Toplam 23,155 Hadis
Konular

Nafile Oruçlar Kategorisi

Amir b. Mesud rahimullah'dan rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

#1,044 الْغَنِيمَةُ الْبَارِدَةُ الصَّوْمُ فِي الشِّتَاءِ
“Soğukta elde edilen ganimet kış günlerinde tutulan oruçtur.”

Tirmizi, Savm 74 Hn: 797 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis mürseldir. Çünkü Amir b. Mes’ûd, Rasûlullah (s.a.v.)’e yetişmemiştir. İbrahim b. Âmir el Kureşî’nin babasıdır. Şu’be ve Sevrî kendisinden hadis rivâyet etmiştir.

Aişe r.a'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

#1,036 مَنْ نَزَلَ عَلَى قَوْمٍ فَلَا يَصُومَنَّ تَطَوُّعًا إِلَّا بِإِذْنِهِمْ
“Bir kimse bir kimseye misafir olursa misafir olduğu kimselerin izni olmadan nafile oruç tutmasın.”

Tirmizi, Savm 70 Hn: 789; İbn Mâce: Sıyam: 54 ve diğerleri. Tirmîzî: Bu hadis münkerdir. Bu hadisi Hişâm b. Urve’den başka güvenilir râvîlerin rivâyet ettiğini bilmiyoruz. Musa b. Davut, Ebû Bekir el Medenî’den, Hişâm b. Urve’den, babasından ve Aişe’den benzeri bir hadis rivâyet etmiştir ki: Tirmîzi: Bu hadiste yukarıdaki gibi zayıftır. Ebû Bekir el Medenî hadisçilerce zayıf görülür. Cabir b. Abdullah’tan hadis rivâyet eden Ebû Bekir el Medenî’nin adı Fadl İbn Mübeşşir’dir. Bu iki Ebû Bekir’den birincisi daha güvenilir olup tarih olarak ondan önce yaşamıştır.

Ümmü Umare (r.anha)’nın kızı Kab el Ensariyye’den rivayette:

#1,033 أَنَّ النَّبِيَّ دَخَلَ عَلَيْهَا فَقَدَّمَتْ إِلَيْهِ طَعَامًا، فَقَالَ: كُلِي ، فَقَالَتْ: إِنِّي صَائِمَةٌ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : إِنَّ الصَّائِمَ تُصَلِّي عَلَيْهِ الْمَلَائِكَةُ إِذَا أُكِلَ عِنْدَهُ حَتَّى يَفْرُغُوا
Rasülullah (s.a.v.) Ümmü Umare’nin evine geldi o da ona yemek ikram etti. Rasulullah (s.a.v.)’de ona “Sende ye” buyurdular. Ümmü Umare; “Ben oruçluyum” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Oruçlunun yanında yemek yendiği zaman onlar yemeği bırakıncaya kadar veya doyuncaya kadar melekler oruçlu için dua ve istiğfar ederler.” Diğer rivayette ise: “Yemeği bırakıncaya veya doyuncaya kadar” bölümünü söylemedi. Tirmizi, Savm Hn:786; İbn Mace, Sıyam: 48.ž Tirmizi: Ümmü Umare, Habib b. Zeyd el Ensari’nin ninesidir.

Tirmizi, Savm 67 Hn: 785-786; İbn Mace, Sıyam: 46 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir.

Ümmü Umare r.a'dan rivayete göre: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

#1,032 الصَّائِمُ إِذَا أَكَلَ عِنْدَهُ الْمَفَاطِيرُ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلَائِكَةُ
“Oruç tutmayan kimseler oruçlunun yanında yemek yerlerse melekler o oruçlu için dua ve istiğfar ederler.”

Tirmizi, Savm 67 Hn: 784; İbn Mace, Sıyam: 46 ve diğerleri.ž Tirmizi: Şu’be bu hadisi Habib b. Zeyd’den, Leylâ’dan, ninesinden ve Ümmü Umare’den benzeri şekilde rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre r.a'dan Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,030 لَا تَصُومُ الْمَرْأَةُ وَزَوْجُهَا شَاهِدٌ يَوْمًا مِنْ غَيْرِ شَهْرِ رَمَضَانَ إِلَّا بِإِذْنِهِ
“Kocası yanında olan bir kadın Ramazan ayı dışında kocasının izni olmadan bir gün bile oruç tutmasın.”

Müslim, Zekat: 26; Ebu Davud, Sıyam: 74; Tirmizi, Savm 65 Hn: 782 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda İbn Abbas ve Ebu Said’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Ebu Hüreyre hadisi hasen sahihtir. Bu hadis Ebû’z Zinad, Musa b. ebî Osman ve babasından Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Hüreyre r.a'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,029 إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيَقُلْ: إِنِّي صَائِمٌ
“Biriniz oruçlu olduğunda yemeğe çağrılırsa ben oruçluyum” desin.

Müslim, Sıyam: 28; Ebu Davud, Savm: 75; Tirmizi, Savm 64 Hn: 781 ve diğerleri. ž Tirmîzî: Bu konuda Ebû Hüreyre’nin iki hadisi de hasen sahihtir.

Ebu Hüreyre r.a'dan Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,028 إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى طَعَامٍ فَلْيُجِبْ، فَإِنْ كَانَ صَائِمًا فَلْيُصَلِّ
“Sizden biriniz yemeğe çağrıldığında daveti kabul etsin şayet oruçlu ise ev sahibine dua etsin.”

Müslim, Sıyam: 28; Ebu Davud, Savm: 75; Tirmizi, Savm 64 Hn: 780 ve diğerleri.

Muaze rahimullah der ki: “Aişe r.a'ya:

#1,011 أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَصُومُ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ؟ قَالَتْ: نَعَمْ، قُلْتُ: مِنْ أَيِّهِ كَانَ يَصُومُ، قَالَتْ: كَانَ لَا يُبَالِي مِنْ أَيِّهِ صَامَ
"Rasülullah (s.a.v.) her aydan üç gün oruç tutar mıydı dedim. Evet dedi. Hangi günler tutardı dedim. Hangi günde olursa olsun aldırış etmezdi.” Dedi.

Müslim, Sıyam: 36; Tirmizi, Savm 54 Hn: 763; Ebu Davud, Sıyam: 68 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmîzî: Yezîd er Rişk, Yezîd ed Dubaî’dir. Yezîd el Kâsım ve Kassam’da yine o’dur. Basra halkı dilinde Rişk el Kassam demektir.

Ebu Zerr r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,010 مَنْ صَامَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ فَذَلِكَ صِيَامُ الدَّهْرِ . فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ فِي كِتَابِهِ:ف مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَاق الْيَوْمُ بِعَشْرَةِ أَيَّامٍ
“Kim her aydan üç gün oruç tutarsa bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi sevap kazanır Allah bunun ölçüsünü kitabında şöyle bildirmektedir: “Kim Allah’ın huzuruna iyi bir iş ve davranışla çıkarsa, bu yaptığının on katını kazanacaktır. Ama kim de kötü bir iş ile Rabbinin huzuruna çıkarsa, onun aynısıyla cezalandırılacaktır. Ve kimseye de haksızlık yapılmayacaktır.” (En’am: 160) Bir gün on gün sayılır.

Müslim, Sıyam: 36; Tirmizi, Savm 54 Hn: 762; Ebu Davud, Sıyam: 68 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasen sahihtir. Şu’be bu hadisi Ebû Şimr ve Ebû-t Teyyah, Ebû Osman ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmiştir.

Musa b. Talha der ki: Ebu Zerr r.a.ı’ işittim diyordu ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,009 يَا أَبَا ذَرٍّ إِذَا صُمْتَ مِنَ الشَّهْرِ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، فَصُمْ ثَلَاثَ عَشْرَةَ وَأَرْبَعَ عَشْرَةَ وَخَمْسَ عَشْرَةَ
“Ey Ebu Zerr! Her aydan tutacağın üç gün oruç, o ayın onüç, ondört ve onbeşinci günleri olsun.” Bazı hadislerde şöyle rivayet edilmiştir: “Her aydan üç gün, oruç tutmak tüm yılı oruç tutmuş gibidir.”

Müslim, Sıyam: 36; Tirmizi, Savm 54 Hn: 761; Ebu Davud, Sıyam: 68 ve diğerleri. Bu konuda Ebu Katade, Abdullah b. Amr, Kurrete b. İyas el Müzeni, Abdullah b. Mesud, Ebu Akreb, İbn Abbas, Aişe, Katade, İbn Milhan, Osman b. ebil As ve Cerir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Ebu Zerr hadisi hasendir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki:

#1,008 عَهِدَ إِلَيَّ النَّبِيُّ ثَلَاثَةً: أَنْ لَا أَنَامَ إِلَّا عَلَى وِتْرٍ، وَصَوْمَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ، وَأَنْ أُصَلِّيَ الضُّحَى
"Rasülullah (s.a.v.) bana üç şeyi tavsiye etmişti: “Vitiri kılmadan uyumamayı, her aydan üç gün oruç tutmayı ve kuşluk namazını kılmayı.”

Müslim, Sıyam: 36; Tirmizi, Savm 54 Hn: 760; Ebu Davud, Sıyam: 68 e diğerleri.

Ebu Eyyub r.a. dedi ki: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,007 مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ فَذَلِكَ صِيَامُ الدَّهْرِ
“Kim Ramazan orucunu tutar ona Şevval’den altı gün daha eklerse tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibidir.” Tirmizi Der ki: İlim adamlarından bir kısmı bu hadisle Şevval’de altı oruç tutmayı müstehab görmüşlerdir. İbn Mübarek der ki: Her aydan üç gün oruç tutmak güzel bir oruçtur. Bazı hadislerde bu orucun Ramazan orucuna ilave edileceğini ve bu ayın ilk günlerinde tutulmasını tercih ettiğini fakat değişik günlerde de tutulursa caiz olacağını söyler. Hennad’ın bize bildirdiğine göre; Huseyn b. Ali el Cufi, İsrail’den, Ebu Musa’dan, Hasan’ı Basri’den aktardığına göre Hasan’ı Basri’ye, Şevval’den tutulacak altı gün orucu hatırlatıldığında diyor ki: “Bu ayda tutulan oruçla Allah; Tüm seneyi oruçla geçirmiş gibi razı olmuştur.”

Müslim, Sıyam: 39; Tirmizi, Savm 53 Hn: 759; İbn Mace, Sıyam: 33 ve diğerleri. Bu konuda Cabir r.a., Ebu Hüreyre ve Sevban r.a’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Eyyûb hadisi hasen sahihtir. Tirmîzî: Abdulaziz b. Muhammed bu hadisi Saffan b. Süleym’den, Sa’d b. Saîd’den, Ömer b. Sabit’den ve Ebû Eyyûb’tan bu şekilde rivâyet etmiştir. Şu’be ise Verka b. Ömer’den, Sa’d b. Saîd’den bu hadisi rivâyet etmiştir. Sa’d b. Said, Yahya b. Saîd el Ensarî’nin kardeşidir. Bazı hadisçiler Sa’d b. Saîd’i hafızası yönünden tenkit etmişlerdir.

Ebu Hüreyre r.a'dan rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

#1,006 مَا مِنْ أَيَّامٍ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ أَنْ يُتَعَبَّدَ لَهُ فِيهَا مِنْ عَشْرِ ذِي الْحِجَّةِ، يَعْدِلُ صِيَامُ كُلِّ يَوْمٍ مِنْهَا بِصِيَامِ سَنَةٍ، وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ
“Zilhicce’nin on gününde işlenen ameller diğer günlerde işlenen ameller ve yapılan kulluktan daha sevimlidir. Bu on günde tutulacak her oruç bir senenin orucuna denktir. Her gecesini namazla değerlendirmekte Kadir gecesini değerlendirme gibidir.”

Tirmizi, Savm 52 Hn: 758; İbn Mace, Sıyam: 39; Ebu Davud, Savm: 61 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Mes’ûd b. Vasıl’ın Nehhas’ın rivâyetinden bilmekteyiz. Muhammed’e bu hadisi sordum. Bu şekilde ve bu rivâyetle bildiğini başka türlü bilmediğini belirtti ve şöyle dedi “Katâde’den, Saîd b. Müseyyeb’den ve Peygamber (s.a.v.)’den mürsel olarak buna benzer bir şey rivâyet edilmiştir.” Yahya b. Saîd, Nehhas hakkında hafızası yönünde ileri geri konuşmuştur.

İbn Abbas r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#1,005 مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهِنَّ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ الْأَيَّامِ الْعَشْرِ " فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَا الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : " وَلَا الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلَّا رَجُلٌ خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَيْءٍ
Hiçbir gün yoktur ki o günlerde işlenen ameli salih bu Zilhicce’nin on gününde işlenen işlerden Allah’a daha sevimli olsun. Ya Rasülullah! Dediler. Allah yolunda cihat etmekte mi? Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Allah yolunda cihat da daha sevimli değildir. Ancak kişi canı ve malı ile cihada çıkar ve hiçbiri ile geri dönmezse o hariçtir.”

Tirmizi, Savm 52 Hn: 757; Ebu Davud, Savm: 61; İbn Mace, Sıyam: 39 ve diğerleri.ž Bu konuda İbn Ömer, Ebu Hüreyre, Abdullah b. Amr ve Cabir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbas hadisi hasen sahih garibtir.

Aişe r.a. dedi ki:

#1,004 مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَائِمًا فِي الْعَشْرِ قَطُّ
“Peygamber (s.a.v.)’i Zilhicce’nin on gününde hiç oruçlu görmedim.” ž

Tirmizi, Savm 51 Hn: 756; Ebu Davud, Savm: 62; İbn Mace, Savm: 39 ve diğerleri. Ebul Ahvas’ta; Mansur, İbrahim ve Âişe’den rivâyet etmiş olup “Esved” i zikretmemişlerdir. Bu hadiste Mansûr hakkında ihtilaf edilmiştir. A’meş’in rivâyeti daha sahih isnad yönünden de daha güzeldir. Tirmîzî: Muhammed b. Ebân’dan işittim şöyle diyordu: Vekî’den işittim şöyle diyordu: A’meş, İbrahim’in hadisini Mansur’dan daha iyi bilendir. Tirmizi: Pek çok kimse bu hadisi A’meş’den, İbrahim’den, Esved’den ve Âişe’den rivâyet etmişlerdir. Sevrî ve diğerleri bu hadisi Mansur’dan ve İbrahim’den rivâyet ederek “Peygamber (s.a.v.)’in Zilhicce’nin on gününde oruçlu görülmediğini” söylüyorlar.

İbn Abbas r.a. dedi ki:

#1,003 أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ بِصَوْمِ عَاشُورَاءَ يَوْمُ الْعَاشِرِ
“Rasülullah (s.a.v.), Aşure orucunun onuncu gün tutulmasını emretti.” Tirmizi der ki: İlim adamları Aşure günü hakkında değişik görüşler ortaya koydular kimisi Muharrem ayının dokuzuncu günü olduğunu söylerken kimileri de onuncu günüdür demişlerdir. İbn Abbas’ın şöyle dediği de rivayet edilmiştir. “Dokuzuncu ve onuncu günleri oruç tutarak Yahudilere muhalefet ediniz…” Ahmed, İshak ve Şafii’de aynı görüştedirler.

Tirmizi, Savm 50 Hn: 755; Tirmizi: İbn Abbas hadisi hasen sahihtir.

Hakem b. Arec rahimullah dedi ki: Zemzem kuyusu yanında elbisesini yastık yapmış vaziyette duran İbn Abbas’ın yanına varmıştım. Dedim ki:

#1,002 أَخْبِرْنِي عَنْ يَوْمِ عَاشُورَاءَ أَيُّ يَوْمٍ هُوَ أَصُومُهُ، قَالَ: إِذَا رَأَيْتَ هِلَالَ الْمُحَرَّمِ فَاعْدُدْ ثُمَّ أَصْبِحْ مِنَ التَّاسِعِ صَائِمًا "، قَالَ: فَقُلْتُ: أَهَكَذَا كَانَ يَصُومُهُ مُحَمَّدٌ قَالَ: " نَعَمْ
“Aşure günü hangi gündür bana haber ver o gün oruç tutacağım. Dedi ki: Muharrem ayının hilalini gördüğünde günleri say ve dokuzuncu günü oruçlu ol” dedi. Ben de: “Muhammed (s.a.v.)’de Aşure orucunu böyle mi tutardı dedim. İbn Abbas “Evet” cevabını verdi.

Müslim, Sıyam: 19; Tirmizi, Savm 50 Hn: 754; Ebu Davud, Savm: 65 ve diğerleri.

Aişe r.a. dedi ki:

#1,001 كَانَ عَاشُورَاءُ يَوْمًا تَصُومُهُ قُرَيْشٌ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَصُومُهُ، فَلَمَّا قَدِمَ الْمَدِينَةَ صَامَهُ، وَأَمَرَ النَّاسَ بِصِيَامِهِ فَلَمَّا افْتُرِضَ رَمَضَانُ كَانَ رَمَضَانُ هُوَ الْفَرِيضَةُ وَتَرَكَ عَاشُورَاءَ، فَمَنْ شَاءَ صَامَهُ وَمَنْ شَاءَ تَرَكَهُ
“Aşure günü cahiliyye döneminde Kureyş’in oruç tuttuğu bir gündü. Rasulullah (s.a.v.)’de o günü oruç tutardı. Medine’ye gelince yine o gün oruç tuttu Müslümanlara da oruç tutmalarını emretti. Sonra Ramazan orucu farz kılınca farz oruç olarak Ramazan kaldı. Aşure orucu bırakıldı. Ondan sonra dileyen tuttu dileyen de tutmadı.” Tirmizi der ki: İlim adamları Aişe hadisiyle amel ederler ve bu hadis sahihtir. Aşure orucunun vacib (farz) olmadığı kanaatindedirler. Değerli ve kıymetli bir gün olmasından dolayı dileyen o gün oruç tutulabilir.

Müslim, Sıyam: 19; Tirmizi, Savm 49 Hn: 753; Ebu Davud, Sıyam: 64) ž Tirmizi: Bu konuda İbn Mesud, Kays b. Sad, Cabir b. Semure, İbn Ömer ve Muaviye’den de hadis rivâyet edilmiştir.

Ebu Katade r.a'den: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#989 صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ
“Aşura günü orucunun bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını ümit ediyorum.” Tirmizi: Peygamber (s.a.v.)’in صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ كَفَّارَةُ سَنَةٍ “Aşura günü orucu bir senenin keffaretidir” dediğini sadece Ebu Katade rivayetiyle biliyoruz Ahmed ve İshak’ta, Ebu Katade rivayetiyle amel ederler.

Müslim, Sıyam: 20; Tirmizi, Savm 48 Hn: 752; Ebu Davud, Sıyam: 64 ve diğerleri. Tirmizi:ž Bu konuda Ali, Muhammed b. Sayfiy, Selemetübnül Ekvâ’, Hind b. Esma, İbn Abbâs, Rübeyyi’ binti Muavviz b. Afrâ, Abdurrahman b. Seleme el Huzaî’nin amcasından, Abdullah b. Zübeyr’den hadis rivâyet edilmiş olup Peygamber (s.a.v.)’in aşûrâ orucunun tutulmasını teşvik ettiğini söylemişlerdir.

Yessar el Mekki rahimullah der ki:

#988 سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ، عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَةَ، فَقَالَ: حَجَجْتُ مَعَ النَّبِيِّ فَلَمْ يَصُمْهُ، وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ فَلَمْ يَصُمْهُ، وَمَعَ عُمَرَ فَلَمْ يَصُمْهُ، وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ يَصُمْهُ، وَأَنَا لَا أَصُومُهُ وَلَا آمُرُ بِهِ وَلَا أَنْهَى عَنْهُ
İbn Ömer’e arefe günü Arafat’taki oruç hakkında soruldu da dedi ki: “Rasülullah (s.a.v.) ile birlikte haccettim Arafat’ta oruç tutmadı. Ebu Bekir’le haccettim, o da tutmadı. Ömer’le haccettim o da tutmadı. Osman ile haccettim o da tutmadı. Bende o gün oruç tutmuyorum, tutulmasını da emretmem, tutulmasın da demem.”

Tirmizi, Savm 47 Hn: 751; İbn Mace, Sıyam: 40; Ebu Davud, Sıyam: 63 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu hadis hasendir. Bu hadis İbn ebî Nüceyh’in babasından başka bir adamdan ve İbn Ömer’den de rivâyet edilmiştir. Ebû Nüceyh’in ismi “Yesâr” dır.

İbn Abbas (r.a.)’den rivayette:

#987 أَنّ النَّبِيَّ " أَفْطَرَ بِعَرَفَةَ، وَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ أُمُّ الْفَضْلِ بِلَبَنٍ فَشَرِبَ
Nebi (s.a.v.), Arafat’ta oruç tutmadı Ümmü Fadl’ın gönderdiği sütü içti. İbn Ömer’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) ile birlikte haccettim arefe günü oruç tutmadı. Ömer’le haccettim oruç tutmadı. Osman’la haccettim, oruç tutmadı. Ebu Bekir’le haccettim oruç tutmadı. Tirmizi der ki: İlim adamlarının çoğunluğu bu hadisle amel ederler. Arafatta dua yapmaya kuvvet bulabilmek için o gün oruç tutulmamasını müstehab görüyorlar bazı ilim adamları da Arafat’ta oruç tutmuşlardır.

Tirmizi, Savm 47 Hn: 750; Ebu Davud, Sıyam: 63; İbn Mace, Sıyam: 40 ve diğerleri.ž Bu konuda Ebu Hüreyre, İbn Ömer ve Ümmü Fadl’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbas hadisi hasen sahihtir.

Ebu Katade r.a'den Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#986 صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ وَالسَّنَةَ الَّتِي بَعْدَهُ
“Arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına keffaret olacağını ümid ederim.” İlim adamları Hac için arafatta olanlar hariç Kurban bayramı arefesinde oruç tutmayı müstehab görmüşlerdir.

Müslim, Sıyam: 18; Tirmizi, Savm 46 Hn: 749; İbn Mace, Sıyam: 40 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Ebu Said’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Ebu Katade hadisi hasendir.

Ubeydullah Kureyşi r.a'dan rivayet edildiğine göre dedi ki:

#985 سَأَلْتُ أَوْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ عَنْ صِيَامِ الدَّهْرِ، فَقَالَ: إِنَّ لِأَهْلِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، صُمْ رَمَضَانَ وَالَّذِي يَلِيهِ وَكُلَّ أَرْبِعَاءَ وَخَمِيسٍ، فَإِذَا أَنْتَ قَدْ صُمْتَ الدَّهْرَ وَأَفْطَرْتَ
“Rasülullah (s.a.v.)’e yıl boyu tutulan devamlı oruçtan soruldu (veya sordum) buyurdular ki: Senin üzerinde çoluk çocuğunun da hakkı vardır. Ramazan ayında, sonraki ay olan Şevval ayında ve Çarşamba ile Perşembe günleri oruç tut. Sen böyle yaparsan seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanırsın ve devamlı oruç tutmamış da olursun.”

Tirmizi, Savm 45 Hn: 748; Ebu Davud, Savm: 57 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Aişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Müslim el Kureşi hadisi garibtir. Bazıları ise bu hadisi Harun b. Selman’dan, Müslim b. Ubeydullah ve babasından rivâyet etmişlerdir.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#984 تُعْرَضُ الْأَعْمَالُ يَوْمَ الِاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ، فَأُحِبُّ أَنْ يُعْرَضَ عَمَلِي وَأَنَا صَائِمٌ
“İnsanların amelleri Pazartesi ve Perşembe günleri Allah’a arz olunur. Bu yüzden ben amelimin oruçlu olarak Allah’a arz olunmasını severim.”

Tirmizi, Savm 44 Hn: 747; Tirmizi: Bu konuda Ebu Hüreyre hadisi hasen garibtir.

Aişe r.a. dedi ki:

#983 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَصُومُ مِنَ الشَّهْرِ السَّبْتَ وَالْأَحَدَ وَالِاثْنَيْنِ وَمِنَ الشَّهْرِ الْآخَرِ الثُّلَاثَاءَ وَالْأَرْبِعَاءَ وَالْخَمِيسَ
“Rasülullah (s.a.v.) bir ayın Cumartesi, Pazar ve Pazartesi günlerini diğer ayda da Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerini oruçla geçirirdi.”

Tirmizi, Savm 44 Hn: 746ž Tirmizi: Bu hadis hasendir. Abdurrahman b. Mehdî bu hadisi Sûfyân’dan rivâyet ederek Peygamber (s.a.v.)’e kadar ulaştırmamıştır.

Aişe r.a. dedi ki:

#982 كَانَ النَّبِيُّ يَتَحَرَّى صَوْمَ الِاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ
“Rasülullah (s.a.v.), Pazartesi ve Perşembe günü oruçlarını dört gözle beklerlerdi.”

Tirmizi, Savm 44 Hn: 745; Nesai, Sıyam: 70; İbn Mace, Sıyam: 42 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Hafsa, Ebu Katade, Ebu Hüreyre, Üsame b. Zeyd’den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizi: Aişe hadisi bu şekliyle hasen garibtir.

Abdullah b. Büsr (r.a.)’ın kız kardeşinden rivayetete: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#981 لَا تَصُومُوا يَوْمَ السَّبْتِ إِلَّا فِيمَا افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ أَحَدُكُمْ إِلَّا لِحَاءَ عِنَبَةٍ أَوْ عُودَ شَجَرَةٍ فَلْيَمْضُغْهُ
“Cumartesi günü Allah’ın size farz kıldığı dışında oruç tutmayınız. O gün oruçlu olmadığınızı belirtmek için üzüm çubuğu kabuğu veya bir ağaç dalından başka bir şey bulamasanız bile onu çiğneyin veya emin.” Tirmizi der ki: Bu hadisteki mekruh olmanın manası; Yahudilerin o günü büyük saymalarından dolayı o günü oruca tahsis etmektir.

Tirmizi, Savm 43 Hn: 744; Ebu Davud, Savm: 52; İbn Mace, Sıyam: 38 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#980 قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : لَا يَصُومُ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِلَّا أَنْ يَصُومَ قَبْلَهُ أَوْ يَصُومَ بَعْدَهُ
“Biriniz tek olarak Cuma günü oruç tutmasın önce ve sonraki günler tutulursa olabilir.” Tirmizi der ki: İlim adamları bu hadisle amel ederler. Sadece Cuma gününü oruca tahsis edip o günden önce ve sonra oruç tutmamayı mekruh görürler. Ahmed ve İshak ta bu görüştedir.

Tirmizi, Savm 42 Hn: 743; Ebu Davud, Savm: 52; İbn Mace, Sıyam: 37 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ali, Cabir, Cünade el Ezdî, Cüveyriye, Enes ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir.

Abdullah (b. Mesud) r.a. dedi ki:

#979 كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَصُومُ مِنْ غُرَّةِ كُلِّ شَهْرٍ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، وَقَلَّمَا كَانَ يُفْطِرُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ
“Rasülullah (s.a.v.) her ayın parlak günlerinde üç gün oruç tutardı. Cuma günleri oruçlu olmadığı çok azdı.” ilim adamlarından bir kısmı Cuma günü oruç tutmayı müstehab görmüşlerdir. Sadece Cuma günü oruç tutmak, öncesinde ve sonrasında tutmamak mekruhtur.

Tirmizi, Savm 41 Hn: 742; Ebu Davud, Savm: 52; İbn Mace, Sıyam: 37 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda İbn Ömer ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Abdullah hadisi hasen garibtir. Tirmizi: Şu’be bu hadisi Asım’dan rivâyet ediyor ve Peygamber (s.a.v.)’e kadar ulaştırmamıştır.

Ali r.a. dedi ki:

#978 سَأَلَهُ رَجُلٌ، فَقَالَ: أَيُّ شَهْرٍ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصُومَ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ؟ قَالَ لَهُ: مَا سَمِعْتُ أَحَدًا يَسْأَلُ عَنْ هَذَا إِلَّا رَجُلًا سَمِعْتُهُ يَسْأَلُ رَسُولَ اللَّهِ وَأَنَا قَاعِدٌ عِنْدَهُ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُّ شَهْرٍ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصُومَ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ؟ قَالَ: إِنْ كُنْتَ صَائِمًا بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ فَصُمْ الْمُحَرَّمَ، فَإِنَّهُ شَهْرُ اللَّهِ، فِيهِ يَوْمٌ تَابَ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ، وَيَتُوبُ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ آخَرِينَ
“Bir kimse Ali (r.a.)’e ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersin diye sordu da bunun üzerine Ali (r.a.) dedi ki: Bu soruyu ben Rasülullah (s.a.v.)’in yanında oturuyorken bir kişinin sorduğunu işittim şöyle demişti. Ey Allah’ın Rasulü, Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersin? Buyurdular ki: Ramazan’dan sonra oruç tutacaksan Muharrem ayında tut çünkü o Allah’ın aylarından ilk ayıdır. O ayda bir gün vardır ki o günde Allah bir toplumun tevbesini kabul edip bağışlamıştır. Başka bir toplumu da affedip bağışlayabilir.”

Tirmizi, Savm 40 Hn: 741. Tirmizi: Bu hadis hasen garibtir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#977 أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ شَهْرُ اللَّهِ الْمُحَرَّمُ
“Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.”

Müslim, Sıyam: 38; Tirmizi, Savm 40 Hn: 740; Ebu Davud, Savm: 56 ve diğerleriž Tirmizi: Ebu Hüreyre hadisi hasendir.

Aişe r.a. dedi ki:

#969 فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ لَيْلَةً، فَخَرَجْتُ فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ، فَقَالَ: أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ؟ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ، فَقَالَ: إِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا، فَيَغْفِرُ لِأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعْرِ غَنَمِ كَلْبٍ
"Bir gece Rasülullah (s.a.v.)’i yanımda olmadığını görerek çıktım ve ararken Baki mezarlığında buldum. Allah ve Rasulünün sana haksızlık etmelerinden mi korkmuştun? Buyurdular. Bende dedim ki: “Ey Allah’ın Rasülü, hanımlarından birisinin yanına gittiğinizi zannetmiştim.” Bunun üzerine; “Allah, Şaban ayının yarısında dünya semesına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok günahları veya günah işleyenleri bağışlar” buyurdular.

Tirmizi, Savm 39 Hn: 739; Nesai, Cenaiz: 103 ve diğerleri. Bu konuda Ebu Bekir es Sıddık’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Aişe (r.anha)’nın hadisini bu şekliyle sadece Haccac’ın rivâyetinden biliyoruz. Muhammed’den işittim bu hadisin zayıf olduğunu ve Yahya b. ebî Kesir’in, Urve’den işitmediğini söylerdi. Haccac b. Ertae, Yahya b. ebî Kesir’den hadis işitmemiştir.

Ebu Hüreyre r.a. dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#968 إِذَا بَقِيَ نِصْفٌ مِنْ شَعْبَانَ فَلَا تَصُومُوا
“Şaban ayının ikinci yarısında oruç tutmayın.” Tirmizi der ki: Bazı ilim adamlarınca bu hadisin anlamı: “Ramazan ayına dinç durumda çıkabilmek için şaban ayının ikinci yarısında orucu tutmaz” derler. Peygamber (s.a.v.)’den buna benzer bir hadis Ebu Hüreyre’den rivayet edilmiştir. Şöyle ki: “Ramazan ayını oruçla karşılamaya çalışmayın ancak tutmakta olduğunuz bir oruca denk gelirse tutabilirsiniz.” Oruç tutmanın hoş olmayışı Ramazan’ı karşılamak için olan oruçtan dolayıdır. Dolayısıyla kişi Ramazan ayında dinç ve hazırlıklı olmuş olur.

Müslim, Sıyam: 37; Tirmizi, Savm 38 Hn: 738; Ebu Davud, Sıyam: 12 ve diğerleri. Tirmizi: Ebu Hüreyre hadisi hasen sahihtir. Bu hadisi bu şekliyle bu sözcüklerle biliyoruz.

Ümmü Seleme r.a. dedi ki:

#967 مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ يَصُومُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ إِلَّا شَعْبَانَ وَرَمَضَانَ
“Rasülullah (s.a.v.)’in peş peşe iki ay oruç tuttuğunu görmedim ancak Şaban ve Ramazanı tutardı.” مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ K فِي شَهْرٍ أَكْثَرَ صِيَامًا مِنْهُ فِي شَعْبَانَ، كَانَ يَصُومُهُ إِلَّا قَلِيلًا بَلْ كَانَ يَصُومُهُ كُلَّهُ “Peygamber (s.a.v.)’in hiçbir ayda Şaban’da tuttuğu oruçtan daha çok oruç tuttuğunu görmedim çoğunlukla oruçla geçirirdi veya Şaban’ın tümünde oruç tutardı.” Tirmizi der ki: Bu hadis hakkında İbn’ül Mübarek’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bu konu yani ayın çoğunu oruç tuttuğu zaman bütün ayı oruçla geçirdi demek, Arapça’da caiz olan bir konuşma şeklidir. Filan kimse tüm geceyi ibadetle geçirdi denilir, o kimse akşam yemeği ve bazı işlerini de o gecede yapmıştır. Yani İbn’ül Mübarek iki hadisin de aynı anlamda olduğu görüşündedir. Ve şöyle demek istiyor: “Ayın çoğunu oruçla geçirirdi.”

Tirmizi, Savm 37 Hn: 736-737; Ebu Davud, Savm: 12; Nesai, Sıyam: 70 ve diğerleri. Tirmizi: Bu konuda Aişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi: Ümmü Seleme hadisi hasendir. Bu hadis aynı şekilde Ebû Seleme yoluyla Aişe’den şu şekilde rivâyet edilmiştir. 737- Hennâd, Aişe (r.anha)’dan aynı şekilde bir hadis daha rivâyet etmiştir. Tirmizi: Sâlim, Ebûn Nadr ve başkalarından Ebû Seleme yoluyla Aişe’den, Muhammed b. Amr’ın rivâyetinin benzerini rivâyet etmiştir.

Aişe r.a. dedi ki:

#966 كُنْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ صَائِمَتَيْنِ، فَعُرِضَ لَنَا طَعَامٌ اشْتَهَيْنَاهُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ، فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ فَبَدَرَتْنِي إِلَيْهِ حَفْصَةُ، وَكَانَتِ ابْنَةَ أَبِيهَا، فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا صَائِمَتَيْنِ، فَعُرِضَ لَنَا طَعَامٌ اشْتَهَيْنَاهُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ، قَالَ: " اقْضِيَا يَوْمًا آخَرَ مَكَانَهُ
“Ben ve Hafsa oruçluyduk, bize bir yemek getirildi. Yemek hoşumuza gitti ve ondan yedik Rasülullah (s.a.v.) geldi, Hafsa babasının kızı olduğundan benden erken davranarak dedi ki: “Ey Allah’ın Rasülü! İkimizde oruçlu idik bize bir yemek çıkarıldı hoşumuza gitti ondan yedik” Rasülullah (s.a.v.); “O orucunuzun yerine başka bir gün oruç tutun” buyurdular. Tirmizi der ki: Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve sonrakilerden bazı ilim adamları bu hadisle amel ederek; “Nafile orucu bozan kimsenin kaza etmesi gerektiği kanaatindedirler.” Malik b. Enes bunlardandır.

Müslim, Sıyam: 32; Tirmizi, Savm 36 Hn: 735; Ebu Davud, Savm: 73 ve diğerleri. Tirmizi: Salih b. Ebil Ahdar, Muhammed b. Ebû Hafsa bu hadisi Zührî, Urve ve Aişe’den aynı şekilde rivayet etmişlerdir. Yine Malik b. Enes, Ma’mer, Ubeydullah b. Ömer, Ziyâd b. Sad hadis hafızı pek çok kimse Aişe’den mürsel olarak rivâyet etmişler olup, “Urve” yi zikretmemişlerdir. Bu daha sahihtir. Çünkü İbn Cüreyc’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir. Zührî’ye sordum: “Urve Aişe’den sana hadis aktardı mı? Urve’den bu konuda bir şey işitmedim fakat Süleyman b. Abdülmelik’in halifeliği döneminde bu hadisi Aişe’ye soranların bir kısmından işittim. Dedi. Ali b. İsa b. Yezîd el Bağdadî bu hadisi bize Ralh b. Ubâde yoluyla İbn Cüreyc’den naklederek aynı hadisi bize aktardı.

Müminlerin anası Aişe r.a. dedi ki:

#965 كَانَ النَّبِيُّ يَأْتِينِي، فَيَقُولُ: أَعِنْدَكِ غَدَاءٌ " فَأَقُولُ: لَا، فَيَقُولُ: إِنِّي صَائِمٌ ، قَالَتْ: فَأَتَانِي يَوْمًا، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَدْ أُهْدِيَتْ لَنَا هَدِيَّةٌ، قَالَ: وَمَا هِيَ؟ قَالَتْ: قُلْتُ: حَيْسٌ، قَالَ: أَمَا إِنِّي قَدْ أَصْبَحْتُ صَائِمًا قَالَتْ: ثُمَّ أَكَلَ
"Rasülullah (s.a.v.) bir gün yanımıza geldi ve yanınızda yiyecek bir şey var mı? dedi. Ben de hayır dedim. Bunun üzerine “Ben oruçluyum” buyurdular. Bir seferinde bana geldiğinde “Ey Allah’ın Rasülü bize bir hediye getirildi” dedim. “Nedir o” buyurdular. Hays (Hurma yağ ve peynir karışımından oluşan yemek)’tir dedim. “Ben oruçlu olarak sabahlamıştım dedi ve o yemekten yedi.”

Müslim, Sıyam: 32; Tirmizi, Savm 35 Hn: 734; Ebu Davud, Savm: 71 ve diğerleri. Tirmizi: Bu hadis hasendir.

Mü’minlerin anası Aişe r.a. dedi ki:

#964 دَخَلَ عَلَيَّ رَسُولُ اللَّهِ يَوْمًا، فَقَالَ: هَلْ عِنْدَكُمْ شَيْءٌ "، قَالَتْ: قُلْتُ: لَا، قَالَ: فَإِنِّي صَائِمٌ
Rasülullah (s.a.v.) bir gün yanıma geldi ve yanımızda yiyecek bir şey var mı? Dedi. Ben de yok dedim. O da “Ben oruçluyum” buyurdular.

Buhari, Savm: 21; Tirmizi, Savm 35 Hn: 733.

Kahta binti Ebu Talib r.a'den rivayete göre:

#963 أَنّ رَسُولَ اللَّهِ دَخَلَ عَلَيْهَا فَدَعَى بِشَرَابٍ فَشَرِبَ، ثُمَّ نَاوَلَهَا فَشَرِبَتْ، فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَمَا إِنِّي كُنْتُ صَائِمَةً، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ : الصَّائِمُ الْمُتَطَوِّعُ أَمِينُ نَفْسِهِ، إِنْ شَاءَ صَامَ وَإِنْ شَاءَ أَفْطَرَ
"Rasülullah (s.a.v.) onun evine geldi ve bir içecek istedi. Kendisi içti sonra ona verdi o da içti sonra Ey Allah’ın Rasulü oruçtum. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Nafile oruç tutan kimse serbesttir; dilerse orucunu devam ettirir, dilerse bozabilir.” Tirmizi der ki: Sahabe ve tabiin döneminden bazı ilim adamları bu hadisle amel etmişler ve şöyle demişlerdir: “Nafile oruç tutan kimse orucunu bozarsa kazası gerekmez” fakat ben kaza etmesini severim. Süfyan es Sevri, Ahmed, İshak ve Şafii bunlardandır.

Tirmizi, Savm 34 Hn: 732; Ebu Davud: Savm: 73; İbn Mace, Sıyam: 26 ve diğerleri. Tirmizi: Şube diyor ki: Cade’ye bunu Ümmü Hani’den sen mi işittin dedim hayır dedi. Ebu Salih ve aile fertleri bize Ümmü Hani’den aktardılar.ž Hammad b. Seleme bu hadisi Simak b. Harb’den rivâyet ederek senedini “Ümmü Hani’nin kızının oğlu Harun’dan ve Ümmü Hani’den” diyor. Şu’be’nin rivâyeti daha güzeldir. Mahmûd b. Gaylân bize Ebu Davud’tan aynı şekilde rivâyet etmiş olup “emiru nefsihi” veya “eminu nefsihi” diyerek şüphe üzerine bize aktarmıştır. Değişik şekillerde yine Şube’den şüphe edilerek emir ve emin şeklinde rivayet edilmiştir. Tirmizi: Ümmü Hani’nin hadisinin senedi hakkında söz edilmiştir.

Ümmü Hani r.a. dedi ki:

#962 كُنْتُ قَاعِدَةً عِنْدَ النَّبِيِّ فَأُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ، ثُمَّ نَاوَلَنِي فَشَرِبْتُ مِنْهُ، فَقُلْتُ: إِنِّي أَذْنَبْتُ فَاسْتَغْفِرْ لِي، فَقَالَ: وَمَا ذَاكِ؟ قَالَتْ: كُنْتُ صَائِمَةً فَأَفْطَرْتُ، فَقَالَ: أَمِنْ قَضَاءٍ كُنْتِ تَقْضِينَهُ ، قَالَتْ: لَا، قَالَ: فَلَا يَضُرُّكِ
Rasülullah (s.a.v.)’in yanında oturuyordum bir meşrubat getirildi. Rasülullah (s.a.v.) ondan içti ve bana da verdi bende içtim ve: “Günaha girdim benim bağışlanmam için istiğfar et” dedim. “Neden?” buyurdular. “Oruçluydum orucumu bozmuş oldum deyince, sen bir borcunu kaza mı ediyordun?” buyurdular. O da: “Hayır” deyince, “Nafile ise zararı yoktur” buyurdular.

Tirmizi, Savm 34 Hn: 731; Ebu Davud, Savm: 73; İbn Mace, Sıyam: 26 ve diğrleri.ž Tirmizi: Bu konuda Ebu Said ve Aişe’den de hadis rivâyet edilmiştir.