Toplam 19,133 Hadis
Konular

Edeb Kategorisi

Abdullah b. Abbas radıyallahu anh anlatıyor:

#13,557 أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ: إِنَّ الْهَدْيَ الصَّالِحَ، وَالسَّمْتَ الصَّالِحَ، وَالِاقْتِصَادَ، جُزْءٌ مِنْ خَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ
Allah'ın elçisi (Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem): "Olumlu tutum ve davranış ve ölçülü olmak, Peygamberliğin yermibeşte biridir" buyurdu.

Ebu Davud, Edeb: 2 Hn: 4776; Tahavi, Müşkilil Eser Hn: 1234; Buhari, Edebül Müfred Hn: 424:2; Ahmed, Müsned Hn: 2693; Taberani, Mucemül Kebir Hn: 12608; Hatib, Camil Ahlakir Ravi ve Edebis Sema Hn: 210; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8010 ve Edeb Hn: 193; Şerhus Sünne Hn: 3599; El İstizkar Hn: 40441 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Hadis merfu isnadı hasen ve gariptir.

Enes Radıyallahu anh dedi ki:

#13,490 خَدَمْتُ النَّبِيَّ عَشْرَ سِنِينَ بِالْمَدِينَةِ، وَأَنَا غُلَامٌ لَيْسَ كُلُّ أَمْرِي كَمَا يَشْتَهِي صَاحِبِي أَنْ أَكُونَ عَلَيْهِ، مَا قَالَ لِي فِيهَا: أُفٍّ قَطُّ، وَمَا قَالَ لِي: لِمَ فَعَلْتَ هَذَا، أَوْ: أَلَّا فَعَلْتَ هَذَا
Ben çocukken Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e Medine'de on yıl hizmet ettim. Her işim efendimizin benden beklediği şekilde değildi. (Buna rağmen) bu süre içerisinde daha bana öf bile demediği gibi; bunu niçin yaptın, ya da bunu niçin yapmadın dahi demedi.

Ebu Davud, Edeb: 1 Hn: 4774; Müslim, fedâil 51; Dârimî, mukaddime 10.

Enes radıyallahu anh dedi ki:

#13,489 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ خُلُقًا، فَأَرْسَلَنِي يَوْمًا لِحَاجَةٍ، فَقُلْتُ: وَاللَّهِ لَا أَذهَبُ وَفِي نَفْسِي أَنْ أَذهَبَ لِمَا أَمَرَنِي بِهِ نَبِيُّ اللَّهِ قَالَ: فَخَرَجْتُ حَتَّى أَمُرَّ عَلَى صِبْيَانٍ وَهُمْ يَلْعَبُونَ فِي السُّوقِ، فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ قَابِضٌ بِقَفَايَ مِنْ وَرَائِي، فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ وَهُوَ يَضْحَكُ، فَقَالَ: يَا أُنَيسُ، اذْهَبْ حَيْثُ أَمَرْتُكَ "، قُلْتُ: نَعَمْ، أَنَا أَذّهَبُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ أَنَسٌ: وَاللَّهِ لَقَدْ خَدَمْتُهُ سَبْعَ سِنِينَ أَوْ تِسْعَ سِنِينَ، مَا عَلِمْتُ قَالَ لِشَيْءٍ صَنَعْتُ: لِمَ فَعَلْتَ كَذَا وَكَذَا؟ وَلَا لِشَيْءٍ تَرَكْتُ: هَلَّا فَعَلْتَ كَذَا وَكَذَا
Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ahlak yönünden insanların en güzeli idi. (Ben çocukluğumda kendisine hizmet ettiğim sıralarda) bir gün beni bir ihtiyaç (için bir yere) gönder(miş i)di. Ben de (o günkü çocukluğun verdiği bir sorumsuzlukla):
Vallahi ben (bu işe) gitmem; dedim, oysa içimde Allah'ın Peygamberinin emrettiği işe gitmek (niyyeti)vardı. Derken çıktım (bu iş için yola koyuldum). Sokakta oynaşan çocuklara tesadüf ettim (onlarla birlikte oyuna dalıp işimi unuttum. Bir süre sonra) bir de baktım ki; Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) arkamdan başımı tutmuş gülümseyip duruyor. (Bana):
Ey Enescik, sana dediğim yere gitsen ya" dedi. (Ben de):
Evet Ya Resulallah (şimdi) gidiyorum, dedim. Hazret-iEnes (rivayetine devam ederek) dedi ki:
" Allah'a yemin olsun, ben kendisine yedi ya da dokuz yıl hizmet ettim. Yaptığım bir işten dolayı -niye böyle yaptın- yapmadığım bir işten dolayı da -niye böyle yapmadın?- dediğini bilmiyorum.

Ebu Davud Edeb: 1 Hn: 4773; Müslim, Fedâil 54.

Ebû Hanîfe (r.a.) in şöyle dediği rivayet edildi": «Vâsıla bin el-Eska'dan işittim dedi ki:

#9,968
«Resulullah   sallallahü  aleyhi  ve seliem'den  işittim, şöyle buyurdu: «tüin) kardeşinin uğradığı felaketten ötürü sevinçli görünme! (Bakar­sın) Onu Allah, o beladan kurtarır, seni ona uçar ediverir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:478/32

 Ebû Hanîfe (r.a.) nin şöyle dediği rivayet edildi:

#9,967
«(Hicri) Seksen (80) senesinde doğdum. Abdullah İbn Kuvays ise, Ku-fe'ye doksan dört (94) senesinde geidi. Kendisin-i gördüm ve konuşmala­rını dinledim. Ben o zaman on dört (14) yaşında idim. Onu söyie derken işittim: «Resulullah  sallallahü  aleyhi  ve  sellemden işittim,  buyurdu  ki: «Bir şeye karşı tutkunluğun seni kör ve sağır yapar.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:477/31

İbn  Katâde'nin söyle  dediği rivayet edildi: Resûlullah  sallallahü  aleyhi ve  seiiem  buyurdu  ki: 

#9,966
«Zamana sövmeyin! Çünkü Allah, kendisi zamandır.» [2]

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:476/30

Enes'in şöyle dediği rivayet edildi: Hz. Peygamber şöyle derken işittim:

#9,965
«Şüphesiz Allah, pişman- olmuş kimsenin  yardım  istemesini  sever.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:475/29

Enes'in şöyle dediği rivayet edildi: Resûluliah sailallahü aleyhi ve seilem buyurdu ki:

#9,964
«Cibril,  komşuya karşı iyilik yapmanın  önemi  üzerinde o kadar dur­du ki (Allah) onu varis kılacak zanettim.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:474/28

Nu'man'ın  şöyle dediği  rivayet  sdildi: ResûluHah  {S.A.V) buyurdu  ki:

#9,963
«Müminler, birbirlerini sevmekte bir vücuda benzerler. Baş hasta ol­duğu zaman, bedenin diğer uzuvları da onunla uykusuz kahr, acı çeker ve ateşlenir.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:473/27

Ebü Hüreyre'nin şöyle dediği rivayet edildi: Hz.  Peygamber buyurdu ki:

#9,962
«Sana bir şey danışana, en hayırlı olanı göster. Bunu yapmr-çekten  ona  hıyanet etmiş  olursun.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:472/26

İbn Hureyde'nin  babasının  şöyle dediği rivayet edildi: Resûluliah (S.A.V) buyurdu ki:

#9,961
En  faziietli cihad, zalim bir idarecinin1 katında  hakkı  söyliyebilmek-tir.B

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:471/25

 İbn  Bureyde'nin   babası,  Hz.  Peygarriber'den şu  rivayeti  yaptı:

#9,960
Bir adam Resuluilah sallall&hü aleyhi ve selleme gelerek, binek is­tedi. Hz. Peygamber: « Seni bindirecek bir şeyim yok. Yalnız, sana binek verebilecek bi­rini göstereyim. Filan oğullarının mezarlığına kadar git. Orada errsardan bir genç, arkadaşlarıyla atış talimi yapıyor. Yanında bir de devesi var. On­dan iste, seni ona bindirir» diye cevap verdi, Adam çıkıp gitti; o genci arkadaşlariyte atış talimi yaparken buldu. Ona Hz. Peygamberin dediğini anlattı. O zaman genç ona, Hz. Peygambe­rin bunları söylediğine dair yemin etmesini söyledi. O da iki yahut üç ke­re yemin etti. Genç, bunun üzerine onu deveye bindirip Resululfatı (SA.V) e getirdi. Ve olanları anlattı.-Hz. Peygamber şöyle konuştu: « İşirve döni   Kaynn yapılmasına kılavuz olan, onu yapan gibidir.»   (a   Bir rivayette şölye dedi: Hz. Peygamber's bir adam gelerek binmek için bir hayvan istedi. Şu cevabı verdi: «— Yom in ederim ki, binmen için sana verecek bir şey yanımda yok. Ama, filan oğullarının mezarlığına kadar git. Orada ensardan bir genci arkadaşlariyle atış talimi yapıyor bulacaksın. Ondan birrek hayvanı iste. ve­rir. Adam gitti. Hz. Peygamberin dediği mezarlığa vardı. Oİanları ona an­lattı. Genç yemin verdi. Adam: « Kendisinden başka ilah ol-rnayena yemin olsun ki, Resuluiish (S.A.V.) beni sana gönderdi» deyince, gerrç devesini ona verdi. Beraber %Hz. Peygarnber'e geldiler. Resululiah (S.A.V) ona: «— İşine dön! Hayrın yapılmasına kılavuz olan onu yapan gibidir» buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:470/24

İbn  Bureyde'nin  babasının şöyie dediği   rivayet edildi: Resûlullah sallaliahü  aleyhi  ve sellem  buyurdu ki:

#9,959
 «Hayrın yapılmasına kılavuz olan, onu yapan- gibidir.».

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:469/23

Enes'in şöyle dediği  rivayet edildi: Resûlullah saliaHaıhü aleyhi ve sellem buyurdu  ki:

#9,958
Hayrın  yapılmasına  kılavuz olan,  onu  yapan  gibidir.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:468/22

Ebû Bureyde'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#9,957
Hz. Peygamber, bir kısmı ensarı, görmeye gitmişti. Bir koyun kese rek Ona yemek yaptılar. Yemekten bir parça alıp çiğn-emeye başladı. Bir müddet çiğnediği halde lokmayı erip yutamiyordu. Nihayet: «— 0nu  nasıl ettir?!» diye sordu. «— Filanın koyunuydu, gsiince anlaşsr parasın; veririz diye düşündü* ve kestik» dediler. Hz. Peygamber: «Onu esirlere yedirin!» emrini verdi. Bir rivayette:  Âsim  ibn  üleyb'in  babası  şöyle  dedi: 'Muhammed sailailahü aleyhi ve seiiemin ashabından bir tanesi ye­mek yaparak Hz. Peygamberi  davet etti. Ne;bi sallallahü aleyhi ve sellem, bizleri de alarak gitti. Yemeği ko­yunca, Hz. Peygamber uzanıp bir parça et aldı. Onu ağzında bir müddet çiğnedi. Fakat bir türlü yutamadı. Ağzından çıkardı ve bekledi. Bu hareke­tini  görünce,  biz de  yemeği bıraktık. Yemek sahibini çağırdı: «Bana şu etinden bahset!.. Nereden geldi?» diye sordu. Cevap verdi: .«— Ey Allah'ın Resulü! Bu, bir arkadaşımın koyunu idi. Kendisi ya­nımızda yoktu ki satın alalım. Aceleden bekliyemezdik, tutup kestik ve onu sana yemek yaptık.  Geldiğinde parasını ödiyecektik.» O zaman Hz. Peygamber, yemeğin kaldırılarak esirlere yedirilmesini emir buyurdu.» Abdulvahid dedi ki: «Ebu Hanife'ye sordum: Siz «Birinin malını izni olmadan çalıştıran bir kişi, karından sadaka verir» hükmünü nereden aldınız?» « Âsım'ın rivayet ettiği hadisten aldım» cevabını verdi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:467/21

Ibn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi: Hz. Peygamber buyurdu ki:

#9,956
•»Zulüm yapmaktan sakın. Zira zulüm, Kıyamet gününde birçok karan­lıklara sebep olur.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:466/20

Cabir İbrri Semüre'nin şöyle dediği rivayet edildi:

#9,954
«Hz. Peygamber'e geldiğimizde, meclisin  bizimle son  bulacağı yere otururduk.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:464/18

 İbn Ömer'in  şöyle  dediği  rivayet edildi:

#9,953
Hz.  Peygamber buyurdu ki: "İyili'k eskimez ve  kötülük unutulmaz.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:463/17

 İbn Ömer'in şöyle dediği  rivayet edildi:

#9,952
Hz.  Peygamber'in  en çok sevdiği  isimler,  «Abdullah»  ile «Abdurrahman»dır.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:462/16

Cabir  İbn Abdillah'ın  (R.A.) şöyle dediği  rivayet edildi: Resûlullah salialiahü aleyhi  ve sellem buyurdu ki:

#9,951
«Allah'a ve ahiret gününe inanan- bir kişinin hamama girmesi ancak peştima!  kullanması  ile helal olur. Avret yerlerini başkalarından gizlemiyene, Allah, melekler ve yara­tıkların hepsi  lanet ederler.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:461/15

Ebû Hureyrerrin  şöyle dediği rivayet edildi:

#9,950
«Yıldızlara  bakarak gelecekten   haber  vermeyi   Hz.   Peygamber  nehy etti.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn:460/14

 Cabir'in şöyle dediği  rivayet edildi:

#9,949
Nebi  sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Birinize güzel koku  getirilirse   ondan alsın!»

Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 459/13

İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi: Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: 

#9,948
«Müslüman- (din) kardeşi tarafından dilenen özrü kabul etmiyenin nahı  «meks sahibi, yani vergi tshsildannınki, gibidir.»   .

Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 458/12

İbn   Bureyde'nin   babasının  şöyle  dediği  rivayet edildi: Resûluilah sallallahü aleyhi ve seîlem buyurdu ki:

#9,947
«Kendisinden özür dileyen- bir müsiümanın özürünü kabul etmeyen ki­şinin bundan ötürü kazanacağı günah, «meks sahibUnin çıünahı gibidir.» Bunun üzerine soruldu: «— Ey Allah'ın elçisi!  «Meks sahibi» nedir?» «Vergi  tahsildarıdır!»  buyurdu.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 457/11

Ümeyme  (Bİrrt Rukeyka)  n,n  şöyle  dediği  rivayet  edildi-

#9,946
«Biat etmek üzere  Hz. Peygamber'e geldiğimde  bana-» «- Kadınlarla  ben   (biat sırasında) ei  sıkışmam!,  buyurdu

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 456/10

ibn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

#9,945
Hz. Peygamber evindeyken, bir adam dışarıdan seslendi. Hz. Resul orra: «— İşte geldim!» diye cevap verdikten sonra, dışarı çıkıp yanına gel­di.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 455/9

Enes'in şöyle dediği rivayet edildi:

#9,944
Resulullah sallaliahü aleyhi ve sellem, beraber oturduğu kimsenin yanında dizlerini asla uzatma mistir. Elini tutan bir 'kimsenin etini, o bırakmadıkça, Resulullah asla bırak­mamıştır. Hz. Peygamberin huzurunda oturanlar 'kalkmadıkça, Resulullah asla kalkmamıştır. Hz. Peygamber'in (ter) kokusundan daha güzel olan hiç bir güzel 'koku bulmadım.» fa)   Bir rivayette şöyle dedi: «Bir iş için Hz. Peygamber ile görüşmeye gelen, -kendisi bırakıp gider olmadan önce Resulullah asla bırakıp gitmemiştir.»   (b)   Bir rivayete şöyle dedi: «Hz. Peygamber, el sıkıştığı kimsenin elini, o bırakmadıkça, bırak­mazdı.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 454/8

Hz. Aişe'nin şöyle  dediği rivayet edildi: Resûiullah sallahü  aleyhi ve  sellem  buyurdu ki:

#9,943
«Yumuşaklık, lütuf ve yardım gözle görülen bir yaratık olsaydı, Allah'­ın yaratıkları içersinde ondan daha güzeli görülemiyecekti. Cehalet, ahmaklık da gözle görülen bir yaratık olsaydı, Allah'ın yara­tıkları içersinde ondan daha çirkini görülmiyecekti.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 453/7

Ben Hz. Peygamberin yanındayken Üsâme bin Şerîk'in şöyle dediği ri­vayet edildi:

#9,942
Göçebe araplar, Ona sordular: «— Ey Allah'ın elçisi! Kula (Allah tarafından) verilen şeyierin en ha­yırlısı nedir?» «— Güzel  ahlaktır" cevabını verdi.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 452/6

Muhammed bin eİ-M"ünkedir et-Teymî'nin (Hz. Peygamberden ya­hut sahabeden)  şu haberi aldığı  kendisinden rivayet edildi:

#9,941
«— Kibirli insan, başı ayaklan arasına sıkıştırılmış olarak ateşten bir tabut içerisine kapatıitr. Ve ateşte kalacağı süre, bu tabuttan asla çı­kamaz.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 451/5

Muhammed bin eİ-M"ünkedir et-Teymî'nin (Hz. Peygamberden ya­hut sahabeden)  şu haberi aldığı  kendisinden rivayet edildi:

#9,940
«— Kibirli insan, başı ayaklan arasına sıkıştırılmış olarak ateşten bir tabut içerisine kapatıitr. Ve ateşte kalacağı süre, bu tabuttan asla çı­kamaz.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 450/4

Ebû   Hüreyre'nin  şöyle  dediği  rivayet edildi:

#9,939
Resulullah  sallallahü aleyhi  ve sellem  buyurdu ki: «Allah Teala:» «— (Zati)   ululuk,  rida'mdır;   sıfatı   ululukda.  izanındır.  İşte,  benden bunlardan  birini  çıkarmağa  uğraşanı  Cehenneme alırım.[1]

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 450/4

Ziyâd'ın  şöyle  dediği  rivayet edildi:

#9,938
Neıbi sallallahü aleyhi ve seilem;  her müslümana, müslümanlara öğüt vermeyi  emir buyurdu.»

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 449/3

Ibn  Ömer'in  şöyle  dediği rivavet edildi,

#9,937
savaşa katılmak h «— Annen, baban sağlar mı?» «— Evet!» O halde,  onlara  hizmet yolunda savaş!» diye tenbih  buyurdu. 1   Bir  baba.  çocuğunun mal,   ile  geçimini sağhyabilir. demektir.

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 448/2

Cabir (r.a)'dan: Rasülullah (s.a.v): (Ya Resûlaüah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine) şöyle buyurdu: 

#9,936 أَنْتَ وَمَالُكَ لِأَبِيكَ
"Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal) dır.» bu­yurdu."

Haskefi, Müsnedi Ebu Hanide Edeb Hn: 447/1; Tahavi, Şerhu Meanil Esre Hn: 4060 ve Müşkilil Eser Hn: 1598; İbn Mace, Ticare: 64 Hn: 2291; Taberani, Mucemül Evsat Hn: 6728; Ebubekir İsmaili, Mucemü Esmayi Şuyuh Hn: 806:3; İbn Büşran, Emali Hn: 26; Sehmi, Tarihi Cürcan Hn: 381:1 ve diğerleri. Garip Osman der ki: Ebu Hanife muhtasar olarak rivayet etmiştir. Diğer kaynaklar pazantez içinde ki şekliyle rivayet etmiştir. Hadis merfu sahih ve meşhurdur.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

#7,196 كَانَ رَجُلَانِ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ مُتَآخِيَيْنِ، فَكَانَ أَحَدُهُمَا يُذْنِبُ وَالْآخَرُ مُجْتَهِدٌ فِي الْعِبَادَةِ، فَكَانَ لَا يَزَالُ الْمُجْتَهِدُ يَرَى الْآخَرَ عَلَى الذَّنْبِ، فَيَقُولُ: أَقْصِرْ، فَوَجَدَهُ يَوْمًا عَلَى ذَنْبٍ، فَقَالَ لَهُ: أَقْصِرْ، فَقَالَ: خَلِّنِي وَرَبِّي أَبُعِثْتَ عَلَيَّ رَقِيبًا، فَقَالَ: وَاللَّهِ لَا يَغْفِرُ اللَّهُ لَكَ أَوْ لَا يُدْخِلُكَ اللَّهُ الْجَنَّةَ فَقَبَضَ أَرْوَاحَهُمَا، فَاجْتَمَعَا عِنْدَ رَبِّ الْعَالَمِينَ، فَقَالَ لِهَذَا الْمُجْتَهِدِ: أَكُنْتَ بِي عَالِمًا أَوْ كُنْتَ عَلَى مَا فِي يَدِي قَادِرًا، وَقَالَ لِلْمُذْنِبِ: اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ بِرَحْمَتِي، وَقَالَ لِلْآخَرِ: اذْهَبُوا بِهِ إِلَى النَّارِ
"Beni İsrail'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkardı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Âbid olan diğerine günah işerken rastlardı da: "Vazgeç!" derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, "vazgeç" dedi. Öbürü: "Beni Allah'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?" dedi. Öbürü: "Vallahi Allah seni mağfiret etmez. Veya: "Allah seni cennetine koymaz!" dedi. Bunun üzerine Allah ikisininde ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabbülaleminin huzurunda bir araya geldiler. Allah Teala Hazretleri ibadette gayret edene: "Sen benim elimdekine kadir misin?" dedi. Günahkara da dönerek: "Git, rahmetimle cennete gir!" buyurdu. Diğeri için de: "Bunu ateşe götürün!" emretti." Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) der ki: "(Adamcağız Allah'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti."

Ebu Dâvud, Edeb: 51 Hn: 4901; Ahmed; Müsned Hn: 8093; Abdallah B. Mübarek, Müsned Hn: 36 ve Zühn ve Rekaik Hn: 900; Fadaili Yevmi Terviye ve Arafe Hn: 16; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 6687; Beğavi, Şerhus Sünne Hn: 4188; Mizzi, Tehzibül Kemal Hn: 1409.

Hazret-i Enes'den (şöyle) dedifği rivâyet edilmiştir):

#7,078 جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ لِي إِلَيْكَ حَاجَةً، فَقَالَ لَهَا: يَا أُمَّ فُلَانٍ، اجْلِسِي فِي أَيِّ نَوَاحِي السِّكَكِ شِئْتِ، حَتَّى أَجْلِسَ إِلَيْكِ، قَالَ: فَجَلَسَتْ، فَجَلَسَ النَّبِيُّ إِلَيْهَا حَتَّى قَضَتْ حَاجَتَهَا
Bir kadın Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'e geldi de:
Ey Allah'ın Resulü, benim sana (arz etmem gereken) bir ihtiyacım var, dedi, (Hazret-i Peygamber de) ona:
"Ey falancanın annesi! (şu) sokağın arzu ettiğin tarafında otur. (Senin bu maruzatını dinlemek ve ihtiyacını temin etmek üzere) seninle birlikte ben de oturacağım" buyurdu. Bunun üzerine (kadın sokaktan arzu ettiği bir yere) oturdu (Ona yardımcı olmak gayesiyle) yanına (Hazret-i Peygamber de) oturdu. Nihayet (Hazret-i Peygamberin yardımıyla kadın) ihtiyacını karşıladı. Enesten yapılan diğer rivayette ise hadisin başı şöyle:
" Bir kadının aklında biraz (noksanlık) varmış"

Ebu Davud, Edeb: 13 Hn: 4818; Ahmed, Müsned Hn: 11787, 12829; İbn Hibban, Sahih Hn: 4527; Bezzar, Müsned Hn: 6974; Ebu Yala, Müsned Hn: 3472, 3518; Şerhus Sünne Hn: 3672; Ebu Şeyh İsbehani, Ahlakun Nebi 24; Ebu naim Delailin Nübüvve Hn: 125; Beyhaki, Delailin Nübüvve Hn: 310; El Envar fi Şemaili Nebiyyil Muhtar Hn: 381 ve diğerleri. Ebu Davud rivayetin sonunda rivayete ait şu bilgileri verir: (Bu hadisi Mûsânnif Ebû Dâvûd'a rivâyet eden iki raviden birisi olan İbn Îsa (metinde geçen): İhtiyacını karşıladı

Hüreyre r.a'den rivâyete göre, şöyle demiştir: 

#6,550 كَانَ النَّبِيُّ يَجْلِسُ مَعَنَا فِي الْمَجْلِسِ يُحَدِّثُنَا، " فَإِذَا قَامَ قُمْنَا قِيَامًا حَتَّى نَرَاهُ قَدْ دَخَلَ بَعْضَ بُيُوتِ أَزْوَاجِهِ، فَحَدَّثَنَا يَوْمًا، فَقُمْنَا حِينَ قَامَ، فَنَظَرْنَا إِلَى أَعْرَابِيٍّ قَدْ أَدْرَكَهُ، فَجَبَذَهُ بِرِدَائِهِ، فَحَمَّرَ رَقَبَتَهُ، قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ: وَكَانَ رِدَاءً خَشِنًا، فَالْتَفَتَ، فَقَالَ لَهُ الْأَعْرَابِيُّ: احْمِلْ لِي عَلَى بَعِيرَيَّ هَذَيْنِ، فَإِنَّكَ لَا تَحْمِلُ لِي مِنْ مَالِكَ، وَلَا مِنْ مَالِ أَبِيكَ، فَقَالَ النَّبِيُّ : لَا وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ، لَا وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ، لَا وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ، لَا أَحْمِلُ لَكَ حَتَّى تُقِيدَنِي مِنْ جَبْذَتِكَ الَّتِي جَبَذْتَنِي، فَكُلُّ ذَلِكَ، يَقُولُ لَهُ الْأَعْرَابِيُّ: وَاللَّهِ لَا أُقِيدُكَهَا، فَذَكَرَ الْحَدِيثَ، قَالَ: ثُمَّ دَعَا رَجُلًا، فَقَالَ لَه: احْمِلْ لَهُ عَلَى بَعِيرَيْهِ هَذَيْنِ عَلَى بَعِيرٍ شَعِيرًا، وَعَلَى الْآخَرِ تَمْرًا، ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَيْنَا، فَقَالَ: انْصَرِفُوا عَلَى بَرَكَةِ اللَّهِ تَعَالَى
Mescid de Rasulullah s.a.v ile birlikte oturuyorduk O kalkınca biz de kalkardık. Bir gün kalktı biz de kalktık. Mescidin ortasına varınca bir adam, Rasulullah s.a.v’in hırkasından tuttu ve hızlıca çekti hırkası kalın kumaştan yapılmıştı sert olduğu için boynu kızarmıştı. O adam Rasulullah s.a.v’e: “Ey Muhammed şu iki deveme yiyecek yüklet çünkü Sen ne kendi malından ne de babanın malından veriyorsun” deyince Rasulullah s.a.v: “Hayır! Allah’tan bağışlanmamı isterim. Boynumu kızartmandan dolayı kısas yapılmadıkça develerine bir şeyler yükletmem” buyurdu. Bunun üzerine bedevi: “Hayır kıyas yaptırmam” dedi. Rasulullah s.a.v sözünü üç defa tekrarladı üçünde de bedevi: “Hayır vallahi kısas yaptırmam” diyordu. Bedevinin bu ısrarını duyunca hızlıca onun üzerine yürüdük. O sırada Rasulullah s.a.v bize dönerek, şöyle buyurdu: “Sözümü işiten herkes kendisine izin vermeden yerinden 
kımıldamamasına karar verdim” diyerek oradakilerden birine: “Ey Filan! Bedevinin bir devesine arpa diğer devesine de hurma yükle” buyurdu. Daha sonra da: “Dağılın” buyurdu.

Buharî, libas 17-18, edeb 68; Müslim, zekât 128; Ahmed b. Hanbel, II 153,310,224. Nesai, Kasame: 22 Hn: 4694; Ebû Davud, Edeb: 1 Hn: 4775 ve diğerleri.

Hazreti Enes radıyallahu anhu'dan:

#4,132 أَنَّ رَجُلًا دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ وَعَلَيْهِ أَثَرُ صُفْرَةٍ، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ قَلَّمَا يُوَاجِهُ رَجُلًا فِي وَجْهِهِ بِشَيْءٍ يَكْرَهُهُ، فَلَمَّا خَرَجَ، قَالَ: لَوْ أَمَرْتُمْ هَذَا أَنْ يَغْسِلَ ذَا عَنْهُ
(Bir gün) üzerinde (kadınlara mahsus bir allık olan ve zaferandan yapılan) bir sarı boya izi bulunan bir adam Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın yanına girdi. Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de üzerinde insanın hoşlanmayacağı bir şey bulunan insanın yüzüne az bakardı. Adam çıkınca (Hazret-i Peygamber):
" Adama söyleseydiniz de üzerinden bu izi yıkasaydı (kendisi için daha hayırlı olurdu)" buyurdu.

Ebu Davud, Edeb: 6 Hn: 4789; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 7810 ve Delailin Nübüvve Hn: 317:1 ve Edeb Hn: 222.

Süleyman b. Surad radıyallahu anh dedi ki:

#2,843 اسْتَبَّ رَجُلَانِ عِنْدَ النَّبِيِّ فَجَعَلَ أَحَدُهُمَا تَحْمَرُّ عَيْنَاهُ وَتَنْتَفِخُ أَوْدَاجُهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : إِنِّي لَأَعْرِفُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا هَذَا لَذَهَبَ عَنْهُ الَّذِي يَجِدُ: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ " فَقَالَ الرَّجُلُ: هَلْ تَرَى بِي مِنْ جُنُونٍ؟
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in huzurunda iki kişi çekişti. Onlardan birinin gözleri (öfkeden) kızarmaya ve boyun damarları kabarmaya başladı. Bunun üzerine Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
" Ben bir söz biliyorum ki (bu adam) onu söylerse (içinde) meydana gelen (bu öfke) kendisinden gider. (Bu söz);
" Euzu billahi mineşşeytanirracim: kovulmuş olan Şeytandan Allah'a sığınırım" (sözü) dür" buyurdu.
(Adam bu sözü işitince) " Yoksa bende bir delilik mi görüyorsun?" dedi.

Müslim, Birr 109-110 Hn: 2612; Ebu Davud, Edeb: 3 Hn: 4781; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 25770; Henned b. Siri, Zühd Hn: 1306; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 10153 ve Deavat Hn: 304 ve diğerleri. Garip Osman de ki: Hadis merfu sahih ve meşhurdur.

Ebu Salih rahimullah şöyle demiştir: Aişe ve Ümmü Seleme (r.anhüma)’ya Rasülullah (s.a.v.)’e hangi amel daha sevimliydi diye soruldu da şöyle cevap vermişlerdi:

#471 مَا دِيمَ عَلَيْهِ وَإِنْ قَلَّ
“Az da olsa devamlı olandır.”

Tirmizi, Edeb 73 Hn: 2856 ve Şemaili Muhammediye Hn: 313. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Hişâm b. Urve’den, babasından, Aişe’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasülullah (s.a.v.)’e amellerin en sevimlisi devamlı olanıdır.” Aynı şekilde Harun b. İshâk el Hemadânî Abde vasıtasıyla Hişâm b. Urve’den, babasından, Âişe’den bu hadisin manaca bir benzeri bize rivâyet etmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Abdullah (ibn Mesud) r.a. dedi ki:

#470 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَخَوَّلُنَا بِالْمَوْعِظَةِ فِي الْأَيَّامِ مَخَافَةَ السَّآمَةِ عَلَيْنَا
“Rasülullah (s.a.v.), bize bıkkınlık gelmesinden endişe ederek muayyen günlerdeki yaptığı konuşmalardan dolayı bizim durumumuzu yoklar ona göre ayarlardı.”

Buhari, İlim: 27; Müslim, Sıfat-ıl Kıyame: 17; Tirmizi, Edeb 72 Hn: 2855 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Beşşâr, Yahya b. Saîd vasıtasıyla, Sûfyân’dan, Ameş’den, Şakîk b. Seleme’den ve Abdullah b. Mes’ûd’tan bu hadisin bir benzerini bize rivâyet etmiştir.

Abdullah b. Amr (r.a.) dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#468 إِنَّ اللَّهَ يَبْغَضُ الْبَلِيغَ مِنَ الرِّجَالِ الَّذِي يَتَخَلَّلُ بِلِسَانِهِ كَمَا تَتَخَلَّلُ الْبَقَرَةُ
“İneğin diliyle otları dolayarak yutması gibi dilini eğip bükerek yapmacık hareketler yapan kimselere Allah buğzeder.”

Tirmizi, Edeb 72 Hn: 2853; Ebu Davud, Edeb: 27 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu konuda Sad’tan da hadis rivâyet edilmiştir.

Enes r.a. dedi ki:

#445 أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم قَالَ لَهُ: يَا بُنَيَّ
“Rasülullah (s.a.v.), Enes’e; ey evlatçığım” diye hitab ederdi.

Tirmizi, Edeb 62 Hn: 2831; Ebu Davud, Edeb: 27 ve diğerleri.ž Bu konuda Muğire ve Ömer b. ebi Seleme’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu hadis yine başka şekilde de Enes’den rivâyet edilmiştir. Ebû Osman yaşlı ve güvenilir bir kimsedir, kendisine Ca’d b. Osman da denilir. İbn Dinar’da denilir, Basralıdır. Kendisinden Yunus b. Ubeyd ve pek çok hadis imamı hadis rivâyet etmişlerdir.

Sad b. Ebi Vakkas r.a. dedi ki:

#444 جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ، قَالَ: ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي
“Rasülullah (s.a.v.), Uhud günü benim için Anne ve babasını birlikte söyleyerek feda olsun derken bir araya getirmişti.”

Buhari, Menakıb: 27; Müslim, Fedail-üs Sahabe: 17; Tirmizi, Edeb 61 Hn: 2830 ve diğerleri. Tirmizi: Hadisin benzer rivayetini de zikrederek: Bu hadis hasen sahihtir. Bu iki hadiste sahihtir dedi.

Hazreti Ali r.a. der ki: Rasülullah (s.a.v.), Sad bin ebi Vakkas dışında hiçbir kimse için baba ve annesini feda olsun diyerek birlikte söylememiştir; Uhud sava

#443 ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي، وَقَالَ لَهُ: ارْمِ أَيُّهَا الْغُلَامُ الْحَزَوَّر
“Anam babam sana feda olsun müşriklerin üzerine oklarını at” şöyle de derdi: “Ey yiğit delikanlı at.”

Buhari, Cihad: 28; Müslim, Fedail-üs Sahabe: 17; Tirmizi, Edeb 61 Hn: 2829 ve diğerleri. Bu konuda Zübeyr ve Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ali’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Pek çok kimse bu hadisi Yahya b. Saîd’den, Saîd b. Müseyyeb’den, Sad bin ebi Vakkas’tan rivâyet ederek şöyle demişlerdir: “Rasûlullah (s.a.v.), Uhud günü benim için Anne ve babasını birlikte söyleyerek, Anam babam sana feda olsun oklarını at buyurmuştur.”

Ali r.a. dedi ki:

#442 مَا سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَمَعَ أَبَوَيْهِ لِأَحَدٍ غَيْرَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ
“Rasülullah (s.a.v.)’in Sad bin ebi Vakkas’tan başka bir kimse için hem anne hem de babasını birlikte feda olsun derken hiç işitmedim sadece Sad için böyle derdi.”

Buhârî, Cihâd: 28; Müslim, Fedail-üs Sahabe: 17

Abdullah (ibn Mesud) r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#439 إِذَا كُنْتُمْ ثَلَاثَةً، فَلَا يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ صَاحِبِهِمَا، وَقَالَ سُفْيَانُ فِي حَدِيثِهِ: لَا يَتَنَاجَى اثْنَانِ دُونَ الثَّالِثِ فَإِنَّ ذَلِكَ يُحْزِنُهُ
“Üç kişi olduğunuz vakit iki kişi diğer arkadaşlarından ayrı olarak fısıltı ile konuşmasın.” Sufyan rivayetinde şöyle demektedir: “İki kişi üçüncüden ayrı olarak fısıltı ile konuşmasın bu hareket onu üzer.”

Buhari, İstizan: 16; Müslim, Selam: 53; Tirmizi, Edeb 59 Hn: 2825 ve diğerleri. Tirmiiî: Bu hadis hasen sahihtir. Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: İki kişi bir kişiyi yalnız bırakarak fısıltı ile konuşmasın çünkü bu hareket o mümini incitir. Allah’ta bir müminin incinmesinden hoşlanmaz. Bu konuda İbn Ömer, Ebu Hüreyre ve İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir.

Sad bin Ebi Vakkas r.a'dan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

#406 إِنَّ اللَّهَ طِيبٌ يُحِبُّ الطِّيبَ، نَظِيفٌ يُحِبُّ النَّظَافَةَ، كَرِيمٌ يُحِبُّ الْكَرَمَ، جَوَادٌ يُحِبُّ الْجُودَ، فَنَظِّفُوا بُيُوتَكُمْ، وَلا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ الَّتِي تَجْمَعُ الأَكْنَافَ فِي دُورِهَا
“Allah güzeldir, güzel olan şeyleri sever; temizdir, temiz olan şeyleri sever; ikram sahibidir; ikram edenleri sever; cömerttir, cömert olanları sever. Siz de evleriniz gibi -zannedersem avlularınızı dedi- temiz tutunuz. Yahudilere benzemeyiniz.”

Ebu Yala, Müsned 790; El-Kamil fi Duafair Rical 2467; Bercelani, Elkeremü Vel Cuun Nüfus Hn: 12 ve diğerleri.

Salih b. Hasan rahimullah rivâyete göre, şöyle demiştir: Said bin Müseyyeb’in şöyle dediğini işittim:

#405 إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ يُحِبُّ الطَّيِّبَ، نَظِيفٌ يُحِبُّ النَّظَافَةَ، كَرِيمٌ يُحِبُّ الْكَرَمَ، جَوَادٌ يُحِبُّ الْجُودَ، فَنَظِّفُوا، أُرَاهُ قَالَ: أَفْنِيَتَكُمْ وَلَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ
“Allah güzeldir, güzel olan şeyleri sever; temizdir, temiz olan şeyleri sever; ikram sahibidir; ikram edenleri sever; cömerttir, cömert olanları sever. Siz de evleriniz gibi -zannedersem avlularınızı dedi- temiz tutunuz. Yahudilere benzemeyiniz.” Hadisin ravilerinden biri dedi ki: Bu hadisi Muhacir b. Mismar’a anlattım o da şöyle dedi: Bu hadisi bana Amir b. Sad b. ebi Vakkas babası vasıtasıyla buradaki gibi bize aktardı ne var ki şüpheyi kaldırarak: “Avlularınızı temiz tutunuz” demektedir.

Tirmizi, Edeb 41 Hn: 2799; Ebu Yala, Müsned Hn: 791 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis garibtir. Halid b. İlyas’ın hadiste zayıf olduğu söylenmiştir.

Seleme bin Ebka r.a. dedi ki:

#379 لَقَدْ قُدْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالْحَسَنَ، وَالْحُسَيْنَ عَلَى بَغْلَتِهِ الشَّهْبَاءِ، حَتَّى أَدْخَلْتُهُ حُجْرَةَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَذَا قُدَّامُهُ وَهَذَا خَلْفُهُ
"Peygamber (s.a.v.) ile Hasan ve Hüseyin’i kır renkli katırı üzerinde çekerek Rasulullah (s.a.v.)’in odasına kadar getirmiştim. Bu çocuklardan biri önünde diğeri de arkasında idi.”

Müslim, Fedail-üs Sahabe: 27; Tirmizi, Edeb 27 Hn: 2775 ve diğerleri.ž Bu konuda İbn Abbas ve Abdullah bin Cafer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir.

Ebu Bürde r.a. dedi ki: “Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yürümekte iken eşeğiyle beraber bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e yaklaşarak şöyle dedi: “Ey Allah’ın Ras

#377 لَأَنْتَ أَحَقُّ بِصَدْرِ دَابَّتِكَ إِلَّا أَنْ تَجْعَلَهُ لِي، قَالَ: قَدْ جَعَلْتُهُ لَكَ قَالَ: فَرَكِبَ
Hayvanın ön tarafına binmeye sen daha layıksın ama orayı bana ayırmışsan o başkadır. Adam: Orasını size ayırdım deyince Rasulullah (s.a.v.) bindi.”

Tirmizi, Edeb 25 Hn: 2773; Ebu Davud, Cihad: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Bu konuda Kays b. Sad b. Ubade’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Cabir bin Semüre r.a. dedi ki:

#375 رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " مُتَّكِئًا عَلَى وِسَادَةٍ
“Peygamber (s.a.v.)’i bir yastığa yaslanmış olarak gördüm.”

Tirmizi, Edeb 23 Hn: 2771; Ebu Davud, Libas: 88 ve diğerleri. Bu hadis sahihtir.

Cabir bin Semüre r.a. dedi ki:

#374 رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " مُتَّكِئًا عَلَى وِسَادَةٍ عَلَى يَسَارِه
“Rasülullah (s.a.v.) sol tarafındaki bir yastığa yaslanmış olarak gördüm.”

Tirmizi, Edeb 23 Hn: 2770; Ebu, Davud, Libas: 27ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Pek çok kimse bu hadisi İsrail’den, Simak’den, Cabir b. Semure’den rivâyet ederek: “Rasûlullah (s.a.v.)’i bir yastığa yaslanmış olarak gördüm” demekte ve “Sol tarafında” dememektedir.

Ebu Miclez raahimullah dedi ki: “Muaviye r.a. (bin Ebu Sufyan) çıkmıştı, Abdullah b. Zübeyr ve Safvan onu gördüklerinde ayağa kalkmışlardı. Bunun üzerine Muviye

#359 مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَتَمَثَّلَ لَهُ الرِّجَالُ قِيَامًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ
“Her kimi, insanların kendisi için kalkıp ayağa dikilmeleri sevindirirse ateşteki yerine hazırlansın.”

Tirmizi, Edeb 13 Hn: 2755; Ebu Davud, Edeb: 52 ve diğerleri. Bu konuda Ebu Umame’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Hennâd, Ebû Usame vasıtasıyla Habib b. eş Şehîd’den, Ebû Miclez’den ve Muaviye’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.

Enes r.a. dedi ki:

#358 لَمْ يَكُنْ شَخْصٌ أَحَبَّ إِلَيْهِمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: وَكَانُوا إِذَا رَأَوْهُ لَمْ يَقُومُوا لِمَا يَعْلَمُونَ مِنْ كَرَاهِيَتِهِ لِذَلِكَ
“Rasülullah (s.a.v.)’in ashabına Rasülullah (s.a.v.)’den daha sevimli bir kimse yoktu fakat buna rağmen kendisini gördükleri zaman kendisi için ayağa kalkılmasından hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.”

Tirmizi, 13 Hn: 2754; Tehavi, Müşkilil Eser Hn: 1126; Ebu Şeyh Esbehani, Ahlakun Nebi Hn: 120 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir.

Ebu Miclez rahimullah dedi ki: “Adamın biri halka halindeki bir toplantı yerinde halkanın ortasına oturdu. Bunun üzerine Huzeyfe şöyle dedi:

#357 مَلْعُونٌ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ، أَوْ لَعَنَ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ قَعَدَ وَسْطَ الْحَلْقَةِ
"Halkanın ortasına oturan; Muhammed’in diliyle lanetlenmiştir veya Muhammed’in diliyle Allah ona lanet etmiştir.”

Tirmizi, Edeb 12 Hn: 2753; Ebu Davud, Edeb: 18 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Midez’in ismi Lahık b. Hamîd’tir.

Abdullah ibn Amr dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyi vesellem şöyle buyurdu:

#356 لَا يَحِلُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يُفَرِّقَ بَيْنَ اثْنَيْنِ إِلَّا بِإِذْنِهِمَا
“Herhangi bir kimseye izinleri olmadan iki kişi arasına girip onları ayırması caiz değildir.”

Tirmizi, Edeb 11 Hn: 2752; Ebu Davud, Edeb: 17 ve diğerleri.ž Bu hadis hasendir. Amir bin Ahvel’de bu hadisi Amr b. Şuayb’tan rivâyet etmiştir.

Vehb bin Huzeyfe (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#355 الرَّجُلُ أَحَقُّ بِمَجْلِسِهِ، وَإِنْ خَرَجَ لِحَاجَتِهِ ثُمَّ عَادَ فَهُوَ أَحَقُّ بِمَجْلِسِهِ
“Kişi oturduğu yere daha layıktır. Bir ihtiyaç için kalkar sonra tekrar dönerse o yere oturmaya daha layıktır.”

Tirmizi, Edeb 10 Hn: 2751; Ahmed, Müsned Hn: 14936 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Bu konuda Ebu Bekre, Ebu Said ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir.

İbni Ömer r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#354 لَا يُقِمْ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ
“Herhangi biriniz bir kardeşini oturduğu yerden kaldırıp sonra o yere kendisi oturmasın.”

Buhari, Cuma: 60; Müslim: Selam: 43; Tirmizi, Edeb 9 Hn: 2750 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Sâlim diyor ki: Bir kimse kalkar İbn Ömer’e yer verirse İbn Ömer oraya oturmazdı. Tirmizi: Bu hadis sahihtir.

İbn Ömer r.a. dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#353 لَا يُقِمْ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ
“Herhangi biriniz bir din kardeşini oturduğu yerden kaldırıp sonra oraya oturmasın!”

Buhari, Cuma: 60; Müslim: Selam: 43; Tirmizi, Edeb 9 Hn: 2749 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Adiy bin Azib el-Ensari r.a'dan rivayet edildiğine göre Rasülullah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#352 الْعُطَاسُ وَالنُّعَاسُ وَالتَّثَاؤُبُ فِي الصَّلَاةِ، وَالْحَيْضُ وَالْقَيْءُ وَالرُّعَافُ مِنَ الشَّيْطَانِ
“Namazda aksırmak, pineklemek, esnemekle, hayız olma, kusma ve burun kanaması şeytandandır.”

Tirmizi, Edeb 8 Hn: 2748; İbn Mace, İkametüssalat: 47 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Şerik’in, Ebû’l Yakazan’dan rivâyetiyle bilmekteyiz. Tirmizî: Muhammed b. İsmail’e Adiyy b. Sabit’in babasından ve dedesinden rivâyetinin senedini sordum ve Adiyy’in dedesinin adı nedir dedim. Bilmiyorum diye cevap verdi. Yahya b. Maîn’den sordum, ismi; Dinar’dır dedi.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#351 إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْعُطَاسَ وَيَكْرَهُ التَّثَاؤُبَ، فَإِذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ، فَقَالَ: الْحَمْدُ لِلَّهِ، فَحَقٌّ عَلَى كُلِّ مَنْ سَمِعَهُ أَنْ يَقُولَ: يَرْحَمُكَ اللَّهُ، وَأَمَّا التَّثَاؤُبُ فَإِذَا تَثَاءَبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَرُدَّهُ مَا اسْتَطَاعَ وَلَا يَقُولَنَّ: هَاهْ هَاهْ فَإِنَّمَا ذَلِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ يَضْحَكُ مِنْهُ
“Allah aksırmaktan hoşlanır esnemekten hoşlanmaz. Biriniz aksırdığı zaman elhamdülillah desin. Bu takdirde onu işitenlerin her birine yerhamukallah demek gerekir. Esnemeye gelince sizden birinizin esnemesi geldiği zaman gücü yettiği kadar onu savmaya çalışsın ve hah hah demesin, çünkü bu hah hah diye çıkarılan ses şeytandandır. Şeytan bu yüzden güler.”

Buhari, Bedilhalk: 27; Müslim, Zühd: 17; Tirmizi, Edeb 7 Hn: 2747 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis sahihtir. Bu rivâyet İbn Aclan’ın rivâyetinden daha sağlamdır. Çünkü İbn ebî Zi’b, Saîd el Makburî’nin rivâyetini kavrama ve tesbit etme bakımından İbn Aclan’dan daha ileridir. Ebû Bekir el Atar el Basrî’den iştim. Ali b. el Medîni vasıtasıyla Yahya b. Saîd’in şöyle dediğini anlatırdı: Muhammed b. Aclan dedi ki: Saîd el Makburî’nin hadislerine gelince... Saîd bunlardan bazılarını Ebû Hüreyre’nin kendisinden bazılarını da Saîd’den bir adamdan ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmiştir. Bunlar bana karışık geldiği için ben hepsini Saîd’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet ettim.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#350 الْعُطَاسُ مِنَ اللَّهِ، وَالتَّثَاؤُبُ مِنَ الشَّيْطَانِ، فَإِذَا تَثَاءَبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعْ يَدَهُ عَلَى فِيهِ، وَإِذَا قَالَ: آهْ آهْ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَضْحَكُ مِنْ جَوْفِهِ، وَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْعُطَاسَ وَيَكْرَهُ التَّثَاؤُبَ فَإِذَا قَالَ الرَّجُلُ: آهْ آهْ إِذَا تَثَاءَبَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَضْحَكُ فِي جَوْفِهِ
“Aksırmak Allah’tan esnemek ise şeytandandır. Biriniz esnediği zaman elini ağzına koysun. Esnediği an hah hah derken şeytan onun içinden güler. Allah aksırmaktan hoşlanır esnemekten hoşlanmaz. Kişi esnerken hah hah derse şeytan onun içinden ona güler.”

Buhari, Bedilhalk: 27; Müslim, Zühd: 17; Tirmizi, Edeb 7 Hn: 2746 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki:

#349 أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا عَطَسَ غَطَّى وَجْهَهُ بِيَدِهِ أَوْ بِثَوْبِهِ وَغَضَّ بِهَا صَوْتَهُ
“Rasülullah (s.a.v.) aksıracağı zaman yüzünü eliyle veya elbisesinin bir parçasıyla örter ve sesini de kısardı.”

Tirmizi, Edeb 6 Hn: 2745; Ebu Davud, Edeb: 28 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ömer bin İshak b. Ebu Talha (r.a.)’ın annesinden ve babasından rivâyete göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#348 يُشَمَّتُ الْعَاطِسُ ثَلَاثًا، فَإِنْ زَادَ فَإِنْ شِئْتَ فَشَمِّتْهُ وَإِنْ شِئْتَ فَلَا
“Aksıran kimseye üç sefer karşılık ver eğer üçü geçerse dilersen karşılık verirsin, dilersen vermezsin.”

Tirmizi, Edeb 5 Hn: 2744; Ebu Davud, Edeb: 28 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis garibtir. İsnadı mechuldur.

Seleme bin Ebka r.a. dedi ki: “Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’in yanında aksırdı. Ben de orada idim

#347 يَرْحَمُكَ اللَّهُ " ثُمَّ عَطَسَ الثَّانِيَةَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: هَذَا رَجُلٌ مَزْكُومٌ
Rasülullah (s.a.v.), yerhamukallah dedi, sonra adam ikinci ve üçüncü defa aksırdı bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) bu adam nezleye yakalanmış dedi.”

Müslim, Zühd: 17; Tirmizi, Edeb 5 Hn: 2743; Ebu Davud, Edeb: 27 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Beşşâr, Yahya b. Saîd vasıtasıyla İkrime b. Ammâr’dan, İyas b. Seleme’den ve babasından bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir ki bu rivayette Rasûlullah (s.a.v.) “Üçüncüsünde sen nezleye yakalanmışsın” buyurmuştur. Bu rivâyet İbn’ül Mübarek’in rivâyetinden daha sağlamdır. Şu’be bu hadisi İkrime b. Ammâr vasıtasıyla Yahya b. Saîd’in rivâyetine benzer şekilde rivâyet etmiştir. Aynı şekilde Ahmed b. Hakem el Basrî, Muhammed b. Cafer vasıtasıyla Şu’be’den, İkrime b. Ammâr’dan bu şekilde rivâyet etmiştir. Abdurrahman b. Mehdî İkrime b. Ammâr’dan, İbn’ül Mübarek’in rivâyetine benzer şekilde rivâyet etmiştir ve “üçüncüsünde sen nezle olmuşsun” demiştir. Aynı şekilde İshâk b. Mansur, Abdurrahman b. Mehdî vasıtasıyla bu hadisi rivâyet etmiştir.

Enes bin Malik (r.a.) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.)’in yanında iki adam aksırdı. Rasülullah (s.a.v.) bunlardan birine karşılık verdi diğerine ise karşılık vermed

#346 إِنَّهُ حَمِدَ اللَّهَ وَإِنَّكَ لَمْ تَحْمَدِ اللَّهَ
O Allah’a hamdetti; elhamdülillah dedi sen ise elhamdülillah demedin.”

Buhari, Edeb: 17; Müslim, Zühd: 27; Tirmizi, Edeb 4 Hn: 2742 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Hüreyre’den de bu hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Eyyub r.a'dan rivayet edildiğine göre Rasülullah s.a.v. şöyle buyurmuş:

#345 إِذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ، وَلْيَقُلِ الَّذِي يَرُدُّ عَلَيْهِ يَرْحَمُكَ اللَّهُ، وَلْيَقُلْ هُوَ يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ
“Sizden biriniz aksırdığı an elhamdulillahi ala külli hal = Her zamanda ve her yerde Allah’a hamdolsun desin karşılık verecek kişi de; yehdikümullah ve yüslih baleküm = Allah size hidayet verip işlerinizi yoluna koysun desin.”

Tirmizi, Edeb 3 Hn: 2741; İbn Mace, Edeb: 17 ve diğerleri.ž Muhammed b. Müsenna, Muhammed b. Cafer vasıtasıyla Şu’be’den, İbn ebî Leylâ’dan aynı senedle bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır. Şu’be bu hadisi böylece İbn ebî Leylâ’dan ve Eyyûb’tan rivâyet etmiştir. İbn ebî Leylâ bu hadiste karmaşıklığa düşerdi bazen Ebû Eyyûb’tan ve Peygamber (s.a.v.)’den derdi. Bazen de Ali’den ve Peygamber (s.a.v.)’den derdi. Muhammed b. Beşşâr, Muhammed b. Yahya es Sekafî el Mervezî vasıtasıyla Yahya b. Saîd el Kattan’dan İbn ebî Leylâ’dan kardeşi İsa’dan, Abdurrahman b. ebî Leylâ’dan ve Ali’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.

Sâlim b. Ubeyd (r.a.)’den rivâyete göre, Sâlim bir toplulukla beraber bir yolculukta idi. Derken içlerinden biri aksırarak esselamü aleyküm = Allah’ın selamı üz

#344 َلَيْكَ وَعَلَى أُمِّكَ، إِذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَلْيَقُلْ لَهُ مَنْ يَرُدُّ عَلَيْهِ يَرْحَمُكَ اللَّهُ، وَلْيَقُلْ يَغْفِرُ اللَّهُ لَنَا وَلَكُمْ
"Sana ve anana selam olsun diye karşılık verdi ve "İçinizden biri aksırırsa “elhamdülillahi rabbil alemin = Eksiksiz övgüler alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” desin, ona karşılık verecek kişi de “yerhamukallah = Allah sana acıyıp merhamet etsin” desin, sonra aksıran kimse “yağfirullahu lena ve leküm = Allah beni de sizi de bağışlasın” desin.

Tirmizi, Edeb 3 Hn: 2740; Ebu Davud, Edeb: 76 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadisin Mansur’dan rivâyetinde ihtilaf edilmiştir. Bazıları Hilâl b. Yesaf’la, Sâlim arasına bir râvî sokmaktadırlar.

Ebu Musa (r.a.) dedi ki: Yahudiler Peygamber (s.a.v.)’in yanında aksırırlar ve kendilerine “Yerhamukallah = Allah size acıyıp merhamet etsin demesini arzu ederl

#343 يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ
“Yehdikümüllahü ve yuslihu baleküm = Allah size hidayet verip işlerinizi yolunuza koysun” buyururdu.

Tirmizi, Edeb 3 Hn: 2739; Ebu Davud, Edeb: 81 ve diğerleri. Bu konuda Ali, Ebu Eyyub, Salim b. Ubeyd, Abdullah b. Cafer ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Nafi’ rahimullah dedi ki: Adamın biri İbn Ömer’in yanı başında aksırdı ve “elhamdü lillah vesselamü ala Rasulillah” = Allah’a hamd Rasûlüne selam olsun dedi. Bu

#342 عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَّمَنَا، أَنْ نَقُولَ: " الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ
“elhamdülillahi ala külli hal” = Her zamanda ve her zeminde Allah’a hamdolsun dememizi öğretti.”

Tirmizi, Edeb 2 Hn: 2738; Taberani, Müsnedi Şamiyeyn Hn: 323 ve diğerleri.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#341 لِلْمُؤْمِنِ عَلَى الْمُؤْمِنِ سِتُّ خِصَالٍ: يَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ، وَيَشْهَدُهُ إِذَا مَاتَ، وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ، وَيُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ، وَيُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ، وَيَنْصَحُ لَهُ إِذَا غَابَ أَوْ شَهِدَ
“Müminin mümin üzerinde altı hakkı vardır; hastalandığında ziyaret eder, Öldüğünde cenazesinde bulunur, çağrıldığında davetine icabet eder, karşılaştığında ona selam verir, aksırdığında elhamdülillah derse yerhamükallah der varlığında ve yokluğunda onun hakkında samimi olur ve nasihate devam eder.”

Tirmizi, Edeb 1 Hn: 2737; Nesai, Cenaiz: 12 ve diğerleri. Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Musa el Mahzûmî el Medenî güvenilen bir kimse olup kendisinde Abdulaziz b. Muhammed ve İbn ebîFüdeyk hadis rivâyet etmiştir.

Ali r.a. dedi ki: Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

#340 لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتٌّ بِالْمَعْرُوفِ: يُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ، وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ، وَيُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ، وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ، وَيَتْبَعُ جَنَازَتَهُ إِذَا مَاتَ، وَيُحِبُّ لَهُ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
“Müslümanın Müslüman üzerindeki altı hakkı vardır. Karşılaştığında selam verir, davetine icabet eder, aksırdığı zaman elhamdülillah derse yerhamükallah der, hastalandığında ziyaretini yapar, öldüğünde cenazesinin ardından yürür kendisi için sevdiğini o kardeşi için de sever.”

Tirmizi, Edeb 1 Hn: 2736; Darimi, İstizan: 5; İbn Mace, Cenaiz: 43 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Hüreyre, Ebu Eyyub, Bera ve İbn Mesud’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasendir. Peygamber (s.a.v.)’den değişik şekillerde de rivâyet edilmiştir. Bazı hadisçiler Hâris el A’ver hakkında söz etmişlerdir.

Ebu İshak rahimullah vasıtasıyla Bera’dan ancak Ebu İshak bu hadisi Bera’nın kendisinden işitmemiştir- rivâyet edildiğine göre: Rasülullah (s.a.v.), Ensar’dan y

#304 إِنْ كُنْتُمْ لَا بُدَّ فَاعِلِينَ فَرُدُّوا السَّلَامَ، وَأَعِينُوا الْمَظْلُومَ، وَاهْدُوا السَّبِيلَ
"Yolda oturma işini mutlaka yapacaksanız “Selamı alın, mazluma yardım edin ve yol gösterin” buyurdular.

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 30 Hn: 2726; Ahmed, Müsned Hn: 17752 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Hüreyre ve Ebu Şüreyh el Huzai’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.

Cabir bin Semüre r.a. dedi ki:

#303 كُنَّا إِذَا أَتَيْنَا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَلَسَ أَحَدُنَا حَيْثُ يَنْتَهِي
“Peygamber (s.a.v.)’in yanına geldiğimizde her birimiz kalabalığın bittiği yere otururduk.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 29 Hn: 2725; Ebu Davud, Edeb: 131 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahih garibtir. Züher b. Muaviye bu hadisi aynı şekilde Simak’den rivâyet etmiştir.

Ebu Vakid el-Leysi r.a. dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), mescidde bazı kimselerle oturmakta iken üç kişi geldi ikisi Rasûlullah (s.a.v.)’in meclisine yöneldi diğer

#302 أَلَا أُخْبِرُكُمْ عَنِ النَّفَرِ الثَّلَاثَةِ؟ أَمَّا أَحَدُهُمْ فَأَوَى إِلَى اللَّهِ فَأَوَاهُ اللَّهُ، وَأَمَّا الْآخَرُ فَاسْتَحْيَا فَاسْتَحْيَا اللَّهُ مِنْهُ، وَأَمَّا الْآخَرُ فَأَعْرَضَ فَأَعْرَضَ اللَّهُ عَنْهُ
Bu üç kişinin durumlarını size haber vereyim mi? Biri Allah’a sığındı da Allah’ta onu barındırdı. Diğeri insanların arasına girmekten utandı ve geriye oturdu böylece Allah onu bu utanmasından dolayı mükafatlandırdı, diğeri ise yüz çevirdi, Allah’ta ondan yüz çevirdi.”

Buhari, İlim: 17; Müslim: Selam: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 29 Hn: 2724 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu Vakid el Leysi’nin ismi Haris b. Avf’tır. Ebu Mürre ise Ebu Talib’in kızı Ümmü Hanî’nin azâdlı kölesidir. İsmi Yezid olup Akil b. ebi Talib’in azadlı kölesi olduğu söylenir.

Zeyd bin Sabit (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına girdim yanında bir katip vardı, ona şöyle söylediğini işittim

#292 ضَعِ الْقَلَمَ عَلَى أُذُنِكَ فَإِنَّهُ أَذْكَرُ لِلْمُمْلِي
"Kalemi kulağının üzerine koy yazan kimseye daha iyi hatırlatır.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 21 Hn: 2714 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis garibtir. Sadece bu şekliyle bilmekteyiz bu hadisin senedi zayıftır. Hadisin râvîlerinden Anbese b. Abdurrahman ile Muhammed b. Zazan’ın hadiste zayıf oldukları söylenmiştir. ş.z.

Cabir (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

#291 إِذَا كَتَبَ أَحَدُكُمْ كِتَابًا فَلْيُتَرِّبْهُ، فَإِنَّهُ أَنْجَحُ لِلْحَاجَةِ
“Sizden biriniz bir mektup yazdığı zaman onu anlaşılır ve okunaklı yazsın çünkü bu ihtiyacın giderilmesi için en başarılı bir yoldur.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 20 Hn: 2713; İbn Mace, Edeb: 77 ve diğerleri. ž Tirmizi: Bu hadis münkerdir. Bu hadisin Ebû’z Zübeyr’in rivâyeti olduğunu sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Hamza, İbn Amr en Nusaybi’dir ve hadis konusunda (şedidun ittiham bil kizb) zayıf sayılır.

Cabir r.a. dedi ki:

#290 أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " نَهَاهُمْ أَنْ يَطْرُقُوا النِّسَاءَ لَيْلًا
“Rasülullah (s.a.v.) geceleri evlerin kapılarını çalmayı bazı gerekçelerden dolayı yasakladı.”

Buhari, Hac: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 19 Hn: ž2712 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Enes, İbn Ömer ve İbn Abbas’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Câbir vasıtasıyla değişik şekillerde rivâyet edilmiştir. İbn Abbâs rivâyetine göre: Rasûlullah (s.a.v.), erkekleri geceleyin gelerek hanımlarının kapılarını çalmaktan yasakladı. İbn Abbâs diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.)’in yasaklamasından sonra iki adam geceleyin hanımlarının kapılarını çaldılar da onlardan her biri kendi karısıyla bir adam buldu.

Cabir r.a. anlatıyor: Babamın bir borcundan dolayı Rasülullah (s.a.v.)’in yanına girmek için izin istedim Rasülullah (s.a.v.):

#289 مَنْ هَذَا؟ فَقُلْتُ: أَنَا، فَقَالَ: أَنَا أَنَا كَأَنَّهُ كَرِهَ ذَلِكَ
“Kim o” buyurdu. Ben de “Benim” dedim. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) bu sözden pek hoşlanmamış olacak ki “Ben, ben” buyurdu.

Buhari, İstizan: 17; Müslim, Edeb: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 18 Hn: 2711 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Kilde bin Hanbel r.a. anlatıyor: Safvan bin Ümeyye r.a. bir miktar süt, ağız ve küçük cins salatalıkla Peygamber (s.a.v.)’e gönderdi. Peygamber (s.a.v.) vadinin

#288 اِرْجِعْ فَقُلِ السَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَأَدْخُلُ؟
"Geri dön selam ver ve girebilir miyim de” buyurdu. Bu olay Safvan’ın Müslüman oluşundan sonradır. Amr dedi ki: Bu hadisi bana Ümeyye b. Safvan bildirdi Kilde’den işittim demedi. Hadiste geçen, sağabis: Yenen bitki çeşidi de olabilir.

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 18 Hn: 2710; Ebu Davud, Edeb: 17 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece İbn Cüreyc’in rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebu Asım’da bu hadisi aynı şekilde İbn Cüreyc’den rivâyet etmiştir.

Selh bin Sad es-Saidi r.a. anlatıyor: “Adamın biri Peygamber (s.a.v.)’in hücresindeki bir delikten Rasûlullah (s.a.v.)’e baktı Rasûlullah (s.a.v.)’in elinde baş

#287 لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكَ تَنْظُرُ لَطَعَنْتُ بِهَا فِي عَيْنِكَ إِنَّمَا جُعِلَ الِاسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ
"Baktığını bilseydim bu demiri senin gözüne saplardım. Çünkü izin istemek gözün haram olan şeyleri görmemesi için meşru kılınmıştır.”

Buhari, Libas: 27; Müslim, Edeb: 17; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 17 Hn: 2709 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre'den de rivayet edilmiştir. Hadis hasen sahihtir.

Enes (r.a) anlatıyor:

#286 أَنّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " كَانَ فِي بَيْتِهِ فَاطَّلَعَ عَلَيْهِ رَجُلٌ فَأَهْوَى إِلَيْهِ بِمِشْقَصٍ فَتَأَخَّرَ الرَّجُلُ
“Nebi (s.a.v.) evde idi derken bir adam kapının deliğinden ona baktı da Rasülullah (s.a.v.) ucu sivri bir aleti ona uzattı da o kimse de geri çekildi.”

Buhari, İstizan: 17; Müslim, Edeb: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 17 Hn: 2708 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ebu Zerr r.a. dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

#285 مَنْ كَشَفَ سِتْرًا فَأَدْخَلَ بَصَرَهُ فِي الْبَيْتِ قَبْلَ أَنْ يُؤْذَنَ لَهُ فَرَأَى عَوْرَةَ أَهْلِهِ فَقَدْ أَتَى حَدًّا لَا يَحِلُّ لَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ، لَوْ أَنَّهُ حِينَ أَدْخَلَ بَصَرَهُ اسْتَقْبَلَهُ رَجُلٌ فَفَقَأَ عَيْنَيْهِ مَا غَيَّرْتُ عَلَيْهِ، وَإِنْ مَرَّ الرَّجُلُ عَلَى بَابٍ لَا سِتْرَ لَهُ غَيْرِ مُغْلَقٍ فَنَظَرَ، فَلَا خَطِيئَةَ عَلَيْهِ، إِنَّمَا الْخَطِيئَةُ عَلَى أَهْلِ الْبَيْتِ
“Her kim örtüyü kaldırarak yani kapı ve benzeri şeyleri açarak kendisine izin verilmeden gözüyle eve dalarsa ve görünmemesi gereken bir kimseyi veya yeri de görürse helal olmayan ve cezayı gerektiren bir suç işlemiş olur. Gözünü daldırdığı zaman bir adam onun gözlerini patlatsa o kimse ayıplanmaz. Bir adam kapalı olmayan ve perdesi olmayan bir kapıdan geçerken baksa suçlu sayılmaz bu durumda suç ev sahibine aittir.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 16 Hn: 2707; Ahmed, Müsned Hn: 21061; Karayabi, Kader Hn: 246. Bu konuda Ebu Hüreyre ve Ebu Umame’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Bu hadis garib olup bu hadisi bu biçimde sadece İbn Lehia’nın rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebu Abdurrahman el Hubelî’nin ismi Abdullah b. Yezîd’tir.

Ebu Hüreyre r.a. anlatıyor:

#270 دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَالِسٌ فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ فَصَلَّى، ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " وَعَلَيْكَ، ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلّ
Rasulullah (s.a.v.) mescidin bir kenarında oturmakta iken bir adam mescide girdi ve namazını kıldıktan sonra gelip Rasulullah (s.a.v.)’e selam verdi. Rasulullah (s.a.v.)’de “ve aleyke” (senin üzerine de selam olsun) dedi ve dön namazını yeni baştan kıl sen namazını kılmış sayılmadın buyurdu. Sonra Ravi, uzunca olan bu hadisin tamamını anlattı.

Buhari, Edeb: 17; Müslim, Salat: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 4 Hn: 2692 ve diğerleri.ž Tirmizî: Bu hadis hasendir. Yahya b. Saîd el Kattan bu hadisi Ubeydullah b. Ömer’den, Said el Makburi’den rivâyet ederek senedinde “babasından ve Ebu Hüreyre’den” demiştir ve “O’na selam verdi” O da “ve aleyke” diyerek selamı aldı dememiştir. Yahya b. Saîd‘in rivâyeti daha sahihtir.

Ömer ibni Hattâb r.a. dedi ki:

#269 اسْتَأْذَنْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثَلَاثًا فَأَذِنَ لِي
“Rasulullah (s.a.v.)’in yanına girmek için üç kere izin istedim de bana izin verdi.”

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 3 Hn: 2690; Ebu Davud, Edeb: 127 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir. Ebu Zümeyl’in ismi Simâk ul Hanefî’dir. Ebu Musa, Rasûlullah (s.a.v.)’in “İzin istemek üç kere olur, izin verilirse gir aksi halde geri dön” buyurduğunu rivâyet edince Bize göre Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına girmek için üç kere izin istediği ve üçüncüden sonra kendisine izin verildiği halde Ebu Musa’ya itirazının tek sebebi şudur ki: Ömer, Ebu Musa tarafından rivâyet edilen Peygamberin: “Şayet sana izin verilirse gir değilse geri dön” hadisini bilmemesiydi.

Ebu Said el Hudri (r.a.) anlatıyor:

#268 اسْتَأْذَنَ أَبُو مُوسَى عَلَى عُمَرَ، فَقَالَ: السَّلَامُ عَلَيْكُمْ، أَأَدْخُلُ؟ قَالَ عُمَرُ: وَاحِدَةٌ ثُمَّ سَكَتَ سَاعَةً، ثُمّ قَالَ: السَّلَامُ عَلَيْكُمْ، أَأَدْخُلُ؟ قَالَ عُمَرُ: ثِنْتَانِ ثُمَّ سَكَتَ سَاعَةً، فَقَالَ: السَّلَامُ عَلَيْكُمْ، أَأَدْخُلُ؟ فَقَالَ عُمَرُ: ثَلَاثٌ، ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ عُمَرُ لِلْبَوَّابِ: مَا صَنَعَ؟ قَالَ: رَجَعَ، قَالَ عَلَيَّ بِهِ، فَلَمَّا جَاءَهُ قَالَ: مَا هَذَا الَّذِي صَنَعْتَ؟ قَالَ: السُّنَّةُ، قَالَ السُّنَّةُ؟، وَاللَّهِ لَتَأْتِيَنِّي عَلَى هَذَا بِبُرْهَانٍ أَوْ بِبَيِّنَةٍ أَوْ لَأَفْعَلَنَّ بِكَ، قَالَ: فَأَتَانَا وَنَحْنُ رُفْقَةٌ مِنَ الْأَنْصَارِ، فَقَالَ: يَا مَعْشَرَ الْأَنْصَارِ، أَلَسْتُمْ أَعْلَمَ النَّاسِ رَسُولِ للَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلَمْ يَقُلْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " الِاسْتِئْذَانُ ثَلَاثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ، وَإِلَّا فَارْجِعْ " فَجَعَلَ الْقَوْمُ يُمَازِحُونَهُ، قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: ثُمَّ رَفَعْتُ رَأْسِي إِلَيْهِ فَقُلْتُ: فَمَا أَصَابَكَ فِي هَذَا مِنَ الْعُقُوبَةِ فَأَنَا شَرِيكُكَ، قَالَ: فَأَتَى عُمَرَ فَأَخْبَرَهُ بِذَلِكَ، فَقَالَ عُمَرُ: مَا كُنْتُ عَلِمْتُ بِهَذَا
Ebu Musa (el-Eşari), (Halife) Ömer r.a'ın yanına girmek için Esselamü aleyküm girebilir miyim dedi. Ömer: “Bir” dedi. Sonra bir müddet sustu ve tekrar esselamü aleyküm girebilir miyim? Diye sordu. Ömer “İki” dedi, sonra bir müddet sustu ve tekrar esselamü aleyküm girebilir miyim? Dedi. Ömer “Üç” dedi. Sonra Ebu Said döndü gitti. Ömer kapıcısına ne oldu dedi. Kapıcı döndü gitti diye cevap verdi. Ömer onu bana getirin dedi. Yanına gelince bu yaptığın iş nedir? Diye sordu. Ebu Musa “Sünnettir” diye cevap verdi. Ömer: sünnet mi? dedi. Vallahi buna dair apaçık bir delil ve şahid getireceksin veya ben yapacağımı bilirim. Ebu Said dedi ki: Bunun üzerine Ebu Musa bize geldi biz de Ensar’dan birkaç arkadaşla oturmakta idik bize Ey Ensar topluluğu! Dedi; Müslümanlardan Rasulullah (s.a.v.)’in hadislerini en iyi bilen sizler değilmisiniz? “Rasülullah (s.a.v.) izin istemek üç defadır eğer izin verilirse gir değilse dön” buyurmadı mı? Bunun üzerine oradakiler kendisiyle şakalaşmaya başladılar. Ebu Said dedi ki: Sonra başımı ona doğru kaldırdım ve bu konuda sana her ne ceza verilirse ortağım dedim. Ebu Musa, Ömer’e vararak durumu kendisine bildirdi. Bunun üzerine Ömer: “Bunu bilmiyordum” dedi.

Buhari, Büyü’ 17: Müslim, Edeb: 27; Tirmizi, İstihzan ve Edeb 3 Hn: 2690 ve diğerleri. Bu konuda Ali ve Sa’d’ın azadlı kölesi Ümmü Tarık’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Cerîrî’nin ismi Saîd b. İyas’tır. Ebû Mes’ûd diye künyelenir. Bu hadisi Cüreyrî’den başkası Ebû Nadre’den rivâyet etmiştir. Ebû Nadre el Abdî’nin adı, Münzir b. Mâlik b. Kıt’a’dır.

İmran bin Hüseyin r.a. anlatıyor: Bir adam Rasülullah s.a.v'e geldi ve:

#267 السَّلَامُ عَلَيْكُمْ، قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " عَشْرٌ "، ثُمَّ جَاءَ آخَرُ فَقَالَ: " السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " عِشْرُونَ "، ثُمَّ جَاءَ آخَرُ فَقَالَ: " السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: " ثَلَاثُونَ
“Esselamü Aleyküm” Allah’ın selamı üzerine olsun, dedi. Peygamber (s.a.v.) de “On” buyurdu. Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi.” = Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) “Yirmi” dedi. Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatü” = Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun dedi. Rasulullah (s.a.v.) de “Otuz” buyurdu. Yani değişik şekillerde selam verenler değişik miktarlarda sevap kazandılar.

Tirmizi, İstihzan ve Edeb 2 Hn: 2689; Darim, İstizan: 27 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bu konuda Ali, Ebu Said ve Sehl b. Huneyf’den de hadis rivâyet edilmiştir.