki dönemlerin alimlerinden bir kısmının görüşü bu şekildedir. Küfeliler de aynı görüştedirler.

Ebu Hüreyre r.a'dan rivayet edildiğine göre der ki:

#1,189 خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ، فَاسْتَقْبَلَنَا رِجْلٌ مِنْ جَرَادٍ، فَجَعَلْنَا نَضْرِبُهُ بِسِيَاطِنَا وَعِصِيِّنَا، فَقَالَ النَّبِيُّ : كُلُوهُ فَإِنَّهُ مِنْ صَيْدِ الْبَحْرِ
"Rasülullah (s.a.v.) ile birlikte hac ve umre için çıkmıştık çekirge sürüsüyle karşılaştık çekirgeleri bastonlarımızla ve kamçılarımızla vurup öldürüyorduk. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Çekirgeleri yeyiniz çünkü o deniz avından sayılır.”

Tirmizi, Hac 27 Hn: 850; İbn Mace, Sayd: 9; Ebu Davud, Menasik: 41 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Ebûl Mühezzim’in, Ebû Hüreyre’den rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebûl Mühezzim’in ismi Yezîd b. Sûfyân’dır. Şu’be bu kimse hakkında ileri geri konuşmuştur. İlim adamlarından bazıları ihramlı kimsenin çekirge avlayıp yemesine izin vermişlerdir. Bir kısmı da çekirge avlayıp yiyen kimsenin sadaka vermesi gereklidir derler.

Sad b. Cessame r.a. anlatıyor:

#1,188 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ مَرَّ بِهِ بِالْأَبْوَاءِ أَوْ بِوَدَّانَ، فَأَهْدَى لَهُ حِمَارًا وَحْشِيًّا، فَرَدَّهُ عَلَيْهِ، فَلَمَّا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ مَا فِي وَجْهِهِ مِنَ الْكَرَاهِيَةِ، فَقَالَ: إِنَّهُ لَيْسَ بِنَا رَدٌّ عَلَيْكَ وَلَكِنَّا حُرُمٌ
"Rasülullah (s.a.v.), Ebva ve Veddan denilen yerde ona uğramıştı oda Rasulullah (s.a.v.)’e vahşi bir eşek hediye etmişti. Rasulullah (s.a.v.)’de onu kabul etmeyip geri çevirmişti. Onun yüzündeki hoşnutsuzluğu görünce şöyle buyurdu: “Onu sana iade etmezdik fakat biz ihramlıyız o yüzden kabul etmedik.”

Tirmizi, Hac 26 Hn: 849; Ebu Davud, Menasik: 40; Nesai, Menasik: 78 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Rasülullah (s.a.v.)’in ashabından ve başka dönemlerden bazı ilim adamları, uygulamalarını bu hadise göre yaparak ihramlı kimsenin av eti yemesini hoş karşılamazlar. Şâfii diyor ki: Bu hadis bize göre, şöyle anlaşılmalıdır: Rasûlullah (s.a.v.), o avın kendisi için avlandığını zannederek hoşlanmamış ve geri çevirmiştir. Zuhrî’nin bazı arkadaşları bu hadisi Zührî’den rivâyet ettiler ve dediler ki: “Rasûlullah (s.a.v.)’e yabanî eşek hediye edilmişti” fakat bu rivâyet pek sağlam değildir. Tirmîzî: Bu konuda Ali ve Zeyd b. Erkam’dan da hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Katade r.a'dan:

#1,187 أَنَّهُ كَانَ مَعَ النَّبِيِّ حَتَّى إِذَا كَانَ بِبَعْضِ طَرِيقِ مَكَّةَ تَخَلَّفَ مَعَ أَصْحَابٍ لَهُ مُحْرِمِينَ وَهُوَ غَيْرُ مُحْرِمٍ، فَرَأَى حِمَارًا وَحْشِيًّا فَاسْتَوَى عَلَى فَرَسِهِ، فَسَأَلَ أَصْحَابَهُ أَنْ يُنَاوِلُوهُ سَوْطَهُ فَأَبَوْا، فَسَأَلَهُمْ رُمْحَهُ فَأَبَوْا عَلَيْهِ فَأَخَذَهُ، ثُمَّ شَدَّ عَلَى الْحِمَارِ فَقَتَلَهُ، فَأَكَلَ مِنْهُ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ وَأَبَى بَعْضُهُمْ، فَأَدْرَكُوا النَّبِيَّ فَسَأَلُوهُ عَنْ ذَلِكَ، فَقَالَ: " إِنَّمَا هِيَ طُعْمَةٌ أَطْعَمَكُمُوهَا اللَّهُ
"Ebu Katade, Peygamber (s.a.v.) ile beraberdi, kendisi ihramlı değildi Mekke yolunda, ihramlı birkaç arkadaşıyla birlikte geri kaldı. Tam bu arada vahşi bir eşek gördü hemen o hayvanı avlamak için atına bindi arkadaşlardan kamçısını vermelerini istedi onlar bu işe yanaşmadılar, mızrağını istedi yine uzak durdular. Bu sefer kendisi alıp yaban eşeğini sıkıştırıp avladı. Rasülullah (s.a.v.)’in ashabından bir kısmı onun etinden yedi bir kısmı da yemedi. Rasülullah (s.a.v.)’e ulaşınca ona bu konuda sordular. O’da buyurdu ki: “O av eti Allah’ın size yiyecek olarak verdiği bir ikramıdır.” 848 nolu Diğer rivayette ise: Rasulullah (s.a.v.)’in “Yanınızda o avın etinden bir şey var mı?” fazlalığı vardır.

Tirmizi, Hac 25 Hn: 847 ve 848; Ebu Davud, Menasik: 40; Nesai, Menasik: 78 ve diğerleri. 848- Kuteybe’nin, Mâlik, Zeyd b. Eslem, Atâ b. Yesâr ve Ebu Katade’den bize aktardığına göre bu hadisin bir benzerini aktarmış olup bu Zeyd b. Eslem’in rivâyetinde Rasûlullah (s.a.v.)’in “Yanınızda o avın etinden bir şey var mı?” fazlalığı vardır. (Ebû Dâvûd, Menasik: 40; Nesâî, Menasik: 78) ž Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

Cabir b. Abdullah r.a'dan: Nebi Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,186 صَيْدُ الْبَرِّ لَكُمْ حَلَالٌ وَأَنْتُمْ حُرُمٌ مَا لَمْ تَصِيدُوهُ أَوْ يُصَدْ لَكُمْ
“Kendiniz avcılık yapmadığınız ve sizin için avlanmadığı takdirde kara avı ihramda iken sizin için helaldir.”

Tirmizi, Hac 25 Hn: 846; Ebu Davud, Menasik: 40; Nesai, Menasik: 78 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Katade ve Talha’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Cabir hadisi tefsir edilip yoruma kavuşturulmuş gibidir çünkü Muttalib’in, Câbir’den hadis işittiğini bilmiyoruz. Bazı ilim adamları, uygulamalarını bu hadise göre yaparak; İhramlı kimse kendisi için avlamamış veya kendisi için bir başkası tarafından avlanmamış ise av etinden yiyebilir demektedirler. Şâfii: Bu konuda rivâyet edilen en güzel ve hoş hadis budur diyerek, uygulamalarını bu hadise göre yaptığını ortaya koymuştur. Ahmed ve İshâk’da aynı görüştedirler.

Meymune r.a'dan rivayet edildiğine göre:

#1,185 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ " تَزَوَّجَهَا وَهُوَ حَلَالٌ، وَبَنَى بِهَا حَلَالًا، وَمَاتَتْ بِسَرِفَ، وَدَفَنَّاهَا فِي الظُّلَّةِ الَّتِي بَنَى بِهَا فِيهَا
“Rasülullah (s.a.v.), Meymune ile ihramlı değilken evlendi ve yine ihramsız iken gerdeğe girdi. Meymune; “Serif” denilen yerde vefat etti ve onu orada zıfaf yapılan gölgeliğin altında defnettik.”

Tirmizi, Hac 24 Hn: 845; Ebu Davud, Menasik: 38; Nesai Menasik: 90 ve diğerleri. Bu hadis garibtir. Bu hadisi pek çok kimse Yezîd b. Esam’dan mürsel olarak: “Rasûlullah (s.a.v.), Meymune ile ihramda değilken evlenmişti” denilerek rivâyet edilmiştir.

İbn Abbas r.a’dan:

#1,184 أَنّ النَّبِيَّ " تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ
“Rasulullah (s.a.v.) ihramlı iken Meymune ile evlendi.”

Buhari, Nikah: 31; Tirmizi, Hac 24 Hn: 844; Ebu Davud, Menasik: 38 ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebuş Şasa’nın ismi Cabir b. Zeyd’tir. Rasûlullah (s.a.v.)’in, Meymune ile evlenmesi konusunda değişik görüşler ortaya konulmuştur. Çünkü; Rasûlullah (s.a.v.), Mekke yolunda evlenmişti. Kimi ilim adamları Meymune ile evlenmesi konusunda değişik görüşler ortaya konulmuştur çünkü, Rasûlullah (s.a.v.), Mekke yolunda evlenmiş. Kimi ilim adamları, Meymûne ile ihramdan önce evlenmiş evlenme işi ihramlı iken ortaya çıkmıştı yine ihramdan çıktıktan sonra Mekke yolu üzerindeki, “Şerif” denilen yerde gerdeğe girmişti. Yine Meymûne “Şerif” denilen yerde vefat etmiş ve aynı yere defnedilmişti.

İbn Abbas r.a'dan:

#1,183 أَنّ النَّبِيَّ تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ
“Nebi (s.a.v.) Meymune ile ihramlı iken evlenmişti.”

Buhari, Nikah: 31; Tirmizi, Hac Hn: 843; Ebu Davud, Menasik: 38 ve diğerleri.

İbn Abbas r.a'dan:

#1,182 أَنّ النَّبِيَّ تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ
“Nebi (s.a.v.), Meymune ile ihramlı iken evlenmişti.”

Buhari, Nikah: 31; Tirmizi, Hac 24 Hn: 842; Ebu Davud, Menasik: 38 ve diğerleri.ž Bu konuda Aişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbas hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar. Sûfyân es Sevrî ve Küfeliler bunlardandır.

Ebu Rafi r.a. dedi ki:

#1,181 تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ مَيْمُونَةَ وَهُوَ حَلَالٌ، وَبَنَى بِهَا وَهُوَ حَلَالٌ، وَكُنْتُ أَنَا الرَّسُولَ فِيمَا بَيْنَهُمَا
“Rasülullah (s.a.v.), Meymune ile ihramsız iken evlendi, ihramsız iken gerdeğe girdi ikisinin arasında dünür başı ben idim.” Tirmizi: Yezid b. el Esam’ın, Meymune’den rivayetine göre, şöyle demiştir: تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ، وَهُوَ حَلَالٌ “Rasulullah (s.a.v.), ihramlı değilken benimle evlendi.”

Tirmizi, Hac 23 Hn: 841; Ebu Davud, Menasik: 38 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahih olup; sadece Hammad b. Zeyd’in Matar el Verrak yoluyla Rabia’dan müsned olarak rivâyetiyle bilmekteyiz. Mâlik b. Enes, Rabia, Süleyman b. Yesâr yoluyla Peygamber (s.a.v.)’in Meymûne ile ihramsız iken evlendiğini bize rivâyet etmektedir. Mâlik bu hadisi mürsel olarak rivâyet ediyor. Aynı şekilde Süleyman b. Bilâl’de, Rabia’dan mürsel olarak rivâyet etmiştir. Yezîd b. Esam; Meymûne’nin kız kardeşinin oğludur.

Nübeyh b. Vehb rahimullah der ki: İbn Mamer’in oğlunu nikahlamak istedi ve o günkü hac işleri görevlisi Eban b. Osman’a gönderdi. Ona geldim ve şöyle dedim: “Karedeşin İbn Mamer oğlunu nikahlamak istiyor seninde nikahta hazır bulunmanı istiyor.” Bunun üzerine şöyle dedi:

#1,180 لَا أُرَاهُ إِلَّا أَعْرَابِيًّا جَافِيًا، إِنَّ الْمُحْرِمَ لَا يَنْكِحُ وَلَا يُنْكَحُ أَوْ كَمَا قَالَ: ثُمَّ حَدَّثَ عَنْ عُثْمَانَ مِثْلَهُ يَرْفَعُهُ، وَفِي الْبَاب عَنْ أَبِي رَافِعٍ، وَمَيْمُونَةَ
"Kanaatimce o cahil bir bedeviden başkası değildir. Çünkü ihramlı kişi ne evlenebilir nede evlendirilebilir. Veya buna yakın bir söz söyledi. Sonra Osman’dan benzeri olarak merfu bir hadisi bize aktardı.

Tirmizi, Hac 23 Hn: 840; Ebu Davud, Menasik: 38 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Rafi ve Meymune’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Osman hadisi hasen sahihtir. Tirmizi: Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından bazı ilim adamları bu hadisle amel ederler. Ömer b. Hattâb, Ali b. ebî Tâlib, İbn Ömer ve bazı tabiin dönemi fakihleri bunlardır. Mâlik, Şâfii, Ahmed ve İshâk aynı görüşte olup ihramlı kimsenin evlenmesini hoş görmezler nikah yaparsa nikahı batıldır derler.

İbn Abbas r.a'dan:

#1,179 أَنّ النَّبِيَّ احْتَجَمَ وَهُوَ مُحْرِمٌ
“Rasülullah (s.a.v.) ihramlı olduğu halde kan aldırmıştı.”

Müslim, Hac: 11; Tirmizi, Hac 22 Hn: 839; Ebu Davud, Menasik: 35 ve diğerleri.ž Tirmîzî: İbn Abbas hadisi hasen sahihtir.

Ebu Said r.a'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,178 يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ: السَّبُعَ الْعَادِيَ وَالْكَلْبَ الْعَقُورَ وَالْفَأْرَةَ وَالْعَقْرَبَ وَالْحِدَأَةَ وَالْغُرَاب
“İhramlı olan kimse yırtıcı hayvanları saldırgan kuduz köpekleri, fare, akrep, çaylak, ve kargayı öldürebilir.”

Tirmizi, Hac 21 Hn: 838; Ebu Davud, Menasik: 39; İbn Mace, Menasik: 91 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu hadis hasendir. İlim adamları bu hadisle amel ederek derler ki- ihramlı kimse yırtıcı hayvanları öldürebilir. Sûfyân es Sevrî, Şâfii bu kanaattedir. Şâfii der ki: İnsanlara ve hayvanlara saldırgan her yırtıcı hayvanı ihramlı kimse öldürebilir.

Aişe r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,177 خَمْسُ فَوَاسِقَ يُقْتَلْنَ فِي الْحَرَمِ، الْفَأْرَةُ وَالْعَقْرَبُ وَالْغُرَابُ وَالْحُدَيَّا وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ
“Beş hayvan zararlıdır, ihramlı kimse bunları haram bölgede öldürebilir. Bunlar fare, akrep, karga, çaylak, kuduz ve yırtıcı köpekler.”

Müslim, Hac: 9; Tirmizi, Hac 21 Hn: 837; Ebu Davud, Menasik: 39 ve diğerleri.ž Tirmîzî: Bu konuda İbn Mesud, İbn Ömer, Ebu Hüreyre, Ebu Said ve İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Aişe hadisi hasen sahihtir.

Yala b. Ümeyye r.a. dedi ki:

#1,176 رَأَى النَّبِيُّ أَعْرَابِيًّا قَدْ أَحْرَمَ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَنْزِعَهَا
“Rasulullah (s.a.v.) ihramlı olan bir bedeviyi üzerinde cübbe olduğu halde gördü ve onu çıkarmasını emretti.”

Buhari, Hac: 21; Tirmizi, Hac Hn: 835 ve 836; Ebu Davud, Menasik: 31 ve diğerleri. 836- Safvân b. Ya’la (r.a.), babasından bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir. ž Tirmîzî: Aynı şekilde Katade, Haccac b. Ertae ve pek çok kimseler Atâ’dan ve Yala b. Ümeyye’den bu hadisi rivâyet ettiler. Sahih olan rivâyet Amr b. Dinar’ın İbn Cüreyc’in; Atâ’dan Safvân b. Yala’dan ve babasından yaptıkları rivâyettir.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’in şöyle dediğini işittim:

#1,175 الْمُحْرِمُ إِذَا لَمْ يَجِدِ الْإِزَارَ فَلْيَلْبَسْ السَّرَاوِيلَ، وَإِذَا لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ الْخُفَّيْنِ
“İhrama girecek kimse peştamal bulamaz ise don giysin ayakkabı bulamayan ise mest giysin.” Tirmizi: Bazı ilim adamları bu hadisle amel ederler, peştamal bulamayan kimsenin don giymesini, ayakkabı bulamayan kimsenin de mest giyebileceğini söylerler. Ahmed de bu görüştedir. Bazı ilim adamları İbn Ömer hadisini kaynak alıp ayakkabı bulamayanın mest giymesi gerektiğini fakat topuklardan aşağısının kesilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Sufyan es Sevri, Şafii ve Malik bu görüştedirler.

Buhari, Hac: 21; Müslim, Hac: 1; Tirmizi, Hac 19 Hn: 834 ž Kuteybe, Hammad b. Zeyd ve Amr’dan hadisin benzerini rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bu konuda İbn Ömer ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.

İbn Ömer r.a. dedi ki:

#1,174 قَامَ رَجُلٌ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَاذَا تَأْمُرُنَا أَنْ نَلْبَسَ مِنَ الثِّيَابِ فِي الْحَرَمِ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " لَا تَلْبَسُوا الْقُمُصَ وَلَا السَّرَاوِيلَاتِ وَلَا الْبَرَانِسَ وَلَا الْعَمَائِمَ وَلَا الْخِفَافَ، إِلَّا أَنْ يَكُونَ أَحَدٌ لَيْسَتْ لَهُ نَعْلَانِ فَلْيَلْبَسْ الْخُفَّيْنِ وَلْيَقْطَعْهُمَا مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلَا تَلْبَسُوا شَيْئًا مِنَ الثِّيَابِ مَسَّهُ الزَّعْفَرَانُ وَلَا الْوَرْسُ، وَلَا تَنْتَقِبْ الْمَرْأَةُ الْحَرَامُ، وَلَا تَلْبَسْ الْقُفَّازَيْنِ
Bir adam ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Ya Rasülullah ihramda hangi çeşit elbise giymemizi emredersin? Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Gömlek, don, bornoz, sarık ve mest giymeyiniz ayakkabısı olmayan kimse mestlerinin topuktan aşağısını keserek giysin. Zaferan ve Vers’le boyanmış elbise giymeyin ihramlı kadın yüzüne peçe örtmesin eldiven de kullanmasın.” Tirmizi: İlim adamları uygulamalarını bu hadise göre yaparlar.

Buhari, Hac: 21; Tirmizi, Hac 18 Hn: 833; Ebu Davud, Menasik: 31 vee diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis sahihtir.

İbn Abbas r.a'dan:

#1,173 أَنّ النَّبِيَّ وَقَّتَ لِأَهْلِ الْمَشْرِقِ الْعَقِيقَ
“Nebi (s.a.v.), Mekke’nin doğusunda olan kimseler için “Akık-ı” mikat yeri olarak tayin etti.”

Buhari, Hac: 11; Tirmizi, Hac 17 Hn: 832; Ebu Davud, Menasik: 8 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Muhammed b. Ali; Ebû Cafer, Muhammed b. Ali b. Husayn b. Ali b. ebî Tâlib’tir.

İbn Ömer r.a'dan:

#1,172 أَنَّ رَجُلًا، قَالَ: مِنْ أَيْنَ نُهِلُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: " يُهِلُّ أَهْلُ الْمَدِينَةِ مِنْ ذِي الْحُلَيْفَةِ، وَأَهْلُ الشَّامِ مِنْ الْجُحْفَةِ، وَأَهْلُ نَجْدٍ مِنْ قَرْنٍ
"Bir adam nereden ihrama gireceğiz Ey Allah’ın Rasulü dedi. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Medineliler; “Zülhüleyfe” den, Şamlılar; “Cuhfe” den, Necidliler; “Karn” dan, Yemenliler; “Yelemlem” denilen yerden ihrama girerler.” Tirmizi: İlim adamları bu hadisle amel ederler.

Buhari, Hac: 11; Müslim, Hac: 2; Tirmizi, Hac 17 Hn: 831 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda İbn Abbas, Cabir b. Abdullah, Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.

Zeyd b. Sabit r.a'dan:

#1,171 أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ تَجَرَّدَ لِإِهْلَالِهِ وَاغْتَسَلَ
“Zeyd b. Sabit, Rasulullah (s.a.v.)’i ihrama girmek için dikişli elbiselerden soyunduğunu ve guslettiğini gördü.” Tirmizi: Bazı ilim adamları ihrama girerken gusletmeyi müstehab görmüşlerdir. Şafii’de aynı görüştedir.

Buhari, Hac: 38; Müslim, Hac: 13; Tirmizi, Hac 16 Hn: 830 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir.