Toplam 18,846 Hadis
Konular

Rıfk Kategorisi

Ebû Mûsa (radıyallâhu anh) anlatıyor: 

#9,413 وعن أبى موسى رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كانَ النبىُّ # إذَا بَعَثَ أحَداً في بَعْضِ أمْرِهِ قال: بَشِّرُوا وََ تُنَفِّرُوا، وَيَسَّرُوا وََ تُعَسِّرُوا[. أخرجه أبو داود.
"Resulullah (aleyhissalatü vesselam) herhangi bir işi için bir adam gönderse şu tembihte bulunurdu: "Sevindirin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın."

 [Ebû Dâvud, Edep 20, (4835); Müslim, Cihâd 6, (1737).]

Cerîr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki:

#9,412 وعن جرير رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال رسولُ اللّه #: مَنْ يُحْرَمِ الرِفْقَ يُحْرَمِ الخَيْرَ كُلَّهُ[. أخرجه مسلم وأبو داود .
"Bir kimse yumuşak davranmaktan mahrum ise hayrın tamamından mahrumdur."

 [Müslim, Birr 75, (2592).]

.

#9,411
yeni hadis

.

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) diyorki:

#9,410 كُنْتُ عَلَى بَعِيرٍ فِيهِ صُعُوبَةٌ، فَجَعَلْتُ أَضْرِبُهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ : عَلَيْكِ بِالرِّفْقِ، فَإِنَّ الرِّفْقَ لا يَكُونُ فِي شَيْءٍ إِلا زَانَهُ، وَلا يُنْزَعُ مِنْ شَيْءٍ إِلا شَانَهُ
Ben bir deveye binmiştim ki, onda serkeşlik vardı. Bundan Ötürü onu dövmeye başlamıştım. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rıfk ile yumuşak hareket et; çünkü yumuşaklık bulunduğu herhangi bir şeyi muhakkak güzelleştirir ve çıkarıldığı şeyi de muhakkak çirkefleştirir.
Müslimin rivayetinde ise: Âişe bir deveye bindi. Devede hırçınlık vardı. Âişe onu ileri geri çevirmeye başladı. Bunun üzerine Resulüllah (Sallallahü aleyhi ve Sellem) ona:
"Yumuşak davran, çünkü yumuşaklık bulunduğu herhangi bir şeyi muhakkak güzelleştirir ve çıkarıldığı şeyi de muhakkak çirkefleştirir.

Buhari, Edebül Müfred Hn: 475; Müslim, Birr: 78 Hn: 2597; Beyhaki, Şuabul İman Hn: 8409.

Aişe r.a'den: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#760 أَمَا إِنَّهُ مَنْ أُعْطِيَ حَظَّهُ مِنَ الرِّفْقِ، فَقَدْ أُعْطِيَ حَظَّهُ مِنْ خَيْرِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَمَنْ حُرِمَ حَظَّهُ مِنَ الرِّفْقِ، فَقَدْ حُرِمَ حَظَّهُ مِنْ خَيْرِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ
“Kime rıfk/yumuşak huylu olmaktan bir pay verilmişse dünya ve ahiret hayırdan nasibini almış demektir. Yumuşak huyluluktan pay alamayıp mahrum olan kimse ise dünya ve ahiret hayırdan nasip alamamış demektir.”

Ebu Yala, Müsned Hn: 4530. İsnadı sahihtir.

Ebud Derda r.a'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu:

#759 مَنْ أُعْطِيَ حَظَّهُ مِنَ الرِّفْقِ فَقَدْ أُعْطِيَ حَظَّهُ مِنَ الْخَيْرِ، وَمَنْ حُرِمَ حَظَّهُ مِنَ الرِّفْقِ فَقَدْ حُرِمَ حَظَّهُ مِنَ الْخَيْرِ
“Kime rıfk/yumuşak huylu olmaktan bir pay verilmişse hayırdan nasibini almış demektir. Yumuşak huyluluktan pay alamayıp mahrum olan kimse ise hayırdan nasip alamamış demektir.”

Tirmizi, Birr ve Sıla 67 Hn: 2013; Buhari, Edebül Müfred Hn: 464; Ahmed, Müsned: 24730; Humeydi, Müsned Hn: 397; İbn Ebi Şeybe Müsned Hn: 24; Beyhaki, Sünenil Kübra Hn: 19152; Haraiti, Mekarimul Ahlak Hn: 692 ve diğerleri.ž Tirmizi: Bu konuda Aişe, Cerir b. Abdullah ve Ebu Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Şureyh b Haniye rhimullah dedi ki:

#738 سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْبَدَاوَةِ، فَقَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يَبْدُو إِلَى هَذِهِ التِّلَاعِ، وَإِنَّهُ أَرَادَ الْبَدَاوَةَ مَرَّةً، فَأَرْسَلَ إِلَيَّ نَاقَةً مُحَرَّمَةً مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ، فَقَالَ لِي: يَا عَائِشَةُ، ارْفُقِي، فَإِنَّ الرِّفْقَ لَمْ يَكُنْ فِي شَيْءٍ قَطُّ إِلَّا زَانَهُ، وَلَا نُزِعَ مِنْ شَيْءٍ قَطُّ إِلَّا شَانَهُ
Hazret-i Aişe'ye (Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in) kır gezisine çıkma (sın)dan sordum da: Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yukarıdan aşağıya inen şu (karşıdaki) su kanallarına geziye çıkardı.
Bir defasında (böyle bir) kır gezisine çıkmak istemişti de (bir yolculukta benim binmem için) bana zekat develerinden olan ve binmek için kullanılmayan bir dişi deve göndermişti ve bana:
"Ey Âişe! Şüphesiz ki rıfk/yumuşak davranmak bir şeyde bulunursa onu mutlaka süsler kendisinden uzak kılındığı şeyi de mutlaka lekeler" buyurdu. (Ravi) İbn es-Sabbah rivayetinde (metinde geçen);
" Muharreme" kelimesini üzerine binilmeyen (deve) diye açıkladı.

Ebu Davud, Edeb: 11 Hn: 4808, 2478; Ahmed, Müsned Hn: 24286; İbn Ebi Şeybe, Musannef Hn: 24721.